Akrisios Kimdir - Akrisios Hakkında - Yunan Mitolojisinde Akrisios
Akrisios. Abas ile Aglaia'nın oğlu. Daha ana rahminde kavga ettiği Proitos'un ikiz kardeşi. İkisi yetişkinlik çağlarında Argos tahtı için savaşır ve bu sırada yuvarlak kalkanı icat ederler. Sonunda Akrisios, Proitos'u ülkeden sürmeyi başarır; ama Protois bir süre sonra Tiryns kalesini ele geçirir ve Kyklop'lar kalenin etrafını onun adına aşılmaz surlarla çevirirler. Bundan böyle kardeşler Argos hükümdarlığını paylaşırlar. Protois'in kızları Dionysos kültürünü reddettikleri için çıldırır ve ülkede oradan oraya savrulurlar, çılgınlıklarıyla başka kadınları da etkilerler, ta ki kâhin Melampus onları yakalayıp günahlarından arındırana ve iyileştirene kadar. Melampus ve kardeşi bu hizmetlerine karşılık olarak krallığın üçte birini ister ve alırlar. [1] Erkek varisi olmayan Akrisios bu sebeple bir kehanet ocağına başvurduğunda kızı Danae'nin oğlunun kendisini öldüreceğini öğrenir. Bu yüzden kızını yeraltında tunçtan bir odaya kapatarak başına nöbetçiler diker. Ama Zeus, altın yağmuru olarak çatıdan odaya sızar ve Danae Perseus'u dünyaya getirir. Akrisios, Zeus ve altın yağmuru hikâyesine inanmak istemediğinden anne ve çocuğu bir sandığa koyarak denize attırır. Anne ve çocuk Seriphos adasına sürüklenir ve Diktys çocuğa ve burada annesine kucak açar.
Danae hakkındaki bu hikâye Perseus efsanesinin önceli ve Zeus'un en ilginç aşk hikâyelerinden biri olarak çok sık anlatılmış ve sahneye taşınmıştır; bu hikâyeye örneğin Aiskhylos'un büyük çoğunluğu kaybolmuş olan satirik oyunu Ağ Sürükleyenler'de (Diktyulkoi) ve Euripides'in yine sadece fragman olarak günümüze ulaşan tragedyası Danae'sinde rastlamaktayız. Richard Strauss'un Danae'nin Aşkı (1952) adlı operası için Josef Gregor, Hugo von Hofmannsthal'ın eserine bağlı kalarak nükteli bir libretto yaratmıştır ve burada Danae gırtlağına kadar borca batmış Polluks adlı bir kralın kızıdır. Yalnızca Midas'ın mucizevî gücü kralı sorunlarından kurtarabilir. Midas ulak kılığına girer, Jüpiter ise Midas'ın görünümünde Danae ile evlenmek istediğini bildirir. Gerçek Midas Danae'yi ona bırakmak istemez ve lanetlenir: dokunduğu her şey altına dönüşecektir.
Midas Danae'ye sarılır ve kız kaskatı kesilir, ancak Jüpiter tarafından yine hayata döndürülür ve kiminle evleneceği konusunda seçim yapması istenir. Danae, Midas'ın sözde ulağını seçer. Kısa süre sonra Jüpiter alacaklıların kendisini Midas sanmaları ve paralarını istemeleri nedeniyle zor durumda kalır. Sonunda altın yağdırmak suretiyle kendini kurtarır. Altın yağmuru, Rönesans ve Barok dönemi ressamlarına da çekici gelmiştir, örneğin Mabuse lakaplı Jan Gossaert'ta bu altın yağmuru, sütunlarla çevrilmiş olan yuvarlak bir yapının tavanından ince bacaklı Danae'nin kucağına akmaktadır (1517, Münih, Eski Pinakothek). Tizian'ın Danae'sinde altın sikkeler yağmakta ve yaşlı bir kadın, belki bir dadı, bunlardan bazılarını önlüğü ile yakalamaya çalışmaktadır (Paris, Louvre, 1550 civarı). Rembrandt ise mucize anından öncesini resmetmiştir: heyecanlı bir bekleyiş içinde olan bir Danae, beklediği acaba nasıl gelecektir? (St. Petersburg, Devlet Emitajı, 1636 civarı)
Bir Şarkıdır Ayrılık Şiir - Bir Şarkıdır Ayrılık Şiiri Dinle - Alıntı Şiirler
Bir şarkıdır ayrılık,
Önceleri anlamazsın.
Damla damla dökülür dudaklarından,
Susturamazsın.
Ruhun bedenine sığmaz
Dayanamaz,
Ağlarsın.
Bir şiirdir ayrılık,
Kor gibi düşer yüreğine, yanarsın.
Alev alır tüter gözlerinde,
Çare bulamaz, kanarsın.
Kapılar kapanır, ışıklar söner,
Karanlıktan korkar, uykuya dalarsın.
Kabuslar uykularını böler,
Gecenin bir vakti ansızın uyanırsın.
Önce rüya sanırsın tüm olanları
Bir ümit damlasıdır düşer yüreğine
Boş gözlerle seyredersin duvarları
İnandıramazsın kendini o acı gerçeğe.
Yastığında iki çukur;
Birinde sen, birinde onun yokluğu
Gözlerin dolar, için burkulur,
Üşütür seni hüsranın soğukluğu.
Sigara üstüne sigara yakarsın,
Kadehlerin biri dolar, biri boşalır.
Resmine baktıkça çıldırırsın,
Kaybedilenin değeri o zaman anlaşılır.
Bir öyküdür ayrılık,
Gelip geçer sanırsın.
Çarmıha gerersin pişmanlığını,
Gururunu alnına bir mıh gibi çakarsın.
Ateşlere atarsın kırık dökük anılarını,
Maziyi bir çırpıda yakarsın.
Ağlama duvarları sarar dört bir yanını,
Hüsranlara yenilir, diz çöküp ağlarsın.
Başını vurasın gelir taş duvarlara,
Gidip gidip gelirsin aşkla nefret arasında.
Bir titremedir sarar bedenini,
Durduramazsın.
Ne sigara ne de kadehler anlar seni,
Derdini kimseye anlatamazsın.
Bir mucize beklersin Tanrı'dan
Dudaklarını ısırır, çaresizce ağlarsın.
Gözünde ne yaş kalır ne de kan,
İrin akar gözlerinden,
Ağlamaktan utanırsın.
Bir türküdür ayrılık,
Hasret mızrabını vurursun sevdanın teline
Bir rüzgar eser başında ılık ılık,
Bir ağıt gibi dolanıverir diline.
İçinde büyüyen bir isyan olur yalnızlık,
Feryat eder yaşanmamış yarınların.
Bu acıya dayanamazsın artık,
Pes eder tüm umutların.
Aşkın son sözüdür ayrılık,
Bir ok gibi saplanır göğsüne
Kalbin sıkışır, ayakta duramazsın.
Bir perde çöker gözlerinin önüne,
Yari göremez, yıkılır kalırsın.
Söküp atmak istersin bedeninden kalbini
Anılar hesap sorar, suçlarsın kendini
Mahkum edersin ruhunu kedere, ıstıraba
Yaşadığın her an dönüşür çekilmez bir azaba
Gözlerin onu arar,
Bulamazsın
Acı bir hasret sarar,
Gittiğine inanmazsın.
Bir şarkıdır ayrılık,
Bir yağmur gibi damlar dudaklarından,
Kor gibi düşer yüreğine,
Yanarsın.
Lav gibi süzülür yanaklarından
Dayanamaz, ağlarsın.
Bir Sensizlik Hikayesi Şiir - Bir Sensizlik Hikayesi Şiiri Dinle - Alıntı Şiirler
Gecenin bir vakti,
Saat önemsiz,
Yalnız değilim,
Yalnızlığımı ağırlıyorum.
Elimde bir kadeh yıllanmış anı,
Tadı yok sensiz.
Öylesine değil,
Sensizliğe içiyorum.
Vedanın damlaları var hasretin kadehinde
Son bakışların nöbet tutuyor gözlerimde
Ve elinin sıcaklığı hala ellerimde
İşte, bunları anı yapmışım kendime.
Hüzün yağmurları yağıyor şimdi sevdamın üstüne
Bir mum yaktım,
Ayyaş alevi sendeliyor bakışlarımda.
Serseri rüzgarlar esiyor aşkımın her köşesinde
Korkak korkularım biçare,
Titriyor avuçlarımda.
Teselli olmuyor yıkılmış yüreğim
Gözyaşım sel oldu, dinmiyor
Elimde susturamadığım zalim kalemim,
Sanki bana inat, sensizliği yazıyor.
Vakit öldürüyor zaman,
Geçmiyor derbeder saatler
Ah diyorum bir gelsen,
Bir anda şafak söker.
Bitmiyor özlemim,
Sensizlik kördüğüm.
Şimdi sen,
Ne dünümsün,
Ne yarınım,
Ne de bugünüm,
Bu yüzden kendime dargınım,
Hayata küskünüm.
Ben bu gece, bir garip haldeyim
Bir virgül koydum hayata,
Seni düşünmekteyim.
Es verdim şarkılara,
Seni dinlemekteyim.
Kapadım gözlerimi,
Seni dilemekteyim.
Sensizliğin sarhoşuyum bu gece,
Hasret denen uykudayım.
Dilime dolanmış iki hece,
Adını sayıklamaktayım.
Matem havasında yüreğim,
Siyahlara bürünmüş.
Sana mecbur bedenim,
Sensizlikten üşümüş.
Gözlerim hep kapıda,
Geleceksin diye sen.
Ben hala bekliyorum umutla,
Onca umutsuzluğun sıyrılarak içinden.
Hayalin avutmuyor artık beni,
Şarkılar sensizliği yüzüme vuruyor.
Ben yaşarken böyle sensizliği,
Çaresizlik karşımda,
Halime gülüyor.
Anlatılmaz duygulardayım bu gece,
Yaşıyorum sensizliği.
Belki, sen de uzaklarda bir yerde
Uykusuzsun, gecenin bir vakti,
Sarhoşusun yalnızlığın,
Benim gibi...
Ne Olur Duy Beni Babam Yazısı - Ne Olur Duy Beni Babam Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları
Hangi kara toprak sığdıracak seni içine ,bilemiyorum.........Çok zor geliyor üşüdüğünü bilmek...Hissetmeyecek diyorlar,hiç hissetmez olur musun?Hâlâ bende bir yanın ve hâlâ sende bir yarım var......Nefes alamıyorum sensiz,nefesimi geri getir BABA....
Yaşamak,bir umut...Senin bir daha aynı gözlerle bakamayacağını bilmek....yine şiirler yazıp hepimizi ağlatmayacağını bilmek.....çizgili pijamanla sobanın yanında ya da sıcak Finike akşamlarında balkonda çay içemiyeceğini bilmek....UMUTSUZLUK....
Gözlerimin önünde saçının kıvrımları,burnumda kokun......ve asla doldurulamayacak boşluğunun korkusu...Sen istemiyorsan güneşi,ben de istemiyorum...Sen yoksan doğmasın güneş...Rüzgarlar esmesin,serinlemek,nefes almak kimin umrunda....Bu kadar kolaysa vazgeçmek,tamam vazgeçiyorum;beni de al öyleyse yanına....
Her gün daha çok hissediyorum yokluğunu...Her gün daha çok uzanıyor sana ellerim...yokluğunda üşüyen elllerimi son bir kez daha ısıtman için neler vermezdim.Kızlarımı görebilsen ,ah..nelerden vazgeçerdim sen bile bilemezsin ,BABA...
Artık,şiirlerim yetim,gözlerim yetim,düşüncelerim yetim....Gönlüm tıkandı yokluğunda...Şimdi duygularımda prangalar,yükün çok ağır taşıyamıyorum....Kalemimde kan....yazamıyorum seni bir türlü BABA..Şiirim sensiz,,ben sensiz....Ne kadar seni yazmak istesem,yazamıyorum,anlatamaıyorum seni.....En güzel kelimeler bile boynunu büküyor,yokluğunun karşısında...Kalemim ağlıyor.....Ölümü yazmak çok zor...Çok can yakıyor,canım yanıyor BABA....
Çok ağırmış ayrılığın yükü,taşıyamıyorum...Ne olur yardım et BABA...Niye ellerin soğuk?Bakışların donuk?Niye eskisi gibi bakmıyorsun baba?Seni çok özledim...Yanağımda son öpüşünün sıcaklığı ve ıslaklığı kaldı...Üşüyorum,yanaklarım yetim BABAM...
Yok...yok olamaz...bir çınar böyle devrilip gidemez...Sevincim bir çınar yaprağı gibi aniden düşemez ayaklarımın altına...Gözyaşlarım ellerimde yanamaz.....Haykırdım,tutulması çok zor bir solukla adını göklere....Böyle ölemezsin,böyle gidemezsin...Ölmediğini söyle..BABA....
Ne olur duy beni...!..!Aç gözlerini,gözyaşlarımı silmeye gel....BABA.......
Ne olur..BABAM...!!!!Duy, beni....!!!!
Bir Göl Hikayesi Yazısı - Bir Göl Hikayesi Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları
Bir zamanlar bir göl vardı haritada.Antalya'nın Elmalı ilçesi sınırlarında:Avlan Gölü.
Bu gölün çevresinde ender bulunan ardıç ağaçları vardı.Seyretmeye doyulmaz güzellikte.Bu yöreye özgü ardıç kuşları da bu ağaçların tohumlarıyla beslenirlerdi.Hatta ardıç ağacının midesinden geçmeyen tohumlar çimlenmezmiş.Tüm denemelere rağmen o zamanlar ardıç fidanı üretemediklerini söylerlerdi.
Ardıç kuşları ağaçların taze filizlerine musallat olan zehirli böcekleri gagalarıyla vura vura öldürür sonra da göle gelip hem gagalarındaki zehiri yıkar hemde kana kana su içerlermiş.
Yörenin ileri gelenleri ile devletin ileri gelenleri ne düşündülerse gölün suyunu tünellerle Finike ovasına akıttılar.Amaçları portakal bahçelerinin sulanmasıydı güya.Portakal bahçeleri sulandı sulanmasına ama gözardı ettikleri bir şey vardı:Gölün çevresindeki ekolojik denge...
Gölün suyu bir iki yıl içinde bitti.Yörenin çiftçileri topraklarına nohut ektiler ama yeterli ürün alamadılar.Göl çevresinde ardıç kuşları ötmez oldu.Çünkü gagalarının zehrini yıkayacak su yoktu.Güzelim ardıç ağaçları birer ikişer kurumaya başladı.Su kuşları gelmez oldu.Yörenin iklimi değişti.Elma bahçelerinin ürünü azaldı.Üstelik gölün tam ortasından bir de yol geçti.
Bu duruma seyirci kalamayan sivil toplum örgütleri pek çok yere başvurdular.Sonuç alamadılar. Mahkemeye başvurup dava açtılar. Uzun süren duruşmalar sonunda kazandılar. Biraz geç de olsa çevre adına kazanılan bir zaferdi bu.
Gölün suyunu boşaltan tünellerin kapakları kapatıldı.Su tutulmaya başlandı.Ama kışın tutulan su yazın sıcağıyla buharlaşıp gidiyordu.Bir kaç yıldır su epey çoğaldı.Su kuşları yeniden gelmeye başladı.Hatta balık bile üretildi.Ama ardıç ağaçları yeniden yetiştirilebilir mi?Nesli tükenen ardıç kuşları yeniden çoğaltılabilir mi?Ekolojik denge yeniden sağlanabilir mi?Duyarlı kişilerin cevap aradığı sorulardan bazıları...
"Bize ne Avlan Gölünden "diyenlere kıssadan hisse dünyanın en güzel göllerine sahip ülkemiz insanlarının göllerine, denizlerine ve çevrelerine sahip çıkmaları konusunda küçük bir uyarı.Avlan gölü gibi küçücük bir gölün kurumasıyla çevrede yaşanılanların hepimize ders olması...
Bağlantı Matthew Kitap Özet - Tobin Anderson Kitapları - Bağlantı Matthew Kitap Tanıtım - Bağlantı Matthew Kitap Fiyatı - Bağlantı Matthew Ön Okuma
Kitap Özet
"Direnecekler mi, kabullenecekler mi?"
"Bağlantı'yı özledim. İlk ne zaman yerleştirildi, bilmiyorum. Belki bundan elli ya da yüz yıl kadar falan öncedir. Ondan önce, insanlar ellerini ve gözlerini kullanmak zorunda kalıyorlarmış. Bilgisayarlar, bedenlerinin dışındaymış. Bilgisayarlarını ellerine alıp dışarı çıkarıyorlarmış, tıpkı akciğerlerinizi bir çantanın içine koyup da nefes alması için açık havaya çıkarır gibi."
Bulutların yok olduğunu, onların yerini oksijen üreten fabrikaların aldığı bir gelecek. Bulut, artık ticari bir ürün. İnsanlar, beyinlerindeki bilgisayarla eğitiliyor, yönlendiriliyor, kumanda ediliyorlar. Tüm kontrol şirketlerin elinde. Tüm dünya büyük bir alışveriş merkezi. Amerika Ulusal Kitap Ödülü sahibi
M. T. Anderson'ın kaleme aldığı bu distopik roman, bir direniş öyküsü mü yoksa bir kabulleniş mi?
(Tanıtım Bülteninden)
Bağlantı
Matthew Tobin Anderson
On8 Kitap
Fiyatı : 18,00 TL
Kasım 2011
284 sayfa
ISBN: 9789944717960
Bıçak Sırtı Kitap Özet - Tess Gerritsen Kitapları - Bıçak Sırtı Kitap Tanıtım - Bıçak Sırtı Kitap Fiyatı - Bıçak Sırtı Ön Okuma
Kitap Özet
Hangisi daha korkunç?
Sevdiğiniz birini mi kaybetmek, yoksa uğruna her şeyden vazgeçmeye hazır olduğunuz hayallerinizi mi?
Mesleğinin henüz başlarında, genç bir doktor olmasına rağmen başarılarla dolu, kusursuz bir sicile sahip olan Kate, en son girdiği ameliyattan hem sevdiği bir insanı hem de gelecek hayallerini masada bırakarak çıkar. Sorunsuz olması beklenen ameliyat, anlaşılmaz bir şekilde tam bir kâbusa dönüşmüştür ve önce hastanın yakınları, sonra da hastane yönetimi bu kâbustan Kate'i sorumlu tutmaktadır. Öte yandan, bütün bunlardan habersiz ortaya çıkan bir katil, elinde bir liste, hastane personelini teker teker avlamaya başlar ve onu gören, elinden kurtulan tek insan olarak Kate bu listenin en tepesinde yer almaktadır.
Bütün oklar ona çevrilmişken, bütün deliller ve zaman onun aleyhine işlerken Kate, hem ensesinde nefesini hissettiği acımasız bir katilden kaçmak hem de kaybetmeye mahkum göründüğü bir davayı çözüme ulaştırmak zorundadır.
"Gerilim, macera ve tutkunun harika bir karışımı."
Yaşamak İçin Kaç Kitap Özet - James Patterson Kitapları - Yaşamak İçin Kaç Kitap Tanıtım - Yaşamak İçin Kaç Kitap Fiyatı - Yaşamak İçin Kaç Ön Okuma
Kitap Özet
NYPD'de yalnızca tek bir kişi bu sansasyonel olayı çözebilirdi: Dedektif Michael Bennett. İşini bilen katil, nam-ı diğer Öğretmen, New York'un güçlü ve kibirli elitlerinin içine korku salmıştı. Zengin insanlar adımlarını dikkatli atmalıydı, yoksa ölüm her an kapılarını çalabilirdi. Bu stres sıradan bir polisi aşsa da, Mike göreve hazırdı. On çocuğuyla ilgilenmek onu bu işe çoktan hazırlamıştı! Salgın hastalığın pençesindeki çocuklarına bakmak yetmezmiş gibi, yakalaması gereken azılı bir de katil vardı Mike'ın. Öğretmen'in her cinayetinden gizli bir mesaj çıkıyordu. Dedektif Bennett'ın, New York'u tarihinin en büyük felaketinden kurtarmak için yalnızca birkaç saati vardı.
Yaşamak İçin Kaç
James Patterson
Artemis Yayınları
Fiyatı : 19,00 TL
Kasım 2011
336 sayfa
ISBN: 9786054482986
Bana Yalan Söylediler Kitap Özet - Lori Lansens Kitapları - Bana Yalan Söylediler Kitap Tanıtım - Bana Yalan Söylediler Kitap Fiyatı - Bana Yalan Söylediler Ön Okuma
Kitap Özet
Mary şişman. Sadece şişman değil, hastalık derecesinde obez. Şişman olduğunu biliyor (çok teşekkürler!) ve kendini içine hapsettiği küçük kasabasında korunaklı, kısıtlı ve toplum dışı bir hayat sürüyor. 'İyi kalpli' kocası yirmi beşinci evlilik yıldönümlerinin arifesinde sırra kadem bastığındaysa tembel ve renksiz hayatı kafasına dank ediveriyor. Sonra mı? Adamın peşinden gidecek ya, ilk uçağa atladığı gibi ver elini Amerika. Yolculuğu sırasında Mary'nin hayatı inanılmaz bir şekilde farklılaşıp zenginleşiyor ve her bir dönemeçte müthiş sürprizlerle karşılaşıyor. Bana Yalan Söylediler'in her sayfası keskin bir mizah anlayışının ve narin bir zarafetin izlerini taşıyor. Hayatında ilk kez tek başına hareket eden bir kadının canlı ve etkileyici kendini bulma öyküsü bu...
Bebeğin evi paramparça oluyor. Ve bu kesinlikle iyi bir şey!
"Lansens, küçük kasaba hayatı ve insanlarının sıradan ve sıradışı yanlarını az bulunur bir ustalıkla kalemealıyor."
-Booklist-
"İyi bir kitap. Sürükleyici bir hayat dersi. Su katılmamış bir hoşgörü, açması bir keder ve Mary'nin vakasında, bir ı hayatı anlamına gelen duyguların labirentinde müthiş bir gezi. Zekice ve başarıyla anlatılmış bir hikaye."
-Toronto Sun-
Hassas ve umutlu... Mary'nin harikulade karakteri ve nihai değişimi hafif ama kendinden emin bir dokunuşla aktarılmış."
-Publishers Weekly-
Bana Yalan Söylediler
Lori Lansens
Artemis Yayınları
Fiyatı : 20,00 TL
Kasım 2011
422 sayfa
ISBN: 9786054560080
Supernatural Kitap Özet - Joe Schreiber Kitapları - Supernatural Lanetli Emanet Kitap Tanıtım - Supernatural Lanetli Emanet Kitap Fiyatı - Supernatural Lanetli Emanet Ön Okuma
Kitap Özet
Sam ve Dean'in annesi, esrarengiz ve şeytani bir güç tarafından tam yirmi yedi yıl önce öldürülmüştü. O günden sonra Sam ve Dean'in babası, Amerika'nın arka sokaklarında, karanlık köşelerde yaşayan doğaüstü yaratıklar hakkındaki her şeyi iki kardeşe öğretecekti. Nasıl yok edileceklerini de...
Uzun yıllar önce, 1862'de, Konfederasyon askerlerinden Jubal Beauchamp, Georgia'daki savaş alanında bir saldırıyı komuta ediyordu. Günümüzdeyse, aynı topraklarda yapılan bir iç savaş canlandırmasında işler gittikçe fazla gerçekçi bir hal almaya başlamıştı. Sam ve Dean kardeşler, güneye doğru yola çıktığında, geçmişin aslında hiç de zannettikleri kadar mazide kalmadığını keşfedeceklerdi.
Supernatural - Lanetli Emanet
Joe Schreiber
Artemis Yayınları
Fiyatı : 18,00 TL
Kasım 2011
322 sayfa
ISBN: 9786054482955