Gül yüzü buluşma yeridir,
En temel kavuşmalar gül yüzünde gerçekleşir.
Çünkü gül yüzler bakışı aşka dönüştürür.
Bakış ki, aşıkın maşuka dönüşüdür;
İlk tanışma ve son ayrılıktır.
Sonra mayelenir bakış;
Bakış aşk olur, bakış vuslat olur.
Aşık ve maşuk tanışmaktan öte geçerler,
Geri döner ve sanki birbirlerini hatırlamış olurlar.
İlk bakışma sonsuz beklemelerin durulduğu bir göl olur.
Güzellik gül yaprağında beklemiştir aşkı.
Aşk gül yüzünde güzelle buluşur.
Aşk gül tenlerde görünür kılar kendini.
Ve güzellik aşkın bakışında seyre dalar kendini.
Yoksa biz dikenler idik,
Yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.
Varlık gülşeninde bir gül yüzünde ihyalandık.
Ab-ı hayat öylece dolandı yüreğimizi,
Tenimizde öylece kızıl utanç gülleri açtı.
Edebi, iffeti gül yüzünde belledik,
Tebessümü gül yaprağından dudağımıza devşirdik.
Gülün son yaprağının sonrasına hayranlığımızı ekledik.
Beğenimizle kuşattık gülü;
Aşklarımızı gül yanağına devirdik.
Gülün yüzünde güldük, güle baktık güle yazdık.
Güller olduk, güldük.
Güller açıldı, güle döndük.
Gül yüzünde varedilen herşeyle yüzleştik.
Varedilmişler gül yüzünden gün yüzüne çıktı.
Öylece, gülün yüzünde buluştuk.
Gül yüzünden tanış olduk.
Sonra herkesi ve herşeyi oraya çağırdık.
Herşeyi elimize aldık, herkese elimizi verdik.
Gülün yüzüne vardık.
Bildik ki,
Aslında biz sadece gül yüzünden vardık..
Önce gözler terk eder sevdiğini. Önce gözler uzaklaşır Sevdadan.
Dilin tüm inkârına, sevdiğini inandırma telâşına karşı gözler anlatır doğruyu. Yalansız, riyasız söyleyiverir bittiğini. "Artık demir almak günü geldi bu limandan" der acımasızca.
Bakarken içi titreyen gözler görmez olur seni
İzlersin, yapacak bir şey yoktur çünkü. Hayatının tam ortasına gelip yerleştiği zamanı kabul ediş gibi, gidişi kabul edersin. Bilirsin ki her çaba boşuna. Gitmek düştüyse akla, her söz daha derin bir yara. Beklersin, sorgusuzca yerleştiği yüreğinin üzerine basa basa gidişini izlersin. Konuşmak nafiledir artık. Ne söyleyecek kelime, ne anlatacak duygu kalmamıştır.
Sensiz nefes alamayandır giden. Yokken nefes alamadığındır. İnanamaz ama izlersin. Dilin de gözler kadar dürüst olacağı günü beklersin. Acıtır her yalan, her sahte dokunuş yakar tenini, beklersin.
Mutluluğundur giden. Kalbin kanar ama izlersin. Söyleyemediklerinle yanmaya başlar boğazın.
Hayallerindir, sevdandır giden. Kocaman bir boşluk bırakır ardında, doldurmayı öğrenirsin.
Kendini hazır hissettiğinde, söyleyecek makul bir sebep bulduğunda, zamanı geldiğinde dillendirir gidişini. Bildiğin bir masalı anlatır gibi, oyuncularını, hikâyesini, sonunu bildiğin bir filmi izletir gibi. Anlatır, dinlersin. Gider, izlersin.
Gözlerimde sığıntı bir acı..
Parmak uçlarımda dünden emanet bir satır başı.
Ve hüzünden ayıklandığım yüreğin.
Gönül çaydanlığında demledim hepsini.
İki küp huzur ile karıştırıp
Sevdayı yudumluyor dudaklarım..
Unutulmuş yüzümün cesaretsiz yanını alıp çıktım senli yollara. Utangaç bakışlarımı gizlemek için dudaklarıma vurduğum peçe ile ne kadar haykırsam adını, duyulmazdı işte. Çıkmaz bir yolun sağında yer alan yeşil boyalı evimin pencerelerinden saldım ürkekliğimi. Kırsal ve bi o kadar karasal cümlelerimin içine yüzünün deniz kokularını serpiştirdim. Aşkın su yüzüne çıkmış tüm seceresini acıya yorarken, sen Elif oldun bir buğdayın en bereketli yüzünde. Karanlığa dem tutmuş bir yaranın en temiz yanında h sana koştum ben. Göz altı çukurlarına yaslayıp çocukluğumu, bir tren yolculuğuna bıraktım ertelenmiş güzlerimi.
Ertelenmiş ve zamanı yitirilmiş nice cümlelerimi heybemdem fire verirken sen acıya olan bakiyelerini hala düşmedin mi sevgili ? Daha kaç kez yüreğinin tam alnı çatısından vurduracaksın kiralık katillerin ? Sen susuzluğuna dem vururken ben suskunluğumu gusle zorluyorum. Hüzzam makamına alşkın olmayan kulaklarımı senli şarkıların tınılarna alıştırırken gel karış uzaklığıma. Aceleci ve bi o kadar yorgun topuklu ayakkabı seslerini kum saatinin akışına uydurma. Ben sana kendini yorma dedikçe sen daha kaç kez ölü bir cesedin dört kollu tabutunu tek başına omuzlamaya devam edeceksin. Yoruldukça renksiz balonların peşinde ben gözyaşına esir edileceğim..
Sana ve aşkına kasteden ellere kurban edileceksem, müsvedde kalbim hazırdır sevgili Yakılacaksa tam orta yerinden, ilmeklerimi sen ilmekle kefenimin. Ben seni aşkın Elif halinde sevmişken yeksenak bir ölümün ellerinde sana can vermek en büyük dileğimdir sevgili.Bilirsin senden önceki hiçbir uykum vapur sesinde uyanmadı ve hiçbir zaman dilimimin denize kıyısı yoktu. Çizgilerim hep çengelli iğne ile tutturulmuş bir muskanın ötesine geçememişti.
Yüzünden düşen her bir gözyaşına,
Ben her gece karanlığı kürtaja zorlayıp
Sana umutlar buduyordum mutluluğun dallarından.
Yüzünün çizgilerinden çekilen hayatın bir anına,
İntihara meyilli cümlelerimi rehin verip
Aceleci topuk seslerine,
Şehrinin tüm uykularını uyandırıyordum.
Ve sen kollarını iki yana açıp
Bir iskelede orta yaş eklem sancılarını kanatırken
Babamın öldüğü tarladan,
Buğday sarısı saçlarıyla Elif'i sana yoruyordum..
Ben bilsem de bildiklerimi,
Sen bana belli etme bilmek istemediklerimi.
Sen bir kum saatine ayarla işveli öpüşlerimi,
Sen yüreğimi yüreğinde öptüğünde,
En dar elbise giydirilsin cesedime.
Bir martı kanadında taşınsın uzuvlarım.
Ve yüreğimin üzerine soğuk bir demir parçası bırakılsın.
Ve taşımaktan yorulduğun tabutu omuzla şimdi
Eğik başını kaldır gökyüzünün mavisine.
Umuda bir dem kat, utanmadan sıkılmadan mutluluğa karış.
Utangaç gülüşlerinden bir damla hayat bağışla,
Siyah renkli bir gül dalına.
Bir gelinlik başı ile ört
Gözlerimin en kahve yanına.
Ve uyut beni gönül salıncağında.
Kanamalarım durulmayacak biliyorum.
Sen kapama en iyisi.
En siyah yerinden öpüver yüreğimin.
Ve aşkın Elif halinde gülümse bana.
En sonunda Elif ol şiir sonu cümlerinde.
Ve ben sana yar oldukça,
Yüreğinin en eğik harfiyle gülümse bana...
Sevgiler büyüttüm kır çiçeklerinden, güneşin kanını emen...
umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil.
dağlarda kar erirken ceylanlar emzirdim.
melekler uyandırdım her tan ağardığında...
Toplamak için düş kırıklarını aynalardan,
mavi bir kuş tutup avuçlarıma,
yıldızlarla selam yolladım dağ doruklarından...
dudaklarıma gül ve rüzgar iliştirip bekledim her gece
gelmedin Asrevya! ...
Upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara
beyaz günlere uzandım, beyaz atlarla sana kavuşmak için.
sana getirsinler diye umutlarımı, güvercinler besledim...
dudaklarımın arasından inleyen bir kaval sesiyle,
her gece özlemler gönderdim, yalnızlık ve hüzün diyarından...
duymadın Asrevya! ...
Ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında
al türkülerle inledim lekesiz sabahlara her bahar geldiğinde...
özlemler kanatıp gecelerin sayfalarında,
mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana...
bilmedin Asrevya! ...
Çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım,
kanımda milyonlarca yıldız tutuştu,
alevler içinde parlayan nehirler gibi yüreğime aktı hasret...
her suyun sesine bir damla gözyaşı bıraktım senin için
görmedin Asrevya! ...
Bilki, sensiz uzak bir dağbaşı yalnızlığıyım
ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
seni özlemenin korkunç rüzgarıyla,
göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut gibi
her gece bir uçurumun kenarından kendimi bıraktım...
görmedin Asrevya! ...
Hasret ateşine bürünürken geceler
uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda
korkunç alevler içirdim seven yanıma...
bir yanım iç çekmeyi ögrendi, bir yanım acı çekmeyi
oturup ağladım gecelerce küskün ırmaklar gibi
karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara...
silmedin Asrevya! ...
Ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan, alıp savuran yangınlara
ey yüreğimin yegane sahibi, umudumun adresi
gel al beni, şiirlerin ve sevgilerin diyarına götür
yıldızlara götür, samanyoluna, ölümsüzlüğe, sonsuzluğa...
sevgiyle yıka yüreğimi , hasretin ipeğiyle sar, aşkın öpücüğüyle öp...
Hazan bahçelerinde yaralı bir güldür kalbim sensiz,
dört mevsim aşkı ve hasreti kanayan...
yüreğimde demlenen ay oldun her gece, gözlerimde çiçeklenen yıldız
uzun saçlı hasretim oldun, bitmek bilmeyen gurbetin ahında...
geçen bütün mevsimlerde seni bekledim, bütün trenlerde seni sodum...
gelmedin Asrevya! ...
Özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi buralarda
firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler
su içtiğim bütün pınarlarda seni susadım
düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
gelmedin, görmedin,
bilmedin, silmedin Asrevya! ...
Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
uzaklardan taa... uzaklardan, acılar ve korkular diyarından
bütün hasretleri yükleyip yüreğimin yangınına
upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana...
bekle Asrevya! ...
Ve dudaklarından "seni seviyorum" diyen sesinin rüzgarıyla öleceğim...
nerde o denizim benim, lekesiz gökyüzüm?
hani o içtikçe susuzluğumu arttıran çeşme?
kim götürdü bakışlarımı, ne oldu gözlerime?
hani benim ellerim, ayaklarım, saçlarım, yüzüm?
bu ben değilim besbelli, bu bir başkası!
gözlerim yabancı bakıyor gözlerime aynadan
o kim? böyle durup durup beni aldatan?
besbelli bir oyuna gelmişim açıkçası
birini sevmişim besbelli, beni koyup gitmiş,
ondan şimdi aradığım hep o, hep ben!
o ikisi kırmış beni, yıkmış , incitmiş
şimdi bilmediğim bir şarkı her yerde söylenen;
sevinçten , mutluluktan , sevgiden uzak.
ne acı! senin olmak , sende olmak , sensiz olmak!.
Yollarımız burada ayrılıyor
Artık birbirimize iki yabancıyız
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız
Her kaderin tesellisi bulunur, üzülme
İnsan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir
Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine
Unutursun o günlerimizi, gecelerimizi
O günlerce gecelerce sevişmelerimizi
Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır..
Kulağıma seni seviyorum demeni özledim
Elimi tutmanı,sıkıca sarılmanı özledim
Tenindeki menekşe kokunu özledim
Kaybolan kelebekler gibiyiz şu an
Hangi çiçeğe konsak boynunu büküyor
Sensiz geceler geçmiyor üşüyorum artık
Yanaklarıma damlayan gözyaşlarım
Dudaklarımdan süzülüyor kalbime bir kurşun gibi
İçim alev alev yanarken, yüreğim kan ağlarken
Gözlerim gökyüzündeki umut kuşlarını ararken
Bir uçurumun kenarında seyre dalarım ben
Ne zaman mavinin derinliklerinde boğuşacağımı...
Çocuk Sağlığı İçin - Sağlıklı Oyuncak Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli.
Çocukların gelişimi için son derece önemli olan oyuncaklar, dikkat edilmezse çeşitli şekillerde kazalara neden olabilir. Bunlar bazen oyuncaktan düşme başlarına oyuncak atılması veya oyuncağına takılıp düşmesi şeklinde olurken bazen de oyuncağın kendisinden kaynaklanan kazalar olabilir.
Doğan Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Şenli, özellikle boğulmalara dikkat çekerek: "Yönetmeliklere göre küçük parçalardan oluşan oyuncakların üzerine 'üç yaşın altına uygun değildir' uyarısı bulunmalıdır. Bunlara çıkabilir küçük gözü ve burnu olan oyuncaklar da dahildir.
Çocukların özellikle oral dönemde ellerine geçirdikleri tüm nesneleri ağızlarına götürme alışkanlıkları göz önünde bulundurulmalı. Unutmamak gerekir ki oyuncakların neden olduğu en ciddi kazalar küçük çocukların ağızlarına oyuncağını sokmak suretiyle yaşanan kazalardır. Ayrıca çocuklar oyuncaklarıyla gözlerine ve kulaklarına da zarar verebilirler. Boğulmaya neden olabilecek oyuncaklar arasında; Legolar, piller, plastik torbalar, ipler vb. sayılabilir" diyor.
Bunlara dikkat!
• Bütün oyuncakları periyodik olarak kırık olup olmadığı ve potansiyel zarar durumları kontrol edilmelidir. Tahrip olmuş veya tehlikeli oyuncaklar derhal uzaklaştırılmalı veya onarılmalıdır.
• Tahta oyuncaklar keskinleşebilir veya düzeylerinde kıymıklar oluşabileceğinden bu oyuncakların yüzeyleri zımparalanarak düzeltilmelidir.
• Oyuncaklar kırıldığında kazalara sebep olabilecek sivri uçlar ve sivri noktalar ortaya çıkabilir bunun için hasara uğramış oyuncaklar kullanılmamalı.
• Dışarıda kullanılan oyuncakların oyun sonrası saklanırken yağmurdan veya nemden paslanıp çeşitli şekillerde zarar vermemesi için uygun korunması gerekir. Bu oyuncakların paslanmış olup olmadığı, dışarıda kullanılan şişirilmiş oyuncakların da patlamış olup olmadığının sıkça kontrol edilmesi gerekir.
Vakit akşama kilitlendi
Kuşlar da farkında mıdırlar bilmiyorum
Bir gün daha geçip gitti ömrümüzden
Bir elma daha düştü daldan
Vakit akşama kilitlendi
Atlar da farkında mıdırlar bilmiyorum
Esintinin yönü değişti durup-dururken
Gökkuşağı bilezikler takmışlar
Ayakları görünmüyor halhaldan
Vakit akşama kilitlendi
Ya balıklar, onlar farkında mıdır
Dayanılmaz boyutlarda çağrısı ötelerin
Belki kaza, belki kader
Denize bir insan düşüyor sandaldan
Vakit akşama kilitlendi
Ya gardiyanlar, onlar da farkında mıdır
Bir gün daha eksilirken mahpusun cezası
Tâdatta
Bir ceset çıkıyor çuvaldan
Vakit akşama kilitlendi
Hamaklarda sallanıyor Don Kişot şairler
Tanıklık yapmaya reşit değiller
Bir daha, bir daha derken
Son elma da düştü-düşecek daldan
Vakit akşama kilitlendi
"En büyük takım, bizim takım"dır
"En büyük asker, bizim asker"
Hep hava basıp durur körükler
Kırmızı şeritli bir aferin gelecek diye
Örümcek kraldan
Jude Law Kimdir - Jude Law Biyografisi - Jude Law Resimleri - Jude Law Hakkında
Mesleği: Aktör
Doğum Yeri: İngiltere - Londra
Doğum Tarihi: 29-Aralık-1972
Jude Law, İngiliz Aktör dünyaca tanınan sinema sanatçısı. Oyuncu şimdiye kadar 2 defa Oskar'a yaklaştı. İkisindede kıyısından döndü. Birinci adaylığı en iyi yardımcı erkek oyuncu dalındaydı ikincisi ise en iyi erkek oyuncu ödülünü almaya yakındı. Fakat olmadı. Biz artık onun 3. adaylığında bu ödülü alacağını düşünüyoruz.
Jude Law, 38 yaşında yani henüz meslek yaşamının neredeyse başlarında denebilecek yaşta. Tabiiki çok genç diyemeyiz ama yaşlıda değil. Hele birde bu meslek için yaşı gayet genç popüleritisine bakıldığında. Sanatçının gerçek adı David Jude Heyworth Law'dır.
Görev Aldığı Filmler
Repo Men, Repo Men, 2010, Oyuncu
Dr. Parnassus, The Imaginarium Of Doctor Parnassus , 2009, Oyuncu
Sherlock Holmes, Sherlock Holmes, 2009, Oyuncu
Benim Aşk Pastam, My Blueberry Nights, 2007, Oyuncu
Ölümcül Oyun, Sleuth, 2007, Oyuncu
Ölümcül Oyun, Sleuth, 2007, Yapımcı
Tatil, Holiday, 2006, Oyuncu
Hırsız, Breaking and Entering, 2006, Oyuncu
Kralın Adamları, All the King's Men , 2006, Oyuncu
Daha Yaklaş, Closer, 2004, Oyuncu
Göklerin Hakimi, The Aviator, 2004, Oyuncu
Talihsiz Serüvenler Dizisi, Lemony Snicket's A Series of Unfortunate Events, 2004, Seslendirme
Sky Captain ve Yarının Dünyası, Sky Captain and the World of Tomorrow, 2004, Oyuncu
Alfie, Alfie, 2004, Oyuncu
Tesadüfler, I Heart Huckabees, 2004, Oyuncu
Soğuk Dağ, Cold Mountain, 2003, Oyuncu
Azap Yolu, Road to Perdition, 2002, Oyuncu
Kapıdaki Düşman, Enemy at the Gates, 2001, Oyuncu
Yapay Zeka, A.I. Artificial Intelligence, 2001, Oyuncu
Yetenekli Bay Ripley, Talented Mr. Ripley, 1999, Oyuncu
Varoluş, eXistenZ, 1999, Oyuncu
Esrarlı Ada , Presence Of Mind, 1999, Oyuncu
Timsah Gözyaşları, The Wisdom Of Crocodiles , 1998, Oyuncu
Yan Odadan Melodiler , Music from Another Room, 1998, Oyuncu
Final Cut, Final Cut, 1998, Oyuncu
Bent, Bent, 1997, Oyuncu
İyi ile Kötünün Bahçesinde Geceyarısı , Midnight in The Garden Of Good And Evil , 1997, Oyuncu
Gattaca , Gattaca , 1997, Oyuncu
I Love You, I Love You Not , I Love You, I Love You Not , 1996, Oyuncu
Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarının düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büğü mü?
Sordum: Nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kıral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin:
Kıralların taçları
Beni bağlar büğü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü.
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü...