Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • ŞİMDİ GEÇİNSİN BAKALIM HAPİSTE..NASIL GEÇİNECEKSE ARTIK...
#23.03.2011 10:10 0 0 0
  • Şehit tahtında Rabbe gülümser

    Ah binler ce canım olsaydı der

    Şehit tahtında Rabbe gülümser

    Canım bedeli bir sofradan yer



    Ümitsiz olmaz ümitsiz olmaz

    Sevdasız olmaz sevdasız olmaz



    Dağları oyup zindan etseler

    Allah nurunu söndüremezler

    Dağları oyup zindan etseler

    Davamın önüne geçemezler



    Yarasız olmaz Çilesiz olmaz

    Şehitsiz olmaz Kurbansız olmaz



    Şehit tahtında Rabbe gülümser

    Ah binler ce canım olsaydı der

    Şehit tahtında Rabbe gülümser

    Canım bedeli bir sofradan yer



    Karanlık ölür zülümat ölür

    Gözler önünde ve Ölüm ölür



    Anladım artık Uhud ve Bedir

    Ve Ümit sevda Şehadet nedir

    Soludum Kanri Mahşer anını

    Ümidi Şehidi ve Sevdayı



    Şehit tahtında Rabbe gülümser

    Ah binler ce canım olsaydı der

    Şehit tahtında Rabbe gülümser

    Canım bedeli bir sofradan yer
#20.02.2011 13:29 0 0 0
#20.02.2011 13:17 0 0 0
#14.02.2011 20:04 0 0 0
  • Zıkımın kökünü içsinler.Zındık müslümanlar bunları destekler ancak...

    İçkiyi sevenleri şarap fıçısının içine kafasını sokup çıkarın birazda glu glu dansı etsinler...
#14.02.2011 20:02 0 0 0
#09.02.2011 15:57 0 0 0
  • Helal belgeli ürünlerinde domuz olduğu belirlenen Nestle tüm helal belgeli ürünlerinin satışını Fransa'da durdurdu.

    Paris 1 Şubat (Reuters)- Gıda devi Nestle'nin Salı gününden itibaren Helal belgesi taşıyan HERTA markalı ürünlerin satışını askıya aldığı şirket sözcüsü tarafından açıklandı. Sözcü açıklamasında etiketlerinde tavuktan yapıldığı yazılan sosislerin yapılan laboratuar tahlillerinde domuz etine rastlandığını bildirdi.

    KAYNAK

    Lütfen bu haberi silmeyin.Bazı hastanelerde kanserli hastalara önerilip doktorlar tarafından raporlu olarak verilen tıbbi gıda olan halk dilinde "mama" olarak tanınan tozlu içeceklerden ben bile almak mecburiyetinde kalmıştım.Geçen sene yazın,mideden ameliyat olmuştum bu firmanın ürününü bana aldırtdılar.Onun için burada bunu herkes bilsin istedim...Bu haberi okuyunca şok olmuştum...İnanmıyorsanız bana verilen o tozlu içecek gıdanın ismini de verebiirim...
#07.02.2011 09:31 0 0 0
  • Konu: Yankee Nedir
    Yankee, "yankesici" demek.Ne kadarda yakışıyor bu kelime..
#05.02.2011 12:37 0 0 0
  • Empati kuracak kişi, kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla
    bakmalıdır. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, olayları onun
    gibi algılamaya ve yaşamaya çalışmalıyız. Bunu gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz
    kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden
    bakmalıyız.

    Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra bu rolden çıkarak kendi yerimize geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız. Karşımızdaki ile özdeşim kurmak (ona benzemek) ya da sempati kurmak farklı şeylerdir.

    Devamı için tıklayalım

    BİR İNSANLA EMPATİ NASIL KURULUR
#01.02.2011 19:12 0 0 0
  • Empati hakkında; Empati Kurmak nedir? Empati ile iletişim nasıl kurulur?

    Empati tıpkı iyi bir dinleyici olmak gibi, başkaları ile iletişim kurmak için gereken en temel yeteneklerden birisidir.

    Empati karşınızdaki insanı onun gözleri ile dünyayı görebilecek kadar iyi algılayabilmek ve onun dünyasına girebilmek demektir. Öylesine yoğun bir şekilde dinlersiniz ki, karşınızdaki insanın içinde bulunduğu durumu, duygularını ve düşüncelerini sizde kendinizin gibi yaşarsınız.



    İyi bir dinleyici karşısındaki insana anladığını göstermelidir. Buna empati denir. Maalesef dinlemekten daha karmaşık bir olgudur. Mükemmel olmanız gerekmiyor ama empati konusunda ne kadar kendinizi geliştirebilirseniz o kadar karşınızdakine ulaşmayı başarırsınız. Genelde üzgün olduğumuz zaman bizi anlayan birilerine duygularımızı ifade etmek ve paylaşmak isteriz. Dolayısıyla iyi empati yapabilen kişi karşısındakinin davranışlarına yada içinde bulunduğu duruma değil, duygularına yoğunlaşır.

    Örneğin: Henüz sevgilisi tarafından terkedilen birisi ile konuşuyorsanız, şu soruyu sormayın "Ne söyledi?" yada "İlk ne zaman farkettin?" aksine kişinin duygularına yoğunlaşın ve ifade edebilmesini sağlayın, "Çok acı çekiyor gibisin" yada "Kendini terkedilmiş ve kaybolmuş hissediyor olmalısın." Bu şekilde duygulara yoğunlaşmak, karşınızdaki insanın sorunun temeline inmesine ve duygularının farkına varmasına yardımcı olur. Çünkü bir konuya üzüldüğümüz zaman, problemi çözmeye başlamadan önce duygularımız ile başetmemiz gerekir.



    Daha önce "Dinlemek" yazımda bahsettiğim engellerin aynı zamanda empatik olmanıza da nasıl engel olacağını farketmek kolaydır. Aşağıda ki listede başarılı empati ile kötü empati gösterilmiştir. Empati yapabilmek için konuyu çok iyi anlamanız gerek, dolayısıyla aşağıdaki listeyi dikkatle incelemenizi öneririm.

    Empatik yaklaşımın dereceleri

    1. Derece: Yetersiz, ilgisiz yada dikkat dağıtan yorumlar.

    * Konuyu değiştirmek: Arkadaşınız bir ödev üzerine şikayet ediyor ve sizin cevabınız, "Bu akşam televizyonda harika bir film var."

    * "Ben daha iyi bilirim" tepkisi: Kişi ile ilgili genellemeler yapmak örneğin "Sen hiç bir yanlış yapmadın" yada "Esas problem annenin seni çok şımartmış olması" yada "O adama o kadar aşıksın ki, nasıl aşağılık biri olduğunu göremiyorsun."

    * Yargılayıcı tepkiler: Kişi size evli biri ile ilişkide olduğunu söylediğinde yüzünüzü buruşturup "Umarım ne yaptığının farkındasın" gibi yaklaşımlarla, karşınızdakinin davranışını "yanlış-doğru" olarak değerlendirmeniz.

    * Tavsiye vermek: Karşınızdaki kişi kocasından boşanmak istediğini söylüyor ve nasıl yapacağını bilemediğini, kendini ne kadar çaresiz hissettiğini anlatıyor. Siz bu duyguları dinlemek yerine hemen kendisine hangi avukata gitmesi gerektiğini, kocasını nasıl evden atacağını, kocasına ne söylemesi gerektiğini ve bu süreci atlatması için hangi kitapları okuyabileceğini anlatmaya başlıyorsunuz.

    * Vaktinden önce rahatlatmaya çalışma: Arkadaşınız size telefon etti ve eşine ulaşamadığını ve endişe ettiğini söyledi, sizin yorumunuz "Merak etme, bir şey olduğunu sanmıyorum, eminim seni arar. Hemen kötü şeyler düşünme" Bu cümle adeta karşınızdakine "Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum" demek gibidir.

    * Analiz etmek: Bir arkadaşınız evlenmekten duyduğu korkuları anlatıyor ve siz arkadaşınıza bu davranışı altında yatan nedenleri açıklamaya başlıyorsunuz. Örneğin "Annene duygusal olarak çok yakınsın ve evleneceğin kişininde seni annen gibi kısıtlayıp bir hapse sokacağından korkuyorsun". Analiziniz belki doğru olabilir ama kişinin bu gerçekleri kendi başına keşfetmesine izin vermeniz gerek.

    * Sorgulamak: Arkadaşınız evliliğinde bazı problemler olduğuna dair imada bulundu ve siz birden sorgulamaya başladınız. "Eşinle konuşuyor musunuz?" "Dışarı çıkıp arada bir eğleniyor musunuz?" "Cinsel hayatınız ne durumda?" Bu şekilde sorgulamak konuşmayı kontrol etmenize ve yönlendirmenize yol açar. Karşınızdaki insanın hikayesini kendi istediği biçimde ve istediği kadar söylemesine izin verin. (Diğer taraftan arkadaşınızın sözlerini açıklaması için sorulan sorular kontrol edici ve yönlendirici değildir, kişinin daha fazla konu üzerinde konuşabilmesi için destekleyicidir.)

    * Kendi hikayenizi anlatmak: Arkadaşınızın anlattığı problem, sizin yaşadığınız başka bir anıyı hatırlattı ve yardımı olabileceğini düşünerek anlatmaya başladınız. Bazen bu o kadar kötü değildir, fakat anlattığınız hikayenin kişinin problemi ile direk ilgili olması ve bir çözüm sunuyor olması gerekir. Ayrıca kısa zamanda arkadaşınızın problemine geri dönmeyi başarabilmelisiniz.

    Bir çoğumuz bu empatik olmayan davranışları yaparız. Arada bir yapıldığında bu davranışlar büyük bir problem yaratmaz fakat bazılarımız sürekli olarak karşısındakini sorgular yada rahatlatmaya çalışır. Bazılarımız ise ciddi bir konu olduğunda sürekli olarak dikkati dağıtmaya çalışır. Yabancı olduğunuz insanlar arasında bu davranış bir sorun yaratmayabilir ama dostunuz için oldukça acı veren bir tecrübe olabilir. Bazıları her problemi zekasını ıspat etmek için bir fırsat gibi değerlendirip arkadaşının problemini 5 dakikada, belki kahve molasında çözmeye kalkar ve kişinin duygularını yada konuşma ihtiyacını tamamiyle göz ardı eder. Eğer kişinin gerçekten önemli bir problemi varsa, konuyu konuşmak ve kişiye yardım etmek bazen 2 - 3 saat belki daha fazla zaman gerektirir.

    2. Derece: Karşıdaki insanın duygularını ve içinde bulunduğu durumu kısmen doğru anlamak ama diğer önemli etkenleri yanlış anlamak yada göz ardı etmek.

    Dinleyici karşısındaki insanın duygularını tam olarak anlayamaz. Bu durum konuşmacının duygularını daha fazla açıklaması konusunda isteksizlik duymasına yol açar. İlgilendiğinizi soru sorarak, yada dikkatle karşınızdakine bakarak göstermedikçe kişi tam olarak ne hissettiğini daha fazla açıklamamayı tercih eder. Örneğin diyelim ki bir arkadaşınız eşine ne kadar sinirli olduğunu söyledi ve siz "Gidip rahatsızlığını söylesene" diyerek öneride bulundunuz, fakat arkadaşınızın tepkisi farklı oldu, "Yok yok, kızgınım ama o kadarda deli değilim!" dedi. Bu cümleniz ile arkadaşınızın kızgınlığının yanısıra aynı zamanda duygularını eşine anlatmaktan korktuğunu ve kendini çaresiz hissettiğini farkedemediniz. Eğer haklı olsaydınız ve arkadaşınız size şöyle bir cevap vermiş olsaydı "Bunu kesinlikle yapmalıyım!," o zaman 3. derece empatiyi başarmış olurdunuz.

    Genelde bize anlatılanlara karşı verdiğimiz duygusal tepkiler karşımızdakini yanlış anlamamıza yol açar. Örneğin karşımızdakinin sözleri, içimizde kendi kızgınlığımızı, güvensizliğimizi, korkularımızı, savunma ihtiyacımızı yada diğer duygularımızı canlandırır ve dikkatimiz dağılır, dolayısıyla karşımızdakini tam olarak dinleyebilmemiz ve anlayabilmemiz imkansız olur.

    3. Derece: Doğru empati karşınızdaki insanın duygularını tam olarak yakalar.

    Karşınızdaki insanın dünyasına girmeyi başardınız. Yorumlarınız arkadaşınızın az önce söylediklerini tam olarak yansıtıyor. Kısa ve öz olun. Kendi cümleleriniz ile mümkün olduğunca basit bir dille, arkadaşınızın ne söylediğini anladığınızı gösteren cümleler kurmaya özen gösterin. Böylece konuşmacı sizin kendisini dikkatle dinlediğinizi ve değer verdiğinizi hissedecektir. Unutmayın, hiç kimse her zaman doğru empatiyi başaramaz. En iyi terapistler bile ortalamada 2.5 yada 2.7 seviyelerindedir. Konuşmadan biraz uzaklaştığınız zaman dünyanın sonu değildir, karşınızdaki kişiye kendini toparlaması için imkan verir. Fakat konuşmacı sizden uzun süre yorum almaz ise sizin kendisine olan ilginizi yitirdiğinizi, söylediklerini onaylamadığınızı yada anlamadığınızı düşünebilir.

    Örneğin: Arkadaşınız telefonla aradı ve ne kadar kötü bir gün geçirdiğini yüksek sesle anlatmaya başladı (araba çalışmadı, iş arkadaşları dedikodusunu yaptı, işten adam çıkarılacağına dair laflar işitti ve 2 kilo aldığını farketti.) ve siz cevap olarak "Gerçektende çok bunalmışsın, her şey üst üste gelmiş ve sana karşı birleşmişler gibi" Arkadaşınız yorumunuzu onaylarsa ve şöyle cevap verirse "Evet aynen bende öyle düşünüyorum," yorumunuz 3. derece empati demektir. Eğer şöyle bir cevap verirse "Evet bütün gün çok öfkeliydim ve hala çok kızgınım" empati seviyeniz iyi bir tahmin yapmanıza rağmen 2 civarındadır, arkadaşınızın kızgın olmasının daha farklı bir nedeni olabilir ve belki bu konuda konuşmasını isteyerek yardımcı olmaya çalışabilirsiniz.

    Son olarak empati yeteneği ancak pratik yaparak geliştirilebilir, dolayısıyla hatalarınızın cesaretinizi kırmasına izin vermeyin ve denemeye devam edin. Bu yeteneği özellikle çocuklarınız ile iletişiminizde geliştirebilirseniz, çocuklarınızın duygusal zekasını geliştirmesine büyük bir katkı olursunuz.

    Yazar: Çiğdem ALPER
    Kaynak: Hatunca.net
#01.02.2011 19:10 0 0 0
  • Han

    Süheyl Batum: "Biz terör örgütü falan değiliz. Ancak içeride yatan Atatürkçü aydınları korumak için elimizden geleni yapacağız."

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Batum Silivri Cezaevi'ndeki Atatürkçü aydınları korumak için önlem alabileceklerini belirterek "Bu da partiye alarak veya başka bir yöntemle iktidara baskı kurarak olabilir" dedi.

    İzmir'de düzenlenen Uğur Mumcu'yu anma paneline katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, "Hizbullahçılar İran'a doğru yol alırken, ülkenin aydınları Silivri denen yerde tutulmakta. Bu tabloyu bütünüyle göstermeye çalışan ve bu doğrultuda canla başla mücadele eden Uğur Mumcu 18 yıl önce katledildi. Bu ülke Ankara'dan yönetilmesin diye Uğur Mumcu katledildi" iddiasında bulundu. Silivri Cezaevi'nde bulunan gazeteci Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan'ın mektuplarının da okunduğu toplantıda Batum, bazı Ergenekon zanlılarının milletvekili adayı yapılacağı yolundaki haberleri de değerlendirdi. Batum, "Biz, AKP hükümetinin bilerek ve isteyerek Atatürkçü aydınları içeri tıkmak suretiyle, Türkiye'de kendi iktidarını hiçbir engel olmadan kurmak istediğini düşünüyoruz... Dolayısıyla, buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Buna izin vermemek her yöntemle olabilir. Amacımız şu, oradaki Atatürkçü aydınları partiye alarak veya başka bir yöntemle, iktidara baskı kurarak olabilir. Bunların hepsini uygulayacağız" dedi.

    Batum, son yaptığı açıklamada, "Balbay ve Özkan'ın milletvekili adaylığı için PM'ye öneri sunacağım" şeklinde konuştu.



    Kaynak: Haberturk

    Sevsinler sizin Atatürkçülerini!.

    Ula bu milletin çırasını yakmak isteyen Ergenekoncuların hangisi Atatürkçüymüş?.Onlar benim külahıma anlatsınlar bunları...CHP'in içi zaten hep ergenekoncudur.Bunlar milletvekili olacaklar, vatana hizmet edecekler ha, yahu gitsinler de evde ki rakılarını içsinler, geçin bunları...

    Masumluk rolü sökmez bize...Ergenekoncular darbe yapabilseydi ülke uçuruma gidecekti.CHP ise 40 gün 40 gece bayram edecekti,dincileri iktidardan uzaklaştırdık diye.Asıl bunları darağacına çekip asmak lazım.Bu ancak bunlara yakışır.

    Allah rızası için kimse kalkıp da şu CHPyi savunmasın.Bunların geçmişi de bozuk geleceği de angaryadır...
#30.01.2011 18:20 0 0 0
  • Her ihtimale Karşı Aklınızda Bulunsun

    Acil hastane iş kazası kanun kaza madde mağdur sağlık bakanlığı, talep trafik trafik kazası vatandaş yasası

    Herhangi bir trafik kazası sonrasında, bir hastaneye (özel veya devlet) gittiğinizde veya getirildiğinizde, size veya yakınlarınıza (2918 no'lu yasayı bilmediğiniz zannedilerek):
    'Yapılacak müdahele ve tedavi ücretlerini ödeyeceğinize dair şu belgeyi imzalayınız' teklifi ile karşılaşabilirsiniz.
    Her ihtimale Karşı Aklınızda Bulunsun
    Ancak, siz:
    'Bu formun altına, bu belgeyi imzalamazsam, bana müdahele edemeyeceğinizi ve tedavimin yapılamayacağını yazın ve imzalayın!' dediğiz anda
    HASTANENİN BÜTÜN İMKÂNLARI SİZİN İÇİN SEFERBER OLACAKLAR!

    Trafik kazası sonucu yaralanan ve hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan kazazedelerin, 2918 sayılı kanuna göre tedavi için hiçbir ücret ödememesi gerekiyor (Madde: 98 ve Madde: 108).
    Yönetmeliğe göre, 'hastane acil servisi' kendisine gelen kazazedenin maddî durumuna, sosyal güvencesi olup olmadığına ve hastanın özelliklerine bakmadan gereken tedaviyi ve müdahaleyi herhangi bir ücret talep etmeden, yapmak zorunda. Bu tedavi sonucu oluşan masraflar, 'T.C. Sağlık Bakanlığı Karayolları Döner Sermaye İşletmesi' tarafından karşılanmaktadır (Madde: 08).
    HASTANELERİN BU MADDELERDEN Bİ HABERMİŞ GİBİ VATANDAŞTAN PARA TALEP ETMEYE HAKLARI YOKTUR!
    TRAFİK MAĞDURLARI YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
#29.01.2011 14:03 0 0 0
  • Bugün bayram olsun.

    Hüzünler dönüşsün sevince. Rabbim yaralarımızı sarsın Rauf adıyla!
    Kalbimizdeki marazları gidersin Şafii ismi şerifi ile...

    Cumanız mübarek olsun!


    Olsun ki, yürekler atsın diye.
    Olsun ki, aşk-ı Muhammed gönüllere azık olsun.
    Olsun ki, paramparça bu ümmet;
    kardeşlik bilinciyle kaynatılmış, tevhid temeli üzerine kurulmuş,
    çatısı Kuran, ziyneti sünnet olan bir kaleye dönüşsün!

    Cumanız Mübarek Olsun.


    "Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usüllerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zira, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen'sin." (Bakara, 128) Alemlerin efendisine selatu selam(S.A.V.) ile ...

    Hayırlı Cumalar, Dua bereketiyle..
#28.01.2011 09:30 0 0 0
  • Zemzemin kaynaklarından birisi bulundu!

    Araştırmalar zemzemin ana damarlarından birinin kaynağının Taif kenti olduğunu söylüyor. Zemzemin kaynağını oluşturan bu ana damarlardan birisinin Taif kentini çevreleyen bu dağlara yağan yağmurlardan oluştuğu ifade edilmektedir. Nitekim bu kentin hergün yağış aldığı ve ikliminin de çok serin olduğu bilinmektedir.

    Devamı için tıklayın!...

    Zemzemin kaynaklarından birisi bulundu!
#27.01.2011 08:16 0 0 0
  • Duygularımıza ve görüşlerimize tercüman olmuş bu ecdad yadigarı büyüğümüz Sayın Leyla Sami hanımefendi çok haklı konuşuyor.Aslında medya sorunu yaşanıyor ülkemde.Medya işine geleni kabulleniyor,işine gelmeyeni eleştiriyor karalıyor rencide ediyor..Böyle basın ve yayın özgürlüğü olmaz olsun...

    MEDYANIN BÖYLE PERVASIZCA SORUMSUZLUĞUNU MASAYA YATIRILMALIDIR...
#27.01.2011 05:43 0 0 0
#27.01.2011 05:36 0 0 0
  • İLBEYİ ŞAMAN
    Anket sorusunun amacı ve anlamı belli olmadığından yorum yazamıyorum.Türkiye iki kutuplu değil.Lütfen anketin başlığını anlamlı hale getirin,ve seçenekleride çoğaltın.İki yumurtayı birbirine vurursanız muhakkak birisi kırılır.

    Bende aynı görüşteyim.Bu anket biraz maksatlı ve anlamsız geldi bana...
#27.01.2011 05:31 0 0 0
  • Tesettürlü hanımefendilere ve hanım kızlara açık mektup | Mehmet Talu Hocaefendi

    Muhterem ve afif (iffetli) İslâm hanımlarına: Selam ve ihtiramlarımı (saygılarımı) takdimden sonra... Tesettür konusunda sakın kâfirlerin, fâcirlerin, münafıkların ve mürtedlerin sözlerine, yönlendirmelerine uymayınız. Yüce dinimizin muhkem (kesin), müttefakun aleyh (üzerinde birleşilmiş) hükümleri, farzları, haramları bellidir. Bunlar muteber ve güvenilir din kitaplarımızda açıkça yazılıdır. Hepsinin Kur'an-ı Kerîm'de, Sünnette delilleri vardır. Hepsi icmâ-i ümmetle te'yid edilmiştir.

    Bu devirde birtakım insanlar dinimizin tesettür emrini bozmaya, çarpıtmaya, değiştirmeye, çığırından çıkartmaya çalışıyor. Onlar insî şeytanlardır. Onlara uyanlar çok aldanır, çok zarar ve ziyan ederler.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz tesettür konusunda ne demişse, ne emr etmişse, neyi yasaklamışsa doğrudur, haktır. Sakın O'na muhalefet etmeyesiniz.
    Yüce Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz kadınların saçlarını deve hörgücü gibi topuz yapmalarını kesin olarak yasaklamıştır. Bu konuda çok güvenilir, çok sağlam, çok muteber din kaynaklarında bilgi bulunınaktadır.

    Başını örten bir Müslüman kadın, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin yasakladığı bir şekilde örtünemez. Resûlullah (S.A.V.) efendimiz, deve hörgücü gibi topuz yapılmayacak diyorsa, ona uyulacaktır."Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, ben onları henüz görmedim (ileride zuhur edeceklerdir). (Birinci sınıf:Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler... (İkinciler : Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar ALLAH Teâlâ'ya taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet'e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet'in kokusu şu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir."

    Dinî bir konuda kesin emir ve yasak varsa biz Müslümanlar bunları tartışamayız. Ancak dinsizler, münafıklar tartışır. Sakın onlara uymayalım. Mürtedlerin din hakkında konuşmaya hiçbir hakları ve salahiyetleri yoktur.Bu devir rant devridir. Birtakım adamlar dinî konuları, değerleri, hükümleri, kurumları kendi âdi çıkarlarına âlet etmektedir. Dine, Şeriata, fıkha, ahkâm-ı İslâmiyeye, sünnete uygun tesettür kıyafetlerinin yapılması ve satılması elbette caizdir ama bu saydıklarımın dışında kalan dine aykırı sahte ve çarpıtılmış tesettür kıyafetlerinin ticaretinde büyük günah ve vebal vardır.Dün mayo ve deniz kıyafetleri teşhir eden mankenler kiralanıyor, bugün onlara din dışı tesettür giysileri teşhir ettiriliyor.Manken başına renkli bir bez örtmüş... Takmış takıştırmış, sürmüş sürüştürmüş... Podyumda kırıta kırıta, şehevî arzuları kamçılayacak bir şekilde yürüyor... Böyle tesettür olmaz. Bu tesettür değil, anti-tesettürdür.

    Tesettür konusunda Yüce ALLAH ayet indirmiştir. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz bu konuda ümmetine talimat vermiştir. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin vekilleri, vârisleri, halifeleri olan rabbanî ve 'âmil ulema, fukaha, müctehidîn-i kiram âyetleri ve hadîs-i şerifleri yorumlamışlar ve Yüce Şeriatın hükümlerini ortaya koymuşlardır.Alnı ömürlerinde bir kere secdeye varmamış birtakım politikacılar, gazeteciler, yazarlar, düşünürler veya düşünmezler bu gibi dinî konuları mıncıklamasınlar. Onlar uzmanı olmadıkları bu konularda konuşamazlar, yazamazlar. Konuşup yazsalar bile fikirlerinin, görüşlerinin, hükümlerinin hiçbir kıymeti yoktur.Şazz fikirli mezhepsizlerin, bid'atçilerin, Kitab ve Sünnet dairesi dışındakilerin de bu konulardaki fikir ve görüşlerini dinlemeyiniz, fetvalarına, ruhsatlarına önem vermeyiniz.

    Birtakım hafif akıllı kadınlar ve kızlar tesettür konusunda doğru yoldan çıkmışlardır. Zamanımızda "başları örtülü çıplaklar" vardır.Ciddî ve vakarlı bir İslâm hanımı ve kızı, erkeklerin şehvet bakışlarını çekecek kıyafetlere bürünemez. Vücut hatlarını gösteren ince elbiseler giymek haramdır.Meydanlarda, caddelerde, toplu taşıma vasıtalarında, umuma açık yerlerde İslâm kadınlarının ve kızlarının çıngıraklı kahkahalar atarak dikkat çekmeleri terbiyeye ve görgüye aykırıdır.Tesettürün iffet ve haya ile birlikte olması gerekir. Tesettür ile bayağılık, pespayelik, adilik bir yerde olmaz.

    Fâsıkların, fâcirlerin, reformcuların, mürtedlerin aldatmalarına kanmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz.Kur'an ne diyorsa doğrudur. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz ne demişse doğrudur. Rabbanî ve 'âmil din âlimleri müttefakun aleyh konularda ne yazmışlarsa hepsi doğrudur. Teferruatla ilgili konularda bazı farklı görüşler ve yorumlar vardır. Kitaba, Sünnete, icmâya aykırı olmamak şartıyla onlar da geniş bir rahmettir.Şeriat, saçlar deve hörgücü gibi topuz yapılmayacaktır diyorsa, o yasağa uymalıyız.

    İslâm düşmanları bu konularda istedikleri kadar bağırsınlar. Kulak asmayalım, okumayalım, önem vermeyelim. Onların ekmeklerine yağ sürmeyelim. Onlar tesettür konusunda ahkam kesmeyi bıraksınlar da, TC'li resmî vesikalarla kadınlara fuhuş yaptırılmasının, bu fuhuş karşılığında makbuz almanın, KDV ve gelir vergisi ödemenin uygarlığa, kadın haklarına ve haysiyetlerine, ahlâka ve fazilete uygun olup olmadığı konusunda cevap versinler.Hiç ses çıkartmadıklarına göre bu uygulamayı beğeniyorlar ve doğru buluyorlar herhalde..
#27.01.2011 01:01 0 0 0
  • (Her ayetin karşılığında o mevzuya göre hadis verilmelidir ki daha da ilgi çeksin...)

    "Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır." (BELED SURESİ, 16. AYET)

    "Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız."


    Hadisin ravisi Enes bin Malik, Peygamber Aleyhisselam'ın yaptığı gibi, işaret parmağıyla orta parmağını gösterdi.
    Müslim, Zühd 42.
#24.01.2011 10:18 0 0 0