Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

#10.09.2013 10:10 0 0 0
  • Şu videoyu Allah rızası için dinler misiniz?

    [video=youtube;C-0PvBwEt9g]http://www.youtube.com/watch?v=C-0PvBwEt9g[/video]
#10.09.2013 10:07 0 0 0
  • Yalan söylemeye alışan artık onu adet haline getirir ki her söylediğini "doğru söylüyorum" der...
#16.08.2013 15:20 0 0 0
  • @Erat adlı üyeden alıntı:
    Konuyu nereden nereye tasidiginizin farkindamisiniz?
    Neden ikide bir konu Ataturk e deginiyor?
    Sukredelimki bizlere boyle guzel bir ulke birakilmis, secme ve secilme ozgurlugu verilmis,
    bundan daha guzel bir nimet olurmu?
    Muslumanligi on plana cikarmaya calisiyorsunuz, peki musluman olmayan yasama hakki yokmu?
    Ulkemizi bolmeye calisanlar musluman degilmi?
    Orijinali Göster...


    Ülkemizi bölmeye çalışanların büyük bir kısmı müslüman değildir.Olsalar bile vatan hainidirler.Allah, hainleri sevmez.Biz demokrasi ve laikliğe karşıyız.Çünkü bu iki düzen tağutidir.Bunlar,Siyonistlerin müslümanları yönetme ve yönlendirme rejimleridir.Elbette ki Allah insanları hür yaratmıştır ama başıboş da yaratmamıştır.Her kim ki hilafet devletinin gelmesini istemiyorsa o küfür ve cehalet üzerine ölür.Nitekim Allah aşağıda ki ayetlerle apaçık bunu bildirmektedir.

    BAKARA SURESİ-256-Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan kesin olarak ayrılmıştır. Artık her kim Tağutu red edip Allah'a iman ederse, işte o, en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, işitir, bilir.

    257-Allah, iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnanmayanların dostları ise Tağut'tur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. İşte onlar cehennemliklerdir, hep orada kalacaklardır.

    NİSA SURESİ-76.İman edenler Allah yolunda savaşırlar. Küfür edenler ise, Tağut yolunda harbederler. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Şüphesiz ki şeytanın hilesi zayıftır.


    EVET, DEMOKRASİ VE LAİKLİK TAĞUTTUR.BU KESİNDİR.ALLAH'IN HÜKÜM AYETLERİ VARKEN BUNLARDAN MEDET UMMAK KİŞİYİ KÜFRE VE SAPIKLIĞA GÖTÜRÜR.98 SENEDEN BERİ BİZE KAKALANAN BU TAĞUTİ REJİMLER SAYESİNDE TOPLUM NE HALE GELDİ VE GETİRİLDİ.EDEP, HAYA, AHLAK ,DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK, HAK VE HUKUK KALMADI.İNİSİYATİF DEMOKRATLARA VE LAİKÇİLERE BIRAKILDI.İMTİYAZ SAHİPLERİ BU ÜLKEDE SÖZ SAHİBİ OLDU.BU BÖYLE DEVAM EDERSE ÖZ KİMLİĞİMİZDEN SIYRILIP GAVURLAR GİBİ YAŞAMAYA DEVAM EDECEĞİZ.BÖYLE BİR DURUMDA İSE ALLAH'IN GAZABI VE LANETİ ÜZERİMİZDEN EKSİK OLMAYACAKTIR.SEN ŞİMDİ BU AYETLERİ HİÇE SAYIP DA DEMOKRASİ VE LAİKLİĞİ BANA SAKIN METH ETMEYE KALKIŞMA!!.İSTİYORSAN BİR BAŞKA AYETLERLE BİZİM HAKLILIĞIMIZI PEKİŞTİRELİM BAKALIM NEYMİŞ...

    NİSA SURESİ-60.Sana indirilmiş olana ve senden evvel inzal edilmiş bulunana imân ettiklerini zannedenlere bakmadın mı ki, onlar Tâğût'un huzurunda muhakeme olmayı isterler. Halbuki onu inkar etmekle memur bulunmuşlardı. O şeytan ise onları (doğru yoldan) pek uzak bir sapıklıkla dalâlete düşürmek ister.

    65-Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarındaki münazaada seni hakem tayin etmedikçe, sonra da hükmedeceğin şeyden dolayı nefislerinde bir sıkıntı bulmaksızın, tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça imân etmiş olmazlar.


    EY DEMOKRASİ VE LAİKLİĞİ BENİMSEYENLER!.ARTIK GÖZÜNÜZÜ AÇIN VE BU AYETLERİ İYİCE TEFEKKÜR EDİN.DEMOKRASİ VE LAİKLİKLE HİDAYETE ERİLMEEZZ.AKLINIZI BAŞINIZA ALIN!.BAKINIZ MISIR'DA DEMOKRASİYİ NE HALE GETİRDİLER.SİYONİSTLER VE ZALİMLER DEMOKRASİNİN İÇİNE İSLAM'I SOKMAK İSTEMEDİKLERİ İÇİN ZALİMLİKLERİNİ SÜRDÜRÜYORLAR.ORADA HEDEF ASLINDA İSLAM'A VE MÜSLÜMANLARADIR.DEMOKRASİ HAVARİLERİ ARTIK KINA YAKSINLAR ELLERİNE!..BİR ÜLKEYE İSLAM'IN DEMOKRASİ VE LAİKLİKLE GELMEYECEĞİ ARTIK KESİNLİK KAZANMIŞTIR.TEK YOL, KURAN NİZAMI YANİ ŞERİATTIR.BAŞKA ALTERNATİF BİR YOL YOKTUR.ŞERİAT, KAFİRLERİN VE ZALİMLERİN GÖZÜNÜ KORKUTTUĞU İÇİN MÜSLÜMANLARA ZULÜM EDİYORLAR.VAR MI BUNUN AKSİNİ DÜŞÜNEN?!...

    KÜRDİSTAN DEVLETİNİ KURMAK İSTEYENLER İSE KESİNLİKLE MÜSLÜMAN KÜRT KARDEŞLERİMİZİ İSTİSMAR EDEN ERMENİ GAVURLARIDIR.BUNU HALA ANLAYAMIYOR MUSUNUZ?
#16.08.2013 09:32 0 0 0
  • @gamLı adlı üyeden alıntı:
    Atatürk 1881 de doğmuş,1938 de ölmüş bir adamdır...Doğmuştur yaşamıştır ölmüştür..
    Her insan gibi ...

    Ve oda Yaptıklarından ettiklerinden Alemlerin Rabbi olan Allaha hesap verecektir..
    Her İnsan gibi...
    Allaha hesap vermekten ne Fatih Sultan Mehmet ne Atatürk ne dağdaki çoban ne fabrikadaki işçi ne Sezar ne büyük İskender Ne sen nede ben kaçamaz...

    Allahın bu millete verdiği en büyük armağan İslamdır,İmandır...
    Değerini bilmekte fayda var!
    Orijinali Göster...


    Bu güzel sözlerinize teşekkür etmemek abes olur.Allah razı olsun, teşekkür ederiz...
#14.08.2013 14:07 0 0 0
  • @Şerif35 adlı üyeden alıntı:
    Bende senin gibi yürüğüm ve türkmenim ama özünde ve yüreyimle bağlıyım-Ne Mutlu Türküm Diyene

    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Dünya tarihinin en önemli liderlerinin başında gelen Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en değerli hediyesidir. Atatürk Türk milletinin ve Türk adının tarihte devam etmesini sağlayan en önemli isimdir.
    Bu özel ve değerli insanın günümüz Türkiye’sinde dahi değerli yapan en önemli özelliği ise, geniş vizyonu ile ileriyi görebilmesidir. Ülke bütünlüğünü, milli birlik ve beraberlik ruhunu tüm etnik gruplara yansıtmasıdır.Ne Mutlu Türküm Diyene ..

    -Ben senin düşüncene katılmıyorum-sığınak
    Orijinali Göster...
    Bende senin gibi yürüğüm ve türkmenim ama özünde ve yüreyimle bağlıyım-Ne Mutlu Türküm Diyene

    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Dünya tarihinin en önemli liderlerinin başında gelen Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en değerli hediyesidir. Atatürk Türk milletinin ve Türk adının tarihte devam etmesini sağlayan en önemli isimdir.
    Bu özel ve değerli insanın günümüz Türkiye’sinde dahi değerli yapan en önemli özelliği ise, geniş vizyonu ile ileriyi görebilmesidir. Ülke bütünlüğünü, milli birlik ve beraberlik ruhunu tüm etnik gruplara yansıtmasıdır.Ne Mutlu Türküm Diyene ..

    -Ben senin düşüncene katılmıyorum-sığınak


    Dünya tarihinin en önemli liderlerinin başında gelen Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en değerli hediyesidir.

    Tövbe haşa!..Ne Allah'ın hediyesi?.Bu kafayı bırakın. gerçekleri görün..Dikkat et ben istiklal ve Çanakkale Gazisi torunuyum.

    Yahu Mustafa Kemal niye hilafeti kaldırdı?Madem öyle neden İslam dışı inkılap ve devrimler yaptı o zaman?...Nice haksız ve gereksiz yere masum insanları öldürttü ve astırdı?..O klasik ders kitaplarında M.Kemal'i hakkıyla asla tanıyamazsınız.O ders kitaplarının asıl kaynağı siyonist, Osmanlı ve din düşmanlarıdırAtası belli olmayan bir kimse asla benim ATATÜRK'üm olamaz..Benim atam OSMANLI VE SULTAN ALPARSLAN'DIR. HİLAFETİN KALDIRILMASIYLA ŞİMDİ Kİ İSLAM COĞRAFYASI BAŞSIZ LİDERSİZ OLMUŞTUR.İŞTE BUNU FIRSAT BİLEN GAVUROĞLU GAVURLAR MÜSLÜMANLARI EZİYOR BUNUN SORUMLUSUNU DA SANA HAVALE EDİYORUM..
#14.08.2013 14:04 0 0 0
  • @Şerif35 adlı üyeden alıntı:
    Bu ülkeyi türkiye cumuhrüyeti ilke ve inkilap ve kemalist devrimlerle yönetiliyor bunu bilmeni istedim.kimlerin ülkeyi ne hale getirdiklerini bu süreçte görüyorsun.
    bizim sevdamız vatanımız bayramız her karış toprağı için kanımızın son damlasına kadar mücadele ederiz bizim ülke aşkımız sen anlıyamasın.-ALLAHİN TAKDİRİYLE.Bizler sonuna kadar ülkemizi savunuruz..
    NE MUTLU TÜRKÜM DEYENE.
    Orijinali Göster...
    Bu ülkeyi türkiye cumuhrüyeti ilke ve inkilap ve kemalist devrimlerle yönetiliyor bunu bilmeni istedim.kimlerin ülkeyi ne hale getirdiklerini bu süreçte görüyorsun.
    bizim sevdamız vatanımız bayramız her karış toprağı için kanımızın son damlasına kadar mücadele ederiz bizim ülke aşkımız sen anlıyamasın.-ALLAHİN TAKDİRİYLE.Bizler sonuna kadar ülkemizi savunuruz..
    NE MUTLU TÜRKÜM DEYENE.

    Polemiğe girmek istemiyorum kardeşim.Bu ülkeye asıl sahiplenen biziz.Lakin ırıkçılık ve milliyetçilik söylemlerle bir yere varamazsınız.Eğer gerçekten müslümansanız"NE MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE!" diyeceksiniz, buna mecbursunuz.Zira üstünlük,izmlerde değil İslamiyet'tedir.

    .Bu ülkede sadece Türk yok.Ben de türküm ama milliyetçiliğe şiddetle karşıyım.Laiklik,kemalizm ve demokrasi tağuti sistemlerdir.Ucu siyonizme dayanır.Şer'i hükümde vatana ihanet eden asılır.Biz bunu demek istiyoruz.Dinsiz imansız edepsiz bir türk olacağıma müslüman,edepli ve dürüst bir çinli olmaya razıyım.Zira Allah katında üstünlük ırklarda değil takvadadır, vesselam...
#14.08.2013 13:54 0 0 0
  • @Şerif35 adlı üyeden alıntı:
    Terakkiperver kardeşim bu beklenen süreç sonucudur.
    Ama türk milleti buna asla izin vermiyeçektir. ne yaparlarsa yapsınlar ülkemizi böldürmeyeçeyiz
    Mustafa kemal türk gençliğine Armağan etti TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ KURUMAK KOLAMAK BİRİNÇİ ASLİ GÖREVİDİR
    Türk gençliğe düşen görev ülkemizi toprak bütünlüğünü korumaktır..
    Orijinali Göster...
    Terakkiperver kardeşim bu beklenen süreç sonucudur.
    Ama türk milleti buna asla izin vermiyeçektir. ne yaparlarsa yapsınlar ülkemizi böldürmeyeçeyiz
    Mustafa kemal türk gençliğine Armağan etti TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ KURUMAK KOLAMAK BİRİNÇİ ASLİ GÖREVİDİR
    Türk gençliğe düşen görev ülkemizi toprak bütünlüğünü korumaktır..

    Bu ülkeyi kemalistler değil bu ülkenin gerçek sahibi samimi ve vatan aşkı ile yanıp tutuşan müslümanlar ancak sahip çıkarlar.Menfaat ve para karşılığında vatanını satanlar ilelebed ıslah olmazlar.Asıl bunları Taksim meydanında asmak lazımdır.
#13.08.2013 14:16 0 0 0
#13.08.2013 09:42 0 0 0
  • noimage

    ALLAH BELANIZI VERSİN !

    Türkiye Kürdistan'ı Resmen Tanıdı !!!

    İşte AKP ‘açılımı’nın eseri!

    'Kürdistan' Gençlik Hareketi Derneği resmen kuruldu.

    Diyarbakır’da açılışı yapılan ve adında ‘Kürdistan’ bulunan Gençlik Hareketi Derneğinin talelası asıldı. Bu tabela ilk kez Kürdistan adı bulunan tabela oldu. Dernek Başkanı Serhad Merdini, 25 Temmuz’da tüzel kişilik kazanan Derneklerinin Kürdistan ismini tabelasında bulunduran ilk tüzel kurum olma özelliğini taşıdığını söyledi.

    Yargıtay, Şanlıurfa’da bir vatandaşın yeni doğan çocuğuna ‘Kürdistan’ ismini vermesini onaylarken, Diyarbakır’da ilk kez içinde Kürdistan ifadesi geçen bir Dernek kuruldu. Merkez Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki bürosuna tabela asan Kürdistan Gençlik Hareketi Derneği’nin (Komeleya Tevgera Cıwanˆn Kurdistanˆ) açılışını bugün gerçekleştirdi. Derneğin açılışı sırasında Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminin kullandığı Kürdistan bayrağı bulunurken, Dernek Başkanı Serhad Merdini, giydiği yöresel kıyafetlerle Kürtçe olarak basın açıklaması yaptı. Merdini, 2012 yılında yapılan toplantı ile ‘Tevgera Civanen Kurdistan’ adını aldıklarını belirterek şöyle dedi:

    “25 Temmuz 2013 tarihinde tüzel kişilik kazanan derneğimiz, Kürdistan ismini tabelasında bulunduran ilk tüzel kurum olma özelliğini taşımaktadır. Tevger, Kürtlerin ulusal haklarını tartışma konusu yapmadan savunur. Tevger, hak olanın tartışılamayacağını, hiç kimse tarafından da yok sayılamayacağını ve uygun koşullarda bu hakkın kullanılacağını savunur. Tevger, legal demokratik mücadeleyi esas alırken, koşullara göre farklı mücadele yöntemlerini kullanmayı da meşru bir hak olarak görür.”

    DERNEKLER MASASI’NDAN CEVAP BEKLİYORLAR

    Açıklamanın ardından DHA muhabirinin sorularını yanıtlayan Dernek Başkanı Serhad Merdini, isim konusunda yeni yasal düzenlemelerle Dernekler Masasına başvuru yaptıklarını kaydederek şunları söyledi:

    “Kürdistan ismi ile müracaat ettik. Yapılacak inceleme sonucunda bize durumun ne olduğu bildirilecek. Biz bağımsız örgütlenen, herhangi bir partiyle organik bağı olmayan, tamamiyle bağımsız olarak bir araya gelmiş Kürt gençleriyiz. Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerine ulaşabilmesi için Dünya ve Türkiye gerçekliğini göz önünde bulundurduğumuzda, yasal ve legal siyaset alanında mücadele yürütmeyi uygun gördük. Bunun bu dernek etrafında şekillenebileceği öngörüsünde kararlaştık ve resmi başvurumuzu yaptık. Biz olumsuz bir şey çıkmamasını umuyoruz. Olumlu cevap gelirse üye kayıtlarına başlayacağız.”
    (DHA)
#13.08.2013 00:35 0 0 0
  • Rahmetli Timurtaş Uçar Hocaefendi şahit olduğu bir olayı anlatarak gençliğin cahilliğine dikkat çekiyor. Daha sonra Osmanlı’da iç çamaşırını halkın göreceği yere asanlara verilen cezayı bir fetva arşivinde bulduğunu anlatan merhum, şimdiki kadınların bunu üzerinde yaptıklarını anlatıyor… Buyurun:

    [video=youtube;Q8adBfX_I3c]http://www.youtube.com/watch?v=Q8adBfX_I3c[/video]
#11.08.2013 03:42 0 0 0
  • Durum ortada lakin ülkemiz de bu demokrasi denilen mefhumun yer ile yeksen edilmesi hayli çetrefilli bir süreç istiyor.Demokrasi tamamı ile hristiyanlara özgü bir yönetim sistemi olup,Yaratıcının koyduğu kuralları elinin tersi ile itmektedir.Vaktiyle kan dökücü ve sömürücü kliselerin devlet yönetimine karışmaması için geliştirilmiş bir yönetim sistemidir.

    Tabi bu sistem islamiyet ile örtüşmemektedir.Zira bizim dinimiz sömürü ve cinayeti emreden bir din olmadığı için böyle bir sisteme hiç bir zaman gerek yoktu.İncil ve hristiyanlık zaman ile tahribata uğradığı ve her papaz kendi çıkarları doğrultusun da dini yorumladığı için demokrasi gayr-i müslimler için zaruri olabilir.Lakin bizim için bir anlam ifade etmiyor.

    Ayrıca,demokrasi martavalları kemalistlerin bu aralar dillerine pelesenk olmuştur.Zira her fırsatta bu mefhumun arkasına saklanıp islamiyetin bilhassa,kadına verdiği o nadide naif değeri hiç saymaya çalışmaktadırlar.
#23.07.2013 15:38 0 0 0
  • Demokrasya

    * Komüniste göre, kendisinin âlenen ve her vasıtayla propaganda yapamadığı, yapınca da kitleleri arkasından sürükleyemediği, zira, tagallüp ağalarının güneşi zindanlarda hapsettiği ve meydanlara çıkarmadığı her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi, de diktatördür.

    * Yahudiye göre, millî iktisat ölçülerinin beslendiği, millî bütünlüğün gizli istismarlardan korunmasına çalışıldığı, yani millî bünyenin korkunç bir yeniçeri gibi ekalliyet cellâdı olmakta devam ettiği ve insaf diye bir şey tanımadığı her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Dönmeye göre, milletle hükûmet arasında uygunluğa doğru gidildiği, resmî dairenin millî iradeyi temsile başladığı, bu yüzden en azîm bir felâkete yol açıldığı, hakikat ışığının ebedî bir kargaşalık ve çarpışmadan doğduğunun unutulduğu, felâketin biricik devası olarak milletle hükûmet arasındaki bağların törpülenemediği, liberalizmanın başını alıp yürüyemediği, kısaca millî bünyede birliğe gidildiği her yerdedemokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Masona göre, hurafelere inanmanın devam ettiği, ırk ve kavim safsataları içinde halkın tereddiye götürüldüğü, millî sâfiyenin mukavemet edebildiği, gizli Yahudi saltanatının ferdî ve zümrevî sermaye terakkümüne yol bulamadığı, neticede geniş ve cömert insaniyet dururken, insanların millet ve taassup bataklığından çırpınmasına göz yumulduğu, açıkçası beşerî aşk ve beynelmilel kemale pranga vurulduğu her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Garp hayranı züppeye göre, şahsiyet diye bir şeyin hâlâ ağır bastığı, maddî ve manevî yerlilik diye bir ölçüye bağlı olanların yaşadığı, şu bunak dedenin daima evin üst katında öksürmekte devam ettiği, Amerikalıya kendi kendisinden şüphe ettirecek kadar Amerikalılık gayretinin bir türlü takdir edilemediği, demek ki müzelerdeki balmumu tiplerin ellerindeki kırbaçla insanları güttüğü, insanların başına yular arandığı her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Halk Partiliye göre, eski hesaplara el atılmak ihtimalinin belirdiği, inkılâbın tenkidine müsaade edilmek gibi vahşî bir küfre meydan açıldığı, eski bir Başbakanın «inkılâp yobazları» diye ortaya bir tabir attığı; bütçe tanzimi, menfaat taksimi, adalet tevzii işinin kendilerinden başka ellere geçtiği, nihayet milleti yoktan var edenlere karşı en ağır nimet küfranın işlendiği ve en ağır eşkıyalığın hüküm sürdüğü her yerdedemokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * İslâmiyet düşmanına göre, 163 üncü maddeye rağmen camilerde Allah ve Resûlünün büyüklüğünden bahseden âyetlerin cehren okunmasına müsaade edildiği, «Allahtan kork!» sözünün göz göre göre takip edilmediği, böylece vatan hainliğinden büyük suçların örtbas edildiği ve böylece sınıfî tahakküm ve ruhî dolandırıcılığın çeteleştirildiği her yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Deyyusa göre, Türk kızlarının millî ve mücerret mânalariyle cihan avrat pazarlarına sürülmesine zıt sesler çıktığı, bu seslerin boğulamadığı, millî infial çapına yükseldiği, neticede güzellik, (estetik) ve serbestliğin bu kadar ağır bir zulüm altında inletildiği yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Verem mikrobuna göre, uzvîyetteki müdafaa unsurlarının kuvvetli olduğu, hemen zavallı mikroplar üzerine çullandığı, onları boğduğu, gıdasız bıraktığı, bir kese içinde adaletsizce zaptettiği her bünyede demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Hırsıza, yankesiciye, kaatile göre, polisin bulunduğu yerde demokrasi eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.

    * Şu halde demokrasya, her bâtılın tek tek hayat hakkı ve oluş hürriyeti aradığı bir zemin olduğuna göre, bu bâtıllardan her birinin gözünde, öbür bâtıla yer verildikçe eksiktir. Böyle hükûmetlerin şefi de diktatördür.
    * Gelin siz, şimdi bu şartlara göre demokrasya nerededir, nedir ve nasıldır, hesap edin!

    Müslümana gelince, zaten demokrasyayı aramaz ve sormaz. Zira onun, hakikati «tek» de bulmak yerine «çok» da aramak veebediyen kaybetmek sistemi olduğunu bilir, aradığı şeyin de kendisinde değil, İslâm'da olduğuna inanır.


    İdeolocya Örgüsü, Büyük Doğu Yayınları, 16. baskı / s.499-500-501-502

    .................................................. .................................................. ..

    Bakınız Kur'an'da tağuti sistemlere göre muhakeleşme nasıl anlatılıyor?.

    ÖMER NASUHİ BİLMEN:KUR'AN-I KERİM MEAL VE TEFSİRİ

    NİSA SURESİ-60. Sana indirilmiş olana ve senden evvel indirilmiş bulunana imân ettiklerini iddia edenlere bakmadın mı ki, onlar Tağut'un huzurunda muhakeme olmayı isterler. Halbuki onu inkâr etmekle memur bulunmuşlardı.. O şeytan ise onları doğru yoldan pek uzak bir sapıklıkla dalâlete düşürmek ister.

    65. Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarındaki çekişmede seni hakem tayin etmedikçe, sonra da hükmedeceğin şeyden dolayı nefislerinde bir sıkıntı bulmaksızın ve tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça imân etmiş olmazlar.

    Bu mübarek âyetler, bir kısım münafıkların gerçeğe aykırı iddialarını, uğursuz hareketlerini, haktan nasıl kaçınıp şeytanlara nasıl tabi olduklarını ve bunların hakkında yapılacak hayırlı hikmetli ihtarlar! bildirmektedir. Şöyle ki: Habibiml. Ne kadar şaşılacak bir haldir!, (sana indirilmiş olana) Kur'an'ı Kerim'e (ve senden evvel indirilmiş bulunana) Tevrat'a ve İncil'e (imân ettiklerini iddia edenlere) sözle böyle bir iddiada bulunanlara (bakmadınmı ki) onlar bu iddialarına aykırı hareketlerden kendilerini alamıyorlar, onlar dindar olduklarını iddia ettikleri halde (Tagutıın) şeytanın, şeytan tabiatında bulunan Keab İbni Eşref gibi kimselerin (huzurunda muhakeme olmayı isterler) hakkın ortaya çıkmasını arzu etmezler, (halbuki) onlar (onu) Tagut'ıı; şeytanı, bâtıla değer veren herhangi bir şahsı (inkâr etmekle memur) Allah tarafından o imân ettiklerini iddia eyledikleri kitaplar vasıtasıyla emir edilmiş (bulunmuşlardı) artık buna nasıl muhalefette bulunuyorlar? Bu hareketleri ile iddiaları arasındaki çelişkiyi görmüyorlar mı?. Ne kadar şaşılacak bir ruhî sapıklık! (o şeytan ise) o hükmüne başvurmak istedikleri bozguncu şahsiyet ise (onları) doğru yoldan (pek uzak) hidâyete dönmeyi imkânsız kılacak (bir sapıklıkla dalâlete) doğru yoldan mahrumiyete (düşürmek ister) o halde ona nasıl başvurmaya cür'et edebiliyorlar?.

    BİR MÜSLÜMAN, LAİKLİĞİ VE DEMOKRASİYİ BENİMSEYİP DE ALLAH'IN HÜKÜM AYETLERİNİ KABUL ETMİYOR VE BUNUNLA AMEL ETMEYİ VE MUHAKELEŞMEYİ RED EDİYORSA DİNDEN ÇIKAR.YARIN RUZ-İ MAHŞERDE ALLAH, MÜSLÜMANI LAİKLİK VE DEMOKRASİ İLE DEĞİL, SADECE KUR'AN İLE YARGILAYACAKTIR.HESABI KOLAY OLANA MÜJDELER OLSUN DİYORUZ.

    Demokrasi tağuti sistemdir.TAĞUTİ SİSTEMLERİN TAMAMI İSLAM DIŞI SİSTEMLERDİR HEPSİ ŞEYTANİ VE BATIL YOLLARDIR..Kur'an'da demokrasi adı geçmese bile Kur'an'da şiddetle red edilir işte ayetler:

    BAKARA SURESİ-256.Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.

    NİSA SURESİ-60.Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut'un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

    Bu âyet-i kerime, bir münafığın, bir Yahudi ile olan dâvasına hakem olarak Hazreti Peygamberi değil de Yahudi sihirbazı azgın şeytan Kâb İbni Eşref’i seçmek istemesi ile ilgili hâdise üzerine nâzil olmuştur. Şöyle ki: Yahudi, Hz. Peygamberin hakem olmasını ısrarla istemesi sonunda Peygambere gitmişler ve Hz. Peygamber de Yahudi lehine hüküm vermiştir. Bundan sonra münafığın arzusu üzerine Hz. Ömer’e gitmişler. Hâdiseyi ve daha önce Hz. Peygamberin verdiği hükmü dinleyen Hz. Ömer: “- Allah’ın ve Peygamberin hükmüne razı olmayan hakkında hüküm budur”, diyerek kılıcı ile münafık’ın boynunu uçurur. İşte, adalet ve hukukun bir örneği budur...
    65. (Hayır) onların imân iddiaları doğru değil, (Rabbine andolsıın ki onlar) o iddia edenler (aralarındaki anlaşmazlıkta) ihtilâfa düştükleri hususta (seni hakem tayin etmedikçe) senin zaten Allah tarafından hakim bulunduğunu bilip senin hükmüne baş vurmadıkça (sonra da) senin (hükmedeceğin şeyden dolayı) itaat ve teslimiyet gösterip (nefislerinde) kendi içlerinde (bir sıkıntı) bir ıstırap, bir hoşnutsuzluk (bulmaksızın ve) zahiren ve bat in en (tam bir teslimiyet ile) hükmüne (teslim olmadıkça) hakikî sH'ilde (imân etmiş olmazlar) çünki Rasûlııllah'ın hükmüne razı olmamak, Allah'ın hükmüne razı olmamayı gerektirir. Böyle bir rıza göstermemek ise bir isyandır, bir inkârdır, imâna aykırı, cahilce bir harekettir.

    § Bir rivayete göre bu mübarek âyetlerde Rasûlııllah'ın hükmüne razı olmayan münafıklar hakkında nazil olmuştur. Diğer bir rivayete göre de Hz. Zübeyr ile Hatib bini Belten hakkında nazil olmuştur. Şöyle ki: Zübeyr bini Avvem Hazretlerinin hurmalığı yanı başından bir su ceryan edermiş, bahçesi uzakta bulunan Hatib de bu sudan bahçesini sulamak istemiş, Hz. Zübeyr razı olmamış, keyfiyeti Rasûlü Ekrem'e arzetmisler. Yüce Peygamber Hazretleri de: "Ya Zübeyr!. Sen hurmalığını suladıktan sonra suyu komşuna bırak" diye buyurmuş. Hatib bu peygamberin tavsiyesinden hoşnut olmamış, Rasûlııllah'a hitaben: "Zübeyr hatanın oğlu olduğu için onu kayırdın" diye kötü zan d a bulunmuş, bunun üzerine Rasûlü Ekrem de Zübeyr'e hitaben: "Ya Zübeyr!. Hurmalığını tamamen sulamak için suyu duvarlara çıkıncaya kadar tut, yani: Hurmalığını tamamen sıvarı ne aya kadar suyu salıvermem eğ e hak hin vardır, ondan sonra bırakırsın" diye emir etmişti. Çünkü suyun kaynağı, Hz. Zübeyrin hurmalığı yanında olduğundan o hurmalığı tamamen sulamadıkça suyu aşağıya bırakması icâbetmezdi. Halbuki, Rasûlüllah Efendimiz, hurmalığın zaruri olan yeri suladıktan sora suyun aşağıya bırakılmasını özel bir lütuf olmak üzere tavsiye etmiş bulunuyordu. Ens ardan olan hatip, bu müsamahayı, bu lütfü takdir edemeyip edebe aykırı, bir kötü zan da bulunmuş idi. Bunun üzerine bu mübarek âyetler nazil olmuş, peygamber emrine riâyet etmemenin İslâm âdetine muhalif bulunduğu ihtar olunmuştur.
#23.07.2013 15:34 0 0 0
  • İSLAM VE DEMOKRASİ ARASINDAKİ 33 FARK! (ALINTI)

    1- İslam'ın kaynağı Kuran ve sünnettir.
    Demokrasinin kaynağı ise halktır.

    2- İslam da belirleyici ve ölçü kuran ve sünnettir.
    Demokraside ise çoğunluktur.

    3- İslam Hakkın yani bütün kainatın sahibinin koyduğu kanun ve yasalardan ibarettir.
    Demokrasi ise halkın kendi istek ve arzusuna göre koyduğu kanun ve yasalardır.

    4- İslam da görev istenmez verilir.
    Demokraside ise görevler istenerek alınır.

    5- İslam da halifeyi Ehlil-Hal ve Al-Agd veya önceki Halifenin tavsiye ettiği kişi veya kişiler içinden seçilir.
    Demokraside ise yöneticiyi, seçim vasıtası ile halk seçer.

    6- İslam'ın geliş kaynağı, bizleri yaratan tarafından, Dünya ve Ahiret kurtuluşumuzu sağlamak için Cibril vasıtası ile göndermiş olduğu vahiydir. Demokrasi ise Yunanlılardan bizlere gelmiş olan bir sistemdir.

    7- İslam da, İnsanlara yapılan muamele Müslüman olup olmadığına göredir.
    Demokraside ise herkes aynı eşittir.
    8- İslam da sorumluluk, Rabbe karşı ve ayrıca İslam'ın helal ve haramlar karşısında yani İslam yasaları karşısında sorumluluk vardır. Demokraside ise sadece kanunlara karşı sorumluluk vardır.

    9- İslam da hürriyet anlayışı(Akide, Fikir, Yaşantı) sadece Rabbin koyduğu ve belirlediği sınırlar dahilindedir.
    Demokraside ise yasalar çiğnenmediği müddetçe sınırsızdır.

    10- İslam da partiler ve onların ortaya atmış olduğu veya savunduğu planlar, projeler, yeni kanun tasarıları ve düşünceler yoktur, İslam toplumu yek vücut birdir aralarında farklı dine, ideolojiye, fikre veya anlayışa sahip olan yoktur. Bu nedenledir ki İslam'da partilerde yoktur çünkü herkes ilahi kanunlara uymak mecburiyetindedir.
    Demokraside ise Yönetime talip birçok partiler ve gruplar vardır. Ve bu partilerin her birinin ortaya atmış olduğu veya savunduğu planlar, projeler, yeni kanun tasarıları ve düşünceler vardır. Ayrıca bu partiler her zaman bir birleri ile çekişirler ve karalarlar ve eksik ve ayıplarını ortaya çıkartırlar, deşifre ederek halkın gözünden düşürürler.

    11- İslam da hiç kimse İslam dininden çıkamaz eğer İslam dininden çıkarsa öldürülür. Demokraside ise yaşamış olduğu Devletin kanunlarına uyduğu müddetçe herkes din seçme konusunda hürdür, istediği dini veya dinsizliği seçebilir.

    12- İslam da Müslüman olmayanlara has (cizye, şahitlik, dinini izhar etmeme v.s) uygulamalar vardır.
    Demokraside ise kanunlar karşısında Müslüman olan veya olmayan herkes eşittir.

    13- İslam da kadının şahitlik yapabileceği konular belli ve sınırlıdır.
    Demokraside ise kadın her konuda şahitlik yapabilir.

    14- İslam da kadın genel yönetici olamaz.
    Demokraside ise kadın genel yönetimin başına geçebilir.

    15- İslam da Gayrimüslim asla yönetici olamaz.
    Demokraside ise Müslüman olmayan bir kişide yönetici olabilir.

    16- İslam ve Demokrasi arasında kanunlar konusunda sayamayacağımız kadar farklılık vardır.İslam da birçok yasak olan zina, faiz, içki, iffetli kadınlara iftira atma gibi ve birçok şeyi haram ve yasak kılmıştır.
    Demokraside ise hürriyet ve özgürlük anlayışı hakim olduğu için bu tür şeylerin çoğu serbest veya basit cezaları vardır.

    17- İslam İnsanların arasını açabilecek veya nefsi hastalıklara yol açabilecek, toplumun arasını açacak (Gıybet, süi-zan v.s)bazı şeyleri de yasaklamıştır.
    Demokraside ise beşeri akıl ile üretildiği için bu tür hassas ve ince manevi yasaklar yoktur.

    18- İslam da cezalar dünyevi ve uhrevidir. Bu nedenle insanlar yasakları çiğnemede daha çekingen ve korku içindedirler.
    Demokraside ise cezalar sadece dünyevidir. Bu nedenle birçok insan bu beşeri kanunları çiğneme konusunda cesaretli ve cüretkardır.

    19- İslam da cezalar caydırıcılığı ve kökten çözüme gitmeyi hedefler.
    Demokraside ise cezalar basit ve caydırıcı olmadığı için her gün binlerce suç işlenir.

    20- İslam insanların beş ana unsurunu (Din, Can, Mal, Irz, Akıl) korumayı hedeflemektedir. Demokrasi ise Din ve nesil gibi kavramları korumayı hedeflemez.

    21- İslam da yönetici İslam dan çıkarsa yani din değiştirirse Müslümanlar güç hazırlayarak bu kafirin yerine Müslüman bir yöneticiyi getirmeleri vaciptir.
    Demokraside ise yönetici ne olursa öyle ki dinini değiştirse dahi fark etmez.

    22- İslam da Yöneticinin, belli bir müddeti yoktur kendisi delilik gibi, görevini yerine getiremeyecek müzmin bir hastalık veya irtidad gibi durumlar olmadığı müddetçe lider olarak kalır.Belirli bir süresi yoktur.
    Demokraside ise yöneticiler kanunlarındaki belirtilmiş mevcut müddetler için seçilirler.Daha sonra müddetleri bittikten sonra tekrar seçim yapılır.

    23- İslam kanunlarının hükümleri ve yasaları ilahi olduğu için asla değişmez.
    Demokrasi ise, kıt ve dar olan İnsan aklının ürünü olduğu ve ileriyi göremediği aynı zamanda bütün insanların maslahatını gözetip kavrayamadığı için her bir yönetim veya parti değiştiğinde onlarca kanun değişikliğine gidilir ve yeni kanunlar çıkartılır.

    24- İslam, küfrü ve Tağutu inkarı, ondan beri olmayı, buğz etmeyi, savaş açmayı ve onun ortadan kaldırılması ve Allah'ın dininin hakim kılınması için hazırlık yapmayı emreder. Demokrasi ise Yunan kafirlerinin ortaya atmış olduğu zatında küfür olan bir sistemdir. Bu nedenle böyle bir şey söz konusu değildir.

    25- İslam da Halife Müslüman olduğu müddetçe, Müslümanların ona itaat etmesi farzdır.
    Demokraside ise halkın yöneticiye itaat etmesi gibi bir şey söz konusu değildir..

    26- İslam da halife Allah'ın kanunlarını tatbik ettiği ve bu kanunları değiştirmediği veya başka kanunlar koymadığı ve Allah'ın hudutlarını koruduğu müddetçe halk buna itaat eder ve eleştiremez veya protesto edemez..
    Demokraside ise halk yöneticiyi beğenmediği ve icraatlarını doğru bulmadığı durumda eleştirebilir veya protesto edebilir.

    27- İslam da Allah'ın dini, kanunları tam ve eksiksizdir bu nedenle yeni kanun ve yasalar çıkarmak için meclis veya parlamento diye bir şey yoktur.Gerektiğinde Halife etrafındaki Alimler ile istişare edebilir. Ayrıca bu istişare, Halifeyi bağlayıcılığı yoktur.
    Demokraside ise genel olarak yönetimler değiştikçe kanunlarda değişikliğe uğrar ve bunun içinde parlamentoya ve meclise ihtiyaç duyulur.

    28- İslam da bir kimseye görev verilmesi konusunda adam ayırtma veya belli bir ideolojiye ve fikre sahip olması gözetilmez. O göreve en uygun olan kimse, o göreve getirilir.
    Demokraside ise hangi parti iktidarda ise o parti mensupları veya o partinin ideolojisine sahip insanlar üst makamlara veya görevlere atanırlar. Böylece ehil olmayanlar makam ve mevkii sahibi olurlar ve büyük haksızlıklar ve zulümler zuhur eder.

    29- İslam da ceza kanunları ve medeni kanunlar ve diğer kanun ve yasalar tamamen ilahi yani, ilmi ile olmuşu, olacağı, nasıl ve ne zaman olacağı, nerde neyin olacağını ilmiyle kuşatmış ve her şeyi bilen rabbimiz tarafından konulmuştur ve dolayısıyla adilanedir. Bu nedenle hakim karşısına gelen davalar çok kısa bir süre içinde sonuca bağlanır.
    Demokrasi ise, aciz ve duygusal heva ve hevese, kısa kıt bir ilme sahip olan insanlar tarafından konulduğu için bazen bir birine ters ve zıt olan veya adil olmayan birçok kanunlar içermektedir nitekim bir davanın çözümü, icraatları ve resmi işlemleri nedeniyle senelerce sürebilmekte ve hatta bazen zaman aşımı gibi bir saçma kanunla dava düşebilmektedir.

    30- İslam toplumunun bir biri ile kaynaşması ve yardımlaşması, birbirlerini sevmeleri kardeş olmaları, İslam da ki El-Vela ve El-bera (Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmek) ile gerçekleşir.
    Demokraside ise sosyal bir dayanışma kaynağı yoktur ancak bu tür aktiviteler sivil dayanışma dernekleri veya örgütler tarafından genel olarak maddi bir sebep veya çıkara dayalı bir şekilde gerçekleşir. Asla manevi bir güç ve dayanak yoktur.

    31-İslam da Ümmet anlayışı vardır. bunun içindir ki toplum içindeki azınlıklar veya farklı milletlere mensub olan insanlara devletin yaklaşımı eşittir.Kimsenin kimseye veya bir milletin diğer millete üstünlüğü söz konusu değildir.Üstünlük takva iledir.
    Demokraside ise milliyetçilik, ırkçılık, devletçilik, ulusalcılık gibi bir çok cahilliye kavramları ve düşünceleri mevcuttur. Dolayısıyla farklı ırk veya milletlere mensup olan azınlıklara veya topluluklara çoğu zaman haksızlık ve kötü muamele yapılması söz konusudur.

    32-İslam da hakimiyet kayıtsız şartsız Allah'ındır. Aksini iddia eden kafir olur.
    Demokraside ise hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir.

    33- İslam da, Rab yani kanun koyucu ve yasa çıkartıcı bir olan Allah tır.
    Demokraside ise birçok Rabler yani kanun koyucu ilahlar vardır. Mesela T.C de 550 tanedir.


    Ya rabbi, bizlere hidayet et, hakkı hak, batılıda batıl göster, bizleri imanımızda sabit kıl. İman üzerine son nefesimizi vermeyi bizlere nasip et. Amin.
#23.07.2013 15:29 0 0 0
  • [video=youtube;1DSaauWEZkI]http://www.youtube.com/watch?v=1DSaauWEZkI[/video]

    Demokrasi tağuti bir sistemdir.Müslüman asla ondan razı olmamalıdır.

    NİSA SURESİ-60. Sana indirilmiş olana ve senden evvel indirilmiş bulunana imân ettiklerini iddia edenlere bakmadın mı ki, onlar Tağut'ıın huzurunda muhakeme olmayı isterler. Halbuki onu inkâr etmekle memur bu-lıınmuşlardı. O şeytan ise onları -doğru yoldan- pek uzak bir sapıklıkla dalâlete düşürmek ister.

    65. Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarındaki çekişmede seni hakem tayin etmedikçe, sonra da hükmedeceğin şeyden dolayı nefislerinde bir sıkıntı bulmaksızın ve tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça imân etmiş olmazlar.

    EVET, DEMOKRASİDEN RAZI OLAN KÜFÜR ÜZERİNE ÖLMÜŞ OLUR.
#23.07.2013 15:19 0 0 0
  • @ASUR adlı üyeden alıntı:
    Haklı olan birinin yalana ihtiyacı da olmaz. Bunlar, olaylar başladığı günden beri birtane bile mantılı, doğru bir haber vermeden sürekli yalanlara ve hertürlü sahtekarlığın arkasına gizlenerek , yalancılıkla birşeyler yapmaya çalıştılar. Bu güne kadar yaptıkları yemedi. Çok daha değişik taktiklerle bu sapık zihniyetlerine devam edecekleri kesin.
    Aptal olmasalardı bu oyunların içinde olmazlardı. siyonistlerin düşüncelerinin birebir yansımasını sergilediler. bu ülkenin ilerlemesini istemeyen siyonistlerin düşünceleri ve yaptıkları nedense chp nin politikası ile aynı. Amaçları aslında ne Sayın başbakan , ne de AKP. Asıl hdefleri islam. Şimdide Almanyadaki bir türk milletvekili bunu kanıtlıyor. Hedefimiiz "islamofaşizm" diyerek dengesizliğin, aptallığını, beyinsizliğini ve imansızlığını sergiiyor.

    İslam sevgi ve saygı dinidir. Durduk yere islama saldıran bu inançsızlar. İslam bunlara saldırmadı ama bunlar her fırsatta islama saldırıyor. Asıl faşist bunlar. Tabi bunları birileri parayla konuşturuyor. Kişilikleri satılmış , haysiytsiz insanlar.

    Siyonistler , kendi planları için taraf tutmaz. Şunlar laik ,bunlar atatürkçü falan düşünmezler. Hedefleri doğrultusunda kimi, nasıl kullanacağını düşünür planlarını ona göre yapar. Laik geçinen beyinsizlerinde boynuna ipi takar işte bu örnekledeki gibi sürür de sürür. Nereye sürüldüklerini bilmeyen taksim beyinsizleride ipleri nereye çekilirse o tarafa doğru gider. Gitmek zorundalar çünkü boyunlarında ki, tasmadan kurtulamıyorlar.
    Orijinali Göster...


    SİYONİSTLERİN, BİR MAŞA GİBİ KULLANDIĞI KOMÜNİSTLER VE SOSYALİSTLER SÖZDE İNSAN HAKLARI İŞÇİ VE KADIN HAKLARI DİYE EYLEME GİRİŞİRLER.BİZ BU TİYATROLARI ÇOK SEYRETTİ,K.BUNLAR ARTIK KOKUŞTU.ALLAH'TAN KORKMAYANDAN KORKULUR.BUNLAR GERÇEK VATAN EVLADI OLSALARDI ÇEVREYE ZARAR VERMEZLERDİ.DEMEK Kİ İNSANDA İMAN OLMAYINCA ELİNDEN GELEN HER TÜRLÜ MELANETİ YAPMAKTAN ÇEKİNMEZLER.BU ÇAKALLAR SÜRÜSÜNÜ ASLINDA BİZ DAĞITIRDIK AMA SABRIMIZI DA ZORLAMASINLAR.
#23.06.2013 09:50 0 0 0
  • @ASUR adlı üyeden alıntı:
    ve hala bizim kör ve sağır laik geçinen dangalak insanımız , bu oyunların tamamen dış kaynaklı olup bu ülkeyi geriletmek için yapıldığına inanmayıp din karşıtı gösteriye çevirmiş olmaları da başlı başına bir aptallık. Bu sharp denen adi , bir kitapla bu kadar koyunu yönlendirebiliyorsa helal olsun. Biz daha iyi anladık memleketteki küçükbaş hayvan sayısını. NE kadarda din düşmanıymış bunlar. Dine karşı gelmek için , ülkenin bölünmsine bile razılar.
    Orijinali Göster...


    Bu çakal sürüleri bu ülkeye ve insanlarmıza çok zarar verdiler.Haklarımızı onlara helal etmiyoruz.Bunlar bu ülkenin sevdalıları olmadığı kesinleşmiştir.Bu kafirler gürühu gavurlara yalan haberler uçurup polisimizi ve devletimizi yıpratmak için jurnallik rolünü oynadılar.Gavurlardan medet beklediler.LAKİN ŞİMDİ ONLARIN BALONLARI SÖNDÜ,ANCAK, YENİ BİR BALON BULMAK İÇİN YİNE ŞEYTANLIKLARA BAŞVURACAKLARINA ADIM GİBİ EMİNİM.

    AHANDA BURAYA YAZIYORUM...BU ÇAKAL SÜRÜLERİ SİYONİST KAFİLERİN DİREKTİFLERİYLE YÖNLENDİRİLİYORLAR.BUNLARDA AKLISELİM OLSAYDI EVLERİNE ÇEKİLİP DEVLETTEN VE MİLLETTEN ÖZÜR DİLEMELERİ GEREKİRDİ.BUNLAR İNSANLIKTAN ÇIKMIŞ ESFEL- SAFİLİN GÜRÜHUNDANDIRLAR.
#23.06.2013 01:52 0 0 0
  • ALİMLER UYARIYOR: "Bid’atçilerden uzak durun – İlişkiyi kesin!."

    Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor: “Her kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi sonradan ortaya çıkartırsa, o red olunmuştur.” (Buhari, Müslim)

    Akaid (inanç) konusunda günümüzde bir çok sapık görüşlü Prof. etiketli veya olmayan kişiler halkın zihnini bulandırmaya çalışıyor. Bu kişiler bazen yeni bir görüş gibi gözüken fikir ortaya atarlar, bazen de geçmişte ehli sünnet alimlerinin çürütüp çöpe attığı görüşleri farklı bir üslup ile tekrar ederler. Alimler halkı bu konuda uyarıyor, itikatta bid’at sahibi olmayan kişilerden uzak durulmasını ihtar ediyorlar…

    Rafizilik, haricilik, kaderiyye’nin ve mürcie’nin görüşleri, Sonra da bu fırkaların her birisinden pek çok fırkalar dallanıp, budaklanmış ve nihayet yetmişiki fırkayı bulmuşlardır, Peygamberi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği gibi.

    Ehli Sünnet ve’l-cemaatin bu heva ve bid’at ehline cevap vermek hususunda oldukça güzel gayretleri olmuştur. Onlara karşı daima tetikte bulunmuşlardır. Bid’at ehline karşı söyledikleri sözleri hayli çoktur. Bunlardan sizlere birkaç örnek verelim:

    BİD’ATÇİ, HADİS EHLİNE BUĞZEDER
    İmam Ahmed b. Sinan el-Kattan şöyle diyor:
    “Dünyada ne kadar bid’atçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bid’at ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp, alınır.” (Nevevi, et-Tezkire)

    Ne kadar mühim bir tesbit değil mi? Bid’atçilere bakın nasıl da hadis alimlerine sövüyor, onları tenkit ediyor hatta tekfir ediyorlar…

    BİD’ATÇİ, RİVAYET ALİMLERİNE DİL UZATIR
    İmam Ebu Hatim el-Hanzali er-Razi diyor ki:
    “Bid’at ehlinin alameti rivayet alimlerine dil uzatmaktır. Zındıkların alameti ise rivayet ilmiyle uğraşanlara Haşviye ismini vermeleridir. Onlar böylelikle rivayetleri iptal etmek istediler. Cehmiyye’nin alameti ise ehli sünnete müşebbihe adını vermeleridir. Kaderriyye’nin alameti ise ehl-i sünnete Cebriyeciler ismini vermeleridir. Mürcie’nin alameti, ehli sünnete muhalifler ve noksancılar adını vermeleridir. Rafızilerin alameti, ehli sünnete Nevasıb adını vermeleridir. Ehl-i sünnete ise ancak bir isim uygun düşebilir. Bütün bu isimlerin onlar hakkında kullanılmalarına imkan yoktur.” (er-Razi, Aslu’s-Sünneti Va’tikadu’d-Din)

    Yukarda dikkat çekilen husus sapık fırkaların Ehli sünneti suçlamak için çeşitli yollara başvurmalarıdır. Bunlar hem temiz itikadı bozarlar, hem de temiz olan itikadı yani ehli sünneti bu akımların isimleri ile isimlendirirler.

    KADERİ İNKAR EDENDEN KAÇ!
    Emir’ulmü’minin Ömer b Hattab (Radıyallahu anh) şöyle demiştir:
    “Kur’an-ı Kerimin müteşabihleri ile sizlerle tartışacak birtakım kimseler gelecektir. Siz de onları sünnetlerle susturunuz, çünkü sünnete tabi olan kimseler Allah’ın kitabını en bilen kimselerdir.”

    Abdulalh b. Ömer’den gelen rivayete göre ona kader inkâr eden kimseler hakkında soru soran kimseye şöyle cevap vermiştir:
    “Bunlarla karşılaştığın zaman onlara şunu bildir ki İbni Ömer onlardan uzaktır, onlar da ondan uzaktır. Ve bu sözlerini üç kere tekrarlamıştır.” (el-Lalekai, Şerhu usuli İ’tikadi Ebli’s-Sunneti ve’l-Cemaa; İbn Batta, el-İbane)

    BİD’ATÇİYE GÜVENME
    Büyük ilim adamı zahid el-Fudayl b. Iyad şöyle demiştir:
    “Bid’at sahibi kimseye dinin hususunda sakın güvenme, işlerinde onunla istişare etme. Onun yanında oturma, bid’at sahibi kimsenin yanına oturan bir kimsenin yüce Allah kalbini kör eder” (el-Lalekai, Şerhu usuli İ’tikadi Ebli’s-Sunneti ve’l-Cemaa; İbn Batta, el-İbane)

    İmam Abdullah el-Mubarek de şöyle demiştir:
    “Allahım! Bid’at sahibi bir kimsenin bana iyilik yapmasına ve bunun sonucunda kalbimin ona sevgi beslemesine imkan verme” (el-Lalekai, Şerhu usuli İ’tikadi Ebli’s-Sunneti ve’l-Cemaa; İbn Batta, el-İbane)

    BİD’ATÇİ SÜNNETE BAŞVURMAZ
    Muhammed b. Sirin şöyle demektedir:
    “Bir bid’at ortaya koyup da sünnete başvuran kimse yoktur.” (Müslim, Mukaddime’de rivayet etmiştir)

    BİD’ATÇİYE KIZ VERMEYİN
    İmam Malik b. Enes şöyle demiştir:
    “Bid’at ehli kimse nikahlanamaz, bid’at ehli kimseye kız verilmez ve onlara selam da verilmez.” (İmam Malik, el-Müdevvenetu’l-Kübra)

    BİD’ATÇİDEN YARDIM İSTEMEYİN!
    Ehli sünnetin imamlarından Ahmed b. Hanbel de şöyle demektedir:
    “Şüphesiz bid’at ve heva ehlinden Müslümanlara ait herhangi bir iş hakkında yardım istemek gerekir. Çünkü böyle bir şey yapmak, dine en büyük zarardır.” (Menakıbu’l İbni Ahmed)

    BİD’ATÇİNİN ARKASINDA NAMAZ KILAMYIN
    Kadı Ebu Yusuf şöyle diyor:
    “Ben Cehmiyyecinin, Rafızinin ve kaderiyeci kimsenin arkasında namaz kılmam.”

    BİD’ATÇİLERLE MÜCADELE EDİN!
    İsmail es-Sabuni’nin kitabından bir paragrafla bitirelim:
    “Bu kitapçıkta kaydettiğim ifadeler onların hepsinin benimsediği bir inanç idi. Bu hususta birbirlerine muhalefetleri yoktu. Hatta bunların hepsi üzerinde icma etmişler, bununla birlikte bid’at ehlini kahretmek, onları zelil etmek, hakir düşürmek, uzaklaştırmak, uzakta tutmak, onlardan ve onlarla arkadaşlıktan, oturup kalkmaktan uzaklaşmak, onlara uzak kalıp, onlardan uzaklaşmak ile yüce Allah’a yakınlaşmak gereği üzerinde de sözbirliği etmişlerdir.”

    SONUÇ!
    Ehli sünnet alimler, itikadi bid’ate sahip olan kişilerden uzak durma hususunda bu kadar hassastı ve Müslümanları uyarırlardı. Ahiretimizin selameti için bu uyarılara kulak verelim. Ehli sünnete muhalif görüşü olanlardan uzak duralım. Eğer ilmi yeterliliğiniz yoksa cevap vermek için bile dinlemeyin. Yahudi Hıristiyanların cennete gireceğini söyleyen, kaderi inkar eden, İsa a.s nüzulunu inkar eden, mezhepsizliği körükleyen, kabir azabını, cennet ve cehennemin ebediliğini vs. konuları inkar edenlerin arkasında namaz dahi kılmayın.

    Oturma münkirle yeme sancı, pas alırsın paklamaz her kalaycı!…

    KAYNAK
#23.06.2013 01:24 0 0 0