Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • Bundan 3 sene evvel Eminönü'nde bir arkadaşla beraber çay bahçesine gitmiştik, orada sadece 2 bardak çay içtik.Fiyat listesi olmadığından bize 6 lira fatura kestiler.Yani bir gelen anında kazığı yiyormuş meğer.Kimse de şikayet etmemiş bugüne kadar...Daha da oralara uğramadık.
#29.03.2015 01:30 0 0 0
  • Bilinmeyen ve farkedilemeyen tâğut:"FUTBOL DİNİ"

    Selamün aleyküm Arkadaşlar!

    Bu çok önemli olan "futbol dini" bakınız nasıl oluyormuş?Bunu izlemek için lütfen kendinize vakit ayırınız..


    [video=youtube;DaKT3h07CgY]https://www.youtube.com/watch?v=DaKT3h07CgY[/video]
#12.03.2015 23:06 0 0 0
#04.02.2015 23:35 0 0 0
  • Allah yolunda cihad etmek zaten zalimlere ve kâfirlere karşı yapılmak istendiği için üzerimize farz kılınmıştır.Bunun adı fiili cihaddır.Yani, silahlı savaşmak...

    Osmanlı, kurulduğundan beri, "İ'LA-YI KELİMETULLAH" uğruna cihad ediyorlardı.Bu şekilde cihad ederek Nice zalimleri ve despotları tarihe gömdüler.Şimdi ise, müslümanların bir halifesi olsaydı bu zulümleri görmeyeceklerdi.Hilafeti saltanat olarak bahane edenler onu o şekilde kaldırdıklarını sanmayınız.Bütün emel ve maksatları, müslümanları başsız ve lidersiz yapıp yutulacak kolay lokma yapmak içindi..Nitekim onu gerçekleştirmişlerdir.Hilafet, sultanlık değildir.Fakir bir kimse bile yeri geldşğinde halife yapılabilir.Bütün amaç müslümanların tefrikaya düşüp dağılmamalarını sağlamaktır.

    Şu anda şiddetle hilafete ihtiyaç duyulmaktadır.Ancak şimdi ki müslümanlarda cihad şuuru yok edildiği için maalesef bunu gerçekleştirmek muhal oldu.



    noimage
#04.02.2015 23:30 0 0 0
  • Eğer sen nefsini bâtıl işlerle meşgul edersen, gönlünde Hakk'ı bulamazsın.Hak ile meşgul ol ki şeytan seni fuzuli işlerle oyalamasın.
#01.02.2015 23:19 0 0 0
  • noimage

    Evrende ki en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini kaybetmiş "BEYİN"dir.

    "ELHAMDÜLİLLAH, BİZDE BOLCA SORGULAMA YETENEĞİ VARDIR."

    İLAN EDİYORUZ:

    Aklı kıt olanlara,sürü psikolojisi hastalığına kapılanlara ve taassup ehli olanlara duyurulur...


    Birşey sorgulanmazsa hakikat nasıl ortaya çıkacak peki?.Nasıl ki bir dedektif veya bir savcı, bir mesele hakkında kimseyi sorgulamazsa hedefe varamadığı gibi, aynen diğer siyasette ve hayatın her safhasında saklanan gerçeklerin sorgulanması durumunda hedefe çok çabuk varılıp karanlık işlerin gün yüzüne çıkması kaçınılmazdır.

    Bir talebe, hocasına soru sormadan birşeyler öğrenebilir mi?Asıl maksatlara sorgulamadan nasıl erişilir diye sorgulama yeteneğini kesinlikle geliştirmemiz icap eder.Aksi takdirde; monotonluk, beyin uyuşukluğu ve uyuması, kula kulluk ve taassupluk hastalığı ile akıllar dümura uğrayıp başkasının elinde oyuncak olmaktan öteye gitmeyecektir.

    Aklını ve mantığını devreye sokmayan bir kimse, hayvanatlar gibi yaşamaya devam eder.Siz, siz olun hiçbir kimseye aklınızı kiraya vermeyin.Sadece aklınızı Allah yolunda ve ilmî araştırmalarda kullanınız ki hidayete ve ardından da kurtuluşa eresiniz.
#30.01.2015 22:45 0 0 0
#18.01.2015 22:46 0 0 0
#18.01.2015 22:45 0 0 0
  • Birçok Müslümanın şuurunda olmadığı amansız manevi hastalık olan, "VEHN HASTALIĞI" nedir?

    noimage
    Serdar Demirel

    Dünya tutkusunu işaretleyen vehn hadisi

    Hz. Muhammed’in (s.a.v) kıyametin alâmetleri hakkında söylediği sözler iki kısma ayrılır; büyük alâmetler ve küçük alâmetler diye.

    Büyük alâmetlerin ne zaman vuku bulacağını bilmiyoruz, ancak küçük alâmetlerin zuhûr etmiş olduğunu ve zaman zaman da tekerrür edip durmakta olduğunu biliyoruz.
    Efendimiz’in, kıyametin küçük alâmetleri bağlamında söyledikleri, sadece ileride olacaklar hakkında bilgi vermeyi hedeflemez, aksine ümmetini içine düşeceği tehlikeler hususunda uyarmayı ve yapılması gerekenler hakkında irşad etmeyi amaçlar. Hadis literatüründe “Kitab’ul Fiten” başlığıyla meşhur olan bölümler, bu tarz hadislere yer vermektedir. Bu meyanda rivâyet edilen aşağıdaki hadis gâyet dikkati câlibtir.
    Hz. Peygamber (s.a.v) gelecekte kendisine inananların içine düşeceği muhataralı bir durumdan haber verir.

    Hz. Sevban (ra. anh) anlatıyor:
    Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki:
    “Diğer milletler, tıpkı sofraya yemek için üşüşen insanlar gibi sizin üzerinize üşüşecekler.” Bunun üzerine sahabiler şaşkınlıkla sorarlar:

    “Ya Rasûlullah, o gün sayımız çok mu az olacak?” Efendimiz (s.a.v): “Hayır” der. “Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat siz -çokluğunuz- bir akıntıya taşınan çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek, sizin kalbinize de “vehn” verecek.”
    Bunun üzerine sahabilerden biri sorar: “Vehn nedir ya Rasûlullah?..”
    O da buyurdu ki: “Dünya sevgisi ve ölümü sevmemek, ondan nefret etmek.” (Süneni Ebû Davut: 4/111, hn. 4297; Müsnedi Ahmed: 5/278, hn. 22450)


    Bu hadis dünya Müslümanlarının tarihte zaman zaman yaşadıkları medeniyet krizlerine ışık tuttuğu gibi, bugünkü siyasi ve sosyal durumuna da izah getirmektedir. Devletler muvazenesinde Müslüman ülkelerin yerine bakmak bile içine düşülen acziyeti göstermeye yeter.

    Tarihte, bilimde, mimaride, sanatta, ticarî ve askerî alanlarda öncü rol oynamış Müslüman ümmetin bu öncülüğü nasıl yitirdiğini de farklı bir cihetle izah etmektedir. Çok özgün bir medeniyet tecrübesi olan Müslümanların yitirmiş oldukları öncü rollerini tekrar yakalayabilmeleri için tasavvur dünyalarını yeniden hangi istikamette inşa etmeleri gerektiğini göstermesi bakımından da önemlidir.

    Yukarıdaki hadiste vurgu yapılan “vehn”, yani dünya sevgisi ve ona bağlanmak, Batı’daki kalkınma modelinin temel dinamiğidir, bunu inkâr ediyor değiliz. Seküler bir medeniyetin güç devşirdiği “vehn” olgusu, kendi içinde mantıksal olarak tutarlı bir sisteme sahip olabilir; fakat paradigması kökten farklı olan İslâmî sistem için yenilginin başlangıç noktasını teşkil eder. Zira her şeyin metalaştığı ve ekonomik aklın siyaseti ve değerleri belirlediği bu sistem, her şeyi değerlerin belirlediği İslâmî sistemle örtüşmez.


    Bugün, çağdaş Müslüman ülkeler genel anlamda “gelişmekte olan ülkeler” (developing countries) kategorisinde zirkedilmektedir. Gelişmekte olan ülkeler kategorisi ise “geri kalmış ülkeler” kategorisinin yumuşatılmış halidir. Bu da ihtişamlı bir medeniyet geçmişi olan dünya Müslümanları ve onları temsil eden ülkeler için arzulanan bir durum değildir.
    Bu Müslüman ülkeler arasında ekonomik anlamda hızlı kalkınan ülkeler de var. Türkiye, bunun en somut örneklerinden bir tanesini teşkil eder. Ancak Türkiye’nin ekonomik kalkınma hamlesi, İslâmî referansları temel almaz. Kendine has bir üretim ve tüketim sistemine sahip liberal kapitalizmin kulvarında koşmaktadır.


    Türkiye’nin dindar işadamları ise zaman zaman bir senteze gitmekle beraber daha çok liberal, ekonomik sistemin kurallarına tabi olmaktadır. Dindar işadamları zenginleşmesine zengileşmektedir. Ancak bu zenginleşme, İslâm’ı pek referans almamakta ve liberal ekonominin parametrelerine göre hareket etmektedir.

    Paradigma dışı zenginleşmenin doğal sonucu da vehn hadisinin işaret ettiği dünya tutkusu olmaktadır. Bu da sekülerleşmeyi, sekülerleştikçe de değerlerden kopuşu ve ötekileşmeyi getirmektedir.
#18.01.2015 22:44 0 0 0
  • Yiyin kardeşim Yiyin!. Korkmadan Yiyin!.

    [video=youtube;K-47MkuQNUM]https://www.youtube.com/watch?v=K-47MkuQNUM[/video]

    BU TAVSİYELERİ HEP BERABER PAYLAŞALIM.TÜRK MİLLETİNE BUNLAR YAKIŞIR...
#01.01.2015 21:23 0 0 0
  • noimage

    BÖYLE BİR DURUMDA ASLA 154 ü TUŞLAMAYIN...

    Size Cumartesi günü başımdan geçen çok çirkin bir olayı anlatmak istiyorum.

    Cumartesi günü 0544 243 87 83 numaralı bir telefon, beni arayıp adımı vererek benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de aranan kişiyle konuştuğunuzu söylediğimde bana, "Ben ..... asayişten arıyorum yaka numaram bu deyip, bu numaradan dün aksam .....no' lu telefona astsubay ...... isimli kişiye 7 kere küfürlü mesaj atıldığını ve bu yüzden de telefonumun izlenmeye alındığını ve hakkımda suç duyurusunda bulunulduğunu, savcılığa gidip ifade vermem gerektiği" söyledi.


    Ben de "adımı bilen insan benim iş ve ev adresimi de bilir; böyle bir iş varsa gelin beni bulun, şu an size yardımcı olamam dedim." Telefonun diğer ucundaki şahıs (tahminen 45-50 yaşlarında olsa gerek) bana bağırmaya başlayıp "Mecbursunuz yardımcı olacaksınız şimdi sizi .... Savcılığına aktarıyorum. 154 ü tuşlayın." dedi. Ben de hiçbir yeri tuşlamayacağımı söyleyip bayağı bir bağırıştan sonra telefonu kapattım. Amacım en yakın karakola gidip ilgili numarayı aratmaktı.

    Bu arada tesadüfen konuştuğum bir mahalle esnafı bunun son günlerde defalarca yapıldığı söyleyip en son bir mağaza sahibinin 154 ü tuşlandığını ve telefonu otomatik olarak yurtdışı görüşmelere açılıp yaklaşık 2-3 Milyarlık fatura geldiğini söyledi.... Karakolların ve savcılığın bu olayla son günlerde defalarca karsılaştığını ve sadece o semtte o gün 23 defa bu konuyla ilgili oradaki karakola müracaat olduğunu söyledi. Sadece aman diyorum dostlar aman, dikkat edelim bu çete işi...

    154 ü TUŞLAMAYIN SAKIN!. SAKIN KİM NE DERSE DESİN.
    Bu maili bir arkadaşım gönderdi onun başına gelmiş bu vak'aya vakıf olasınız diye ben de sizlere gönderiyorum. Lütfen sizler de arkadaşlarınıza yollayın ve onları uyarın.

    ALINTIDIR...

    (İstanbul Emniyet Müdürlüğü)

    NOT:Arkadaşlar, bu uyarıyı Facebook'tan bir arkadaş gönderdi.Ben de herkesle paylaşmak istedim sadece...
#15.12.2014 22:49 0 0 0
#14.12.2014 19:18 0 0 0
  • Arapça yazma ve okumasını bilen bir kimse Osmanlıca Türkçesini okumasını da bilir.Ancak Osmanlıca Türkçesinde bazı farklı harfler vardır ki bunlar farsçadan devşirmedir.

    Yukarıda ki Osmanlıca Türkçesi basit olup şöyledir:


    Hırs gelir göz kararır,hırs gider yüz kızarır.
#14.12.2014 19:17 0 0 0
  • Selamün aleyküm Arkadaşlar!..Az-çok Osmanlıca okuma ve yazmasını bilenler buraya yazı ve resimlerini paylaşırlarsa faydalı olur düşüncesindeyim.Ben de biraz acemiyim ama yine de okuyup yazabiliyorum..Aramızda bunun uzmanları da vardır.Hem kendilerinden de istifade etmiş oluruz.Kendilerine şimdiden çok teşekkür ederim.Şimdiden hepinize kolay gelsin.İlk önce ben başlıyorum...

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM..



    noimage

    Bunu kim okuyacak?...
#13.12.2014 20:33 0 0 0
#09.12.2014 09:25 0 0 0
  • Selamün aleyküm kardeşlerim...

    Çok önemli bir konu olan bu faiz meselesi,kesinlikle haram olması hasebiyle, bir de ekonomi yönden bakarsak ne denli bir lanetlik olduğunu idrak edebiliriz...

    Alın size kapitalizm veya faiz çarklarının nasıl döndürüldüğünü izleyin!.

    [video=youtube;FVT8TUo5Cvo]http://www.youtube.com/watch?v=FVT8TUo5Cvo[/video]
#07.12.2014 22:04 0 0 0