SU-PERISI

SU-PERISI

Üye
08.10.2005
Genel Kurmay Başkanı
295.914
Hakkında

#05.03.2007 01:01 0 0 0
  • Konu: kaç parmak
    sık olmasada altı parmaklı olanları görüyoruz
#05.03.2007 00:58 0 0 0
#05.03.2007 00:54 0 0 0
#04.03.2007 13:34 0 0 0
#04.03.2007 13:03 0 0 0
  • Malzemeler:

    - 200 gr. tavukgöğsü
    - 1 yeşil biber
    - 1 kırmızı soğan
    - 15-20 kürdan
    - kızartmak için sıvıyağ

    Marinat
    - 1 beyaz soğan
    - 5 çorba kaşığı soya sosu
    - 2 çorba kaşığı yoğurt
    - Karabiber
    Yapılışı:
    1- Etleri fındık büyüklüğünde kesin; ay şeklinde kesilmiş beyaz soğan, soya, yoğurt ve karabiberle iyice karıştırın.
    2- Kapalı bir kapta buzdolabında en az 3-4 saat bekletin.
    3- Yeşil biberi ve kırmızı soğanı küçük parçalara bölün.
    4- Biber, et, soğan, biber şeklinde kürdanlara dizin.
    5- Kızgın yağda kızartın. Mümkünse hemen servis yapın. (Etler durunca sertleşiyor)
#04.03.2007 12:17 0 0 0
  • Malzemeler:

    - 1/2 çay bardağı kıyma
    - 1/2 soğan
    - 2 tatlı kaşığı un
    - 1 çay bardağı kadar pirinç
    - 2 tatlı kaşığı kadar kuru nane
    - tuz, karabiber
    - yoğurt
    Yapılışı:
    1- Kıymayı ince rendelenmiş soğan, tuz ve karabiber ile iyice karıştırın. Fındık büyüklüğünde minik köfteler yuvarlayın. Köfteleri una bulayın.
    2- Tencerenin içinde 1 çorba kaşığı sıvıyağı (dilerseniz 1 çorba kaşığı margarin) kızdırın. Köfteleri kızartın. 2 veya 3 bardak su ekleyerek (çorbanızın ne kadar kıvamlı olmasını isterseniz) kaynatın. Yıkanmış pirinçleri ekleyerek, yumuşayana kadar pişirin.
    3- Tavada 1 çorba kaşığı margarini/tereyağını eritin. Kuru naneyi ekleyerek kokusu çıkana kadar kavurun. Dilerseniz hemen çorbanın içine karıştırabilirsiniz veya servis esnasında tabaklara dağıtabilirsiniz.

    Mıltık çorbası yanında mutlaka yoğurt ile servis yapılmalı.
#04.03.2007 12:12 0 0 0
  • 2007 İlkbahar modasında elbiseler koyu ve açık pastel tonlarda, mini ve kiloşlu modellerde hazırlandı. Çantalar büyük ve süslü, ayakkabılar ise parlak taşlı ve kumaş bağcıklı.. 2007 İlkbahar modasının en güçlü rengi buzlu çilek rengi, kayısı sarısı, gümüş ve mavi. Parlak mavinin bu yıl ki renkleri daha genişleyecek. Soft şerbet renginin üç boyutlu renkleri de henüz geliştirildi. 2007 kombinasyonlarında keskin moda renkleri de bulunuyor. Tek renk koyu deniz mavisi veya kırmızı renk üzerine siyah ve beyaz baskılar yapılabilir. Krem, gri, bej yumuşak pastel pembe, pastel limon, açık mor, lila, çilek kırmızısı, kahverengi, zeytin yeşili ve petrol mavisi 2007'nin favori ilkbahar renkleri arasında yer alıyor. Fondaki renkler de pembe, gümüş grisi, krem, lemon, kayısı ve buz beyaz...

    Elbiseler...
    Deniz yeşili, buz pembesi, krem renkli şifon elbiseler bu yıl çok moda olacak. Moda renklerde parlak ve saten kumaşlardan hazırlanmış salaş, mini etekli gece elbiseleri de moda... Bunun yanı sıra elbiselerde deniz mavisi, koyu yeşil, mor gibi zıt koyu renklerde yatay kalın çizgiler, geometrik desenler kullanılacak. Eteklerde diz üzeri ve diz seviyesinde kiloş modeli hala devam edecek... Spor giyimde kumaş pantolonlar tek renk ve bol dökümlü, rahat olacak. Üzerine üst üste giyilen pastel renklerde penye kazaklar giyilecek.

    Ayakkabılar...
    Efsanevi ayakkabı ve çantalar kolayca yeniden modaya uygun hale getirilebilir. Elbisenizi tamamlayan ayakkabızın değerini asla küçümsemeyin. İlkbahar / Yaz 2007 dönemi ayakkabı modasında hafif dans ayakkabıları, yüksek topuklu, tokalı ayakkabılar, mücevherli sandaletler podyumlarda sergilendi. Bu sezon kurdelalı etekler, ayağa dolanan kumaş bağcıklı veya mücevherle süslenmiş ayakkabılar ile giyilebilir. Ayakkabılar ayrıca, romantik çiçek desenleri, pul ve taşlarla da süslü olacak. Keten, saten, sıvılaştırılmış gümüş, bitki özlü kumaşlardan yapılan ayakkabılar, 60'ların çiçek desenleri, çizgili metaryaller, hayvan baskıları ya da deri metaryalleriyle süslendi. İlkbaharda ayakkabılar pırıltılı ve farklı kumaşlarla bezenmiş olarak dikkat çekici olacak.

    Çok yüksek ayakkabılar...
    Kısa boylu, balık etli kadınlar dışarıda daha iyi görünmek için yüksek topuklu ayakkabıları tercih eder. Kışın oldukça moda olan yüksek topukların parlak renkli tasarımları yine gözde! Bir çok topuklu ayakkabı, ip, sıralanmış boncuk, parlak taş ve en parlak derilerden hazırlandı. Diğer taraftan tokalı ayakkabıların yerini kayışlı ayakkabılar aldı.

    Boyalı ve baskılı ayakkabılar
    Bir çok kadın çok süslü ayakkabıları veya sandaletleri sever. Bu sezonun ayakkabıları, mevsime özgü ve hayvan baskıları, çizgiler, benekler ve çiçekler ile süslendi.

    Çantalar
    2007 ilkbaharında çantalar kesinlikle büyük. Kısa saplı ve dikdörtgen boyutlarda çantalara alışın. Geçen sezonun büyük çantları modacılar açısından orta olarak değerlendirildi ve daha büyük çantalar vitrinlerde yerini aldı. Büyük çantalarda kadınların önemli evraklarını ve kartlarını bulmaları zor olacağından modacılar, daha küçük boyutta çantalar tasarladı. Küçükler büyük çantanın içinde rahatlıkla taşınabilecek. İlkbahar 2007 çanta materyalleri çeşitlendi. Parlak ve sade çantalar, gösterişli kumaş, örgü çantalar dikkat çekiyor. Çantalarda kumaş kullanımı da oldukça yaygın.. Saman, rafya, kamış, örgü çantalar yaz için mükemmel.
#04.03.2007 12:01 0 0 0
  • soğuk havada makyaj nasıl yapılır - soğuklarda makyaj tekniği - kış makyajı

    Kış mevsiminin gelmesiyle yaşanan soğuklar, hava kirliliği ve kapalı hava bayanların cildinin soluk ve sağlıksız görünmesine neden olabiliyor. Yapılacak uygun bir makyajla bu görünümden kolayca kurtulunabilir.

    Uzmanlar, özellikle soğuk havalarda bayanlarda görülen cilt sorunlarının doğru yapılacak bir makyajla giderilebileceğini ve bayanların kışın da güzel görünebileceğini belirtiyorlar. Uzmanların bayanlara tavsiyeleri şöyle:

    "Ten makyajı: Teniniz solgunsa, kapatıcı kullanmanız fondöten kullanmanızı da kolaylaştıracaktır. Cildinizin eski canlı görünümünü almasını istiyorsanız onu homojenleştirmeye çalışmalısınız. Bunu yaparken hangi rengin nasıl bir etki yaptığını bilmenizde fayda var. Yeşil, kızarıklıkları gizlemek; mor, ışıltı yakalamak; beyaz, teni açmak ve porselen havası vermek; bronz ise hafif sedefli bir hava vermek için tercih edilebilir. Öncelikle avucunuza tercihinize göre biraz kapatıcı veya fondöten alarak önce parmak uçlarınızla teninize uyguladıktan sonra bir pamuk veya ponpon yardımıyla yayın. Hassas bölgelerde yani burnun kenarları, alın, çene bölgelerinizde ısrarcı olun. Canlı bir etki kazanmak için fazla pembe olmayan bir allık kullanın. Kalın bir fırçayla hafif hafif dokunarak güneş pudrasıyla sürün. Böylece makyajınızı hafifletmiş ve yerleştirmiş olursunuz.

    Göz makyajı: Yorgun görünüyorsanız gözlerinize fazla makyaj yapmayın. Asıl amaç, göz çevresi çizgilerini sakladıktan sonra bakışınıza bir ışıltı getirmektir. Işıltılı bir bakış elde etmek için, bakışınızın bir kaş kümesi tarafından gölgelenmemesi gerekir. Bu nedenle mutlaka kaşlarınızdaki fazlalıkları düzenli aralıklarla alın. Bir fırçayla kaşlarınızı tarayıp şekillendirin. Göz kapaklarınıza açık renk bir gölge sürün. Gölgeyi önce parmak uçlarınızla sürdükten sonra ince bir fırçayla tanımlanmış hale getirin. Sedefli bir gölge de kullanılabilir. Az miktarda siyah maskara sürün. Görünürde hala belirgin olan kusurlar varsa, kapatıcı yardımıyla yapacağınız son rötuş bunları yok edecektir.

    Dudak makyajı: Rujun hafifliğiyle parlatıcının parlaklığından faydalanarak dudaklarınıza hafif bir ışıltı getirin. Yüzünüzün yorgunluğunu vurgulamasını önlemek için dudak kalemi kullanmaktan kaçının. Doğal renklerin size kazandıracağı canlılığa güvenin. Koruyucu olması için bir kat besleyici sürdükten sonra doğal ve açık renkte rujunuzu sürün. Pembe veya sedefli bir parlatıcı sürerek dudak makyajınızı tamamlayın."
#04.03.2007 11:55 0 0 0
#04.03.2007 11:52 0 0 0
  • Çocukların sağlıklarını koruyabilmesi için onlara gerekli alışkanlıkların kazandırılmasında kuşkusuz ebeveynin rolü çok büyüktür. Bu alışkanlıklardan başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz.
    · Diş fırçalamak
    · El yüz vücut temizliği
    · Doktora gitmek
    · Sağlıklı beslenme
    · Göz sağlığını koruma
    · Spor
    Çocuğa bu tip alışkanlıkları kazandırmak için ise şunları yapabilirsiniz.
    · Kazandırmayı istediğiniz alışkanlıklar konusunda öncelikle model olun. Çocuğunuz, sizin düzenli diş fırçalamanızdan, spor yapmanızdan , beslenme alışkanlıklarınızdan vb. etkilenir.
    · Zorlayıcı olmayın. Emir cümleleri kullanmayın. Eller yıkanacak Tabakta Yemek kalmayacak vb. gibi.
    · Bilimsel verilerden yararlanın. Alışkanlıkların faydaları konusunda keyifli olduğunuz paylaşma anlarında sohbet edip, basın yayın organlarını birlikte okuyup, izleyebilirsiniz. Ancak paylaşımlarınız, onun sıkılmasına neden olacak kadar uzun olmamalıdır. Örneğin; sağlıklı besinlerin vücudun hangi işlevlerinde etkili olduğunu belirtebilirsiniz. Süt ve süt ürünlerinin kemikleri geliştirdiğini, boyun uzamasına yardımcı olduğunu, sporun kasları geliştirdiğini, doktora gitmenin,temizliğin hastalıkları önlediğini söyleyebilirsiniz.
    · Bu alışkanlıkların, onda yaratacağı belirgin etkiyi somut bir şekilde belirtin. Örneğin; Dişlerini fırçalamazsan mikroplar onları çürütür yerine; Dişlerini fırçaladığında ağzın mis gibi kokuyor diyerek onu koklayın ve yanağından öpün. Bu yöntemin daha etkili olduğunu göreceksiniz. Aynı şeyi banyo yaptığında veya elini, yüzünü yıkadığında da yapabilirsiniz.
    · Alışkanlıkların birden değil, adım adım süreklilik kazanacağını unutmayın.Bu alışkanlıkları pekiştirmek için onu yürekliliğini başkalarıyla karşılaştırmayın. Günden güne, haftadan haftaya bu davranışlarının uygulama sıklığını gözlemleyin, artış varsa bunu belirtin. Örneğin; Her geçen gün, dişlerine daha fazla özen gösterdiğini fark ediyorum Sağlıklı besinler konusunda daha titizlik gösteriyorsun vb. ifadelerle onu teşvik edin. Küçük çabalarını fark edip destekleyin.
    · Dişlerini fırçalar mısın?Salata yer misin?Banyo yapacak mısın?demeniz durumunda çocuk Hayır cevabını verebilir; bunun yerine siz de faaliyete katılarak örnek olun ve kararlı ancak yumuşak bir sesle Haydi dişlerimizi fırçalayalım Salata da çok güzel olmuş, biraz da ondan yiyelim gibi ifadelerle onun Hayır diyebilme olasılığını azaltın.
    · Sağlığa ilişkin davranışları çocuğunuza eğlenceli bir şekilde uygulatın. Bu davranışları birlikte uygularken siz de neşeli olun.
    · Banyo yaparken su oyuncakları ile oynamasına izin verin.
    · Hoş aromalı çocuk diş macunları, çocuklar için üretilen temizlik malzemeleri ve kozmetikler, diş fırçaları gibi çocuğu özendirecek malzemeler alın.
    · Ona kendisine ait küçük bir çanta alın. Çantasının içinde tarak, ıslak mendil gibi malzemeler bulundurmasını sağlayın.
    Evde yapılacak bu tür basit ama etkili uygulamalar, yuvada da öğretmeninin aynı tip davranışlarıyla pekişecek ve çocuğunuzun kişiliğinde bir davranış özelliği olarak yer alacaktır.
    Unutmayınız ki; alışkanlıkların büyük bir oranda gelişimi Okul öncesi dönemde sağlanır.
#04.03.2007 11:44 0 0 0
  • Giderek yaşamımızın adeta ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının sağlığımız üzerine olumsuz etkileri olabileceği konusundaki kaygılar da her geçen gün artmaktadır.

    Dünyada 500 milyon insan cep telefonu kullanıyor ve bunların sayısı da her geçen gün hızla artıyor. WHO'ya göre 2005 yılında 1.6 milyar insanın cep telefonu sahibi olması bekleniyor.

    Giderek yaşamımızın adeta ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının sağlığımız üzerine olumsuz etkileri olabileceği konusundaki kaygılar da her geçen gün artmaktadır.

    7'den 70'e milyonlarca kişinin kullandığı bu aletlerin, beyin tümörlerine, hafıza kaybı ve uyku bozukluklarına, depresyona, Alzheimer'e, baş dönmesine, bulantıya, başağrısı ve geçici bilinç kayıplarına kadar pek çok hastalığa yol açabilecekleri ileri sürülmüştür. Bunların hiç biri kesin olarak kanıtlanmamışsa da, kedi ve tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalar, cep telefonlarının beynin elektrik aktivitesini değiştirebileceklerini, hücrelerin çoğalma hızını, enzim aktivitelerini ve hatta genleri etkileyebileceklerini göstermiştir.

    Cep telefonları, en son astım, saman nezlesi ve egzema gibi allerjik hastalıklardan da sorumlu tutulmuştur. Gerçekten de, gelişmiş ülklerde allerjik hastalıklardaki artışla, cep telefonlarının kullanımındaki ve yaygınlığındaki artış büyük bir paralellik göstermektedir.

    Yakın zamanlarda yapılan araştırmalarda, cep telefonlarından yayılan mikrodalgaların mast hücrelerinden histamin, P maddesi, VIP ve NGF gibi kimyasal maddelerin salgılamasını iki misline kadar artırabildikleri saptanmıştır. Bunlar, özellikle de histamin ve P maddesi, astım, saman nezlesi, egzema gibi hastalıkların ortaya çıkmasında çok önemli rolleri olan maddelerdir. 800-900 MHz arasındaki bu mikrodalgaların, antihistaminik ve kortizon gibi allerji tedavisinde kullanılan ilaçların etkilerini azalttıklarının da anlaşılması bu konudaki endişelerin hiç de haksız olmadığını göstermektedir.

    Ayrıca, cep telefonlarının yarattığı eletriksel alanın diş dolgularındaki civayı gaz haline getirebileceği ve bunun da beyne ulaşarak depresyon, Alzheimer, multipl skleroz gibi hastalıklar yanında astım riskini de artırabileceği ileri sürülmüştür.

    Biz hiç bir şey hissetmeden vücudumuzdan geçen mikrodalgaların aynı gürültü gibi kronik stres yaratıcı bir faktör olarak etki gösterdiğini savunan uzmanlar, cep telefonlarının astım ve allerjik hastalığı olanları ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguluyorlar.

    Öneriler
    Henüz çok yeni oldukları için uzun vadede ne gibi olumsuzluklara neden olabilecekleri kesin olarak bilinmeyen cep telefonlarının, özellikle çocuk ve hamile hanımlar tarafından kullanılmaması gerekir.

    -Çok gerekli olmadıkça cep telefonu ile konuşmayın
    -Cep telefonunu mümkün olduğunca az kullanın
    -Konuşurken telefonu kulağınıza fazla yaklaştırmayın
    -Kullanmadığınız zamanlar cep telefonlarını üzerinizde taşımayın
#04.03.2007 11:32 0 0 0
  • Vücutlarından yağ aldırmak isteyen kişilerin yaklaşık üçte ikisinin, hayatlarının bir döneminde akıl sağlıklarının bozulduğu ve bu grupta kişilik bozukluklarının yaygın bir biçimde görüldüğü bildirildi.

    Amerikalı bilim adamı Doktor Melissa A. Kalarchian ve ekibinin Pittsburgh Tıp Merkezinde, vücutlarından yağ aldırmak için bekleyen hastalara uyguladığı anket, bu kişilerin neredeyse üçte ikisinin daha önce akıl sağlıklarının bozulduğunu gösterdi.

    American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde, ankete katılan 288 hastanın yüzde 83'ünün kadın, yüzde 88'inin beyaz ırktan ve yaş ortalamasının 46 olduğu belirtildi.

    Hastaların vücut kütle endeksi ortalamasının obez gruba giren 52 olduğu ve yüzde 66'sının hayatlarında en az bir kez akıl sağlıklarıyla ilgili sorun yaşadıkları, bu sorununda da çoğunlukla depresyon olduğu görüldü.

    Anket, hastaların yüzde 38'inde hala bu tür bir sorunun teşhis edildiğini, en sıklıkla görülen biçiminin de aşırı derecede yemek yeme şeklinde ortaya çıktığını ortaya koydu.

    Hastaların yüzde 28'inin de hayatlarının bir döneminde kişilik bozuklukları yaşadığı belirlendi.
#04.03.2007 11:09 0 0 0
#04.03.2007 11:01 0 0 0
#03.03.2007 21:51 0 0 0
#03.03.2007 19:05 0 0 0
  • Konu: yapay çinli
    birazdaha gayret ederse tam bir çinli olacak
#03.03.2007 18:43 0 0 0
#03.03.2007 18:35 0 0 0
#03.03.2007 18:20 0 0 0