Sevda

Sevda

Üye
07.11.2009
Onbaşı
753
Hakkında

  • noimage

    Gül Yüzünde Var Olduk..

    Gül yüzü buluşma yeridir,
    En temel kavuşmalar gül yüzünde gerçekleşir.
    Çünkü gül yüzler bakışı aşka dönüştürür.
    Bakış ki, aşıkın maşuka dönüşüdür;
    İlk tanışma ve son ayrılıktır.
    Sonra mayelenir bakış;
    Bakış aşk olur, bakış vuslat olur.
    Aşık ve maşuk tanışmaktan öte geçerler,
    Geri döner ve sanki birbirlerini hatırlamış olurlar.
    İlk bakışma sonsuz beklemelerin durulduğu bir göl olur.
    Güzellik gül yaprağında beklemiştir aşkı.
    Aşk gül yüzünde güzelle buluşur.
    Aşk gül tenlerde görünür kılar kendini.
    Ve güzellik aşkın bakışında seyre dalar kendini.

    Yoksa biz dikenler idik,
    Yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.
    Varlık gülşeninde bir gül yüzünde ihyalandık.
    Ab-ı hayat öylece dolandı yüreğimizi,
    Tenimizde öylece kızıl utanç gülleri açtı.
    Edebi, iffeti gül yüzünde belledik,
    Tebessümü gül yaprağından dudağımıza devşirdik.
    Gülün son yaprağının sonrasına hayranlığımızı ekledik.
    Beğenimizle kuşattık gülü;
    Aşklarımızı gül yanağına devirdik.
    Gülün yüzünde güldük, güle baktık güle yazdık.
    Güller olduk, güldük.
    Güller açıldı, güle döndük.
    Gül yüzünde varedilen herşeyle yüzleştik.
    Varedilmişler gül yüzünden gün yüzüne çıktı.
    Öylece, gülün yüzünde buluştuk.
    Gül yüzünden tanış olduk.
    Sonra herkesi ve herşeyi oraya çağırdık.
    Herşeyi elimize aldık, herkese elimizi verdik.
    Gülün yüzüne vardık.
    Bildik ki,
    Aslında biz sadece gül yüzünden vardık..

    Senai Demirci
#13.08.2011 15:58 0 0 0
  • noimage
    Sevişmek Ayıp Değil

    -1-

    Ne katı yüreklisiniz, aşkolsun
    İnim inim inletiyorsunuz beni
    Kendinizi dirhem dirhem satıyorsunuz
    Oysa verdiğiniz kederler yetmez mi?

    Şunu şurasında kaç paralık ömrümüz var
    Ne kadar zavallıyız bir düşünün
    Belli mi sabaha sağ çıkacağımız
    Kim bilir ne getireceğini doğan günün

    Gecelerce sevişmek var gecelerde
    Uzun etmeyin işte, gelin, gitmeyin
    Birlikte çıkalım aydınlıklara
    Gecenin ortasında beni bekletmeyin

    -2-

    Sizinle yatalım isterseniz çimenlere
    Gelin, başınızı şöyle göğsüme dayayın
    Bakın yüreğim nasıl çarpıyor
    Sizi ne kadar sevdiğimi anlayın

    Sizinle yatalım isterseniz yataklara
    Şöyle bir güzel sevişelim o biçim
    Güzel olalım, mutlu olalım, ne dersiniz
    Biraz konuşalım, biraz öpüşelim

    Sizinle yatalım isterseniz topraklara
    Ölelim, dünyayı unutalım
    Gelin, sarılalım birbirimize
    Aşkı her şeyden üstün tutalım

    -3-

    Sevişmek var, başka şey düşünmeyin
    Boş verin kavgalara, tartışmalara
    Şöyle bir nefes alın adamakıllı
    Vurun kendinizi çılgın yaşamalara

    Gelin, tenhalara gidelim, tenhalara
    Saçlarımdan öpün, dudaklarımdan öpün
    Öylesine yaşayalım ki utansın
    Ölüm kapımıza geldiği gün

    Sevişmeden güzel, sevmeden yüce
    Ne bulduk ki bu dünyada, söyleyin
    Açın yüreğinizi dostluklara, sevgilere
    Sevişelim durmadan, aptallık etmeyin

    -4-

    Buraya yatsanız daha iyi bence
    Yanıma şöyle yanıbaşıma
    Aşka bırakıverin kendinizi
    Ağlamayın, üzülmeyin ama

    Şunlar dudaklarınız dolgun, biçimli
    Şunlar elleriniz işte alımlı, ince
    Bir bir öpmeliyim her yerinizi
    Her yerinizi vakti gelince

    Çıkarıp atın üstünüzde ne varsa
    Çıplaklığınızı güzelliğinizle sarın
    Şu küpeleri de, şu yüzüğü de
    Onu da çıkarın, onu da çıkarın

    -5-

    Tutumunuza bayılıyorum bana karşı
    Sevginizi pek güzel saklıyorsunuz
    Bir bakıyorum anlayışlısınız, incesiniz
    Sonra sırtımdan bıçaklıyorsunuz

    Kızmıyorum, üstelik hoşuma gidiyor
    Değişikliği severim, bilirsiniz
    İstiyorum kendinizi verirken
    Hep böyle canımı acıtsın elleriniz

    Sigaranızı avucumda söndürün dilerseniz
    Bırakın tenim yanabildiği kadar yansın
    Yeter ki doyalım artık birbirimize
    Dudağımda diş izleriniz kalsın...

    Ümit Yaşar Oğuzcan
#10.08.2011 16:46 0 0 0
#10.08.2011 16:07 0 0 0
#10.08.2011 15:49 0 0 0
  • noimage

    Gitmeler Önce Gözlerde Başlar...

    Önce gözler terk eder sevdiğini. Önce gözler uzaklaşır Sevdadan.
    Dilin tüm inkârına, sevdiğini inandırma telâşına karşı gözler anlatır doğruyu. Yalansız, riyasız söyleyiverir bittiğini. "Artık demir almak günü geldi bu limandan" der acımasızca.

    Bakarken içi titreyen gözler görmez olur seni
    İzlersin, yapacak bir şey yoktur çünkü. Hayatının tam ortasına gelip yerleştiği zamanı kabul ediş gibi, gidişi kabul edersin. Bilirsin ki her çaba boşuna. Gitmek düştüyse akla, her söz daha derin bir yara. Beklersin, sorgusuzca yerleştiği yüreğinin üzerine basa basa gidişini izlersin. Konuşmak nafiledir artık. Ne söyleyecek kelime, ne anlatacak duygu kalmamıştır.

    Sensiz nefes alamayandır giden. Yokken nefes alamadığındır. İnanamaz ama izlersin. Dilin de gözler kadar dürüst olacağı günü beklersin. Acıtır her yalan, her sahte dokunuş yakar tenini, beklersin.
    Mutluluğundur giden. Kalbin kanar ama izlersin. Söyleyemediklerinle yanmaya başlar boğazın.

    Hayallerindir, sevdandır giden. Kocaman bir boşluk bırakır ardında, doldurmayı öğrenirsin.
    Kendini hazır hissettiğinde, söyleyecek makul bir sebep bulduğunda, zamanı geldiğinde dillendirir gidişini. Bildiğin bir masalı anlatır gibi, oyuncularını, hikâyesini, sonunu bildiğin bir filmi izletir gibi. Anlatır, dinlersin. Gider, izlersin.

    Acı, izin verdiğin kadar acıtır bilirsin...

    Alıntı
#30.07.2011 17:25 0 0 0
  • noimage

    Sevdanın En Eğik Harfiyle Gülümse Bana..

    Gözlerimde sığıntı bir acı..
    Parmak uçlarımda dünden emanet bir satır başı.
    Ve hüzünden ayıklandığım yüreğin.
    Gönül çaydanlığında demledim hepsini.
    İki küp huzur ile karıştırıp
    Sevdayı yudumluyor dudaklarım..

    Unutulmuş yüzümün cesaretsiz yanını alıp çıktım senli yollara. Utangaç bakışlarımı gizlemek için dudaklarıma vurduğum peçe ile ne kadar haykırsam adını, duyulmazdı işte. Çıkmaz bir yolun sağında yer alan yeşil boyalı evimin pencerelerinden saldım ürkekliğimi. Kırsal ve bi o kadar karasal cümlelerimin içine yüzünün deniz kokularını serpiştirdim. Aşkın su yüzüne çıkmış tüm seceresini acıya yorarken, sen Elif oldun bir buğdayın en bereketli yüzünde. Karanlığa dem tutmuş bir yaranın en temiz yanında h sana koştum ben. Göz altı çukurlarına yaslayıp çocukluğumu, bir tren yolculuğuna bıraktım ertelenmiş güzlerimi.

    Ertelenmiş ve zamanı yitirilmiş nice cümlelerimi heybemdem fire verirken sen acıya olan bakiyelerini hala düşmedin mi sevgili ? Daha kaç kez yüreğinin tam alnı çatısından vurduracaksın kiralık katillerin ? Sen susuzluğuna dem vururken ben suskunluğumu gusle zorluyorum. Hüzzam makamına alşkın olmayan kulaklarımı senli şarkıların tınılarna alıştırırken gel karış uzaklığıma. Aceleci ve bi o kadar yorgun topuklu ayakkabı seslerini kum saatinin akışına uydurma. Ben sana kendini yorma dedikçe sen daha kaç kez ölü bir cesedin dört kollu tabutunu tek başına omuzlamaya devam edeceksin. Yoruldukça renksiz balonların peşinde ben gözyaşına esir edileceğim..

    Sana ve aşkına kasteden ellere kurban edileceksem, müsvedde kalbim hazırdır sevgili Yakılacaksa tam orta yerinden, ilmeklerimi sen ilmekle kefenimin. Ben seni aşkın Elif halinde sevmişken yeksenak bir ölümün ellerinde sana can vermek en büyük dileğimdir sevgili.Bilirsin senden önceki hiçbir uykum vapur sesinde uyanmadı ve hiçbir zaman dilimimin denize kıyısı yoktu. Çizgilerim hep çengelli iğne ile tutturulmuş bir muskanın ötesine geçememişti.

    Yüzünden düşen her bir gözyaşına,
    Ben her gece karanlığı kürtaja zorlayıp
    Sana umutlar buduyordum mutluluğun dallarından.
    Yüzünün çizgilerinden çekilen hayatın bir anına,
    İntihara meyilli cümlelerimi rehin verip
    Aceleci topuk seslerine,
    Şehrinin tüm uykularını uyandırıyordum.
    Ve sen kollarını iki yana açıp
    Bir iskelede orta yaş eklem sancılarını kanatırken
    Babamın öldüğü tarladan,
    Buğday sarısı saçlarıyla Elif'i sana yoruyordum..

    Ben bilsem de bildiklerimi,
    Sen bana belli etme bilmek istemediklerimi.
    Sen bir kum saatine ayarla işveli öpüşlerimi,
    Sen yüreğimi yüreğinde öptüğünde,
    En dar elbise giydirilsin cesedime.
    Bir martı kanadında taşınsın uzuvlarım.
    Ve yüreğimin üzerine soğuk bir demir parçası bırakılsın.
    Ve taşımaktan yorulduğun tabutu omuzla şimdi

    Eğik başını kaldır gökyüzünün mavisine.
    Umuda bir dem kat, utanmadan sıkılmadan mutluluğa karış.
    Utangaç gülüşlerinden bir damla hayat bağışla,
    Siyah renkli bir gül dalına.
    Bir gelinlik başı ile ört
    Gözlerimin en kahve yanına.
    Ve uyut beni gönül salıncağında.
    Kanamalarım durulmayacak biliyorum.
    Sen kapama en iyisi.
    En siyah yerinden öpüver yüreğimin.
    Ve aşkın Elif halinde gülümse bana.
    En sonunda Elif ol şiir sonu cümlerinde.
    Ve ben sana yar oldukça,
    Yüreğinin en eğik harfiyle gülümse bana...

    10 Ocak 2010

    Mavi Bilyeli Adam

    İsmail Sarıgene
#29.07.2011 19:42 0 0 0
#29.07.2011 10:24 0 0 0
  • noimage

    Gelmedin Asrevya! ....

    Sevgiler büyüttüm kır çiçeklerinden, güneşin kanını emen...
    umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil.
    dağlarda kar erirken ceylanlar emzirdim.
    melekler uyandırdım her tan ağardığında...
    Toplamak için düş kırıklarını aynalardan,
    mavi bir kuş tutup avuçlarıma,
    yıldızlarla selam yolladım dağ doruklarından...
    dudaklarıma gül ve rüzgar iliştirip bekledim her gece
    gelmedin Asrevya! ...

    Upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara
    beyaz günlere uzandım, beyaz atlarla sana kavuşmak için.
    sana getirsinler diye umutlarımı, güvercinler besledim...
    dudaklarımın arasından inleyen bir kaval sesiyle,
    her gece özlemler gönderdim, yalnızlık ve hüzün diyarından...
    duymadın Asrevya! ...

    Ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında
    al türkülerle inledim lekesiz sabahlara her bahar geldiğinde...
    özlemler kanatıp gecelerin sayfalarında,
    mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana...
    bilmedin Asrevya! ...

    Çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım,
    kanımda milyonlarca yıldız tutuştu,
    alevler içinde parlayan nehirler gibi yüreğime aktı hasret...
    her suyun sesine bir damla gözyaşı bıraktım senin için
    görmedin Asrevya! ...

    Bilki, sensiz uzak bir dağbaşı yalnızlığıyım
    ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
    seni özlemenin korkunç rüzgarıyla,
    göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut gibi
    her gece bir uçurumun kenarından kendimi bıraktım...
    görmedin Asrevya! ...

    Hasret ateşine bürünürken geceler
    uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda
    korkunç alevler içirdim seven yanıma...
    bir yanım iç çekmeyi ögrendi, bir yanım acı çekmeyi
    oturup ağladım gecelerce küskün ırmaklar gibi
    karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara...
    silmedin Asrevya! ...

    Ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan, alıp savuran yangınlara
    ey yüreğimin yegane sahibi, umudumun adresi
    gel al beni, şiirlerin ve sevgilerin diyarına götür
    yıldızlara götür, samanyoluna, ölümsüzlüğe, sonsuzluğa...
    sevgiyle yıka yüreğimi , hasretin ipeğiyle sar, aşkın öpücüğüyle öp...
    Hazan bahçelerinde yaralı bir güldür kalbim sensiz,
    dört mevsim aşkı ve hasreti kanayan...
    yüreğimde demlenen ay oldun her gece, gözlerimde çiçeklenen yıldız
    uzun saçlı hasretim oldun, bitmek bilmeyen gurbetin ahında...
    geçen bütün mevsimlerde seni bekledim, bütün trenlerde seni sodum...
    gelmedin Asrevya! ...

    Özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi buralarda
    firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
    bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
    benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler
    su içtiğim bütün pınarlarda seni susadım
    düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
    bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
    gelmedin, görmedin,
    bilmedin, silmedin Asrevya! ...

    Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
    uzaklardan taa... uzaklardan, acılar ve korkular diyarından
    bütün hasretleri yükleyip yüreğimin yangınına
    upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana...

    bekle Asrevya! ...
    Ve dudaklarından "seni seviyorum" diyen sesinin rüzgarıyla öleceğim...

    Nuri Can

#29.07.2011 09:48 0 0 0
#25.07.2011 19:05 0 0 0
  • noimage

    Sensiz Olmak

    nerde o denizim benim, lekesiz gökyüzüm?
    hani o içtikçe susuzluğumu arttıran çeşme?
    kim götürdü bakışlarımı, ne oldu gözlerime?
    hani benim ellerim, ayaklarım, saçlarım, yüzüm?

    bu ben değilim besbelli, bu bir başkası!
    gözlerim yabancı bakıyor gözlerime aynadan
    o kim? böyle durup durup beni aldatan?
    besbelli bir oyuna gelmişim açıkçası

    birini sevmişim besbelli, beni koyup gitmiş,
    ondan şimdi aradığım hep o, hep ben!
    o ikisi kırmış beni, yıkmış , incitmiş

    şimdi bilmediğim bir şarkı her yerde söylenen;
    sevinçten , mutluluktan , sevgiden uzak.
    ne acı! senin olmak , sende olmak , sensiz olmak!.

    Ümit Yaşar Oğuzcan
#25.07.2011 19:01 0 0 0
  • noimage

    Ayrılanlar İçin

    Yollarımız burada ayrılıyor
    Artık birbirimize iki yabancıyız
    Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
    Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız
    Her kaderin tesellisi bulunur, üzülme
    İnsan ne kadar sevse unutabilir
    Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
    Sen de unutursun bir gün gelir
    Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine
    Unutursun o günlerimizi, gecelerimizi
    O günlerce gecelerce sevişmelerimizi
    Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin
    Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
    Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır..

    Ümit Yaşar Oğuzcan
#25.07.2011 18:42 0 0 0

  • noimage

    Mavinin Derinlikleri...

    Kulağıma seni seviyorum demeni özledim
    Elimi tutmanı,sıkıca sarılmanı özledim
    Tenindeki menekşe kokunu özledim
    Kaybolan kelebekler gibiyiz şu an
    Hangi çiçeğe konsak boynunu büküyor

    Sensiz geceler geçmiyor üşüyorum artık
    Yanaklarıma damlayan gözyaşlarım
    Dudaklarımdan süzülüyor kalbime bir kurşun gibi

    İçim alev alev yanarken, yüreğim kan ağlarken
    Gözlerim gökyüzündeki umut kuşlarını ararken
    Bir uçurumun kenarında seyre dalarım ben
    Ne zaman mavinin derinliklerinde boğuşacağımı...

    Alıntı
#22.07.2011 00:48 0 0 0
  • Çocuk Sağlığı İçin - Sağlıklı Oyuncak Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli.

    noimage

    Çocukların gelişimi için son derece önemli olan oyuncaklar, dikkat edilmezse çeşitli şekillerde kazalara neden olabilir. Bunlar bazen oyuncaktan düşme başlarına oyuncak atılması veya oyuncağına takılıp düşmesi şeklinde olurken bazen de oyuncağın kendisinden kaynaklanan kazalar olabilir.

    Doğan Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Salih Şenli, özellikle boğulmalara dikkat çekerek: "Yönetmeliklere göre küçük parçalardan oluşan oyuncakların üzerine 'üç yaşın altına uygun değildir' uyarısı bulunmalıdır. Bunlara çıkabilir küçük gözü ve burnu olan oyuncaklar da dahildir.

    Çocukların özellikle oral dönemde ellerine geçirdikleri tüm nesneleri ağızlarına götürme alışkanlıkları göz önünde bulundurulmalı. Unutmamak gerekir ki oyuncakların neden olduğu en ciddi kazalar küçük çocukların ağızlarına oyuncağını sokmak suretiyle yaşanan kazalardır. Ayrıca çocuklar oyuncaklarıyla gözlerine ve kulaklarına da zarar verebilirler. Boğulmaya neden olabilecek oyuncaklar arasında; Legolar, piller, plastik torbalar, ipler vb. sayılabilir" diyor.

    Bunlara dikkat!

    • Bütün oyuncakları periyodik olarak kırık olup olmadığı ve potansiyel zarar durumları kontrol edilmelidir. Tahrip olmuş veya tehlikeli oyuncaklar derhal uzaklaştırılmalı veya onarılmalıdır.

    • Tahta oyuncaklar keskinleşebilir veya düzeylerinde kıymıklar oluşabileceğinden bu oyuncakların yüzeyleri zımparalanarak düzeltilmelidir.

    • Oyuncaklar kırıldığında kazalara sebep olabilecek sivri uçlar ve sivri noktalar ortaya çıkabilir bunun için hasara uğramış oyuncaklar kullanılmamalı.

    • Dışarıda kullanılan oyuncakların oyun sonrası saklanırken yağmurdan veya nemden paslanıp çeşitli şekillerde zarar vermemesi için uygun korunması gerekir. Bu oyuncakların paslanmış olup olmadığı, dışarıda kullanılan şişirilmiş oyuncakların da patlamış olup olmadığının sıkça kontrol edilmesi gerekir.

    Kaynak: Alıntı
#19.07.2011 11:06 0 0 0
  • noimage


    VAKİT AKŞAMA KİLİTLENDİ

    Vakit akşama kilitlendi
    Kuşlar da farkında mıdırlar bilmiyorum
    Bir gün daha geçip gitti ömrümüzden
    Bir elma daha düştü daldan
    Vakit akşama kilitlendi
    Atlar da farkında mıdırlar bilmiyorum
    Esintinin yönü değişti durup-dururken
    Gökkuşağı bilezikler takmışlar
    Ayakları görünmüyor halhaldan
    Vakit akşama kilitlendi
    Ya balıklar, onlar farkında mıdır
    Dayanılmaz boyutlarda çağrısı ötelerin
    Belki kaza, belki kader
    Denize bir insan düşüyor sandaldan
    Vakit akşama kilitlendi
    Ya gardiyanlar, onlar da farkında mıdır
    Bir gün daha eksilirken mahpusun cezası
    Tâdatta
    Bir ceset çıkıyor çuvaldan
    Vakit akşama kilitlendi
    Hamaklarda sallanıyor Don Kişot şairler
    Tanıklık yapmaya reşit değiller
    Bir daha, bir daha derken
    Son elma da düştü-düşecek daldan
    Vakit akşama kilitlendi
    "En büyük takım, bizim takım"dır
    "En büyük asker, bizim asker"
    Hep hava basıp durur körükler
    Kırmızı şeritli bir aferin gelecek diye
    Örümcek kraldan

    Bahaeddin KARAKOÇ
#18.07.2011 21:54 0 0 0
  • Jude Law Kimdir - Jude Law Biyografisi - Jude Law Resimleri - Jude Law Hakkında

    noimage



    Mesleği: Aktör
    Doğum Yeri: İngiltere - Londra
    Doğum Tarihi: 29-Aralık-1972

    Jude Law, İngiliz Aktör dünyaca tanınan sinema sanatçısı. Oyuncu şimdiye kadar 2 defa Oskar'a yaklaştı. İkisindede kıyısından döndü. Birinci adaylığı en iyi yardımcı erkek oyuncu dalındaydı ikincisi ise en iyi erkek oyuncu ödülünü almaya yakındı. Fakat olmadı. Biz artık onun 3. adaylığında bu ödülü alacağını düşünüyoruz.

    noimage



    Jude Law, 38 yaşında yani henüz meslek yaşamının neredeyse başlarında denebilecek yaşta. Tabiiki çok genç diyemeyiz ama yaşlıda değil. Hele birde bu meslek için yaşı gayet genç popüleritisine bakıldığında. Sanatçının gerçek adı David Jude Heyworth Law'dır.










    Görev Aldığı Filmler


    Repo Men, Repo Men, 2010, Oyuncu
    Dr. Parnassus, The Imaginarium Of Doctor Parnassus , 2009, Oyuncu
    Sherlock Holmes, Sherlock Holmes, 2009, Oyuncu
    Benim Aşk Pastam, My Blueberry Nights, 2007, Oyuncu
    Ölümcül Oyun, Sleuth, 2007, Oyuncu
    Ölümcül Oyun, Sleuth, 2007, Yapımcı
    Tatil, Holiday, 2006, Oyuncu
    Hırsız, Breaking and Entering, 2006, Oyuncu
    Kralın Adamları, All the King's Men , 2006, Oyuncu
    Daha Yaklaş, Closer, 2004, Oyuncu
    Göklerin Hakimi, The Aviator, 2004, Oyuncu
    Talihsiz Serüvenler Dizisi, Lemony Snicket's A Series of Unfortunate Events, 2004, Seslendirme
    Sky Captain ve Yarının Dünyası, Sky Captain and the World of Tomorrow, 2004, Oyuncu
    Alfie, Alfie, 2004, Oyuncu
    Tesadüfler, I Heart Huckabees, 2004, Oyuncu
    Soğuk Dağ, Cold Mountain, 2003, Oyuncu
    Azap Yolu, Road to Perdition, 2002, Oyuncu
    Kapıdaki Düşman, Enemy at the Gates, 2001, Oyuncu
    Yapay Zeka, A.I. Artificial Intelligence, 2001, Oyuncu
    Yetenekli Bay Ripley, Talented Mr. Ripley, 1999, Oyuncu
    Varoluş, eXistenZ, 1999, Oyuncu
    Esrarlı Ada , Presence Of Mind, 1999, Oyuncu
    Timsah Gözyaşları, The Wisdom Of Crocodiles , 1998, Oyuncu
    Yan Odadan Melodiler , Music from Another Room, 1998, Oyuncu
    Final Cut, Final Cut, 1998, Oyuncu
    Bent, Bent, 1997, Oyuncu
    İyi ile Kötünün Bahçesinde Geceyarısı , Midnight in The Garden Of Good And Evil , 1997, Oyuncu
    Gattaca , Gattaca , 1997, Oyuncu
    I Love You, I Love You Not , I Love You, I Love You Not , 1996, Oyuncu







    Kaynak: Alıntılar
#18.07.2011 12:56 0 0 0
  • noimage

    Türk`ün Kızı

    Pınar başına geldi
    Bir elinde güğümü;
    Çattı yay kaşlarını
    Görünce güldüğümü,
    Bağlamıştı gönlümü
    Saçlarının düğümü.
    Bilmiyordum bu örgü
    Acaba bir büğü mü?
    Sordum: Nerdedir yerin?
    Nedir senin değerin?
    Yedi kıral vurulmuş,
    Ne bu ceylan gözlerin?
    Hangisine varırsın
    Bu yedi ünlü erin?
    Şöyle dedi bakarak
    Göklere derin derin:
    Kıralların taçları
    Beni bağlar büğü mü?
    Orduları açamaz
    Gönlümdeki düğümü.
    Saraylarda süremem
    Dağlarda sürdüğümü.
    Bin cihana değişmem
    Şu öksüz Türklüğümü...

    Hüseyin Nihal Atsız
#18.07.2011 10:32 0 0 0