MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Osmanlı Devleti'nin Büyümesi - Osmanlı Devleti'nin Büyümesi Hakkında - Osmanlı Devleti - Osmanlı Devleti Hakkında

    -İslam dini ve İslam dininin öngördüğü cihat inancı.

    -Türkmen desteğinin alınması ve beyliklerle iyi geçinilmesi.

    -Anadolu'ya gelen Türkmenlerin fethedilen yerlere yerleştirilmesi yani düzenli iskan politikası

    -Balkanlardaki düzensiz siyasi birlik ve Bizans'taki taht kavgaları.

    -Yetenekli ve deneyimli yöneticilerin iş başına geçmesi.

    -Merkezi otoritenin güçlü olması.

    -Fethedilen bölgelerde halka karşı adil davranılması ve dinsel hoşgörünün olması.

    -Osmanlı'nın kurduğu coğrafi konum (Bizans sınırında bulunması)

    -Tekfurlar arası mücadelelerden istifade etmeleri

    -Beylikler arası mücadelelere girmemeleri

    -Sürekli cihat ve gaza politikası gütmeleri

    -Türkmenler'in sempatisini kazanmaları ve sürekli göçlerle beslenmeleri

    -Ahilerin, şeyhlerin, erenlerin desteğini almaları

    -Feth ettikleri bölgelerde izledikleri siyaset (İskan,İstimalet)

    -Padişahların çok yetenekli olması

    -Merkeziyetçiliğin sağlanması (Fatih ile)

    -Avrupalılar'ın Yüzyıl Savaşları'yla uğraşması


    Anadolu'nun Durumu:

    -Kösedağ Savaşı'ndan sonra Anadolu Türk Birliği bozulmuş, çok sayıda beylik kurulmuştur.

    -XIII. Y.y. sonlarına doğru İlhanlılar'ın Anadolu'daki baskısı azalmıştır.

    -Anadolu beylikleri arasında mücadeleler vardır.

    -Trabzon çevresinde Rum İmparatorluğu bulunuyordu.

    -Anadolu siyasi birlikten yoksundur.


    Bizans'ın Durumu:

    -Bizans sık sık taht kavgalarına sahne olmakta, tekfurlar merkezi dinlememekte ve kendi aralarında mücadele etmekteydiler.

    -Bizans elindeki güçsüz ordusunu da Balkanlar'dan gelecek Sırp ve Bulgar saldırılarına karşı kullanmaktadır.

    -Anadolu'da (İzmir, İznik, İzmit, Bursa gibi) küçük bir toprak parçası elinde kalmıştır.

    Balkanlar'ın Durumu:

    -Balkanlar'da da merkezi bir otorite bulunmamakta, en güçlüleri Sırp ve Bulgar krallıkları olmak üzere, Eflak, Boğdan, Bosna gibi prenslikler vardır.

    -Ayrıca Katolik Macarlar'ın saldırılarına uğruyorlardı.

    -Balkan halkı da Bizans halkında olduğu gibi baskıcı yönetim ve ağır hapisler altında ezilmekte ve Osmanlı'yı kurtarıcı olarak görmekteydiler.
#05.11.2011 14:24 0 0 0
  • Danişmentliler Hakkında - Danişmentliler Beyliği - Danişmentliler Beyliği Tarihi

    (1080-1175)

    -Sivas merkez olmak üzere Tokat, Niksar, Amasya ve Kayseri civarında kurulmuştur.

    -Devletin kurucusu Melikşah'ın komutanlarından Danişment Gümüştekin Gazi Ahmed Bey'dir.

    -Rivayete göre Türkmenlere öğretmenlik yaptığı için Dânişmend Gazi diye anılan Ahmed Bey, Türkiye Selçukluları Sultanı Süleymanşah'ın ölümüyle nüfuzunu daha da artırdı.

    -Ankara, Kastamonu, Çankırı'yı ele geçirdi. I.Kılıçarslan ile beraber Haçlılara karşı savaştı ve Antakya Haçlı Prensi Bohemond'u esir ederek Malatya'yı ele geçirdi. Yerine geçen oğlu Gazi Bey zamanında devlet en güçlü devrini yaşamıştır (1104).

    -Türkiye Selçukluları ve Bizans'ın iç işlerine müdahale eder oldular.

    -Gazi Bey, Haçlılardan Konya'nın geri alınmasına (1116) ve taht mücadelesinde desteklediği I.Mesud'un burada sultan ilân edilmesine yardım etti.

    -Danişmentliler, her zaman Haçlılara ve Bizans'a karşı başarılar kazanmışlar ve fethettikleri toprakların Türkleşmesini sağlamışlardı.

    -Türkiye Selçukluları, Türkler arasında itibarı çok fazla olan Danişmentlileri en büyük rakipleri olarak görmüşlerdir. Nitekim taht mücadelelerinden faydalanan II.Kılıçarslan, Danişmentli şehirlerini ele geçirerek bu devlete son vermiştir (1175).
#05.11.2011 14:20 0 0 0
  • Atabeylikleri - Atabeylikleri Hakkında - Atabeylikleri Nezaman Ortaya Çıkmıştır

    -Gönderildikleri bölgelerde, devlete bağlı kalmak şartıyla kendi idaresini kuran bu kişiler, Melikşah'ın ölümünden sonra (1092) bağımsızlıklarını ilân etmeye başlamışlardır.

    -Bu dönemde ülke dörde bölünmüştür:

    1. Irak ve Horasan

    2. Kirman

    3. Suriye

    4. Anadolu.
#05.11.2011 14:18 0 0 0
  • Konu: Altın Post
    Altın Post Hakkında - Altın Post Tanımı - Mitolojide Altın Post

    Altın Post (Yunanca: Χρυσόμαλλον Δέρας; ). Yunan mitolojisinde zenginliği ve iktidarı sembolze eden postun adıdır. Argonotlar bu postu ele geçirmek için Kolhis ülkesine gitmişler ve uzun bir mücadele sonucunda postu almayı başarmışlardır. Bu postun bulunduğu yer olarak adı geçen Kolhis, Karadeniz' Güneydoğu kıyılarındaki tarihsel bölge Kolha'dır.

    Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helios'un oğlu olan Kolhida (Kolhis) kralı Ayet'nin (Aetes) görkemli bir zenginliğe, bir koçun altın postuna ya da "Altın Post"a sahip olduğu anlatılır. Yunanistan'da Yason (İason)'un başkanlığında kahramanlar bir araya gelirler ve "Altın Post"u ele geçirmek için Kolhida'ya gitmeye karar verirler. Argonotlar, "Argo" (bu geminin adından dolayı onlara Argonot denmiştir) adlı bir gemi yaparlar ve Kolhida'ya doğru yola çıkarlar. Uzun ve çok zor bir yolculuktan sonra Ayet'in güçlü ve zengin krallığına varırlar. Kral, Yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. Ayet, İaosun'un şartlarını yerine getirmesi halinde "Altın Post"u Yunanlılara vermeye karar verir. İason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. Sonra İason'un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. Bu dişlerden savaşçılar çıkmaktadır. İason'un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. Yunanlılar ancak bundan sonra "Altın Post"u alabileceklerdir. Bu şartları, Ayet'in dışında kimsenin yerine getirmesi mümkün değildir. Bundan dolayı kral İason'un öleceğinden emindir. Kralın kızı Medea'nın yardımı olmasa, Yunanlıların liderinin, Ayet'in şartlarını yerine getiremeyeceği açıktır. Kralın kızı, ilk görüşte İason'a âşık olmuş ve ona yardım etmeye karar vermiştir. Medea bir büyücüdür. Onun yardımıyla İason kralın şartlarını kolayca yerine getirir ve Ayet'den "Altın Post"u ister. Kral, Yunanlılara kimin yardım ettiğini hemen anlar ve "Altın Post"u vermeyeceğini açıklar. Bunun üzerine İason, postu ele geçirmeye karar verir. Ne var ki Medea'nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi olanaksızdır. Kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve Yunanlılar "Altın Post"u ele geçirmeyi başarırlar. Hızla gemilerine binerler ve ülkeleri Yunanistan'a doğru yola çıkarlar. Medea da İason'la birlikte gider. Ayet, postun götürüldüğünü ve kızının kaçtığını öğrenir öğrenmez, hemen ordusunu toplar ve Yunanlıların peşine salar, ama askerler "Altın Post"u geri almayı başaramazlar.

    noimage

#05.11.2011 14:16 0 0 0
  • Konu: Alkmene
    Alkmene Kimdir - Alkmene Hakkında - Alkmene Kelime Kökeni - Mitolojide Alkmene

    Alkmene, mitolojik Yunan kahramanı, Roma mitolojisinde ki güçlü Herakles'in annesi.

    Kahraman Perseus'un soyundan gelen Alkmene güzelliği ve faziletiyle de tanınır. Bir savaş yüzünden yola çıkmak zorunda kalan Amphitryon'la yeni evlenmiştir. Zeus Alkmene'yi baştan çıkarmak için onun kocasının biçimine girerek bu yokluktan yararlanır. Tanrı Perseus'un soyundan dünyaya gelecek olan bu çocuğun insanlar üzerinde çok büyük bir güce sahip olacağını da söyler. Amphitryon sabahleyin dönerek karısıyla yatar ve Alkmene ondan da ikinci bir çocuğa, İphikles'e gebe kalır. Ancak kıskançlıktan kudurmuşçasına Zeus'un karısı Hera hemen Mykenai'ye gelir. Perseus'un soyundan bir başkası orada hüküm sürmektedir. Hera onun karısına Alkmene'ninkinden önce doğacak bir erkek çocuk sözü verir; o çocuk Eurystheus'tur. Bu amaçla doğum tanrıçası İlithya'ya kader tanrıçaları Moiralara Alkmene'nin doğurmasını engeleme emrini verir. Bunlar dokuz gün, dokuz gece sarayın kapısı önünde otururlar. Zavallı anne ancak dostlarından bir kadının kurnazlığı sayesinde kurtulur: Bu dostu tanrıçalara, kendilerine rağmen Alkmene'nin bir oğlan doğurmuş olduğunu bildirir. Tanrıçalar ürküntü ve öfke ile kalkınca, kahramanımız gerçekten doğurmak için bundan yararlanır, ancak tanrılar suçlu kadını gelincik denen hayvana dönüştürürler.

    Bebeğe Herakles, Hera'nın zaferi adı verilir. Bu, onun hak ettiği bir ünvandır, çünkü tanrıça onu, yaşadığı sürece hep insafsızca izleyecek, özellikle de kuzeni Eurystheus'un hizmetine girmesi için zorlayacaktır.
#05.11.2011 14:14 0 0 0
  • Edward Aris Albümü - Edward Aris Mazide Kalanlar 2 - Edward Aris Mazide Kalanlar 2 Yeni Albüm - Mazide Kalanlar 2 Track List - Mazide Kalanlar 2 Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Edward Aris

    ALBÜM ADI: Mazide Kalanlar 2

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:


    Esperanza
    Ramon Argote Cabrera
    Tombe La Neige
    Adamo Salvatore
    Nathalie
    Arcusa Alcon Ramon / Iglesias De La Cueva Julio
    Ciao Cara Come Stai
    Ianne Italo / Malgioglio Giuseppe / Ansoldi Antonio / Fontana Claudio
    Car Je Veux
    Adamo Salvatore
    Apopse Thelo Na Pio
    Vardis Antonios / Sofia Argiropoulou
    Only Love (Mono Agapi)
    Alexis Papadimitriou / Nikos Ignatiadis
    İmerologio Monaxias
    Hristos Skaltsounakis / Koufianakis Monas Emanouil
    Qu'un Peu D'amour
    Marc Aryan
    La Maritza
    Jean Renard Gaston / Delanoe Pierre
    Addio
    Bugy Rossi
    Thalassa
    Kostas Moustakas
    O Fantaros
    Manos Loizos / Emmanouil Rasoulis
    Akropolis Adieu
    Bruhn Christian / Buschor Georg
    Min Perimenis Pia
    Apostolos Kaldaras
    Gigi L'amoroso
    Paul & Lana Sebastian, Jacqueline Misrahi


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#05.11.2011 00:22 0 0 0
  • HAN Caravanserai Albümü - HAN Caravanserai Relaxing Music - HAN Caravanserai Relaxing Music Yeni Albüm - Relaxing Music Track List - Relaxing Music Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: HAN Caravanserai

    ALBÜM ADI: Relaxing Music

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:


    Han
    İstanbul
    Anadolu
    Meydan
    Mola
    Gezgin
    Kervan
    İpekyolu


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#05.11.2011 00:20 0 0 0
  • İsmail Kartal Albümü - İsmail Kartal Gönülden Nağmeler - İsmail Kartal Gönülden Nağmeler Yeni Albüm - Track List - Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: İsmail Kartal

    ALBÜM ADI: Gönülden Nağmeler

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:


    Vefasız Yar
    Ömrüm
    Gözleri Kömür Karası
    Özümüz Ali
    Gönül
    Server Hüseyin
    Deli Gönül
    Yavrum
    Zeman Xırabo
    Gül Yarim


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#04.11.2011 23:54 0 0 0
  • Önder Güler Albümü - Önder Güler Yarıda Kaldı - Önder Güler Yarıda Kaldı Yeni Albüm - Yarıda Kaldı Track List - Yarıda Kaldı Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Önder Güler

    ALBÜM ADI: Yarıda Kaldı

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Yarıda Kaldı
    02- Ağlamak
    03- Yavrum
    04- Vazgeçemiyorum
    05- Bektaş-ı Veli
    06- Vefasız Dilber
    07- Sormayın Beni
    08- Faydası Yoktur
    09- Kör Kader
    10- Haydi Kızlar Halaya


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#04.11.2011 23:48 0 0 0
  • Uzun Yol Türküleri 2 Albümü - Uzun Yol Türküleri 2 - Uzun Yol Türküleri 2 Yeni Albüm - Uzun Yol Türküleri 2 Track List - Uzun Yol Türküleri 2 Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Uzun Yol Türküleri

    ALBÜM ADI: Uzun Yol Türküleri 2

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:


    Yavuz Bingöl - Telli Turnam
    Söz & Müzik: Musa Eroğlu
    Sabahat Akkiraz - Pahalılık Alev Gömlek
    Söz & Müzik: Muhlis Akarsu
    Yılmaz Erdoğan - Ben Yandım (Şiir)
    Şiir: Yılmaz Erdoğan Müzik: Deniz Erdoğan
    Kubat - Sarhoş
    Söz & Müzik: Mahzuni Şerif
    Gülay - Sezenler Olmuş
    Söz & Müzik: Ümmüşen Gürsoy
    Yaşar - Az Bana Gönder
    Söz: Anonim Müzik: Gökhan Işıklı
    Deniz Seki - Zülüf
    Söz & Müzik: Neşet Ertaş
    Mustafa Özarslan - Eylen Yolcum
    Söz: Zeynel Can Müzik: Cemal Akkiraz
    Tayfun Talipoğlu - Eskiyen Yüzümün Yeni Gülümseyişi (Şiir)
    Şiir: Tayfun Talipoğlu Müzik: Anonim
    Sevcan Orhan - Gurbeti Benmi Yarattım
    Söz & Müzik: Muhlis Akarsu
    Hilmi Yarayıcı - Memleketim Ve Sen
    Söz & Müzik: Nihat Aydın
    Ender Balkır - Kar Mı Yağmış Şu Harputun Başına
    Söz & Müzik: Anonim
    Seyfi Yerlikaya - Geçer Aylar
    Söz & Müzik: Günay Zoroğlu
    İhsan Güvenç - Açma Zülüflerin
    Söz & Müzik: Neşet Ertaş
    Seydi - Ben Melamet Hırkasını (Haydar)
    Söz & Müzik: Anonim (Nesimi)
    Koro - Hızır Paşa
    Söz: Pir Sultan Abdal Müzik: Muhlis Akarsu


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#04.11.2011 23:41 0 0 0
  • Hüzün Kraliçesi Şiir - Hüzün Kraliçesi Şiiri Dinle - Alıntı Şiirler

    Güneş mumdan farksızdı saçlarının yanında,
    Okyanustan derindi gözlerinin mavisi...
    Dudağındaki allık yoktu ceylan kanında,
    Bir güzellik perisi, hüzün kraliçesi...

    Onu mahzun görünce utanırdı melekler,
    Çocukluğumda hala bir dua onu bekler,
    Kocaman sevdaları saklar çocuk yürekler...
    Gönlümün ilk hecesi, hüzün kraliçesi...

    noimage

    Köşede iki katlı küçük bir evi vardı.
    Kızıl günbatımında balkonuna çıkardı.
    Tüm sokağı bir anda gül kokusu sarardı,
    Büyülerdi herkesi, hüzün kraliçesi...

    Ufuklarda gezerdi buğulu bakışları,
    Rüzgârlar silemezdi gözündeki yaşları,
    Söylediği şarkılar eritirdi kışları,
    Bir ayrılık nağmesi, hüzün kraliçesi...

    Aynada kendi aksi, ellerinde resimler...
    Tararken saçlarını değişirdi mevsimler.
    Dudağına konardı anı olmuş isimler,
    Bir gönül hikâyesi, hüzün kraliçesi...

    Bir kuğuydu, yalnızlık kırmıştı kanadını,
    Seveni çoktu ama bilen yoktu adını.
    Bir masal perisiydi, rüyaların kadını...
    Aşkların en yücesi, hüzün kraliçesi...

    Islak camlar ardından gökyüzüne bakardı,
    Yalnızlığın hüznüyle inlerdi güzel sesi.
    Sonbahar yağmurları gözlerinden akardı,
    Buruk bir aşk bestesi, hüzün kraliçesi...

    Sedat Büyük
#04.11.2011 23:05 0 0 0
  • Konu: Garip
    Garip Şiir - Garip Şiiri Dinle - Alıntı Şiirler

    Yağmurlu bir akşamda beklerken bir durakta,
    İş yorgunu insanlar koşuşurken sokakta
    Bakışlarım savruldu bu insan yığınına,
    Ve bir adam takıldı gözlerimin ağına...

    Dermansızdı, yağmurdan kaçan bir hali vardı,
    Usulca yürüyordu, küçüktü adımları.
    Tepeden tırnağa dek bulanmıştı çamura,
    Kim bilir, hangi vakit yakalandı yağmura?
    Bir şey vardı halinde öyle tuhaf ve garip;
    Hayatından vazgeçmiş, yaşamaktan mustarip...
    Yorgun ayaklarında ucu patlak pabuçlar,
    Sırtında rengi solmuş tek kollu bir ceket var...
    Islanmış giysileri yırtık, sökük, yamalı,
    Saçlarına karışmış uzun kirli sakalı
    Tanımlıyordu sanki garip kelimesini,
    Sefil demek yetmezdi tarife böylesini...

    noimage

    Ağır ağır yaklaştı, baktı kalabalığa,
    Utangaç bakışları saklandı karanlığa.
    Zihnimi meşgul eden binlerce soru vardı,
    Çukurlaşmış gözleri "Sorma!" diye yalvardı.
    Bir dilenci olsaydı böyle mahzun olmazdı,
    Uzaklara bakarken gözbebeği dolmazdı...
    Belli ki, yüreğinde hala yanan bir kor var,
    Alnına satır satır hüzün kazımış yıllar.
    Islak gözbebeğinde kara bir aşk lekesi,
    Titrek dudaklarında bir sevda hikâyesi...
    Acıtıyor gibiydi kalbindeki yaralar,
    İçinde hatıralar, bir kadından yadigâr...
    Onun derdi yanında yalandı benim derdim,
    Anlatsaydı şüphesiz saatlerce dinlerdim

    Yeri yurdu belli ki yakınlarda bir parktı,
    Yatak diye her gece uzandığı bir banktı.
    Belki sokak sofrası ve de çöpler aşıydı,
    Harabeler yuvası, yollar arkadaşıydı...
    Her şeyinden vazgeçip dolaşmış diyar diyar,
    Yüreğindeki merhum duygularla bahtiyar...
    Bana birden kendimi hatırlattı bu hali,
    "Bu olsa gerek" dedim çaresizin ahvali...

    Bazen öyle olur ki; dünya gözümde yalan,
    Bir bir silinir her şey, aşktır elimde kalan
    Ceket, çanta, ne varsa fırlatıp bir kenara
    Onu alıp göçmek var bilinmez diyarlara
    Ve taşımak bu yükün kutsal ağırlığını,
    Her an bir merasimle anarak varlığını
    Bir ümitle beklemek dua edercesine,
    Ve bırakmak vuslatı hayatın ertesine

    Bir yanı insanın hep olmak ister derbeder,
    Kaldırımlar ve gece, yalnızlık, yol ve keder...
    Ve yol almak rüzgârın "yürü!" dediği yönde,
    Arkada kızıl güneş, uzar gölgeler önde...
    Yürümek... Amaçsızca, asırlarca yürümek...
    Susayınca aşk içip, acıkınca aşk yemek...
    Güneş doğar, gün başlar; güneş batar, gün biter.
    Amaçsız yaşayana günleri saymak yeter
    Dert değil, nasıl olsa gelip geçiyor vakit,
    Bir ömür nasıl geçer kalmamışsa hiç ümit?

    Ben kendimi düşünüp dalmışken uzaklara,
    O bana yaklaşmıştı, elinde bir sigara...
    Göstererek cebinde ıslanmış kibritini,
    Uzattı ateş sorar gibi izmaritini...
    Neden bilmem sadece dudaklarımı büktüm.
    Hüsrana uğramış bir şekilde iki büklüm
    Uzaklaşırken benden son kez ardına baktı.
    Uzatılan çakmakla sigarasını yaktı,
    Dumanını keyifle çekti ciğerlerine.
    Selam vermek istermiş gibi diğerlerine
    Etrafına bakarken gözü gözüme değdi,
    Bir nefes daha çekip başını öne eğdi...

    Ürkek ürkek yaklaştı otobüsün birine,
    Egzozunda can kattı üşüyen ellerine.
    Doğruldu ve sırtını verdi sıcak motora,
    Aldırmıyor gibiydi dumana ve çamura...
    Ve umursamıyordu ona bakan gözleri,
    Acıyan ve tiksinen gurur dolu yüzleri...

    Derin bir nefes çekip, ellerini ovarak
    Etrafına bakındı ve irkildi tüm durak...
    Gölgesini de alıp uzaklaştı duraktan,
    Garip bu ya, zevk alır hayatsız yaşamaktan...

    Sedat Büyük
#04.11.2011 23:05 0 0 0
  • Konu: Günebakan
    Günebakan Yazısı - Günebakan Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları

    Bir tarlanın en güzel köşesinde bir güne bakan çıkmış.Çevresindeki diğer bitkilere göre çok farklıymış.Kendi de bunun farkaında olmalı ki etrafa bakışı bile değişik,mağrur,gururlu ve kibirliğiymiş.Herkes nasıl bir çiçek açacağını merak ediyormuş.Tarla sahibide bu bitkinin diğerleriden farklı olduğunu anlamış daha bir özen göstermeye başlamış.

    Güne bakan tüm ihtişamıyla yeşil yapraklarını büyütürken bir yandan da açacağı çiçeğin tomurcuğunu büyütüyormuş.Henüz çiçek açamadığı halde çiçeğini öve öve bitirememesi herkesin dikkatini çekmiş.Özellikle ayaklarının dibinde büyümeye çalışan sarmaşığın.....Günebakan hiç bir şeyin farkında değilmiş..Yalnızca güneşi görür,ona bakarmış.Diğer bitkiler güneşin yakıcı olduğunu,açtığı zaman çiçeklerini güneşten koruması gerektiğini anlatırlarmış ama dinleyen kim?

    Bir sabah güneşin ilk ışıklarıyla gözlerini açan bitkiler çok şaşırdıkları bir şey bulmuşlar karşılarında:günebakan çiçek açmış.Gerçekten de günabakanın çiçekleri öğündğü kadar varmış.Güneş ışığını andıran sarı yaprakların ortasında siyah benekler çok yakışmış.Hepsi seslenip günaydın demiş ama duyan kim,cevap veren kim?Diğer bitkiler gün boyu izlemişler günebakanı...güneşin ilk ışığını hissettiği an güzünü güneşe dönmüş,güneş son ışıklarını çekinceye kadar takip etmişti.Hava kararmaya başlayıncada yorgunluktan uyuya kalmış.Bu durum günlerce devam etmiş.Günebakan her sabah bütün ihtişamıyla açarmış taç yapraklarını ve gün boyu güneşi takip edermiş.Çevresinde olup bitenleri hiç görmezmiş.Günebakan güneşin aşkıyla yana dursun,zavallı sarmaşıkta onun aşkıyla sararıp soluyrmuş.Bitkilerden bazısı için günebakan direnmenin ,sabrın sembolü olmuş.Bazıları ise kendini beğenmiş züppe bir çiçek olarak görüyorlarmış.Sarmaşık dayanamamış bir gün,sarılmış günebakana..ama farketmemiş günebakan.Sarmaşık kendini fark ettirmek içn her gün biraz daha sarılır,biraz daha uzanırmış günebakanın üst yapraklaına doğru.Oysa günebakanın gözü,güneşten başka bir şey görmezmiş.Sarmaşık her gün biraz daha ,biraz daha sıkmaya başlamış günebakanı ama yine dikkat çekmeyi başaramıyormuş.Canı yansa da günebakanın başını güneşten ayırıp ne olduğuna bile bakmamış...

    Sarmaşık gittikçe daha çok sarılmaya,sıkmaya devam etmiş.Sarmaşın gücü gittikçe azalırken günebakanın da rengi solmaya sararmaya başlamış.Bir sabah uyandıklarında gördükleri karşısında çok üzülmüşler tarladaki bitkiler..Sarmaşık yerlerde sürünüyor,günebakan ise sarı yapraklarını açmamış.Bir süre beklemişler hiç bir hareket yok.Güneş iyice yükselmiş,yine bir değişiklik yok.Günebakan başını yerden kaldırmıyormuş.İçlerinden biri:"nihayet sarmaşığı gördü galiba"derken...Diğerleri:",güneşten başka bir şey görmez "demişler...

    Saatler geçmiş,bir değişiklik olmamış günebakanda.Tarlanın sahibi gelip bolca su vermiş yine canlanmamış günebakan...Ertesi sabah güzelim sarı yaprakları dökülmeye başlayınca anlamışlar ki sarmaşık günebakanı sıkıp öldürmüş.Tüm gücünü harcadığı için kendisi de ölmüş....Çok üzülmüş tarla sakinleri...Günebakanı öldüren sarmaşığın aşkıydı.....Sarmaşığı öldüren ise karşılıksız aşktı...

    Bazen günebakan gibi etrafımızda olup biteni görmez,kendimizi körü körüne birine,bir şeylere kaptırırız.Kendimizden başka bir şey düşünmeyiz...Bazen sarmaşık gibi olanaksız şeylerin pençesinde kıvranırız.Olmayacağını bile bile parçalarız kendimizi.Hem kendimize hem sevdiğimize zarar veririz.Dengeyi tutturamayız bir türlü...yaşamımızı hep en uçlarda devam ettirirken en yakınımızda olanların farkına varamayız çoğunlukla.Çektiğimiz acılarda hep bu yüzden değil midir?

    Sevgiyle sevgisizlik arasındaki dengeyi kurabilsek;sevgimizi paylaşmasını öğrensek;çevremizde olanlara duyarlı olsak;eşit görsek insanları,hor görmesek kimseyi,hiç bir şeyi....saygı göstersek yaratılanlara,yaratandan ötürü....dünya daha mı güzel olurdu?Bu soruyu soralım kendimize....Başka bir dünya daha yok.Onu yaşanılır güzel bir yer yapmak bizim elimizde..
    Yaşanası sevgi dolu bir dünya dileğiyle...

    Ayşe Sönmez Bulut
#04.11.2011 23:05 0 0 0
  • Yarış Atları Yazısı - Yarış Atları Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları

    Yazımın başlığını görenler altılı ganyanda bahsedeceğimi düşünebilir.Ama yanılrlar;bahsedeceğim "yarış atları" hipodrumda değilidi bugün.Adına "YGS" denilen bir sınav için okulları doldurmuşlardı..."Atlar" ve "sınıf" hâlâ bir anlam veremediniz mi?O halde dinleyin:

    Yeğenimi sınava götürmek için Eğirdir'den yola çıktık.Alışılmadık bir taşıt kalabalığı vardı yolda.Ve arabaların içinde mutlaka bir iki genç v ardı...Başları eğik,gözleri boş boş bakakan.Mutsuz görüntüleri dışrıdan bile görünüyordu.Nasıl mutlu olsunlar ki..gelecek yaşamaları biraz sonra girecekleri yüz altmış dakikalık sınava bağlıydı."Ya başaramazsam"sorusu akıllarında yoğun trafik keşme keşliğinde sınava girecekleri okula doğru gidiyorlardı.Sınava girecek öğrenci değil sanki,kurbanlık koyun izlenimi uyandırdılar bende..Kimsenin hakkı yoktu,olamazdı;yaşamlarının en güzel günlerinde hayatı onlara zehir etmeye...
    Kaygılı olan yalnız onlar değildi şüphesiz.Birde aileler vardı.Evden çıktıkları andan itibaren dudakları kıpır kıpır dua okuyan anneler....Arabasını sollayanlara bağıran babalar...Çocukları sakinleştirmeye çalıştıklarını sanarak sürekli sınav hakkında konuşarak daha fazla geren büyükler...

    Sınav yapılan okulların önü daha da ilginçti.Tir tir titreyen gençler yüreğimi dağladı.Hayat bu mu?Hayat sınav mı?Mutluluk sınavı kazanmak mı?Sınavı kazanamayan başarısız mı?Kimin hakkı var ,çocuklarımıza bunu yaşatmaya?

    Sınava yetişemem kaygısıyla koşuşanlar....Bekledikleri otobüs gelmediği için tarlalardan koşarak gelenler...Takisyle gelenler...Yanında kimse olmayan yani sınava yalnız gelenler....Görülecek bir manzara değil di bence...Utanılacak bir manzaraydı...21.yüz yıla yakışmayan bir tabloydu.
    Sınav saati,geldi.İçeri alındılar birer birer.Onlar kaderleriyle başbaşa ter dökerken dışarıda yürekleri endişeyle çarpar anneler....babalar....Eller açıldı dualar edildi...Bir süre sonra unuttular sınava giren çocuklarını.Gelsin kahveler,gitsin çaylar.Hatta tüpünü çaydanlığını getirip ,çayını kendi demleyenler bile vardı.Tavla oynayanlar,çimenlerin üzerine yayıp piknik yapanlar,ellerinde tığ dantel örenler.....memleketimden insan manzaraları...

    Saatler ilerledikce sohbetler koyulaştı."Senin çocuk,ne olmak istiyor?"Benimki doktor olacak"muhapbetleri süre azalıncaya kadar devam etti.Sınav salonundan ilk çocuk çıkınca yine sınav endişesi sardı yürekleri,çocuklar akıllara geldi.Ve binaların önü gittikçe kalabalıklaşmaya başladı.

    İçeriden çıkan yarış atlarının durumu vahimdi.Hiç birinde yarışı kazanmış,koşuyu başarıyla tamamlamış bir görünüm yoktu.İşte korktuğum da oldu.Bir kız öğrenci fenalaşmış.Kucakta dışarı çıkardılar.Ambulansla alıp götürdüler..Tüm annelerin rengi atmaya başladı,o andan sonra....Çocukları için kaygıları arttı.Bak,bir öğrenci daha ağlayarak çıktı dışarıya...Sarıldı annesine,bir teselli bekledi....Sınavdan sonra ikinci darbede anneden geldi...Kızını bağrına basıp,"her şey sınav değil,sen ,senin sağlığın daha önemli"demesini beklediğim anne,çocuğu kolunda tutup sürüklercesine götürürken ."seninle evde hesaplaşacağız,emeklerim boşa gitti"diye söyleniyordu.Aklıma ,ayağı incinince koşamayacağı için vurulan yarış atları geldi."Sınavda başarılı olamadı,muhtemelen düşük bir puan alacak ,belki iyi bir üniversite kazanamayacak...Öyleyse hadi vuralım çocuklarımızı" demek geçti içimden.Havada öyle bir koku vardı sanki....

    Sınavadan çıkan çocuğunu sımsıkı bağrına basıp "nasıl geçti sınav?"demeden önce saçlarını okşayıp "korkulacak bir şey yokmuş gördün mü?İyi misin?Önemli değil,nasıl geçerse geçtin,önemli olan sensin.."diyen ailelerde yok değildi tabiii

    Sınav saatini titreyerek bekleyen,sınavdan ağlayarak çıkan,çok uzaklardan geldiği için ucu ucuna sınava yetişen gençlerin uzun süre hafızamadan silineceğini sanmıyorum.Onlar bizim geleceğimiz,onlar bizim umutlarımız...onlara reva gördğümüz şey ise "yarış atı olmaları."Dershaneler hipodrum,öğretmenler seyis,çocuklarımız "yarış atı"..Sınav da ucunda önemli bir ödül olan koşu.Yarışı bitirenler olacak elbette.Ödülleri alanlar da...ya yarışı bitiremeyenler....ödül alamayanlar....Bazıları gelecek yarış için tekrar hazırlanacak..Bazıları ise artık koşamayacaklar....Ne yapalım onları?Vuralım mı?

    Ayşe Sönmez Bulut
#04.11.2011 23:05 0 0 0
  • Aşk Kölesi Kitap Özet - Sherrilyn Kenyon Kitapları - Aşk Kölesi Kitap Tanıtım - Aşk Kölesi Kitap Fiyatı - Aşk Kölesi Ön Okuma

    Kitap Özet

    Aşk her şeyin ilacı olabilir ama iki bin yıllık bir laneti ortadan kaldırabilir mi?

    "Sevgili okuyucularım,

    Bir kadınla yatak odasında hapis kalmak muhteşem bir şey. İki bin yıldan uzun bir süre, yüzlerce yatak odasına hapsedilmekse pek hoş değil. Sonsuza kadar bir kitabın içinde aşk kölesi olarak kalmakla lanetlenmek, Spartalı bir savaşçıyı bile mahvedebiliyor.

    Bir aşk kölesi olarak kadınlara dair her şeyi biliyorum. Onları nasıl etkileyeceğimi, onlara nasıl dokunacağımı ve en önemlisi, nasıl zevk vereceğimi... Fakat Grace Alexander'ın fantezilerini gerçekleştirmek için dünyaya çağrıldığımda, beni bir aşk kölesi olarak değil, azap dolu geçmişe sahip bir erkek olarak görebilen bir kadınla ilk kez karşılaştım. Beni yatak odasından çıkarıp bana dünyayı gösterme zahmetine giren bir tek o oldu. Bana tekrar sevmeyi öğretti.

    Ama ben sevmek için yaratılmadım. Ebediyete kadar sevgisiz kalmakla lanetlenmiştim. Bir komutan olarak uzun zaman önce cezamı kabullenmiştim fakat sonra yaralı kalbimin, yokluğuyla yaşayamayacağı Grace'i buldum. Peki, aşk her şeyin ilacı olabilir mi? Bir laneti kırması gerçekten mümkün mü?"

    -Makedonyalı Julian-

    "Kenyon'ın eserleri ayrıntılı, ironik, seksi ve son derece yaratıcı."

    -The Boston Globe-


    noimage

    Aşk Kölesi
    Sherrilyn Kenyon
    Pegasus Yayıncılık
    Fiyatı : 20,00 TL
    Kasım 2011
    400 sayfa
    ISBN: 9786055360313
#04.11.2011 23:05 0 0 0
  • Kader Kitap Özet - P. C. Cast Ve Kristin Cast Kitapları - Kader Kitap Tanıtım - Kader Ön Okuma - Gece Evi Serisi 9 - Gece Evi Romanı 9. Kitap

    Karanlığın ruhu tarafından sınanan bir aşk, bu sınavı geçebilir mi?

    Tulsa Gece Evi, Işığın ve Karanlığın güçlerinin çarpıştığı destansı bir savaşa sahne olur. Neferet'le çarpışmaya hazırlanan Zoey, Savaşçı Korucuyusu Stark'la birlikte ait olduğu yerde, evindedir.

    Kalona ile oğlunun arasındaki bağlar kopmuştur. Nyx'in bahşettiği insan soylu biçimi sayesinde Rephaim ve Stevie Rae sonunda bir araya gelebilmiştir; tabii Rephaim Tanrıça'nın yolunda ilerleyip babasının gölgesinden sakınabildiği sürece..

    Peki Zoey gerçekten güvende mi?

    Ve en önemlisi, kadere yazılmış olan değiştirilebilir mi?

    Okumak için sabırsızlanın....

    Heyecan dorukta...

    Gece Evi Serisinin 9. kitabı Kader hayranlarını bir kez dahakendinden geçirecek.


    noimage

    Kader - Gece Evi Serisi 9. Kitap
    Kristin Cast, P. C. Cast
    Pegasus Yayıncılık
    Fiyatı : 22,50 TL
    Kasım 2011
    472 sayfa
    ISBN: 9786055360351
#04.11.2011 23:04 0 0 0
  • Serseri Kalbim Kitap Özet - Julia London Kitapları - Serseri Kalbim Kitap Tanıtım - Serseri Kalbim Kitap Fiyatı - Serseri Kalbim Ön Okuma

    Kitap Özet

    "Bize, aşık olmanın ne kadar müthiş, büyüleyici bir şey olduğunu hatırlatan bir hikâye Karakterler öylesine canlı; yaşadıkları sıkıntılar öylesine sahici ki, kitabın sonunda onlardan ayrılmak çok zor geliyor."

    The Oakland Press

    Zengin, tehlikeli, yakışıklı, geçmişi sırlar ve çalkantılarla dolu

    bir adam

    Yaşadığı bütün felaketlere rağmen dimdik ayakta kalmaya kararlı, genç, güzel bir kadın

    Düşmanca başlayıp karşı konulmaz tutkulara dönüşen

    bir aşk hikâyesi

    Bir düelloda kaybettiği dostunun şerefini temizlemek ve ona olan vefa borcunu ödemek için hem evinden hem de kalbini paramparça eden kadından uzaklara gitmeye karar veren Sutherland Dükü'nün oğlu Arthur Christian, kendini bekleyen sürprizlerden habersiz, İskoçya'ya doğru yola çıkar.

    Ölen kocasından zorluklarla dolu bir hayat miras kalan genç ve güzel Kerry McKinnon, borçlarını ödemek ve ayakta kalabilmek için mücadele verirken, evine el koymak için kapısına dayanan yakışıklı yabancıyla aralarında hemen o anda güçlü bir kıvılcım doğar. Ama onlarınki imkânsız bir aşktır ve çok geçmeden bunun için bütün dünyayı karşılarına almak zorunda kalacaklardır.


    noimage

    Serseri Kalbim
    Julia London
    Martı Kitabevi
    Fiyatı : 19,00 TL
    Kasım 2011
    508 sayfa
    ISBN: 9786055420550
#04.11.2011 23:04 0 0 0
  • Kanlı Kumpas Kitap Özet - Steve Hamilton Kitapları - Kanlı Kumpas Kitap Tanıtım - Kanlı Kumpas Kitap Fiyatı - Kanlı Kumpas Ön Okuma

    Kitap Özet

    Benzeri görülmemiş bir şekilde, Steve Hamilton'ın Kanlı Kumpas'ı, bu alanda en saygın iki ödül olan Edgar ve Shamus En İyi İlk Roman Ödüllerini kazanarak inanılmaz bir başarı kazanmıştır. Şimdi kitabın kapağını açın ve yazarın, kendinden önceki romanların yapamadığını nasıl gerçekleştirdiğini görün

    Kalbinin hemen yanında bulunan kurşunun dışında, eski polis memuru Alex McKnight, arkadaşının ölümü ve kendi ölümcül yarasıyla ilgili kâbusları geride bırakmak ister. İşlediği suçlardan mahkûm edilen Maximilian Rose yıllardır eyalet hapishanesindedir. Ama McKnight'ın emekliye ayrıldıktan sonra bir kulübede yaşamaya başladığı yer olan Michigan eyaletindeki Paradise şehrinde, Rose'un özelliklerine sahip bir katil ortaya çıkar. Rose hapishanede olduğundan, McKnight başka kimin geçmişteki gizli sırları bildiğini anlayamaz.


    noimage

    Kanlı Kumpas
    Steve Hamilton
    Ephesus Yayınları
    Fiyatı : 16,00 TL
    Çevirmen : İsmail Kalkan
    Kasım 2011
    303 sayfa
    ISBN: 9786055358006
#04.11.2011 23:04 0 0 0
  • Küller Kitap Özet - Ilsa J. Bick Kitapları - Küller Kitap Tanıtım - Küller Kitap Fiyatı - Küller Ön Okuma

    Bir elektromanyetik darbe dalgası çakar gökyüzünde; tüm elektronik aygıtlar parçalanır, bilgisayarla çalışan tüm aletler yok olur ve milyarlarca insan o an, oracıkta ölür.

    Hayatta kalan bir avuç insandan biri olan Alex, ölmüş ana babasına ve geçmişte kalan yaşamına veda eder. Çıktığı zorlu yolculukta, Afganistan'dan yeni dönmüş genç bir asker olan Tom ve büyükbabasını elektromanyetik darbede kaybetmiş olan sekiz yaşındaki Ellie ile karşılaşır.

    Bu küçük grup ve hayatta kalan diğerleri için şimdi tüm mesele, yiyecek ve barına bulmak, kime güveneceklerini iyi bilmek, darbe sayesinde kazandıkları güçleri iyi kullanmak ve bir de kimin insan, kimin artık "değişmiş" ve bir zombiye dönüşmüş olduğunun ayırdına varmaktır.


    noimage

    Küller
    Dünyanın Sonu Yarın Gelecek Olsaydı?
    Ilsa J. Bick
    Dex
    Fiyatı : 19,00 TL
    Kasım 2011
    631 sayfa
    ISBN: 9786050904147
#04.11.2011 23:04 0 0 0