Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

#04.11.2013 04:04 0 0 0
  • Mehmet Şevket Eygi - PARAYA ve MADDEYE ENDEKSLİ HAYAT

    VAHŞİ kapitalist sistem halkımızı, bu arada Müslüman çoğunluğu paraya ve
    maddi çıkara endekslemiştir. Toplumumuzda para ve menfaat ana/temel değer
    olmuştur. Para ve kazanç getirmeyen nice ilim, sanat, değer hor
    görülmektedir. İnsanlarımız şartlı refleksli, zombilere, robotlara
    dönüştürülmüştür.
    Para ve maddi çıkar konusunda cehennemî ve şeytanî bir kısır döngü
    içindeyiz.
    Nice faydalı iş var, lakin para getirmediği ve menfaat sağlamadığı için
    insanlar onlarla meşgul olmuyor.
    Müslüman kesim genelde o kadar bozuldu ki, Allah rızası için yapılması ve
    ücretinin Allah'tan istenmesi gereken nice dini hizmet para ve menfaat
    karşılığında yapılıyor.
    Para put olmuştur.
    Paraya tapınmak, en azından mecazi manada müşrikliktir.
    Milyonlarca Müslümanın ve bilhassa gençlerin para konusunda çok sıkı ve
    etkili bir rehabilitasyon tedavisi görmesi gerekir. Bu tedavi ve eğitimi
    hakiki tasavvuf tarikatleri verebilir.

    Tarikatler ikiye ayrılır: Gerçek tarikatler, sahte tarikatler. Sahte
    tarikatler Müslümanları para tuzağından, para cehenneminden, para
    yangınından kurtaramaz. Müslümanlıkta para kazanmak, maddi menfaat
    devşirmek, zengin olmak amaç değildir. Müslüman, ihtiyacı nispetinde
    geçimini temin etmek için çalışır. Lakin onun asıl ve temel işi Allah'a
    kulluk ve ibadet etmektir. İbadet deyince sadece namaz oruç hatıra
    gelmemelidir. Allah yolunda ihlasla yapılan cihad da ibadettir, yine ihlasla
    yapılan İslamî eğitim (tedris ve tederrüs) ibadettir, Tevhid dinini
    insanlara anlatmak maksadıyla tebliğ ve davet faaliyetleri ibadettir.
    Helalinden para kazanıp zekât vermek, parayla hayır hasenat yapmak (Allah
    rızası için olmak şartıyla) onlar da ibadettir.

    İslam insanı bir homo religiosis'tir. Para, ticaret, madde adamı değil.
    Ashab-ı kiramdan, aşere-i mübeşşere'den Abdurrahman İbn Avf Hazretleri çok
    zengindi. Yüklü yedi yüz deveden (bir rivayette bin deve) oluşan bir ticaret
    kervanı Medine yakınlarına gelmişti. Resulullah Efendimiz (Salat ve selam
    olsun ona) bir sohbetinde Allah yolunda sadaka vermenin hayır hasenat
    yapmanın faziletinden bahsetmişti. Bu sohbette Abdurrahman İbn Avf
    Hazretleri de bulunmuştu. Efendimizin konuşmasından sonra yanına yaklaşmış,
    Şam'dan gelen ticaret kervanımı hem develeri hem üzerindeki mallarla
    birlikte Allah yolunda infak buyurmanız, dağıtmanız için zat-ı
    risaletpenahinize sunuyorum, demişti.
    Müslüman zengin böyle olur. O bin dağıtır, Allah bir milyon verir.
    Müslüman zengin paraya tapmaz. Müslüman zengin haram ve şüpheli kazanç elde
    etmez.
    Müslüman zengin ihalelere fesat karıştırmaz.
    Müslüman zengin haram rantlar yemez.
    Müslüman zengin haram komisyonlar almaz.
    Ribanın yetmiş çeşidi vardır. Müslüman zengin yetmişinden de uzak durur.
    Müslüman zengin servetinin kendisine emanet olarak verilmiş olduğunu çok iyi
    bilir.

    Müslüman zengin parasının ve servetinin kendisi için yaman bir sınav
    olduğunun bilincindedir.
    Müslüman kardeşlerime ve bilhassa gençlere önemle rica ediyorum, para ve
    maddi çıkar konusundaki sınavı kaybetmemek için uyanık olsunlar.
    İnsanlar uykudaymış, ölünce uyanırlarmış, öldükten sonra uyanmak işe
    yaramayan geç kalınmış bir uyanıştır.

    Pazar, Nisan 28, 2013
#28.10.2013 22:27 0 0 0
  • [video=youtube;KRJI9_w71JE]http://www.youtube.com/watch?v=KRJI9_w71JE[/video]

    Bu ne ya!..Evlatlarımızı torunlarımızı böyle mi teslim edeceğiz öğretmen ve eğitimcilere?.

    EL İNSAF!. BİR NESİL YOZLAŞTIRILIYOR.BU PROJEYİ KİM ÇİZDİ? KİMDEN İZİN ÇIKTI BU PROJEYE?...BÖYLE ABSÜRT BEŞ PARA ETMEYEN EĞİTİME BAŞLATMASINLAR BENİ!..
#24.10.2013 01:17 0 0 0
  • [video=youtube;hSyRxucZyC8]http://www.youtube.com/watch?v=hSyRxucZyC8[/video]

    TEĞABÛN SURESİ-1.Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.



    ACABA KAFİRLERİN İTİRAZI VAR MI BUNA DİYE MERAK EDİYORUM..
#24.10.2013 00:35 0 0 0
  • Konu: Zor olan ne?
    Dost bulmak daha zor.

    Mücahid olmak mı zor, müteahhid olmak mı?
#22.10.2013 09:53 0 0 0
  • Konu: Zor olan ne?
    @şefkat eli adlı üyeden alıntı:
    Yerine göre bence bazen unutmak bazen ise hatırlamak
    ağlamak mı zor gülmek mi
    Orijinali Göster...


    Gülmek kolay, ağlamak daha zor.Zira bir insan büyük günahlar işliyor lakin o günahlarına ağlamıyor.İşte bu yüzden onun için ağlamak daha zor olmuş oluyor.

    İyilik yapmak mı zor, kötülük yapmak mı?...

#22.10.2013 09:32 0 0 0
  • Başka yere konu açmadan burada da pembe panter filmlerini izleyebilirsiniz.Vaktiniz varsa hepsini izleyebilirsiniz.


    [video=youtube;56sM6MQfvA0]http://www.youtube.com/watch?v=56sM6MQfvA0[/video]
#20.10.2013 03:29 0 0 0
#16.10.2013 21:17 0 0 0
  • SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞLERİM...

    ŞU AN DA FACEBOOK'TAN BİR TANIDIK ARKADAŞ VASITASIYLA KAYIP BİR KIZ HABERİ DAHA ÖĞRENMİŞ BULUNUYORUM.

    noimage


    GÜZEL TÜRKİYEM..SUDENAZI BULALIM..AİLESİNE KAVUŞTURALIM...FIRAT AKGÖL'ÜN BİRİCİK TATLI KIZI,SUDENAZ 3 GÜNDÜR ORTALIKTA YOK..KÖTÜ NİYETLERE KURBAN GİTMEDEN ONU BULALIM...EVLADIN YERİ BAMBAŞKADIR..KİMSE DOLDURAMAZ..BU ACILI AİLEYE "İnsanlık" ÖLMEDİ DEDİRTELİM..PAYLAŞINIZ..PAYLAŞINIZ Kİ YÜZBİNLERE ULAŞSIN..HERKES ALLAH RIZASI İÇİN ARASIN SUDENAZ KIZIMIZI..

    ÇOK GEÇ OLMADAN...

    Hemen harekete geçip aramaya başlayalım.Üyesi olduğum tüm sitelere bunu yayınlayacağım..Keşke bu kıza zamanında evinin açık adresini öğretselerdi.İnşaallah başına kötü bir şey gelmemiştir.Yarabbi kötü kimselere fırsat vermeden bu kızımızı bulmak nasip eyle! (Amin)...
#16.10.2013 03:12 0 0 0
  • Tüm İslam aleminin Mübarek Kurban Bayramını tebrik eder, Rabbimizin arzu ettiği tesir ve bereketini, en ziyadesiyle üzerimizde halk etmesini niyaz ederiz.

    Kurbanlardan akıtılan kanların tüm İslam alemi için keffaret mesabesinde bir bedel olmasını ayrıca niyaz ederiz.

    Dua eder, dua bekleriz. Fi Emanillah!...
#15.10.2013 08:22 0 0 0
  • noimage

    BİZ BOŞUNA DEMİYORUZ ZİNA YENİDEN SUÇ OLSUN DİYE..

    Kızı tecavüze uğrayan bir babanın ADALET çığlığı

    Kızı bir akrabasının üç kez tecavüzüne uğrayan baba adalet arıyor. Raporlara rağmen "3 kez olmuşsa rıza vardır" gibi bir gerekçeyle tecavüz zanlısını serbest bırakan mahkemeye karşı baba imza kampanyası başlattı.

    İSTANBUL - Kızı bir akrabasının üç kez tecavüzüne uğrayan baba adalet arıyor. Raporlara rağmen "3 kez olmuşsa rıza vardır" gibi bir gerekçeyle tecavüz zanlısını serbest bırakan mahkemeye karşı baba imza kampanyası başlattı.

    Önce babanın çağrısını okuyun, sonra da imzalamak isterseniz işte kampanyanın adresi:

    Tecavüze Uğrayan Kızım İçin Adalet İstiyorum! İmza Kampanyası - imza.la

    Ötekilerin Postası'nın ulaştığı baba şöyle veryansın ediyor "Ben ne yapayım şimdi. Kızımın "namusunu" kurtarmak için ona bu kötülüğü yapanlamı evlendireyim.Yada belime silah mı takayım.Düşünüyorumda bu tam bir şaçmalalık.Ben kızım için adalet istemekten vazgeçmeyeceğim.İşin en ilginç yanını ise bu tip davalarda 16 yaşından gün alınırsa karşı tarafın alacağı cezada azalma söz konusuymuş.Böyle bir şaçmalık varmı arkadaşlar.Her şeyiyle çoçuk istismarına çanak tutan bir durum var"

    Diyecek bir söze yer bırakmayan, babanın yardım çığlığı şöyle:

    KIZIM AKRABAMIZ TARAFNDAN 3 DEFA TECAVÜZE UĞRAMİŞ KORKUDAN BUNU BANA VE ANNESİNE SÖYLEYEMEMİŞTİRBEN BU DURUMU ÖGRENDİM VE KIZIMN BABASI OLARAK SONUNA KADAR ARKASINDAYIM BU ŞAHIS HAKKINDA ŞİKAYETTE BULUNDUM VE YAKALINDI AMA İKİ GÜN SONRA SERBEST BIRAKILDI KIZIMA DOKTOR RAPORUDA ALDIM AMA ÜLKEMİZDEKİ HUKUK SİZTEMİNDE 15 -16 YAŞ AYRIMI GİBİ SAFSATALARDAN KAYNAKLI 3 NCÜ KEZ OLDUGUNDAN RIZASI DAGILINDEDİR DİYE BİR OLGU ORTAYA KOYARAK OLAYIN TECAVÜZ SAYILMASI ENGELLENİYOR BİR HAFTA SONRA KIZIMIN MAHKEMSİ VAR FAKAT BEN NE YAPMAM GEREKTIYİNİ BİLMİYORUM İNTERNETTEN TEKNOLOJİDEN COK ANLAMIYORUM BAŞKALARINDAN YARDIM ALARAK SAYFAYI KURDUM AMA NASIL ÇOGALTIP KAMU OYU OLUŞTURACAGIMI BİLMİYORUM VE SİZLERDEN YARDIM İSTİYORUM ALTAKİ BENİM TELEFON NUMARAMDIN BANA ULAŞIP YARDIMCI OLUR BU MESAJIMI TÜM SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIRSANIZ BU MESAJI ÇOĞALTIRSANIZ SONSUZ BİR MİNNET DUYACAĞIM

    Detaylı Bilgi Bu Adreste Mevcut:

    Tecavüze Uğrayan Kızım İçin Adalet İstiyorum! İmza Kampanyası - imza.la
#12.10.2013 23:51 0 0 0
  • Aşağıda ki anlamsız ve tuhaf isimlere hele bir bakalım neymiş...

    Atilla,Atakan,Aylin, Yağmur, Deniz,Toprak,Jülide,Nilda,Aleyna,Tuğçe,Sanem,Adanu r,Berkin,Bulut,Burçin,Cankurt,Ceminay,Didem,Doğaç, Doğan,Gürçin,Gürdal,Kurthan,Nurkan,Nida,Poyraz,Rüz gar,,Senday,Saruhan,Songül,Sorgun,Şincan,Tolon,Tij en,Tanju,Tuğcan,Türel,Uluç,Ünsan,Yalınay,Zeynur,Zorbey vb...Daha niceleri var...

    Şu acaip ve anlamsız isimlere gıcık kapıyorum.Niye bu isimleri veriyorlar ki çocuklarına..Yarın ruz-i mahşerde hesap vereceklerini herhalde unutuyorlar.Bu isimleri müslüman aileler de veriyor.Bunlar cahil ailelerdir.

    Çocuğa İslami isimlerden birisi koyulunca akrabalar darılsa bile mesuliyet altına girmezsiniz.Ancak onların gönüllerini de kırmak caiz değildir.Usulünce vermiş olduğunuz kesin kararınızdan sonra onları ikna edebilirsiniz.onların da darılmaya hakkı yoktur.Bazıları vardır ki filan ölenin adını unutturmamak için, veya ünlü bir kimsenin ismini çocuğuna vermeye çalışıyor.Oysa Allah katında ünlü olmak yoktur.Mühim olan, Allah'ımızı razı etmektir.Gerisi laf-ı güzaftır.


    Başkasının kulağına hoş gelecek diye çocuklara İslami isimleri vermekten vazgeçmek gafillik ve cehalettir.Bunun bile hesabı sorulacaktır.Başkası değil, yeterki Allah razı olsun hepimizden.Müslümanın bütün derdi Allah'ın rızasını kazanmaktır.Şu fani dünyada gelip geçici işlerle uğraşmak beyhude bir ömür çabasıdır.Müslümanlar, faniyi değil baki olanı tercih etmelidirler.

    İslami isimlerden maksat, aslında mahiyeti en güzel ve anlamlı oluyorsa bu, İslami isim katogorisine girebilir.Yeter ki verilecek isimlerin anlamları güzel ve hoş olsun ki,Allah bunlardan zaten razı olacaktır.



    Dikkat edecek olursanız aleviler kendi çocuklarının ismine Ebubekir,Ömer, Osman,Ayşe,Mervan,Yavuz ismi koymazlar.Bunlara karşı allerjileri vardır.Allah onları ıslah etsin.Sünni müslümanlar ise sadece çocuklarına Yezid ismi vermezler.Bu isim tarihte çok kötü nam saldığı için sünni müslümanlar için verilmesi pek uygun görülmez..Zira bu isim verilecek olsa o çocuk biraz büyüdüğünde büyük bir psikolojik baskı ile karşı karşıya kalır.Mahalle baskısına da düçar olabilir.Hatta aleviler o çocuğu bi şekilde ya dövmeye çalışırlar ya da öldürmeye...Bu Yezid ismi bu zamanda pek de hoş bir isim değildir.Konulmasında çok sakıncalar vardır. Hatta bu isim bile Nefret söylemi suçu yasası kapsamına da girmiştir.
#08.10.2013 14:02 0 0 0
  • Bakınız bu konu açılalı tam 1 seneyi geçmiş.Üyesi bulunduğum bir sitede en güzel kız isimlerini müzakere ediyorduk.Ben de şimdi bilgi kirliliği olmasın diye burada bunları uygun bulup paylaşmak istiyorum.Yeni evlenmiş veya kız çocuğu olacak olan evlatlarımıza aşağıda ki İslami kız isimlerinin harf sırasına göre bizzat kendim seçerek istifadenize sunuyorum...

    "Bismillah" diyerek hemen isimleri sayalım İnşaallah...

    Rabia ismi çok güzeldir.Hanım evliyaullahtan Rabiatül Adviyye'nin kısa adıdır.

    Sakine,Hacer, Adile, Afife, Aygün Azize, Basriye Betül,Cemile, Büşra, Cânan,Deryanur,Emine, Ferhunde,Feyza Gülnur, Güzide... Harf sırasına göre daha niceleri...Hepsinin çok güzel anlamları var..

    Hangisini istiyorsanız buyrun dilediğinizi seçebilirsiniz.

    Devam ediyoruz....

    Hayrunnisa,Hilal,Hilmiye,Hümeyra,Işılay,İffet,İkrime,Keriman,Leman,Lütfiye,Macide,Mahbube,Mediha,Mehlika Meliha,Memnune,Meryem,Mihriban,Muhsine,Münevver,Necibe,Pakize,Reşide,Saadet,Sabire,Saliha,Semiha ,Senem,Şadiye,Şeyma,Şükriye,Tayyibe,Ümmügülsüm,Vechinur,Zahide, Zeynep...

    Eveet...Pek muhterem gençler ve benim gibi torun sahibi veya adayı olanlar..Bu hem sizin için hem de başka yeni doğum yapacak anne adayları için İslam'a en uygun olanlarını seçerek size sunuyorum.Şimdiden vereceğiniz bu güzel isimler vatana, millete, mukaddesata hayırlı uğurlu olsun.Cenab-ı Hak yar ve yardımcınız olsun..

    Bu kız isimlerini burada güncellemenizi tavsiye ediyorum:Zira bir başka kardeşimize de bu isimler lazım olabilir.

    Bakınız ben harf sırasına göre bizzat kendim seçerek size tüm kız isimlerini saydım.Artık bundan sonra ne yapabilirim ki?Aman ha, Kur'an'da nasıl olsa adı geçiyor diye anlamsız isimler vermeyin sakın...

    O isimlerden en güzeli NECİBE daha çok hoşuma gitti.İsterseniz eşinizle bu isim üzerinde müzakere ederek anlaşabilirsiniz.Yine de siz kendiniz bilirsiniz.

    NECİBE:Soyu sopu pak,asilzade,kıymetli, üstün güzel ahlak sahibi kadın anlamı taşımaktadır.Eğer bu isim sizin akrabalarınızda varsa başka bir güzel isim bulabilirsiniz.Sizden güzel cevap bekliyorum.Eğer bu NECİBE isminde karar kılarsanız, bu Allah'ın aciz kuluna da dua ediniz.Belki sevaplarınızdan ben de istifade etmiş olurum değil mi?Bizim sülalede bu isim yoktur.Özellikle sizin için seçmiş bulunuyorum...Ben bir erkek torun sahibiyim.İnşaallah ileride bir kız torunum olursa bu ismi vermeyi düşünüyorum.Çok da hoşuma gitti doğrusu..

    Bazı (laikçi)dinden uzak aileler çocuklarına İslam'a uygun isim vermeyi kerih görüyorlar.Neymiş efendim onlar arap isimleriymiş.Yahu anlamsız isimler vermekle neyin faydasını görüyorlar ki?İslami isimleri her tarafa yaymalıyız.Yeni doğmuş çocuklarımıza güzel isimler vermek hem sünnet hem de sevaptır.Anlayana...
#08.10.2013 11:08 0 0 0
  • noimage

    Eee, şimdi biz de sorgulayalım bakalım bu nefret suçu yasa taslağını...

    Bu dernek ve cemiyetlerden bir tane adam gibi bu ülkeye hizmet eden yok.Hatta aralarında neyin hizmetini yaptığını bilineni yok.Sanki el birliği vermişler gibi art niyetli ve ülkemizin gerçek müslümanlarına karşı oluşturduları jurnalciler ordusu olmuş...


    EY MÜSLÜMAN KARDEŞİM!...

    Bundan böyle İsrail'e "kahrolsun İsrail, yahudiye "kafir, siyonist" diyemeyeceksin aleviler sünnilere "yezid","Muaviyenin dininden, sünniler ise alevilere "kızılbaş" hırıstiyana "gavur",ateiste "kafir" sakallıya "papaz sakallı", fasık bir kimseye "zındık, vb..dediklerinde ne olacak?İşte burada korunmak istenen sadece müslüman olmayan kesim ile alevilerdir.Buradan anlaşılıyor ki bunlara bir şey demeyeceksiniz onlar ise müslümanların aleyhine istediklerini söyleyecekler yazacaklar.Gelinde siz buna özgürlükten bahsedin...Müslümanlar bu yasa ile elleri ve kolları bağlanıp kıskaca alınmıştır.Vatan millet için hayırlı olsun..
#02.10.2013 07:52 0 0 0
  • noimage

    noimage

    Nefretçilerin Yasa Taslağı Da Hazır!

    Hükümet’in açıkladığı Demokratikleşme Paketi’nde yer alan “nefret yasası”nın taslağı da hazır! Bu düzenlemeyi Hükümet’in gündemine sokan “Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu”, yasa taslağını da oluşturmuş durumda.
    Nefretçilerin Yasa Taslağı Da Hazır!


    Önce platformu oluşturan STK’lara bir bakalım:

    Alevi Kültür Dernekleri,

    Dersim Ermenileri İnanç ve Sosyal Yardımlaşma Derneği,

    Edirne Roman Kültürünü Araştırma Derneği,

    Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD),

    Hrant Dink Vakfı,

    Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe,

    İnsan Hakları Derneği,

    İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği,

    İstanbul Protestan Kiliseler Vakfı,

    Kadın Yazarlar Derneği,

    Kaos GL Derneği,

    Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği,

    LGBTT Aileleri İstanbul Grubu (LİSTAG),

    Midyat Süryani Kültür Derneği

    Mültecilerle Dayanışma Derneği

    Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği,

    Pozitif Yaşam Derneği,

    Protestan Kiliseler Derneği,

    Siyah Pembe Üçgen LGBTT Dayanışma Derneği,

    Sosyal Değişim Derneği

    Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD),

    Süryaniler.com,

    Toplum Gönüllüleri Vakfı,

    Toplumsal İnisiyatifi Oluşturma Derneği

    Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği,

    Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği

    Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi.

    y1.jpg

    Bu STK’ların oluşturduğu “Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu”, bir süredir “nefret yasası”nı Hükümet’in gündemine sokmaya çalışıyordu.

    Açıklanan paketle görüldü ki, bu çabalarında başarılı oldular.

    Hükümet, “nefret yasası” için düğmeye bastı.

    Peki “nefret suçu”ndan kasıt ne; bu konuda nasıl bir yasa yapılacak?

    Bu garip platform, Hükümet için yasa taslağı bile oluşturmuş durumda.

    18 MADDELİK TASLAKLARI BİLE HAZIR

    Platformun hazırladığı “Nefret Suçları Yasa Taslağı” 18 maddeden oluşuyor.

    Taslakta Türk Ceza Kanunu’nun bazı maddelerine “nefret saikiyle” ifadesinin eklenmesi öneriliyor.

    Bazı TCK maddelerine de yep yeni bentler eklenmesi teklif ediliyor.

    MADDE GEREKÇELERİ

    Platformun hazırladığı yasa taslağı madde gerekçeleri de şöyle:

    YAHUDİ ASILLI DİYE HEDEF ALINIYORSA(YMIŞ)

    “Bu fıkrayla failin saiki cezanın ağırlaştırılmasına sebep olmaktadır. Fail örneğin sahibi olduğu iş yerinde çalışan çok sayıda kadından birisini ırkı nedeniyle hedef almaktadır. Fail mağdurun Yahudi asıllı olduğunu öğrendikten sonra, onu özel olarak hedef almakta ve taciz etmektedir.”

    AZINLIK GRUPLARI SIK SIK SALDIRIYA MARUZ KALIYOR(MUŞ)

    “Türkiye’de nefret saikiyle tehdit olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Özellikle dini azınlıkların sıklıkla bu tür tehditlerin hedefi olduğu bilinmektedir. Azınlık grubunun nefret söylemleriyle hedef haline getirilmesi, ardından bu hedef haline getirilen grubun fiziksel ve başka türden saldırılara maruz kalması ülkemizde sıklıkla meydana gelen olaylardır.”

    AMTİSEMİTİSTLER VAR(MIŞ)

    “Failin belli bir dini grubu nefret saikiyle engellemesi, alelade ibadeti engelleme suçunu aşan, onun ötesine geçen bir anlam ve önem taşımaktadır. Örneğin Türkiye’de bulunan bir Amerikan askerinin Müslümanlara duyduğu kin nedeniyle cami basarak ibadeti engellemesi veya Antisemitist bir kişinin Yahudilere duyduğu kin ve öfke nedeniyle Sinagoga girerek ibadeti engellemesi olayları, içindeki saik göz ardı edilerek cezalandırılamaz. Suçta bulunması gereken kusurluluk, nefret suçunda çok daha yoğunlaşmış bir şekilde kendini ortaya koymaktadır. Bu bakımdan nefret saikiyle işlenen ibadeti engelleme suçu, herhangi başka bir saikle belli bir dini cemaat ya da grubun seçilmesi suretiyle işlenen suçtan tamamıyla farklı bir durum ortaya koymaktadır. Bu nedenle de nefret saikiyle işlenen ibadeti engelleme suçuna uygulanacak cezanın arttırılması bir zaruret olarak ortaya çıkmaktadır.”

    6-7 EYLÜL ÖRNEK(MİŞ)

    “Nefret saikiyle hedef alınan kişi veya kişilere karşı işlenen yağma suçu, bu suçun nitelikli halini oluşturmaktadır. Bu durumda fail ya da failler sadece yağma suçu işleme kastıyla hareket etmemekte, ama aynı zamanda nefret saikiyle hedef aldıkları kişi veya kişileri bir anlamda cezalandırmaktadırlar. Örneğin 6-7 Eylül 1955 olayları sırasında ev ve işyerleri yağma edilen Rum, Yahudi ve Ermeni kökenli vatandaşlarımıza karşı işlenen suç nitelikli yağma suçunun tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Bu tür yağmada, suçun failleri sadece belli bir mal ya da parayı hukuka aykırı bir şekilde temin etmeyi değil, aynı zamanda nefret saikiyle hedef aldıkları kişi veya grubu, onları hedef alırken göz önüne aldıkları karakteristik özelliklerinden dolayı bir zarara uğratma ve/veya cezalandırma yoluna gitmektedirler. Nefret saikiyle işlenen yağma suçunun mağdurlar üzerindeki etkisi bu suçun olağan türlerinde mağdurlar üzerinde yaratacağı etkiden kat be kat fazla olacaktır. Bu nedenlerle nefret saikiyle işlenen yağma suçunun cezasının yasada belirtilen miktarda arttırılması bir zaruret olarak ortaya çıkmaktadır.”

    BİR KİŞİYE TRAVESTİ DİYE İŞKENCE YAPILIYOR(MUŞ)

    “Bir kişiye sırf travesti olduğu için işkence yapılması veya sırf farklı bir din veya mezhebe mensubiyeti nedeniyle mağdurun hedef alınmış olması, işkence suçunun ağırlaşmış bir tezahürünü ortaya koymaktadır.”

    “Burada failin saiki nedeniyle suça verilen ceza arttırılmaktadır. Failin mağduru 2. maddede belirtilen gruplardan birisi içinden özel olarak seçmesi ve cinsel saldırıyı mağdurun bu karakteristik özelliğini dikkate alarak gerçekleştirmesi söz konusudur. Örneğin, fail travestilere yönelik nefret ve öfkesi n edeniyle, cinsel saldırıda bulunmak için bir travestiyi özel olarak arayıp bulmuştur. Bu durumda fail sadece mağduru değil, onun da üyesi bulunduğu cinsel azınlığı özel bir kasıtla hedef almıştır.”

    KAYNAK
#02.10.2013 07:41 0 0 0
  • Fethullah Gülen cemaati 28 Şubat itibariyle,eğer Rahmetli Erbakan'a bilmeden iftira etmiş iseler derhal kamuoyunda hellaleşsinler ki yarın ruz-i mahşerde Allah'a hesap vermeyeler...
#30.09.2013 09:38 0 0 0
  • noimage


    Bir iftira daha son buluyor


    28 Şubat tutanakları açıklandı, imza iftirası resmen çürütüldü... şimdi de Ali BULAÇIN Açıklamalarıyla çirkin bir iftira daha çürüyecek: 28 Şubat MGKsında GÜLENİN okullarının kapatılmasına Demirel destek çıktı, Erbakan Hoca engel oldu


    28 Şubat sürecinin tarihi MGK toplantısında yaşananlar yıllar sonra gün yüzüne çıktı. Erbakan Hoca’nın MGK toplantısında nasıl direndiği ve baskılara rağmen MGK bildirisine imza atmadığı açıklanan tutanaklarla resmen teyit edilmiş oldu. Sürecin şahitlerinden Ali Bulaç, 28 Şubat sürecinde tanık olduğu ve şuana kadar hiç paylaşmadığı önemli bilgileri Millî Gazete’ye anlattı.




    Cemaatin Okullarının Kapanmasına Erbakan Hoca Engel Oldu


    Kamuoyunca yıllardır yanlış bilinen bir bilginin gerçekte ne olduğunu Millî Gazete aracılığıyla açıklayan Bulaç, ‘Gülen’in okullarını Demirel kapatmaya çalışırken Erbakan Hoca engel oldu’ dedi. Bulaç, “Vefatından birkaç ay önce kendisini Ankara’da ziyaret ettiğimde, konuşulanlara Sayın Ertan Yülek şahittir, iki sene önce TV Net’te kendisiyle katıldığımız programda konuşulanları teyit etti- Erbakan Hoca 28 Şubat MGK toplantısında Fethullah Gülen Hocaefendi’nin okullarının kapatılması konusunun gündeme geldiğini, Demirel’in bu fikre destek çıktığını, fakat kendisinin “Bu okullar Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimi altında, münferit suç teşkil eden vakalar varsa bu vakanın araştırılması gerekir, okulların kapatılmasını gerektirmez” diye konuyu gündemden çıkarttığını söyledi.


    Maalesef hakikat tersyüz edilerek yansıtıldı, sanki Erbakan Hoca okulları kapatmak istemiş veya kapatılma teklifini onaylamış da Demirel mani olmuş. Gerçek tam aksinedir. Bugün bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmayı borç bilirim” şeklinde konuştu.


    Bugün hayli yüksek makamda bulunan bir zat, gece saat 2’de beni kenara çekti...


    “Hoca’yla Konuş İmzalasın” Dedi Ama Hoca İmzalamadı


    28 Şubat sürecini çok iyi bilen yazarlardan biri olan Ali Bulaç şunları söyledi: “28 Şubat sürecini çok iyi yaşamış, yakından takip etmiş biriyim. O günlerde Erbakan Hoca bizi Ankara’ya davet etmişti. Süreç hakkında bilgilendirdi. Bugün hayli yüksek makamda bulunan bir zat, gece saat 2’de beni kenara çekti ve “Erbakan Hoca’yı ikna edin. Yine, bildiğini okuyor. Çok tehlikeli bir süreç bu, hepimize felaket getirecek” dedi.


    Bu etkili zatın istediği, Erbakan Hoca’nın MGK toplantısında alınacak kararlara direnmemesi, askerlerle diyalog içinde olması ve hatta ne istiyorlarsa yerine getirmesiydi. Ben toplantıda bu zatın taleplerini dile getirdim, Erbakan Hoca, MGK’nın hazırladığı paketin asla kabul edilmeyeceğini, ancak fazla gürültü-patırtı çıkarmadan, Türkiye’yi tehlikelerin içine atmadan bu badireyi atlatmaya çalışacağını söyledi. Bu, Erbakan Hoca’nın, “28 Şubat kararlarını paşa paşa imzaladı” yolunda yerleşmiş bir kanaatin tamamen yanlış olduğunu gösterir, bu yanlış olaya tanıklık etmiş biri olarak tashih etmeyi görev biliyorum. Bugün ortaya çıkan MGK tutanakları Erbakan Hoca’nın o günkü şartları son noktasına kadar zorlayarak direndiğinin apaçık ispatı.”


    İzlediği Yolun Ne Kadar Doğru Olduğunu Şimdi Daha İyi Anlıyoruz


    “Erbakan Hoca’nın o dönemlerde izlediği yolun ne kadar doğru olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz” diyen Bulaç, “ Erbakan Hoca, hiçbir zaman korkmadı, salt iktidarı muhafaza etme düşüncesiyle de MGK’nın skandal kararlarını imzalamadı. O, askerleri ikna edebileceğini, imzalasa bile tatbikatta empoze edilen hüküm ve kararları etkisiz hale getireceğini düşünüyordu. Erbakan Hoca’nın o süreçte oynadığı rolün ne kadar doğru olduğunu son on yılın siyasi tecrübesi açıkça göstermektedir. O isteseydi milyonları sokağa dökebilirdi. Partisinin 4 milyon 100 bin kayıtlı üyesi vardı, 6 milyonun üzerinde oy almıştı. Ucuz ve yanlış yola sapmadı, Türkiye İslamcılarının araziye aşina olan geleneksel yöntemini takip etti ve o tarihî konuşmasını yapıp şunları söyledi: “Bu olay (28 Şubat) bizim yolumuzda bir virgül hükmündedir. Kimin canı sıkılıyorsa, kim bağırıp çağırmak, rahatlamak istiyorsa ormana gitsin bağırsın” dedi.


    28 Şubat sürecinde yaşanan 9 saatlik MGK toplantısında konuşulanlar gün yüzüne çıkmaya başladı. Çıkan tutanaklarda Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın yıllardır iftira atanlara inat nasıl dik durduğunu ispatladı. MGK kararlarının altında imzasının olduğunu iddia edenlere ise bu bilgiler tokat niteliğinde oldu. Sürecin tanıklarından Yazar Ali Bulaç Milli Gazete’ye o dönemde yaşanan önemli bilgileri paylaşırken Psikoterapist Dr. Hasan Kendirci ise süreçte yaşananları analiz etti. Yazar Bulaç o dönemde şahit olduğu olayları ilk kez Milli Gazete’ye anlattı.


    MGK’nın Hazırladığı Paket Asla Kabul Edilmedi


    28 Şubat sürecinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın yakınında bulunan ve süreci çok iyi bilen yazarlardan biri olan Ali Bulaç şunları söyledi: “28 Şubat sürecini çok iyi yaşamış, yakından takip etmiş biriyim. O günlerde Erbakan Hoca bizi Ankara’ya davet etmişti. Süreç hakkında bilgilendirdi. Bugün hayli yüksek makamda bulunan bir zat, gece saat 2’de beni kenara çekti ve “Erbakan Hoca’yı ikna edin. Yine, bildiğini okuyor. Çok tehlikeli bir süreç bu, hepimize felaket getirecek” dedi. Bu zatın istediği, Erbakan Hoca’nın MGK toplantısında alınacak kararlara direnmemesi, askerlerle diyalog içinde olması ve hatta ne istiyorlarsa yerine getirmesiydi. Ben toplantıda bu zatın taleplerini dile getirdim, Erbakan Hoca, MGK’nın hazırladığı paketin asla kabul edilmeyeceğini, ancak fazla gürültü-patırtı çıkarmadan, Türkiye’yi tehlikelerin içine atmadan bu badireyi atlatmaya çalışacağını söyledi. Bu, Erbakan Hoca’nın, “28 Şubat kararlarını paşa paşa imzaladı” yolunda yerleşmiş bir kanaatin tamamen yanlış olduğunu gösterir, bu yanlış olaya tanıklık etmiş biri olarak tashih etmeyi görev biliyorum. Bugün ortaya çıkan MGK tutanakları Erbakan Hoca’nın o günkü şartları son noktasına kadar zorlayarak direndiğinin apaçık ispatı.”

    İsteseydi Milyonları Sokağa Dökebilirdi


    Erbakan Hoca’nın o dönemlerde izlediği yolun ne kadar doğru olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz diyen Bulaç, “ Erbakan Hoca, hiçbir zaman korkmadı, salt iktidarı muhafaza etme düşüncesiyle de MGK’nın skandal kararlarını imzalamadı. O, askerleri ikna edebileceğini, imzalasa bile tatbikatta empoze edilen hüküm ve kararları etkisiz hale getireceğini düşünüyordu. Erbakan Hoca’nın o süreçte oynadığı rolün ne kadar doğru olduğunu son on yılın siyasi tecrübesi açıkça göstermektedir. O isteseydi milyonları sokağa dökebilirdi. Partisinin 4 milyon 100 bin kayıtlı üyesi vardı, 6 milyonun üzerinde oy almıştı. Ucuz ve yanlış yola sapmadı, Türkiye İslamcılarının araziye aşina olan geleneksel yöntemini takip etti ve o tarihî konuşmasını yapıp şunları söyledi: “Bu olay (28 Şubat) bizim yolumuzda bir virgül hükmündedir. Kimin canı sıkılıyorsa, kim bağırıp çağırmak, rahatlamak istiyorsa ormana gitsin bağırsın” dedi.


    İdeallerinden Şüphe Etmedi


    ‘Güç ve yetki sahibi olduğu her durumda Müslümanların çıkarını gözetti’ diyen Bulaç sözlerine şöyle devam etti: “Sonraki siyasi olaylar Erbakan Hoca’nın o günkü isabetli teşhis ve hatt-ı hareketinin doğruluğunu açıkça ortaya koymuş bulunmaktadır. Düşünce ve ideallerinde kararlı bir liderdi. Hiçbir zaman asli ideallerinden şüphe etmedi. O, sosyal ve siyasal hayatın tanziminde kendi içten bağlı olduğu referans çerçevesinin ve ihtiva ettiği hükümlerin tayin edici gücüne iman derecesinde bağlı kaldı. Güç ve yetki sahibi olduğu her durumda Müslümanların çıkarını gözetti.”


    Cemaatin Okullarının Kapanmasına Erbakan Engel Oldu


    Kamuoyunca yıllardır yanlış bilinen bir bilginin gerçekte ne olduğunu Milli Gazete aracılığıyla açıklayan Bulaç, ‘Gülen’in okullarını Demirel kapatmaya çalışırken Erbakan Hoca engel oldu’ dedi. Bulaç, “Vefatından birkaç ay önce kendisini Ankara’da ziyaret ettiğimde –konuşulanlara Sayın Ertan Yülek şahittir, iki sene önce TV Net’te kendisiyle katıldığımız programda konuşulanları teyit etti- Erbakan Hoca 28 Şubat MGK toplantısında Fetullah Gülen Hocaefendi’nin okullarının kapatılması konusunun gündeme geldiğini, Demirel’in bu fikre destek çıktığını, fakat kendisinin “Bu okullar Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimi altında, münferit suç teşkil eden vakalar varsa bu vakanın araştırılması gerekir, okulların kapatılmasını gerektirmez” diye konuyu gündemden çıkarttığını söyledi.


    Maalesef hakikat tersyüz edilerek yansıtıldı, sanki Erbakan Hoca okulları kapatmak istemiş veya kapatılma teklifini onaylamış da Demirel mani olmuş. Gerçek tam aksinedir. Bugün bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmayı borç bilirim” şeklinde konuştu.

    KAYNAK
#30.09.2013 09:37 0 0 0