нιçвιşєу ∂ιуєη вι ¢üмLєηιη σятαѕıηα тєякє∂ιLмιş вι кєLιмєуιмözηєѕιz,zαмαηѕız,zαяƒѕız,мєктυρѕυz,
α∂я єѕѕιz
YiNe YaPaYaLnıZ BiR yOldAyIm UçSuZ bUcAkSıZ gÖrÜnÜyOr, FaKaT dAyAnIp SoNuNA KaDaR GiDeCeĞiM hEr Ne OlUrSa OlSuN GİDECEĞİM
Gözlerine Bakınca Ağlasada Gözlerim Ağlamak İçin Olsada Gözlerini Özledim.
bilemezdik severek ayrılacağımızı bilemezedik birbirimizden kopacağımızı geri dön desen hiç düşünmedne geri dönerim çünkü seni bir tek seni canımdan çok sevdim.(
Sen beni sevmedin ya.. Ben de gidip herkesi sevdim ve herkese böLdüm kendimi.. Herkese az az düştüm.. ve kimseye yetmedim
sevmeyi seven ama severkende acı ceken biriyimdir
TERCİHİMDE HAKKIM YATAR
UMRUMDA DEĞİLSİNİZ DENKLEMİ KURDUM ANLAMIYORSUNUZ
HEPİMİZ SORUMLUYUZ HERKESİN BİR SUÇU VAR ZAMAN AŞIMINA UĞRAR YADA HIŞIMA RASTLAR BUNUN İÇİN GÖZÜN AĞLAR KAFAN DUVARADA TOSLAR YAZIK OKADAR DOST VAR, İNANDIKLARIMIZIN ARASINDA ÇOK FARK VAR...
Dolunay Davranışlarımızı Etkilermi
Dolunay Davranışlarımızı Etkilermi insanlar arasinda bu inanç oldukça yaygindir. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli dolunay oluituiu zaman iilenen suçlarin intiharlarin trafik kazalarinin daha çoialdiiini insanlarin renkleri görme yeteneklerinin azaldiiini sara nöbetlerinin siklaitiiini sinir hastalarinin uykusuzluktan daha çok yakindiklarini söylemektedirler ama bilim insanlari bu görüilere katilmiyorlar.
Eskilerin Ay'in dönemlerine bailadiklari etkilerin büyük bir kisminin boi inançlar olduiu bir gerçektir. O zamanlar insanlarin uykularinda gezinmeleri dolunay iiiii tarafindan çekilmelerine bailaniyordu. Dolunayin iiiiinin yatak odasindan içeri girmesinin uyuyanin rüyasini etkilediiine dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarinin insanlarin üremelerinin ve tarlalarin bereketlerinin arttiiina hatta 'kurt adam' efsanesine bile inaniliyordu.
Bilim insanlari yine de Ay'in evrelerinin ve özellikle dolunayin insanlari etkilemesi olayina ciddiyetle yaklaiiyorlar. Ay'in evreleri ile cinayetler kazalar dünyamizda oluian kasirgalarin daiilimi magnetik alanlarda bozulma kadinlarin aybailari ve sara nöbetleri arasindaki iliikileri yakindan takip ediyorlar devamli istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varilmii Ay'in evreleri ile bahsedilen olaylar arasinda henüz bilimsel bir iliiki saptanmii deiildir.
Yapilan bir çaliimada dolunay süresince oluian trafik kazalarinin aliiilmadik bir iekilde fazla olduiu saptanmii fakat daha sonra olaylarin zaman araliklari incelendiiinde çoiunun hafta sonu günlerine denk geldiii görülmüitür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazalarin en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliiinin yarattiii trafik kazalarinin yaninda dolunayin etkisinin sözü bile edilemez.
Bilindiii gibi Ay'in dünyada okyanuslardaki 'gel-git' denilen sularin alçalmasi ve yükselmesi olayi üzerinde doirudan etkisi vardir. Vücudumuzun da çoiu su olduiuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mii Vücudumuzdaki suyun orani okyanuslardaki su miktari ile kiyaslanamayacaii gibi 'gel-git' olayi günde iki kez oluimaktadir. Yani Ay'in çekim gücü insani etkilese bile bunun sadece dolunay safhasinda deiil her gün olmasi gerekir.
Dolunay safhasinda iken Ay'in parlakliii da pek önemli bir etken deiildir çünkü bu safhada Ay'in dünyaya gönderdiii iiik miktari Günei'in gönderdiiinin 600 binde biri kadardir.
Peki dolunayi bu kadar özel kilan nediri Dolunay Günei Dünya'nin bir tarafinda Ay ise tam aksi tarafta ayni hizaya gelince oluiur. Bu durumda Günei'in Ay'in Dünya üzerindeki etkisini arttirip arttirmadiii da incelenmiitir. Bir miktar arttirdiii doirudur ama Günei o kadar uzaktadir ki bu etkileme de fazla kayda deier deiildir.
Öyle görülüyor ki her gün olan olaylar Ay'in dolunay safhasinda da olunca sebep ona bailanmaktadir.
sénsizLiq Çoq zor qéLiyO ßana
kaLßime söZ qéçireMez oLdum!
yoKsun yanıMda qene yanLızım.
derdimi sözlerime yansıttım
alıştım artık varlıĞına sensizim
ama bak tek başıma yetmez sözler
seni anlatmaya benim umudumsun yarınlarımda..
' Göremezler... İzin Wermessem Üzemezler... Çözemezler... Benim Bir Düşüm War ki Asla Bilemezler...!!!
Düşman birlikleri tozu dumana katarak yaklaşıyordu. Küçük köyde Remziye Ana'dan başkası kalmamıştı. Eli silah tutan erkekler zaten dağlarda gizleniyor ve düşmana karşı koyuyorlardı. Geride kalan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da düşmanın geldiğini görünce köyden ayrılmış, dağlara gizlenmişti.
Baskından bir gün önce, köye araba dolusu silah ve cephane gelmişti. Bunların dağlarda çarpışan efelere ulaştırılması gerekiyordu. Ama buna fırsat bulamadan düşman bastırıvermişti birden. Silah ve cephaneler Remziye Ana'nın köyün dışındaki tek odalı küçük evinin ahırına saklanmıştı. aceleyle. Kazılan çukurun üzeri, belli olmaması için samanlarla örtülmüştü.
Köy halkı, köyden ayrılırken, Remziye Ana:
-Ölürüm de gitmem, diye diretiyordu. Bu silahlar, cephaneler bana emanet. Eğer ben giderim de bunlar düşman eline geçerse gözüm açık gider. Varın siz gidin ben burada kalıyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Düşman askerleri köye girdiklerinde kimseyi bulamadılar. Evleri aradılar bir bir. Yağma ettiler, yakıp yıktılar. İki asker de Remziye Ana'nun evine girdi. Evde buldukları Remziye Ana'yı yerlerde sürükleyerek komutanlarının karşısına getirdiler.
Düşman komutanı, yaşlı kadını omuzlarından tutarak sarstı.
-Konuş kocakarı, konuş, diye bağırdı. Silahları nereye sakladılar? Konuş yoksa gebertirim.
Ama Remziye Ana'nın ağzından bir tek sözcük bile çıkmadı. Bir dilsiz gibi ellerini kullanarak hiçbir şey bilmediğini anlatmaya çalıştı. Köyde buldukları tek canlının da kendilerine bilgi vermemesi, silahları bulamayan düşman komutanını çileden çıkartmıştı. Remziye Ana'ya bir tokat atıp, bağırdı yeniden:
-Bize silahların yerini göster!..Yoksa seni süngüyle delik deşik ettiririm askerlerime.
Komutan, tüm tehditlerine karşın Remziye Ana'nın yerinden bile kıpırdamadığını görünce, ona bir tekme savurdu. İki askerde tüfeklerinin dipçikleriyle yaşlı kadına vurmaya başladılar. Yaşlı bedeni olduğu yere çöküverdi Remziye Ana'nın.
O sırada bir düşman askeri sevinçle ahırdan dışarı fırladı.
-Burada bir çukur var komutanım, diye bağırıyordu.
Komutanın buyruğuyla, askerler hemen toprağı kazmaya başladılar.Bir süre sonrada silahlar ortaya çıktı. Düşmanlar sevinç içinde bağrışarak ahıra doldular. Silah sandıklarını, kurşunları ve barutu çukurdan çıkartmaya başladılar. Silahları bulmanın sevinciyle Remziye Ana'yı orada unutmuşlardı. Yaşlı kadın sürüne sürüne evin içine girdi. Duvarda asılı olan gaz lambasını aldı. Lambayı yakarak, yeleğinin içinde sakladı. Düşman askerlerinin arasından sızarak ahıra girdi. Askerlerin keyfi yerindeydi. Silahlar bulunmuştu nasılsa.
Remziye Ana çukurun başına geldiğinde koynunda sakladığı gaz lambasını çukurun içindeki ağzı açılmış bir barut fıçısının içine attı.
Düşman komutanı ve askerleri fıçının içine düşen yanar lambayı gördüklerinde artık iş işten geçmişti. Korkunç bir patlama oldu. Remziye Ana'nın ahırı havaya uçtu. Ahırla birlikte Remziye Ana ve düşman askerleri de.
Yaşlı Türk anası ulusunun namusu saydığı silah ve cephaneleri düşmanlara vermemek için kendi canını seve seve feda etmişti.
Yıl 2070 uzaya keşfe gönderilen astronotlar bir daha geri dönemedi yoksa evrende yalnız değilmiyiz.Bu haberi duyan Gizli ajanlar başkanı hemen en güvendiği ekibini çağırdı ve onların başına FurKartal kod adındaki gizli ajanınını getirdi ve ona ekibiyle birlikte bir uzay gemisi yapmalarını söyledi.FurKartal eve gitti ve oturdu.mutfaktan içecek bişeyler aldı ve ekibine Kartal Kombo Uzay Ekibine diyerek gazoz kaldırdı hep beraber gece boyu eğlendiler.daha sonra sabah oldu ve gizli bir labaratuara gittiler.1 yıl süren çalışmadan sonra uzay gemisi bitti.ekib başkanı FurKartal Adı Kartal Kombo olsun dedi ve ekib onayladı ve şimdi soluk soluğa beklediğiniz macera başladı.K.K.U.E uzayda keşif için dolaşıyordu birden bir gezegen gördü gezegene girmek için radara yakalanmamaları gerekiyordu.Birden büyük bir meteor gördüler ve onun sayesinde radara yakalanmadan gezegene indiler.çok ilginç bir yerdi.daha sonra şaşırdılar çünkü her yerde örümcek ağları vardı herkes örümcek adam gibiydi .FurKartal Dayanamayıp sordu burası neresi örümcek hanım teyze cevap verdi örümcek galaksisidir burası dedi.
İnandıkları gibi yaşamayanlar,yaşadıklarına inanmak zorunda kalır..
O tez dönüşün geç olunca, Kendime tahammülü öğrendim..Korkma kimseye ödenecek borcum yok..Yoksaymayı ben senden öğrendim..!
BedduaLarımı Onda Bırakır SevapLarımı Yüreğimde SakLarım.. Masum Bir Günahsa Yaşadığım Gururumdan Susarım...!!! Hni yaşanıLanLarıda hatırLatırım
Ben kendi cehennemimi yarattğım gibi yarattım seni.!
zebani olmuşsa meleğimin adı, bunu da ben seçtim!
Bir insana, bir işe, bir davaya ömrünüzü adamışsınızdır. O insanın, o işin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır 'keşke'...
Ben sana başladıgımda nokta koymayı düşünmedim..
Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum ikimizi de aşar, o kapının ardındaki masal..
ÖyLê biri varki GönLümdê.. ALayınız yaLan gözümDê ( :
Hayatta o kadar hata varken aynı hatayı yapmakta ısrar etmemin ne anlamı var??
YâLân söyLüyorum hér gécé kéndimé ''Séni sévmiyorum'' néfrét édiyorum diyé Oysa yâLânLârım bir kârâbâsân gibi uyutmuyor beni biz yâLânız diyé.
Kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur... Hatta imkansızdır !!!
Varmak İçin Heplere , İlk Önce Hiçleri Göze Almalısın .
Pinokyo gibi Tahtadan İnsana Dönüşme Şansına naiL oLmadı KimiLeri hep Odun kaLdı..
~ Sık Sık güLenLer , yüRekLerinde en Büyük acıyı taşıyanLardır..
Kimse bir aşkı onarmaya kalkmasın ; kaybedilmeye değer en güzel anında bitirilmişse eğer..
aRtık titRetmiyo beni gözLeRinin fiyakası.. Sana haLa seLam veRiosam unutma : Vicdanımın saDakası.. ! ,)
Gidene El Salla.. Gelene Merhaba.. 2 GünLük Dünyada Muhtaç oLma Şerefsiz Bi İnsana !!
Mademki şu hayatta yeri doldurulmayacak insan yok o zaman eskilere slm yenilere devamm
Beni elinle ellere gönderme..
Dönüş yokki her hatadan..Gözlerde bitmişse yürekte aranmaz.
Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır.
Aslında hayat ,beklenen evet depreminin , hayır şiddetidir .
Her yerde gözüm kulağım vardır benim "Eksik söylemek yalan söylemek değildir !" mantığındaki Beni değil kendini kandırır yalnızca...
"SİLDİKLERİM" vardır bir de ! Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır Adları anılmaz hatırları sorulmaz sadece beddualarımdır...
Bєηi Saηa Soяaη Oluяsa Gitti Dєmé Göndєяdim De, Dє ki o Vazgєçémediğiη GuяuЯun EziLmєsiη...||
hiçbir yüz güzel değil ki senin yüzünden.......
"Adam gibi" sevmenin yasaklandığı bir yerde, ne kadar çok seversen o kadar acı çekersin.
Ve sevdiğin için kıyamazsın.
Ama sevdiğin için kıyarlar sana
Elbet bir gün kavuşacağım sana !Seni seviyorum Gülüşler'im.. Mutluluğumsun..
Bir kâğıda sığar mı bir yürek?
Ya da bir yürek kadar büyük olabilir mi bir kâğıt?
Daha sana yaralarımı göstermedim.
Kaldı ki ben,
Senden önce kendime tehlikeyim...
Gece gündüz sizi başkalarına benzemeye zorlayan bir dünyada kendiniz olarak kalabilmeyi başarmak, hayatın en zorlu savaşını vermek demektir.
Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
aLk giT diyo içimden biR ses.. giT vuR kapısını kırarcasına
seNi kırdığı gibi!
Çıkar dışaRıya gece Yarısı kuru aYaza, öLüm gibi korkunç o boş sokakLara ..
GösteR yanLızLığın ne oLduğunu.. gösteR ki anLasın yaptığı haTayıı
Tutma eLinden.. biLsin kii korkunun Ne oLduğunu..
Tutma eLinden.. Üşüsünn biLsin ne kadar zoR oLduğunu..
Hissetsin üzeRinde eseN seRt rüzgarı vee o an SarıL
"SENİ SEVİYORUMM" de ..
öğRensin sevmeNin nE demk oLduğunuuu )))
iKi Kez iNsaN aNNeSinDen aYrıLır;Biri DoğarKen Biri öLürKen..iKi Kez iNsaN SevgiLiye BağLanır;Biri BaşLarKen Biri BiterKen..iKi anLam yükLer iNsaN HaYaTa;Biri güLerKen Biri ağLarKen..ve iNsaN SadeCe BirKez KıyMet BiLir oDa eLinDeKini KayBeDerKeN...!
Güz yaprakları gibi düştünüz yaşamımdan tek tek,ama bi gün almıycam hiçbirinizi yerden.
ne unutacak kadar nefret ettim...nede hatırlayacak kadar çok sevdim...!
Brezilyalı Elaine Davidson rekorlar kitabına girmek için vücuduna tam 1903 piercing yaptırdı. Genç kadın bu haliyle bir büyücü görünümüne bürünmekle kalmadı, serçe parmağını sokacak büyüklükte dilinde delik açmayı da ihmal etmedi.
Babam öleli 12 yıl olmuştu ve ben 20 yaşına geldiğimde babasız olmaının acısını ...artık çok daha iyi anlıyordum.
Annemle birlikte küçük ama mutlu bir dünya kurmuştuk kendimize. Mevsimlerden bahardı,sokaklarda parklarda dolaşıyordum.
Bu bahar daha bir çoşkulu hissediyordum kendimi. Birçok arkadaş edinmiştim. Mehmet,Can Canı'ın kuzeni Merve ve daha birçoğu...
Her gün belirli saatlerde buluşup eğlenceli dakikaler yaşıyorduk. Onlarla o kadar eğleniyordum ki işe dahi gitmiyordum.
Yine işe gitmediğim bir günde yalnız başıma dolaşırken arkadaşlarımla her zaman oturduğumuz parkta gördüm onu. O kadar güzeldi ki..
Bir süre çevresinde dönüp beni fark etmesini umdum ama bana hiç bakmıyordu. Tam umutsuzluğa kapılmışken son bir cesaretle yanına yaklaştım ve
"Oturabilir miyim?" diye sordum. Deniz mavisi gözleriyle bakıp ,küçük bir tebessümden sonra."Oturabilirsiniz" dedi. Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu.
Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Sonra kısık bir sesle,"Adım Vedat," diyebildim. Bana dönüp "Nazlı" dedi. Bir süre sonra telefonlarımızı birbirimize verdik
ve ayrıldık. Akşam olanları anneme anlattım. Annem gözlerimdeki mutluluğu fark edince çok sevinmişti.
Arkadaşları bize davet ettim
İlerleyen günlerde Nazlı ile daha sık görüşür olduk. Zaman ilerledikçe ona daha çok bağyaaıyordum. O hayatıma girdikten sonra işe gitmeye bile başlamış,diğer
arkadaşlarımla da daha az görüşür olmuştum. Arkadaşlar sitem edince kendimi affettirmeye, onları akşsam yemeğine davet ettim. ve hazırlık yapmak için erkenden eve
gittim.Anneme arkadaşlarımın geleceğini ve güzel bir yemek yapmak için hazırlığa başlamamamız gerektiğini söyledim. Akşam gelip çatmıştı. Kapı çaldı, hemen koşup açtım
.Arkadaşlar gelmişti. Onları salona alıp sofrayı hazırlamak için mutfaktaki anneme yardıma gittim. Sofra hazırlandıktan sonra salona geçip onları içeri çağırdım.
Arkadaşlarımı masaya alırken annemin bakşlarındaki korku ve şaşkınlık ifadesine bi anlam verememiştim. Tam arkadaşlarımı tanıtıyordum ki annem büyük bir feryatla
masadan ayrılıp gitti. Olanları bir türlü anlayamıyordum. Arkadaşlardan özür diledim ve yemeğe başladık. Yemeğin ve sohbetin ardından arkadaşlar gitti. Annemin odasına olanları sorduğumda hiç cevap vermedi. Sadece yüzüme bakıp ağlıyordu.
Eve gelen misafir
Aradan 3 ay geçmişti. Arkadaşlarla ve özellikle Nazlı ile görüşmelerimiz iyice sıklaşmıştı.
Bir ara anneme sözü Nazlı'dan açıp onunla birbirimizi ne kadar sevdiğimizi ve evlenmek istediğimizi
anlattım. Annem mutlu olmamdan gülüyordu. Ama gözündeki korkuyu ve acıyı hissedebiliyordum. Öbür gün iş
dönüşü eve geldiğimde bir misafir vardı. Tanıştıkve annem o arada kayboldu. O adam bana tuhaf sorular
sorup durdu. 1-2 saat oturduktan sonra annem gelip misafiri yolcu etti.Anneme gelenin kim olduğunu sorduğumda
doktor olduğunu söyledi."Yoksa hasta mısın?" dedim. Annem doktrun benim için geldiğini ve sadece genel bir
kontrol yaptırmak istediğini söyledi. Sabah erken kalkıp hastaneye gittik ve bir çok testten geçirildim.
Bir kaç saat sonra doktor gelip hiçbir şeyimin olmadığını söyledi ve annemi odasına çağırdı.Akşam eve
geldiğimde annemin gözleri ağlamaktan şişmişti. Ne olduğunu sorduğumda, "Bir cenazeye gittim,çok etkilendim,"dedi.
Artık Nazlı ile hemen hemen her gün görüşüyorduk. Her geçen gün ona olan aşkım içimden taşacak gibi oluyordu.Eve erken
döndüğüm bir gün misafirler olduğunu gördüm.kimse beni fark etmedi. Mutfağa gidip atıştırırken ister istemez konuşulanlara kulak misafiri
oldum.Konu bendim ve annemin niye böyle üzgün olduğunu o an anladım. Meğer hastane , doktor hep bu yüzdenmiş.Meğer ben şizofreni hastasıymışıım
adını bie bilmediğim bu hastalık beni hayal dünyasında yaşamama neden oluyomuş. Misafirler gidene kadar ortaya çıkmadım
Annem onları geçirince beni arkasında gördü ve "Birşey duydun mu?" der gibi yüzüme bakıyordu. Ona, "herşeyi duydum," dedim.
Kadıncağızın gözleri dolmuştu ve bana sarılarak ağladı. Ona üzülmemesini ve kendimi çok iyi hissettiğmi söyledim ama gerçekten korkmuştum.
Bana arkadaşlarımı davet ettiğim gün hasta olduğumu anladığını söyledi. Annemin anlattığına göre benim hiç arkadaşım yoktu. Eve davet ettiğim
kişiler tamamen hayal ürünüydü. Annemin hazırladığı sofrada sadece ben oturmuştum ve sanki arkadaşlarım varmış gibi saatlerce o hayali varlıklarla konuşmuştum.
Ya Nazlı da hayalse?
Hiçbirşey umurumda değildi. Her şey, bütün bir Dünya hayal olabilirdi ama ya Nazlı...Ya o da hayalse? Bu ihtimal beni delirtmeye yetiyordu. Annem birçok ilaç getiriyor ve bunların rahatlamam için olduğunu söylüyordu. Ama ben zaten rahattım. İşten ayrıldım ve aradan 3 gün geçtikten sonra dışarı çıktım. Her zaman gittiğimiz parka gittim.Arkadaşlar yine
oradaydı.Aslında belki oradan hiç ayrılmamışlardı.Onlarla konuşurken parktaki diğer insanların alaylı alaylı güldüğü fark ettim.O gülen insanlara,"Siz gerçek değilsiniz!" diye bağırdım.
Ama onlar sadece gülüyorlardı.Peşimi bırakmalarını söyledim.Nereye gidersem onlarda benimle beraberlerdi.İlaçlar beni iyice dağıtmıştı.Düşüncelerimi toplayamıyordum.Arkadaşlar da yavaş yavaş benden uzaklaşıyorlardı. Nazlı'yı aramaktan korkuyordum. Çünkü ararsam Nazlı diye birinin olmadığını anlayabilirdim. Bir gün dayanamayıp aradım ve her zamanki yerimizde buluştuk. Ona bir yandan başıma gelenleri anlatırken diğer yandan da çevredeki insanları süzüyordum. Yine bana gülmelerinden korkuyordum.. Eğer bana gülüyorlarsa bu Nazlı'nın olmadığını gösterecekti. Evet çevredeki
insanlar yine bana alaylı bakıyorlardı ama bu defa gülmüyorlardı. Nazlı olayı beni gün geçtikçe bitiriyordu.
Bir gün anneme Nazlı'yı eve getireceğimi söyledim. Annemin gözleri kocaman oldu. Yine bir hayali eve getireceğimden korkuyordu. Ama ben kendime güveniyordum. Nazlı bir hayal değil gerçekti.
Annem isteksiz olsa da benim ısrarımla kabul etti. Öbirgün Nazlı'yla buluştuk ve ona ,"Seni biraz sonra anneme götüreceğim," dedim. Nazlı çok telaşlandı. Hazırlıksız olduğunu söyledi ama ben ısrar edince kabul etti. Artık geri dönüş yoktu. Biraz sohbetin ardından eve doğru yola koyulduk. Sokağa gelip eve yaklaştığımızda son bir kez kulağına eğilip "Seni çok seviyorum," dedim. Eve geldik,kapıyı çaldım. Annem
原å¸-地å€: GiZeMLiKaPi http://www.gizemlikapi.com//showthread.php?t=73335
kapıyı açtığında ben önden girip ayakkabılarımı çıkardım ve Nazlı'yı içeri aldım. Anneme bakıp gözlerimle Nazlı'yı işaret ederken kalbim duracaktı sanki. Annemin gözlerindeki yaşı görünce olduğum yere yığıldım.
Demek yine hayaldi...Ama annemin ağzından çıkan şu kelimeler benim için o an bir dua kadar kutsaldı; "Hoş geldin, güzel kızım,,,"
Küçük bir kasabada annesiyle birlikte yasayan Murat adında genç bir çocuk varmış.Murat ,fazlasıyla içine kapanık , sessiz ve sakin bir delikanlıymış.tüm arkadaşlarının birer sevdiği varmış fakat Murat'ın çok içine kapanık ,duygularını ifade edemeyen bir kişiliği olduğu için Murat'ın bir kız arkadaşı bile yokmuş. Arkadaşları bu yüzden Murat'la dalga bile geçerlermiş ara sıra.
Bir gün genç çocuk yine elleri cebinde ,kafası öne eğik bir şekilde ilerlerken birden cdci de ki bir kız dikkatini çeker kız çok güzel ve masum görünüşte bir kızdır Murat durur ve kızla öylece birbirlerine baka kalırlar ve kız gözlerini ayırır ve müşterileriyle ilgilenmeye devam eder.Genç çocukta yoluna devam ederken kalbi çok hızlı şekilde çarpmaya başlar.
Herhalde aşk dedikleri bu olsa gerek diye düşünür.Genç çocuk yolda gördüğü her kızı o kıza benzetmeye ,gözlerini her kapattığında o kızı görmeye başlamıştır.Genç çocuk artık tamamen aşık olduğunu hissetmiş.Her gün cd dükkanına gidip bir cd paketletip alıyormuş ve cdci kızda gence gülümseyip gözlerinin içine içine bakıyormuş.Bu böyle haftalarca devam etmiş gencç çocuk artık kıza açılmanın zamanının geldiğini düşünüyormuş ama içinde bazı tereddütler varmış ya beni terslerse, ya benden hoşlanmayıp gülümsemeleri sadece müşterisi olduğum içinse ,diye düşünür.
Genç çocuk bir gün tüm cesaretini toplayıp yine cd alma bahanesiyle cd dükkanına gider cd ci kızdan bu sefer dükkanın en ücra köşesinde ki cd yi ister kız o cd yi getirirken oda yazar kasanın kenarına bir not iliştirir.Notta:^^ Senden çok hoşlanıyorum ve sana telefon numaramı bırakıyorum ararsan sevinirim aramazsan bir daha gelmeyeceğim^^diye yazar.
Daha sonra çocuk günlerce telefon bekler fakat cd ci kız aramamıştır.
Aradan haftalar geçer ve cd ci kız dükkanı temizlerken Murat'ın bıraktığı o notu görür ve çok telaşlı bir şekilde numarayı çevirir.telefona gencin annesi çıkar.
Cdci kız :
-- Murat'la görüşebilirmiyim der.
Murat'ın annesi ağlamaklı bir sesle :
--oğlumu üç gün evvel trafik kazasında kaybettim der ve hıçkırıklara boğularak telefonu kapatır
Kız yavaşça başını öne eğer sessiz sessiz ağlamaya başlar.
Çocuğun annesi çocuğun odasına girer gardolabın kapısını açar onlarca paketli cd yere düşer annesi paketin birini açtığında
ee yakışıklı bana ne zaman çıkma teklif edeceksin
diye yazar...
Kremalı Meyve Suyu Nasıl Yapılır - Kremalı Meyve Suyu Tarifi
MALZEMELER
4 iri şeftali (kabukları soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve kıyılmış)
250 gr erik (kabukları soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve kıyılmış)
250 gr vişne (kabukları soyulup, çekirdekleri ayıklanmış)
1 iri muz (kabuğu soyulup, ezilmiş)
4 çorba kaşığı süzme bal
500 gr (2 1/2 su bardağı) süt
1 limonun suyu
125 gr (1/2 su bardağı) krema
YAPILIŞI
Meyveleri balla birlikte elektrikli karıştırıcıya koyup 30 saniye püre olana kadar çırpınız. (Ya da, meyveleri büyük bir havanda balla püre olana kadar dövünüz).
Püre haline gelmiş meyveleri büyük bir çorba kasesine koyup üstüne sütü dökünüz. Yumurta teli ya da elektrikli çırpıcı ile iyice çırpınız. Krema ve limon suyunu ekleyiniz.
Kremalı meyve suyunu buzdolabında 1 saat soğuttuktan sonra servis ediniz.
Yeşil Şerbet Yapımı - Yeşil Şerbet Nasıl Hazırlanır - Yeşil Şerbet - İçecekler
MALZEMELER:
1 demet dereotu
Yarım demet maydanoz
2 adet kivi
1 adet salatalık
5 dal nane
1 adet limon suyu
2 adet şeftali (çekirdekleri çıkarılmış)
6 su bardağı su
YAPILIŞI:
Tüm malzemeyi robottan geçiriyoruz ve süzüp suyla karıştırıp soğutuyoruz.