Uzun tatillerin sonrasında kişilerde psikolojik olarak farklılıklar oluyor. Kişiler birkaç gün bulundukları yerden geriye döndüklerinde uyum sağlamakta zorluk çekiyorlar. Çünkü şehrin gürültüsünden ve iş karmaşasından birden çıkılıyor, rahatlanıyor. Daha sonradan döndüklerinde işe uyum sağlamak birkaç günlerini alıyor. Özellikle başka bir şehirden kendi şehirlerine döndüklerinde trafikte uyum sağlamak zor oluyor. Genellikle trafik kazaları şehirlerine yaklaştıklarında ya da döndüklerinde oluyor. Sakin bir ortamdan kalabalık bir ortama geldiklerinde bir an önce gitmek için kuralları da işgal ediyorlar. Bundan dolayı da kazalar genellikle şehir girişlerinde ya da şehirlerine girdiklerinde oluyor.
TATİL DÖNÜŞÜ AİLE TERAPİSTİ TRAFİĞİ
Uzun tatillerde kişilerin biraz fazlaca dinlenme ve düşünme payları olduğu için döndüklerinde özellikle aile terapilerinde artış oluyor. Nedeni ise sorunların esas tatildeyken ortaya çıkmasıdır. Çiftler birlikteyken sorunları fazla miktarda görmezler. Tatilde son derece rahattırlar ama döndükleri andan itibaren o sorunlarla baş etmede birtakım zorluklar yaşıyorlar.
YER DEĞİŞİKLİĞİ DEPRESYON KAYNAĞI
Depresyon kaynaklarını sayarken mekan, iş ve yer değişikliği olarak da sayarız. Bunlar da depresif hallere neden olabilir. Yoğun ve stresli bir işte çalışıyorsunuz, bu işe alışıyorsunuz sonra tatile çıkıyorsunuz; 9 gün 10 gün… Döndüğünüzde o işe uyum sağlamak zor oluyor. Bundan dolayı depresif kaynaklar içerisinde yer değişikliği de sayılır. Halk arasında pazartesi sendromu denilen 2 gün tatilden sonra pazartesi günü işe başlamakta zorlanılır. Uzun bir tatil sürecinden sonra bunun etkisi daha fazladır.
Muhabbet kuşlarının vücut ısıları 40-42 Derece, kalp atımı dakikada ortalama 375'dir.genelde erkek (gagasının etli kısmı mavi) mavi renkli kanatlarının üzerinde siyah çiller olan yanaklarının her iki kısmında menekşe moru olan kuşlar hastalıklara karşı dirençli ve dominant kabul edilir..yeşil, muz sarısı ve dişi olanlar daha hassas kabul edilir..muhabbet kuşlarında kafes düzeni ve kullanılan ilaçlar çok önemlidir..yem olarak darı (sorgum) tüketirler..yeminizi alırken mutlaka kapalı paket olması ve kaliteli olmasına özen göstermelisiniz..yemi kabına çok koymayın ,çünkü kuşlar bir sabah bir akşam yem yerler..aşırı doldurulan yemliklerdeki yemler küflenmekte ve buda kuşunuzun karaciğerini kronik olarak tahriş etmekte ve sebepsiz kusmalara neden olmaktadır..küflenmenin ana nedeni kuşun suluğa ayağını basıp suyu yemin içine dökmesidir..bu durum aynı zamanda kuşunuzun ayaklarında mantar ve uyuz çıkmasınada neden olur..dolayısıyla suluk mümkünse hamsterlerin kullandığı dokunmatik bilyalı suluklardan olması tercih edilmelidir..eğer açık suluk kullanıyorsanız suyu günlük ,bilyalı otomatik suluğu ise 3 günde bir suyunu değiştirebilirsiniz..kuş kumu ,diğer önemli bir elementtir..çünkü kuşların ağzında dişleri olmadığı için yedikleri yemleri midelerinin taşlık kısmında öğütürler bunuda taşlar sayesinde yaparlar,yani taşlar midede diş görevi görür..bu yüzden yemlerine 1 tatlı kaşığı kum veya ayrı bir yemliğe kum veya da tabana kum sermek gerekir..kumun içerisindeki tıbbi kömür katkısı hazmetmeyi kolaylaştırır..yemin içine koyulan kum genelde dibe çöker bu yüzden ayrı bir yemliğe koymakta fayda vardır..gagasını törpülemesi için mutlaka tüneğin yanına kireç taşı asılmalıdır..törpülenmeyen gaga zamanla uzamakta ve mantar olmaktadır..bu durum aynı zamanda yem yemeyide zorlaştırır..tünekler mümkünse ağaçlardan yapılmış doğal dallardan olursa daha iyi olur..2 den fazla tünek gereksiz kalabalık yapar..kuşunuz kafesinde tek kalıyorsa konuşmasını istiyorsanız öncelikle ayna koymayın ,çünkü aynada kendisiyle konuşur..erkek kuşlar dişi aradıkları için konuşmaları daha kolaydır, fakat bu iş biraz sabır ve bir kelimeyi defalarca her gün tekrarlamaktan geçer..ayna yerine kafesin üst orta kısmına salıncak asılması daha iyi olur..kafes dışına lastikli tül takmanız temizlik açısından daha kolaylık sağlar..soğuk havalarda kafes içinde mutlaka yarım gün 25-40 wattlık sarı ışık yakmanız ÇOK ÖNEMLİDİR..bu durum vücut ısılarını muhafaza etmelerine ve hastalık durumundan kurtulmalarına yardımcı olur...mutlaka sularına günlük olarak KORUYUCU ANTİBİOTİK VE VİTAMİN KATILMALIDIR..(VİTAFORM : GÜNLÜK SUYUNA 1 BUĞDAY TANESİ KADAR),, DİĞER TARAFTAN az tüy döksün ve daha sağlıklı olsun derseniz mineral solüsyonu kullanmanızı öneririz..paraziter mücadele için, artık eskisi gibi sprey kullanılmıyor en iyi yöntem ensesine ayda bir uyuz damlası dökmektir..bu damla uyuz,bit,barsak kıl kurtları ,kepeklenmeye karşı oldukça etkili ve spreye göre kullanımı daha kolay...koruyucu olarak ara ara veteriner mantar pomadı kullanabilirsiniz..KLİNİĞİMİZ OLARAK EN ÇOK YAKALANDIKLARI VİRAL HASTALIK OLAN NEWCASTLENİN ,AŞISININ YILDA BİR KEZ YAPILMASINI ÖNERİYORUZ..NEWCASTLE AŞISI AĞIZDAN DAMLATMA ŞEKLİNDE UYGULANIYOR VE GAYET PRATİK...tırnakları uzadıkça ucundan yan keski veya giyotinle kesilmelidir..siz yapamıyorsanız mutlaka veteriner hekiminize yaptırınız.. kuşların cereyana kapılıp üşütmesi ve direncinin düşmesi çok sık karşılaşılan bir durumdur..ayrıca kafes boyanmasına bağlı kurşun zehirlenmesi,ekmek yemeye bağlı barsak çıkması(prolapsus),barsak tümörü,dişi kuşlarda yumurta kalması(yumurta retensiyonu),ayak ve kanat kırığı,ayak yanığı ,çarpma,güneşte kalma,sigara dumanı -parfüm-teflon tava dumanı zehirlenmesi gibi durumlarla da karşılaşılmaktadır..
ağrıları aradan qaldırmaq üçün dua - şəfalı dualar - xəstəlikdə oxunacaq dualar
Teshîl'ud-dərman kitabında aşağıdakı ayələrin xəstənin üzərində olmasının bel ağrılarına şəfa gətirəcəyi yazılmışdır.
"La tehâfu dereken vəla tehşâ, feetbeehum Fir'avnu bi-cunudihi feğaşiyehum minəl-yemmi ma ğaşiyehum və ezalle Fir'avnu gavmehu vemâ hedâ və sallallahu ala Məhəmmədin və alih"
"Həqiqətən, Biz Musaya, Qullarımla gecə yola çıx, onlara dənizdə quru bir yol aç, düşmənlərin yetişmələrinə, dənizdə boğulmadan qorxma deyə vahyetmiştik. Deyərkən Firon və əsgərləri artlarına düşdü, dəniz də onları tamamilə əhatə edib örtdü, boğulub getdilər. [1] Allah Məhəmməd Və Eklibeyti'ne rəhmət etsin. "
Allame Məclisi Zad'ul Mead kitabında: Bel ağrısının aradan qaldırılması üçün xəstə bu ayəni yazıb üzərində daşımalıdır:
"Bima ğafera li Rəbbi və cealenî minəl-mukramîn."
"Kaş ki dedi: Rəbbimin mənə bağışladı və uca dərəcələrə çatmış arasına qatdığını qövmüm bilsəydi. [2]
Türkiye'deki Özel Dershaneler Hakkında - Kayseri Melikgazi'dekiÖzel Dershaneler Erişim Bilgileri - Kayseri'deki Özel Dershaneleri Tanıtımı - Serhat Dershanesi Resimleri - Serhat Dershanesi Hakkında
Serhat Dershanesi Çırağan Şubesi Kayseri Melikgazi'de hizmet veren bir dershanedir. Dershane bünyesinde Anadolu Lisesi, Fen lisesi ve diğer liselere giriş sınavları için SBS (Seviye Belirleme Sınavı) kursu ve Üniversite giriş için ÖSS kursları düzenlenmektedir. Serhat Dershanesi Çırağan Şubesi'nin aşağıda verilen telefon numarasından SBS hazırlık ve ÖSS hazırlık kurs ücretleri (fiyatları) hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bağlı olduğu kurum: Milli Eğitim Bakanlığı
Bulunduğu Yer: KAYSERİ / MELİKGAZİ
Adı: SERHAT DERSHANESİ ÇIRAĞAN ŞUBESİ
Adresi: MELİKGAZİ MAHALLESİ KIZILIRMAK CADDESİ KAMANLIOĞLU APARTMANI NO:130/A MELİKGAZİ/KAYSERİ
Telefon Numarası: 3522226097
Faks Numarası: Bilgi Yok
E-mail Adresi: Bilgi Yok
Web Adresi: Bilgi Yok
Kaynak : webrehberi.biz - www.meb.gov.tr
Okulunuz Hakkında Bilgi Ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz.
İshal tedavisi nedir - çocuklarda ishal hakkında - çocuklarda ishal
Bebeklerde ishal neden olur?
Toplumumuzda genel olarak bilinenin aksine; ishal hastalığı her bebeğin yakalandığı ve bir şekilde iyileşen bir hastalık olmanın tam aksine, ülkemizde bebeklerde ölüm nedenlerinin ilk sırasında yer alabilecek kadar ciddi ve tehlikeli bir hastalık olduğunun kavranması gerekmektedir. Vücuttan aşırı miktarda su ve tuz atılımına neden olan ishal, bağışıklık sistemeri daha yeni gelişmekte olan bebekler için ölümcül kategorisinde bir hastalıktır.
Eğer çocuğunuz günde 2-3 defadan fazla kaka yapıyorsa ve kakası çok sulu ise ishal olmuş demektir. İshal mikroplar yüzünden kaynaklanan bir hastalık olduğu için önlenmesinde temizliğin önemi büyüktür. Bebeğinizi beslerken ellerinizi yıkadığınızdan kesinlikle emin olun. Gün boyu birçok yere dokunan ellerin, mikropların taşınmasında oynadığı rol son derece büyüktür. Bebeğinizle sivrisinek ya da karasineklerin temas etmemesi de dikkat etmeniz gereken bir diğer konudur. Birçok mikrop taşıyan sinekler, bebeğinizin gelişmemiş bağışıklık sistemi için büyük bir tehdittir.
Mutfak veya tuvalette bulunan çöplerinizin kapalı bir kapta muhafaza edilmesi ve uzun süre evinizde tutulmaması gerekir. Bu ortamlarda kolaylıkla üreyebilen mikropların sayısı, birkaç saat içinde 1000 kat artabilir. Ayrıca tuvaletten önce ve sonra sifon çekmeyi de düzenli bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Birçok insanın bilmemesine rağmen sifonu her zaman klozet kapağı kapalıyken çekmeniz gerekir. Klozet kapağı açıkken çekilen sifon sayesinde, mikroplar 2 metre kadar uzağa sıçrayabilmektedir.
Çocuğunuzun ishale yakalanmaması için dikkatli olmanız gereken bir başka konu ise, aldığınız sebze ve meyvelerin yıkanmasıdır. Aldığınız sebze ve meyveleri bol su ile yıkamalısınız. Kullandığınız suyun da temiz olması oldukça önemlidir. Yaşanan ishal rahatsızlıkların çoğu kirli su içiminden kaynaklanır. Kirli su ile yıkayacağınız sebze ve meyvelerinize kolayca geçebilecek olan mikroplar, bebeğinizin hastalanmasına sebep olabilir.
İshal belirtilerini fark ettiğiniz anda çocuğunuzu doktora götürerek, uygun tedaviyi öğrenmelisiniz. Kulaktan dolma bilgilerle kendi başınıza tedavi uygulamaya çalışarak, ishalin daha da şiddetlenmesine neden olabileceğinizi unutmayın. Unutmayın ki; çocuğunuz evde birkaç günlük bakımla iyileşebilecek iken, ağırlaşan ishal nedeniyle çok daha uzun süre boyunca hastanede kalmak zorunda kalabilir.
Soğanlı Yumurta Mıklama Tarifi - Soğanlı Yumurta Mıklama Nasıl Yapılır - Soğanlı Yumurta Mıklama Malzemeleri
Malzemeler - 5 Adet Kuru Soğan
- 1 Tutam Maydanoz
- 4 Çorba Kaşığı Sıvı Yağ
- 4 Adet Yumurta
- Kararında Karabiber, Tuz Hazırlanışı Maydanoz sapları yıkanıp ince ince, soğan normal irilikte doğranır ve bir tavaya konur. Sıvı yağ ilave edilip kapak kapatılır. Hafif ateşte ara sıra karıştırarak soğanlar erircesine kavrulur. Tuz, karabiber atılır. Soğanlara dört çukur açılır. Buralara yumurtalar kırılır, üzerlerine tuz, karabiber serpilir. Tavanın kenarlarına 2-3 kaşık su gezdirilip kapak kapatılır. Yumurta akı pişip sarısının da üzeri tüllenince ateş kapatılıp kapak açılır ve servis yapılır. Not: İsterseniz soğanı kavurduktan sonra 2-3 kaşık kıyma koyup sonra yumurtaları kırabilirsiniz.
diyabetes mellitus - diyabetes mellitus hastalığı - diyabetes mellitus rahatsızlığı - diyabetes mellitusda beslenme - şeker hastalığında rejim
DİYABETTE BESLENME TEDAVİSİ
Diyabetes mellitus hastalığı, kırsal kesimlerde kentsel kesimlere oranla daha çok görülmektedir. Yaşam boyu süren bir hastalık olan diyabet; tedavi giderlerinin yüksek olması ve sık görülmesi nedeniyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için çok önemli bir sağlık sorunudur. Bu nedenle tedavi ve halkı bilinçlendirme çok büyük önem taşımaktadır.
Diabetes mellitus yani halk dilinde şeker hastalığı, pankreastan salgılanarak kan şekerinin kullanımını düzenleyen insülin hormonu salgısının tamamen veya kısmen yetersizliği veya eksikliği sonucunda meydana gelen hiperglisemi (yüksek kan şekeri) ile karakterize karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasının bozulduğu bir hastalıktır.
Diabetes mellitusun yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Kadınlarda erkeklere göre daha sık rastlanmıştır. Türkiyede yapılan çalışmalarda diabet prevelansı % 7.2, bozulmuş glikoz toleransı ise %6.3 olarak saptanmıştır. Kırsal kesimlerde kentsel kesimlere oranla daha çok görülmektedir.
Belirtileri :
İdrarla glikoz atılması (glikozüri), sık idrara çıkma (poliüri), ağız kuruluğu, çok su içme (polidipsi), açlık hissinde artma, çok yeme (polifaji), yorgunluk, sık enfeksiyon, bulanık görme el ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma, ağırlık kaybı.
Hastalığın sınıflandırılması
Tip 1 DM:
İnsülin eksikliği görülen ve insüline bağımlı olan sınıftır. Genellikle pankreasın zedelenmesi veya doku kaybından kaynaklanmaktadır. Bu grupta genetik yatkınlık etkilidir ve genelde küçük yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Tip 2 DM:
Dokularda insülin duyarsızlığı başlıca sorundur. Kalıtım, şişmanlık, gebelik, uzun süre ilaç kullanımı (diüretik, kortikosteroid vb.), enfeksiyonlar, travmalar, bazı pankreas hastalıkları (pankreatit, pankreas tümörü) ortaya çıkmasını kolaylaştıran etmenlerdir. kilolu grupta olan bireylerde tip 2 diabetes mellitus görülme sıklığı oldukça fazladır.
Tanı kriterleri
İdrarda glikoz ölçümü: Diabet varlığında idrarla şeker atımı olduğundan dolayı idrarda glikoz tayini yapılır ve ilk tercih edilen testlerdendir. Normalde 24 saatlik idrarda 40-70 gram kadar glikoz atılır. Bu değerleri aşması diabetes mellitus varlığını gösterir.
Açlık kan şekeri
Minimum sekiz saatlik açlık sonrasında plazma glikozunun 120 mg/dl nin üstünde olması durumunda güvenilir şekilde diabet teşhisi koyulabilir.
Oral glikoz tolerans testi (OGTT)
Tanı için en duyarlı testtir. Bireye 75 gram şeker yüklemesi yapıldıktan sonra 30, 60 ve 90. dakikalarda plazma glikoz seviyelerine bakılmasıdır. Açlık kan şekeri 100-120mg/dl arasında çıkan bireylere uygulanabilir. 120 mg/dl üstünde çıktıysa uygulamaya gerek yoktur zaten bu durumda bireye diabet teşhisi konulur.
Tedavi yöntemleri
Tıbbi beslenme tedavisi, ilaç/insülin, eğitim, fiziksel aktivitedir. Diabetes mellitus tedavisi bir ekip tarafından ortaklaşa yürütülmelidir. Bu ekipte doktor, diyetisyen, diyabet hemşiresi gerekirse psikoterapist ve fizyoterapist bulunmalıdır.
Tıbbi beslenme tedavisi
Diyabet kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Yani hasta birey ilaç veya insülin tedavisinin saatlerine ve dozuna dikkat edip, beslenme tedavisini de uygularsa kan şekeri kontrolünü sağlamış olacaktır. Öncelikli hedeflerimiz arasında; obezite söz konusu ise bunun çözüme kavuşturulması vardır. Çünkü obezitenin hastalığı tetikleyen bir durum olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalara göre tip 2 DM'li hastaların %80'inin obez olduğu bilinmektedir.
Diyabetli hastaların hiperglisemiyi(yüksek kan şekeri) önlemek için basit şekerlerden kaçınmaları gerekmektedir. Yani bal, reçel, pekmez, marmelat, hamur işleri, çikolata ve çay şekerinden uzak durmaları gerekmektedir. Hiperglisemi yanında hipoglisemi (düşük kan şekeri) de görülebilir bunu engellemek için birey 3 ana, 3 ara öğün olmak üzere 6 öğünde beslenmelidir, uzun süre aç kalmamalıdır. Ara öğünlerde porsiyonlarına dikkat etmek şartıyla meyve ve/veya süt-yoğurt en güzel tercihlerdendir. Posa miktarı yüksek olan besinleri tüketmeye özen göstermelidirler. Örneğin; tam buğday ürünleri, bulgur, kepekli ürünler, sebzeler, kabuklu meyveler ve kurubaklagiller. Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketerek posa miktarını artırabilirler.
DM varlığı hiperlipidemi ve hiperkolesterolemi açısından da bir risk faktörüdür. Bu nedenle hastalarımız kolesterol içeriği yüksek besin tüketiminden kaçınmalıdırlar. Kırmızı et yerine sıklıkla beyaz eti tercih etmeliler ve yemeklerde katı yağ kullanmamalı sıvı yağı tercih etmeliler. Tüketilen süt, yoğurt, peynir gibi hayvansal besinlerin yarım yağlı veya yağsız tercih edilmesi önerilir. Yağlı gıdalar, sakatatlar, yağda kızartmalar ve kavurmalardan kaçınmalılar.
Günde en az 8-10 bardak su içmeliler. Tuz tüketiminin günlük 6 gramı (1 çay kaşığı) aşmamasına özen göstermeliler. İçeriğini bilmedikleri her türlü hazır gıdadan uzak durmaları gerekmektedir. Beslenmenin yanında fiziksel aktivite de göz ardı edilmemeli ve aç karnına yapılmamalıdır. Hastanın diğer sağlık problemleri de göz önünde bulundurularak fiziksel aktivite konusunda mutlaka bir uzmandan öneri alması gerekmektedir.
YAPAY TATLANDIRICI KULLANIMI
Tatlandırıcı veya tatlandırıcı içeren özel diyabetik ürünlerin, diyabetli kişilerin beslenme programının gerekli bir parçası olmadığı ve onların dengeli beslenmelerine bir katkısı olmadığı bilinmektedir. Aynı zamanda diyabetik terimi, o yiyeceğin serbestçe kullanılabileceği veya tedavi edici olduğunu göstermemektedir. Ancak kan şekerini yükseltme etkisi olmadığından hasta diyetisyeni ile görüşerek diyetinde ayarlama yapılabilir.
DİYABETLİ HASTALARIMIZIN EN SIK YÖNELTTİĞİ SORULAR
Şu an insülin tedavisi başlanmadı ilerleyen dönemde insülin başlamak zorunda kalacak mıyım?
tip 2 diabetes mellitus tanısı koyulan bir hastaysanız diyetinize ve antidiyabetik ilaçlarınıza bağlı kalıyorsanız ve bunlarla kan şekerinizi ideal değerler arasında tutabiliyorsanız insülin tedavisi sizin için şart değildir. fakat konunun başında da söylediğimiz gibi diyabet hastalığı sizin kontrol altında tutabileceğiniz bir hastalık olduğu için herşey sizin elinizde. fakat beslenmemize dikkat etmez hiperglisemi atakları geçirirsek ilerleyen dönemde insülin kullanımına gerek duyulabilir.
Çay ve kahveyi şekersiz içemiyorum tatlandırıcı kullanabilir miyim?
Tatlandırıcı yukarda da anlattığımız gibi sizin için ne elzemdir ne de yasaktır. fakat bilimsel literatürlerin uzun süreli ve yüksek dozlarda tatlandırıcı kullanımının mesane kanserine sebep olduğunu belirtmelerini de göz ardı edemeyiz. evet çay ve kahveyi tatlandırıcıyla kullanarak şekeri bırakmaya başlayabiliriz. fakat benim önerim 1 tablet tatlandırıcı ile başladığımız şeker bırakma periyodunda 2. hafta tatlandırıcıyı yarım tablete düşürmek ve aşama aşama tatlandırıcıyı da bırakmaktır. eğer çok sayıda çay ve kahve tüketiyorsak bu miktarı da azaltmamız dolaylı yoldan şeker ve tatlandırıcı kullanımını da azaltmamızı sağlayacaktır.
Hayatım boyunca hiçbir zaman tatlı yiyemeyecek miyim?
Basit şekerler kan şekerimizi yükselttiği için bunlardan her zaman uzak durmamız gerekmektedir. fakat iki haftada bir olmak şartıyla pişirilebilen tatlandırıcılar ile evde yapılmış sütlü tatlılardan 1 küçük kase tüketebilirsiniz. örneğin sütlaç, muhallebi, kazandibi.. sütlü tatlılar bir miktar protein içierdiği için hamur işlerine veya şerbetli tatlılara göre bir nebze daha masumdur unutmayın..
Patlıcan Köftesi Tarifi - Patlıcan Köftesi Nasıl Yapılır - Patlıcan Köftesi Malzemeleri
Patlıcan Köftesi
Malzemeler:
2 adet patlıcan
1 adet yumurta
1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
1,5 çay bardağı un
8-10 sap maydanoz
Tuz, karabiber
1 su bardağı galeta unu
Kızartmak için sıvıyağ
Patlıcan Köftesi Nasıl Yapılır?
Patlıcan Köftesi Nasıl Yapılır?
Yapılışı:
Patlıcanları ocakta yada fırının ızgarasında közleyip soğumaya bırakın.
Soğuyan patlıcanların kabuklarını soyun ve bıçakla parçalara ayırın. Maydanozları ince ince kıyın.
Patlıcanların içine kaşar peynirini, unu, yumurtayı, maydonozu, tuzu ve karabiberi koyarak iyice karıştırın ve hazırladığınız karışımı derin dondurucuda 1-2 saat dinlendirin.
Galeta ununu geniş bir tabağa yayın ve hamurdan 3 parmağınız genişliğinde parçalar kopartıp avuç içinizde köfte şekli vererek galeta ununa bulayın.
Teflon tavaya yağı koyun ve kızdırın, hazırladığınız köfteleri pembeleşene kadar kızartın. Sıcak yada ılık servis yapın.
SEO araçları sunan ve bunun yanında web ölçümleme hizmeti sağlayan Alexa, internet üzerindeki eksikliklerin belirlenmesinde rol oynar. Bunun yanı sıra siteleri farklı kriterlere göre sıralayan ölçüm uygulaması, anlık durumu takip etme şansı da yaratır. Tabi bunun için internet sitelerinin belirli bir süre boyunca aktif olmaları gerekir.
İnternet sitesinin bulunduğu ülkede ve dünyada nasıl bir sıraya sahip olduğunu görmek, Alexa ile mümkün oluyor. Ayrıca Alexa, SEO araçları ile eksiklikleri görmek ve gidermek, daha başarılı sonuçlara ulaşmayı da destekliyor.
Alexa Site Ekleme İşlemi Nasıl Yapılır?
Doğrudan platforma site eklenmez. Bu işi otomatik bir şekilde gerçekleştiren servis, kullanıcılardan gelen verilere göre siteyi analizlere dahil eder. Tabi internet sitesinin açıldığı ilk gün Alexa’da gözükmesini beklemek yanlış olacaktır. Site bir süre boyunca hit almalıdır ki Alexa da veri elde edebilsin.
Alexa Verileri Nereden Alır?
Alexa’nın işleyişi sanılanın aksine biraz karmaşıktır. İnternet sitesi ile ilgili veriler, o siteyi ziyaret eden kullanıcıların hareketlerine göre oluşturuluyor. Bunun için de siteyi ziyaret edenlerin Alexa Toolbar eklentisini kullanmaları önemli hale gelir.
İnternet tarayıcısına dahil edilen eklenti ile verileri toplayan Alexa, sistem içerisinde analiz yaparak ekrana sağlıklı sonuçlar getirir. Kişinin arama motoru üzerinden mi, yoksa direkt olarak mı siteye girdiği dahi önemli hale geliyor. Bu tarz verileri işleyen Alexa altyapısı, sıralama oluşturuyor.
Alexa Toolbar Nasıl İndirilir?
Toolbar eklentisini herkesin kullanımına sunan Alexa, bu sayede hem verileri anlık olarak takip etme şansı oluşturuyor hem de daha fazla veriye erişme şansı elde ediyor.
İnternet Sitesi Sahipleri İçin Alexa Neden Önemli Bir Eklentidir?
Son kullanıcı açısından önemli gibi gözükmeyen Alexa, esas işini site sahipleri için yapıyor. Sıralamayı görüntülemek ve SEO araçlarını kullanmak, web sitesi sahipleri adına daha fazla başarı elde etmek potansiyeli oluşturur. Tabi bunun için sadece Alexa verilerine bakılması yetersizdir.
Bunun yanı sıra analizlerin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi ve arama motoru optimizasyonu açısından eksikliklerin belirlenmesi son derece önemlidir. Tabi sitenin içerik kalitesi ve kullanıcı kitlesi de yine başarıda anahtar görevi üstleniyor.
Alexa Ve SEO Arasında Önemli Bir İlişki Var Mı?
Aslında bu sorunun cevabı hem evet hem de hayırdır. Şöyle ki, Alexa’da yüksek sıralamaya sahip bir site, SEO açısından kötü bir performansa sahip olabilir. Fakat Alexa değeri yüksek bir sayfa, bir o kadar hit alıyor demektir. Nitekim SEO açısından hitin önemi son derece fazladır.
Alexa Sıralamanızı Nasıl Görürsünüz?
Firmanızın Alexa sıralamasını görmek için arama kutusuna web sitenizin adını yazmanız yeterlidir. Sonrasında sitenize ait istatistikleri görebiliyorsunuz. Eğer siteniz düşük ziyaretçi sayısına sahip ise sonuçlarda tatmin edici bir cevap göremeyebilirsiniz.
Alexa hem dünya genelinde hem de sitenin olduğu ülkedeki sıralaması yanı sıra tarih bazlı trafik istatistiklerini de verir. Alexa da istatistiklerde gösterilen sıralamadaki sayının küçülmesi, sitenizin olumlu puan aldığı anlamındadır.
Alexa Değeri Nasıl Yükseltilir?
Sitenizin Alexa değerini yükseltmek istiyorsanız daha fazla ziyaretçi çekmeye özen göstermeniz gerekiyor. Site ne kadar çok hit çekerse Alexa’da daha yüksek sıralamalar elde edecektir. Tabi hile yapmaksızın belirli bir yola başvurmanız da mümkün. Bu yol ise hem kendi bilgisayarınıza hem de tanıdıklarınızın cihazlarına Alexa Toolbar eklentisini indirmeniz. Böylelikle sayfayı sıkça ziyaret ederek belirli oranda yükselme desteği oluşturulabilir.
Alexa’ya Göre Türkiye’deki Popüler Siteler Hangileridir?
Alexa’nın topladığı verilere göre şu anda Türkiye’de en çok ziyaret edilen site google.com.tr oluyor. Bunu takip eden youtube.com olurken google.com üçüncü sırada yer alıyor. Standart kullanımda belli başlı verileri görüntüleme şansı sunan platform, ücretli üyelik ile çok daha fazlasına ulaşma şansı vadediyor.
Alexa Verileri %100 Güvenli Midir?
En sık sorun sorular arasında Alexa verileri %100 güvenli midir ya da doğru mudur soruları yer alıyor. Her ne kadar sağlıklı verilere ulaşma şansı sunsa da Alexa verileri için %100 doğrudur diyemeyiz. Daha çok, doğru olma ihtimali yüksek tanımını yapmak mümkündür.
Bu nedenle sadece Alexa verilerine göre yol izlemek yerine, plan oluştururken Alexa verilerini ek olarak işin içerisine dahil etmek gerekir. Yani veri kaynaklarınızdan sadece bir tanesi Alexa olmalıdır. Bunun yanında diğer kaynaklardan da bilgi edinmelisiniz.
Yunan mitolojisi - Telesto Nedir - Telesto Hakkında - Yunan mitolojisi kahramanları
Telesto veya Telestho Yunan mitolojisindeki okeanidlerden biri. Diğer okeanidler gibi Tethys ve Okeanos'un çocuğudur. Telesto bir deniz nemfidir (perisi).
Satürn'ün 13. uydusu Telesto adını bu mitolojik periden almıştır.
Muhabbet kuşları yıllardır inanılmaz değişik renkleri ile evlerimizi süsleyen, cıvıl cıvıl ötüşleri ile ve bir çok papağana taş çıkartacak kadar çok kelimeyi düzgün konuşabilmeleri ile ailemizin neşe kaynağı olmuşlardır. Bu kuşların anavatanı Avustralya ovalarıdır ve bulundukları doğal ortamlarında evcil olarak üretilenler kadar değişik renk ve çeşitlerde bulunmazlar. Genel olarak doğadaki bir çok hayvanda olduğu gibi kamufle olabilecekleri yeşil, gri ve siyah renklerde olan sayıları binleri bulabilen sürüler halinde yaşarlar. Arada farklı renklerde mutasyona bağlı bireyler çıksa da ne yazık ki doğanın acımasızlığı nedeniyle bu farklılık av olmalarına neden olur ve renkler basit yeşil ve tonlarında nadir olarak da mavi vb renklerle sınırlı kalır. Kafeslerimizde sıkça beslediğimiz albino dediğimiz kırmızı gözlü renk pigmenti taşımayan varyeteler ve Lutino dediğimiz yine kırmızı gözlü albino benzeri ama tüm vücut limon sarısı olan bireyler doğada hayatta kalamazlar. Kamuflaj için uygun olmayan bu renkler bir çok yaban hayvanında olduğu gibi doğada negatif özellik oluşturup avcılar tarafından ilk olarak dikkat çekmelerine ve avlanmalarına neden olur.
Muhabbet kuşları doğadaki yaşamlarında bir çok tohum, meyve ve filizlenmiş yemleri tüketirler. Özellikle yavrulama zamanlarında böcek ve kurtçukları da tükettikleri olur. Yine doğadaki yaşamlarında sürüler halinde yüzlerce çiftin dip dibe ağaçlara oydukları oyuklarda yumurtlar ve yavrularına bakarlar.
Evinize yeni bir muhabbet kuşu yavrusu aldığınızda önce ona ortama alışması için biraz zaman tanıyın.
Yaklaşık bir hafta sonra kafesini evin içinde sizin en çok vakit geçirdiğiniz bölümlerde bulundurun. Örneğin televizyon seyrederken o da yakınınızda bir sehpada vb dursun. Böylece sizin seslerinize ve hareketlerinize alışmaya başlayacaktır.
Artık sizden korkmadığını fark ettiğinizde çok yavaş hareketlerle elinizi kafesin içine sokarak orda kalmasına alıştırabilirsiniz. Elinize çok az yem koyarak, hareketsiz durup sabırla beklerseniz, yavaş yavaş elinizden yem yemeye başladığını göreceksiniz.
Tüm eğitimlerde en önemli nokta asla acele etmemek ve sabırlı olmaktır.
Muhabbet kuşunuz size iyice alışana kadar asla kafesten dışarıya salmayınız. Kaçan bir kuşu kovalamak ve yakalamak için yapacağınız her hareket sizden aşırı korkmasına ve tekrar size güvenmesine engel olacaktır.
Kuşların evdeki yaşamında kafesin yeri çok önemlidir.
Öncelikle kafesi koyacağınız yer aydınlık ama güneş ışığını direk almayacak bir yer olmalıdır.
Kafes arasında rüzgar cereyanı olan pencere veya kapılar arasında olmamalıdır.
Çok hafif bir cereyanda bile çok hassas olan kuşlar çabucak hastalanabilirler.
Kuş kafesinizi yetişkin bir insan yüzünün görebileceğinden daha yükseğe asmayınız.Bu konumda hem kuşunuzun durumunu sürekli takip edebilirsiniz hem de yüksekte birikebilecek kirli havayı solumak zorunda kalmaz.
Çok alçağa da asarsanız soğuk havaya maruz kalır ve kendini güvende hissetmez.
Bu arada kuşunuzun kafesini her zaman ev halkının en fazla vakit geçirdiği bir yere koyarsanız kuşunuz daha sosyal olur ve kolay evcilleşir.
Muhabbet kuşunun yuvasının boyutları önemlidir.
Muhabbet kuşları doğada ağaçlara oydukları kovuklara yumurtlarlar.
Evlerimizde yavrulatmak için ise tahtadan yapılmış uygun ölçülerde girişi delinmiş ve arkasından kontrol kapağı olan kutular kullanılır. Bu yuvalar 20-25 cm yüksekliğinde 15'e 15 taban ölçüsünde hazır olarak petshoplarda satılır. Çok küçük yuvalarda yavru almak daha zordur. Anne yuvada kuluçkaya rahat yatamaz. Büyüyen yavrularla birlikte yuvaya sıkışabilirler. Anne ve baba muhabbet kuşu yavrularını beslemekte zorlanırlar ve yuva çok çabuk dışkılarla pislenerek yavrular hastalanabilir.
Muhabbet kuşlarının yuvalarında taban kısmında bir çay tabağı büyüklüğünde derin olmayan bir oyuk olması da yumurtaların kutunun içinde yuvarlanıp kırılmasını engeller. Ahşap kutularda bit dediğimiz parazitlerin özellikle yaz aylarında çok kolay üreyebileceğini unutmayarak, parazitlere karşı uygun ilaçlar için veteriner hekiminize danışmalısınız.
Muhabbet kuşunu evde serbest bırakmak
Muhabbet kuşlarını genelde yavru olarak alır ve bir kafesle evimize getiririz. Yeni alınan muhabbet kuşunun kanat ve kuyruk tüyleri henüz uçabilecek kadar uzamamıştır. O yüzden Tüyleri iyice gelişip uzayana kadar kuşumuzu kafesinde tutmalıyız.
Bu arada çok sakin hareketlerle elinize çıkmaya veya yine elinizden yem yemeyi öğretebilirsiniz. En az 4-5 ay geçince artık tüylerini tamamladığına emin olduğumuz ve elimize gelmeye alışmış kuşumuzu artık günün özellikle ortalarına denk gelen saatlerde yaşadığı odaya salabiliriz.
Ama dikkat etmeniz gereken birkaç husus vardır; İlk salışlarınızda sadece kafesin kapısını açık bırakmalısınız, böylece kendisi çıkıp geriye dönebilir.Siz odada değilken yalnız ve serbest bırakmamaya çalışın. En önemlisi de iyice elinize alışmamış bir kuşu odaya salarak sonrada yakalamak için uğraşıp evcilleşecek kuşunuzun iyice korkmasına ve evcilleşmemesine neden olmayın.
Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek için kanat tüylerini kesmeyiniz.
Muhabbet kuşları doğru davranıldığı ve sabırlı olunduğunda çok kolay evcilleşen kuşlardır. Ama bazı kuş sahipleri evcilleşmesi konusunda sabırsız davranarak ve kolaya kaçarak bu kuşların kanat tüylerini keserler. Uçamayan kuşlar mecburen el üzerinde kalacağı için kısa sürede elde kalmaya alışabilir. Ama bu şekilde kanat tüyleri makasla kesilmiş kuşların elden yere düşmesi durumunda hemen her zaman bacak kırıkları oluşur. Kuşlarında kırıkları en az insanlar kadar acı vericidir. Sevdiğimiz kuşumuzun evcilleşmesi için onun doğasına aykırı davranışlarda bulunup, ona haksızlık edip, incinmesine yaralanmasına neden olmayalım.
Muhabbet kuşunu neden konuşturabiliyoruz
Doğadaki tüm kuş türlerinin erkekleri yetişkin olduktan sonra kendilerine bir eş bulabilmek için şakıma dediğimiz kur yapma amaçlı ötüşlerine başlarlar. Doğada ağaçlık vb yaşam alanlarında çevrelerindeki dişi kuşların kendilerini eş olarak seçmesi için diğer erkek kuşlarla ötüş yarışmasına girerler. En sert, güçlü ve melodili öten erkekler dişi kuşlar tarafından seçilir. Nedeni ise bir erkek kuş ne kadar sağlıklıysa ve güçlüyse o kadar güzel ve sert ötebilir ve bu erkek kuşlar iyi bir döl vereceği için dişiler tarafından içgüdüsel olarak seçilir.
Evimize aldığımız ve evcilleşmesi ve konuşması için tek başına baktığımız erkek muhabbet kuşu ise rekabet edeceği diğer erkek kuşlar ortamda olmadığı için bizim sesimizle yarışmaya başlar ve böylece ilk önce bir kelime derken, yavaş yavaş onlarca kelimeyi öğrenebilir. Muhabbet kuşunun konuşması tamamen bundan kaynaklanır.
Papağanlar ise biraz daha farklıdır. Doğada diğer kuş vb sesleri taklit etme merakları yüzünden konuşmayı öğrenebilirler.
Konuşan evcil muhabbet kuşuma eş alırsam artık konuşmaz mı ?
Muhabbet kuşlarının uğraşıldığı zaman eğitildiğini ve onlarca kelimeyi konuşabilecek kadar zeki olduklarını artık hepimiz biliyoruz. Özellikle bu eğitimin yapılabilmesi için birinci koşul kuşunuzun erkek olması ve ne yazık ki tek başına kalmasıdır. Yanında bir eşi olduğu zaman eğitmek çok daha güç hatta çoğu zaman imkansızdır.
Çünkü adı üstünde muhabbet kuşu çok sosyal ve çenebaz bir kuştur. Yanında dişisi veya başka muhabbet kuşları yoksa sizinle iletişim kurar, insan seslerini ve davranışlarını taklit etmeye başlar.
Bu şekilde konuşan ve evcil bir muhabbet kuşumuz varsa ve 3-4 yaşını geçtiyse artık yanına bir eş alsanız da eğitimi bozulmaz.
Lütfen eğitimli olması hoşunuza gidiyor diye onu eşsiz ve mutsuz durumda yaşatmaya devam etmeyin. Güvendiğiniz kuş satan bir petshoptan dişi bir kuş alıp bundan sonraki hayatını daha mutlu geçirmesini sağlayın ve korkmayın sizden ve konuşmaktan asla vazgeçmeyecektir. Hatta belki numaralarını eşine bile öğretebilir.
Kuşlar için en riskli günler bahar aylarındadır
Baharın gelişi ile birlikte hem havaların bir sıcak bir soğuk olması nedeni ile mevsimin değiştiği bu günler kuşlar için çok risklidir. Kuşlar bahar aylarında üşütebilirler veya direnç kırıklığına bağlı herhangi bir hastalığa kolayca yakalanırlar. Bu günlerde kuşlarımızı pencere vb cereyandan korumaya daha fazla özen göstermelisiniz. Kuşunuz kabarır, konuşmayı veya ötmeyi keserse hemen veteriner hekime götürmelisiniz.
Ayrıca havaların aniden değişmesi ile birlikte muhabbet kuşları, papağanlar ve kanaryalar vb tüm kafes kuşlarında solunu sistemi hastalığı riski artar. Bu dönemlerde kuşlarınızın bulunduğu odaları havalandırırken cereyanda kalmamalarına dikkat etmeliyiz. Kafeslerinin üzeri ince bir örtü ile örtülebilir veya her seferinde havalandırılan odadan başka bir odaya koyabiliriz. Bu arada bu dönemlerde tüy değişimine de girebilecek olan kuşlarınızın en küçük bir keyifsizliğinde yine hemen veteriner hekiminize başvurunuz.
Kuşlarımıza taze ve güvenilir su vermeliyiz.
Muhabbet kuşu, hint bülbülü, papağan, kanarya hangi tür kuşunuz varsa hepsine de çeşme suyu değil hazır damacana sulardan vermelisiniz. Bulunduğunuz şehirdeki şebeke suları ile ilgili şüpheleriniz varsa veya en azından fazla klorlandığını düşünüyorsanız kuşunuza güvenilir damacana içme sularından veriniz. Ayrıca suluklarındaki suları bitmese bile 2-3 günde bir oda sıcaklığındaki taze suyla yenileyiniz. Eğer suyuna vitamin vb ilaç koyuyorsanız her gün suyunu yenilemelisiniz ve fazla ilaç koymamalısınız.
Muhabbet kuşu beslenmesindeki yanlışlar
Bu kuşlar evimize aldığımız ve kimi zaman kafesinde kimi zamanda ev içinde serbest bizimle beraber yaşayan canlı renklere sahip ve konuşma bile öğrenebilen minik papağan diyebileceğimiz canlılardır. Bu kuşların beslenmesinde doğada yaşayan hemcinslerinin beslenmesi iyi değerlendirilmelidir. Muhabbet kuşları doğada tohumlar,filizlerle beslenirler.
Ev yaşamında çok sevdiğiniz bir sürü kelimeyi konuşabilen muhabbet kuşunuzu insan gibi görüp, ekmek,kurabiye, çay hatta kola, pilav,peynir,cips vb ile besleyebilirsiniz. Bu tür doğada asla bulamayacağı ve yiyemeyeceği besinlerle beslenen kuşlarda bu besinlerin içindeki fazla yağ, tuz ve diğer katkı maddeleri nedeni ile ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar. Böbreklerinde hastalık oluşabilir ya da bazen lipom diyebileceğimiz yağ tümörleri ve diğer tümörler oluşabilir. Aşırı şişmanlayıp yaşam kalitesi düşebilir ve erkenden sevgili dostumuzdan ayrılmak zorunda kalabiliriz.
Tüm bu saydığım nedenlerle lütfen muhabbet kuşunuza güvenilir yerlerden aldığınız tohum karışımlarından oluşan yemlerin yanında hindiba gibi vitamini yüksek otlardan, yemleri oluşturan tohumların çimlenmiş hallerini ve elma, havuç gibi ishal yapmayan meyve sebzelerden çok küçük miktarlarda vererek beslemelisiniz.
Unutmayın onu evimize almış bile olsak o doğadaki yaşamına uygun beslenirse ancak sağlıklı ve uzun ömürlü olabilir.
Muhabbet kuşunun sağlıklı ve psikolojisinin iyi olması için temel ihtiyaçları
* Yüksek kaliteli tohumlardan oluşan yemler (Doğada yediklerine yakın bir karışım)
* Temiz ve taze su (Çeşme suyu kullanmıyoruz)
* Mürekkep balığı kemiği veya gaga taşı (Kalsiyum ve fosfor ihtiyacı için)
* Mineral tablet
* En az bir oyuncak ( sallanabilir geniş halka, merdiven, ayna vb. )
* Günlük ilgi ve konuşma
* Her gün düzenli güneş ışığı (Kışın evin içinde pencere önünde, yazın balkonda açık havada ama fazla güneşte bırakmamak şartıyla)
Meyve ve sebze muhabbetkuşlarının beslenmesinde vazgeçilmez besin kaynaklarıdır.
Muhabbet kuşlarına bizimde tükettiğimiz bir çok meyve sebzeyi taze olarak ama çok az miktarlarda düzenli verebiliriz. Özellikle elma, armut, havuç, taze fasülye, bezelye, kabak, muz, kivi, hindiba, pazı, ıspanak, brokoli her bir kuşa leblebi parçası kadar düşecek şekilde kesilip gün içinde toplam 2-3 parça verilebilir.
Muhabbet kuşları ve diğer tüm bu ev hayvanları kafeslerdeki doğadan uzak yaşamlarında bir çok gerekli vitaminleri ve besinleri böylece almış olurlar.
Muhabbet kuşlarına ve diğer ev hayvanlarına sebze ve meyveleri verirken dikkat edilmesi gereken dolaptan çıktığı gibi soğuk veya çürük, bozuk kısımlarını vererek hasta olmalarına neden olmamaktır.
Muhabbet kuşlarında sürekli yumurtlama
Muhabbet kuşları çift olarak beslenmesi gereken kuşlardır. Ama evcilleşmeleri ve konuşabilmeleri için tek beslenmeleri işe yaradığı için çoğu zaman tek bir erkek veya dişi kuş beslenir ve eğitilir. Bu tek kuş evin bir ferdi gibi sosyalleşir.
Dişi muhabbet kuşları erişkinliğe geldiklerinde yanlarında erkek olmasa da hormonların etkisi ile yumurta oluşturup yumurtlamaya başlayabilirler. Bu yumurtalar çiftleşme olmadığı için dölsüzdür ve tahmin edebileceğiniz gibi yavru çıkma ihtimali yoktur. Ama bu yumurtlama olayı bazı dişilerde sürekli olmaya başlayabilir. Normalde erkeği ile beraber yaşayan muhabbet kuşlarında 4-6 yumurta yumurtlayıp, yuvasında kuluçkaya yatarak çıkan yavrularına bakacağı bir süreci yaşamaları gerekir. Bunu yaşayamayan dişi kuşlar sürekli yumurtlama sonucu yorgun düşerler, hatta bazen yumurtaları kanalda kalabilir ve yumurtlama güçlüğü oluşur. Bu şekilde karnında şişlik gördüğünüz dişi kuşlarınız özellikle de yakın geçmişinde yumurtlama olduysa vakit geçirmeden onun uzmanı veteriner hekime götürmelisiniz. Veteriner hekiminiz uygun teknikle tıpkı bir doğum gibi içeride kalan yumurtayı çıkaracaktır.
Muhabbet kuşlarında gaga ve ayaklarda pullanma
Tüm kafes kuşlarında görülebilen ama özellikle muhabbet kuşlarında daha sık rastlanan bir rahatsızlık olan ayaklarda, gaga çevresinde ve bazen de gözler çevresinde görülebilen beyaz-sarı kabuklanmalar bir tür uyuz hastalığı olan ''Cnemidecoptic'' lezyonlardır. Bu uyuz hastalığı insanlara ve diğer evcil hayvanlara bulaşmayacağı için sahibinin korkmasına gerek yoktur. Kuşlar arasında da aşırı bulaşıcı değildir. Ama bir kuşta hastalık başladığı zaman zamanında önlem alınmazsa gagada deformasyonlar oluşur ve aşırı uzama, şekil bozuklukları sonucu kuş yem yiyemez hale gelir. Ayaklarda ise parmaklarda aşırı kabuklanmalar sonucu bazen parmakların kaybına kadar giden doku problemleri oluşur. Bu hastalığın özellikle erken dönemde başlanırsa tedavisi çok zor değildir. Normalde muhabbet kuşlarının ayakları, gagası ve gaga üstündeki burun bölgesi parlak renkli ve kabuksuz olur. Kuşunuzdaki bu tüysüz bölgelerde göreceğiniz en ufak bir şüpheli durumda lütfen veteriner hekime başvurunuz.
Muhabbet kuşlarında gaga uzaması
Muhabbetkuşlarında doğadaki yaşamlarında tüm gün boyunca dallar, sert kabuklu yemler veya meyveleri kemirirler veya buna benzer çeşitli malzemelerle kemirerek oynarlar.
Kafes yaşamında beslediğimiz muhabbetkuşlarında doğadaki bu malzemelerle karşılaşamayacakları için zaman içinde gagaları aşınmayarak, şekilsiz uzamalar görülebilir.
Bu tip deformasyonlar bazen kuşun yem yemesini bile engelleyecek düzeye ulaşabilir. Bunun oluşmasını engellemek için kuşumuzun kafesine zararsız doğal ahşap ve ip gibi maddelerden yapılmış çeşitli oyuncaklar asmalısınız. Bu oyuncaklar ayrıca muhabbet kuşlarında psikolojik nedenlerle görülen tüy yolma hastalığının iyileşmesine yardımcı olabilir.
Muhabbet kuşlarında tüy yolma
Öncelikle tek kuş olarak beslenen muhabbetkuşlarında vücut tüylerinin yolunduğu gözlemlenebilir. Genelde kuş sahipleri muhabbetkuşlarında oluşan bu sorunun tüylerin kendiliğinden dökülmesi ile olduğunu düşünürler. Oysa ki muhabbetkuşları strese bağlı olarak tüylerini kendileri yolarlar. Hatta kendilerini yaralayabilirler.
Kuşunuzun kendini yolduğunu anlamanın en basit yolu başındaki tüylerin kalması sadece vücudundaki tüylerde problem olmasıdır. Kuşunuzun stresine bağlı başlayan tüy yolma alışkanlığı insanlarda olan tırnak yeme alışkanlığına benzer ve stres yaratan durumlar iyileştirilmediği sürece bir aşama kaydedilemez. Stres yaratan durumları iyileştirmemize rağmen hala devam eden tüy yolma sorunu için veteriner hekiminize başvurmalısınız.
Evinizdeki bir çok saksı bitkisi muhabbet kuşunuz için zehirli olabilir
Evlerdeki yaşamda muhabbetkuşları salındıklarında doğadaki hemcinsleri gibi bir çok şeyi kemirme, ısırma eğilimindedir. Aynı içgüdüsel davranışlar ile evde bulunan bir çok eşyayı kemirdiği gibi arada saksı bitkilerinin yapraklarını da kemirip yiyebilirler. Bu tür bir problemin olmasını engellemek için, muhabbetkuşumuzda gördüğümüz en ufak bir bitki kemirme eğiliminde ilk önlem olarak mümkünse o saksıyı başka bir odaya almalıyız. Eğer kuşunuz bitkilere olan ilgisini azaltmadıysa hatta yemeye kalkıyorsa o zaman ya çiçeklerden vazgeçmelisiniz yada kuşunuzu çiçeklerin olduğu ortamda serbest bırakmamalısınız.
Muhabbet kuşunuz kusarsa
Muhabbet kuşlarında kusma genelde hastalık olarak değil erkek kuşların dişilerini beslemek için yaptıkları içgüdüsel bir davranıştır. Doğada ve kafeslerimizde muhabbet kuşlarına üremeleri için yuva astığımızda dişi kuşun yuvaya girmeye başlaması, yumurtlaması ve özellikle yavruların beslenmesi sırasında çoğu zaman erkek kuşun dişi kuş ve yavrularını ağzından yemleri kusarak beslediğini görürüz.
Evlerimizde evcilleştirmek amaçlı aldığımız erkek muhabbet kuşlarının ergenleşmesi ile birlikte doğal içgüdüleri ile eş isteği sonucu tek başına yaşadığı kafesindeki bazı oyuncakları veya tüneği üzerine sanki bir dişi kuşu besler gibi kusarak küçük yem tepecikleri oluşturduğunu gözlemleyebiliriz. Bu davranış her erkek kuşta görülmez ama eğer başladıysa gecikmeden genç bir dişi kuş (yaşlı dişi kuşlar erkeklerini yaralayıp öldürebilir) alıp kusmanın alışkanlık haline gelmesini engellemeliyiz. Sürekli kusarak yem çıkaran muhabbet kuşlarında elektrolit ve bazı maddelerin kaybı, susuz kalma sonucu ciddi sağlık problemleri oluşabilir. Zaten bu kuşların doğası gereği çift halinde yaşaması güzeldir.
Çok nadirde olsa kuşunuz bu nedenlerin dışında zehirlenme veya bir hastalık nedeni ile de kusuyor olabilir. En iyisi kusan bir kuşunuz varsa gecikmeden veteriner hekiminize danışmanızdır..
Muhabbet kuşunuzun kafesinin altını sürekli kontrol etmelisiniz.
Muhabbet kuşlarında ishal en fazla görülen hastalıktır. Nedeni ise hemen her zaman kuş sahibinin kuşu insan gibi görüp kendi yiyeceklerinden kuşuna vermesidir.
Unutmayın muhabbet kuşu doğada tohumlar vb ile beslenir ve bunların hiçbirisi ona evde verdiğiniz cips,ekmek,çay,kek vb yiyeceklerin içindeki yağ,tuz,maya ve karbonhidratı içermez.
Muhabbet kuşunuzun ishal olduğunu erken fark etmek için sağlığı iyi gibi görünse bile haftada 1-2 kere altındaki kağıdı değiştirirken dışkısının kıvamının kontrolü yapılmalıdır.
Özellikle ishal olan kuşunuza yeşillik verirseniz ishali iyice şiddetlenir. Kuşunuza kendi yemlerini vermelisiniz. Bunun dışında da eğer ishali yoksa marul, salatalık, lahana gibi gaz ve ishal yapan yeşillikler dışındaki sebze ve meyvelerden çok küçük parçalar verebilirsiniz.
İshal olduğunu fark ettiğiniz kuşunuzu hiç bir ilaç denemeden çok acil veteriner hekime götürmelisiniz.
Muhabbet kuşlarında ve diğer evcil hayvanlarda mutluluğunu ve keyfini göstermenin yolları
Her canlı keyifli olduğunu farklı şekilde gösterir. Biz insanlar, neşeyle konuşur, güler ve hatta kahkaha atarız.
Köpekler koşturur, heyecanla farklı bir şekilde havlar, kuyruklarını sallar ve hevesle güler gibi ağzı açık dil dışarıda yüzünüze bakarak sizi oyuna çağırırlar.
Kediler ise keyiflendiklerinde genizlerinden gelen hırıldamaya benzer bir sesle mırıldanırlar. Daha önce hiç kedi beslememiş birisi için bu ses şaşırtıcı hatta ürkütücü olabilir. Ama kediler mutluluklarını böyle gösterirler. Size sürünürler ve keyif derecelerine bağlı olarak değişen şiddette sesle mırıldarlar.
Kuşlarda neşeli ve keyifli olduklarında bol bol şakırlar. Evcil konuşan bir muhabbet kuşunuz veya papağanınız varsa o zamanda çenesinin düştüğünütüm bildiği kelimeleri arka arkaya sıraladıklarını, dikkatinizi çekmeye çalıştıklarını görürsünüz.
Onlarda bizim gibi etkilenirler.
Yaşamımızda kullandığımız bir çok eşyanın zararlı kimyasal maddeler içermemesi nasıl ki bizim için çok önemliyse hayvan dostlarımız için de çok önemlidir. Gıdalarımız içindeki katkı maddeleri ve işlenişinde yapılan hatalar veya umursamazlıklar ilerde kanser vb hastalıklara neden olabilir. Bu tip zararlı etkilerden hayvanlarımızda bizimle benzer metabolizmaya ve vücut yapısına sahip olduğu için bizimle aynı şekilde etkilenirler.
O yüzden petshoplardan hayvanlarımız için alacağımız besin veya diğer malzemelerde dikkatli olmanız gerekmektedir. Lütfen emin olmadığınız size kalitesiz gelen ürünlerle hayvanlarınız karşılaştırmayınız.
Muhabbetkuşu ve kedi, birbirleriyle dost olması çok zor değil
Doğada tüm hayvanlar arasında bir av-avcı ilişkisi vardır. Bir kedi için kuş veya fare av ve yiyecektir. Yada bir kurt için kendinden küçük avlayabileceği her canlı yiyecek anlamına gelir.
İnsanların evcilleştirdiği köpek ve kedi içinde atalarından kalan bu benzer içgüdüler devam eder. Hiçbir zaman kedinizle serbest uçan muhabbet kuşunuzu bir odada yalnız bırakamazsınız. Daha önceden huyunu bilmediğiniz bir köpekle yavru veya yetişkin bir kediyi de bir arada kontrolsüz bırakmak risklidir.
Bütün bu yerleşmiş içgüdü ve davranış tiplerine rağmen hayvanlar çoğu zaman bizi şaşırtan dostluklar kurarlar. Televizyonlarda, gazetelerde zaman zaman kedi yavrularını evlat edinmiş dişi köpekleri, öksüz köpek yavrularına bakan anaç dişi kedilerin o inanılmaz görüntülerini duygulanarak izleriz. Hatta ördekle köpeğin,kaplanla domuz yavrularının, tavukla kedinin,sansarla köpeğin gibi bizi iyice şaşırtan örneklere de rastlanır.
Hayvanların bu tür dostluk ve evlat edinmelerinin hemen çoğunun kaynağında annelik hormonunun etkisi çok fazladır. Hormonun etkisi ile veya annelik hormonun etkisi olmasa da insanların doğru davrandığı,saldırganlık içgüdülerini kışkırtmadığı,bebeklikten itibaren birbirlerine alışarak kardeş gibi büyüyen hayvanlarda aynı türden gibi birbirleriyle çok iyi geçinirler. Aynı kaptan yemek yerler, birbirlerini yalarlar, birlikte sarılarak uyurlar, hatta birbirlerine zarar vermeden alt alta üst üste oynarlar. Ve bu dostluğu hayvanlarımıza yaşatabilmek sanıldığının aksine çok zor değildir.
Anne Ve Baba İle İlgili Deyim Örnekleri - Anne Ve Baba İle İlgili Atasözleri Örnekleri - Babalarla İlgili Atasözleri - Anne İle İlgili Atasözleri
Anne
Cennet annelerin ayakları altındadır (Hadis-i Şerif)
Çocuğunu kaybeden bir anne için her gün ilk gündür; bu ıstırap ihtiyarlamaz (Victor Hugo)
Hiçbir süs ve makyaj bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez (Emile)
Kadınlar zayıftır, ama analar kuvvetlidir (Victor Hugo)
Baba
Adettir; babanın topladığını oğlu saçar (Goethe)
Babanın faziletleri, çocukların servetidir (Anatole France)
Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutluolabilirsiniz (Balzac)
Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar (Nietszche)
BABALAR İLE İLGİLİ ATASÖZLERİ
Babası ekşi elma yer, oğlunun dişi kamaşır
Ana baba bedduasını alan onma
Ana baba ile iftihar olmaz
Baba borcu evlâda düşer
Baba himmet, oğul hizmet
Baba mirası yanan mum gibidir
Babadan mal kalır, kemal kalmaz
Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım
Babası oğluna bir bağ bağışlamış, oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş
Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.
Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz
Bir baba dokuz oğlu besler, dokuz oğul bir babayı besleyemez
Oğlan babaya kız anaya çeker Anne gibi yar olmaz.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz
Ana hakkı, HAK hakkıdır.
Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.
Ana sevgisi bütün sevgilerin kaynağıdır.
Analık, kadının en büyük şerefidir.
Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem.
Ananın bastığı yavru incinmez
Ananın bastığı yavru incinmez.
Ananın kötü kızı olmaz, kaynananın da iyi gelini
Cennet annelerin ayakları altındadır.
En güzel yüz annemin yüzü, en güzel söz annemin sözü.
Kuzguna yavrusu anka görünür.
Anneler İle İlgili Atasözleri
El Cezeri Kimdir - El Cezeri Resimleri - El Cezeri Biyografisi - El Cezeri Hakkında
El Cezeri (d 1136, Cizre - ö. 1233, Cizre), (Arapça الجزري), tam adıyla Ebû'l İz İbni İsmail İbni Rezzaz El Cezerî (أَبُو اَلْعِزِ بْنُ إسْماعِيلِ بْنُ الرِّزاز الجزري , Abū al-'Iz Ibn Ismā'īl ibn al-Razāz al-Jazarī), İslamın altın çağında Robotik biliminin babası olarak kabul edilen sibernetik üzerine çalışmalar yapan ilk müslüman iş adaamı,bilim adamı ve mühendistir. Diyarbakır'da yaşamıştır.
Yaşam öyküsü
1136 yılında Cizre'nin Tor mahallesinde doğmuştur Kürt kökenlidir . Sibernetik alanın en büyük dahisi kabul edilen, fizikçi, robot ve matriks ustası bilim insanı İsmail Ebul İz Bin Rezzaz El Cizirî 1233′te Cizre'de öldü. İsmini de yaşadığı şehirden alan El-Cizirî öğrenimini Kürt Medresesi Camia'da tamamlayan İsmail, burada fizik ve sibernetik alanlarında yoğunlaştı ve halen kullanılmakta olan ve aşılmamış onlarca buluşa imza attı. Batı literatüründe M.Ö. 300 yıllarında Yunan matematikçi Archytas tarafından buharla çalışan bir güvercin yapılmış olduğu belirtilse de robotikle ilgili bilinen en eski kayıt, da Ciziri'ye âittir.
Gazetenin Tarihi - Gazete tipleri - Gazete Basım - Gazete formatları
Gazete, haber, bilgi ve reklam içeren, genellikle düşük maliyetli kâğıt kullanılarak basılan ve dağıtımı yapılan bir yayım olup halka güncel olaylara ilişkin bilgi verme amacı gütmektedir . Genel olarak yayınlandığı gibi, özel bir konu üzerinde de yayınlanabilir ve genellikle günlük ya da haftalık olarak yayınlanır.
Gazetenin Tarihi
Kai Yuan Za Bao gazetesinin modern kopyası
İlk haber toplama ve dağıtma gazetesi Roma Senatosu'nca İÖ 59 yılında 2.000 kopya olarak çıkarılıp imparatorluğun değişik köşelerine dağıtılan Acta Diurna'dır. Fethedilen topraklar, siyasi gelişmeler, toplumsal olaylar, gladyatör dövüşlerinin sonuçlarını içeren Acta Duirna'yı Okuma bilen Roma vatandaşları yüksek sesle okuyarak okuma bilmeyenlere duyururdu. Çin'de Tang hanedanı döneminde dağıtılmaya başlayan Kai Yuan Za Bao adlı saray genelgesi de mandarinlerin başarıları konusunda haberlere yer verdigi için bu yönüyle bir gazete sayılabilir. 15. yüzyılda matbaanın keşfi gazete ve dergilerin hızla gelişmesine yol açmıştır. 16. yüzyılda Avrupa'da savaşlara tanıklık etmiş kimselerin birinci elden aktardığı birkaç sayfalık savaş haberleri yayımlandıktan sonra süreli yayımlanan ilk gazeteler ise 17. yüzyılın başlarında Almanya'nın bazı kentlerinde ve Belçika'nın Anvers şehrinde basılmıştır. Johann Carolus'un 1605 yılında yayınladığı aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historie adlı gazetesi kâğıt üzerine basılan ilk gazete kabul edilmektedir. İlk İngilizce gazete 1622 yılında İngiltere'de yayımlanan Nathaniel Butter ilk Türkçe gazete ise 1828'de Kahire'de yayınlanmaya başlayan Vekdyi-i Misriye'dir. Sanayi devrimi ile gelişmiş matbaa makinelerinin icat edilmesi gazetelerin tiraj ve maliyetlerini olumlu ölçüde etkileyerek gazete okuma alışkanlığının yaygınlaşmasına neden olmuştur. Londra'da yayımlanan The Times gazetesi, 1814 yılında yeni matbaa aletlerini edinince dakika da 1.100 baskı yapabilecek kapasiteye ulaşmıştır
Gazete tipleri
Gazeteler yayım saati, yayım süresi, konuları ve dağıtıldıkları bölgelere göre gruplandırılabilirler.
* Yayımlandığı saate göre sabah gazetesi, akşam gazetesi, yayımlanma sıklığına gore günlük gazete, haftalık gazete gibi bölümlere ayrılabilir.
* Hitap ettiği kitleye göre ve dağıtımının yapıldığı alana göre yerel, ulusal ya da uluslararası gazete, olarak.
* Genel olaylarla ilgili haber ve bilgi veren genel içerikli gazetelerin yanı sıra yalnızca belirli konuları işleyen veya kesimleri ilgilendiren gazeteler de vardır (Spor, din, magazin, ekonomi)
Basım
Muhabirlerin ilettiği ve terminaller aracılığı ile doğrudan gazetenin ana bilgisayarına giren haberler, burada sayısal kodlar biçiminde depolanır. Gazetede yer alacak yazılar insan eli değmeksizin, bilgisayardan fotodizgi (elektrodizgi) makinelerine aktarılarak filme çekilebilir. Günümüzde bu filmden baskı kalıbı hazırlanması da otomatik makinelerde yapılabilmektedir. Elektronik tarama ile renkli fotoğraf ve resimlerin renk ayrımını yapabilen laserin ortaya çıkmasıyla maliyetler düşmüş ve gazeteler sayfalarında daha fazla renk kullanma olanağına kavuşmuştur. Teknolojinin sağladığı olanaklar yurt çapında yayımlanan gazetelerin dağıtımında da yardımcı oldu. Baskı için hazırlanmış sayfaların tıpkı basımları, faksimile kullanılarak uydu ya da yer hatları aracılığıyla ülkenin çeşitli yerlerine gönderilebilmekte ve gazeteden aynı anda birden çok yerde basılması saglanabilmektedir. Bu büyük teknolojik değişimler gazetenin hazırlanmasından basılmasına kadar geçen birçok aşamada eskiden insanların yaptığı çok sayıda işi ortadan kaldırmıştır.
Ofset yöntemlerde ise basımı yapılacak malzemenin filmleri alınır. Kimyasal bazı işlemlerden geçirilen bu filmlerden baskı kalıpları hazırlanır.
Birçok gazete saatte on binlerce gazete basabilen rotatif baskı makineleri ile basılır. Baskıda kullanılan kalıpları hazırlamanın başlıca iki yöntemi vardır. Artık terk edilmeye başlanan eski yöntemde, kalıplar linotip makinelerinde, harflerin kurşun alaşımından dökülerek satırlar biçiminde dizilmesiyle hazırlanır.
Gazete formatları
* Büyük boy: 578 mm x 380 mm: Özel konuları işleyen genellikle entelektüellere hitap eden gazete formatıdır
* Tabloid: 380 mm x 300 mm: The Sun, The National Enquirer, The National Ledger, The Star Magazine, New York Post, The Globe gazeteleri gibi sansasyonel haberlere yer veren halka hitap eden gazetelerdir.
* Berliner veya Midi: 470 mm x 315 mm: Avrupa gazeteleri genellikle bu boydadır. Örneğin Fransız Le Monde, İtalyan La Stampa. İnternet ve TV medyası karşısında sürekli kan kaybeden reklam gelirleri artıp baskı maliyetleri artan pek çok büyük boy gazetede midi formata dönmektedir. 12 Eylül 2005 tarihinde ünlü İngiliz gazetesi The Guardian midi formata dönmüştür. Belçika'da De Standaard ve İsviçre'den Fluck gibi ciddi içeriğe sahip gazetelerin tiraj kayıplarını ve maliyet sorununu çözmek amacıyla tabloid formata geçerek başarılı olmaları Türkiye'de de tartışılmış hatta Radikal gazetesinin tabloid olarak yayımlanması gündeme gelmiştir.
* Kompakt, gazete endüstrisinde kullanılan broadsheet kalitesindeki baskının, tabloid formata basılmasıyla ortaya çıkan gazete formatıdır. The Times gazetesi bu formatta basılmaktadır.
Kovalent bağ,iki atom arasında, bir veya daha fazla elektronun paylaşılmasıyla karakterize edilen kimyasal bağın bir tanımıdır. Genellikle bağ, ortaya çıkan molekülü bir arada tutan ortak çekim gücü olarak tanımlanabilir. Paylaşılan elektron ya da elektronlar, her iki çekirdek etrafında dolanacaklar, iki çekirdek arasındaki bölgede daha uzun süre bulundukları için bu bölgede (-) yüklü bir alan yaratacaklardır. Bu alan, her iki çekirdeğe bir çekme kuvveti uygulayarak bir bağ yaratır.
Kovalent bağ, söz konusu atomların dış yörüngelerinin dolması ile meydana gelir. Bu tür bağlar, moleküller arası hidrojen bağından daima daha güçlü, iyonik bağ ile ise ya aynı güçte ya da daha güçlüdür.
Bazı inorganik maddelerin -hidrojen, amonyak, klor, su ve azot molekülleri ile tüm organik maddelerin molekülleri kovalent bağ ile bir arada tutulmaktadır.
Kovalent bağ (iyonik ve metalik bağın tersine) yönlüdür; bağ açılarının etkileşimin gücü üzerinde etkisi büyüktür. Bu etkinin kaynağı, kovalent bağların, atomik yörüngelerin üst üste binmesiyle oluşmasından ileri gelir. Atomik yörüngeler (p, d, ve f orbitalleri) hepsi yönlü karakterde olup, bağlanma esnasında önemli ölçüde yöne bağlı etkileşime neden olurlar.
Kovalent bağ, genellikle benzer elektronegatifliğe sahip atomlar arasında gerçekleşir. Bu nedenle ametaller, daha kolaylıkla kovalent bağı tercih eder ve metaller de kolayca yerlerinden oynatılabilen elektronların daha serbestçe dolaşabildiği metalik bağ yaparlar. Ametallerde bir elektronun serbest kalması daha zordur, dolayısıyla benzer elektronegatifliğe sahip bir madde ile birleşme söz konusu olduğunda o elektronun paylaşılması tek seçenek haline gelir.
ishal nedir - ishal sıvısı - ishal tedavisi - ishalin önemi - sulu dışkılama
İshal, bağırsaktaki hareketlerin artması, besinlerin emilinin azalması ve bağırsak içi salgılarının artmasıyla dışkının miktarının, gnlük dışkı sayısının artması ve kıvamının bozularak yumuşaması olarak tanımlanmaktadır. Bir bebek günde üçten fazla yumuşak kıvamlı dışkılıyorsa ishal olarak kabul edilir. Kıvamı bozuk olmayan sık dışkılama ishal değildir. Anne sütü ile beslenen bebekler çok fazla dışkılayabilir. Bu normaldir. Bebeğin yenidoğan döneminde günde 3-5 defa normal kıvamlı dışkılaması olağan kabul edilir. Bebek birinci yaşını tamamlarken bu sayı günlük 2-3 olarak azalır.
İshal süreklilik gösterebilen bir hastalıktır. Ayrıca ilk iki yaştaki ölüm nedenlerinin en başında yeralmaktadır. İshal başlayıp günler boyu sürebilir. Süreklilik gösteren bu tip ishalin sebebi bağırsak enfeksiyonlarıdır.
Bebek ishal olmuşsa beslenme üzerinde yapılan düzeltmelerle ishal büyük ölçüde azaltılabilir. İshalde 3 önemli aşama bulunmaktadır. İshal nedeni ile oluşan sıvı kaybının giderilmesi, beslenmenin kesilmemesi ve mümkün olduğunca ilaç kullanımına başvurulmaması.
Çok miktarda ve sulu dışkılama sonucu vücut büyük ölçüde su kaybetmekte ve önlem alınmassa çok ciddi sonuçlara neden olabilmektedir. Sıvı kaybı evde hazırlanan basit bir karışım ile giderilebilmektedir.
1 litre kaynatılmış suyun içine 1 çay kaşığı yemeklik karbonat, 1 çay kaşığı tuz ve 8 tatlı kaşığı şeker koyularak hazırlanan karışım, bittikçe yeniden hazırlanarak ishalli bebek ve çocuklara sık biçimde içirilmeli ve böylece vücudun elektrolit dengesi sağlanmalıdır.
İshal ve KabızlıkEğer bebeğinizin kakası yumuşak ve sıvı kıvamındaysa bebeğiniz ishal olmuş demektir. Tehlikeli ölçülerde sıvı kaybının yaşanabildiği ishalin tedavisinde daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde bol su ve diğer sıvı gıdaların tüketimi etkili bir tedavi yöntemi olabilir. Ancak bebeklerde en doğru tedavi daha sık aralıklarla anne sütü, devam maması veya diğer bebeğin yaşına uygun gıdaları vermeye devam etmektir. Mamayı sulandırıp vermek doğru değildir. İki yaşın altındaki çocuklara her ishalli kaka yaptıktan sonra en az yarım çay bardağı su, eğer istiyorsa daha fazla su vermek sıvı kaybını önler.
İshal olan bebeğinize akut ishal durumundaki bebekler için özel olarak hazırlanan Milupa HN 25 maması verebilirsiniz. Milupa HN 25, hoş tadıyla, bebeğinizin beslenmesini aksatmadan ishal bitene dek ona destek olan özel bir mamadır. Bebeğin tüm besin ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaya devam ederken, Milupa HN 25'in özel süt bazlı ve yüksek kaliteli protein içeren formülüyle bağırsaklardaki tahribat onarılabilir. İshal olan bebeğinize ayrıca şeftali, muz, patates, pirinç içeren mamalar ve muhallebiler hazırlayıp verebilirsiniz.
Bebekte ağız ve dilin kuruması, bıngıldağın çökmesi, göz yaşının kuruması, idrarın azalması gibi sıvı kaybı belirtileri varsa, kusma sürekli devam ediyorsa, ateş ve kanlı ishal görülüyorsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.
Kabızlık:
Her bebeğin bağırsaklarının çalışma düzeni ve dışkılama sıklığı farklıdır. Bazı bebekler günde birkaç kere kaka yaparken, bazı bebekler her gün kaka yapmayabilir. Bebeğin dışkısı yumuşaksa, bebek zorlanmadan kaka yapıyorsa ve aynı zamanda kilo alışı düzenli, genel durumu da iyi ise endişelenmeye gerek yoktur.
Kabızlık, kalınbağırsağın sonundaki kaslar sertleştiği ve kakanın normal geçişini önlediği zaman meydana gelir. Kaka bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar sıkılaşıp kurur ve vücuttan atılması zorlaşır. Sertleşmiş kaka kalın barsağın son kısmından geçerken yırtılmalara ve çatlaklara neden olur. Bu da bebeklerde ve çocuklarda kasılmalara neden olur. Çocuklar, bu acıyı yaşamamak için kakayı tutmak isteyebilir ve dışkılama hissini bastırabilir. Bu da kakanın içerde daha çok kurumasına, büyük çap ve hacme ulaşmasına neden olur. Böylece kabızlık döngüsü başlamış olur.
Eğer bebek normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapamadıysa, sert ve yoğun kıvamlı dışkılıyorsa, bunu yaparken acı çekiyorsa, ağlıyorsa veya kakasında kanlı izler varsa kabız olmuş demektir. Kabızlık üç günden fazla sürmüşse ve dışkıda kan görülmüşse bebek mutlaka doktora götürülmelidir.
Yeni doğan bebeklerde kabızlık çok daha az görülür. Bebek anne sütü ile besleniyorsa kabızlık yine de olabilir. Bebek anne sütü alıyorsa ve buna rağmen bebekte kabızlık yaşanıyorsa, anne diyetinde kabızlığı önleyici besinlere öncelik verilmelidir. Mama ile beslenen bebeklerde ise kabızlık problemi çok kolay çözümlenebilir, kabızlığı önleyici Aptamil Conformil'i deneyebilirsiniz. Lütfen doktorunuza/eczacınıza danışınız.
Doğum Kontrol Hapı Kanserden Koruyormu - Rahim İçi Kanserler - Kanser Tedavisi
Türkiye'de her yıl bin 500'e yakın kadın rahimağzı kanserine yakalanıyor.
Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Ayhan, Türkiye'de her yıl bin 500'e yakın kadının rahimağzı kanserine yakalandığını ve bunların 500'ünün aynı yıl hayatını kaybettiğini belirterek, erken tanının önemine dikkati çekti.
Prof. Dr. Ayhan, Belek'te düzenlenen "12. Jinekolojik Onkoloji Ulusal Kongresi" kapsamındaki basın toplantısında, kadın üreme organlarında en sık görülen kanser türlerinin yumurtalık, rahimiçi ve rahimağzı kanserleri olduğunu söyledi.
Türkiye'de kadınlarda görülen kanserler arasında kadın üreme organları kanser türlerinin dördüncü sırada bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan, yumurtalık ve rahimiçi kanserlerinin doğurganlıkla azaldığını, rahimağzı kanserinin ise aynı nedenle arttığını vurguladı.
Dünyada yılda ortalama 500 bin kadının rahimağzı kanserine yakalandığını vurgulayan Prof. Dr. Ayhan, bunlardan 280 bininin hastalık nedeniyle öldüğünü söyledi.
HPV virüsüyle yakın ilişkili olan kanserin özellikle gelişmekte ve gelişmemiş ülkelerde sorun olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ayhan, "Türkiye'de yılda bin 500'e yakın kadın rahimağzı kanserine yakalanmaktadır ve 500'ü aynı yıl hayatını kaybetmektedir" diye konuştu.
Bağışıklık sistemiyle ilgili çalışmalar sonucu HPV virüsünün tiplerine karşı aşı geliştirildiğini dile getiren Prof. Dr. Ayhan, üç doz aşının Türkiye'de 11-12 yaş aralığında uygulandığını söyledi.
Aşının geçmişinin 8.5 yıl olduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan, koruyuculuğunun 56 yaşına kadar sürdüğünü kaydetti. Bu aşıyı kanser aşısı olarak lanse etmemek gerektiğini vurgulayan Ayhan, aşının HPV virüsüne karşı koruma sağladığını kaydetti.
AŞI MALİYETİ
Sağlık Bakanlığının oluşturduğu komisyonun aşıyla ilgili 48 TL maliyet belirlediğini belirten Ayhan, ihaleyi alan firma olması durumunda aşı maliyetinin devlet tarafından karşılanacağını söyledi.
Rahim ağzı kanserinin önlenmesi için en önemli faktörlerden birinin halk arasında "Simir testi" olarak bilinen servikal smear ile yapılan yıllık taramalar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ayhan, bu tarama ile erken teşhisin mümkün olduğunu vurguladı.
Rahim ağzı kanserinin sigara içen toplumlarda daha sık görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Ayhan, çok eşlilikten kaçınma ve prezertavif kullanımının da riski azalttığını kaydetti.
Kadınların 30 yaşından itibaren 5 yılda bir simir testi yaptırmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Ayhan, erken tanı ile hastalığın tamamen tedavi edilebildiğini dile getirdi.
DOĞUM KONTROL HAPLARININ KORUYUCULUĞU
Dernek Genel Sekreteri Doç. Dr. Faruk Köse de, kadın iç genital organlarındaki en tehlikeli kanser türünün yumurtalık kanseri olduğunu söyledi. Yumurtalık kanserinin erken teşhisinin mümkün olmadığına dikkati çeken Doç. Dr. Köse, "Her 4 kadından 3'ü ileri evrede doktora gelmektedir" dedi.
Yumurtalık kanserinin tedavilere rağmen en sık tekrarlayan kanser türü olduğunu belirten Doç. Dr. Köse, "Bu hastalığa yakalanıp da 5 yıl yaşar dediğimiz 10 kadından 6'sı 5 yıl dolmadan hayatını kaybediyor" diye konuştu.
Doç. Dr. Köse düzenli kullanılan doğum kontrol hapının yumurtalık ve rahimiçi kanserlerinin oluşmasını yüzde 40 önlediğini sözlerine ekledi.
RAHİMÇİ KANSERLER
Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Macit Arvas da, rahimiçi kanserinin kadın üreme organları kanserleri içinde en sık görülen kanser türü olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Arvas, hastalığın daha çok menopoza girmiş yaşlı hastalarda görüldüğünü vurgulayarak, "Adet görmeyen kadınların uzun süre sonra kanaması oluyorsa mutlaka doktora başvurmalı. 45'in altındaki kadınlarda kanalamalar uzun sürüyorsa mutlaka başvurmalı. Hastalığı erken dönemde yakalamak önemli. Her aklı başında kadın jinekolojik muayenesini yaptırmalıdır" dedi.
Kayseri İli Köyleri -Kalkancık Köyü Kocasinan - Kalkancık Köyü Hakkında Bilgiler - Kalkancık Köyü Resimleri
Kalkancık, Kayseri ilinin Kocasinan ilçesine bağlı bir köydür. (Artık mahalle olmuştur)
Kayseri iline 38 km, Kocasinan ilçesine 38 km uzaklıktadır.
Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Nüfus Toplam: 414 (2000 yılına ait bilgidir)
Posta Kodu: 38130
Alan Kodu: 0352
Coğrafi Bölge: İç Anadolu Bölgesi
İl: Kayseri
İlçe: Kocasinan
KALKANCIK KÖYÜNÜN TARİHCESİ
Kalkan oynanan küçük mezra=KALKANCIK
Kalkancık nedir : Kalkancık ; Buğday özü = Embriyo = Ruseymi demektir. Buğday tanesinin içinde uç tarafa yakın un'un içinde bulunan ,toplu iğne başından küçük, ÖZ . Un bu öz'ü korumaktadır. Besleyici , vitamin deposudur.
Bu ÖZ'ÜN ismi KALKANCIK 'dır.Kuruluşunda 5-6 haneli aileden ibaret olan bu yerleşim yerine güzelliğinden dolayı ÖZ anlamına gelen Kalkancık demişlerdir.
KALKANCIK KÖYÜ : Köyün kuruluş tarihi oldukca eskidir.İlk olarak köyde yaşayanlar ve ilk yerleşenler çok kısa boylu insanlar olduğu tahmin edilmektedir.Bu sonucada bulunan mezarlar ve deremahallede burunağıl mevkindeki ince uzun 80 cm. yüksekliğindeki mağara ve dehliz le birlikte ,köyün karşısında ki tavuk çiftliklerinin yan taraftaki boş arazide ve aynı zamanda Demir yolu ile Kara yolunun arasında bulunan taş ocaklarındaki küçük mezar kalıntılarından ,bu kanıya varılmaktadır.
1517 yılında Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine giderken bu köyde konaklar.Bu köy o tarihlerde 6 haneli Yemlihanın mezarsı imiş .Bu köyde Şıkman diye bir kadın ;Yavuz Sultan Selimi ve askerlerini misafir ediyor.Yavuz Sultan Selimde bu iyiliğine karşı köyün tapusunu bu ŞIKMAN kadına veriyor.Yemliha daha sonraları itiraz etselerde alamıyorlar . bu arazi kalkancık köyünün oluyor.
Kalkancık köyünün ismi ise Aşağı Çayır büyük bir çayırlık imiş.O tarihlerde KARAKİMSE köyü yokmuş; Diğer köyler HİMMETDEDE,YEMLİHA,KAŞ VE YUVALLI köyleri bu çayırlıkta kalkan oynarlarmış, 6 haneli küçük mezra oluşundan ; ve bu mezraya kalkan oynamaya geldiklerinden, zamanla bu küçük mezra kalkanla birleşerek, küçük anlamına gelen KALKANCIK ismini alıyor.
Daha sonraları ören mevkiinde büyük yerleşim yeri olduğu bugünkü kalıntılardan bilinmekte.Bu yerleşim yerinin içme suyu Dere mahalle mevkiindeki bugünkü çeşmelerin bulunduğu yerden kurşun borularla getirilmiştir.
Yakın bir tarihde ise bugünkü yerleşim yerine çıkmışlardır.Yumuşak (SAY) denen kaya parcaları düzgün bir şekilde kesilerek , taş ustaları tarafından yontularak bu günkü iki katlı evler ortaya çıkmıştır.Evlerin alt katı kemer yapı olup,kiler,depo ve hayvan damı(ahır) gibi kullanılmakta. Üst katlar ise oturma ve yatak odaları olarak inşa edilmiştir.Köyün CAMİ'si 1273 (1857) yılında yapılmıştır.
KAYSERİ-ANKARA karayolu üzerinde bulunmakta olup,aynı zamanda da önünden DEMİRYOLU GEÇMEKTEDİR. Ulaşım çok kolaydır.Hem karayolu hem de demiryolu bulunmaktadır.Komşu köyler; Doğusunda Karakimse,Güney doğusunda;Yemliha.Güneybatısıda;Yuvallı ve kaş; Batısında;Himmetdede Köyleri ile çevrelenmiştir.
Kalkancık köyü göç vermeden önce; 1965-1970 yıllarda nufusu 750 kişi civarında idi. Bu kalabalık nufusun olduğu zamanlarda köyümüzde var olan adet ve töreler, aşağıda bahsedildiği gibi idi, sonra göçler başlayıpda köyün nufusu 40-50 kişiye düşünce bazı adet ve töreler yapılamaz oldu. Zaman zaman bazıları yapılsada azınlıktadır.Pekmez kaynatma bitti. Çünkü bağlara eskisi gibi bakılmaz oldu. Yada gerçek sahipleri köyde olmadığı için bu işler yapılamaz oldu. Bu adet ve törelere kısa kısa değinelim.
Köy halkı hiç katkısız ve İstanbul lisanına yakın bir Türkçe kullanır. Bazen harfler farklı telaffuz edilir; (e) yerine (i), (k) harfi yerine de (g) harfi kullanırlar. Mesela peşin kelimesini pişin, sel kelimesini sil, veresiye kelimesini viresi şeklinde telâffuz ederler. Diğer tüm terimler özbeöz Türkçedir.. Kadınlar arasındaki temaslarda ise birbirlerine karşı yahu veya kardeşim yerine kele diye hitap ederler. Eşleri için ise kocam veya kocanız yerine benim herif tabirini kullanırlar. (R) ve (S) ile bağlayan kelimelerin önüne (İ) veya (I) harfi getirilerek telaffuz edilir Ramazan : Iramazan Recep : İrecep Rahime:: İrahme olarak telaffuz edilir. doğru kelimesinin yerine; yoru kelimesi kullanılır. Örnek: Çeşmeye yoru gitti.
Kallakncık köyü Örf ve Âdetler
Kallakncık köyü , yeknesak bir örf ve âdete sahiptir. Bütün köy halkı aynı âdetlerin tesiri altındadır. Cemiyeti ayakta tutacak kadar kuvvetli olan ayıp ve günah, bu bölgede de tam olarak hâkimdir. Kanunca suç sayılmayan birçok cemiyet suçları işte bu sayede hemen hiç işlenmez. Boşanmak kanun için de suç sayılmadığı gibi bir hak iken burada bir kadın bir kere evlenir. Kocası ne kadar geçimsiz olursa olsun onunla geçinme çarelerini bulur. Onunla ölünceye kadar ünsiyet eder. El âlemin dilinden kurtulma gayreti sayesinde ne zina ne livata ne de boşanma olur. Bu küçük köyde boşanma hadisesine şahit olunmaz. Fuhşiyat ise katiyen bulunmaz, yardımlaşma sureti ile en ağır işler kolayca halledilir. Pekmez kaynatma, Bulgur kaynatma ve yufka ekmek açma işleri komşuların birbirleriyle yardımlaşma içinde yapıldığından şenlik havasında geçer. Köy halkı birbirine yardım etmeyi sever. Bayramlarda ziyaretler yapılır. Herkes en yeni elbiselerini giyinir. Arefe günü topluca mezar ziyareti ve Yasin_i Şerif okunması gelenek halini almıştır.Köy halkı hayrı sever Ramazan ayı içinde durumu iyi olan aileler yemek daveti vererek toplu iftarları gelenek haline getirmişlerdir.Herkes birbirine daima hayır dua eder. "Ömrün uzun olsun, berhudar ol, akıbetin hayır olsun, birin bin olsun" gibi duaları sık kullanırlar.
Kalkancık'da Yemekler; Köyde halk kışlık olarak azık hazırlar. Her ev kendine göre evinin bulgurunu kaynatır buna hedik kaynatma da denir, soku da toplu olarak bulgur ve yarma döverler (bu bazı yerlerde setende çekme olarak yapılır) el değirmeninde ya da kollu değirmende çekerler. Ununu, bulgurunu düğücüğünü ayırır. Hepsini cins cins yerine koyar. Tarhana yapar. Buğday ununu öğütüp mantılık makarnalık ayırır; eriştesini keser, kavurur, kaldırır. peynirini yapar, çömleklere doldurur. Yaprak zamanı bağdan yaprak toplayıp dizer, kurutur. Patlıcan kurutur. Madımak toplar, kurutur. Kış için hazırlığını yapar. Evinde bir ineği vardır. Sütü, yoğurdu buradan gelir. Pekmezi, kuru üzümü bağından gelen üzümden temin eder ve dolu bucak kışa girer. Kış gelince bunları yavaş yavaş bitirmeye çalışır.
Yemekler; bulgur çorbası, tarhana çorbası, un çorbası, Pilavlar; bulgur pilavı, düğü pilavı, erişte pilavıdır. Mantılar; sıkma mantı, etli mantı, soğanlı mantı, boş mantı, peynirli mantı, patatesli mantı tepsi mantı, yağ mantısıdır. Sarmalar; yaprak ve lahana sarmasıdır. Dolmalar; kabak dolması, patlıcan dolması, biber dolmasıdır. Makarnalar; yoğurtlu makarna, peynirli makarnadır. Nohut yahnisi ve kuru fasulye çömlekte yapılır ve çömlek baklası denir. Tatlılar; hamur tatlılarının eniyisi yapılır ve pekmezle yapılan dolazdır.
Pekmez Kaynatma Güz gelip bağ bozumu başlayınca yine köylü her yerde beraberdir. Bağ komşuları güle oynaya yarenliklerle üzüm kesmeye başlarlar. Bütün üzümler kesildikten sonra küfelerle şırahanelere (şirane de denir) taşınır. Şırahanelere dökülen üzümler, güzelce yıkanan çizmeler giyilerek Bismillah deyip başlanır ezilmeye. Üzümler erkekler tarafından çiğnenerek ezilir.Şırahane kuyusuna ezilen üzüm suyu dolmaya başlar, kadınlar şırahane kuyusunda biriken üzüm suyunu, ocağı çatılıp etrafı çamurla sıvanan kazanlara süzerek doldurulur. Kazan dolunca pekmez toprağı katılır karıştırılır. Pekmez toprağı Yemliha kasabasında bolca bulunur. Pekmez toprağı katılmazsa pekmez ekşimtrak bir tad alır. Pekmez toprağı pekmezde ki bu ekşimtrak burukluğu alır. Pekmez toprağı katılan üzüm suyu el yakacak kadar ısınana kadar altı yakılıp harlandıktan sonra ateşi kesilir. Köpüğünü yiyene kadar durulmaya bırakılır. Bir müddet sonra dibinde çökelti oluşmuş şıramız berrak ve su gibi duru bir şekilde kaynatılmaya hazırdır. Kazandan saplı tavalarla çökeltisi kaldırılmadan (bulandırılmadan) alınan şıra tekrar tülbentle süzülerek pekmez ilahanına doldurulur. Artık altı bolca yakılan kazanda pekmez kaynamaya başlar. Pekmez kazanın dibine çöken toprak ve üzüm kalıntıları kıl torbaya doldurularak asılır ve ağırlık bağlanarak altındaki leğene süzülümesi sağlanır. Buna damlama şırası denir ve bundan sirke yapılır, damlama şırasından yapılan sirkenin tadına doyum olmaz. Pekmez koyulaşıncaya kadar kaynatılmaya devam eder. Koyuluğu kaynayan pekmezden bir miktar alınarak tabağa konulur ve tabağa yayılmasına bakılarak karar verilir, su gibi dağılmamalı tabağa yavaşça yayılmalıdır. Pekmez tamamlanmaya yakın, güzelce yıkanan ve tüyleri sıyrılan ayvalar pekmez kazanına atılır,patlıcan atılır,kabak atılır. bu arada altına patates küllere gömülerek pişirilir. Pekmez kaynayıp indirildikten sonra soğumaya bırakılır pekmez soğurken içinden alınan ayvalar tabaklara konur patatesler çıkarılır patatesler sıcağı soğumadan üflenerek yenir üstüne de pekmez kazanında pişmiş ayvalar afiyetle yenilince bütün günün yorgunluğu bir anda gidiverir. İkinci kazan ocağa konur ve devam edilir pekmez kaynatma gece geç saatlere kadar devam eder. Bütün aile hatta konu komşularda katılınca pekmez kaynatma şölene döner yardımlaşma ile pekmez kaynatma eğlenceye döner. Pekmez kazanının başında yarenlikler verilir eski hikâyeler anlatılır. Miktarı da kazan indirme sayısı olarak söylenir. Kaç indirim pekmeziniz oldu diye sorarlar üç indirim beş indirim gibi söylenir. Bir indirim pekmez yaklaşık 4-5 saat sürer ve yaklaşık 25-30 kg civarındadır.
Salça: Domatesler ezilerek kaynatılır, salça elde edilir.
Bulgur ( Hedik) Kaynatma O yılın mahsulü olan en iyi buğday seçilir leğene su doldurulur. İçine aldığı kadar buğday dökülür. Leğenin üstüne bir oklava uzatılır, onun üstüne de bir kalbur konur. Kalbura alabildiği kadar buğday konulup suya daldırılıp daldırılıp çıkarılır. Bu suretle hem buğday yıkanır hem de taşları kalburun altına çöker. Avuç ile temiz buğday alınır. Tekrar daldırılır. Bu ameliyeye devam olunur. Kalburdaki buğday bitince tabana çöken taşlar atılır. Bu suretle buğday yıkanır, arınır. Kurutmak üzere komşulardan toplanıp güneşe serilen kilimyada savan üstüne dökülür. Akşama kadar kurur. Ertesi günü bir ocak yakılıp üstüne büyük bir pekmez leğeni konulur. Buğday doldurulur. Ocağın altı yakılır, pişer hedik olur. Birer tabak komşulara dağıtılır. Herkes yiyebildiği kadar yer. Çok nefis olur. Güneşe yine serilir, iki gün günlendirilir. Bir taraftan da karıştırılır. Tam kuruyunca çuvallara yeniden doldurularak soku da dövülmek için bekletilir. Köy halkının çoğunlüğu kaynatma ve kurutmayı tamamladıktan sonra tokmaklar çekilerek soku başı yapılır.Soku seten taşından yapılmış tandır şeklindedir etrafı temizlenip savanlar serilir, soku taşının içine kaynatılıp kurutulmuş buğday ıslatılarak doldurulur ve höbek gibi yığılır Gençler tokmağını alarak sokunun etrafında daire oluştururlar ve sırayla tokmaklar soku taşının içindeki buğdaya sallanır tokmak altında kalan tokmak sahibi ve tokmak kıranlar cezalandırılır.Tokmakla dövme işlemi kaynamış buğday kabuğunu bırakana kadar devam eder bu şekilde orda hazır olan herkesin buğdayı dövülür dövme işi sonunda soku başında verilen yemek afiyetle güle oynaşa yenilir. Önceleri bu şekilde yapılıyordu daha sonraları bu soku ; büyük bir değirmen taşı ile traktörle dönerek kabuğu çıkartılır.Dövülen bulgur güneşte iki saat kalınca kurur. Savrulur, kepeği çıkar, taşı ekmek tahtaları üzerinde temizlenir. Çuvallara doldurup değirmenin gelmesi beklenir Bulgur değirmenle çekilir değirmenci sırayla evleri gezerek herkesin bulgurunu çeker.. Bu günler bulgur kaynatma günleri olarak adlandırılır ve bir şenlik havası yaşanır.Hatta eskiler bazı olayları anlatırken bulgurlar kaynarken diye tarih verir. Bulgur çekiminden sonra savrulur kaba ve ince eleklerde elenerek. düçük (Orta Bulgur), bulgur birbirinden ayrılır. Bulgur ve düçük ayrı ayrı küplere konularak kışın yenilmek üzere kaldırılır.
Erişte Kesimi, Makarna Buğday yıkanıp kurutulduktan sonra değirmene yollanıp gayet ince bir şekilde öğütülür. Eve gelir ve ince elekten elenir. Hamur, yumurta ile karıştırılarak çok koyu ve katı bir şekilde yoğrulur. Sabaha kadar dinlenir. Sabahleyin komşu kadınlardan bıçağını alan gelir. Bir taraftan oklavalar yufkanın kalını şekilde açılır, bir taraftan da kesici hanımlar bir milim kalınlığında ve üç santim uzunluğunda keserler. Kesilen bir taraftan güneşe taşınır. Yeteri kadar erişte kesilince makarna kesilmeye başlanır. Bu da kendine ait olan kurutma yerine götürülür. Kurutulur. Makarna toplanıp kabına konar ama erişte tandır yakılarak yufka sacının üzerinde kavrulur. Soğutulur, yerlerine kaldırılır. İkisi de yemek yapılmaya hazır hale gelmişlerdir.
Bulgur Çorbası Tandır yahut ocak yanarken erkenden üzerine tencereye yeteri kadar su doldurulup altı yakılır. Kaynayan suyun tuzu atılır. Yeteri kadar bulgur da ilave edilir. Pişinceye kadar kaynar. Ocakta veya tandırda bir tavanın içine konan bir kaşık yağ yanınca içine bir kaşık dolusu nane atılıp kızartılıp çorbaya dökülür. Okula gidecekler, işine gidecekler hemen sofraya oturur. Tandıra bir de yufka gevretilerek içine doğranır. Tam bir paşa yemeği olmuştur. Yufka peynirle dürüm yapılıp çorba kaşıklanır. Herkes güle oynaya işine dağılır.
Tarhana Çorbası Üç yahut dört diş kuru tarhana akşamdan ıslatılır. Sabah erken tandırın üzerine tencere ile konur. Su ısınınca evin hanımı elini sokup tarhanayı özemeye başlar ve çömçe (büyük kaşık) ile kaynayıncaya kadar durmadan karıştırır. Kaynayınca bir tepsiye bir yufka ufalanıp üzerine bir iki kaşık çorba dökülüp tirit yapılır. Çorba ocakta kaynarken herkes tiridi kapışarak yer, lezzetine doyum olmaz.
Un Çorbası Erişte büyüklüğünde kesilen incecik dilimler kaynar suyun içine atılıp bir müddet kaynatılır, köpüğü alınıp yakılan naneli yağ üzerine dökülerek servis yapılır. Servis deyince aklınıza elbette bugünkü manadaki servis gelmektedir. Bizim servisimiz o değildir. Sini üzerine konulan büyük leğençeye dökülür. Yufkalar sininin etrafına düzülür. Besmeleyi çeken kaşığa yapışır. Eğer kaşık noksan ise değişerek idare edilir. Ve hemen 'dokuz Abdal bir kaşıkla geçinmiş de kaşık şakırtısından eşeklerini kurt yemiş de duymamışlar ' diye bir fıkra anlatılır, gülüşerek kaşıklar şakırdatılır.
Topak Aşı (Şaştım Aşı) Düğüçük incesi ile un karıştırılarak iyice yoğrulur. Sonra fındık büyüklüğünde ve avucun ortasında yuvarlanıp topak halini alır. Tencerede iyice kaynatılan nohut ya da mercimek pişince üzerine o topaklar salınır. İyice kaynatılır. Bir taraftan da incecik kıyılan bir baş soğan yağda kızartılarak çorbaya dökülür ve iştiha ile yenilir.
Bulgur Pilavı Bulgur pilavı millî yemeklerimizden olduğu için nasıl bir nimet olduğunu herkes bilir. Onun için, erişte pilavını tarif edeceğim. Kaynayan suya aile adedine göre erişte salınır. Tabii tuzunda suya atılır. Pişinceye kadar kaynar, indirilip suyu kevgirden iyice süzülür. Tavada eritilen sade yağı veya tereyağı üzerine dökülür. Tahta kaşıklarla kapışarak yenilir.
Mantılar
Mantı, kıyma ile, yalnız soğanla, patatesle veya peynirle olmak üzere içine katılan kimyaya göre isim alır. Et evvela satır ile bir et kütüğü üzerinde iyice dövülerek kıyılır, içine iki baş da soğan doğranarak satırla dövülür. Tuzu, biberi atılır, kıyma hazırdır. Arı undan bir leğençeye yeteri kadar un konulup çok katı olarak yoğrulur. Ekmek tahtası üzerine bezi yapılır. Oklava ile orta kalınlıkta açılır. Oklavanın iki ucundan tutularak katlanır. Bıçakla üç santim eninde ve uzununda kareler halinde doğranır. Bir veya iki hanım her kareyi tek tek eline alıp içine kıyma doldurulup köşelerini birbirine yapıştırır. Tencerede kaynayan suyun tuzu atılıp mantılar içine dökülür. İki taşım kaynadıktan sonra indirilir. Yağı salçası yapılıp süzülen mantının üzerine dökülür. Sarımsaklı torba yoğurdu özenerek servise ilave edilir. Zahmetli lakin leziz ve besleyicidir. Peynirli mantı ise 5 santimlik kareler hâlinde kesilir. İçine taze nane, kıyılmış peynir doldurulup bir ucu aksi uca kavuşturulup yapıştırılır. Üçgen biçimindeki mantılar pişmeye hazırdır. Patatesli mantı ise aynen peynirli mantı gibidir, haşlanmış patates iyice yoğrulur. İçine bir baş soğan incecik kıyılarak atılır ve hamurun içi doldurulur. O da pişmeye hazırdır.
Yaprak Sarması
Mayıs ayının sonlarına doğru her ev bir gayret içine girer. Bağlara gidip eldeş ve karaburcu çubuklarının yapraklarını toplarlar. Diğer yaprakların arkaları ince tüylü olduğu için onları toplamazlar, eve getirip ipliğe dizip kurutulur, hemen o gün bir parçası sıcak suda haşlanıp soğumaya bırakılır. Bir parça kıyma ya da sızgıt, bir baş soğan, bir parça dereotu iki yalın avuç bulgur, salça ve tuz karıştırılıp soğumaya bırakılan yapraktan bir tek adet alınıp içine bu kıymadan konularak dört başı toplanıp sigara gibi sarılıp tencereye dizilir. Ocağa konulup altı yakılır ipe dizilen ise kış azığıdır. Kışın da ipten bir parça sıcak suya batırılıp sarılır veya kuru yaprak öfelenerek ezilir, yemek çömleğine konulan bir avuç bulgur ile yağı tuzu ve salçası ilave edilip tandıra indirilir. Akşama yemek hazırdır.
Makarnalar
Nasıl kesildiğini ve şeklini evvelki bahislerde anlatmaya çalışmıştık. Kaynayan suyun içine güzden kesilmiş hazırlanmış olan kesilmiş makarnadan yeteri kadar atılıp kaynatılır, indirilip üzerine bir parça soğuk su ilave edilerek süzülür. Yarı sulu olana yoğurt, (sarımsaklı) ilave edilir. Peynir ilave edilip peynirli makarna suyu tam süzülene ezilmiş iç ceviz veya dövülmüş kabak çekirdeği atılır. Yağ, salça tavada yakılıp makarna üzerine gezdirilir. Yoğurt dökülen yoğurtlu, peynir atılana peynirli, ceviz atılana cevizli, çekirdek atılana da çekirdekli makarna denilir. Hepsi de her ailenin can dostudur. Çok sevilir ve sayılır yemeklerdendir.
Yahniler
Köyümüzün yemeklerinden meşhur yahniyi tarif edeceğiz. Âcizane maksadımız yemek dersi vermek değil, köyümüzün belirli yemeklerini buraya aktarmaktır. Bu da tandır yemeğidir. Yemek çömleğinin içine güzden kesilip eti sızgıt yapılıp kemikleri kurutulmuş olan koyun kemiğinden irice bir parça kırılıp çömleğe yerleştirilir. Üzerine bir miktar nohut, bir miktar yağ, bir miktar salça konularak tandıra indirilir. Akşama kadar pişen yemek akşam çıkarılıp tandırın üzerine tepsiye dökülür. Sabahtan sulanmış, suyu alınmış yufka dürüm yapılıp kaşıklanır. Aynı şekilde kuru fasulyede pişirilir bunu da yemelere doyum olmaz.
Dolaz
Büyük bir misafir ya da utandık birisi gelince evin hanımı hemen mutfağa koşar. Tavaya sade yağı doldurup üzerine incecik unu yavaş yavaş yedirir. Tam kavrulunca pekmez ilave edip pişirmeye başlar. İyice pişince bir açık sahana çıkarıp kaşığın arkasıyla sahanın içine yayar. Bir kaşıkla bastırıp çukurlar açar. Sade yağ bu çukurlara dolar. Eğer sofra verecekse sofradan sonra, vermeyecekse bir sini üzerinde misafirlere ikram edilir.
Köyümüzde İnanışlar ve Hurafeler
Kurt Ağzı Bağlatma
Eşeğini veya ineğini, koyununu kaybeden, bulamayan akşam hocaya koşar. Elinde ya bir bağ bıçağı veya bir büyük çakı vardır. Hocaya yalvarır: "Aman hocam, eşeği kaybettim, ayaklarım şişti, aradım bulamadım, kurt yiyecek fakirim, bir kurtağzı bağla" diye sızlanır. Hoca efendi olmaz dese hemen "amma da kötü adam, bir kurtağzı bağlamadı" diyecektir, işte bundan kurtulmak için bıçak üstüne Nas suresini okur ve bıçağın ağzını kapatır. Eşeği kayıp olana verir. Artık kurtların ağzını kapattığı için hiçbir kurt eşeğine zarar vermeyecek inancıyla rahat rahat uykusunu uyur. Kurtağzı bağlamasa hem hoca kötü adam olacak, hem de kendi o gece rahat uyuyamayacaktı. Bu da ruhen tedavi aracı olmaz mı?
Gece Tırnak Kesmek
Saç nasıl insan vücuduna yapışıp büyüyorsa tırnağın da bu şekilde insan vücudunda büyüdüğü ve tahribat yaptığı söylenir. İdare lambasının altında kesilen tırnağın parçaları da görülmeden etrafa sıçrar, muhtelif yollarla insan vücuduna girer ve tahribat yapar korkusu ile gece tırnak kesmek günah denmiştir. Bir ara ayıp ile günahın, ceza kanunları kadar cemiyeti koruduğunu yazmıştık. Bu bahiste de günah korkusu ile tırnağın vereceği zararın önlenmesine çalışılmış olsa gerek. Koca bir gündüz dururken ille ben gece tırnak keseceğim diye ısrarda ne fayda vardır. Kesilirse zararı meydanda, kesilmezse zararı ne olabilir aranması gerekir. Zarif aydınlıkta tırnağı kesince kesilmesi olmadık yara yapar, yapanı işinden alı koyar.
Ceviz Ağacı Altında Yatmak
Ceviz ağacının iyot neşrettiği bilinen bir gerçektir. İyot ise insana zararlıdır. Ceviz ağacı altında yatanın bir türlü başını kaldıramadığı, devamlı uyumak istediği, fakat bir türlü ayılamadığı, sarhoş gibi başının döndüğü söylenir. Ayrıca ulu ağaçlara yıldırım düşer. Hangi sebepten olursa olsun insanları korumak için günah denmiştir. Yatan yatar.
Geçim kaynağıKalkançık köyünün; geçim kaynağı tarım ve hayvancılıkdır.Buğday ve Şeker pancarı ekilmekte olup, birazda hayvancılık yapılmaktadır.Köyümüz 1965 yılından sonra büyük bir göç vermiştir.1965 yıllarında yurt dışına ilk çıkışlar başlamıştır.Bir TRAKTÖR parası kazanıp geri döneçeklerdi.Fakat olmadı o traktör parasını hala kazanamadılar.Ve peşlerinden çocuklarınıda götürdüler.Oralardan ev alarak tamamen yerleştiler.Orda doğan çocuklar bugün 20 yaşının üzerindedirler. Köyde kalanların çoğunluğu da KAYSERİ'ye göçtü. Köyde sayıları 40 geçmeyen bir avuç yaşlı insan kaldı.Öğrenci kalmadığı için okullarımız kapandı.Bir zamanlar orta okulumuz bile vardı.Şimdi ise birkaç çocuk taşımalı sistemle HİMMETDEDE ki okula gitmektedirler.
Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
[[2009_) HACI SAYGI VE HEYETİ MURAT TURKMEN ADEM GANİ APDULLAH TÜRKOGLU ŞÜKRÜ ÜNÜBÜYÜK VE YEDEK AGZA SEYİT AHMET AKBUDAK YILMAZ TURKOGLU İSMAYİL AYTEKİN
1999 - MUHTAR YUSUF GÜLENER
1994 - İBRAHİM ERGÜN
1989 -
1984 -
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu vardır(izci evi )olarak kullanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz