nuriyye

nuriyye

Üye
20.09.2010
Er
239
Hakkında

#25.09.2010 23:38 0 0 0
#25.09.2010 23:29 0 0 0
#25.09.2010 23:24 0 0 0
#25.09.2010 22:37 0 0 0
  • noimage


    Hicranla yandı gönlüm hâlimi sormaz mısın?

    Dil ucuyla olsun melâlimi sormaz mısın?

    Bilmem ki yoksa, dost vefâsından şüphen mi var...!

    Lûtfedip bir kere hayâlimi sormaz mısın?



    Dostlara ülfet yağdı, bize iltifat yok mu?

    Kebab oldu sînem âhıma itimat yok mu?

    Yüz sürüp izine bekledim ilk günden beri,

    Yoksa bende Sen'in sevgine istidat yok mu...?
    __________________

    Fethullah Gülen
#25.09.2010 17:48 0 0 0
#25.09.2010 11:47 0 0 0
#25.09.2010 11:36 0 0 0
#25.09.2010 11:01 0 0 0
#25.09.2010 10:57 0 0 0
  • "Allâh, gönlü kırıklarla beraberdir."

    Hadîs-i şerîfte buyurulur:

    "Mûsâ -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk'a bir ilticâsında:

    "- Yâ Rab! Seni nerede arayayım?" dedi.

    Allâh Teâlâ buyurdu ki:

    "- Beni, kalbi kırıkların yanında ara."" (Ebû Nuaym, Hilye, II, 364) Hazret-i

    Mevlânâ'nın naklettiği şu hikâye, bu gerçeği ne kadar güzel yansıtır:

    Bir gemide bir derviş vardı. Yükü ve eşyası yoktu. İyi huylarından, mertlik ve

    insanlıktan bir yastığa dayanmıştı. Gemi suların üzerinde akıp giderken bir ara

    gemide bir kese altın kayboldu. Derviş ise o sırada uyumuştu. Herkesi aradılar,

    bulamadılar; biri de o dervişi gösterdi. Ve:

    "- Şu uyuyan fakiri arayalım." dedi.

    Para sahibi, derdinden dolayı yok yere onu uyandırdı. O mâsum dervişe itham

    dolu bakışlarla:

    "- Bu gemide bir kese altın kayboldu. Herkesi aradık; bulamadık. Sıra sende!

    Hırkanı çıkar, soyun da, halkın şüphesi kalmasın." dedi.

    Derviş:

    "Ya Rabbî! Mâsum kulunu suçlu buluyorlar, hâlimi sana arzediyorum!" diye

    Hakk'a iltica etti.

    Gemidekiler dervişin gönlünü kırıcı davranmışlardı. O temiz gönlün sahibi, yâni

    Hak Teâlâ ise, onun kırılmasına râzı olmadığından balıklara emretti ve o anda

    denizin her tarafından sayısız balık başını çıkardı. Her birinin ağzında çok

    kıymetli iri bir inci vardı. Her birinin ağzında bir inci vardı ama ne inci... O

    incilerden her biri bir memleket geliri değerinde idi. Allâh tarafından

    lutfediliyordu. Kimsenin o incilerde hakkı yoktu.

    Derviş balıkların ağzından birkaç inci alıp geminin ortasına attı. Kendisi de

    sıçrayıp havada iskemleye oturur gibi oturdu. Padişahların tahtlarına

    oturdukları gibi bağdaş kurmuş, havada duruyordu. Gemi de onun önünde

    gitmede idi. Gemidekilere seslenerek dedi ki:

    "Haydi gidin; gemi sizin olsun Hak benim olsun! O, ne beni hırsızlıkla suçlar, ne

    de beni kusurlarımı açığa vuran birisinin eline bırakır."

    Gemide bulunanlar:

    "- Ey ulu kul! Sana bu yüce makamı ne yüzden verdiler?" diye seslendiler.

    Derviş:

    "Mânâ sultanlarına saygı gösterdiğim için verdiler. Yoksullara karşı da hiç kötü

    zanna kapılmadım. O latîf ve nefesi hoş yoksullar yok mu; "Abese" Sûresi onları

    yüceltmek için geldi. Onların yoksulluğu dünyalık için veya dünyaya sarılmak

    için değildir. Onların dünyada Hak'tan başka hiç bir şeyi olmadığından, onlar

    yoksulluğu benimsemişlerdir." dedi.


    Bu kıssadan hisseyi Hazret-i Mevlânâ şöyle ifade buyurur:

    "İnsanı inciten kişinin, Allâh'ı incittiğinden haberi yoktur. O bilmiyor ki bu küpün

    suyu, Hak ırmağının suyu ile birleşmiştir."
    ____________

    ALINTI
#25.09.2010 10:41 0 0 0
#25.09.2010 10:37 0 0 0
  • Guzel oyuncaklar. ve eğitici.

    Ama eve bıde duvar boyası almak lazım.
    Cunkı onların gızlıden duvarda cızdıkları resimleri silmek kolay olmuyo:)

    not: şu 3. resimdekı oyuncak çok guzelya.
    Paylaşım için teşekkür ederim kardeşim...
#25.09.2010 10:29 0 0 0
#25.09.2010 10:24 0 0 0
#25.09.2010 09:59 0 0 0
  • evet... ''gerçek din yalnızca ibadet anlamına gelmez, yaşamın her anını kapsar.''

    not: bu güzel paylaşım için ALLAH razı olsun
#25.09.2010 09:28 0 0 0
#25.09.2010 09:25 0 0 0
  • Çikolatalı Pasta Tarifi - Çikolatalı Pasta Yapılışı - Çikolatalı Pasta Malzemeleri


    Gerekli malzemeler ;

    Pandispanyası için gerekli malzemeler ;

    4 adet orta boy yumurta

    1 su bardağı un (kelepçeli kalıbımım olmadığı için 2 bardak dökdüm)1 su bardağı şeker

    100 gr sütlü çikolata, 100 gr bitter çikolata

    2 paket ülker vanilya

    1 paket kabartma tozu

    2 çorba kaşığı kakao

    1 su bardağı yoğurt

    1/2 su bardağı sıvı yağı (unu cok dokduyum için 1 bardak yağ dökdüm)




    Ara Kreması için ;

    1 su bardağı hindistancevizi konservesi -metro, carrefour, makro gibi marketlerin konserve bölümlerinde satılıyor

    (Ben bunun yerine hindistan cevizin tozunu karışdırdım kreme)
    1 paket toz kremşanti
    2 adet muz (ben koymadım)



    Üzeri için ;

    1.5 su bardağı soğuk süt
    2 paket toz krem şanti
    10 adet kiraz şekerlemesi
    çikolata parçacıkları



    Pandispanyamızı 1 gün önceden hazırlayalım.

    Fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım.

    20 cm 'lik yuvarlak kelepçeli kalıbımızı yağlayalım.


    Yumurta ,şeker ve aromayı birlikte çırpmaya başlayalım. Ayrı bir kaba unu,kabartma tozunu ve kakaoyu eleyelim. Çikolatamızı benmaride eritelim. Çırptığımız yumurtalı karışıma eritilmiş çikolatamızı ilave edelim ve çırpmaya devam edelim. Şekerin iyice erimesi gerekmektedir. Bu sırada yoğurdumuz ekleyip çırpalım, sıvı yağı ekleyip çırpalım. Hazırladığımız unlu karışımı ilave edip tekrar yavaş yavaş çırpalım.

    Ve hazırladığımız karışımı ilave edelim. Tel ızgaranın üzerinde dengelice kalıbımızı yerleştirip yaklaşık 1 saat pişirelim. Piştikten sonra tezgahta soğutup fırının içerisinde saklayalım.

    Ertesi gün iç ve dış kremayı ayrı ayrı kaplarda çırparak hazırlayalım. 1 su bardağı hindistancevizi ile 1 paket kremşantiyi çırpıp buzdolabına kaldıralım. 2 paket kremşanti ile 2 su bardağı sütü kaldırıp buzdolabına kaldıralım.

    Pandispanyamızı üçe bölelim. Herbir katına hindistan cevizi kremasını sürelim ve muzları yerleştirelim. Pastamızı kremşanti ile sıvayalım. İlk önce tek kat sıvayıp buzdoloabına kaldıralım. 10 dakika beklettikten sonra ikinci katı sıvayalım. Kalan kremayı sıkma torbasına koyalım ve 10 dakikalığına buzdolabına kaldıralım.


    Dolaptan sıkma torbamızı çıkaralım ve pastanın etrafına 10 tane yuvarlak şekil sıkalım. üzerilerine birer adet kiraz şekerlemesi yerleştirelim. Ganaş çikolatadan bıçakla parçacıklar çıkarıp pastamızın ortasına serpiştirelim. Ganaş çikolatanız yoksa normal çikolatayıda rendeleyebilirsiniz.

    Pastamız hazır..buzdolabında 1-2 saat bekletmeniz yeterli olacaktır..

    Hepimize afiyet olsun..







    not : ben yüzerine krema yerine çikolata sosu döktüm sonra güllerle süsledim

    2.not: eğer kelepçeli kabınız yoksa, unu da tarifteki kadar dökmek istiyorsun uzsa yağlı kağıt koyun kabın içine . Pastayı ikinci kere yağdığımda böyle etmıdim. bu arada yağlı kağıtıda marketden almadım. kendim normal ince kağıtı yağlayıb kulandım. Bir sitede okumuştum. yağlı kalgıtın hazırlanmasında haram madde kullanla bılıyomuş. ne kadar doğrudu bilmiyorum.
    ben almıyorum. hem ucuz hem zararsız. hemde guvenli oluyo.

    2 yemek qaşıgı nişasta

    1 yemek qasıgı pudra şeker

    1 cay qaşıgı sıvı yag

    küçük bir teflon tavada 2 yemek kaşığı suya bir kürdan ucu ile çok az gıda boyası koyup karıştırın. (Ben boya koymadım, meyve ve terevez sularıyla rengledım .) 1 yemek kaşığı nişasta 1 yemek kaşığı pudra sekeri ve fındık büyüklüğünde tereyağ ekleyin.Tahta kaşıkla karıştırarak pişirin(hemen pişiyor)Kaynayınca ocaktan alıp soğumaya bırakın. 1 yemek kaşığı nişasta ilave edip elinizle yoğurun. Oyun hamuru kıvamında olmalıdır.Kıvam bulması için biraz su ekleyebilirsiniz.
    Gerçekten çok keyifli,pratik ve çok eğlenceli. Hatta çocuklarınızla bile güzel zaman geçirebileceğiniz bir tarif.

    not :Ben denedim ve pastanın yuzerine sus olarak guller yapdım. Pasta kaplamaya yaramıyo bence. Cunki gercek şeker hamurundan farklı. Ama en azından içinde haram madde yok. Bılmıyorum bılıyomusuz ya yok. Suslu pastalar şeker hamuruyla yapılanların içinde jelatin var. Bu jelatın bazen haram maddeden yapılıyo.

    noimage
#24.09.2010 16:40 0 0 0
  • Zaman geciyor,

    Hergün bir yaprak,

    Hergün bir damla daha hayattan,

    Büyüyorum anne.

    Hani içinde bir kıvılcım olurya,

    Hani herşey çok güzeldir,

    Benim kıvılcımım kor oldu,

    Ama bak herşey yolunda değil anne.

    Hani ufacık bir bebekken,

    Sadece acıkınca ağlarmışım,

    Başka zamanlarda sürekli gülermişim,

    Artık sadece acıkınca ağlamıyorum anne.

    Bak yıllar ne çabuk geçmiş,

    Sadece gülünmeyecegini öğrenmişim,

    Belkide öğretilmişim.

    Ben büyümüşüm be anne.



    Yanından ayrılmayan kızın,

    Bak artık uzaklarda,

    Üstelik yalnız,

    Hemde herkesin içinde anne.

    Öyle birde tuzağa düşmüşki,

    Of dese olmaz, yok dese hiç,

    Adını bile koyamamış,

    Yardım etsene anne.

    Anlayacağın eskiyi özledim anne,

    Yeniden çocuk olmayı,

    Sadece acıkınca ağlamayı,

    Ve hiç şimdiyi yaşamamayı.

    Zaman geriye gitmez değilmi?

    Ya da ben yeniden çocuk olamazmıyım?

    Söylesene onu unuttum diyebilirmiyim?

    Yani herşey söylemek kadar kolay olabilirmi anne?

    Dur söyleme,

    Ben yine hayal kuruyorum değilmi?

    Sadece kendimi kandırıyorum değilmi?

    Peki kalbimi kim kandıracak anne?

    Eskiden günlerin, hatta dakikaların hesabını tutardım,

    Şimdi günlerden Cuma belkide salı,

    Günlerin ne önemi kaldıki,

    Takvimlere bile küs oldum anne.

    Yinede ayaktayım, direniyorum.

    Belkide bir ışık arıyorum,

    Bulunca herşeyden kurtulabileceğim,

    Ne güçlü büyütmüşsün beni anne!

    Sen yinede beni merak etme,

    Herşeyle savaşmayı,

    Güzel günlerinde olacagını,

    Ben senden öğrendim anne.

    Yinede buralar güzel, soğukları saymazsan.

    İnsanlar mutlu, beni saymazsan.

    Gündüzler ve gecelerde iyi, yalnızlıgımı saymazsan.

    Beni soracak olursan anne,

    Bende iyiyim, içimdeki yangını saymazsan.

    _______________________
    Deniz Tınarlı
#24.09.2010 16:33 0 0 0
  • noimage




    Geri dönüşü olmayan bir trene binmişim


    Ne çare ki alın yazısı bu! sineme çekmişim


    İsmi ağır cismi ağır diyarda sararıp solduğumu


    Söylemedim anne! kaç yol ağlamaklı olduğumu


    "Hüzün ve gurbet iyi arkadaştır" sabret paşam! derdin


    Çok güzel dost olmuşlar, hallerini bir görseydin





    Gece olunca; gurbetin tacizine daha çok uğruyorum


    Yüreğimdeki yaraya daha fazla izmarit vuruyorum


    Yorgun savaşçı edasıyla Her Sabah uyandığımda


    Geceki Yağmanın izlerini görüyorum yanağımda


    Biliyorsun anne, Önceleri nasıl ağlanırdı bilmezdim


    Gurbetin işi bu! Sağ olsun! bende öğrendim



    Gerçi hiç eksik olmadı ya gözlerimin nemi!


    Elden bir şey gelmiyor, üzülme anne emi!


    Gün ağardığında çok arkadaşımın saçları da ağardı


    Bazen bir araya geliriz hani bir çocuk şarkısı vardı


    "Orda bir köy var uzakta O köy bizim köyümüzdür


    Gitmesek de, görmesek de, O köy, bizim köyümüzdür "




    Şarkısını çalar tekrar tekrar dinleriz


    Topluca ağlama seansları yapar gözlerimizi sileriz


    Buralarda hayat ya geniş gelir ya da dar


    İklimlerinde bile mayhoşumsu bir tat var


    Sadece Lügatlerde kalmış mutluluğun izleri


    İyi yetiştirdi dertlerde, usta yaptı bizleri




    Nasıl bir alışveriş! Bu işte kazancım ne?


    Bu hasretin ödülü var mı bilemiyorum anne?


    Dışarıda Karla karışık bir hüzün yağar


    Sorma mevsimleri anne! Her mevsim sonbahar


    Nice kişilerin alın çizgileri vadesinden önce kırıştı


    Nice hayatlar telef oldu, gurbetin seline karıştı



    Alışamadım anne! Tükenmedi yüreğimin hıçkırıkları!


    Gurbetten bana kalan (sana kalan) sadece CAN kırıkları!





    MEHMET ORHAN DURDU
#24.09.2010 16:24 0 0 0