Türkiye'nin Kültür Mirası 100 Doğa Harikası - Yıldırım Güngör - Bünyad Dinç - Kitap Özet
Kitap Özet
Ülkemiz Güzeldir
Ağrı Dağı kadar ağır güzeldir,
Reşko kadar yırtıcı güzeldir,
Erfelek şelaleri kadar narin güzeldir,
Fırtına Vadisi kadar coşkulu güzeldir,
Meke Göle kadar ilginç güzeldir,
Valla Kanyonu kadar derin güzeldir,
Girdev Polyesi kadar kaçıcı güzeldir,
Pamukkale kadar yumuşak güzeldir,
Verçenik zirvesi kadar sert güzeldir,
Patara kumsalı kadar sade güzeldir,
Sedir Adası kadar nadir güzeldir...
Bu kitapta, Türkiye'nin güzelliklerinden 100'ünü, coğrafi oluşumlarının yanısıra bitki ve hayvan varlığıyla bulacaksınız.
Kitap Kapak
Yazar: Yıldırım Güngör, Bünyad Dinç
Yayınevi: NTV
Sayfa sayısı: 216
ISBN: 9786055813192
Basım tarihi: Nisan 2009
Kategori: Çevre
Atatürk'ün ekonomik görüş ve uygulamaları sır değil elbette. Dileyen dilediği kadar yayın bulabilir bu konuda. "Dilemek" ve "bulmak"... "Olsa ile bulsa, bir araya gelse" türünden, çetin bir iştir bu ülkede... Dilemiyor ya da dileyemiyor beyni yıkanan geniş kitleler. Küresel şer güçlerin iletişim organları, halkın merakını başka yönlere çekip, engel oluyorlar Atatürk'ün gereğince ve yeterince öğrenilmesine.
Sonra ne oluyor? Dilemeyen bulamıyor, bulamayan bilemiyor.
Peki ne olacak? Eli, kolu, dili ve kalemi bağlı oturulacak mı?
Hayır elbette hayır! Dilemeyenlere diletilecek, bulamıyorum diyenlerin önüne koyulacak aradıkları.
Koyulacak da nasıl?
Atatürk Ekonomisini hakkında kalem oynatacak adamın, yalnızca araştırmacı olması yetmiyor. Cazim Gürbüz gibi kamu ve özel sektördeki önemli ve değerli deneyim ve birikimlerinin de olması gerek. Sonuçta, eskilerin deyimiyle "tecrübe konuşacaktır". Atatürk devletçiliğinin kaleleri olan Türkiye'nin en büyük KİT'lerinde çalışmış Cazim Gürbüz. Babasının ekmek yediği, Ziraat Bankası'nın bursu ile okumuş üniversiteyi, 4,5 yıl hizmetle ödemiş bu bursun karşılığını. Sonra, tarımına bir yıllık emeğin bile az geldiği Türk tütününün sevdalı yari Tekel'de başmüdürlük, yine bir KİT sayılabilecek TSE'de (Türk Standartları Enstitüsü) Bölge Müdürlüğü yapmış. Ve son olarak, özellikle hububat ve haşhaş üreten çiftçinin gerçek kara gün dostu Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu üyeliği yaparak bir yıl bu kurumun aldığı kararlara imza koymuş. Bu KİT'ler kambur mudur, kalkınmaya motor mudur, bunu en iyi bilenlerden olması gerek. Yalnız KİT'ler mi, Gürbüz, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir olarak Türk özel sektörünün irisiyle de, ufağıyla da iç içe yıllardır. Onların her halini ve derdini yakından biliyor. Bu bildikleri, ona, o büyük sorumluluğunu algılattırıyor. Kamu ve özel sektörün, her ikisinin de vazgeçilmezliğini, karma ekonominin yani Atatürk Ekonomisi'nin en doğru yol olduğunu yazmak ve savunmak, onun üstüne kutsal bir vazifedir.
Kitabı okuduğunuzda, bu vazifenin kutsallığına yakışır bir biçimde yerine getirildiğini göreceksiniz. Dahası, Gürbüz'ün, şairliğini de devreye sokarak Atatürk'ün ekonomik savaşımına katılan "Ekonomik Türk Beşleri" diyebileceğimiz o beş ülkü devi hakkında yazdığı destanları da zevkle okuyacaksınız. Bir Sümer öyküsünde "Tarih kaydeder, fakat destan güzelleştirir" der. Gürbüz'ün destanları da güzellemiş kitabını, bu güzellemeler ekonomi gibi kitlelere sıkıcı gelen bir alanı ilginç ve çekici kılmış.
Kitap Kapak
Yazar: Cazim Gürbüz
Yayınevi: Asya Şafak Yayınları
Sayfa sayısı: 118
ISBN: 9789759159146
Basım tarihi: Ağustos 2009
Kategori: Ekonomi / Ticaret
Orada - Orada 2009 - Orada Vizyon Tarihi - Orada Filmi - Orada Film Özet - Orada Film Yönetmen - Orada Konusu - Dolunay Soysert - Sinan Tuzcu
Orada 2009
Gösterim Tarihi: 25 Aralık 2009
Oyuncular: Dolunay Soysert, Sinan Tuzcu, Erol Günaydın
Füsun Erbulak, Bahtiyar Engin
Yönetmen: Melik Saraçoğlu, Hakkı Kurtuluş
Senaryo Yazarı: Melik Saraçoğlu, Hakkı Kurtuluş
Müzik: Alper Maral
Görüntü Yönetmeni: Eyüp Boz
Tür: Dram
Yapım: İki Film
Dağıtımcı: Özen Film
Hakkı Kurtuluş ile Melik Saraçoğlu'nun yönettiği ve Dolunay Soysert, Sinan Tuzcu, Erol Günaydın ile Füsun Erbulak'ın oynadığı Orada,
25 Aralık 2009'da Özen Film dağıtımıyla İki Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
"Huzurevine bırakılmış, kendini ölüme yatırmış bir anne; onun ölümünü öğrenip apar topar ülkesine dönüp, yıllardır görüşmediği kızkardeşiyle buluşan bir oğul; annesinin tüm yükünü üstlenmiş bir kız ve adada münzevî bir hayat süren baba... ORADA, paramparça olmuş işte bu İstanbul ailesinin hüzün dolu 24 saati üzerine bir film. Dolunay Soysert, Sinan Tuzcu, Erol Günaydın, Füsun Erbulak ve Bahtiyar Engin'in rol aldıkları ORADA, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu'nun ilk filmi."
Orada, anne, baba, bir abla ve bir erkek kardeşten oluşan, parçalanmış, dört bir yana savrulmuş eski İstanbullu bir ailenin öyküsüdür. Huzurevinde yaşayan annenin "ölmeye yatması", daha doğrusu kalp krizini tetikleyip vefat etmesi sonucunda, aile 24 saatliğine de olsa tekrar bir araya gelecektir.
65 yaşındaki anne, İstanbul yakınlarında kızı tarafından yerleştirildiği huzurevinde yaşamına son vermiş ya da en azından ölümünü çabuklaştırmış; 36 yaşındaki abla atlattığı onca badireden sonra kendine yeni bir yaşam kurmuşken annesinin vefatıyla sarsılmıştır. 32 yaşındaki erkek kardeş de yıllardır dönmediği ülkesine apar topar dönmüştür.
Bir araya gelen abla-kardeş önce annelerini defneder, ardından da Büyükada'daki aile evinde münzevî bir yaşam sürmekte olan 71 yaşındaki babalarını bulur. Kısa süreliğine de olsa bir araya gelen aile fertleri, o güne dek konuşamadıklarını en sonunda konuşacaklardır.
Her yaz babam bizi birkaç kez denize götürür.Bu gün de denize gideceğiz.İsviçre'den gelen misafirlerimiz de bize katılacaklar.Onlar da denizi çok seviyorlar
İsviçreden gelen misafirlerimiz bize İsviçre'den çok güzel çikolatalar getirmişler
Babam minibüsümüzü çalıştırdı.Hepimiz minibüse doluştuk.Bu minibüs bizim okulun okul taşıtıÖğrencilerin yerinde büyükleri görmek biraz beni şaşırttı.Tatile girdiğimizi minibüsümüz de bu gün anlamış olmalı
Minibüsümüzü bir ağaç gölgesine çektik Öğlen yemeğini de burada yiyecektik.Evden karpuz ve peynir getirmiştik
Deniz çok güzeldiDurgun ve tertemiz
Babam acele etti herkesten önce denize daldı.
Yüzen yatakları şişirdik ve kollukları taktık bizde denize daldık.
Dayımın oğlu Yakup ta babasının kucağında denize girdi
Dayım sahildeki kafe'den bize dondurma aldı
Dayımın ayaklarında yüzme paletleri vardı.Dayım çok güzel yüzüyor .Okul yıllarında yarışmalara katılmış...İyi dereceler de almış bir sporcu...
Bu gün gün boyu annem bize ördekler gibi sudan çıkmak bilmiyorsunuz dedi durdu...
Ablamla kumdan evler de yaptıkBisikletlerimize de bindik
Abimm - Abimm 2009 - Abimm Film Konusu - Abimm Filmi - Abimm Vizyon Tarihi - Abimm Film Yönetmen - Abimm Film Oyuncuları - Muro Abimm - Mustafa Üstündağ
Muro karakteri ile sevilen oyuncu Mustafa Üstündağ, yeni filminde sakar mafya babası Çetin'i canlandıracak.
Önce 'Kurtlar Vadisi: Pusu' adlı televizyon dizisinde, ardından da 'Muro: Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine' isimli sinema filminde devrimci Muro'yu canlandıran Mustafa Üstündağ, yeni sinema filminde artık devrimcilikten kurtuluyor.
Günyadın'In haberine göre; Elita Film Şirketi'nin yeni filmi 'Abimm' için dün bir anlaşma yapan Üstündağ, bu kez Çetin isimli sakar bir mafya babasını oynayacak. Film için "Son yıllarda okuduğum en iyi senaryo" diyen genç aktör, 1 Temmuz'da kamera karşısına geçecek. İlkay Akdağlı'nın yazdığı 'Abimm'in yönetmenliğini Şafak Bal yapacak.
Ön hazırlıklar hakkında bilgi veren yapımcı Ergun Mercan, senarist İlkay Akdağlı ve yönetmen Şafak Bal, izleyicinin her anından keyif alması için uzun bir ön hazırlık dönemi geçirdiklerini ve iddia ettikleri gibi çok farklı bir acıklı-komedi çekeceklerini belirttiler.
17 gün içersinde 9.000 km yol kat ederek mekan araştırması yapan ekip, Ortaca-Bozburun arası 135 km kare alanda 65 köy ve 10 belde taranmış.
Çekimler sırasında en büyük tehlike yılanlar olmuş. Tehlikenin artığı bölümlerde ekibin hemen yanında ambulans bulundurularak, bütün ekip sigortalanmış.
Bozburun'da arabanın uçma sahnesinin çekileceği bir mekan bulundu. Ancak burada gerçekten bir trafik kazası olup araba uçuruma yuvarlanınca Karayolları tarafından uçurum kenarı kapatılarak ve çekim mekanı değiştirildi.
Hala ve zeka engelli Arif'in yaşadığı köy evi aranırken, çok beğenilen bir evde gerçekten zeka engelli bir çocuğun yaşadığı öğrenen ekip şaşkınlığını gizleyemedi. Yönetmenin "bunun iyi bir işaret" olduğu yorumu üzerine bu evde karar kılındı ve babanında oluru ile bu evde çekimler yapılmasına karar verildi.
Çetin ve Arif'in sığındığı bir dağ evi aranırken yönetmenin beğendiği ama henüz inşaat halinde bir ev bulundu. Yapımcı Ergun Mercan tarafından inşaatın bitirilmesi şartı ile ev sahibi tarafından çekimlere izin verme konusunda anlaşıldı.
Bar sahnesi gerçek mekanda ve gerçek müşteriler ile çekilecek. 3.000 kişinin çekimlere dahil edileceği gece CRAZYDAISY- MARMARİS de çekilecek.
Mustafa Üstündağ, Levent Üzümcü, İlkay Akdağlı bilinen tiplerinin dışında bir görünümle kamera karşısına geçecekler. Levent Üzümcü sakal bırakıp 15 kg alırken Mustafa Üstündağ kilo vericek saçlar ve sakallar gidecek
Ayşe'nin babasının görevi gereği tayini Rize'ye çıkmıştı.Ziraat mühendisi olarak Rize'nin İkizdere ilçesinde görev yapacaktı.Uzun bir yolculuktan sonra Dereköy'de küçük bir eve yerleştiler.İkizdere'nin güneyinde Koyunlu gölünde doğan ve Karadeniz'e dökülen İkizdere adında bir ırmak bulunur.Zaten evleri de hemen bu derenin kenarındaydı.Dereköy küçük,şirin,halkı tarım ve hayvancılıkla geçinen yemyeşil,adından da belli olduğu gibi derenin kenarında bir kördür.
Okulların açılmasıyla birlikte,güneşli ve sıcak günler yerini soğuk ve yağmurlu sonbahar günlerine bıraktı.Ayşe beşe gidiyordu.O gün Ayşe okuldan geldikten sonra her zaman olduğu gibi derslerini bitirdi,yemeğini yedi ve erkenden yatıp uyudu.Akşama doğru başlayan şiddetli yağmur sabah olmasına rağmen hala dinmemiş,tüm şiddetiyle devam ediyordu.Ayşe uyanıp ayaklarını yatağından aşağı attığında bir ıslaklık hissetti ve çok korktu.Yüksek sesle anne ve babasına seslendi.
-Anne baba,her yer su dolmuş!
Kalktıklarında evleri dizlerine kadar su doluydu.Aşırı yağan yağmur sonucunda İkizdere taşmış tüm köyü sel suları basmıştı.Ambarlardaki tahıllar ziyan,küçük kümes hayvanları telef olmuştu.Tek kurtarabildikleri küçük ve büyük baş hayvanlardı.Öğleye doğru yağmur dinmiş,sular yavaş yavaş çekilmeye başlamıştı.Bir süre sonra köy halkı meydana toplandı.Bu arada durumu fark eden yukarıdaki köyden erzak,giysi ve yemek yardımı gelmeye başlamıştı.Ertesi gün köy halkı tekrar toplanıp evlerini hep birlikte onarmaya başlamışlardı.Bu dayanışmayı gören diğer köylüler de alet ve traktörler ile yardıma geldiler.Bir hafta sonra Dereköy eskisinden daha güzel oldu.Ama Ayşe bir çözüm olmadığını düşünüyor,daha etkin ve kalıcı bir çalışma gerektiğini biliyordu.Aklına çok güzel ve kalıcı bir fikir geldi.Bu düşüncesini akşam babası geldiğinde ona anlattı.
-Ne dersin babacığım,sence olur mu?.
-Harikasın Ayşe,biz büyükler daha önce nasıl düşünemedik?.
Sabah olduğunda Ali bey hemen muhtarın yanına gitti,ve küçük Ayşe'nin düşüncelerini anlattı.Kısa bir süre sonra köy meclisi toplanıp bir karar aldılar.Ali bey bir sonraki gün köy meydanına bir kamyon ile birlikte geldi.Köy halkı kazma,kürek,traktör ve kepçeleri ile birlikte hazır bekliyorlardı.Hep birlikte gidip taşan derenin etrafını temizleyip,atıkları kamyon ve traktörlere doldurup,boş bir araziye boşalttılar.Kış bitip bahar geldiğinde temizlenen derenin etrafında toplanıp Ali bey ve muhtarın önderliğinde arazi ve set çalışmalarına başlandı.Bu çalışmalar bittikten sonra bu kez Ali bey kamyon ile birlikte yüzlerce kavak fidanı ile geldi.Diğer köylülerin yardımlarıyla bu fidanlar derenin etrafına düzenli bir şekilde ekildi.Bu arada Ayşe'de tüm çalışmalara katılıyordu.
İlkbahar yağmuru bitip,sıcak ve bereketli bir yazdan sonra hepsi kocaman birer kavak ağacı olmuşlardı.Yine yaz bitti,sonbahar geldi ve okullar açıldı.Ayşe altıncı sınıfa geçti.Yine yağmurlar başladı.Ama bu kez köylüler ve Ayşe hazırlıklıydı.Kasım ayı geldiğinde yağmurlar iyice artmış,sonbahar yerini soğuk kış günlerine bırakmaya hazırlanıyordu.O gün haberlerde meteoroloji halkı uyarmış,sağanak yağmurlar sonucu tedbirli olmalarını anlatmıştı.Çok aşırı yağmur yağmasına rağmen Dereköy bu yağmurlardan hiç zarar görmedi.O kış Dereköy'ü afetten kurtaran Küçük Ayşe'nin fikri,köylülerin çalışmaları ve kavaklar oldu.
Yedi Kocalı Hürmüz - Yedi Kocalı Hürmüz 2009 - Yedi Kocalı Hürmüz Filmi - Yedi Kocalı Hürmüz Vizyon Tarihi - Yedi Kocalı Hürmüz Film Konusu - Yedi Kocalı Hürmüz Oyuncuları - Yedi Kocalı Hürmüz Yönetmeni
Yedi Kocalı Hürmüz 2009
Gösterim Tarihi: 20 Kasım 2009
Oyuncular: Nurgül Yeşilçay,Haluk Bilginer,Sarp Apak,Gülse Birsel
Halit Akçatepe,Erol Günaydın,Cengiz Küçükayvaz,Erkan Can
Mehmet Ali Alabora,Müjdat Gezen
Yönetmen: Ezel Akay
Senaryo: Gürsel Korat Sağlamöz
Görüntü Yönetmeni: Haik Kirakosyan
Müzik: Sunay Özgür, Ender Akay
Tür: Komedi, Romantik, Tarih
Yapım: 2009 ~ Türkiye
Dağıtım: Cinegroup
İstanbul Taşkasap'ta yaşayan Hürmüz, değişik mesleklerden altı kişiyle hiçbir yasal yanı olmadan evlenmiştir. Her kocasını haftanın bir günü ağırlamakta, gönüllerini hoş etmekte, onlardan hediyeler almakta ve ekonomik sorunlarını çözmektedir. Ancak, onun gönlü berber eşinin dükkânında gördüğü doktordadır. Bir hastalık uyduran Hürmüz doktoru da evine getirtir. Doktor da ona âşık olur... Bu andan sonra doktor ve Hürmüz, kendilerini karmaşık olduğu kadar, gülünç gelişmeler karşısında bulurlar.
Kış Olimpiyatları - Kış Olimpiyatları Nedir - Kış Olimpiyatları Hakkında
2002 Winter Olympics flame
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından organize edilen ve 4 yılda bir önceden seçilen bir şehirde yapılan spor oyunları organizasyonudur. Yaz oyunlarının aksine kayak ve buz hokeyi gibi kar ve buz üzerinde yapılmaya müsait sporları içerir.
En son oyunlar 2006 Torino (İtalya) Oyunları 10 Şubat 2006 Tarihinde yapılan açılış töreni ile gerçekleşmiştir.
Oyunları 2010 yılında yapma hakkı IOC tarafından Kanada'nın Vancouver şehrine verilmiştir.
Oyunların tarihi
İlk oyunlar 1924 yılında Fransa Chamonix'da yapıldı. Ancak daha öncelerinde kış sporları olimpiyat oyunları içinde yer almaya başlamıştı. 1908'de buz pateni ilk kez Londra'daki Yaz Olimpiyatları'nda yer aldı. Bu ilk yarışmada 10 kez Olimpiyat şampiyonu olan İsveçli Ulrich Salchow ve İngiliz Madge Syers teklerde birinciliği kazandı.
1916 yılında Berlin'de yapılması planan Olimpiyatlara Kuzey Disiplini sporlarının yer alacağı bir "Kayak Olimpiyatları" yarışması eklenmesi düşünüldü. Ancak 1. Dünya Savaşı'nın başlaması ile oyunları iptal edildi ve bu plan gerçekleştirilemedi.
1920 Antwerp Olimpiyatları'nda, buz pateninin yanına buz hokeyi de eklendi. Buz Hokeyi'nde Kanada birinci, ABD ikinci, Çekoslovakya ise üçüncü oldu.
Pierre de Coubertin'in ve İskandinav ülkelerinin itirazlarına karşın, Uluslararası Olimpiyat Komitesi, 1924'te, Fransa Chamonix'de bir hafta sürecek bir "Uluslarası Kış Sporları Haftası" düzenledi.İskandinav ülkelerin bu yeni oyunlara karşı çıkmalarının sebebi 1901'den beri dört beş yılda bir kendi Kuzey Disiplini şampiyonalarını zaten düzenlemeleridir. 11 gün süren, kuzey disiplini, iniş, buz pateni, buz hokeyi ve kızak dallarında yapılan bu yarışmalar, daha sonradan ilk "Kış Olimpiyatları" olarak kabul edildi.
1936 Almanya'dan 4 sene sonra 1940'da yapılması gereken oyunlar ilk önce Japonya'ya verildi. Ancak 1938 yılında Japonya ile Çin arasında başlayan savaş sonrası oyunları yapma hakkı Japonya'dan alındı. Bunun üzerine, IOC 1940 Kış Olimpiyatları için Japonya yerine İsviçre'yi seçti. Ancak kısa süre sonra İsviçre Olimpiyat Komitesi ile doğan anlaşmazlıklar ile oyunlar İsviçre'den de alındı. Bunun üzerine son olarak oyunları düzenleme hakkı tekrar Almanya'ya verildi. Ancak Kasım 1939'da Almanya'nın Polonya'yı işgal edilmesi üzerine bu ihtimal de ortadan kalktı. Tüm bunların üzerine, 2. Dünya Savaşı'nın başlaması ile 1940 ve 1944 yıllarında yapılması gereken oyunlar iptal edildi. 1948 yılında İsviçre'de yapılan oyunlar ile tekrar Kış Olimpiyat Oyunları başladı.
1992'de ilk oyunların yapıldığı Fransa'da yapılan 16. oyunlara kadar Kış olimpiyatları yaz olimpiyatları ile aynı sene içinde yapıldı. 17. Kış Olimpiyatları ise Norveç, Lillehammer'de bu oyunlardan iki sene sonra, 1994'de, düzenlendi. Bu tarihten sonra iki yıl arayla, bir kış bir de yaz olimpiyatı düzenlenmeye başladı.
Sanal Kış Olimpiyatları
Şimdi de Sanal Kış Olimpiyatları çıktı. Visa International tarafından 23 ülkede yapılacak olan online yarışmada, kazananları müthiş hediyeler bekliyor.
Visa International tarafından düzenlenen sanal Olimpiyat Kış Oyunu Torino 2006-Visa Şampiyonaları başlıyor. Visa'nın olimpiyat pazarlama programı kapsamında yeni ve dinamik bir yaklaşımla geliştirdiği ücretsiz bir uluslararası online oyun olan Torino 2006-Visa Şampiyonaları'nda, yarışmacılar Torino 2006 Kış Olimpiyatları'na iki kişilik seyahat kazanabilmek ve dünya şampiyonu olabilmek amacıyla sanal ortamda mücadele edecek.
Oyunlar hakkında
23 ülkeden yarışmacıların katılımına açık olan Torino 2006-Visa Şampiyonaları'nda oyuncular online olarak, Kar kızağı (Bobsleigh), Dev Slalom ve Snowboard Cross olmak üzere 3 farklı disiplinde mücadele edecek.
Sporcuların Olimpiyat Oyunları'na katılabilmek için geçmeleri gereken aşamaları içeren online yarışmada, katılımcıların ulusal düzeyde yarışmaları gerekiyor.
Ülke birincileri Torino'ya
Üç oyunu birleşik toplamda en kısa sürede tamamlayarak ülke birincisi olan yarışmacı, Visa'nın misafiri olarak Kış Olimpiyatları'nı izlemek ve diğer ülke yarışmacılarıyla mücadele etmek için 15 Şubat 2006'da Torino'ya gitmeye hak kazanacak.
23 ülke şampiyonu arasında yapılacak final şampiyonasında birinci gelen yarışmacı, dünya şampiyonu ünvanına sahip olacak.
Ön eleme turları
Ön eleme turlarını, 15 Kasım - 15 Aralık 2005 tarihleri arasında tüm ülkelerde yapılacak ulusal yarışmalar takip edecek. Torino 2006-Visa Şampiyonası'na katılan ülkelerde yasal olarak ikamet eden, yarışmaya katılım için kayıt olan, her üç spor dalında da yarışmayı tamamlama toplam süresini lider tablosuna giren ve 15 Aralık itibariyle en az 18 yaşında olan oyuncular ödül almaya hak kazanabilecek.
Torino 2006 -Visa Şampiyonaları online Olimpiyat oyunu, Visa Takımı Olimpiyat sporcuları ve Olimpiyat şampiyonlarının vereceği tavsiyeler de dahil olmak üzere, interaktif ve özgün özellikler taşıyor.
Oyun nasıl oynanacak
Oyunun başında oyuncular, yarışma için gerekli donanımları satın alabilmeleri için sponsorluk fonu yüklenmiş sanal bir Visa ödeme kartı sahibi olacaklar ve ilk üçte yer alacak her başarıları için ek sanal fon kazanacaklar.
Her turda birinci, ikinci ve üçüncü olanların alacakları antrenör tavsiyeleri ve sanal donanım, oyuncuların performanslarını artırmalarına ve yarış sürelerinin kısalmasına katkıda bulunacak.
Torino 2006 -Visa Şampiyonaları, oyuncuların karakter oluşturma ve direnç gibi özelliklerini geliştirmelerine olanak sağlayacak ve böylelikle oyunlar boyunca güç, ataklık ve hız becerilerine katkıda bulunacak gelişmiş oyun teknikleri içeriyor.
Online oyun ayrıca, yerel dil, yerel para biriminde sanal Visa ödeme kartı, yerel Visa Takımı atletleri ve yerel Olimpiyat Şampiyonları gibi her bir katılımcı ülke için özgün özellikler taşıyor.
Birincilere ve ikincilere sponsorlardan da ödül var
Ulusal ve uluslararası düzeyde teknik uzmanlık ve ödül sağlayacak olan iki Olimpiyat Sponsoru, Lenovo ve Panasonic'in desteği ile düzenlenen Torino 2006-Visa Şampiyonaları'nda Panasonic, her ülkenin birincilik elde eden oyuncusunu yüksek kalite DVD ev sinema sistemi ve HD plazma televizyon ile ödüllendirecek, ayrıca Torino'da yapılacak olan uluslararası şampiyonadaki AV ekipmanını sağlayacak.
Lenovo ise her ülkenin ikincilik elde eden oyuncusuna yeni ürünü geniş ekran bir ThinkPad Z60m dizüstü bilgisayar hediye edecek.
Katılan ülkeler ve dil desteği
Torino 2006-Visa Şampiyonaları'na Türkiye, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Çin, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, İngiltere, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Kazakistan, Meksika, Norveç, Romanya, Rusya, Ukrayna, Uruguay ve Yeni Zelanda olmak üzere toplam 23 ülkeden yarışmacılar katılabilecek.
Katılan ülkeler
Oyun Türkçe, Almanca, Çince, Fransızca, Hırvatça, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Kazakça, Romence, Rusça ve Ukraynaca olmak üzere toplam 13 dilde oynanabilecek.
Beş Şehir - Beş Şehir 2009 - Beş Şehir Filmi - Beş Şehir Film Konusu - Beş Şehir Vizyon Tarihi - Ahmet Rıfat Şungar - Beş Şehir Oyuncuları
Beş Şehir 2009
Gösterim Tarihi: 13 Kasım 2009
Oyuncular: Ahmet Rıfat Sungar,Beste Bereket,Şebnem Sönmez
Ege Tanman,Bülent Emin Yarar
Yönetmen: Onur Ünlü
Senaryo: Onur Ünlü
Yapımcı: Funda Alp
Görüntü Yönetmeni: Eyüp Boz
Yapım: 2009 ~ Türkiye
Dağıtım: Tiglon
Onur Ünlü'nün yönettiği ve Bülent Emin Yarar, Şebnem Sönmez, Beste Bereket ile Tansu Biçer'in oynadığı Beş Şehir, 13 Kasım 2009'da Tiglon Film dağıtımıyla Eflatun Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Aydın, İstanbul'a tayin olmuş bir polis memurudur. Şehre alışmaya çalışırken, Beyoğlu'ndaki bir şekerci dükkânında çalışan Mehtap'a gönlünü kaptırıverir. Fakat ne yapsa onun dikkatini çekemez. Tıpkı, oyuncak trenler satarak yaşamaya çalışan eski hukuk öğrencisi Şevket'in, aynı şekerci dükkanında çalışan Dilek'in dikkatini çekemediği gibi. Tam bugünlerde Dilek'in karşısına, Aydın çıkar ve kontrolsüz arzusunu Dilek'e yöneltir.
Notlar
Çekimleri İstanbul'un ardından Afyon ve Eskişehir'de mayıs sonuna kadar devam eden 'Beş Şehir'in yönetmenliğini Polis filmiyle tanınan Onur Ünlü, görüntü yönetmenliğiniyse Meleğin Düşüşü ve Beyaz Melek gibi filmlerin ödüllü görüntü yönetmeni Eyüp Boz üstleniyor.
Türkiye'nin sayılı plastik makyaj sanatçılarından, makyöj Derya Ergün ise dünyada nadiren uygulanan bir makyaj tekniğiyle filmin sürprizlerinden birine imza atacak.
Ahmet Rıfat Şungar, yeni bir diziyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Tims Productions'ın yapımcılığını üstlendiği "Es-Es"te Uras'ı canlandıran genç oyuncu, çıkış yaptığı "Üç Maymun" filmi için ise hayatımın dönüm noktası diyebilirim" diyor.
Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz?
-İsteklerimi dışa vurma konusunda çok başarılı değilimdir aslında Neyse ki arkadaşlarımın desteğiyle konservatuvara girdim. Ve eğitimini alarak oyunculuğa ilk adımımı attım.
Ve kısa sürede "Üç Maymun" gibi önemli bir projede yer almayı başardınız. O film hayatınızda neleri değiştirdi?
- Okulu bitirir bitirmez bu filmde oynamam tabii ki çok büyük şans Nuri Bilge Ceylan gibi önemli bir insanla tanıştım. O bana oyunculuk anlamında çok şey öğretti. "Üç Maymun" için hayatımın dönüm noktası diyebilirim. Sayesinde insanlar beni tanıdı, benimle çalışmak isteyenler arttı.
Zaten şimdi de yeni bir dizinin kadrosundasınız
- "Üç Maymun"dan sonra zaten konuk oyuncu olarak bir dizide rol almıştım. Sonrasındaysa doğru proje gelsin diye beklemeye başladım. Sonunda "Es-Es"in senaryosu bana ulaştı. Okurken heyecan duydum. Düşünülen kadro da çok cazipti.
Derya Alabora, Erdal Beşikçioğlu gibi ustalarla aynı projede olmaktan mutluyum.
"Es-Es"te canlandıracağınız karakterden biraz bahseder misiniz?
- Hayata 1-0 yenik başlayanların hikayesini anlatıyor"Es-Es"... Ben de dizide Uras'ı oynuyorum. Uras, şanssız doğanlardan. Kimilerinin deyimiyle sokak serserisi, kimilerinin deyimiyle mahalle delikanlısı. Doğduğu gün kaderi çizilmişlerden. Zor bir hayat yaşayan, buna rağmen vazgeçmeyen biri
Uras'a el uzatan, ışık tutan biri yok mu?
- Tam da üstüne bastınız. Bana, yani Uras'a ışık tutan Işık Hoca var; yani Erdal Beşikçioğlu. Işık Hoca, Uras'ın yapabileceklerini fark eden, ona inanan ve arkasında duran biri. Herkesin birine inanmaya ihtiyacı vardır bu hayatta
Türkiye'de reyting kaygıları malum Yeni bir projeye başlarken siz de reyting kaygısına kapılmadınız mı?
- Olsun Dizi ikinci bölümde bitse bile, bu ekiple iki bölüm çalışmış olmaktan mutluluk duyarım. Ama umarım bu ekip hak ettiğini alır izleyiciden
Siz hangi dizileri ya da televizyon programlarını takip ediyorsunuz?
- Ben sürekli evde oturup televizyon izleyen biri değilim ki. Genel itibariyle tabii beğendiğim projeler var, ama isim veremeyeceğim.
Son olarak; Uras'la özdeşleşen yanlarınız var mı?
-İkimiz de erkeğiz! Onun dışında başka bir şey yok.
Kaya Tırmanışı - Kaya Tırmanışı Hakkında * Kaya Tırmanışı Nedir - Kaya Tırmanışı Nasıl Yapılır - Kaya Tırmanışı Tarihçesi
TARİHÇE:
Kaya Tırmanışı için belli bir tarih vermek mümkün değil. Kimileri tırmanmanın tarihinin milyonlarca yıl öncesine dayandığını söyler. Muhtemelen vahşi bir hayvandan kaçan ilkel atalarımız bu sporun ilk uygulayıcılarıydı. İnsanlık ilerledikçe, Mont Blanc, Everest tırmanışları birer efsane olarak tarihteki yerlerini aldı. Herbiri birer mihenk taşı olan bu tırmanışlar sırasında, teknolojinin bugünkü kadar ileri olmadığını düşünürsek, zirveyi bulan sporcuların hayatta kalmalarının bile ne denli büyük mucizeler olduğunu görebiliriz.Yine de zamanla, ve malzemelerdeki teknolojik gelişmelerle tırmanış ve dağcılık branşlara ayrılarak, bugün her biri başlı başına bir spor dalı olarak kabul gördü.
Kaya Tırmanışının başlangıcına kesin bir tarih veremesek de 100 yıllık bir geçmişi olduğu kabul ediliyor. 1970'ler boyunca fransızların etkisi ile bu sporda bazı değişiklikler oldu. Yapay duvarların kullanılması ise, gelişimde şimdilik bir ara durak. Yapay duvarla birlikte yeni yarışma sistemleri ortaya çıktı. Hız ve zorluk.
Hız yarışlarında, iki yarışmacı aynı anda tırmanmaya başlar. Duvarın tepe noktasındaki zile ilk dokunan diğerini eler. Bu yöntemle, kalan son yarışmacı kazanır. Diğer yarış sisteminde ise, yarışmacılar kendi rotalarını belirleyip, yaptıkları hareket kombinasyonlarına ve seçtikleri rotanın zorluk derecesine göre değerlendirilirler.
MALZEME:
Kaya Tırmanışı belki de en fazla malzemeye ihtiyacınız olan sporlardan biri. Şimdi bu malzemeleri tanıyalım
Sikkeler:
Kaya çatlaklarına çakılarak emniyet alınan metal çivilere sikke denir. Sikkeler; profil, universal, bıçak, yaprak ve halkalı iniş sikkeleri olarak sınıflandırılabilir. Profil sikkeler, geniş çatlaklarda, universal sikkeler her türlü çatlakta güvenle kullanılır. Yaprak sikke, derinliği az olan çatlaklarda, halkalı iniş sikkeleri ise inişlerde kullanılır.
Sikkeler yumuşak ve sert olmak üzere iki çeşittir. Yumuşak sikkeler çatlağın şeklini alır ve 500 kg yük çeker, sert sikkeler ise çatlak içinde eğrilmeden ilerler ve 2500 kg yük çeker.
Takozlar:
Değişik şekillere sahip metal bir uç ve buna bağlı ip veya telden oluşan bir sapı olan takozlar kayadaki çatlaklara yerleştirilerek ve saplarına karabin takılarak kullanılırlar. Sikkelere oranla daha hafif ve takılması kolay olduğu için kayalara zarar vermez ve çekiç kullanımı gerektirmezler.
Takoz Sapları:
Genel olarak küçük başlıklı takozlarda tel saplar, daha büyük başlılarda ise ip saplar kullanilir. Tel saplı takozların avantajı takılıp çıkartma kolaylığıdır. Ancak bu tip takozlarda sapın esnek olmaması sebebiyle tırmanıcının ipteki ani bir hareketi ile yerinden çıkabilirler. Oysa ip saplı olanlar daha esnektir.
Genel bir kural olarak, ip geçme deliğinin çapı 6 mm'den küçük takozlara tel sap takilir, çünkü daha ince ipler düşme anında şoku taşıyamaz.
İp takılan takozlarda ipe mutlaka çift balıkçı düğümü atılmalı ve tırmanıcının ağırlığını taşıyıp taşımayacağı test edilmelidir.
Karabinler: :Kilitli veya kilitsiz olabilir. İyi bir karabin hafif ve güçlü olmalıdır. UIAA standart damgasi bulunmalı ve kaç kg çekebildiği üzerinde yazmalıdır. Kapıları çok iyi açılıp kapanmalıdır.
İpler:
Ana ipler belirli bir esnekliğe sahip olduklarından "dinamik ipler" olarak adlandırılırlar.Yardımcı ipler ise statiktir, yani esnemezler. İpler tam ve yarım olmak üzere iki çesittir. Tam iplerin çapi 10 mm'den büyüktür ve tektirler. Yarım iplerin çapı ise tahmin edeceğiniz gibi 10 mm'den küçüktür ve çifttir. En çok çapı 8- 8.5 mm olan ipler kullanılır.
Kask:
Kask her tür tırmanış sırasında kullanılması gereken bir malzemedir. Tırmanıcıyı yalnız yukarıdan düşecek taşlardan değil, düşme sırasında başta meydana gelebilecek yaralanmalardan da korur.
Kaya Tırmanış Ayakkabıları:
Kaya tırmanışları spesifik ayakkabıların kullanılmasını zorunlu kılar.Bunların bir kısmı hafif ve esnek, bir kısmı daha sert ve ağırdır. Sürtünme faktörünün önem taşıdığı düz ve kısa duvarlarda hafif ve esnek, daha az eğimli ve uzun tırmanışlarda sert ve ağır ayakkabılar tercih edilmelidir.
NEREDE YAPILIR?
Türkiye
Adından da anlaşıldığı gibi kayalık yerlerde ve yapay tırmanış salonlarında. Gebze yakınında, Tavşanlı Köyü'ndeki Ballıkayalar Kanyonu İstanbul'a yakın olan çok popüler bir yer. Bilecik'te Osmanlı ve Pelitözü, Fethiye'de Faralya ve Antalya'da Akyarlar ülkemizde kaya tırmanışının yapıldığı başlıca yerler.
Ancak dağcılık eğitimsiz yapıldığı zaman trajik sonuçlara yol açabilecek bir spor olduğu için önce ciddi bir eğitim almak şart. Temel bir eğitimden sonra yapacağınız top-rope (tecrübeli birisi tarafından döşenmiş yukarıdan emniyetli bir rotada) tırmanışlar tamamen tehlikesiz ve son derece haz verici olabiliyor.
Dağcılık eğitimi nerede alınır?
Üniversitelerin dağcılık kulüpleri kaya tırmanışı eğitimi veren en güvenilir yerler. İTÜ, ODTÜ, Yıldız, Akdeniz ve Çukurova Üniversiteleri bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca Türkiye Dağcılık Federasyonu'nun da kaya tırmanışı eğitimi var. Son yıllarda sayısı hızla artan özel kuruluşlar da, tırmanmak için bir başlangıç adresi olabilir. İstanbul'da Doğa Sporları Merkezi (DSM), Adrenalin, Ankara'da Explorer ve İzmir'de Dağcı size yardımcı olabilecek güvenilir adresler.
Dünyada..
İlle de Türkiye sınırlarını aşmak istiyorsanız dünyada en çok ziyaret edilen tırmanma noktalrını da aşağıda sizin için sıraladık:
El Capitan, Red River Gorge, Garden of the Gods, The Gunks, Little Cottonwood Canyon, New Jack City, Rumney, American Fork Canyon, Jackson Falls, Wichita Mountains. Serbest Kaya tırmanışcılarının cenneti ise Sierra Nevada'da bulunan Yosemite Vadisi'dir. En fazla tırmanış noktasına sahip ülkeler ise; A.B.D. (Kaliforniya, Colorado, Utah), İngiltere, İspanya, Avustralya, Belçika, Canada.
FAYDALI BİLGİLER:
1- Kaya tırmanışı yapmaya başlamadan önce dengenizi sağlamayı, ayak ve ayak bileklerini güçlendirmeyi, teknikler hakkında bilgilenmeyi ve dikkatinizi toplamayı çok iyi şekilde öğrenmelisiniz.
2- Sporu öğretecek olan uzmanları çok iyi dinlemelisiniz. Ellerin ve ayakların nasıl kullanılacağını ve bir hareketi yaptıktan sonra genellikle bir daha geri dönüşün olmayacağını sakın unutmayın.
3- Bu sporu yaparken dikkatli düşünmek ve ani karar vermemek zorundasınız. Pratik ve aynı zamanda zeki hareketlerde bulunmak gerek.
4- Bir de, aklınızda bulunsun; dağlarda tepelerde cep telefonunuz çekmeyebilir. Böyle durumlarda bir Thuraya telefon işinizi görür.
5- Kaya tırmanışı derslerine başlamadan en az 3 hafta önce, fitness ve egzersiz çalışmaları yapmak daha avantajlı olacaktır. Spor yapmaya alıştığınız takdirde, çok daha esnek bir vücuda sahip olduğunuzu ve dersler sırasında zorlanmadığını göreceksiniz. Egzersizler sırasında özellikle kardiovasküler çalışmalara daha fazla ağırlık vermelisiniz.
6- Esnek bir vücuda sahip olabilmek için, vücudun alt ve üst kas bölgelerini daha fazla çalıştırmalısınız.
7- Ve yine esnek bir vücuda sahip olabilmek için, haftada en az 2 kez, vücudu esnetme çalışmaları yapmalısınız.
8- Free-solo asla hava atmak için yapılmamalıdır. Her spor gibi.
Kategoriler:
Kaya tırmanışı kendi içinde çok sayıda bölüme ayrılıyor. Herbiririnin kendine göre teknik ve zorlukları var.
Bouldering:
Sadece kaya tırmanış ayakkabısı ve toz torbası kullanılır. Bouldering, kaya tırmanışına yeni başlayanlar için olduğu kadar, tecrübeli tırmanıcılar için de iyi bir antremandır. Teknik, lokal dayanıklılık, kuvvet, kuvvete dayanıklılık gibi tırmanışa büyük etkisi olan becerileri geliştirme olanağı verir.
Top-Rope:
İpli tırmanışlar içinde en güvenlisidir. Tırmanışçı düştüğünde herhangi bir şok yaşamaz, düşüş sadece bir kaç santimdir ki bu da ipin esnemesinden ötürüdür. Tırmanış ipi rotanın tepesindeki istasyondan geçerek tırmanışçıya gider, diger ucu da emniyet alan kişidedir. Tırmanışçı tırmandıkça ipte olusan boşu emniyetçi alır.
Antrenman için bouldering'ten sonra en verimli yöntemdir. Düşme kaygısı olmayan tırmanışçı bir çok hamleyi rahatlıkla deneyebilir.
Free Climbing (Serbest Stil):
Serbest Stilde tırmanış günümüzde en popüler çıkış türü sayılabilir, tırmanışçı yükselmek için asla yapay tekniklere basvurmaz, ip sadece tırmanışçıyı herhangi bir düşüşte tehlikeden *****ak için kullanılır. Free Climbing ile Free-Soloing bir çok kişi tarafından karıştırılır.
Free-Solo:
İp veya herhangi bir emniyetten yoksun olarak sadece kaya tırmanış ayakkabısı (kimi zaman çıplak ayak) ve toz torbası kullanılarak yapılan tırmanış türüdür. Free-Solo'da yapılan bir hata büyük ihtimal ile ölüm getirir. Bu stilde bir çıkış kesinlikle çok güçlü bir psikolojik kontrol gerektirir. Panik, korku vb. duygulara kapılan bir free-soloist'in sonu muhtemelen düşüşle noktalanan bir yasamdır.
Sport Climbing:
Free Climbing (Serbest Stil)'den tek farkı emniyet aletlerinin daha önceden rotaya yerleştirilmiş olmasıdır. Tırmanışçıya sadece quickdraw ya da diğer adı ile express takmak kalır. Tırmanıcıya sadece yükseldikçe ipi expres'lerin ucundaki karabinden geçirmek kalır.Bu stil bir tırmanış, traditional climbing (Aletli Tırmanış)'den çok daha güvenlidir. Lider tırmanışçının rotada alet takacak yer aramasına gerek kalmaz, böylece enerjisini sadece trmanış için kullanır.
Trad Climbing:
Trad, traditional kelimesinin kısaltılmasından gelmektedir. Tırmanışçının emniyet aletlerini kendisinin yerleştirdiği free-stil ve/veya aid-stil tırmanış türüdür. Lider tırmanışçının yerlestirdiği emniyet aletleri (takoz, hexantric, sikke vb.) takipçi tırmanışçı tarafindan toplanır. Emniyet aletlerinin yerinden çıkma veya patlama riski trad climbing'i sport climbing'den riskli kılar.
Aid Climbing (Yapay Tırmanış):
Günümüzde sadece free (serbest) stilde tırmanılması mümkün olmayan uzun duvar çıkışlarında kullanılmaktadır. Artificial Climbing de denilir. Bu tarz bir tırmanışta lider, yükselmek için çesitli aletlerden faydalanır (örnegin ip, sikke, jumar, hook, ip merdiven vb.) Herhangi bir çıkışta lider tırmanıcının sikkeye basması veya sikkeyi tutması çıkışın yapay sayılması için yeterli sebeptir.
Yapay tırmanışta zorluk dereceleri A1 ile A5 arasinda değişmektedir. Zorluk A5'e kaydıkça lider tırmanıcının düşüşü ölümcüllüğe yaklaşır. A5 olan bir rotada aletler sadece tırmanıcının yükünü taşıyacak kadar güçlüdür, herhangi bir düşüş şokunu kaldırma şansı yoktur.
01- Opening Title Sequence / Deep Blue / Lost Souls
02- On The Movie
03- The Longing / Yusuf's Theme
04- Shooting Range
05- Zeynep's Romance
06- Urgent Matter
07- The Center
08- Uyan Uyan
09- Teacher
10- Brother To Brother
11- Minefield Rescue
12- Halit's Theme
13- Camp Lessons
14- Butturfly
CD 2:
01- Hope's Struggle
02- Yusuf's Prays / Lost Souls
03- Casualties
04- No Turning back
05- Zeynep Visits The Police
06- Losing Hope
07- Street Fair
08- Cemetary / Yusuf's Theme Reprise
09- Ceep Blue / Credits
Kış güneşi devrildi. Zindan gecenin işkencecisi, her tarafı talan eden rüzgâr, yerden topladığı kar tanelerini kırbaç yaparak, ayrım yapmaksızın acımasızca şaklattı her yöne.
Deniz kenarında, derme çatma malzemelerden yapılmış, hastalıklı kulübe nasibine düşen kırbaçların etkisiyle, işkenceden ölmüş, bağlı olduğu zincirlerle ayakta kalabilen mahkûmlar gibi asılıydı geceye.
Kulübede, üzeri delik deşik olmuş bir soba ve sobanın olabildiğince yakınına çömelmiş yaşlı adam vardı. Yaşlı adam, inşaatlardan topladığı tahta parçalarının, çöplükten bulduğu sobada telaşlı çatırdamayla yanmasını izliyordu. Sobanın deliklerinden çıkan, ateşin ışığı vurdu soluk ve cılız yüzüne.
Üzüm asmasının dalları gibi uzun kaşlarının kapattığı, akları kanlı küçük gözleri, iyiden iyiye kızıllaştı. Dul maaşlarını göğüslerinde saklayan, yaşlı nenelerin dikkatiyle, söküklerle dolu kazağının altından, ispirto şişesini çıkarıp, çatlak dudaklarına götürdü. Yudumladı.
Titreyen, kirli, güçsüz elleri şişeyi çatlak dudaklarında fazla tutamadı. Yere bıraktı. Şişenin üzerine düşen gözyaşı yavaş yavaş aşağı doğru kaydı.
Mırıldandı. ''Sende ağla!''
Kötü bir söz gibi huzursuzluk çöktü içine. Kendisini teselli etmek istercesine söylendi.
—Adam sende İnsan nerde olsa yaşıyor.
İçkiye olan düşkünlüğü, çocuklarını kendisine düşman etmişti. Toprak sabrı gösteren eşi, üzüntüden kanser olmuştu. Yıllar önce kimselere belli etmeden evini terk etmişti.
Her tarafı talan eden deli rüzgâr, bir kez daha vurdu kırbacını hastalıklı kulübeye. Dayanacak gücü kalmayan kulübe, yaşlı adamın üzerine, yaşlı adam yerde ki şişeye
Telaşlı çatırdamayla yanan, sobanın içerisinde ki alevler içti, şişede kalan ispirtoyu. Sarhoş alevler, hastalıklı kulübeyi ve yaşlı adamı meze yaptılar.
Eşimle hayaller kurduğumuz akdenizin mavisini boydan boya gören Küçük bir tepecikti, Baktığında aşağıda portakal limon ağaçlarının yemyeşil bağların denize kadar uzandığını sanırdınız...Evimizi buraya kuracaktık köyün belki biraz uzağındaydı ama emekli bir çift için harika olacağını düşünüyorduk...Henüz 33 yaşındaydım ama bu dede yadiğarı babadan kalma bağda boy boy torunlarımın koşturduğunu düşündükçe yüzüme bir gülümseme yayılır mutlu günlerin hayaliyle yaşama dört elle sarılırdım... Emekli olunca ne yapacağımızı soranlara şevkle anlatıyorduk neler yapacağımızı...Eşim emekli olunca, hayallerimizi gerçeğe döndüremeden yaşam savaşı içine düştük iki evladımızda aynı anda Üniversiteyi kazanmıştı,1 yıldır eşim ve çocuklarım Ankarada ben Mersin`deydim,bu ayrılığa daha fazla dayanacak gibi değildi kendimi darmadağın olmuşuz gibi hissediyordum...
Geleceğimize destek olsun diye açtığım küçücük bebe mağazasını ani bir kararla devredip Ankara`ya taşındım çocuklarımın ve eşimin yanında yerimi aldım...Omuriliğimde çatlama vardı zor yürüyordum hareketlerim kısıtlıydı,buna rağmen çalışıyor çocuklarımın bir an önce okullarının bitmesi için dualar ediyordum...Sabah işe gitmeye hazırlanıyordum ki telefon çaldı! Arayan büyük eltim`di... Heyecanla bana Mersinden yeni döndüğünü BELEN BAĞ`ı satın aldığını anlatıyor anlatıyordu,kulaklarım çınlamaya başladı sapsarı kesilmiştim yere yığılacak gibi oldum,telefon sesine yanıma gelen eşim halimi görünce elimden tutup koltuğa oturttu...Telefon kapandığında gözyaşları içinde kalmıştım...Eşime sesim çıktığı kadar bağırıyordum NASIL olur bu!!! Orası babamın babana emanet ettiği bir yer, Baban böyle bir şeyi nasıl yapar hangi vicdana sığar bu!!!Yıllarca meyvesini yediniz üzümünü sattınız emanete ihanet dedikleri bu olsa gerek...Eşim üzgün şaşkın
Yabancı değil abimlere vermiş onun yerine bizde 3 incirin oradan yer ayırır oraya yaparız evimizi üzülme`` diyordu..O günlerde bu sahtekarlığı bozacak ne mali gücüm nede sağlığım müsait değildi mecburen yutmak zorunda kaldım...Yıllar geçti bu olayı unutamıyor o tapunun nasıl çıkarılabildiğini anlamaya çalışıyordum... Tesadüf bazen kısmet insanın ayağına gelirmiş. oğlumun okulu bitmiş kızımında bitmek üzereyken Mersine yeniden taşındık..
Evimiz tapu dairesine kapı komşu gibiydi,İlk iş tapu müdürünü arayıp olayı anlatmak oldu, Adam şaşkın inanmaz bir halde beni dinledi ve kayıtları istedi,Tapuda yüzünü bile görmediğim ben doğmadan yıllar önce ölmüş olan Büyükbabam,bağ`ı Kayınpederime devretmiş görünüyordu o da büyük gelinine satış yapmıştı...müdürün odasından çıkarken olayı dinleyen bir memur arkadaş önümü kesip ``Sizinle bir dakika görüşebilirmiyiz`` dedi..``Tabi buyrun ne söyleyecektiniz!`` Hanımefendi eltinizin burada çalışan bir komşusu vardı 3 bin lira karşılığında ne yaptıysa o kadın yaptı.`` Peki şimdi nerede o bayan?... `` Hataya tayini çıktı defolup gitti`` Olay anlaşılmıştı...Kayınpederime bu işi neden yaptığını mutlaka sormalıydım sordumda aldığım yanıt...Kusura bakma kızım, oldu bikere, ortanca kaynını evlendirmek için para gerekiyordu o sırada gelin çıktı geldi bize ölünceye kadar bakacaklarını yakın olmak istediklerini söyleyince baba yüreği işte kaynananında baskılarına dayanamayıp verdim elime para filan da geçmedi ya neyse bir buz dolabı alıverdiler işte! çok pişmanım çok! alanda sattıranda ,bir oldular yüzüme bile bakmıyorlar ama iş işten geçmiş oldu...
Aylar sonraydı öğleye doğru kayınpeder çıkageldi yemekten sonra anlatmaya başladı... Küçük oğlunu askere yolcu etmekten geliyormuş en büyük oğlu cebine ikibuçuk lira koymuş onuda düşürmüş ``köye gidecek dolmuş param yok`` dedi...İçini acıtan hikaye aynen şöyleydi... Keldöl (bu kayınpederimin çocuklarına kullandığı bir deyimdir) Şehre gidiyordu fidan ısmarladım akşam arabayla evin önünden geçtiklerini görünce sabah kapılarına gittim demir kapıdan içeri geçemedim ne kadar kapıyı çalıdımsada açan olmadı sıcağın alnında epey oturdum nafile açmadılar kapılarını, döndüm geldim bir kel`ime gitti anlatamam...Oğlum şimdi ikibuçuk lirayla aldığı yerin parasını ödediğini sanıyor o da düşmüş bir keleş oldu ki...derken ağlıyordu...Kayınpederim epey yaşlıydı çocuk gibi kandırılmaya müsait yumuşak sevecen bir yapısı vardı içim sızladı içimden geçen KUL HAKKI yemiyecektin babacım lafı boğazıma takıldı kaldı onu daha fazla üzmenin alemi yoktu...Ama ben bu olaydan çıkacak insanlık dersimi fazlasıyla almıştım ...Hayallerimizi olduğu gibi çalanlar hala o toprakların üstünde oturuyorlar ilğinç bir detayda 600 yıldır yerinden oynamayan kayalar yerinden oynamış mazlum ahı mı tuttu acaba?
Onlar bizim sadece hayallerimizi çalmadı sadece bana borçlu değiller torunlarıma ve onların gelecek nesillerine de borçlular bir gün gelip altına girecekleri o toprakları.. HAK DEYİNCE AKAN SULAR DURURMU Bilmem. yetim hakkı yemenin sonucu ne olur yaşayıp göreceğiz...
SON SÖZ;Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. Eflatun
Power Turk Top 40 2009 - Power Turk Top 40 - Power Turk - Top 40 - Powertürk - Power Turk 40 - Yeni Liste - Powerturk Yeni Liste - Power Türk Listesi Top 40
SANATÇI ADI: Çeşitli Sanatçılar
ALBÜM ADI: Power Turk Top 40
ALBÜM YILI: 2009
COVER:
ALBÜMDEKİ PARÇALAR:
01- Kenan Doğulu - Rütbeni Bileceksin
02- Sertab Erener - Bu Böyle
03- Özgün - Zilli
04- Mustafa Sandal - Ateş Et ve Unut
05- Bengü - Iki Melek
06- Emre Altuğ - Sevişme Onlarla
07- Mustafa Ceceli - Limon Çiçekleri
08- Yalın - Ah Be Kardeşim
09- Funda Arar - Yak Gel
10- Emir - Ben Sen Olamam
11- Atiye - Salla
12- Nazlı - Beni Yazın
13- Murat Boz - Herşeyi Yak
14- Hadise - Evlenmeliyiz
15- Ajda Pekkan - Resim
16- Murat Dalkılıç - La Fontaine
17- Gökhan Tepe - Vur
18- Bendeniz - Cumadan Pazara
19- Meyra & Burak Kut - Karar Bize Ait
20- Işın Karaca - Bilmece
21- Sıla - İnşallah
22- Demet Sağıroğlu - Silkelen
23- Nilüfer - Yaramaz
24- Pınar Aylin - Şaşkın
25- Ziynet Salı - Hava Hoş
26- Özge Fışkın - Kalbinden Vursun
27- Göksel - Dudaklarında Arzu
28- Manga - Beni Benimle Bırak
29- Tan - Biliyor Musun
30- Gülben Ergen - Çilekli
31- Yüksek Sadakat - Haydi Gel İçelim
32- Ebru Polat - Seni Yerler
33- Kenan Doğulu - Beyaz Yalan
34- Gece Yolcuları - Dur Gitme
35- Demet Akalın - Toz Pembe
36- Gökçe - 5 Kuruş
37- Nil Karaibrahimgil - Seviyorum Sevmiyorum
38- Hande Yener - Hayrola
39- Manga - Dünyanın Sonuna Doğmuşum
40- Selçuk Yapar - Yürek Farkı