Diyorum ki güzel bir yere gittim, güzel bir insan tanıdım.
Düşünmeden edemedim! Güzellik ne demek? Algımızın bize dokunan etkiyi, hissettirdiği duyguyu anlamlı bulmasıdır kanımca. Ben bir yer gördüğümde ya da birini tanıdığımda onun bana hissettirdiği şeye odaklanırım, o hisse güvenirim. Onun elektriğinin gelip size çarpmasıdır bu. O yüzden de bir yeri ya da birini seversiniz ya da sevemezsiniz. Kendiliğinden olur bu; nedensiz..
Ve yolculuklarda insanları veya yerleri çok fazla tanıyacak kadar duramazsınız bir yerlerde ve bu nedenle yolculuklar bu sezgiyi geliştiren çok önemli bir fırsattır.
Yol bana bunları düşündürür işte, bir yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak güzeldir güzel olmasına da kendi ikilemlerimi aşmak, kendi gerçeğimi yaşamak ve şartlanmalarımı yumuşatmak ve nihayet yoketmek çabası içinde buluveririm kendimi. Benim yollara çıkmam aslen bu nedenledir. Kendimi bazen ürkek yakalarım, bazen derin bir hüznün içine girerim, bazen de keyfime diyecek yoktur. Tüm bunlar benim. Ve biliyorum ki ben yeri geldiğinde kendimin herşeyi olabilmeliyim. En büyük çabam, verdiğim savaş hiç kimseye hiçbir anlamda dayanmaksızın, ihtiyaç hissetmeksizin yaşayabilmektir. Kendiliğinden olan herşeyin içine girerim; bu çok farklı bir yaşam tarzı bile olsa..
Ve kendiliğinden heyecanlanır insan işte o zaman. İşte tam da bu yüzden şeylerin bize çarpan etkisini onayladığı, varlığınızın bu etkiyi severek kabul ettiği andır heyecan. Heyecansız hiçbir şey gerçek değildir. Heyecanlanmadığım zaman bilirim ki zihnim bana oyun oynar. Heyecanlandığımda bir gerçek tarafımdan farkedilmeyi bekler.
Yaşamakla ölü gibi yaşamak arasındaki farktır bu. İkisi arasında derin bir uçurum var. İhtiyaç duyarak başlayan şeyler kendiliğinden olanlar değildir ve aslında onlar bizim yarattığımız karmik durumlardır. Kendi kendimizi kandırdığımız, oynadığımız ve en kötüsü de oynadığımızı bildiğimiz.
Derler ki " çoğu insan yemek, içmek, yalnız kalmamak adına çoğalmak güdüsüyle hareket ederek yaşar ve aslında varlığının derinliklerinde çok derin bir uykudadır."
Dalgınlığımız bunu farketmemizden ama anlamlandıramamamızdan kaynaklanır.Değişir birşeyler böyle değişir. Yasamımız da bunu kendi kendimize göstereceğimiz çok büyük bir sahnedir. Kanımca dünyada olma nedenimiz bu.
Her birimizin yasadığı çetin bir savaş bu; kendin olma sanatı..Ve bu sanat tam da yaşam denen şeydir...
Yol Hikayeleri - Bir Sırtçantalı Olmak - Selma Akar
Kaldığım otelin -Valentin- yemekleri o denli nefis ki, otelde 3 J.D` ye kalırken yemeklere 4 J.D veriyorum. Yoğurtla hindistan cevizini karıştırıp içine de biraz şeker koymuşlar, öyle enfes bir tat vermiş ki, diğer yemekler oldukça leziz görünümlü, hepsi de çok güzel. Uzun zamandır böyle bir sofra hem görmedim hem tatmadım. Yemekler harika, otel harika, rüzgar ve serin hava harika ve tabii ki Petra.
Sokaklar inişli, yokuşlu. Bir inişe kendimi kaptırırken yokuşta afallıyorum. Zira yorucu dik yokuşlar var. Hatta insanlar evlerine gitmek için dik merdivenleri tırmanıyorlar. Burda yaşamak tırmanmak demek sanki...
Aklım yemekte olduğu halde otelin yolunu tuttum. İnsanı alıp götüren cinsten bir rüzgar var. Ciddi soğuk. Kendimi içeri attım. İnsanlar bir salonda oturmuş `Indıana Jones` izliyorlar. Ben de oturup izlemeye koyuldum...
Kaldığım oda ranza yataklı ve sanırım 12 kişilik. Farklı ülkelerden bir çok sırtçantalı. Onlara ve kendime turist diyemiyorum zira arada çok bariz ve ayırıcı farklar var. Sırtçantalılar bir yer görmekten ziyade yolda olmak, bir yerden bir yere gidiyor olmak, yaşama bildik sınırların `dışından` bakmak isteyen insanlar. Bir noktada artık tıkandıkları, aynı şekilde devam edemeyeceklerini hissettikleri için yollara düşenler. Kılık kıyafetinden tutun da, bakışlarına, konuşmalarına ve mütevaziliklerine kadar kendilerini hemen belli edenlerden. Salaş, geleneksel, mütevazi ve hesaplı yerler ve seyahat şekli onların seçimi. Ve hatta seçimden bile bahsedilemez belki; rüzgar nereye götürürse. O yüzden de gittiğim herhangi bir yerde bir şekilde oraya gelmiş ve orada yerleşmiş olanlarına bile rastladım. Yardım kuruluşlarında gönüllü olarak çalışanlarına da, 1-2 aylığına yollara düşüp te 1 yıldır yollarda olanlarına ve uzun çok uzun yolculukları devam ettirenlerine de. Cebinde parası kalmayınca bir yerlerde çalışanlarına bile...
Farkettiğim bir şey daha var; insan olduğu yerde kalınca daha çok para harcıyor, oysa hareket halindeki biri o parayı hem keyifle hem severek ve daha çok şey yaparak harcıyor. Para da yetiyor zaten, bir şey istemeden, beklemeden dolaşınca...
Mesele, şartlanmaların dışında bir yaşama bakış atabilmek, rahatlayabilmek, gevşeyebilmek meselesi. Ve bu insanlar özellikle, batının organize, hazır ve kuralcı yapısının dışına; doğuya doğru gidiyorlar. Doğunun henüz batılılaşmamış, bozulmamış yanına...
Kesinlikle, yaşamların içinden geçiyor olmak, bir yerlerde bir tadımlık kalmak ve süregiden bir akışta bir yolcu olduğunu bilerek, bunu hissederek dolaşmak çok ama çok farklı ve özgürlük kokan bir deneyim...
Ve birçokları için bu bir yaşam şeklini almış bile; yol nereye götürürse...
Yağmur Atacan - Yağmur Atacan Kimdir - Yağmur Atacan Biyografisi
Yağmur Atacan (d. 19 Mayıs 1983, Gaziantep), Türk oyuncu ve müzisyen.
Yugoslavya göçmeni bir ailenin çocuğu olan Yağmur Atacan, asker olan babasının tayinleri nedeniyle Gaziantep'te dünyaya geldi. Annesi diş hekimidir. İlkokulu Eskişehir'de okudu. Lise eğitimini Üsküdar Anadolu Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etmektedir. Son dönemde Pınar Altuğ ile yaşadığı aşkla gündeme geldi ve 2007 yılının Eylül ayında nişanlandılar ve 12 Nisan 2008'de dünya evine girdiler. Yağmur Atacan, lise yıllarında ve 2002 yılında Canbaz isimli oyunda oynadığı "Bebeto" karakteriyle tiyatro sahnesinde yer aldı. Müzik yaşantısında profesyonel baterist olarak 2001, 2002, 2003, 2004, 2005 yıllarında Arkhé ve Hi-Jack gruplarında bulundu. 2006 yılının Ocak ayında başlayan ve halâ devam etmekte olan TRT televizyonunda "Ben İstersem" adlı programın sunuculuğunu yapmaktadır.27.01.2009 tarihinde eşi Pınar Altuğ'dan SU adını verdikleri kızı olmuştur.
Oynadığı Diziler
Sınav - Sinan
İlk Aşkım - Serkan
Nefes Nefese - Barış
Bir Dilim Aşk - Taner
Lise Defteri - Ali
Doktorlar - Hasan
Çılgın Dershane - Timur
Emin İgüs, Ezginin Günlüğü grubunun kurucularındandır.
Opera eğitimi almış ve müzik çalışmalarını Ruhi Su Dostlar Korosu'nda devam ettirmiştir. Ezginin Günlüğü'nün kurucularından olup Seni Düşünmek, Sabah Türküsü, Alagözlü Yar, Bahçedeki Sandal ve Ölüdeniz adlı albümlerde vokalist ve besteci olarak yer almıştır. 1990'da gruptan ayrıldıktan sonra çalışmalarını solo olarak yürütmüş, değişik topluluklarla yurt içinde ve dışında bir çok konser vermiş, festivallere katılmıştır. 2002 yılında Bu Dünya Bir Pencere adlı bir albüm çıkarmıştır. 2003 yılında Bizim Ninniler adlı albümün müzik yönetmenliğini yapmıştır. Çeşitli albümnlerde yönetmenlik ve danışmanlık yapmış, film müzikleri bestelemiştir. Berrak sesi ve türküleri özgün yorumuyla dinleyenlerin hayranlığını kazanmıştır. Halen çalışmalarını Nazım Hikmet Kültür Merkezi Müzik Topluluğu bünyesinde sürdürmektedir. Sanatçı aynı zamanda toplumcu duyarlılığıyla, siyasi duruşuyla da dikkat çekmektedir.
Kiraz eriği (Prunus cerasifera), gülgiller (Rosaceae) familyasından Doğu Avrupa, Güneybatı ve Orta Asya'ya özgü bir ağaç türü.
Morfolojik özellikleri
6-15 m'ye kadar boylanabilen küçük ağaç veya büyük çalılardır, kışın dökülen yapraklar 4-6 cm uzunluğundadır. Avrupa'da baharda ilk çiçek açan ağaçlardandır, çoğunlukla Şubat ortasında görülürler. Çiçekler beyaz renkte 5 taç yapraklıdır. Meyve 2-3 cm çapında sarı veya kırmızı renkte sert çekirdeklidir, yenebilir; Ağustos-Eylül arasında olgunlaşır.
Kullanımı
Meyvesi lezzetli ve tatlıdır, bazı çeşitleri taze yenebilir, diğerlerinin ekşi olması reçel yapımı için uygundur.
Peyzajda kullanımı
Kiraz eriği bahçelerde yetiştirilen popüler bir süs ağacıdır. Pek çok kültivarı geliştirilmiştir, bunlardan 'Pissardii' ve 'Nigra' mor yapraklar ve pembe çiçekler için yetiştirilir, meyveler koyu mor renklidir. 'Lindsayae' kültivarının soluk pembe çiçekler ve yeşil yaprakları vardır.
Ülkemizde doğal olarak yetişmeyen yalancı porsuk Cephalotaxaceae familyasındandır. yalancı porsuk doğal olarak Orta Ve Doğu Asya'da yetişir.
Biraz arsızdır ve genellikle peyzaj bahçelerinde çalı formunda budanarak kullanılır.
Nisbi nemi yüksek ve yazı kurak geçmeyen yerlerde iyi gelişme gösterir.
Porsuğa çok benzeyen yalancı porsuk yapraklarının altında bulunan 2 adet stoma çizgisiyle farkedilebilir.
Mircan Kaya - Mircan Kaya Kimdir - Mircan Kaya Biyograifis
Mircan Kaya, Türk sanatçı, inşaat mühendisi, deprem yüksek mühendisi. Seslendirdiği ilk albümü, alanında ilk olan Bizim Ninnilerden sonra Kül ve Sala adlı albümleri piyasaya çıktı.
Batum göçmeni Megrel bir aileden gelen Mircan Kaya, ortaokulu birincilikle bitirip Nişantaşı Kız Lisesi'nden sonra Boğaziçi Üniversitesi'nde okudu. Yüksek lisans yaptı. İleri mühendislik teknolojileri üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra müzik çalışmaları yapıyor. Etnik müzik araştırmaları sırasında benimsediği Boşnakça, Gürcüce, parçaları Anadolu türküleri ile birlikte Kül albümünde yorumladı.
"Müziği ve sözlerinin çoğu kendisine ait olan "Sâlâ" albümü doğu ile batının, egemen olanla öteki olanın ters yüz edilerek uzlaştırıldığı, müziğin duyguda birlik yaratan birleştirici özelliğini yansıtan bir yaşam yolculuğu. Uğur Işık, Muammer Ketençoğlu, Serkan Çağrı gibi Türk Müziği ustalarının yanısıra bağımsız sanatsal projeler üzerindeki çalışmaları ile bilinen Roger Mills gibi batılı müzisyenleri buluşturan bir albüm. Grafik tasarımında, ressam Arzu Başaran'ın imgelerini İngiltere'den Neil Jenkins'in (http://www.devoid.co.uk) yaratısı ile harmanlayan, metin editörlüğü için Yeni Zelandalı yazar Vivienne Jepsen'ın (The House of Olaf Krull- Winner of the Reed Fiction Award) ve Türkiye'den Pelin Özer'in (Latife Tekin Kitabı) edebi desteğini alan ve uluslar arası ruhani buluşma platformu diye tanımlanabilecek albüm, tüm müzisyenlerin koloboratif bir anlayışla katıldığı bir çalışma. Etnik seslerin cesurca ve sınırsızca kullanıldığı Megrelce (Lazca) yapılmış iki caz parçası, türünde yine bir ilke imza atıyor.
2006 yılında, ileri mühendislk ve deprem teknolojileri alanında çalışan şirketinin faaliyet kapsamını genişleterek, bağımsız kültür ve sanat projeleri üzerinde idealist bir anlayışla çalışacak UCM (Uncatalogued Music Production) production'ı kurdu. 2008 yılında Avustralya asıllı avangard müzisyen, besteci ve yazar Roger Mills'in ilk solo trompet albümünü Türkiye'de yayınladı. Sidney, Hollanda, Venedik, Slovenya ve Londra gibi dünyanın farklı bölgelerinden saha kayıtlarını da içeren Antipodesia albümü Türkiye'de deneysel müzik alanında bir ilk denebilecek aykırı bir çalışma olarak yabancı müzik otoritelerinden övgülü yorumlar aldı.
Ingiltere'den emprovize caz grubu Limbo ile iki adet albüm kaydeden sanatçı OUTIM (Once Upon a Time in Mingrelia) albümünde doğu karadeniz tulumu yerine Kelt gaydası kullandı. Lazca-Megrelce dilini, müzik çalışmalarında farklı bir biçimde kullanarak bu dili daha çağdaş bir platforma taşıdı.
Çalı Ve Çalı Türleri - Çalı Ve Çalı Türleri Nelerdir
Ormanda tabi olarak yetişen, toprak seviyesinden itibaren dallana özelliği gösteren, en fazla 5 metre boya ulaşabilen, ağaçtan daha küçük uzun ömürlü odunsu bitkilere çalı adı verilir.
Çalıları ağaçlardan ayıran temel özellikler, ağaçların tersine ana gövdelerinin birden fazla olması ve dallanmanın toprağa yakın düzeylerden başlamasıdır. Ayrıca çalılarda, bitkinin tacını oluşturan ve yukarı doğru büyümesini sağlayan tepe sürgünü de bulunmaz. Çokyıllık oldukları için çalıların gövdeleri her yıl kuruyup çürümez.
Bütün bu ayırt edici özelliklerine karşın çalı ve ağaç ayrımı çok belirgin değildir. Koşullar değiştiğinde ağaçlar çalılaşabileceği gibi, çalılar da uygun koşullarda ağaç görünümü alabilir. Bazı bitkilerin hem çalı hem de ağaç biçimleri vardır. Örneğin, manolyanın bazı türleri çalı, bazı türleri de ağaç özellikleri gösterir.
Çalılar orman ve korulardaki ağaçların altında, çalı örtüsü denen bir bitki katmanı oluştururlar. Çalı örtüsü yaban hayvanlarına barınak ve besin sağladığı gibi, yeni yetişen ağaç fidanlarını da yaşamlarının ilk birkaç yılında sert rüzgârlardan ve kötü hava koşullarından korur. Kurak yörelerdeki dağ yamaçlarında ve yükseltilerde bitki örtüsünün büyük bölümünü çalılar oluşturur. Akdeniz çevresiyle yazları uzun ve kurak geçen benzer yörelerin çalılık alanlarına maki denir.
Çalılar çiçekleri, meyveleri ve yaprakları için park ve bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılır. Özellikle yeşil alanların kış mevsimindeki çıplak görüntüsüne biraz canlılık katmaları açısından çalılar çok değerlidir. Çalı tipi bitkiler kolay yetişir; ancak iyi sonuç elde edilebilmesi için dikkatle budanmaları, yeni sürgün gelişimini güçlendirmek için yaşlanan gövdelerin kesilmesi gerekir. Çalılar da öteki bitkiler gibi beslenmek zorunda olduğundan, ara sıra gübrelemeyi de unutmamalıdır.
Tuzcul kantaron (Hypericum salsugineum), kantarongiller familyasına ait, çok yıllık otsu bir bitki türüdür.
Deniz seviyesinden 900 m yükseklikteki tuzcul bataklıklarda yaşar. Zehirlidir. Ağustos ayında çiçek açar. 10-20 cm kadar boylanabilir. Türkiye'ye özgüdür. Tuz gölü çevresinde yetişir.
1962 yılında İstanbul'da doğmuştur. Marmara Üniversitesi müzik bölümünde piyano eğitimi aldı. Milliyet Gazetesi Liselerarası Müzik yarışması'nda birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülü aldı. 13 yaşında orgla tanışan Erkan Mutlu'nun, amatörce başlayan müzik hayatı 1978 yılından itibaren profesyonel olarak devam ediyor.
Kurduğu okul orkestrası ile Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmada birincilik ve birçok ödül aldı. 1985 yılına kadar eşlik orkestralarında tuşlu çalgılarda görev yaptı. Üç yıl Ersen ve Dadaşlar'da çalışarak Türkiye'nin birçok yerinde konserler verdi. 1985 yılından sonra sahne çalışmalarını azaltıp aranjör ve müzik yönetmeni olarak müziğe devam etti ve pek çok sanatçının yönetmenliğini üstlendi.
Albümlerinin bütün düzenlemelerini ve müzik yönetmenliğini kendisi yapan Erkan Mutlu "Gitmeye Geldim-Ateşi aşk" albümüyle kendine has bir yorum ve müziğini iyice belirginleştirmeye başladı. Bu yıllarda "Toprak rengi bir hayal" adlı new age tarzında bir albümde çalıştı. Bu sahadaki başarısının neticesi olarak daha sonraları birçok örneği çıkacak olan "Kervansaray" enstrümantal serilerini başlattı.
Çalışmalarında yurtiçi ve yurtdışından bir çok sanatçılarla birlikte olan Erkan Mutlu, çocuklara yönelik çalışmaları da benimsemiş ve bu sahada "Minik Kuşlar ve Ey Tatlı Çocuk" adlı iki çocuk kaseti hazırlamıştır.
Kendisini en güzel biçimde ifade ettiğini söylediği solo albüm çalışmalarına ise aralıksız devam etmektedir.
Albümleri
* 1992 - Sonsuzluğa Hasret
* 1993 - Serdengeçtim
* 1993 - Sonsuzluğa Hasret 2
* 1993 - Toprak Rengi Bir Hayal (Enstrumantal)
* 1995 - Gitmeye Geldim
* 1996 - Kervansaray (Enstrumantal)
* 1998 - Gönül Dili
* 1999 - Gönül Dili 2
* 1999 - Hu
* 2002 - Saadet Türküleri "-Benim Ülkem-"
* 2002 - Yan Yüreğim
* 2003 - Seyyah
* 2003 - İlahi Aşk
* 2005 - Gel Efendim
* 2007 - Efendimizin İzinde
Hicaz Demiryolu Belgeseli'nin müziklerini yaptı. STV, Kanal 7, İstanbul Televizyonu, [[Kanal 6] (FOX TV)]'de program hazırladı. Necip Fazıl Kısakürek'in hayatını konu alan Üstad belgeselinin müziklerini yaptı. Moral FM'de Gece Lambası programını sunmaktadır.
Kızıl Gerdanlı İncir Kuşu - Kızıl Gerdanlı İncir Kuşu Hakkında
Kızıl gerdanlı incir kuşu (Anthus cervinus), kuyruksallayangiller (Motacillidae) familyasından küçük bir incir kuşu türüdür.
Fiziksel özellikleri
Bu küçük incir kuşu türü, yavrulama zamanlarında yüzündeki ve boynundaki kızıllıklar ile kolayca tanınır. Diğer tüyleri akrabalarından farksızdır; üst taraf beyazımsı çizgili koyu kahverengi, alt taraf beyaz zeminde siyah desenlidir.
Yaşam şekli
Uçuşları güçlü ve düzdür ve uçuş sırasında karakteristik "psii" şeklinde bir ötüşü vardır.
Üreme mevsimlerinde dağlık ve bataklıkların bulunduğu açık araziler ve tundralardır. Yuvalarını yere yaparlar, yumurta genellikle 4-6 arasındır. Besinleri akrabaları gibi böceklerdir, fakat tohumlarla da beslenebilirler.
Dağılımı
Avrupa'nın ve Asya'nın kuzeyinden, Kuzey Alaska'ya kadar olan yerlerde bulunur. Uzun mesafeli olarak kışları Afrika'ya ya da güney ve doğu Asya'ya veya Amerika'nın batı kıylarına göç eder. Batı Avrupa'nın yerli kuşudur.
Esat Kabaklı (d.1954, Elazığ), Türk Halk Müziği sanatçısı.
Elazığ Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisini ve ardından da İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarını bitirdi (1986).
Elazığ Musiki Cemiyetinde kurduğuHalk Müziği Topluluğunu uzun yıllar yönetti.
1982 yılında TRT Erzurum Radyosu T.H.M. Ses Sanatçılığı Sınavını birincilikle kazanan ve Erzurum Radyosunda bir yıl görev yapan Esat Kabaklı, 1983 yılında İstanbul Belediye Konservatuvar Türk Halk Müziği İcra Heyetinde ses sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Ayrca TRT İstanbul Radyosunun T.H.M. emisyonlarında yer aldı. 1986 yılından itibaren TRT İstanbul Radyosunda on iki yıl süre ile görev yaptı. 1998 yılında tekrar İ.Ü. Devlet Konservatuvarına geçti. Halen bu kurumda, sanatçı öğretim görevlisi statüsünde, Türk Halk Müziği Topluluğunun Şefliğini yürütmektedir.
Türk Halk Müziği genel repertuarına derlemeleri ile kaynak sağlayan sanatçılardan birisi olan Kabaklı, ses sanatçısı olarak yurdun pek çok yöresinde ve bu arada yurtdışında da konserler verdi.
Oğul(1997), Kirve Memi (2000), Yalnız Türküler / Göç (2002) ve Siyah Beyaz Türküler / Sürgün(2005) adlı dört albümü bulunan Esat Kabaklı evli ve iki kız çocuğu babasıdır.
Ayrıca Esat Kabaklı "Şeyhül Muharririn" Ahmet Kabaklı'nın yeğeni ve gazeteci-yazar Servet Kabaklı'nın amcaoğludur.
Eylem Pelit - Eylem Pelit Kimdir - Eylem Pelit Biyografisi
Eylem Pelit, (d. 1971 Ankara) Türk müzisyen.
İlkokuldan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda 6 yıl viyola eğitimi aldı. Okul yıllarında kendi kendine bas gitar çalmaya başladı. Kamil Özler'le armoni solfej, Nail Yavuzoğlu'yla armoni, Ali Perret ile armoni konularında çalıştı.
1997 yılında Türkiye'nin Şebnem Paker'le üçüncü olduğu Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil eden grupta davul çaldı. Ayrıca 7. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde Aşkın Arsunan Etno - Karma proje ile, 11 ve 12'nci İstanbul Caz Festivali, Akbank Caz Festivali, Afyon Caz Festivali gibi festivallerde çeşitli gruplarla çaldı.
Eylem Pelit, Halen "Kültür Bakanlığı Devlet Modern Folk Müzik topluluğu"nda kadrolu sanatçı sıfatıyla görev yapmaktadır.
Çaldığı albümlerden bazıları
* Habbecik / "An meselesi"
* Lifeline / "Novaexpress"
* Hi jazz icaz
* Hakan Kurşun Trio
* Aşkın Ersunan Ethno Karma Project
* Pasaporte Latino
* Sezen Aksu / "Şarkı söylemek lazım"
* İlhan Şeşen / "Neler oluyor bize"
* Işın Karaca / "Anadilim Aşk"
* Yaşar / "Esirinim"
* Edip Akbayram / "İlk günkü gibi"
* Arif Sağ / "Concerto for bağlama"
* Volkan Konak / "Şimal rüzgarı" ve "Pedaliza"
* Suavi / "Çığlık çığlığa"
* Yedi Karanfil / "7"
* Gökhan Tepe / "Hüzün belki de aşk"
* Emin İgüs / "Bu dünya bir pencere"
* Emel / "Arabesk"
* Tolga Sağ / "Yol"
* Yavuz Bingöl / "Belki yine gelirsin"
* Asmalı Konak Soundtrack
Yeşil Sırtlı İncir Kuşu - Yeşil Sırtlı İncir Kuşu Hakkında
Yeşil sırtlı incir kuşu (Anthus hodgsoni), kuyruksallayangiller familyasından küçük bir incir kuşu türüdür.
Özellikleri
Diğer incir kuşu türlerinden farklı olarak sırt kısmı koyu, zeytin yeşili tonlardadır ve diğer türlerden daha az çizgilidir. Başındaki desenler de diğer türlerden daha belirgindir. Açık arazilerde görülürler. Kışları herdem yeşil fundalıklarda, yazları korularda bulnurlar. Boyları serçeler kadardır. Tek ya da çiftler halinde yaşarlar.
Yaşam şekli
Ötüşleri toygar gibi, tekli "steep" ya da "spek" şeklinde ve ağaç incir kuşuna benzerdir. Kanatlar ağaç incir kuşuna benzer fakat uçuşları daha hızlı ve yüksektedir. Besinleri genellikle böcekler, çimenler ve yaş tohumlardır. Yuvalarını Mayıs - Temmuz arası, çalılar arasında yere yaparlar. Yumurta 3-5 arası genellikle 4 adet, koyu kahverengi ve üzeri beneklidir.
Dağılımı
Asya'nın güneyi, kuzey, orta ve doğu Asya'ya kadar olan yerlerde ve Avrupa'nın kuzeydoğusu, Rusya civarlarında bulunur. Uzun mesafeli olarak kışları Asya'nın güneyine ve Endonezya'ya göç ederler.
Akrilik Bileşikler - Akrilik Bileşikler Nelerdir - Akrilik Bileşikler Hakkında
Akrilik bileşikler, sentez yoluyla elde edilen plastik, reçine ve yağların genel adıdır. Kullanılan akrilik, bileşiğin türüne ve prosesin şartlarına bağlı olarak, sert ve saydam, yumuşak ve esnek katılar veya yapışkan, koyu kıvamlı sıvı ürünler elde edilebilir. Kalıplanmış yapı malzemeleri, optik gereçler, mücevherat, yapıştırıcılar, kaplama malzemeleri ve dokuma elyafı gibi çeşitli bileşiklerin hammaddesi akrilik bileşiklerdir. Mesela orlon ve akrilan, akrilik ipliklerin, pleksiglas da cam benzeri akrilik maddelerin ticari adıdır.
Poliakrilik adıyla bilinen polimerler ailesinin temel üyeleri akrilik ve metakrilik asitlerdir. Bu asitlerin metil esterleri, peroksit katalizörler eşliğinde kolayca polimerleşir.
Akrilik asit
CH2=CH COOH formülü ile gösterilen organik bir asit olup propenoik asit de denir. Sanayide, asetilen ve karbon monoksitle suyun nikel katalizör eşliğinde tepkimesi veya akrilonitril bileşiklerinin hidrolizi ile elde edilir. Polimerlerin üretiminde başlangıç maddesidir.
Akrilik Boya
Akrilik reçinesinden elde edilen sentetik boyadır. Akrilik çabuk kuruyabilen ve boya maddelerine kolay karışabilen bir maddedir. Hem suluboyanın saydam parlaklığını, hem de yağlı boyanın kıvamını verir. Isı ve diğer bozucu etkilere karşı yağlıboyadan daha dayanıklıdır.