en,son denize ne zaman girmiştim,hatırlamıyorum bile.
ben diyeyim,1984de,siz diyin 1985de.
yalnız,2 sene önce falan,bir derede kıyıda,uzanmıştım oda,20cmlik bir suya.
bu sabah,tuğçe(ablamınkızı) kahvaltı yaparken dediki,ya dayı ben bugün denize giricem dedi.evim,amasrada ve amasrada oluşu,pek bir işe yarıyor tabitam bir tatil kasabası.
neyse,tuğçeye dedimki,bende geleyim ben izlerim.
oda güldü,illa başımızda duracan dimi,illa koruma güdülerin hareket edecek diye.
neyse,kızımla tuğçe hazırlandı gidecez.
ırmak dediki kızım(6buçuk yaşında yavru daha) baba dedi,sende şort giysene.
sende gir denize.cesaretim yokki,nasıl olacaktı bu iş?
tuğçe azbiraz gaz verdi,yanında ben varım merak etme falan derken
kabul ettim.
ve ben bugün denize girdim
1 metrede,boğuluyordum azdaha ama
sanırım,denizde deyilde havuzda kendimi aşabilirim.
havuzda suyun rengi şeffaf olduğundan,
bacağım nerede,görebilirim.
denizde,koca bir boşluk içinde gibi hissettim kendimi,bacaklarım nerde,anlıyamadım.
belki bir çoğunuza,çok basit birşey gibi gelebilir.ama birde benim açımdan bakarsanız,sevincimi anlıyabilirsiniz.
en kısa,zamanda bir havuzla anlaşıp,birde hoca tutup(fiziktedavi hocası)
kendimi,havuzda denizle mücadeleye karşı yetiştireceyim.
bu kararı almama,sabahki bir metre deniz sebep oldu.
cumartesi günümüzü iyi deyerlendirmek için,7 yaşındaki kızımla dışarıya çıktık.
önce parka gittik,sonra düşünüyoruz şimdi nereye gitsek?
sinemaya gidemeyiz(tekerliyle sinemaya girebilmem mümkün deyil)
parkta kızımla konuşurken ben,hooopppp yanımıza 25-30 yaş arası bir genç uşak geldi. montumun cebine elini soktu ve eyrilerek bir açığını kaparsın abi,dedi çekti elini cebimden
tabi bunu kızım duymadı.
elimi montumun cebine attım, 20 YTL çıktı.
dedimki, (bozuk bir suratla)
sen bunu al,ihtiyacı olana ver. benim ihtiyacım yok dedim.
yafuuu ısrar ediyo, al abi diyo ısrarla,
benim bi deli bakışım vardır, yan yan bi bakış attım.
sen bunu bana neden vermek istiyosun dedim?
ihtiyacın vardır diye dedi.
ihtiyacım vardır diyemi?yoksa,kendi yardım etme iç güdünü yüceltmek içinmi?dedim.
öyleki,sen beni ilkkez gördün,nerden biliyosun benim ihtiyacım var olduğunu?
bana yardımmı etmek istiyorsun,ozaman beni şu kaldırımdan atlat dedim.
atlattı sağolsun
o sırada bizim kız,bi oyuncak gördü alışveriş yerinde.
akülü bi araba vın vın vınnnnnn
dedimki o para vermek isteyen uşağa, beni oraya götür!
olar dedi,ve bunuda yaptı. ama gitmiyoda yanımızdan ha.
bizim kız,arabaya bayıldıııı.bindi denedi falan.rengide pembe tamammı,içi giddi içiiiiii.
babaaaaa alalım nooluuuyyyy dedi.
olar dedim,alalım kızım.
kaç kuruş bu arabanın günahı dedim oyuncakçıya,
oyuncakçı dediki 380 ama 350 yaparız
olar dedim, çıkarrtım cepimden cüsdanı, cırt cırt cırt saydım avcuna 350 yi.
(tabi o 20 ytl vermek isteyen uşak hala yanımızda ve ben 350 yi gözüm kırpmadan saydım ya, yaralanmış egoma sanki melhem sürülmüş gibi hisseddim )
çocuğa dedimki, hadi bir yardım daha et, indir beni şu merdivenden.
onuda etti.
dedimki,artık gidebilirsin o 20 liyide gerçekten ihtiyacı olana ver.
ama gördüyün her engellinin paraya ihtiyacı var sanma dedim,
bizler,paradan ziyade bu tür yardıma ihtiyacız. zıplayamıyoz tekerliyle şu kaldırımları yafuuu
-----
sözün özü;
genç kardeşlerim. asıl demek istediyim şu,yardımlarınızı yaparken
kendi yardım egonuzu yüceltmek için deyil.
ettiyiniz yardımın yerine ulaşacağını,bilerek yardım edin.
yardım etmek,çok çok çok çok güzel birşey.
lakin bunu kendiniz için deyil,yardıma ihtiyacı olan için yapın
yıllar boyunca,rahmetli ablam bana hizmet etti.
birgün,ablam yoktu evde.benimde canım kahve istedi.
acaba dedim,mutfağa gidip,yapabilirmiyim?
ayağa,kalkabilen,robot tekerli sandalyemle mutfağa gittim.
ve kendime,acı bir kahve yaptım.
o gün,kendimi sadece kahve yapabildim diye,
bir kahraman ilan ettim.zoru,başarmıştım çünki.
Hayat senin yön vermenle olmuyor sevgili...
çocuktum,küçücük bir çocuk.
babamdan az dayak yemedim,işte bu yüzden kızımı hayatımın merkezi haline getirdim.oda küçük,çok küçük elleri var,benimde küçücüktü ellerim
ama ellerimin küçüklüyüne aldırış edilmeden indi tokat o küçük ellere ve ben o yüzden kızımın en çok ellerini parmaklarını öpüyorum.
Çünki oda küçük,yavru bir ceylan misali savunmasız
baba birdaha öp diyebilecek kadar sevgiye muhtaç bir çocuk, baba bu defada vurma be diyemeyecek kadar ürkek bir çocuk.
ben, bilmem ne köyünün, bilmem ne isimli adamın bilmem kaçıncı numaralı çocuğuyum,miyadımda oldukça bayat ve eski.
kızım ise,nihatın kızı.kızını el üstünde tutan adamın kızı.ben babamın oğluydum,
ama kızım nihatın kızı.
baba olmak,sadece babalık sıfatını taşımak deyildir çünki.
zaten,kim varki babasız olan?herkesin,en az bir,en çok yine bir babası var.
bana çocukken,sen kimin oğlusun derlerdi,ben ise babamın oğluyum derdim.
aklım ermezdi isim vermeye,yada ismiyle övünülecek biri deyildi babam,
kızıma sorduklarında sen kimin kızısın diye,
ben yener nihatın kızıyım diyor. yani anlayacağın,benim dilim babamın bir ismine dönmezken,kızım babasının çift ismini söylüyor.
her baba baba değildir. iki baba vardır,biri baba dır,diyeri ise iskele babası
hani şu halatların bağlandığını baba.
her seven sevende deyildir...ve her evliliyin bitişindeki nedenler nedende deyildir.aldatırsın eşini,deyil ya hadi biranlık gafletti diyelim aldattın dövdün sövdün diyelim,
peki ya sonrası? sonrası yine aynıysa,sen hiç sevilmedin demektir.ozaman,
bu umudun neden.bu,vazgeçemeyiz niye.
ben aldatmadımki,tenlere deymediki tenim,yazmadımki senden başkasına şiir,
deymedi yüreyim yüreyinden başkasına.
evet,hatalarım oldu.her ilişki kusursuz gidemez zaten.
ama kabul etmelisinki,yinede gidişini ardından izlemedim suçların en büyüğünü işleyenler gibi. beni kıyasladığın o adam gibi yapmadım.
hep sokuldum sana,en sert anlarında bile sokuldum canım deyip...hemde yüreyimi kıracağını bile bile.
hayalinle yattım,düşlerinle kalktım
bir ekmek diliminde boğazıma düğümledim seni
unutmakmı?unutmaya çalışmadımki
istemedimki,seni unutmayı,
beni unutacağını,unutamadığın o adamı ise baştacı yapacağını bile bile
unutmak istemedim seni.
beni,kıyasıya kıyasladığın odamı
seni incitmemek için sana sustum hep,
ama bilmeliydinki,semek kırılacağını bile bile sevmekti.benim sevdiğim gibi.
sevmek,defalarca başka tenlere bulanmış bir tenle seni seviyorum demek deyildi,beni kıyasladığın o adamın yaptığı deyildi sevmek.
nihatı sevmiyorum,ona sadece engelli olduğu için acıyorum dediyin adamın sevgisi deyildi sevmek.
engelliyim evet.ama acınacak kadar deyil,biliyormusun bence bana deyil mutluluğunu bozan o adamdı sende acınacak sıfatıyla bulunması gereken.
sana çok kırgınım,beni acınan bir adam sıfatına koyduğun için deyil,
ciyeri beş para etmez baykuşlara hibe ettiyin için kırgınım.
bir yudum anlamaya çalışmadığın için kırgınım,
4 saatte bir TAK yapma ihtiyacımı anlamadığın için kırgınım,
atla bir otobüse 12 saat yolculuk yap dediyin için kırgınım,
sen sürekli yanında birinin yardımına muhtaçmısın dediyin için kırgınım.
üzgünüm,sen anlamadın
bende zaten anlatmadım,çünki sen sadece nihat ı araştırdın,
nihatın ismiyle ilgilendin,bedeniyle deyil.
beni biraz olsun anlamaya çalışsaydın,saatlerce süren internet sohbetlerini
bir kenara itip,benim sorunlarımı araştırabildin sadece sohbet için kullanmayabilirdin modeminin o ahengli ışıklarını.
sana kırgınım,ne kadar sevsemde seni,ben artık sende deyilim
gidişim sanmaki kinimden,ben kin tutamamki, bilirsin işte
iki tatlı cümleye kanar giderim,yağ gibi eririm olduğum yerde...
seni daha çok sevmemek için senden gittim,çünki layık deyildin bu sevgiyi
haketmedin...dışarıda milyontane kadın,benim gibi bir erkek beklerken
sen nihat yakamdan düşmüyor diyerek anlattın beni, üç kuruş etmeyen
laf yerindeyse ağzı gevşek o ağzı süt kokuşan arkadaşına.
evet,yakandan düşmedim
neden düşmediyimin sebebinide yazdım yukarıda,
vazgeçmedim beni kıyasladıkların gibi sebebim buydu.
ama en sonunda dediyin oldu,ben senden gittim........
ama her gidiş gidişte deyildir...
mesela önceleri,bir musluktan akan su gibi
sonradan birden bire,öyle habersizce kesilişi gibiydi yürümek,
sonra beklemek suları,tüm sabırla beklemek
ama o suyun musluktan bir damla bile düşememesine şahit olmak her bekleyişte.ve yitirmek o musluktan akacak bir yudum suyu,yine yeniden akarak koşmak ve yürümek için...
yürümenin,akmanın,koşmanın bir sonu vardır, tıpkı o sonu yıllar önce yaşadığım gibi...ama ,
ya birgün koşarsam,şu sokağın başındaki halı saha maçlarını izleyerek deyilde
oynayarak hatta 3 gol atarak geçireceyim zamanın umuduna çevirdim küreklerimi yıllardan beri...
yürümekten,koşmaktan gittim ama
yüreyimin bir köşesi kaldı orda.
26,nisan 1985 di.
3 yıllık eşim, 7 aylık kızım ve ben, adanadan istanbula gezmeye gittik.
4.mayıs,1985 di
istanbuldan ozaman oturduğumuz şehre, yani adanaya dönüyoruz kendi aracımızla. eşim,ve 7 aylık kızım, arabanın arka koltuğunda, (orası daha güvenli ya güya)
bende aracımızı kullanıyorum.
gece,kör karanlık.
bir şangırtı kopuyor,arkamızdan tır üzerimize çıkıyor.
önce bir çığlık duyuyorum,eşimin çığlığı.
sonra,bebek çığlığı.
heryerimden kan akıyor, ama acı hissetmiyorum.uyuşmuşum.
eşime sesleniyorum,ses vermiyor.anlıyorum vefat ettiyini.
sıkıştığım yerden,kızıma uzanmaya çalıyorum,yetişemiyorum.
bağırıyorum,tır şöförüne,ne olur kızımla karım ölüyor,yardım et diye,
ama dönüp bakmadan kaçıyor.
kan kaybından olsa gerek,beynim uyuşmaya başlıyor yavaş yavaş
dilimi,hissetmiyorum..
ambulans sireni duyuyorum,uğultulu kulaklarımda.
beni,apartopar atıyorlar sedyeye
şuurum iyice gidiyor,ne konuştuğumu bilmiyorum
birkerecik öpim diyorum doktor hanıma ambulansta,
öptürmüyor...
ben yine ısrarla,öpeyim diyorum.
sonra hastanede 17. günüm müş, gözlerimi açtığımda.
herşeyi,net olarak hatırlıyorum
ölümü,karıma ve kızıma konduramıyorum,ölmediler sanıyorum, onlar beni evde muhakkak bekliyorlardır.
kimseyede,sormuyorum,karım neden gelmiyor hastaneye ziyaretime diye,
kızımıza bakıyordur,çocuğu kime bırakıp gelecek diye kandırmak kendimi günlerce.
sonra,doktor hanıma ambulansta kurduğum cümleleri hatırlıyorum,
yüzüne bakamıyorum.
26. günümde dayanamıyorum, kayınpederime soruyorum,
"baba,kızımla karım neden gelmiyor"
kayın pederim, ağlıyor. "onlar cennete gitti oğlum" diyerek.
heryerim,sargı içinde,mumya gibi yatıyorum hastanede günlerce,
hiç canım yanmadı, çünkü hissetme yetimi omurilik felci geçirerek kaybetmişim.
lakin,yüreyim felçli deyilmiş,
içime bıçak yüzü deydi, karımla kızımın ölümünü öğrendiğimde
mekanları,cennet olsun.
sene 1985, ağustosun sıcağı hava kavuruyor. bendeniz, taze bir omurilik felçliyim ve hastaneden çok yeni çıkmışım.
ozamanlar, şimdiki gibi yara bakım ürünleri yok, varsada biz bilmiyoruz, toyuz,cahiliz,bilgisiziz ve en önemlisi hayallerimizi bırakmışız biryerlerde.
vücudumda his yok,hissetmiyorum hiçbiryerimi, heryerim yatmaktan göz göz yara bere ve birsabah burnumun tam ucunda gördüm onu,
korktum burnumun içine kaçacak diye,lakin hiç bir yerimi kıpırtadamıyorum bile,nasıl alıp atacam onu yere...
ağzımdan nefes alıyorum,
hüfffffff
hüffffffff
burnumdan veriyorum nefesi,yarattığım rüzgarla düşsün yere diye,
sesimde çıkmıyorki,çağırayım birinide "al şunu burnumun ucundan" diyeyim,
kaçtı gitti, bakışımından korktu heralde,nereye gittiyi ise tam bir muamma,
kendisi 24 yıldır kayıp, ve halen bir tarafımdan çıkacaktır diye bekliyorum,
kimmi bu prenses?
o benim yaramda oluşan,kurtcuk hanımdı.
bir gecelik aşkım oldu, yada gönlünü eyleyince gitdi işte,
geldi burnumla cilveleşti cilveleşti ve gitti.
yufff dedim, buda arkasına bakmadan gidenlerden.
yolun açık olsun ey vefasız kurtcuk, seni yarasında besleyen banada tüfff olsun.
de hayde sende git.
sevmiştim onun o iğrenç vücudunu,çünki o bana gelince, ben onunla oyalanıyordum...bir anda olsa,unutuyordum herşeyi ve pür dikkat onu izliyordum.
kestanenin içinden, kurt çıktımı çığlık çığlığa kestaneyi elinden fırlatanıda gördüm,
pazardan aldığı kıvırcıktan kurt çıktığı için, pazarcıya küfür edenide gördüm...
onlar yedikleri nimetten çıktığı için kızdılar,
biz o kurçukları yaramızda besledik ama birgün ses çıkaramadık...
çünki,sesimiz kısıktı, acılarımız boğazımıza düğümdü, bağırsakda çıkamazdı sesimiz.
Temiz aralıklı kateter, kısa adıyla TAK.
tak ı kimler yapar? idrarının geldiyini hissetmeyenler yapar.
tak yapmak ne açıdan faydalı? sosyal alanda faydalıdır.
---
24 senedir engelliyim, biraz argo kaçacak belki ama işeyebilmek bile güzeldir yaşamda ama maalesef özellikle benim gibi omurilik felçliler idrarının geldiyini hissetmiyor. 2 seneçek var bunun için!
1-ya normal sonda kullanılacak
2-yada tak yapılacak.
normal sonda, cinsel organda daimi kalır. sadece ve sadece arada idrar torbası boşaltılır. bunun dışında o torba hep baş ucunda,ayak ucunda, tekerli sandalyesinin kolçağında asılı durur.
bu idrarının geldiyini hisseden, ama wc ye gidecek dermanı olmayanlar için idealdir.
TAK ise, benim gibi idrar ının geldiyini hissetmeyenlerin kurtarıcısıdır.
tak, sürekli takılı kalmaz hastada, 5 saatte bir idrarı boşaltırsın okadar. ondan sonra 5 saat rahatsın,gel keyfim gel.
idrarın geldiyini hissetmek nasıldı?hatırladığım kadarıyla, böbreklere bir baskı oluyor ve wc ye gidiyorsun, hadi rahatla diyorsun kendine, ve boşaltıyorsun böbrekleri.
işte omurilik felçi ve diyer engel guruplarının bir kısmında o his yok.
idrarının geldiyini bilmediyin için, beyne "işe" komutunuda veremiyorsun.
peki tak nasıl yapılır?
TAK[temiz aralıklı katater] yapmak için malzemeler:
1-idrar torbası
2-12f feedin tüp düz uçlu plastik kateter
3-baticon solisyon -eczaneden alınacak-[benim önerim]
4-terramycin pomad -eczaneden alınacak-[benim önerim]
5-sıvı sabun[sterillik için önemli]
6-steril su
UYGULANIŞI:
1-sıvı sabun ve steril su ile,idrar boşaltmaya yarayan organ yıkanıp temizlenecek
2-kateter, steril su ile yıkanacak. ve ucuna az miktarda, terramycin sürülecek [hem katateri kayganlaştırmak,hemde olası enfeksiyonu önlemek için]
3-baticon solüsyonu,az miktar pamuğa damlatılıp,idrar boşaltmaya yarayan organ ucuna sürülecek [buda olası enfeksiyonu önlemek için]
4-katater idrar torbasına takılacak ve kataterin diyer ucu, idrar boşaltmaya yarayan organdan,içeriye yollanacak. 14-17 cm gibi ittirmek gereklidir.
katater,mesaneye ulaştığında kendiliyinden idrar boşalmaya başlayacak torbaya. idrar gelimi durduğunda,çok çok yavaş şekilde katater geri çekilecek
-------
tak yaparken ara sıra bazı bazı... kan gelebiliyor.
2 günü aşmamak koşuluyla zararı yoktur. ama takı yaparken, içeriye yollanan malzemeleri haldur huldur deyil,yavaş yavaş yarini incitmeden sever gibi kibar olunursa içerde zedelenme olmaz ve kanamada olmaz
-----
tak yaparken insanın kendi vücudunuda tanıması gerekli, bir sonraki tak için.
tak yapma aralığı normalde 6 saattir, ama bende 4-5 saat arası mesela)
bünyem öyle.
5 saati aşan durumda aaa bi bakıyom kaçaklar (sızıntı)meydana gelmiş)
o yüzden kaçaklar olmaması için, takip ederek yapmak lazım takı.
tak sosyal alanda iyi birşey. dediyim gibi asla ve asla idrar torbanı baş ucunda taşımıyorsun. takını yap ve git çay bahçesinde çayını iç, takıl 4 saat
sonra gel eve yine tak yap.
tak hem erkekte,hem bayanda hemde çocuklarda yapılabilir.
lakin bazı hastaların uretrası dardır ve tak malzemeleri içeri girmez,
ozaman dr tavsiye etmez.
sevgili nermin kardeşim.yazın güç verdi.teşekkür ederim.
bak benim için hayat 24 yıldır şöyle birşey: kendime yazdığım metni paylaşmak isterim.
------------
kimi vardırki,hayali zevkine kurar / arzu ve isteklerine dayalıdır hayalleri,
mesela,kendisini güzel bir işyerinin masasında,yada güzel bir kadının gözlerinde hayal eder..
kimi vardırki,yaşamak için hayal kurar. şair ne diyor? ki en sevdiyim şiir sözcüğüdür o sözcük
"ne kadınlar sevdim zaten yoktular, hepsi birer düş idiler"
var olanı sevmek, zevk-i muhabbetti hayalle,
ki banada hep öyle gelmiştir, zevkin ötesinde bir hayal olmalıydı kurduğum,
ulaşabildiklerime deyil-ulaşamadıklarıma olmalıydı hayallerim..
bazen en ala futbolcu olurum, oynadığım her maçta en az 3 gol atarım rakip takıma,
bazen zeybek oynarım, ve bunu acele etmeden yaparım aheste aheste,
çünki, en son hayalimde aceleyle kaleye koşarken düşüp dizimi kanatmıştım....
bazen ayna karşısına geçer, saatlerce saç tararım
çünki kendisi için süsleneceyim bir sevgilim hep vardır,
sonra irkilirim, nerde sevgili? diye sorarım kendime...
ama zaten saçımda yokki.
bizim evin dibindeki denize girerim her sabah,
kollarımı her attığımda denize, sanki hayata bir yumruk çakar gibi hissederim kendimi...
sonra,irkilirim
sen hayata yumruk çakabilirmisin be adam? derim,kendime.
ama zaten,denize girdiyimde yokki.
bazen karısıyla geçinemeyen,huysuz bir adam olur çıkarım,
güzel gelir her kavga sonrası kapıyı vurup çıkmak ve eve gecenin bilmem kaçında geri dönmek ve
evde yine o kadının evde beni beklediyini bilmek...
sonra irkilirim,
sen kapıyı vurup gittiğinde,hangi kadın seni gülerek karşılar deyip kızarım kendime.
ama zaten karımda yokki.
bazen,kızımın elinden tutup gezmelere giderim
terlerim onunla oynamaktan,
ben ne zaman at olsam, ve o sırtıma binse diz kapaklarım kızarır..
sonra irkilirim,
"sen kendini,taşıyamıyorsunki kızını nasıl taşıyacan"
ama zaten, dizleriminde takati yokki.
bazen, "aptal" bir surat ifadesiyle,etrafımdaki koşuşturmacaları izlerim,
suratım okadar şaşkındırki,
o koşanları durdurup sorarım? tabakaneye derim ve devam ederim işte cümleme.
kızarlar bana,zamana karşı yarışıyorum,zaman akıp gidiyor yetişecek yerlerim var derler,
bende öyle bir gülerimki,kahkahalarım gökyüzüne kadar yükselir.
sonra, hayal ürünüm,bizim ahmeti alırım karşıma...
bahçede,muhabbet ederiz öylece, ha elimizde muhakkak kahve vardır.
kahvesiz muhabbet çekilmez.
ahmet derim ahmete, ben hayatı adım adım yaşıyorum ne kaybım var?
zamanla,dakikayla ve saatle hiç işim yok,üstelik bir kol saatim bile yok be ahmet,
yetişecek yerlere hep geç kaldım, hiç bir zaman dakik olamadım,
koşmadım ve hatta yürümedim, gitmem gereken yerlere.
merdivenleri çift atlayanlardan olmadım hiç,çünki acelem yoktu
acelem olmadığı içinde, merdivenleri çıkmadım bile.
zaman herkese aynı deyilmi be ahmet?
pardon,sen ahmetmiydin?yoksa mehmetmiydi sana taktığım ad?
aman be hüseyin, isminin ne önemi var, geldin girdin hayalime seninle sohbet ettim işte...
şimdi başka bir hayale geçeceyim ramazan, acelem yok. yavaş yavaş geçerim.
ilave bilgi ekleyeyim.
engelli ailesinin ferdi,engellinin üzerine araç alıp kendisi kullanabilir.
bunun için, engelli kişinin %90 ve üzeri raporlu olması gerekiyor.
ayrıcada bir engellinin ötv siz araç alabilmesi için,
1-H sınıfı ehliyeti
2- "özel donanımlı araç kullanabilir", "otomatik vitesli araç kullanabilir" ibaresi taşıyan raporu olmalıdır.
-----oysa ben 24 yıllık engelliyim. 2 sene öncesine kadar 400 çalışanım vardı.
demekki, olay Tekerli sandalye kullanmaktan geçmiyor,kafadan geçiyor.
bedensel engelli birine elbette, masa başı işi verilebilir,yada telefon başı,
ama iş verenin işine gelmiyor.
2-engellinin cinsel hayatı olmaz (topluma göre)
-----engellininde cinsel hayatı vardır. ha sağlam kişiye göre 10-0 yenik başlar,
ama 20 sıfır yenerek bitirir)
3-engelli insanla evlenilmemeli (toplumun yüksek kesimine göre)
------evlenilen sağlam kişiler aldatır,döver ,söver (genel deyil tabii bu)
engellide yüreyiyle sever,sayar. siz hiç bir engellinin eşini dövdüyünü,
aldattığını,ihanet ettiyini okudunuzmu gazetede?
yada,bir engellinin komşusuna sarkıntılık ettiyini?
bir işitme engellinin,bir bedensel engellinin adı hiç tecavüz etti satırlarına karıştı mı?
demekki neymiş, insanlık bedenle deyil yürekle oluyor.
toplumun engelliye bakışı deyişmeli, ayrımcılık yapılmayacak elbette
ama pozitif ayrımcılık şart.
Hikayenizi okudum cok duygulandim yasama olan azminiz beni cok duygulandirdi. Bizler bazen kucuk bir olayda dunyanin sonu gelmis gibi isyan ediyoruz bazende elimizi ayagimizi cekiyoruz herseyden hayata kusuyoruz.
Hayatta hersey insanlar icin olum, hastalik vs. bunlar hep bizim icin onemli olan bir sekilde ustesinden gelebilmek ve yilmamak siz bunu cok iyi basarmissiniz kendinizle ne kadar gurur duysaniz inaninki azdir. Umarim bundan sonra hersey gonlunuze gore olur
Hepimiz zaten engelli adayi degilmiyiz kimin ne olacagini Allahu Tealadan baska kimse bilemez, hikayeniz beni cok duygulandirdi hersey bir anlik tekrar hosgeldiniz sizi herzaman gormek isteriz formumuzda.
hoşbuldum Nerqish
yazın güç verdi. buna inan.
selamlar.
unutmadan söylüyüm,bazen bazı arkadaşlar bunu bilmiyor.
engelli aracı alabilmeniz için,
1-H sınıfı ehliyetiniz olması lazım
2-"özel donanımlı araç kullanabilir" , "otomatik vitesili araç kullanabilir" vs gibi /hastalık derecesine göre) ibareli raporunuz olmalı elinizde.
nabusk
özürlülük maaşımı nasıl sorgularım ev de bakım yanı
özürlülük maaşı ile evde bakım aylığı ayrı şeylerdir, ikisi aynı satırda kafamı karıştırdı.
evde bakım maaşını,
engelli bireye bakan alır. bunu alması içinde, engelli kişinin kendi işini kendisi yapamıyor olması lazım (yemek-içmek-wc-duş vb.)
netten sorgu yapamazsınız,müracat ettiyseniz onay kazanıp kazanmadığı size bilgi olarak gelir.
istediyiniz cevap bumudur bilemedim,soru karışık ve eksik, tam ne sorduğunuzu yazarsanız yardımcı olurum.
hoşgeldiniz sizi burada görmek çok güzel
yazınızı okudum bir kenara çekilmektense sabredip çapalamışsınız sizi kutlarım
bunu herkes yapamaz çok şükürki atlatmışsınız bir çok şeyi ve ben inanıyorumki sizde bu azim varken Allah'ın izniyle daha bir çok şey başarırsınız sizi yürekten kutluyorum.
Ve tekrar aramıza hoşgeldiniz..
teşekkür ederim,sevgi kızım.
ben zaten bir tekaşkı ağzıma yüsüme bulaştırıyom,onun dışında herşeyi tam yaparım))
sağolasın kızım.hoşbuldum