ykalaman

ykalaman

Üye
03.03.2004
Uzman Çavuş
7.488
Hakkında

#12.04.2004 17:15 0 0 0
  • Konu: Temel
    temelim benim ya...
#12.04.2004 17:03 0 0 0
#12.04.2004 16:52 0 0 0
#12.04.2004 16:51 0 0 0
#12.04.2004 11:21 0 0 0
#12.04.2004 11:19 0 0 0
#12.04.2004 11:16 0 0 0
#12.04.2004 11:14 0 0 0
#12.04.2004 11:13 0 0 0
#12.04.2004 11:11 0 0 0
  • Konu: Seytan
    olayin özü budur...
#12.04.2004 11:09 0 0 0
#12.04.2004 11:02 0 0 0
  • Konu: Gül Asisi
    Orijinalin yazar1 nida51
    Temeli gördügümde sormayi unutmusum, bu projeyi ne zaman uygulamaya koyacak.Fena olmaz hani.

#12.04.2004 10:58 0 0 0
  • UNUTACAGIM SENi
    ------------------------------------

    Siyahlar giydi dünyam,gel güne_ bana da dosun,
    Sen ç1kmaz bir sokakta bulduum tek yolumsun.
    Ba_1nday1m hayat1n,korkar1m sen sonumsun,
    Mor bulutlar gelince unutacag1m seni......

    Zaman büktü belini gülümse ki dogrulsun,
    Kalbim a_k oklar1yla bir kez daha vurulsun.
    Yüreim alev alev yaz1k ki sen souksun,
    Ortaköy dillenince unutaca1m seni....

    Gönlümü aç1p baksan 1zd1rab1 bulursun,
    Izd1rap senden gelsin; olsun buna da olsun,
    Yürek zindanlar1mda müebbet bir suçlusun,
    Yamur siyah ya1nca unutaca1m seni...

    Deniz hep dalga dalga yeter art1k durulsun,
    Gözlerimde hayalin,neye yarar sen yoksun.
    Gölgen kalm1_ burada,b1rak o benle dursun,
    ^ubat1n 30'unda unutaca1m seni....

    Bende hiç ben kalmad1 dön art1k ne olursun,
    Bir tutam mutluluu bana yaln1zca sen sun,
    Hayat sadece yalan bendeki tek dorusun,
    Ölüm beni bulunca unutaca1m seni.....
#12.04.2004 08:02 0 0 0
  • şahmeran efsanesi
    Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran. Yüzyıllardan beri anlatıla gelmiş çeşitli coğrafyalarda. Özellikle yılanlık bir bölge olan Adana-Misis'te ve Mardin'de.

    Tahmasp isminde uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, çok yakışıklı bir genç yaşarmış zamanın durduğu bu şehirde.

    Binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla girmiş Tahmasp. Mağaranın içi o kadar karanlıkmış ki hiçbir şey göremiyormuş, yalnızca etrafında dolanan yaratıkların sesini duyuyormuş. Çaresizlik içinde beklerken bir ışık huzmesi belirmiş. Işık huzmesi kendisine yaklaştıkça gözleri kamaşan Tahmasp, ellerini gözlerine siper ederek etrafında gezinen yaratıkların ne olduğuna baktığında uzunu, kısası, yeşili, siyahı ile envai çeşitte binlerce yılanın çevresini sarmış olduğunu fark etmiş. Yılanların hepsi kafalarını kaldırmış, gelen ışık huzmesine doğru bakıyorlarmış. Tahmasp'ta onların baktığı yöne doğru bakınca birden dona kalmış. Çünkü Tahmasp, bu zifiri karanlık mağaranın içinde hayatında gördüğü en güzel kadının yüzünü görmüş birden. Ona doğru daha dikkatli bakınca kadının belden aşağısının yılan olduğunu fark etmiş. Kadın ona doğru ilerliyormuş, tam karşısında durmuş, gülümseyerek elini ona doğru uzatmış. Ve demişki;

    - Korkma benden Tahmasp. Ben yılanlar ülkesinin kraliçesi Şahmeranım. Benden sana zarar gelmez. Ben dünya düzeni kurulmaya başladığı andan beri vardım. Krallığıma hoş geldin. Bundan böyle benim misafirimsin. Şimdi yat ve dinlen. Sonra seninle uzun uzun konuşuruz. Böyle deyip geldiği yoldan geri gitmiş. Tahmasp gördükleri karşısında yaşadığı dehşeti ve şaşkınlığı üzerinden atmaya çalışarak olduğu yerde kıvrılıp uyumuş.

    Ertesi sabah uyandığında Şahmeranı karşısında mükellef bir sofranın başında otururken bulmuş. Tahmasp'ı kahvaltıya davet etmiş Şahmeran. O ise gözlerini şahmerandan alamıyormuş. Şahmeran'da ona bakıyormuş kendinden geçmiş bir halde.

    Bak Tahmasp demiş. Ben insanlığın bütün tarihini biliyorum. İstersen sana anlatayım deyip başlamış anlatmaya. Anlatmış, anlatmış, anlatmış günler boyu. Bu sohbetler sırasında Tahmasp ve Şahmeran arasında tarihin en soylu aşklarında birisi başlamış.

    Gel zaman git zaman Şahmeranın anlatacağı bir şey kalmamış artık. Tahmasp'ta anasını ve yeryüzünü özlemeye başlamış. Bir gün dayanamamış ve düşüncesini Şahmeran'a da açmış. Sevdiğinin kendisinden sıkıldığını ve artık gitmek istediğini duyunca önceleri kesin bir dille reddetmiş Şahmeran. Ancak günler geçip Tahmasp'ın üzüntüsünden eriyip bittiğini görünce dayanamamış ve ona şöyle demiş:

    - Ey Tahmasp beni iyi dinle, sözlerime iyi kulak ver. Biliyorum, gitmene izin verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin. Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir. Seni çok sevdiğimden dolayı üzülmene dayanamıyorum. Bu sebeple gitmene izin veriyorum. Ancak bana bir söz vermeni istiyorum. Ne sebeple olursa olsun başka insanlarla beraber suya girme.

    Tahmasp sevinçle Şahmerana sarılmış ve ona asla ihanet etmeyeceğine dair yeminler etmiş.

    Tahmasp mağaradan çıktıktan sonra bir köye yerleşmiş ve marangozluk yapmaya başlamış. Arada sırada da gizlice mağaraya giderek Şahmeranı ziyaret ediyormuş. Ancak bu mutlu günler uzun sürmemiş.

    Tahmasp'ın yaşadığı ülkenin kralı bir gün amansız bir hastalığın pençesine düşmüş. Ülkenin bütün hekimleri gelmiş ama kralın hastalığına çare olamamışlar. Kralın kötü kalpli bir veziri varmış. Vezir her seferinde krala hastalığının tek çaresinin Şahmeranda olduğunu söylüyormuş.

    Onun etinden bir parça yemesinin kralın hastalığının dermanı olacağını kralın kafasına sokmuş. Kralda Şahmeranın bir an önce bulunmasını emretmiş. Bütün ülkede Şahmeran aranmış. Sonunda bilge bir adam bütün insanların gruplar halinde hamamlara ve nehirlere sokulmasını tavsiye etmiş böylece Şahmeranın yerini bilen varsa onu bulabileceklerini söylemiş. Vezirde ülkedeki herkesi hamamlara sokmaya başlamış. Askerler Tahmasp'ın yaşadığı köye de gelmişler ve herkesi toplayarak büyük bir hamama götürmüşler. Tahmasp Şahmerana verdiği sözü hatırlayarak önce gitmek istememiş. Ancak askerler onu zorla içeri sokmuşlar. Tahmasp hamama girdikten sonara herkesin gözünün üzerine dikildiğini fark etmiş. Kendisine bakınca bütün vücudunun yılanlarınki gibi pullarla kaplandığını fark etmiş. Askerler hemen Tahmasp'ı yakalayarak vezirin huzuruna getirmişler. Kötü kalpli vezirin amacı kralı iyileştirmek falan değilmiş. Şahmeranı yakalayıp dünyanın bütün sırlarına sahip olmak istiyormuş. Tahmasp'a günlerce işkence yaptıktan sonra Şahmeranın yerini söyletmiş. Askerler hemen gidip Tahmasp'ın söylediği yerde mağarayı bulmuşlar ve Şahmeranı oradan çıkarıp saraya getirmişler.

    Şahmeran ve Tahmasp kralın huzurunda karşı karşıya gelmişler. Şahmeran üzüntülü ve utanç dolu Tahmasp'a dönmüş:

    Ey sevdiğim, üzülme. Biliyorum ki sen bana kendi canın için ihanet etmedin ama bende sana dememiş miydim bu topraklarda aşklar ölümünedir diye. Bak şimdi anladın mı? Sen üzülme ne olur!
    Tahmasp Şahmeranın bu sözleri karşısında daha da utanmış. Şahmeran sözlerine devam etmiş.

    Şimdi size sırrımı vereceğim. Kim ki benim kuyruğumdan bir parça koparıp yerse O bütün dünyanın sırrına ve gizemine vakıf olacak. Her kim ki benim kafamdan bir parça koparıp yerse o da o anda öte dünyayı boylayacak.

    Şahmeran daha sözlerini bitirmeden kötü kalpli vezir elinde kocaman kılıcı ile atılıp Şahmeranın bedenini iki parçaya ayırmış. Ve kuyruğundan bir parça koparmış Tahmasp'ta duyduğu acı ve utancın etkisi ile fırlayıp oracıkta ölmek için sevdiğinin, Şahmeranın kafasından bir parça ısırıvermiş. Kötü kalpli vezir kuyruktan kopardığı parçayı ağzına atar atmaz oracıkta can vermiş. Tahmasp'a ise hiçbir şey olmamış Şahmeran son anda yaptığı planı ile bütün bilgisinin sevdiğine geçmesine sebep olmuş. Ancak Tahmasp sevdiğini kaybetmenin acısına dayanamayarak kendisini dışarı atmış ve dağ bayır, ülke ülke dolaşmaya başlamış. O günden sonrada Lokman Hekim efsanesi almış başını yürümüş...


    Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi
#12.04.2004 07:55 0 0 0
  • Konu: Ah Çocuk
    Ah! Çocuk

    Mutluluklar pazarlarda al1n1p sat1l1r oldu. Betonla_t1 gözya_lar1, yürekler kat1la_t1. Kimse kimseyi sevmiyor, kimse kimseye ac1m1yor, yanm1yor. Güzellikler bile parayla al1n1p sat1l1yor art1k. Namussuzlar çoald1kça namuslular azald1. Makamlar büyüdükçe beyinler küçüldü. Herkes firsattan istifade edip cebini _i_irmeye çal1_1yor, yetimin, yoksulun kakk1na tecavüz ediyor. Gözlerde güne_in s1cakl11, vicdanlarda doruluun akl11 kalmad1 çocuk. Yürekler gibi gözlerde kirlendi. Sevinçlerimizi, _iirlerimizi, kitaplarimizi yok ettiler, al1p götürdüler bizden uzaklara insani duygular1m1z1. Topra1m1z küs _imdi bize, ögümüz de küs. Bilmem ki nas1l anlat1l1r sahtekarl11n, cüzdan1n ve vicdan1n kirlenmi_lii bir ülkede . Erdemin, fazilletin, sevginin ve dostluun çürümü_lüü.

    Gökyüzü hepimizin deil mi? ya yeryüzü. Neden vicdanlar1 gibi gökyüzünüde, yeryüzünüde kirletirler çocuk. Doaya, insana, ku_a, çiçee, emee bu dü_manl1k niye... Bilmezlermi ki, bunlar1 sevmekle ba_lar ya_am. Bu kin, nefret ve dü_manl1kla nereye varacak dünyam1z. Bunlar sevmeyi bilir mi çocuk? zerre kadar bir vicdan ta_1m1_lar m1 yüreklerinde?
    Hayatta hiç sevmi_ler mi bir 1rma1n türküsünü? Gümbürtüsünü bir orman1n durup dinlemi_ler mi? bir p1nar1n ak1_1n1, yamurun ya1_1n1?. Bir türkünün, bir _iirin güzelliini, bir dostluun ve sevdan1n s1cakl11n1 ya_am1_lar m1 hiç? Gülümsemi_ler mi çocuklara bahar gülleri gibi, ok_am1_larm1 saç1n1 bir öksüzün. Vurmu_lar m1 sesini dalara, çalayanlara? Oturup alam1_lar m1 yavrusu vurulmu_ bir cerenin ac1s1na. Duymu_lar m1 olu mahpus bir anan1n feryad1n1 yüreklerinde...

    Yalvarma güzel çocuk, dillerini utand1rma. Utand1rma dillerini, dillerin ki da yelidir senin; P1narlar1n sesi, ku_lar1n ötü_üdür. Bükme boynunu gözlerini utand1rma, gözlerin gökyüzüdür senin, mavi gülü_lü bir çiçek. Yalvarma çocuk; sesini utand1rma. Gülün kokusudur sesin; rüzgar1n nefesi, 1rma1n türküsüdür. Yalvarma çocuk; ellerini utand1rma. Yokluk, yoksulluk kötü bilirim. Umudu, sevinci, onuru utand1rma. En güzel senin ellerindir çocuk ekmei tutan, suya uzanan.

    Ey çocuk yoksulluunu öfkeli bir b1çak gibi ta_1 yüzünde ama yalvarma, utand1rma yüzünü. Utanc1n1 ve h1nc1n1 güne_in sar1s1 gibi yüreinde sakla. Unutma seni alatanlar1. Unutma utanmas1 gerekenleri ama sen alama, utand1rma gözya_lar1n1. A_k için ala, dostluk ve sevgi için. Ama yoksulluun için alama, yalvarma, utand1rma gözya_lar1n1 çocuk. B1rak dereler alas1n senin yerine, rüzgarlar, p1narlar alas1n ama sen alama. Deli taylar gibi sev ya_am1, a_k1 sevgiyi ve umudu. Yüzün her ko_ulda onuru, öfkeyi, sevinci, direnci ta_1s1n; Y1lg1nl1k, bezginlik olmas1n. Yeri geldiinde sormal1s1n yoksulluun hesab1n1..

    Elimden tut ey çocuk; utand1rma ellerini. Tut elimden güne_e yürüyelim, sevince, umuda, ne_eye yürüyelim. Tutki güne_ dosun, serçeler sevinsin. Zulümler, karanl1klar çekilsin üstümüzden. Tut ki tomurcuklar açs1n, büyüsün çocuklar, serceler ucsun, tohumlar ekilsin, ye_ersin umutlar. Bir demet 1_1k saç1ls1n dünyaya, kap1lar aç1ls1n, kalmas1n esaret, ezilmi_lik, açl1k. Kimse kimseye avuç açmas1n, çocuklar alamas1n, utanmas1n analar, babalar yoksulluktan yokluktan.

    Ah… çocuk!
    vakitsiz açan ,bir çicçek tarlas1 gibi yürein
    beyaz kardelenler, sar1 papatyalar
    bükmü_ boyunlar1n1 ip - ince boynundan
    güne_e bak1yorlar...

    her iç çeki_te
    dünyan1n bütün çiçekleri kanamada
    bütün ku_lar1 havalanmada
    umudun evi yok, sevincin adresi
    neylersin çocuk...

    ah…. çocuk!
    vereceksen, rüzgarlara ver sesini, tomurcuklara
    bahar1 mu_tulas1n yar1nlara

    mümkünü yok art1k, gittiim her yere
    soluk yüzünü ta_1yaca1m
    ve seni her dü_ündüümde
    ça1m1n utanc1n1 ya_ayaca1m ah! çocuk



    seher*vakti
#12.04.2004 07:50 1 0 0
  • Ask Dedikleri


    Ask: en yal1n biçimde anlat1lan tek kavramd1r o,ad1 kendisidir zaten.Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurman1za gerek yoktur.''A_1k oldum'' dediiniz an akan sular durur,küçücük çocuk bile sizi rahatl1kla anlar.Çünkü a_k1n dili tektir.A_k cesaret ister,kocaman bir yürek ister.Nedir bu a_k denilen _ey?Elle tutulmaz,gözle görülmez bir _eyse nedir bu ya_anan somut ac1lar,güzellikler?A_k,hayat1n bize haz1rlad11 en güzel sürprizdir,bu yüzdende kalpleri ne zaman ele geçirecei hiç belli deildir.Daha ne olduunu bile anlayamadan onun hükümdarl11na giriverirsiniz.A_k1n zaman1n1 biz ayarlayabilseydik eer ve kime neden a_1k olduumuzu anlayabilseydik,a_k1n s1rr1n1da çözerdik herhalde.Ama o zamanda a_k1n insan1 al1p götüren büyüsü tamamen kaybolurdu.A_k hayata ve zamana kar_1 i_lenen en büyük suç ortakl11d1r,a_k hayat1n bütün tek düzeliine,bütün s1radanl11na en soylu ba_ kald1r1d1r.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yak1_maz.Ve elbette ya_an1lan a_k1 suçlamak,yarg1lamak,karala! mak da a_ka yak1_maz.Bu önce haks1zl1k kendinize sayg1s1zl1k olur.0nsan sonuna kadar savunmal1 a_k1n1 kar_1l1k görmesede,ac1 çekeceini hissetsede,yar1n terk edileceini bilsede,ailesini kar_1s1na alaca1n1 bilsede taviz vermemeli a_k1ndan.''SEN0 SEV0YORUM'' diyebilmeligösünü gere gere.A_k i_te o zaman a_kt1r.Ve bunun dorusu yanl1_1 yoktur,zaten a_k1n kendisi dorudur.Kime kar_1 duyuluyorsa bu a_k,doru insanda i_te odur.A_k1n zaman1 yoktur hep haz1rl1ks1z yakalar insan1.Evli olman1z,sevgilinizin olmas1,bir ayr1l11n taze yaralar1n1 kurutmaya çal1_man1z,bal1l1ktan korkman1z,ailenizden çekinmeniz,hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiçmi hiç umrunda deildir.0_te a_k bütün bunlara tek ba_1n1za kar_1 gelme yürekliliidir,belkide yeni hayata geçebilme yoludur...A_k1n ne zaman gelecei belli olmad11 gibi,ne zaman gideceide hiç belli deildir.Fazla vakti yoktur onun,uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülüde yoktur.Bir ba_ka göze bakmaya bir ba_ka tene dokunmaya ba_!
    lamas1 okadar da zor deildir... A_ktan deil onun kaçmas1ndan korkun ve doruluuna yanl1_l11na bakmadan sonuna kadar savunun a_k1n1z1. Biliyormusunuz hayat zaten kocaman bir yalan.Bu kadar sahteliin içinde gerçek ve doru olan tek güzellik A^K lütfen ona haks1zl1k etmeyin.A_k1na,sana a_1k olana sahip çok ve onu kaybetme.''SEN0 SEV0YORUM'' demek için geç kalma! Sevgiyle kal...


    seher*vakti
#12.04.2004 07:49 0 0 0
  • Konu: Üc GüL
    BIRINCI GÜL SEVGI*
    IKINCI GÜL BARIS*
    ÜCÜNCÜ GÜL DOSTLUK*
#12.04.2004 07:42 0 0 0
  • gitmeden bunu kalbine cicegim cicegim...
    kimseyi sevemem artik...
#12.04.2004 07:36 0 0 0