Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • "Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek İstiklal Savaşı başlarında ve Maraş'ta düşmanlar tarafından başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir" (Necip Fazıl Kısakürek)
#01.01.2013 00:51 0 0 0
  • KURBAN BAYRAMINA "HAYVAN KATLİAMI" DİYENLERİN SURATINA OKKALI BİR BALGAM ATMAK LAZIMDIR.ONLARDAN BU GECE KESTİKLERİ HİNDİLERİN HESABINI SORMAK GEREKİR..

    O kılıbık adi medya ancak Kurban bayramı zamanı gelince yerlerinden hortlarlar.Bunların işte böyle münafık ve din düşmanı oldukları belli oluyor.

    Ulan bu melanet geceyi kutlayanların kıçlarına ateş süreceksin ki Noel babası onları kurtarsın bakalım...

    Büyük bir kültür yozlaşmalarını yaşıyoruz.Diyanetin yılbaşı kutlamamaları mesajları ve tavsiyeleri hep cılız kalıyor.Devlet olarak bu lanet gecenin kutlamasını sadece gavurlara izin verirse pek makbule geçer ama bu millet artık arsızlaştığı için önüne de geçemeyeceğinden emin gibiyim.Tek çözüm, ülkemizde laikliğin kaldırılmasıdır.
#01.01.2013 00:22 0 0 0
  • Diyaloğu başlatan kim?

    İki asıra yakın zamandan beri Papalık, Misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlığı Ortadoğu’ya yaymaya, cahil Müslümanları Hıristiyanlaştırmaya çalışmaktadır. Fakat, Afrika ülkeleri gibi, dinden haberi olmayan sadece isimleri Müslüman olan ülkelerde başarı elde etmelerine rağmen, İslamiyetin aslına uygun bir şekilde bilindiği ve yaşandığı, Müslüman ülkelerde istedikleri neticeyi alamadılar. Bunun neticesinde, Misyonerlik faaliyetlerine destek verilmesi için Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü projesi gündeme geldi.

    Bu çalışmaları yapan Konsil ilk defa 1962'de bu konuyu görüşmek için toplandı. Daha sonraki toplantılarla da misyonerlik faaliyetinin bir parçası olmak üzere “Diyaloğa” önem verilerek devam ettirilmesi kararlaştırıldı. II. Paul'ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır... Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. “

    1964 yılında 2. Vatikan Konsilinde kurulan 'Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası'nın 1973 yılında, sekreterlik görevine getirilen Pietro Rossano, Sekreterya'nın yayın organı Bulletin'deki bir yazısında şunu belirtiyordu: "Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil'i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise'nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih'in sevgisini ve Mesih'in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilise'nin İncil'i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır."

    Pietro Rossano, ayrıca diyaloğun şartlar gereği ortaya çıktığını, İseviliği ilk yayan Havarilerin metodu olduğunu şöyle ifade etmektedir:

    “Kilisenin henüz bulunmadığı yerlerde tesis edilmesi için yapılan bir faaliyet olarak anlaşılan misyon, artık diyalog olmadan başarıya ulaşamaz.”

    Diyalog Kilise Misyonunun bir parçası

    1984 yılından beri "Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası"nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken bunun Kilisenin bir misyonu olduğunu ifade etmektedir: "Papa VI. Paul'ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir" (Bulletin, 59/XX - 2, 1985, 124).

    Papa’yı ziyaretinde Fethullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır:

    “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman,10.2.1998)

    Nihai hedeflerini de Papa II. Paul'un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım."

    Müslümanlar cephesinde ise; “Dinlerarası diyaloğun kararlı bir destekçisi ve teşvikçisi”nin Sayın Fethullah Gülen olduğu, Hocaefendi’nin onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yayını “Küresel Barışa Doğru” kitabında bildirilmektedir. Yine aynı kitaba göre, Fethullah Hoca’nın, Papa II.Paul ile görüşmesinden önce bu diyaloğu daha önce başlatan üstadı Saidi Nursi’dir. Bediüzzaman Saidi Nursi’nin, bu konuda, Papa XII. Pier ile yazışma yaptığı, 1950’li yıllarda Fener semtinde ikamet etmesinin, Rum Patrik Atenagoras ile de yapılan diyaloğu kolaylaştırdığı aynı kitapta ifade edilmektedir. Dinlerarası diyaloğun lüzumu ile ilgili Hocaefendi’nin yayınlanmış pek çok makalesi ve kitabı var. (Mesela, “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabı tamamen bu konu ile ilgilidir.)

    Diyanet ve İlahiyat fakülteleri de diyaloga destek vermektedirler.

    23/24.10.2003 tarihleri arasında; ülkemizde, bölücü faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile kapatma davası açılan Alman Konrad Adenauer vakfının, Armada otelinde düzenlediği, “Türkiye ve Avrupa’da Din, Devlet ve Toplum- Dinlerarası Barışçı bir Ortak Yaşam için Olanaklar ve Engeller” konulu konferansa katıldım.

    Bu toplantıda “Dinlerarası Diyalog” projesinin önde gelen temsilcilerinden Prof.Dr. Niyazi Öktem yaptığı konuşmada bu projeye kimlerin destek verdiğini şöyle dile getirdi:

    “80’li yıllarda başlattığımız “Dinlerarası Diyalog” projesinde hayli mesafe aldık. Bu konuda bize en büyük desteği Diyanet verdi. Sayın Başkanın gün boyu aramızda bulunması bunun en güzel ispatıdır. Sivil kuruluşlardan ise destek, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan geldi. Vakfın onursal başkası Fethullah Gülen Haca bize büyük destek verdi. Bütün bunların üstünde, Diyalog konusunun Türkiye’de ki mimarı, öncüsü Prof. Dr. Mehmet Aydın’dır. Her birine huzurunuzda teşekkür ediyorum.”

    Son zamanlardaki diyalog toplantılarında olduğu gibi, bu toplantıda da, “Yahudi temsilcileri” göremedim. Yahudiler uyanık. Baktılar bu işbirliğinde kendilerine bir fayda yok, parsayı Hıristiyanlar toplayacak, bunun için diyalog projesine mesafeliler.

    Siyasi cephede ise, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel ve bir kısım siyasiler diyaloğa tam destek vermişlerdir.

    Müslümanlardan, diyaloğa destek verenlerin, niyetlerini tam bilemediğimiz için, bir yorum getirmek sağlıklı olmaz. Zaten bu pek de önemli değil. Önemli olan diyaloğu başlatan, yönlendiren “Vatikan”ın niyeti ve gayesidir. Şimdi biraz da bunun üzerinde duralım.
#27.12.2012 01:48 0 0 0
  • @Ömer adlı üyeden alıntı:
    Şahsen ben çok faydalı buluyorum, şöyleki 10 sendir Türkçe olimpiyatları adı altına yapılan 130 geckin ülkeden gelen ziyaretciler ve yarışmacıları türkiyeyi tanıtım bakımından göz ardı edmeyiz.

    Ev sohbetleri ile yaşa göre ayırdıkları grubulara sohbet etmeleri dini bilgileri öğretmeleri, okuyan çocuklara gençlere yardımcı olduklarını bizat gördüm katıldım çok memnunum.

    Aile terbiyesi ahlah düzeyi çok yüksek efendiler saygılılar akıllılar.

    Sohbet ehli olduğunu gençlerin yüzünde davranışından tanırısın.

    S&S
    Orijinali Göster...
    Şahsen ben çok faydalı buluyorum, şöyleki 10 sendir Türkçe olimpiyatları adı altına yapılan 130 geckin ülkeden gelen ziyaretciler ve yarışmacıları türkiyeyi tanıtım bakımından göz ardı edmeyiz.

    Ev sohbetleri ile yaşa göre ayırdıkları grubulara sohbet etmeleri dini bilgileri öğretmeleri, okuyan çocuklara gençlere yardımcı olduklarını bizat gördüm katıldım çok menmunum.

    Aile terbiyesi ahlah düzeyi çok yüksek efendiler saygılılar akıllılar.

    Sohbet ehli olduğunu gençlerin yüzünde davranışından tanırısın.

    S&S

    noimage
#27.12.2012 00:28 0 0 0
  • @ASUR adlı üyeden alıntı:
    Hala aynı yerdesin kardeş. Benimyazdıklarımın hepsini okusdun mu acaba?
    Nur cemaati ile diğerleri aynı yoldalar. Zaten birbirine karışmış haldeler. bunu bile ayırmaya kalkıyorsun. Gerçekten durumlar vahim. Senin açından.
    5-6 sene sonra anlayacaksınız demişsinde , geleceği bu kadar net görüp yorum yapmak biraz zor. 95 yılında iken, 2000 yılından itibaren nelerin değişeceğini kestirebilen varmıydı acaba. Hala cımbızla laf çekip ihtimallerle konuşuyorsun ya. Ben ne diyeyim sana. Olmamış şeylerle başkalarını itham etmek kolay. Ya sonrası.....
    Orijinali Göster...
    Hala aynı yerdesin kardeş. Benimyazdıklarımın hepsini okusdun mu acaba?
    Nur cemaati ile diğerleri aynı yoldalar. Zaten birbirine karışmış haldeler. bunu bile ayırmaya kalkıyorsun. Gerçekten durumlar vahim. Senin açından.
    5-6 sene sonra anlayacaksınız demişsinde , geleceği bu kadar net görüp yorum yapmak biraz zor. 95 yılında iken, 2000 yılından itibaren nelerin değişeceğini kestirebilen varmıydı acaba. Hala cımbızla laf çekip ihtimallerle konuşuyorsun ya. Ben ne diyeyim sana. Olmamış şeylerle başkalarını itham etmek kolay. Ya sonrası.....



    Okullarda diyalog ve misyonerlik çalışma metodları uygulandığında bu neslin ne hale geleceğine aklınız kesmiyorsa burada hiç tartışmaya gerek yoktur.Görünen köy kılavuız istemez.Arife tarif de gerekmez.

    Biz evliya da değiliz.Sadece meselelere Kur'an penceresinden baktığımız için bugüne kadar hiç yanıldığımız olmamıştır.Sufli akıl gözüyle meselelere bakarsanız ilerisini hiç göremezsiniz.Ben bunu demek istiyorum size..

    Bu kadar yorum ve izahtan sonra hala "dinlerarası diyalog hak işidir,İslam'a hizmettir" diye düşünüyorsanız artık bundan böyle mesaj yazmayacağım.İyice anladım ki akıllar dümura uğramış lakin o kadar izahtan sonra artık sabrım kalmadı.Ne haliniz varsa görünüz!.

    Sizleri Allah'a emanet ediyorum.Biz tebliğimizi yaptık.Günah bizden gitti.Kimsenin ağzıyla da gaza gelmedik.Gerçek İslam alimleri ancak bu yüce dini ayakta tutar.Gün gelecek bizim ne kadar haklı olduğumuzu sizler geç de olsa anlayacaksınız ama iş, işten çoktaan geçmiş olacak.

    Yeni nesile selam olsun Allah yar ve yardımcısı olsun.Allah onlara şuur versin ve gaflet uykusundan uyandırsın. (Amin)

    Benden artık bu kadar...

    Hakkınızı helal edin.Ben bu konudan çekiliyorum.Anlayan anladı bizi anlamayana selam olsun diyorum.

    Allah'a emanet olunuz.Esselamu aleyküm...
#27.12.2012 00:00 0 0 0
  • noimage

    Rahiplerin ya da hahamların derse girmeside nerden çıkmıştır..Ben de lisede eğitim aldığımda din dersinde diğer dinleri işliyor biliyor görüyorduk.. Edindiğimiz bilgi de yeterli idi.. Rahiplerin derse girmesi hiç de hoş değil.. Yani herkes kendi dinini anlatırken güzelliklerini kolaylıklarını anlatır temele dayandırır.. Bu da kardeşlerimizin aklında (Allah göstermesin) bir karışıklık yaratabilir..Çok saçma geldi bana..Doğru bulmuyorum böyle şeyleri... Allah hayır olanları nasib etsin..

    Televizyon,gazeteleri ve misyonerleri yetmiyormuş gibi bir de okullarımıza ellerini kollarını sallaya sallaya mı girecekler?.Peki merak ediyorum bizim hocalarımız onların patrikhanelerine veya eğitim yerleri olan her ne ise,girip ders verecekler mi?

    İslam'ı iyi öğretmek için yöntemler geliştirseler daha iyi olurdu.Sabah akşam tvlerde müslümanlar aleyhine haberler yapılacağına,meslek derslerine doğru dürüst öğretmen ayarlayamazken din dersini böyle çeşnileştirmek de neyin nesidir?Sorumsuz,başıboş,idealsiz bir nesli geleceğimize salarken neden bunun telafisi düşünülmüyor?Bizim hocalarımızı küçümseyen bir politika uygulanırken,çok saygı değermiş gibi gösterilmeye çalışılan rahipleri,hahamları piyasaya sürmenin amacı ne olabilir ki.Böyle bir ortamda cihad şuuru, gerçek dindar nesil nasıl yetişecek yahu?İslam'ın özü öğretilmesi varken neden buna ihtiyaç duyuldu..Bir de yalan yanlış hıristiyan ve yahudilik felsefeleri bu gencecik beyinlere zerkedilirse vay biizim halimize!.Korkarım ki yakın zamanda adam gibi adam, imanı ve itikadı tam sağlam olan bir müslüman göremeyeceğiz..


    Ümmeti Muhammed'in yavrularını sen koru Allah'ım!
#26.12.2012 22:55 0 0 0
  • @ASUR adlı üyeden alıntı:
    İslam tarihinde bu ayet hakkında çok farklı tartışmalar yapılmış, o tartışma ve yorumları şimdilik bir kenara bırakıp âyetin mânâsını anlamaya çalışalım.

    Aynı konu bundan yüz sene önce Bediüzzaman Said Nursî'ye de sorulmuş:

    "Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur'ân'da nehiy (yasaklama) vardır: 'Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin.' Bununla beraber nasıl dost olunuz der-(Terbiyeden-Yoksunum)-si-(Terbiyeden-Yoksunum)-niz?"

    Said Nursî de cevabını iki temele bina etmiş. Biri "tefsir metodolojisi" diğeri "tarihî kontekst".

    A. Tefsir metodolojisi açısından Said Nursî'nin verdiği cevap özetle şöyle:

    1. Doğru ve sağlam bir hükme varabilmek için elimizdeki delil kesin olması gerektiği gibi, o delilin hangi anlamı gösterdiği de kesin olması gerekir. Burada söz konusu olan delil Kur'ân âyeti olduğu için kesindir. Ancak bu delilin hangi anlamı gösterdiği kesin değildir, başka anlamlara gelme ihtimali de vardır. Çünkü, Kur'ân'ın bu yasağı "âmm" değil, "mutlak"tır. Yani, Yahudi ve Hıristiyanların bütün bireyleri, bütün nitelikleri, bütün zamanları yasak kapsamı içinde değildir. Yasak mutlak bırakılmış, bir sınırlama getirilmemiştir. Büyük bir tefsirci olarak zaman bir sınır getirmişse, artık ona itiraz edilmez (Bu konu aşağıda "tarihî kontekst" içinde açıklanıyor).

    2. "Bir hüküm türev üzerine bina edilmişse, o türevin kaynağı hükmün illetini (asıl sebebini) gösterir." Bu kaideyi şöyle açıklayabiliriz: Âyette geçen "Yahudi" ve "Hıristiyan" kelimeleri türevdir. Bu kelimelerin kaynağı ise "Yahudilik" ve "Hıristiyanlık"tır. Âyetteki hüküm türev üzerine bina edildiği için?kâide gereğince?Yahudi ve Hıristiyanlar, dinleri için, dinlerini yansıttıkları için sevilmez. Yahudilik, Hıristiyanlık açısından onlarla dostluk kurmak ve onları sevmek haramdır. Öyleyse mühendislik, mucitlik, doktorluk, güzellik, yöneticilik gibi dinlerine ait olmayan diğer güzel ve meşru nitelikleri sevilebilir ve bu yönleriyle onlarla dostluk kurulabilir. Çünkü bu nitelikleri âyetin yasak kapsamı dışında kalır.

    Şayet âyet-i kerime şöyle buyursaydı, dostluk ve muhabbet onların bütün niteliklerini kapsardı: "Yahudi ve Hıristiyanların kendilerini dost edinmeyin!" Çünkü o zaman, dinlerine ait olsun veya olmasın, kendileriyle her bakımdan dostluk ve muhabbet yasak olmuş olurdu.

    İslâm dini insanlığın bütün dinî ihtiyaçlarını, bütün zamanlarda karşılayan kapsamlı ve üstün bir dindir. Başka dinlere ihtiyaç bırakmaz. Bu açıdan âyet-i kerime, müminlere, başka dinler karşısında dik durmalarını, dinleri hakkında tereddüt etmemelerini, tereddüde yol açan böyle dostluklara girmemelerini emrediyor.

    Birilerinin iddia ettiği gibi, bu ifadeden dinler arası çatışma hükmünü çıkartmak mümkün değildir. Çünkü âyet-i kerime müminlere "Dost olmayın!" buyuruyor. Çünkü dinî dostluktan nifak kokusu gelir. Kendi dinini beğenmemek çıkar. "Sizin dininiz size, benim dinim bana" denilmeli.

    Hem bütün dünya biliyor ki Kur'ân ve hadisler ve 1400 senelik İslâm tarihindeki uygulamalar, Yahudi ve Hıristiyanlara tam bir dinî özgürlük vermiştir. Havra ve kilise inşa etmelerine müsaade edilmiş ve dinleri teminat altına alınmıştır. Dinlerini özgürce yaşayabilmiş ve Müslüman toplum içinde bu kadar yıl yaşadıkları hâlde dinî açıdan şikâyetleri olmamıştır.

    3. Bir insanın, hiçbir sebep yokken bizzat kendisi sevilmez. Ya taşıdığı nitelikten veya sanatından dolayı sevilir. Ayrıca her kâfirin bütün nitelikleri ve sanatları kâfir olması da düşünülemez. Yani, kâfirlerin de İslâm'a uygun nitelikleri ve sanatları olabilir. Bu açıdan İslâm'a uygun olan bir niteliği veya bir sanatı güzel bularak alıntı yapmak neden câiz olmasın? Bir Müslüman'ın Yahudi ve Hıristiyanlardan nikahlı bir hanımı olsa onu elbette sevecektir. Aksi halde sevmediği bir hanımla niye evlensin ki? Zaten Kur'ân, bir Müslüman erkeğin bir Yahudi veya Hıristiyan kadınla evlenmesine izin veriyor.

    B. Said Nursî'nin tarihî kontekst açısından bu âyet hakkında verdiği cevap ise kısaca şöyle:

    Saadet çağı olan Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yaşadığı dönemde bir "büyük dinî inkılâp" meydana geldi. Bütün akıl ve düşünceleri dinî noktaya çevirdi. Bütün sevgi ve düşmanlık din merkezliydi. İnsanlar başkalarına dinleri açısından sevgi gösterir, dinleri açısından düşmanlık ederlerdi. Onun için gayr-i Müslim denilen Yahudi ve Hıristiyanlara gösterilen sevgiden ve onlarla kurulan dostluktan nifak kokusu geliyordu.

    İçinde yaşadığımız şu zamanda meydana gelen inkılâp ise, "medenî"dir, "dünyaya ait"tir. Bütün akıl ve düşünceleri meşgul eden şey; medeniyet, kalkınma ve dünyadır. Düşünceler, en iyi uygarlık seviyesine nasıl ulaşılır, gelişip kalkınma nasıl temin edilebilir, dünya hayatında huzurun temelini teşkil eden güvenlik nasıl elde edilebilir gibi noktalar üzerinde dolaşıyor. Bu sebepten dolayı, onlarla olan dostluk ilişkilerimiz, onların güzel bulduğumuz medeniyet ve kalkınma projelerini, uygulamalarını iktibas etmektir, alıntı yapmaktan ibarettir. İşte şu dostluk, kesinlikle Kur'ân'ın yasak kapsamına dâhil değildir.
    Orijinali Göster...
    İslam tarihinde bu ayet hakkında çok farklı tartışmalar yapılmış, o tartışma ve yorumları şimdilik bir kenara bırakıp âyetin mânâsını anlamaya çalışalım.

    Aynı konu bundan yüz sene önce Bediüzzaman Said Nursî'ye de sorulmuş:

    "Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur'ân'da nehiy (yasaklama) vardır: 'Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin.' Bununla beraber nasıl dost olunuz der-(Terbiyeden-Yoksunum)-si-(Terbiyeden-Yoksunum)-niz?"

    Said Nursî de cevabını iki temele bina etmiş. Biri "tefsir metodolojisi" diğeri "tarihî kontekst".

    A. Tefsir metodolojisi açısından Said Nursî'nin verdiği cevap özetle şöyle:

    1. Doğru ve sağlam bir hükme varabilmek için elimizdeki delil kesin olması gerektiği gibi, o delilin hangi anlamı gösterdiği de kesin olması gerekir. Burada söz konusu olan delil Kur'ân âyeti olduğu için kesindir. Ancak bu delilin hangi anlamı gösterdiği kesin değildir, başka anlamlara gelme ihtimali de vardır. Çünkü, Kur'ân'ın bu yasağı "âmm" değil, "mutlak"tır. Yani, Yahudi ve Hıristiyanların bütün bireyleri, bütün nitelikleri, bütün zamanları yasak kapsamı içinde değildir. Yasak mutlak bırakılmış, bir sınırlama getirilmemiştir. Büyük bir tefsirci olarak zaman bir sınır getirmişse, artık ona itiraz edilmez (Bu konu aşağıda "tarihî kontekst" içinde açıklanıyor).

    2. "Bir hüküm türev üzerine bina edilmişse, o türevin kaynağı hükmün illetini (asıl sebebini) gösterir." Bu kaideyi şöyle açıklayabiliriz: Âyette geçen "Yahudi" ve "Hıristiyan" kelimeleri türevdir. Bu kelimelerin kaynağı ise "Yahudilik" ve "Hıristiyanlık"tır. Âyetteki hüküm türev üzerine bina edildiği için?kâide gereğince?Yahudi ve Hıristiyanlar, dinleri için, dinlerini yansıttıkları için sevilmez. Yahudilik, Hıristiyanlık açısından onlarla dostluk kurmak ve onları sevmek haramdır. Öyleyse mühendislik, mucitlik, doktorluk, güzellik, yöneticilik gibi dinlerine ait olmayan diğer güzel ve meşru nitelikleri sevilebilir ve bu yönleriyle onlarla dostluk kurulabilir. Çünkü bu nitelikleri âyetin yasak kapsamı dışında kalır.

    Şayet âyet-i kerime şöyle buyursaydı, dostluk ve muhabbet onların bütün niteliklerini kapsardı: "Yahudi ve Hıristiyanların kendilerini dost edinmeyin!" Çünkü o zaman, dinlerine ait olsun veya olmasın, kendileriyle her bakımdan dostluk ve muhabbet yasak olmuş olurdu.

    İslâm dini insanlığın bütün dinî ihtiyaçlarını, bütün zamanlarda karşılayan kapsamlı ve üstün bir dindir. Başka dinlere ihtiyaç bırakmaz. Bu açıdan âyet-i kerime, müminlere, başka dinler karşısında dik durmalarını, dinleri hakkında tereddüt etmemelerini, tereddüde yol açan böyle dostluklara girmemelerini emrediyor.

    Birilerinin iddia ettiği gibi, bu ifadeden dinler arası çatışma hükmünü çıkartmak mümkün değildir. Çünkü âyet-i kerime müminlere "Dost olmayın!" buyuruyor. Çünkü dinî dostluktan nifak kokusu gelir. Kendi dinini beğenmemek çıkar. "Sizin dininiz size, benim dinim bana" denilmeli.

    Hem bütün dünya biliyor ki Kur'ân ve hadisler ve 1400 senelik İslâm tarihindeki uygulamalar, Yahudi ve Hıristiyanlara tam bir dinî özgürlük vermiştir. Havra ve kilise inşa etmelerine müsaade edilmiş ve dinleri teminat altına alınmıştır. Dinlerini özgürce yaşayabilmiş ve Müslüman toplum içinde bu kadar yıl yaşadıkları hâlde dinî açıdan şikâyetleri olmamıştır.

    3. Bir insanın, hiçbir sebep yokken bizzat kendisi sevilmez. Ya taşıdığı nitelikten veya sanatından dolayı sevilir. Ayrıca her kâfirin bütün nitelikleri ve sanatları kâfir olması da düşünülemez. Yani, kâfirlerin de İslâm'a uygun nitelikleri ve sanatları olabilir. Bu açıdan İslâm'a uygun olan bir niteliği veya bir sanatı güzel bularak alıntı yapmak neden câiz olmasın? Bir Müslüman'ın Yahudi ve Hıristiyanlardan nikahlı bir hanımı olsa onu elbette sevecektir. Aksi halde sevmediği bir hanımla niye evlensin ki? Zaten Kur'ân, bir Müslüman erkeğin bir Yahudi veya Hıristiyan kadınla evlenmesine izin veriyor.

    B. Said Nursî'nin tarihî kontekst açısından bu âyet hakkında verdiği cevap ise kısaca şöyle:

    Saadet çağı olan Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yaşadığı dönemde bir "büyük dinî inkılâp" meydana geldi. Bütün akıl ve düşünceleri dinî noktaya çevirdi. Bütün sevgi ve düşmanlık din merkezliydi. İnsanlar başkalarına dinleri açısından sevgi gösterir, dinleri açısından düşmanlık ederlerdi. Onun için gayr-i Müslim denilen Yahudi ve Hıristiyanlara gösterilen sevgiden ve onlarla kurulan dostluktan nifak kokusu geliyordu.

    İçinde yaşadığımız şu zamanda meydana gelen inkılâp ise, "medenî"dir, "dünyaya ait"tir. Bütün akıl ve düşünceleri meşgul eden şey; medeniyet, kalkınma ve dünyadır. Düşünceler, en iyi uygarlık seviyesine nasıl ulaşılır, gelişip kalkınma nasıl temin edilebilir, dünya hayatında huzurun temelini teşkil eden güvenlik nasıl elde edilebilir gibi noktalar üzerinde dolaşıyor. Bu sebepten dolayı, onlarla olan dostluk ilişkilerimiz, onların güzel bulduğumuz medeniyet ve kalkınma projelerini, uygulamalarını iktibas etmektir, alıntı yapmaktan ibarettir. İşte şu dostluk, kesinlikle Kur'ân'ın yasak kapsamına dâhil değildir.

    Bak a güzel kardeşim.Fethullah Gülen cemaati ile Nur cemaati arsında ki farkı birbirine karıştırıyorsunuz.Said Nursi hz.lerine bir diyeceğimiz yoktur.Ancak görünen o ki siyaseten Fethullah Gülen cemaati bu meseleyi omuzlamış durumdadır.

    Durumlar çok vahim... Sizler hala derin gaflet uykusundan uyanamadınız.Ne yaptığınızın farkında mısınız?.Aşağıda ki linki hiç üşenmeden tıklayın ve okuyun!.

    Rahip ve haham, İmam Hatip'te bilgi verecek

    Rahipler imam hatip liselerinde ders verecek

    Medeniyetler İttifakı açılımı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına da girdi. İmam Hatip Liseleri ve Anadolu İmam Hatip Liseleri’nin bu yılki müfredatında çarpıcı bir açılım yapılarak bu okullarda okutulan Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinde imam adaylarının İslamiyet dışındaki dinleri bizzat temsilcilerinden dinlemelerinin yolu açılacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı, İmam Hatip Liseleri’nin 12. sınıfında görülen Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinin programındaki etkinliklere bir ilke imza atacak uygulama örnekleri koydu. Bu derslerde imkan varsa Hıristiyan ve Musevi din adamlarının sınıflara davet edilerek bizzat dinlerini anlatması sağlanacak.

    SİNAGOG VE KİLİSELERE GEZİ

    “İnsanlığa gönderilen ve günümüzde de mensubu olan Yahudiliğin, Hıristiyanlığın ve İslamiyetin inanç, ibadet ve ahlakla ilgili öğretilerinin, sağlıklı bir şekilde öğretime konu yapılması önemli bir husustur. Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinde böyle bir ünitenin yer alması bu amaca azami derecede katkı sağlayacaktır” denilen ders programında “Misafir Haham ve Rahip Hoca” etkinliği şu ifadelerle önerildi:

    Dinlerde mabet konusu anlatılırken çevredeki kilise, sinagog (havra) ve camilere geziler düzenlenmeli, görevli din adamlarından bilgi alınmalıdır.

    Mümkünse diğer dinlerin din adamları derse davet edilip konuyla ilgili görüşleri alınmalı veya öğrenciler bu kişilerle söyleşi yaptırmaya teşvik edilmelidir.

    Hac konusu işlenirken Kudüs, Mekke, Roma, Benares gibi hac merkezlerinin ve orada hac yapan insanların resimleri temin edilip öğrencilere gösterilmelidir.

    Öğrencilerin dinlerin ibadet mekânlarını tanımaları ve saygının öğretilmesi sağlanacak.

    MİSYONER FAALİYETLER PROGRAMA ALINDI

    Aynı dersin bir başka ünitesinde ise misyonerlik faaliyetleri ele alınacak. “Dini Çoğulculuk, Diyalog ve Misyonerlik” adını taşıyan ünitede ise İmam Hatip Lisesi öğrencileri, Hıristiyan grupların, Yahova şahitlerinin, diğer grupların misyonerlik faaliyetlerinde hangi argümanları kullandıkları üzerinde bilgi sahibi olacaklar. Bu çerçevede, derste “İstismarcı misyonerlik kavramı ve Türkiye’de faaliyet gösteren misyoner gruplar hakkında bir araştırma yapılarak sınıf ortamında bunlarla ilgili ve misyonerlerin insanları ikna etmek için hangi yöntemleri kullandıklarına dair bir tartışma ortamı oluşturulur” konulu bir çalışma yapılacak.

    Dilek GEDİK/ANKARA-AKŞAM GAZETESİ-21 Eylül 2008


    EVET; DİYALOG ÇALIŞMASI TAM GAZ DEVAM EDİYOR.İMAM HATİPLERDE RAHİPLERİN DERS VERMESİ NE ANLAMA GELİYOR?.ONLAR BU GENÇLERE NE ÖĞRETİYORLAR?.ORALARDA NE İŞLERİ VAR?.BUGÜNE KADAR BÖYLE BİR ŞEY BİZ DUYMADIK GÖRMEDİK.NE ZAMAN Kİ BU AKP HÜKÜMETİ İKTİDARA GELDİ, BU İŞLER BAŞLADI.. BUNUN SORUMLUSU DEVLET Mİ FETHULLAH GÜLEN TARAFTARLARI MI?...

    CEVAP VER, ASUR KARDEŞİM...
#26.12.2012 22:29 0 0 0
  • @gamLı adlı üyeden alıntı:
    [alinti=#4969073]Terakkiperver[/alinti]OKULLARA SİYER KONULMASININ DERDİ ANLAŞILDI; DİYALOG

    Din kitaplarında dinler arası diyalog mevzuu "ibrahimi dinler" adı altında sokulmuş, diğer dinler hak bir din gibi gösterilmişti.

    Şimdi de aynı şeyi okullara sokulan "siyer dersi" başlığı altında çocuklarımıza yedirecekler. Hem siyer dersi veriliyor diye göz boyanacak hem de dinler arası diyalog projesi küçük zihinlere "Peygamber hayatı" ile ilişkilendirilerek köklü bir alt yapı hazırlanacak.

    DİYALOG MÜFREDATA GİRDİ

    Milli Eğitim Bakanlığı, liselerde bu yıldan itibaren seçmeli olarak okutulacak Hz. Muhammed (S.A.V)'in Hayatı ile Kur'an-ı Kerim derslerinin müfredatını yayımladı.

    Hz. Muhammed (S.A.V)'in Hayatı dersinde Hz. Muhammed (S.A.V)'in birlikte yaşama kültürü geliştirmeye çalışmasına ilişkin ve farklı kültürlerin etkileriyle ortaya koyduğu davranışlarından örnekler verilirken, sık sık kültürler arası etkileşimle oluşturduğu sinerji aktarılacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu eğitim öğretim yılında uygulanacak 4 4 4 yeni eğitim sistemi kapsamında liselerde seçmeli olarak okutulacak Hz. Muhammed(S.A.V)'in Hayatı ile Kur'an-ı Kerim derslerinin müfredatını hazırladı. Kur'an-ı Kerim Dersi ile Hz. Muhammed(S.A.V)'in Hayatı Dersi, haftalık ders çizelgesinde yapılan değişiklikle lise 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda toplam 72′şer saat seçmeli ders olarak işlenecek.

    Hz. Muhammed(S.A.V)'in Hayatı dersi kapsamında her sınıfta Hz. Muhammed'in Hayat Hikayesini Hatırlayalım ünitesi anlatılacak. Günlük hayatta Hz. Muhammed (S.A.V) konusu 9. sınıfta "Estetik", 10. sınıfta "Sağlık", 11. sınıfta "Ekonomik Hayat" ve 12. sınıfta ise "Evlilik" ünite başlıklarıyla ele alınacak. Sosyal Hayatta Hz. Muhammed(S.A.V), En Güzel Örnek, Hz. Muhammed (S.A.V) ve Aile, Hz. Muhammed (S.A.V) ve Toplumsal İletişim konuları ise "Eşitlik, Özgürlük, Toplumsal Barış, Kadın ve Erkeğe Bakış, Ailede Eşlerin Görevleri, Birlikte Yaşama Kültürü, İstişare, Birlikte Yaşama Kültürü, Haya ve İffet, Dünya ve Ahiret Algısı" gibi ünitelerle işlenecek.

    Merhametin yaygınlaştırılması için gösterdiği çaba
    Derste ekonomik hayat konusu işlenirken Hz. Muhammed(S.A.V)'in, çalışmaya, üretime ve helal kazanmaya teşvik etmesi; işçi haklarına ve emeğe verdiği değer söz ve davranışları, açıklamaları, alışverişte ölçü ve tartının doğru yapılmasına verdiği önem ile kazancın helal işlerde harcanması konularıda yer alıyor.

    Derste Birlikte Yaşama Kültürü ünitesi ele alınırken Farklı Din Mensuplarını Kabullenmek, Farklı Din Mensuplarıyla İletişim, Farklı Kültürlere Bakış ve Kültürler Arası Etkileşim konuları üzerinde durulacak.

    Bu kapsamda Hz.Muhammed(S.A.V)'in farklı dinlere inananların hak ve özgürlüklerine saygılı davrandığını kavraması öğretilecek. Öğrencilerin farklı dinlere inananlarla doğru, dürüst ve seviyeli ilişkiler ortaya koyması kazanımı elde etmesi sağlanırken, Hz. Muhammed(S.A.V)'in birlikte yaşama kültürü geliştirmeye çalıştığını örneklerle açıklaması, farklı kültürlerin etkileriyle ortaya koyduğu davranışlarından örnekler vermesi, kültürler arası etkileşimle oluşturduğu sinerjiyi kavraması kazanımları öğretilecek.

    Kur'an-ı Kerim Dersi
    Lise 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda seçmeli okutulacak Kur'an-ı Kerim Dersi de sınıfların her birinde toplam 72′şer saat işlenecek. Kur'an-ı Kerim Dersi işlenirken sınıf içerisindeki öğrencilerin telaffuz ve güzel okuma becerilerinin birbirinden farklı olabileceğinden hareket edilerek, zorlaştırıcı değil, Kur'an okumayı sevdirmeye dönük bir tutum sergilenecek ve değerlendirmeler buna göre yapılacak.

    Milli Gazete


    eh be kardeşim...
    Demek Kılıçdaroğlu ve avaneside bundan dolayı karşılarmış bu derslere...

    İyide bu paylaştığın yazıda SANA RAHATSIZLIK VEREN KISIM NERESİ?

    DİYALOG MÜFREDATA GİRDİ başlığının altındaki paragraflarda sana Rahatsızlık veren NEDİR?

    Merhamet mi?
    Emeğin değerimi?
    Helal kazanç mı?

    neresi kardeşim seni rahatsız etti bunların?
    Orijinali Göster...
    eh be kardeşim...
    Demek Kılıçdaroğlu ve avaneside bundan dolayı karşılarmış bu derslere...

    İyide bu paylaştığın yazıda SANA RAHATSIZLIK VEREN KISIM NERESİ?

    DİYALOG MÜFREDATA GİRDİ başlığının altındaki paragraflarda sana Rahatsızlık veren NEDİR?

    Merhamet mi?
    Emeğin değerimi?
    Helal kazanç mı?

    neresi kardeşim seni rahatsız etti bunların?

    Bekleyin! 5-6 yıl sonra siz rahatsız olacaksınız."Ah biz çok hata etmişiz de anlayamamışız" diyeceksiniz.Sizlere bir şeyler anlatamıyoruz.Çok yazık!.
#26.12.2012 21:57 0 0 0
  • @ASUR adlı üyeden alıntı:
    Asur kardeşim.Ne anlatırsak anlatalım hakikatlere artık gözünüz kapanmış.Biz sahtelik ve iftira yapanlardan da değiliz.Ehli sünnetin vasıflarını Kur'an anlattığı halde ve onlar hakkında 10 'larca ayetler verdiğimiz halde, nasıl oluyorda diyaloğu desteklemeye hala devam edebiliyorsunuz?

    Merak adiyorum kardeşim , kimin gözü kapalı?
    Herşeyde bir açık bulma uzmanı olarak öylesine şartlanıyorsunuz ki, kendi söylediğinize kendiniz bile inanıp farklı kaynakları bile alet ediyorsunuz. Yapılan sayısız işin arasından özenle bezenle bir cümle bulup cımbızla çekip üzerine destan yazıyorsunuz. bu adamın hiç mi iyi bir tarafı yok. Hiç mi güzel birşey yapmadı. ?
    Ne söylemek istediğini anladınız mı gerçekten bu kadar yorum yazıyorsunuz.
    Bir insan bir noktada yanlış yaparsa , yaaptığı herşey mi yanlış olmak zorunda.?

    Lâ ilahe illahhah. Muhammeden râsulullah.

    Kim ne derse desin, bu et ile kemik gibi birbirine yapışmış tek bir cümledir. bunu ayırmak kimsenin haddi değildir. Yapanda haltın en büyüğünü yemiştir. Benim söylemek istediğim,
    1- Gerçekten böyle bir cümle kullandı mı? Yoksa kullandığını söyleyen başka ağızlardan mı konuşuyorsunuz?
    2- Fethullah Gülen efendiye olan bu kininiz ve nefretiniz nedir?
    3- İslam konusu olunca sağdan soldan sayısız kaynak, sayısız video ve sayısız resimle çok güzel ve uzun yorumlar yapıyorsunuz. bunların doğruluk derecesi ve güvenilir olması ne derece?
    4- Emin olduğunuzu sanarak başkalarının düşüncesini bu şekilde hararetle savunmak nasıl bir duygu acaba?

    Ben doğru bildiğimi söylemekle , gözlerimin kapalı olduğunu söyleyecek kadar da eminsiniz. sizi diğer konularınızdan ve sayın başbakan konusundaki yorumlarınızdan da tanıyorum. size göre doğru birşey yapan hiç kimse yok. Bir defa olsun görmedim, duymadım sizin ağzınızdan şu insanda iyi yapmış, güzel yapmış ,hak olanı yapmız dediğinizi. NErde bir konu açılsa anında kılıçdaroğlu gibi dalış yapıyorsunuz. Kimi desteklediğinizi de söylemiyorsunuz. NE yapalım şimdi , siz böyle dediniz diye, birkaç video gösterip kuranı kerimden ayetleri işinize geldiği gibi gösterdiniz diye bu insanlara kötü mü diyelim. Ben sizin görüşlerinizi , ne yapmak istediğinizi anlıyorum. Varsa size göre doğru insan, yapacağı herşeyin doğru , söyledi herşeyin doğru , hatasız , kusursuz bir insan varsa, söyleyin onu destekleyelim. Ona da cevabınız yok. Ne demek istiyorsunuz, ne yapmak istiyorsunuz. Yok mu doğru iş yapan biri?
    Şunu sakın unutmayın, sizin söyledikleriniz konuyu çarpıtıp değiştirmekten başka birşey değil ve sizin kötülemelerinizlede bu insanlar kötü olacak değil. Nokta.
    Orijinali Göster...
    Merak adiyorum kardeşim , kimin gözü kapalı?
    Herşeyde bir açık bulma uzmanı olarak öylesine şartlanıyorsunuz ki, kendi söylediğinize kendiniz bile inanıp farklı kaynakları bile alet ediyorsunuz. Yapılan sayısız işin arasından özenle bezenle bir cümle bulup cımbızla çekip üzerine destan yazıyorsunuz. bu adamın hiç mi iyi bir tarafı yok. Hiç mi güzel birşey yapmadı. ?
    Ne söylemek istediğini anladınız mı gerçekten bu kadar yorum yazıyorsunuz.
    Bir insan bir noktada yanlış yaparsa , yaaptığı herşey mi yanlış olmak zorunda.?

    Lâ ilahe illahhah. Muhammeden râsulullah.

    Kim ne derse desin, bu et ile kemik gibi birbirine yapışmış tek bir cümledir. bunu ayırmak kimsenin haddi değildir. Yapanda haltın en büyüğünü yemiştir. Benim söylemek istediğim,
    1- Gerçekten böyle bir cümle kullandı mı? Yoksa kullandığını söyleyen başka ağızlardan mı konuşuyorsunuz?
    2- Fethullah Gülen efendiye olan bu kininiz ve nefretiniz nedir?
    3- İslam konusu olunca sağdan soldan sayısız kaynak, sayısız video ve sayısız resimle çok güzel ve uzun yorumlar yapıyorsunuz. bunların doğruluk derecesi ve güvenilir olması ne derece?
    4- Emin olduğunuzu sanarak başkalarının düşüncesini bu şekilde hararetle savunmak nasıl bir duygu acaba?

    Ben doğru bildiğimi söylemekle , gözlerimin kapalı olduğunu söyleyecek kadar da eminsiniz. sizi diğer konularınızdan ve sayın başbakan konusundaki yorumlarınızdan da tanıyorum. size göre doğru birşey yapan hiç kimse yok. Bir defa olsun görmedim, duymadım sizin ağzınızdan şu insanda iyi yapmış, güzel yapmış ,hak olanı yapmız dediğinizi. NErde bir konu açılsa anında kılıçdaroğlu gibi dalış yapıyorsunuz. Kimi desteklediğinizi de söylemiyorsunuz. NE yapalım şimdi , siz böyle dediniz diye, birkaç video gösterip kuranı kerimden ayetleri işinize geldiği gibi gösterdiniz diye bu insanlara kötü mü diyelim. Ben sizin görüşlerinizi , ne yapmak istediğinizi anlıyorum. Varsa size göre doğru insan, yapacağı herşeyin doğru , söyledi herşeyin doğru , hatasız , kusursuz bir insan varsa, söyleyin onu destekleyelim. Ona da cevabınız yok. Ne demek istiyorsunuz, ne yapmak istiyorsunuz. Yok mu doğru iş yapan biri?
    Şunu sakın unutmayın, sizin söyledikleriniz konuyu çarpıtıp değiştirmekten başka birşey değil ve sizin kötülemelerinizlede bu insanlar kötü olacak değil. Nokta.

    Asur kardeşim.Allah rızası şu diyaloğu hele bir tefekkür edin ve sorgulayın!..Başkalarının yazıp çizip sunum yapmakla bir yere varamayız.Mühim olan sahih kaynaklardan alınan delillerle yola çıkarız.Güvenmediğimiz bir kaynakla asla burada sırf polemik olsun diyede yazmayız.Bu ana kadar ne kadar mesajım varsa onları da hiç üşenmeden yeniden okuyunuz!..

    Yahu biz her hangi bir cemaate veya kişilere asla kinimizin olmadığını, art niyetli olmadığımızı defalarca söyledik, durduk.Lakin sizin diyalog anlayışınız nasıl Hak olur da bizim anlayışımız art niyet olabilir ki?.Biz size iyice düşünesiniz diye hep ayetlerle cevap verdik.Niye onları kaalaya almıyorsunuz?.Biz ayetleri kendi emellermize göre istismar etmeyiz.Bunları ben hep sizin kurtuluşunuz için yazıyorum."Bana ne diyalogtan!" diyemiyorum.Herkes imanından ve itikadından mes'uldür.Biz size "Hak ile batılı birbirine karıştırmayınız" demek istiyoruz hepsi bu kadar...
#26.12.2012 16:44 0 0 0
  • STV'NİN DİNLER ARASI DİYALOG HEZEYANLARI


    Şuan gördüğünüz kareler Samanyolu Tv kanalının ekranından alınmış görüntülerdir. Tv arşivi tutanlar bunların videolarını bulabilirler. Hiçbir yorum katmadan görüntüleri sizlerle paylaşıyoruz.

    0

    0

    0

    0
#26.12.2012 16:30 0 0 0
  • 0

    Büyükada'da bulunan yetimhane türlü baskılarla 2010 yılında Fener Rum Patrikhanesi'ne iade edilmişti. Ancak o yıldan beri bir çivi bile çakılmamıştı. Devreye Yahudi ortaklı Amerika malı Coca Cola'nın Türkiye ceosu girdi.

    HABER ŞÖYLE:

    "Coca-Cola'nın CEO'su Muhtar Kent'in devreye girmesiyle yıllarca kaderine terk edilen Avrupa'nın en büyük ahşap binasının daha uzun yıllar ayakta kalma umudu doğdu. Kent'in, geçen haziran ayında bu konuyla ilgili olarak Fener Rum Patriği Bartholomeos ile bir araya geldiği öğrenildi. Patrikhane bu konuda suskunluğunu korurken, patrikhaneye yakın kaynaklar ise merkezi ABD'de bulunan bir küresel danışmanlık şirketinin yetimhanenin onarımı için hazırlık içinde olduğunu bildirdi. Muhtar Kent'inin şirketin fizibilite çalışmasını ücretsiz olarak üstlenmesini sağladığı, geçen ay İstanbul'a gelen şirket temsilcilerinin patrikhane yetkilileriyle görüşerek sunumlarını yaptığı ve görüşmelere Kent'in de bizzat katıldığı öğrenildi. Türk CEO Muhtar Kent, şimdi 50 milyon dolara malolması beklenen onarım için kaynak bulmaya çalışıyor.

    Patrikhane tapuyu aldıktan sonra binayı 'Dinlerarası diyalog ve dini odaklı bir ekoloji merkezi' haline dönüştürülmesini öngörmüştü. Ancak bunca yıldır kaynak bulunamaması nedeniyle yetimhane atıl durumdaydı. Şimdi Kent gerekli kaynağı bulur ve onarım gerçekleşirse, 200 yıllık Rum yetimhanesi İslam, Hıristiyanlık ve Musevi din adamlarının birlikte çalıştığı bir merkez olacak."

    MÜSLÜMAN, HIRİSTİYAN VE YAHUDİ DİN ADAMLARI NE İÇİN ÇALIŞACAK?

    Bu haberde göze çarpan iki husus var. Birincisi: Papa'nın projesi olan Dinler Arası Diyalog oyununa Amerika'nın verdiği destek, ikincisi ise Diyalog tuzağının dayatılmaya devam edilmesi.

    Bu gün kurban bayramını bile beraber kutlayamayan bir İslam aleminde, İslam din adamları Hıristiyan ve yahudiler ile ortak çalışıp, birlikte karar alacakmış. Neyin çalışmasını yapacaklar da neyin kararını alacaklar?

    Dinler çorbasının tezgahı mı kuruluyor?

    Değerli kardeşlerimiz kafirler neler planlaıyor anlıyorsunuz değil mi?

    Bakınız Dinler Arası Diyalog oyunu nelere sebep oluyor. Buna alet olan ve Türkiye'yi bu tuzağın içine çeken insanlar büyük veballere ortak oluyorlar. Ancak ne yazık ki bunca hadiseye rağmen tövbe etmiş veya pişmanlıklarını dile getirmiş değiller

    Biz yine uyarıyoruz. Dinler Arası Diyalog adı ile İslam alemine kurulan her tuzağın vebali sizin de boynunuzadır. Zararın neresinden dönülürse kardır. Gelin tövbe edin de bu çamuru hep birlikte temizleyelim

    (ALINTI)
#26.12.2012 16:22 0 0 0
  • noimage


    İlköğretim 8′inci sınıf Türkçe Ders Kitabı’nda öğrencilere hikaye adı altında Yunan Tanrısı Zeus ve diğer tanrılar tek tek tanıtılıyor olması skandal olarak yorumlandı. Kitapta ayrıca çocuklara yöneltilen sorularda ise kendilerini tanrının yerine koyarak hikayede yer alan olayla ilgili yorum yapmaları isteniyor.

    8. SINIF DERS KİTABINDA YUNAN FELSEFESİ SKANDALI


    Sayın diyalogçu kardeşlerim.Sizler iyi niyetli olabilirsiniz ama daha önce dediğimiz gibi diyaloğun siyonistlerin sinsi bir tuzağı olduğu, tüm müslümanların kafasını ve imanını karıştırdıklarını sizlere anlatmaya çalışıyoruz.Gelin, hep beraber bu sevdadan vazgeçiniz.Aksi takdirde büyük vebal altından kurtulamazsınız..Size Allah rızası iin yalvarıyoruz.Maksadımız bu gaflet uykusundan sizleri uyarmaktır.HAK varken batıla dalmak bir müslümanın işi değil muhterem kardeşlerim...

    Arkadaşlar!.Vallahi Billahi bu dinlerarası diyaloğun gerçekten bir tuzak olduğu,Fethullah Gülen hoca ve taraftarlarının aldatıldığı veya büyük bir yanılgı içinde olduklarını dile getirmeye çalışıyoruz.Diyaloğun tehlikelerini de sizlere anlatacağız ama sayfalar dolusu sürüp gidecek.Lakin yine bildiğinizi okuyacağınızı kesin olarak bilmekteyim.Bu meseleye azıcık mantık ve şuurla yaklaşırsak sizlerde göreceksiniz ki bu diyaloğun ne kadar batıl ve aldatmaca olduğunu anlayacaksınız.Allah size de, bize de akıl ve fikir verdi.Biraz lütfen tefekkür edelim gerçekleri öğrenelim.Hatasız kul olmaz.Bir an evvel bu hatalarınızdan dönün diyorum...Bu şekilde yaşamaya ve inanmaya devam ederseniz Allah katında mutlaka hesaba çekilirsiniz.Varın, tez elden ölüm vaki olmadan bu sevdadan vazgeçiniz.
#26.12.2012 15:56 0 0 0
  • OKULLARA SİYER KONULMASININ DERDİ ANLAŞILDI; DİYALOG

    Din kitaplarında dinler arası diyalog mevzuu "ibrahimi dinler" adı altında sokulmuş, diğer dinler hak bir din gibi gösterilmişti.

    Şimdi de aynı şeyi okullara sokulan "siyer dersi" başlığı altında çocuklarımıza yedirecekler. Hem siyer dersi veriliyor diye göz boyanacak hem de dinler arası diyalog projesi küçük zihinlere "Peygamber hayatı" ile ilişkilendirilerek köklü bir alt yapı hazırlanacak.

    DİYALOG MÜFREDATA GİRDİ

    Milli Eğitim Bakanlığı, liselerde bu yıldan itibaren seçmeli olarak okutulacak Hz. Muhammed (S.A.V)'in Hayatı ile Kur'an-ı Kerim derslerinin müfredatını yayımladı.

    Hz. Muhammed (S.A.V)'in Hayatı dersinde Hz. Muhammed (S.A.V)'in birlikte yaşama kültürü geliştirmeye çalışmasına ilişkin ve farklı kültürlerin etkileriyle ortaya koyduğu davranışlarından örnekler verilirken, sık sık kültürler arası etkileşimle oluşturduğu sinerji aktarılacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu eğitim öğretim yılında uygulanacak 4 4 4 yeni eğitim sistemi kapsamında liselerde seçmeli olarak okutulacak Hz. Muhammed(S.A.V)'in Hayatı ile Kur'an-ı Kerim derslerinin müfredatını hazırladı. Kur'an-ı Kerim Dersi ile Hz. Muhammed(S.A.V)'in Hayatı Dersi, haftalık ders çizelgesinde yapılan değişiklikle lise 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda toplam 72′şer saat seçmeli ders olarak işlenecek.

    Hz. Muhammed(S.A.V)'in Hayatı dersi kapsamında her sınıfta Hz. Muhammed'in Hayat Hikayesini Hatırlayalım ünitesi anlatılacak. Günlük hayatta Hz. Muhammed (S.A.V) konusu 9. sınıfta "Estetik", 10. sınıfta "Sağlık", 11. sınıfta "Ekonomik Hayat" ve 12. sınıfta ise "Evlilik" ünite başlıklarıyla ele alınacak. Sosyal Hayatta Hz. Muhammed(S.A.V), En Güzel Örnek, Hz. Muhammed (S.A.V) ve Aile, Hz. Muhammed (S.A.V) ve Toplumsal İletişim konuları ise "Eşitlik, Özgürlük, Toplumsal Barış, Kadın ve Erkeğe Bakış, Ailede Eşlerin Görevleri, Birlikte Yaşama Kültürü, İstişare, Birlikte Yaşama Kültürü, Haya ve İffet, Dünya ve Ahiret Algısı" gibi ünitelerle işlenecek.

    Merhametin yaygınlaştırılması için gösterdiği çaba
    Derste ekonomik hayat konusu işlenirken Hz. Muhammed(S.A.V)'in, çalışmaya, üretime ve helal kazanmaya teşvik etmesi; işçi haklarına ve emeğe verdiği değer söz ve davranışları, açıklamaları, alışverişte ölçü ve tartının doğru yapılmasına verdiği önem ile kazancın helal işlerde harcanması konularıda yer alıyor.

    Derste Birlikte Yaşama Kültürü ünitesi ele alınırken Farklı Din Mensuplarını Kabullenmek, Farklı Din Mensuplarıyla İletişim, Farklı Kültürlere Bakış ve Kültürler Arası Etkileşim konuları üzerinde durulacak.

    Bu kapsamda Hz.Muhammed(S.A.V)'in farklı dinlere inananların hak ve özgürlüklerine saygılı davrandığını kavraması öğretilecek. Öğrencilerin farklı dinlere inananlarla doğru, dürüst ve seviyeli ilişkiler ortaya koyması kazanımı elde etmesi sağlanırken, Hz. Muhammed(S.A.V)'in birlikte yaşama kültürü geliştirmeye çalıştığını örneklerle açıklaması, farklı kültürlerin etkileriyle ortaya koyduğu davranışlarından örnekler vermesi, kültürler arası etkileşimle oluşturduğu sinerjiyi kavraması kazanımları öğretilecek.

    Kur'an-ı Kerim Dersi
    Lise 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda seçmeli okutulacak Kur'an-ı Kerim Dersi de sınıfların her birinde toplam 72′şer saat işlenecek. Kur'an-ı Kerim Dersi işlenirken sınıf içerisindeki öğrencilerin telaffuz ve güzel okuma becerilerinin birbirinden farklı olabileceğinden hareket edilerek, zorlaştırıcı değil, Kur'an okumayı sevdirmeye dönük bir tutum sergilenecek ve değerlendirmeler buna göre yapılacak.

    Milli Gazete
#26.12.2012 15:49 0 0 0
  • @gamLı adlı üyeden alıntı:
    Biz sadece, imanı olup da itikadı bozulacak bir neslimizin gelmesinden korkuyoruz

    Kuranı Kerim ve Hz Peygamberin hayatı dersi de bu yüzden müfredata girdi belkide...


    dinler arası diyalog deyince "Bu hafta siz camiye gelin namaz kılın;Önümüzdeki haftada biz gelir sizin PUTUNUZA TAPARIZ " anlaşılıyor galiba..
    Yada bu işe ön ayak olanlar buna benzer bir söylemde bulunmuşlarmıdır?Bir bilginiz varmı?
    Eğer böyle bir haldeyse diyalog dedikleri şey ,benim uzaktan yakından ilgim olmaz bu tür bir diyalogla..


    Ama söze gelince "ben müslümanım " deyipte" PUT'una el sürdürmeyenlerden de yurdumuzda hayli fazlaca var zaten...Bundan dolayı endişelenmek yada bununla ilgili çalışmalar yapmak da gerekir..

    İş yine müfredatra alınan O derslere geliyor..
    Bu derslerle ilgili bazı kesimlerin rahatsızlığının sebebide anlaşılıyor.
    Orijinali Göster...
    Kuranı Kerim ve Hz Peygamberin hayatı dersi de bu yüzden müfredata girdi belkide...


    dinler arası diyalog deyince "Bu hafta siz camiye gelin namaz kılın;Önümüzdeki haftada biz gelir sizin PUTUNUZA TAPARIZ " anlaşılıyor galiba..
    Yada bu işe ön ayak olanlar buna benzer bir söylemde bulunmuşlarmıdır?Bir bilginiz varmı?
    Eğer böyle bir haldeyse diyalog dedikleri şey ,benim uzaktan yakından ilgim olmaz bu tür bir diyalogla..


    Ama söze gelince "ben müslümanım " deyipte" PUT'una el sürdürmeyenlerden de yurdumuzda hayli fazlaca var zaten...Bundan dolayı endişelenmek yada bununla ilgili çalışmalar yapmak da gerekir..

    İş yine müfredatra alınan O derslere geliyor..
    Bu derslerle ilgili bazı kesimlerin rahatsızlığının sebebide anlaşılıyor.

    Merak etmeyin diyalog okullara da girdi...

    Din Ders kitabında göreceğiniz bu kısım, Dinler arası diyaloğun ve bu kapsamda uydurulan “İbrahimi dinler” gibi kavramların asıl amacını ortaya koyuyor.

    LİSE DİN KİTABINDA “İBRAHİMİ DİNLER” SKANDALI


    noimage

    Gördüğünüz gibi önce İbrahimi Dinler diyerek Hıristiyanlığı ve yahudiliği, İslam ile birlikte zikrediyor. Sonra İbrahim Aleyhisselam’ın inanç sistemini, hanif olmanın özelliklerini anlatıyor. Asıl önemli olan kısım ise altı kalınca çizilmiş olan yer. Ne diyor: “İBRAHİM A.S’IN GETİRDİĞİ BU ESASLARI DEVAM ETTİRDİĞİ İÇİN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLIK İBRAHİMİ DİN OLARAK NİTELENDİRİLİR!”

    Evet, işte diyalog ile yapılmaya çalışılan budur, dedik başımız belaya girdi. Diğer muharref dinleri, geçerliymiş gibi, Hakmış gibi göstermeye çalışmak. Ve maalesef din kitaplarına girmiş. Çocuklarımızı, daha hiçbir şeyden haberi olmayan genç beyinleri etki altına almak istiyorlar.

    Gördüğünüz gibi önce İbrahimi Dinler diyerek Hıristiyanlığı ve yahudiliği, İslam ile birlikte zikrediyor. Sonra İbrahim Aleyhisselam’ın inanç sistemini, hanif olmanın özelliklerini anlatıyor. Asıl önemli olan kısım ise altı kalınca çizilmiş olan yer. Ne diyor: “İBRAHİM A.S’IN GETİRDİĞİ BU ESASLARI DEVAM ETTİRDİĞİ İÇİN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLIK İBRAHİMİ DİN OLARAK NİTELENDİRİLİR!”

    Evet, işte dilayog ile yapılmaya çalışılan budur, dedik başımız belaya girdi. Diğer muharref dinleri, geçerliymiş gibi, Hakmış gibi göstermeye çalışmak. Ve maalesef din kitaplarına girmiş. Çocuklarımızı, daha hiçbir şeyden haberi olmayan genç beyinleri etki altına almak istiyorlar.



    Gördüğünüz gibi önce İbrahimi Dinler diyerek Hıristiyanlığı ve yahudiliği, İslam ile birlikte zikrediyor. Sonra İbrahim Aleyhisselam’ın inanç sistemini, hanif olmanın özelliklerini anlatıyor. Asıl önemli olan kısım ise altı kalınca çizilmiş olan yer. Ne diyor: “İBRAHİM A.S’IN GETİRDİĞİ BU ESASLARI DEVAM ETTİRDİĞİ İÇİN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLIK İBRAHİMİ DİN OLARAK NİTELENDİRİLİR!”

    Evet, işte diyalog ile yapılmaya çalışılan budur, dedik başımız belaya girdi. Diğer muharref dinleri, geçerliymiş gibi, Hakmış gibi göstermeye çalışmak. Ve maalesef din kitaplarına girmiş. Çocuklarımızı, daha hiçbir şeyden haberi olmayan genç beyinleri etki altına almak istiyorlar.
    ........................................................
    Zaman gazetesinin hazırlamış olduğu ve internetteki aynı meal ve tefsirlerde Muhterem Elmalılı Hamdi yazır efendinin Hak Dini Kur’an Dili isimli tefsirinde ve Kur’an-ı Kerim mealinde Nahl sure-i şerifinin 43 ayeti değiştirilmiştir. Ayet-i kerimede geçen “ehl-i zikri” değiştirip tevrat ve incil alimleri olarak değiştirmişlerdir.

    işte gerçek meal ve tefsirleri:

    “Eğer bilmiyorsanız dini müşküllerinizi ehl–i zikirden sual ediniz.” (Nahl: 43)

    Ehl-i zikirden murad evliyâullah hazeratıdır.

    Bu konu ile ilgili bir yazıyıda buraya alıyoruz:

    Kur’an–ı Kerim meal ve tefsirleri arasında milletimiz tarafından itimat edilen “1935 yılında yayınlanan Diyanet İşleri Reisliği Neşriyatından HAK DİNİ KUR’AN DİLİ Yeni Mealli Türkçe Tefsir” adlı orijinal eseri mevcuttur.

    Bu tefsirde Nahl suresi 43. Ayet “Senden evvel de Resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehli zikre sorun bilmiyorsanız” olarak geçmektedir.

    Gerek internetteki bazı sitelerde, gerekse de yazılı eserlerde, “Elmalılı Kur’an Meal ve Tefsirinde” Nahl suresi 43. ayeti sadeleştirilmek adına, aslından farklı olarak değiştirilmiştir.

    Karşılaştığımız bu eserlerde “Elmalılı Meali” ya da “Elmalılı Tefsiri “ adı kullanılarak Nahl suresi 43. ayetinde geçen “bilmediklerinizi zikir ehline sorun” ifadesi, güya sadeleştirmek adına; “bilmediklerinizi Tevrat ve İncil âlimlerine sorunuz” diye değiştirilmiştir. Bu sıradan bir olay değildir. Tahribatın boyutlarının anlaşılması açısından önem arz etmektedir. Bu konuda milletimizin hassas davranarak, eserlerin orijinalleriyle karşılaştırma yapmaları, böylece oynanan oyunların bozulması gerekmektedir.

    İlgili ayet hakkında diğer tefsir ya da meallerden yaptığımız inceleme neticesinde;Diyanet mealinde; ”Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.”
    Mevdudi’nin Tefhimu’l–Kur’an tefsirinde; “daha önceki peygamberlerin kıssalarını bilenlere sorun.”

    İbni Kesir de; “Öyleyse bilmiyorsanız zikir ehline sorun.”
    Teberi Tefsirinde ve Fahruddin Er–Razi Hazretlerinin Tefsir–i Kebir Mefâtıhu’l Gayb adlı eserinde de bazı müfessirlerin görüşlerine yer verilerek, ayet şöylece tefsir edilmiştir.

    “Ehl–i Zikr” den maksadın, Kur’an ehli kimseler olduklarını söylemişler, buna delil olarak da, Kur’an–ı Kerimin başka yerlerinde “zikir” kelimesinin “Kur’an” manasına geldiğini gösteren misalleri vermişlerdir. Bu görüşe göre de ayetin izahı şöyledir: “Ey müşrikler, daha önce gönderilen Peygamberlerin de bir kısım erkek kişiler olduklarını bilmiyorsanız, Kur’an’a iman eden Kur’an ehline sorunuz. Kendi mantığınızla karar vermeyiniz.”

    Ebu Cafer el–Bâkır ise: Buradaki “Ehl–i Zikr” den maksat biziz. Yani, ümmet–i Muhammed’dir” demiştir.

    Bununla beraber, ayet–i Kerimenin manası geneldir. Bu sebeple “Ehl–i Zikr”i belli bir takım insanlara sıfat yapmaktansa, genel anlamda bırakıp “İşi bilenler” şeklinde izah etmenin daha uygun olacağı söylenebilir.” İfadelerine yer verildiği görülmüştür.

    Görüldüğü gibi Nahl suresi 43. ayet hakkında hemen hemen hiçbir müfessir “bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz” ayetinden “bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorunuz” manasını çıkarmamıştır. İlgililerin bundan sonra daha dikkatli davranmaları, orijinal eserlerin sadeleştirilirken aslına sadık kalınmasına, özen gösterilmelidir.

    Uğur Kepekçi
#26.12.2012 15:43 0 0 0
  • Elbette ki ehli kitaba karşı tebliğ ederken, yumuşak, diksiyonlu, deliller göstererek onlara en güzel bir üslup ile İslam ve peygamberimizin hayatı anlatılırsa bu mesele iyice anlaşılmış olur.Eğer onlar yinede bildiklerini okurlarsa "sizin dininiz size bizim dinimiz bizedir" diyerek mesele kapatılmış olur.Daha da onların peşinden gitmeye ve onları zorlamaya da gerek kalmaz demek istiyorum...
#26.12.2012 14:27 0 0 0
  • @gamLı adlı üyeden alıntı:
    .Gavurlara peygamberimizin sünnetlerini onun güzel sözleri ve güzel ahlakı, yaptıkları anlatılıyor mu

    nasıl yapacaksın kardeşim peki bu işi...
    Bu "dil "ile'mi?

    "Heyy! Gavurlar gelinde size Peygamberimizin güzel ahlakını anlatalım" mı diye başlayacaksın söze?

    Diyalog karşılıklı konuşmak fikir beyan etmek değilmidir...Bir bağlantı kurmak....


    "La İlahe İLLALLAH" diyelim demiş...

    Adamlar bunu söylemiyor zaten..En azından" bu söze" gelin demiş...

    Onların teslis inancına karşı bundan büyük bir mücadele olabilirmi?

    "la İlahe İllALLAH " diyen zaten eninde sonunda MUHAMMEDERESULULLAH diyecektir...

    Sen ne gibi bir mücadele içindesin peki?....Kaç gayri müslime Kur'an ı Kerimi, İslamı, Peygamberi anlattın şimdiye kadar?

    Bir Müslüman olarak bu kadar zayıf bir iman sahibimiyiz biz..Bu neyin Korkusudur..
    Bırak konuşsun adamlar..

    ONLAR KORKSUN! Senin korkun nedendir Müslüman..
    Orijinali Göster...
    nasıl yapacaksın kardeşim peki bu işi...
    Bu "dil "ile'mi?

    "Heyy! Gavurlar gelinde size Peygamberimizin güzel ahlakını anlatalım" mı diye başlayacaksın söze?

    Diyalog karşılıklı konuşmak fikir beyan etmek değilmidir...Bir bağlantı kurmak....


    "La İlahe İLLALLAH" diyelim demiş...

    Adamlar bunu söylemiyor zaten..En azından" bu söze" gelin demiş...

    Onların teslis inancına karşı bundan büyük bir mücadele olabilirmi?

    "la İlahe İllALLAH " diyen zaten eninde sonunda MUHAMMEDERESULULLAH diyecektir...

    Sen ne gibi bir mücadele içindesin peki?....Kaç gayri müslime Kur'an ı Kerimi, İslamı, Peygamberi anlattın şimdiye kadar?

    Bir Müslüman olarak bu kadar zayıf bir iman sahibimiyiz biz..Bu neyin Korkusudur..
    Bırak konuşsun adamlar..

    ONLAR KORKSUN! Senin korkun nedendir Müslüman..

    Bizim korkumuz asla gavurlardan değildir.Biz sadece, imanı olup da itikadı bozulacak bir neslimizin gelmesinden korkuyoruz.Bu da İslam'ın protestanlaştırıldığının işaretidir.Bu bağlamda biz neslimizin ehli sünnet itikadınından sapmamaları için mücadele ediyoruz.Siz ise, ehli sünnet itikadinde olmayan, sonradan ona kakalanan diyaloğun mahiyetini bilmeden konuşuyorsunuz.

    Ben daha öncede dediğim gibi yanlış olduğunu düşündüğüm birşeyin cevabını, nedenini anlatmaya çalışıyordum.... İnsan yeni öğrendiği, araştırdığı birşey hakkında elbette sorgulayıcı olabilir,Ben dinlerarası diyaloğu 2 senedir araştırdım sordum soruşturdum.Kendi çabalarımla ve delillerle ve ayetlerle kanaat ettim ki bu dinlerarası diyaloğun batıl ve sapma bir yol olduğunu iyice idrak etmiş oldum.Eğer diyaloğun tam olarak anlaşılması için tv.lerde ve gazetelerde en az 1 hafta boyu açıkoturum yapılrsa her şey günyüzü gibi ortaya çıkacaktır.Böylelikle bu diyaloğun ne olup olmadığını herkes anlamış olacaktır.İşte bunun için bu diyaloğun içyüzünü öğrenmesinler diye ben hiç açıkoturum yapıldığını da duymadım ve de görmedim.Varsa bana videosunu gösterebilirler.Dinlerarası diyaloğun yanlış olduğu kesinleşince bunun peşinden gitmeye çalışmak ahmaklıktan başka bir şey değildir.

    Öncelikle "Dinlerarası diyalog",ile din mensupları arası ilişkileri birbirinden ayırmak gerekir.

    Dinlerarası Diyaloğ'un ne olduğunu hepimiz biliyoruz, yada hiç birimiz bilmiyoruz.

    Biliyoruz; çünkü o kadar güncel, o kadar farklı bakış açıları ile anlatıldı ki, az yada çok herkesin bu konuda bir fikri var yada belli fikirlere taraf oluyorlar....

    Bilmiyoruz; Çünkü savunucuları bunu tebliğ ile karıştırırken, karşıtları ise bu oyundan rahatsızlıklarını farklı dinlerdeki insanların yada kurumların birbirileri ile olan sosyal ilişkilerini bile dinlerarası diyalog olarak nitelendirme eğilimindedir...

    "Dinler arası diyalog" İsminin bile bilinçli olarak yanlış konulduğu, ne kökünü nede bu günkü işleyişini müslümanların belirlemediği, en iyi yorumla saf müslümanların bilmeyerek Vatikan'a hizmet etmelerinden ( ki benim şahsi kanaatim İslam adına şirket kuran grubun şirket cirolarını artırma çalışmasından başka birşey değildir) ibaret bir durum... Ne tebliğle nede inanç özgürlüğü ile uzaktan yakından alakası olmayan bir olgudur.

    Din mensupları yada kurumları arasında ki sosyal ilişkiler ise bambaşka bir durumdur. Bir müslüman bir Hristiyanla iş yapabilir, komşu olabilir, beraber aynı toplum içerisinde yaşayabilir.vs.vs...

    Bu beraberlik sırasında bazı kesişmeler olabilir elbette. Peygamberimizin Medineye gelen Hristiyanlara kendi mescidinde ibadet etmelerine izin vermesi gibi...

    Bu anlamda, kilisede semazen gösterimi dinler arası diyalog mudur değil midir sorusuna cevap verebilmek için, buna nasıl bir misyon yüklendiğini bilmek gerekir sanırım.

    Bu anlamda, bir müslüman, kilisede şiir okuyabilir mi? Evet okuyabilir. Peygamberin hayatını anlatabilir mi? Elbette anlatabilir. Bunu yaparken,tabii ki hakkı gizlemeden yapmak kaydıyla...
#26.12.2012 14:19 0 0 0
  • Aklıselim olan bir kimse bu dinlerarası diyaloğa karşı çıkmalıdır.Bizler kesinlikle ateistlerle beraber değiliz.Ateistler ve solcular zaten kendi pis fikirleriyle fırsat bulup Fethullah Gülen Hoca'yı karalamaya ve ona saldırmaya çalışıyorlar.Oysa biz Fethullah Gülen hocayı karalamak değil onların yaptıklarını kendilerine anlatıp yanlış yolda olduğunu ve bundan derhal dönmelerini sağlamaya çalışıyoruz.Ateistler kim oluyorlar ki zaten biz laf attırmayız Fethullah hoca'ya..Bir müslüman, gaflet ve delalet içinde ise onu uyandırmak biizim dini vecibemizdir.Artık bundan sonrasını işi artık Allah'a bırakıyoruz.
#26.12.2012 10:20 0 0 0
  • ŞU AYETLERDE O DİYALOGÇULARA İBRET OLSUN DİYORUZ.

    SAFF SURESİ-6.Meryem oğlu İsa: 'Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim' demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: 'Bu, apaçık bir sihirdir' demişlerdi.

    7-İslâm'a çağırıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.

    8-Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Halbuki kafirler istemeseler de; Allah, nurunu tamamlayacaktır.

    9-Müşrikler istemeseler de; dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberlerini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur.


    BARNABAS İNCİL'İNDE Kİ AYETLER:

    "Allah'ın dünyaya gönderdiği peygamberler, ki sayıları 144 bin idi, muğlak ve karmaşık şekilde konuştular. Ama benden sonra, bütün peygamberler ile mukaddes varlıkların nuru gelecektir ki, peygamberlerin söylediklerini açıklayacak, sizi aydınlatacaktır. Çünkü O Allah'ın Rasulüdür" (Bölüm: 17) .

    "Ferisiler ile Lâviler dedi ki, madem ki sen ne Mesih, ne İlyas, ne de başka bir Nebisin, o zaman sen neden yeni bir vaaz ve telkinde bulunuyorsun ve kendini Mesih'den de daha büyük olarak gösteriyorsun.
    İsa Mesih dedi ki, Tanrı'nın benim vasıtamla gösterdiği mucizelerin maksadı, benim yaptıklarımın hepsinin Tanrı'nın isteğine bağlı olduğunu size göstermektir. Yoksa, ben kendimi, sizin bahsettiğiniz (Mesih) ten büyük saymıyorum. Ben, sizin Mesih dediğinizin çorabının boncuğunu veya ayakkabı bağlarını açacak seviyede bile değilim. O Mesih benden önce yaratılmıştı ve benden sonra gelecektir. O, dinin hiç son bulmaması için hakikatleri yanında getirecektir." (Bölüm: 42)

    "Size yemin ederek söylüyorum, gelen her nebi sadece bir millet için Allah'ın rahmetinin işareti olarak gelmiştir. Bu sebeple bu peygamberlerin talimatı, gönderildikleri ümmet ve ulusların dışına çıkmadı.
    Ama Allah'ın Rasulü gelince, Tanrı ona adeta eline mührünü verecektir. Taa ki, onun talimatını almış olan dünyanın bütün ulusları selâmete ve rahmete kavuşacaklardır. O, tanrıtanımazlara hakim olacak ve putperestliği öylesine yeryüzünden silecektir ki şeytan kaçacak delik arayacaktır." (Bu satırlardan sonra, Hz. İsa'nın şakirtleriyle uzun bir konuşması yer alıyor. Bu konuşmada İsa Mesih (a.s) müstakbel Peygamberin Beni İsmail'den olacağını izah ediyor.) (Bölüm: 43)

    "Bu sebeble size diyorum ki, Rasulullah, Tanrı'nın yarattığı hemen hemen bütün mahluk ve eşyayı memnun edecek bir saadettir. Zira, O anlayış, nasihat, hikmet, kuvvet, şefkat ve sevgi gibi güzel duygularla doludur. O, cömertlik, rahmet, âdalet, takva, dürüstlük, efendilik ve sabrın ruhuyla donatılmıştır. Kendisine bu faziletlerin üç misli verilmiştir. Yani Allah'ın yarattığı diğer mahluklara nisbetle. Onun dünyaya gelişi ne mübarek bir an olacaktır. İnanın, ben onu görmüş ve ona saygılarımı sunmuşumdur. Tıpkı diğer bütün peygamberlerin onu gördüğü ve ona saygılarını sundukları gibi. Allah onun ruhunu görerek ona nübüvvet bahşetti. Ve onu görünce heyecandan ruhum titredi ve ben O'na dedim ki, "Ey Muhammed (Medhedilmiş kişi, zat) Allah senin yardımcın olsun ve Allah beni senin papuçlarının bağlarını bağlamaya layık yapsın. Zira ben bu mevkiye yükselirsem, kendimi büyük bir peygamber ve Allah'ın mukaddes varlığı sayacağım." (Bölüm: 44)

    "(Buradan gideceğim için) yüreğiniz sızlamasın ve siz korkmayın. Çünkü sizi yaratan ben değilim. Sizi yaratan, yaratıcımız Allah'tır ve O sizi koruyacaktır. Bana gelince, şu anda dünyada, dünyaya selamet ve kurtuluş getirecek olan Allah'ın Rasulü için zemin hazırlamaktayım... Andres dedi ki, Ey Üstad, onun bazı belirgin özelliklerini bize bildir ki onu tanıyalım. İsa Mesih (a.s) cevap verdi: "O sizin zamanınızda gelmeyecek, aksine birkaç zaman sonra gelecek. O zamana kadar benim İncilim öylesine tahrif edilmiş olacak ki, dünyada en fazla otuz mümin bulunacaktır. O zaman Allah dünyaya acıyacak ve Rasulü'nü gönderecektir. O Rasul'ün başında beyaz bulutun gölgesi olacaktır. Bu gölge sayesinde Allah'ın sevgilisi ve yakını olduğu belli olacaktır ve O'nun aracılığıyla dünya Allah'ın mağfiretine kavuşacaktır. O, tanrıtanımaz insanlara karşı büyük bir güçle gelecek ve yeryüzünden putperestliği sürecektir.
    Ve ben bundan son derece memnun olacağım, zira O'nun sayesinde Tanrımız tanınacak, takdis edilecek ve hakikatimi dünya anlayacaktır.. O ayrıca beni insanlar ötesinde bir şey zannedenlerden intikam alacaktır... O öyle bir hakikatle gelecektir ki, bu hakikat bütün peygamberlerin getirdiklerinden daha açık seçik olacaktır!" (Bölüm. 72)

    "Allah için and Kudüs'te mi yoksa Süleyman tapınağında mı içilmişti? Fakat sözlerime inanın, bir gün gelecek, Allah, rahmetini başka bir şehre inzal edecektir. Ondan sonra, her yerde onun için doğru biçimde ibadet yapılacaktır ve Allah kendi rahmetiyle heryerde hakiki namazı kabul edecektir... Ben aslında, İsrail hanedanı için kurtarıcı nebi olarak gönderildim. Fakat benden sonra Mesih gelecek, Allah'ın bütün dünya için gönderdiği. Öyle bir nebi ki, Allah bütün dünyayı onun için yaratmıştır. O zaman bütün dünyada Allah'a ibadet edilecek ve her tarafa rahmeti nazil olacaktır." (Bölüm: 83) .

    "(Mesih baş rahibe söyledi : ) Yaşayan Allah ve elinde canım olan Yaradana yemin ederim bütün dünyanın milletlerinin beklediği o mesih ben değilim. Allah bu nebi ile ilgili vadini atamız Hz. İbrahim'e şöyle diyerek vermişti: Senin neslinin vasıtasıyla, yeryüzünün bütün milletleri berekete kavuşacaktır: (Tekvin: 22: 18) Ancak Allah beni bu dünyadan kaldırınca şeytan yine isyan çıkaracaktır ve mümin olmayanlar benim Tanrı ve Tanrının oğlu olduğumu iddia edeceklerdir. Bu nedenle sözlerim ve talimatım tahrif edilecektir. Taa ki belki de en çok otuz iman sahibi geriye kalacaktır. O zaman Allah dünyaya acıyacak ve Rasulü'nü gönderecektir. O Rasul ki, onun için dünyanın herşeyi yaratılmıştır. O Rasul bütün gücüyle güneyden gelecek ve putları ve putperestleri beraberce mahvedecektir. Şeytandan iktidarını alacaktır. Ve Allah'ın rahmetini, kendine iman edecek olanların kurtuluşu için yanında getirecektir. Ne mutlu onun sözlerini dinleyene." (Bölüm: 96) .


    "Baş rahip sordu, 'Allah'ın bu Rasulü'nden sonra başka nebiler de gelecek mi?' Mesih cevap verdi: 'Bundan böyle, Allah'ın gönderdiği hakiki nebiler gelmeyecekler, ama pekçok sahte nebiler gelecektir. Ben bunun için üzgünüm. Çünkü, şeytan, Allah'ın adaletli kararı yüzünden bunları sahneye koymaya çalışacaktır. Ve onlar benim İncilimin perdesinin arkasına saklanacaklardır." (Bölüm: 97) .

    "Kahinlerin başı sordu, 'Bu Mesih hangi isimle çağrılacaktır? Ve onun gelişinin işaretleri ne olacaktır? İsa Mesih dedi ki, 'Bu Mesihin adı "Takdir Edilmeye Layık". Zira, Allah O'nun ruhunu yarattığı zaman O'na bu ismi kendisi vermiştir.
    Ve orada O'na kral muamelesi yapılmıştır. Allah dedi ki, "Ey Muhammed, bekle, çünkü senin için cenneti, dünyayı ve birçok mahluku yaratacağım ve bunları sana hediye olarak vereceğim. Ta ki, seni tebrik edecek olanlara bereket verilecek ve seni lanetleyecek olanlar lanetlenecektir. Ben seni dünyaya göndereceğim zaman, kurtuluş habercisi olarak göndereceğim. Senin sözlerin doğru olacaktır. Öyle ki yeryüzü ve gökler kaybolup gidecekler ama senin adın ayakta duracaktır. Öyleyse, onun mübarek ismi Muhammed'dir." (Bölüm: 97)

    Barnabas diyor ki, bir defasında Hz. İsa şakirtlerine hitaben yaptığı konuşmada "şakirtlerimden biri (ki sonradan Yahuda, Judah, Judas olduğu ortaya çıktı) beni 30 sikkeye karşılık düşmanlara satacaktır" dedi ve şunları ekledi:

    "Bundan sonra, beni satacak olanın benim adımla öldürüleceğinden eminim. Zira Allah Teâlâ beni yerden semaya kaldırtacak ve o hainin yüzünü öylesine değiştirmiş olacak ki, herkes onu ben sanacak. Ne var ki kötü şekildeki ölümü bir müddet benim karalanmama yol açacaktır. Fakat, Muhammed, yani Allah'ın mukaddes Rasulü gelince bana sürülen leke temizlenmiş olacaktır. Ve Allah bunu, benim o Mesih'e sadakatimi bildirdiğim için yapacaktır. O bana mükafaatımı verecektir. Bu şekilde, herkes benim yaşamakta olduğumu ve bu rezil ölümle hiç ilişkim olmadığını anlamış olacaktır." (Bölüm: 113)
    "(Hz. İsa şakirtlerine dedi ki) Elbette ben size diyorum ki, eğer Musa'nın kitabından gerçekler çıkarılmamış olsaydı, Allah atamız Davud'a başka bir kitap vermeyecekti. Ve eğer Davut'un kitabında değişiklikler yapılmamış olsaydı, Allah bana İncil'i vermezdi. Zira, Allah, yani Rabbimiz, tahrif eden veya değiştiren değildir. Ve herkese aynı mesajı vermiştir. Rasulüllah geldiği zaman inkârcı insanların benim kitabıma bulaştırdıkları bütün (uydurma) şeyleri temizleyecektir." (Bölüm: 124)


    Barnabas İncili'nin aslının Süryanice olması kuvvetle muhtemeldir. Zira, daha evvel de işaret ettiğimiz gibi, Hz. İsa ile havarilerinin dili buydu. Kitabın aslı bulunsaydı, onda Hz. Muhammed'in (s.a) adının nasıl yazıldığını görmemiz mümkün olacaktı. Kanımıza göre, daha önce İbn İshâk'ın Yohanna İncili'nin tercümesinden bahsederken belirttiğimiz gibi, Hz. İsa aslında muhtemelen "Munhamanna" sözcüğünü kullanmıştır. Daha sonra bu sözcük muhtelif tercümelerde muhtelif şekilde ifade edilmiş olabilir. Daha sonra, müjdelenen peygamberin isminin hemen hemen "Muhammed" manasına geldiğini gören bir mütercim bu ismi yazmış olabilir. Bu sebeple sadece "Muhammed" isminin açık seçik şekilde yazıldığını görerek, bütün Barnabas İncili'nin bir Müslüman tarafından kaleme alındığını iddia etmek yanlış olur.

    EVET, DİYALOGÇULAR BU BARNABAS'TA Kİ AYETLERİ HIRİSTİYANLARA OKUTSALAR CÜMLESİ MÜSLÜMAN OLACAĞINDAN ŞÜPHEMİZ OLMAZ..
#26.12.2012 10:19 0 0 0
  • @gamLı adlı üyeden alıntı:
    .Onlar ne dinimizi severler ne de gerçek müslümanları

    İyide...
    Bu yazdıkların O video da paylaşılanlarla tam bir zıtlık sergilemiyormu...

    Şimdi bu adam tam bir Müslüman mı ?

    Hele o söylediklerinden sonra...

    ...Ateistler biz asla ortak çalışmayız

    Sen çalışmazsın belki ama; burada bir zamanlar Ateistlerle birlikte çalışan ,aynı cephede saf tutanlarda VAR!

    O videoları paylaştığın sayfada "akparti ve fethullah gülenin hristiyanlaştırma çabaları ile ilgili videolarda var...

    Nasıl olacak bu iş...

    Daha düne kadar Bu ülkede KURAN KURSLARI KAPALIYDI...Açılmasına İZİN YOKTU...

    Şimdi okulların tamamında Kuranı Kerim ve Hz Peygamberin hayatı DERS olarak okutuluyor..
    Hem sadece İmam Hatip okullarında değil...

    Memlekette nekadar okul varsa! HEPSİNDE...

    Bu icraatın sahiplerimi Bu ülke insanını KİLİSE ZANGOCU YAPMANIN GAYRETİNDELER...


    EL İNSAF...


    ________________ EL İNSAF_______________
    Orijinali Göster...
    İyide...
    Bu yazdıkların O video da paylaşılanlarla tam bir zıtlık sergilemiyormu...

    Şimdi bu adam tam bir Müslüman mı ?

    Hele o söylediklerinden sonra...



    Sen çalışmazsın belki ama; burada bir zamanlar Ateistlerle birlikte çalışan ,aynı cephede saf tutanlarda VAR!

    O videoları paylaştığın sayfada "akparti ve fethullah gülenin hristiyanlaştırma çabaları ile ilgili videolarda var...

    Nasıl olacak bu iş...

    Daha düne kadar Bu ülkede KURAN KURSLARI KAPALIYDI...Açılmasına İZİN YOKTU...

    Şimdi okulların tamamında Kuranı Kerim ve Hz Peygamberin hayatı DERS olarak okutuluyor..
    Hem sadece İmam Hatip okullarında değil...

    Memlekette nekadar okul varsa! HEPSİNDE...

    Bu icraatın sahiplerimi Bu ülke insanını KİLİSE ZANGOCU YAPMANIN GAYRETİNDELER...


    EL İNSAF...


    ________________ EL İNSAF_______________



    Madem öyle ise neden diyalogçular tvlerde açık oturuma için katılmazlar?Görelim bakalım ne anlatacaklardır oralarda?

    Allah rızası için vageeçin bu sevdadan, diyalogla tebliğ olmaz.Size ayetleri veriyoruz.Anlamak mı istemiyorsunuz yoksa kendi bildiğinizi mi okumak istiyorsunuz?.Müslüman feraset sahibi olmalı.Sizlere defalarca anlatıyoruz bir şey anladığınız ve tefekkür ettiğiniz de yok!.İslam, diyalogçular gibi anlatılmaz.Öyle kiliselerde mum yakalım haç putunun önünde dua edelim sizde cennete gideceksiniz, sırattan sizde geçeceksiniz Muhammed bizim peygamberimizdir ona iman etmeye mecbur değilsiniz." gibi laflarla mı İslam tebliğ edilir?Sahabeler zamanında olsaydınız Vallahi sizi sopalarla kovalarlardı.

    Bak kardeşim.Bu diyalog bu müslümanların itikadını bozdu bir işe yarasa ben sizden önce bunu savunurdum.Sizler bir gün kafanız "dank" edecek ama bu neslin bozulan imanını da düzeltmeye gücünüz yetmeyecek.Gavurların tuzaklarına düşüyorsunuz.Gavurların sinsi hain emellerinden haberiniz yok.Uyanın yahu uyanın!.Allah, "onlar size karşı asla iyi niyetli olmazlar" diye birkaç ayette bildirmiştir.Siz hala at gözlüklerinizle yolunuza devam ediyorsunuz.Bu gafletten ne zaman uyanacaksınız.Ne hikmetse bu diyalog Fethullah Gülen ABD''ye gidince patlak verdi.Eğer burada bunu anlatsaydı vay haline idi onun.Niye bu ülkemde anlatmadı bugüne kadar?Demek ki ABD'de gavurun diyaloğunu bu ümmete kakalamak için fırsat kolluyormuş veya gavurların tuzağına düşmüş de olabilir.Bu kadar size uyarılarımıza rağmen bu diyalog batıl yoldan dönmezseniz ebediyyen cenneti göremezsiniz.Gavurlara peygamberimizin sünnetlerini onun güzel sözleri ve güzel ahlakı, yaptıkları anlatılıyor mu?Onun sadece alemlere rahmet olarak geldiğini ve de hiçbir millete özel olarak gelmediğini söyleyebiliyor musunuz?

    Onlara Bu İslam nasıl anlatılıyor?.Gerçek müslümanların vasıfları onlara nasıl anlatılıyor.İtikadi konularda teslis inancı ile tevhid akaidini onlara nasıl anlatıyorsunuz?Bunları birbirleriyle kıyaslıyor musunuz?.Kur'an'ı onlara nasıl tanıtıyorsunuz?.Ayetleri husunda İncil veya tevratla nasıl karşılaştırıyorsunuz veya karşılaştırıyorlar?.Bunun delillerini bana göstermek mecburiyetindesiniz.Ona göre yorum yapacağım size...


    Günümüz bir papazın sözünü size aktarmak istiyorum "Hıristiyan olmayanlar cennete giremez" diyor..Buyrun buradan yakın şimdi.Bu kafiri nasıl ikna edeceksiniz?..Onu ikna etmenin yolunu çok iyi biliyoruz.Hadi bakalım ikna edin onları nasıl edecekseniz tabii ki?...
#25.12.2012 09:59 0 0 0