OturanDeva

OturanDeva

Üye
23.03.2009
Er
179
Hakkında

  • benim erkek kardesim özürlü ve bakıcı aylıgı baglatıp bakıcı tutma istiyorum yalnız bakımını saglayacak kişi emekliliği bulunmaktadır bu kişiye bakıcı maası baglanırmı emekli maaşı geliri bulunmaktadır cevabınızı beklıyorum

    bakıcı maaşından kasıt sanırım devletin evde bakım maaşını kasdediyorsunuz.
    1-özürlünün her ihtiyacını kendisi yapamıyor olması lazım (yeme-içme-banyo vs)
    2-bakıcı olan kişi bakmakla yükümlü olan kişi olmadır (örn: anne-baba-kardeş)
    3-eve giren gelir hanede bulunan kişi sayısına böldüğünde kişi başına 348 TL den az düşmesi lazım

    kısaca bunlar olmalı ki evde bakım maaşı alınabilinsin. lakin dediğim gibi bu maaşı dışardan biri alamaz,bakmakla yükümlü olması lazım(özürlünün;annesi-babası-eşi-çocukları vs.)
#21.05.2010 22:49 0 0 0
  • altı senedir bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bipolar duygu durum bozuklu tanısıyla iki kere yatarak toplam 50 gün sonrası ayaktan tedavi görüyorum iş bulamıyorum sağlıklı karalarım çevrem tarafından onaylamıyor acaba malulen emekli olabilirmiyim saygılarımla

    hayır malulen emekli olamazsınız.
#21.05.2010 22:41 0 0 0
#21.05.2010 22:37 0 0 0
  • Konu: SLM
    bakım aylığıda alamazlar.
    bakım aylığı alınabilmesi için, hastanın hiç bir işini (banyo,yemek yeme,vc,vb)kendisi yapamıyor olması gerekiyor.
    vel hasıl,alabilecekleri bir maaş yoktur.
#16.10.2009 09:42 0 0 0
#24.08.2009 10:58 0 0 0
  • akülüler genelde kollarını,ellerini vs. kullanamayanlar için ideal.

    bu tipleride ben hiç sevmem.rahat olmuyor.
    noimage

    ben şunu kullanıyorum.çok rahat.öneririm.

    noimage

    hem model olarak güzel. hem arkası uzun olduğundan,omuzlar falan boşlukta kalmıyor.birde bu tip sandalyerin şu özelliyi var ki ben bayılıyorum buna,
    ayaklarını ileri atıp,arkayı geri yaslayıp gel keyfim gel yapma imkanı var.

    ---

    T.sandalye alırken,muhakkakki rahat oluşuna dikkat edilmeli
    neticede biz 2 saat oturup kalmıyoruz bu makinadan, gün boyu kullanıyoruz
    bu yüzden rahatlık çok çok önemli.
#24.08.2009 10:53 0 0 0
  • bu haberi ilk okuduğumda aynı yorumu yapmıştım.
    yine aynı yorumu yapacağım,aklım hep cinlikte yafu

    şimdi diyelimki ben bu T.sandalyeyi aldım ve yola koyuldum.
    herkesi seviyoruz diye birşey yok,velevki karşıdan sevmediyimiz bir vatandaş geliyor, ve ister istemez aklımızdan şunu bi ezzem diyoruz
    eee sandalye düşünce gücüyle çalışıyor, adamı küt diye ezeriz

    sonra mahkemeye çıkarız,
    hakim sorar "ne diye ezdin yafu adamı"
    ee hakim bey ben bu adamı sevmem, e sandalyede düşünceyle çalışıyor
    ne yapabilirim?

    hakim kararını açıklar:
    de get serbestsin,yapacak birşey yok
#07.07.2009 10:11 0 0 0
#19.06.2009 21:38 0 0 0
  • şahsen engelli oluşumu bir musibet olarak görmedim.görmeyeceyimde.
    isyan etmedim,etmeyeceyimde.
    yaradanın kutsal kitapta, kimin iki sevgilisini(gözüzünü,kollarını,bacaklarını Vb.) almışsam,
    ve o buna sabır etmişse ona en AZ cenneti vereceyim dediyi bireyleriz biz.
    allah bize cenneti sunarken, nasıl olurda buna musibet diyebiliriz?

    +
    engelli olmak kimsenin elinde olmadığı gibi sağlık lı olmakda kimsenin elinde olan birşey deyildir.

    dünya bir sınav yeridir.ve herkes birşeylerle sınav olur.
    halimize şükür.
#21.05.2009 16:42 0 0 0
#21.05.2009 16:38 0 0 0
  • (geçmişi ve geçmişi deyiştirenleri unutma,gelecek güzel günde)
    (DEYİŞMEYECEKTİ-DEYİŞTİRTTİK) 06-nisan-2009

    her engelli birey, geçmişini ve geleceyini bilmelidir.
    bundan 24 yıl önce, yatmaktan yaramızda kurtçuk oluştu.
    yoktu antiseptik ilaçlar. şimdi ilaç firmaları sayesinde, o günler çok çok geride kaldı.

    bundan 24 sene önce, ne dernek vardı ne birşey.
    varsada bilinmiyordu.
    artık sokağa çıktığında bir engelli, herkes onu tanıyor.
    buda dernek ve engelliler için çabalayanlar sayesinde olmuştur.

    artık engelliler, T. sandalye ile cezaevindeki mahkum akrabasını ziyaret edebiliyor.eskiden edemiyordu.8-10 yıldır. artık o yasa yok. neden? tıpkı,
    bugünkü gibi birlik ve beraberlikle kalktı o yasa.

    ve tüm bunlara bir sürü şık ekleyebilirim.

    olumlu bir deyişim varsa,o deyişim tek başına olmadı.
    gece-gündüz kafa yormak ve çabalamakla oldu.
    bu yüzden, her yeni nesil, eski nesillere minnettardır.
#06.04.2009 04:05 0 0 0
  • hurriyet gazetesi yazarlarından fati çekirge, bir yazısında
    şöyle dedi:

    ANKARA 'da Köksal Toptan Lisesi'nin 3007 No'lu sandığında oy kullanmak için iki yokuş yürüyüp tam 123 basamak çıkmıştım... Üşenmedim saydım... 123 basamak...

    Hadi ben çıkabildim. Ya engelliler, yaşlılar ne oldu?

    daha öncedende belirtmiştim, reklamı olmaz sağlık mekanının
    bu yüzden telafuzda rahatım.
    engelliler sitemizde e-mail kampanyası başlattık,
    bu yazı üzerine. dedikki, engelliler konusu gündemde kalsın.
    sitemiz üyeleri ve diyer engelliler hurriyet gazetesi yazarına,
    sorunlarımızı e-mailledik, köşesinde yer verdi,bu değerli insan ve günlerce
    bizimle, bizim sorunlarımız için hop oturdu hop kalktı.

    neydi isteklerimiz?
    engelliye uygun sinema-tiyatro-kütüphane
    kaldırımlara dikilmesini istemediyimiz ağaçlar
    sağlık raporlarımızda yaşanan sorunla
    vs. vs..

    fatih çekirge e-mailleri köşesine taşırken,öte yandan e-malleri incelemeye aldırdı, devlet ve kurumlara. ki, ses daha gür çıksın.

    nitekim : bu çağrım,isyan, hasebiyle adımlar atılmaya başladı:)

    işte fatih çekirgenin kaleminden, okuyunuz:)

    Rapora onay kalkıyor

    Engelli vatandaşlarımızın engel oranlarının belirlenmesi konusunda da karışıklık var. Hastanedeki doktor başka söylüyor, Ankara'daki heyet başka. Karar verdim.. Bir şeyler yapılmalıydı.

    Ve ilk hedef şuydu:

    - Engelli vatandaşlarımıza çıkartılan bu engeli aşacağız. Artık engelli vatandaşlarımızın bir hastaneden aldıkları rapor geçerli olsun. Ankara'dan onaya gerek kalmasın.

    Hurriyet.com.tr'den müthiş bir yayın yaptık. 4 gün sürdü. Mesajlar, yorumlar, şikáyetler birbirini kovaladı. Çığ gibi büyüdü. Binlerce, belki yüz binlerce mesajla destek aldık... Ve sonunda Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan devreye girdiler.

    Ankara'da bir kurul oluştu... Yapılan açıklama ise şu:

    - Engelli vatandaşlarımızın bulunduğu yerdeki belirlenmiş hastanelerden alacakları oran raporu yeterli olacak. Ankara'daki onaya gerek kalmayacak.

    Şimdi bu düzenleme için çalışılıyor...

    Bu tabii müthiş bir gelişme... Bu gelişmenin önemini elbette en iyi, o hastanelerle Ankara arasında yıllarca bekleyen, o bekleyişi bir işkence gibi yaşayan engelli vatandaşlarımız ve yakınları anlayabilir...

    Elbette bu kampanya sırasında engelli olmayan on binlerce vatandaşımızın desteği de var...

    Sonunda bir annenin engelli çocuğu için gönderdiği "haykırış dolu mesaj" bir çözüm buldu...

    Ama görüyorum ki yetmiyor...

    Şimdi başka ve çok daha önemli bir konu var... Şehir hayatına getirilecek düzen... Bu nedenle belediye başkanlarımıza bir çağrı yapıyoruz... Gelin işe başladığınız gün beyaz bir sayfa açın. Belediye meclislerinizden bir karar çıkartın.

    - Bundan sonra şehir, ilçe ya da beldemizde altyapı ve diğer yapılaşmalarda, engelli vatandaşlarımıza olanak tanınmaması halinde ruhsat verilmeyecek...

    Elbette bugüne kadar bu hassasiyeti göstermiş belediyeler var... Onlardan mesajlar alıyorum. Ama burada bir yeni sayfadan söz ediyoruz... Bir karardan... Birçok belediyeden karar mesajları geliyor...

    hurriyet.com.tr'de

    Bugünden itibaren karar alan belediyeleri hurriyet.com.tr'den yayınlayacağız...

    Burada bir görev de orada yaşayan engelli vatandaşlarımıza düşüyor... Takip etsinler o kararları.

    Sevgili okurlar... Bugüne kadar binlerce haber yapmışımdır... Bir o kadar olayın peşine düşmüşümdür. Sayısız manşetler atmışımdır... Ödüller, yorumlar, alkışlar, tavırlar almışımdır...

    Ama inanın hiçbiri beni bu kadar duygulandırmamıştır... Bebek arabalarıyla kaldırımda gezemeyen annelerden, gazilerimizden, engelli vatandaşlarımızın o bilinçli desteklerinden, gözyaşlarından, isyanlarından süzülen o duygu şelalesi ruhumu dünyanın en saf suyunda yıkamıştır...

    Siz de sağolun...

    fatih çekirge
#06.04.2009 03:03 0 0 0
  • niluferlili, sizinle ilgili görüşlerim var.

    sizi ne ilk mesajınızda,ne son mesajınızda,karamsar bulmadım.
    karamsar olsaydınız,buraya gelip yazmazdınız çünki.
    buraya ancak ve ancak beklentileri olanlar yazar,
    beklentisi olmayan umutsuzca yaşayanlar o cesareti bulamazlar,kendilerinde.
    sizin karamsar olduğunuzu düşünmüyor, blakis tecrübe bankası olduğunuzu görüyorum..
    bu banklığı lütfen tecrübesiz engelli kardeşlerimizden esirgemeyelimki, bizlerin yaşadığı zorlukları onlarda yaşamasın.

    hepimizin tutunacak dalı kuşkusuz var,
    hikayemiz ne kadar acıklı olursa olsun, okadar dik durmak zorundayız.
    benim hikayeme gelince,
    allah bir kapıyı kapar diyerini aça biliyorsunuz.

    benim ve ailemin geçirdiğimiz kazada eşimi ve 7 aylık kızımı kaybettim, yaşasaydı 25 yaşına girecekti kızım. elbette bana o kazada koyan, engelli oluşum deyil.hemde hiiç deyil. ben ailemi kaybedişime yandım yıllarca,
    sayınki bitkisel hayatta bir adamdım,o kadar zevksizleşti yaşam bana.

    sonra, birgün çocuk esirgeme kurumuna gittim.
    10 aylık bebeydi kızım ırmakla tanıştım, şimdi 7 yaşında 2. sınıf öğrencisi kızım:)
    okuma yazmayı 5 yaşında öğrendi,matematiği vs. süper.
    o yüzdende 1 e gitmesi lazımken 2. sınıftan başlattılar onu.
    ırmak hayatımın merkezidir, o olmasaydı eminim şimdi bu kadar pozitif bir adam olamazdım.

    allaha şükür olsun


#03.04.2009 22:39 0 0 0
  • niluferlili

    oturandeva biraz karamsar bir tablo çizmişim anlaşılan.gece sizin başınıza gelenleri okudum ve çok üzüldüm.bunun sonucunda da kendi yaşadıklarımı hatırladım.ilk ameliyatımı 40 günlük bebekken olmuşum, düzelmemiş. 2.ameliyatı liseyi bitirdiğimde oldum. l981 yılında.benim sağ ayağım doğuştan kıvrıktı.yani topuğum ve parmaklarım birbirine yakındı. ayağımın tabanına değil üst kısmına basıyordum.[l963 doğumluyum galiba aynı yaşlardayız]
    4 ameliyat oldum. ilk ameliyatımdan çıktığımda doktorum sen hiç tabanına bastınmı diye sordu hayır dedim. bundan sonra basacaksın deyince gözlerimden süzülen yaşları hala hatırlıyorum.5 ay alçıda kaldım. sonra ortopedik ayakkabı verdiler. gece gündüz hep ayağında olacak dediler. 3 yıl evde yeniden yürümeyi öğrenerek geçti. yani 3 yıl sokak yüzü görmeden geçirdim.hayatımda tatmadığım bedensel acıları yaşadım.
    bunlar kötü tarafları. ama hayatımı tamamen değiştiren yanlarıda oldu. 3 yılın sonunda 2 özürlünün alınacağı sınava girerek 1.oldum ve PTT de işe başladım ÖZÜRLÜ OLUŞUM sayesinde. emekli olma yaşının 50-55 lere dayandığı bu zamanda ben l5 yıl çalışarak 37 yaşında emekli oldum. yani bir köşeye çekilip bana baksınlar diye düşünmedim hayatımı kazanmayı seçtim. 3. ameliyatımın yatış işlemleri sırasında eşimle tanıştım o da trafik kazası geçirmiş 13.ameliyatını olacaktı. onunki de ayrı bir konu. yine ameliyatlar yine alçılar derken iyileşince evlendik. birbirimizin eksik taraflarını tamamladık. hem evde hem dışarda birlikte çalıştık bugün bir evimiz ve bir arabamız varsa bunu kimsenin yardımı olmadan biz yaptık ve biliyorumki allah eğer bir şeyi alıyorsa yerine 10 katını veriyor
    ama alçıda geçen günler çok zordu ve senin yazdıkların bana 0 zor günleri hatırlattı.
    yoksa bende allahın bana ayağım sayesinde verdiği bir çok şeyin farkındayım

    sevgili niluferlili, aynı doğumluyuz:) bende 1963 lüyüm.
    okuduklarımdan en mutlu olduğum nedir bilirmisin? mutlu bir yuvanının oluşu.
    allah senin ve eşinin daima koruyucusu olsun,ve hep mutlu olun güzel yuvanızda,bu benim hep hayal ettiyim bir andır. benim hayallerimi bir başkasının gerçekleştirdiyini görmek,keyif verdi,mutlu oldum,sevindim,duygulandım. rabbim,yanınızda olsun.

    öte yandan elbette engelli oluşumuzun + yanlarıda var.
    mesela,bizim evde sevdiyim yemek pişmişse ki bu et yemeğiyse,
    hemen küçük emrah modunda boynumu bükerim...
    "benim gibi yaşlı ve sakat bir adama bu kadarcık mı et verdiniz" derim..
    hemen tapağım tepeleme 2-3 kişilik doldurulur valla..
    bu an-ı çok severim
#03.04.2009 18:29 0 0 0
  • niluferlili

    sayın oturandeva beni taa derinlerden yaraladın.ağlamayı unutmuş gözlerim yazdıklarını okuyunca yine gözyaşlarına boğuldu. ben okuduklarımda bir insanın insanüstü gayretini gördüm ve sana hayran oldum. birazda kendi başardıklarımı da gördüm. bende doğuştan ortopedik özürlüyüm.ama mutlu özürlülerdenim. çünkü hiçbir zaman sağlam biri olmadığım için ne kaybettiğimi bilmeden yaşadım. sonradan engelli olmak daha zor herhalde.çünkü ben hayatımda hiç koşmadım. tutunacak bir şey yoksa bir kaldırımdan ya da merdivenden hiç çıkmadım. çocukluğumda ip atlamadım. saklambaç oynamadım. beden eğitimi derslerine hiç katılmadım. en acısı da evet en acısıda 23 nisanlara 19 mayıslara katılamadım o güzel yavrukurt kıyafetlerini giyemedim en azından kazadan önce bunları tatmış olduğunu ümit ediyorum sevgili oturandeva. ama bunları hiç yaşamadımki kaybettiğimde üzüleyim. bunları yapabilmeyi çok isterdim oysa. allaha bazen yalvarıyorum hiç olmazsa allahım sadece 1 saat senden sadece 1 saat istiyorum sağlam biri olayım doya doya koşayım. sonra beni yine eski halime döndür.

    sevgili kardeşim niluferlili;
    bu saydıklarını, sağlam kişilerden yapamamış olabilir.
    hayat bazen sağlamlıklada alakalı deyildir kardeşim.
    ben 24 sene önce,yani kazadan önce nasıldım?
    bir bisiklet istemişimdir hep,çocukken:)) ama babam eşşek peşinde koşturdu:)
    düştüm dizim yaralandıda "kalk ulan düz yolda yürüyemiyosun" dedi 9 yaşındaki küçük bedenime.
    oyun oynakmı? tek bildiyim oyuncak taş lardı. çamurlu taşlar.
    en sonunda bir bisikletim oldu, oda afedersin k.çımın altından kaydı uçup gitti denize:))

    insan acıyla terbiye olur, ve herşeyde vardır bir hayır diye düşünüyorum.
    kayıplarımız, geleceyimize yatırımdır. ben uşakkene hep bisiklet istedim ya,
    şimdi sanıyorumki çocukların en büyük derdi bisiklet, ve her yaz alırım bi düzüne bisiklet,mahallemin çocuklarına veririm. buda benim hassas noktam.

    şimdi 45 yaşındayım ama, emin ol bacaklarıma derman gelse ilk yapacağım şey,
    bisiklet binmek olurdu:)

    deyerli kardeşim,hayat bir sınav.
    bizler sabır sınavındayız, sağlamlarda bizim sınavımızda, biz sabrımızla sınav ediliyoruz, sağlıklılarda biz özürlülerle sınav oluyor.

    geriye dönmek mümkün deyil,içinde bulunduğumuz durumun güzel yanlarını görmekten başka çaremizde yok.
    dedim ya vardır herşeyde bir hayır, hiç birşey sebepsiz deyildir...
    bazen, sırf cennete yollanmak için engelli olduğumu düşünmüyorum desem yalan olur, allah derki: kimin 2 sevgilisini (gözler,kollar,bacaklar,eller vs.) almışsam ve o buna sabır gösterip haline şükretmişse, ona EN AZ CENNETİ VERECEYİM der.

    cennet ayaklarımız dibinde abeysi
#02.04.2009 14:46 0 0 0
  • dostum emeyine sağlık.
    islamda engelliler i araştırıyorum diye bir ara kafayı yiyecek olmuştum neredeyse.
    dinimiz engelli yi asla ve asla ayrımcılığa uğratmıyor.
    hatta, diyorki yaradanımız,
    sabır gösterene en az cenneti vereceyim.
#30.03.2009 02:31 0 0 0
  • ben pek sosyal bir insanım diyemem:)
    genelde katılmam, eylenceye,dost toplantılarına vs.
    ha bulunduğum şehirde ve bana uygun mekandaysa katılırım o ayrı tabii.
    ama yinede içimden gelmez o ayrı, hani beni oracıkta gırtlaklasalar daha iyi:))

    ben evde oturmayı severim.
    lakin kimseyede benim gibi evde oturmasını önermem.
    ben gençken hep şundan yakındım: bana bakıyorlar, ben uzaylımıyımda bana pürr dikkat bakıyorlar derdim, yani bakış baskısından dolayı dışarı çıkmayı hiç istemezdim. şimdide, yaşlandım ya kafam kaldırmıyor hırıltıyı,gürültüyü:))
    ama şunu hep derim: keşke gençken yapabildiyimi yapsaydım.

    o yüzden özellikle engelli gençlere tavsiyem: kendilerini rahatsız eden bakışlar yüzünden,kendilerini eve kapamamalarıdır. çünki, yaşlanınca o gezme/keşfetme yi biz istesekte, yorgunluğumuz istemiyor. kısacası herşey yaşa göre,
    20 yaşındaki bir delikanlıyla 45 yaşındaki birinin kanı aynı akmaz,
    birinin deli deli akar oluk oluk, diyerininki ağır aksak.

    ben şimdi bir yere gitmeye gerçekten çok çok üşeniyorum.
    hernekadar geçerli nedenlerimde olsa, kanım deli deli aksaydı üşenmezdim...
    çünki artık yorgunum,
    bacağımın teki bükülmez benim, kazık gibi durur, ve felçli olduğumdan
    gövemide çeviremem sopa yutmuş gibiyimdir:)
    bu nedenlerden dolayıda küçük otobillere sığmam illa bir yere gitmem için minübüs kiralamam lazım.
    şimdi bir yere gidecek olsam,
    minübüsçü bulmak zorundayım, içine binmek için acaip bir efor sarfetmek zorundayım vs.
    eminim gençken kendimi eve kapatma isteğim olmasaydı,
    deli deli akan kanımla üşenmezdim:)

    o yüzden genç kardeşlerim, hiç bir zaman bugünü yarına bırakmasın.
    yaşınızın gerektiği gibi deli deli, aka aka, seve seve, ırmak misali yaşayın taze baharınızı.

    selamlarımla
    oturandeva
#28.03.2009 01:19 0 0 0
  • bir dostumun, küçük kızı gördü yunus terapisi.
    sonuç %100 başarılı:)
    bu çok çok büyük gelişme engelli çocuklarımız için.
#27.03.2009 23:41 0 0 0
#27.03.2009 22:45 0 0 0