Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır.
- Hemolitik sarılık:
Kandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur.
- Hepatik sarılık:
Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur.
- Obstrüktif sarılık:
Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.
Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur.
Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.
Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür.
Sol Kalp Yetmezliği: Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.
Sağ Kalp Yetmezliği: Hastanın ayak ve ayak bilekleri
şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.
Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.
Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
- Sigara içmeyin,
- Yemeklere fazla tuz koymayın,
- Uykularınızı ihmal etmeyin,
- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın,
- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.
c TREFL : Sinek, Destedeki 4 renkten en küçük olanı, C ile gösterilir
f KARO : Trefl renginin bir büyüğü D ile gösterilir
e KÖR : Kupa, Karo renginin bir büyüğü H ile gösterilir
` PİK : Maça, Kör renginin bir büyüğü S ile gösterilir. Renklerin en güçlüsüdür.
MAJÖR : Pik ve Kör renkleri. Sayı değeri Book'dan fazla alınan her löve için 30 sayıdır.
Ancak bu sayının alınabilmesi için söylenmiş olan kontratın en azından tam yapılması şarttır.
MİNÖR : Karo ve Trefl renkleri. Sayı değeri Book dan fazla alınan her löve için 20 sayıdır.
Ancak bu sayının alınabilmesi için söylenmiş olan kontratın en azından tam yapılması şarttır.
SANZATU : Kozsuz oyun anlamına gelir NT ile gösterilir. Bütün renklerden daha güçlüdür. 1.cisi 40 diğerleri 30 sayıdır.
GAME (ZON - MANŞ - OYUN) : Bir veya birkaç kontrat oynamak suretiyle 100 yada daha fazla sayı toplamak
Yani Oyunun Majörde 4, Minörde 5, Sanzatu da 3 seviyesinde oynanması.
4 Majör = 120 Sayı, 5 Minör=100 sayı, 3 NT = 100 sayı
ONÖR PUANI : Kısaca HCP ile gösterilir. Elde bulunan As, Rua, Dam ve Valelere verilen değerler.
UZUNLUK PUANI : El değerlendirirken hesaplanan elimizdeki uzunluklara verilen puan. Renkte uzunluk varsa (4' ten fazla kağıt) o uzunluk için eklenen puan.
KISALIK PUANI : Ortağın söylediği renkte tutuş olduğu durumlarda herhangi bir renkte kısalık varsa (Şikan, Singleton veya Doubleton) o kısalık için eklenen puan.
TUTUŞ PUANI : Ortağın söylediği renkte tutuş olduğu durumlarda Onör Puanı+Kısalık Puanı = Tutuş Puanı
TOPLAM PUAN : Onör Puanı+Uzunluk Puanı = Toplam Puan
ŞİKAN (CHICANE) - VOID : Herhangi bir renkten elde hiç bulunmaması
SINGLETON : Herhangi bir renkten elde sadece bir kart bulunması.
DOUBLETON : Herhangi bir renkten elde iki kart bulunması.
DEKLARASYON : Kartları dağıtan kişinin yapacağı arttırma konuşması veya pas geçmesi ile başlar. Son yapılan konuşmadan sonraki üç oyuncunun üst üste pas demesi ile sona erer. Oynanacak olan kontratın seviyesini ve şeklinin belirlenmesi işlemidir.
DEKLARAN : Arttırma konuşmaları bittikten sonra kararlaştırılan kontratı oynayan kişi.
DEALER : Kartları dağıtan ve arttırma konuşmalarını başlatan kişi.
DUMMY : Deklaranın ortağıdır. Atak edildikten sonra elindeki kartları, kozlar kendisine göre sağ başta olmak üzere, büyük kartlar kendisine,küçük kartlar deklaran'a doğru gelecek şekilde dizer. Yalnızca deklaranın direktifi ile, açtığı kartlardan verir. Kendi inisiyatifini kullanamaz oyuna karışamaz, fikir belirtemez
ATAK : Arttırma konuşmaları bittikten sonra oyun bölümüne geçilebilmesi için deklaranın solundaki oyuncunun herhangi bir kartını yüzü masaya açık gelecek şekilde oynaması.
KAPALI ATAK : Atak kartının yere kapalı olarak konulması. Bundan sonra deklaranın işaret etmesi ile bu kartın yüzü çevrilir ve daha sonra da dummy kartlarını açar.
FİT (TUTUŞ): Uyum. İki ortağın ellerinde aynı renkten en az 8 kart bulunması
YARIM TUTUŞ : Bir elde en fazla 3 kart, Toplam en az 8 kart olması durumu, olmalı (5-3, 6-2, 6-3, 7-1, 7-2, 7-3 vb..)
TAM TUTUŞ : İki eldede en az 4 kart, Toplam en az 9 kart olması durumu (5-4, 6-4, 5-5, 6-5, 7-5 vb..)
NOT: 4-4 dağılım Tam Tutuş sayılabilir. Ama biz yarım tutuş diyoruz
LÖVE : 4 oyuncunun da birer kart oynaması ile oluşan 4 kartlık guruba verilen ad
BOOK : Deklaran tarafından alınan ilk altı löveye verilen isim. (Arttırma konuşmalarıyla birlikte book'un değeri de yükselir.)
LİMİT KONUŞMA : Oyunculardan birinin elinin durumunu özelliklede puanını dar sınırlar içinde ortağına söylemesi
FORSİNG KONUŞMA : Oyunculardan birinin ortağının pas geçemeyeceği bir konuşma yapması
NON FORSİNG KONUŞMA : Oyunculardan birinin ortağının pas geçebileceği bir konuşma yapması. (Bütün limit konuşmalar NF'dir.)
KONTR : Bu oyun Batar iddiası.
SURKONTR : KONTR a rağmen çıkarız iddiası.
PERDAN : Kayıp kağıt.
PARTAJ : Belli bir rengin, rakiplerin elindeki eşit dağılımı. (3-3)
UVERTÜR PUAN : El açmak için gereken minimum puan(12 p).
KUP LÖVESİ : Kozla çakarak kazanılan löve.
EKSPAS : Atılan empasın tutmaması üzerine kozla çakmak.
APEL : Sinyal.
DEFOS : Kağıt yemek.
YANKI (ECHO) : Çift sayıda kağıtla büyük-küçük oynamak.
REVERSE : Ucuz rengin pahalı renkten önce konusulması.
" Her renkteki kartlar AS'dan (en yüksek) ikili'ye (en düşük) doğru sıralanırlar
A (AS), K (RUA,Papaz), Q (Kız), J (Vale), 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2.
" Briç dört oyuncu gerektiren bir ortaklık oyunudur. Her oyuncu oyun masasında ortağının karşısında oturur
" Oyunculardan biri, solundaki oyuncudan başlayarak her oyuncuya 13 kart gelecek şekilde saat yönünde bütün kartları dağıtır.
" Briçteki amaç ellerin kendi tarafınızdan kazanılmasıdır.
Bir EL, saat istikametinde her oyuncunun sırası ile verdiği bir kartın toplamı olan dört karttan oluşur.
Bu nedenle her dağıtılan kağıtta kazanılacak 13 EL vardır. Her elde oynanan ilk kart çıkış olarak adlandırılır.
Eğer çıkış sırası sizdeyse elinizdeki her kartı oynayabilirsiniz
" Bununla birlikte çıkış sonrası diğer üç oyuncunun bazı zorunlulukları vardır:
Eğer mümkünse çıkış rengine uymak zorundasınız (çıkış rengiyle aynı rengi oynamalısınız).
Örneğin kör çıkılmış ve elinizde kör varsa, körlerden birini oynamak zorundasınız (istediğiniz herhangi bir körü oynayabilirsiniz).
Eğer elinizde kör yok ise zorunluluk kalkar.
Eğer renge uyma imkanınız yoksa elinizdeki istediğiniz kartı oynayabilirsiniz.
Renge uyma zorunluluğu dışında briçteki kart oyunu tamamen serbesttir.
" Dört kartın oynanması sonrasında bir el tamamlanır.
Eğer el koz içermiyor ise renkteki en yüksek kart tarafından kazanılır
" Eli kazananı belirleyen kuralları bir kaç örnek el ile birlikte açıklayalım.
1. EL
Çıkış c 10
2nci c J
3üncü c Q
4ÜNCÜc 6
Tref çıkılmıştır ve c Q oynanan en yüksek treftir, o halde kazanan c Q 'dır.
2. EL
Çıkış ` 7
2nci e 10
3üncü ` K
4üncü c Q
Pik çıkılmıştır ve ` K oynanan en yüksek pikdir, o halde kazanan ` K dır.
(körün yada trefin koz olmadığı varsayılarak).
Eğer el koz içeriyorsa, oynanmış olan en yüksek koz tarafından kazanılır.
3. EL
Çıkış f J
2nci f Q
3üncü c 5
4üncü f 2
Eğer Tref kozsa c 5 eli kazanır çünkü oynanmış tek kozdur.
4. EL
Çıkış e 9
2nci c 6
3üncü e A
4üncü c 8
Eğer Tref kozsa c 8 eli kazanır çünkü oynanmış en yüksek kozdur.
" Her el sonrası kazanan taraftan bir oyuncunun kartları toplaması ve düzenli olarak dizmesi iyi olur.
" Böylece kazanılan eller kolayca sayılabilir. 13 el içinde bu şekilde devam edilerek oynanır.
Dünyada bilinen ölümlerin yüzde 52'sinin kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle oluştuğu, bu ölümlerin yüzde 25'inin ise daha önce herhangi bir hastalık teşhisi konulmamış kişilerde ani ölüm olarak meydana geldiği bildirildi.
Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kaan Kulan ani ölümün bilinen veya bilinmeyen herhangi bir hastalığı olan kişinin ilk 24 saat içinde hayatını kaybetmesi olarak tanımlandığını belirterek, "Dünyada bilinen ölümlerin yüzde 52'si kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle oluşmaktadır. Bu ölümlerin yüzde 25'i de daha önce herhangi bir hastalık teşhisi konulmamış kişilerde, ani ölüm olarak meydana gelmektedir. Bu durum ise hastalarda gizli kalp problemini ortaya çıkarmaktadır" dedi.
Gizli kalp olarak bilinen hastalığın daha önceden ortaya çıkarılması için risk grubu olarak tanımlanan gruptaki kişilerin periyodik kontrolden geçmesi gerektiğini kaydeden Kulan, "Hipertansiyon, yağ metabolizması bozuklukları, şeker hastalığı, şişmanlık, fiziksel aktivite azlığı, ailede kalp hastası kişilerin bulunması ve sigara gibi faktörler bu hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran etkenlerdir. Bu tür şikayetleri bulunan kişiler risk grubundadır ve bunların periyodik olarak kontrolden geçmeleri gerekmektedir" diye konuştu.
İlgili hekimin yapacağı kontrollerle risk grubunda bulunan kişilerde gizli kalp probleminin olup olmadığının anlaşılabileceğini ifade eden Kulan, "Bu amaçla muhtelif testler uygulanmaktadır. Bunların başlıcaları EKG testi denilen genel tarama testi olup her merkezde uygulanabilmektedir. Bunun bir adım daha ötesi EFOR testidir. Bu amaçla kişiye miyokard perfüzyon sintigrafisi uygulanır. Ancak bütün bu testlerin duyarlılığı ve özgüllüğü yüzde 85'ler civarında olup testlerde yüzde 15 yanılma payı mevcuttur" dedi.
Hastanın taşıdığı risk faktörleri sayısı ve semptomlarının göz önüne alınarak gerekli olduğu takdirde koroner anjiyografi uygulanabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kulan, "Semptomu olsun ya da olmasın hastada kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, şişmanlık, fiziksel aktivite azlığı, yağ metabolizması bozuklukları, şeker hastalığı, belli bir yaşın üzerinde olma, sigara kullanımı yada ailede kalp hastasının bulunması gibi risk faktörleri var ise bu kişilerin ileride gizli kalp hastalığında maruz kalmamaları için mutlaka önceden ilgili hekime başvurarak kontrollerini yaptırmalıdırlar. Verilerin ilgili hekim tarafından değerlendirilip yukarıda bahsedilen teşhis yöntemleriyle gizli kalp sonucu ani ölüm riski taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi mümkündür" şeklinde konuştu.
Son yıllarda artan ani sporcu ölümleri ve genç yaşta ölümlerin de kalp ve buna bağlı şikayetlerle meydana geldiğine dikkat çeken Kulan, "Daha genç yaşlarda görülebilen ve herhangi bir kroner hastalığı bulunmayan kişilerin ölüm sebebi büyük oranda ölümcül ritim bozukluklarıdır. Bugünkü yöntemlerle bu durumun ortaya çıkarılması mümkündür. Sporcularda uzun süre idmansız kalmaya bağlı olarak vücutta laktik asit denilen madde birikir. Bu madde ileri derecede ise kalbin çalışma ritmini bozar. Sporcularda kalp ve buna bağlı ölüm nedeni olarak tanımlanan hastalıklar da ölümcül ritim bozuklukları dediğimiz kalbin çalışma düzenini bozan bu rahatsızlıklardır. Bu nedenle sporcuların ısınmadan ve uzun süre idmansız kaldıktan sonra ani ve zorlayıcı hareketlerinden kaçınmaları gerekmektedir" diye konuştu.
Doç. Dr. Kaan Kulan, risk grubunda bulunan kişilerin dikkat etmesi gerekenleri şu şekilde sıraladı:
"Bir defa bu gruptaki kişiler bilhassa 45 yaş üzeri erkekler sigaradan mutlaka uzak durmalıdır. Sigara koroner arter hastalığı riskini artırır. Sigaranın bırakılmasıyla bu risk azalmaya başlar ve bunun olumlu etkileri yaklaşık 1 yıl sonra belirgin hale gelmeye başlar. Ayrıca risk grubunda bulunan kişiler düzenli olarak check-up yaptırmalı, kolesterol seviyesine dikkat etmeli, şekerden uzak durmalı, yağ metabolizmasında bozukluklar bulunan ve hipertansif şikayetleri olan kişiler ise bu riski azaltmak için kolesterol düzeyini belli bir oranın altında tutmalıdırlar. Bunun için de düşük kolesterol ve düşük doymuş yağ içeren gıdalar kullanılmalı, katı yağ yerine sıvı yağı, kırmızı et yerine de beyaz eti tercih edilmelidir. Şişmanlık ve buna bağlı olarak fiziksel aktivite azlığından kaynaklanan şikayetleri ortadan kaldırmak için de düzenli egzersiz yapılmalıdır"
Uzmanlar, insanın ömrü boyunca 200 defa gribe yakalandığını hemen 'birşey olmaz, geçer' şeklindeki yaklaşımlarla tedbir alınmaması durumunda, hastalığın ölüme kadar sürüklediğine dikkat çekiyorlar.
Çocuklar yılda 10-12 defa grip ve soğuk algınlığına yakalanırken, büyükler 2-4 kez gribe maruz kalıyor. Amerika'da bir yılda grip ve soğuk algınlığından dolayı 24 milyon iş günü ve 20 milyon okul günü kayboluyor.
, toplumda yaygın olarak görülen grip hastalığına çeşitli virüslerin sebep olduğu biliniyor. Gribe sebep olan influenza virüsü A, B ve C olarak üç gruba ayrılıyor. Bunlardan A tipi olanı dünya nüfusunun yüzde 80'ini etkiliyor. B tip grip virüsü ise 5-6 yılda bir, toplumun yüzde 20'sini etkileyen hastalıklara yol açıyor. C tipi virüs ise fazla değişikliğe uğramadığı için toplumu fazla etkilemiyor. Bunlardan A virüsünün daha tehlikeli olmasının sebebi, üst solunum yollarına yerleşmesi. Bu virüs sinüslerde ve boğazda enfeksiyon meydana getiriyor, hatta nefes borusu ve akciğere kadar inerek alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açıyor. Tedbir alınmadığı takdirde kalbe ve beyne atlayıp hastayı ölüme kadar götürebiliyor. Bu grip, özellikle 65 yaşın üzerinde olan kronik kalp, böbrek, akciğer veya metabolizma hastalığına sahip olan hastalar için riskli. Daha çok sonbahar aylarında ortaya çıkan soğuk algınlığı ile başlayan, öksürme, aksırma yoluyla da ağız ve boğaz salgılarından dışarı atılan ve başkalarına bulaşan virüs, hastalarda ateş, kırıklık, bitkinlik ve titreme ile ortaya çıkıyor.
BOL SIVI ALIN, SARIMSAK DA İYİ GELİYOR
Gribin kesin tedavisi yok, ama ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılıyor. Ancak bu ilaçların da gribi tedavi etmediği ileri sürülüyor. Uzmanlar, grip olan hastalara bol su ve sıvı gıdalar almasını, ağır, yorucu hareketlerden kaçınmalarını, yatarak dinlenmelerini tavsiye ediyorlar. Bu arada direncin tekrar kazanılması için temiz havalı bir ortamda istirahat tavsiye ediliyor. Özellikle C vitaminli içeceklerin faydasının çok olduğu da biliniyor. Uzmanlar grip için de doğal ilaçlardan vazgeçilmemesini tavsiye ediyorlar. Özellikle her öğün sarmısak tüketilmesinin gribe karşı en etkileyici ilaç olduğu belirtiliyor.
Griple ilgili ilginç istatistikler ise şöyle: "Bir kişi hayatı boyunca ortalama 200 defa grip veya soğuk algınlığı geçiriyor. Soğuk algınlığına sebep olan 200'den fazla virüs bulunuyor. Soğuk algınlığı ve grip esnasında normalden 200 kat fazla mukus salgılanıyor. Çocuklar yılda 10-12, erişkinler ise 2-4 defa grip veya soğuk algınlığına yakalanıyor. 1994 yılında sadece Amerika'da grip veya soğuk algınlığına bağlı olarak 24 milyon iş günü ve 20 milyon okul günü kayboldu. 1918-1919 kışında şiddetli grip salgınında , 1.Dünya Savaşı'nda ölen toplam insan sayısından daha fazla (20 milyon) kişi öldü. William Shakespeare 53 yaşında yakalandığı gribin zatürreye dönüşmesi sonucu hayatını kaybetti. Soğuk algınlığı sebebiyle kaybedilen zaman, diğer hastalıklardan dolayı kaybedilen zamanın toplamından daha fazla. Soğuk algınlığının 3 bin yıl önce Irak'ta büyük şehirlerin kurulmasıyla başladığı söyleniyor".
Hapşıran insanların gözleri kapanır, halbuki hapşırığın kardeşi olan öksürükte gözler açıktır. Hapşırık insandan insana değişir. Beyazlar zencilerden, erkeklerde kadınlardan daha çok hapşırırlar. Hapşırık çokhızlı ve şiddetli bir şekilde oluştuğu için ölçümünün yapılması pek kolay olmamıştır. Burna kaçan polen ,tüy, kıl, biber gibi alerjik ve tahriş edici maddeler hapşırığa sebep olabildiği gibi ışık, heyecanlanma, titreme, hamilelik, korku ve psikolojik nedenlerde hapşırığa neden olmaktadır. Normalde insanların yüzde 20'si parlak ışığa maruz kaldıklarında hapşırırlar, bazı bilim adamları bu tür hapşırığın baskın bir şekilde nesilden nesile geçtiğine inanmaktalar.
Kaç kez bir ayakkabı, acayip trendy bir ceket, ya da son derece şık bir etek alıp da, bir sonraki sezon moda değiştiği için bir kenara koydunuz? Rüküş olmadan, demode kalmadan modayı takip etmek ve gardrobunuzu yenilemek tabii ki harika bir şey ama her gardropta bulunması gereken demirbaşlar var ki, bunları 10 sene geçse de giyeceğinizden emin olabilirsiniz.
Jean
Uzun süreli yatırım yapmak istiyorsanız, ilk almanız gereken şeydir jean pantalonlar. Hatta o kadar garantilidir ki bunları uzun zaman boyunca giyeceğiniz, bu konuda rahatlıkla hovardalık yapabilirsiniz. Tabii bu durumda olabildiğince klasik stil ve renkte bir jean almakta fayda vardır. Ne de olsa, işli, taşlı, kısa paçalı bir jean'in modasının ne zaman geçeceği bilinmez.
Metalik ayakkabılar
Ayakkabı trendlerini takip etmek, giyim modasını takip etmekten daha kolaydır ve metalik renklerde ayakkabıların her yıl en az bir kez moda olacağı da garantidir. Bu nedenle isterseniz bantlı stilettolar edinin, ister düz sandalet modeli satın alın, bu ayakkabıları her on sezondan beşinde giyeceğinize emin olabilirsiniz.
Kaşmir
Kaşmir de her zaman kullanabilecekleriniz arasındadır. Evet pahalıdır, ama buna değer; çünkü iyi koruduğunuz takdirde yıllarca rahatlıkla giyebilirsiniz. Üstelik kaşmir kalite demektir. Yani kaşmirden bir kazak giyip de, kendinizden emin olmamanız mümkün değildir. Bisiklet, ya da V yakalı bir kazağı her zaman kullanabilirsiniz.
Kaşkorse tarzı üstler
Bazen çok moda olurlar, bazen o kadar moda olmazlar ama her zaman için jean'lerle harika bir ikili oluşturup, ceketlerin içinde rahat ve şık bir alternatif oluştururlar. Üstelik ne kadar uzun süre elinizde kalırlarsa, vintage olup değerlenmeleri de o denli olası
İç çamaşırı
İşte yatırım yapmanın en iyi yolu! Kaliteli bir iç çamaşırını, kullanma talimatlarına uygun kullandığınızda ve özellikle de elde yıkarsanız, yıllarca kullanmaya devam edebilirsiniz.
Siyah botlar
Botlar, özellikle de siyah renk olanları, hem baharda, hem kışta, jeanlerle ve klasik pantalonlarla rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bu sezon aslında düz çizmeler moda ama botları da aynı rahatlıkla giyebilirsiniz.
Güneş gözlükleri
Her sene yeni bir gözlük almanıza gerek yok. Önerimiz, ne tarz olursa olsun, kendinize yakışan bir model seçmeniz ve çok aşırı trendy modellerden kaçınmanız. Bu şekilde, o gözlüğü sonsuza dek kullanabilirsiniz.
Bol pantalonlar
Herkeste en az bir tane bol pantalon vardır; çünkü rahattırlar. Sarhoş olsanız, üzerinizden rahatlıkla çıkarlar. Annenizi ziyarete gittiğinizde, ya da hafta sonlarında üstünüzden çıkartmazsınız. Şekilsiz, rüküş olmaları gerekmez. Gayet şık ve hoş duranları vardır ve her zaman giyilebilirler.
Beyaz tişört
Jeanlerle giyildiğinde havalı, takım elbiselerin içine giyildiğinde şık dururlar. Beyaz tişört, her tür giyimi kolayca kaldırdığından, her zaman rahatlıkla kullanılabilir. Ama önerimiz, yaka ve kollarında bulunan, dönemim modasına uygun detaylardan kaçınmanız yönünde. Klasik kesimli düz beyaz tişörtü her zaman her yerde giyebilirsiniz.
Bikini
Üzerinizde iyi duran bir bikiniyi, güneş ve klordan olabildiğince koruduğunuz ve kilo almadığınız takdirde uzun bir zaman giyebilirsiniz.
Türk kadınlarının neredeyse yüzde 80'inin sorunu olan selülit, kalçalarda, bacaklar, karın, hatta kollar ve dizlerde oluşabiliyor. Avrupalı doktorlar, selüliti daha ciddi yaklaşımla, tedavi edilmesi gereken tıbbi bir problem olarak görüyorlar. Sıkça önerilen tedavi yöntemlerinden biri ise 'mezoterapi. Bu yöntemde, deri altına belirli açılardan iğneler batırıldıktan sonra, sinir uçları harekete geçiyor ve damar açıcı bir reaksiyon meydana geliyor. Bu yöntem sayesinde, eskiden ağız yoluyla alınan ilaçlar doğrudan hastalıklı bölgeye enjekte edilmeye başlandı. Bu sebeple küçük dozlarda ilaçlarla bile daha etkin tedavi sağlanabiliyor.
Deri üzerinde biriken fazla miktarda toksin, yağ hücrelerine tuzak hazırlayarak bu hücrelerin şişmesine ve kan dolaşımının zayıflamasına sebep oluyor. Kan damarları hücreleri beslerken, lenf sisteminde vücuttaki fazla sıvı ve artık maddelerin atılmasını sağlıyor. Bu her iki sistemin zayıf çalışması halindeyse selülitler artarak ciltte sağlıksız görünüme yol açıyor.
Selülitin oluşmasının sebebi olarak östrojen hormonu gösteriliyor. Östrojen hormonu da kadınlara has bir hormon olduğu için selüliti 'kadın hastalığı' diye nitelemek yanlış değil. Östrojen, vücutta yağ ve şekerin depolanmasını sağlayan insülini artırıyor. Özellikle buluğ çağı, hamilelik ve doğum kontrol haplarının kullanıldığı dönemlerde, bu hormon en üst seviyeye ulaşıyor. Kadın vücudunda kalça, karın, alt ve üst bacak bölgeleri yağ depolamaya uygun yapıda olduğu için, selülit, deri altındaki yağ hücreleri gereğinden fazla yağ depoladıkları zaman oluşuyor. Şişen hücreler dışarı doğru çıkıntılar oluşturuyor ve sonuçta deri girintili çıkıntılı bir hal alıyor.
Orta deri tedavisi anlamına gelen mezoterapide, deri altına belirli açılardan iğneler batırıldıktan sonra, sinir uçları harekete geçiyor ve damar açıcı bir reaksiyon meydana geliyor.
Mezoterapi, sadece selülit tedavisinde değil, akne, saç dökülmesi, bel ağrısından migrene kadar pek çok rahatsızlığa karşı uygulanıyor. İlk kez 1952 yılında Fransa da uygulanan mezoterapi, 1972'de uluslararası bir yöntem haline gelmiş. Mezoterapi İspanya, İtalya, İngiltere, Fransa, Belçika, İsveç, Danimarka ve Japonya'da çok yaygın.
Nasıl uygulanıyor?
Önce ekografi (ultrason) ile selülitli bölgenin kalınlığı, mezoterapist doktorun çalışacağı derinlik ve o bölgeye giriş açıları tespit ediliyor. Sadece bir kez kullanılıp atılan, 4 milimetrelik özel steril iğnelerle, etkin ilaçlar cildin derm tabakasına birer santim arayla batırılıyor. Bu ilaçlar, kılcal damar dolaşım yoluyla selülitli bölgeye direkt etki ediyorlar. Böylece dokulardaki ödemi çözer, bozulmuş olan lenf ve kan dolaşımını düzeltiyorlar. Bozulmuş yağ hücreleri ile dolaşım arasındaki ilişki tekrar kuruluyor ve yağ hücrelerine depolanmış yağ yeniden çalışmaya başlıyor, şeker ve yağ asitlerine ayrılarak kullanılabilir hale geliyor. Mezoterapi süresince kişinin yapacağı düşük kalorili bir rejimle bu yağlar, vücut tarafından enerji olarak tüketiliyor. Tedavi sonunda, uzman doktor tarafından hastanın bitim ekografisi alınıyor. Böylece selülitin mezoterapi ile tedavisi ispatlanmış oluyor.
Süre, ekografi ile belirlenecek selülit miktarına, yerleşim bölgelerine ve selülit tipine bağlı. Genelde iki seans olmak üzere 15 günde 2 beden incelme kaydediliyor. Tedavi süresi 15 - 30 gün arasında değişiyor. Seanslar ilerledikçe o bölgedeki fazla santimler hızla azalıyor, sarkma olmadan kişi normalde sahip olması gereken vücut ölçülerine kavuşuyor.
Uzmanlar, aynı bölgelerde selülitin tekrar oluşabileceğini vurgulayarak, beslenmeye dikkat edilmezse, tedaviden sonra eski yeme alışkanlıklarına dönülürse ve egzersiz yapmak ihmal edilirse, selülitlerin yeniden oluşacağını, ancak bunların yüzeysel yağ olarak vücuda eşit olarak dağılacağını belirtiyorlar.
İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlgün Yüksel, kanda kolestrol düzeyinin yüksek olmasının kalp krizi için risk faktörü taşıdığını belirterek, "Kolestrol sadece kalp sağlığını etkilemiyor. Beyni besleyen damarlarda tıkanma veya daralma, felç, konuşma bozukluğu, dengesiz yürüme ve bilinç kaybına sebep oluyor" dedi.
Beslenme ve alınan gıdalara dikkat edilmesi durumunda, yüksek kolestrole son verileceğini açıklayan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlgün Yüksel, hastaların bu tavsiyelere kulak vermesini istedi.
Prof. Yüksel, kalp ve beden sağlığının en büyük düşmanlarından birisinin kolestrol olduğunu, yüksek kolesterolün kontrol altına alınması ile hayat süresini uzatmak ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri azaltmanın mümkün olduğunu kaydetti.
'YÜKSEK KOLESTROL DAMARLARI TIKIYOR'
Kolestrolün hayat için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir madde olduğunu hatırlatan Yüksel, "Bu yağımsı madde, beyin, sinirler, kalp, barsaklar, kaslar ve karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunuyor. Vücut kolesterolü kullanarak kortizon ve seks hormonu gibi hormonları, D vitamini ve yağı sindiren safra asitlerinin yapımını sağlıyor. Tüm bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterli. Ancak kanda kolesterol düzeyinin yüksek olması, kalp krizi için çok önemli bir risk faktörü. Kanda kolesterol yüksek bulununca bu yağ kıvamındaki madde tıpkı bir su borusunun pislik ve kireçlenmelerle tıkanıp suyun az akması gibi yıllar içinde yavaş yavaş damar duvarına birikir, kan damarları sertleşir, daralır hatta tıkanır" dedi.
KOLESTROLÜN ETKİLERİ
Kanda kolestrolün düzeyinin yüksek olmasının kalp krizi için önemli bir risk olduğunun altını çizen Yüksel şunları söyledi: "Kanda kolesterol düzeyinin yüksek olması, kalp krizi için çok önemli bir risk faktörü. Kolesterolün yüksek olması sadece kalp sağlığını etkilemiyor. Beyni besleyen damarlarda tıkanma veya daralma, felç, konuşma bozukluğu, dengesiz yürüme ve bilinç kaybına sebep oluyor. Kısacası hangi organın damarında ise ona bağlı şikayetler görülüyor. Bununla birlikte sanılanın aksine kolesterol ile yüksek tansiyon arasında doğrudan bir ilişki yok. Kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyona, yüksek tansiyonda kolesterol yüksekliğine yol açmaz. Ancak ikisi de kan damarlarının etkilenmesine sebep olur. Yüksek tansiyon damarlardaki kan basıncını artırarak yırtılmalara ve aşınmalara sebep olur, yüksek kolesterolde damar cidarına birikerek aşınma ve daralma yapar. Ama her ikisi de kan damarına birbirlerinin verdiği zararı artırırlar, ortaya çıkmasını kolaylaştırırlar".
KOLESTROLÜN REÇETESİ
20 yaş üzeri tüm yetişkinlerin kolestrol ölçümü yaptırması gerektiğini anlatan Yüksel, 200 mg altındaki kolestrolün normal, 200-239 ve 240'dan fazla kolestrolün yüksek olduğunu ifade ederek, alınması gereken gıdaları şöyle açıkladı:
"Tavsiye edilen tahıllar: Kepekli buğday, makarna,pirinç,Bulgur, mısır gevreği
Kaçınılması gerenler: Açma, poğaça
Tavsiye edilen süt ürünleri: Yağsız süt, yoğurt, az yağlı peynir
Kaçınılması gerenler: Tam yağlı süt, peynir, yoğurt, kaymak
Tavsiye edilen deniz ürünleri: Balık, istiridye
Kaçınılması gerenler: Karides, kalamar, havyar v.s.
Tavsiye edilen etler: Tavuk, hindi
Kaçınılması gerenler: Kırmızı et, salam, sosis, sucuk pastırma, ördek ve kaz eti
Tavsiye edilen tatlılar: Yağsız sütle yapılan tatlılar,aşure
Kaçınılması gerenler: Baklava, kremalı pasta, dondurma,çikolatalı tatlılar
Tavsiye edilen kuruyemişler: Ceviz, badem, kestane
Kaçınılması gerenler: Hindistan cevizi".
Bunların yanı sıra bütün taze ve dondurulmuş sebzeler, kuru baklagiller, haşlama patates, yumurta beyazı, çay kahve ve az kalorili meşrubat kolesterol hastalarına tavsiye ediliyor. Tuzlu konserve halinde sebze, cips, yumurta sarısı, mayonez, hazır salata sosları, fazla tuz, tereyağı, iç ve kuyruk yağı, margarinlerden ise kesinlikle sakınmak gerekiyor.
Avustralya'da yapılan bir araştırma, 'Kredi kartı kullanmamak şartıyla paranın mutluluğu satın alabileceğini' ortaya koydu.
Ülke genelinde yapılan bir ulusal mutluluk araştırması, en mutlu insanların yılda 150 bin dolardan fazla kazananlar, en mutsuzların ise yılda 15 bin dolardan az kazananlar olduğunu gösterdi.
Ancak Avustralya Mutluluk Endeksi, gelirleri yüksek kişilerin kredi kartı borçları olduğunda mutluluklarının gölgelendiğini gösteriyor. Endeksin yazarı Robert Cummins, borçların çeşitleriyle insanların gelir seviyelerinin mutlu hissetmeleri üzerinde büyük etkisi olduğunu belirterek, "Çok borcu olan insanlar yüksek ferah seviyelerine sahipler. Çünkü gelirleri de aynı oranda fazla ve borçları gelir artırıcı borçları betimliyor. Ancak aynı şey az gelirliler için geçerli değil" dedi. En az gelirlilere verilecek 15 bin dolar ekstra paranın, en yüksek gelirlilere verilecek 60 bin doların sağlayacağı rahatlığın iki katını sağladığı belirtildi.
Araştırma çocukların ailelerin refah seviyesini azalttığını da ortaya çıkardı. Rapora göre çocuğu olmayan çiftlerin yaşamı çocuğu olanlara göre daha rahat geçiyor. Ancak aileye yeni çocuk eklenmesi sonucunda ebeveynlerin sağlık durumları iyileşiyor. Çocuğa bakmak için sağlıklı olma koşulu sayesinde fertler daha sıhhatli bir yaşam sürüyorlar.
Evlilik hala mutluluğun habercisi olarak görünüyor; evli çiftler ayrı yaşayanlara, hiç evlenmemişlere, ayrılan ve boşananlara göre daha mutlular. Normal mutluluk seviyesine erişebilmek için çocuksuz çiftlerin 61 bin -90 bin dolar arası gelire sahip olup, çok borçlu olmaması gerekiyor.
Malatya Sevgi Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanı Gürsel Ak, kronik hastalıkları olanların oruç tutmak için doktora başvurması gerektiğini belirtti.
Konu ile ilgili açıklama yapan Sevgi Tıp Merkezi Dahiliye Uzmanları'ndan Gürsel Ak, oruç sayesinde karaciğer ve böbreğin kendini yenileyip güç kazandığını belirtti.
Kronik hastalıkları olanların oruç tutmak için doktora başvurması gerektiğini belirten Ak, orucun vücudu dinlendirmek açısından bir fırsat olduğunu söyledi. İftar ve sahur yemekleri konusunda bilgi veren Uzm. Dr. Ak, "İftarda önce çorba içilip, 5-10 dakika dinlenilmeli. Namaz kılanlar namazını kalmalı, Sonra yemeğe devam etmelidir. İftar ve sahurda, aşırı yağlı, salçalı ve baharatlı yemeklerden kaçınılmalı. Sahur yemekleri kahvaltı türü olup, kalorice zengin olmalı" dedi.
Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş,
arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De
Bakey'e dönerek:
- Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz.
Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin
nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse
kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru
çıkarıp yerine yenisini takacağım... Söylesenize nasıl oluyorda siz
milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
- Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene!!!