@esmerim_58 adlı üyeden alıntı: emeklerinize saglık kardeşim
Perişan oldum imkansızın peşinde, ne diye.
Hep aynı şeyi sayıkladım, illede sen diye.
Gidiyorum şimdi, dönmem bir daha geriye,
Bakmam gözlerine artık, mutlu ol diye Orijinali Göster...
emeklerinize saglık kardeşim
Perişan oldum imkansızın peşinde, ne diye.
Hep aynı şeyi sayıkladım, illede sen diye.
Gidiyorum şimdi, dönmem bir daha geriye,
Bakmam gözlerine artık, mutlu ol diye
Bir ev düşünün... Kar yağarken banyosunda şömine ile ısındığınız...
Dinner Plain Village, Avustralya'nın en yüksek arazisinde konumlanmış. Etrafı cam ile kaplı bu orman evi, kışın tüm güzelliklerine siz evinizde vakit geçirirken tanık olmanıza olanak sağlıyor. İşte Giovanni D'Ambrosio imzalı Ayışığı Evi...!
Bu "biri" hayatınızdaki o boşlukta iyilerin derinliğini bırakmıştır.
Bıraktığı derinlik de devamında iyi damlalarını ardından getirmek de gecikmeyecek ve "İyikiler" denizini oluşturacaktır.
Bu deniz berraktır. Ayaklara batacak çakıldan ıraktır. Ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibi aynı mavilikte olacaktır.
Bu deniz suskundur. Sizi fırtınalarında savurmaz. Başka denizlerdeki fırtınaların önceden habercisidir.
Onu izlerken dalıp gidersiniz hayallere ama şu anki gerçeklerle..
Bu deniz filizdir. Yeşilinin taze kokusu yeni doğuşların müjdesidir.
Emekle beslenir meyveleri çeşit çeşit renk renklidir.
Bu deniz paylaşımdır. Lokman ağzındayken kursağı boş olanları düşünmektir. "Ne fark eder ki" deyip geçmemektir.
Binlerce deniz yıldızı sahile vurduğunda "hangi birini okyanusa geri göndereceğiz" dememektir.
Bir tanesi için bile çok şey fark ettiğini bilmektir..
Bu deniz "Sevgi" dir.. Her harfinin hakkını vererek söylemek değerini bilerek yaşamaktır.
Sözde değil Özde Sevmektir
Bugün kaç kişiye "İyiki Varsın" dediniz?
Hayatlarımıza zaman eklenirken zamanlarımıza hayat eklemeyi unutmayalım
Hani vardır ya; her yerde hissetmek istersin onun varlığını. Hani hep yanıbaşınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir.
Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya...
Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta..
Ayrılmak istesen de koparıp atamazsın. Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar.
O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için.
Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez.
Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman bir sırdaşa ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır.
Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize.
O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı,O sana emeklemeyi öğretir, sen ona yürümeyi.. O sana okumayı öğretir, sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider....
İşte bunun adına DOST derler...
Hayatta hiçbir şeyiniz olmasa da bir dostunuz hep olsun
Usulca döner, sessizce giderim ardıma bakmadan,
Hayalini sever, düşlerinle dost olurum yalnızken.
Göz yaşım zehir olur da akarken yüreğime.
Seni düşünür, ağlarım, kader derim kendi kendime...
Yok oluşunu seyrederim büyük bir sevdanın,
Giden bulutken sen, akan yağmurun olurum,
Uzaklarda umutken gözlerin, düşlere dalarım yine,
Yok yere ağlarım kendime, yalnızlığıma ağlarım...
Perişan oldum imkansızın peşinde, ne diye.
Hep aynı şeyi sayıkladım, illede sen diye.
Gidiyorum şimdi, dönmem bir daha geriye,
Bakmam gözlerine artık, mutlu ol diye
Yazılmamışların sendeki özlemi, gözlerine vurgun olur, bir vakit öldüğünü düşünürsün! Yaşadığın anda kaybettiklerinden geriye kalanlarla aşk artığı yanlarını örtersin. Ve bir yılın en kısa gecesinde en uzun yalnızlığı, tuzlu yanaklarınla yaşarsın! Her damla bir yıldız kayışı kadar asırlık… Oysa sen an’da gördüğün sanırsın gökyüzü eylemlerini. Yanılırsın! Böyle bir gecede, kimse haklı çıkmaz; kimse senden yana çıkmaz. Sesinden başlayan yalnızlık, başkalarının kalabalıklılığına paraleldir. Sahnenin aralara verilmesi, elde olmayan sebeplerdendir. Kaderdir ve kusura bakılmaz çoğul gülüşlerin, boğazına attığı düğümlerde.
Sen inatla “sana kaldım” desen de ona, kaldığın yan, ondan ibaret sana aittir. Senden ibaret bir yer yoktur sende, onda, hiçbir yerde… Olmayan senin yaşaması, eski bir alışkanlıktır. Durduk yere seni öldürmek, yazık etmektir sana! Boyuna, rasgele, serserice ve elden düşme nefeslerle yaşar sen! Ama sadece onda!
O dediğin bir çocuktur! Sen ondan çok büyük bir kadın! Bilirsin, bilmezden geldiklerinin zihninin sana bir oyunu olduğunu. Unutmalardan kaçmana gerek de yoktur aslında. Dudağının kız kurusu yalnızlığında bile hatırlayacağın olacaktır o!
Pişmanlığa gerekçe söylediklerin... Susmazsın! Sussan, yazarsın! Yazdığında, acır bazı iç’ler… Yazdığında kanar bazı iç’ler… Sana, kendine, ikinizden oluşmayacak biz’lerin kalabalıklar arasında ortaya çıkan düşlerine… Çocuk olan sensin aslında ve yalnız sustuğunda büyüyorsun. Sustuğunda anlam buluyor kelimelerin… Sustuğunda özleniyor ellerin. Ama sadece sustuğunda, suskunluğunda… Bir gerçektir kendini büyüttüğün sessizliğinin, sesini aratmadığı hiçbir kulağa.
Çıkar gözlerinden, bakışlarınla bilediğin anne şefkatini! Bir kez büyür çocuklar. O, adam oldu. Adam gibi. Adı gibi. Onu büyüten eller yaşıyor gururunu. Sen tanığısın sadece. Geç kaldın! Genç kaldın! Şimdi bir gülkurusu tazeliğinde dudaklarınla ezber etme onu! Nasılsa, unutmayacaksın!