Sevda

Sevda

Üye
07.11.2009
Onbaşı
753
Hakkında

  • noimage

    Kadınlar Bir Erkekte En Çok Nelerden Nefret Eder?

    Aşırı Sakal Bıyık: Yüzün şekline göre kesilmiş bıyıklar ya da sakallar elbette havanızı değiştirecektir, ama bunların uzunluğuna dikkat etmelisiniz. Bir kadının karşısında pala bıyıklarınızla çorba ya da ayran içiyorsanız haliniz harap! O kadın ne yapar? Kalkmaz mı sofradan?

    noimage

    TV Kumandası:Televizyonu kumanda eden alet erkeğin eline yapıştığı an, kadın için erkek gözden düşer. Bir kadının belki de erkekte en tahammül edemediği şey, hangi kanalda spor müsabakası varsa kanalı o yönde çeviren bir erkektir.

    noimage

    Ucuz Parfüm Kokusu: Umarız hala tütün kolonyasını parfüm niyetine kullanmıyorsunuzdur. Eğer parfümünüz yoksa kolonya da kullanmayın, daha iyi... Erkeklerde ucuz kokular kadınları resmen aynı kutuplu mıknatıslar gibi itiyor.

    noimage

    Bakımsız Tırnaklar: Kadınların erkeklerde ilk baktıkları yerlerden biri ellerdir. Bir erkeğin temiz elleri, diğer yerlerinin de temiz olduğu havası yaratarak kadının gözünde artı bir değere dönüşür. Eğri büğrü ve içinde siyah şeritler halinde kirler barındıran tırnaklarla bezenmiş bir eli hiçbir kadın tutmak istemez.

    noimage

    Burun Kılları: Nefes alırken tozun kaçmasını engelleyen bu faydalı kıllar, maalesef burundan fışkırma noktasına vardıklarında kadınları tiksindirmeye başlıyorlar. Çünkü nefes alıp verirken bile o kıllar hareket ediyor emin olun. Ama çaresi yok değil. Teknoloji gelişti, sırf bu is için tasarlanmış makineler çıktı.

    noimage

    Göbek: Aşırı kaslı vücutlu erkekler beğenilmediği gibi takdir edersiniz ki aşırı göbekli erkekler de beğenilmiyor. Önünüzde balkon gibi duran bir göbekle dolaşmayı istemezsiniz herhalde. Eğer bu ara biraz kaçırmışsanız ve göbeğiniz sizden önde gitmeye başlamışsa hemen kontrolü ele alın ve beslenmenize özen gösterin.

    noimage

    Fazla Kas: Aşırı kaslı vücutlu erkeklere sakin özenmeyin! Çünkü kadınlar bu tip vücutlu erkeklerden hiç hoşlanmazlar.
    Tamam, fit bir vücudunuz olsun ama fazla abartıldığında aşırı itici görünebilirsiniz..
#18.07.2011 03:26 0 0 0
#18.07.2011 03:11 0 0 0
#18.07.2011 03:01 0 0 0
  • 3 Renk Pasta.

    noimage
    Malzemeler:

    Bakımlıyız.Com - 3 Renk Pasta
    KEK İÇİN
    6 yumurta 100 gr tozşeker 100 gr un 50 gr nişasta 1 - 2 çorba kaşığı kakao
    1 tatlı kaşığı kabartma tozu tuz
    4 çorba kaşığı konyak

    İÇ MALZEME
    1 paket krema sertleştiricisi
    1 çorba kaşığı tozşeker
    50 gr çikolata rendesi 400 gr krem şanti
    200 gr böğürtlen (dondurulmuş)

    SÜSLEME İÇİN
    75 gr bitter çikolata 100 gr tozşeker
    20 gr kakao
    (Soğuma süresi: 2 saat)

    Nasıl Hazırlanır:

    1) Fırını 200 dereceye ayarlayıp önceden ısıtın. Böğürtlenleri oda sıcaklığında bekletin. Yumurtaların akını ve sarısını ayırın. Yumurta sarısı ve 75 gr tozşekeri çırpın. Yumurta akını tuzla katılaşıncaya kadar çırpın. Kalan şekeri de yavaş yavaş ekleyin. Un nişasta kakao ve kabartma tozunu yumurta sarısına ilave edin. Yumurta akını da ekleyin.

    2) Kelepçeli bir kalıba yağlı kağıt yayın. Hamuru kalıbın içine yerleştirin. Yaklaşık 30 dakika kadar pişirin. Ardından soğumasını bekleyip yatay olarak ikiye bölün. Konyak ile ıslatın.

    3) Krem şentiyi krema sertleştiricisi ve tozşekerle çırpın. Çikolata rendesini kremaya ekleyin. Bir kek parçasının etrafına kelepçeli kalıbı geçirin. Böğürtlenleri hamurun üzerine yayın. Kremanın dörtte üçünü böğürtlenlerin üzerine sürün. Kekin diğer yarısını kremanın üzerine kapatın. 1 saat kadar buzdolabında bekletin.

    4) Bu arada bitter çikolatayı kıyın. Küçük bir tenecereye alıp tozşeker 50 ml su ve kakao ile kısık ateşte şeker tamamıyla çözülene kadar eritin.

    5) Pastayı servis tabağına alın. Kalan kremayı kenarına sürün. Çikolatalı sosu pastanın üzerine döküp 1 saat buzdolabında bekletin..

    Alıntı
#18.07.2011 02:41 0 0 0
  • noimage

    Sen Beyaz Adam...
    Bana Renklimi Diyorsun?

    Doğduğumda Siyahım
    Büyürken Siyahım
    Güneşe Çıkarım Siyahım
    Korkarım Siyahım
    Hastalanınca Siyahım..
    Öldüğümde Hala Siyahım...

    Ve Sen Beyaz Adam...
    Doğduğunda Pembesin
    Büyürken Beyazsın
    Güneşe Çıktığında Kızarırsın
    Üşüdüğünde Morsun
    Korkarsın SapSarı olursun
    Hastalanırsın Yeşil olursun
    Öldügündede Gri'sin
    Ve Sen Bana Renkli Diyorsun he..?

    Dipnot: Afrikalı Zenci Bir Adam'ın 2005 Yılında En İyi Şiir Olmaya Aday Gösterilmiş Şiir'i
#18.07.2011 02:10 0 0 0
  • noimage
    Malzemeler:

    2 soğan, rendelenmiş veya robotta doğranmış
    750gr kıyma
    tuz ve karabiber
    1,5 tatlı kaşığı tarçın
    yarım tatlı kaşığı yenibahar
    100gr dolmalık fıstık
    ayçiçek yağı
    1kg domates, soyulmuş
    2 tatlı kaşığı toz şeker
    3 diş sarımsak (arzuya göre)
    notlar: ben soğanları ve sarımsakları rendeledim, yenibahar yerine köfte baharı, ayçiçek yağı yerine zeytinyağı kullandım.

    Hazırlanması:

    Soğanları rendeleyip veya doğrayıp sularını süzdürün. Geniş bir kaseye soğanları, kıymayı, tuzu, karabiberi, tarçını ve yenibaharı ilave edip yoğurun. (Ben bu aşamadan sonra üzerini streçleyip bir gece buzdolabında beklettim.)
    Harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar alın. Elinizle yuvarlayıp ortasını açın ve boşluğa 2-3 dolmalık fıstık koyup kapatın. (Eğer daha kolay olmasını isterseniz fıstıkları harca da ilave edebilirsiniz ama pişerken fıstıkların köftelerden ayrılma ihtimali olabilir.)
    Bir tabağa sıvı yağı koyun. Köfteleri yağda yuvarlayıp fırın kabına alın. Önceden ısıtılmış 200C/400F/Gas 6 fırında 15-20 dakika pişirin.
    Bu arada domatesleri soyun, robotta veya blendırda püre haline getirin. (ben rendeledim) Tuz, karabiber, şeker ve kullanıyorsanız sarımsağı ilave edin. (isterseniz bir limonun suyu ve pulbiber de ilave edebilirsiniz. Ben pulbiber ekledim.) Bu karışımı köftelerin üzerine dökün ve 35 dakika daha -bir defa köfteleri çevirerek- pişirin.

    Alıntı
#18.07.2011 01:39 0 0 0
  • noimage

    A.Şerif İzgören anlatıyor

    "İzgören & Akın'a toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var,bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar,siz de para üstünü alabılmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför,para üstü varmı diye aranmaya başladı.

    "Üstü kalsın kardeşim" dedim.

    Döndü bana doğru

    "Vaktin varmı ağabey ?" dedi.

    "Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)

    Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

    "Birader" dedim,"9.75 değil,10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"

    -Ne alacağım ağabey 50 krş.u

    -Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın.üstü kalsın demiştim.

    Döndü bana,attı kolunu arkaya :

    -Vaktin varmı ağabey

    -Var

    -Çek kapıyı o zaman

    Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

    5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösüründen,bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

    Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

    "Aha" dedim,"Bizim meslek", seminerci.

    - Ne anlatırdı baban

    - Hayattta nasıl başarılı olunur ?

    O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

    -Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun,evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken , biz de gülerdik. Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane,dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyor musunuz ?

    -Ne bıraktı ?

    -Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti,diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.

    Biz 5 kardeş,beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu,hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

    "Asıl mirası bizim baba bırakmış."

    Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür.

    Çok duygulandım,veda ettim,tam ineceğim :

    -Dur ağabey,asıl bomba şimdi.

    -Nedir bomban ?

    -Nerede oturuyoruz biliyormusun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.

    A.Şerif İZGÖREN'in kitabından aktarılmıştır.
#18.07.2011 00:19 0 0 0
#17.07.2011 23:12 0 0 0
  • noimage

    Antartika üzerindeki konumu


    noimage

    Vostok Gölü, R.V. Robinson adlı Rus pilotun 1961 yılında Antarktika'da keşfettiği 4.000 metrelik buz tabakasının altında bulunan 15 milyon yıl yaşındaki buzul gölü. 3.000 metre yüksekliğindeki Gamburtsev Dağları'nın ortasında bulunuyor.Vostok Gölü, yaklaşık olarak Sibirya’daki Baykal Gölü büyüklüğünde. Antarktika’nın 150 buzaltı gölünün en büyüğü, en derini, en izole olanı. Bölge eksi 89.2 derecenin kaydedildiği dünyanın en soğuk yeri.

    noimage

    15 milyon yıllık sır çözülüyor

    Rus bilim adamları, 15 milyon yıldır Antarktika’nın buzlarla kaplı Vostok Gölü’nün gizemini çözüyor.Göle ulaşmak için haftalardır buzu 3.750 metre delen Rus Kutup İstasyonu Vostok ekibi keşifle buz çağından önce dünyanın nasıl olduğuna, yaşamın nasıl oluştuğuna, bilinmeyen canlılara dair izler bulmayı umuyor. Valery Lukin adlı uzman, “Daha önce kimsenin ayak basmadığı hayalet gezegeni keşfediyoruz sanki. Ne bulacağımızı bilmiyoruz” dedi.

    Eksi 89.2 derece

    Vostok Gölü, yaklaşık olarak Sibirya’daki Baykal Gölü büyüklüğünde. Antarktika’nın 150 buzaltı gölünün en büyüğü, en derini, en izole olanı. Bölge eksi 89.2 derecenin kaydedildiği dünyanın en soğuk yeri.
#17.07.2011 16:23 0 0 0
#17.07.2011 14:01 0 0 0
  • noimage

    Moda: Beymen + Lacoste Tasarımı, Plaj Havluları..
    Tatil Şıklığını Sevenler İçin.

    noimage


    noimage


    noimage


    noimage


    Yeni Model Plaj Havluları


    YAZ modası yeni sezon plaj havlularını bir yaz tatili boyunca kullanabilmeniz için, yedek havlu yani ikinci bir plaj havlusu düşünedilirsiniz.
    Renkli ve desenli plaj havluları yeni havlular, yaz modası resimli erkek plaj havluları, yeni model plaj havlu çeşitleri, yeni yaz sezonu Beymen plaj havlu modelleri, orjinal Lacoste plaj havluları yeni çeşitleri ve fiyatları 49.90 tl.
    Yeni sezon Lacoste yeni moda plaj havlu tasarımları,
    Tatil hazırlıklarınız başladıysa en güzel plaj havlarından alarak işe başlayabilirsiniz.

    Tatil heyacanı ile birlikte alışverişlerinizde plaj havlularını almayı unutmamanızı tavsiye ederiz,
    İYİ TATİLLER..


    noimage

    Beymen plaj havlu modelleri, yeni model plaj havlu çeşitleri, mavi beyaz çizgili plaj havluları..


    noimage

    Beymen plaj havluları yeni renkleri, mavi lacivert Beymen marka plaj havluları

    noimage

    Lacoste pembe plaj havlu tasarımları, pembe Lacoste bayan plaj havluları

    noimage

    pembe çiçekli bayan plaj havlu modelleri çeşitleri, yeni trend pembe desenli genç kız plaj havluları

    noimage

    pembe renkli çok şık 1. kalite genç kız plaj havluları, yeni model plaj havlu tasarımı

    noimage

    lacoste mavi renk erkek plaj havlu modelleri, yeni model mavi plaj havlusu


    noimage

    plaj havlu örnekleri, yeni sezon plaj havluları

    noimage


    noimage


    noimage


    noimage


    noimage


    noimage

    noimage


    noimage

    Kaynak: Alıntılar
#17.07.2011 14:00 0 0 0
  • İnsanlarının eğlendikleri kadar aynı yoğunlukta çalıştıkları...

    Modern; 24 - saat yaşayan bir şehir Osaka...
    (Japonya)


    noimage

    Sakinlerinin çok çalışıp aynı yoğunlukta eğlendikleri Kansai Bölgesi'nin en büyük kenti olan Osaka farklı şekil ve boyutlardaki gökdelenlerle dolu... Kimi upuzun kule gibi gökyüzüne uzanıyor kimi at nalı ya da ters 'U' şeklinde... Hatta bazısı uzunluğunun yanında iskambil kâğıdı gibi ipince... Çok büyük şiddette deprem yaşayan Kobe'nin bu kadar yakınındaki bir kentin mimarisi ilk bakışta beni hem şaşırtıyor hem de hayran bıraktırıyor.


    noimage

    CANLI BİR TİCARET MERKEZİ

    2.7 milyon nüfusuyla Tokyo ve Yokohama'dan sonra Japonya'nın en kalabalık üçüncü şehri olan Osaka tarihi boyunca canlı bir ticari hayata sahip olmuş. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Japonya'nın eski başkentleri Kyoto ve Nara'nın yakınında bulunması ve giderek gelişmesi... Bu ideal konumu sayesinde Osaka 1500 yıldır Japonya'nın ticari merkezi olma özelliğini koruyor.
    Yüzyıllar boyunca tarih sahnesinde görünen hatta kısa bir süre Japonya'nın başkenti de olan Osaka asıl önemini büyük generallerden Toyotomi Hideyoshi'nin 16. yüzyılda burada Japonya'nın en muhteşem kalesini inşa etmesiyle kazanır. Hideyoshi ticareti destekler şehrin zenginleşmesini sağlar. Osaka Edo döneminde (1603-1867) pirinç ve pek çok ticari malın dağıtımında önemli bir merkez olur.


    noimage

    Ticaretle zenginleştikçe sanat ve yeme kültürü de gelişir Osaka'da. Bugün de Japonların geleneksel sahne sanatları olan klasik tiyatroları 'kabuki'yi ve kukla tiyatrosu 'bunraku'yu izleyebileceğiniz salonlar bulabilirsiniz. Geçmişi 794-1192 yıllarındaki Heian dönemine kadar uzanan Bunraku Kukla Tiyatrosu Osaka'da doğmuş. Ortalıkta alenen gözüken üç kukla oynatıcısı insan boyunun üçte ikisi yüksekliğindeki bu kuklaların sadece kol ve bacaklarını değil aynı zamanda gözlerini ve dudaklarını da oynatacak kadar marifetliler. Böylece kuklaların üzüntü neşe ve korku ifadeleri kolayca anlamlandırılabiliyor.


    noimage


    YÜRÜYEREK DEĞİL KOŞARAK!

    1970'te Dünya Expo 2002'de Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan Osaka telaşlı koşuşturmalı ve eğlenceli bir şehir. Osaka'da insanların dünyanın diğer yerlerinde yaşayanlardan daha hızlı yürüdüğünü söylerler. Örneğin tatlı bir rekabete giriştikleri Tokyolular ile aralarındaki farkı şöyle özetliyor Osakalılar: "Tokyolular yürüyen merdivenlerin sağını biz ise solunu kullanıyoruz." Böylesine hızlı bir şehrin gece hayatı da çok renkli. Tiyatroların dükkânların ve restoranların çevrelediği Dotonbori'yi zaten görmemeniz mümkün değil. Buranın bir özelliği de rengârenk tabelaları... Hava karardığında neon ışıklarının gün ışıyana dek süren dansını seyredebilirsiniz
    Osakalıların 'özdeyiş'lerinden biri de şu: Kyoto'da bıkıncaya kadar (orijinali patlayıncaya kadar!) kimono Osaka'da ise bıkıncaya kadar yemek görebilirsiniz. Öyle ki Osakalı aşçılar yerinde duramayan hemşehrileri için özel fast food çeşitleri geliştirmişler. Bunlardan biri de içi ahtapot parçalarıyla doldurulmuş bir çeşit mantıya benzeyen 'takoyaki'.

    noimage

    HEM EĞLENCE HEM ALIŞVERİŞ

    Osaka'da görülecek yerler arasında önceliği Osaka Kalesi'ne vermek gerekir. 1586 yılında Toyotomi Hideyoshi tarafından yaptırılan kalenin inşaatında yüz bin işçi geceli gündüzlü çalışmış. Japonya'nın birleşmesinde önemli bir görevi olan kale kayalık bir tepenin üzerine inşa edilmiş. Dışarıdan beş içeriden sekiz katlı olan ana yapısının en üst kattaki taraçasından tüm Osaka'yı kuşbakışı seyredebilirsiniz.

    noimage

    Hemen her büyük kentin görülecek dev akvaryum parkları var ama Osaka'dakinin bu gördüklerinizden bambaşka olduğunu söyleyebilirim. Kaiyukan adı verilen bu akvaryum parkı dünyanın en büyüklerinden... Biri dünyanın en büyüğü olmak üzere 14 su tankında balina köpekbalıklarından penguenlere 35 binden fazla türe ev sahipliği yapan akvaryum Pasifik Okyanusu'nun Ateş Çemberi (volkanik bölümü) ve Hayat Çemberi üzerine temalandırılmış.
    Amerika dışındaki tek Universal Studios da Osaka'da... Orlando'dakinin hemen hemen aynısı olan bu dev eğlence parkında Hollywood stüdyolarında dolaşabilir Jurassic Park'ta bir nehir macerası yaşayabilir 1930'ların New Yorku'nda gezinebilirsiniz.

    Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız Umeda ve Namba semtlerine mutlaka uğrayın derim. Özellikle Umeda'da sadece yerin üstünde değil yerin altında da hareketli bir yaşam göreceksiniz. Modern yeraltı çarşılarıalışveriş tutkunlarının aklını başından alabilir.

    noimage

    Kentin giriş kapısını da atlamamak lazım. Sadece Osaka'ya değil yurtdışından Japonya'ya gelen ziyaretçilerin de başlıca giriş yolu olan Kansai Uluslararası Havaalanı Osaka Körfezi'ndeki yapay dolgu bir ada üzerinde yapılan inşaatı ile de dillere destan. Uçtan uca 1.6 km uzunluğundaki terminal binası dünyanın en uzun binası ünvanına sahip. Havaalanının bir adım ötesi ise Nara Kobe ve Kyoto'ya götürür sizi...

    KOBE VE NARA
    Kobe Kansai bölgesinin Osaka ile birlikte en önemli limanlarından birisine sahip hızla gelişen bir şehir. 1868'de Batı'yla ticarete başlayan ilk şehirlerden biri olan Kobe'de yüzü aşkın ülkeden elli bin yabancı yaşıyor. Tepelerin üzerine kurulu Kobe'ye Osaka'dan trenle yarım saatte ulaşabilirsiniz.
    Japonya'nın en eski başkentlerinden biri olan Nara ise aynı zamanda Japon sanatları el sanatları edebiyat kültür ve sanayinin beşiği konumundaydı. Nara'da ziyaretçilerin en ilgisini çeken yerler arasında Nara Parkı bulunuyor. Efsaneye göre ilk kral Jimnu gökten indiğinde bir karacanın üzerinde Nara'ya gelmiş. Bu yüzden de bu parktaki karacalar aynı karacanın soyundan geldiğine inanılarak kutsal kabul ediliyor. Kentin ünlü yapısı ise Nara Büyük Budası'nın bulunduğu Todaiji Tapınağı. Bu tapınağın dünyanın en büyük ahşap yapısı olduğu iddia ediliyor.

    noimage

    noimage

    JAPON KÜLTÜRÜNÜN ANAYURDU: KYOTO

    Japonların geleneksel kültürünü paha biçilmez hazinelerini köklü bir geçmişe sahip tapınaklarını görmek isterseniz Kansai Havaalanı'na yaklaşık 1.5 saat uzaklıktaki Kyoto'yu mutlaka görün derim. Her ne kadar başkentliğini 1868'de adı önceleri Edo olan Tokyo'ya devretmek zorunda kaldıysa da halen Japonya'nın kültürel başkenti ve kesinlikle en güzel şehirlerinden biridir Kyoto.
    Sayısı 1600'ü bulan ihtişamlı Budist tapınakları 400'ü aşkın görkemli Şinto mabetleri kaleleri birer sanat eserini andıran Japon bahçeleri ve geleneksel ahşap evleriyle Kyoto bu ünvanları fazlasıyla hak eder. Burada küçük kanalları çevreleyen daracık sokaklarda dolaşırken kimonolu zarif bir bayanı
    bahçesindeki bonzailerin bakımıyla ilgilenirken görmeniz geleneksel Japon müziğinin ezgilerini duyduğunuz evlerden birinde randevusuna hazırlanan bir geyşaya rastlamanız mümkündür. Zamanın geriye doğru aktığını düşünürsünüz birden...

    noimage

    Kyoto'nun merkezinde sadeliği ile Japon mimarisinin en uç noktasını simgeleyen Kyoto İmparatorluk Sarayı bulunur. Shijo-Kawaramachi yakınındaki Gion köşesi her ne kadar son yüzyılda sayıları azalsa da geyşalarıyla ünlüdür. Burada geleneksel sanatları ve tiyatroları izleyebilirsiniz. Her biri 15 metre yüksekliğinde 139 sütunun üzerinde bulunan Kiyomizu Tapınağı'ndan tüm kenti tepeden izleme şansı bulacaksınız. 'Altın Ev' olarak da bilinen gösterişli Kinkakuji Tapınağı yalnızca taşların ve beyaz kumun kullanıldığı kendi başına sadeliği temsil eden taş bahçesiyle ünlü Ryoanji Tapınağı geleneksel Japon mimarisinin ve bahçelerinin en güzel örneklerinden biri olan Katsura İmparatorluk VillasıKyoto'da görülecek yerler arasındadır.
    Geçmişini unutmayangünün hiç bir anını israf etmeden yaşayan ve yatırımlarıyla yarına hazır olan bir ülkeden küçük bir kesittir Osaka..

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    Kaynak: Alıntılar
#17.07.2011 00:11 0 0 0
  • noimage


    Kayalardaki tuz uğruna 50 metrelik tehlikeli eğime meydan okuyorlar..

    Keçiler, tüm dünyada "inat"ları ve "tırmanma" kabiliyetleri ile bilinirler. Ama neredeyse düz denebilecek yapıdaki bir duvara tırmandıkları hiç görülmedi.
    İtalya'nın kuzeyinde Alpler üzerinde yer alan Cingino Barajı'nın duvarında düz yoldaymış gibi dolaşan keçileri görenler, gözlerine inanamadı.Yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki Cingino Barajı setinin üzerinde hiçbir tehlike yokmuşçasına dolaşan keçiler, herkeste şaşkınlık ve merak uyandırdı. Uzmanlara göre lezzetli küçücük bir ot parçasının bile bulunmadığı duvara böylesine tehlikeli bir tırmanışın tek nedeni var: Baraj duvarını oluşturan kayalardaki tuzu yalayabilmek.

    noimage



    noimage


    noimage


    noimage


    noimage

    Kaynak: Alıntılar
#16.07.2011 13:26 0 0 0
  • noimage
    ZEN pırlanta mücevherleri, 2011-2012 trend zen pırlanta broş

    noimage
    ZEN zümrüt bayan yüzük modelleri


    noimage
    ZEN pırlanta bayan inci küpe modelleri


    noimage
    2011-2012 yeni tasarım bayan tektaş yüzükleri


    noimage
    ATASAY nazar boncuklu bayan pırlanta yüzük modelleri


    noimage
    ZEN trend yeni tasarım bayan zümrüt yüzük modelleri


    noimage
    ZEN pırlanta bayan taşlı yüzük modelleri


    noimage
    ZEN mavi taşlı bayan tektaş yüzük tasarımları


    noimage
    2011-2012 model ZEN pırlanta byan tektaş yüzük modelleri


    noimage
    2011-2012 model ZEN nazar boncuklu bayan kolyeleri


    noimage
    Resimli pırlanta yüzük modelleri


    noimage
    ZEN pırlanta 2011-2012 model taşlı bayan yüzük modelleri

    Kaynak: Alıntılar
#16.07.2011 13:06 0 0 0
#16.07.2011 12:41 0 0 0
  • noimage


    Rüzgâr Saatleri...

    Gel benim ruhumun gerçek sesi gel!
    Yıllardır sönmeyen alevim, korum.
    Gel benim ömrümün hikayesi gel.
    Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorum
    Gökle yerin birleştiği kavşakta
    Seni bulup bulup kaybediyorum.


    İlkin rüzgâr değil sanki nefesti,
    Bir kez başlayınca estikçe esti...
    Sonra bir upuzun karanlık bastı.
    Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum
    Şimdi duraklarda her akşam üstü
    Seni bulup bulup kaybediyorum.


    Yitiksin baharlar, güzeller içinde
    Resimler, baharlar, sözler içinde.
    Bazen bir iz görüp izler içinde
    Cevap umuduyla titriyor sorum.
    Sonra en tanıdık yüzler içinde
    Seni bulup bulup kaybediyorum...


    Bekir Sıtkı Erdoğan
#16.07.2011 12:16 0 0 0
#16.07.2011 11:42 0 0 0
  • Şehr-i İstanbul

    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Ben sevgimi yüreğine kazımışım bu şehrin

    noimage

    Ayrılık bana komaz
    Hani duymasam
    Martı çığlığını ezan sesini

    noimage

    Hani görmesem
    Kız kulesini çırpınan denizini
    Belki terk etmek kolay olurdu bu şehri

    noimage

    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Kolay mıdır yardan ayrılmak...

    noimage

    Bu şehir minarelerini dikmiş yüreğime
    Kolay mı sanırsın yıkmak
    Gel vazgeç koparma gülü dalından
    Koma beni yurtsuzlar yurduna

    noimage

    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Bir yaz daha göreyim ölmeden
    Bir çay daha içeyim Büyükada da
    İlk baharında aşık olayım
    Son baharında yalnız kalayım
    Bir şiir daha yazayım n'olur
    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Bırak da kara topragının tadına varayım...

    Kahraman TAZEOĞLU

#16.07.2011 11:06 0 0 0
#16.07.2011 03:41 0 0 0