Kutub-i Sitte Hadis-i Şerifleri

Son güncelleme: 07.10.2010 05:16
  • 4951 - Ebu Seleme Ibnu Abdirrahman ve Suleyman Ibnu Yesar, Resulullah aleyhissalatu vesselam'in bir sahabisinden naklen anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, kasameyi cahiliye devrindeki sekliyle takrir edip kabul etti. Hatta, Hayber yahudileri aleyhine dava ettikleri bir olu icin Ensardan bir kisim insanlar arasinda kasameye hukmetti."
    Muslim, Kasame 8, (1670); Nesai, Kasame 2, (8, 5).

    4952 - Seh! Ibnu Ebi Hasme anlatiyor: "Abdullah Ibnu Sehl ve Muhayyisa Ibnu Mes'ud Hayber'e gittiler. O gunlerde Hayber'le sulh yapilmisti. ODnlar (hususi isleri icin) birbirlerinden ayrildilar.
    Muhayyisa, Abdullah Ibnu Sehl'e rastladi; kan revan icindeydi, son nefeslerini verdi. Muhayyisa, arkadasini orada defnetti ve Medine'ye dondu. Mes'ud'un iki oglu Muhayyisa ve Huvayyisa, Abdurrahman Ibnu Sehl ile birlikte (durumu haber vermek uzere) Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yanina gittiler. Yasca hepsinin kucugu olan Abdurrahman konusmaya basladi. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Buyugu buyukle, buyugubuyukle!" diyerek mudahale etti. Bunun uzerine o sustu, oburleri anlattilar. Aleyhissalatu vesselam:
    "Elli yemin yapip arkadasinizin diyetini hak etmek ister misiniz?" buyurdular. Onlar:
    "Nasil yemin ederiz, ne sahid olduk, ne de gorduk!" dediler. Aleyhissalatu vesselam:
    "Yahudiler elli yeminle sizi tebrie etsinler mi?" buyurdular. Onlar:
    "Biz kafir insanlarin yeminine nasil itibar ederiz?" dediler. Resulullah aleyhissalatu vesselam onlarin bu halleri uzerine, adamin diyetini kendi nezdinden odedi."
    Buhari, Diyat 22, Sulh 7, Cizye 12, edeb 89, Ahkam 38; Muslim, Kasame 1, (1669); Muvatta, Kasame 1, (2, 877, 878); Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4520, 4521, 4523); Tirmizi, Diyat 23, (1422); Nesai, Kasame 3, (8, 5-12).

    4953 - Amr Ibnu Su'ayb an ebihi an ceddihi radiyallahu anhuma anlatiyor: "Muhayyisa'nin kucuk oglu Hayber'in kapisi onunde maktul bulundu. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Olduren hakkinda iki sahid bul, katili sana ipiyle teslim edeyim!" buyurdu. Muhayyisa:
    "Ey Allah'in Resulu! Biz nereden iki sahid bulalim? Zira, onlarin kapilari onunde katledildi" dediler. Aleyhissalatu vesselam:
    "Oyleyse elli kere kasame yemini edersin" buyurdular. Muhayyisa:
    "Ey Allah'in Resulu dedi, ben bilmedigim bir kimse hakkinda nasil yemin ederim?" Aleyhissalatu vesselam:
    "Onlardan elli kasame yemini talep edersin" buyurdular. Muhayyisa:
    "Ey Allah'in Resulu! Onlar yahudidir, biz onlara nasil yemin teklif ederiz?" dedi. bunun uzerine olenin diyetini Aleyhissalatu vesselam onlara (yahudilere) hukmetti ve yarisiyla onlara yardimda bulundu."
    Nesai, Kasame 4, (8, 12).

    4954 - Yine Amr Ibnu Suayb an ebihi an ceddihi tarikinden anlatildigina gore, "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Liyyetu'l-Bahre nam mevkiin kenarinda yer alan Bahretu'r-Ruga'da meskun Beni Nadr Ibni Malik kabilesinden bir adami kasame yoluyla oldur(t)du ve:
    "katil de maktul de kendilerinden!" buyurdu."
    Ebu Davud, Diyat 8, (4522).

    MUDARABE

    4955 - Zeyd Ibnu Eslem radiyallahu anh babasindan naklen anlattigina gore, "Omer Ibnu'l-Hattab'in iki oglu Abdullah ve Ubeydullah radiyallahu anhum, Irak'a giden bir orduya katilip sefere ciktilar. Bu seferde, Basra emiri olan Ebu Musa el-Es'ari radiyallahu anh'a ugradilar. Ebu Musa onlarla merhabalasip, kolaylik diledikten sonra:
    "Size faydasi dokunacak bir sey yapabilmeyi ne kadar isterdim!" dedi ve az sonra hatirladi: "Evet evet! Surada Allah'in malindan mal var. Onu Ebiru'l-Mu'minin (Hz. Omer)'e gondermek istiyorum. Ben onu size karz olarak vereyim. Siz onunla Irak mallarindan satin alin, sonra da Medine'de satin. Sermayeyi emiru'l-mu'minin'e odeyin, kar da sizin olsun!" dedi. Abdullah ve Ubeydullah:
    "Bunu yapmak isteriiz" dediler ve yaptilar. Ebu Musa, Hz. Omer radiyallahu anhuma'ya onlardan mali almasini yazdi.
    Medine'ye geldikleri vakit mali sattilar, kar ettiler. Parayi Hz. Omer'e verdikleri zaman:
    "Ebu Musa, her askere size yaptigi gibi borc veriyor mu?" diye sordu. Ogullari, "Hayir!" dediler. Bunun uzerine Hz. Omer:
    "Ebiru'l-mu'minin'in iki oglu oldugunuz icin borc vermis. (Olmaz boyle sey!) Sermayeyi de, kari da getirin!" diye gurledi. Abdullah sukut etti. Ubeydullah ise:
    "Ey Emiru'l-mu'minin, bu davranis sana yakismaz! Eger bu sermaye noksanlassa veya kaybolsa idi, biz tazmin edecektik" dedi. Fakat Hz. Omer:
    "Kari da getirin!" diye israr etti. Abdullah yine sesini cikarmadi. Ubeydullah (onceki soylediklerini tekrar ederek) karsilik verdi. Bunun uzerine Hz. Omer'in meclis arkadaslarindan bir adam:
    "Ey Emiru'l-mu'minin! Bunu mudarabe saysan!" teklifinde bulundu. Hz. Omer de:
    "Evet, onu mudarabe kildim!" deyip, sermayeyi ve karin yarisini aldi. Abdullah'la Ubeydullah da diger yarisini aldilar."
    Muvatta, Kiraz 1, (2, 687, 688).

    4956 - Ala Ibnu Abdirrahman babasi vasitasiyla dedesi (Yakub el-Medeni)'den naklediyor: "Osman Ibnu Affan kendisine, calistirmasi icin, mudarabe olarak mal verdi ve kar ikisinin oldu."
    Muvatta, Kiraz 2, (2, 688).

    HZ. IBRAHIM VE HZ. ISMAIL ALEYHIMASSELAM'IN KISSALARI

    4957 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: "Hz. Ibrahim beraberinde Hz. Ismail aleyhimasselam ve onu henuz emzirmekte olan annesi oldugu halde ilerledi. Kadinin yaninda bir de su tulumu vardi. Hz. Ibrahim, kadini Beyt'in yaninda, Devha denen buyuk bir agacin dibine birakti. Burasi Mescid'in yukari tarafinda ve Zemzem'in tam ustunde bir nokta idi. O gun Mekke'de kimse yasamiyordu, orada hic su da yoktu. Iste Hz. Ibrahim anne ve cocugunu buraya koydu, yanlarina, icerisinde hurma bulunan eski bir azik dagarcigi ile su bulunan bir tuluk birakti.
    Hz. Ibrahim aleyhisselam bundan sonra(emr-i ilahi ile) arkasini donup (Sam'a gitmek uzere) oradan uzaklasti. Ismail'in annesi, Ibrahim'in pesine dustu (ve ona Keda'da yetisti).
    "Ey Ibrahim, bizi burada, hicbir insanin hicbir yoldasin bulunmadigi bir yerde birakip nereye gidiyorsun?" diye seslendi. bu sozunu birkac kere tekrarladi. Hz. Ibrahim, (emir geregi) ona donup bakmadi bile. Anne, tekrar (ucuncu kere) seslendi:
    "Boyle yapmani sana Allah mi emretti?" dedi. Hz. Ibrahim bunun uzerine: "Evet!" buyurdu. Kadin:
    "Oyleyse (Rabbimiz hafizimizdir), bizi burada perisan etmez!" dedi, sonra geri dondu. Hz. Ibrahim de yoluna devam etti. Kendisini goremeyecekleri Seniyye (tepesine) gelince Beyt'e yoneldi, ellerrini kaldirdi ve su dualari yapti: "Ey Rabbimiz! Ailemden bir kisminni, senin hurmetli Beyti'inin yaninda, ekinsiz bir vadide yerlestirdim -namazlarini Beyt'inin huzurunda dosdogru kilsinlar diye-. Ey Rabbimiz! Sen de insanlardan mu'min olanlarrin gonullerini onlara meylettir ve onlari meyvelerle riziklandir ki, onlar da nimetlerinin kadrini bilip sukretsinler" (Ibrahim 37).
    Ismail'in annesi, cocugu emziriyor, yanlarindaki sudan iciyordu. Kaptaki su bitince susadi, (sutu de kesildi), cocugu da susadi (Ismail bu esnada iki yasinda idi). Kadincagiz (susuzluktan) kivranip izdirap ceken cocuga bakiyordu. onu bu halde seyretmenin acisina dayanamayarak oradan kalkti, kendisine en yakin buldugu Safa tepesine gitti. Uzerine cikti, birilerini gorebilirmiyim diye (o gun derin olan) vadiye yonelip etrafa bakti, ama kimseyi goremedi. safa'dan indi, vadiye ulasti, entarisinin etegini topladi. Ciddi bir isi olan bin insanin kosusuyla kosmaya basladi. Vadiyi gecti. Merve tepesine geldi, uzerine cikti, oradan etrafa bakti, bir kimse gormeye calisti. Ama kimseyi goremedi. bu gidip-gelisi yedi kere yapti. Iste (hacc esnasinda) iki tepe arasinda hacilarin kosmasi buradan gelir.
    Anne, (bu sefer) Merve'ye yaklasinca bir ses isitti. Kendi kendine: "Sus" dedi ve sese kulagini verdi. O sesi yine isitti. Bunun uzerine:
    "(Ey ses sahibi!) sen sesini isittirdin, bir yardimin varsa (gecikme)!" dedi. Derken Zemzem'in yaninda bir melek (tecelli etti). Bu Cebrail'di. Cebrail kadina seslendi: "Sen kimsin?" Kadin: "Ben Hacer'im, Ibrahim'in oglunun annesi..."
    "Ibrahim sizi kime tevkil etti?"
    "Allah Teala'ya."
    "her ihtiyacinizi gorecek Zat'a tevkil etmis."
    Ayaginin okcesi -veya kanadiyla- yeri eseliyordu. Nihayet su cikmaya basladi. Kadin (bosa akmamasi icin) suyu eliyle havuzluyordu. Bir taraftan da sudan kabina doldurdu. Su ise, kadin aldikca dipten kayniyordu."
    Ibnu Abbas radiyallahu anhuma dedi ki: "Allah Ismail'in annesine rahmetini bol kilsin, keske zemzemi oldugu gibi akar biraksaydi da avuclamasaydi. Bu takdirde (zemzem, kuyu degil) akar su olacakti."
    Kadin sudan icti, cocugunu da emzirdi.
    Melek, kadina: "Zayi ve helak oluruz diye korkmayin! Zira, Allah Teala Hazretleri'nin burada bir Beyt'i olacak ve bunu da su cocuk ve babasi bina edecek. Allah Teala Hazretleri o isin sahiplerini zayi etmez!" dedi. Beyt yerden yuksekti, tipki bir tepe gibi. Gelen seller sagini solunu asindirmisti.
    Kadin bu sekilde yasayip giderken, oraya Curhum'den bir kafile ugradi. Oraya Keda yolundan gelmislerdi. Mekke'nin asagisina konakladilar. Derken orada bir kusun gelip gittigini gorduler.
    "Bu kus su uzerine donuyor olmali, (burada su var). Halbuki biz bu vadide su olmadigini biliyoruz!" dediler. Durumu tahkik icin, yine de bir veya iki atik adam gonderdiler. Onlar suyu gorunce geri donup haber verdiler. Curhumluler oraya gelip, suyun basinda Ismail'in annesini buldular.
    "Senin yaninda konaklamamiza izin verir misin?" dediler. Kadin:
    "Evet! Ama suda hakkiniz olmadigini bilin!" dedi. Onlar da:
    "Pekala!" dediler. Aleyhissalatu vesselam der ki:
    "Unsiyet istedigi bir zamanda bu teklif Ismail'in annesine uygun geldi. Onlar da oraya indiler. Sonra geride kalan adamlarina haber saldilar. Onlar da gelip burada konakladilar. Zamanla orada cogaldilar. Cocuk da buyudu. Onlardan Arapca'yi ogrendi. Buyudugu zaman onlar tarafindan en cok sevilen, hoslanilan bir genc oldu. Buluga erince, kendilerinden bir kadinla evlendirdiler. Bu sirada Ismail'in annesi vefat etti.
    Derken Hz. Ibrahim aleyhisselam, Ismail'in evlenmesinden sonra oraya gelip, biraktigi (hanimini ve oglunu) aradi. Ismail'i bulamadi. Hanimindan Ismail'i sordu. Kadin:
    "Rizkimizi tedarik etmek uzere (avlanmaya) gitti" dedi. Hz. Ibrahim, bu sefer gecimlerini, hallerini sordu. Kadin:
    "Halimiz fena, darlik ve sikinti icindeyiz!" diyerek sikayetvari konustu. Hz. Ibrahim:
    "Kocan gelince, ona benden selam etve "kapisinin esigini degistirmesini" soyle!" dedi. Ismail geldigi zaman, sanki bir sey sezmis gibiydi:
    "Eve herhangi bir kimse geldi mi?" diye sordu. Kadin:
    "Evet su su evsafta bir ihtiyar geldi. senden sordu, ben de haberini verdim, yasayisimizdan sordu, ben de sikinti ve darlik icinde oldugumuzu soyledim" dedi. Ismail:
    "sana bir tavsiyede bulundu mu?" dedi. Kadin:
    "Evet! sana selam soylememi emretti ve kapinin esigini degistirmeni soyledi!" dedi. Ismail:
    "Bu babamdi. seninle ayrilmami bana emretmis. Haydi artik ailene git!" dedi ve hanimini bosadi. Curhumlulerden bir baska kadinla evlendi.
    Hz. Ibrahim onlardan yine uzun muddet ayri kaldi. Bilahare bir kere daha gormeye geldi. Yine Ismail'i evde bulamadi. Haniminin yanina gelip, Ismail'i sordu. Kadin:
    "Maisetimizi kazanmaya gitti!" dedi. Hz. Ibrahim:
    "Haliniz nasildir?" dedi, gecimlerinden, durumlarindan sordu. Kadin:
    "Iyiyiz, hayir uzereyiz, bolluk icindeyiz" diye Allah'a hamd ve senada bulundu.
    "Ne yiyorsunuz?" diye sordu. Kadin:
    "Et yiyoruz!" dedi.
    "Ne iciyorsunuz?" diye sorunca da:
    "Su!" dedi. Hz. Ibrahim:
    "Allahim, et ve suyu haklarinda mubarek kil!" diye dua ediverdi." Aleyhissalatu vesselam der ki:
    "O gun onlarin hububati yoktu. Eger olsaydi Hz. Ibrahim, hububatlari icin de dua ediverirdi."
    Ibnu Abbas der ki: "Bu iki sey (et ve su) Mekke'den baska hicbir yerde Mekke'deki kadar sihhata muvafik dusmez (karin sancisi yaparlar). (Bu, Hz. Ibrahim'in duasinin bir bereketi ve neticesidir).
    (Resulullah aleyhissalatu vesselam Hz. Ibrahim'den anlatmaya devam etti:)
    "Ibrahim (Ismail'in hanimina) dedi ki:
    "Kocan geldigi zaman, benden ona selam soyle ve kapisinin esigini sabit tutmasini emret!" (Cunku esik, evin dirligidir).
    "Hz. Ismail gelince (evde babasinin kokusunu buldu ve) "yaniniza bir ugrayan oldu mu?" diye sordu. Kadin:
    "Evet, bize yasli bir adam geldi, kilik kiyafeti duzgundu!" dedi ve (ihtiyar hakkinda) bir kisim ovgulerden sonra:
    "Benden seni sordu. Ben de haber verdim. Yasayisimizin nasil oldugunu sordu, ben de hayir uzere oldugumuzu soyledim!" dedi. Ismail:
    "Sana bir tavsiyede bulundu mu?" diye sordu. Kadin:
    "Evet sana selam ediyor, kapinin esigini sabit tutmani emrediyor" dedi. Hz. Ismail:
    "Bu babamdi. Esik de sensin, seni tutmami, evliligimizin devamini emrediyor! (Sen yanimda degerli idin, kiymetin simdi daha da artti" der ve kadin Ismail'e on erkek evlad dogurur.)
    Sonra, Hz. Ibrahim Allah'in diledigi bir muddet onlardan ayri kaldi. Derken bir muddet sonra yanlarina geldi. Bu sirada Hz. Ismail Zemzem'in yanindaki Devha agacinin altinda kendisine ok yapiyordu. Babasini gorunce ayaga kalkip karsilamaya kostu. Baba-ogul karsilasinca yaptiklarini yaptilar (kucaklastilar, el, yuz, goz opuldu).
    Sonra Hz. Ibrahim: "Ey Ismail! Allah Teala Hazretleri bana ciddi bir is emretti" dedi. Ismail de:
    "Rabbinin emrettigi seyi yap!" dedi. Hz. Ibrahim:
    "Bu iste bana sen yardim edecek misin?" diye sordu. O da:
    "Evet sana yardim edecegim!" diye cevap verdi. Bunnun uzerine Hz. Ibrahim:
    "Allah-Teala Hazretleri, bana burada bir Beyt yapmami emretti!" diyerek etrafina nazaran yuksekce bir tepeyi gosterdi."
    (Ibnu Abbas) dedi ki: "Ismail'le Ibrahim iste orada Ka'be'nin (daha onceki) temellerini yukselttiler. Hz. Ismail tas getiriyor, Hz. Ibrahim de duvarlari oruyordu. Bina yukselince, Hz. Ismail, babasi icin (bugun Makam olarak bilinen) su tasi getirdi. Yukselen duvari orerken, Hz. Ibrahim (iskele olarak) onun ustune cikiyordu. Ismail de ona (asagidan) tas veriyordu. Bu esnada onlar:
    "Ey Rabbimiz! (Bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen goren ve bilensin!" diyorlardi."
    Ibnu Abbas der ki: "Hz. Ismail ve Hz. Ibrahim binayi yaparken (zaman zaman) etrafinda dolasarak: "Ey Rabbimiz (bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen goren ve bilensin!" (Bakara 127) diye dua ediyorlardi."
    Buhari, Enbiya 8.

    ASHABU'L-UHDUD

    4958 - Hz. Suheyb radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Sizden oncekiler arasinda bir kral vardi. Onun bir de sihirbazi vardi. Sihirbaz yaslaninca Kral'a: "Ben artik yaslandim. Bana bir oglan cocugu gonder de sihir yapmayi ogreteyim!" dedi. Kral da ogretmesi icin ona bir oglan gonderdi. Oglanin gectigi yolda bir rahip yasiyordu. (Bir gun giderken) rahibe ugrayip onu dinledi, konusmasi hosuna gitti. Artik sihirbaza gittikce, rahibe ugruyor, yaninda (bir muddet) oturup onu dinliyordu.
    (Bir gun) delikanliyo sihirbaz, yanina gelince dovdu. Oglan da durumu rahibe sikayet etti. Rahip ona:
    "Eger sihirbazdan (dovecek diye) korkarsan: "Ailem beni oyaladi!" de; ailenden korkacak olursan, "beni sihirbaz oyaladi" de!" diye tenbihte bulundu.
    O bu halde (devam eder) iken, insanlara mani olmus bulunan buyuk bir canavara rastladi. (Kendi kendine:)
    "Bugun bilecegim; sihirbaz mi efdal, rahip mi efdal!" diye mirildandi. Bir tas aldi ve:
    "Allahim! Eger rahibin isi, sana sihirbazin isinden daha sevimli ise, su hayvani oldur de insanlar gecsinler!" deyip, tasi firlatti ve hayvani oldurdu. Insanlar yollarina devam ettiler. Delikanli rahibe gelip durumu anlatti. Rahib ona:
    "Evet! Bugun sen benden efdalsin (ustunsun)! Goruyorum ki, yuce bir mertdebedesin. Sen imtihan gecireceksin. Imtihana maruz kalinca sakin benden haber verme!" dedi. Oglan anadan dogma korleri ve alaca hastaligina yakalananlari tedavi eder, insanlari baskaca hastaliklardan da kurtarirdi. Onu kralin gozlyeri kor olan arkadasi isitti. Bircok hediyeler alarak yanina geldi ve: "Eger beni tedavi edersen, sunlarin hepsi senindir" dedi. O da:
    "Ben kimseyi tedavi etmem, tedavi eden Allah'tir. Eger Allah'a iman edersen, sana sifa vermesi icin dua edecegim. O da sifa verecek!" dedi. Adam derhal iman etti, Allah da ona sifa verdi.
    Adam bundan sonra kralin yanina geldi. Eskiden oldugu gibi yine yanina oturdu. Kral:
    "Gozunu sana kim iade etti?" diye sordu.
    "Rabbim!" dedi. Kral:
    "Senin benden baska bir Rabbin mi var?" dedi. Adam:
    "Benim de senin de Rabbimiz Allah'tir!" cevabini verdi. Kral onu yakalatip iskence ettirdi. O kadar ki, (gozunu tedavi eden ve Allah'a iman etmesini saglayan) oglanin yerini de gosterdi. Oglan da oraya getirildi. Kral ona:
    "Ey ogul! Senin sihrin korlerin gozunu acacak, alaca hastaligini tedavi edecek bir dereceye ulasmis, neler neler yapiyormussun!" dedi. Oglan:
    "Ben kimseyi tedavi etmiyorum, sifayi veren Allah'tir!" dedi. Kral onu da tevkif ettirip iskence etmeye basladi. O kadar ki, o da rahibin yerini haber verdi. Bunun uzerine rahip getirildi. Ona:
    "Dininden don!" denildi. O bunda direndi. Hemen bir testere getirildi. Basinin ortasina konuldu. Ortadan ikiye bolundu ve iki parcasi yere dustu. Sonra oglan getirildi. Ona da:
    "Dininden don!" denildi. O da imtina etti. Kral onu da adamlarindan bazilarina teslim etti.
    "Onu falan daga goturun, tepesine kadar cikarin. Zirveye ulastiginiz zaman (tekrar dininden donmesini talep edin); donerse ne ala, aksi takdirde dagdan asagi atin!" dedi. Gittiler onu daga cikardilar. Oglan:
    "Allahim, bunlara karsi, diledigin sekilde bana kifayet et!" dedi. Bunun uzerine dag onlari salladi ve hepsi de dustuler. Oglan yuruyerek kralin yanina geldi. Kral: "Arkadaslarima ne oldu?" dedi.
    "Allah, onlara karsi bana kifayet etti" cevabini verdi. Kral onu adamlarindan bazilarina teslim etti ve:
    "Bunu bir gemiye goturun. denizin ortasina kadar gidin. Dininden donerse neala, degilse onu denize atin!" dedi. Soylendigi sekilde adamlari onu goturdu. Oglan orada:
    "Allahim, diledigin sekilde bunlara karsi bana kifayet et!" diye dua etti. Derhal gemileri alabora olarak boguldular. Cocuk yine yuruyerek hukumdara geldi. Kral:
    "Arkadaslarima ne oldu?" diye sordu. Oglan.
    "Allah onlara karsi bana kifayet etti" dedi. Sonra Kral'a:
    "benim emrettigimi yapmadikca sen beni olduremeyeceksin!" dedi. Kral: "O nedir?" diye sordu. Oglan:
    "Insanlari genis bir duzlukte toplarsin, beni bir kutuge asarsin, sadagimdan bir ok alirsin. Sonra oku, yayin ortasina yerlestir ve: "Oglanin Rabbinin adiyla" dersin. Sonra oku bana atarsin. Iste eger bunu yaparsan beni oldurursun!" dedi. Hukumdar, hemen halki bir duzlukte topladi. Oglani bir kutuge asti. Sadagindan bir ok aldi. Oku yayinin ortasina yerlestirdi. Sonra:
    "Oglanin Rabbinin adiyla!" dedi ve oku firlatti. Ok cocugun sakagina isabet etti. Cocuk elini sakagina okun isabet ettigi yere koydu ve Allah'in rahmetine kavusup oldu. Halk:
    "Oglanin Rabbine iman ettik!" dediler. Halk bu sozu uc kere tekrar etti. Sonra krala gelindi ve:
    "Ne emredersiniz? Vallahi korktugunuz basiniza geldi. Halk oglannin Rabbine iman etti!" denildi. Kral hemen yollarin baslarina hendekler kazilmasini emretti. Derhal hendekler kazildi. Iclerinde atesler yakildi. Kral:
    "Kim dininden donmezse onu bunlara atin!" diye emir verdi. Yahut hukumdara "sen at!" diye emir verildi.
    Istenen derhal yerine getirildi. Bir ara, beraberinde cocugu olan bir kadin getirildi. Kadin oraya dusmekten cekinmisti, cocugu:
    "Annecigim sabret. zira sen hak uzeresin!" dedi."
    Muslim, Zuhd 73, (3005); Tirmizi, Tefsir, Buruc, (3337).

    BESIKTE KONUSANLARIN KISSASI

    4959 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Uc kisi disinda hic kimse besikte iken konusmamistir. Bunlar: Hz. Isa Ibnu Meryem aleyhima's-selam, Cureyc'in arkadasi.
    Cureyc, kendini ibadete vermis abid bir kuldu. Bir manastira cekilmis orada ibadetle mesguldu. Derken bir gun annesi yanina geldi, o namaz kiliyordu.
    "Ey Cureyc! (Yanima gel, seninle konusacagim! Ben annenim)" diye seslendi. Cureyc:
    "Allahim! Annem ve namazim (hangisini tercih edeyim?" diye dusundu). Namazina devama karar verdi.
    Annesi cagirmasini (her defasinda uc kere olmak uzere) uc gun tekrarladi. (Cevap alamayinca) ucuncu cagirmanin sonunda:
    "Allahim, kotu kadinlarin yuzunu gostermedikce canini alma!" diye bedduada bulundu. Beni Israil, aralarinda Cureyc ve onun ibadetini konusuyorlardi. O diyarda guzelligiyle herkesin dilinde olan zaniye bir kadin vardi.
    "Dilerseniz ben onu fitneye atarim" dedi. Gidip Cureyc'e satasti. Ancak Cureyc ona iltifat etmedi.
    Kadin bir cobana gitti. Bu coban Cureyc'in manastiri(nin dibi)nde barinak bulmus birisiydi. Kadin onunla zina yapti ve hamile kaldi. Cocugu dogurunca:
    "Bu cocuk Cureyc'ten!" dedi. Halk (ofkeyle) gelip Cureyc'i manastirindan cikarip manastiri yiktilar, (hakaretler ettiler), kendisini de dovmeye basladilar, (linc edeceklerdi). Cureyc onlara:
    "Derdiniz ne?" diye sordu.
    "Su fahise ile zina yaptin ve senden bir cocuk dogurdu!" dediler. Cureyc:
    "Cocuk nerede, (getirin bana?)" dedi. Halk cocugu ona getirdi. Cureyc:
    "Birakin beni, namazimi kilayim!" dedi. Biraktilar ve namazini kildi. Namazi bitince cocugun yanina gitti, karnina durttu ve:
    "Ey cocuk! Baban kim?" diye sordu. Cocuk: "Falanca coban!" dedi. Bunun uzerine halk Cureyc'e gelip onu opup oksadi ve: "senin manastirini altindan yapacagiz!" dedi. Cureyc ise:
    "Hayir! Eskiden oldugu gibi kerpicten yapin!" dedi. Onlar da yaptilar.
    (Ucuncusu): Bir zamanlar bir cocuk annesini emiyordu. Oradan sahlanmis bir at uzerinde kilik kiyafeti guzel bir adam gecti. Onu goren kadin:
    "Allah'im su oglumu bunun gibi yap!" diye dua etti. Cocuk memeyi birakarak adama dogru yonelip bakti ve:
    "Allahim beni bunun gibi yapma!" diye dua etti. Sonra tekrar memesine donup emmeye basladi."
    Ebu Hureyre der ki: "Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam'i, sehadet parmagini agzina koyup emmeye baslayarak, cocugun emisini taklid ederken gorur gibiyim."
    (Resulullah anlatmaya devam etti:) "(Sonra annenin yanindan) bir kalabalik gecti. Ellerinde bir cariye vardi. Onu dovuyorlar ve:
    "(Seni zani seni!) Zina yaparsin, hirsizlik yaparsin ha!" diyorlardi. Cariye ise:
    "Allah bana yeter, o ne iyi vekildir!" diyordu. Cocugun annesi:
    "Allahim cocugumu bunun gibi yapma!" dedi. Cocuk yine emmeyi birakti, cariyeye bakti ve:
    "Allahimbeni bunun gibi yap!" dedi. Iste burada anne-evlat karsilikli konusmaya basladilar: (Anne dedi ki:
    "Bogazi tikanasica! Kiyafeti guzel bir adam gecti. Ben: "Allahim, oglumu bunun gibi yap" dedim. sen: "Allahim! Beni bunun gibi yapma!" dedin. Yanimizdan cariyeyi doverek, zina ve hirsizlik yaptigini soyleyerek gecenler oldu. Ben: "Allahim, oglumu bunun gibi yapma" dedim. sen ise: "Allahim, beni bunun gibi yap!" dedin).
    Oglu su cevabi verdi: "Guzel kiyafetli bir adam gecti. Sen: "Allahim, oglumu bunun gibi yap!" dedin, ben ise: "Allahim beni bunun gibi yapma!" dedim. Yanimizdan bu cariyeyi gecirdiler. Onu hem dovup hem de: "Zina ettin, hirsizlik ettin!" diyorlardi. Sen: "Allahim, oglumu bunun gibi yapma!" dedin. Ben ise: "Allahim, beni bunun gibi yap!" dedim. (Sebebini aciklayayim:) O atli adam cebbar zalimin biriydi. Ben de: "Allahim beni boyle yapma!" dedim. "Zina ettin, hirsizlik ettin!" dedikleri su zavalli cariye ise ne zina yapmisti, ne de calmisti! Ben de "Allahim beni bunun gibi yap!" dedim."
    Buhari, Enbuya 50, Amil fi's-Salat 7; Muslim, Birr 7, 8, (2550). Metin Muslim'den alinmadir.

    MAGARA ASHABININ KISSASI

    4960 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Sizden once yasayanlardan uc kisi yola ciktilar. (Aksam olunca) geceleme ihtiyaci onlari bir magaraya sigindirdi ve icine girdiler. Dagdan (kayan) bir tas yuvarlanip, magaranin agzini uzerlerine kapadi. Aralarinda:
    "sizi bu kayadan, salih amellerinizi sefaatci kilarak Allah'a yapacaginiz dualar kurtarabilir!" dediler. Bunun uzerine birincisi soyle dedi:
    "Benim yasli, ihtiyar iki ebeveynim vardi. Ben onlari cok kollar, aksam olunca onlardan once ne ailemden ne de hayvanlarimdan hicbirini yedirip icirmezdim. Bir gun agac arama isi beni uzaklara atti. Eve dondugumde ikisi de uyumustu. Onlar icin sutlerini sagdim. Hala uyumakta idiler. Onlardan once aileme ve hayvanlarima yiyecek vermeyi uygun bulmadim, onlari uyandirmaya da kiyamadim. Geciktigim icin cocuklar ayaklarimin arasinda kivraniyorlardi. Ben ise sut kaplari elimde, onlarin uyanmalarini beklliyordum. Derken safak soktu:
    "Ey Allahim! Bunu senin rizan icin yaptigimi biliyorsan, bizim yolumuzu kapayan su tastan bizi kurtar!"
    Tas bir miktar acildi. Ama cikacaklari kadar degildi.
    Ikinci sahis soyle dedi: "Ey Allahim! benim bir amca kizim vardi. Onu herkesten cok seviyordum. Ondan kam almak istedim. Ama bana yuz vermedi. Fakat gun geldi kitliga ugradi, bana basvurmak zorunda kaldi. Ona, kendisini bana teslim etmesi mukabilinde yuzyirmi dinar verdim; kabul etti. Arzuma nail olacagim sirada:
    "Allah'in muhrunu, gayr-i mesru olarak bozman sana haramdir!" dedi. Ben de ona temasta bulunmaktan kacindim ve insanlar arasinda en cok sevdigim kimse oldugu halde onu biraktim, verdigim altinlari da terkettim.
    Ey Allah'im, eger bunlari senin riza-yi serifin icin yapmissam, bizi bu sikintidan kurtar."
    Kaya biraz daha acildi. Ancak onlar cikabilecek kadar acilmadi. Ucuncu sahis dedi ki:
    "Ey Allahim, ben isciler calistiriyordum. Ucretlerini de derhal veriyordum. Ancak bir tanesi (bir farak pirincten ibaret olan) ucretini almadan gitti. Ben de onun parasini onun adina isletip kar ettirdim. Oyle ki cok mali oldu. Derken (yillar sonra) cikageldi ve:
    "Ey Abdullah! bana olan borcunu ode!" dedi. Ben de:
    "Butun su gordugun sigir, davar, deve ve koleler senindir. Git bunlari al gotur!" dedim. Adam:
    "Ey Abdullah, benimle alay etme!" dedi. Ben tekrar:
    "Ben kesinlikle seninle alay etmiyorum. Git hepsini al gotur!" diye tekrar ettim. Adam hepsini aldi goturdu.
    "Ey Allahim, eger bunu senin rizan icin yaptiysam, bize su halden kurtulus nasip et!" dedi. Kaya acildi, cikip yollarina devam ettiler."
    Buhari, Enbiya 50, Buyu' 98, Icare 12, Hars 13, Edeb 5; Muslim, Zikr 100, (2743); Ebu Davud, Buyu' 29, (3387).
#11.10.2009 14:11 0 0 0
  • KIFL KISSASI

    4961 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Sizden once yasayanlar arasinda Kifl adinda biri vardi. Bildiginden hic sasmazdi. Ihtiyac icinde oldugunu bildigi bir kadina gelerek, altmis dinar verdi. Kadindan kam almak uzere tesebbuse gecince kadin, titredi ve agladi. "Niye agliyorsun?" diye sorunca, kadin:
    "Bu benim hic yapmadigim (haram) bir amel. Bu gunaha beni razi eden de fakrimdir!" dedi. Adam da:
    "Yani sen simdi Allah korkusuyla mi agliyorsun? Oyleyse, Allah'tan korkmaya ben senden daha layikim! Haydi git, verdigim para da senin olsun. Vallahi ben bundan boyle Allah'a hic asi olmayacagim!" dedi. Adam o gece oldu. Sabah, kapisinda su yazili idi:
    "Alah Kifl'i magfiret etti!"
    Halk bu duruma sasirdi kaldi. Allah o devrin peygamberine Kifl'in durumunu vahyen bildirinceye kadar saskinlik devam etti."
    Tirmizi, Kiyamet 49, (2498).

    AD KAVMINI HELAK EDEN RUZGARIN KISSASI

    4962 - Ebu Vail, Rebi'a kabilesinden el-Haris Ibnu Yezid el-Bekri adinda bir adamdan naklen anlatiyor:
    "Medine'ye gelmistim, Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yanina gittim. Mescid, cemaatle dolu idi. Orada dalgalanan siyah bayraklar vardi. Hz. Bilal radiyallahu anh kilicini kusanmis, Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yaninda duruyordu. Ben: "Bu insanlarin derdi ne, (ne oluyor)? diye sordum.
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam Amr Ibnu'l-As'i, Rebi'a'ya dogru gondermek istiyor, (onun hazirligi var)!" dediler. Ben:
    "Ad elcisi gibi olmaktan Allah'a siginirim" dedim. Aleyhissalatu vesselam: "Ad elcisi de nedir?" buyurdular. Ben:
    "Bunu cok iyi bilen kimseye dustunuz. Ad (kavmi) kitliga ugrayinca Kayl'i kendileri icin su aramaya gonderdi. Kayl da, Bekr Ibnu Muaviye'ye ugradi. O, buna sarap icirdi ve Mekke'de o siralarda seslerinin ve tegannisinin guzelligiyle meshur Cerade isminde iki cariye de sarkilar soyledi. (Bu suretle bir ay kadar kaldiktan) sonra, Muhre (Ibnu Haydan Kabilesi'nin) dagina muteveccihen oradan ayrildi. Dedi ki:
    "Ey Allahim! Ben sana ne tedavi edecegim bir hasta, ne de fiyesini odeyecegim bir esir icin gelmedim. Sen kulunu, sulayici oldugun muddetce sula. Onunla birlikte Bekr Ibnu Muaviye'yi de sula. -Boylece kendisine icirdigi sarap icin ona tesekkur eder.-
    Bunun uzerine onun icin uc parca bulut yukseltildi. Biri kizil, biri beyaz, biri de siyah. Ona: "bunlardan birini sec!" denildi. O, bunlardan siyah olanini secti. Ona:
    "Ad kavminden tek kisiyi birakmayip helak edecek bu bulutu toz duman olarak al!" denildi."
    Bunu soyleyince Aleyhissalatu vesselam: "(Onlara) sadece su -yuzuk halkasi- miktarinda ruzgar gonderildi" buyurdular ve arkasindan su mealdeki ayet-i kerimeyi tilavet ettiler: "Ad (kavminin helak edilmesinde) de (ibret vardir). hani onlarin uzerine o kisir ruzgari gondermistik. Oyle bir ruzgar ki, her ugradigi seyi (yerinde) birakmiyor, mutlaka onu kul gibi savuruyordu" (Zariyat 41-42).
    Tirmizi, Tefsir, Zariyat, (3269, 3270).

    KEL, ALATENLI VE AMA'NIN KISSASI

    4963 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Beni Israil'den uc kisi vardi: Biri alatenli, biri kel, biri de ama. Allah bunlari imtihan etmek istedi. Bu maksadla onlara (insan suretinde) bir melek gonderdi.
    Melek once alatenliye geldi. Ve: "En cok neyi seversin?" dedi. Adam:
    "Guzel bir renk, guzel bir cild, insanlari benden tiksindiren halin gitmesini!" dedi. Melek onu meshetti. Derken cirkinligi gitti, guzel bir renk, guzel bir cild sahibi oldu. Melek ona tekrar sordu:
    "Hangi mala kavusmayi seversin?"
    "Deveye!" dedi, adam. Aninda ona on aylik hamile bir deve verildi.
    Melek: "Allah bunlari sana mubarek kilsin!" deyip (kayboldu) ve Kel'in yanina geldi.
    "En ziyade istedigin sey nedir?" dedi. Adam:
    "Guzel bir sac ve halki ikrah ettiren su halin benden gitmesi!" dedi. Melek,keli elleriyle meshetti, adamin keli gitti. Kendisine guzel bir sac verildi. Melek tekrar:
    "En cok hangi mali seversin?" diye sordu. Adam:
    "Sigiri!" dedi. Hemen kendisine hamile biir inek verildi. Melek:
    "Allah bu sigiri sana mubarek kilsin!" diye dua etti ve amanin yanina gitti. Ona da: "En cok neyi seversin?" diye sordu. Adam:
    "Allah7in bana gozumu vermesini ve insanlari gormeyi!" dedi. Melek onu meshetti ve Allah da gozlerini aninda iade etti. Melek ona da:
    "En cok hangi mali seversin?" diye sordu. Adam:
    "Koyun!" dedi. Derhal dogurgan bir koyun verildi.
    Derken sigir ve deve yavruladilar, koyun da kuzuladi. Cok gecmeden birinin bir vadi dolusu develeri, digerinin bir vadi dolusu sigirlari, oburunun de bir vadi dolusu koyunlari oldu.
    Sonra melek, alatenliye, onun eski hali ve heyetine burunmus olarak geldi ve:
    "Ben fakir bir kimseyim, yola devam imkanlarim kesildi. Su anda Allah ve senden baska yardim edecek kimse yok! Sana su guzel rengi, su guzel cildi ve mali veren Allah askina bana bir deve vermeni talep ediyorum! Ta ki onunla yoluma devam edebileyim!" dedi. Adam:
    "(Olmaz oyle sey, onda nicelerinin) haklari var!" dedi ve yardim talebini reddetti. Melek de:
    "Sanki seni taniyor gibiyim!Sen ala tenli, herkesin ikrah ettigi, fakir birisi degil miydin? Allah sana (sihhat ve mal) verdi" dedi. Ama adam:
    "(Cok konustun!) Ben bu mali buyuklerimden tevarus ettim!" diyerek onu tersledi. Melek de:
    "Eger yalanci isen Allah seni eski haline cevirsin!" dedi ve onu birakarak kel'in yanina geldi. Buna da onun eski halinde kel birisi olarak gorundu. Ona da oburune soylediklerini soyleyerek yardim talep etti. Bu da onceki gibi talebi reddetti. Melek buna da:
    "Eger yalanciysan Allah seni eski halinne cevirsin!" deyip, ama'ya ugradi. Buna da onun eski hali heyeti uzere (yani bir ama olarak) gorundu. Buna da:
    "Ben fakir bir adamim, yolcuyum, yola devam etme imkanim kalmadi. Bugun, evvel Allah sonra senden baska bana yardim edecek yok! Sana gozunu iade eden Allah askina senden bir koyun istiyorum; ta ki yolculuguma devam edebileyim!" dedi. Ama cevaben:
    "Ben de ama idim. Allah gozumu iade etti, fakirdim (mal verip) zengin etti. Istedigini al, istedigini birak! Vallahi, bugun Allah adina her ne alirsan, sana zorluk cikarmayacagim!" dedi. Melek de:
    "Malin hep senin olsun! Sizler imtihan olundunuz. Senden memnun kalindi ama diger iki arkadasina gadap edildi" (ve gozden kayboldu)."
    Buhari, Enmiya 50, Muslim Zuhd 10, (2964).

    BIN DINAR BORC ALANIN KISSASI

    4964 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam Beni Israil'den bin dinar borc para isteyen bir kimseden bahsetti. Beni Israil'den borc talep ettigi kimse: "Bana sahidlerini getir, onlarin huzurunda vereyim, sahid olsunlar!" dedi. Isteyen ise: "Sahid olarak Allah yeter!" dedi. Oburu: "Oyleyse buna kefil getir" dedi. Berikisi "Kefil olarak Allah yeter" dedi. Oburu:
    "Dogru soyledin!" dedi ve belli bir vade ile parayi ona verdi. Adam deniz yolculuguna cikti ve ihtiyacini gordu. Sonra borcunu vadesi icinde odemek maksadiyla geri donmek uzere bir gemi aradi, ama bulamadi. Bunun uzerine bir odun parcasi alip icini oydu. Bin dinari sahibine hitabeden bir mektupla birlikte oyuga yerlestirdi. Sonra oyugun agzini kapayip duzledi. Sonra da denize getirip:
    "Ey Allahim, biliyorsun ki, ben falanndan bin dinar borc almistim. Benden sahid istediginde ben: "Sahid olarak Allah yeter!" demistim. O da sahid olarak sana razi oldu. Benden kefil isteyince de: "Kefil olarak Allah yeter!" demistim. O da kefil olarak sana razi olmustu. ben ise simdi, bir gemi bulmak icin gayret ettim, ama bulamadim. Simdi onu sana emanet ediyorum!" dedi ve odun parcasini denize etti ve odun denize gomuldu.
    Sonra oradan ayrilip, kendini memleketine goturecek bir gemi aramaya basladi. Borc veren kimse de, parasini getirecek gemiyi beklemeye basladi. Gemi yoktu ama, icinde parasi bulanan odun parcasini buldu. Onu ailesine odun yapmak uzere aldi. (Testere ile) parcalayinca parayi ve mektubu buldu.
    Bir muddet sonra borc alan kimse geldi. Bin dinarla adama ugradi ve:
    "Malini getirmek icin araliksiz gemi aradim. Ancak benni getirenden daha once gelen bir gemi bulamadim" dedi. Alacakli:
    "Sen bana bir seyler gondermis miydin?" diye sordu. Oburu:
    "Ben sana, daha once bir gemi bullamadigimi soyledim" dedi. Alacakli:
    "Allah Teala Hazretleri, senin odun parcasi icerisinde gonderdigin parayi sana bedel odedi. Bin dinarina kavusmus olarak don" dedi."
    Buhari, Kefalet 1, (muallak olarak); Buyu 10(muallak ve mevsul olarak), Isti'zan 25 (muallak olarak).

    MUTEFERRIK HADISLER

    4965 - Hz. Selman radiyallahu anh dedi ki: "Hz. Isa ile Hz. Muhammed aleyhimesselatu vesselam arasindaki fetret altiyuz senedir."
    Buhari, Menakibu'l-Ensar 53.

    4966 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Tubba' mel'un mudur bilemiyorum. Keza Uzeyr peygamber midir onu da bilemiyorum."
    Ebu Davud, Sunnet 14, (4674).

    4967 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Eger Beni Israil olmasaydi, et kokusmazdi. Eger Havva olmasaydi, kadinlar kocalarina hicbir zaman ihanet etmezdi."
    Buhari, Enbiya 1, 25; Muslim, Rada' 63, (1470).

    HZ. ISA VE MEHDI

    4968 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Nefsim kudret elinde olan Zat-i Zulcelal'e yemin ederim! Meryem oglu Isa'nin, araniza (bu seriatle hukmedecek) adaletli bir hakim olarak inecegi, istavrozlari kirip, hinzirlari oldurecegi, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldiracagi vakit yakindir. O zaman, mal oylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dunya ve icindekilerin tamamindan daha hayirli olur."
    Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz su ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hicbir kimse yoktur ki, olumunden once onun (Isa'nin) hak peygamber olduguna iman etmesin. Kiyamet gununde ise Isa onlar aleyhine sahitlik edecektir" (Nisa 159).
    Buhari, Buyu' 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Muslim, Iman 242, (155); Ebu Davud, Melahim 14, (4324); Tirmizi, Fiten 54, (2234).

    4969 - Hz. Cabir radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Ummetimden bir grup, hak icin muzaffer sekilde mucadeleye Kiyamet gunune kadar devam edecektir. O zaman Isa Ibnu Meryem de iner. Bu muslumanlarin reisi: "Gel bize namaz kildir!" der. Fakat Hz. Isa aleyhisselam: "Hayir! der, Allah'in bu ummete bir ikrami olarak siz birbirinize emirsiniz!"
    Muslim, Iman 247.

    4970 - Ibnu Mes'ud radiyallahhu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Dunyanin tek gunluk omru bile kalmis olsa Allah, o gunu uzatip, benden bir kimseyi o gunde gonderecek."
    Ibnu Mes'ud: "Resulullah yahut da soyle buyurmustu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatin ismi benim ismime uyar, babasinin ismi de babamin ismine uyar. Bu zat, yeryuzunu, -eskiden cevr ve zulumle dolu olmasinin aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur."
    Ebu Davud, Mehdi 1, (4282); Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232).
#11.10.2009 14:11 0 0 0
  • 4971 - Ummu Seleme radiyallahu anha anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Mehdi benim zurriyetimden, kizim Fatima'nin evladlarindandir."
    Ebu Davud, Mehdi 1, (4284).

    4972 - Ebu Ishak anlatiyor: "Hz. Ali radiyallahu anh, oglu Hasan radiyallahu anh'a bakti ve: "Bu oglum, Resulullah aleyhissalatu vesselam'in tesmiye buyurdugu uzere Seyyid'dir. Bunun sulbunden peygamberinizin adini tasiyan biri cikacak. Ahlaki yonuyle peygamberinize benzeyecek; yaratilisi yonuyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryuzunu adaletle dolduracagina dair gelen kissayi anlatti."
    Ebu Davud, Mehdi 1, (4290).

    DECCAL

    4973 - Sabi'nin, Fatima Bintu Kays radiyallahu anha'dan nakline gore Fatima soyle anlatmistir: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Temimu'd-Dari hiristiyan bir kimse idi. Gelip biat etti ve musluman oldu. O, benim Mesih Deccal'den anlattigima uygun olan bir rivayette bulundu. Bana anlattigina gore, Temim, bir gemiye binip denize acilmistir. Yaninda Lahm ve Cuzam kabilelerinden otuz kisi vardi. (Hava sartlari iyi olmadigi icin) onlarla denizin dalgalari bir ay kadar oynadi. Sonunda gunesin battigi esnada denizde bir adaya yanastilar. Geminin kayiklarina binerek adaya ciktilar. Derken karsilarina cok tuylu killi bir hayvan cikti. Bunlar, tuylerinin coklugundan hayvanin bas tarafi neresi, arka tarafi neresi anlayamadilar. (Saskin saskin:)
    "Sen necisin, neyin nesisin?" dediler. O cevap verdi:
    "Ben cessaseyim!"
    "Cessase nedir?" denildi.
    "Ey cemaat! Su mannastira kadar gelin! Icinde bir adam var, o sizin haberinize mustaktir!" dedi. O, boylece bir adamdan soz edince, biz onun bir seytan olmasindan korktuk. Hemen kosarak manastira girdik. Iceride bir adam vardi; hilkatce gorduklerimizin en irisiydi ve elleri boynuna, dizlerinden topuklarina demirle siki sekilde baglanmisti.
    "Vah sana! Kimsin sen?" dedik.
    "Benim haberimi alabilmissiniz. Simdi siz kimsiniz, bana soyleyin!" dedi. Arkadaslarim:
    "Biz bir grup Arabiz. Bir gemideydik, denizin coskun bir anina rastladik. Dalgalar bizi bir ay oynatip oyaladi. Sonra su adaya yaklastik, sandallara binip adaya ciktik. Tuylu ve cok killi bir hayvanla karsilastik. Tuyunun coklugundan basi ne taraf, arkasi ne taraf anlayamadik. "Vah sana, nesin sen" dedik.
    "Ben cessaseyim!" dedi. Biz: "Cessase de ne?" dedik.
    "Manastirdaki su adama gelin, o sizin haberinize pek mustaktir!" dedi. Biz de kosarak sana geldik. Biz onun bir seytan olmadigindan emin olmadigimiz icin korktuk" dedik. Adam:
    "Bana Beysan hurmaligindan haber verin!" dedi. Biz:
    "Onun neyinden haber soruyorsun?" dedik.
    "Ben onun agacindan soruyorum, meyve veriyor mu?" dedi.
    "Evet!" dedik.
    "Oyleyse meyve vermeme zamani yakindir!" dedi.
    "Bana Taberiye golunden haber verin!" dedi.
    "Onun nesinden haber istiyorsun?" dedik.
    "Onun suyunun cekilmesi yakindir!" dedi.
    "Bana Zuger gozesinden haber verin!" dedi.
    "Sen onun neyinden haber istiyorsun?" dedik.
    "Gozede su var midir? Orada su var midir?" dedi.
    "Evet, onun cok suyu vardir! Sahipleri onun suyu ile ziraat yapiyorlar!" dedik.
    "Ummilerin peygamberinden bana haber verin? O ne yapti?" dedi.
    "O Mekke'den cikip Yesrib'e (Medine'ye) yerlesti" dedik.
    "Araplar O'nunla mukatele etti mi?" dedi. Biz:
    "Evet!" dedik.
    "Onlara karsi ne yapti?" dedi. Biz de, (onu ezmek icin) pesine dusen Araplara galebe caldigini, Araplarin kendisine itaat ettiklerini haber verdik. (O da bize:)
    "Bu, onlarin itaat etmeleri, kendileri icin daha hayirlidir. Ben simdi size kendimi tanitayim: Ben Mesih Deccal'im. Cikis icin bana izin verilme zamani yakindir. O zaman cikip yeryuzunde dolasacagim. Kirk gun icinde ugramadigim karye (koy) kalmayacak. Mekke ile Taybe (Medine) haric. Bu iki sehir bana haramdir. Onlardan birine her ne vakit girmek istersem, elinde yalin kilic bir melek beni karsilar, benim oraya girmeme mani olur. Onlarin her bir gecidinde bir melek vardir, onlari korur!" dedi." Sonra Resulullah aleyhissalatu vesselam cubuguyla minbere durterek:
    "Bu Taybe'dir! Bu Taybe'dir! Bu Taybe'dir! Ben bunu size anlattim degil mi?" buyurdular. Halk da: "Evet!" diye karsilik verdi. bunun uzerine Aleyhissalatu vesselam:
    "Temimi'd-Dari'nin rivayetinin benim size ondan (Mesih Deccal'dan) Mekke ve Medine'den anlattigima muvafik dusmesi hosuma gitti. Bilesiniz O Sam denizinde veya Yemen denizindedir. Hayir dogu tarafindandir. Evet o dogu tarafindan zuhur edecektir. O dogu tarafindan zuhur edecektir!" buyurdu ve eliyle dogu tarafina isaret etti."
    Muslim, Fiten 119, (2942); Ebu Davud, Melahim 15, (4325, 4326); Tirmizi, Fiten 66, (2254).

    4974 - Ebu Sa'idi'l-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam bize Deccal uzerine uzun bir hadis rivayet etti. Bize anlattiklari meyaninda soyle de demisti:
    "Deccal, Medine gecitlerine girmesi kendisine haram kilinmis olarak cikacak. Derken (Medine civarindaki) bazi ekimsiz yerlere kadar gelir. O gun insanlarin en hayirlisi olan -veya en hayirlilarindan- bir kimse onun karsisina cikar ve:
    "Sen Resulullah aleyhissalatu vesselam'in bize haber verdigi Deccal'sin!" der. Deccal de (kendi adamlarina):
    "Ben sunu oldurup sonra da diriltsem ne dersiniz? Bu iste bir supheye duser misiniz?" der. Oradakiler:
    "Hayir!" derler. Deccal onu oldurur ve sonra diriltir. Diriltildigi zaman adam:
    "Allah'a yemin olsun. Senin hakkinda hicbir vakit bugunkunden daha basiretli olmamistim!" der. Deccal onu tekrar oldureyim mi di(yerek oldurmek isteye)cek, fakat musallat edilmeyecek."
    Buhari, Fiten 27, Fedailu'l-Medine9; Muslim, Fiten 112, (2938).

    4975 - Hz. Huzeyfe radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Deccal ciktigi vakit beraberinde su ve ates vardir. Ancak halkin ates olarak gordugu tatli sudur; halkin su olarak gordugu ise yakici bir atestir. Sizden kim o gune ererse, halkin ates olarak gordugune dus(meyi kabul et)sin. Cunku o, tatli soguk sudur."
    Buhari, Fiten 26, Enbiya 50; Muslim, Fiten 105, (2935); Ebu Davud, Melahim 14, (4315),

    4976 - Ebu Saidi'l-Hudri radiyallahu anh'in anlattigina gore, Aleyhissalatu vesselam'a Deccal'den sormustur. Aleyhissalatu vesselam da su cevabi vermistir:
    "O (Deccal) ciktigi gun (aynen bir insan gibidir) yemek yer. Ben size, onun hakkinda, benden onceki peygamberlerden hicbirinin kendi ummetine anlatmadigi hususlari anlatacagim: Onun sag gozu meshedilmistir (gormez), pertlektir, goz hadakasi yoktur, sanki hadakasi cevrim icinde bir balgam gibidir. Sol gozu de inciden bir yildiz gibidir. Onun beraberinde sanki cennet ve atesin birer misli vardir. Ancak hakikatta atesi cennet, suyu da atestir. Haberiniz olsun! Onun yaninda iki kisi vardir; koy halkini inzar ederler. Bu ikisi koyden cikinca Deccal'in ashabindan ilki oraya girer."
    Rezin tahric etmistir. Hadisin kaynagi yok ise de, hadiste yer alan mefhumlarin sahidleri Sahiheyn ve diger kaynaklarda cogunluk itibariyle gelmistir.

    4977 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam Veda hacci sirasinda (bir ara): "Halk susup dinlesin!" buyurdular. Sonra Allah'a hamd ve senada bulunup, arkadan Mesih ve Deccal'den uzunu uzun soz ettiler ve buyurdular ki:
    "Allah'in gonderdigi her peygamber, ummetini onunla inzar etti. Nuh aleyhisselam ummetini onunla inzar etti, ondan sonra gelen peygamberler de. O, sizin aranizda cikacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabbinizin tek gozlu olmadigi size kapali degildir. O ise sag gozu kor birisidir. Onun gozu, sanki (salkimdan) disa firlamis bir uzum danesi gibidir. (Iki gozunun arasinda ke-fe-re yani kafir yazilmis olacaktir. Bunu her musluman okuyacaktir)."
    Buhari, Fiten 27; Muslim, Fiten 100-103, (169)-(2933).

    IBNU SAYYAD

    4978 - Muhammed Ibnu'l-Munkedir anlatiyor: "Cabir Ibnu Abdillah radiyallahu anhuma, Ibnu Sayyad'in Deccal oldugu hususunda yemin ederdi. Ben:
    "Sen Allah'a yeni de ediyorsun ha!" dedim. Bana su cevabi verdi:
    "(Nasil etmeyeyim?) Omer Ibnu'l-Hattab radiyallahu anh'a, Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yaninda Ibnu Sayyad'in Deccal oldugu hususunda yemin ettigini isittim. Buna ragmen aleyhissalatu vesselam kendisini reddetmemisti."
    Buhari, I'tisam 23; Muslim, Fiten 94, (4929), Ebu Davud, Melahim 16, (4331).

    4979 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Omer Ibnu'l-Hattab radiyallahu anh, ashabtan bir grup icerisinde Resulullah aleyhissalatu vesselam'la birlikte Ibnu Sayyad'a dogru gittiler, Onu, Beni Megale satosunun yaninda cocuklarla oynar buldular. O siralarda buluga yaklasmis durumdaydi. Ibnu Sayyad, Aleyhissalatu vesselam, eliyle sirtina vuruncaya kadar (onlarin geldigini) hissetmedi. Aleyhissalatu vesselam, omuzuna vurup:
    "Benim Allah'in Resulu olduguma sehadet ediyor musun?" diye sordu. Ibnu Sayyad ona bakip:
    "Sehadet ederim ki, sen ummilerin peygamberisin!" dedi. Ibnu Sayyad da Resulullah'a:
    "Sen, benim Allah'in Resulu olduguma sehadet eder misin?" dedi. Aleyhissalatu vesselam onu reddetti ve:
    "Ben Allah'a ve O'nun resullerine iman ettim!" buyurdu ve sonra sordu:
    "Pekiyi, ne goruyorsun?"
    "Bana bir dogru sozlu (sadik), bir de yalanci (kazib) gelmektedir" diye cevap verdi. Bunun uzerine Aleyhissalatu vesselam:
    "Sana bu is karistirildi! (Sidki kizb; kizbi sidk ile karistiriyorsun)" buyurdular. Sonra da Aleyhissalatu vesselam ona:
    "Ben senin icin (icimde) bir sey sakladim (bil bakalim!) dedi. Ibnu Sayyad:
    "O dumandir!" diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam:
    "Sus, sen kendi kadrini hicbir vakit asamayacaksin!" buyurdular. bunun uzerine Hz. Omer radiyallahu anh:
    "Ey Allah'in Resulu! Bana musaade buyurun sunun boynunu vurayim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
    "Eger (Deccal) bu ise, sen ona musallat edilecek degilsin, eger bu Deccal degilse onu oldurmekte sana bir hayir yok!" buyurdular."
    Buhari, Cenaiz 80, Sehadat 3, Cihad 178, Edeb 97; Muslim, Fiten 85, 95, (2924, 2930); Ebu Davud, Melahim 16, (4329); Tirmizi, Fiten 63, (2250), 56, (2236).
    Tirmizi, "Ben senin icin (icimde) bir sey sakladim (bil bakalim!)" sozunden sonra su ibareyi ilave etti: "Onun icin (icinde) "O halde semanin apasikar bir duman getirecegi gunu gozetle (Habibim)" (Duhan 10) ayetini gizlemisti."

    4980 - Hz. Cabir radiyallahu anh anlatiyor: "Ibnu Sayyad, Harre savasi sirasinda kaybedildi."
    Ebu Davud, Melahim 16, (4332).
#11.10.2009 14:12 0 0 0
  • KIYAMET ONCESI FITNELER

    4981 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Ayakkabilari kildan bir kavimle savasmadikca Kiyamet kopmaz. Siz, yuzleri kilifli kalkanlar gibi, gozleri kucuk, burunlari yassi olan bir kavmle savasmadikca Kiyamet kopmaz."
    Buhari, Cihad 95, 96, Menakib 25; Muslim, Fiten 62, (2912); Ebu Davud, Melahim 9, (4303, 4304); Tirmizi, Fiten 40, (2216); Nesai, Cihad 42, (6, 45).

    4982 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "rumlar, A'mak ve Dabik nam mahallere inmedikce Kiyamet kopmaz. Onlara karsi Medine'den bir ordu cikar. Bunlar o gun Arz ehlinin en hayirlilaridir. Bu ordunun askerleri savasmak uzere saf saf duzen alinca, rumlar:
    "Bizden esir edilenlerle aramizdan cekilin de onlari oldurelim!" derler. Muslumanlar da:
    "Hayir" Vallahi sizinle, kardeslerimizin arasindan cekilmeyiz" derler. Bunun uzerine (muslumanlar) onlarla harb eder. bunlardan ucte biri inhizama ugrar. Allah ebediyen bunlarin tevbesini kabul etmez. Ucte biri katledilir, bunlar Allah indinde sehitlerin en faziletlileridir. Ucte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye dusmezler. Bunlar Istanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kiliclarini zeytin agacina asmis ganimet taksim ederken, seytan aralarinda soyle bir nida atar:
    "Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldi!"
    Bunun uzerine, cikarlar. Ancak bu haber batildir. Sam'a geldiklerinde (Deccal) cikar. Bunlar savas icin hazirlik yapip saflari tanzim ederken, namaz icin ikamet okunur. Derken Isa Ibnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'in dusmani, Hz. Isa'yi gorunce, tipki tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eger birakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle oldurur; oyle ki onlara, harbesindeki kanini gosterir."
    Muslim, Fiten 34, (2897).

    4983 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun):
    "Bir tarafi karada bir tarafi da denizde olan bir sehir isittiniz mi?" diye sordular. Oradakiler: "Evet!" deyince, soyle buyurdular:
    "Ishakogullarindan yetmisbin kisi bu sehre sefer tertiplemedikce Kiyamet kopmaz. Askerler sehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savasmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler. Bunun uzerine sehrin kara tarafi duser. Sonra askerler ikinci kere, "Lailahe illallahu vallahu ekber!" derler, sehrin diger tarafi da duser. Sonra tekrar "Lailahe illalllahu vallahu ekber!" derler. Bu sefer onlara (kapilar) acilir. Oradan sehre girerler ve sehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarinda taksim ederlerken, yanlarina bir munadi gelip: "Deccal cikti!" diye bagirir. Askerler her seyi birakip geri donerler."
    Muslim, Fiten 78, (2920).

    4984 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Yahudilerle savasacak ve onlari oldureceksiniz. Oyle ki tas dahi: "Ey musluman! iste yahudi, arkamda (saklandi), gel, oldur onu!" diyecek."
    Buhari, Cihad 94, Menakib 25; Muslim, Fiten 79, (2921); Tirmizi, Fiten 56, (2237).

    4985 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Muslumanlardan iki grup aralarinda savasmadikca Kiyamet kopmaz. Bunlar aralarinda buyuk bir savas yaparlar, fakat davalari birdir."
    Buhari, Fiten 24, Menakib 25, Istitabe 8; Muslim, Iman 248, (157), Fiten 17, (157).

    4986 - Hz. Huzeyfe radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Nefsim yed-i kudretinde olan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun! Imaminizi oldurmedikce, kiliclarinizi birbirinize kullanmadikca, dunyaniza serirleriniz varis olmadikca Kiyamet kopmaz."
    Tirmizi, Fiten 9, (2171).

    4987 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam: "Herc artmadikca Kiyamet kopmaz!" buyurmuslardi. (Yanindakiler:)
    "Herc nedir ey Allah'in Resulu?" diye sordular.
    "Oldurmek! Oldurmek!" buyurdular."
    Muslim, Fiten 18, (157).

    4988 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet kopmazdan once gece karanliginin parcalari gibi fitneler olacak. (O vakit) kisi mu'min olarak sabaha erer de kafir olarak aksama kavusur. Mu'min olarak aksama erer, kafir olarak sabaha kavusur. Bircok kimseler azicik bir dunyalik mukabilinde dinlerini satarlar."
    Tirmizi, Fiten 30, (2196).

    RESULULLAH'TAN SONRA KIYAMET YAKINDIR

    4989 - Sehl Ibnu Sa'd radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Ben Kiyamet soyle yakin olduguhalde gonderildim!" buyurdular ve sehadet parmagiyla orta parmagini yanyana gosterdiler."
    Buhari, Rikak 39, Tefsir, Nazi'at 1, Talak 25; Muslim, Fiten 132, (2950).

    4990 - Mustevrid Ibnu Seddad el-Fihri radiyallahu anh anlatiyor:
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam: "Ben Kiyamet'in kopacagi ayni saatte gonderildim. Ancak, sunun sunu gecmesi gibi ben Kiyamet saatini gecip biraz evvel geldim!" buyurdular ve orta parmagi ile sehadet parmagini gosterdiler."
    Tirmizi, Fiten 39, (2214).
#11.10.2009 14:12 0 0 0
  • KIYAMETTEN ONCE BIR ATESIN CIKMASI

    4991 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Hicaz bolgesinden bir ates cikmadikca Kiyamet kopmaz. Bu ates Busra'daki develerin boyunlarini aydinlatacaktir."
    Buhari, Fiten 24; Muslim, Fiten 42, (2902).

    4992 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Kiyametten once, Hadramevt'ten -veya Hadramevt denizinden- bir ates cikacak, insanlari toplayacak" buyurmuslardi. (Orada bulunanlar:)
    "Ey Allah'in Resulu (o gune ulasirsak) ne yapmamizi emredersiniz?" diye sordular.
    "Size Sam('i yani Suriye'ye gitmenizi) tavsiye ederim" buyurdular."
    Tirmizi, Fiten 42, (2218).

    MUASIRLARININ OMRU

    4993 - Ebu'z-Zubeyr, Hz. Cabir radiyallahu anh'tan naklediyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Bugun dogmus (canli olan) hicbir nefis yoktur ki, yuz sene sonra olmemis olsun." (Ravi der ki:) "Bununla omrun kisalmasi kastedilmistir."
    Muslim, Fezailu's-sahabe 218, (2538); Tirmizi, Fiten 64, (2251).

    4994 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Kiyamet ne zaman kopacak?" diye sormustu. Aleyhissalatu vesselam bir muddet sukuttan sonra yaninda duran Ezd-i Senue kabilesine mensup bir cocuga bakip:
    "Bu delikanli pir-i fani olmadan once Kiyametiniz kopacaktir!" buyurdular.
    Hz. Enes radiyallahu anh der ki: "Cocuk o gun benim akranim idi."
    Muslim, Fiten 138, (2953).

    YALANCILARIN ZUHURU

    4995 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Otuz kadar yalanci Deccaller cikmadikca Kiyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'in elcisi oldugunu zanneder."
    Tirmizi, Fiten 43, (2219); Ebu Davud, Melahim 16, (4333, 4334, 4335).

    GUNESIN BATIDAN DOGMASI

    4996 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Gunes, battigi yerden dogmadikca Kiyamet kopmaz. Bati'dan dogunca, insanlar gorur ve hepsi de iman eder. Ancak, daha once inanmamis veya imannin sevkiyle hayir kazanamamis olan hic kimseye bu iman fayda saglamaz."
    Buhari, Rikak 39, Istiska 27, Zekat 9; Muslim, Iman 248, (157); Ebu Davud, Melahim 12, (4312).

    4997 - Hz. Ebu zerr radiyallahu anh anlatiyor: "Gunes battigi sirada Mescid'e girmistim. Resulullah aleyhissalatu vesselam bana:
    "Ey Ebu Zerr!" buyurdular. "Su (gunes batinca) nereye gidiyor, biliyor musun?"
    "Allah ve Resulu daha iyi bilir!" dedim.
    "O, Rabbinden secde etmek icin izin istemeye gider. Ona izin verilir ve sanki kendisine soyle denir: "Git geldigin yerden tekrar dog." O da battigi yerden dogar."
    Sonra (Ebu Zerr dedi ki: "Aleyhissalatu vesselam) soyle kiraat etti: "Ve zalike mustegarrun leha" (Yasin 38). (Ebu Zerr ilaveten) dedi ki: "Bu Ibnu Mes'ud kiraatidir."

    KIYAMETIN BASKA ALAMETLERI

    4998 - Ebu Said radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Ruhumu kudret elinde tutan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun ki, vahsi hayvanlar insanlarla konusmadikca, kisiye kamcisinin ucundaki mesin, ayakkabisinin bagi konusmadikca, kendinden sonra ehlinin ne yaptigini dizi haber vermedikce kiyamet kopmaz."
    Tirmizi, Fiten 19, (2182).

    4999 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Devs kabilesinin kadinlarinin kiclari, Zu'l-Halasa putunun etrafinda titremedikce Kiyamet kopmaz. Zu'l-halasa, Devslilerin cahiliye devrinde tapindiklari (Tebale'deki) puttur."
    Buhari, Fiten 23; Muslim, Fiten 51, (2906).

    5000 - Hz. Huzeyfe radiyallahu anh anlatiyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Insanlarin dunyaca en bahtiyarini adi oglu adiler teskil etmedikce Kiyamet kopmaz."
    Tirmizi, Fiten 37, (2210).
#11.10.2009 14:13 0 0 0
  • 5001 - Hz. Enes radiyallahuanh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet Allah Allah diyen bir kimsenin uzerine kopmayacaktir."
    Muslim, Iman 234, (148); Tirmizi,Fiten 35, (2208).

    5002 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, yanindaki cemaate konusurken, bir adam gelerek: "(Ey Allah'in Resulu!) Kiyamet ne zaman kopacak?" dedi. Aleyhissalatu vesselam konusmasina devam etti, sozlerini bitirdigi vakit:
    "Sual sahibi nerede?" buyurdular. Adam:
    "Iste buradayim ey Allah'in Resulu!" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
    "Emanet zayi edildigi vakit Kiyameti bekleyin!" buyurdular. Adam:
    "Emanet nasil zayi edilir?" diye sordu. Efendimiz:
    "Is, ehil olmmayana tevdi edildi mi Kiyamet'i bekleyin!" buyurdular."
    Buhari, Ilm 2, Rikak 35.

    5003 - Sahiheyn'de gelen bir diger rivayette: "Kahtan'dan, insanlari degnegiyle idare eden bir adam cikmadikca Kiyamet kopmaz" buyrulmustur."
    Buhari, Fiten 23, Menakib 7; Muslim, Fiten 60, (2910).

    5004 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Firat nehri altin bir dag uzerinden acilmadikca Kiyamet kopmaz. Onun uzerine insanlar savasirlar. Yuz kisiden doksan dokuzu oldurulur. Onlardan her biri: "Herhalde savasi ben kazanacagim" der."
    Buhari, Fiten 24, Muslim, Fiten 29, (2894); Ebu Davud, Melahim 13, (4313, 4314); Tirmizi, Cennet 26, (2572, 2573).

    5005 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Zaman yakinlasmadikca Kiyamet kopmaz. Bu yakinlasma oyle olur ki, bir yil bir ay gibi, ay bir hafta gibi, haftada bir gun gibi, gun saat gibi, saat de bir cira tutusmasi gibi (kisa) olur."
    Tirmizi, zuhd 24, (2333).

    5006 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri ipekten daha yumusak bir ruzgari Yemen'den gonderir. Bu ruzgar, kalbinde zerre miktar iman bulunan hic kimseyi haric tutmadan hepsinnin ruhunu kabzeder."
    Muslim, Iman 185, (117).

    5007 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Kiyamet sadece serir insanlarin uzerine kopacaktir!" buyurdular."
    Muslim, Fiten 131, (2949).

    5008 - Ibnu Zugb el-Eyadi anlatiyor: "Abdullah Ibnu Havale el-Ezdi radiyallahu anh'in yanina indim. Bana:
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam bizi, ganimet alalim diye yaya olarak gonderdi. Biz de donduk ve hicbir ganimet elde edemedik. Yorgunlugumuzu yuzlerimizden anlayip, aramizda dogrularak:
    "Ey Allah'im, onlari bana tevkil etme; ben onlari uzerime almaktan acizim! Onlari kendilerine de tevkil etme, bu isten kendileri de acizdirler. Onlari diger insanlara da tevkil etme, kendilerini onlara tercih ederler!" buyurdular. Sonra elini basimin ustune koydu ve:
    "Ey Ibnu Havale! Hilafetin (Medine'den) Arz-i Mukaddese'ye (Suriye'ye) indigini gorursen, bil ki artik zelzeleler, kederler, buyuk hadiseler yakindir. O gun Kiyamet, insanlara, su elimin, basina olan yakinligindan daha yakindir" buyurdu."
    Ebu Davud, Cihad 37, (2535).

    5009 - Hz. Enes radiyallahu anh dedi ki: "Istanbul'un fethi Kiyamet aninda olacaktir."
    Tirmizi, Fiten 58, (2240).

    5010 - Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun):
    "Ummetim onbes seyi yapmaya baslayinca ona buyuk belanin gelmesi vacip olur!" buyurmuslardi. (Yanindakiler:) "Ey Allah'in Resulu! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalatu vesselam saydi:
    -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya ugramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasinda) tedavul eden bir meta haline gelirse,
    -Emanet (edilen seyleri emanet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (mali yerini tutup, yagmalayip nefislerine helal) kildiklari zaman,
    -Zekat (odemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman.
    -Kisi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadinina itaat ettigi;
    -Babasindan uzaklasip ahbabina yaklastigi;
    -Mescidlerde (riza-yi ilahi gozetmeyen husumet, alis-veris, eglence ve siyasiyata vs. muteallik) sesler yukseldigi zaman.
    -Kavme, onlarin en alcagi (erzel) reis oldugu;
    -(Devlet otoritesinin yetersizligi sebebiyle tedhis ve zulumle insanlari sindiren zorba) kisiye zarari dokunmasin diye hurmet ettigi;
    -(Cesitli adlarla imal edilen) ickiler (serbestce) icildigi;
    -Ipek (haram bilinmeyip erkekler tarafindan) giyildigi;
    -(San'at, bale, konser gibi cesitli adlar altinda; bar, gazino, dansing ve salonlarda ve hatta televizyon ve filim gibi cesitli vasitalarla yaygin sekilde) sarkici kadinlar ve calgi aletleri edinildigi;
    -Bu ummetin sonradan gelen nesilleri, onceden gelip gecenlere (cesitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettigi zaman artik kizil ruzgari, (zelzeleyi), yere batisi (hasfi) veya suret degistirmeyi (meshi) (veya gokten tas yagmasini, (kazfi) bekleyin."
    Tirmizi, Fiten 39, (2211).
#11.10.2009 14:14 0 0 0

  • 5011 - Ibnu Amr Ibnu'l-As radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Cikis itibariyle, Kiyamet alametlerinin ilki gunesin battigi yerden dogmasi, kusluk vakti insanlara dabbetu'l-arzin cikmasidir. Bunlardan hangisi once cikarsa, digeri de onun hemen pesindedir."
    Muslim, Fiten 118, (2941); Ebu Davud, Melahim 12, (4310).

    5012 - Hz. Muaz Ibnu Cebel radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun):
    "Beytu'l-Makdis'in imari Yesrib'in harabidir. Yesrib'in harabi melhamenin (savasin) cikmasidir. Melhame Istanbul'un fethidir, Istanbul'un fethi Deccal'in cikmasidir!" buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konusmakta oldugu kimsenin (yani Hz. Muaz'in) dizine vurdular ve:
    "Bu soyledigim kesinlikle hakikattir. Tipki senin burada oturman hak oldugu gibi" buyurdular."
    Hz. Muaz burada kendisini kasdetmektedir. (Yani Aleyhissalatu vesselam'in konustugu ve dizine elini vurdugu kimse Muaz Ibnu Cebel radiyallahu anh'tir.)"
    Ebu Davud, Melahim 3, (4294).

    5013 - Abdullah Ibnu Busr radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Melhame ile Medine'nin fethi arasinda alti yil vardir. Yedinci yilda da Mesih Deccal cikar."
    Ebu Davud, Melahim 4, (4296); Ibnu Mace, Fiten 35, (4093).

    SUR'A UFLENMESI VE NESR

    5014 - Ebu Said radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Sur'un sahibi (Israfil aleyhisselam), sur denen sorusunu agzina dayamis, yuzunu cevirmis, kulagini dikmis, ufleme emrini beklerken ben nasil tereffuhle (dunya nimetlerinden) istifade edebilirim?" buyurmuslardi. Bu, sanki ashabina cok agir gelmisti:
    "Peki biz ne yapalim -veya ne diyelim- ey Allah'in Resulu?" diye sordular. Onlara: "Hasbunallah ve ni'mel-vekil (Allah bize yeter, o ne guzel vekildir!), Allah'a tevekkul ettik. -belki de "tevekkulumuz Allah'adir!" demisti- deyiniz!" diye emir buyurdular."
    Tirmizi, Kiyamet 9, (2433).

    5015 - Ibnu Amr Ibni'l-As radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'a Sur'dan sorulmustu:
    "Bu, icine uflenen bir boynuzdur!" diye cevap verdi."
    Ebu Davud, Sunnet 24, (4742); Tirmizi, Kiyamet 9, (2432).

    5016 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Iki sur arasinda kirk vardir!" buyurmustur. Bunun uzerine oradakiler:
    "Ey Ebu Hureyre! Kirk gun mu?" diye sordular. Fakat o: "Birsey diyemem!" cevabini verdi. Tekrar: "Kirk ay mi?" dediler. O yine: "Bir sey diyemem!" cevabini verdi. "Kirk yil mi?" dediler. O yine: "Bir sey diyemem!" cevabini verdi ve (Resulullah'in hadisine devam etti:)
    "Sonra allah semadan su indirecek ve insanlar yerden sebze biter gibi bitecekler. Insanda bir kemik haric hepsi curur. Bu curumeyen, acbu'z-zeneb denen kuyruk sokumu kemigidir. Kiyamet gunu yeniden yaratilis bundan terkib edilecektir."
    Buhari, Tefsir, Zumer 3, Amme 1; Muslim, Fiten 141, (2955); Muvatta, Cenaiz 48, (1, 239); Ebu Davud, Sunnet 24, (4743); Nesai, Cenaiz 117, (4, 111).

    5017 - Ka'b Ibnu Malik radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Mu'minin ruhu, cennet agacinda beslenen bir kus olur. Yeniden dirilme gununde Allah onu cesedine dondurunceye kadar orada beslenir."
    Muvatta, Cenaiz 49, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117, (4, 108); Ibnu Mace, Zuhd 32, (4271).

    5018 - Ebu Rezin el-Ukayli radiyallahu anh anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu dedim, Allah, mahlukati nasil iade eder, (yeniden diriltir)? Bunun dunyadaki ornegi nedir?"
    "Sen dedi, hic kavminin uzerinde yasadigi vadiden kurak mevsimde gecmedin mi? Sonra bir kere de her tarafin yemyesil ugrundugu munbit mevsimde ugramadin mi?"
    Ben "Elbette!" deyince: "Iste bu, (yeniden) yaratmasina Allah'in delilidir. Allah, oluleri de boyle diriltecektir!" buyurdular."
    Rezin tahric etmistir. Bu hadis Ahmed Ibnu Hanbel'in Musned'inde biraz farkli lafizlarla rivayet etilmistir (4, 11).

    5019 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma "Fe iza nugira finnaguri" "O boru otturulunce" (Muddessir 8) ayeti ile ilgili olarak dedi ki: "Bu, sur'dur. Surede gecen racife, birinci nefha (ufleme), radife de ikinci nefhadir."
    Buhari, Rikak 43 (muallak olarak).

    5020 - Ebu Said radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun bize) Sahib-i Sur'u (Israfili) zikretti ve dedi ki:
    "Saginda Cibril, solunda da Mikail aleyhimusselam var."
    Rezin tahric etmistir. Ebu Davud, Huruf ve'l-kira'at 1, (3999).
#11.10.2009 14:14 0 0 0
  • HASR HAKKINDA

    5021 - Suheyl Ibnu Sa'd radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu insanlar beyaz, bembeyaz, has unun coregi gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hic kimsenin bir isareti (evi, bagi vs.) olmayacak."
    Buhari, Rikak 44; Muslim, Munafikun 28, (2790).

    5022 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Sizler Allah'a yalinayak, bedenleriniz ciplak ve kabuklu (sunnet edilmemis) olarak hasr olunacaksiniz!" buyurdular."

    5023 - Bir diger rivayette Ibnu Mes'ud soyle demistir: "Resulullah aleyhissalatu vesselam va'z etmek uzere aramizda dogruldu ve dedi ki:
    "Ey insanlar! Sizler (Kiyamet gunu) Allah'in yaninda yalinayak, ciplak ve kabuklu olarak toplanacaksiniz. (Sonra su ayeti okudu:) "Ilk yaratisa nasil basladi isek, uzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edecegiz..." (Enbiya 104). Haberiniz olsun, o gun ummetimden bazi kimseler getirilir ve sol tarafa alinirlar. Bunun uzerine ben:
    "Ey Rabbim! Bunlar ashabimdir!" derim. Bana:
    "Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptilar" denilir. ben salih kul (Isa)'nin dedigi gibi diyecegim:
    "Ben iclerinde bulundugum muddetce uzerlerinde bir kontrolcu idim. Fakat vakta ki sen benni (iclerinden) aldin, ustlerinde nigehban yalniz sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her seye hakkiyla sahidsin. Eger kendilerine azab edersen suphe yok ki onlar senin kullarindir. Eger onlari affedersen mutlak galib ve yegane hukum ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen" (Maide 117-118).
    Resulullah aleyhissalatu vesselam devamla dedi ki: "Bunun uzerine bana: "Onlar, sen aralarindan ayrildigin gunden beri, dinden yuz cevirmeye hic ara vermediler!" denilecek."
    Bir rivayette su ziyade var: "Ben: "Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar!" derim."
    Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Muslim, Cennet 57, (2860); Tirmizi, Kiyamet 4, (3329); Nesai, Cenaiz 118, (4, 114).

    5024 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu insanlar uc sinif olarak hasrolunurlar:
    -Yayalar sinifi,
    -Binekliler sinifi,
    -Yuzu ustu surunenler sinifi."
    Aleyhissalatu vesselam'a soruldu: "Ey Allah'in Resulu! Bunlar yuzleri uzerine nasil yururler?" Su cevabi verdiler:
    "Onlari ayaklari uzerine yuruten Zat-i Zulcelal, yuzleri uzerine yurutmeye de kadirdir. Ancak bilesiniz, bu yuzleri ustu yuruyenler, onlerine cikan her engele, her dikene karsi kendilerini yuzleriyle korumaya calisirlar."
    Tirmizi, Tefsir, Beni Isra'il (Isra), (3141).

    5025 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Insanlar Kiyamet gunu uc hal uzere hasrolunurlar:
    1. Istekliler, korkanlar.
    2. Iki kisi bir deve uzerinde olanlar, uc kisi bir deve uzerinde olanlar, dort kisi bir deve uzerinde olanlar, on kisi bir deve uzerinde olanlar.
    3. Geri kalanlari, atese tapanlar. Cehennem, onlarin kaylule yaptigi yerde onlarla kaylule yapar, geceledikleri yerde onlarla birlikte geceler, onlarin sabahladiklari yerde onlarla sabahlar, onlarin aksamladiklari yerde onlarla beraber aksamlar."
    Buhari, Rikak 48; Muslim, Cennet 59, (2861); Nesai, Cenaiz 118, (4, 115, 116).

    5026 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Insanlar Kiyamet gunu oylesine ter akitirlar ki, bu terler yerin icinde yetmis zira'lik derinlige kadar iner ve bu ter (yer ustunde de birikerek insanlari konusamaz hale getirmek uzere agizlarina) gem vurur ve kulaklarina kadar ulasir."
    Buhari, Rikak 47; Muslim, Cennet 61, (2863).

    HESAP VE KULLAR ARASINDA HUKMUN VERILMESI

    5027 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kimin uzerinde kardesine karsi irz veya baska bir sey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadigi (Kiyamet ve hesaplasmanin olacagi) gun gelmezden once daha burada iken helallessin. Aksi takdirde o gun, salih bir ameli varsa, o zulmu nisbetinde kendinden alinir. Eger hasenati yoksa, arkadasinin gunahindan alinir, kendisine yuklenir."
    Buhari, Mezalim 10, Rikak 48; Tirmizi, Kiyamet 2, (2421).

    5028 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu hak sahiplerine haklarini mutlaka eda edeceksiniz. Oyle ki kabis (boynuzsuz) koyun icin, boynuzlu koyundan kisas alinacak, tasa (niye bir baska) tas uzerine yuklenip kaldigindan; adamin adami niye yaraladigindan sorulacak."
    (Ebu Hureyre) der ki: "Biz sunu da isitirdik: "Kiyamet gunu, kisiyi tanimadigi birisi yakalar ve der ki: "Sen beni hata ve munker islerden goruyordun, fakat ondan men etmiyordun!"
    Muslim, Birr 60, (2582); Tirmizi, Kiyamet 2, (2422).
    "Boynuzlu koyun....." tabirinden gerisi Rezin'in ziyadesidir,

    5029 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Ahirette kimin hesabi munakasa edilirse, azaba maruz kalacak demektir!" buyurmuslardi. Ben: "Nasil olur? Allah Teala hazretleri (mealen):
    "O vakit kimin kitabi sag eline verilirse; kolay bir hesabla muhasebe edilecek ve ehline sevincli olarak donecek" (Insikak 7-9) buyurmadi mi, (bu hesap munakasasi degil mi)?" dedim.
    "Hayir! buyurdular, bu (munakasa degil) arzdir. Kiyamet gunu hesaba cekilen herkes mutlaka helak olmus demektir!"
    Buhari, ilim 35, Tefsir, Insikak 1, Rikak 49; Muslim, Cennet 80, (2876); Ebu Davud, Cenaiz 3, (3093); Tirmizi, Kiyamet 6, (2428).

    5030 - Hureys Ibnu Kabisa radiyallahu anh anlatiyor: "Medine'ye geldim ve: "Ey Allahim! Bana salih bir arkadas nasib et!" diye dua ettim. Derken Ebu Hureyre radiyallahu anh'in yanina oturdum. Kendisine:
    "Ben, Allah'a bana salih bir arkadas nasip etmesi icin dua ettim. bana, Resulullah'tan isittigin bir hadis soyle! Olur ki Allah Teala Hazretlerri ondan faydalanmami nasib eder!" dedim. Bunun uzerine dedi ki: "Ben, Resulullah aleyhissalatu vesselam'in soyle soyledigini isittim:
    "Kiyamet gunu, kisi amelleri arasinda once namazin hesabini verecek. Bu hesap guzel olursa kurtulusa erdi demektir. Bu hesap bozuk olursa, husrana dustu demektir. Eger farzinda eksiklik cikarsa Rab Teala Hazretleri: "Bakin, kulumun (defterinde yazilmis) nafilesi var mi?" buyurur. Boylece, farzin eksikleri nafile (namazlari) ile tamamlanir. Sonra, bu tarzda olmak uzere diger amelleri hesaptan gecirilir."
    Tirmizi, Salat 305, (413); Nesai, Salat 9, (1232).
#11.10.2009 14:15 0 0 0
  • 5031 - Yahya Ibnu Sa'id rahimehullah anlatiyor: "Bana ulastigina gore, (Kiyamet gunu), kulun ilk bakilacak ameli namazdir. Eger namazi kabul edilirse, geri kalan amellerine bakilir. Eger namazi kabul edilmezse diger amellerinin hicbirine bakilmaz."
    Muvatta, Kavru's-Salat 89, (1, 173).

    5032 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kiyamet gunu, insanlar arasinda hukmedilecek ilk sey kandir."
    Buhari, Diyat 1, Rikak 48; Muslim, Kasame 28, (1678); Tirmizi, Diyat 8, (1396); Nesai, Tahrim 2, (7, 83).

    5033 - Ebu Berse radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kiyamet gunu, dort seyden sual edilmedikce, kulun ayaklari (Rabbinin huzurundan) ayrilamaz:
    -Omrunu nerede harcadigindan,
    -Ne amelde bulundugundan,
    -Malini nerede kazandigindan ve nereye harcadigindan,
    -Vucudunu nerede curuttugunden."
    Tirmizi, Kiyamet 1, (2419).

    5034 - Ebu Sa'id ve Ebu Hureyre radiyallahu anhuma anlatiyorlar:
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kiyamet gunu kul (hesap vermek uzere huzur-u ilahiye) getirilir. Allah Teala Hazretleri:
    "Ben sana kulak, goz, mal ve evlat vermedim mi? Sana hayvanlari ve ekimi musahhar kilmadim mi? Seni bunlara bas olmak, onlardan istifade etmek uzere serbest birakmadim mi? Acaba, benimle bugunku su karsilasmani hic dusundun mu?" diye soracak. Kul da: "Hayir" diyecek. Allah Teala Hazretleri: "Oyleyse bugun ben de seni unutacagim, tipki senin (dunyada) beni unuttugun gibi!" buyuracak."
    Tirmizi, Kiyamet 7, (2430).

    5035 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "(Ashab, Resulullah'a): "Ey Allah'in Resulu! Kiyamet gunu Rabbimizi gorecek miyiz?" diye sordular. Aleyhissalatu vesselam: "Bulutsuz bir gunde, ogle vaktinde gunesi gorme hususunda bir itisip kakismaniz olur mu?" diye sordu. Ashab: "Hayir!" deyince:
    "Bulutsuz (dolunayli) gecede ayi gormekte itisip kakismaniz olur mu?" diye tekrar sordu. Ashab yine: "Hayir!" deyince:
    "Nefsim yed-i kudretinde olan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun, Rabbinizi gorme hususunda da hicbir itisip kakismaniz olmayacak. Tipki gunes ve ayi gormede itisip kakismaniz olmadigi gibi. Boylece kul, Rabbiyle karsi karsiya gelecek. Rabb Teala:
    "Ey filan! ben sana ikram etmedim mi? Seni efendi yapmadim mi? Sana zevce vermedim mi? Ati, deveyi sana musahhar (hizmetci) kilmadim mi? Reislik yapmana, ganimet malindan dortte bir almana musaade etmedim mi?" diye soracak. Kul:
    "Evet ey Rabbim!" diyecek. Rab Teala:
    "Benimle karsilasacagini hic dusunmedin mi?" diyecek. kul bu soruya: "Hayir!" karsiligini verecek. Rab Teala da:
    "Oyleyse simdi de ben seni unutuyorum. Tipki (dunyada) sen beni unuttugun gibi!" diyecek. Sonra ikinci kul Allah'in karsisina cikar. Rab Teala ona da ayni seyleri soyler. Sonra ucuncuye de birinciye soylediklerinin aynisini soyler. Kul: "Evet! Ey Rabbim!" der. Rab Teala da:
    "Benimle karsilasacagini hic aklindan gecirdin mi?" diye sorar. Kul:
    "Ey Rabbim, sana, kitaplarina ve peygamberlerine inandim. Namaz kildim, oruc tuttum, sadaka verdim!" der ve elinden geldigince (Hak Teala hakkinda) hayir senada bulunur. Rab Teala:
    "Bu hususta lehine sehadet edecek biri var mi?" diye soracak. Kul:
    "Hayir, yok!" diyecek. Rabb Teala:
    "Simdi senin aleyhine bir sahit gonderilecek!" der. Kul kendi kendine: "Benim aleyhime sahidlik yapacak da kim?" diye icinden dusunur. Kulun agzi muhurlenir. Uyluguna: "Haydi konus!" denir. Uylugu, eti, kemigi konusup, onun amelini haber verirler. Bu, onun kendisi icin bir ozur aramamasi icindir. Bu kimse, allah'in gadabina ugrayan munafiktir."
    Muslim, Zuhd 16, (2968).

    5036 - Ibnu'l-Museyyib, Ata Ibnu Zeyd el-Leysi, Ebu Hureyre radiyallahu anh'tan naklen anlatiyorlar: "Insanlar Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Ey Allah'in Resulu! Kiyamet gunu Rabbimizi gorecek miyiz?" diye sordular. O da: "Siz bulutsuz dolunay gecesinde ayi gormekten supheye duser misiniz?" diye cevap verdi. Onlar:
    "Hayir! Ey Allah'in Resulu!" diye cevap verdiler. Aleyhissalatu vesselam:
    "Bulutsuz bir gunde gunesi gormekten suphe eder misiniz?" diye tekrar sordu. Ashab yine: "Hayir!" cevabini verdiler. Bunun uzerine:
    "Sunu bilin ki, siz Rabbinizi de boyle goreceksiniz. Kiyamet gunu, insanlar hasrolunurlar. (Rab Teala):
    "Kim (Benden baska) bir seye tapiyor idiyse ona tabi olsun!" buyurur. Onlardan bir kismi gunese, bir kismi aya, bir kismi da putlara tabi olurlar. Orada, munafiklariyla birlikte bu ummet kalir. Allah onlara (tanimadiklari bir surette) yaklasir.
    "Ben sizin Rabbinizim!"buyurur. Oradakiler:
    "(Senden Allah'a siginiriz). Biz, Rabbimiz bize gelinceye kadar bu yerdeyiz! Rabbimiz gelince biz onu taniriz!" derler. Derken Rableri (onlarin taniyacagi surette) gelir. "Ben Rabbinizim!" der. Onlar da:
    "Sen Rabbimizsin!" derler. Rabb Teala onlari (cennete) davet eder. Cehennemin uzerine Sirat kurulur. Peygamberler arasinda, ummetiyle Sirat'tan ilk gecen ben olurum. O gun peygamberler disinda kimse konusmaz. Peygamberlerin o gunku kelami da:
    "Allahumme sellim, Allahumme sellim (Ey Rabbimiz selamet ver, ey Rabbimiz selamet ver!)" olacak. Cehennemde, deve dikeninin dikenleri gibi kancalar var. Deve dikeninin dikenlerini gordunuz mu?" diye sordu. Ashab: "Evet!" deyince Aleyhissalatu vesselam devam etti:
    "Iste o kancalar, tipki deve dikeninin dikenleri gibidir. Ancak, onlarin buyuklugu ne kadardir, Allah'tan baska kimse bilmez. Insanlarri (kotu) amelleri sebebiyle kapar. Insanlarin bir kismi (kotu) ameli sebebiyle helak olur. Bir kismi da atesin icine yikilir, sonra kurtulur. Allah, ates ehlinden kurtarmak istediklerine rahmet etmeyi irade edince, ates ehlinden Allah'a ibadet etmis olanlari, atesten cikarmalari icin meleklere emreder. Melekler bu kimseleri, secde izleriyle tanirlar. Cunku Allah Teala Hazretleri secde mahallinin yakilmasini atese haram etmistir.
    Onlar boylece atesten cikarlar. Hepsi de atesten kavrulmus vaziyettedir. Uzerlerine hayat suyu dokulur. Selin getirdigi milli topraktan habbelerin (filiz acip) bitmesi gibi, suyun degdigi yerler yeniden bitecek.
    Rabb Teala, sonra, kullar arasindaki hukmunu tamamlayacak. Derken cennetle cehennem arasinda bir kul kalacak. Bu, cennete girmede cehennemliklerin sonuncusudur. Yuzu cehenneme dogru ilerlerken:
    "Ey Rabbim! Yuzumu ates tarafindan cevir! Kokusu beni perisan etti, alevi de beni kavurdu" diye yalvaracak. Allah Teala'ya, kendisine dua etmesini diledigi kadar duada bulunacak. Sonra Allah Teala Hazretleri:
    "Ben bu istedigini versem, bundan baskasini da ister misin?" diye soracak. Adam: "Izzet ve celaline yemin olsun! Hayir! Bundan baskasini istemem!" diyecek ve istemeyecegi hususunda Allah'a ahd u misakta bulunacak. (Allah), bunnun uzerine yuzunu atesten cevirecek. Adam yuzuyle cennete yonelince ve onun guzelligini gorunce, Allah'in diledigi bir muddet susacak. Sonra (dayanamayip): "Ey rabbim! Beni cennetin kapisina yaklastir!" diyecek. Allah Teala Hazretleri:
    "Sen bana istemis oldugundan baska bir talepte bulunmayacagina dair ahd u misakta bulunmadin mi? Ey ademoglu yazik sana! Sen ne donekmissin!" diyecek. Adam:
    "Ey Rabbim! Mahlukatin en bedbahti ben olmayayim!" diyecek. Rab Teala: "Sana bu istedigin verilse, acaba baska bir sey istemeyecek misin?" der. Adam: "Hayir! Izzetine ve celaline yemin olsun hayir! Baska birsey istemeyecegim!" diyecek. Rabbi de onu mazur addedecek. Cunku o, sabredilemeyecek bir seyler gormustur. Adam, Rabbine, istedigi ahd u misakta bulunur. (Rabbi de) onu cennetin kapisina yaklastirir. Kapiya yaklasip onun guzelligini ve icindeki taravet ve sururu gorunce, Allah'in diledigi kadar sesini keser. (Fakat daha fazla dayanamayip atilir):
    "Ey Rabbim! Beni cennete koy!" der. Rab Teala:
    "Ey ademoglu yazik sana! Sen ne donekmissin! Sana verilenlerin disinda bir sey istemeyecegine dair bana ahd u misak vermedin mi?" diyecek. Adam: "Ey Rabbim! Beni mahlukatin en bedbahti yapma!" diyecek. Allah onun bu haline gulecek. Sonra ona cennete girmesi icin izin verecek ve:
    "Dile (ne dilersen)!" diyecek. adam dileyecek. Oyle ki, hicbir arzusu kalmayacak. Allah yine de: "Sunlari sunlari da iste!" deyip, istemesi gereken seyleri zikredecek. Boylece istenecek seyler bitince Allah Teala Hazretleri:
    "Butun bunlar, bir misliyle sana verilmistir!" buyuracak."
    Ebu Sa'id der ki: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'in: "Butun bunlar, on misliyle birlikte sana verilmistir!" dedigini isittim."
    Buhari, Rikak 52, Ezan 129, Tevhid 24; Muslim, Iman 299, (182); Tirmizi, Cennet 20, (2560).

    5037 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu insanlar uc kere Allah'a arzedilirler: Ilk iki arzedilmede cidal ve ozur beyani vardir. Ama ucuncu arzedilme esnasinda ellerde sahifeler ucusur, kimisi sag eliyle, kimisi de sol eliyle alir."
    Tirmizi, Kiyamet 5, (2427).

    5038 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Bir adam bana: "(Kiyamet gunu Allah'in kisiye hususi) hitabi hakkinda ne isittin?" diye sordu. Su cevabi verdim:
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam'in: "Mu'min Rabbine yaklastirilir. Oyle ki, (Allah onun) uzerine himayesini indirir ve gunahlarini itiraf ettirir. Ona sorar: "Su su gunahlarini biliyor musun?" Mu'min kul, iki kere:
    "Evet ey Rabbim, biliyorum!" der. Rab Teala da:
    "Dunyada iken bunlari orterek seni teshir etmemistim. Bugun de onlari senden affediyorum!" buyurur. Sonra ona hasenat defteri verilir. Amma, kafirlere ve munafiklara gelince, bunlarla ilgili olarak, butun mahlukatin huzurunda:
    "Bunlar Allah namina yalan soylemisler (boylece buyuk bir zulumde bulunmuslardir). Haberiniz olsun! Allah'in laneti zalimleredir" diye nida olunur."
    Buhari, Mezalim 2, Tefsir, Hud 4, Edeb 60, Tevhid 36; Muslim, Tevbe 52, (2768).

    5039 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Bir adam gelerek: "Ey Allah'in Resulu! Benim kolelerim var, bana yalan soyluyorlar ve bana ihanet ediyorlar, bana isyan ediyorlar. Ben de onlara setmediyor ve dovuyorum. Onlar yuzunden (Allah yaninda) durumum ne olacak?" diye sordu. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Kiyamet gunu onlar, sana olan ihanetleri, isyanlari ve yalanlari sebebiyle muhasebe olacaktir. Senin onlara verdigin ceza ise, eger cezan onlarin gunahlari nisbetinde ise, basabastir; ne lehine ne de aleyhine olur. Eger onlara verdigin ceza gunahlarindan az ise bu senin icin bir fazilet olur. Eger onlara verdigin ceza gunahlarindan cok olursa, bu fazla kisim sebebiyle onlar lehine sana kisas yapilir" buyurdular. Bunun uzerine adam huzurdan cekildi, aglamaya ve dovunmeye basladi. Bunun uzerine Aleyhissalatu vesselam dedi ki:
    "Sen Allah'in kitabini okumuyor musun? (Bak ne diyor! (Mealen): "Biz Kiyamet gunune mahsus adalet terazileri koyacagiz. Artik hicbir kimse hicbir seyle haksizliga ugratilmayacaktir. (O sey bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu getiririz (Mizana koyariz). Hesapcilar olarak da biz yeteriz" (Enbiya 47). Adam tekrar:
    "Allah'a yemin olsun, ey Allah'in Resulu! Ben hem kendim ve hem de onlar icin, ayrilmalarindan daha hayirli bir sey goremiyorum. Seni sahid kiliyorum, hepsi hurdur, (azad ettim)" dedi."
    Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3163).

    5040 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun) gulduler ve:
    "Neye guldugumu biliyor musunuz?" buyurdular. Biz:
    "Allah ve Resulu daha iyi bilir!" dedik.
    "Kulun Rabbine olan hitabindan!" buyurdular ve soyle devam ettiler:
    "Kul soyle der: "Ey Rabbim, sen beni zulumden korumadin mi?"
    Rab Teala: "Evet korudum" buyurur. Kul da:
    "Fakat ben bugun, kendime, kendimden baska bir kimsenin sahid olmasini asla istemiyorum" der. Rabb Teala:
    "Bugun sana tek sahid olarak nefsin, cok sahid olarak da kiramen katibin kafidir" buyurur." Resulullah devamla dedi ki:
    "Agzina muhur vurulur ve diger organlarina: "Konus!" denilir. Onlar adamin amelini haber verirler. Sonra konusma hususunda serbest birakilir. Adam organlarina: "Yaziklar olsun size! Buradan defolun! Ben sizin icin mucadele etmistim" der."
    Muslim, Zuhd 17, (2969).
#11.10.2009 14:15 0 0 0
  • 5041 - Ibnu Amr Ibni'l-As radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Aziz ve celil olan Allah (Kiyamet gunu), ummetimden bir adami mahlukatin ustunden secer ve onun icin doksandokuzbuyuk defter acar. Her defter, gozun alabildigi kadar buyuktur. Rab Teala adama sorar: "Bu defterde yazili olanlardan bir sey inkar ediyor musun? Muhafiz katiplerim (olmadik seyler yazarak sana) zulmetmisler mi?" Kul:
    "Ey Rabbim! hayir! (Hepsi dogrudur!)" der. Rabb Teala sorar:
    "(Bunlari yapmada beyan edecegin) bir ozrrun var mi?" Kul der:
    "Hayir! Ey Rabbim!" Aziz ve celil olan Allah:
    "Evet! Senin bizim yanimizda (makbul, buyuk) bir de hasenen var. Bugun sana zulum yapmayacagiz!" buyurur. Hemen bir etiket cikarilir. Uzerinde "Eshedu en la ilahe illallah ve eshedu enne Muhammeden resulallah (sehadet ederim ki Allah'tan baska ilah yoktur ve sehadet ederim ki Muhammed Allah'in elcisidir)" yazilidir."
    Sonra, Rabb Teala der: "Agirligini (yani amellerinin agirligini) hazirla!" Kul sorar:
    "Ey Rabbim! Bu defterlerin yanindaki bu etiket de ne?" Rabb Teala der: "Sana zulmedilmeyecek! Hemen defterler Mizan'in bir kefesine konur, etiket de diger kefesine. Tartilirlar. Sonunda defterler hafif kalir, etiket agir basar. Esasen Allah'in ismi yaninda
    hicbir sey agir olamaz."
    Tirmizi, Iman 17, (2641).

    5042 - Ebu Mes'ud el-Bedri radiyallahu anh anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu dendi, biz cahiliye devrinde yaptiklarimizdan hesaba cekilecek miyiz?" Su cevabi verdiler:
    "Musluman olduktan sonra iyi olana, cahiliye devrinde yaptiklarindan sorulmayacaktir. Kotu amel isleyene, hem Islam'daki ameli hem de onceki ameli sebebiyle hesap sorulacaktir."
    Buhari, Istitabe 1; Muslim, Iman 189, (120).

    5043 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Bir kimseyi (kufur veya gunah gibi) bir seye cagiran hic kimse yok ki Kiyamet gunu, o cagirdigi seyle birlikte tevkif edilmemis olsun. Mutlaka onunla ayrilmaz sekilde beraberdir. Bir adam bir adami (bir seye) davet etmis olsa dahi! sonra su ayeti okudu. (Mealen): "Onlari hapsedin, cunku onlar mes'uldurler" (Saffat 24).
    Tirmizi, Tefsir, Saffat (3226).

    KEVSER HAVZI'NIN, MIZAN'IN VE SIRAT KOPRUSU'NUN EVSAFI

    5044 - Ebu zerr radiyallahu anh anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu dedim, Kevser havzinin kaplari nedir?" Su cevabi lutfettiler:
    "Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun, onun kaplari acik ve karanlik bir gecede gokteki yildizlardan daha coktur. Cennetin kaplarindan kim icerse artik omrunun sonuna kadar hic susamaz. Havzin cennetten cikan iki olugu gurul gurul akar. Genisligi uzunluguna denktir. Bu da Amman'dan Eyle'ye olan mesafe kadardir. Suyu sutten daha beyaz, baldan daha tatlidir."
    Muslim, Fezail 36, (2300); Tirmizi, Kiyamet 16, (2447).

    5045 - Semure Ibnu Cundeb radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Her peygamberin bir havzi vardir. Ummeti oraya su almaya gelir. Peygamberlerin her biri, hangisinnin suya geleni cok diye ovunurler. Su almaya gelen ummeti en cok olan peygamberin ben olacagimi umid ediyorum."
    Tirmizi, Kiyamet 15, (2445).

    5046 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'a "Kevser nedir?" diye sorulmustu.
    "Cennette bir nehirdir. Allah onu bana verdi. O, sutten daha beyaz, baldan daha tatlidir. Onda (nehirde) bir kus vardir, boynu deve boynuna benzer!" buyurdular. Hz. Omer atilarak: "Oyleyse o mureffehtir!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
    "Onu yiyen, ondan da mureffehtir!" buyurdular."
    Tirmizi, Kiyamet 15, (2445).

    5047 - Hz. Cundub radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Ben havza ilk geleniniz olacagim!"
    Buhari, Rikak 53; Muslim, Fezail 25, (2289).

    5048 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Ben Havzin basina sizden once gelecegim. Bana sizden bazi kimseler yukseltilip (gosterilecek). O kadar ki, egilsem onlari tutarim. Ama hemen geri cekilecekler.
    "Ey Rabbim! Bunlar benim ashabim!" derim. Ama bana:
    "Senden sonra bunlarin ne bid'alar yaptiklarini sen bilmezsin!" denilir. Ben de:
    "Dini benden sonra degistirenler rahmetten uzak olsun, rahmetten uzak olsun!" derim."
    Buhari, Rikak 53, Fiten 1; Muslim, Fezail 32, (2297).

    5049 - Muslim'in diger bir rivayetinde Ebu Hureyre'den soyle rivayet edilmistir: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Ummetim Havz'in basinda yanima gelecek. Ben, tipki devesinden baskasinin devesini kovan bir kimse gibi, havzimdan (bazi) insanlari kovarim!" Yanimdakiler:
    "Ey Allah'in Resulu! Bizi taniyacak misiniz?" dediler.
    "Evet buyurdu. Sizin, baskasindan olmayan bir alametiniz olacak. Sizler yanima alin ve abdest uzuvlarinda, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulasamayacaklar. Ben: "Ey Rabbim onlar benim Ashabim, onlar benim Ashabim!" diyecegim. Ama bir melek bana cevap verip:
    "Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya cikardilar biliyor musun?" diyecek."
    Muslim, Taharet 37, (247).
    Bir diger rivayette soyle buyrulmustur: "Havuzum Eyle ile Aden arasindaki mesafeden daha genistir. Onun rengi kardan daha beyaz, baldan daha tatlidir. Onun masrabalari yildizlardan daha coktur."

    5050 - Yezid Ibnu Erkam radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Siz (ashabim), Havzin basinda yanima gelenlerin yuzbin cuzunden sadece bir cuzunu teskil edeceksiniz!" Yezid'e: O gun siz ne kadardiniz?" diye soruldu da. "Yediyuz veya sekizyuz kadardik!" diye cevap verdi."
    Ebu Davud, Sunnet 26, (4746).
#11.10.2009 14:16 0 0 0
  • 5051 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "(Bir gun), ey Allah'in Resulu! Kiyamet gunu bana sefaat edin!" dedim.
    "Insallah yapacagim!" buyurdular. Ben tekrar:
    "Sizi nerede arayip bulayim?" dedim.
    "Beni ilk aradigin zaman Sirat uzerinde ara!" buyurdular.
    "Size (orada) rastlayamazsam?" dedim.
    "Mizan'in yaninda beni ara!" buyurdular.
    "Orada da size rastlayamazsam?" dedim.
    "Oyleyse beni Havz'in yaninda ara! Zira ben uc mevkinin disina cikmam!" buyurdular."
    Tirmizi, Kiyamet 10, (2435).

    5052 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Atesi hatirlayip agladim, Resulullah aleyhissalatu vesselam:
    "Niye agliyorsun?" diye sordu.
    "Cehennemi hatirladim da onun icin agladim! Siz, Kiyamet gunu, ailenizi hatirlayacak misiniz?" dedim.
    "Uc yerde kimse kimseyi hatirlamaz: Mizan yaninda; tartisi agir mi geldi hafif mi ogreninceye kadar; Sahifelerin ucustugu zaman; kendi defteri nereye dusecek, ogreninceye kadar: Sagina mi soluna mi; yoksa arkasina mi? Sirat'in yaninda; cehennemin iki yakasi ortasina kurulunca; bunu gecinceye kadar."
    Ebu Davud, Sunen 28, (4755).

    SEFAAT

    5053 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Her peygamberin mustecab (Allah'in kabul edecegi) bir duasi vardir. Her peygamber o duayi yapmada acele etti. Ben ise bu duami Kiyamet gununde, ummetime sefaat olarak kullanmak uzere sakladim (kullanmayi ahirete biraktim). Ona insaallah, ummetimden sirk kosmadan olenler nail olacaktir."
    Buhari, Da'avat 1, Tevhid 31; Muslim, Iman 334, (198); Muvatta, Kur'an 26, (1, 212); Tirmizi, Da'avat 141, (3597).

    5054 - Hz. Cabir radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Sefaatim, ummetimden buyuk gunah sahipleri icindir."
    Tirmizi, Kiyamet 12, (2437); Ebu Davud, Sunnet 23, (4739); Ibnu Mace, zuhd 37, (4310).
    Tirmizi, su ziyadeyi kaydeder: "Hz. Cabir radiyallahu anh dedi ki: "Kebair (buyuk gunah) ehli olmayanin sefaate ne ihtiyaci var!"

    5055 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gununde, insanlar birbirlerine girecekler. Hz. Adem aleyhisselam'a gelip: "Evlatlarina sefaat et!" diye talepte bulunacaklar. O ise:
    "Benim sefaat yetkim yok. Siz Ibrahim aleyhisselam'a gidin! Cunku o Halilullah'tir" diyecek. Insanlar Hz. Ibrahim'e gidecekler. Ancak o da:
    "Ben yetkili degilim! Ancak Hz. Isa'ya gidin. Cunku o Ruhullah'tir ve O'nun kelamidir!" diyecek. Bunun uzerine O'na gidecekler. O da:
    "Ben buna yetkili degilim. Lakin Muhammed aleyhissalatu vesselam'a gidin!" diyecek. Boylece bana gelecekler. Ben onlara:
    "Ben sefaate yetkiliyim!" diyecegim. Gidip Rabbimin huzuruna cikmak icin izin talep edecegim. Bana izin verilecek. Onunde durup, Allah'inilham edecegi ve su anda muktedir olamayacagim hamdlerle Allah'a medh u senada bulunacak, sonra da Rabbime secdeye kapanacagim. Rabb Teala:
    "Ey Muhammed! Basini kaldir! Diledigini soyle, soyledigine kulak verilecek. Ne arzu ediyorsan iste, talebin yerine getirilecektir! Sefaatte bulun, sefaatin kabul edilecektir!" buyuracak. Ben de:
    "Ey Rabbim! Ummetimi, ummetimi istiyorum!" diyecegim. Rabb Teala: "(Cabuk onlarin yanina) git! Kimlerin kalbinde bugday veya arpa danesi kadar iman varsa onlari atesten cikar!" diyecek. Ben de gidip bunu yapacagim! Sonra Rabbime donup, onceki hamd u senalarla hamd ve senalarda bulunacagim, secdeye kapanacagim. Bana, oncekinin aynisi soylenecek. Ben de: "Ey Rabbim! Ummetim! Ummetim!" diyecegim. Bana yine:
    "Var, kimlerin kalbinde hardal danesi kadar iman varsa onlari da atesten cikar!" denilecek. Ben derhal gidip bunu da yapacak ve Rabbimin yanina donecegim. Onceki yaptigim gibi yapacagim. Bana, evvelki gibi:
    "Basini kaldir!" denilecek. Ben de kaldirip:
    "Ey Rabbim! Ummetim! Ummetim!" diyecegim. Bana yine:
    "Var, kalbinde hardal danesinden daha az miktarda imanni olanlari da atesten cikar!" denilecek. Ben gidip bunu da yapacagim. Sonra dorduncu sefer Rabbime donecek, o hamdlerle hamd u senada bulunacagim, sonra secdeye kapanacagim. Bana: "Ey Muhammed! Basini kaldir ve (diledigini) soyle, sana kulak verilecektir! Dile, talebin verilecektir! Sefaat et, sefaatin kabul edilecektir!" denilecek. Ben de: "Ey Rabbim! bana Lailahe illallah diyenleresefaat etmem icin izin ver!" diyecegim. Rabb Teala:
    "Bu hususta yetkin yok! -veya: "Bu hususta sana izin yok!- Lakin izzetim, celalim, kibriyam ve azametim hakki icin lailahe illallah diyenleri de atesten cikaracagim!" buyuracak."
    Buhari, Tevhid 36, 19, 37, Tefsir, Bakara 1, Rikak 51; Muslim, Iman 322, (193).

    5056 - Yine Sahiheyn ve Tirmizi'nin Ebu Hureyre'den kaydettikleri bir rivayet soyledir: "Biz bir davette Resulullah ile beraberdik. Ona sofrada hayvanin on budu(n dan bir parca) ikram edildi. Bud hosuna giderdi. Ondan bir parca isirdi ve:
    "Ben Kiyamet gunu ademoglunun efendisiyim! Acaba bunun neden oldugunu biliyor musunuz? (Aciklayayim:) Allah o gun, oncekileri ve sonrakileri tek bir duzlukte toplar. Bakan onlara bakar, cagiran onlari isitir. Gunes onlara yaklasir. Gam ve sikinti, insanlarin tahammul edemeyecekleri ve takat getiremeyecekleri dereceye ulasir. Oyle ki insanlar:
    "Icinde bulundugumuz su hali gormuyor musunuz, sizlere sefaat edecek birini gormuyor musunuz?" demeye baslarlar. Birbirlerine:
    "Babaniz Adem var!" derler ve ona gelerek: "Ey Adem! Sen insanlarin babasisin. Allah seni kendi eliyle yaratti, kendi ruhundan sana ufledi. (Butun isimleri sana ogretti). Meleklerine senin onunde secde ettirdi. Seni cennete yerlestirdi. (Allah katinda itibarin, makamin var.) Rabbin nezdinde bizim icin sefaatte bulunmaz misin? Bizim su halimizi, basimiza su geleni gormuyor musun?" derler. Adem aleyhisselam da:
    "Bugun Rabbim cok ofkelidir, daha once bu kadar ofkelenmedi. Bundan sonra da boylesine ofkelenmeyecek. (Esasen sefaate benim yuzum yok, cunku, cennette iken, Allah) beni o agaca yaklasmaktan men etmisti. Ben, bu yasaga asi oldum. (Ben cennette iken isledigim gunah sebebiyle cennetten cikarildim. Bugun gunahlarim affedilirse bu bana yeter). Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden baskasina gidin, Nuh aleyhisselam'a gidin!" diyecek. Insanlar Nuh aleyhisselam'a gelecekler:
    "Ey Nuh! Sen yeryuzu ahalisine gonderilen resullerin ilkisin. Allah seni cok sukreden bir kul (abden sekura) diye isimlendirdi. Icinde bulundugumuz su hali gormuyor musun? Basimiza gelenleri gormuyor musun? Rabbin nezdinde bizim icin sefaatte bulunmaz misin?" diyecekler. Nuh aleyhisselam da soyle diyecek:
    "Bugun Rabbim cok ofkelidir. Daha once hic bu kkadar ofkelenmedi, bundan sonra da boylesine ofkelenmeyecek! Benim bir dua hakkim vardi. Ben onu kavmimin aleyhine (beddua olarak) yaptim. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden baskasina gidin. Ibrahim aleyhisselam'a gidin!" diyecek. Insanlar Ibrahim aleyhisselam'a gelecekler:
    "Ey Ibrahim! Sen allah'in peygamberi ve arz ahalisi icinde yegane Halilisin, bize Rabbin nezdinde sefaat et! Icinde bulundugumuz su hali gormuyor musun?" diyecekler. Ibrahim aleyhisselam onlara:
    "Rabbim bugun cok ofkeli. Bundan once bu kadar ofkelenmemisti, bundan sonra da bu kadar ofkelenmeyecek. (Sefaat etmeye kendimde yuz de bulamiyorum. Cunku ben) uc kere yalan soyledim!" deyip, bu yalanlarini birer birer sayacak. Sonra sozlerine soyle devam edecek:
    "Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden baskasina gidin! Musa aleyhisselam'a gidin!" Insanlar, Hz. Musa aleyhisselam'a gelecekler ve:
    "Ey Musa! Sen Allah'in peygamberisin. Allah seni, risaletiyle ve hususi kelamiyla insanlardan ustun kildi. Bize Allah nezdinde sefaatte bulun! Icinde bulundugumuz hali gormuyor musun?" diyecekler. Hz. Musa da:
    "Bugun Rabbim cok ofkelidir. Daha once boylesine ofkelenmedi, bundan sonra da boylesine ofkelenmeyecek. (Esasen Rabbim nezdinde sefaate yuzum de yok. Cunku) ben, oldurulmesi ile emrolunmadigim bir cana kiydim. (...Bugun ben magfirete mazhar olursam bu bana yeterlidir.) Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden baskasina gidin! Hz. Isa aleyhisselam'a gidin!" diyecek. Insanlar Hz. Isa'ya gelecekler ve:
    "Ey Isa, sen Allah'in Peygamberisin ve Meryem'e attigi bir kelamisin ve kendinden bir ruhsun. Ustelik sen besikte iken insanlara konusmustun. Rabbin nezdinde bize sefaat et! Icinde bulundugumuz su hali gormuyor musun?" diyecekler! Hz. Isa aleyhisselam da:
    "Bugun Rabbim cok ofkeli. Daha once bu kadar ofkelenmedi, bundan boyle de hic bu kadar ofkelenmeyecek!" diyecek. -Hz. Isa sahsiyla ilgili bir gunah zikretmeksizin- (Bir baska rivayette:) "(Beni, Allah'tan ayri bir ilah edindiler. Bugun bana magfiret edilirse bu bana yeter!") Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden baskasina gidin! Muhammed aleyhissalatu vesselam'a gidin!" diyecek. Insanlar Muhammed aleyhissalatu vesselam'a gelecekler, -bir diger rivayette: "Bana gelirler!" denmistir- ve:
    "Ey Muhammed! Sen Allah'in peygamberisin, butun peygamberlerin sonuncususun. Allah seni gecmis-gelecek butun gunahlarini magfiret buyurdu. Bize Rabbin nezdinde sefaatte bulun. Su icinde bulundugumuz hali gormuyor musun?" diyecekler. Bunun uzerine ben Ars'in altina gidecegim. Rabbim icin secdeye kapanacagim. Derken Allah, benden once hic kimseye acmadigi medh u senalari benim icin acacak (Ben onlarla Rabbime medh u senalarda bulunacagim). Sonra:
    "Ey Muhammed basini kaldir ve iste! (Istedigin) sana verilecek! Sefaat talep et! Sefaatin yerine getirilecek!" denilecek. Ben de basimi kaldiracagim ve: "Ey Rabbim ummetim! Ey Rabbim ummetim! Ey Rabbim ummetim!" diyecegim. Bunun uzerine:
    "Ey Muhammed! Ummetinden, uzerinde hesap olmayanlari cennet kapilarindan sagdaki kapidan iceri al! Esasen onlar diger kapilarda da insanlara ortaktirlar!" denilecek."
    Resulullah sonra soyle buyurdular: "Nefsim kudret elinde olan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun. Cennet kapisinin kanatlarindan iki kanadinin arasindaki mesafe Mekke ile Hecer arasindaki veya Mekke ile Busra arasindaki mesafe kadardir."
    Buhari, Enbiya 3, 8, Tefsir, Beni Israil 5; Muslim, Iman 327, (194); Tirmizi, Kiyamet 11, (2436).
    Hz. Ibrahim aleyhisselam'in kissasiyla ilgili bir rivayette su ziyade var: (Hz. Ibrahim, (insanlar, sefaat etmesi icin kendine geldikleri zaman, Allah'a sefaat talebinde bulunmasina mani olan uc gunahi olarak yildizlar hakkinda sarfettigi "Iste bu Rabbim" (En'am 76) sozunu, atalarinin putlari hakkinda sarfettigi "Belki de bu (putlari kirma) isini onlarin en buyugu yapmistir" (Enbiya 63) sozunu ve bir de: "Ben gercekten hastayim" (Saffat 89) sozunu zikretti."

    5057 - Yezid Ibnu Suheyb el-Fakir anlatiyor: "Haricilerin goruslerinden biri icime islemisti, Haccetmek, sonra da (propaganda yapmak uzere) insanlarin karsisina cikmak arzusuyla, kalabalik bir grup icerisinde yola ciktik. Medine'ye ugradik. Orada Cabir Ibnu Abdillah radiyallahu anh, insanlara hadis rivayet ediyordu. Bir ara cehennemlikleri zikretti. Ben: "Ey Resulullah'in arkadasi! Sen ne konusuyorsun? Halbuki Allah Teala Hazretleri: "(Ey Rabbim!) Atese kimi atarsan mutlaka onu rezil-rusvay edersin" (Al-i Imran 192); "Atesten her cikmak isteyislerinde oraya geri cevrilirler" (Secde 20) buyurmaktadir" dedim. Hz. Cabir:
    "Sen Kur'an'i okuyor musun?" dedi. Ben de:
    "Evet!" dedim.
    "Oyleyse onun evvelini oku! Cunku o, kuffar hakkindadir!" dedi ve sonra ilave etti:
    "Sen, Allah'in Muhammed aleyhissalatu vesselam'i diriltecegi Makam-i Mahmud'u isittin mi?"
    "Evet!" dedim. Dedi ki:
    "O, Muhammed aleyhissalatu vesselam'a mahsus mahmud makamdir. Allah Teala Hazretleri o makamin hatirina, cehennemden cikaracaklarini cikarir!"
    (Hz. Cabir) sonra, Sirat koprusunun konulusunu ve uzerinden insanlarin gecisini tavsif etti. Biz:
    "Bu ihtiyarin, Aleyhissalatu vesselam hakkinda yalan soyleyecegini mi zannedersiniz?" dedik ve Haricilikten rucu ettik. Hayir! Vallahi bizden bir kisiden baska, Haricilikte kalan olmadi."
    Muslim, Iman 320, (191).

    5058 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu, cehennemliklerin, dunyada en mureffeh olani getirilerek atese bir kere batirilacak. Sonra:
    "Ey ademoglu denilecek. (Cehennemde) hic nimet gordun mu? Sana hic hayir ugradi mi?"
    "Hayir! Ey Rabbim, vallahi hayir!" diyecek. Sonra cennetliklerden dunyudu en fakir olan getirilecek. O da cennete bir sokulup cikarilacak ve kendisine:
    "Ey ademoglu (cennette) hic fakirlik gordun mu, hic sikinti cektin mi?" denilecek. O da:
    "Hayir! Vallahi ya Rabbi! Basimdan hic fakirlik gecmedi, hicbir sikinti cekmedim" diyecek."
    Muslim, Munafikun 55, (2807).

    5059 - Yine Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Allah Teala Hazretleri azabi en hafif olan cehennemlige:
    "Eger dunya her seyiyle senin olsaydi, su azabdan kurtulmaya bedel, fidye olarak verir miydin?" diye soracak. Adam: "Evet!" diyecek. Rabb Teala bunun uzerine:
    "Sen daha Hz. Adem'in sulbunde iken ben senden bundan daha hafifini istemis: "Bana hicbir seyi ortak kilma da seni atese sokmayayim, cennete koyayim" demistim. Sen buna yanasmadin, sirke girdin" buyuracak."
    Buhari, Rikak 51, 49, Enbiya 1; Muslim, Munafikun 51, (2805).

    5060 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennetlikler cennette, cehennemlikler de cehennemde olduklari zaman olum getirilir. Cennetle cehennemin arasina konup orada kesilir. Sonra bir munadi nida eder:
    "Ey ehl-i cennet! Artik ebediyet var, olum yok! Ey ehl-i nar! Artik ebediyet var, olum yok! Cennetliklerin sururu bununla daha da artar. Cehennemliklerin de huznu artar."
    Buhari, Rikak 50, 51; Muslim, Cennet 43, (2850).
#11.10.2009 14:17 0 0 0
  • CENNETIN SIFATI
    5061 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Allah Teala hazretleri ferman etti ki: "Ben Azimu's-San, salih kullarim icin gozlerin gormedigi, kulaklarin isitmedigi ve insanin hayal ve hatirindan hic gecmeyen nimetler hazirladim." Ebu Hureyre ilaveten dedi ki:
    "Dilerseniz su ayet-i kerimeyi okuyun. (Mealen): "Yaptiklarina karsilik Allah katinda onlar icin goz aydinligi olacak ne mukafaatlarin saklandigini kimse bilemez" (Secde 17).
    Buhari, Bed'u'l-Halk 8, Tefsir, Secde 1, Tevhid 35; Muslim, Cennet 2, (2824); Tirmizi, Tefsir, (3195).

    5062 - Buhari, bir diger rivayetinde su ziyadeyi kaydeder: "Sehl Ibnu Sa'd anlatiyor -deyip, hadisin aynisini kaydettikten sonra- der ki: "Muhammed Ibnu Ka'b dedi ki: "Onlar Allah icin ameli gizli tuttular. Allah da onlarin sevabini gizli tuttu. Kullar yanina gelince onlari nimete bogacak."
    Hadis, bu muhtevada olarak Buhari'de mevcut degildir. Hakim'in el-Mustedrek'inde mevcuttur (2, 413-414).

    5063 - Yine Sa'd Ibnu Sa'd radiyallahu anh anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu dedim, insanlar neden yaratildi?"
    "Sudan!" buyurdular.
    "Ya cennet?" dedim, o neden insa edildi?"
    "Gumus tugladan ve altin tugladan! Harci da kokulu misk. Cennetin cakillari inci ve yakuttan, topragi da zaferandir. Ona giren nimete mazhar olur, eziyet gormez, ebediyet kazanir, olumle karsilasmaz. Elbisesi eskimez, gencligi kaybolmaz."
    Aleyhissalatu vesselam sozlerine soyle devam buyurdular: "Uc kisi vardir dualari reddedilmez (mutlaka kabul edilir):
    -Adil imam (devlet baskani).
    -Iftarini yaptigi zaman oruclu.
    -Zulme ugrayanin duasi.
    Allah, (mazlumun) duasini bulutlarin fevkine cikarir ve onlara sema kapilari acilir ve Allah Teala Hazretleri:
    "Izzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duani mutlaka kabul edecegim!" buyurur."
    Tirmizi, Cennet 2, (2528).

    5064 - Hz. Ebu Musa radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Gumusten iki cennet vardir. Kaplari ve icinde bulunan diger seyleri de gumustendir. Altindan iki cennet vardir, kaplari ve iclerinde bulunan diger esyalari da hep altindandir. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini gormeleri arasinda Allah'in vechindeki ridau'l-kibriyadan (buyukluk perdesinden) baska bir sey yoktur."
    Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2, Bedu'l-Halk 8, Tevhid 24; Muslim, Iman 180, (296); Tirmizi, Cennet 3, (2530).

    5065 - Yine ayni kaynaklarda su rivayet gelmistir: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette, mu'min icin, ici bos tek bir inciden bir cadir vardir. -Bir rivayette- Genisligi altmis mildir. Her kosesinde bir refikasi bulunur, hicbiri digerini gormez, mu'min bunlarin herbirini dolasir."
    Buhari, Bed'u'l-Halk 8, Tefsir, Rahman 1, 2, Tevhid 24; Muslim, Cennet 23, (2838); Tirmizi, Cennet 3, (2530).

    5066 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette yuz derece vardir. Her iki derece arasinda yuz yil(lik yurume mesafesi) vardir."
    Tirmizi, Cennet 4, (2531).

    5067 - Ubade Ibnu's-Samit radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette yuz derece vardir. Her bir derecenin diger derece ile arasi, sema ile arz arasi kadar genistir. Firdevs bunlarin en yukarida olanidir. Cennetin dort nehri buradan cikar. Bunun ustunde Ars vardir. Allah'tan cennet istediginiz vakit Firdevs'i isteyin."
    Tirmizi, Cennet 4, (2533).

    5068 - Ebu Said radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette yuz derece vardir. Butun alemler bunlardan birinin icinde toplansalar, hepsini de kusatir, istiab eder."
    Tirmizi, Cennet 4, (2534).

    5069 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette bir agac vardir ki, binekli bir kimse yuz yil golgesinde yuruse onu katedemez. Isterseniz su ayeti okuyun: (Mealen) "Daimi golgededirler, caglayip duran su baslarindadirlar" (Vaki'a 30-31).
    Tirmizi, Tefsir, Vakia, (3289), Cennet 1, (2525).

    5070 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Cennette hicbir agac yoktur ki govdesi, altindan olmasin."
    Tirmizi, Cennet 1, (2527).
#11.10.2009 14:19 0 0 0
  • 5071 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette, yay kadar bir yer, gunesin uzerine dogdugu veya battigi seyden (dunyadan) daha hayirlidir."
    Buhari, Bed'u'l-Halk 8, Tefsir, Vaki'a 1; Muslim, Cennet 6, (2826); Tirmizi, Cennet 1, (2525).
    Tirmizi, Hz. Enes'ten su ziyadede bulunmustur: "Sizden birinizin yayi kadar veya kamcisi kadar cennetteki bir yer, dunya ve icindekilerden daha hayirlidir. Cennet ehlinden bir kadin, arz ehline gorunecek olsa, dunya ve icindekileri aydinlatir, arzla sema arasini guzel koku ile doldururdu, onun basortusu dunya ve icindekilerden daha hayirlidir."

    5072 - Sa'd Ibnu Ebi Vakkas radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Cennette olan seyden bir tirnagin azalttigi miktar, semavat ve dunya arasinda dort ciheti de tezyin etmis olarak gorunurdu. Eger cennet ehlinden bir adam dunya ehline zuhur etse ve bilezikleri gorunse o(nun savki) gunesin ziyasini bastirirdi, tipki gunesin, yildizlarin ziyasini bastirmasi gibi."
    Tirmizi, Cennet 7, (2541).

    5073 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Sidretu'l-Munteha'ya cikarildim. Orada dort nehir gordum: Iki nehir zahirdi, iki nehir de batin. Zahir olan iki nehir Nil ve Firat nehirleriydi. Batin olanlar da cennetin iki nehri idi."
    Buhari, Esribe 12; Muslim, Iman 264, (164).

    5074 - Hz. Bureyde radiyallahu anh anlatiyor: "Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Cennette at var mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:
    "Allah Teala Hazretleri seni cennete koydugu takdirde, kizil yakuttan bir at uzerinde orada dolasmak isteyecek olsan, o seni istedigin her yere ucuracaktir" buyurdular. Bunun uzerine diger biri de:
    "Cennette deve var mi?" diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam oncekine soyledigi gibi soylemedi. Soyle buyurdular:
    "Eger Allah seni cennete koyarsa, orada caninin her cektigi, gozunun her hoslandigi sey bulunacaktir."
    Tirmizi, Cennet 11, (2546).

    5075 - Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennette siyah gozlulerin (hurilerin) toplanma yerleri vardir. Orada, benzerini mahlukatin hic isitmedigi guzel bir sesle sarki okurlar ve soyle soylerler:
    "Bizler ebedileriz, hic olmeyiz!
    Bizler nimetlere mazhariz, fakr bilmeyiz!
    Rabbimizden raziyiz, mukedder olmayiz!
    Kendisinin oldugumuz beylerimize ne mutlu!"
    Tirmizi, Cennet 24, (2567).

    5076 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ehlinin bir carsisi vardir. Her cuma oraya gelirler. Derken kuzey ruzgari eser, elbiselerini ve yuzlerini oksar. Bunun tesiriyle husun ve cemalleri artar. Boylece ailelerine, daha da guzellesmis olarak donerler. Hanimlari:
    "Vallahi, bizden ayrildiktan sonra sizin cemal ve guzelliginiz artmis!" derler. Erkekler de:
    "Sizler de, Allah'a kasem olsun, bizden sonra cok daha guzellesmissiniz!" derler."
    Muslim, Cennet 13, (2833).

    5077 - Hz. Ali radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Cennette bir carsi vardir. Ancak orada ne alis, ne de satis vardir. Sadece erkek ve kadin suretleri vardir. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer."
    Tirmizi, Cennet 15, (2553).

    CEHENNEMIN EVSAFI

    5078 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam: "Yaktiginiz ates var ya, bu, cehennem atesinin yetmis cuzunden bir cuzdur!" buyurmustu. (Yanindakiler):
    "Zaten bu ates, vallahi (asileri cezalandirmaya ahirette) yeterliydi" dediler. Aleyhissalatu vesselam:
    "Cehennem atesi oburune altmisdokuz kat ustun kilindi. Her bir kat'in harareti, bunun mislindedir."
    Buhari, Bed'u'l-Halk 10; Muslim, Cennet 29, (2843); Muvatta, Cehennem 1, (2, 994); Tirmizi, Cehennem 7, (2592).

    5079 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennem atesi bin yil yakildi. Oyle ki kipkirmizi oldu. Sonra bin yil daha yakildi, oyle ki beyazlasti. Sonra bin yil daha yakildi. Simdi o siyah ve karanliktir."
    Tirmizi, Cehennem 8, (2594); Muvatta, Cehennem 2, (2, 994). Metin Tirmizi'ye aittir.

    5080 - Ebu Saidi'l-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennemi kusatan surun dort (ayri) duvari vardir. Her duvarin kalinligi kirk yillik yurume mesafesi kadardir."
    Tirmizi, Cehennem 4, (2587).
#11.10.2009 14:21 0 0 0
  • 5081 - Hasan Basri rahimehullah anlatiyor: "Utbe Ibnu Gazvan radiyallahu anh, Basra'da minberde (hutbe esnasinda) dedi ki:
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam bize soyle buyurmuslardi: "Cehennemin kiyisindan buyuk bir tas birakildi. Bu tas yetmis yil asagi dogru dustu de henuz dibe ulasmadi."
    (Utbe Ibnu Gazvan, devamla) der ki: "Hz. Omer radiyallahu anh: "Atesi cok zikredip hatirlayin. Zira onun harareti pek siddetlidir; derinligi cok fazladir, cengelleri demirdendir" buyurdu."
    Tirmizi, Cehennem 2, (2578).

    5082 - Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Veyl, cehennemde bir vadidir. Kafir orada, kirk yil batar da dibine ulasamaz."
    Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3164).

    5083 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Eger zakkumdan, dunyaya tek damla damlatilacak olsa, bu dunya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi. Oyleyse, yiyecek ve icecegi zakkum olan cehennemligin hali ne olur (anlayin)!"
    Tirmizi, Cehennem 4, (2588).

    5084 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennem, Rabbine sikayet ederek: "Ey Rabbim! Bir parcam diger bir parcami yemektedir" dedi. bununn uzerine, Allah Teala hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi: Bir nefes kista, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladiginiz en siddetli sicaktir. (Kistaki nefesi de) sizin rastladiginiz en siddetli (soguk olan) zemherirdir."
    Buhari, Bed'u'l-Halk 10; Muslim, Mesacid 185, (617); Tirmizi, Cehennem 9, (2595).

    5085 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu, atesten bir parca, boyun seklinde uzanir. Bunun, goren iki gozu, isiten iki kulagi, konusan bir dili vardir. Der ki: "Ben uc takim (insani cezalandirmak) icin vazifelendirildim: Allah'la birlikte bir baska ilaha dua eden kimse, bile bile zulmeden cebbar, tasvirciler."
    Tirmizi, Cehennem 1, (2577).

    5086 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu cehennem, yetmisbin yulari oldugu halde getirilir. Her yularinda, onu ceken yetmisbin melek vardir."
    Muslim, Cennet 29, (2842); Tirmizi, Cehennem 1, (2576).

    5087 - Mucahid anlatiyor: "Ibnu Abbas radiyallahu anhuma bana: "Cehennemin genisligi ne kadardir, biliyor musun?" diye sordu. Ben: "Hayir!" deyince: "Dogru, Allah'a yemin olsun, bilemezsin!" dedi ve ilave etti: "Bana Hz. Aise radiyallahu anha dedi ki: "Resulullah aleyhissalatu vesselam 'a:
    "Kiyamet gunu Arz toptan O'nun bir kabzasidir (tam tasarrufundadir). Gokler de O'nun sag eliyle durulmuslerdir" (Zumer 67) ayetinden sormus ve:
    "Bu sirada insanlar nerede olurlar (ey Allah'in Resulu)" demistim. Aleyhissalatu vesselam: "Cehennem koprusunde!" cevabini verdi."
    Tirmizi, Tefsir, Zumer, (3242).

    CENNET VE CEHENNEMIN MUSTEREK YONLERI

    5088 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Allah Teala Hazretleri cenneti yarattigi zaman Cibril aleyhisselam'a:
    "Git ona bir bak!" buyurdular. O da gidip cennete bakti ve: "(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun, onu isitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek!" dedi. (Allah Teala Hazretleri) cennetin etrafini mekruhlarla cevirdi. Sonra: "Hele git ona bir daha bak!" buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha bakti. Sonra da:
    "Korkarim, ona hic kimse girmeyecek!" dedi. Cehennemi yaratinca, Cebrail'e:
    "Git, bir de suna bak!" buyurdu. O da gidip ona bakti ve:
    "Izzetine yemin olsun, isitenlerden kimse ona girmeyecektir!" dedi. Allah Teala hazretleri de onun etrafini sehvetlerle kusatti. Sonra da:
    "Git ona bir kere daha bak!" dedi. O da gidip ona bakti. Dondugu zaman:
    "Izzetine yemin olsun, tek kisi kalmayip herkesin ona gireceginden korkuyorum!" dedi."
    Ebu Davud, Sunnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3).

    5089 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennetin etrafi mekarihle (nefsin hoslanmadigi seylerle) sarilmistir. Cehennemin etraf i da sehevi (nefsin arzuladigi, cazip) seylerle sarilmistir."
    Sahiheyn'de, Ebu Hureyre'den bu rivayet aynen gelmistir. Ancak iki yerde "huffet" (=sarilmis) kelimesine bedel "hucibet" (=ortulmus) kelimesi kullanilmistir.

    5090 - Yine Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennem, icerisine asiler atildikca: "Daha var mi?" demekten geri durmaz. Bu hal, Rabbu'l-Izze'nin cehennemin uzerine ayagini koyup, iki yakasini durup birlestirmesine kadar devam eder. Iste o zaman cehennem:
    "Yeter, yeter. Izzet ve keremine yemin olsun yeter!" der. Cennette fazlalik devam eder. Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratir ve bunlari cennetin fazla kismina yerlestirir."
    Buhari, Tefsir, Kaf 1, Eyman 12, Tevhid 7; Muslim, Cennet 37, (2848); Tirmizi, Tefsir, Kaf, (3268).
#11.10.2009 14:23 0 0 0
  • CENNETLIKLER

    5091 - Sehl Ibnu Sa'd radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselambuyurdular ki:
    "Cennet ehli, gurfelerde kalanlari seyrederler, tipki gokteki yildizlari seyretmeniz gibi."
    Buhari, Rikak 51; Muslim, Cennet 10, (2830).

    5092 - Ebu Sa'id radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ehli gurfelerde kalanlari (ehl-i guraf) gorurler. Tipki, ufukta dogudan batiya giden inci gibi parlak yildizlari gordugunuz gibi. Aralarindaki fazilet farki, (gurfe ehlini) boyle yukarida gosterir."
    Bunun uzerine Ashab: "Ey Allah'in Resulu! Bu soylediginiz, peygamberlerin makami olmali, baskalari oraya ulasamamali!" dedi. Ancak Aleyhissalatu vesselam:
    "Hayir! Ruhumu kudret elinde tutan Zat'a yemin olsun! Gurfelerde kalanlar (peygamberler degiller), Allah'a inanip peygamberleri tasdik eden kimselerdir!" buyurdular."
    Buhari, Bed'u'l-Halk 8; Muslim, Cennet 11, (2831).

    5093 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennete ilk girecek zumre, dolunay gecesindeki ay suretindedir. Onu takip eden zumre, parlaklik yonuyle gokteki en buyuk yildiz gibidir. Cennetlikler bevletmezler, buyuk abdest de bozmazlar, tukurmezler, sumkurmezler de. Taraklari altindandir, terleri misktir. Buhurdanlari od agacindan, zevceleri kara gozlu hurilerden olacak. Onlar atalari Adem'in yaratilisi uzere, altmis zira boyunda tek bir adam suretinde olacaklar."
    Buhari, Bed'u'l-Halk 8, Enbiya 1; Muslim, Cennet 15, (2834); Tirmizi, Cennet 7, (2540).

    5094 - Hz. Cabir radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam : "Cennet ehli cennette yerler ve icerler. ancak tukurmezler, kucuk ve buyuk abdest bozmazlar, sumkurmezler de!" buyurmustu. Ashab:
    "Peki yedikleri ne olur?" diye sordular. Aleyhissalatu vesselam:
    "Gegirmek ve misk sizintisi gibi ter! Onlara tipki nefes ilham olundugu gibi tesbih ve tahmid ilham olunur."
    Muslim, Cennet 18, (3835); Ebu Davud, Sunnet 23, (4741).

    5095 - Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Bir kimse cennetlik olarak olunce, buyuk veya kucuk, yasi ne olursa olsun, otuz yasinda bir kimse olarak cennete girer ve artik bu yas ebediyyen degismez. Cehennemlikler icin de durum boyledir."
    Tirmizi, Cennet 23, (2565).

    5096 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ehlinin vucudu kilsiz, yuzu sakalsiz, gozleri surmelidir, genclikleri zail olmaz, elbiseleri eskimez."
    Tirmizi, Cennet 8, (2542).
    Tirmizi'nin bir rivayetinde su ziyade var: "Cennetliklerin baslarinda taclar vardir. Tactaki tek bir inci, mesrik ile magrib arasini aydinlatir."

    5097 - Ebu Rezin el-Ukayli radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ehlinin cocugu olmaz, (orada dogum yoktur)."
    Tirmizi, Cennet 23, (2566).

    5098 - Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam: "Mu'mine cennette su su kadar (kadinla) cima gucu verilir!" buyurmuslardi. Kendisine:
    "Ey Allah'in Resulu! Buna takat getirilebilir mi?" diye soruldu.
    "Yuz (kisinin) gucu verilir! (Boyle olunca takat getirir!)" buyurdular."
    Tirmizi, Cennet 6, (2539).

    5099 - el-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu arz, tek bir corek olacak. Cebbar (olan Allah Teala hazretleri), onu, cennetliklere azik olarak elinde cevirecektir, tipki sizin sefer sirasinda coreginizi cevirdiginiz gibi!" Bu sirada bir yahudi gelerek:
    "Ey Ebu'l-Kasim! Rahman (olan Allah) seni mubarek kilsin! Kiyamet gunu cennet ehlinin (istah acici) ikrami ne olacak haber vereyim mi?" dedi. Efendimiz:
    "Soyle bakalim!" buyurdular. Adam, tipki Aleyhissalatu vesselam'in soyledigi gibi:
    "Arz, tek bir corek olur!" dedi. Resulullah aleyhissalatu vesselambize baktilar. Sonra azi disleri gorununceye kadar tebessum buyurdular ve:
    "Peki cennet ehlinin katiklarini sana haber vereyim mi?" dediler. Adam: "Buyurun!" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
    "Balam ve nun!" buyurdular. Adam:
    "Bu nedir?" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
    "Okuz ve baliktir. Bunlarin cigerlerinin kenarindan yetmisbin kisi yer" buyurdular."
    Buhari, Rikak 44; Muslim, Munafikun 30, (2792).

    5100 - el-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ehlinden derecesi en dusuk olanin seksenbin hizmetcisi, yetmisiki zevcesi vardir. Onun icin inciden, zebercedden ve yakuttan bir cadir kurulur. Bu cadir, Cabiye'den San'a'ya kadar uzanan bir buyukluktedir."
    Tirmizi, Cennet 23, (2565).
#11.10.2009 14:24 0 0 0
  • 5101 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ehlinin mertebece en dusuk olani o kimsedir ki: Bahcelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetcilerine, koltuklarina bakar. Bunlar bin yillik yurume mesafesini doldururlar.
    Cennetliklerin Allah nezdinde en kiymetli olanlari ise, vech-i ilahiye sabah ve aksam nazar ederler."
    Resulullah aleyhissalatu vesselam sonra su ayeti okudu. (Mealen): "Yuzler vardir, o gun ter u tazedir, Rablerini gorecektir" (Kiyamet 22-23).
    Tirmizi, Cennet 17, (2556), Tefsir, Kiyamet (3327).

    5102 - Mugire Ibnu Su'be radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Hz. Musa aleyhisselam Rabbine sordu:
    "Derece itibariyle cennet ehlinin en dusugu nasildir?" Rab Teala buyurdu: "O, cennet ehli cennete dahil edildikten sonra gelecek olan bir adamdir ki kendisine:
    "Cennete gir!" denilir. Adam:
    "Ey Rabbim nasil gireyim. Herkes yerlerine yerlesti, mekanlarini tuttu!" der. Ona soyle denilir:
    "Sana dunya meliklerinden birinin mulku kadar mulk verilmesine razi misin?"
    "Rabbim, raziyim!" der. Rab Teala:
    "Sana bu verilmistir. Onun misli, onun misli, onun misli, onun misli de."
    Adam besincide: "Ey Rabbim razi oldum (yeter!)" der. Rab Teala:
    "Bu sana verildi, on misli daha verildi. Ayrica gonlun her ne isterse, gozun neden zevk alirsa, sana hep verilmistir!" buyurur. Adam:
    "Rabbim razi oldum(yeter!)" der. (Hz. Musa sormaya devam eder):
    "Ya derecesi en ustun olan (nasildir)?"
    "Iste irade ettiklerim bunlardi. Onlarin keramet fidanlarini kendi elimle diktim ve uzerlerine muhur vurdum. Onlara hazirladigimi, ne bir goz gormus ne bir kulak isitmistir, hicbir beser kalbine de hutur etmemistir."
    Muslim, Iman 312, (189); Tirmizi, Tefsir, Secde, (3196).

    5103 - Ebu Sa'id el-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri cennet ehline;
    "Ey cennet ahalisi!" diye seslenir. Onlar:
    "Ey Rabbimiz, buyur! Ebrine amadeyiz! Hayir senin elindedir!" derler. Rab Teala:
    "Razi oldunuz mu? diye sorar. Onlar:
    "Ey Rabbimiz! Razi olmamak ne haddimize! Sen bize mahlukatindan bir baskasina vermedigin nimetler verdin!" derler. Rab Teala:
    "Ben sizlere bundan daha fazlasini vereyim mi?" der. Onlar:
    "Bu verdiklerinden daha ustun ne olabilir?" derler. Rab Teala:
    "Size rizami helal kildim. Artik, size ebediyen gadab etmeyecegim!" buyururlar."
    Buhari, Rikak 51, Tevhid 38; Muslim, Cennet 9, (2829); Tirmizi, Cennet 18, (2558).

    5104 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Bana cennete giren ilk uc kisi arzedildi. Bunlardan biri sehid, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah'a ibadetini guzel yapan ve efendilerine hayirhah olan bir kole idi."
    Tirmizi, Fezailu'l-Cihad 13, (1642).

    5105 - Harise Ibnu Vehb radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam: "Size cennet ehlini haber vereyim mi?" buyurdular. Ashab:
    "Evet ey Allah'in Resulu" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
    "Her bir bicare addedilen zayif kimsedir. Bu kimse, bir hususta Allah'a yemin etse, Allah onun diledigini yerine getirirek tebrie eder ve hanis kilmaz" buyurdu ve tekrar sordu:
    "Size cehennem ehlini haber vereyim mi? Bunlar kaba, cimri ve kibirli kimselerdir."
    Buhari, Tefsir, Nun 1, Edeb 61, Eyman 9; Muslim, Cennet 46, (2853); Tirmizi, Cehennem 13, (2608).

    5106 - Ebu Davud'da Harise radiyallahu anh'tan gelen bir rivayette, Resulullah aleyhissalatu vesselam soyle buyurmustur:
    "Cennete ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girer."
    Ebu Davud, Edeb 8, (4801).

    CEHENNEMLIKLER

    5107 - Nu'man Ibnu Besir radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennemliklerin azab cihetiyle en hafif olani, ayaginda atesten bir nalin ve nalin bagi olan kimsedir ki, ayagindakiler sebebiyle, tipki tencerenin kaynamasi gibi, basinda dimagi kaynar. Oyle tahammulfersa bir azam duyar ki, azabca insanlarin en hafifi oldugu halde, kendinden siddetli azab ceken olmadigini zanneder."
    Buhari, Rikak 8; Muslim, Iman 363, (213); Tirmizi, Cehennem 12, (2607).

    5108 - Semure Ibnu Cundeb radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "(Cehennemlikler derece derecedir.) Bir kismi vardir, ates onlari topuguna kadar yakalar, bir kismi vardir, dizlerine kadar yakalar, bir kismi vardir kemere kadar yakalar, bir kismi vardir koprucuk kemigine kadar yakalar."
    Muslim, Cennet 33, (2845).

    5109 - Ebu'd-Derda radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennem ehline aclik musallat edilir. Bu, icinde bulunduklari azaba esit dereceye ulasir. Acliga karsi yardim talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve acligi gidermeyen dari' (denen dikenli bir ot) verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de bogazda tikanip kalan bir yiyecekle imdat edilir. (Bu da bogazlarinda takilir kalir, ne ileri gecer, ne de geri gelir.) Derken, dunyada iken, bu durumda, bir icecekle takilan lokmalari kaydirdiklarini hatirlarlar ve bir icecek talep ederler. Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular verilir. Bu kaplar, yuzlerine yaklastirilinca, yuzlerini daglayip atar. Su karinlarina girince, icerilerini param parca eder. Bu sefer de:
    "Cehennemin bekcilerini cagirin, ola ki azabimizi biraz hafifletir!" derler. Onlari cagirirlar. Onlar gelince:

    "Size peygamberleriniz bu halleri aciklayan haberleri getirmemis miydi?" derler. Onlar:
    "Evet getirmisti (ama dinlemedik)" derler. Bunun uzerine, bekciler:
    "Siz isteyin durun! Kafirlerin istekleri (burada) bosadir!" derler" (Gafir 50). Cehennemlikler bekcilerden umidi kesince:
    "(Cehenneme muvekkel melek) Malik'i cagirin!" derler. (Malik gelince):
    "Ey Malik, (soyle de) Rabbin bizim hakkimizda olume hukmetsin!" derler. Malik de onlara:
    "Hayir! (Siz burada canli olarak ebedi) kalicilarsiniz!" diye cevap verecek" (Zuhruf 77).
    (Hadisin ravilerinden) A'mes rahimehullah der ki: "Bana bildirildi ki, cehennemliklerin Malik'e yalvarmalari ile Malik'in onlara verdigi cevap arasinda bin yillak zaman gececektir. Cehennemlikler, bu sefer aralarinda:
    "Rabbinize dua edin, sizin icin O'ndan daha hayirli kimse yok!" diyecekler ve elbirlik soyle yakaracaklar:
    "Ey Rabbimiz, bedbahtligimiz bize galebe calmisti, biz gercekten sapitmis kimselerdik. Ey Rabbimiz bizi bundan cikar. Eger (yine) kufre donersek artik hic suphesiz ki zalimlerden oluruz" (Mu'minun 106-107). Rab Teal, onlara: "Cehennemin icine yikilip gidin! Bana bir sey soylemeyin!" diyecek" (Mu'minun 108).
    Resulullah devamla dedi ki: "Bu cevap uzerine, cehennem ehli her cesit hayirdan umidlerini keserler; hickirmaya, nedamet etmeye, dovunup yirtinmaya baslarlar."
    Tirmizi, Cehennem 5, (2589).

    5110 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dokulur. Bu su, vucudlarinin icine nufuz eder, oyle ki karinlarina kadar ulasir; iclerinde ne var ne yok, soker atar ve ayaklarini delip gecer. Bu hadise "Bununla karinlarinin icinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir" (Hacc 20) ayetinde zikri gecen eritme (es-Sahru) hadisesidir. Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir."
    Tirmizi, Cehennem 4, (2585).
#11.10.2009 14:24 0 0 0
  • 5111 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kafirin cehennemdeki bir azi disi Uhud dagi kadardir. Derisinin kalinligi da uc gecelik yol mesafesidir."
    Muslim, Cennet 44, (2851); Tirmizi, Cehennem 3, (2580, 2581, 2582).

    5112 - Ibnu Omer radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kafir, bir iki fersah uzunlugundaki dilini Kiyamet gunu yerde surur, (Mevkif'te) insanlar onun uzerine basarlar."
    Tirmizi, Cehennem 3, (2583).

    5113 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kiyamet gunu ilk cagrilacak olan, Hz. Adem'dir. Hak Teala Hazretleri:
    "Ey Adem!" der. Hz. Adem:
    "Buyur ey Rabbim, emrindeyim!" der. Rabb Teala:
    "Zurriyyetinden cehenneme girecekleri ayir!" emreder. Adem:
    "Ey Rabbim ne miktarini ayirayim?" diye sorar. Rabb Teala:
    "Her yuzden doksandokuzunu!" ferman buyurur."
    (Ashab bu esnada atilip): "Ey Allah'in Resulu! Bizden geriye ne kaldi?" derler. Aleyhissalatu vesselam:
    "Benim ummetim, diger ummetler yaninda siyah okuzun basindaki beyaz tuy gibi (az)dir!" buyurdular."
    Buhari, Rikak 45.

    5114 - Yine Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Hz. Ibrahim aleyhisselam, Kiyamet gunu, babasi Azer'i (yuzu) uzerinde bir siyahlik ve toz toprak oldugu halde gorur. Babasina:
    "Ben sana dunyada iken, "Bana, asi olma!" demedim mi?" der. Babasi ona:
    "Iste bugun ben artik sana asi olmayacagim!" der. Bunun uzerine Ibrahim aleyhisselam:
    "Ey Rabbim! Sen yeniden diriltilme gununde beni rusvay etmeyecegini vaadetmistin. Rahmetten uzak babamin halinden daha rusvay edici baska ne var?" diye yakarir. Allah Teala Hazretleri:
    "Ben cenneti kafirlere haram kildim!" cevabinda bulunur. Sonra soyle nida edilir:
    "Ey Ibrahim, ayaklarinin altinda ne var, biliyor musun?" Ibrahim yere bakar ve kana bulanmis bir sirtlan gorur. Derhal ayaklarindan tutulup atese atilir. (Iste bu, Ibrahim'in babasidir, o cirkin surete sokulmustur)."
    Buhari, Enbiya 8, Tefsir, Su'ara 1.

    CENNETLIKLERIN VE CEHENNEMLIKLERIN MUSTEREKEN ZIKREDILDIGI HADISLER

    5115 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennet ve cehennem, aralarinda (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dava actilar. Cehennem:
    "Ben, mutekebbirler (dunyada buyukluk taslayanlar) ve mutecebbirler (zorbalik yapanlar) icin tercih edildim!" diye ovundu. Cennet de:
    "(Ey Rabbim!) Bana nicin sadece zayiflar ve (insanlar nazarinda) dusuk olanlar, (hakir gorulenler) girer?" dedi. Allah Teala Hazretleri once cennete hitap etti:
    "Sen benim rahmetimsin. Kullarimdan dilediklerime rahmetimi seninle ulastiracagim!" Sonra da cehenneme hitap etti:
    "Sen de benim azabimsin. Kullarimdan diledigimi seninle azablandiracagim!" (Her ikisine yonelerek):
    "Ikiniz(in de vazifesi var! Ikiniz de) dolacaksiniz!" buyurdu. Ancak cehennem, bir turlu dolmak bilmedi. Allah Teala da ayagini uzerine basti. Derken cehennem:
    "Yeter! Yeter!" diye inledi. Bu suretle dolmus olan cehennemin agzi birbirine kavustu. Allah mahlukatindan hicbir ferde asla zulmetmez.
    Cennete gelince, Allah onu yeni mahlukat yaratarak onu dolduracaktir."
    Buhari, Tefsir, Kaf 1, Tevhid 25; Muslim, Cennet 35, (2846); Tirmizi, Cennet 22, (2564).

    5116 - Ebu Sa'id radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Hakkiyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne olurler ne de yasarlar. Lakin gunahlari -yahut hatalari denmistir- sebebiyle atese ducar olan birkisim kimseler vardir ki, ates onlari tamamen oldurur. Yanip komur olduktan sonra, kendilerine sefaat edilme izni verilir. Boylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dagitilirlar. Sonra:
    "Ey cennet ehli! Bunlarin uzerlerine su dokun" denilir. Bunlar, sel yataginda biten bir ot gibi yeniden biterler."
    Muslim, Iman 306, (185).

    5117 - Yine Ebu Sa'id radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Mu'minler cehennemden kurtarilip, cennetle cehennem arasindaki koprude bir muddet hapsedilirler. Bu sirada, aralarinda dunyada gecmis olan haksizliklar kisas edilir. Boylece gunahlardan temizlenip paklandiktan sonra cennete girmelerine izin verilir. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun, onlardan herbiri, cennetteki evini, dunyadaki evinden daha iyi bilir."
    Buhari, Mezalim 1, Rikak 48.

    5118 - Imran Ibnu Husayn radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Muhammed aleyhissalatu vesselam'in sefaati ile, birkisim insanlar cehennemden cikacak, cennete girecektir. Bunlara cehennemlikler denecektir."
    Buhari, Rikak 513, Ebu Davud, Sunnet 23, (4740); Tirmizi, Cehennem 10, (2603).

    5119 - Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cehenneme giren iki kisinin oradaki bagirtilari siddetlenecek. Allah Teala Hazretleri: "Cikarin bunlari!" buyuracak. Onlara:
    "Nicin bagiriyorsunuz?" diye sorulacak. Onlar:
    "Bize merhamet edesin diye boyle yaptik!" diyecekler. Rab Teala:
    "Benim size rahmetim, gidip kendinizi atese atmaniz seklindedir!" buyuracak. Onlar gidecekler. Biri kendisini atese atacak. Allah da atesi ona soguk ve selametli kilacak. Digeri kalkar fakat kendini atese atamaz. Allah Teala hazretleri:
    "Arkadasinin attigi gibi, seni de kendini atmaktan alikoyan nedir?" diye sorar. Adam:
    "Ey Rabbim, beni ondan cikardiktan sonra oraya bir kere daha gondermeyecegini umid ediyorum!" der. Allah Teala hazretleri:
    "Haydi umidini verdim!" der. Ikisi de Allah'in rahmetiyle cennete sokulurlar."
    Tirmizi, Cehennem 10, (2602).

    5120 - Ibnu Mes'ud radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennete en son giren kimse, bazan yurur, bazan aglar. Ates de arada sirada onu yalar gecer. Cehennemi tamamen gecince donup ona bir nazar eder ve:
    "senden beni kurtaran Allah munezzehdir! Allah Teala hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hic kimseye vermedigi seyi verdi!" der. Derken ona bir agac gosterilir.
    "Ya Rabbi! der, beni su agaca yaklastir da altinda golgeleneyim, suyundan iceyim!" Allah Teala hazretleri:
    "Ey ademoglu! Diledigini versem benden baska bir sey istemezsin degil mi?" der. Adam:
    "Ey Rabbim, ondan baska bir sey istemeyecegim!" der ve baska bir sey istemeyecegine dair soz verir. Rabbi de onun ozrunu kabul eder. Cunku o, sabredemeyecegi seyi gormustur. Onu agaca yaklastirir. Adamcagiz, onun golgesinde golgelenir, suyundan icer. Sonra adama, evvelkinden daha guzel bir agac daha gosterilir. Dayanamayip:
    "Ey Rabbim! Beni suna yaklastir, golgesinde golgeleneyim, suyundan iceyim, artik senden baska bir sey istemeyecegim!" der. Allah Teala:
    "Ey ademoglu! Bana oncekinden baskasini istememeye soz vermemis miydin? Ben seni yaklastiracak olsam baska seyler isteyeceksin!" der. Adam, baska sey istemeyecegi hususunda soz verir. Rabbi de onu mazur gorur. Cunku o, sabredemeyecegi seyi gormustur. Adami ona yaklastirir. Adam onun golgesinde golgelenir, suyundan icer.
    Sonra ona cennetin kapisinin yaninda bir agac yukseltilir. Bu agac diger ikisinden daha guzeldir. Adam yine:
    "Ey Rabbim" Beni suna yaklastir da golgesinde golgeleneyim, suyundan iceyim, senden baska bir sey istemiyorum!" der. Rab Teala:
    "Ey ademoglu! Sen ondan baska bir sey istemeyecegine dair bana soz vermemis miydin?" der. Adam:
    "Evet, Rabbim! Senden baska bir sey istemeyecegim!" der. Rabbi onu mazur gorur. Cunku o, sabredemeyecegi bir sey gormustur. Onu bu agaca yaklastirir. Adam ona yaklastirilinca cennet ehlinin seslerini isitir. (Dayanamayip):
    "Ey Rabbim! Beni cennete sok!" der. Rab Teala:
    "Ey ademoglu! Beni senden kurtaracak sey nedir! Dunya kadarini ve beraberinde mislini versem razi olur musun!" der. Adam:
    "Ey Rabbim! Benimle istihza mi ediyorsun? sen ki alemlerin Rabbisin!" der."
    Ibnu Mes'ud bu noktada guldu ve: "Niye guldugumu sormuyor musunuz?" dedi.
    "Niye guldun soyle!" dediler.
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam da boyle gulmustu. "Niye guldunuz?" diye soruldu da:
    "Rabbulalemin'in, adamin "Sen ki alemlerin Rabbisin, benimle istihza mi ediyorsun?" demesine gulmesine guluyorum!" dedi.
    Allah Teala Hazretleri:
    "Ben seninle istihza etmiyorum. Lakin ben, Azimussan diledigimi yapmaya kadirim!" buyurdular."
    Muslim, Iman 310, (187).
#11.10.2009 14:25 0 0 0
  • RU'YETULLAH (ALLAH'IN GORULMESI)

    5121 - Cerir Ibnu Abdillah radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam bir dolunay gecesi, aya bakti ve:
    "Siz su ayi gordugunuz gibi, Rabbinizi de boyle perdesiz goreceksiniz ve O'nu gormede bir sikisikliga dusmeyeceksiniz (herkes rahatca gorecek). Artik, gunesin dogma ve batmasindan once hic bir namaz hususunda size galebe calinmamasina gucunuz yeterse bunu yapin (namazlari vaktinde kilin, vaktini gecirmeyin)."
    Cerir der ki: "Resulullah, sonra su ayeti okudu: "Rabbini gunesin dogmasindan ve batmasindan once hamd ile tesbih et" (Ta-ha 13).
    Buhari, Mevakitu's-Salat 6, 26, Tefsir, Kaf 1, Tevhid 24; Muslim, Mesacid 211, (633); Ebu Davud, Sunnet 20, (4729); Tirmizi, Cennet 16, (2554).

    5122 - Hz. Suheyb radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Cennetlikler cennete girince Allah Teala Hazretleri:
    "Bir sey daha istiyorsaniz soyleyin, onu da ilaveten vereyim!" buyurur. Cennetlikler:
    "Sen bizim yuzlerimizi ak etmedin mi? Sen bizi cennete koymadin mi? Sen bizi cehennemden kurtarmadin mi (daha ne isteyecegiz?)" derler. Derken perde acilir. Onlara, yuce Rablerine bakmaktan daha sevimli bir sey verilmemistir."
    Suheyb der ki: "Resulullah bu sozlerinden sonra su ayeti tilavet buyurdular. (Mealen): "Iyi is, guzel amel yapanlara daha guzel iyilik bir de ziyade vardir" (Yunus 26).
    Muslim, Imam 297, (181); Tirmizi, Cennet 16, (2555).

    5123 - Ebu Zerr radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Sen Rab Teala'ni hic gordun mu?" diye sordum.
    "Nurdur, ben O'nu nasil gorurum" buyurdular."
    Muslim, Iman 291, (178); Tirmizi, Tefsir, Necm, (3278).

    5124 - Mesruk rahimehullah anlatiyor: "Hz. Aise radiyallahu anha'ya dedim ki: "Ey annecigim! Muhammed aleyhissalatu vesselam Rabbini gordu mu?" Bu soru uzerine:
    "Soyledigin sozden tuylerim urperdi. Senin uc hatali sozden haberin yok mu? Kim onlari sana soylerse yalan soylemis olur. Soyle ki: Kim sana: "Muhammed Rabbini gordu" derse yalan soylemis olur.
    (Hz. Aise bu noktada, sozune delil olarak) su ayeti okudu. (Mealen): "Onu gozler idrak edemez, O ise gozleri idrak eder" (En'am 103).
    Devamla dedi ki: "Kim sana derse ki Muhammed yarin olacak seyi bilir, yalan soylemistir. Zira ayet-i kerimede (mealen): "Hicbir nefis yarin ne kesbedecegini bilemez" (Lokman 34) buyrulmustur. Kim sana "Muhammed'in vahiyden birsey gizledigini soylerse o da yalan soylemistir. Cunku ayet-i kerimede (Mealen): "Ey Peygamber! Sana Rabbinden her indirileni teblig et. Sayet bunu yapmazsan Allah'in risaletini teblig etmis olmazsin" (Maide 67) buyrulmustur. Lakin Resulullah aleyhissalatu vesselam Cibril'i (suret-i asliyesinde) iki sefer gormustur."
    Buhari, Tefsir, Maide 7, Bed'u'l-Halk 6, Tefsir, Necm 1, Tevhid 4; Muslim, Iman 287, (177); Tirmizi, Tefsir, En'am, (3070).

    HELAL KAZANCA TESVIK, HARAMDAN SAKINDIRMA

    5125 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam(bir gun) soyle hitap ettiler:
    "Ey insanlar! Allah Teala hazretleri tayyibtir, tayyibten baska bir sey kabul etmez. Allah'in mu'minlere emrettigi seyler, peygambere emretmis olduklarinin aynisidir. Nitekim Allah Teala hazretleri (peygamberlere):
    "Ey peygamberler, temizolanlardan yiyin ve salih amel isleyin" (Mu'minun 51) emretmis, mu'minlere de:
    "Ey iman edenler, size rizik olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin" (Bakara 172) diye emirde bulunmustur."
    Sonra seferi uzatip, saci basi daginik, toz-toprak icinde kalan ve elini semaya kaldirip: "Ey Rabbim, ey Rabbim" diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki:
    "Bu yolcunun yedigi haram, ictigi haram, giydigi haramdir ve (netice itibariyle) haramla beslenmektedir. Peki boyle bir kimsenin duasina nasil icabet edilir?" buyurdular."
    Muslim, Zekat 65, (1015); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2992).

    5126 - Havle el-Ensariyye radiyallahu anha anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'i isittim. Soyle buyurmuslardi:
    "Bir kisim insan vardir, Allah'in mulkunden haksiz bir surette mal elde etmeye girisirler. Halbuki bu, Kiyamet gunu onlara bir atestir, baska degil."
    Buhari, Hums 7; Tirmizi, Zuhd 41, (2375).

    5127 - Nu'man Ibnu Besir radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Surasi muhakkak ki, haramlar apacik bellidir, helaller de apacik bellidir. Bu ikisi arasinda (haram veya helal oldugu) supheli olanlar vardir. Insanlardan cogu bunlari bilmez. Bu durumda, kim supheli seylerden kacinirsa, dinini de, irzini da tebrie etmis olur. Kim de supheli seylere duserse harama dusmus olur, tipki korulugun etrafinda surusunu otlatan coban gibi ki, her an koruluga dusebilecek durumdadir. Haberiniz olsun, her melikin bir korulugu vardir, Allah'in korulugu da haramlaridir. Haberiniz olsun, cesette bir et parcasi var ki, eger o saglikli olursa, cesedin tamami saglikli olur, eger o bozulursa, cesedin tamami bozulur. Haberiniz olsun bu et parcasi kalptir."
    Buhari, Iman 39, Buyu' 2; Muslim, Musakat 107, (1599); Ebu Davud, Buyu' 3, (3329, 3330); Tirmizi, Buyu 1, (1205); Nesai, Buyu 2, (7, 241).

    5128 - Selman el-Farisi ve Ibnu Abbas radiyallahu anhum anlatiyorlar:
    "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Helal, Allah Teala hazretlerinin kitabinda helal kildigi seydir. Haram da Allah Teala Hazretlerinin kitabinda haram kildigi seydir. Hakkinda sukut ettigi sey ise affedilmistir. Onun hakkinda sual kulfetine girmeyiniz."
    Rezin tahric etmistir. Tirmizi, Libas 6, (1726); Ibnu Mace, Et'ime 60, (3367).

    5129 - Mikdam Ibnu Ma'dikerb radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "(Beni Adem'den) hic kimse elinin emeginden daha hayirli bir taami asla yememistir. Allah'in peygamberi Davud aleyhisselam elinin emegini yerdi."
    Buhari, Buyu' 15.

    5130 - Hz. Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Oyle devir gelecek ki, insanoglu, aldigi seyin helalden mi, haramdan mi olduguna hic aldirmayacak."
    Buhari, Buyu' 7, 23; Nesai, Buyu' 2, (7, 243).
    Rezin su ziyadede bulunmustur: "Boylelerinin hicbir duasi kabul edilmez."
#11.10.2009 14:25 0 0 0
  • MUBAH OLAN KAZANCLAR VE TAAMLAR

    5131 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Muhakkakk ki yediginizin en temizi kendi kesbinizden olandir. Muhakkak ki evladlariniz da kendi kesbinizdendir."
    Ebu Davud, Buyu' 79; Tirmizi, Ahkam, 22, (1358); Nesai, Buyu' 1, (7, 249); Ibnu Mace, Tiarat 1, (2137), 64, (2290).

    5132 - Sa'd Ibnu Ebi Vakkas radiyallahu anh anlatiyor: "Sanki Mudar kabilesine mensup uzun boylu bir kadin ayaga kalkip:
    "Ey Allah'in Resulu! Biz (kadin)lar babalarimiz ve evladlarimiz ve kocalarimiz uzerine yukuz. Onlarin mallarinda emirleri disinda, tasarrufu bize helal olan nedir?" diye sualde bulundu. Aleyhissalatu vesselam:
    "Size helal olan "taze" dir. Ondan hem yiyin, hem de hediye edin!" buyurdular." Ebu Davud der ki: "Tazeden maksad ekmek, sebze ve taze meyve (gibi fazla kalinca bozulan yiyecekler)dir."
    Ebu Davud, Zekat 44, (1686).

    5133 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Ebu Sufyan'in karisi Hind, (Bir gun gelerek) "Ey Allah'in Resulu dedi. Ebu Sufyan cimri bir adamdir. Bana ve cocuguma yetecek miktarda (nafaka) vermiyor. Durumu idare icin, onun bilmez tarafindan, almam gerekiyor! (Ne yapayim?)"
    Aleyhissalatu vesselam: "Orfe gore sana ve cocuguna kifayet edecek miktarda al!" buyurdular."
    Buhari, Buyu' 95, Mezalim 1, Nafakat 5, 9, 14, Eyman 3, Ahkam 14, 180; Muslim, Akdiye 7, (1714); Ebu Davud, Buyu' 81, (3532); Nesai, Kudat 30, (8, 246).

    5134 - Kasim Ibnu Muhammed rahimehullah anlatiyor: "Bir adam Ibnu Abbas radiyallahu anhuma'ya: "Yanimda bir devesi olan bir yetim var. Devesinin sutunden icebilir miyim?" diye sormustu. Ibnu Abbas su cevabi verdi:
    "Eger deve kaybolunca ariyor, katran vesairesini surerek tedavisini yapiyor, su yalagini onariyor, sulama gununde suyunu iciriyorsan yavruya zarar vermeden ve memeyi tamamen kurutmadan icebilirsin."
    Muvatta, Sifatu'n Nebi 33, (2, 934).

    KUR'AN'I YAZMA VE OGRETMENIN UCRETI

    5135 - Ibnu Abbas radiyallahu anhuma anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Uzerine ucret almada en hakli oldugunuz sey Kitabullah'tir."
    Buhari, Icare 16, (muallak olarak kaydetmistir), Tibb 34.

    5136 - Yine Ibnu Abbas radiyallahu anhuma'dan anlatildigina gore, "Kendisine mushaf yazmanin ucreti hakkinda sorulmustu. Su cevapta bulundu:
    "Bunda bir beis yok. Onlar, bu iste, ressam durumundadirlar, ellerinin emegini yemektedirler."
    Rezin tahric etmistir.

    MEMURLARIN RIZIKLARI

    5137 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "Hz. Ebu Bekr radiyallahu anh halife secildigi zaman:
    "Kavmim biliyor ki, benim meslegim ailemin nafakasini te'minden aciz degildir. Ancak simdi muslumanlarin isleriyle mesgulum. Bu sebeple Ebu Bekr'in ailesi Beytu'l-Mal'den yiyecek, o da muslumanlar icin calisacak" dedi."
    Buhari, Buyu', 15.

    5138 - Hz. Bureyde radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Biz kimi bir ise tayin eder, bir rizik tahsis edersek, bu tahsis edilenden maada aldigi gululdur (devlet malindan hirsizliktir)."
    Ebu Davud, Harac 10, (2943).

    5139 - Mustevrid Ibnu Seddad radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
    "Kim bize memur olursa, kendine bir zevce edinsin. Hizmetcisi yoksa bir de hizmetci edinsin. Meskeni yoksa bir mesken edinsin."
    Hz. Ebu Bekr radiyallahu anh dedi ki: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'in soyle buyurduklari bana haber verildi:
    "Kim bunun disinda bir sey edinirse, bu kimse haindir, hirsizdir."
    Ebu Davud, Harac 10, (2945).

    5140 - Abdullah Ibnu Amr es-Sa'di'nin anlattigina gore, "Hilafeti sirasinda Hz. Omer radiyallahu anh'in yanina geldi. Hz. Omer kendisine:
    "Bana haber verildigine gore, sen muslumanlarin islerinden bir kismini uzerine almissin ve sana maas verilince almaktan kacinmissin (dogru mu)?" diye sordu. Ben de: "Evet!" dedim. Bunun uzerine Hz. Omer: "Bundan maksadin ne?" dedi. Ben de:
    "Benim atlarim var, kolelerim var (halim vaktim iyidir), hayir uzereyim. Ben maasimin muslumanlara sadaka olmasini istiyorum" dedim. Hz. Omer:
    "Hayir! Boyle yapma! Cunku (bir ara bende senin gibi dusunmus), senin arzu ettigin seyi arzu etmistim. Resulullah aleyhissalatu vesselam bana ihsanda bulunuyordu. Ben de:
    "Bu parayi ona benden daha cok muhtac olan birine ver!" diyordum. Hatta bir seferinde Aleyhissalatu vesselam yine bana mal vermisti. Ben yine:
    "Bunu, onu benden daha cok muhtac olan kimseye ver!" demistim. Aleyhissalatu vesselam:
    "Onu al, kendi malin yap, sonra tasadduk et! Bu maldan, sen talep etmeden, bekler vaziyeti almadan, gelen olursa onu al. Boyle olmayana gonlunu baglama!" buyurdular."
    Buhari, Ahkam 17; Muslim, Zekat 111, (1045); Nesai, Zekat 94, (5, 103).
#11.10.2009 14:26 0 0 0