MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

#24.08.2009 19:47 0 0 0
  • Omurilik Pilleri - Omurilik Pilleri Nedir - Omurilik Hastalığı

    Omurilik kafa tabanından kuyruk sokumuna kadar uzanır. Omurga içerisinde parmak kalınlığında bir kanaldan geçer. Baştan aşağıya sağ ve sol olmak üzere her iki vücut yarısının sinirlerinin verir. Vücudun elek trik sistemi olarak kabul edilebilir. Vücuttan gelen uyaranlar sinirler aracılığı ile önce omuriliğe oradan beyne iletilir. Bu anlamda omurilik bir ara istasyon dur. Ancak basit bir ara istasyon değildir. Omurilik çevreden gelen bilgilerin ayıklandığı, ağrı bilgisinin durdurulmaya çalışıldığı bir engeldir aynı zamanda. Omurilik ağrılı uyaranın beyne ulaşmasını engellemek için elinden geleni yapar. Kapı kontrol sistemi dediğimiz bu sistem ile kapıyı ağrılara karşı kapalı tutmaya çalışır. Ancak ağrılı uyaranın şiddeti çok fazla ise kapı açılır ve ağrı bilgisi beyne ulaşır. Bu teori omurilik pilleri ve omuriliğe yer leştirilen morfin pompalarının temelini oluşturur. Omurilik bölgesine yerleştirilen pillerin amacı sürekli uyaran göndererek omurilik ve beynin ağrıyı algılamasını engellemektir. Omurilik bir harita çizer. Dermatom adı verilen bu haritaya göre vücudun hangi bölgesine hangi sinir kökünün ulaştığı bellidir. Bu bölgeye önce geçici olarak ve sicim kalığında bir elektrot yerleştirilir. Ağrının geçip geçmediği bir ay süre ile o bölgeye transistorlu radyoya benzer bir araçla uyaran göndererek araştırılır. Bu birinci aşamada hastanın ağrılarının %50'den fazlasının kaybol ması gerekir. Eğer işe yararsa o zaman küçük bir cerrahi girişimle aynı kalp piline benzer bir aygıt bu elektroda birleştirilir ve cilt altına yerleştirilir. Omurilik pilleri yaklaşım beş yıl süreye sahiptir. Beş yıl sonunda sadece pil kısmı değiştirilir.

    Omurilik pilleri ancak diğer tedavi yöntemlerinden yarar görmeyen hastalara yerleştirilir. Genellikle uygulanan

    Hasta grupları:

    1. Daha önce bir kaç kez bel fıtığından ameliyat olmuş ve o bölgede yapışıklık meydana gelen hastalar
    2. Omurilik yaralanması sonucu felç gelişen buna rağmen ağrı devam eden hastalar
    3. Damarlardan kaynaklanan ağrılar
    4. Kol ve bacağı kesilen hastalarda gelişen hayalet ağrıları
    5. Sinir tahribatına bağlı ve nöropati adını verdiğimiz ağrılar
#23.08.2009 22:42 0 0 0
  • Barrichello zaferine 5 yıl sonra Valencia'da ulaştı

    Rubens Barrichello Ferrarili yıllarının arından ilk zaferine Brawn GP ile Valencia caddelerinde ulaştı. Brezilyalı pilot 3. sırada başladığı yarışta pit stoplarda iki McLaren Mercedes'i geçerek zafere uzandı. Lewis Hamilton yarışı 2. sırada tamamlarken Ferrari'den Kimi Raikkonen de 3. olarak finiş çizgisini geçti.

    noimage

    Yarışa pole pozisyonunda başlayan Lewis Hamilton ikinci pit stopu sırasında yaşadığı lastik problemi nedeniyle ikinci sıraya düşmekten kurtulamadı. Yarışın geri kalan kısmında Barrichello'ya atak yapma fırsatı bulamayan Hamilton böylelikle pole pozisyonunda başladığı yarışı ikinci sırada tamamlayabildi.

    Hamilton'ın takım arkadaşı Kovalainen ise ikinci pit stoplar sonrasında Kimi Raikkonen'e geçilmekten kurtulamadı. Kovalainen kaybettiği pozisyon sonrasında podyumdan uzaklaştı. Kimi Raikkonen yarışı 3. sırada tamamlayarak kendisi ve takımı adına 2009 sezonunda bir podyum daha kazandırmış oldu.

    Nico Rosberg yarışı 5. sırada tamamlarken Fernando Alonso 6. Şampiyona Lideri Jenson Button ise 7. sırada tamamladırlar. Valencia'da son puan BMW Sauber'den Robert Kubica'ya gitti.


    Poz Sürücü Takım Zaman

    1. Barrichello Brawn-Mercedes (B) 1s35:51.289

    2. Hamilton McLaren-Mercedes (B) + 2.358

    3. Raikkonen Ferrari (B) + 15.994

    4. Kovalainen McLaren-Mercedes (B) + 20.032

    5. Rosberg Williams-Toyota (B) + 20.870

    6. Alonso Renault (B) + 27.744

    7. Button Brawn-Mercedes (B) + 34.913

    8. Kubica BMW Sauber (B) + 36.667

    9. Webber Red Bull-Renault (B) + 44.910

    10. Sutil Force India-Mercedes (B) + 47.935

    11. Heidfeld BMW Sauber (B) + 48.822

    12. Fisichella Force India-Mercedes (B) + 1:03.614

    13. Trulli Toyota (B) + 1:04.527

    14. Glock Toyota (B) + 1:26.519

    15. Grosjean Renault (B) + 1:31.774

    16. Alguersuari Toro Rosso-Ferrari (B) + 1 lap

    17. Badoer Ferrari (B) + 1 lap

    18. Nakajima Williams-Toyota (B) + 3 laps


    En hızlı tur: Glock, 1:38.683


    Yarış dışı:

    Sürücü Takım Tur

    Buemi Toro Rosso-Ferrari (B) 42

    Vettel Red Bull-Renault (B) 24


    Puan durumu:

    Sürücüler: Takımlar:

    1. Button 72 1. Brawn-Mercedes 126

    2. Barrichello 54 2. Red Bull-Renault 98.5

    3. Webber 51.5 3. Ferrari 46

    4. Vettel 47 4. McLaren-Mercedes 41

    5. Rosberg 29.5 5. Toyota 38.5

    6. Hamilton 27 6. Williams-Toyota 29.5

    7. Raikkonen 24 7. Renault 16

    8. Trulli 22.5 8. BMW Sauber 9

    9. Massa 22 9. Toro Rosso-Ferrari 5

    Yarış Raporu

    Valencia'da hava sıcaklığı 30 derece cvarında ve pist sıcaklığı 39 dereceye kadar yükseldi. 20 pilot gridde dizilmiş durumda ve formasyon turu için son hazırlıklarını yapıyorlar.

    İlk iki çizgide yarışa başlayacak 4 pilottan sadece Vettel'in aracında yumuşak lastik bulunuyor. Diğer 3 pilot süper yumuşak lastiklerle yarışa başlayacaklar.

    Formasyon turu sorunsuz bir şekilde başladı. Şimdi pilotların bu turu tamamlayıp start düzlüğündeki ceplerine yerleşmelerini bekleyeceğiz. Tüm pilotlar çizgilerine yerleştiler. Kırmızı ışıkların sönmesini bekliyoruz.

    Ve ışıklar söndü pilotlar gazlarına yüklendiler. İki McLaren iyi bir start sonrasında yerlerini korumayı başardılar. Barrichello da 3. sıradaki yerini korumayı başardı.

    Arka tarafta ise Kimi Raikkonen çok iyi bir çıkışla 4. sıraya kadar yükseldi. Fernando Alonso da start ile birlikte 1 sıra yükselmeyi başardı.

    İlk tur içerisinde arka taraflarda Timo Glock ile Romain Grosjean arasında yaşanan temas sonrasında her iki pilot ta pit alanına girmek zorunda kaldı. Grosjean'ın ön kanadı değiştirildi.

    2. tur tamamlanırken sıralama şu şekilde oluştu: Hamilton - Kovalainen - Barrichello - Raikkonen - Vettel - Rosberg - Alonso - Button. Startın kaybeden isimlerinden biri olan Şampiyona Lideri Button 5. sırada başladığı yarışı şu anda 8. sırada sürdürüyor.

    İlk tur içerisinde Luca Badoer spin atan ilk isim oldu. Badoer 3. tur geçilirken 17. sırada yarışı sürdürüyor. Hamilton geçen 36 turda da en hızlı tur derecesini geliştirmeyi başardı. Hamilton ile ikinci sıradaki Kovalainen arasından 2.6 saniye fark var.

    Orta sıralarda Webber Jenson Button'ı geçerek 8. sıraya yükseldi. Bu geçiş Şampiyona açısından çok önemli olacak.

    10 tur geride kaldı. Herhangi bir geçiş yaşanmadı. Hamilton'ın 5.7 saniye fark ile liderliği devam ediyor. Romain Grosjean 18. sırada yarışı sürdürürken aracının kontrolünü kaybedrek uzun bir kayma yaşadı. Ancak Renault pilotu toparlayarak yarışa devam etti.

    16. turda yarışın lideri Hamilton ilk pit stopu için pit alanına yöneldi. Aynı turda Vettel ve Kubica da pit stoplarını gerçekleştirdiler. Hamilton pit stop sonrasında piste Raikkonen'in arkasında 4. olarak döndü.

    1 tur sonra Hamilton'ın takım arkadaşı Kovalainen'de pite girdi. Sorusuz bir pit stop gerçekleştiren Kovalainen 6. sırada piste geri döndü. Vettel yakıt pompasında yaşadığı sorunun ardından ilk pit stopundan 1 tur sonra bir kez daha pite girmek zorunda kaldı.

    19. turda Kimi Raikkonen de ilk pit stopunu gerçekleştirdi. Raikkonen yumuşak lastiklerle piste geri dönerken Webber'in arkasında kaldı. Aynı turda Button da pit stopunu gerçekleştridi. Barrichello yarışın liderliğini sürdürüyor ve yarıştaki en hızlı turu eline geçridi. 1:39.427.

    Barrichello 19. turda pite girdi. 9 saniye pitte kalan Barrichello yarışa Hamilton'ın arkasında 2. sırada dönmeyi başardı. Böylelikle Rubens Barrichello ilk pit sonrasında Heikki Kovalainen'i geçerek Hamilton ile arasındaki farkıda oldukça kapattı.

    23. turu geride bırakırken Hamilton ile Barrichello arasındaki fark 3.6 saniye civarında. Kovalainen ise Barrichello'nun 4.4 saniye arkasında yarışı 3. sırada sürdürüyor. Pit sonraınsda yerini koruyan Kimi Raikkonen ise Hamilton'ın 13.5 saniye arkasında 4. sırada.

    Sebastian Vettel'in motoru 25. turda iflas etti. Gri dumanlar çıkartarak aracını güvenli bir alana çeken Vettel için Valencia hafta sonu tam bir kabusa dönmüş oldu. Vettel antrenman turlarında da bir motor değiştirmişti.

    Luca Badoer ilk pit stopu sonrasında pit çıkışında Romain Grosjean'a geçildi. Hemen ardından pit çıkışında beyaz çizgilerin üzerinden geçince yarış komiserlerince pitten geçme cezasına çarptırıldı.

    32. turda Hamilton'ın liderliği devam ediyor. Barrichello 4.5 saniye fark ile ikinci sırada. Kovalainen 3 ve Raikkonen yarışı 4. sırada sürdürüyor.

    37. turda Hamilton 2. kez pit alanına girdi. Hamilton pit alanındayken lastiklerin hazır olmaması nedeniyle yaklaşık 5 saniye fazladan vakit kaybetti. Hamilton piste Rosberg'in arkasında geri döndü. Pit öncesinde Barrichello Hamilton ile arasındaki farkı 3.2 saniyeye kadar düşürmüştü. Hamilton'ın pit alanında yaşadığı sorun Barrichello'nun ikinci pit stopu sonrasında liderliğe yükselmesini sağlayabilir.

    Rubens Barrichello tur derecelerini iyileştirerek hızlanmaya devam ediyor. Brezilyalı pilot 38. turda elde ettiği 1.38.990'lık derecesi ile en hızlı turu eline geçirdi.

    39. turda Kazuki Nakajima'nın sol arka lastiği patladı. Nakajima patlak lastiği ile pit alanına dönmeye çalışıyor. Nakajima pite girdikten sonra lastiğini değiştirerek yarışa geri döndü.

    Aynı turda Barrichello pite girdi. Sorunsuz bir pit stop geçiren Barrichello yarışa Hamilton'ın önünde dönmeyi başardı. Bu turda Raikkonen ve Kubica da pite giren pilotlar oldular.

    43. turda Sebastien Buemi 12. viraj da frenlerinde yaşadığı sorunun ardından spin atarak yarış dışı kaldı.

    Ön tarafta Barrichello ile Hamilton arasındaki fark 6.7 saniyeye kadar çıktı. Hemen arkalarında Kimi Raikkonen Heikki Kovalainen'i geçerek 3. sıraya yükselmiş durumda. Kovalainen ise 4. sırada yarışı sürdürüyor.

    Son turlarda yarışta başka bir geçiş olmayınca Rubens Barrichello Ferrari'den sonraki Formula1 kariyerinin ilk zaferine ulaşmış oldu.

    Yarışta ikinciliği Lewis Hamilton alırken podyumun son basamağına ise Kimi Raikkonen çıktı.
#23.08.2009 22:41 0 0 0
  • Star Haberde İzlemiştim İlk..Ağlamamak Mümkün Değil Komutanın Sözlerinden..

    Mükemmel Bir Film İzleyeceğiz..
#23.08.2009 22:28 0 0 0
  • Sen Bu Yollara Yeni Girmek İsterken
    Biz Geri Dönüyorduk..
    Mütevazi Ol Biraz Eksiltip Söyle
    En Muhteşem Sen Olamazsın
    Küçük Dağları Sen Yarattın Sanki
    İnsanlığı Sen Kurtardın
    Kahramansan Hani Nerdesin..?
    Neydim Demeyip Noldumcular
    Hep Tepetaklak Savruldular
    Nankörlük Hain Huy Yandılar


    Sen Hep Kendini Bilicen Geçme Sınırını Çizicen
    Önce Rütbeni Bilicen Herkes Kendini Bilecek..
    Durma Sınırını Çizecek Kendi Restini Çekecek
    Bu Alemde Kendini Bilicen Geçme Sınırını Çizicen..
#23.08.2009 18:53 0 0 0
#23.08.2009 18:28 0 0 0
  • Faset Eklem Denervasyonu - Faset Eklem Denervasyonu Hakkında - Faset Eklem Denervasyonu Hastalığı

    Faset eklemler, omurgamızı oluşturan her omurun birbirine tutunmasını sağlayan, her omur kemiğinde sağda ve solda ikişer adet bulunan küçük eklemlerdir. Omurgamızın hareketliliğinde büyük önemi olan bu eklemlerin yapısı yaşa, darbelere bağlı olarak bozula bilir ve ciddi boyun, bel ağrılarına sebep olabilir. "Faset Sendromu" faset hastalığı denen bu durumda uygulanan tedavi yöntemlerinden biri olan faset eklem denervasyonu yani faset eklemin dahili sinir lerinin yakılması, özellikle diğer tedavi yöntemlerinin ağrınızı kesmekte yeter siz kaldığı durumlarda tercih edilir.

    Faset eklemlere ait sinirler vücudunuzun herhangi bir yerindeki kaslarınızın hareketini kontrol etmez, sadece ağrı sinyallerini beyine taşır. Aynı dişin içinde ki sinirlere benzer. Diş fazla ağrıdığı zaman nasıl kanal tedavisi adı verilen yön temle dişin dahili sinirleri alınırsa Faset eklem denervasyonu bu sinirlerin iletisinin engellenmesidir. Bunu gerçekleştirmede kullanılan en modern yöntem, sinire kontrollü ısı uygulanması esasına dayanan "radyofrekans termokoagülasyon"dur.

    Girişim ameliyathane ortamında, lokal anestezi altın da uygulanır. Bu sırada kan basıncı, kalp atışları ve solunum bir anesteziyolog tarafından sürekli olarak takip edilir. Gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra bu girişim için özel, ince radyofrekans iğnesi, rady olojik görüntüleme kılavuzluğunda sinirin bulun duğu bölgeye ilerletilir. İğnenin yeri hem radyolojik olarak hem de radyofrekans aygıtının verileri incelenerek doğrulandıktan sonra kontrollü ısı uygulamasıyla sinirin bulunduğu bölgede birkaç milimetre çapın da lezyon oluşturulur. Toplam 20-30 dakika süren girişim sırasında ağrı duyul maz. Girişimden sonra birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra, ilk günü dinlenerek geçirmek üzere hasta evine döner. Ağrınız tedaviden hemen sonra belir gin olarak azalacaktır. Ertesi gün hekimin önerileri doğrultusunda işe dönm enizde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Girişimi takip eden günlerde girişime ait önemli bir rahatsızlık duymayacaksınız. Gerekli deneyim ve donanıma sahip merkezlerde uygulandığında faset eklem denervasyonu güvenli ve etkili bir girişimdir.

    Bu yöntem uygulandıktan sonra hastaya rahat geçireceği bir dönem sağlanmış olur. Bu dönem içerisinde hastanın mutlaka bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının denetiminde fizyoterapi görmesi ve eklemlerin yeniden açılması sağlanmalıdır. Bu yöntem uygulanmadan önce ağrılı olan bir çok egzersiz kolaylıkla uygulanır hale gelecektir. Hastanın bu egzersizleri mutlaka düzenli olarak yapması, eklemlerine yeniden işlerliğini kazandırması gerekir. Disk hastalığı ve radyofrekans termokoagülasyon Geçmişte bel ağrılarının sadece diskin dışarı çıkması ya da yırtılmasına bağlı olduğu tahmin edilirdi. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalarla diskin içinde de sinirler bulunduğu ve her bel ağrısının bel fıtığından meydana gelmediği ortaya çıktı. Bel ağrılarındaki bu yeni yaklaşım yeni yöntemleri de beraberinde getirmiştir.

    Disk ağrısı adı verilen bu yeni hastalığın tedavisi için disk içerisindeki sinirlerin yakılması ile bu hastalığın tedavi edilebileceği düşünülmüş ve ona göre yöntemler geliştirilmiştir.

    Disk İçi Elektro Termal Tedavi (DÎET) DÎET işlemi bel fıtığı gibi uygun hasta gruplarında bel ağrısının tedavisinde uygulanan cerrahi olmayan bir yöntemdir. Bu yöntemle omurlar arasında bulunan diskler bir kateter yardımıyla ısıtılır. Isı etkisiyle diskin içinde aynı diş sinirlerine benzeyen sinirler tahrip olur ve ağrı geçer. Yapılan işlem diske bir iğnenin içinden özel bir telin (kateter) yerleştirilmesi ve düşük voltajlı elektrik akımı yardımıyla 15-20 dakika süreyle ısıtılmasıdır. işlemin tüm aşamaları radyolojik görüntüleme kılavuzluğunda gerçekleştirilir. Bir ya da daha fazla disk DlET yöntemiyle tedavi edilebilir, İşlem sonrası kateter ve iğne çıkartılır ve hastalar aynı gün evlerine dönebilirler, işlemden 1 hafta önce tüm aspirin ve ağrı kesici ilaçlar kesilmelidir. Kalp, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ilaçlan gibi doktor tarafından verilen diğer ilaçlara devam edilmelidir. Şu durumlarda doktor bilgilendirilmelidir:
    Kan pıhtılaşmasını azaltıcı ilaç kullanımı iyot alerjisi Ateş ya da diğer enfeksiyon bulgularının varlığı İşlemden 4 saat önce katı gıdalar yenmemelidir. Sıvı gıda alınabilir.

    İşlem

    Hastanın koluna bir damar yolu açılır ve sakin leştirici verilir. Hasta operasyon masasına yatırıldık tan sonra hareketli röntgen cihazıyla işlemin yapıla cağı disk ya da disk seviyeleri monitörde görüntülenir. İşlemin yapılacağı bölge ince bir iğneyle bölgesel olarak uyuşturulur. İşlemi yapan doktor monitörden işlemin uygu lanacağı bölgeyi görerek ilgili diske iğneyi yerleştirir. Bu sırada hasta ağrı duymaz, sadece bir itilme hissi olur. Daha sonra elek-trotermal kateter iğne boyunca ilerletilerek disk içine yerleştirilir. Bu sırada genel olarak hastalar bir rahatsızlık hissetmezler. Ancak bazı hastalarda sadece bir basınç hissi görülebilir.
    Kateterin yerleştirilmesinin ardından ısıtma işlemine başlanır. Isı yavaşça artırılır ve 15-18 dakika boyunca uygulanır. Isı yeterli seviyeye ulaştığında hasta disk lezyonuna bağlı olan tipik şikayetlerine benzer şikayetler hissedebilir. Bu sırada hasta sürekli olarak kontrol altındadır.

    İşlemin sonunda hasta evine dönmeye hazır olana dek dinlenmeye alınır. İşlem sonrası ilk üç gün bel ağrısında orta dereceli bir artış görülebilir. İstirahat, buz uygulaması ve ilaç tedavisiyle bu dönemdeki rahatsızlıklar hafifletilir. Ateş, titreme, döküntü, artmış hissizlik ve kas güçsüzlüğü gibi beklenmedik yeni bir şikayet gelişirse hemen doktora başvurulmalıdır. Daha önce var olan şikayet lerin işlemden sonra derhal kaybolması beklenmemelidir. Bu dönemde hastalar işlem öncesi ağrılarında belirgin azalma hissedene kadar kendilerini fazla zorlamamalıdırlar. Ev işi yapmamalı, yük kaldırmamalı ve eğilmemelidirler. 15-20 dakika süren kısa yürüyüşler yapılabilir, ancak genel olarak özellikle işlem sonrası ilk bir kaç günün tamamen istirahata ayrılması önerilir. İşlemden sonra işe dönüş zamanına hastanın yaptığı işin ağırlığına göre hekim ve hasta birlikte karar vermelidirler.

    İşlemden sonraki bir kaç hafta içinde girişimin yapıldığı diskin iyileşmesiyle birlikte ağrıda azalma hissedilmeye başlanır. Ancak ağrının azalması 3 aya kadar da uzayabilir. İlk ay boyunca hasta belini çok dikkatli bir şekilde korumalıdır. Öne ve yanlara eğilmeler ve ağır yük kaldırma mümkün olduğunca sınırlan-malıdır. Bu dönemde bir korse de giyilebilir. Spora ise izin verilmez.

    Rehabilitasyon ve Egzersiz

    Doktorun direktifleri doğrultusunda bel egzersizleri devam ettirilir. Ancak egzersizler işlem öncesindeki yoğunluğa kademeli olarak çıkarılır. Bu dönemde doktorun tavsiye edeceği ekstra ilaçlar düzenli kullanılmalı, fizyoterapi ve egzer siz programlarına uyulmalıdır. Hastaların hayatlarının geri kalan bölümünde bellerini doğru kullanabilmeleri için bel okuluna devam etmeleri de önemli yararlar sağlayabilir.
#23.08.2009 18:16 0 0 0
  • Truman Doktrini - Truman Doktrini Sebepleri - Truman Doktrini Harekatı - Truman Doktrini Nedenleri

    Truman Doktrini, 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Harry Truman tarafından sözde Sovyet tehdidine karşı hazırlanmış plandır. Truman Doktrini, Amerika Birlieşik Devletleri'nin uluslararası politikasının değiştiğini ve Sovyet karşıtlığının bu yeni politikada temel esas olduğunu ilan etmiştir. Bu doktrin ile Amerika Birleşik Devletleri "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır.

    Doktrin'in Nedenleri

    Temel Nedenler

    Almanya'nın çöküşü, II. Dünya Savaşı boyunca bastırılmış düşmanlıkları tekrar su yüzüne çıkardı. Almanya'ya karşı Sovyetler ile ittifak kurmuş olan Amerika ve İngiltere, Bolşevik Devrimi'nin ilk günlerinden beri komünizme düşman idiler. Hatta başta İngiltere olmak üzere İtilaf Devletleri, Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra Bolşeviklerle mücadele eden Çarlık yanlısı Rusları desteklemiş ve bu amaçla Vladivostok, Murmansk ve Archangelsk limanlarına asker çıkarmışlardı.

    Amerika'nın Japonya'ya attığı atom bombaları Japonya'nın teslimiyetini sağlarken aynı zamanda Amerika'nın askeri üstünlüğünü de vurguladı. Bu iki saldırıyı Sovyetler'e yönelmiş bir tehdit olarak algılayan Stalin, Batı ile arasında kendisine bağlı uydu devletler kurarak bir "tampon bölge" oluşturmak istiyordu. Bu ilke Sovyetler'in savaş sonrasında Doğu Avrupa politikasının temelini oluşturmuştur.

    Bu amaçla Sovyetler'in komünist ideolojiyi yaymaya çalışması ve Doğu Avrupa'da komunist uydu-devletler kurmaya başlaması Amerika'da büyük korkuya yol açmıştı. Bu sebeple 1947 yılından başlıyarak Amerika dış politikasının esası komünizm ile mücadele olmuştur.

    Hızlandırıcı Nedenler

    Truman Doktrini'ni hızlandıran başlıca neden, Sovyetler'in güneye doğru yayılmasıdır. Yunanistan'da komunist gerillalarla zayıf merkezi hükümet arasında başlayan iç savaş, Truman Doktrini'nin ilan edilmesini hızlandırmıştır. Ayrıca Stalin şefliğindeki Sovyetler Birliği'nin, Lenin zamanında imzaladığı Brest Litovsk Barış Antlaşması ve Moskova Antlaşması hükümlerine rağmen Türkiye'den Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin vilayetlerini ve İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında askeri üsler kurmak istemesi ve bu amaçla Türkiye'ye baskı yapması, diğer hızlandırıcı nedendir.

    İlanı

    Başkan Truman, 12 Mart 1947'de Kongre'de kendi adıyla anılacak bu doktrini açıkladı. Truman'a göre Amerika, komünizm ile silahlı mücadele veren ve dış ülkelerin baskısı altında bulunan devletlere mali ve askeri yardım yapmalıydı(Burada kastedilen ülkeler Yunanistan ve Türkiye'dir). Bu amaçla Kongre'den 400 milyon dolar kullanma izni istedi. Kongre'nin 22 Mayıs'ta bu isteğini kabul etmesi üzerine Türkiye'ye 100 milyon, Yunanistan'a ise 300 milyon dolar yardım yapıldı.

    Sonuçları

    Doğrudan Sonuçları

    Truman Doktrini, aldığı yardım sayesinde Türkiye'nin Sovyetler'e karşı kendini daha rahat hissetmesidir. Sovyetler Birliği lideri Stalin'in Türkiye'den Kars, Artvin ve Ardahan'ı ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, Milli Şef de ABD'den askeri destek istemişti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve Milli Şeflik, "5 yıllık kalkınma planları" ve Köy Enstitülerileri gibi Sovyetler'den esinlenmiş uygulamaların kaldırılmasını talep etti.[1]
    Truman Doktrini'nin Yunanistan açısından en önemli sonucu ise, Yunan İç Savaşı'nın seyirini değiştirip, merkezi hükümetin komünistleri yenmesini sağlamış olmasıdır. Böylece Soğuk Savaş'taki ilk silahlı mücadelelerin birinden Batı Bloğu galip çıkmış oluyordu.
    Truman Doktrini, kendisinden sonra gelecek olan Marshall Planı'na öncülük etmiş ve doktrinin başarısı Marshall Planı'nın hazırlayıcısı olmuştur.

    Sembolik Sonuçları

    Truman Doktrini, yeryüzünün iki bloka ayrıldığını ve Sovyet-Amerikan mücadelesinin başladığını ilan etmiştir. Buna ek olarak, Truman Doktrini ile Amerika, maliyesi II. Dünya Savaşı'nda iflas etmiş olan İngiltere'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurarak Sovyetler'in güneye doğru genişlemesinin yolunu kesiyordu.
    Truman Doktrini ile Amerika, geleneksel dış politikasını değiştiriyor ve I. Dünya Savaşı sonundaki tutumunun aksine dünya siyasetinde aktif bir rol üstleniyordu.


    Kaynakça


    Oral Sander, Siyasi Tarih (1918-1994), İmge Kitabevi, sayfalar 257-259

    Ahmet Kuyaş, Gençler İçin Çağdaş Tarih, Epsilon Kitabevi, sayfa 297
#23.08.2009 17:56 0 0 0
  • Ağrı Kontrolü - Ağrı Kontrolü Nedir - Trigeminal Nevralji

    Ağrı kontrolünde girişimsel yöntemler

    Ağrı kontrolünde girişimsel yöntemler özellikle son 20 yıl içerisinde önemli ölçüde gelişmiştir. Görüntüleme ve elektronik sistemlerin geliştirilmesi ile bir likte, geçmişte cerrahi olarak yapılan birçok tekniğin yerini girişimsel yöntem ler almıştır.
    Ağrı kontrolünde girişimsel yöntemler ancak eğitim görmüş hekimler tarafın dan uygulanmalıdır. Bu eğitimi veren bilim dalının adı algolojidir. Girişimsel yöntemler başlıca iki grupta toparlanabilir:

    1. Merkezi sinir sistemi ya da çevresel sinir sistemine ait belirli sinirlerin geçici olarak tahribatına yönelik olan yöntemler,
    2. Merkezi sinir sistemi ya da omurilik seviyesinde sinir sisteminin çalışma biçiminin değiştirilmesine dayanan yöntemlerdir.

    Trigeminal Nevraljide Radyofrekans

    En şiddetli ağrı durumlarından biri olan trigeminal nevralji, direkt olarak beyinden çıkan 12 çift sinirden beşincisi olan "trigeminal sinir"in tutulduğu bir hastalıktır. Hastanın yüzünün bir yarısında ve genellikle alt çenede yemek yerken, yüz yıkarken, tıraş olurken ortaya çıkan çok şiddetli elektrik çarpması na benzer ağrılardır. Hasta bir süre sonra ağzına su bile koyamaz ve kilo kaybet meye başlar. Genellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Trigeminal nevraljinin tedavisinde genellikle üç ana yöntem uygulanır. Birincisi ilaç tedavisi, ikincisi radyofrekans ile tutulan sinirin yakılması, üçüncüsü cer rahi. Kronik bir ağrı hastalığı olduğu için bir süre sonra ilaçlar yetersiz kalmaya başlar. O zaman hasta eğer çok genç yaşta ise beyin cerrahisine sevk edilir ve sinirin açı'" cerrahi ile rahatlatılması sağlanır. "Mikrovask'"ler dekompresyon" olarak adlandırılan ve beyin sapında sinir üzerindeki basanın ortadan kaldırıl masını ve kalıcı tedaviyi sağlayan cerrahi girişim ise, operasyonun büyüklüğü nedeniyle yaşlı ve sağlık durumu böyle bir girişim için uygun olmayan hastalar da tercih edilmemektedir.

    İlaç tedavisi yeterli ağrı kontrolü sağlayamadığında ya da etkisini yitirdiğinde seçilecek yöntemlerden birisi, radyofrekans termokoagülasyon (RF) uygulaması ile trigeminal sinirin ağrıyı ileten liflerinin kontrollü olarak yakılması işlemidir. Bu işlemin bir diğer uygulama olan sinire gliserol enjeksiyonuna üstünlüğü, sinirdeki iletinin daha kontrollü olarak kesilmesidir. RF uygulaması nispeten basit bir girişim olup genel anestezi gerektirmemesi nedeniyle son yıllarda ter cih edilen bir tedavi şekli olmuştur. Tedavinin etki süresi kişisel özelliklere ve hastalığın şiddetine göre değişmektedir. Hangi sinir yakılırsa yakılsın sonradan yeniden filizlenir. Bu nedenle trigeminal sinirin yakılmasından sonra da sinir bir süre sonra yeniden canlanmaya başlar. Bu yöntemin etki süresi ortalama olarak üç sene ile sekiz sene arasında değişmektedir. Ağrısı yeniden başlayan hastalarda yöntem tekrarlanabilir.

    Girişim ameliyathane ortamında uygulanır. Sırtüstü yatırıldıktan sonra girişimin yapılacağı yanak bölgeniz lokal anestezi ile uyuşturulur. Bu sırada kan basıncı, kalp atışları ve solunum bir anesteziyolog tarafından sürekli olarak takip edilir. Radyolojik görüntüleme kılavuzluğunda, özel bir iğne sinirin bulunduğu bölgeye iler letilir. İğnenin yeri radyolojik olarak doğru landıktan sonra radyofrekans aygıtı aracılığıyla uyarılar verilerek ağrılı olduğu bölgede uyarı hissedip hissetmediği hastaya sorulur. Bu şekilde iğnenin doğru yerde olduğundan emin olunduktan sonra radyofrekans enerjisi ile sinirin ağrıyı taşıyan lifleri kontrollü alarak yakılır. Bu aşamada hastanın ağrı hissetmemesi için yüzeysel bir anestezi uygulanır. Yarım saat kadar süren girişim sonrasında hasta birkaç saat gözlem altında tutu lur. Bu sırada yüzünüze buz paketi ile soğuk uygulanacaktır. Girişimden hemen sonra ağrılar geçer. Daha önceden ağrılı olan bölgelerinizde uyuşukluk olması doğaldır ve tedavinin etkinliğinin bir göstergesidir. Hastalara önceden hatır latılan en önemli nokta hastanın yüzünün o bölgesinde uzun süren bir uyuşukluk meydana gelmesidir. Ama bu yüz felci değildir. Hastanın yüzünün uyuşuk olduğu dışarıdan fark edilmez.

    Uygulama sırasında görülebilecek en sık komplikasyon kanamadır. Enfeksiyon görülebilecek istenmeyen durumlardan bir diğeridir. Girişim deneyimli hekim ler tarafından, uygun şartlarda gerçekleştirildiğinde bu olayların sıklığı çok azdır.
#23.08.2009 17:46 0 0 0
  • Angola İç Savaşı - Angola İç Savaşı Tarihi

    Angola İç Savaşı yeni bağımsızlığını kazanmış olan Angola'nın Portekiz himayesinden Nisan 1974'te çıkmasından sonra oluşmuş bir ihtilaftır. Afrika'nın en uzun süren anlaşmazlığıdır. 2002 yılında resmen biten ve 27 yıl süren savaş, bitene kadar 500,000 insanın ölümüne ve binlerce insanın da göçüne sebep olmuştur.
    Soğuk Savaş'ın üçüncü dünya ülkelerindeki en büyük yansıması olarak görülen bu savaşta üç taraf vardır:

    -Angola İşçi Partisi (MPLA), tabanı Kimbundu ve Luanda melezlerinden gelir, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloğu ile bağlantıları vardır.
    Angola Ulusal Bağımsızlık Cephesi (FNLA), etnik kökeni Bakongo olmakla birlikte ABD, Çin ve Zaire'deki Mobutu rejimi ile bağlatılıydılar.

    -Angola'nın Tam Bağımsızlığı İçin Ulusal Birlik (UNITA), Jonas Savimbi önderliğinde Ovimbundu bölgesi merkezli idiler. ABD, Güney Afrika'daki apartheid yanlısı yönetim ve birçok Afrikalı liderin desteğini alıyorlardı.

    Savaşın Kökenleri

    1950'li yıllarda Angola'daki Portekiz varlığına karşı ilk ciddi milliyetçi hareketler başladı.Marksist eğilimli bir örgüt olan Angola İşçi Partisi (MPLA), Angola bağımsızlık hareketinin yönlendirici gücü haline geldi.MPLA'nın başlıca dayanağı Bambundulardı.Öte yandan bölgesel, sınıfsal ve ideolojik temellere dayalı başka gruplar da ortaya çıktı.1960'lar ve 1970'lerde sürdürülen bağımsızlık mücadelesinin sonunda Portekiz'in çekilmesi üzerine, Angola 11 Kasım 1975'te bağımsızlığını kazandı.


    Bağımsızlık sonrası

    Portekiz'in çekilmesinden sonra baş gösteren örgütler arası iktidar mücadelesi bir iç savaşa yol açtı.SSCB ve Küba desteğini arkasına alan MPLA denetimi ele geçirdiyse de, Batı ülkelerinin desteklediği, Umbundulara dayanan UNITA kuvvetleri ile çarpışmalar zaman zaman alevlenerek sürdü.Özellikle Angola-Namibya sınırındaki çatışmalar yoğun bir düzeye ulaştı.
    1980'lerde Güney Afrika Cumhuriyeti ile çatışmalar Angola'nın en önemli dış siyaset sorunu oldu.1982'de Angola topraklarının yaklaşık 129.500 km²'lik (% 10) bölümünü işgal eden Güney Afrika, ertesi yıl bu bölgede kalıcı garnizonlar oluşturdu.Ayrıca başta barajlar olmak üzere ekonomik hedeflere yönelttiği saldırılarla ve UNITA gerillalarına yardım ederek Angola'yı içerden çökertmeye çalıştı.ABD'nin aracılığıyla iki ülke arasında yürütülen görüşmeler özellikle Küba askerlerinin çekilmesi ve Namibya'ya bağımsızlık verilmesi konularında kilitlendi.1984'te Lusaka'da varılan ateşkes anlaşması sonucunda işgal edilen bölgelerden çekilen Güney Afrika, saldırılarını gene de sürdürdü.Bu arada Mart 1984'te Küba'yı ziyeret eden Angola devlet başkanı Jose Eduardo dos Santos, Namibya'ya bağımsızlık verilmesi koşuluyla Küba askerlerinin kademeli olarak çekilmesi konusunda bir anlaşmaya vardı.Angola, Sovyetler Birliği ve sosyalist ülkelerle sıkı ilişkilerini sürdürmekle birlikte, Batı'ya açılmaya yönelik bir siyaset izlemeye başladı.Özellikle Fransa ve İspanya'yla kapsamlı ticari antlaşmalar yapıldı.Bütün bu gelişmeler rağmen, 1980'lerin sonlarında MPLA başkent Luanda yöresiyle kıyı şeridini ve petrol bölgelerini, UNITA ise ülkenin doğu ve güneyini denetim altında tutuyordu ve iç savaş tam anlamıyla kilitlenmişti.1989'da, Namibya'nın statüsüne ilişkin uluslararası anlaşma uyarınca Küba askerlerini Angola'dan çekmeye başladı.

    1990'lar ve 2000'ler

    1991'de MPLA ve UNITA, ABD ile SSCB'nin zorlamasıyla uzlaşmaya vardılar.Barış antlaşması uyarınca Mayıs 1992'de Angola'da, uluslararası gözetim altında serbest, çokpartili seçimler yapıldı.Ancak UNITA ve MPLA adaylarından ikisinin de % 50'yi bulamaması üzerine aynı yılın ekim ayında seçimlerin ikinci turunun yapılması kararlaştırıldı.Ancak seçimere kısa bir süre kala kolluk kuvvetlerinin UNITA taraftarlarına saldırması, gerginliği ve çetışmaları yeniden başlattı.Ülkenin bu sefer kuzeyindeki yerleşim yerlerini kontrolü denetimi altına alan UNITA, ABD ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin kestikleri yardımı Zaire'den buldu.Ocak 1993'te Etiyopya'da taraflar arasında yapılan barış görüşmeleri sonuçsuz kaldı.

    Şubat 2002'de hükümet güçleri UNITA lideri Jonas Savimbi'yi öldürdü.Savimbi'nin öldürülmesinden sonra UNITA içinde fikir ayrılıkları baş gösterdi. Mart ayı içinde UNITA'ya karşı yürütülen askeri operasyonların sona erdirildiği açıkladı.Nisan'da UNITA ve MPLA arasında başlayan barış müzakereleri antlaşmayla sonuçlandı.UNITA içinde barış antlaşmasına karşı çıkan yöneticiler ayıklandı ve tutuklandı, hemen ardından UNITA yönetimi silahlı mücadeleye son verdiğini açıkladı.Aynı yıl içinde Angola'da görev yapan BM gücü de ülkeden çekildi.
#23.08.2009 17:44 0 0 0
  • Psikolojik Ağrılar - Psikolojik Baş Ağrılar - Psikolojik Etkili Ağrılar

    Kronik ağrıda emosyonel değişkenler

    Ağrı deneyiminde psikolojik etkenlerin rolü büyüktür. Özellikle anksiyete, depresyon, güvenin azalması, histeri ve yılgınlık ağrı şiddetinin artmasına yol açmaktadır.

    Bu değişiklikler sonucunda vücutta birçok kimyasal maddeler salgılanır. Bu kimyasal maddelerin salgılanması ile de kalp hızı değişir, tansiyon yükselir, mide ve bağırsaklarda çeşitli bozukluklar ortaya çıkar. Özellikle kronik ağrıda farklı etkenlerin bu etkileri hastanın psikolojik durumundaki bozukluklara bağlıdır. Bu durum genellikle hem hasta hem de hastayı tedavi eden hekim tarafından yeterince değerlendirilmez.

    Ağrı ile anksiyete yani tedirginlik arasında birçok ortak nokta vardır. Tedirgin kadınların daha fazla ağrı çektiği bilimsel olarak gösterilmiştir. Buna en güzel örnek, doğum ağrısıdır. Doğum ağrısından korkan kadınların daha fazla ağrı çektiği gösterilmiştir. Bu nedenle doğum öncesinde özellikle çok şiddetli korkular içerisinde olan kadınlara yeni yeni yöntemlerle gevşemeleri öğretilmektedir.

    Ağrı ve depresyon arasında da belirgin bir ilişki vardır. Bu noktada ağrıya bağlı olarak ortaya çıkan depresyonla çeşitli psikiyatrik hastalıkların sonucu olarak ortaya çıkan ve ağrı biçiminde tezahür eden şikayetleri birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü uzun süre yani kronik olarak ağrı çeken bir insanda depresyon sebep değil, sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Ağrının yol açtığı depresyonun aynı zamanda ağrılı hastalarda ağrıyı daha da şiddetlendirdiği de yine bilinmektedir. Depresif kişilerin ağrıya karşı daha önceden meydana gelen yorgunluk ve farklı biçimlerdeki kontrol sistemlerinin çalışmamasına da neden olmaktadır.

    Depresyon ve umutsuzluk kişinin tedaviye karşı cevabını etkilemekte ve hekim-hasta ilişkisini bozmaktadır. Kronik ağrılı hastalarda bu emosyonel ve psikolo jik bozuklukların mutlaka giderilmesi gerekir. Kronik ağrıdan yakınan hastalar sürekli olarak hekimlere çeşitli sıkıntılarını dile getirmeye çalışırlar. Bu sıkıntılar ile hastadaki bir psikiyatrik bozukluk sonucu ortaya çıkan durumun bir birinden ayırt edilmesi gerekir. Ağrı genellikle daha önce de belirtildiği gibi bir hastalığın ya da tehlikenin işaretidir. Kronik ağrıda ise durum daha farklıdır. O yüzden kronik ağrıda bir ortaya çıkan sıkıntı geçmez. Uykusuz geçen geceler zihnin sürekli olarak hastalıkla meşgul olması ve toplumsal aktivitenin gün geçtikçe azalması insanda kişilik değişikliklerine yol açar. Neşeli, dışa vurumcu bir insan zamanla içine kapanık bir duruma gelir. Hasta huysuz, sinirli, arkadaşlarına önem vermeyen agresif bir kişiliğe bürünür. Hastalarda depresyon, anksiyete, nöroz gibi bozukluklarla seyreden ağrılarda çeşitli psikolojik girişimler kullanılarak hastanın bu yönden de desteklenmesi gerekir. Kronik ağrılı hastada en önemli noktalardan bir tanesi hastanın ağrısının gerçek olarak kabul edilmesidir.

    Hastayı dinledikten sonra "sende büyük bir bozukluk yok, ağrının temel nedeni psikolojik" şeklindeki yakıştırma hastanın tedavisine değil, tam tersi tedavi edilememesine yol açmaktadır. Hastadaki psikolojik bozuklukları daha da ön plana geçirmektedir. Hastanın emosyonel ve psikolojik durumunun küçümsenmesi ile ağrının küçümsenmesi aynı anlamdadır. Çünkü ağrı, o insanın yaşamının bir parçası haline gelmiştir ve ilgilenilmesini, düzeltilmesini istemiştir.

    Buna karşın, çeşitli psikiyatrik bozukluklarda da hasta bu bozuklukları nitelendirebilmektedir. Bütün kronik ağrılı hastalar arasında % 10-20 oranında rast ladığımız bu duruma somatizasyon adı verilir. Üzerlerindeki toplumsal baskının çok yüksek olduğu iş adamlarında, üst düzey yöneticilerinde, evde ortamın tekdüzeliğinden sıkılan ev hanımlarında, büyük sınav yükü altında kalan, kurslara giden öğrencilerde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu hasta lar en ufak bir organik patolojik bozuklukları olmamasına rağmen vücutlarının çeşitli bölgelerinde geçmeyen ağrılardan yakınırlar ve hekimden hekime koşar lar.

    Bu hastalarda kullanılan ağrı kesiciler genellikle bir işe yaramadığı gibi, has tanın zaten bir psikolojik, psikiyatrik bir bozukluğa bağlı olan durumunu daha da kötüleştirir. Bu tip hastalarda tanının doğru konması tedavide en önemli ilk adımdır.

    Aksi taktirde hastanın basit bir ağrılı hasta gibi ele alınması durumu hastaya yarar sağlamaz. Ağrılı hastalarda birçok yöntemin yanı sıra bu tip ağrılı durum larda psikolojik faktörler de kullanılmakta ve psikolojik tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır. Bu uygulanan psikolojik yöntemlerin dört ortak özelliği vardır. Birincisi; hastaya, diğer hastaya göre farklı bir kavram ortaya çıkar masıdır. Yani kavramlaştırma yapmasını sağlamaktadır. Ağrının insanın kafasında bir kavram haline getirilmesi sağlanmaktadır. Ağrı karşısında kendisini korumasını sağlamasına yönelik olarak yeni uygulamalar yapılmaktadır. Yeniden kavramlaştırma dönemi hastaya ağrı deneyimi karşısında bir noktada müdahale etmesini sağlama şeklinde ele alınabilir.

    İkincisi, her bir yöntem hastanın umudunu arttıran moral bozukluğuna karşı savaşan ve vücudundaki kaynakları yeniden kullanmaya yönelen bir özellik taşımaktadır.

    Üçüncüsü, hastanın tedavi sürecine aktif olarak, etkin olarak katılımını ve sorumluluk almasını sağlamaktır.
    Dördüncüsü, hastanın varolan kaynakları daha iyi değerlendirmesini ve yeniden yeteneklerine kavuşmasını öğrenmeye yöneliktir. Bunları sağlayabilmek için hastanın çevresel koşullarının değiştirilmesi de önemlidir. Hastanın çevresinde ağrıya neden olan ya da ağrıyı anımsatan davranışlar değer lendirilmeli ve hasta etrafındaki kısıtlamaların kaldırılmasına çalışılmalıdır. Hastaya sağlıklı bir insan gibi davranılmalı ancak, korumalı olarak da hasta değerlendirilmelidir.

    Psikiyatrik bozukluklara bağlı olan hastalarda hastanın mutlaka bir psikiyatrist tarafından görülmesi, bir psikolog tarafından sürekli olarak gözlenmesi şarttır. Ağrılı hastanın değerlendirilmesinde diğer önemli noktalardan birisi kültürel faktörlerdir. Ağrı ve acı çekme kişinin kültüründen bağımsız olarak ortaya çıkar. Yani vücuttaki bir bozukluğun, bir darbenin insanın dini, cinsi, cinsiyeti ve kültürel özellikleri ile elbette ki fazla bir ilişkisi yoktur. Ancak, her olguda olduğu gibi ifade biçimleri kültürel faktörlere bağlıdır. Çünkü, daha önce de tanımlandığı gibi ağrı insanın geçmişteki tüm deneyimleri ile ilgili hoş olmayan bir duygudur. İnsan, duygu ve düşüncelerini ifade ederken bu deney imlerden, bilgi birikimlerinden yararlanır. Kültür denildiği zaman, insanı başka insanlardan ayıran inanç, düşünce, gelenek, görenek, insanlar arası ilişkiler ve davranış biçimlerinin tümü ele alınmalıdır. Bu kavram, insanların ortaklaşa paylaştığı bir karmaşık davranışsal biçimler yumağıdır. Kişinin coğrafi, dinsel ve ırksal özelliklerine bağlı ağrı ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Etnik ve kültürel değişkenler birçok psikolojik ve sosyal değişkenlerle birleşerek kronik ağrıda önemli rol oynamaktadır.

    Ağrı sürdükçe sosyal çevre ve ağrıya bağlı davranışsal değişiklikler ortaya çıkar. Akut ağrı dediğimiz ani başlayan ağrılarda acı çekme hissi refleks olarak belirli hareket biçimleriyle ortaya konur. Ağrı devam edip kronik ağrı haline geldiğinde ise bu davranış değişiklikleri artık birer alışkanlık halindedir. Kronik ağrı çeken insanlar bu davranışları hem şekil yapıları, hem kültürel kapsamları içinde gösterirler. Kimileri hemen ilaca ya da hekime yönelir, kimileri ise daha farklı alternatif tıp olarak isimlendirilen çeşitli tedavi biçimlerinden ya da dini yöntemlerden, medet umar. Ayrıntılı olarak değerlendirildiğinde hastanın hekime ya da diğer yöntemlere başvurmasında çevresel etkenlerin ya da kültürel birikiminin önemli rolü olduğu görülmektedir. Kapalı bir ekonomik çevrede yetişen hastanın ilk atacağı adım imkanları elvermediği için çevresinde ki tıp dışı insanlardan yardım istemek, komşularının deneyimlerinden çare ummaktır.

    Birçok hastanın bu şekilde iyileşmeye çalıştığı bilinmektedir. Bu tip tıp dışı insanların hasta tedavisinde hala etkinlikleri koruduğu herkesçe bilinmektedir. Ağrı ile uğraşanlar kişilerin ağrıyı ifade biçimlerinin etnokültürel miraslara bağlı olduğunu da bildirmektedir. Örneğin; Yahudi ve İtalyanlar ağrıyı daha abartılı bir biçimde ifade ederken, İrlandalı ve Amerikalıların daha kaderci oldukları ortaya konmuştur. Ağrının tümüyle öznel, sübjektif bir olgu olduğu düşünülürse kişinin ekonomik ve toplumsal istemleri sonucunda ortaya çıkan özlemlerinin, imgelerinin, düşünce yapısının ağrı olayında da önemli bir rol taşıması normaldir.

    Sanılanın aksine kadınların ağrıya karşı şikayetlerini erkeklere karşı daha abartısız olarak dile getirdikleri görülmektedir. İster içinde bulunduğu toplum sal konum, isterse kişisel özellikleri nedeniyle kadınlar ancak ağrı çok dayanıl maz olduğunda hekime başvurmaktadır. Özellikle kırsal kesimlerden gelen hastaların ağrı şikayederini dile getirmede kent insanına göre daha kapalı olduğu görülmektedir.

    Kent insanı, özellikle yarı eğitimli kent insanı şikayetlerini daha abartılı bir biçimde dile getirmektedir. Bütün bu özellikler ağrılı hastanın değer lendirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Çünkü sonuçta ağrı, insanın bütünü kapsayan bir duyu olarak karşımıza çıkmaktadır. O yüzden de ağrının değer lendirilmesi artık tıpta yeni bir disiplinin, Algoloji adını verdiğimiz yeni bir tıp disiplininin konusu haline gelmiştir.

    Psikolojik ağrı

    Kronik ağrılı bir hastanın bir süre sonra bedbinliğe, tedirginliğe kapılması, hatta depresyona girmesi beklenen bir olaydır. Burada ağrıya bağlı olarak kişinin psikolojik yapısında değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Hastada psikolojik bozuklukların olduğu birçok ağrı hastalığında fiziksel bir neden vardır ve saptanmıştır.

    Buna karşın %5 civarındaki hastalarda ise hastada fiziksel bir neden saptan madan sadece psikolojik nedenlere bağlı olarak ağrı ortaya çıkar ki buna psikolojik ağrı adı verilir. Diğer bir deyimle psikolojik ağrıda ağrıya neden olacak bir olay yoktur, ancak hasta bunu yine de ağrı olarak isimlendirir. Psikolojik ağrının tanısı ve tedavisi sanıldığından daha zordur ve ayrıntılı bir değerlendirme gerektirir.

    Hasta bir bölgesinde ağrı varmış gibi fiziksel bulgular tanımlar. Ancak muayene edildiğinde fiziksel bir bozukluk olmadığı görülür. Bir çok testler yapılır. Yine bir bulgu saptanamaz. Bu durumda mutlaka hastanın bir psikiyatrist tarafından görülmesi, bir psikolog tarafından değerlendirilmesi gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tıbbi ölçümlerle herhangi bir bozukluk saptanamayan her ağrının psikolojik olmadığıdır. Hekimin deneyimsizliği nedeniyle ağrıya tanı konulamaması durumunda hemen ağrıyı psikolojik olarak nitelemek de son derece yanlıştır. Uzun süreler stres altında kalanlarda başağrıları, bel ağrıları bağırsak sorunları, mide ülserleri gelişir. Böyle ağrılara somatizasyon adı verilir. Bu stres reaksiyonlarına bağlı ağrılar psikojenik ağrı değildir, altında belirgin fiziksel nedenler yatar. Örneğin spastik kolit dediğimiz durumda çok şiddetli karın ağrıları ortaya çıkar.

    Hem tıbbi bulguların hem de psikolog ve psikiyatrist değerlendirmelerinin örtüşmesi ile psikolojik ağrı tanısı konur.

    Psikojenik ağrılı hastalarda ağrının tedavisi ne yazık ki çok zordur. Çünkü hasta önce psikiyatriste veya psikologa gitmek istemez. Ağrısının bir nedeni olduğu na ve bu nedenin tedavisi gerektiğine inanır. Normal ağrı kesicilerin, fizik tedavi ya da benzer yöntemlerin işe yarayacağını sanar. Hekimden hekime koşar. Psikojenik ağrının tedavisi mutlaka bir psikiyatrist tarafından yürütülmelidir
#23.08.2009 17:42 0 0 0
  • New Moon: Picture Of Volturi

    Aro (Michael Sheen), Marcus (Christopher Heyerdahl ), Caius (Jamie Campbell Bower)
    Jane (Dakota Fanning), Alec (Cameron Bright).

    noimage
#23.08.2009 17:29 0 0 0
#23.08.2009 16:57 0 0 0
#23.08.2009 16:55 0 0 0
  • Küba Füze Krizi - Küba Füze Krizi Tarihi

    Ekim Füzeleri Bunalımı, ABD'nin Türkiye'ye, SSCB'nin de Küba'ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlayan, Ekim 1962'de dönemin iki süper gücünü karşı karşıya getiren ve dünyayı nükleer savaş tehditi altında bırakan bunalımdır. Söz konusu bunalım "Küba Füzeleri Bunalımı" veya "Küba'da Ekim Füzeleri Bunalımı" olarak da bilinir.

    Özellikleri

    Ekim Füzeleri bunalımının en önemli özelliği, nükleer silahlara sahip iki süper gücün dünyada ilk kez doğrudan karşı karşıya gelmesidir. Bunalımın bir başka özelliği hem soğuk savaşın doruğunu hem de 1962 sonrasında yavaş yavaş ama kararlı bir tempoda yerleşmeye başlayan "yumuşama" (detente) olgusunun temelini oluşturmasıdır.

    Nedenleri

    Ekim Füzeleri bunalımının temelinde yatan asıl neden Amerikan Hükümetinin Fidel Castro rejimini devirmek istemesidir.

    Castro'nun 1959 yılında ABD'nin kontrolündeki Batista rejimini yıkarak iktidara gelmesi üzerine ABD önce Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) bünyesinde Latin Amerika ülkelerinin ortak harekatıyla Castro rejimini yıkmayı denediyse de OAS üyeleri yalnızca Castro rejimini kötülemekle yetindiler. Daha sonra, ABD'ye kaçan Kübalı mültecilerin Amerikan hükümetinin yardım ve desteği ile Küba'yı işgal etmesini içeren bir plan yürürlüğe konduysa da mültecilerin "Domuzlar Körfezi Çıkartması'nda" başarısızlığa uğraması ABD'nin bu dolaylı müdahale girişimini sonuçsuz bıraktı.

    Bunalımın bir diğer nedeni ise, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) ABD'nin gerek OAS bünyesinde gerekse Domuzlar Körfezi Çıkartması'nda yaşadığı başarısızlıktan yararlanması ve Küba'daki Castro rejimine destek olmaya başlamasıdır. SSCB, ihtiyaç duymamasına karşın Küba'nın şeker ihracatının büyük kısmını satın aldı ve Küba'ya olası bir Amerikan müdahalesine karşı güvence verdi.

    Füzeler

    Amerika'ya ait bir U-2 casus uçağının (bknz. U-2 Olayı) 1 Mayıs 1960'ta düşürülmesiyle ABD-SSCB ilişkileri gerginleşirken Küba-SSCB dostluğu giderek sıkılaşıyordu. Bu sıcak ilişkilerin bir sonucu olarak 1962 sonbaharında Küba'ya Sovyet füzelerinin konuşlandırılmasına başlandı.
    Bir görüşe göre, Küba bunalımının ortaya çıkardığı tehlike gerçek olmaktan çok görünüşteydi. Bu görüşe göre, füzelerin yerleştirilmesi dönemin SSCB lideri Nikita Khrushchev açısından becerikli bir soğuk savaş oyunuydu ve füzeler dönemin ABD Başkanı J. F. Kennedy zorladığı takdirde sökülmek üzere yerleştirilmişti. Ancak, sökme bedeli olarak Khrushchev bazı ödünler beklemekteydi: Küba'nın işgal edilmeyeceğine dair güvence SSCB toprakları yakınına yerleştirilmiş füzelerin sökülmesi.
    Füzelerin yerleştirilme amacı ne olursa olsun Küba ile SSCB arasında gelişen bu ilişkiler ABD'yi bir müdahaleye doğru itmeye başladı. ABD Başkanı Kennedy 1962 yılı Ekim ayının hemen başında verdiği bir demeçte şu olasıklıkların gerçekleşmesi halinde Küba'ya müdahale edeceğini açıkladı: Küba'daki Amerikan Guantanamo Üssü, Panama Kanalı, öteki Latin Amerika ülkeleri veya kıtadaki Amerikalıların hayatları tehlikeye girerse; Cape Canaveral İstasyonu'na müdahale edilirse; SSCB' Küba'da saldırgan üsler kurarsa.

    Bunalım

    ABD'de seçim mücadelesinin hızlandığı bir dönemde 16 Ekim 1962 günü dönemin ABD Savunma Bakanı Robert McNamara Küba'da füze üslerini belirleyen hava fotoğraflarını Başkan Kennedy'e gösterdi. Fotoğraflardan edinilen bilgiye göre, Sovyet füzeleri yerleştirilmeye başlanmıştı ama ateşlemeye hazır hale gelmeleri için bazı parçaların Küba'ya gelmesi gerekiyordu.
    Kennedy teknik danışmanlarıyla uzun süren toplantılar yaptıktan sonra Küba'nın denizden abluka altına alınmasına karar verdi. ABD, abluka kararı konusunda Birleşmiş Milletler'e, OAS'a ve NATO'ya danışmadı ve sadece bu örgütleri kararından haberdar etmekle yetindi.

    22 Ekim 1962 tarihinde abluka uygulanmaya başladı. Bu sırada, Atlantik Okyanusu'nda seyreden Sovyet gemileri Küba'ya yaklaşmaktaydı. Bu gemiler ablukaya uymadıkları takdirde batırılacaklardı. Khrushchev ilk tepki olarak saldırı değil savunma silahı taşıdığını söylediği gemilerin durması için emir vermeyeceğini açıkladı. Bu durum gerilimi daha da tırmandırdı.

    Khrushchev, 27 Ekim 1962'de Kennedy'e gönderdiği mektupta, ABD'nin Türkiye'deki benzer füzeleri sökmesi halinde (ABD 1959 yılında Türkiye ile anlaşmış, 1961 yılında Türkiye'ye Jüpiter füzeleri yerleştirmişti, füze durumları Türk halkına 40 yıl sonra açıklandı veya belgelendirildi.) SSCB'nin de Küba'dakileri sökeceğini, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstereceğini, içişlerine karışmayacağını ve işgal etmeyeceğini belirtmiş ve Küba'daki füzelerin sökülmesinin karşılığı olarak ABD'nin de aynı güvenceleri Küba açısından vermesi gerektiğini eklemiştir.

    Başkan Kenedy ise aynı tarihli cevabi mektubunda, Kübadaki füzeler söküldüğü taktirde Küba'ya karşı uygulanan ablukaya son verileceğini ve Küba'yı işgal etmeyeceği güvencesini verebileceğini kaydetmiş ancak Türkiye'deki füzelerin sökülmesi konusunda kesin bir güvence vermekten kaçınarak "Dünyadaki gerginliklerin yumuşaması, mektubunuzda belirttiğiniz öteki silahlarla ilgili olarak daha geniş bir düzenlemeye gidebilmemize olanak sağlayabilir" demiştir.
    ABD Başkanı Kennedy kısa vadeli tedbirlerle uzun süreli tedbirleri birbirinden ayırmaktaydı. Kennedy için önemli olan ABD'ye yönelik tehditin ortadan kaldırılmasıydı. Jüpiterler ise daha sonra ele alınacak bir düzenleme içinde düşünülebilirdi.

    ABD'ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı. Bir yanda birdenbire Küba'ya yerleştirilen füzeler öte yanda çok önce yerleştirilmiş bulunan ve yerleştirildikleri anda SSCB'nin tepkisiyle karşılaşmadığı için üstü kapalı olarak kabul edilmiş füzeler bulunuyordu.

    Khrushchev 28 Ekim 1962'da Kennedy'e ikinci bir mektup yazmıştır. Bu mektupta Türkiye'deki Jüpiter füzelerinden hiç bahsedilmemiş ve Kennedy'nin önerilerine sıcak bakıldığı vurgulanmıştır. Kennedy, aynı gün Khrushchev'e bir mektup göndermiş ve sağduyulu kararından dolayı kendisini tebrik etmiştir.[Amerika'da büyükelçiler nezdinde yapılan son görüşmede Sovyet elçi Küba'daki füzelerin kaldırmasının ancak Türkiye'deki füzelerin kaldırılmasına bağlıyacak Amerikan elçi yedekte tuttuğu kozu kullanıp "zaten Türkiye'ye koyduğumuz füzeler eskimişti 6 ay içerisinde kaldıracaktık" demiştir(Amerikan elçi Kenndy'nin kardeşi bakandır ve ayrıca sovyet elçi ile görüşmeden önce Türkiye'deki füze kozunu en son seçim olarak kullanmasını kararlaştırmışlardır.Füzelerin Sovyetlerin aynı dönemde kaldırılmamasının sebebi ise gelişen olaylar karşısında medyada sıkıntı çeken Kenndy'nin Türkiyede'ki füzelerin kaldırılmasının altında kalabilecek olmasıdır.Amerikan elçi bu gizli maddenin sadece sovyet kurmaylar tarafından bılınecegı Türkiye'deki füzelerin kaldırılmasının kamuoyu tarafından bilinmesinin anlaşmayı bozacağı ve askeri müdahalenin kaçınılmaz olacağını söylemiştir.Kim bilir belki de Khrushchev sadece ülkesinin böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalmaması için başkanlık koltuğundan indirilirken bu gizli maddeyi açıklamamıştır ama Sovyetler kendini tehdit eden yakınındaki nükleer füzelerden kurtulmuştur.]-->(Yakın Tehlike Thirteen Days filiminden)

    28 Ekim 1962 tarihli mektuplar ve ABD'nin Küba'ya uygulanan ablukayı kaldırmasıyla bunalım atlatılmış oldu.

    Khrushchev'in füzeleri sökme kararı NATO'da da rahatlama yaşanmasına neden oldu. Çünkü, 28 Ekim 1962 tarihli NATO Konseyi toplantısında ABD Küba'yı işgal hareketine girişirse Türkiye'nin Sovyet işgaline uğrayabileceği ve NATO'nun savaşa sürüklenebileceğine değinilmişti. NATO Konseyi'ndeki bazı delegeler ABD'den Küba'yı işgal etmeme garantisi istemiş, ABD delegesi ise bu güvenceyi vermekten kaçınmıştı.

    Sonuçları


    Ekim Füzeleri bunalımı, biraz da çelişkili olarak, soğuk savaşın doruk noktasına vardığı bir dönemde "yumuşama" ve "görüşme" havası yaratmıştır. Nükleer savaşın eşiğine gelindiğini anlayan taraflar, bu bunalımdan sonra daha temkinli olacaklardır. (Örneğin ABD Türkiye'deki Jüpiter füzelerini tek taraflı bir kararla sökmeye başlamıştır.)
    NATO üyeleri, daha doğrusu NATO'nun Avrupa kanadı, böyle büyük bir bunalımda (kendilerini de tehikeye atan bir durum olsa dahi) görüşlerinin alınmayacağını, ABD'nin tek başına hareket edeceğini anlamışlardır. SSCB'de Khrushchev serüvencilik suçlamasıyla iktidardan düşürüldü.
    Ekim Füzeleri bunalımı, o dönemki iki kutuplu dünya düzeninde, blokları oluşturan devler arasındaki ilişkileri de etkiledi. Doğu Bloku içinde Çin-Sovyet anlaşmazlığı açığa çıktı. Pekin, Moskova'yı "devrimci davaya ihanetle" suçladı. Moskova Pekin'i serüvencilikle itham etti. Batı Bloku'nda Fransa iki süper devlet arasında denge kuracak bir "Batı Avrupa Koalisyonu" girişimi başlattı ve ABD ile ilişkilerini gevşetme yönünde önemli adımlar atarak kendi nükleer programnı başlatttı.
    ABD ve SSCB Ekim Füzeleri bunalımından sora nükleer silahların yayılmasını önlemek için Moskova'da 5 Temmuz 1963'te "Nükleer Silah Denemelerinin Kısmi Yasaklanması Anlaşması"nı imzaladılar. (Bu anlaşma atmosferde, uzayda ve denizaltında nükleer denemeleri yasaklıyor ancak toprak altındaki nükleer denemelere izin veriyordu.)
    Ekim Füzeleri bunalımı, bölgesel bir çatışmada geleneksel (klasik) silahların önemini artırmıştır. Herhangi bir bunalım sırasında Washington ve Moskova arasında doğrudan bir haberleşme hattının kurulması gerekliliği ortaya çıkmıştır. İki başkent arasında anında haberleşmeyi sağlayacak telefon hattı (hotline) kurulmuştur.
    Türkiye iki süper güç arasında sıkıştığını farketmiş ve coğrafi konumu ile ABD`ye olan yakınlığının kendisi açısından olumsuz sonuçları olabileceğini görmüştür.
#23.08.2009 16:50 0 0 0
  • Küba Bağımsızlık Savaşı - Küba Bağımsızlık Savaşı Tarihi

    1895-1898 yılları arasında yapılmış fakat başarısız kalmış anti-emperyalist bağımsızlık savaşı.
    İspanya'nın Küba kolonisine vaat ettiği siyasi ve ekonomik reformları yerine getirme konusundaki başarısızlığı, On Yıl Savaşı'ndan sonra daha da artan bir huzursuzluğa neden oldu. Küba'nın bağımsızlığı için başlatılan yeni faaliyetler, New York'da bulunan Küba Devrimci PartisiJose Julian Marti'nin ve aralarında Antonio Maceo, Maxiomo Gomez y Baez, Calixto Garcia İniguez gibi diğer asi liderlerinin de bulunduğu birçok kişinin Küba'ya dönmelerini sağladı. Doğu Küba'da bir cumhuriyet kurdular ve İspanyollara karşı bir gerilla savaşı başlattılar. Bire bir savaştan kaçınan asiler, savaşı batıya kaydırdılar ve İspanyol Kuvvetleri, 1896'da , daha önce Kübalılarla savaşan General Weyler komutasına verildiğinde, başarılar elde edip, Havana'ya yaklaştılar. Havana'da konuşlanan general, Küba halkına karşı bir katliam başlattı ve binlerce kişinin ölümüne neden oldu. tarafından dile getiriliyordu. Bu faaliyetler, sürgüne gönderilen Kübalı yazar

    1896'nın sonuna kadar İspanyollar asileri uzak tutmayı başarmışlardı. ABD gibi ülkeler, Kübalıları barbar gerillalar olarak lanse ederek insanları kışkırtıyorlardı. Bu kışkırtmalara Küba'da ABD Maine Savaş Gemisi'nin batırılmasına neden olacak bir ABD nefretine neden olmuştu.

    Batan gemi, İspanya ile ABD'nin de arasını açmış ve İspanya-Amerikan savaşını başlatmıştır.
#23.08.2009 16:01 0 0 0
  • Uluslararası Hrant Dink Vakfı Kısa Film Projesi - Gelin Vicdanımızla Bakalım

    "Sağduyunun, vicdanın sesi suskunluğa mahkûm edildi. Şimdi o vicdan çıkış yolu arıyor."
    Hrant Dink

    noimage

    Bu çağrı hepimize. Eli herhangi bir kamera tutabilen herkese.

    Gelin, kameralarımızı elimize alıp dünyaya bakalım. Dünyaya vicdanımızla bakalım.

    Gelin, vicdanımıza görünenleri birbirimizle paylaşalım.

    Mesela... Yol kenarında yalnız bir kadın olmak, sokaklarımızda bir engelli olmak.

    Mesela... Kendi ülkesinde 'sürgün' olmak, ana babanın dayağa kalkan elini izleyen küçük bir çocuk olmak, okullarımızda başörtülü olmak, HIV pozitif olmak, dayağa mahkûm olduğu evinde hapis bir kadın olmak, cinsiyet ve cinselliği kapalı kutulara hapseden bir dünyada transseksüel ya da eşcinsel olmak, 'duyulur' endişesiyle anadilinde konuşmaktan korkmak.

    Mesela... Savaşmaya, eline silah almaya, öldürmeye mecbur kılınmak, koca şehirlerde zenginliğin orta yerinde açlık sınırında yaşamak. Hatta mesela... Bir sokak köpeği olmak... Dünyanın herhangi bir yerinde 'öteki' olmak.

    Belki de mesela başkaları için önemsiz, sıradan bir ayrıntı olan ama tam da bizim vicdan gözümüze takılan o benzersiz şeyi bulmak.

    Elbette vicdan sadece gözlerden ibaret değil. İyi ki de değil. Vicdanın bir de elleri var. Vicdan, kötülüğü sadece görmekle yetinmez, ona karşı harekete geçer. Vicdan, zulmü sadece kaydetmekle yetinmez, ona son vermek için mücadele eder. Vicdan, sadece mağduriyeti kayda geçmekle kalmaz, bizzat mağdur için, mağdurla dayanışma içinde bir şeyler yapmanın da derdinde olur.

    Ve son olarak, vicdan tamamen özgürdür. En doğrusunu yine kendi bilir. Dolayısıyla yukarıda verdiğimiz tüm örneklemeler, sadece projeye katılmanız için ilham ve teşvik amaçlıdır; yollayacağınız işlerin çerçevesini tanımlama ve sizi sınırlama amacını asla gütmez.

    Öyleyse gelin, dünyaya şöyle bir vicdanımızla bakalım. Ve en fazla 5 dakika uzunluğunda bir kısa film çekelim.

    İhtiyacımız olan tek şey, bir çift göz, bir kamera ve gönül gözü vicdanımız.

    Gelin, vicdanımızla bakalım. Ortak bir vicdan için vicdanlarımızı görünür kılalım.

    "Gerçekliği kabul edip etmemek esasen herkesin kendi vicdan sorunudur, bu vicdan da temelini bizatihi insanlık denilen ortaklığımızdan, „insan‟ kimliğimizden alır."
    Hrant Dink
#23.08.2009 15:47 0 0 0
  • Isparta Sinema Salonları

    Buradan Isparta'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Kahramanmaraş Sinema Salonları

    Buradan Kahramanmaraş'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Karabük Sinema Salonları

    On El
    Bayır Mah. Menderes Cad No:60 Merkez
    Telefon: 3704245894



    Karaman Sinema Salonları

    Makro
    Hacı Celal Mah. 100.yıl Cad. No:36 Kombasan
    Telefon: 3382136131



    Kars Sinema Salonları

    Şehir
    Merkez
    Telefon: 4742124836



    Kastamonu Sinema Salonları

    Buradan Kastamonu'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Kayseri Sinema Salonları

    Buradan Kayseri'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Kırıkkale Sinema Salonları

    Buradan Kırıkkale'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Kırklareli Sinema Salonları

    Buradan Kırklareli'ndeki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Kırşehir Sinema Salonları

    Klas
    Sahir Kurutlu Cad. No: 27 Merkez
    Telefon: 3862131344



    Kocaeli Sinema Salonları

    Buradan Kocaeli'ndeki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Konya Sinema Salonları

    Buradan Konya'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Kütahya Sinema Salonları


    Buradan Kütahya'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Malatya Sinema Salonları

    Yeşil
    Mücelli Cad. Vilayet Yanı Yeşil İş Merkezi No:5 Merkez
    Telefon: 4223211222



    Manisa Sinema Salonları

    Buradan Manisa'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Mardin Sinema Salonları

    Cine Onur
    Sobacılar Çarşısı, Giyimciler Pasajı, Zemin Kat Kızıltepe
    Telefon: 4823127756



    Mersin Sinema Salonları

    Buradan Mersin'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Muğla Sinema Salonları

    Buradan Muğla'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Nevşehir Sinema Salonları


    Buradan Nevşehir'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Niğde Sinema Salonları

    Buradan Niğde'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Ordu Sinema Salonları

    Buradan Ordu'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Rize Sinema Salonları

    Buradan Rize'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Sakarya Sinema Salonları

    Buradan Sakarya'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Samsun Sinema Salonları

    Buradan Samsun'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Sinop Sinema Salonları

    Deniz
    Derinboğaz Çıkmazı No: 7 Merkez
    Telefon: 3682610643



    Sivas Sinema Salonları

    Buradan Sivas'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Şanlıurfa Sinema Salonları

    Buradan Şanlıurfa'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Tekirdağ Sinema Salonları

    Buradan Tekirdağ'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Tokat Sinema Salonları

    Buradan Tokat'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Trabzon Sinema Salonları

    Buradan Trabzon'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Buradan Tunceli Sinema Salonları

    Tunceli Belediyesi
    Merkez
    Telefon: 4282122765



    Uşak Sinema Salonları

    Buradan Uşak'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Van Sinema Salonları

    Buradan Van'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Yalova Sinema Salonları

    Buradan Yalova'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Yozgat Sinema Salonları

    Buradan Yozgat'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Zonguldak Sinema Salonları

    Buradan Zonguldak'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..
#23.08.2009 15:45 0 0 0
  • Sinema Salonları - Türkiye Sinema Salonları - Sinema Salonları Listesi - Türkiyedeki Sinema Salonları - Sinema Salonları Hakkında - Sinema Salonları Adresleri - Sinema Salonları Telefonları

    İstanbul Avrupa Sinema Salonları

    Buradan İstanbul Avrupa Yakasındaki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..


    İstanbul Anadolu Sinema Salonları

    Buradan İstanbul Anadolu Yakasındaki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Ankara Sinema Salonları

    Buradan Ankara'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    İzmir Sinema Salonları

    Buradan İzmir'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Adana Sinema Salonları

    Buradan Adana'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Adıyaman Sinema Salonları

    Aile Kültür Merkezi
    Telefon: 4162149911

    Kültür Sineması
    Mehmet Akif Mah. Merkez
    Telefon: 4162149911


    Afyonkarahisar Sinema Salonları

    Buradan Afyon'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Aksaray Sinema Salonları

    Buradan Aksaray'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Amasya Sinema Salonları

    AR / Merkez
    Telefon: 3582181181

    Özdilek Kültür Sineması
    Cemil Cedit Mah. Atatürk Cad. Belediye Kültür Sitesi Kat:2 Merzifon
    Telefon: 3585131444


    Antalya Sinema Salonları

    Buradan Antalya'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..


    Artvin Sinema Salonları

    Arhavi Çarmıklı
    Çarmıklı Eğitim Kültür Merkezi. Belediye Altı Arhavi
    Telefon: 4663124105

    Vizyon Sineması
    Çarşı Mah. Merkez
    Telefon: 4662125444



    Aydın Sinema Salonları

    Buradan Aydın'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Balıkesir Sinema Salonları

    Buradan Balıkesir'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Bartın Sinema Salonları

    Dervişoğlu
    İskele Cad. No:11 Yukarı Çarşı
    Telefon: 3782276090



    Batman Sinema Salonları

    Buradan Batman'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Bilecik Sinema Salonları

    4 Eylül Kültür Merkezi
    Kasımpaşa Mah. Stad Cad. No:18 Merkez
    Telefon: 2283141388

    6 Eylül Kültür Merkezi
    Gaziosmanpaşa Mah. Merkez
    Telefon: 2282130131



    Bingöl Sinema Salonları

    Elit
    İnönü Mah. Merkez
    Telefon: 4262136579



    Bitlis Sinema Salonları

    Cinemed
    Yaşam Alışveriş Merkezi Tatvan Tatvan
    Telefon: 4348277380



    Bolu Sinema Salonları

    Buradan Bolu'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Burdur Sinema Salonları

    Buradan Burdur'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Bursa Sinema Salonları

    Buradan Bursa'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Çanakkale Sinema Salonları

    Buradan Çanakkale'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Çankırı Sinema Salonları

    Çankırı Kültür Merkezi
    Merkez
    Telefon: 3762135965


    Çorum Sinema Salonları

    Buradan Çorum'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Denizli Sinema Salonları

    Buradan Denizli'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Diyarbakır Sinema Salonları

    Buradan Diyarbakır'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Düzce Sinema Salonları

    As Sineması
    KKültür Mah.Spor Sok.No:2 Kültür Sitesi
    Telefon: 3805244340



    Edirne Sinema Salonları

    Buradan Edirne'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Elazığ Sinema Salonları

    Saray
    Üniversite Mah. Şehit Korgeneral Hulusi Sayın Cad. No: 18 Merkez
    Telefon: 4242477755



    Erzincan Sinema Salonları

    Buradan Erzincan'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Erzurum Sinema Salonları

    Buradan Erzurum'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Eskişehir Sinema Salonları

    Buradan Eskişehir'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Gaziantep Sinema Salonları

    Buradan Gaziantep'deki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Giresun Sinema Salonları

    Buradan Giresun'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..



    Gümüşhane Sinema Salonları

    Esin Sineması
    Merkez
    Telefon: 4562136665



    Hakkari Sinema Salonları

    Hakkari Valiliği
    Bulak Mah, 30000 Merkez Merkez
    Telefon: 4382114036

    Vizyon Sinema Cafe
    Yüksekova
    Telefon: 5425412829



    Hatay Sinema Salonları

    Buradan Hatay'daki Sinema Salonları Telefon Ve Adreslerine Ulaşabilir..

    Sinema Salonlarında Hangi Filmlerin Gösterimde Olduğunu Görebilirsiniz..
#23.08.2009 15:44 0 0 0