telefon şu ana kadar çıkmışların en fazla özelliklisi en büyük farkı kamerasının 5.0mp.lik bir çekime sahip olması ve standartın üstünde çekim kalitesi sunması...
General Network GSM 900 / GSM 1800 / GSM 1900
Announced 2005, 1Q
Status Coming Soon
Size Dimensions 108.4 x 55.2 x 20.5 mm, 104 cc
Weight 131 g
Display Type TFT, 256K colors
Size 176 x 208 pixels
- 5-way navy key
- Downloadable themes
Ringtones Type Polyphonic
Customization Download
Vibration Yes
Memory Phonebook Advanced
Call records Yes
- 8 MB internal memory
- MMC/SD card slot (64 MB card included)
Features OS Symbian OS, Series 60 UI
GPRS Class 10 (4+1/3+2 slots)
Data speed 236.8 kbps (EDGE)
Messaging SMS, MMS, Email, Instant Messaging
Clock Yes
Alarm Yes
Infrared port No
Games Yes + downloadable
Colors Electric Blue, Pearl White
Camera 1.3 MP, 1280x960 pixels, video, flash
- Bluetooth
- Push to talk
- EDGE
- Java MIDP 2.0
- MP3/AAC/MPEG4 player
- HTML browser with .pdf support
- xHTML browser
- T9
- Organiser
- Voice command/memo
- Pop-Port with USB
- Built-in handsfree
Battery Standard, Li-Ion 900 mAh (BL-5C)
Stand-by Up to 240 h
Talk time Up to 6 h
Şamdanları dolanınca eski zaman sevdalarının
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın
Nemli yumuşaklığı tende denizden gelen ahın
Gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın
Yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda
Bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda
Eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda
Ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın
Bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
Çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
Su yasak rüzgar yasak açık kapılar yasak
Belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın
gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler
söz birliği etmişcesine
'aşk hastalığıdır bunun adı
ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra'
oysa ne yalan söyliyeyim,
ben yalnızca
bir kuyrukluyıldıza
çarptığımı sanmıştım
yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
yüreğim bir patlamayla aydınlanınca
nasıl olduysa birden adımı unuttum
adını unuttuğum o sıcak şehirde
yıldız alacası yüzen bir zakkum
yanımda o hayal kız ikide birde
yolumu gözlerine bakıp bulduğum
sahi ben ne hırçın bir çocuktum
ele avuca sığmaz aklı fikri şiirde
mısra mısra başımı belaya soktum
İzmir cezaevi dokuzyüz kırk bir'de
kaşla göz arası liseden kovuldum
inanmakta geç sevmekte çabuktum
bazen yaşadıklarım aklıma gelir de
kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum
istenmeyen adam hemen her devirde
hemen her devirde ateşten bir buluttum
Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
herkes baska olur bir baskasiyla
serin tutulmus iceri
koyu tutulmus disari
yolculuk bu
bilinmez getirdikleri
yolculukla genclik arasinda
catilmis mitoloji
her hikâye oradan gecer dünyaya
yillar önceydi hani,
sahilde uzun bir gece, sabaha karsi, ortalik aydinlaniyorken
birdenbire
kararlastirilmamis gözlerle bakmistik dünyaya
sanki derin, kör yorgunlugumuzdan siyrilip
ilk kez görüyorduk her seyi
büyülenmistik, saskinligimiz korkutmustu bizi
kisik sesle, Daha aksamdan baslar sabahin yolculugu,
demistin.)
Sanki zaman koyup gitmis bizi burda.
sabahina cekip gittin, ben degildim korktugun biliyorum
sen, zamanin gectigini
ve dünyanin korkulacak bir yer oldugunu o gece kesfetmistin.
(Agustos-Ekim 1997, Baskalarinin Gecesi)
Aşk;
Çöldeki vaha,
Yaşamdaki sevinç durağıdır.
Bütün yolcuların bakıp geçtiği
Ama kullanamadığı bir durak.
Aşk;
Kalp çiçeklerini,gönül vazosuna koyup,
Renklerini ,güzelliklerini müzik ritminde dinlemektir
Aşk;
güneşte yanarken!
Buz gibi suyun lezzetini özümlemektir
Aşk bir mücevher kasasında
Kat kat sırlarla kaplanmış,
Eşsiz bir incidir
Görülmemiş derinliklerde....
Binlerce zaman diliminde yapılmış..
Tanrısal gücü içinde hapsetmiş
Işıltısıyla insanı mest etmiş.
Baharda çiçeklerde gezinen bir yaşam
Gerçeğinin kelebeğidir aşk.
Aşk özdür.... gerçeğin ta kendisidir.
Çarmıha gerildiği yaşta İsa'nın
avuçlarımdan tutan
iki çocukla çiviliyim yaşama
aşk bardağını çalkaladığım su olmak
kırılacak eşya taşıyan
bir kamyon gibi gidiyor Ağrıma
Kendi kendime konuştuğum sanılıyor
hep yanımdadır oysa
giderken bıraktığın yüz havlun
bozdun saklambaç oyununu ama
bana gizlendiğim yerden
çık demeyi unuttun
Her gece yatmadan okuduğum
bir kitap olmanı isterdim
kırardım ışıkları söndürmeden
yarım kalan sayfanın ucunu
ki sen buna tenim kırışıyor
yaşlanıyorum derdin
Yokluğundan geri kalan çölde
attığım her adımda
gözlerimden dökülür
hörgücümde taşıdığım sular
sevgilisinin gölgesinden uzak
çölde ağlayan deve ölür
Hava kararırken usulca
bir zenci olup
kalıyorum Salacak kıyısında
ve Kız Kulesi
Ku Klux Klan
gibi duruyor karşımda