Şayeste

Şayeste

Üye
07.10.2008
Genel Kurmay Başkanı
101.596
Hakkında

  • Emeğine sağlık ama..
    Hiç güzel değiller..
    Gelinlik dediğin kabarık ve uuuupuzun olur..
#04.11.2009 13:55 0 0 0
  • Konu: Tümceler
    noimage

    Saydam ve ıslak ölüm
    eğer boyunlarına geçirilen düğümden
    dökecekse körlerin alfabesini
    yumruğumu onlara vereceğim
    yaşayan yumruğumu
    ağzımı onlara vereceğim
    yeryüzünün bütün mert ölüleri için
    toplayarak kanlı kelimeleri

    Nihat Behram
#04.11.2009 12:59 0 0 0
  • Afet Eğitimi Hazırlık Günü genel bilgi

    Eğitim, uygarlıkların vazgeçilmez gereksinimidir. Eğitimin amacı, insan ve toplum yaşamını kolaylaştırmak, güzelleştirmek, zenginleştirmek, iyileştirmek, kişiyi ve toplumu mutlu kılmaktır. Eğitimde atılan her bir adim, toplumun duyarlılık bilincini, yaratıcılığını, akilci düşünme gücünü, doğal yeteneklerini ve becerilerini geliştirmek için gereken gücü artırmaktadır.
    Doğal afetlerin etkisini azaltmak, kayıpları en aza indirmek, toplumun her ferdinin ve her kesimin kuşkusuz iyi bir eğitim alması ile mümkün olacaktır. Bu uğurda halkın bilinçlendirilmesi, eğitimin tüm öğelerinin seferber edilmesiyle gerekmektedir.

    Afet Eğitimi;
    • Örgün Eğitim Sistemi
    • Yaygın Eğitim Sistemi
    • Hizmet İçi Eğitim
    • Meslek İçi Eğitim
    • Halk Eğitimi
    sistemleri içinde bireylere kazandırılmalıdır.


    Afet Türleri

    "Avrupa Atlantik Afet Müdahale Merkezi Yönergesi" ekinde ise afet türleri aşağıdaki şekilde tasnif edilmiştir.
    a. Doğal Afetler: Bu kapsamda deprem, dev dalgalar, volkanik patlamalar, toprak kaymaları, tropikal siklonlar, sel, kuraklık, çevre kirlenmesi, ormanların yok edilmesi, çölleşme, veba salgını gibi afetler bulunmaktadır.
    b. Teknolojik Afetler: Nükleer santral kazaları, kimyasal ve endüstriyel kazalar, uçak kazaları, demiryolu afetleri, gemi kazaları, terörizm ile ilgili eylemler bu sınıf içinde yer almaktadır. Teknolojik afetler kendi başına tetiklenebileceği gibi tabii bir afet tarafından da tetiklenebilir. Büyük oranda doğal afetlere maruz kalan ülkemizde, doğal afetlere ilişkin sorumluluk kanunen İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve Iskan Bakanlığı'na aittir.


    Türkiye'de Afet Yönetimi

    Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak, toplulukları olumsuz etkileyen doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylar olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan toplulukları ve yerleşim yerleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi ve insan faaliyetlerini durdurarak yada kesintiye uğratarak bir yada daha fazla yerleşim birimini etkilemesi gerekmektedir. Bu tanımlamalardan da anlaşılabileceği gibi afet, olayın kendisinden çok doğurduğu sonuçlar olarak görülmektedir. Bir afetin büyüklüğü ise insanlar açısından neden olduğu can ve ekonomik kayıplarla ölçülmektedir.
    Başta depremler olmak üzere çeşitli afet türlerinin etkisinde olan ülkemizde meydana gelen tabii veya teknolojik afetler özellikle ekonomik açıdan büyük kayıplara yol açmaktadır. Bunlara yakın zamanlarda meydana gelmiş örnekler 1992 Erzincan, 1995 Dinar depremleri, 1995 Senirkent heyelanıdır ve 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi.
    Marmara havzasında İstanbul'u etkisi altına alabilecek bir büyük depremin ülkenin tamamını durma noktasına sürüklemesi akılda tutulması gereken bir ihtimaldir. Böyle bir durumda resmi kuruluşların da etkisinin yetersiz kalmaması beklenmelidir. Afet zararlarının azaltılması inşa edilmiş insan çevresinin iyi planlama ve teknik hizmetlerle afetlere dayanıklı hale getirilmesi ile mümkündür.



    İdeal Bir Afet Yönetimi;

    1- Afet Öncesi
    2- Afet Esnası
    3- Afet Sonrası , safhalarından oluşmalıdır.
    .
    a. Afet Öncesi: Afet öncesi dönemde afet yönetimi, genel olarak, afet zararlarını en aza indirebilmek amacıyla gerekli önlemleri almayı, mümkün olan hallerde önlemeyi,mümkün olmayan durumlarda ise acil kurtarma ve yardım çalışmalarının etkin bir biçimde yapılmasını sağlamayı, afet zararlarının azaltılması çalışmalarını kalkınmanın her aşamasına yaymayı ve insanları bu konularda eğitmeyi amaçlamaktadır.

    b. Afet Esnasında: Afet yönetiminin afet sırasındaki amaçları, mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak, afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerden insan canını ve malını korumak; afetten etkilenen toplulukların hayati gereksinimlerini en kısa zamanda karşılamak ve hayatın normale dönmesini sağlamaktır. Bu amaçların gerçekleşmesi, afet öncesi yapılan plan ve hazırlık çalışmalarının, kurulacak teşkilatın afet anında etkin bir biçimde harekete geçirilmesiyle mümkün olabilmektedir.

    c. Afet Sonrası: Afet sonrası dönemde afet yönetiminin amacı, afetin doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya etkilerin en kısa sürede düzeltilmesini ve afetten etkilenen topluluklar için emniyetli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturulmasını sağlamaktı
#04.11.2009 12:48 0 0 0
  • Kesinlikle AYIŞIĞI ablama katılıyorum..

    Resimli paylaşımlarda işimiz gerçekten zorlaşıyor.. Farklı başlıklarla aynı resimlerin birçok kez sunulduğunu hatırlıyor ama bulmakta zorluk çekiyoruz.. Bunun için sevgili üyelerimizin de yapacağı çok şey yok..

    Benim yapacağım bir iki ekleme olacak.. Özellikle resimli sunumlarda resim boyutlarına lütfen dikkat edelim.. Ve benim forum düzeni ve estetiği açısından en rahatsız olduğum durum kurallara uygun olmayan başlıklar.. Bunun için de özellikle bir itina bekliyoruz üyelerimizden..
    Bir çok forumda rastlayabilirsiniz " ^^, @,...., ß,€ vs." gibi farklı karakterler başlıklarda kullanılıyor.. Bu belki sizin de hoşunuza gidiyor olabilir.. Ama bunun hem Google aramalarında bize fayda sağlamayacağından hem de görünüş estetiğini ve bütülüğünü bozacağından biz istemiyoruz forumumuzda..

    Bir ikinci eklemem de şu olacak.. Eğer bir konu hakkında bilgi paylaşımı yapacaksanız ve aramalarda bulamadıysanız ama bir benzeri konu mevcutsa, sizinki sadece ekleme mahiyetinde bir kaç farklı cümle içeriyorsa bunu konuya cevap yazarak da halledebilirsiniz..

    Bütün üyelerimizin dikkate alacağını umuyorum..
    Keyifli forumlar..
#04.11.2009 12:39 0 0 0
  • Kasım ayının 2. Pazartesi başlayan hafta dünya çocuk kitapları haftası hakkında bilgi

    Kitap bize bilmediklerimizi öğretir. Görmediğimiz yerleri tanıtır. Kitap okunduğu zaman göze, dinlendiği zaman kulağa seslenir. Kitaplar zamanımızı değerlendiren birer sevgili arkadaştır. Kitaplarla arkadaşlık küçük yaşta başlarsa bu güzel alışkanlık büyüyünce de sürer gider. Kitaplar doğruyu, güzeli, iyiyi, yararlıyı bulmamıza yardım eder. Kitaplar yaşamı sevdirir. Dünyayı güzelleştirir.


    İçimizi aydınlatır. Yazarlar, kitaplar aracılığıyla binlerce, yüz binlerce insana seslenirler. Yazarın düşünceleri kitaplar aracılığıyla ülkeden ülkeye yayılır. Bilgiler en uzak yerlere ulaşır. Yazarla okuyucu arasında bir bağ kurulur, bir yakınlık sağlanır.
    Kitapların satıldığı yere kitapevi, konulduğu yere kitaplık denir. Herkesin yararlanması, okuması, başvurması için kurulan ve içinde kitaplar bulunan yere kütüphane denir.


    Amerikan İzcileri Kitaplık Yöneticileri ilk kez 1917 yılında bir kitap haftası düzenlemeyi önerdiler. Aydınlar, yazarlar, yayıncılar önerinin benimsenmesi için çalıştılar. Bu çalışmalar sonucu Kasım ayının ikinci haftası dünyanın bir çok uygar ülkesinde Kitap Haftası olarak kabul edildi. Bu hafta daha sonra bizde de Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaya başladı.
    Kitap Haftası içinde, kitap sergileri düzenlenir. Kitap siparişleri mektuplarının nasıl yazıldığı öğretilir. Arkadaşlar birbirlerine kitap armağan ederler. Kitapsever öğrenciler hafta içinde kitaplıklarına çeki düzen verirler.


    Kitap sevgisini bir yazarımız şöyle anlatıyor. "Dünyada hiç bir dost, insana kitaptan daha yakın değildir. Sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk, ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşamak için tek çaremiz kitaplara sarılmaktır. Düşünüyorum da, şu dünyada kitaplar yok oluverse, yaşamak ne denli güçleşir, çekilmez bir ağırlık olur. Dünyamızı nasıl insansız düşünmezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz. Beyinde, düşüncenin kıvılcımının parladığı ilk andan beri, insan düşündüğü ve duyduğunu türlü şekillerle, eline ne geçirdiyse ona yazmaktan, çizmekten kendini alamamıştır.

    Okuyan kişi için kitaplığın yanı başından daha rahat bir yer olabileceğini sanmıyorum. Ben kendi hesabıma, kitaplarım arasında duyduğum rahatlığı hiç bir yerde duyamamışımdır.
    Odamdan dışarı çıktığım zamanlar, yanıma küçük bir kitap almayı hiç unutmam. Ne olacağı bilinmez ki. Kalabalık içinde insanın içine ansızın bir yalnızlık çökebilir."


    KİTAP TÜRLERİ




    Kitapları türlerine göre çeşitli gruplara ayırabiliriz.

    Başvuru Kitapları:
    Bu gruba giren kitaplar bize değişik, çeşitli yararlı bilgiler verirler. Sözlükler, ansiklopediler, yazım kılavuzları gibi. Başvuru kitaplarının konuları kısa sürede bulunabilsin diye çoklukla harf sırasına göre hazırlanır.
    Bilgi Kitapları:
    Bunlar öğretici kitaplardır. Bize bilmediğimiz konularda yeni bilgiler verirler. Yeni bilgiler, düşünce ufkumuzu genişletir. Bilgili insanlar daha doğru kararlar verirler. Ders kitaplarımız bilgi kitaplarıdır. Doğru bilgi kitaplarını dikkatle okumalıyız.
    Meslek Kitapları:
    Belirli meslekler için hazırlanmış kitaplardır. Mesleğinde daha başarılı olmak isteyenler bu tür kitaplardan yararlanırlar. Meslek kitaplarından oluşan kütüphaneler de vardır.
    Edebi Kitaplar:
    Romanlar, öyküler, masallar, gezi ve şiir kitapları, anılar bu gruba girer. Bu kitaplar kolay okunur. Okuyanı dinlendirir, düşündürür, duygulandırır.
    Çocuk Kitapları:
    Çocuklar için yazılan yapıtlara çocuk kitabı denir. Çocuk kitapları çocuklara bilgi verir. Çocukların duygu, düşünce dünyasını geliştirir.

#04.11.2009 12:28 0 0 0
  • Dünya Şehircilik Günü Bildirisi

    Dünya Şehircilik Günü olarak kutladığımız bu tarihte, Türkiye kentleri ve şehirciliği ciddi sorunlarla yüz yüze kalmış bulunuyor.

    Yaklaşık kırk yıldır olağanüstü hızlı bir kentleşme yaşanıyor Türkiye'de. Zorunlu ve yarı zorunlu göçlerle desteklenen kentleşme süreci, nüfusu aşırı şişen megapol ve metropollerle, giderek boşalan orta ve küçük kentler tablosunu üretmiştir. Bu tablo, çağrıştırdığı ve yeniden ürettiği eşitsizlikler açısından yeterince vahimdir.

    Ancak, kentlerimizin içinde bulunduğu manzara -elbette- bununla sınırlı değildir. Ülkenin reel politik gerçekliği, başka pek çok ülkeden daha çarpıcı bir biçimde, kendini kentsel alanda ortaya koymaktadır. Bu reel politik düzlemdeki ihtilaflaşmalar ve ittifaklaşmalar, somut olarak, -örneğin- yerel yönetimlerin kentlerin imarına dair yetkilerinin, sık zaman aralıklarıyla, azaltılıp çoğaltılmasında kendini göstermektedir. Bunun sayısız örneğini, şehircilik tarihi sayfalarında bulmak kolaydır. Bu manzara, kentsel yaşamın asgari normlarını -adeta- yarı ütopik bir mecraya sokmuştur. Örneğin, sosyal ve teknik donatıları, fiziksel altyapısı düzgün işleyen bir kent yaşamı, -küçük bir azınlığın banliyö ('uydu') hayatını gözden ırak tutarsak,- ulaşılması için kararlı bir mücadele verme gerekliliğini ortaya koyar hale gelmiştir. Yine, özel mülkiyetçi ideoloji tarafından, kamuya açık mekanlar hedef olarak belirlenmiş; her biri mimari 'şaheser' olan gökdelenlerin arsası haline getirilmek istenmiştir. İnsanların kentsel servislere eşit biçimde erişebilmeleri temel kentli haklarından birisi iken; bunun en önemli aracı toplu taşım yatırımları çürümeye ve yağmur sularının insafına terk edilmiştir. Bu konuda, kentlerimiz, ana ulaşım koridorlarının gerektirdiği ulaşım yatırımının yapılması yerine, ulusaşırı firmaların teknoloji çöplüğü olmak ya da karayolu ve otomobille ulaşım çıkmazı ikilemine sokulmaktadır. Bu panorama içinde, tarihsel ve kültürel değerlerini koruyarak gelişen kentler, düşsel yanı ağır basan bir projeye dönüşmüş bulunmaktadır. Kentler, bizzat varlıkları ile, eşitsizlikleri derinleştiren ve yeniden üreten bir konuma sürüklenmişlerdir. Sermaye ve politik üstyapının kısa vadeli çıkarları için bile, tahrip edilen ve gözden çıkarılan yine kentler olmuştur, olmaktadır. Kentlerimizin nasıl gözden çıkarıldığına dair pek çok açıklama bulunmaktadır. Ancak, herhalde en çarpıcı olanı, imar afları yoluyla yasallaştırılan kaçak yapılaşmanın sonucunda elde edilen 'haksız' imar haklarıdır. Bu imar 'haksızlıkları', kentsel mücadelelerin temel konularından biri olmak durumundadır. Plan kararlarına aykırı yapılaşma, sel ve deprem gibi doğal afetlerin felaket olarak yaşanmasına neden olmaktadır. On binlerce insanın yaşadığı yerleşmeler, doğal afetler sonucu yok olmaktadır. Varolan eşitsizlikleri derinleştiren kentsel mekan, kentlerin iç dinamiklerinden ve toplumsal muhalefetin taleplerinden kaynaklanan bir inşaa süreci yaşamamakta; yukarıdan, politik üstyapı kurumlarının aldığı kararların kentlerdeki tezahürleri daha belirleyici olmaktadır. Bunun sonucu olarak, kentli bireylerin kendilerini ifade edebilmelerinin mekansal altyapısı dahi, kent kültüründe kendine yer bulamamaktadır. Burada, şehir plancılarının araçsallaştırıldığını özellikle vurgulamakta yarar var. Şehir plancıları ve onların demokratik meslek örgütü olan Şehir Plancıları Odası, kentsel mücadelenin açık taraflarından biri olmaya, daha etkili biçimde devam edecektir. Bu, yalnızca, genel politik bir duruşu çağrıştırmamalıdır. Aynı zamanda, şehir planlama mesleğinin varoluşsal temellerinin de kentsel mücadeleler içinde konum almakla ilişkili hale geldiği unutulmamalıdır. Bu çerçevede, şehir plancılarının, kamuya açık mekanları, kentlilerin ihtiyaçlarına denk düşen altyapıyı, otomobil ideolojisinin hegemonyasına karşı toplu taşımı, tarihsel ve kültürel mirası, talep etme ve koruma gibi mesleki-politik gündemleri bulunmaktadır. Şehir Plancıları Odası, bu doğrultudaki gelişmeleri desteklemeye; aksi girişimlerin karşısına mesleki-toplumsal bir muhalefet odağı olarak çıkmaya söz vermektedir.

    TMMOB
#04.11.2009 12:26 0 0 0
  • Organ nakli konulu şiir ve bilgi

    * Dünyadaki ilk kalp nakli 1967'de Güney Afrika Cap kentinde Dr. Bernard tarafından yapıldı.

    * Dünyadaki ilk böbrek nakli 1959' ABD'nin Bostan eyaletinde Dr. Merill tarafından gerçekleştirildi.

    Bir Şiir

    HASTANE

    Dertliler dermanı sende arıyor,
    Millete hizmetin var hastane.
    Türlü türlü yaraları sarıyor,
    Var olsun hekimlerin hastane.

    Dertli olan gelir, gelen yalvarır,
    Göz açılır. kulak verir, akıı verir.
    Tedavisi bitene yol verir.
    Dünyalar durdukça dur hastane.

    Hastane büyük nimet Sivas'ta
    Kolayca geliyor gidiyor hasta.
    Rabbim kimseyi koymasın yasta
    Her vilayete ister bir hastane.

    Veysel'in kalbinden gitmez kederi
    Bu fani dünyaya geldiğinden beri,
    Elim çalar, dilim söyler dertleri,
    Bu da benim için kar hastane

    Aşık Veysel Şatıroğlu
#04.11.2009 12:23 0 0 0
  • Organ Nakli Haftası hakkında genel bilgiler

    Canlılarda belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenen bölümlerine organ denir.Sağlam bir organı tıbbi koşullar altında, başka bir kimsenin işlevini yitirmiş organı yerine takılmasına, organ nakli adı verilir. Organ nakli hayat kurtaran bir operasyondur.

    Yurdumuzda, yaşayandan veya ölüden organ veya doku alma 29 Mayıs 1979'da çıkarılan 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir. Bu kanuna göre;

    Canılıdan Organ Nakli:
    18 yaşını doldurmamış kimseden organ almak yasaktır.
    Organ verenin yaşamını sona erdirecek veya tehlikeye sokacak organ alınması yasaktır.Sağlıklı ve 18 yaşını doldurmuş kimse, en az iki tanık önünde, yazılı ve imzalı izin belgesi vermesi ve bu izinin doktor tarafından onaylanması durumunda organ bağışı yapabilir. Organ nakli, bu iş için yetiştirilmiş uzman personeli, araç ve gereçleri olan sağlık kurumlarında yapılabilir.

    Ölüden organ nakli:
    Vericinin tıbbi olarak öldüğü yetkili dört uzman doktor tarafından onaylanmalıdır. Verici sağlığında organ bağışı yapacağını resmi ve yazılı olarak bildirmemişse, ölüm anında yanında bulunan yakınlarından birinin yazılı izniyle organ bağışı yapılabilir.

    Yurdumuzun her yerinde organları işlevini yitirmiş, makinelere bağlı olarak hayatlarını sürdüren çok sayıda hasta vardır. Her yaştan binlerce hasta, organ nakli için sıra beklemektedir. Ülkemizde kalp, böbrek, karaciğer, ilik nakli ve kornea gibi orların nakli başarıyla yapılmaktadır. Yaşayan bir kişiden alınan bir organ bir başka kişiye, bir ölüden alınan organlar ise birçok kişiye hayat vermektedir.

    Çağımızın korkunç bir belası da yasal olmayan organ ticareti ve buna bağlı olarak yapılan organ nakilleridir. Tüm dünyada özellikle geri kalmış ve yoksul ülkelerde yaygın olan bu faaliyet insanlık adına utanç verici bir durumdur.
    Organ naklinin anlamı ve önemini anlatmak, organ naklini yasal ve tıbbı olanaklarla çözmek, organ bekleyen binlerce hastaya derman olabilmek için, 3-9 Kasım tarihleri arasında Organ Nakli Haftası kutlanmaktadır.
#04.11.2009 12:22 0 0 0
  • lösemili çocuklar haftası hakkında bilgi

    *Kimler lösemi hastalığının tehdidindedir?

    Lösemi bir kan hastalığı. Kanın yapım yeri kemik iliğidir, iliğinin içerisindeki kök hücreler, kendilerine benzer hücre oluşturur ve çoğalarak kana geçerler. Bu hücrelerdeki bozulmalar hastalığa neden olur. Enfeksiyon, ilaç, vücuda giren bir kimyasal madde, beslenme ve genetik yatkınlıklar gibi çevresel etkenler hastalığın ortaya çıkışında büyük rol oynuyor. En çok 2-5 yaşlarındaki çocuklarda görülüyor. Tüm toplumda kanser hastalığının çok fazla arttığını görüyoruz. Her 5 kişiden bir kişi kanser adayı. Dünya Sağlık Örgütü bu sayının giderek artacağını ve 20 yıl içinde 2-3 katına çıkacağını söylüyor. Kanser vakalarının bir yılda 10 milyondan 20 milyona çıkması da bunu doğruluyor. Türkiye'de her yıl bin 200 çocuk lösemi hastası olmaya aday. Her yaştaki insanda görülme olasılığı var. Ancak, çocuklarda daha çok görülüyor. 0-16 yaş grubundaki her çocuk bu hastalığa yakalanabilir.

    *Lösemiden korunma yolları nelerdir?

    Çocuklar kanser yapıcı maddelerden uzak tutulmalı ve organik gıdalarla beslenmeli. Beslenmemizde yer alan kanser yapan maddeler ile kanserojen çevre etkilerinden yeni doğan bebeklerimizi korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Organik beslenme üzerine çalışmalarımız ve geliri vakıf yararına kullanılmak üzere kurduğumuz "Ispanak" isimli bir organik ürünler marketimiz var. Bizim hedefimiz 0-2 yaş grubu çocuklar. Büyüme çağındaki, beyin ve vücut gelişimlerinin en hızlı ilerlediği bu çocukların beslenmeleri büyük önem taşıyor.



    * Yardımseverler LÖSEV'e nasıl destek olabilir?

    Evlerinde kullanmadıkları eşyaları yollayabilir, bankaya gidip bağışta bulunabilir, gönüllümüz olarak çocuklarımızı ziyaret edebilir veya kan bağışı yapabilirler. Ailelere gönderilen yardım paketleri için ev eşyası, giysi, gıda ve temizlik malzemesi bağışı alınıyor. A

    Damarlarımızda dolaşan kanın yapım yeri olan kemik iliğinin normal olmayan kan hücrelerince istila edilerek kan yapımının duraksamasıdır. En çok 2-6 yaş grubu çocuklarda görülmektedir. Türkiye'de her yıl 1000-1500 yeni lösemili çocuk vakası ortaya çıkmaktadır. Nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte genetik ve çevre faktörlerinin etkili olduğu sanılmaktadır.


    BELİRTİLERİ:

    Ateş

    Halsizlik

    İştahsızlık

    Kilo kaybı

    Nedensiz burun ve cilt altı kanamaları

    Kansızlık

    Lenf bezlerinde büyüme

    Karaciğer-dalak büyümesi



    TEDAVİSİ:

    Lösemi, son derece uzun, zor ve pahalı bir tedavi gerektirmektedir. Lösemi tanısı alan vakalara haftada, ayda bir damardan verilen çok sayıda ilaç ve kemoterapi tedavisiyle 2.5 yıl kadar süren bir tedavi uygulanır. Bu tedavi sonucunda % 70-85 oranında tamamen iyileşme sağlanabilir. Yanlızca % 5 oranındaki vakalarda ve uygun durumlarda kemik iliği nakli yapılabilir. Türkiye'de kemoterapi ve kemik iliği nakli batı ülkeleri standartlarında, başarıyla yapılmaktadır.

    LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİNİN PROBLEMLERİ:

    Okuldan uzak kalmak

    Arkadaşları tarafından dışlanmak

    Toplumun bu çocukların iyileşme şansının olmadığını düşünmesi

    Maske yüzünden hastalığın bulaşıcı olduğunun düşünülmesi

    Çocukların sosyal etkinliklere katılamamaları (Sinema, tiyatro, ...)

    Çocukların sevdikleri yiyeceklerden uzak durma zorunluluğu

    Kan bulamamak

    Parasızlık

    Hastanede çocuklarına refakat etmek isteyen ailelerin iş yerlerinden çok sık izin almaları sonucu işlerine son verilmesi

    ÇOCUKLUK ÇAĞINDA "LÖSEMİ"

    Lösemi, nedenleri henüz tam olarak aydınlatılamamış ve her yaşta görülebilen bir hastalıktır.

    Dikkate değer rakamlar
    çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir. Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.

    Kemik iliği nakli nedir?
    Çocukluk çağı lösemilerinde esas olan ilaçla tedavidir. Toplam 3-3.5 yıl süren kemoterapi sonunda % 85'lere varan oranda tamamen iyileşme sağlanır. Tedaviye cevap alınamayan vakalarda ve bazı özel durumlarda kemik iliği nakli uygulanabilir (%5-10 oranında). Kemik iliği naklinde temel prensip, kan hücrelerinin yapımını sağlayan ana-kök hücrelerin sağlam bireylerden alınarak lösemi hastasına verilmesidir. Böylece normal kan yapımı sağlanmış olur.

    Karşılaşılan problemler
    Okuldan uzak kalmak, dışlanmak, toplumun bu çocukların iyileşme şansının olmadığını düşünmesi, maske yüzünden hastalığın bulaşıcı olduğunun düşünülmesi başlıca sorunlardır. Çocukların sosyal etkinliklere katılamamaları, sevdikleri yiyeceklerden uzak durma zorunluluğu, kan bulamamak diğer sorunlardır. Parasızlık, çocuklarına refakat etmek isteyen ailelerin işlerinden sık izin almaları sonucu işlerine son verilmesi ise ailelerin önemli sorunlarındandır.

    Belirtileri

    İştahsızlık, kansızlık, zayıflama, bacaklarda kemik ağrıları, cilt altında kanamalar (kırmızı noktalar veya morarmalar), burun ve dişeti kanamaları, ateş ilk gözlenen bulgulardır. Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin baş ağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir. Yapılan kan, kemik iliği, hücre tipini belirleme ve genetik tetkikler sonucu kesin tanı konulabilir. Tanıdaki ayrıntılı testler genellikle lösemi tiplerini, tedavi prensiplerini belirlemede yardımcı olacaktır.

    Tedavi

    Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerin donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli müdahalelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir.

    Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85'lere varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması tedavinin ikinci basamağıdır. Lösemili çocuklar etraflarındaki insanlardan, havadan, sudan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar.

    Lösemi hastalığının tedavisindeki temel prensip kemik iliğindeki ana kan hücrelerinde oluşan şifre değişikliği ile olgun olmayan "blast" adı verilen hücrelerin çoğalmasını durdurmak ve sonrasında normal kan elemanlarının yapılmasını sağlamaktır.

    Kötü huylu blast hücreler çok hızlı çoğalırlar. Bunlar olgunluk ve çoğalma zamanlarına göre çeşitli evrelere ayrılırlar. Tedavideki amaç; birbirinden farklı etkilerdeki ilaçların bir program çerçevesinde uzun süre kullanılarak tüm safhalardaki blastların öldürülmesidir. Tedavi süreci yaklaşık olarak 3-3.5 yıl sürmektedir.

    LÖSEV
    Ankara Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı-LÖSEV, Türkiye'nin dört bir yanında bulunan lösemili çocuklara ulaşarak onlara ücretsiz tedavi imkanı sağlamakta, onların sosyal ve psikolojik tüm ihtiyaçlarına kalıcı çözümler getirmektedir..

    Lösev Tel : (0 312) 447 06 60
    Faks : (0 312) 447 68 83
#04.11.2009 12:20 0 0 0
  • Siz şehir züppeleri gibi ağzıma yüzüme piercing taktırtmam ,

    Elinde mıknatıslı çocuklara Yabanı oyuncak etmem

    Piercingci çocuğun beni delmesine izin vermem Üleeeeeeyynn!

#04.11.2009 12:11 0 0 0
  • pike danteli örnekleri - yeni dantel pike örnekleri - son moda dantel pike modelleri - karyola takımı dantelleri

    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
#04.11.2009 12:05 0 0 0
#04.11.2009 11:49 0 0 0
  • Folik Asit nedir - eksikliğinde ne yapılmalıdır - folat nedir - folat eksikliği - folat hakkında bilgi

    Folik Asit (Folat-Polisin) B grubundan bir vitamindir. Yeşil yapraklarda yaygın olarak bulunduğundan bu ad verilmiştir. Çünkü latincede folum yaprak anlamındadır. İlkin 1950'lerde bira mayasından ve karaciğerden ayrılarak elde edilmiştir. Folik asit metabolizması B12 vitamini metabolizmasıyla yakından bağlantılıdır. Folik asit merkezi sinir sisteminin işlemesinde hayati bir rol oynar. Folik asit incebağırsağın ilk kesiminde emilir, sonra karaciğere giderek orada metabolize olur. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, bira mayası, karaciğer, böbrek, yumurta, zarı alınmamış tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, ıspanak, yonca, mavi-yeşil alg (yosun), maydanoz, nane, kurufasulye (baklagiller) ve tohumlu gıdalarda bulunur. Yetişkinlerde folik asit gereksinimi günlük 400 mcg (mikrogram) dır. Gebelik ve emzirme süresinde 400-800 mcg 'a gereksinim vardır



    Eksiklik Belirtileri:

    Hafif folik asit eksikliği toplumda oldukça yaygındır. Daha ağır eksiklik durumlarına ise anemide rastlanır. Folik asit yada B12 vitamini eksikliği olanlar sonunda anemik hale gelirler. Anemi belirtileri uyuşukluk, yorgunluk, çaba harcandığında nefes darlığı, deride ve mukozada solgunluktur. Ağız kenarlarındaki çatlakların folik asit yetersizliğinden ileri geldiği bilinirse de bu, demir, B2 yada B6 yetersizliğinden de olabilir. Folik asit eksikliğinde dil ağrılı ve kırmızıdır. Pürtükleri kaybolmuşcasına düzgündür. B12 ve demir yetersizliğinde de benzeri belirtiler görülebilir. Folik asit eksikliği çoğu kez dış belirtiler sonucunda değil, kan testleri sonunda, kişide anemi olduğu anlaşılınca ortaya çıkar. Hafif eksikliklerde kişide deprasyon görülebilir. Daha ağır eksikliklerde ise sinirler hasara uğrar, periferik nevropati oluşabilir.

    Eksikliği megalobastik kansızlığı da meydana getirir. Bu hastalığa tropikal bölgelerde çok rastlanır. Bu eksikliğin başlıca nedeni, protein-kalori eksikliğine dayanmaktadır. Normal beslenen insanlarda ancak sindirim bozukluğunda ve gebelikte görülebilir. Sara hastalığında kullanılan ilaçlar verilirken bu vitaminin de verilmesi gerekir. Bazı antibiyotikler bu vitamini yok etmektedir. Bira, şarap, rakı vs. gibi alkollü içecekleri içen kimselerde ve sigara kullananlarda da bu vitamin eksikliği oldukça sık görülmektedir. Keçi sütü de bu vitamin bakımından fakir olup, bu sütle beslenen çocuklara da folik asit takviyesi yapılmalıdır. Sara hastalarına folik asitin B12 vitamini ile birlikte gerektiği zaman verilmesi uygun olur. Suda eriyen bu B vitamini türü, kırmızı renkli kan hücrelerinin (alyuvar) üretimi, büyümesi ve yeniden oluşumu için gerekli olan RNA ve DNA gibi nükleik asitlerin meydana gelmesine yardımcı olur.

    Folik asit özellikle büyüme sırasında ve stres halinde de gereklidir. Özellikle psikiyatrik hastalığı olanlarda folik asit eksikliği yaygındır. Depresyonlu hastalar, hatta şizofrenikler açık folik asit eksikliği gösterirler. Bu tür hastalara folik asit verilince depresyon geçtiği gibi, hastanın hastanede kalma süresi de kısaltılmış olur. Çoğu kez böyle hastalarda öbür B grubu vitaminlerin de eksikliği vardır. Onun için tüm psikiyatrik hastalara B komleks verilmesi yönünde bir görüş vardır. Yaşlılar ve ussal (zekasal) gerileme gösterenler de B kompleksle takviye edilmelidirler.

    Hamilelikte Folik Asitin Önemi :

    Son yıllardaki en ilginç bulgulardan biri de, folik asidin spina bifida denilen hastalıktaki önleyici rolüdür. Spina bifida, ana karnındaki dölütün omurgasının iyi gelişememesi, bunun sonucu olarak da sinir sisteminin hasar görmesidir. Spina bifidalı çocuklar deforme doğar, ya doğmadan önce yada hemen sonra ölür. Yaşayabilenler uzun süreli tıbbi tedaviye gereksinim gösterirler. Daha önce spina bifidalı yada ağır bir sinir sistemi anormalliği bulunan çocuk doğurmuş her kadın, gebe kalmadan önce doktoruna danışmalıdır. Böyle kadınların beslenme durumu ve folik asit düzeyi gebelikten önce saptanmalıdır. Bakınız: Gebelik Öncesi Bakım. Folik asidin hamilelik boyunca önemi omirilik ve/veya beyin sistemiyle ilgili özürlü çocuk doğurma (Spina bifida) riskini düşürmesinden kaynaklanır. Bu nedenle A.B.D Halk Sağlığı Servisi (The U.S Public Health Service) hamilelik boyunca bir kadının günde 400-800 mcg Folik Asit almasınını öneriyor.

    Hamilelik dünyanın en büyük mucizelerinden olsa da bebeğinizin ve kendi sağlığınızın sürekliliği için bu mucizeyi korumalısınız. Bunun yollarından birisi de folik asit tüketiminizle ilgili. Hamile olduğunuzu anladığınız dönemden itibaren yaşamınızın önceki dönemine; beslenme yanlışları yaptığınız, kendinize dikkat etmediğiniz, içki, sigara içtiğiniz zamanlara kalın bir çizgi çekin ve her şeye yeniden başlayın. Bu başlangıçta elinizde bulunması gereken ipuçları sizi mutlu sona daha bir güvenle yaklaştıracaktır. Bu arada tabii ki doktorunuzun tavsiyelerinden uzaklaşmayın. Her gün mutlaka folik asit tüketmelisiniz Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, gebeliğin erken dönemlerinde, bebeğinizin merkezi sinir sisteminin gelişimi için fazlasıyla gerekli bir maddedir. Embriyo, gebeliğin ikinci ve on ikinci haftaları arasında yeterli folik asit alamazsa özellikle beyin ve omurilik ile ilgili anormallikler olmak üzere doğumsal gelişim bozuklukları görülme riski artabiliyor. Ayrıca kan yapıcı organların etkilenmesine bağlı olarak annede kansızlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Beslenme ve diyet uzmanı Selahattin Dönmez, folik asitle ilgili olarak şu bilgileri veriyor: "Folik asit bebek gelişimi için çok önemli olup, hayati bir önem taşıyan organizmada protein sentezi, hücre çoğalması, kemik iliğinin görevini eksiksiz yerine getirmesi gibi işlevlerde bulunur. Eğer folik asit eksikse bebeklerde sinir sistemleriyle ilgili oluşum bozuklukları görülebilir. Bu yüzden gebeliğin özellikle ilk üç ayında özellikle fazla kullanmanız gerekir. Unutulmaması gereken önemli bir ayrıntı da folik asit vücutta depolanmaz. O yüzden her gün alınmalıdır."


    Folik asit hakkında bilmeniz gerekenler:

    Folik asit, hücre yapı taşlarının, kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarlar) ve sinir dokularının oluşumunda etkili oluyor. Gebelikte görülen kansızlığın en büyük sebebi de folik asit eksikliği olarak çıkıyor karşımıza. Günlük yaşantımızda ateşli hastalıklar, dişlerdeki kanamalar ve plakalar için yardımcı bir tedavi olan folik asit, dişeti hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. Yani ağız sağlığı konusunda da gerçekten önemli.

    Vücutta folik asit eksikliği varsa, hücreler bölünme ve çoğalma özelliklerini kaybediyor. Ayrıca bu eksikliğe bağlı olarak, gebelikte kansızlık ve bebeklerde gelişim bozuklukları gibi sorunlar da görülebiliyor.

    Sağlığımız için çok önemli...

    Son yıllarda yayınlanan bazı önemli araştırma sonuçlarına göre, suda eriyen B vitaminlerinden folik asit çeşitli rahatsızlıklarda ve özellikle kalp hastalıklarında koruyucu etki sağlıyor. Folik asit B vitamini ve bazı yiyeceklerin içinde doğal olarak bulunuyor. Folik asit ihtiyacını, özellikle hamileler; bu vitaminden zengin olan yiyeceklere günlük beslenmelerinde daha fazla yer vererek karşılayabilirler. Ancak bu düşünüldüğü kadar kolay olmaz. En zengin folik asit kaynakları olarak bilinen yiyecek maddeleri karaciğer, mercimek, kuru fasulye (kuru baklagiller), ıspanak, ceviz, badem, fındık ve fıstıktır. Bunlardan düzenli şekilde bol miktarlarda tüketenler gereksinimlerini yeterince karşılayabilirler. Ancak bazı hastalık tehlikesi geçiren hamilelerde (ki bu gibi durumlarda doktorunuz sizi uyarır) folik asit eksikliğini doğal yollarla yani yiyeceklerle karşılamak kolay değildir. Bu nedenle vitamin takviyesi gerekmektedir. Belli ölçüde risk taşıyan herkesin yeterli miktarlarda folik asit alabilmesi için en emin yol ya vitamin hapı takviyesi ya da folik asitle zenginleştirilmiş bazı temel yiyeceklerin her gün düzenli olarak ve aksatılmadan tüketilmesidir. Tüm kadınlar için hamile kalmadan veya gebeliğin ilk dönemlerinden önce düzenli olarak yeterli miktarda folik asit tüketimi büyük önem taşımaktadır. Bir kadın hamile olduğunu anladığında, folik asitin tüm faydalarından yararlanmak için belki çok geç olabilir. Dolayısıyla hamile kalmayı planlayan herhangi bir kadın önceden folik asit ihtiyacını karşılamayı düşünmelidir. UT Southwestern Medical Center' daki beslenme uzmanları zengin folik asit kaynakları olarak yapraklı yeşil sebzeleri, portakal veya portakal suyunu ve brokoliyi de gösteriyorlar. 2002 yılından itibaren Bazı Avrupa ülkeleri ile A.B.D 'de un, pirinç ve makarna gibi yiyeceklerin folik asit katkılı olarak üretilmesi planlanıyor. Bu gerçekten iyi bir fikir çünkü yakın zamanda yine A.B.D 'de yapılan bir araştırmada 18-45 yaş arasında ve hamile olmayan bayanların % 30'unun folik asit içeren vitaminler veya tabletler kullandığı ortaya çıktı. Bir kadın hamile kalmayı planlamasa bile günlük tavsiye edilen 400 mcg (microgram) folik asit almalıdır.


    Alacağımız folik asit miktarı ne kadar olmalı?

    Yapılan çeşitli araştırmalarda görülüyor ki günlük folik asit ihtiyaçları yaşa göre değişiyor. 0 - 6 ay arası bebekler günde 40 mikrogram (mcg), 7 - 12 ay 60 mikrogram, 1 - 12 yaş arası çocuklar günde 100 mikrogram ve 13 yaştan büyüklerin ise günde 200 - 400 mikrogram folik asit almaları öneriliyor. Folik asit eksikliği yüzünden sinir sistemlerinde oluşum bozuklukları olabilecek çocuk doğurma riski taşıyan gebelerin günde en az 400-800 mikrogram kadar folik asit alması öneriliyor. En zengin kaynaklardan karaciğerin 100 gramında 270, 100 gram kadar kuru fasulyede 125 birim ve mercimek de 107 birim folik asit bulunduğu göz önüne alınırsa sadece gıdalarla bu ihtiyacımızı karşılayabilmek çok kolay olmayacak. Takviyeli gıdalarla veya vitamin haplarıyla açığı kapatma yoluna gidilebilir.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi folik asidin önerilen günlük dozları yaş ve cinsiyete göre değişiyor. Hamilelerde gereken günlük miktar bebeğin gereksinimi nedeniyle iki katına yükseliyor. Hamilelik sırasında folik asit eksikliğine bağlı olarak, bebeklerde bazı doğumsal anomaliler görülebiliyor. Sigara ile folik asit arasında ise ilginç bir bağlantı var; çünkü sigara dumanının, akciğer hücrelerinde folik asit noksanlığına neden olan akciğer kanseri oluşumunda rol oynadığı düşünülüyor. Düzenli alkol kullananların da folik asit noksanlığına neden olarak akciğer kanseri oluşumunda rol oynadığı düşünülüyor. Düzenli alkol kullananların da folik asit gereksinimi artıyor.

    Bu nedenle kadın veya erkek sigara içen ve/veya düzenli alkol alan kişilerin de günde 400-800 mcg folik asit tüketmeleri onları çeşitli hastalık risklerinden koruyacaktır.

    Her bir folik asit tableti 800 mcg (mikrogram) folik asit ve 25 mcg (mikrogram) Vitamn B12 içermekte olup, ek gıda olarak yemeklerle beraber yetişkinler günde yarım veya 1, anne adayları ise 1 tablet alabilirler. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
#04.11.2009 11:38 0 0 0
  • güzel kız resimleri - güzel yüzlü kadın resimleri - güzel yüzler - güzel adın fotoları - güzel bayan fotoları

    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
#04.11.2009 11:30 0 0 0
  • efkan şeşen duy sesimi dinle - efkan şeşen duy sesimi şarkı sözü

    [DAILYMOTION]video/xawap2_duy-sesymy_music[/DAILYMOTION]
#04.11.2009 10:43 0 0 0
  • efkan şeşen yüreğim yangınlarda dinle - yüreğim yangınlarda izle - efkan şeşen yüreğim yangınlarda şarkı sözü

    [DAILYMOTION]video/xaxwok_yureyym-yanginlarda_music[/DAILYMOTION]

    yüreğim yangınlarda başedemedim.
    yar beni terk eylemiş alışamadım.
    halimi sorma, derdimi sorma, her günüm duman oy

    gide gele in çık yollar teselli muhabbetler
    kâr etmez sorma dindirmez sorma her günüm duman oy

    saçlarım ağırıyor sabredemedim
    dönecek biliyorum dinletemedim
    halimi sorma derdimi sorma her günüm duman oy

    gide gele in çık yollar teselli muhabbetler
    kâr etmez sorma dindirmez sorma her günüm oy
#04.11.2009 10:38 0 0 0
  • deniz koydum adını dinle - metin kemal kahraman video - deniz koydum adını kli - deniz koydum adını şarkı sözü

    [DAILYMOTION]x5x43i_metin-kemal-kahraman-deniz-koydum-a_music[/DAILYMOTION]

    Nerde kendini bilmez çocuklar
    Bir sabah öylece çekip gittiler
    Çınladı alkışlar kör sokaklarda
    Yankısı kime kaldı

    Deniz koydum adını
    Kederi bende saklı
    Uzak köyler kurdum birbirine
    Denizine aldandım

    Acının surlarında ateşler yaktık
    Vuruldu şehirler soluksuz kaldık
    Kendine çekilde bütün zamanlar
    Gölgeler orda kaldı

    Deniz koydum adını
    Kederi bende saklı
    Uzak köyler kurdum birbirine
    Denizine aldandım
#04.11.2009 10:30 0 0 0
#04.11.2009 10:21 0 0 0
#04.11.2009 10:10 0 0 0