Aşk senle güldüğüm gündür.
Aşk senle ağladığımdır acımasızlıklara!..
Aşk senle aptalca şeyleri hayal etmek arada!.
Aşk evrene eğemenliğimizi haykırmaktı sessizce.
Aşk esir düştüğümüz dü, direnirken aşk düşmanlarına.
Aşk ikimizin de affedilmezliği oldu en sonunda..
Aşk için özgürlüğümüzü feda edemedik se,
Suç ne sen de, ne de ben de..
Suç inkara kalıştığımız ,
Z ıt düşüncelerimiz de.
Sözüm vardı sana olan aşkımı saklamıyacaktım.
Hani yaa! arkandan bakıp ağlamıyacaktım.
Kaç gece sensizliğe uyandı gözlerim,
Bilemezsin..
Uzaklardan izle göz yaşlarımı.
Ayrılığımıza ağıt yaksın yüreğin..
Ellerini uzatsanda, bu keder damlalarını silemezsin.
Bilemezsin sen!
Ben olamayacağına göre sensizliği ,
Bilemezsin..
Diyemezsin, şimdi uzaklarda unutmuştur diyemezsin..
Kaç gece sensizliğe - yokluğuna uyandı bu gözler..
Bilemezsin...
Bir bilseydin ah bir! ana,yar,yaren ağlamazdı,
''Vatan'' bizim! Hakkari, Çukurca,Şemdinli ve Şırnak..
Yaşamak varken, varken hayatta birbirimize sarılarak.
Ağıt yakıp boş gözlerle suçlu kim bakınarak..
Ellerinde kardeş kanı avuçlarını açta bak!..
Sırtını dayadığın dağ değil, Mağralarsa bir maket.
Sen Onunla elde parmak,bir parmakta tırnak, et!.
Su uyur,düşman ölür, gün döner, kervan yürür..
Güneş yine ''ŞEHİDİMİN'' taşından doğacak!..
Ellerinde kardeş kanı avuçlarını açta bak!..
Gözlerim gözlerine değdiğinde bahar olurdu..
Açılırdı ağaçların dalları çiçek!.
Sanırdım bu bahar hiç bitmeyecek!...
Toroslardan bir türkü tutturur rüzgar
Kıskanır sesini çoban çeşmesi..
Bu çeşme ki her damlasından aşk içilesi..
İçenin bitmiyor.. Kahrı - çilesi...
Kaç kızıl gün batımı torosa düştü..
Kaç aşık ağladı,, bir baharın arkasından.
Benim kalbim gözüne - Denize düştü..
Kaç yangın söndürmedi dalgalarından..
Gözlerim gözlerine değdiğinde bahar olurdu..
Açılırdı ağaçların dalları çiçek!.
Sanırdım bu bahar hiç bitmeyecek!...
Kaç hayal kaçırdın kimbilir gerçeğin istasyonunda..
Kaç hayalin bir kapı çalınışıyla bozguna uğradı..
Yine de bıkmadın - korkmadın hayal kurmaktan..
En az sigaranda savurdun duman, duman karanlıkların alaycı gölgesinde ki görüntülerle..
Hep beklemediğin - bilmediğin şekillere bürünür nedense hayaller..
Tozsuz bir toprak olur yolunda, arıtamadığın aklın, bir onun siluetini çizer!..
Bereket yağmurları birikir siyah bulutlarda, haa düştü.. haa düşecek yanaklarına..
Sigaramla karşılıyorum siyanürlü sabahları..
Ben üzgün ve ben den mutlu iki parmak arası.. Birde sensizlikle iz bırakan hayallerin yarası!..
Büyütmek ağaç gibi,çınar gibi çıkarsız sevgileri..
El ele verip eğemen olmak tüm kötülüklere..
Donmuş damlalar olmamak, göz pınarlarında..
Birlikte bakmak, uzak sandığımız yarının ufuklarına..
Kuş kanadında, zeytin dalında aramak değildir, barışı!.(bayram)
Göklere savurmak sevecenliğimizi,
Samanyolu yıldızında, yer bulmaktır..(bayram)
Beyaz bir güvercini kardeşce!,
Her gün kalplerde yaşamaktır,(bayram)
El ele verip eğemen olmak tüm kötülüklere..
Kinlerin kalpleri kirletemediği gündür..(bayram)
Aşk bize paravandı, pervasızca severdik.
Diyet tanımazdı, pehrizi yoktu Aşkın!
Ne melek yüzlülere,
Ne de bize elma veren şeytana kandık!..
Yalanı sınırsız dünyada,
Herkes kendi senaryosunu yazdı.
Adı aklanmış aşk'a ağladık,
Aşk için sızladık!.
Hep arkasına kendi, kendimizi sakladık.
Biz Aşkı paravan yaptık.
Kokun diyorum, kaybetmek en büyük korkum diyorum..
Biz bir bebeği birlikte kalbimizde büyüttük
Adını Aşk koyduk.
Korkmadık severken birbirimizi.
Kaybetmek korkusu, ne yaşamadık.
O küçük bebek büyüdü.. ayrılığa büründü.
Ve:
Korkunçluğunu hissettirmedi..
Kokunu arıyorum ben!
Boynumda.. burnumda..
Bir de hayaller olmasa,hayat hiç çekilmez!
Kokun diyorum.. Kokun!
Keybetmek en büyük korkum diyorum..
Biz Sevgiyi sınırsız yaşayacağız ''Şairce''
Yıllara meydan okuyan Manifesto
Betimlerin, belleklerini bekleyen Manifesto
Maziden bir manzara değildir aslında...
Hürriyet ''Şiirinde'' ki Mısralar dilimize dolandıkça..
Çoban yıldızında çiçekler büyüteceğiz.
Müzik sever ağustos böceklerini ağlatmayacağız
Hep parlayacak elimizdeki dünya..
Bir bardaktan içeceğiz suyumuzu
Aynı damlanın altında ıslanacağız...
Elele Hayaller köprüsünü geçeceğiz.
Biz Sevgiyi sınırsız yaşayacağız ''Şairce''
Bana biraz ilham ver..
Ansızın çık gel elinde gülle..
Bana sevdiğini söyle...
Nasılsın, iyimisin deme!
Eh işte şöyle - böyle
Sensizliği ben bilirim, bana öğretme..
Acelen ne?
Gelmişken kal!..
Gitme!..
Bana biraz ilham ver..
Ansızın çık gel elinde gülle...
İlk Aşkını kim unutabilir ki ''O'' ilk masum çıkarsız bakışları, tatlı dokunuşları..
Saftık, Çocuktuk birbirimizin peşinden koşar, saklambaç oynardık.
Yuvadan düşmüş serçe yavrusunu ellerimize alır, acır okşardık..
Hatta ağlardık bir kediye yem olacak diye birlikte..!
Ötesi yoktu hayallerimizin.
Biz günü gülerek başlar sevincimizi - sevgimizi;
Komşu bahçelerde doyasıya,
İlerisiz - gerisiz
Ve Hür
ilk Aşk'ı yaşadık..!
Bir dumanlık sevdasın sen...
Sigaramda saklıyorum..
Tiryakiliğin diz boyu, adını adım adım anıyorum..
Şimdi ellerim sapsarı.. gözlerimde ki buğu sen..
Oysa beni hiç terk etmeyen!..
Bir sigaram, bir de duman!..
Sana sarılmak varken!..
Sana darılmak olmaz..
Sana kavuşmak varken, uzağa gitmek olmaz..
Hoş sesini duymadan, yüzüne dokunmadan..
Günaydın (can) ım, demeden,
Güne başlamak olmaz...
Hiç kimse senin kadar sevilmedi
Aklımı firara vermişim zaten
Bir şiiri kıskandıran gözlerinle yak beni...
Yıllar geçti unutmadım
Unutmadım aklımda
Yaşananlar bir tarafa
O gözlerin saklımda
Yıllar geçti unutmadım
Unutmadım aklımda
Hatıralar bir tarafa
Ah o gözler saklımda
O gidiş ayrılıktan daha bir zordu
Bu gizli, sessiz veda inan çok koydu
Kimbilir kaç yıl geçti, kaç sene oldu
Unutamadım, affedemedim...
Seni nasıl sevmişim
Meğer neler vermişim
Şu yollara düşmüşüm
Gel de kurtar (güldür) beni
Üzüm karası gözlerin öldürür beni
Kurşun yarası sözlerin süründürür beni...
Yıllar var ki yüreğimde
Gittiğin gün kanıyor
Üzüm karası gözlerin
Hasreti yanıyor
Yıllar var ki yüreğimde
Gittiğin gün kanıyor
O gözlerin hasreti
Taa şuramda yanıyor
Sen benim ilk göz ağrım, ilk yanılışım
Sen benim aldanışım, aşkta yanlışım
Çekip gittiğin günden beri yanmışım
Unutamadım, affedemedim
Buzları üşüterek bozkır ayazı
Ve denizden yeni çıkmış
Rüzgarlarla gel
Kuru dalları bastıkça kırılan eylül
Üzüm karası bir hasrete
Soyunup dökünmüşken
Kurşunlara dizilirken susuz denizler
Kapattım penceresini ömrümün
Çektim perdesini
Hazırım yak beni...