Malzemeler
Hamur Malzemesi
20 çorba kaşığı un
150 gr margarin
1 çay bardağı su
Malzemesi
1 kabak
1 demet taze soğan
2 domates
2 çorba kaşığı tavuk eti
1 su bardağı bezelye
Sos Malzemesi
1 su bardağı süt
100 gr krema
2 yumurta
3 çorba kaşığı un
Tuz, beyazbiber, kırmızıbiber
Yapilisi
Su, tuz, un ve margarini mutfak robotunda yoğurarak hamur haline getirin. Bu hamuru buzdolabında 1 saat dinlendirin. Sürenin sonunda kenarları dışarı gelecek şekilde fırın tepsisine yayın.
Sebzeleri yıkayıp, kabuklarını temizleyin ve ufak ufak doğrayın. Hamurun üzerine sebzeleri ve tavuk etini yayın. Bezelyeyi dökün.Sos malzemelerini iyice karıştırıp sebzelerin üzerine dökün.
Fırında 200 derecede 45 dakika pişirdikten sonra sıcak olarak servis yapın
Malzemeler
1 kg ortaboy kabak
250 gr yoğurt
2 diş dövülmüş sarmısak
1 tatlı kaşığı tuz
1 demet dereotu
5-6 tane siyah zeytin
Yapilisi
Kabakları kazıyıp kalın halkalar doğrayın. Tuzlu suda yumuşayana kadar haşlayın. Hafifçe bastırarak suyunu iyice süzün.
Bir kaseye yoğurt koyup ezin.Yoğurt, sarımsak, tuz, ince kıyılmış dereotu ve kabağı iyice karıştırın. Siyah zeytin ile süsleyip servise sunun.Çok iyi bir diyet salatasıdır.
Hastalıkların önlenmesinde beslenmenin büyük rol oynadığı bilinen bir gerçek. Bazı besinleri tüketerek görülme oranı hızla artan diyabetin de önüne geçmek mümkün. İşte diyabeti önleyen besinler.
ANTİ DİYABETİK GIDALAR Elma: Son zamanlarda 'Her gün 1 elma doktoru uzak tutar' sözünü duymaya oldukça alıştık. Farklı iklim şartlarında farklı besinsel içerikler ve aroma ile yetişen bu meyveyi diyet dışında tutmak için hiçbir negatif etkisi olmadığı gibi aksine her geçen gün faydaları ekleniyor. İyice yıkadıktan sonra kabukları ile yenen elmanın tokluk hissi sağlaması yanında kabuğa yakın yüzeyde bolca bulunan kuersetin isimli antioksidanlarla şeker hastalığına iyi gelen özelliği dikkat çekiyor. Öte yandan tarım ilaçlarının etkisini sıfırlamak için mutlaka ovarak, akan temiz sularla yıkanmasına dikkat edilmeli. Kuşkonmaz: 2000 yılı aşkın süredir şifalı bitki olarak bilinen kuşkonmazın tüm dünyada kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor. Yoğun vitamin mineral içeriği, bitkisel kimyasalları ile başta diyabet, kalp sağlığına faydaları, barsak aktivitesini artırıcı özellikleri ile bilinen lezzetli, aromatik bir besindir. İçeriğinde yer alan glutatyon antioksidan içeriği ile kan şekeri dengesinin sağlanmasında destek sağlar.
Türk mutfak kültüründe çok da yer almayan bu sebzeyi salata, ızgara sebze, makarna, et yanına sos olarak kullanabileceğiniz gibi hafif limon,sirke ve zeytinyağı ile haşlanmış olarak da tüketebiliriz. Kuru baklagiller: Şeker hastalarının yanlış bildiği diyet hatalarından biri de kuru baklagilin şekeri yükselteceği ve bu nedenle beslenme planından çıkarılması gerekliliğidir. İçeriklerindeki posa ve fitonutiriyenlerle kalp sağlığına destekleri dışında şeker hastalığına karşı savunma geliştirmenize yardımcı olabilecek kuru baklagiller ana yemeklerde önerilen porsiyonlarda kullanılmasında büyük fayda var.
Minicik görüntülerine rağmen bugünkü ilaçların başaramadığı dengeyi kurabilen kuru baklagiller doğru beslenmenin kare aslarıdır. Kan şekerinin en iyi dengede tutan kuru baklagil öğünleri bu özellikleri yanında insulin seviyelerini de dengelemeye yardımcı olur. SOYA İYİ KOLESTEROLÜ ARTIRIYOR
Yapılan çalışmalar soya proteinin diyabete bağlı komplikasyonları azalttığını ve kolesterol profilini iyi Diyetisyen Berrin Yiğit:"Doğru beslenerek şeker hastalığından korunmak mümkün."
yönde geliştirdiğini gösteriyor. İllinoi Üniversitesi tarafından Ağustos 2004'te yapılan çalışmada iki gruba ayrılan deneklerden bir grup soya proteini ile beslenirken diğer grup inek sütünden elde edilen kazein proteini ile beslenmiş. Soya tüketenlerde albumin (albumin artışı böbrek fonksiyonlarındaki defektleri gösterebilen bir parametredir) yüzde 9,5 oranında düşerken, kazein tüketen grupta yüzde 11,1 oranında artmış. Öte yandan yine soya kullanıcılarında iyi huylu kolesterol olan HDL'de yüzde 4,3'lük artış gözlenmiş. Kırmızı Biber: Kırmızı pul biber kan şekerinden ani düşüşlere sebep olabilecek aşırı insulin salınımlarının önüne geçer. İçeriğindeki kapsaisin, antioksidanlar,C vitamini ve karotenoidler sayesinde insulin regülasyonu sağlayabilmekte. Kırmızı benekli yediğiniz her yemek insülinin daha dengeli salınımın ve ekonomik kullanımı için metabolizmaya yardımcı olacaktır.
American Journal of Clinical Nutrition dergisinde Temmuz 2006'da yayınlanan bir çalışmada kırmızı pul biber yenen öğünlerde kan şekerini düşürecek insulin gereksinimlerinin azaldığı gözlenmiş. Düzenli kullanımlarda ise bu oranın oldukça azaldığı görülmüş. Öte yandan beden kitle indeksi yüksek olan bireylerde sonuçların daha da başarılı olduğu gözlenmiş. Balık: Kalp dostu olarak bilinen balık içeriklerindeki elzem yağlarla kan şekeri dengesine de katkı sağlayabilin besin maddelerinden biri. Yağlı tohumlar: Yüzyıllardır insanoğlunun en zengin besinsel içeriği ve enerji değerine sahip olan yağlı tohumlar vitamin mineral kapasiteleri dışında, sağlıklı yağ asidi kompozisyonları ile de kalp, cilt sağlığı ve kan şekeri dengelerine yardımcıdır. Yemek sonrası kan şekerini düşürebilen, içeriğindeki antioksidanlarla serbest radikalleri süpürebilen badem, yağlı tohumlar arasında önerilen seçimlerdendir. Portakal ve diğer turunçgiller: Oldukça zengin vitamin içeriği ve şekerli tadına rağmen glisemik
indeksi düşük olan portakal, tercih edilmesi gereken bir meyve. Flavanoidler, karetonoidler, terpenler, pectin ve glutatyon gibi serbest radikal denen hücre sağlığı için tehlikeli ajanları nötralize eden fonksiyonel ögeleri ile şeker hastalığının önlenmesinde gerekli bir meyve grubu. Soya fasulyesi: Kuru baklagillerden farklı başlık altında yazarak ekstra bir itibar katmak istediğim soya zengin protein yapısı ve fitoösterogen, izoflavon, saponin bileşikleri ile kan şekerini harika dengeleyen bir besin. Çay: Türk halkının en belirgin alışkanlıklarından biri olan çay doğru demleme ilkelerine dikkat edilmek ve doğru sıklıkta tüketilmek şartıyla oldukça iyi bir antidiyabetik besin sayılabilir. İçeriğindeki kateşinler ve taninlerle bu faydaları gösteren çay hiç de korkulacak bir içecek değildir yeter ki şekersiz ve açık demlensin. Tam tahıllar: Atalarımızın temel besin kaynağı olan tam tahıllar maalesef modernleşmeyle birlikte azaldı ancak yapılan klinik çalışmaların çarpıcı sonuçları ile tekrar doğala dönüş için çalışmalar hızlandı. Saflaşmış, allanıp pullanıp market raflarını süsleyen yoğun şeker, gıda katkıları ve minimum besleyiciliğe sahip hamur işlerine hayır demek belki de en önemli antidaiyabetik hareket olacak. İçeriklerindeki lif, vitamin, minerallerle değer kazanan tam tahılların kan şekeri dengesine faydası kadar insulin duyarlılığını da iyileştirici etkisi bilinmektedir. Vişne: Antosiyaninlerden zengin vişne tatlı zevkini baskılarken içeriğindeki antioksidanlarla da antidiyabetik gıda olarak kabul edilebilen meyveler grubunda. Journal of Agricultural and Food
Chemistry dergisinde Ocak 2005'te yayınlanan bir çalışmaya göre vişne ve buna benzer kırmızı, mor meyvelerde yer alan nutriyenlerin diyabetiklerde kan şekerinin düşürülmesine katkı sağlayabildiği gözlenmiş. Michigan State Universitesinde yapılan çalışmada antosiyanin takviyesinin insulin sekresyonunu yüzde 50 artırabileceği çalışılmış. Tarçın: Tip 2 diyabetlilerde, insüline verilen yanıtı artırabilen ve kan şekeri normalizasyonuna destek çıkan, hücrelerin kan şekerini kullanmasına yardımcı olan tarçın müthiş aromasıyla süt, yoğurt, bazı sebze ve et yemeklerine katılabilen bir baharattır. Bazı araştırmacılar tarafından toksik bileşikleri ile endişeli yaklaşılan tarçının bu bileşenlerini yağdan çözünen formuyla etkili olabileceği suda eriyen formlarında bu riskin olmadığı bildirilmiştir. Sarımsak: Şeker hastalığının en korkulan komplikasyonlarından biri de kalp damar hastalıklarına yatkınlığı artırmalarıdır. Amerikan halkı istatistiklerine göre şeker hastalarının yüzde 65'i kalp hastalığından hayatını kaybetmekte. Araştırmalar sarımsağın, damar hastalıklarından koruduğunu kanıtlamıştır. Domates suyu: Ağustos 2004'te Journal of the American Medical Association dergisinde yayınlanan çalışamaya göre domates suyu şeker hastaları için iyi bir kan sulandırıcı olarak kullanılabilir.
Nişastalı ve şekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmanın mümkün olmadığını söyleyen uzmanlar, diş bakımının yeme düzenine göre yapılmasını öneriyor.
Araştırmaların yalnızca günde üç defa diş fırçalamanın, diş çürüklerini önlemede yeterli olmadığını gösterdiğini ifade eden Oktay Dülger, sağlıklı dişler için ekstra bakım gerektiren durumlar bulunduğunu belirtti. Öğünler arasında yenilen şekerli ve nişastalı gıdaların diş ve dişeti hastalıklarına yol açtığını söyleyen Dülger, "Çikolata, cips, bisküvi, gofret, mısır, simit, kek gibi atıştırmaya yönelik tüm gıdalar, çürük oluşumunu artırıyor. Bunları tükettikten sonra ekstra ağız ve diş bakımı yapılmalı" dedi.
Dülger şöyle devam etti: "Nişasta ağız içinde şeker haline gelir, şeker ise diş yüzeylerinde çürük yapan asite dönüşerek diş dokularını eritir. 15 dakikada gözle görülür şekilde çürük oluşabiliyor. Nişastalı, şekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmak mümkün değil. Bu nedenle diş bakımını yeme düzenine göre yapmalıyız. İsviçre, çikolatanın en fazla tüketildiği ülkelerden biri olmasına rağmen, koruyucu diş hekimliğinde gelişmiş bir ülke olması nedeniyle diş çürüğü oranının da oldukça düşük olduğu bir ülkedir."
Dülger, diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi, dil fırçası, ağız gargarası ve ağız duşunun da diş sağlığı için olmazsa olmazlar arasında yer aldığı vurguladı. Oktay Dülger, en az altı ayda bir diş hekimi kontrolünün şart olduğunu söyledi.