bilinen ve sıklıkla bacak veya kollarda görülen ödemlerin kesin tedavisinin 'süpermikrocerrahi' yöntemi olduğu bildirildi.
Lenfödemin veya halk arasında bilinen adıyla fil hastalığının tüm dünyada oldukça yaygın bir hastalık olduğunu vurgulayan Demirtaş, lenfödem hastalığının önemli bir bölümünün kanser hastalarına uygulanan cerrahi ve ışın tedavisinden sonra ortaya çıktığını, kanser tedavisinde artan başarıyla birlikte lenfödem hastalarında da artış görüldüğünü bildirdi. Demirtaş, lenfödemin yaygın bir hastalık olmasına rağmen bu hastaların kendilerini tedavi edecek bir merkez bulamadıklarını, çünkü bugüne kadar hastalığın tedavisinin mümkün olmadığını kaydetti. TÜRKİYE'DE İLK KEZ UYGULANDI
Hastalığın tedavisinde bir yöntem olan süpermikrocerrahi yönteminin dünyada yeni olduğunu anlatan Demirtaş, şu bilgileri verdi: "Bugüne kadar bu hastalığın kesin tedavisi mümkün değildi. Ne ameliyat ne de ilaç tedavisi ile başarılı sonuçlar elde edilemiyordu. Artık lenfödem hastaları için yeni bir ümit var. Bu da 'süpermikrocerrahi' yöntemi. Daha önce dikilemeyecek kadar ince olduğu düşünülen lenf damarları, süpermikrocerrahi yöntemiyle onarmak artık mümkün. Bu yeni yöntem çok özel aletlerle yapılıyor ve dünyada sadece birkaç merkezde uygulanıyor. Gururla söylemek isteriz ki bu merkezlerden biri de Ondokuz Mayıs Üniversitesi. Türkiye'de bu tedavi yöntemini ilk kez biz uyguladık ve başarılı sonuçlar elde ettik. Bu nedenle üniversitemize Ankara ve İstanbul'dan gelen hastalarımız var." SÜPERMİKROCERRAHİ YÖNTEMİ
Lenf kanallarının görevinin, cilt yüzeyine yakın kılcal kan damarlarının deri altına sızdırdıkları su ve protein gibi lenf sıvılarını toplayarak vücuttan atılmasını sağlamak olduğunu anlatan Demirtaş, bu kanalların tıkanması, tahribatı veya yetersizliğinde protein ve suyun dokular arasında birikerek sıklıkla bacak veya kollarda ödem oluşturduğunu bu ödeme lenfödem adı verildiğini anlattı. LENF DAMARLARI DİKİLİYOR
Uyguladıkları süpermikrocerrahi yöntemi ile ödem oluşan kol veya bacakta küçük kesitler açarak, mikroskop yardımı ile lenf damarlarını tıkalı olmayan toplardamarlara diktiklerini bildiren Demirtaş, "Lenf damarları gözle görülemeyecek kadar küçük oldukları için ameliyatı ancak mikroskop yardımı ile yapabiliyoruz. Ameliyatlar ödeme bağlı olarak ortalama 6-8 saat sürüyor. Tedavinin etkisi ise zaman geçtikçe kendini gösteriyor, zamanla ödemler inerek, kol veya bacak normal görüntüsüne kavuşuyor" dedi.
OMÜ'de süpermikrocerrahi yöntemini uygulamaya 6 ay önce başladıklarını ve son bir ayda 5 hastaya ameliyat yaptıklarını kaydeden Demirtaş, uyguladıkları yöntemden başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi.
Uzay neşteri adı verilen bu tedavi ilk kez Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi tarafından uygulanacak.
Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi, Türkiye'de ikinci Ankara'da ise ilk kez uygulanacak "uzay neşteri" teknolojisini tanıttı.
Bilgisayar kontrollü robot teknolojisinin kullanıldığı uzay neşteri sistemi, beyin ve boyun tümörlerinin yanı sıra vücudun diğer kısımlarındaki tümörlerin tedavisinde kullanılıyor.
Bu sistemin var olan diğer sistemlerden en büyük ayırıcı ve olumlu özelliği bir çerçeve ya da can acıtıcı bir mekanizmanın içine hastayı sokmadan tedavi edebilmek. Getirdiği esneklik sayesinde vücudun diğer bölgelerindeki tümörlerinde de -sınırlar içinde kalmak şartıyla- tüm vücudu ilgilendiren tümörlerde kullanma imkanına sahip.
Mevcut teknolojide kanserli dokuya uygulanan ışın tedavisi çevredeki doku ve organlara da zarar verirken bu risk yeni sistemle en aza iniyor.
Sistem yeni olduğu için sosyal güvenlik kuruluşları bu teknolojiye özel bir ödeme yapmıyor. Bu nedenle hastanın da maliyete katılması gerekiyor.
Devlet tarafından 6 milyar YTL ödenen tedavi için hastadan istenen ek katkı miktarı 4 milyar YTL.
Her daim bakımlı saçlar için, saç bakımının püf noktalarını bilmek yeterli...
* Sıcak su, saç diplerindeki yağ salgılayan bezlere zarar verdiği için saçlara zararlı olacağından kaçınmak gerekir. Saçlarınızı her hava şartına rağmen soğuğa yakın ılık suyla yıkamanızda fayda var.
* Saçlarınızı yıkarkan saç diplerinizi tırnağınızla kazımak yerine, parmak uçlarınızla masaj yaparak yıkamayı deneyin, böylece kan dolaşımını hızlandırıp, saçlarınızın daha sağlıklı olmasını sağlamış olursunuz.
* Saç renginizi doğal yollarla değiştirebileceğinizi biliyor muydunuz? Sarartma işlemi için, 100gr. ıhlamuru yarım litre suda 20 dakika kaynatın. Süzgeçten geçirerek tortusunu temizledikten sonra saçlarınızı bu suyla ıslatın ve güneşte kurumaya bırakın.
* Saçlarınızın daha parlak ve sağlıklı olmasını istiyorsanız en pratik çözüm yolunu denemelisiniz. Bir su bardağı iyi cins sirkeyi, iki litre ılık suyla karıştırın. Saçlarınızın şampuanını akıttıktan sonra bir kez de bu karışımla durulayın. Bir süre sonra saçlarınızın parlıklığına inanamayacaksınız.
* Yağmurlu bir günde saçınızın formda olmasını istiyorsanız, saçınızı şekillendirirken sadece dip bölgelere jöle uygulayın. Böylece sabit bir form kazanmış olan saçlarınız, banyo yapana kadar şeklini koruyacaktır.
* Beyaz saçları uzun süreli ve tamamen kapatabilmek için kahve tonlarını tercih etmenizde fayda var. Bu tonlarla saçlarınız doğal bir görünüm kazandığı gibi beyaz saçlarınız da tamamen kapanmış olacaktır. Kızıl ve sarı renkler beyaz saçları kapatmak için, doğru bir tercih olmayacaktır.
* Acilen evden çıkmanız gerekiyor ama saçlarınızı yıkama ihtiyacı içindesiniz... Hiç panik yapmayın ve hemen saçınıza bir parça sprey sıkın ve saçınız sanki nemliymiş gibi fön makinasıyla kurutun. Böylece saçınızı yeniden şekillendirebileceğiniz gibi uyurken oluşmuş kat izlerini de ortadan kaldırabilirsiniz.
* İş yerinizdesiniz, iş çıkışı için bir davet aldınız ve fön makinanız yok... Saçlarınızı öne eğerek saç diplerinize sprey sıkın, sonra da saçlanızı tepeden atkuyruğu yaparak toplayın. İşten çıkmadan önce saçlarınızı açın, tüm gün atkuyruğu olarak duran saçlarınızın havalanmış ve adeta fönlenmiş gibi durduğunu göreceksiniz.
Kadinlarin çogu için dis görünüs fazlasiyla önemlidir. Ancak bunu bir sekilcilik ya da gereksiz bir heves gibi algilamamak gerek. Çünkü dis görünüs sanildiginin aksine bir kadinin iç dünyasi hakkinda çok önemli ipuçlari verir. Tabii bu kadin modayi körü körüne takip etmiyorsa... Modayi kendi tarzina uyarlamayi, kendine yakistirmayi ve dolayisiyla kendi modasini yaratmayi basaran her kadin tektir, kimseye benzemez. En yakin arkadasliklarda bile moda, ayirici bir faktör. Tutucu ve klasik bir giyim zevkine sahip bir kadinin en iyi dostu son derece renkli, çilgin giysileri ve degisik saç modellerini tercih edebilir. Kadinlar arasi , dostluklarda giysiler (ayni gün ayni bluz giyilmedigi sürece) sorun degildir. Peki ya erkeklerle olan duygusal iliskilerde? Isin içine erkekler girince durum biraz daha farkli. Çünkü erkekler aslinda kadinlardan çok daha sekilcidir. Üstelik çogunun giyim konusundaki görüsleri de tutarsizdir. Örnegin mini etek, derin gögüs dekolteli bir bluz, topuklu ayakkabi veya kipkirmizi tirnaklar erkekleri bastan çikarmaya yeter de artar bile. Böyle kadinlari nerede görseler bakar ve hayran olurlar. Ama ayni seyleri sevgililerinde görün-ce kiyameti koparir ve bu sekilde disari çikmalarini istemezler. Nedeni ise basit: Korku. Seksi kadinlara ilgi duyan ve seksiligi "sekse davet" olarak algilayan bir erkek, baska erkeklerin de sevgilisine ilgi duyacaklarindan, hatta onu bastan çikarmaya çalisacaklarindan korkar. Bütün bunlar tabii ki tüm erkeklerin ayni zevklere sahip oldugu anlamina gelmiyor. Farkli erkek tipleri, kadinlarda farkli giyim tarzlarini begenirler,
iste bu erkek tip-lerinden bazilari:
SportIf erkek: Maceraya çok düskündür. Dagcilik, rafting, yamaç parasütü, ralli gibi tehlikeli sporlari ve motosiklete binmeyi sever. Dogal olarak da kendisi gibi spor giyinen kadinlari begenir. Birlikte oldugu kadinda bol pantolonlar, dar ve sade tisörtler, spor ayakkabilar ve kisa saç hosuna gider. Makyajdan, aksesuvarlardan, ojeli ellerden ve yapili saçtan ise nefret eder.
Klasik erkek: Düzenli ve saygin bir isi vardir ve çogunlukla takim elbise giyer. Kaliteli restoranlara ve barlara gitmek en büyük zevkidir. Yanindaki kadindan da hep bakimli, hafif makyajli, iyi giyimli ve zarif olmasini bekler. Tayyörler, klasik kesimli elbiseler, ipek bluzlar, incecik çoraplar ve topuklu ayakkabilardan hoslanir. Salas görünümden, koyu renk ojelerden nefret eder ve böyle görünen kadinlarin yanina bile yaklasmazlar.
Grunge erkek: Rock müzik, hayatinin önemli bir parçasidir ve rock barlardan çikmaz. Bu müzigi bir hayat felsefesi olarak görür ve o felsefeye uygun, biraz düzensiz bir hayat sürer. Kadinlarda daginik bir görünüm, koyu makyaj, zincir ve piercing gibi aksesuvarlar; upuzun, topuklu çizmeler; siyah agirlikli seksi giyim tarzi ve koyu renk ojeli tirnaklar hosuna gider. Mini etek, uzun deri ceket, dar kot pantolon ve gümüs takilar, bir kadinda begenebilecegi ayrintilardir.
Hippi erkek: 68 kusagindan kalma bir görüntüsü vardir. Sanata ve güzelliklere asiktir, edebiyatla ve Dogu felsefesiyle yakindan ilgilenir. Evde oturup bitki çayi içmek ve yerel müzikler dinleyerek arkadaslariyla entellektüel sohbetler etmek en büyük zevkidir. Kadinlarda Hint tarzi uzun elbiseleri, el yapimi boncuklu kolyeleri, bele kadar gelen, upuzun ve ortadan ayrilmis saçlari begenir. Üzeri boncuklarla isli çantalardan, parmak arasi terliklerden, renkli bileziklerden, islemeli yeleklerden ve askili, batik tisörtlerden de çok hoslanir.
İnşaat sektörünün son birkaç yılda patlamasıyla beraber yeni ev alanlar evlerini dekore etme telaşına düştüler. Bu sayede de dekorasyon eşyaları satan dükkanlar altın çağını yaşamaya başladı. Yüzlerce seçenek arasından kendilerine uygun eşyaları seçmeye çalışan ev sahiplerinin en çok zorlandığı konu başlığı ise küçük ayrıntıların büyük farklar yarattığı dekorasyon.
Ev modasının her mevsim değiştiği günümüz dünyasında demode bir evde yaşamamak için dikkat edilmesi gerekenleri sıralıyoruz. Ev dekorasyonu uzmanları, dekorasyondaki son modayı doğal maddelerin kullanıldığı kaplamalar olarak gösteriyor. Dekoratörler, ahşap,çamur ve kilden oluşan yer ve yüzey kaplamalarının 2007'de dekorasyon malzemelerinde bolca göreceğimiz görüşünde. Duvar renklerinde ise açık ve parlak renklerin moda olacağını belirten dekoratörler, mobilyalarda cilalı ve parlak modellerin ön plana çıkacağının altını çiziyor.
Ağır mobilya ürünleri yeniden moda olurken, parlak taşlarla süslü şöminelerin de son akımlar arasında olduğunu vurgulanıyor. Kanepelerin üzerine geniş ve süslü örtülerin örtüleceği 2007 yılında görkemli cam avizeleri de yeniden moda olacak. Yapay ürünler dönüyor Doğal maddelerin yerine yapay ürünler geri dönecek. Örneğin zeminler çamurdan yapılmış killerle kaplanacak. 2007 yılına, geri dönüşümden kazanılmış ahşaplarla kaplanan mobilyalar damgasını vuracak. Dekoratörler, değişen gündelik hayata uygun odaların da bulunduğu bir ev organize etmenin önemine işaret ederken, bunların arasında fazla seyahat eden ev sahiplerinin ihtiyaçları doğrultusunda evlerine gardırop odası yapmanın önemine dikkat çekiyor.
Çoğunlukla çatı altına atılıp da bir daha bulunamayan seyahat çantaları için özel bir gardırop yapılmasının kullanışlı olacağını belirten uzmanlar, bu odanın yanı sıra her evde mutlaka çamaşır odasının da bulunmasının yararlı olacağı düşüncesinde. 2007 dekorasyonunda son modalar bunlar