Sevda

Sevda

Üye
07.11.2009
Onbaşı
753
Hakkında



  • noimage


    Geliştirilen kılıf sayesinde güneş enerjisiyle cep telefonları şarj edilecek

    Alternatif enerjili elektronik cihazlar üreten Novothink'in, iPhone için özel olarak geliştirdiği ve Apple lisanslı ilk güneş enerjisi ile şarj etme özelliği olan taşıma kılıfı Surge'i pazara sunduğunu duyurdu. Şık tasarımlı, güneş enerjisi ile çalışan hibrid şarj aleti/taşıma kılıfı, iPhone kullanıcılarının iPhone'larını taşırken güneş olan her yerde cihazlarını şarj edebilmelerini mümkün kılıyor. Cihaz ayrıca florasan ışığında da kendini şarj etme özelliğine sahip. iPhone 3G ve 3GS uyumlu Surge kılıfları Haziran ayı itbari ile Türkiye'de Turkcell Flagship Store'larda satışa sunuldu...

    noimage

    GÜNEŞİN VE IŞIĞIN OLDUĞU HERYERDE ŞARJ İMKANI

    Güneş enerjisi ile şarjı sağlayan solar paneller içeren özel tasarımlı şarj aleti/taşıma kılıfının yanısıra, Surge USB 2.0 kablosu da içeriyor. Bu kablo standart USB portları ile uyumlu ve yüksek kapasiteli şarj etme ve veri alışverişi yapmayı mümkün kılıyor.
    Novothink Başkanı Ian Dorfman konuya ilişkin açıklamasında, "Surge solar panel teknolojisini günlük yaşama dahil etme yolunda atılan büyük bir adım. Yalnızca yüksek düzeyde fonksiyonel olmakla kalmayan aynı zamanda da ekonom ik olan, çevreye duyarlı bir mobil çözüm sunduğumuz için inanılmaz gururluyuz."

    Alıntı
#16.07.2011 03:02 0 0 0
#16.07.2011 02:42 0 0 0
  • Çapkınlık Bir Beyin Hastalığı mı?

    noimage


    İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram olan çapkınlığın sosyal yaşam, çevresel, kültürel ve psikolojik faktörlerden kaynaklanan, çok yönlü bir durum olduğu uzun yıllardır biliniyor.
    Peki ya çapkınlığın beyin fonksiyonları ile ilişkisini biliyor muydunuz? Beynin merkezinde bulunan D1 (dopamin 1) ve D2 (dopamin 2) reseptörlerinin çalışma şekillerinin kadın-erkek ilişkisinde büyük rol oynadığını belirten Reem Nöroloji Merkezi kurucu ve doktorlarından Mehmet Yavuz, çapkınlık ve beyin fonksiyonları arasındaki bu ilişkiyi bakın nasıl anlatıyor

    İlişkide beyin fonksiyonları büyük rol oynuyor. Yaşanan çevre, kültürel ve psikolojik fonksiyonlar hatta genler çapkınlık için sebep gösterilebiliyor. Oysaki bilimsel çalışmalar çok daha farklı bir sonucu ortaya koyuyor ve çapkınlığın bir beyin hastalığı olabileceğini söylüyor. İşte bu düşünceyi savunan uzmanlardan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, çapkınlığın bir beyin hastalığı olabileceğini, beyin merkezindeki reseptörlerin ilişkideki etkisini önemle vurguluyor

    Sadakat duygusu için D1 reseptörlerinin iyi çalışması şart
    Beynin accumbens merkezinde bulunan D1 ve D2 reseptörlerinin çalışma şekillerinin kadın-erkek ilişkilerinde büyük rol oynadığını belirten Dr. Yavuz, D1 reseptörünün devre dışı kalması ya da iyi çalışmaması durumunda sadakat duygusunda aksama olacağını belirtiyor. Bu reseptörün erkekte de, kadında da sağlıklı çalışmamasının her iki cinste çapkınlık eğilimine yol açacağını sözlerine ekliyor.

    "Reseptörler" ile "sadakat" arasındaki bağlantıyı vurgulayan Dr. Yavuz bu durumda "Çapkınlık bir beyin hastalığı mıdır?" sorusu üzerinde durulması gerektiğini belirtiyor ve ekliyor, "Çok eşli erkeklerde D1 reseptörlerinin aşırı çalıştığını, hovarda, bir kadından diğerine koşan ve sürekli kadın değiştiren erkeklerde ise D1'in aşırı etkisizliğini ifade edebiliriz."
    Bu durumun erkekler kadar kadınlar için de geçerli olduğunu belirten Dr. Mehmet Yavuz, D1 reseptörünün iyi çalışmasının şart olduğuna da vurgu yapıyor.

    Birçok rahatsızlığın tedavisinde başvurulan yöntem TMS, D1 ve D2 reseptörleri uyarabiliyor
    İtalyan ve Alman bilim adamlarının yaptıkları bir araştırmaya göre (ki, bu araştırma İstanbul'daki son Avrupa Nörofizyoloji Kongresi'nde bildirilmiştir) beyindeki Nucleus Accumbens bölgesinin TMS ile uyarılması cinsel gücü artırarak manyetik viagra etkisi yapıyor. Dr. Mehmet Yavuz'a göre beynin accumbens merkezinin TMS ile uyarılması sadece cinsel gücü artırmakla kalmıyor, aynı zamanda sevgi ve aşk duygularının da tavan yapmasını sağlıyor. Ayrıca accumbens bölgesinin TMS ile resetlenmesi, D1 ve D2 reseptörlerinin çalışmasını da düzene sokacağı için erkeklerdeki çapkınlığı önleyen bir tablo olarak da karşımıza çıkabiliyor.

    Alıntı
#16.07.2011 02:22 0 0 0
  • Yoksun Gözlerimde Bu Gece. . .

    noimage

    Yoksun gözlerimde bu gece,
    Karanlık ezer içimdeki türküleri.
    Uzat ellerini,
    Üşüyor yüreğim,
    Umutlarını ört üzerime.
    Islanıyor kirpiklerim.
    Yüreginle sil gözlerimdeki yanan denizleri.
    Yoksun,
    Gülüşlerimde bu gece.
    Yalnızlık deler icimdeki düşleri.
    Hasretine gebe gönlüme,
    Baharımsı gülüşlerini giydir.
    Ne olur dokun gözlerime.
    Yoksa, gözlerimden kayacak
    Sevdana gülümseyen yıldızlarım.

    Yoksun,
    Bozkırlarım yeşermiyor bu bahar.
    Kökleri yollunmuş tomurcuklarla
    Sarıyorum ıslak hasretini.
    Gözlerimde solmuş anılarla
    Soluyorum içimdeki sevgini.
    Bırak dökülsün gözyaşların
    Tozla toprağa karışmış yüreğime.
    Yoksun acılarımı son kez icime cekerken.
    Bir cüz daha iciyorum
    Hüznün okyanuslarından.

    En tuzlusundan,
    En acısından,
    Kana kana sensizliği iciyorum.
    İsmini sayıklayan dudaklarımla.
    Ne olur son kez ört üzerimi.
    Üşümesin karanlıklarda yüreğim.
    Gözyaşlarınla yıkayıp,
    Acılarınla kefenleyip,
    Yüreğindeki en sıcak yere göm beni...

    İsmail Sarıgene
#16.07.2011 01:13 0 0 0
  • noimage

    Adını Bilmeden Sevdim


    Ben, seni; adını bilmeden sevdim.
    Ve, "var"lığınla gülüşünü
    Ben seni, yaşını bilmeden,
    gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
    Ve, "yar"lığa süzülüşünü.


    Ben seni, sesini duymadan sevdim
    Ve duymadan nefesini.
    Ben seni adını bilmeden sevdim
    Ama; sevdim!..


    Üşüyüşünü sevdim
    Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü;
    "Gel, ısıt" deyişini!..
    Bekleyişini sevdim beşinci mevsimin gün bitimlerinde,
    bilerek gelmeyeceğimi
    Akşam alacalarının gönlüne yürüyüşünü sevdim
    Ve, kıpırtısız, karanlığa gömülüşünü sevdim.
    Bir de;
    "Gel, ışıt" deyişini!..


    Ben seni, adını bilmeden sevdim.
    İhtiyacım
    Cevabım
    İsimler koydum sana; bahar yelim, çiçek tarlam
    Gökkuşağım, ışığım
    Kuşkanadım, pembe rüyam, çiğ tanem
    Seni, adını bilmeden sevince öğrendim;
    seni sevmek için gerekmiyordu ismini bilmem
    Sevdim işte!


    Ben, seni; yaşını bilmeden sevdim
    Yani bilmeden sevdim deden yaşında mıyım, torununla akran mı!
    Ben seni, gözünü-kaşını bilmeden sevdim.
    Ben seni, sesini duymadan sevdim.


    Ve hatta öğrenmeye korkarken, bilmeye kıyamazken seni
    seni sevdim.
    Seni sevdim.


    İçime salıncaklar kurdum gönlümün ipleriyle
    Oturdun, sallayamadım; dokunurum diye korkumdan!
    Dolaştın boynuma bir sarmaşık gibi; okşayamadım.
    Koklayamadım!
    Dalgalarını taramamış olan parmaklarım yabancı saçlarına
    Ve hâlâ bilmiyorum, gözlerin ne renk?..
    Hangi yıldızlar mahpus içinde?


    Ve ben sana hâlâ seni sevdiğimi söyleyemedim!..
    Ama ben seni; adını bilmeden, yaşını bilmeden
    Yüzünü bilmeden, sesini bilmeden
    seni bilmeden sevdim.
    Seni, "bilmeden" sevdim!
    Senin olmadığın
    ve benim olmadığım bir sokaktaki köşebaşında çarpıştı duygularımız!
    Döküldü içindekiler ve döküldü içimdekiler
    Sen yoktun orda ve ben de yoktum;
    Ama sevda vardı!


    Ve, ben; seni adını bilmeden sevdim...


    Muammer ERKUL
#16.07.2011 01:02 0 0 0
  • noimage

    Okunmamış Son Kitapsın...

    Her an elime aldığım,
    Okuyabilmek için her yolu denediğim,
    Bazen harf,harf,
    Bazen de hece hece söküp okumaya çalıştığım,
    Fakat ne yaptımsa bir türlü okuyamadığım,
    Bende kalan okunmamış son kitapsın...


    Tam ki okuyorum zannettiğim,
    Ama bir türlü anlamını çözemediğim,
    Beni anlamsızlıklara iten kelimesin,
    Her halinle bana büyük bir bilinmezsin,
    Ne yakında ne uzakta erişilmez,bulunmazsın,
    Bende kalan okunmamış son kitapsın...


    Gönlümden gönlüne sözcükleri köprü etsem,
    Doya doya gözlerimden içsem seni,
    Belki içinde dünyalar gizli,okuyabilsem,
    Okudukca damarlarımda,gönlümde hissetsem,
    Sana ulaşsam,unutsam senden başka her şeyi,
    Ama gel gör ki ne mümkün canım,
    Bende kalan okunmamış son kitapsın...


    Bagışla,belki de ben bilemedim okuyup,anlamayı,
    Başaramadım bana açılan kucağa ulaşmayı,
    Gül kokan yari doyasıya koklamayı,
    Hasret kokan cümlelere son noktayı koymayı,
    Artık üzülmem,reva görsende bendeki cana kıymayı,
    Çünkü bende kalan okunmamış son kitapsın...

    Bilki bu sana son şiir,son sitemdir,
    Belki de yaşamımı bitiren son demdir,
    Sakın ha ardımdan üzülüp,ağlamayasın,
    Hele karaları hiç bağlamayasın,
    Ömrünce her daim mutlu kalasın,
    Artık bir kerecik olsun beni anlayasın,
    Ömrümden arda kalan okunmamış son kitapsın...

    Alıntı
#13.07.2011 11:26 0 0 0
  • noimage

    SERENCAM

    çabuk döker yapraklarını yalan ağacıgizlemez dalları çıplaktır
    acı kahvedeki telve serap
    sızlamazen güzel terane hakikattır

    alna yazılana kurbanım!
    bazen kader
    bir kürek mahkumunun terinde tuz
    bazen de inancın yolunda toz olmaktır

    herkes kendi göğünde hükümdar
    herkes kendi gönülgâhında sultan da olsa
    yaşamakzembereği gün be gün ölüme kurmaktır

    cennet
    entarisindeki gülleri sulayan küçük kızın yüzüdür
    hasret
    dokuz yıl on gündür doğuramamış
    etekleri ninnimemeleri süt dolu hamile kadındır
    kıyamet
    bir günsevgilinin bedenindeki ateşle yanma ihtimalini düşünmektir

    burkalı Afgan kadınının hayaligörülmektir
    düşmüşün hayali
    şifa diye yaralarına sürülmüş yangınları söndürmektir
    benimki ise
    cami avlusuna bırakılmış bebeğe güneş şefkati vermek
    evladı yitik bir ananın
    gül dalına astığı ağıtı okurken ölmek
    ve
    un ufak edilmiş bir züğürt mezarının yanına gömülmektir


    /insan olmanın bedeliyaşamak
    yaşamanın bedeli yanmaktır
    kaçakcı heybesinde haşişgerilla namlusunda kurşun
    yaraya saplanmış kör bıçak gibi
    güzel bir düşüntam ortasında uyanmaktır/

    1990

    tahsin özmen,bez bebekler de üşür,çatım ajans&baskı yay,ank,2006

    Tahsin Özmen
#13.07.2011 10:47 0 0 0
  • noimage
    Ceylan Seni Vuramam...

    Beni görünce kaçma ne olur
    Ceylan ben seni vuramam
    Saklananıp beni süzme ne olur
    Ceylan ben seni vuramam

    Tenhalarda bir gölgeyim
    Kimse bilmez ben nerdeyim
    Zalim bir avcı degilim
    Ceylan ben seni vuramam

    Dağlarda gezer dururum
    Akşam olur kaybolurum
    Belki bende vurulurum
    Ceylan ben seni vuramam

    Vuramam vuramam
    Ceylan ben seni vuramam...

    Yusuf Hayaloğlu

#06.03.2011 18:54 0 0 0
  • Kara Gözlüm Efkarlanma Gül Gayri...

    noimage

    Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri!
    İbibikler, öter ötmez ordayım.
    Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! '
    Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.

    Ah çekerim resmine her bakışta!
    Bir mahzunluk var o boyun büküşte.
    Emin ol ki, her sigara yakışta,
    Sanki, duman tüter tütmez ordayım...

    Mor dağlara, karargahlar kurulur;
    Eteğinde bölük bölük durulur...
    On dakika istirahat verilir;
    Tüfekleri çatar çatmaz ordayım! ..

    Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde;
    Sabır, sebat etmez gönül yurdunda!
    Akşam olur, tepelerin ardında,
    Daha güneş batar batmaz ordayım...

    Aramıza dağlar girmiş koskoca!
    Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce...
    Bir gün değil, beş gün değil, her gece,
    Yatağıma yatar yatmaz ordayım...

    Bahar geldi; koyun, kuzu koklaştı,
    İki aşık, senelerdir bekleşti...
    Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı;
    Vatan borcu biter bitmez ordayım!...


    Bekir Sıtkı Erdoğan
#18.02.2011 03:37 0 0 0
  • noimage

    Sen Gözlerimdin Benim...

    Hiç tükenmeyen bir pınar misali
    Süzülürken damla damla sular
    Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında
    Bazen buz kesmiş, kartal bakışlarında
    Bakarken bazen, yıldız parlaklığında
    Sen gözlerimdin benim.

    Sen sözlerimdin benim
    Dilimden dökülen bir çağlayan misali
    Ve yatağına sığmayan bir nehir
    Bazen bir çığlık sessizliğimde
    Bazen bir sitem haykırışlarımda
    Dökülürken dilimden, uçurumdan dökülür gibi
    Sen sözlerimdin benim.

    Sen ellerimdin benim
    Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali
    Bir sağa çekersin beni, bir sola
    Bazen savurursun açık denizlere
    Bazen vurursun acımadan kıyılarına
    Başıboş dümensiz, kapılacakken girdaplara
    Sen ellerimdin benim.

    Sen yüreğimdin benim
    Ritimsiz çalan bir saat misali
    Çalışıyorsun tik tak tik tak
    Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi,
    Bazen geri kalıyorsun, sanki yorgun
    Ha durdu, ha duracak hala sana vurgun
    Sen yüreğimdin benim.

    Sen herşeyimdin benim
    Düşlerim, ümitlerim,geleceğim
    Ellerimdin, gözlerimdin ve yüreğim
    Bazen kapılsamda umutsuzluklara
    Bazen kızsamda yüreğim alev alev
    Sen ne görürsün beni. ne duyarsın
    Yine de sen herşeyimdin benim
    Ve yine de herşeyimsin...

    Ayhan Akın
#30.01.2011 10:26 0 0 0
  • Konu: Gül
    noimage

    GÜL
    Gülün tam ortasında ağlıyorum
    Her akşam sokak ortasında öldükçe
    Önümü arkamı bilmiyorum
    Azaldığını duyup duyup karanlıkta
    Beni ayakta tutan gözlerinin

    Ellerini alıyorum sabah kadar seviyorum
    Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
    İstasyonda tiren oluyor biraz
    Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım

    Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
    Her nasılsa sokağa düşmüş
    kolumu kanadımı kırıyorum
    Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
    Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene...

    CEMAL SÜREYA
#30.10.2010 22:04 0 0 0
  • Asya-Afrika Yazarlarına

    noimage
    Kardeşlerim
    bakmayın sarı saçlı olduğuma
    ben Asyalıyım
    bakmayın mavi gözlü olduğuma
    ben Afrikalıyım
    ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
    sizin ordakiler gibi tıpkı
    benim orda arslanın ağzındadır ekmek
    ejderler yatar başında çeşmelerin
    ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
    sizin ordaki gibi tıpkı
    bakmayın sarı saçlı olduğuma
    ben Asyalıyım
    bakmayın mavi gözlü olduğuma
    ben Afrikalıyım
    okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
    şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
    şiirler bayraklaşabilir benim orda
    sizin ordaki gibi
    kardeşlerim
    sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
    toprağı sürebilmeli
    pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
    dizlerine kadar
    bütün soruları sorabilmeli
    bütün ışıkları derebilmeli
    yol başlarında durabilmeli
    kilometre taşları gibi şiirlerimiz
    yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
    cengelde tamtamlara vurabilmeli
    ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
    gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
    malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
    büyük hürriyete şiirlerimiz


    Nazım Hikmet Ran
#30.10.2010 22:02 0 0 0
#11.10.2010 11:20 0 0 0
#11.10.2010 11:16 0 0 0
  • noimage

    Bir fotoğraf karesiyle yaşar oldum seni , bir zaman buna mecbur , bir zaman bunla idare etmek zorundaydım..

    Resmine doya doya bakmak bir o kadar seni resimlerde öpmek bile yetiyordu bana..
    Şimdilerde yüreğim dolu,
    Seni ister oldu yanı başında .
    Gecelerde tanıdım seni , en derin olan sevdamla sevdim,
    Sevildimde biliyorum .

    Belkide öyle sanmak istiyorum .
    Kimbilir bu mektubumu ya okursun yada okumassın ama ben yinede yazıyorum sana, yüreğimden geleni kaleme dökerek .

    Sevgiyi, sevgimi anlatmak isterdim sana ama biliyorsun,
    Ben bu hallerde sadece susmayı ve özlemeyi tercih ediyorum,
    Özlüyorum seni de...

    Yüreğim bu aralar hepden kavrulmuş,
    Bir sesin bile duymaz hale geldim, oysa senin sesinle hayat buluyordu,
    Bu yüreğim..

    Şimdi yola çıkmam lazım, uzun olan yollar ve işler beni bekler, sana yine yazacağım..

    Dilde değil, kalemde varolacağım..
    Ama unutmaki,
    Aslında sen hiç yokdun, ben zaten yok olandım.
    Yıkılmamak için bu şart olandı...

    Biliyorsun asli kalbimde bir sevdam vardı,
    O beni yaraladı göç etti bu dünyadan...
    Ben ona, sen ise sende olana aitsin..

    Kabullenmek ve üzülmemek lazım diyorum...
    Seni yaşamakda,tanımakda,
    Çok güzeldi...
#09.09.2010 18:32 0 0 0
  • Bugün Bayram Videosu - Barış Manço Bugün Bayram şarkısı - Bayram videoları
    [DAILYMOTION]x2hciv[/DAILYMOTION]
    Sen gittin gideli içimde öyle bir sızı var ki
    Yalnız sen anlarsın
    Sen şimdi uzakta cennette meleklerle bizi düşler ağlarsın

    Bugün bayram erken kalkın çocuklar
    Giyelim en güzel giysileri
    Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi

    Sen yaz geceleri yıldızlar içinde
    Ara sıra bize göz kırparsın
    Sen soğuk günlerde kalbimi ısıtan en sıcak anısın

    Bu gün bayram çabuk olun çocuklar
    Annemiz bugün bizi bekler
    Bayramda hüzünlenir melekler
    Gönül alır bu güzel çiçekler...


#09.09.2010 10:41 0 0 0
  • noimage


    Bahar ve Ayrılık...

    Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir...
    Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan...

    Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...

    Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz. Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler...
    Açılır gidersiniz...

    Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...

    Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız. Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda...
    Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...
    El ele tutuşur yürürsünüz içinizdeki çocukla...
    O'nu büyütmekten korkarak...

    Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin...
    Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde...
    Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaat eder ardınız sıra...
    İçinizin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu... Sokakta ise dayanılması imkansız bir çimen kokusu...

    Sanki gitmek sadakattir; kalmak ihanet...
    Çünkü bahara söz geçmez. Önünde bir nisan sağınağı varsa geriye dönüp bakası gelmez insanın...
    Ilık bir rüzgar ruhundaki isyanı okşar...
    "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden...
    Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kıvılcımlanır...
    Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşa kalırsınız. Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...

    ...Coşkuları dizginliyebilene aşk olsun...

    Şimdi gitmek sadakattir; kalmaksa ihanet...
    Önüm sıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma...
    O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...

    Hep beraber...

    Can Dündar
#04.09.2010 11:42 0 0 0
  • noimage

    Nasılda gittin hiç acımadan
    oysa ellerim daha doyamamıştı sana.
    Tüm yaşanmışlıkları nasılda bir çırpıda silebildin?
    yaşanılan onca anı, çekilen onca acı
    hepsi ne kadarda güzeldi..

    zaten sen varsın diye her şey güzeldi.
    acılar bile senin eserin olduktan sonra çekilmez olmuyordu.
    Yaşadım seninle...

    ellerim seni arıyor şimdi
    son kez ellerimi tuttuğun geceyi hatırlıyor musun?
    ve bir daha hiç bırakmayacağına dair yeminler ettiğini
    İnanmıştım sana
    bırakmazsın beni sanıyordum..

    yalan mıydı yaşanılanlar?
    Söylesene beraber sabahladığımız gecelerde kurduğumuz hayallerin hepsi sadece birer avunuş muydu?..

    noimage

    Sevginle bitirdin beni
    bense seni sevgimle boğdum
    haklısın.

    bu kadar büyük bir sevgiyi kaldıramazdı yüreğin
    ve kaldıramadı da
    kahretsin ki yine ben haklıydım, her zaman ki gibi
    yaşattığın o büyük acı bedenime ağır geldi..

    kan kustum ama çok sevdim, hep sustum...

    noimage


    Kaybetmemekti tek istediğim
    bir kez daha böyle sevemezdi bu yürek
    Sevemedin ki

    sadece sendin o küçük yüreğimdeki bitmeyen sancım
    geceleri uyuyamadığım kabusumdun belki de
    yada görmekten hiç bıkmayacağım en güzel rüyalarımdın
    Yaşamımdın...

    Evet,benimle birlikte göçecekti sevdan yüreğimden
    nasılda güzeldi yaşanılanlar.
    her ayrılığın arkasından ağlamak bile güzeldi.

    Şimdi yoksun
    ve şimdi sadece bir ayrılığın arkasından ağlıyorum
    Senin arkandan..

    Gitmeseydin en güzel yarınlar, en güzel hayaller bizim olacaktı.
    Gitmeseydin bir ömrüm senindi
    Gitmeseydin..
    Keşke gitmeseydin...

    yalnızım şimdi, sensizim.
    Nasıl kopardın ellerini benden?
    Saçlarımın arasında kaybolan ellerini nasıl da çektin aldın?

    Her şey yarım şimdi.
    Acımasızdı zaman.
    Seni benden sorgusuzca, sualsizce alıp götürüyordu
    sen ise acımasızca gidiyordun...

    noimage

    Gitmeseydin balım,
    alıp gitmeseydin gözlerini benden..

    sevdim seni
    yaşattığın acı küçücük yüreğime sığmayacak kadar büyük olsa da
    yinede her şeye rağmen seninle geçirdiğim her an bu acıya değerdi
    İyi ki vardın!..

    (aLınTı)
#03.09.2010 20:52 0 0 0