ve bu kadar delikanlı içimizden biri müslüman dediğiniz adam neden bu kadar iktidar hevesi doğuyor. müslümanlıkta lider olmak iktidar olmak yönetmek elde tutmak bu kavramların ne kadar yeri var ve peki madem harbiden müslüman Elhamdülillah bizde öyleyiz ekonomik olarak neden bizi sürekli fakirleştirmeye çalışıyor neden herşeyimizi satıyor ve madem satıyor neden hep yabancı sermayeye satıyor. devletin mallarını işletmelerini v.s alan firmalar buralardan kar yapacağını düşünerek alıyorlar tabiki madem böyle bir kar var neden bizim devletimiz insanımız kazanmıyor da üç beş kuruşa satılarak kıyak geçilen yabancı işletmecilere satılıyor. satılan onca kuruluşun ve işletmenin ve hatta hazine arazisinin ne kadarı bir türk firmasına satıldı ve satıldıysa bile akp nin nesi oluyordu bilen varmı? internet elinizin altında buyurun bakın.
Maraboğlu o dönemi babam cok anlatır benim yaşamasam bile tüylerim diken diken olur, ama babamın söylediği bir şey daha vardı "umudum vardı" dedi evet o dönemler umut vardı bir şekilde, ben Türkiye de yaşıyorum Türkiye de doğdum büyüdüm hemen hemen her bölgede bulundum. Türkiye yi biliyorum rte o kadar güzel konuşuyorki şiir okuyor aşk nağmeleri uçuşuyor kafasının üzerinde. Ama benim neslimin umudu yok ne yazıkki kontrolü elinde tutan herkez akp taraftarı ve sadece yanlılarına iş ve aş veriyorlar şu anda gel türkiyeye ne mesleğe sahip olursan ol eğer akp tarafından desteğin yoksa fabrikaya işçi bile olamıyorsun. Ayrıca ülkemizdeki bütün kamu malları teker teker satıldı geçen dönemde o kadar çok satıldıki sorarım sana neyimiz var elimizde ve nerede bu satılanların parası. Çevrelerindeki herkez zengin olmaya başlarken hakeden işini yapan insanlar bile işinden çıkarıldı. Devletimizin kamu alanları rüşvetsiz çalışmaz oldu, adalet organımızın hali bile içler acısı, peki neden ? akp den önce bunlar yokmuydu vard tabi ama en azından buna karşı bir savaş vardı en azından dalavere ve vurgunculuk bu kadar alıp başını gitmemişti. kamu kurumlarında rüşvet almak zorunda bırakılan almadığı takdirde ekmeğinden olmakla tehdit edilen o kadar çok insan vardı ki.
Ben 28 yaşında bir emekçiyim ve bu gune kadar çalıştım hayatımın her anı okul döneminde bile çalışarak geçti çünkü umudum vardı. çünkü seçme hakkım vardı cehalet ve inanç ı alet olarak kullanarak alt tabaka insanların aklını çelen bir hükümet yoktu. Ve benim gibi bir çok Türk evladının umudu yok bu yüzden yurt dışından konuşmak kolay akp almanya hollanda v.s ülkeleri yönetmiyor tuzunuz kuru anlayacağın siz orada Türkiye nin pembe tablosunu izleye durun biz kuyruklara geri dönüyoruz. saygılar...
Birde rte a hak veren arkadasların turkiyede yaşayıp yaşamadığını da merak ediyorum doğrusu, bence turkiyede yasamayan hiçkimsenin ne yorum yapmaya nede oy vermeye hakkı yoktur. Biraz ağır kaçacak ama kusura bakmayın bu ülkede yaşadığımız çileyi ve yokluğu dışardan kuş bakışı kimse göremez. öyle büyük bir esaretki bu satılmadık bir gururumuz kaldı sıra onda, sonra türküm ben diye dolasırız sokaklarda...
Seni özledim yine, kolay cümleler kullandım kendime,
Zor olmadı hatırlatmak seni hafızama hatıralarımdan,
Gelmen için ölmem gerekecekse eğer bir yolunu bulup ölmeliyimdir belkide,
Ve belki sen hala anlamamış olabilirsin kaderim olduğunu,
Benim en iyi şarkım ve şiirim sen oldun gitarımda ve kalemimde,
Zor olmalı böyle severken beni gitmeye kalkmak,
Ellerini tutmam için yalvaran gözlerine rağmen bırakmamı bağırmak,
Böyle yüksek sesli gidişlerine kalıyorum ardından,
Hep hatalarımla ben ellerim başımın arasında,
Yoruldum ama seni hala seviyorum, gitmemeni senden değil tanrıdan diliyorum,
İçindeki o asi kadın dursun artık bir yerde,
Peşinden gelmekten yoruldum,
Susmak bilmeyen düşlerin, unutulmayı haketmeyen bir ruhun var görüyorum,
Seni senden değil seni tanrıdan diliyorum,
En zor ömür nağmem oluyorsun işte, işlemek zor seni fani hayatımın daimi hatıralar duvarına,
Şimdi sana yazarken bu birkaç satırı, anlamsızlıklarla doldurdum zihnimi,
Bir boşluktayım düşüyorum, hadi uçur beni,
En iyi yaptığım şeyi yapıyorum işte seni yazıyorum,
Seni senden daha çok o kadar tanıyanın varki,
Seni okuyor herkez sendeki o belirsiz hayal meyal insanı,
Yere sert basıyorsun ayağını,
Dur artık yoruldum,
Yerlerde ıslak zaten,
Her yer kar fırtına,
Üstüm çamur çorak,
Ve hayalin gökkuşağı gibi tonları dünyamın,
Tam tepemde durup seni bana unutturmuyorlar,
Dur artık çok geç oldu ve ben yoruldum,
Uyumak istiyorum kollarında,
Belki sonkez, belliki son kez uyumak hiç uyanmamacasına dileklerinden....
Seni yaşatan ben olmak isterdim,
kalemimden karanlık nağmelere dönüştürmek,
ismini içimden geçirmek ve gözlerini,
gözlerini düşünmek acı çekmek gibi birşey demek,
sana adadığım her günüm gibi, sadece senin olmasını isteyip kucağına bıraktığım hayatım gibi,
ölüme serzeniş her gülüşün, kaderin acı gerçeği sırtımda duran, kanatan,
ve seni elimden alanlar, zehirli bir ok girmiş gibi kalbine nefretin var sevgimden,
sabahın beşine vuruyorken ben başımı senin sıcacık uykunda olmak var,
ama sen yoksun, her yokluğun yeni bir sigara her olmadığın hissi sıkıcı bir gece,
varlığınla aydınlattığın dünyamı, yokluğunun karanlık zindanlarına bırakmak işte,
her geçen günde benden giden onca şey, hiçbiri senin gidişini aratmıyor,
ve benim yalnızlığım başucumda sinsice bekleyen, sensiz bu eve kıyameti aratmıyoruz.
oysa yokolup giden bu damla damla yokluğun, ağlayan bir göz ve senle dolu her sayfa,
İzlediğim şu yağmur yokluğunda ne kadar hüzünlü ve senle ne kadar eğlenceli herşey,
anladım ki sensizliği ve seni anlatmaya yetmiyor hiçbir gramer hiç bir lisan....
Kaç
özgürce koş bedeninden
terket
unut ve vazgeçilmezliğin bir parçasına merhaba sırıtarak
kaç kez kaçıncısı ol kaçanların arasında
kalk ve dua et
kırıkları topla
yağmurları izle
dalgalar sessiz
hayat sinsi
kader gerçek
ve ölüm dürüst
küçük cocuklar ağlasın
politik bombalar yağsın
her nefes değerli
bir nefes bir hayat
bir bomba binlerce nefes
binlerce nefes bir nefes
sınırlarını çiz
aklını karıştır
al-sat
al-satma
al-sahiplen BENİM de
Fark yarat
Ilk ol
Lanetleri kabul et tebessümle
Ikna olma
Senden olmayanı düşman belle
Titizlikle öldür geride bir şey kalmasın
Ikinciliği kabullenme
Nefret et
Sonsuz akan yaşım, ardın sıra kurumakta,
Sensiz geçen gecelerim, senden sonra hüsranda,
Bedenim her geçen gece pencerelerde ağlamakta,
Gideceğini bile bile tekrar bana gelmeseydin keşke.
Bana bıraktıkların her saniye beynimi yormakta,
Şu duvardaki resmin, her bakışımda yüreğimi kavurmakta,
Senle mutlu martılar sensizliği bana haykırmakta,
Beni bana bırakıp, aşkımı bilmeseydin keşke.
Solan her çiçeğe takvimlerden adını koyuyorum,
Geçen her geceye gözyaşımla resmini kazıyorum,
Bu koca şehire santim santim ismini yazıyorum,
Ardından böyle yandığımı görmeseydin keşke..
Sen ne dersen de, bu hayat geçmez böyle,
Yüreğim yokolur bu gidişlerde,
Sen ne dersen de, ayrılık dediğin zor işte,
Acılar bir bir gelir gönlüne...
Kimse anlamaz, derdinden tasandan,
Yalan olur sevdiğin, bu düşüşlerin ardından,
Kaç gece geçer yada aylar saatler,
Birbir çözersin pişmanlıklarını vurur yüzüne geceler...
Sen ne dersen de, bu aşk bitmez böyle,
Yüreğin gam olur vurur düşlerine,
Ruhun hep acır, kalbinde gözyaşı,
Tüm acılarına derman olur soğuk bir mezar taşı...
Girdisi çıktısı saklandı politik oyunlarında,
Bebekleri, hürriyetleri katledildi satılmış topraklarında,
Gözler kan çanağı yarım yamalak uykularında,
Tenefüs saatlerinde suni tenefüs dakikaları yaşandı bombardımanlarda...
Kaç can acıdı kaç kişi kan ağladı kopan her hayatta,
Kimlikleri kimsesiz kaldı yağmur yağmaz dünyalarında,
Onlara rahmet değil mermi yağdı, kalbi gibi vücudu parçalandı,
Kimse anlamadı, kimse sallamadı yokolurken özgürlükleri haritalarda...
Ve biz hala rahat uyuyoruz yatağımızda,
Bir kardeşim ağlıyor doğunun ortasında kalan kırmızı topraklarda,
Barış her metrede karış karış savaş başlatıyor,
Barış için ölmeye başlarken çocuklar, bizse susmaya başlıyoruz,
Baş musallat izliyor en tepesinde ülkemin vahşetini dünyanın,
Delikanlı müslüman geçiniyor şimdilik güvende olan haritasının,
Bir inanan daha can veriyor şeytanın pençesinde, "KINIYORUZ" sıkılıyoruz durun diyemiyoruz...
İnanlar aleminde delikanlı inananlar geçiniyoruz...
Kinlerini kusma sırası bize geldiğinde başmusallatım sen olmayacaksın biliyoruz...
Eskiden böyle değildi hayaller,
Hangi mekanda olursa olsun sevgini göstermek yasaktı...
Ama yasakladıkca yasakcılarımız biz özgürlüğünün peşinde koştuk sevişmelerimizin...
Yasaktı gözlerimizin sevişmesi, dudaklarımız, kalbimiz...
Televizyonda yarımyamalak, orasından burasından kesilmiş filimlerde yaşamaya çalıştık aşkı...
Bize kalan kesiklerdeki ipuçlarını toplamak oluyordu hep...
Biz birbirimize yasaklandık şehir çiçeği, seni koklamam yasak veya öpüşmek hiçbir şahit bırakmadan ortalıkta...
Oysa öyle yakışırdıki tenin tenime, kokumuz karışırdı, bahar gibi kokardın belki, belki nefesin bir meltem en güzel baharlardan gelen...
Oysa öyle yasaktın ki bana hayalini kurmak bile günah gibi gelirdi bazen...
Yaşayacak onca çok şey varken...
Artık özlemiyle dolmaz olduk sevgililerin kokusuyla ve yasak değildi hiçbir ayıp...
Şimdi herşeyin benimdide, sanki tadı değişikti bu özgürlüğün...
Ve seviştikçe yabancılaşıyoruz bir birimize, ama böyle değildi önceden,
Nice savaşlar vermişken sevişmelerimizin aşkına,
Nice ter dökmüşken hakkıyla ellerimizle parçalayarak aldığımız hakkımızla...
Böyle olmamalıydı yabancı...
Yasaklarımız yasallaşırken birbir, ruhumuzdaki ve ruhundaki yobazla tanıştık...
Artık sen, ben ve bir biriyle paylaşması gereken herşeyi paylaşmış bir ilişki kaldı ardımızda...
Eskiden böyle değildi, yasaklarımızla yaşadığımız hiçbirşey böyle değildi...
Yasaklarımız insanlaşmamızın bir kuralıydı belki çok geç anladık...
Yasaklarımızın, yasak olmasını söyleyen mikrofondaki adam, yasallaştırırken tüm günahları, duasına sığındı bu biçare ruhların....
Ve ayıp kazandı....
Sen gidersin yollar gider,
Bir boşluk büyür içinde kurtulamazsın,
Kaç yangın sönüp gitmiştir avucunda,
Kaç elveda ateşlenmiştir sigaranın ucunda,
Sen gidersin yıllar gelip geçer,
Unutmaya yüztutar acıların,
Yosunlaşır ondan kalan tüm hatıraların,
Üstünü kapatır ay ışığı sonsuz yalnızlığının,
Sen gidersin hayaller gider,
Kaç umutsuz vakasın bilinmezlerin ruhunda,
Kaç anlamsız saçma sapasın gecenin koynunda,
Hangi rüyasın gecenin üçbuçuğunda,
Sen gidersin acılar gider,
Artık hissetmezsin vurduğu yeri hayatın,
Sana saklı kalır en sevdiğin nakaratın,
Ucundan dönecekmiş gibi yalnız acılarının,
Sen gidersin ben gider....
Sen gidersin gitmek bitmek bilmez, karanlık çöker odama lambalar yeterince aydınlatmaz, kırılır içimdeki masum adam, suçlusu ben olurum sana dokunmaz. Oysa her ücra köşede sana ait bir hayal ve o hayale ait bir adam vardır. Oysa yalnızlığıyla yokettiğim tüm bedenim külleriyle avuclarında durmaktadır. Oysa vakit tam gelmen vaktidir ve sen gelmek için birçok mazeret bulabilirsin, yalanda olsa kabuldür bu yürek...
Sen gidersin herşey gider seninle teker teker, geride kalanların hesabını ilkokul çocukları bile çözer....
Eksiliyor acılar, yokluğun acımıyor artık...
Dünüme bir kulp takıp anılarım demiyor dilim...
Gazeteler yazmıyor ismini hiç bir köşe yazısında...
Adresin yok, gözlerin kayıp...
Bu acılar içinde yokluğun ayıp...
Çözülmeyen bir bilmecesin...
Yada unutulmuşluğun en anlamlı örneği...
Geceye yazarken ben resmini...
Damlalarca akar kör kuyularım...
Unuturum her gece uyurken bensiz rüyalarımda...
Aklıma düşüyorken her anlamsız dünya karmaşasında...
Kanım çekilip yokoluyorken yarım yamalak aşk sancılarında...
İçimde solup gider sensiz uykularım...
Çöz çözebilirsen hadi beni...
Kes boynumda sözlerinden ilmiklerini...
Bir teliyle bile yakarken bildiklerimi...
Derin bir kuyu bul at kimsesiz umutlarımı...
arkadaslar cok guzel hepsi elleriniz dert görmesin gönül isterdiki zaman bulabilseydim bu yarısmada olmayı cok isterdim ama sağlık olsun
ben flash007 yi çok beğendim çok yaratıcı olmuş yapan arkadasımın ellerine sağlık sadece yazılar biraz önemsiz kalmıs sanırım ama yinede 10 üzerinden 9 veriyorum tebrikler arkadasım...
Artık yüzün yok geri dönmelere biliyorum,
Gözlerin paramparça belkide dönüşlerine,
Asılmış çehrende onca harabeyi taşırken düpedüz,
Kırmızı kalemle yazıyorum her ayrılığımızın başlığını unutmayayım diye,
Şimdi kimse köle değil eskisi gibi aşklara biliyorsun,
Dilin damağın kurumuş dön dememi bekliyorsun,
Oysa dönmeni isteyecek o kadar sebebim varken,
Nasıl dön ne olur diyemediğimi ben bile anlamıyorum,
Umudu çizdim renkli kalemlerle ömrümün her köşesine,
Her soğuk köşede seni ovuşturdu ellerim sıcak kalsın diye,
Kırılmış, ıslanmış onca şeyi bırakmışken geriye,
Dön demenle başlar hece, gidişinle biter gece....
sonunda sonuna geliyorum seni beklemekle gecen gecelerin...
artık vazgeçtim...
bu adam bu kalp vazgecti beklemeye adadığı tüm gecelerini...
geceler dedimde israf edilmiş kaç geceme bedelsin sen...
kaç yarım söndürülen sigarama, kaç ıslak çerçeveye yüzünde damlalar...
arkana bakarkende böyleydi ve halada böyle bu rüya...
bitmek bilmiyor hayallerinin arasında bu dünya...
yer, gök ve deniz ve hatta tüm doğa saklarken özünü kalbinde...
içimde sana açan yalnız gülleri anımsatıyor bu yokluğun...
tüm galaksi ve yıldızlar resmini çiziyorken gökyüzüne...
kölesi oluyorum gözlerimin, alamıyorum yıldızlı senlerden...
herşey biraz ıslak işte, masam, kalemim, pencerem ve bulutlar bile...
şimdi vazgeçme zamanı biliyorsun, vazgeç hadi benden...
hayaller bile olsa çalma kapımı hergece saat bilmem kaçta...
kitap okumama bile izin vermezken böyle sinsice...
senden vazgeçmenin yolunu nasıl bulabilirim sence...
ben bir ressam yasak yüzünü çiziyorum tuallere...
olmayan yüzünü kazıyorum çiviyle...
iki nakaratı şarkı söyleyeni sanatçı sayıyorlar...
ben kanımla çizmişim seni hayatımın tualine...
ve artık bende sanatçıyım sensiz kaderimde...