Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • Ey Nebi !
    Sırtındaki hırka belindeki kılıç elindeki asa baş koyduğun hasır parçası olacaktık. Alemlerin efendisini taşıyor olmanın tarif edilemez kıvancıyla Kusva olup diyar diyar taşıyacaktık seni. Bizi terkeder olduğunda kütükleşmiş gözlerimizden yaşlar dolup taşacaktı. Ve Sen bizi şefkatli ellerinle okşayacak canım kurban ellerinle okşayacaktın...
    Sen bizi korkutacak bizi ümitlendirecek Sen bize kızacak acıyacak bize merhamet edip müjdeler verecek bizi haberdar edecektin.
    Yüzünde küçük bir tebessüm yakalayıp bir ömür mutlu olmak için peşin sıra koşacaktık ardından. Sen neredeysen biz orada olacaktık.
    Sen nereliysen biz oralı olacaktık.
    . . .
    Sen... Alemlerin biricik efendisi!
    Sen... İki cihan serveri...
    Sen... "Falanca kabileden kurutulmuş et yiyen bir kadinin oglu..."
    Biz seni kor bir ateş gibi ellerinde tutan ve etrafinda dönüp duran pervaneler!
    Biz sevgine aç / rahmetine muhtaç bilmem kaçıncı yüzyılın inanmışları!
    Bizler senin biricik ümmetin...
    Biz... Filanca kabileden taze et yiyen kadınların evlatları...
    . . .
    Bizi terk edişinin üzerinden yüzyıllar geçti ey Nebi!
    Çağlar açılıp çağlar kapandı. Milyarlarca insan gelip geçti bu topraklardan .. Lakin ne senin çağın gibi bir çağı ne de mübarek yüzünde beliren o sıcaklığı bu dünya görmedi. Bir daha da görmeyecek.

    Şefaat et Ey Nebi!
    Şefaat et ey RASUL!...

    Bilal Özkan
#19.04.2011 18:54 0 0 0
  • Ey Nebi!
    Beraber Uhuta çıkacaktık oysa... Geri dönmek üzere şehre şöyle bir bakacaktık.
    Birlikte dünyayı dolaşacaktık. Yanımızda Sen ve elimizde Kitap bütün putları asamızla bir hamlede devirip sancağımızı dalgalandıracaktık. Sonra Sen davetini okuyacaktın insanlara. Kurtuluşa ve esenliğe çağıracaktın. Krallara ve sultanlara ulaşmak üzere mektuplar yazıp postalayacaktık. Ardından biz varacaktık yanlarına... Hakk'ın silahı yanımızda eğilip bükülmeden dimdik duracaktık karşılarında. "Ya ol ya öl !" diyecektik.
    Dizimiz dizinin dibinde günlerce mağarada saklanacaktık. Sen gizli tılsımlar fısıldayacaktın kulaklarımıza. Biz Sen'i kollayan güvencin olacaktık. İncecik ağlarımızı örüp kapına seni koruyan örümcek olacaktık.
    Safayla Merve arasında gidip gelirken binlerce kere içimizdeki ve dışımızdaki şeytanları taşlayacaktık. Yol verecektik ümmete. Yol olacaktık.
    İçimizden Ali olanlar yatağındaki sıcaklığı hissedenlerden olacaktı.
    Senin biricik Haticen olacaktık. Biricik Ayşen... Hepimiz evladın Fatıma olacaktık. Hasan Hüseyin olup Sen'in omuzlarından temaşa edecektik alemleri..
    Birimiz Ömer olup; Sana inanmayanın hükmüne razı olmaylarnın boynunu vuracaktı. Bir diğerimiz Kaab bin Züheyr olacak ve küfre saplanan ok mesabesinde hikmet dolu mısralar okuyacaktı.
    Daha seni evimizde ağırlayacaktık. Utana sıkıla bir kuru ekmekle bir parça tuz koyacaktık sofrana. Ve sen yüzünde tebessüm müjdeler yağdıracaktın yuvamıza...
    Erkam'ın penceresinden gün ışıdığında ve güneş secdeye kapanırcasına yüzüne vurduğunda; tekbir sesleriyle inleyen yine Mekke olacaktı.
    Birimiz "kırk" ve kırkımız bir olduğunda kırk halka bir zincire vurulduğunda ; zaman ve mekan yeni baştan yaratılacak ve tarih yeniden yoruma muhtaç olacaktı.
#19.04.2011 18:53 0 0 0
  • Ey Nebi !
    Taif yolları hala dikenli. Hala taşlı... Taifte seni taşlayanların çağdaşları bugün camdan evlerimizde bizleri taşlıyor.
    Araftakilerin sayısı gün be gün artıyordu; yeryüzü coğrafyasına düşen her bir bombadan sonra...
    "Tebliğ" ; sadece "belağat" olarak karşılık buldu sözlüklerimizde. "Her kuyunun dibinde bir Yusuf yatar" gerçeği yanı başımızda duruyorken gerisin geri gittik yanlarına Yusufların...
    Kaburga kemiklerimiz kırılmıştı düştüğümüz yerden doğrulduğumuzda... Yüzyıllar boyu köle gibi boynu bükük gezdirildik meydanlarda...
    Hançerelerimizden aşagi inebilseydi Kur'an bu kadar yamuğun arasında bir doğru çizebilecektik elbet!
    . . .
    Bağrı taşlaşanın bağrına taş basmasına ne gerekti! Karnımız hiç aç kalmadı ve soframızdan hiç aç kalkmadık ki Sen'den sonra...
    O kadar geri kaldık ve beceriksizdik ki ashabını filmlerde dahi canlandıranlar yine "Sana inanmayanlar"oldu.
    İçimizden Salebenin yolunda Salebe gibi binlercesi helak oldu. Ardından "Muhammed ölmedi!" diye haykıran Ömerlerin yankısı kayboldu.
    . . .
    Sen yanımızda olmayınca ey nebi!
    Medine sokaklarında bize "Hoş geldin!" diyen olmadı. "Talealbedru" lar hoş bir seda olarak kaldı kulaklarımızda.. Sen yanımızda olmayınca bize acıyan da olmadı.
    . . .
#19.04.2011 18:52 0 0 0

  • Ey Nebi!

    Ümmetin başka başka yollara sapti Senden sonra Izm lerle avutuldu ümmetin Erkeklerimiz hümanist oldu kadinlarimiz iyi bir feminist
    Bini bir paradan bin parçaya bölündü coğrafyan
    Senden sonra ; Afganistan vuruldu Keşmir kavruldu Çeçenistan unutuldu Bosna duruldu Bagdat satildi Mescidinin alti oyuldu Haya örtüsünden soyundu Dinin gözlerimizin içine baka baka soyuldu Toprak iyilerimizi almaya koyuldu Müslüman mahallesine salyangoz pazari kuruldu Ümmet yoklugunda yoruldu yoruldu
    Anlam renk tat koku büyü ahenk fıtrat aşk muhabbet zaman ve düzen Ne varsa bozuldu Hangi birini saysak ey Nebi ! Yüzümüz yok ki şikayete Söylenmeye hakkımız yok !
    1400 yıldır ilk söylendiği gibi gelen - öyle saf öyle duru gelen - bir tek "söz" vardı "sözlerin" vardı Onu da biz bozduk
    "Binlerce kere tövbe" dedik yeminler ettik Zaman geçti Tövbeyi de yeminlerimizi de bozduk
    Bildiğimiz iman ettiğimiz "Bir"di İki oldu On oldu Yüz oldu Bin oldu

    Ey Nebi !
    Senin ardından ritmini kaybetmiştik hayatın ve tüm tellerimiz bozuk çalıyordu
    Ebreheler şehirlerimize demir fillerle saldırırken artık ellerinde kurşunlarla şehri koruyacak ebabillerin yoktu Zaman devrini tamamliyordu ve bizim Kitapa ayiracak vaktimiz dahi yoktu
    Kuş tüyü yataklara gömerken kafamızı sadece komşumuza değil komşuyu bize mirasçı kılan sana da kapalıydık aslında
#19.04.2011 18:49 0 0 0
  • Ey Nebi!
    Senin yokluğunda ; acı ve çileyi koydular mataramıza Ki biz her susayışımızda onu yudumluyorduk
    Senden sonra ;ne senin aşkına anasını babasını feda edecek evlatlar kaldı ne de yoluna feda edilecek ana baba
    Sözünü senin sesinden daha fazla yükselterek söyleyenler vardı aramızda İtibar ettik onlara Ses çıkarmadık Ne alnındaki secde izlerinden tanınan müslüman kaldı ne de onu tanıyacak basirette mümin
    Besmele çekip söze Ebuzerle başlayanların düşlerini ucu göğe varan gökdelenler süslüyor şimdi

    Bizim çağımızda ey Nebi münafığın itibarı müminden fazlaydı Onları tac edip koyduk başımıza ve kaldık mı bir başımıza !
    Sen bize nemli gözlerle yaşamayı öğretmişken gözlerimiz dünyalık sevinçlerin telaşındaydı oysa
    Oryantalistler artık hikayemizi biliyordu Tüm güvercin yumurtalarını kırıp elektrik verdiler damarlarımıza
    Fellek fellek aradığımız düşmanlar ; birimizin gözünden çıktı birimizin elinden birimizin dilinden Bir diğerimizin ise tam içinden
    "Ey sevgili en sevgili " dedik "Yokluğunda " dedik "Sen gidince efendim" dedik Firakın uzadıkça vuslata dair yazılar çoğaldı çoğaldıkça Tanrılarını helva yapıp yiyenlerin ununu şekerini biz ürettik Yetmedi Sen Bedirde kuyularını kuruturken biz sularımızı verdik
    Düşmanlarin eliyle besleniyor şimdi müslüman coğrafya
#19.04.2011 18:49 0 0 0
  • Ey Nebi !
    Sen gitmiştin!

    Ardından Ebubekir gitti Aşk sadakatını yitirdi Ebubekirler gitti
    Sonra adaleti sessizce gömüp toprağa Ömer gitti
    Ardından haya gitti edep gitti Zarafet gidince güzellik kıymetini yitirdi Osman gitti
    Edebin olmadığı yerde ilme yer yoktu Ali gitti Aliler gitti Kan gölünde boğuldu Kerbela
    Ardından atına binen gitti İzini sürmek için yola çıkanlardan sağ salim varanlar; şimdi senin yanında

    Ey Nebi!
    Büyük laflar ettik Senden sonra Sonu Sana varmayan sözler söyledik Sen her şeyi söyleyip gitmişken bize biz söylenmemişi aradık En yakınımız bile itibar etmedi bunlara Sen i çıkararak söylenen her söz yanlış bir makamdaydı çünkü
    Önce "dünya" dedik Olmadı Sonra "coğrafya" dedik Olmadı "Şehir" dedik "mahalle" dedik "ev" dedik Olmadı Bari "kendimizdedik Dedik lakin büyük savaşı kaybetmiştik ki küçüklerine mecal mi kalsın!
#19.04.2011 18:48 0 0 0
  • Örtünmek isterim, ama ikna olmam lazım diyenlere

    "KURANDA KESİN HÜKÜM VAR YETMEZMİ İKNA OLMANA"

    Örtünmem gerekiyor, ama geleceğimi düşünmek zorundayım
    "GELECEK ÖLÜM ONU DÜŞÜNDÜNMÜ"
    ALLAH(cc) beni başı açık olarak da sever
    "AMA GÜNAHKAR KULUM DER"
    Kapalıyım, ama ailem okul için başımı açmamı istiyor
    "AİLEN SENİ CEHEMMEN ATEŞİNDEN KURTARMAYACAK"
    Fazla açık olmadığım için, günah olduğunu zannetmiyorum
    "GÖRÜNEN HER TEL ZİNA AZMI GÜNAH ACABA"
    Genç yaşta da kapanmak olmaz ki, yaşlanınca inşa ALLAH(cc)
    "YAŞLANACAĞIN GARANTİ Mİ YA YARIN ÖLÜRSEN"
    Tekrar açılırım düşüncesiyle, kapanmıyorum
    "HELE Bİ KAPAN ONU SONRA DÜŞÜN"
    Bazı özgürlüklerimin kısıtlanacağı düşüncesiyle kapanmak istemiyorum
    "ALLAHIN KARŞISINDADA ÖZGÜR OLABİLECEKMİSİN"
    Kapanmak önemli değil, önemli olan kalbinin temizliği
    "KALBİN TEMİZLİĞİ GÜNAHA ENGEL DEĞİL"
    Evlenince kapanırım, ;kızım evlenince kapanr;
    "EVLENECEĞİN GARANTİMİ"
    Güzelliğimi sergilemek istediğimden dolayı kapanmamıştım
    "GÜZELLİĞİNİ SADECE EŞİNE SERGİLESEN NE GÜZEL OLUR"
    Kapanırsam, diğer dini vecibelerimi de yerine getirmem gerekecek
    "EE Bİ YERDEN BAŞLAMAK LAZIM"
    Dinden çıkmadığıma göre başımı açmamda problem yok
    "DİNDEN ÇIKMADIN AMA GÜNAHKARSIN"
    Başörtü için kendimi henüz hazır hissetmiyorum
    "ÖLÜNCEMİ HAZIR OLACAKSIN"
    Bu zamanda da başörtü olmaz ki! Hangi çağdayız?
    " GÜNAHIN BU ZAMANI O ZAMANI YOK KURAN HER ÇAĞ İÇİN İNDİ"
    Kısmet, bir bakarsın kapanırız inşa ALLAH(cc)
    "İNŞALLAH AMA ACELE ET YAŞLANDIKTAN SONRA OLECEĞİNE DAİR SENEDİN VARMI?
    Önemli olan, saç dışındaki vücudun teşhir edilmemesi
    "YANİ GÜNAH SADECE VUCUDAMI VAR"
    Denedim, ama boğulacak gibi oldum
    "AMA İTİKAT GEREKİYOR"
    Evlenememe korkusu
    "SAÇIN AÇIK DİYE SENİNLE EVLENEN ERKEKTEN NE BEKLERSİNKİ"
    Lise ve üniversitedeki başı açık öğrencilere dinimi anlatacağım için başımı açacağım, yani hizmet için
    "KENDİNE HİZMET EDEMEYECEKSİN"
    Kapanmak içimden gelmiyor
    "NEDEN GÜNAH İŞLEMEK HOŞUNAMI GİDİYOR"
    Başörtülülerin yeterince örnek olamamaları
    "SEN ÖRTÜN VE ÖRNEK OL ONLARA
    Nefsime yenik düştüğümden, kapanamıyorum
    "NEFİS ŞEYTANDIR SEN ŞEYTANA YENİKSİN GELECEĞİNİ DÜŞÜN YENİLME"
#19.04.2011 07:52 0 0 0
  • Aşağıdaki hadis-i şerifleri hiç unutmamalıdır:
    (Kişi, az ibadet etse de, güzel ahlakı ile en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberani]

    (İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberani]

    (İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebid-dünya]

    Birinin gündüzleri oruç tuttuğu, geceleri namaz kıldığı, fakat kötü huylu olduğu, dili ile komşularına, arkadaşlarına eziyet ettiği söylendiğinde, Peygamber efendimiz cevabında, (Böyle olmak iyi değildir. Gideceği yer, Cehennem ateşidir) buyurdu.

    İnsan günahını ne kadar çok büyük görürse o kadar iyidir. Fakat günahı yüzünden Allahü teâlânın sonsuz rahmetinden ümit kesmek caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Allahü teâlâ buyurdu ki: İşlediği günahı affımın yanında büyük görene gazaplanırım. Eğer acele etmek şanımdan olsaydı, acele ceza verseydim, rahmetimden ümit kesenlere acele ceza verirdim.) [Deylemi]

    Allahü teâlâ, tevbe edilen günahları affeder.

    Eshab-ı kiramın, velilerin hayat hikayelerini okumak da iyi huylu olmaya sebep olur.
#18.04.2011 13:33 0 0 0
  • Kötü huydan kurtulmak için
    Sual: Kendimizde bulunan kötü bir huydan kurtulmak için ne yapmak gerekir?
    CEVAP
    Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak gerekir. Çünkü insanın alıştığı şeyden kurtulması zordur. Kötü şeyler nefse tatlı gelir. İnsanın, kötü şey yapınca, arkasından riyazet çekmeyi, nefse güç gelen şey yapmayı âdet edinmesi de, faydalı ilaçtır. Mesela, bir kötülük yaparsam, şu kadar sadaka vereceğim veya oruç tutacağım, gece namazları kılacağım diye yemin etmelidir. Nefs, bu güç şeyleri yapmamak için, onlara sebep olan kötü âdetini yapmaz. Kötü ahlakın zararlarını okumak, işitmek de, faydalı ilaçtır. Bu zararları bildiren hadis-i şerifler çoktur. İslam Ahlakı kitabındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:

    (Allah katında kötü huydan büyük günah yoktur.) Çünkü, bunun günah olduğunu bilmez. Tevbe etmez. İşledikçe, günahı kat kat artar.

    (İnsanların hiç çekinmeden, sıkılmadan yaptıkları günah, kötü huylu olmaktır.)

    (Her günahın tevbesi vardır. Kötü ahlakın tevbesi olmaz. İnsan, kötü huyunun tevbesini yapmayıp, daha kötüsünü yapar.)

    (Sıcak su, buzu erittiği gibi, iyi ahlak da, hataları eritir. Sirke, balı bozduğu gibi, kötü ahlak da, hayratı, hasenatı mahveder.)


    İyi huylu olmak için
    Sual: İyi huylu olmak ve iyi ahlakı muhafaza edebilmenin çaresi nedir?
    CEVAP
    Kötü niyet ile olmayan hikmet, adalet, iffet ve şecaat, iyi ahlakın kaynağıdır. İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    (Kurtulmanın tek çaresi vardır, o da kurtulanlarla beraber olmaktır.)

    İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Ahlak, hastalık gibi bulaşıcıdır. Kötü huylu ile arkadaşlık etmemelidir. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmaktan ve münakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır.

    Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren seks, fuhuş kitapları okumamalı, böyle radyo ve televizyondan sakınmalıdır. İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır.

    Mal mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkiyi hayır için arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur.

    Mal, mevki gaye olmamalı, hayra vasıta olmalıdır. Mal mevki, bir deryaya benzer. Çok kimse, bu denizde boğulmuştur. Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!) buyuruldu. İnsan, dünyada baki değildir. Dünya zevklerine daldıkça, dertler, üzüntüler, güçlükler artar.
#18.04.2011 13:31 0 0 0
  • Hele bir de, (Senin de şu kusurların var. Bir de bana nasihat mi ediyorsun?) diyerek nasihati kabul etmediğimizi gösterirsek, kötü olduğumuz iyice meydana çıkar.

    Bu hâl, günahlarımızın çokluğu sebebiyle kalbimizin karardığını gösterir. Daha açıkçası iman zayıflığından meydana gelmektedir. Kusurlarımızı söyleyene teşekkür ve dua etmeliyiz!

    3- Düşmanlarımız da kusurlarımızı dillerine dolayabilir. Çünkü kin ve nefret gözlüğü ile bakan, kusurları daha kolay görür. Böyle bir düşman, kusurlarımızı gizleyen dalkavuktan daha iyidir. İnsan tabiatı, düşmanın ikazını hoş görmez. Fakat akıllı kimse, düşmanın sözlerinden istifade etmeli, söylediği kusurları düzeltmeye çalışmalıdır.

    4- Kusurlarımızı öğrenmenin bir başka yolu da, başka Müslümanlara bakmaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Mümin müminin aynasıdır.) [Taberani]

    Başkasının kusurlarında kendi kusurlarını görür. Başkasında görüp hoşlanmadığı şeylerden kendini temizler. Birçok salih kimse, kötü insanın kötülüğünü görüp kendilerini ıslah etmişlerdir. Bir ayyaş düşünün, fazla içtiğinden yol kenarına yatıp, kustuğunu köpekler yalamaktadır. Bu hali gören kimse, ayyaşlığa özenmez. Bunun gibi kumarbazın, hırsızın haline gıpta etmez. İyilerin iyiliklerine imrenir. Bildirilen bu yollarla kusurlarımızı düzeltmemiz mümkündür.

    Hazret-i İsa'ya, güzel ahlakını kimden öğrendin, dediklerinde; (Birinden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen huylarından kaçınıp, beğendiklerimi ben de yaptım) buyurdu.

    Hazret-i Lokman'a da (Edebi kimden öğrendin) dediklerinde, (Edepsizlerden) dedi.

    5- İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sadık dost, arkadaşını, tehlikelerden, korkulardan koruyan kimsedir. Böyle bir arkadaş bulunursa, bunu büyük nimet bilmelidir. Onun tavsiye ve nasihatlerine kızmamalı, aksine çok sevinmelidir. Mesela gıybetin, zinadan kötü olduğu, sevapları ateşin kuru odunu yaktığı gibi yok ettiği hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Biz gıybet etmeye başlayınca bir arkadaşımız, (Sus sevapların yanacak, Cehenneme gideceksin) derse, bize iyilik mi etmiş olur yoksa kötülük mü? İyilik ettiğine göre, böyle arkadaşa kızmak mı, yoksa minnettar kalmak mı gerekir? Yanımızda bir arkadaşın gıybeti yapılınca, hemen müdahale etmemiz gerekir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Gıybet edilen kardeşini, gücü yettiği halde himaye etmeyeni Hak teâlâ dünya ve ahirette zelil eder.) [İ.Ebiddünya]

    Kötü huylar, kalbi, ruhu hasta eder. Hastalığın artması, kalbin, ruhun ölümüne sebep olur. Müslümanın önce kalbini temizlemesi gerekir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu iyi olursa, bütün uzuvları iyi olur. Bu kötü olursa bütün organları bozuk olur. Bu kalbdir.) [Beyheki]

    Kalb, yürek denilen et parçasındaki gönüldür. Kötü huylar çoktur. Hepsi için müşterek ilaç, hastalığı, zararını, sebebini, zıddını ve ilacın faydasını bilmektir. Bu hastalığı kendinde teşhis etmek, aramak, bulmak gerekir. Bu teşhisi herkes kendi yapmalıdır. Kendi yapamazsa, iyilerin, salih kimselerin bildirmesi ile anlamalıdır.

    Bize karşı kötülük yapan zalimleri affetmek, onlara iyilik yapmak bir fazilettir. Fakat başkalarına zulmeden, Allahü teâlâya isyan edenlere ihsan edilmez. Çünkü zalime ihsan edince mazluma haksızlık edilmiş olur. Zalimlere, bid'at sahiplerine ve başkalarına zararı dokunan kimselerin günahlarını açığa vurmakta mahzur yoktur. Bazen gerekir.
#18.04.2011 13:29 0 0 0
  • Karakterler ve burçlar
    Sual: İnsan karakterleri burçlara göre midir?
    CEVAP
    Halk arasında, zodyak (burçlar kuşağı) üzerinde yer alan 12 takımyıldıza "burçlar" adı verilir. Zodyak, gökyüzünde güneş ve başlıca gezegenlerin yolu üzerinde bulunduğu tasarlanan hayali bir kuşaktır. Burçlar kuşağı olarak da söylenir. Güneşin burçlara karşı olan durumunun değişmesi yüzünden, bugün burçlardan hiçbiri kendi adıyla anılan bölgede bulunmamaktadır. Bu yüzden 20. yüzyılda Güneş, 1 Ocakta Oğlak burcunda olmayıp Yay burcundadır. Bu yüzden de burçlarda doğanların belli bir karakter sahibi olduğu söylenemez. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez.

    Kusurları bilmek için
    Sual: Kusurlarımı öğrenip düzeltmek istiyorum. Fakat kusurlarımı nasıl öğrenebilirim?
    CEVAP
    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
    İnsanların bazıları, hatta çoğu, kendi kusurunu bilemez. Elin gözündeki çöpü görür de, kendi gözündeki merteği göremez. Alışkanlık haline getirdiğimiz kusurlarımızın hata olduğunu bile düşünmeyiz.

    Kusuru öğrenmenin birkaç yolu:
    1- Bir şey öğrenmek isteyen, o hususta kendini talebe kabul etmelidir. Yaşı kendinden küçük de olsa, bilmediği hususlarda bilenlere sormalıdır. Kalbin kusurlarını bilen, ilmiyle amil salih birinden kusurlarını ve tedavi çarelerini öğrenmelidir.

    2- Kendisine kusurlarını gösterecek salih ve basiret sahibi bir arkadaş bulmalı, kusurlarını söylemesi için ona rica etmelidir. Hazret-i Ömer, Eshab-ı kiramdan bazılarına kusurlarını sorardı.

    Akıllı kimse, daima kendini kusurlu görmelidir. Hakiki dostlarımızdan başkasına kusurumuzun ne olduğunu sormak faydasızdır. Kimi dalkavukluk eder, kusurlarımızı gizleyip söylemez. Kimisi de haset eder, kusur olmayan şeyi kusur gibi gösterir.

    Kusurumuzu samimi olarak söyleyen çıkarsa, kolay kolay kabul edemeyiz. Halbuki başkalarının ikazı ile kusurlarımızı düzeltmemiz büyük fazilettir.

    Kötü huylarımız, zehirli yılan ve akrep gibidir. Birisi, ceketimizde bir akrep olduğunu söylese, doğru söyleyip söylemediğine bakmadan hemen ceketi çıkartırız. Kötü huylar ise akrepten daha tehlikelidir. Akrep en fazlasından bizi zehirleyip öldürebilir. Fakat kötü huylar, sonsuz felaketimize sebep olabilir. Kötü huylarımızı haber verene teşekkür etmiyorsak, bizi ikaz ettiği için sevinmiyorsak, gerçekten kusurlu olduğumuz anlaşılır.
#18.04.2011 13:28 0 0 0
  • (Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altındakileri Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz.) [Müslim]

    Peygamber efendimiz, (Ahlakınızı güzelleştirin) buyurdu. (Din nedir) diye sual edilince de, (Din, güzel ahlaktır) buyurdu.

    Şu halde dinin emirlerine uyup yasak ettiklerinden kaçan kimse, huyunu değiştirip güzel ahlaka sahip olur. Güzel ahlakın ne olduğu sorulduğu zaman da buyurdu ki:
    (Güzel ahlak, gelmeyene gitmek, vermeyene vermek ve zulmedeni affetmektir.) [Hakim]

    Akılsız hayvanı bile ehlileştirmek, bazı alışkanlıklar kazandırmak mümkündür. Mesela av hayvanına, avını yememesi, tuttuğu avı getirmesi öğretilebiliyor. Akıllı insanın terbiyesi ise daha kolaydır. Dinimiz de, nefsimizi terbiye etmemizi, nefsini terbiye edenlerin iki cihan saadetine kavuşacağını bildiriyor. Nefsimizle cihadın önemi büyüktür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Asıl mücahid, Allahü teâlâya itaat uğrunda nefsi ile cihad edendir.) [Tirmizi]

    Bir erik çekirdeği, ne elmadır, ne de eriktir. Bu çekirdek, toprağa konur, sulanıp gübrelenirse erik ağacı olabilir. Bu ağaçtan da erik alınabilir. Bu ağaca ne kadar bakılırsa bakılsın, erik çekirdeğinden elma olmaz.

    İşte bunun gibi, gazap ve şehvet terbiye ile yok edilemez. Zaten dinimiz de bunların yok edilmesini değil, terbiye edilmesini emrediyor. Terbiye edilince de zararları önleniyor. Mesela gazabı saldırganlık derecesinde olmak kötü olduğu gibi, gazabın tamamen yok olması da zararlıdır. Tehlikelere karşı koyamaz. Terbiye ile itidal sahibi olunabilir. İsraf da, cimrilik de kötüdür. İkisinin ortası cömertliktir. Terbiye ile, dine uymakla insan cömert olabilir. Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı emretmektedir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Sizi vasat bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır.) [Beyheki]
    [Vasat, ifrat ve tefritten, her türlü aşırılıklardan uzak olan demektir.]
#18.04.2011 13:28 0 0 0
  • Sual: Ahlak değişmez mi?
    CEVAP
    Herkesin ahlakı değişebilir. Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz, sonradan değişebilir. Ahlak değişmeseydi, Peygamberlerin gönderilmesi hâşâ faydasız, lüzumsuz olurdu. Terbiye ve ceza usulleri abes olurdu. İlmin ve terbiyenin fayda sağladığı her zaman görülmüştür. O halde, ahlakın değiştiği güneş gibi meydandadır. Ancak, bazı huylar pek yerleşmiş, ruhun özelliği gibi olmuştur. Böyle huyları değiştirmek, yok etmek pek zor olur. Böyle ahlak, en çok, cahil, kötü kimsede bulunur. Bunu değiştirmek için ağır riyazet ve çok mücahede gerekir. Nefsin isteklerini yapmamak için çalışmaya Riyazet, nefsin istemediği şeyleri yapmaya Mücahede denir.

    İnsanlar iyiliğe, yükselmeye elverişli olarak doğar. Sonra, nefsin kötü arzuları ve güzel ahlakı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, kötü huyları meydana getirir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Her çocuk, Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları babaları, yahudi, hıristiyan veya dinsiz yapar.) [Taberani]


    Sual: Can çıkar, huy çıkmaz deniyor, kötü huy değişmez mi?
    CEVAP
    Can çıkar, huy çıkmaz sözü, gazap, şehvet gibi insanın fıtratında olan şeylerin tamamen yok edilemeyeceğini bildirmek için söylenmiştir. Terbiye etmek başka, yok etmek başkadır. Nasihat ile insan terbiye edilebilir. Onun için Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Nasihat et, nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat 55]

    Huyu değiştirmek mümkün olduğu için, çocuk terbiyesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Çocuğu güzel terbiye, evladın babasındaki haklarındandır.) [Beyheki]

    (Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!) [İbni Mace]

    (Çocuğu terbiye etmek, tonlarla sadakadan daha sevaptır.) [Tirmizi]
#18.04.2011 13:27 0 0 0
  • Kötü alışkanlıklara çevrenin etkisi büyüktür. Çevreyi değiştirmeli, iyi insanlarla beraber olmalı, her haramdan kaçmaya çalışmalı ve bilhassa namazı asla aksatmamalıdır. Çünkü cenab-ı Hak, (Namaz insanı fahşa ve münkerden, [yani her türlü kötülükten] alıkoyar) buyuruyor. Salih kimselerin kontrolü altında namaza devam eden kimse, her türlü kötü alışkanlıktan kurtulur, tertemiz insan olur.

    Oruç ile, insan güçlü bir irade kuvveti kazanır. Alkol, uyuşturucu gibi, kötü alışkanlıklardan oruç vesilesi ile kurtulanlar çok görülmektedir. Allah'ın emri olduğu için, ramazanda bir ay oruç tutan bir Müslüman, Allahü teâlânın emirlerini yapmak alışkanlığını da kazanır. Böylelikle, Onun başka emirlerini yapmaya da gayret ve kabiliyet elde eder.

    Tembellikten kurtulmak için, önce bunun kötülüğünü bilmeli, ondan sonra da tedavisine bakmalıdır. (İnsan, ancak çalıştığının faydasını görür) mealindeki âyet-i kerimeyi düşünmelidir. Resulullah efendimiz tembellikten Allahü teâlâya sığınmış, (Ya Rabbi, beni, tembellikten koru!) diye dua etmiştir. Tembelliğin ilacı, çalışkanlarla konuşmak, tembel, uyuşuk kimselerden kaçınmak, Allahü teâlâdan haya etmek lazım geldiğini ve azabının şiddetli olduğunu düşünmektir. Dinini iyi bilen salih kimselerle görüşmelidir. Sabah namazına uyanmak için çalar saat gibi bir tedbir almalı. Birkaç gece kalkınca, artık âdet olur, uyanmak kolaylaşır. Bir insan bir işin kendisi için faydalı olacağına inanmadıkça, yeni bir şeyi kabul etmez, eski alışkanlığından da vazgeçemez.

    İyi işleri yapmaya kendini zorlayan, güzel huyları elde edebilir. Mesela hat kabiliyeti olan, hiç hat ile uğraşmazsa, gizli kabiliyeti meydana çıkmaz. Fakat bu sanatla uğraşmaya çalışırsa, güzel yazı yazabilir. Güzel huyları itiyat hâline getirmek, güzel huylu olmayı kolaylaştırır. Cimri bir kimse, hayır yapmayı, tanıdıklarına ziyafet vermeyi âdet hâline getirirse, cimrilikten kurtulması mümkündür. Alışkanlık hâline gelen küçük günah da, büyük günah olabilir. Büyük günaha alışan da küfre düşebilir.
#18.04.2011 13:26 0 0 0
  • Huy Değişir mi?

    Sual: Huy değişir mi? Kötü alışkanlıklarda çevrenin rolü nedir?
    CEVAP
    Alışkanlık, bir şeyi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilme melekesidir. Huy, kalb ile ruhun melekesi, alışkanlığıdır. Yerleşmiş olan huya meleke denir. Geçici olan huya hâl denir. Mesela gülmek, utanmak, birer hâldir. Cömertlik, cesaret, birer melekedir. Huy, meleke demektir. Ara sıra hayır işlemek huy değildir. Her zaman hayır işlerse, cömert huylu olur. Fakat kendini zorlayarak yaparsa, yine cömert huylu olmaz. Kolaylıkla, seve seve yaparsa, huy denir. Huy, iyi veya kötü iş yapmaya veya, iyi ve kötü olmayan şeye sebep olur. Bunlar üçe ayrılır. İlkine fazilet veya güzel huy denir. Cömertlik, yiğitlik, böyledir. İkincisine rezalet veya kötü huy denir. Cimrilik böyledir. Üçüncüsüne sanat denilir. Terzilik, çiftçilik gibi.

    Âlimler huyun değişip değişmemesi hakkında diyorlar ki:
    1- Huy değişmez. Çünkü bir hadis-i şerifte, (Bir dağın yerinden ayrıldığını işitirseniz tasdik edin. Ama bir kişi huyunu değiştirmiştir derlerse tasdik etmeyin. Çünkü insanın yaratılışındaki huy devam eder) buyuruluyor. Bu bakımdan portakal çekirdeğinden ceviz olmaz. Gazap, şehvet gibi insanın fıtratında olan şeyler yok edilemez. Onun için can çıkar huy çıkmaz denmiştir.

    2- Huyun, insanla birlikte yaratılmış olanı değiştirilemez, sonradan hasıl olanı değişebilir. Evet gazap ve şehvet terbiye ile yok edilemez. Fakat dinimiz de bunların yok edilmesini değil, terbiye edilmesini emrediyor. Terbiye edilince de zararları önleniyor. Terbiye etmek başka, yok etmek başkadır. Nasihat ile insan terbiye edilebilir. Onun için Kur'an-ı kerimde mealen, (Nasihat et, nasihat müminlere elbette fayda verir) buyuruluyor. (Zariyat 55)

    (İnsan huyunu değiştiremez. Çünkü yaratılıştaki huy devam eder) hadis-i şerifi, yaratılışta olan huyların değişmeyeceğini gösterir. Fakat, (Huyunuzu güzelleştirin) (Herkes, Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları babaları, gayri müslim ve imansız yapar) hadis-i şerifleri de, huyun değişebileceğini gösterir. Evet portakal çekirdeğinden ceviz olmaz. Fakat bakıp, aşılanırsa, çekirdeksiz tatlı, iri portakal olur. Akılsız hayvanı bile ehlileştirmek, ona bazı alışkanlıklar kazandırmak mümkündür. Mesela av hayvanına, avını yememesi, tuttuğu avı getirmesi öğretilebiliyor. Akıllı insanın terbiyesi, huyunun değiştirilmesi ise daha kolaydır.

    3- Huy sonradan elde edilir ve değiştirilebilir. Âlimlerinin çoğu bu üçüncü görüşü benimsemişlerdir. Onlara göre; (Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!), (Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altındakileri Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz) hadis-i şerifleri gösteriyor ki, insanlar iyiliğe elverişli olarak doğar. Sonra, nefsin kötü arzuları ve güzel ahlakı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, çevrenin etkisiyle kötü huyları meydana getirir.

    Kötü alışkanlık, haram işlemeye alışmak demektir. Haram olmayan şeyi kullanmaya, mesela çay içmeye kötü alışkanlık denmez. İçki, *****, esrar, zina alışkanlığı [bağımlılığı] birer kötü alışkanlıktır. Kötü alışkanlıklara elini veren kolunu alamaz. Onun için alışmış kudurmuştan beterdir denir.
#18.04.2011 13:25 0 0 0
  • Korkunuza değil, hedefinize odaklanın.

    Beynin en tehlikeli yanı, "ters çaba" kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker, korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters çaba kuralı denir. Bataklıktan çıkmaya çalıştıkça, dibe gömülmeye benzer. Beyin odaklanılan hedef için çalışır, hedef olumsuz olsa bile onu gerçekleştirmek için çalışır! Topluluk önünde konuşma yaparken "acaba heyecanlanacak mıyım" diye düşünürseniz, korkunuz olmasın, heyecanlanacaksınız! Korkunuza değil, konunuza odaklanın. Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.


    Panik atak bu gibi konularda beyine odaklanıyor.Korkuyu üzerine gitmekle korku azalır veya yok olur.Beyin pozitif düşünüyorsa hayatından haz duymaya başlar...
#18.04.2011 12:59 0 0 0
  • Zannedersem uzaylılar dünyamıza zarar vermiyorlar.Merak ediyorum.Bunlar yiyip içiyorlar mı?Dişi ve erkekleri var mı*Hangi yıldızdan veya gezegenden geliyorlar?Aralarında dini meseleler var mı, dinleri nedir? Ateist midirler?Kanları var mı?Hasta oluyorlar mı?Hülasa, insanlara benzer yanları nedir?.Fotoğrafa göre tıpatıp insana benziyor.Dilleri nedir hangi dilde konuşuyorlar veya hiç mi dillleri yok.Bütün bu soruların cevabını bekliyoruz...
#13.04.2011 08:18 0 0 0
  • Alzheimer hastalığı gelmeden evvel beyin jimnastiği yapılmalı pozitif düşüncelere sahip olunmalıdır.Aksi takdirde bu hastalık kaçınılmaz olur.

    BEYNİN SOL LOPUNU İYİ KULLANMALI VE ONA GÖRE ÇALIŞMALAR YAPILMALIDIR.

    Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler kardeşim.
#11.04.2011 18:39 0 0 0