Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • Mutluluğu Arayan Kedi
    Büyük kedi kuyruğuyla oynayan küçük kediye sordu: "Neden kuyruğunu kovalayıp duruyorsun?" Küçük kedi: "Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğunda kuyruğum olduğunu öğrendim. Kuyruğumu kovalıyorum, kovalıyorum Sonunda onu yakaladığım zaman biliyorum ki mutluluğu da yakalamış olacağım" dedi.

    Bu cevaba gülümseyen yaşlı kedi şöyle cevap verdi: "Gençken bende senin gibi mutluluğun kuyruğumda olduğuna inanıyordum. Yıllar geçtikçe anladım ki ne zaman onu kovalasam, o benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam o hep peşimden geliyor."


    Hayatta erişmek istediğimiz hedefler vardır. Bunlara ulaşmak isterken çeşitli araçlar kullanırız. Ulaşmak istediğimiz hedefleri iyi belirlemeli ve bunlara ulaşırken amaçlarla araçları birbirine karıştırmamalıyız.
#16.02.2009 01:28 0 0 0
  • Güçsüz Fil
    Yetişkin filler çok güçlü hayvanlardır. O kadar ki hortumları ile bir tonluk yükü kolayca havaya kaldırabilirler. Ancak küçük yaşta ağır bir zincirle demir kazığa bağlanan bir fil ise henüz güçsüzdür. Bu durumda iken ne kadar zorlarsa zorlasın zinciri kıramaz veya demir kazığı yerinden oynatamaz.

    Bu şekilde büyüyen bir fil ileride ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun demir kazığa bağlandığı takdirde ondan kurtulmaya çalışmaz, çünkü küçükken bunun aksinin mümkün olmadığına inanmıştır.


    Her insanın içinde potansiyel büyük bir güç vardır. Ancak pek çok insan bu gücün farkında bile değildir. Engelleri aşmak ve hedeflerimize ulaşmak için içimizdeki bu gücü açığa çıkarmamız gerekir.

    Gücünün farkında olmayan birinin başarılı olması mümkün değildir.
#16.02.2009 01:25 0 0 0
  • Kuyruğunu Dik Tutan Fare
    Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini "ezeli düşmanı" kediye verir. Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından. Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür.

    Tek çare, düz ovanın ortasında yalnız başına otlamakta olan inektir. Nefes nefese ineğin yanına doğru koşar ve başlar yalvarmaya. Fareden az çekmeyen inek önce yardım etmek istemez ama yalvarmalarına fazla dayanamaz ve onu saklamaya razı olur. "Peki, peki. Uzatma da geç şöyle arkama" der inek.

    Fare arkasına geçince inek pisliğini üzerine bırakır. Fare pisliğin içinde kaybolur, ancak dik kuyruğu dışarıda kalmıştır. Kuyruğu gören kedi hemen ineğin yanına gelir. Kuyruğundan tuttuğu gibi fareyi pislikten çıkarır ve oracıkta yer.

    1. Üzerinize her pislik atan düşmanınız değildir.
    2. Sizi pislikten çıkaran herkes dostunuz değildir.
    3. Boğazınıza kadar pisliğe gömülmüşseniz, kuyruğunuzu fazla dik tutmayın.

    Bilgeliğe ulaşanlar, yaşadıkları olaylardan ders çıkaranlardır.
#16.02.2009 01:22 0 0 0
  • Karınca Kito
    öykü Mahkumun biri, yalnız kaldığı hücre içinde bir karınca ile arkadaşlık yapar. Kito adını verdiği bu karınca zaman içerisinde adamın talimatlarına göre hareket eder hatta takla atmayı bile öğrenir.

    Mahkum, insanların Kito'ya hayran kalacağını ve göreceği büyük ilgi sayesinde zengin olacağının hayalini kurmaktadır. Hapisten tahliye olduğu gün Kito'yu kibrit kutusunun içine koyarak bir kafeteryaya gider. Amacı insanların Kito'ya nasıl tepki vereceğini test etmektir.

    Karıncayı kibrit kutusundan çıkaran eski mahkum garsonu çağırır. Amacı garsona Kito'nun marifetlerini göstermektir. Garsona "Masanın üstünde duran şu karıncayı görüyor musun?" diye sorar sormaz, garson elindeki bezle karıncayı alır ve "Afedersiniz beyefendi" diyerek Kito'yu öldürür.

    Her kişinin kendine ait değerleri ve inançları vardır. Bir kişi için çok önemli olan bir olay diğeri için pek de önemli olmayabilir. Kişileri kendi inanç sistemimize göre değerlendirirsek sorunlarla karşılaşabiliriz. Yapmamız gereken kişilerin inanç ve değerlerine saygılı olmak ve ilişkilerimizde kendimizi onların yerine koyarak hareket etmektir.

    Altının değerini en iyi sarraf bilir.
#16.02.2009 01:20 0 0 0
  • mor menekşeler

    terakiperver bu açıkladığın konuyla ne alaka yaw.lütfen o güzel dinimize hakaret etme



    Konunun bal gibi alakası vardır..Peki bu sadist Avrupa, haçlı seferlerini bize karşı niye yapmışlardır?..Peygamber efendimizin zamanından başlayıp,taa İstiklal Harbi ve Çanakkkale Harpleri'ne kadar bunun en güzel örneği değil midir?..Bunlar yeryüzünde İslam'ı ve müslümanları yok etmek için var gücüyle üzerimize gelmedi mi?...
    İşte bütün bunlar onların nasıl mal olduklarını gösteriyor...
    Bu gâvurlar hiç bir zaman bizim kalkınmamızı isterler mi...Geçen haftalarda bor madeni hakkında ileri-geri konuşmadılar mı?..Biraz bunları hele düşünün biraz!..
#16.02.2009 00:16 0 0 0
  • Cahillerle Tartışmayın!..Onlara benzemek ister misiniz?..

    Bazı insanlar, dışarıdan gelen fikirlere karşı içe kapanmayı tercih eder. Bunlar; kendi ürettiği fikirlerle kafası içinde bir dünya kurar ve orada yaşarlar. Zaman içinde, düşüncelerinde ve davranışlarında dinazorluk oluşur. Bu kişiler, iletişime kapalıdır. Kendi kendine konuşur. Çevreye AT GÖZLÜĞÜ ile bakarlar.

    Kendi fikirlerinin dışındaki tüm fikirler onun için düşmandır. Bu kişilerle iletişim kurmak zordur. Böyleleriyle tartışmaya/münakaşaya girmek akıllı kimselerin kârı olmasa gerek.

    "Büyük insanlar, her sınıftan olan kişilerle davranışlarında, kendilerinden nahoş bir kelimenin çıkmamasına dikkat eder, değerlerini bayağı insanlarla düşürmemeye dikkat ederler.
    "Kişinin kendisini ilgilendirmeyen hususları terk etmesi kâmil imanın şanındandır." (Tirmizi)

    Bazı kişiler, ar duymaz bir yüz, kötülükten haya etmez bir huy, başkasına kötülük yapmaktan çekinmeyen bir ahlak ve mürüvvet kaidelerini tanımayan bir hayatı yaşarlar. Onlar bilgisiz ve edepsiz nefislerini tatmin etmek için hiçbir usul ve kaideyi dinlemeyip önlerine geleni yaparlar.

    Akıllı kişinin böyle sefih insanlarla uzun tartışmalara girişmesi uygun düşmez.Çünkü bunların nahoş hareketler yapmasına sebep olur ki, bu büyük bir fitnedir. Böyle kişilerin şerrini önlemek vaciptir. Onun için İslam, sefihlerle olan müderatı (onları idare etmeyi) caiz görmüştür. Cahilin biri Rasülullah (sav)'ın evine girmek istedi. Rasülullah (sav) güzellikle engellemeye çalıştı. Çünkü böyle kişiler karşı en güzel metot, onlara hilm ile davranmaktır. Şayet Rasülullah (sav) onu rencide edecek harekette bulunsaydı, belki Rasülullah'ın zatına uygun düşmeyen bazı nahoş kelimeler sadır olurdu.

    Said bin Müseyyeb (ra) anlatıyor:Rasülullah (sav)'ın ashabı arasında oturuyor iken bir adam Ebu Bekir (ra)'a sataştı ve incitti. Ebu Bekir (ra) karşılık verdi. Bunun üzerine Rasülullah (sav) oradan kalktı. Ebu Bekir (ra): "Ey ALLAH'ın Rasülü! Yoksa bende nahoş bir hareket mi gördün?" dedi. Rasülullah (sav):"Hayır, öyle bir şey olmadı. Ancak o adam sana eziyet verince gökten bir melek inip ona cevap veriyordu.Sen müdahale edince, melek gitti ve yerine şeytan geldi. Şeytanın bulunduğu yerde durmam bana yakışmaz." Dedi. (Ebu Dâvud )

    Konuşmanın abesten korunması için İslam'ın aldığı tedbirlerden birisi de tartışmanın önüne geçerek, haklı haksız durumlarda haram kılmasıdır.

    Rasülullah (sav) şöyle buyurur:"Kim haklı olmadığı halde mücadeleyi terk ederse kendisine cennetin yan kısmından bir ev verilir. Kim haklı olduğu halde mücadeleyi terk ederse kendisine cennetin ortasında bir ev verilir.Kim de ahlakını düzeltirse cenneti en üst yerinde kendisine bir ev verilir."(Ebu Davud )

    "Akıllı veya ahmak hiç kimseyle tartışma. Akıllı senin ayağını kaydırır. Ahmak ise sana eziyet verir." (İ.Ebu Dünya)

    Kötü huylu bir adam, bir dervişe kötü sözler söylermiş. Derviş, ona karşılık vermek yerine şöyle demiş:"Sen bana her ne diyorsan, ben ondan daha kötüyüm. Beni benden iyi bilemezsin ki!"
    Cahilin münakaşa yoluyla ikna edildiği görülmemiştir.

    "Oturma cahil ile sözü can incitir,
    Otur alim ile her sözü mercan incidir."
    Selam hidayete tabi olanlara!...
#15.02.2009 18:32 0 0 0
  • Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin!...

    Ayet-i Kerîmelerde ifade edildiği gibi: Başka dinden olanlar, özellikle yahudiler ve hıristiyanlar müslümanların dostu olmazlar; onlar ancak birbirinin dostu olur, birbirini desteklerler. Zaman zaman müslümanlara yaklaşmaları, kendi menfaatleri bunu gerektirdiği içindir. Müslümanların bunu unutmamaları ve kendi aralarındaki dostluğu güçlendirmeleri zaruridir. Müslümanların arasına sızan iki yüzlüler, felâket tellâllığı yaparak onları, mü'minleri bırakıp kâfirlere yöneltmek isterler; iman ehlinin bunlardan da sakınması gerekmektedir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

    Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin. (Bunu yaparak) ALLAH'a, kendi aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? (Nisa Sûresi:144)

    Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar. Bilsinler ki gerçekten bütün izzet ve şeref yalnızca ALLAH'a aittir. (Nisa Sûresi:139)

    Ayet-i Kerîmelerde açıkça ifade ediliyor ki: Gerek milletler arası münasebetlerde ve gerekse fertler ve topluluklar arası münasebetlerde mü'minler, daima mü'minlerin yanında yer alacak; güç, kuvvet ve şerefi bu beraberlikte arayacaklardır. Kendilerini korumak veya güçlenmek için kâfirlere baş vuran milletler küçüldükleri gibi fertler de manevi değerlerinden kayıp verirler.

    Kâfirleri ve müşrikleri dost edinmeme konusu, Kur'ân-ı Kerîm'de sık sık zikredilen ve üzerinde durulan bir konudur. Yahudi ve hıristiyanların mü'minlere dost olamayacağı, müslümanların da onları dost edinmemeleri gerektiği ısrarla belirtilmiştir. Mü'minler, küfür ehlini veli, dost ve idareci edinemez. Ancak zaruret sebebi ile işbirliği ve dayanışma, ülkeler arası ilişkilerin gerektirdiği ticarî, ekonomik sağlık ve sosyal alanlarda karşılıklı çıkar ilişkisi çerçevesinde antlaşmalar yapılması mümkün ve caizdir. Fakat bu, dostluktan farklı bir ilişkidir. Bir müslümanın yahûdi veya hristiyan gayr-ı müslim bir komşusu olabilir. Komşuluk münasebetleri elbette olacaktır. Amma Müslüman Müslüman kalmalı, gayr-ı müslim de gayr-ı müslim kalmalıdır. Müslüman, Cenab-ı Hakk'ın: Sizin dininiz size, benim dinim de banadır. (Kafirun Sûresi:6) Buyurduğu gibi, demelidir. Herkes kendi yoluna gitmelidir.

    Bu ayet-i Kerîmelerin yanısıra Hz. Peygamber (S.A.V.) de müslümanları, itikadî ve ahlâkî alanda olduğu gibi kılık ve kıyafet, şekil ve merasim yönünden de müşriklere, gayri müslimlere benzememeye davet ve teşvik etmiştir. Hz. Peygamberimiz (S.A.V.) müslüman olmayanlara benzememeye o derece dikkat ederlerdi ki, aslında yaptığı halde sonradan onlarda gördüğü hareketlerde bile değişiklik yaparlardı. Bunlar, çevredeki kültür ve medeniyetlerle, din ve kavimlerle iç içe yaşayan o dönem müslümanlarına ayrı bir kimlik ve özellik kazandırıp, onların kendi içerisinde bütünleşmelerini sağlamaya yönelik önlemlerdir. Meselâ: Henüz hicret etmeden evvel Muharrem ayının onuncu (Aşûre) günü oruç tutmayı adet edinmişlerdi. Hicretten sonra Medineli Yahudilerin de bu günü takdis ettiklerini görünce onlara benzememek için Muharrem ayının dokuz ve on veya on ve onbirinci günlerinde oruç tutmaya başlamışlardır. (Geniş bilgi için Bak. M. Talu, Dinî Meselelerimiz, 361-363)
#15.02.2009 18:17 0 0 0
#15.02.2009 17:45 0 0 0
  • Selamün aleyküm kardeşlerim...Son zamanlarda hükümetimiz AB'ye girebilmek için yeniden hazırlıklarına başlamıştır..Bu nedenle; sizlerin görüşlerini almak istedik..İşte size bir anket..Buyurun oylayalım...Seçenek hakkımız en fazla (5) tir...Vatan ve milletimiz için hayırlı uğurlu olsun diyorum...
#15.02.2009 16:50 0 0 0
  • Hele de bizim ülke olarak çok kayıplarımız var..Mesela beyin göçlerinin önü kesilemedi...Bir taraftan siyasi dayatmalar, bir taraftan üniversitelerde okuyan öğrencilerimize çeşitli baskılarla gözlerini yıldırmışlardır..Bunların çok büyük bir kısmı,biraz zengin olanları ülkemizi terketmişlerdir..Fakir olanları ise mecbur kaldıkları için okulunu bırakmışlardır..
    Sizlere sormak lazım..Bu ülkemizde kaç profesör bilim ve teknikle uğraşıyor?....ABD gibi yerlerde proje üretkeni olmayınca kimseyi prof yapmıyorlar..Biz de ise masabaşı, al parayı ver prof diplomasını?..Yan gel yat keyfine bak...
    İşte bu güzelim memleketim bundan kalkınamıyor...
    Japonlar sürekli proje üretiyorlar ve dünya da bilim ve teknikte söz sahibi oluyorlar...Bizim ülkemde ise bilgisayar olmadan önce az çok kitap okunurdu..Şimdi ise sıfıra indi...Bilgisayarı kullanıyor ama boş ve faydasız işlerde kullanıyor...
    Bir üniversite mezunu, haritada İspanya'nın yerini gösteremiyorsa yandık demektir...
    Ben lise mezunuyum ama coğrafya da hangi ülke nerededir, tamamına yakını biliyorum...Türkiye'nin haritada yerini gösteremeyen üniversiteli öğrenciden ne hayır gelir...
    İşte bütün bunlar, bizim nasıl bir millet haline getirildiğimizin göstergesidir..

    Unutmayınız ki beyin göçlerini tekrar geriye getirmek devlete ağır bir yük olacaktır..İşte kayıplarımızın en büyükleri de bunlardan ibarettir.
#14.02.2009 00:18 0 0 0
  • Kardeşlerim..Paylaşımlarınızdan dolayı çok teşekkür ederim...Lakin acı bir gerçek varsa ki o da şudur..Bizim bu F16 savaş uçaklarımızın elektronik ve bilgisayar sistemleri maalesef İsrail ve ABD'nin öngördüğü ve yapılanması buna ait olduğunu biliyor muydunuz?...Yani bir savaş çıksa İsrail ve ABD bizim işimizi bitirecektir...Konumuz dışı olduğundan sözümü burada noktalıyorum..Söylenecek daha çok sözümüz var..
#14.02.2009 00:03 0 0 0
  • Demek ki istenildiğinde kendi silahımızı kendimiz yapabiliyormuşuz...Dışa bağımlı olmadığımız müddetçe her zaman kalkınabiliriz...
    Bu silahı icat etmekte düşmanlarımız çatlasın..
#13.02.2009 00:58 0 0 0
  • İnsansız sistemlerin savunma ve güvenlik alanındaki yeri gün geçtikçe artarken Aselsan insansız araç "İzci"yi geliştirdi.

    noimage

    İŞTE ASELSAN'DAN MUHTEŞEM İCAT: İZCİ
    Savunma sanayiinde insansız sistemlerin yeri ve önemini dikkate alan Aselsan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ihtiyacı doğrultusunda çok önemli buluşlara imza attı. Başta terörle mücadele ve asimetrik savaş şartları olmak üzere keşif-gözetleme-istihbarat, savunma, lojistik destek görevlerinde her türlü şartta çalışabilen insansız sistem çalışmasında büyük mesafe kaydetti. İnsansız sistemlerin, askeri personel için rutin, zor ve tehlikeli görevlerde, korkma, çekinme, yorulma gibi unsurları bertaraf etmesi sebebiyle her geçen gün cazip hale geldiği belirtiliyor.

    noimage

    Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dışa bağımlılığını en aza indirmeyi amaçlan firmalardan olan Aselsan uzaktan kontrol edilebilme, kendi başına karar verme ve uygulama yeteneğine sahip, her türlü koşulda görev yapabilen değişik boyutlara sahip araçlar geliştiriyor.

    noimage

    Modüler yapısı sayesinde asimterki tehditlerin yanı sıra, sınır güvenliğinin sağlanması, anayurt güvenliği, lojistik , keşif gözetleme ve gibi görevler üstlenebilen İzci insansız bir konsept aracı.

    noimage

    İnansız sistemlerin savunma ve güvenlik alanındaki yeri gün geçtikçe artarken Aselsan insansız araç "İzci"yi geliştirdi.

    noimage

    noimage

    HABER OKURLARINDAN BİR YORUM EKLEMEDEN GECMEYELİM:

    ÜLKESİNİ ENÇOK SEVEN GÖREVİNİ EN İYİ YAPANDIR
    ASELSAN'I TEBRİK EDER ÇALIŞMALARININ DEVAMINI DİLERİM.BÖYLELİKLE ÜLKEMİZ HEM SAVUNMA SANAYİNDE BİR MERKEZ OLUYOR HEM DÖVİZLERİMİZ YURT İÇİNDE KALIYOR.BENCE BU KRİZ VE ÇEKİŞME ORTAMINDA ÜLKEMİZE BU ŞEKİLDE HİZMET EDEN KURUM VE KİŞİLER EN İYİ YERLERİ VE SAYGIYI HAKEDİYORLAR.BİNLERCE VATAN EVLADININ TEK DAMLA KANININ AKMASI BİLE KABUL EDILEMEZ.BU ANLAMDA BU DONANIMLARLA T.S.K GÜNEYDOĞU VE KUZEY IRAKTA DAHA AZ ŞEHİd VERECEK DAHA ETKİLİ TERÖRLE MÜCADELE EDECEKTİR.
#13.02.2009 00:57 0 0 0
  • Dikkat dikkat! Laik kan aranıyor!

    Başörtüsü yasağı hastanelerin içine kadar girdi Acil kan çağrısı üzerine Ankara Hacettepe Hastanesi'ne kan vermeye giden bir vatandaşın başörtülü eşi hemşire tarafından uyarıldı Hemşire, başörtülü kadına, "Bu kıyafetle sadece camiye gidilir" dedi (Gazeteler)


    Bakalım bir süre önce yaşanan bu olay nasıl gelişmiş?

    - Hayrola hanım, bu kıyafetle Camiye teravih namazına gideceğine ne işin var akşam akşam kamusal alanımızda? Devlet Dairesine girmenin bir adabı, kuralı olduğunu bilmiyor musun?

    - Kocatepe Camii'ne giderken arabanın radyosundan yapılan acil kan anonsunu duyduğum için kan vermeye geldim hemşire hanım Eşim de şu an arabasını park ediyor

    - Duyduysan duydun ama senin ne üstüne vazife? Bu anons, çağdaş, ilerici ve laik kesim içinSenin gibi başörtülü kanı bozukların ve de kansızların bir damla kanına bile ihtiyacımız yok çok şükürHacettepe Hastanemizin de sizlere haceti yok

    - Öyle şey olur mu hemşire hanım Bizim kanımız çok temiz ve çok değerlidir ALLAH'a şükür içki, sigara ve bilumum uyuşturucuyla tanışmamıştır Harama elimiz değmediği için de bu yolla bulaşan aids gibi hastalıklar, virüsler yoktur Hadi bir an önce kanımı alıp hastaya verin de gönül rahatlığıyla gideyim

    - "Kanımız temiz" diyorsun Peki, içinizde dolaşan şeriat virüsü, irtica mikrobu ne oluyor? Bunları Türkleri arkadan vuran pis ve gerici Araplardan kazanmadınız mı? Şimdi de kan verip irticai virüsleri bize yani laikkanlı insanlara bulaştıracak ve aklınızca bize 'kanka' olacaksınız değil mi? Yemezler anam, haydi başka kapıya

    - Hanımefendi, bakınız bir şeyler yapılmazsa hastanız ölebilir Lütfen kanımı alıp hastaya verin de zavallıcık kurtulsun Hayata dönsün

    - Mürtecilerin egemen olduğu dogmatik bir hayata dönecekse hiç dönmesin Hem hastamız ölürse varsın laik kan eksikliğinden ölsün Şeriatçı kan vücudunda dolaşırken yaşamaktansa laik kansızlıktan ölmek daha uygundur "Laiklik kanımız, feda olsun canımız!", "Laiklere uzanan kanlar dökülür"

    - Hanımefendi, burası bağırıp çağırma ve slogan atma yeri değil iş yapma yeri Onu git Yüksel Caddesi'nde, Kurtuluş Parkında, Kızılay'da yap Madem sen almayacaksın Beni hastanın yakınlarıyla görüştür Onlar da istemezse vicdanım rahat bir şekilde eve döneceğim

    - Dedim ya hanım! Burası hacet kapısı değil Hacettepe'de sizlere hiçbir zaman hacet yok

    - Hacetinden başlatma hanımefendi Ben buraya hacet görmeye değil ihtiyacı olan birisinin hacetini gidermeye geldim Hem bu mübarek gecelerde bütün hacet kapıları açılır Ancak görüyorum ki, ALLAH'ın hacet kapıları herkese açık ancak ismi gibi haceti-ihtiyacı olan herkese açık olması gereken Hacettepe'nin kapıları bazılarına kapalı Varsın öyle olsun Ben vazifemi yaptım Sizleri çağdaşlığınızla baş başa bırakıyorum

    Çağdaş kıyafet şartı

    Çok sinirlenen ilerici Hemşire, bayan çıkar çıkmaz kendisi gibi ilerici-eylemci sendikanın üyesi ve temsilcisi nöbetçi doktorun odasına hışımla girer ve şu teklifte bulunur;

    - Nedir bu çektiğimiz Doktor bey; bundan sonra kan anonslarını şöyle yapmamızı teklif ediyorum Yoksa iki-üç kuşak sonra damarlarımızda dolaşan asil kanımız tamamen bozulacak;

    "Dikkat Dikkat! Kanamalı bir hasta için çok acil 0 Grubu RH negatif ve de laik kan aranmaktadır Bu şartları taşıyan ilericilerin, Hastanemiz Kan Merkezine başvurmaları önemle rica olunur Çağdaş kıyafet taşımayanların kanı ise kabul edilmeyecektir "

    Rıfat Yörük/ KaraMizah
#12.02.2009 08:46 0 0 0
#11.02.2009 10:59 0 0 0
#09.02.2009 22:54 0 0 0
#09.02.2009 19:19 0 0 0