Beyin travması, tümör, doğuştan kaynaklanan bazı beyin-omurilik anomalileri nedeniyle, beyin-omurilik sıvısı burun akıntısı olarak gelebiliyor.
Kayseri Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. İlhan Özer, çocukluk çağında çok sık görülen şikayetler arasında yer alan burun akıntısının sadece soğuk algınlığında olmadığını anlattı:
''Yeni doğanlarda, burunda darlık, tıkanıklık gibi doğumsal burun anomalileri ve akut sinüzit ile bronşit, kızamık, boğmaca gibi hastalıkların başlangıç dönemlerinde de su gibi burun akıntısı görülür.
Bazen burun akıntısı ve burunda şişme, nazal mukozanın, soğukhava, nem değişiklikleri, sigara içilmesi, baharatlı yiyecekler tüketilmesi, stres gibi çeşitli uyarılara verdiği tepkidir.
Kafa travması, tümör, doğuştan kaynaklanan bazı beyin-omurilik anomalileri nedeniyle burundan beyin omurilik sıvısı akıntı olarak gelebilir.''
Dr. İlhan Özer, alerjiye bağlı burun akıntısı da görülebileceğini belirterek ''bunlar mevsimsel ya da yıl boyu devam edebilir. Burun akıntısı temiz ve su gibidir. Akıntı ile beraber aksırık, göz rahatsızlıkları tabloya eşlik eder'' dedi.
Buruna yabancı cisim kaçması sonucu oluşan akıntının ise tek taraflı, kötü kokulu ve kanlı olabileceğini belirten Özer, bazı ilaçların da burun akıntısına neden olduğunu söyledi.
Gözlerin kaşınması, 'ben kendimi kör ediyorum' anlamı taşıyor
Özellikle bahar aylarında polenlerin etkisiyle oluşan bahar nezlesi (Vernal konjontivit) nedeniyle gözlerin kaşınması, körlüğe kadar uzanan rahatsızlıklara neden olabiliyor.
İstanbul Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Opr.Dr. Abuzer Gündüz, alerji ayları olan bahar ve yaz başlangıcında göz sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu dönemlerin çiçek ve ağaç polenlerinin çıktığı zamanlar olduğunu, gözde ise bahar nezlesi rahatsızlığının oluşabildiğini belirten Gündüz şunları söyledi:
"Bahar nezlesi, alerjinin tam hastalıklı şeklidir. Bu rahatsızlık hafife alınıyor. Oysa çok önemli ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Genellikle 4-5 yaşlarında başlıyor ve 20 yaşına hatta daha sonraki yaşlara kadar sürüyor...
"Hastalığın, ilaç, damla ve pomat ve merhemlerle tedavisi var. Bu hastalığa yakalananların mutlaka doktor kontrolünde tedavi olması büyük önem taşıyor."
Körlüğe kadar gidebilir
Opr.Dr. Gündüz, bahar nezlesinin gözde tatlı bir kaşıntıya neden olduğunu, hastalar için asıl büyük tehlikenin bu noktada odaklandığını da ifade etti.
Başta çocuklar olmak üzere, büyüklerin dahi tatlı bir kaşıntı olduğu için gözlerini sürekli kaşıyarak büyük riske girdiklerini dile getiren Gündüz şöyle devam etti:
"Hastalar, hastalığa bağlı olarak elleri ile gözlerini ovuyor veya kaşıyor. Oysa ellerle gözleri ovmak, körlüğe kadar gidebilecek ciddi bir durum. Gözlerin kaşınması (ben kendimi kör ediyorum) anlamı taşıyor...
"Gözlerin ovulmasına bağlı olarak, göz üzerindeki kornea tabakası şekil değişikliğine uğruyor. Bunun sonucunda (Keratokonus) hastalığı oluşuyor. Bu hastalığın şu anda dünyada tek tedavisi kornea naklidir."
İki avcı köye elleri boş dönerlerken biri ağaçtaki kargaya ateş edip vurur ve böbürlenmeye başlar:
Gördün mü, bıldırcın vurdum.
Arkadaşı gülerek: Hiç kapkara bıldırcın olur mu? Bu resmen karga.
Beriki hazır cevaptır: Geçen hafta bunun eşini vurmuştum. Mateminden karalara bürünmüştür!
Devrin maliye bakanı, başbakanın bilgi, istem ve rızasıyla, belde parti teşkilatını ziyarete gelmiş. Gelmesine sadece parti için gelmiş ama, "yetkililer" caddeleri sokakları, her bir tarafı kendilerine göre bir "düzene" sokmaya çalışmışlar.
Yetkili bir "polis memuru":
- Asfalttaki bisikletin sahibi kimse alsın. Maliye bakanı gelecek..!!!
diye bağırmış.
Bisikletin sahibi vatandaş, sonderece sakin ve dingin:
- Merak etmeyun, haçan ben kilitledim oni...!
Benlerin bir kısmı doğuştantır, bir kısmı da sonradan ortaya çıkr. Kahverengi, siyah ya da deri rengindeki benler genellikle bir tehlike oluşturmazsa da bazıları kanser riski taşır.
İnsanlarda sıkça görülen 'Ben'lerin bazı türlerinin kanser riski taşadığı bildirildi. 'Her ben tehlikeli değildir' diyen Acıbadem Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Sadiye Kuş, "Malin melanom melanositlerin yapılarının bozulup, kontrolsüz olarak aşırı çoğalması ile oluşan bir deri kanseri tipidir. Malign melanom, mevcut bir ben üzerinde ortaya çıkabileceği gibi, ayrıca başlangıçtan itibaren beni taklit eder tarzda da doğup gelişebilir. Melanomu zararsız değişimlerden ayırt etmede simetri, sınır, renk ve çap özelliklerine dikkat edilmelidir." uyarısında bulundu.
Benler, melanosit adı verilen ve melanin pigmenti üreten hücrelerin oluşturduğu yapılardır. Bir kısmı doğuştan olabileceği gibi bir kısmı da sonradan (edinsel olarak) ortaya çıkabiliyor. Kahverengi, siyah ya da deri renginde olabilen benler genellikle bir tehlike oluşturmazken; bazıları kanser riski taşıyabiliyor
HANGİ BENLER TEHLİKELİ
Şekil ve yapı itibariyle simetrik ve yuvarlak bir görünüm yerine düzensiz, asimetrik görünüm taşıyan, sınırları düzenli olmayan, farklı renkler içeren benler risk oluşturuyor.
Dr. Kuş, "Bu değişiklikler varsa hastanın bir dermatoloji uzmanına başvurması gereklidir." diyerek bir uyarıda bulunuyor: "Bunun dışında hastanın diğer benlerinden daha farklı olduğunu düşündüğü, ani değişim gösteren, hızla büyüyen ya da yukarıda sayılanlara uysun ya da uymasın görünüşünden endişe duyduğu benleri için dermatolojiye başvurması gerekmektedir."
Doğuştan olan benlerin ise özellikle büyük olanları malign melanoma dönüşme riski taşımaktadır. Bu nedenle yakından takip edilmeli ve gerekli görülürse cerrahi olarak çıkarılmalıdırlar."
Dr. Kuş, riskli grupları şöyle sıralıyor; "Ten rengi açık olup, mavi, gri ya da yeşil göz rengine, yoğun çillere sahip olmak, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde aralıklı olarak yoğun şekilde güneşe maruz kalmak, çocukluk döneminde geçirilmiş güneş yanıkları öyküsü, daha önce melanom geçirmiş olmak ya da ailede melanom öyküsü, bireyde çok sayıda (ellinin üzerinde) ben bulunması, displastik (atipik) ben olarak adlandırılan düzensiz benlere sahip olmak."
Melanom gelişimi açısından risk faktörleri bulunan bireyler için kliniklerine göre 3 ila 12 ayda bir dermatolojik muayene öneriliyor. Benlerin incelenmesinde muayenenin yanı sıra benin 10 kat büyütülerek içindeki yapıların görünmesini sağlayan "dermatoskop" adı verilen bir el aletinden de yararlanılıyor. Benlerdeki bazı anormallikler çıplak gözle saptanabilecek duruma gelmeden önce de dermatoskop ile daha erken dönemde saptanabiliyor.
Dr. Kuş, "Çıplak göz ve dermatoskopla yapılan muayenede melanom şüphesi uyandıran bir ben varsa bunun kesin tanısı benin çıkartılıp patolojik incelemeye gönderilmesiyle sağlanmaktadır. Ancak her benin cerrahi olarak çıkarılıp patolojik incelemeye gönderilmesi gerekmemektedir. Dermatoloji uzmanı tarafından çıkarılmayı gerektirecek kriterlere sahip olmayıp ancak yine de izlenmesine karar verilen benler için hasta periyodik kontrollere çağrılır." diyor.
DİJİTAL DERMATOSKOP İLE ERKEN TANI
Dermatoskop adı verilen el aletleri ile yapılan incelemede şüpheli benlerin fotografik olarak kayıt imkanı bulunmadığından, hasta takibe geldiğinde benin önceki muayenelerdeki görünümü ile son durumunu karşılaştırma imkanı da söz konusu değil. Ancak dijital dermatoskopik inceleme benlerin kayıt edilip, saklanıp hastanın izlem süresi boyunca benlerinde gelişebilecek değişikliklerin saptanmasını sağlıyor.
Dr. Kuş, "Şüpheli benlerdeki değişikliklerin bu şekilde erken dönemde saptanmasını kolaylaştırır." diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ancak unutulmamalıdır ki dijital dermatoskopik inceleme her zaman patolojik incelemenin yerini tutmamaktadır. Bu nedenle dermatoloji uzmanı tarafından gerekli görüldüğünde ilk muayene ya da takip muayenelerinde benin ya da benlerin cerrahi olarak çıkarılması ve patolojik tetkiki istenebilir"
Baba adayları da eşleriyle birlikte hamilelik süresince duygusal ve fiziksel değişimler yaşayabiliyorlar. Aşeriyorlar, mide bulantısı ve baş dönmesinden şikayet ediyorlar.baba adayları çeşitli kitaplar okuyarak ve kurslara katılarak bunu azaltabilirler