ykalaman

ykalaman

Üye
03.03.2004
Uzman Çavuş
7.488
Hakkında

  • Konu: Üzgünüm
    Üzgünüm


    günüm
    ardımı sana döndüğüm için
    çok üzgünüm
    tek isteğim ısıtmaktı biraz
    renklerinle ezdiğin belimi

    yorgunluğum
    söz yeter sanıyorduk
    açık konuşalım derken
    kara sularına döndü başım
    gecende yalanladın beni
    taciz yedim sürüldüm açıklarına
    az gittim uz gittim

    bir iç deniz boğulmuyor neyse
    iyi yüzdüğünden değil
    zamanında poseydon torpillediğinden
    o gün bu gündür hep aynı bu
    bir dalga batınca diğerini büyütüyor

    sözü baştan alalım biz de
    ne gün olsun ne gece
    mırıldanışını konuşalım anlamın
    şarkıya zorlayalım sözü
    zorlayalım zamanın akışını da

    bir ağaç
    dibinde dona kalmış kertenkele
    ne kadar gerçekse
    o kadar gerçektir
    yeşilin uzanışı da
    dallarıyla el açtığı göklere

    ama ben kökleri savunacağım
    kertenkeleden çözülüp
    tırmanışı haykıracağım gövdeye
    yeşili onayacağım
    uzanıp okşanabilene dek
    o gözüpek
    o zihni açık mavi saçlara

    kendini kendi enkazından sakın
    bilmediğin acılardan bahsetme
    bilmediğin savaşları başlatarak
    gecenin karasında rengini yitirme
    anlayarak düşleyelim an ı
    bir daha yüzleştiğimizde

    bir ağacı sev önce sürüngence
    ismin üçüncü tekil ve çoğul halini anla
    birinci tekil ve çoğuluna eziyet etme
    anlaşırsak... böyle sevgiliyiz
    ve böylelikle
    doğru yerinden süzülürüz zamana
    söz şarkılarında gün üzgün
    günümüz bir an olsa bile

    Ömer Serdar
#22.01.2005 11:21 0 0 0
  • Bir Organ Nakli Gibi Sevmiştim Seni


    Bir organ nakli gibi sevmiştim seni;
    Çürük gözlerine bağışlanan ellerim,
    Yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim..
    Darmadağın kadınların,darmadağın ettiği erkekler gibi
    Sevmiştim seni...
    Çok eskitilmiş bir aşkın hatırlanması,
    Sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması
    Aslında işin açıkçası;
    Rüzgarın fırtınaya dönüşmesi gibi
    Hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
    Geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi

    Sevmiştim seni...
    Ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi,
    Neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
    Ortalık yerde durup dururken
    Sevmiştim seni...
    Atlara kalırsa çoktan kaybettik savaşı,
    Mızraklar kırıldı,kalkanlar delindi,ganimetler paylaşıldı.
    Kasaba meydanında birbirini dövmekten
    Yorulan iki kovboy gibi,
    Bir tabancanın namlusuyla tetiğiyle,
    Kendisinden farklı,
    Kendisinden ayrı,
    Bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi,
    Aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi,
    Katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşla
    Sevmiştim Seni...

    küçük İskender
#18.01.2005 10:30 0 0 0
  • Vazgeçilmezimdin


    Yakınlaştıkça kaybolan
    bir kente dönüşürdün
    Keşfedilmezim olurdun
    içinde yolculuk etsem de...
    Günahkar mevsimimdin.

    Hiç umut yoktu sende
    o yüzden vazgeçilmezdin,
    vazgeçilmezimdin...

    Cezmi Ersöz
#17.01.2005 16:45 0 0 0
  • Yüzde Yüz/Süzlük Yeni Bir Yüz


    götürür
    uykulu atları onları
    çarmıhlar çıkmazına'
    -Lorca-

    (artıktık artık):

    uğultuların artığıyız be çocuk
    spermlerin, rahim kanlarının, eski dolunayların
    kesilip yakılmış yabanıl ağaçların, susan dağların
    aldatılmış avuntuların, kirli lavaboların, anlaşılır günahların
    ezberlerin, 'ilk'lerin, dinmeyen şehvetlerin
    ve kimsesiz özlemlerin, tanıdık kederlerin, zalim yenilgilerin
    apansız sevinçlerin, gündelik zaferlerin;

    -zaferler tiner gibi uçucu, yenilgiler kalıcıdır...-
    *
    bayat yenilgilerle
    tükürülmüş hayatların gündüzlerinde
    ve miyop gözlerinde, yorgun gölgelerinde
    artık
    artıkların da artığıyız biz
    geceleri bir yıldız ansızın kayarken gökte
    düşün ki milatların tortusuyuz biz...
    *
    daha yorulur günler, güller anısı, dikeni kalplerimizde
    hasretim tabutunu da taşır
    kaç bahar vurulur hırslı, telaşlı günlerimizde?

    bakabilsek utanacak, duyabilsek ağlayacaktık
    ne upuzun yaşayacak cesaretimiz
    ne an'lara, günlere iz bırakacak sabrımız kaldı
    herkes geldi ve gitti
    vicdanlarımızda yalan yanlış nice iz kaldı...
    *
    çok inançlar: kutsayıp tapınışlar
    yok! yok inançlar: tükenerek, savrularak kalışlar!
    çok aşklar : yok aşklar...
    *
    yüzde yüz/süzlük yeni bir yüz
    artık
    tükürülmüş
    hayatların
    gündüzlerinde
    böyle
    savrulacaktık!

    karaya
    vurmuş
    yaralı
    martılar
    gibi
    yalnız
    yaşayacaktık!
    *
    yaşayıp
    yaşamdan
    çok
    şey
    umarak
    yetişkinler ormanında kaybolacaktık!

    kaybolacaktık
    kaybolmakta yeni bir yol var sanarak...
    *
    iradesiz iştahlarımızla
    vicdanlar emzirip günleri avutacaktık
    sanal aşklar, nankör şehvetler arasında
    ağrıyarak körleşen duyularımızla
    buruşturup yılları anısız kalacaktık...

    hayatlarımıza hükmeden dişliler arasında
    günlerimizi ihanetle kutsayıp
    özgürlüklerimizi domates gibi satacaktık

    artıktık
    artık
    satacaktık... satacaktık!
    *
    saman balyaları gibi oturup yılların sofrasında
    ağrılarla uyuyup çağrılarla uyanarak
    zaaflarımızla kol kola dolaşacaktık
    1+1+1=0
    artık
    yeni artıklar olacaktık

    Yılmaz Odabaşı
#17.01.2005 16:42 0 0 0
  • Yokluğundaki Sen


    Yine yalnız değilim her zamanki gibi
    Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

    Aramızda yirmibeşbin kilometre
    Sen kıştasın ben yazdayım
    Sen bir yarısında dünyanın
    Ben öte yarısındayım
    Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
    Daha da bir gönlümcesin
    Varlığından bin kat güzel
    O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
    Ve en gizlerden konuşurken ellerin
    İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
    Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden

    Aziz Nesin
#17.01.2005 16:41 0 0 0
#14.01.2005 18:21 1 0 0
  • Bitti O Sevda..


    Bitti o sevda kesildi cigliklari martilarin
    Su gibi bitti, suya karsit gibi bitti
    Itti kiyiyi adina deniz dedigimiz birsey
    Unuttuk ikimiz de her turlu yetinmezligi
    Kaybetti kumarda gozlerim
    Kaybetti kumarda gozleri.

    Bir koru ruzgarlandi gogus boslugumuzda sanki
    Uzaklasti agaclar birbirlerinden
    Yakinlasti agaclar birbirlerine
    Yani her soluk alip verisimizde bizim
    Bir mekik gibi kalbin
    Bir mekiki gibi kalbim
    Isleyip durdu bu yitikligi yeniden.

    Ne kaldi
    Farkinda misin bilmem
    Gunduzler..
    Gunduzler biraz azaldi.

    Edip Cansever
#14.01.2005 08:26 0 0 0
  • Konu: Bedreddin
    Bedreddin


    1. bedreddin

    mübalağa aksam olur

    güz, nefti dolaklarını kuşanır da gelir
    yaprağın fetrete düştüğü zaman

    sen ey yaz günlerini
    top top ak çuhaya tebdil eyleyip
    ve bir solgun gülümseme olarak
    eğnine giyen saman

    buyur otur
    şeyhim
    samanyollarının ilik sedirine uzan
    uzun, görklü ve sof
    yüzünü bizden yana dondur
    bize buğdayın ateşini
    gözlerin tımarını
    ve hüznün varidatını anlat

    elini elimize dokundurmadan

    sen ki öldüğü yere
    bir kök sümbül bırakır gibi
    usulca sevdalar bırakan
    ovaların ve kartalların musahibi

    ne zaman diye sorma, ne zaman
    yaprağın fetreti gülün kıyamına
    gülün kıyamı ağacın isyanına
    dönerse iste o zaman

    mübalağa aksam olur
    güz, nefti dolaklarını çıkarır da gelir

    elini elimize dokundurmadan

    Hilmi Yavuz
#13.01.2005 19:10 0 0 0
  • Konu: Vay Kurban
    Vay Kurban


    Dağlarının, dağlarının ardı,
    Nazlıdır.
    Uçurum kıyısında incecik bir yol
    Gider dolana - dolana,
    Bir hastan vardır, umutsuz,
    Belki Ayşe, belki Elif
    Endamı kuytuda başak,
    Memesinin, memesinin altında,
    Bir sancı,
    Bir hayın bıçak...

    Ölüm bu,
    Fıkara ölümü
    Geldim, geliyorum demez.
    Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
    Ya da seher, mahmurlukta,
    Bakarsın, olmuş olacak.
    Bir hastan vardı umutsuz,
    Hasreti uykularda,
    Hasreti soğuk sularda.
    Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
    İki mavi, kocaman korku çiçeği,
    Açar, derin kuyularda...

    Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
    Hiç akıl edip de düşünen var mı?
    Gün kimin hesabına tutar akşamı,
    Rahmetinden kim demlenir bulutun,
    Hayırlı evlat makina
    Nasıl canavar kesilir.
    Kurdun, karıncanın rızkını veren
    Toprak nasıl ayartılır,
    Yüz vermez topal öküze,
    Ve almaz koynuna kara sabanı.

    Sepetçioğlu'm kömür işçisidir,
    Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif
    Mal, haraç - mezattır,
    Can, pazar - pazar.
    Kırmızı, ak ve esmer,
    Yumuşak ve sert buğdaları
    Yaratan ellerin sahibidir bu,
    Kör boğaz, nafaka uğruna,
    Haldan düşmüş, tebdil gezer...

    Dağlarının, dağlarının ardı
    Nasıl anlatsam...
    Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
    Çırılçıplak,
    Vay kurban...
    'Kimbu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.'
    Yiğitlik, sen cehennem olsan bile
    Fedayı kabul etmektir,
    Cennet yapabilmek için seni,
    Yoksul ve namuslu halka.
    Bu'dur ol hikayet,
    Ol kara sevda.

    Seni sevmek,
    Felsefedir kusursuz.
    İmandır, korkunç sabırlı.
    İp'in, kurşun'un rağmına,
    Yürür pervasız ve güzel.
    Sıradağları devirir,
    Akan suları çevirir,
    Alır yetimin hakkını,
    Buyurur, kitabınca...

    Gün ola, devran döne, umut yetişe,
    Dağlarının, dağlarının ardında,
    Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
    Bir te başak tanesi bile dargınkalmayacaktır,
    Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
    Sıkıysa yağmasın yağmur,
    Sıkıysa uykudan uyanmasın dağ.
    Bu yürek, ne güne vurur...
    Kaçar damarlarından karanlık,
    Kaçar, bir daha dönemez,
    Sunar koynunda yatandan,
    Hem de mutlulukla sunar
    Beynimizin ışığında yeraltı.

    Her mevsim daha genç, daha verimli,
    Sunar, pırıl - pırıl, sebil,
    Ömrünün en güzel aşk hasadını,
    Elimizin hünerinde yeryüzü.
    Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
    Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
    Şafakla doğan işgücü.
    Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
    Ol kitapta böyle yazılıdır,
    Ol sevda, böyledir çünkü...

    Ahmed Arif
#13.01.2005 19:09 0 0 0
  • Acıya Kurşun İşlemez


    Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır
    Çığlıklarla parçalanmış uykularda
    Buruşturulup atılmış aşklarda
    Ve çalınmış mutluluklardadır
    Ses ile yürek
    Büyük rüzgarların o yanık şarkısı
    Hala yüselir içimizden dağılır
    Coşkunun doruklarında sürer yankısı

    İlk kurban adanıtken bir nehire
    Korkunun ilk nişanında başlamıştır
    Gözyaşının ilk damlasından kalma
    yaslı baharlarla gelmiştir bugüne
    Kanla yazılan yasalarala
    Açlığın otağ kurduğu sabahlara
    Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir
    Acıya kurşun işlemez artık
    ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

    Yok bundan böyle ter yarası
    Zincir tusaklığı ve sabır
    Kırbaç yalvartması sessizliğin
    Can pazarı ve kahır yok
    Her şey yaşanan şu gün gibi gerçek
    Adımız halk olduğu günden beri
    Bir direnç olmuştur bizde sevinçler
    Şimdi acının her kuraklığında
    Onlar
    Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

    Boşuna değil bu ölürcesine sevmek
    Ve ölürken bile yürümek
    Boşuna değil
    Hep yatağı olduk tarihin ırmağının
    Yenilgilerle durulmanın
    Zaferlerle köpürüp kabarmanın
    Ama hiç bir zaman
    Anası olamadık geçmişi doğurmanın

    Yıdızlar ve sular tanıktır
    aç ve kavruk bir memeden
    Direnmeyi yudum yudum emen
    Bir çocuk gibi ögrendik
    Ve direndik
    Ordular kurduk türkü renklerinden
    Bütün ağıtları bir hücumda yendik
    Acıya kurşun işlemez artık
    Biz yaşamayı zulümsüz sevdik

    Adnan Yücel
#11.01.2005 10:21 0 0 0
#10.01.2005 19:41 0 0 0
  • Konu: dikkat
    eger sizi [EMAIL]dvorak@telkom.net[/EMAIL] adresınde bırı lıstesıne kaydtmek ısterse sakın kabul etmeyın.Bu bir virustur.bunu tanıdıklarınıza soleyın eğer sızın lıstenızdekı bırı onu kaydederse sızde virsu kapabılrsınz.kOPYALAYIN we bunu tanıdıgınız herkese gonderın
#10.01.2005 18:23 1 0 0
  • Mutlu Çelik hakemliği bıraktı...
    Birinci Süper Lig hakemi Mutlu Çelik, Mersin`de başlayan Süper Lig Hakemleri Ara Semineri sırasında hakemliği bıraktığını açıkladı.




    Mersin`deki Taksim International Oteli`nde başlayan seminere katılan ve izinsiz demeç verdiği gerekçesiyle ikinci kez 45 günlük hak mahrumiyeti cezası alan, ancak tahkim kuruluna yaptığı itirazı haklı bulunan Çelik, MHK Başkanı Sabri Çelik`in konuşmasının ardından ayağa kalkarak, ``Masalları dinledik. Hepinize teşekkür ediyoruz. Hakemliği bırakıyorum`` dedi. Çelik, daha sonra istifa dilekçesini MHK üyelerinin bulunduğu masaya bıraktı.
    Çelik`in, cezası nedeniyle seminere çağrılmadığı, ancak tahkim kurulunun yürütmeyi durdurma kararı üzerine seminere katıldığı öğrenildi.
    Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çelik`in istifasını işleme koyduklarını belirterek, ``Yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Geniş açıklamaları önümüzdeki günlerde yapacağız`` dedi.
#10.01.2005 07:52 0 0 0
  • Etki Ve Tepki


    En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
    sırf uzaklaşmak için,
    ve geride kalanlar
    birinin onlardan
    uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
    bir türlü tam olarak anlayamazlar.

    Charles Bukowski
#10.01.2005 07:48 0 0 0
  • Konu: Adam
    Adam


    Adam şapkasına rastladı sokakta
    Kimbilir kimin şapkası
    Adam ne yapıp yapıp hatırladı
    Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
    Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
    Bir kadın kimbilir kimin karısı
    Adam ne yapıp yapıp hatırladı.

    Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
    Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
    Adam bulut gibiydi, hatırladı
    Adamın ayaklarının altında
    Yıldızların yıldız olduğu vardı
    Adam yıldızlara basa basa yürüdü
    Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

    Cemal Süreya
#10.01.2005 07:46 0 0 0
  • 73 halk 1 Düşes


    I

    Mezopotamyada rüzgar
    Batıdan esmeye
    Devam ediyor

    Sizi asırlar
    Haşmetle yargılar
    Ağalar
    Olmayalım lokmamızdan

    Yapılırken oligarşik
    İnsan ayraçları
    Mezopotamyaya kitlenir bakışlar
    Tüm kurallar istisna olurken
    Sınanır karnaval havasında
    Denekler
    Tüttürüp puro sevdasını
    Alkışlar asiller

    Yorulmadan sınar düşes
    Fareler içinden
    Farenin kaderini
    Ve seçmiştir boyunlarını büktüren
    Katafalk iğnesini
    Seçmiştir içlerinden
    Ama her deneyin ardından
    Boşa gider emekler
    Ne bir itiraz eder
    Ne laf anlar denekler


    II

    Neden
    Diyerek çırpınır düşes
    Neden uzak doğudaki
    Çekik gözlüden
    Batıda tarif namelerle adı konmuş
    Vikingden
    Yarattığım insan sürüsünü
    Mezopotamyadan
    Yapamam


    Neden
    Diye çırpınır düşes
    Kavgayı kediler
    Öğrenir farelerden

    Öğrendi düşes
    Mezopotamyadan
    Dünyanın
    Karnını doyurmayı

    Ama öğrenemedi Mezopotamya
    Balkan
    Anadolu
    Ve Arap yarımadasıyla
    Dost olmayı

    Zaten
    Fareler için
    Bizim evde bile
    Ayrı kapanlar kurulur

    Oysa Mezopotamyada
    Her fare için ayrı kapan kurmanın
    Gereği yoktur

    Düşerler korkudan
    Tutunamazlar
    Düşerler korkuluktan
    Limanlarını
    Yontulardan
    Ayıramazlar


    III

    Mezopotamyada rüzgar
    Güneye esiyor

    Bir dük
    Ve bir düşes
    Nasıl geçmişse içlerinden
    Mütemadiyen parçalara bölündük
    Geceler
    Bu sefer
    Apansız
    Acıları silecek
    Düşes kalacak asıl
    Dük ölecek

    Biz geçmişi olmayanın
    Yaşayamadığını gördük
    Ama düşesin merhameti
    Apış arasından dökülür
    Yağdırır mihrabından yarattığı
    Dükün lanetini
    Bu melanet
    Düşesten hayrat
    Dükün azı dişinden
    Çıkmışsa da serenat


    IV

    Kimin bu topraklar
    Ve bizimse şayet
    Biz
    Neden didişmişiz
    Yıllar olmuş
    Kız almışız
    Kız vermişiz
    Zap suyuyla yıkanmadık mı
    Ve Seyhan karışırken Akdenize
    Egede
    Islanmadık mı
    Biraz uğraşsak
    Kızılırmak
    Fırata karışacak
    Ya biz
    Birbirimize
    Daha karışmadık mı

    Parantez içinden
    Çıkarın türküleri
    Mezopotamya da
    Kutsanmadan ninniler
    Dağılmasın buğular
    Açmasın sisler
    Neler var anlatacakları kim bilir
    Susun
    Uyanmasın ölüler

    Parantez içinden
    Çıkarın türkülerimi
    Yarin sabah bakışında
    Gün ağarmış
    Yüzüne bakamam
    Mezopotamya da
    Kurşun lekesi kana karışmış
    Artık susamam


    V

    Çığlık olup yağıyor düşes
    Yıllar yılı efradın
    Sabun köpüklerine meze edilmişken
    En çok biz
    Ağlamadık mı
    Efradın ispanya kıyılarından
    Sürülmüşken vahaya
    Seni ellerimizle
    Düşes yapmadık mı
    Gözüne dizine dursun
    Şu Mezopotamyada benim diyen
    Dillerin kopsun


    VI

    Asırların
    Taşıdığı yemini
    Ve bir düş tazeliğince takılan halkadan
    73 halkın
    Seçiliyor kefeni

    Gaipten dualar duyuyorum
    Size adı konmuş halkların
    Selamıyla geliyorum

    İsmail Cem Doğru
#07.01.2005 10:58 0 0 0
  • Geri Gelen Mektup


    Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

    Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

    Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.
    Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
    İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

    Hüseyin Nihal Atsız
#05.01.2005 07:27 0 0 0
  • Yalnız İnsan


    Yalnız insan merdivendir
    Hiçbiryere ulaşmayan
    Sürülür yabancı diye
    Dayandığı kapılardan

    Yalnız insan deli rüzgar
    Ne zevk alır ne haz verir
    Dokunduğu küldür uçar
    Sunduğu tozdur silinir

    Yalnız insan yokki yüzü
    Yağmur çarpan bir camekan
    Ve gözünden sızan yaşlar
    Bir parçadır manzaradan

    Yalnız insan kayıp mektup
    Adresimi yanlış nedir
    Sevgiler der fırlatılır
    Kimbilir kim tarafından

    Louis Aragon
#04.01.2005 19:04 0 0 0
#04.01.2005 09:22 0 0 0