Ahlak yozlaşması zirveye ulaştı.Bu millet buna layık mıydı?Bir milletin ahlakı bozulursa o millet çok geçmeden yok olmaya mahkumdur.Ülkemizde ki bütün olumsuz gelişmeler hep ahlaksızlıktan kaynaklanmaktadır.1OO yıldır Batı'ya uyacağız diye nerelere gelindi...Biz müslümanlar gavurlara uymaya mecbur değiliz.Allah korusun ama bu gidişle kıtlık geldiğinde bunun sorumlusu ahlaksızlığa göz yumanlarındır.
Özgürlüğünde bir yolu vardır .O da taşkınlık
tuğyan etmeden gerçek özgürlüğü aramaktır.Gerçek özgürlük hakkı elinden alınanlarındır.Pornoya özgürlük verilirse sokaklar fuhuştan geçilmez olur.
AB kriterlerinde zaten zina suç olmaktan çıkarıldıysa yakın gelecekte veled-i zinalar çoğalacağından hiç şüphem yoktur. Meşru yollardan (nikahtan) çocuk edinmek herkesin hakkıdır.Edep ve terbiye olmayan yerde huzur aramak ahmaklıktır.Kadınlarımız bu gidişle korkudan evden dışarıya çıkmaya cesaret edemeyeceklerdir. Toplum olarak böyle bir ahlaksız özgürlüğe geçit vermemeliyiz.
Anlaşılan o ki 15-16 yaşındakilerden o yıllarda gelişmiş olgunlaşmış kızlar da varmış.Hem onlar çoğu da İslam ve Osmanlı kültürünü ve terbiyesi görmüş kızlardır .
Şimdi ki kızlar oyunda oynaşta fingirdek-hoppidi Naciyelerdir...
On sekiz yaşına girmiş, kalbi, dimağı payitahtın nuru irfan medeniyetiyle tenvir etmiş. (İstanbul'un çağdaşlığının ilim ışığı ile aydınlanmış) Samsun'un havayı samimiyetinde (samimi havası içinde) oldukça yüksek bir ailenin dest tertibinde (terbiyesi ve gözetiminde) büyümüş bir Türk genciyim. İçki kullanmam. Kahve nedir bilmem. Hoppalık, züppelik istemem. 15-16 yaşlarında, aklı başında, gözü evinde, eli kalbinde, tahsili yerinde, asil ve necip bir aileye mensup sevimli bir kızla evlenmek istiyorum. 500 kuruş aylık gelirim, mükemmel bir evim ve ufak bir arsam var.Ancak saadetimizin devamı için refika-i müstakbelimin (müstakbel eşimin) biraz servet sahibi olmasını dilerim. İstanbul için iç güvey girilir. Bu şartları kabul edenler olursa Samsun'da İskenderiye Oteli'nde Yusuf Ziya Bey delaletiyle (aracılığıyla) M.H. Bey'e müracaat etmelidirler."
Günümüzde evlilik programlarında ve ilgili internet sitelerinde eş arayanlar bundan 107 yıl önce bu taleplerini gazeteye verdikleri ilanlarla duyuruyordu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü Öğretim Görevlisi Sıddık Akbayır'ın arşivindeki Osmanlı gazetelerinde yer alan izdivaç ilanları, "ilanla evlilik" konusunun, her dönem güncelliğini koruduğunu gösteriyor.
Osmanlı döneminde Samsun'da yayımlanan Musavvar Malumat Gazetesi'ndeki izdivaç ilanlarında kullanılan dilin zarifliği, eş arayan kişilerin genç oluşu ve taleplerde genellikle "musikiden anlar" ifadesinin bulunması dikkat çekiyor.
"Yumuşak huyluyum, kadınlığın esaretinden müştekiyim, işret asla kullanmam, tütün içmem, idaremi bilirim, iyi evlat terbiye eder, ev işlerini yapmağa gücü yeter, musikiden anlar bir refikaya talibim" gibi ilanların o dönemde sadece erkeklerin verebildiği görülüyor.
-"O DÖNEMKİ İLANLARIN DAHA SAMİMİ, DAHA İÇTEN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"-
Sıddık Akbayır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Samsun'da 107 yıl önce Osmanlıca olarak yayınlanan gazetelerde yaptığı kent kültürü araştırmasında rastladığı izdivaç ilanlarının ilgisini çektiğini söyledi.
İzdivaç ilanlarının tarihinin oldukça eskiye dayandığını belirten Akbayır, "Bu incelemede 'yalnızlığın' dünyanın en uzun ve eski cümlesi olduğunu gördüm. Her dönemde, kitle iletişim araçlarının, insanların yalnızlığına çare olabilece ği umudunu taşıdığını söylemek mümkün. Gazetelerde, yalnızlığın Osmanlıcası da vardı. Dönemin kültürel yapısını yansıtan bir gramerle insanlar kendilerine eş arıyorlar. O dönemki ilanların daha samimi, daha içten olduğunu görüyoruz" dedi.
Osmanlı döneminde gazetelerde yer alan izdivaç ilanlarında aranan özellikler daha net olduğunu vurgulayan Akbayır, şöyle devam etti:
"Bir ayrıntı çok önemli. İlanları sadece erkekler verebiliyor. Kad ınlar için bu o dönemde ayıp karşılanıyor. Günümüzde ise bu ilanları n yerini evlilik programları alıyor. Nurseli İdiz'le başlayan modanın hiç de yeni olmadığını, 107 yıl önceki gazeteleri incelediğimizde fark ediyoruz. Şimdi, neredeyse her kanalda artık insanlar ekrana çıkarak eş arıyor."
-107 YIL ÖNCEKİ İZDİVAÇ İLANLARI-
Osmanlı döneminde Samsun'da yayımlanan Musavvar Malumat Gazetesi'nde yer alan izdivaç ilanlarından bazıları şöyle:
"Ben bir zabitim. Rütbem Mülazım, memuriyetim şehirde. Yaşım yirmi altı. Yumuşak huyluyum, kadınlığın esaretinden müştekiyim (şikayetçiyim). İşret (içki) asla kullanmam. Tütün içmem. İdaremi bilirim. Başka gelirim olmadığı gibi kimsem de yoktur. Yirmi iki yaşlarında, iyi huylu, inas mektebi idadiyesi (Kız Lisesi) derecesinde tahsil görmüş, iyi evlat terbiye eder, ev işlerini yapmağa gücü yeter, musikiden anlar, sadeliği sever, bir refikaya talibim. Şartlar uygun olduğu takdirde evvela vekil veya velisinin (muhterem Malumat vasıtasıyla) adreslerini bildirmelerini arz eylerim. (H. Celal)"
-"YAŞIM YİRMİ, 700 KURUŞ MAAŞIM VAR"-
"Bir validem var. Askerim. 700 kuruş maaşım var. Yaşım yirmidir. Asil ve güzel bir kız ile izdivaç etmek istiyorum. Bunun için aşağıdaki özelliklere sahip bulunması lazımdır.
-14 ila 17 yaşında bulunması.
-Bir parça musikiye aşina olmalı.
-Benim maaşım kadar bir gelire sahip bulunması.
-Oldukça mutaassıp olmalı.
Yukarıdaki şartlar dahilinde dest izdivacı arzu edecek hanımefendilerin ya adreslerini bildirmesini veya gazetenizle adresime müracaat etmesini arz eylerim. (H.N.)"
-"SERVETİ AZ VEYA ÇOK OLSA DA KABUL EDERİM"-
"Otuz yaşındayım. Henüz evlenmedim. Asil bir aileye mensup olduğum gibi güzel ve asil bir hanım kız ile izdivaç edip bir aile teşkil etmek isterim. Dört bin lira gelirim var. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Yalnız ihtiyacım, iffet sahibi bir kız ile izdivaç etmektir. Benim ile teşriki hayat edecek olan refika-i müstekbalemin (müstakbel eşimin) serveti az veya çok olsa da kabul ederim. Asil bir aileye mensup olmak, yirmi yaşından küçük ve yirmi beşten büyük olmamalı. Okur yazar, biraz musikiye aşina olmalı. Bu şartlar dahilinde izdivaca talip olanlara adresimi bildiririm. M.H."
-"EN MÜKEMMELİNDEN DÖRT YÜZ KURUŞ MAAŞLA İSTİHDAM EDİLMEKTEYİM"-
"Samsunluyum. Samsun'da devair merkeziyeden (merkezi devlet işlerinde) en mükemmelinde dört yüz kuruş maaşla kitabette istihdam edilmekteyim. İki evim vardır. Birinde kendim oturuyorum, diğerini de kiraya veriyorum ve az çok araziye de malikim. Musikiye fevkalade merakım vardır. Huyum iyidir. Musikiye aşinayım. Yirmi yaşındayım. Münevver, musikiye aşina bir refika-i hayat isterim. Refika-i hayatımın benden büyük bir yaşa malik olmasını istemem. Talep vukunda fotoğ rafını tetkik ederim. Daha bir çok olumlu özelliğe sahip bulunuyorum. Talep olanlar adresime müracaat buyursunlar. Samsun'da İskenderiye Oteli'nde Yusuf Ziya Bey vasıtasıyla. A.N."
-"HOPPALIK, ZÜPPELİK İSTEMEM"-
"On sekiz yaşına girmiş, kalbi, dimağı payitahtın nuru irfan medeniyetiyle tenvir etmiş. (İstanbul'un çağdaşlığının ilim ışığı ile aydınlanmış) Samsun'un havayı samimiyetinde (samimi havası içinde) oldukça yüksek bir ailenin dest tertibinde (terbiyesi ve gözetiminde) büyümüş bir Türk genciyim. İçki kullanmam. Kahve nedir bilmem. Hoppalık, züppelik istemem. 15-16 yaşlarında, aklı başında, gözü evinde, eli kalbinde, tahsili yerinde, asil ve necip bir aileye mensup sevimli bir kızla evlenmek istiyorum. 500 kuruş aylık gelirim, mükemmel bir evim ve ufak bir arsam var.Ancak saadetimizin devamı için refika-i müstakbelimin (müstakbel eşimin) biraz servet sahibi olmasını dilerim. İstanbul için iç güvey girilir. Bu şartları kabul edenler olursa Samsun'da İskenderiye Oteli'nde Yusuf Ziya Bey delaletiyle (aracılığıyla) M.H. Bey'e müracaat etmelidirler."
-"GÖZÜ KARA VE BOYU 1.64 OLMALIDIR"-
"Evlenmek istiyorum. Yaşım yirmi dokuz. Rütbem Mülazımevvel'dir. Maaşım sekiz yüzdür. Kimsem yoktur. İçki kullanmam. Halihazırda İstanbul'un en iyi yerinde vazife ifa etmekteyim. Refika-i hayatımda başlıca bulunması lazım gelen özellikler şunlardır, Evvela, yaşı 18-20 olmalıdır. Ayrıca orta halli bir aileye mensup olup, bir evi olmalıdır. Gözü kara ve boyu 1.64 olmalıdır. Bu şartlarla desti izdivacı arzu edecek hanımlar adresime bildirsinler. H.T"
Türk lirasına baktınız mı? Paralardaki resimleri kim neden nasıl, neye göre seçmiş, bilen var mı yok.
Banknotların üzerine portreler basılmış.
Dolaşımda en çok kullanılan Beş Türk Lirası. Bunun üzerinde Ordinaryüs Profesör Aydın Sayılı var. Seçkin bir bilim adamımıydı? Kesin olmayan ama söylenen Atatürk tarafından yurtdışına gönderildiği, Harvard'da bilim tarihi doktorası yaptığıdır. Bu ülkeye, bilime katkısı ne sorusuna cevap veren yok.
Filolojik bilgi birikimi son derecede yüksek olmakla birlikte bazı meşhur monografileri dışında büyük bir ilim tarihi sentezi yoktur. Banknotların üstüne portresi basılacak kadar dünya tarihçiliğine mal olmuş bir isim değildir.
On Türk Lirası üzerinde ise matematikçi Ordinaryüs Profesör Cahit Arf var.
Matematikteki bazı katkıları ile bilinir. Ancak tarihimizde dahi lineer cebir üzerinde o zaman bile isim yapan Vidinli Tevfik Paşa ve gene Fransızca da okunan Erzurum müdafii Gazi Ahmet Muhtar Paşa vardır. Tarihimizde Öklit, Riemann, Lobaçevski veya Gauss olmadığına göre; bu alanlarda bazı isimlerle ortaya çıkmanın fazla bir anlamı yoktur. Matematik alanından isimlerle ortaya çıkmanın anlamı var mıydı? Bana göre yoktu.
Yirmi Türk Lirası üzerinde Mimar Kemalettin Bey var. 19 uncu ve 20 nci yüzyıl kavşağı mimaride neoklasik denen devirdir. Bütün ülkelerin mimarları içinde klasik Yunan ı, ortaçağ Gotik ini, Bizans ve Morik (kuzey Afrika) geleneğini, Rusya da olduğu gibi Novgorod-Moskova mimarisini taklit eden büyük mimarlar vardır. Mimar Kemalettin Bey in yeri var mıdır? Yoktur. Oysa; toplumun eserleriyle ebediyen iftihar edeceği bütün dünyada tanınan Mimar Sinan yok sayılmış. Böyle bir garabet olur mu?.
Elli Türk Lirası üzerinde Fatma Aliye Hanım var. Ahmet Cevdet Paşanın kızıdır. Bu banknota büyük tarihçi ve büyük hukukçu Ahmet Cevdet Paşa nın resmini konulsaydı anlaşılır yanı olabilirdi. Araştırmalarda Türk kadını temsil edebilecek saygınlığı yok. Şüphesiz Türk kadınının tarihinde öbür öncülerin arasında yeri vardır ama en önde değildir.
Beynelmilel bir entelektüel kişiliğe sahip, Hindistan kurtuluş mücadelesinde bile adı geçen Halide Edip niye ihmal edildi acaba!
Niçin ilk pilot Sabiha Gökçen, ilk akademik ressamlarımızdan Mihri Müşfik hanım düşünülmedi?
Fatih Sultan Mehmet gibi büyük bir fatih, çağ açıp kapayan, mareşal ve bir Rönesans entelektüeli ve senyörü banknotlarda yok.
Türk Mimarı denilince akla ilk gelen Mimar Sinan da yok.
Dünya haritacılığın simgesi olarak kabul edilen Piri Reis'in portresi yok.
Seyahatnamesi ile devrin yaşamını, şehirleri, insan profilini yansıtan Evliya Çelebi de yok.
Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman da paralarda yok. Oysa onun kocaman heykelini Macarlar Zigetvar sahrasına diktiler. Kudüs te surboyu caddesi onun adını taşıyor. Türkiye'de ise ne heykeli var ne paralarda portresi..
Hangi zihniyet; böyle bir tercihi neden niçin ne amaçla yaptı?
Türk Milleti nin böyle seçimleri kabul etmesi mümkün değildir..
Beynelmilel şöhretleri henüz olmasa da herkesimden insanların üstünde birleştikleri iki değer, bestekar Itri ve Yunus Emre dir. Bu ikisinin konulması isabetli olmuştur.
Paralara basılan portreler; sadece o milletin değil, dünya tarafından tanınan ve o halkın milli/ulusal kimliğini ören anıtsal şahsiyetler olmalıdır..
Günün Sözü: Tarihi değerlerine yabancı kişilerin yönetimi o milletin kültür ve medeniyetini yıkan bir talihsizliktir.
Allah'a çok şükür ki olumsuz düşünceli saplantım bu yaşıma kadar olmamıştır.Lakin güzel hedefler de edinmedim.Günübirlik yaşıyorum..Olumsuz olaylarda kafama taktığım bir şey de olmamıştır...
Bizim eşşeği ahırda aç ve susuz bıraksanız o da oruç tutar.Halbuki eşşek, insandan çok da uzun yaşayabiliyor.Tahriben 100 sene yaşadığı söyleniyor.Buna göre, eşşek o adamdan daha çok oruç tutabilir.Eşşekle yarışsın bakalım onu geçebilecek mi?
Kadınların çalışmasına karşı değiliz ama bu sosyal bir sorun oluyor.Niye, çünkü çocuklarının eğitimi, bakımı vs.gibi meselelerde kadınlar daha becerikli daha etkilidirler.Bu yüzden çocukların sağlıklı eğitilip büyütülmesi için kadınların çalışmalarını zorlayacak engellerin kalkması lazımdır.En iyi eğitimci yine annedir.Ancak bu sözüm, eğitimli deneyimli anneler için geçerlidir.
Eğitimli anne ve babalara ihtiyaç kaçınılmazdır.Eğitim almak için diploma almaya, kursa gitmeye de gerek yoktur.İslam'da çocuk eğitimi almış kimselere müracaat ediniz. İSLAM'DA AİLE EĞİTİMİ Adlı kitabını okuyabilirsiniz. Eski, Yenidünya dergisinin abonelerine armağan ettiği kitaptır.Ben onu okudum çok da memnun oldum.
sadece gülüyorum sana terakkiperver
ne yani, şunu mu demek istiyorsun? Hastane açmaktan vazgeçin millet hastalıktan ölünce zaten işsizlik oranıda azalacak. bu mu senin siyaset görüşün. bide rahmetli hoca efendiyi savunuyorsun. yazık sana be. bu lafını hoca efendi duysa ben böyle bir nesil istememiştim diye vicdan azabı çekerdi
Hastane açılmasın demedik ki sana..Sen öyle anlamışsın beni anlaşılan...Tayyip Bey, hiçbir şey yapmadı demedim sadece fabrika açmadı dedim.Tayyip Bey'in sağlıkta açtığı devrimi inkar edemeyiz.Tek eksikliği, sanayiiye önem vermemesidir.Hepsi bu kadar...
bana eski icraatleri gösterme son 8.5 yılda yapılan fabrikaların listesini çıkarda ver (: sanayileşme adına yapılan işlerin listesini çıkarda ver (:
Erbakan son iktidarında 8.5 yıl değil 11 ay iktidarda kaldığını bilmiyor musun?
Bir yıl içerisinde REFAHYOL hükümeti icraatlarından aklımıza gelenlerden bazı örnekler :
1- Herkes ve herkesim tarafından kaldıramaz denilen ve öyle inanılan PKK destekçisi ÇEKİÇ GÜÇ Kaldırılmıştır... Şimdi esamesi bile okunmuyor. Ne hikmetse herkes unuttu.
2- Bir yıl boyunca Hiç zam yapılmamıştır. Önceden her gün zam yapılırdı. Sonradan ise aylık otomatiğe bağlandı.
3- İslam ülkeleri ile ilişkiler canlandırılmakla kalmadı İslam ortak pazarı'nın ilk adımı sayılacak olan ve tüm dünya'da yankı bulan İslam Ülkeleri işbirliği teşkilatı D8 ler kuruldu.
4- Libya'da yıllardan beri bir türlü alınamayan 20 milyon dolar alınacak olan paramız ülkemize getirildi.
5- Dış ve iç borçlanma yapılmadı. Mevcut borçların bir kısmı ödendi. ( Zamsız ve ek vergisiz)
6- Bir yıl içerisinde 1 kuruşu dahi borç olmayan 40.000.000 Dolar kaynak sağlandı.
7- Memur ve Emekli maaşlarına İLK DEFA % 50 zam yapıldı. ( Memurlar % 30 almak için mücadele ediyordu)
8- Havuz sistemi kurularak DEVLETİ, devleti sömüren sermaye babalarından kurtardı ve gereksiz faiz ödemelerini durdurdu.
9- İsrafı önledi. Devlet dairelerinde gereksiz malzeme ve gazete abonelerini ve İlanları durdurdu. Gereksiz makam arabalarının alımını iptal etti.
10- Alışıla geldiği üzere AMERİKA'YI değil İSLAM ÜLKELERİNİ ziyaret etti. ( Bağımsız ve haysiyetli diş politika örneği gösterdi )
11- Din alimlerine başbakanlık kapılarını açtı ve İftar yemeği verdi...
12- İlk defa denk bütçe yapıldı ve yatırımlara hız verildi. vs. vs.
Bunlar ilk defa başarılmış şeyler. İlk defa olmayanları yazmaya zaten yer müsait olmaz. Gerekte yok zaten.