Belki de güzellik, çirkinlikten şikâyeti, o feryâdı kesme hâlidir "
Kahrın da hoş lütfun da hoş" algısı, masum bir cehaletin işareti değilse,
böyle bir ıztırabın görkemli neticesidir.
Ve orada artık aşk da sadece bir hikâyedir. ..
Sessiz kalmaya ve biç bir şey söylememeye tahammül edemem.
Susacağım ama kendimi ölümcül acılarla kıvranan, hayatın bin bir zorluğundan ötürü iyice yorgun düşmüş; gözünde bütün bir ömür boyu süren bir bekleyişten başka bir şey olmayan bir insan gibi hissederek susacağım.
" Senden başka hangi yürek
Kadavra hükmündeki bedenimi tazelerdi ki...
Hangi göz,
Bir kez bile dokunmadığı kirpiklerim için
İsmail?in boğazına sürülen bıçağa canını sürerdi ki... "
Ey dilsizliğimin dile gelen sevda cümlesi...
" Hangi cümleye sığdırayım yüreğinin inceliğini,
Hangi söze bulandırayım gözlerinin rengini..
Bırak sen bende kal...
Herkes masalına bir kahraman yapacak birini bulur..
Bırak sen benim gerçeğim olarak kal
Ya da istemiyorsan
Kazdığın mezarları iki kişilik kaz.
Dudaklarımız kapanacaksa sonsuzluğa
Beraberce uzansın musalla taşına..."
Bülbül güle
aşık olunca durmadan yanı başında feryat eder.gül hep susar.gül
sustukça bülbülün feryadı dağı taşı inletir.bülbülün güle aşkını
duymayan kalmaz.gül ise aşkını içinde yaşar.ateşler içinde
yandıkça,dumanıyla etrafına güzel kokular saçar.gülün kokusu aşkın
kokusu olur. Gül olmasaydı bülbül feryadü figan eyle...rm...iydi? Bülbül olmasaydı,gül bunca nazı kime eylerdi?
Bir gün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan
bir genç kıza rastlamış...
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.
"Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?" diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
"Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum."
"Kaç tane?" diye soruvermiş baba derviş.
Kız şaşkın:
"İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"
Usulca kırıvermiş elindeki tesbihi derviş...!
Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü, kendilerini tekrar tekrar hatırlatmalarıdır.
Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir.
Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. Hep, ama hep hatırlarız. Ne biçim kaybetmektir bu?
Şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. Şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. Yenmiş yemekleri yeniden yiyiyorum. Sevip yitirdiklerimi yeniden seviyorum. Şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. Şimdi açlığımla yeniden acıkıyorum.Şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum.Şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerin...de, yaşama ve ölüme karşı duyduğum aynı umarsamazlıkla dolaşıyorum.Tartışmaları biliyorum. Duyguları. Korkuları. Sözcükleri. Her dili anlıyorum. Anlıyor ama kavrayamıyorum.
Utanc tablonu hazırlıyorum
şiirlerimde
Dinini imanını yazıyorum
en ulu orta Aşk medeniyetlerıne
düşünde düşüncende olan tum art niyetleri
fikrini zikrini
gelmişliğini birde geçip gitmişliğini
dolu dizgin söylettiğin tüm edepsiz küfürleri
bırak asılı kalsın dudagımın bir köşesınde
kıpırdatma ki dökülmesin bir bir suratına
dur şimdi
kapıyorum...
Seni ,senli cümleleri
her harfi yüregıme yalan etmedin mi sanki...
Gençlerin istekleri: Aşk, Para, sağlık.
Yaşlıların istekleri: Sağlık, para, aşk.
Erkekler aşka aşık olarak başlarlar,kadınlara aşık olarak bitirirler;
Kadınlarda erkeklere aşık olarak başlar, aşka aşık olarak bitirirler.
Korkular titretir ruhumu
Karanlıklar ürkütücü, ölümlere eş
Ölümler ansızın ve arkadan vurur
Ciğerlerin sökülür
Her sabah kan tükürür gönlün
Ağlarsın da ne giden duyar
Ne yanındakiler teselli verir serinletecek seni,
Ortancaların sabah güneşiyle suyu özlediği gibi
Gülüşlerini yollarsın,
Aklına gelir de dönmeyeceği kahredersin
Alıp başını gidersin yoksul ülkelere
Orada oyun oynayan çocukları bulup
Hadi dersin sizin kardan adamınız olayım
Hazır gönlüm buza kesmiş ya her yanı
Onların yeşil gözlü kardan adamı olursun
Hep gülen, hep oyun oynayan onlarla.
bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden
elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım
son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine
varsın bağışlamasın beni hayat ki,
ay uzak tepelerin ardına çekilsin
yarasına acılar düşsün kırlangıçların
eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa
yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent
ah çekmeyecekse eğer ardımda kalan anılar
''Neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.
O insan ki, bakar bize ve ötemize;
hep ...
kaygılanır, duraksar ve sessizdir;
ve geldim demenin bir sessizliği varsa, sevelim
demenin, sen hala gitmiyor musun demenin ya da
ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün...
Ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir''