Malzeme
3 adet yumurta
Tuz
Taze çekilmiş karabiber
50 g. (15 yaprak) pazı
1 çorba kaşığı Mavi-Yeşil Light Bitkisel Margarin
50 g. Mavi-Yeşil Light Beyaz Peynir
Hazırlanışı
" Yumurtalar çukurca bir kaba kırılıp, tuz ve karabiberle birlikte iyice köpükleninceye kadar çırpılır.
" Pazı yaprakları yıkanıp, süzdürülür ve ince ince doğranır.
" Bizim margarinin yarısı bir tavada eritilir. Pazılar ilave edilerek üzerine bir kapak kapatılır ve yaklaşık 2 dakika orta ateşte pazılar yumuşamaya bırakılır.
" Tuz ve biberi eklenip, karıştırılır ve tekrar kapağı kapatılıp, kısık ateşte 5 dakika pişirilir.
" Pişen pazılar ateşten alınır ve biraz ılınınca Mavi-Yeşil Light beyaz peyniri ufalanıp, içine ilave edilir.
" Bir omlet tavası orta ateşe oturtulup, kalan Bizim margarin eritilir. Yağ kızınca yumurtanın yarısı tavaya boşaltılır. Tava saat yönünde çevirilerek yumurtanın tavaya eşit yayılması sağlanır.
" Omletin altı kızarmaya başlayıp, tahta bir spatula ile tavadan kurtulunca, tava hafifçe ileri geri sallanarak omletin tavadan tamamen kurtulması ve üstteki sıvı yumurtanın yanlara yayılması sağlanır.
" Omletin üstü yarı sulu (ağır akar) hale gelince peynirli-pazılı harcın yarısı omletin bir yarısına yayılır.
" Spatulanın yardımı ile omlet ikiye katlanır. 15 saniye kadar pişirilip spatula yardımı ile diğer tarafı çevirilir. Diğer tarafı da 15 saniye pişirilerek ateşten alınır.
" Kalan yumurta ve harç ile aynı şekilde diğer omlet de hazırlanarak servis yapılır.
Malzeme
1 adet göbek salata (Yıkanmış)
2 adet yumurta (Katı pişmiş, soyulmuş)
2 adet domates
1 bağ maydanoz (İnce kıyılmış)
1 adet limonun suyu
½ çay bardağı Zeytinyağı
2 adet kırmızı çarliston biber
Hazırlanışı
" Göbek salatayı dörde bölüp tabak üzerine yerleştirin.
" Yumurtanın sarı ve beyazını ayırarak, ikisini ayrı ayrı kıyın ve maydanoz ile birlikte karıştırın.
" Salatanın yağını ve limon suyunu koyduktan sonra hazırlanmış olan malzemeyi üzerine serpiştirerek süsleyin ve servis yapın
Erkekler, gizli dünyalarının kapılarını zorla açmak istemezler. Yenilgiyi kendine yakıştıramayan erkekler, bu uğurda hayatlarını tehlikeye atmaktan da kaçınmaz. Kendilerini dev aynasında görmeye alıştıkları için, en basit bir başarısızlık, onlar için ağır bir darbe olur. Ama bir kadın için önemli olan, erkeğini anlayabilmek ve sorunu kaynağından çözmeyi bilmektir. İşte size ipuçları.
Erkekler her zaman, kadını anlamanın zorluğundan söz ederler. Oysa anlaşılması gerçekte daha zor olan erkektir. Eşiniz olsun, sevgiliniz olsun, hatta ergenlik çağındaki oğlunuz olsun, hayatınızdaki her erkek, size iç dünyasının kapılarını ardına kadar açmaktan kaçınır.
Görünüşe bakılırsa, erkeğin gizlisi saklısı yoktur. Duygularını düşüncelerini açıklamaktan hiç çekinmez. Ama gerçeğin görünenler gibi olmadığını biliyoruz. Erkeğin aklından geçenlerle, yaptığı açıklamalar birbirinden farklıdır.
Erkeği anlayabilmek için onun gizli formüllerini öğrenmek gerekiyor. Amerikalı Sosyolog Chris Keller, yazdığı kitapta kadınların erkekleri daha iyi anlayabilmelerini sağlayacak bazı ipuçları veriyor.
Ruh halini gizler
Erkek, pek sık olmasa da zaman zaman duygularını dışa vurmaktan kendini alıkoyamaz. Örneğin masayı yumruklamak ya da birdenbire ıslık çalmaya başlamak, avaz avaz bağırmak gibi. Bu tür olaylar her zaman yaşanmaz.
Erkek, çeşitli nedenlerle duygularını, ruh halini, kadından gizlemeye çalışır. Ve de çoğunlukla başarılı olur. Ama hayatınızdaki erkeğin gizli dünyasını keşfetmekten umudu kesmeyin. Yapmanız gereken sadece bazı formülleri öğrenmek.
Erkek, hayatının kadınıyla bazen ilgilenmiyormuş gibi görünebilir. Aslında, o kadına karşı duyduğu sevgide bir azalma olmamıştır. Onunla artık ilgilenmemesi de söz konusu değildir.
Hıılar Evetler
Erkeğin kafası çeşitli konularla dolu olduğu zamanlar, bazı sorunları nasıl çözeceğine karar veremediği için çevresine, özellikle de hayatındaki kadından uzaklaşmış gibi görünür. İşte size evlerde çok sık yaşanan bir sahne:
Kadın eve dönen eşine, Günün nasıldı? diye sorar.
Erkek, İyiydi deyip susar.
Kadın, eşinin o günü nasıl geçirdiğini ayrıntılarıyla öğrenmek ister: Hepsi bu mu? Günün iyi miydi?
Erkek gene oralı değildir Hıı.
Bugün neler oldu tahmin et bakalım. Kadın bu sözleriyle kocasını suskunluktan kurtarmaya çalışır. Oysa erkek o sırada, kafasını meşgul eden sorunlardan kaçmak için asla gerçekleşmeyeceğini bildiği hayallerle avunmaktadır.
Erkeğin bu soğuk ve kaçamak tavırları, kadını asla karamsarlığa yönlendirmemeli.
Gerçekte, erkek onu sabırsızlıkla bekleyen eşinden değil, hayatın kargaşasından, ağır sorunlardan kaçmaya çalışmaktadır. Suskunluğu seçmesi yüzünden suçlanan erkeklerden birinin şu itirafı, herşeyi açıklamaya yetiyor:
Ben dokuz aylıkken konuşmaya başladım. Yani her çocuk gibi o gün bugündür de konuşuyorum. Ama zaman zaman konuşmak sıkıcı ve yorucu oluyor. Sürekli olarak bir başkasına hesap vermeye çalışırken gereksiz yere zorlanıyorum.
Suskunluk dönemine giren erkeği yeni sorularla bunaltmak ters tepki verir.
Senin neyin var?
Bir şeye canın mı sıkıldı?
Benden bir şeyler mi gizliyorsun? gibi sorulardan kesinlikle kaçınmalısınız. Bu arada sizin karamsarlığa kapılmanız için bir neden olmadığını da kabul edin.
Hayatınızdaki erkek, sizden ya da beraberliğinizden bıktığı için böyle suskun davranmıyor. Bunu öncelikle aklınızın bir köşesine yazın.
Meselenin içyüzü
Erkek sadece sorunlarını kendi kendine çözümlemenin çarelerini aramaktadır. Böyle zamanlarda erkeğin damarına basılmamalı. O, kafasındaki sorunlara çözüm bulunca, her şey eskisi gibi olacaktır.
Erkekler, gizli dünyalarının kapılarını zorla açmak istemezler.
Çocukluk dönemlerinde de sırlarını ebeveynlerine açıklamamak için direnirler. Kız çocuklar okulda neler yaptıklarını uzun uzun anlatmayı yeğlerken, erkek çocukları konuşturmak zaman alır.
Bilirsiniz, bazı erkekler kendilerini dev aynasında görmeye meraklıdırlar.
Ben her şeyin en iyisini yaparım düşüncesi, beyinlerine iyice kazınmıştır. Bu düşünceyi oradan çıkarıp atmanın imkanı yoktur.
Dünyanın hakimidir
Erkeğin, kendini başkalarından üstün ve becerikli görmesi, göz göre göre tehlikeye atılması, doğasının bir özelliğidir. Erkek, yenilgiyi kendine yakıştırmaz. Bu uğurda da zaman zaman hayatını tehlikeye atmaktan kaçınmaz.
Yenilmezlik, üstünlük ve başarılı olmak duyguları, her erkeği bir ölçüde etkiler.
Ama bazıları, kendilerini dev aynasında görmeye alıştıkları için, en basit bir başarısızlık, onlar için ağır bir darbe olur.
Erkeğin dünyaya meydan okuyan tavırlarının arkasında büyük bir korku yatar.
Kendini üstün yaratık saydığı için yenilgiye uğramaktan korkar.
Bu duygusunu açıklamak yerine kendini olduğundan başka türlü göstermeye çalışır. Korkusunu cesaret gösterilerinin ardına gizlemesi yadırganmamalı.
Ayrıca erkek, bu tür gösterilerden zevk de alır. Kendini kanıtlama telaşı ona tehlikeleri unutturur.
Erkeklerin öfkelendikleri zaman şiddete başvurduklarını iddia edemeyiz. Böyle davrananlar, erkek cinsinin çoğunluğunu oluşturmaz. Çoğunluğun başvurduğu yöntem surat asmaktır.
Size küçük bir örnek verelim:
Bir genç kadın, eşinin çok sevdiği ve eskimesine rağmen giymekte ısrar ettiği gömleğini, elden çıkarmak ister ve gömleği bir yardım kurumuna gönderir.
Ertesi gün, eşi sevgili gömleğini giymek isteyince, genç kadın, O eski püskü gömleği giymekten bıkmadın mı? diye sorar. Sonra da bu eski giyeceği ne yaptığını açıklar. Erkek hem şaşırmış, hem de üzülmüştür.
Eşinin yaptığı mantıklı açıklama karşısında öfkesini dışa vurmaz. Böyle bir durumda erkeğin etkili silahı, surat asmak olur. Evde dargınlık, kavga gürültü çıkarmaz ama yüzündeki o aksi ifade, kadını yaptıklarına bin kez pişman etmeye yetmiştir. Evli çiftler arasında, benzeri olaylar sık sık yaşanır. Kadınlar, eşlerinin aksi tavırlarından yakınırlar.
Bunun bir çeşit cezalandırma yöntemi olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Erkeğin surat asması, bazen onun kendini ifade etmek için başvurduğu son çaredir.
Biliyorsunuz, erkekler, ağlayıp bağırmaktan kaçınırlar, çoğu şiddete başvurmaz.
Bu durumda ellerinde kalan son silah da surat asmak olur.
Aşkta hep kaybeden taraf mı oluyorsunuz? O zaman artık kazanma vaktiniz geldi demektir.
Aşkta kaybetmemek için ilk kural, aşık olduğunuzda 'görme duyunuzu' yitirmemeniz. Yıllar sonra, "Ah ben bunları nasıl fark edemedim" diyenlerden olmamak için lütfen iki gözünüzü birden yummayın. Bir insana kayıtsız şartsız bağlanmak, en büyük hatalardan biri.
Aşk acısı çekenlerin en yoğun hataları; kaybetmeyi en başta kabullenmeleri. Aşk bir 'sığınak' da değildir. Ama birçok insan, bir şeylerden kaçmak istediğinde farkında olmadan, o sıkıntılı evrelerinde bir aşk buluyor ve yanılıyor.
Geçmişte aldığınız yaraları aşkınızın malzemesi yaptığınız anda kaybedersiniz. Elbette yeni bir aşk geçmiş yaraları iyileştirebilir. Ama onu gerçekten bir merhem olarak kullanıp, "İyi ki sen varsın, yoksa bugün ben yoktum" gibi itiraflar, aşkı yavaş yavaş törpülemeye başlar.
Bağımlı kadınlar kendilerinde olmayan özgüveni, başkalarına bağlanarak elde etmeye çalışıyorlar. Kendisine değer vermeyen birine bağlılık duyanların, ki özellikle kadınların sayısı hiç de az değil.
Israr ve yapışkanlık... Aşk bunlardan hiç hoşlanmaz. Elinizde olana yapışır ve her ne olursa olsun ilişkiyi sürdürmeye çalışırsanız, baştan kaybedersiniz. Bir rüya ya mı aşıksınız, yoksa gerçek olan bir şeye mi? Karar verin.
Aşk, dedektifliği kaldırmaz. Elinizde bir büyüteç, onu inceleyip, kusur arama işleminden vazgeçin. Önce dürüstçe şuna karar verin: Bu insanın düzelmesini kendi iyiliğiniz için mi istiyorsunuz, onun iyiliği için mi? "Aşık olduğum kişi şöyle olmalı" formülleriyle her gün kusur düzeltme memuru gibi hareket ederseniz, o aşkın vay haline!
Aşkı cinsellikle ayırt edebiliyor musunuz? Aşk öncelikle yürek ve beyin işidir. Birçok şeyi günlerce paylaştıktan sonra cinselliği denemek daha anlamlı. Cinselliği çoğu kez bir kısır döngü içinde yaşamak yerine, sevildiğinizi veya sevilebilir olduğunuzu hissedin, hissettirin.
Bebeklere acı çektiren gaz sorununun önlenmesi için, annenin tükettiği gıdalara dikkat etmesi ve inek sütü içmemesi gerekiyor. Konya Dr. Faruk Sükan Çocuk ve Doğum Hastanesi'nde görevli Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Ataş, bebeklerin büyük bölümünün çektiği gaz sancısının, annenin tükettiği gıdalara göre değiştiğini söyledi.
Vücudunun tüm organları gibi, bebeğin sindirim sisteminin ve bağırsakların da çok hassas olduğunu belirten Ataş, ''Ağız yoluyla alınan besin, bağırsaklarda parçalanarak emilirken, bir miktar gaz ortaya çıkar. Bu gazın bir kısmı bebeğin bağırsakları içinde kalırsa, bebeğe büyük sancı verir'' dedi.
Gaz sorununa hiçbir ilaç yüzde 100 etkili değil
Bebeğin gaz nedeniyle yaşadığı sıkıntının, anne ve babanın da aylarca uykusuz geceler geçirmesine neden olabildiğini ifade eden Ataş, şunları kaydetti:
''Gaz sorunu, bebek 5-6 aylık olana kadar devam eder. Gaz giderici olarak hekimlerce önerilen hiçbir ilacın yüzde 100 yararı olmuyor. Bebeklerde gaza neden olan etken madde, sadece inek sütü içinde bulunan ve bağırsakta parçalanamayan beta laktoglogulin maddesidir. Anne tarafından içilen inek sütünün içindeki bu madde, emzirilen bebeğe geçiyor. Bebeklere en çok acı çektiren gaz sorununun önlenmesi için, annenin ilk 5 ay inek sütü içmemesi gerekiyor.''
Diyet yapanların sadece yüzde 18'i hedefine ulaşabiliyor
İngiltere'de yapılan bir ankette zayıflamaya çalışan insanların üçte birinin hangi rejimi denerlerse denesinler şişmanlamaktan kurtulamadığı ortaya çıktı.
İngiltere Beslenme Birliği'nin 4 bin kişi üzerinde yaptığı bir araştırma, insanların hızlı rejimlere meraklı olduğunu ve Yo-yo diyetlerle önlerine gelen her kilo verme planını denediklerini ortaya çıkardı.
Ayrıca insanların dörtte biri sürekli olarak kiloları ile boğuşuyor ve diyet yapanların yüzde 40'ından fazlası kendilerini tutamayıp perhizlerini bozuyor.
Diyet bırakınca kilo geliyor
Araştırmanın başka bir ilginç sonucu da kadınların yüzde 40'ının, erkeklerin ise yüzde 20'sinin diyet yapmayı bıraktığında kilo almaya başlaması.
Rejimden sonra kilo alanların yüzde 10'u diyetlerinden öncesine göre kantarda altı-yedi kilo daha fazla geliyor. Kadınlar diyetten sonra daha cok şişmanlıyor.
Sağlıksız olduğunun bilincindeler
Anketi cevaplayanların büyük bir çoğunluğu zayıflamaya çalıştıklarını, ama Yo-yo diyetlerin sağlıkları için kötü olduğunun bilincinde olduklarını söyledi.
Anket ayrıca diyet yapanların sadece yüzde 18'inin hedef kilolarına inebildiğini de ortaya koydu. Diyet yapanların beşte biri bir ay boyunca rejimlerine sadık kalabiliyor, sekiz hafta dayananların oranı ise sadece yüzde 8.
Denize düşüp yılana sarılıyorlar
Beslenme Birliği sözcüsü Lis Anderson, "Atkins, South Beach ve greyfurt diyeti gibi birçok diyet yoğun yeme planları içeriyor. İnsanlar bıkıyor ve yanlış şeyleri yemeye başlıyor...
"Ayrıca spor yapmayı ihmal ettikleri için daha da şişmanlıyorlar. Toplum Yo-yo diyetleri çok seviyor. Yeni bir egzersiz ya da diyet kitabı çıkınca, hızlı çözüm isteyenler hemen buna sarılıyor" diyor.
Eroin; uyuşturucu maddeler arasında en etkilisi dolayısı ve de en tehlikelisi olanıdır,Eroin varolan uyuşturucu maddeler arasında en çabuk bağımlılık oluşturan maddedir.
diyet yaparken bir diyetisyenin kişiye özel hazırladıgı beslenme programını uygulamalıyız.ayrıca diyet ile birlikte egzersizde yapılmalı.teşekkürler kurtjara
teşekkürler arkadaşım,televizyonda izlemiştim Nevşehirde bazı köyler, yıllardır asbestten dört kat daha fazla kanserojen olan "erionite" isimli madde ile iç içe yaşıyor. Her yıl onlarca vatandaşımız topraktaki bu maddenin solunmasıyla oluşan akciğer ve karın zarı kanseri yüzünden hayatını kaybediyor.
Menisküs, sadece sporcularda değil, dizini herhangi bir şekilde zorlamış herkeste görülebilir. Menisküs yırtığı dizde ağrı, kilitlenme, hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlere neden olur.
Memorial Hastanesi Ortopedi Bölümünden Op. Dr. Mehmet Türkerden menisküs yırtıkları ve tedavisinde kullanılan yöntemler ile ilgili bilgi aldık.
Menisküsler diz içinde uyluk ve kaval kemiklerinin eklem yüzeyleri arasında bulunan kıkırdak yapıda C- ve O- şeklinde yastıkçıklardır. Çeşitli yöndeki kuvvetlerin etkisi altında menisküsler yırtılabilir. Sanılanın aksine sadece sporcularda değil dizini herhangi bir şekilde zorlamış olan herkeste görülebilir. Örneğin sürekli diz çöküp kalkan kişilerde... Bu yırtıklar bazen yaşlanma veya yapısal bozukluklar sonucunda kendiliğinden de gelişebilir.
Menisküsler kıkırdak yapısında oldukları için iç kısımları kan damarlarından yoksundurlar. Bu nedenle bu bölgede oluşan yırtıklar iyileşmezler. Yırtığın olması dizde ağrı, kilitlenme, hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlerin oluşmasına neden olur. Uzun dönemde ise bu yırtığın kalması dizin kendi içinde bozulmaya yol açar. Diz içinde ilerleyici hasarın önlenmesi için menisküsün yırtık bölgeleri alınarak temizlenmelidir. Menisküslerin dış kısımlarındaki yırtıklar ise dikilerek tedavi edilebilir.
ARTROSKOPİK BAĞ TAMİRİ NEDİR?
Dizin içinde bulunan ön çapraz ve arka çapraz bağlar hareketler sırasında uyluk ve kaval kemiklerinin birbirinden ayrılmasını engellerler. Özellikle spor yapan kişilerde sıklıkla ön çapraz bağ ve daha az sıklıkla arka çapraz bağ yırtılarak kopabilmektedir. Diz bağ tamiri, yırtılmış olan ön ve arka çapraz bağın yerine kadavradan alınan bir doku, kişinin kendisinden alınan bir doku veya sentetik bir materyal ile yeniden oluşturulmasıdır. Yırtılmış olan bağın cerrahi olarak dikilerek tamir edilmesi mümkün olmadığı için yenisi oluşturulmaktadır. Yeni oluşturulan bağ kemiklere özel vidalar veya kancalar yardımı ile tutturulmaktadır.
ARTROSKOPİNİN AVANTAJLARI NELERDİR?
Sadece iki veya üç delikten yapılan, bu sayede dizi keserek açmaya gerek olmayan bir ameliyattır.
İstenirse lokal olarak yapılabildiği için hasta da dizinin içinin görüntüsünü doktoru ile birlikte TV ekranından izleyebilir.
Ameliyat kesisi çok az olduğu için yara iyileşmesi kolaydır, pansuman ihtiyacı çok azdır.
Hastane kalış süresi çok kısadır. Eski yöntemlerle 3-4 gün hastanede yatmak gerekirken artroskopi sayesinde hasta aynı gün veya ertesi taburcu olabilir.
Hasta ertesi gün yürüyebilir.
Hasta çok kısa içerisinde işine dönebildiği için işgücü en azdır.
Ameliyat sonrası eklemlerde hareket kısıtlılığı gelişme ihtimali daha düşüktür.
İşgücü kaybının az olması, hastanede yatış süresinin kısa olması, fizik tedavi ihtiyacının minimum olması, ameliyat sonrasında az ilaç kullanılması gözönüne alındığında son derece ekonomik ve hasta açısından konforlu bir ameliyattır.
ARTROSKOPİ SADECE DİZ EKLEMİNDE Mİ KULLANILMAKTADIR?
Hayır. Diz eklemi artroskopinin en çok uygulandığı eklem olmasına rağmen diğer eklemlerde de artroskopi tanısal ve cerrahi olarak başarıyla uygulanabilmektedir.
Omuz ekleminde tekrarlayan çıkıkların, eklem çevresindeki kas ve kapsül sıkışmalarının, eklem çevresindeki bursaların (eklem hareketini kolaylaştıran içi sıvı dolu keseler) mikropsuz iltihaplanmalarının ve donmuş omuz hastalığının tedavisi artroskopik olarak yapılabilmektedir.
Dirsek ve el bileğinde eklem içi bağların hastalıkları, hareket kısıtlılıklarının tedavileri ve eklem içi serbest kemik ve kıkırdak parçalarının çıkartılması da artroskopik olarak yapılabilmektedir.
Kalça ekleminin hastalıkları uzun süren ve tedaviye çok zor cevap veren sorunlara yol açabilir. Özellikle kalça ekleminden kaynaklanan hastalıkların tanısı ve tedavisi açık yöntemlerle yapıldığında hasta için uzun süreli nekahat dönemlerinin gerekmesine neden olabilmektedir. Son yıllarda kalça artroskopisi ile kalça içine kolayca ulaşılmakta ve labrum (eklemin kenarlarını kaplayan kıkırdak ) yırtıklarının tedavisi yapılabilmektedir.
Ayak bileği ekleminin kıkırdak hastalıkları ve bağ sıkışmaları artroskopi ile tedavi edilebilmektedir.