İddaa neden zor kazanılır?
Zaten futbol maçlarını izleyip sonuçları tahmin ediyorduk. Tahminlerimizle para kazanma fırsatı sunan `İddaa` oyunu bu nedenle çok tuttu. Ancak bu işin pek de kolay olmadığı çabuk görüldü.
Herhangi bir maçı doğru tahmin etme olasılığı yüzde 70 olan bir oyuncunun dört maçın tümünü doğru tahmin etme olasılığı yüzde 25. Yüzde 50 başarısı olan bir oyuncunun dört maçı tahmin etme olasılığı ise yüzde 6`ya düşüyor.
Spor Toto Genel Müdürlüğü lisanslı, futbol maçları sonuç tahmini bahis oyunu İddaa, birkaç yıldır internet ile sınırlı olan bahis çılgınlığını köşebaşındaki bayiye kadar getirdi ve oyun birkaç ay içinde Sayısal Loto ve Milli Piyango`yu aşan bir popülarite kazandı. İddaa`yı bu kadar cazip kılan, Türk halkının futbol aşkını ve kısa yoldan para kazanma merakını bir araya getiren bir oyun/ piyango olması olsa gerek. Zaten futbol maçlarını izliyorduk, sonuçlar üzerine tahmin yapıyorduk; şimdi bir taraftan bunları yapıp bir taraftan da az çok para kazanma heyecanını yaşamak fena olmuyor gerçekten de.
Ancak çok büyük çoğunluğumuz için bu heyecan ve kurmaya başladığımız hayaller, ya Fransa 2. liginden gelen bir son dakika golü haberi ya da Siirt Köy Hizmetleri oyuncusunun penaltıyı kaçırması ile suya düşüyor. Futbol topunun yuvarlak olmasına belki de ilk kez bu kadar bozuluyoruz. Ve şüphelenmeye de başlıyoruz, "acaba bu İddaa`cılar bizi bir şekilde kandırıyor mu" diye. Aşağıdaki satırlarda İddaa ve benzer bahis oyunlarındaki oranların nasıl belirlendiğini, İddaa organizasyonun nasıl kâr ettiğini ve kârını artırmak amacıyla oyuncuları herhangi bir yönlendirmeye tabi tutup tutmadığını (örneğin, sürpriz sonuçları tercih etmeye teşvik etmek gibi) anlamaya çalışacağız.
Oranların hesaplanması
İddaa`daki oranlar, meraklılarının iyi bildiği gibi, basit bir formül ile oluşturuluyor. Organizatörler her üç sonuç için kendi değerlendirmelerine göre birer olasılık belirliyorlar. Ev sahibi galibiyeti=.60, beraberlik=.25, deplasman galibiyeti=.15 gibi. Sonra bu olasılığın toplam olasılıklar (ya da olasılıklar toplamı, yani `1`) içindeki payına göre bir oran hesaplıyorlar. Örneğin, gerçekleşme olasılığı yüzde 25 olarak öngörülen sonuç için 1/.25 formülü ile 4.0 oranı ortaya çıkıyor. (İddaa`daki `çifte şans` ve `ilk yarı sonucu-ikinci yarı sonucu` oyunlarındaki oranlar da aynı olasılıklarla tutarlı olarak belirleniyor.) Ancak, işletme maliyetlerini karşılamak amacıyla ve piyasadaki tekel gücünden de faydalanarak bu sayılar belli bir katsayı oranında azaltılıyor. İddaa oyununda söz konusu katsayı 1.2. Yani İddaa organizatörlerince yukarıda 4.0 olarak hesaplanan oran 1.2`ye bölünerek 3.3 elde ediliyor ve oyuncunun karşısına çıkan oran 3.3 sayısı oluyor. İnternet üzerinden bahis oynatan şirketler kendi aralarında daha büyük bir rekabet yaşadıklarından, bu katsayının 1.1 civarına kadar düştüğü ve İddaa`dan daha yüksek oranlar yayımladıkları bilinmekte. Örneğin, yukarıda İddaa`nın 3.3 olarak belirlediği oran, diğer şirketlerde 3.6 olabiliyor.
İddaa`nın kâr marjının yüksekliği yalnızca oyunculara sunduğu düşük oranlardan kaynaklanmıyor. Yine internet bahis şirketlerinden farklı olarak, İddaa oyuncuların en az dört maç için tahminde bulunmasını şart koşuyor ve asıl kârı da buradan sağlıyor. Çünkü en iyi tahminci bile, kendini sadece 4 maç ile sınırlasa bile, büyük ihtimalle bir yerde yanılıyor. Herhangi bir maçı doğru tahmin etme olasılığı yüzde 70 olan bir oyuncunun 4 maçın tümünü doğru tahmin etme olasılığı yüzde 25 [=.7Ë.7Ë.7Ë.7]civarında. Herhangi bir maçı doğru tahmin etme olasılığı yüzde 50`ye düştüğünde ise dört maçı da doğru tahmin etme olasılığı bir anda yüzde 6`ya iniyor.
Peki, kazanma şansının bu kadar düşük olduğu bir ortamda oyuncuların organizatörler tarafından belli tahminleri yapmaya yönlendirilmesi söz konusu mu? Bu soruyu cevaplamak amacıyla 9-29 Kasım tarihleri arasında İddaa oyununda yer alan 630 maça ait oranları ve gerçekleşen sonuçları içeren bir veri tabanı oluşturduk. Tabloda görüldüğü üzere, 630 maçın yaklaşık yarısı olan 283 tanesini ev sahibi takımlar kazanırken geri kalan maçlar beraberlikler ve deplasman galibiyetleri arasında eşit olarak dağılmış. İddaa`da yer alan oranların (yukarıda bahsettiğimiz oran=1/ (olasılık Ë 1.2) formülü ile) tekabül ettiği olasılıklar bu dağılım ile büyük ölçüde tutarlı. Her üç sonuç için İddaa`da belirlenen olasılıkların 630 maçtaki ortalama değerlerini aldığımızda gerçekleşen oranlara çok yakın sayılar elde ediyoruz. Tablonun (1) ve (2) numaralı sütunlarındaki yüzdeleri karşılaştırdığımızda hata payının sadece yüzde 1-2 civarında olduğunu görüyoruz.
İddaa`daki oranların genel anlamda gerçek maç sonuçlarıyla tutarlı olması, maç bazında da doğru tahminler yapıldığı anlamına gelmiyor. Yayımlanan oranlara bakarak İddaa organizatörlerinin hangi sonucu (ya da sonuçları) en olası gördüklerini ve bu tahminin doğru çıkıp çıkmadığını maç bazında incelediğimizde ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. İddaa`cılar hiçbir maçta beraberliği en olası sonuç olarak görmüyorlar. Yani, beraberliğe verilen oran hiçbir maçta diğer oranların her ikisinden de küçük değil. Buna karşılık, maçların yüzde 79`unda (495/630) ev sahibi galibiyeti, yüzde 23`ünde (143/630) ise deplasman galibiyeti öngörülüyor. Burada (tablonun (3) numaralı sütunu) toplamın yüzde 100`den fazla çıkmasının sebebi bazı maçlarda (veri tabanımızda sekiz tane böyle maç var) iki sonuca eşit olasılık verilmiş olması.
Gerçekleşen sonuçlarla bu öngörüleri karşılaştırdığımızda İddaa`cıların maç bazında çok da iyi tahminciler olmadıkları ortaya çıkıyor. Tablonun (4) numaralı sütununda görüldüğü üzere, 283 ev sahibi galibiyetinin 248 tanesini (yüzde 88) doğru tahmin ederek ev sahibi galibiyetlerini tahmin etmede başarılı olmakla beraber, aynı beceriyi diğer sonuçlarda gösteremiyorlar. Söz konusu oran, beraberliklerde yüzde sıfır (0/174) ve deplasman galibiyetlerinde yüzde 39`a (67/173) düşüyor. Genel anlamda ise yüzde 50`lik (315/630) bir başarı söz konusu. Bu noktadaki dengesizlikten, kötü niyet algılamak yerine organizatörlerin de, aynen oyuncular gibi-maçların yarıdan fazlasının bu iki sonuçtan biriyle biteceğini bilmelerine karşın-beraberlikleri ve deplasman galibiyetlerini öngörmede zorlandıkları sonucunu çıkartabiliriz. Bu durumun oyuncular için, beraberlikleri doğru tahmin etmeye odaklanıp, bu sonuca verilen görece yüksek oranlardan yararlanma fırsatı yarattığı dahi söylenebilir.
Tahminlerin değerlendirilmesi
İddaa oyununda yer alan oranların objektif olarak belirlenip belirlenmediği konusunda daha kesin bir yargıya varmak amacıyla, veri tabanımızdaki 630 maçtaki her 3 sonuç için belirlenmiş tüm olasılıkları (630x3= 1890 tane) büyüklüklerine göre 20 grupta topladık ve her bir gruba dahil sonuçların gerçekleşme oranlarını inceledik. Örneğin, organizatörlerce yüzde 25`lik bir olasılık öngörülen 125 sonucun (bunların arasında hem galibiyetler hem beraberlikler bulunmakta) 33 tanesinin gerçek sonuç olarak ortaya çıktığı, yani gerçekleşme oranının yüzde 26.4 olduğunu bulduk ki bu öngörülen olasılık olan yüzde 25`e çok yakın bir sayı. Analizdeki genel durumu özetleyen grafikte de görüldüğü üzere, İddaa`da düşük olasılık verilen sonuçların gerçekleşme oranı da aşağı yukarı aynı oranda düşük. Buna karşılık yüksek olasılık verilen sonuçların gerçekleşme oranın da yüksek olması, oranların gerçekçi bir şekilde belirlendiği yargısını teyit edici nitelikte.
Sonuç olarak, İddaa organizasyonu sunduğu düşük oranlar ve en az dört maç tahmini yapma şartını koşmasından dolayı eleştirilebilir. Öte yandan, elimizdeki veriler, yayımlanan oranlarda herhangi bir yönlendirme olmadığını ve organizatörlerin oranları belirlerken ellerinden geldiği kadar objektif davrandıklarını gösteriyor. Ancak ilgili literatürde çok kez belirtildiği üzere, bu objektifliğin, bahis şirketlerinin oyuncuları çok düşünmelerinden değil, birçok müşterilerinin aksine, risk almayı sevmemelerinden kaynaklandığını not etmekte fayda var. İddaa`cıların maç bazında çok iyi tahminci olmamaları ise, oyunculara onlardan daha doğru tahminler yaparak para kazanma fırsatını -düşük bir olasılıkla da olsa- sunmakta.
Yrd. Doç Cem Başlevent: İstanbul Bilgi Üniversitesi, Ekonomi Bölümü
Avrupa birliği bize tarih verebilir gelişmeler bu noktaya kadar geldi eger tarih alırsak büyük bir başarıdır bunu bilmek lazım ama bize şartsız kesinlikle tarih vermezler hadi hayırlısı...
CNN TARAFINDAN DUYURULDU
LÜTFEN KONTAKT LISTENIZDEKI HERKESE GÖNDERINIZ.!
LÜTFEN DIKKAT !!!!
Dikkat Bugün itibariyle hayatimiza yepyeni yaratilmis bir virüs girmektedir.
Yeni virüs Microsoft tarafindan simdiye dek sisteminize en büyük zarari verebilecek virüs programi olarak nitelendirilmistir..! Bu virüs dün ögleden sonra McAfee firmasi tarafindan bulunmus olup henüz virüse karsi hiç bir savunma gelistirilememistir.!
Virüs basitçe hard disk üzerinde sifir sektör olarak tanimladigimiz bölümü kullanilamaz hale getirmektedir ki, bu bölüm bilgisayarinizin tüm sanal belleginin ve sistem bilgilerinin saklandigi yani bilgisayarinizi kullanmaniza olanak veren bilgilerin depolandigi kisimdir.
Virüs su sekilde aktif hale gelmektedir:
Virüslü dosya aktif hale geldikten sonra kontakt listenizdeki tüm alicilara "A Card For You" konu baslikli bir mail olarak kendi kendini göndermektedir. Eger alici bu sanal karti açarsa, öncelikle bilgisayari kitlenmekte ve kullanici bilgisayarini yeniden baslatmak zorunda kalmaktadir. Ctrl+alt+del tuslari veya reset tusuna basildiginda ise, virüs islevini göstermekte ve sifir sektörü bozmaktadir, Bu da hard diskinizin kalici olarak devre disi kalmasi anlamina gelmektedir. Virüs Dün New York da çok kisa bir süre içinde büyük panik yaslanmasina sebep oldu, duyurulan bir habere göre; bu mail Microsoft çalisanlarinca dahil alinmis durumda.
"A Virtual Card for You." konu baslikli bir mail i ASLA AÇMAYINIZ.
Böyle bir mail aldiginiz takdirde göndericiyi tanisaniz bile mail i açmadan direkt olarak siliniz.
Takma saç ve üniforma paltolardan önce
vardı ırmaklar, candamarları gibi ırmaklar,
aşınmış dalgalarının tepelerinde kondor'un ve kar'ın
kımıltısızca durduğu sıradağlar vardı:
nem ve yabanıl orman da bulunurdu, henüz
adı olmayan şimşek, gezegenimsi bozkırlar.
İnsan topraktı, kaptı, titreyen bataklığın
gözkapağı, bir çeşit balçıktı,
Karaib maşrapası, Chibcha taşıydı,
sultan kupası ya da Arauco çakmaktaşıydı.
Genç ve acımasızdı, gene de kanlı kristalden
yapılma silahının kabzasında basılıydı
dünyanın başharfleri.
Onları
ansıyamadı sonraları hiçkimse: rüzgâr
unuttu onları, toprağa gömüldü
suyun dili, yitirildi anahtarlar
ya da boğuldu sessizlik ve kanda.
Yaşam yitirilmedi, çoban kardeşlerim.
Ama yabanıl bir gül gibi
düştü kızıl bir damla ormana,
ve bir yerlambası söndü.
Öykünün akışını anlatmak için buradayım.
Yaban öküzünün barışından
dünyanın bir ucunda kırbaçlanan
sahillere dek, Antartik ışığıyla toparlanmış
köpük yığınlarında ve bunaltan
karanlıklarda, Venezuella sakinliğinin
dikkaya oyuklarında aradım
seni, babam benim,
karanlığın ve bakırın genç savaşçısı,
ya da seni, gelinlik bitki, yatırılmaz saçörgüsü,
ana-timsah, metalik güvercin seni.
Ben, dipçamurun gururlu İnkası
dokundum taşa ve dedim ki:
Kim
bekler beni? Ve ezdim bir avuç
sırçayı parmaklarım arasında.
Gene de dolandım durdum
zapoteka-çiçekleri arasında,
ve ışık bir geyik kadar yumuşaktı
ve gölge yeşilce bir gözkapağı.
Sen memleketim benim, adsız, Amerikasız,
gündönümünün taçyaprağı, erguvan mızrak,
köklerimden sürünür kokun tepeme dek,
boşalan kadehime dek, en taze söze dek,
henüz ağzımdan doğmamış olana dek.
Sivas'ta Ulu Camii avlusunda çocuklar
Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:
-Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!
Hükümet konağının yanında biri
Bir kemik kalmış bir deri...
'Boya cila yimbeş,boya cila yimbeş' diye ağlıyor
Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.
Garipler Pazarı'nda körpe çocuklar
Yorgunluktan güzelim yüzleri al al...
Öldüren bir çığlık dudaklarında:
-Boş hamal!boş hamal!boş hamal!
Nane satan su satan yetim çocuklar
Şarkı söyleyemediler güneşe aya...
Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
Ne oyun oynamaya...
Bezirci'de,Yüceyurt'ta Altıntabak'ta...
Çocuklar var incecik yüzleri nurdan
Ama toz toprak içinde elleri ayakları
Oyuncakları çamurdan...
Ve günahkar çocuklar,suçlu çocuklar
Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi
Bu suç bizim suçumuz,bu günah bizim
Affedin bizi.
Gökteki yıldızlar kadar sayısız
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları
Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!
Alın bu gözleri benden,alın bu yüreği artık
Utanıyorum yaşamaktan.
Eğer kral olsaydım.! Çiğneyerek tahtımı
Memleketin halkını dizlerine sererdim.
O kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı
Bir tek bakışın için sana feda ederdim.
Eğer Allah olsaydım.! O heybetli, o derin
Kainatın, semanın, denizlerin, her yerin
İrademin önünde eğilen meleklerin
Sevgilim bir busene hepsi senindir derim
Sonbahardan sonra ağaçlar
Hep duman açar Ankara'da
Saksılarda yeşil bir yalnızlık
Uzayıp gider ev tutsaklığında
Kış boyu rüzgarsız ve çiçeksiz
Ne gün kalır güneşin yüreğinde
Ne şafak ne sabah
Kar altında dilsiz ve sessiz
Bir tohum gibi bekler baharı
Taş üstünde topraksız çaresiz
Sonbahardan sonra Ankara'ya dair
Hep aynı sözler söylenir
Ama yağmur
Yine utanır yağarken
Kar yine yağmadan kirlenir
Sonbaharda sonra Ankara^Òda
Yalnızca kuşların isyanı vardır
Bakarsınız bir akşamüstü
Bütün ağaçlar kuş açmıştır
Ve gökyüzü meydanında
Kuş dilinde bir miting başlamıştır
Bir çığlıktır artık yaşanan
Sözcükler yetmez anlatmaya
Notalar fırçalar susar
Çünkü mitingden sonra kuşlar
Kırıp kanatlarını
Ankara^Òya ölüm bırakırlar
Türkiye Kupası 2. Kademe maçlarının programı belli oldu. Futbol Takımımız, Göztepe ile 22 Aralık Çarşamba günü saat 13.00te Alsancak Stadında karşılaşacak.
Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, kupada 21, 22 ve 23 Aralık tarihlerinde yapılacak 2. kademe maçlarının programı şöyle:
21 Aralık Salı
13.00 Ankaragücü-Vestel Manisaspor (Ankara 19 Mayıs)
keyfe keder bir aşktı bu
aşkın özetindeki ana tema yaşadıkça çoğaltır sanarken kendini
kendimi çoğalır zannederken, seni çoğalır zannederken
birgün buluşma yerindeki masada kimse yoktu.
Dönüp baktığında aşk baba
Hesap soracak muhatap bulamadı.
Sen!
bütün güzelliklerin gözesi,
gözümün gördüğü her yerde
senin endamın,
sevda şakıyan kuşlarda
sesin,
yaprak yaprak gülümsüyor
bana,gözlerin...
bugün!
çağlayanlar kurulu içimde
sindire sindire emiyor
tenim,
ayın şavkında bu yürek
sen kaynaklı okyanuslarda
senli hayaller dokuyorum
elele gönül tezgahında
akşam!
sinsi sinsi sızıyor
daha bir derin vuruyor
özlemin,
saatler gün dönümünde
akrep de,yelkovan da
on ikinin kalbinde
ve benimlesin
şiirleşen her mısrada
konuşan dilimdesin
uydulardan yayılıp
rüzgara binen
sesim
denizlere selam verip
dağlara teğet geçsin...
ve sen!
büyük bir olasılık
penceredesin
rüzgarı dinleyip
hasret içersin
önce derin bir nefes
sonra da güleceksin..