MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Saksı Süsleri - Saksı Süsleri Yapımı - Saksı Süsü Nasıl Yapılır - Polimer Kil, Polimer Kil Teknikleri

    noimage

    noimage

    El merdanesiyle açtığım 1cm kalınlığında kilin üzerine çiçek kalıbı çizdim.

    noimage

    Maket bıçağıyla figürü kestim. Kenarlarına parmak uçlarımla hafif şekil verdim.

    noimage

    Ucuna takacağım tahta olarak ben çin çubuklarını kullandım ama başka malzemeler kullanılabilir. Tahtanın ucuna, çiçeğin gövdesini tutup destekleyecek kadar kil sardım. Çiçek gövdesiyle bu destek kil parçasını birbirlerini tamamen kavrayıncaya kadar elimle şekillendirdim.

    noimage

    Son olarak üreticinin tavsiye ettiği ısıda fırınladım. İsterseniz parlak görünmesi için cilayabilirsiniz.
#11.08.2009 17:16 0 0 0
#11.08.2009 16:58 0 0 0
#11.08.2009 16:56 0 0 0
  • Kimsenin Duymadığı Şarkı - Selçuk Bekar

    Doğru değil Doğru değil unuttuğum
    Dilim dönmüyor, O kadar güzel söyleyemiyorum,
    Ama doğru değil işte...

    Kimse duymamıştır böyle bir şarkı
    Radyosunu daha ilk açtığında
    Benden başka:
    Canın çıksın ulan dünyâ Daha kemik ve etteyim
    Hani sana kanmıştım yâ, O kepâze hâletteyim

    noimage

    Biliyorum
    Neden bilmeyeyim;
    Bir esmer için o şarkı
    Ne var ki;
    Ya derdinde bir dişinin Peşinde at yarışının
    Varın artık siz düşünün; Nasıl bir cehâletteyim

    Tek câhil
    Tek kepâze benim aslında
    Bu şarkıyı yazan var yâ
    Besbelli, O da benim farkımda:
    Bu, savaştan besleniyor Bunlar köşke yaslanıyor
    Bu tende can paslanıyor Ben, aşka ihânetteyim

    Sabah akşam eğlencede Ya düğünde, sünnetteyim
    Bunun adı cennet değil, Cinnetteyim... Cinnetteyim...



    Selçuk Bekar
#11.08.2009 16:52 0 0 0
  • Benim Gönlüm Yaralıdır - Selçuk Bekar

    Benim gönlüm yâr yüzünden Yaralıdır berelidir.
    Ayaklarım yeryüzünde, Kafam, bilmem, nerelidir.

    Yıldızlar mehtâbı vurur Pınarlarda sular kurur
    Pusu bir av bekler durur Sular durur, yer kudurur

    noimage

    Eşiksiz bir kapı tıklar Hayâli böler kırıklar
    Koyun kırkar -kırkar kırkar- Beynimi ebced tırtıklar

    Varlık yokluk ateş ve köz; Yedi deve, yetmiş öküz!
    Sabâhı olmayan öksüz, Kadar güneşsiz, göksüzüz!

    Gözler mevcuda bakarlar Gördükleri kadar darlar
    Yağmurda su, karda karlar İnandığımız kadarlar

    Benim gönlüm yâr yüzünden Yaralıdır berelidir
    Ayaklarım yeryüzünde, Kafam, bilmem, nerelidir.



    Selçuk Bekar
#11.08.2009 16:50 0 0 0
  • Faruk Ekin Ya Hayy 2009 - Faruk Ekin Ya Hayy - Faruk Ekin - Ya Hayy - Faruk Ekin 2009 - Ya Hayy Yeni Albüm

    Mübarek üç aylara girerken müzik dünyası farklı bir albüme 'merhaba' diyor. Semavi müziğe gönül vermiş bir müzisyen "Faruk Ekin", ilahileri 21.yüzyıl müzik anlayışı ile yeniden yorumluyor.

    noimage

    İçindeki hem yeni ilahilerin hem de Yunus Emre'den deyişlerin yer aldığı albüm, babaanneler ile torunların aynı müziği dinlemelerini hedefliyor. Dünyaca ünlü müzisyenlerin olduğu kadar genç neslin de son yıllarda ilgisini çeken tasavvuf müziği bu albümle kuşakları buluşturacak.

    1971 doğumlu "Faruk Ekin", ortaöğrenim döneminde öğrenci olarak başladığı Kur'an kurslarında 15 yaşında hocalık yapacak deneyime ulaştı. Lise eğitimi boyunca bu kurslardaki çalışmalarına devam eden "Faruk Ekin", üniversite eğitimini M. Ü. İlahiyat Fakültesi'nde tamamladı. "Faruk Ekin", müzikseverlerle 8 yıl boyunca "Grup Kardelen" ile yaptığı profesyonel çalışmalar ile buluştu. Grup, bir döneme damgasını vurdu. "Faruk Ekin", şimdi mistik müziği evlerimize ulaştırmak için yeni bir kapı açıyor.

    Albümün müzik direktörlüğünü Metin Aklanlı yaptı. Müzik dünyasına 1966 yılında 'Metin Alkanlı Orkestrası' ile giren sanatçı, Samime Sanay, Ahmet Özhan, Ümit Besen, Cengiz Kurdoğlu, Metin Milli gibi isimlerle çalıştı.

    "Faruk Ekin"in albümünde 13 değişik otantik ve modern enstrüman canlı olarak kaydedildi. Yorumlanan ilahilerin günümüz müzik anlayışına yakın olabilmesi ve genç kuşakları da kucaklayabilmesi için diğer ünlü müzisyenler de bu çalışmaya destek verdiler. Yepyeni bir anlayışla güncel, modern bir sound yakalandı. "Ya Hayy" belleklerdeki klasik ilahi anlayışında devrim yaratacak.

    Albüm, 21.yüzyıla yaraşır tüm teknolojik imkanlarla, modern bir ekip anlayışı ile hazırlandı. Grafik tasarımda Sanart, imaj çalışmasında Serra D'autry, fotoğraflarda ise Nihat Odabaşı imzası var. Albümün ilk klibi Münir Karataş yönetmenliğinde "Gururlanma İnsanoğlu" adlı anonim parçaya çekildi. "Ya Hayy" modern hayatın içinde yer alan ve ibadetlerini herhangi bir başka amaç için değil, Allah rızası için gerçekleştirmeye çalışan tüm inananların müzik arşivlerinde yer alması gereken bir yapım.

    Albüm İçerik

    https://www.main-board.com/album-kapaklari/256558-faruk-ekin-ya-hayy-2009-a.html
#11.08.2009 16:45 0 0 0
  • Faruk Ekin Ya Hayy 2009 - Faruk Ekin Ya Hayy - Faruk Ekin - Ya Hayy - Faruk Ekin 2009 - Ya Hayy Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: Faruk Ekin

    ALBÜM ADI: Ya Hayy

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Hidayete Ermişiz
    02- Avare
    03- A.ş.k. (Deniz Kadarsın)
    04- Demedim Mi
    05- Erler Demine
    06- Gururlanma İnsanoğlu
    07- Arayı Arayı
    08- İleyke Ya Rab
    09- Yan Yüreğim Yan
    10- Canım Kurban Olsun


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#11.08.2009 16:45 0 0 0
  • Trafik Hunisinden Abajur - Trafik Hunisinden Abajur Nasıl Yapılır - Abajur Nasıl Yapılır

    Sizde Abajur Yapmak İstiyorsanız Buradan

    noimage
#11.08.2009 16:11 0 0 0
  • Omar Faruk Tekbilek Ra Re Elements 2009 - Omar Faruk Tekbilek Ra Re Elements - Omar Faruk Tekbilek - Ra Re Elements - Omar Faruk Tekbilek 2009 - Ra Re Elements Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: Omar Faruk Tekbilek

    ALBÜM ADI: Ra Re Elements

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Yalel (Tommie Senshines's Brooklyn Fire Re-Touch)
    02- Shashkin (The Unity Of Diversity Remix By Cheb i Sabbah)
    03- Selemet (Junior Sanchez Remix)
    04- Aksak (Amon Tobin Remix)
    05- Omar's Chocco (Kodomo Remix)
    06- Hasret (Flosstradamus Remix)
    07- Laz (Jordan Lieb Remix)
    08- Whieling (Nickodemus and Zeb Remix)
    09- Toros (Albert Castillo Remix)
    10- Sufi (Joe Claussell's Mystical Version)


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#11.08.2009 16:09 0 0 0
#11.08.2009 16:06 0 0 0
  • Anatolian Lounge Anatolian Lounge 2009 - Anatolian Lounge Anatolian Lounge - Anatolian Lounge Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: Anatolian Lounge

    ALBÜM ADI: Anatolian Lounge

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Talar
    02- Dream
    03- Nostalgia
    04- Arabian Fusion
    05- First Beginings
    06- Ninety - Six
    07- Spirit Of Spring
    08- nazeli
    09- Amalur
    10- Chinares
    11- Stony Lands
    12- Gefires (Bridges)
    13- Omal (Karadeniz)


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#11.08.2009 16:05 0 0 0
#11.08.2009 16:01 0 0 0
#11.08.2009 16:00 0 0 0
  • Paslı Med Cezirdi Daphne - Uğur Demiröz

    Sabahın erken vakitleri idi.Uyku tutmamıştı; sabahlığını giyinip perdeleri ve balkon kapısını açıp evi havalandırmak istedi.Fakat içinde dünün sıkıntısı var idi.

    Selin açılabileceğini düşünüp balkona çıktı evine yakın olan denizden gelen dalga seslerine kulak verdi.Deniz ahenkle kayalıkları dövmekte sesi heyecanına heyecan katmakta idi.Dayanamayıp odasına girdi tekrar.

    Hep dün karşılaştığı adam`ı düşünmüştü.Uzun olmayan ama içine uzun bir düşünceler bırakmış olan o esrarengiz sıcak düşüncelere sahip adamı..İsmini bile soramamıştı o ahenkli konuşmasının arasında; belki bugün yine görmeli miydi kendisini acaba? Bu düşüncelerden sıyrılıp mutfağa geçti çay suyunu ocağa koydu.Tezgahın üzerinden bir tane çubuk kraker alıp çalışma masasına oturdu.

    Masası çok intizamlı idi.Hayatın her alanına karşı bir titizliği ve düzeni vardı.Hayatını hiç yanından ayırmadığı günlüğü ile programlardı.Ara sıra günlüğüne takılır eskileri gözden geçirir hatalarını ve doğrularına bakıp hayatına yön vermeye çalışır ama buna rağmen yine de sarpa saran bazı olaylara çözüm üretemezdi..

    Masasının sol köşesinde laptop bilgisayarı ortada karalama defteri sağ tarafta ise kalemleri bulunurdu.Genellikle kara kalem kullanırdı; kara kalemin yazılarına anlam kattığına inanırdı.Kalem traşı ile kalemlerini açar kalemliğine yerleştirirdi.

    Masasının ön tarafında elini uzattığında alabileceği kitapların olduğu bir buçuk metre eninde bir metre yüksekliğinde kenarları oymalı kahverengi şirin bir kitaplığı vardı.Kitaplığında imla klavuzu, sözlük muhakkak erişilmesi gerekenler arasında idi.

    Yazı yazmaya günlüğü ile alışmış sonraları küçük hikayeler ve şiirler karalamaya başlamıştı.Edebiyatı çok seviyor mümkün oldukça romanlardan ve şiir kitaplarından uzak kalmamaya çalışıyordu.İçindeki duyguları fırsat buldukça kağıda aktarmakta idi dolaylı bir anlatımla ve bu onu rahatlatmaktaydı.

    Şiirlerin büyülü atmosferi onu hep çekmişti, şiir okunan her yer sıkıntılarını dağıtan rehabilitasyon merkezi oluyordu Selin için.Masasının başucunda büyük harflerle ``Şiirler hiç bitmesin`` yazılı bir çerçeve var idi..

    Karalama defterini açıp kalemi eline aldı bir şeyler yazmak istedi yok aklına bir şey gelmiyordu.Bir an onu düşündü; kalemi tekrar eline aldı..

    Sen kimsin bilemediğim
    Bilemeyeceğim
    Neden bu özlemim sana
    Seni daha tanımıyorum bile
    Karanlık dünyama nereden düştün
    Ben mi istedim gelmeni
    Çık git aklımdan istemiyorum seni

    Kalemi fırlatıp attı hışımla ve kalktı masadan mutfağa gidip çayı demledi.
    Selin yine balkona çıktı dışarıda sabahın hafif bir rüzgar esintisi vardı.

    Simsiyah saçları rüzgarla uçuşuyordu.Gözleri kahverengi kadife gibi yumuşak idi onu gören bakışlarının içe işleyen sevimliliğini hissederdi.Esmer tenli idi ve yanağında küçük bir gamzesi yüzüne albeni katıyordu.Fazla kalın olmayan dudakları özenle alınmış keman gibi kaşları var idi.Orta boylu idi yemek ile pek arası olmadığı için pek kilolu sayılmazdı.Üzerine bej rengi penye bir eşofman ve turkuaz rengi bir sabahlık giyinmişti.

    Kafasından atabilmek için onu bir daha görmemesi gerektiğini düşünüyor idi.

    Dün okuldan çıkmıştı; öğretmen arkadaşı Sedef ile birlikte yolda giderken, Sedef eski bir öğretmen arkadaşını görmüş o arkadaşı da onları eski günleri yad etmek için kahve içmeye davet etmişti.Selin bana müsaade siz gidin demişse de sedef ısrar etmiş ne olur fazla durmayız kalkarız demişti fısıltı ile.Selin istemeye istemeye gitmeye karar vermişti.Hep başına ne geliyorsa bu iyi niyetli olmasından geliyor idi.Hayır dediği zaman sanki alınıp kırılırlar diye düşünürdü hep..şimdi de öyle bir durumdu ne yapacaktı elin adamının yanında öyle kös kös oturup kahvesini içecekti.

    Kafeye girip bir masaya oturmuşlar garsona siparişlerini vermişlerdi.Vakit geçmesi için çikolatalı pasta ve bir kahve istemişti.Onlar sedef ile konuşurken Selin ise oflayıp pufluyordu.Siparişler gelmiş Selin pastasını eşeleye eşeleye yemek gayretine girmişti isteksizce.

    Bir ara konuşmada şiir den bahsedildiğini duyunca kulak kesildi.Sedef'in erkek arkadaşı kendi yazdığı bir aşk şiirini okumaya başlamıştı o kadar duygu dolu bir şiirdi ki ve öyle güzel okuyordu ki adamı süzmeye başlamıştı göz ucu ile..Kırk yaşlarında olgun görünümlü hafif kirli sakallı biraz göbekli idi.Simsiyah bir takım elbise, siyah çizgili beyaz bir gömlek ve beyaz kravat takmıştı.

    Yumuşak bir ses tonu ile şiir'e hayat veriyordu.Bir şeyler soracak olmuş ama boş ver diye geçirmişti içinden..

    Şiir anlamsız dünyayı yeşerten bir zincir halkası idi , adama göre insanı hayata bağlayan en önemli olgu şiirdi.Yaşam bir o kadar anlamsız ve bir o kadar yaşanılması zor bir mevki idi ki bu engeli insan ruha aktaracağı şiirlerle aşabilirdi.Şiir aşk'tı, nefret'ti, özlem'di..Şiirlerin bittiği yerde yaşamda biterdi..

    Neden özlemler, başkaldırılar, aşklar şiirler ile anlatılırdı.Şiir yüze vurulan bir tokatta olabiliyordu bazen; bazen de kalbe atılan bir o kadar zehirli bir o kadar sevgi tomurcuklarının atıldığı yıldırım gibi bir ok..

    Kalpler şiir okuyan o dudaklara, şiir yazan o kalemlere aşık olmuşlardır asırlar boyu..Şiir hangi ruh halinizle okuyorsanız ona göre size mesajlar verir değil mi diye sormuştu Selin'e;

    Selin bir an o güzel konuşmanın kendisine döneceğini düşünmemişti.
    -haklısınız diyebildi..ne kadar güzel konuşuyorsunuz, siz hep konuşsanız hiç gitmeseniz demek geliyordu içinden ama diyemedi..
    Sonra adam başınızı çok ağrıttım diye izin isterken yüzüne baktı adamın sımsıcak içini okşayan o bakışlar ile karşı karşıya kalmış hemen gözlerini ondan kaçırmaya çalışmıştı..Müsaade istemiş yarın yine buluşmayı teklif etmişti Sedef ve kendisine..Selin sessiz kalmış masadan onlar biraz uzaklaşınca kalkmıştı.

    Arkadan şöyle bir süzmüş uzun boylu kendine güvenli bir erkek görmüştü.Adam gidince Sedef ona düşünmesini ve haber vermesini söylemişti..
    Bu kadar etkileneceğini bilse gelirmiydi hiç, bunları düşünerek masasına döndü..Kalemini aldı ama yine yerine bıraktı..

    Tam aradığı erkekti, yakışıklı değildi ve hatta kendisinden yaşça da büyüktü lakin duygularıyla kalbine dokunmuştu inkar etse de Selin`in.

    Evlenmek ve aşık olmak ona göre değildi.Selin ben bir daphneyim evlilik bana uzak diyordu.Felsefesine aykırı olan bu durumun içerisine düşme korkusunu yaşıyordu.Pişman olacağı bir hareket yapmak istemiyor ama onunla şiir sohbetleri yapmak, kendisine şiir okumasını dinlemek için de kalbi çılgın gibi atıyordu.

    O nereden girmişti zaten karmaşık olan hayatına ne kadar düzen kurmak istese de bir yerden karışıyordu yaşamı ve şimdi o girmişti destursuz yaşamına.

    Bazen duyguları şiir yazar ve de okurken kabarıyor; aşık olmak ve sevilmek isteği yüreğini yakıp kavuruyordu.

    Nasıl severdi bir erkeğin kalbi acaba; ya acı verirse saf yüreğine ya da kırarsa ne yapardı.Acaba o kendisini beğenmiş miydi hayır aslında yanmalar sadece belki de kendi yüreğinde idi..belki de evliydi beni dikkate bile almamıştı; kimbilir diye kafasında düşünceleri evirip çeviriyor idi.

    Düşünceleri paslı bir med cezir olmuştu.Ne gitmeliyim ne de gitmemeliyim diyebiliyordu..
    Düşündü beklemeliyim yokluğumu hissedecek ve Sedef o niye gelmedi diyecek miydi.

    Düşüncelerinin sakinliğinde kendine bir çay doldurdu ve balkona çıktı tekrar uzaklara doğru daldı..

    evet beklemeliyim benim varlığımı orada hissetti mi ve hissetmek taraftarı mı öğrenmek için beklemeliyim diye düşündü.

    Çayından bir yudum aldı, evet beklemeliyim..


    Uğur Demiröz
#11.08.2009 15:33 0 0 0
#11.08.2009 15:31 0 0 0
  • Gidişinin Ayak Sesinde Kaldı Bahar - Uğur Demiröz

    Bahar'ın ılık, is ve toza karışmış gün doğumu; bu ses ile yankılandı...

    -Asiii...

    diye haykırdı ıslak dudaklarının arasından çıkan yorgun kelimelerle ve atını topukladı...

    Yağmur hiç durmamıştı...o anı düşündü...savaş bitmiş ve kaleye yorgun argın dönmüşlerdi...Atından hemen yere atlayıp ilk önce ona Asi kadınına koşmuştu...

    Yoktu...gitmişti...onu üzmüştü kaleden ayrılmadan önce, gözlerini yaşlı bırakmıştı sevdiği kadının...lakin ölmemeye azmetmiş ve bitkin halde af dilemek için dönmüştü...

    Keşkelere sığınmadan yorgun atına bindiği gibi yollara düşmüştü...Belki yakalarım kendisini, diz çöker af dilerim yaptığım hata sebebiyle...

    Islak bedeni yorgun kalbi ile atının eyerine sımsıkı yapışmış halde ilerliyordu...

    Etrafta yankılanan çamurlu atın ıslak nal sesi dışında hiç bir ses yoktu...yağmurdan aşınmış çukurlar atın yürümesini zorlaştırıyordu...

    Atını durdurdu ve yere indi...üzerindeki zırhlarını çıkardı çamura bıraktı...bir pusuya düşecekmiş, öldürülecekmiş boştu onun için...kafasında sadece Asi vardı...

    Adına yakışan inatçı yapısı vardı...kalbi ise tersine ılık, soylu, sevgi dolu, ölümüne seven bir kalbin Asi kadını...

    Kahverengi gözlerini bir kez daha görebilmek ve onu hissetmenin doyumsuzluğunda kaybolabilmek istiyordu...

    Atının üzerine sıçrayarak hızla bindi şimdi daha hafif bir süvari olmuştu böylece ona yetişebilirdi belki...

    -Hadi oğlum götür beni Asi gözlere...

    Zaman gök gürültülerinden kaçar gibi akmış gözü yaşlı çamurlara bırakmıştı gün aydınlığını...

    Ümitsizlik sarmıştı etrafını sinsi bir düşman gibi ve ilk defa korkuyu içinde hissetti...

    Çamurun balçığına saplanan kalbini artık oradan çıkartmak istemiyordu belki diyordu onun bedenide bu balçığın sinesine saklanmıştır orada kalır hiç değilse aşkım...

    Yoktu...atını devamlı bir oraya bir buraya koşturuyor ve haykırıyordu...

    -Asiiii....

    Sonunda bir uçurumun yanına geldi sislerin ardına saklanmış içine düşeceği gamzelerin yamacı; tüm gücü ile içinden geçenleri haykırdı belki sesinin yankısında sarardı kelimeleri onu yakaladığı andaki tenini...

    ey yar;
    gidişinin ayak sesinde kaldı bahar,
    bekleyişler,
    hazansı bir rüzgarı solur şimdi,
    ve saçlarının yağmur kokusu,
    ellerimin en kuytusuna yağar,
    yalnızlığına gebe bir kadın olur gece,
    sancısı zifrin kasıklarında değil kalbimde başlar.
    ve zaman ,
    her sabah,
    gözlerine sen çekilmiş bir günü avuçlar.
    ruhumun en sen noktasını kemiriyor sensizlik.
    ömrüm kendine bir yer bul şimdi,
    göğü yarin gözlerinden çatılmış olsun.
    içine sığamadığım bu koca dünya
    varlığımın en bensiz yerinden yırtılsın.


    Uğur Demiröz
    Şiir: Yasemin Ekşi
#11.08.2009 15:28 0 0 0
  • Her siyah görünen şeytan Her beyaz görünende melek olmamalı!

    Yüreğine Sağlık..
#11.08.2009 15:19 0 0 0
#11.08.2009 15:13 0 0 0
#11.08.2009 01:09 0 0 0