Beşiktaş Makaleleri

Son güncelleme: 21.05.2011 09:41
  • seviyorum Erdem abiyi
    yine döktürmüş:)
#05.10.2010 21:46 0 0 0
  • Aynen ,,Aynen Erdem Abinin Üslübunu Seviorum !! (:
#05.10.2010 21:47 0 0 0
  • .
    ..
    ...
    GUTİ SENİN NEYİNE?


    Marka meraklısı yayıncı kuruluşumuz, cici hakemiyle yeni sezona giriş yaptı
    Marka'nın adı Mark'us Merk
    Eski köye yeni adet, deyip koltuğa kurum kurum kurulan Markus hoca, Beşiktaş maçlarında adil olmayan açıklamalarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
    Kime ve neye hizmet ettiğini bir türlü anlayamadığımız, cici hocamız, yaptığı yorumlarla, sadece Beşiktaş taraftarını değil, Mustafa Denizli'yi, Erman Toroğlu'nu, Ahmet Çakar'ı da delirtmeye devam ediyor.
    Kilometrelerce öteden, Almanya'dan "Marka Değerini" düşünüp Hakem getiren yayıncı kuruluş zahmet edip bir tane Beşiktaş yorumcusu katamamış kadrosuna anlaşılan
    Trabzon maçı öncesi hepimizi çileden çıkartan olay,
    Doğal olarak Trabzonspor adına yorumcu olarak Ogün Temizkanoğlu seçilmişken, Beşiktaş adına seçilen kişinin Altan Tanrıkulu olması şaşırtıcı bir durumdu.
    Altan Tanrıkulu beğendiğim bir yorumcudur, o ayrı
    Fakat burada önemli olan, yayıncı kuruluşun Beşiktaş'a gösterdiği özensiz tavır
    Şimdi gelelim esas konuya
    Süper Toto Süper Liginde geçtiğimiz 7 hafta oynanan maçlara bakacak olursak, Beşiktaş'a karşı oynayan bütün rakipler yaradana sığınıp Quaresma ve Guti'ye kasti faul yapıyorlar.
    Trabzon maçı, sertlikte sınır tanımayan oyuncularıyla, hepsinin bir adım önüne geçti.
    Egemen'e kesinlikle futbol yasak edilmeli
    Bu arkadaşın ilk vukuatı değil.
    Kasap mısın kardeşim?
    Karşında senle aynı meslekte, ter döken, emek harcayan, ekmek yiyen insan var, insan

    Sizler, hiç mi yabancı ligleri seyretmiyorsunuz?
    Sizin gibiler Avrupa liglerinde olsa Messi gibi futbolcuları biz rüyamız da bile seyredemeyiz herhalde
    Messi alıp getirsek, her çalım attığında, maazallah Egemen onu hastanelik eder yerden kalkamaz
    Ama Avrupa'da yıldız oyuncuları koruyorlar
    Milli takım kadrosundan bile çıkartıyorlar
    Bizim yıldızlarımız yerden kalkamıyor, Guti, Quaresma, son dönem Ernst ayağına top aldı mı, rakibin gözü dönmüş bir şekilde koşarak gelip, balta misali kıyıma başlıyorlar.
    İçim acıdı
    Gerçekten, Trabzon maçında Guti'nin yüzünü gördüm, yüreğim sızladı.
    Real Madrid'den gel, baltalarla, kasaplarla, biçil
    Hakem; Beşiktaş taraftarından eyyamcı tescillini çoktan almış, Kuddusi
    Hiç oralı bile olmadı.
    Peki, şimdi soruyorum,
    Ey Hakem milleti, Kazma Futbolcular, Yayıncı Kuruluş, TFF; Hiç mi vicdanınız sızlamıyor?

    Yıldız oyuncuları, oynatmayacaksanız neyin Marka değerinden bahsediyorsunuz?
    Yıldız oyuncuları, korumayacaklarsa, ne işe yarar Türk hakemleri?
    Yıldız oyuncuları, seyrettirmeyecekseniz, niye o digi kutuları satmaya çalışıyorsunuz?
    Yıldız oyuncuları, sevmiyorsanız, Avrupa'nın hangi Süper Ligi olmak için gayret gösteriyorsunuz?
    Yıldız oyuncuları katletmek, için canavar yaratıyorsanız, futbolu gerçekten seviyor musunuz?

    Futbolu sevmiyorsanız?

    Niye bu işleri yapıyorsunuz?

    Bırakın bu işleri

    Guti sizin neyinize

    ITIR ESEN / HABER1903
#06.10.2010 17:47 0 0 0
  • Futbolu sevmiyorsanız?

    Niye bu işleri yapıyorsunuz?

    Bırakın bu işleri

    Guti sizin neyinize

    Her zamanki gibi süper yazmış Itır ablam
#06.10.2010 17:57 0 0 0
  • Dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye'deki gibi keyfine göre futbolu idare eden federasyon yok. Bizde maalesef federasyonu kulüpleri değil kanaatimce kulüp başkanları Federasyonu idare ediyor.

    Dünyanın hangi ülkesine gidersen git, federasyon bütün takımlara eşit mesafede durur... Ama bizim Mahmut Özgener federasyonu nedense Beşiktaş'a karşı inanılmaz bir kavga içerisinde ve Beşiktaş'ın başarısızlığı için ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyor. Bir federasyon başkanı bir kulüp başkanı ile anlaşamayabilir, sevmeyebilir de. Ama o camiaya asla ihanet edemez. Özgener, geçen sezon Yıldırım Demirören'le aralarındaki diyaloğu önemli bir derbi maçı öncesi medyaya haber vererek Beşiktaş'a ihanet etmişti.

    O maçta Hakem Hüseyin Göçek'in ise başkanına yaranmak için neler yaptığını herkes sahada görmüştür.

    Başkan zorluk çıkarıyor

    Bilica, İbrahim Toraman'ın saçından çekti ve yere indirdi ama Göçek kırmızı kartını göstermemişti. Aynı Bilica penaltı noktasını delik deşik etti ama Bilica yine sahadaydı. Çünkü Hüseyin Göçek futbolcuyu atma cesaretini gösteremedi.

    Geçen sezon Beşiktaş'ın şampiyonlukta önünü kesmek için uğraşan federasyon başkanı bu sezonda zorluk çıkartmayı sürdürüyor. Unutmayalım ki; bir Türk takımının Avrupa'da başarılı olması için destek şart. Çünkü onun başarısı ülke futbolu adına daima bir artıdır. Bir ülkenin federasyonu uluslararası alanda başarılı olan her takıma destek verir ve yardımcı olur. Ama bizde yönetici ile bireysel kavgalı olan federasyon başkanı, bir camianın kaderiyle oynuyor. Bakınız, Beşiktaş perşembe akşamı Avusturya'da tarih yazıyor, cuma günü İstanbul'a dönüyor ve pazar günü Trabzon'da maç oynuyor... Halbuki federasyon bu maçı pazartesi oynat0saydı, hem sakatlığın önüne geçilir, hem de eşitlik sağlanmış olurdu. Unutmayalım ki futbol barış ve kardeşliktir... Uymayanlar ise sonucuna katlanmak zorunda kalır.


    Hayri Ülgen
#09.10.2010 18:06 0 0 0
  • İstanbul, deplasman, derbi ya da sıradan bir maç fark etmiyor. Kartal'ın rakipleri 10 kişiyle kapanıp kontratak oynuyor. Manisa da öyle yaptı. İsaac (O bile uzun süre sağ bek gibi oynadı) ve Makukula'yı ileride bırakıp, gömüldükçe gömüldü. Bunun çaresi erken gol atmak. Ancak orta sahada oynayan çizgi halindeki savunmayla erken atmaktan çok, erken yemek olası. Dün olduğu gibi. Beşiktaş gol için yüklenirken bir kontratakla golü yedi. Ondan sonra aç açabilirsen Manisa'yı. Kanatları kullandılar, duran top organizasyonları yaptılar, göbekten yarmaya çalıştılar. Çok şey denediler özetle, tek eksikleri şut atmayı akıl etmemeleriydi. Maçın geneli aynı havada geçti. Manisa kapandı da kapandı. Attı kapandı, yedi kapandı; yine attı yine kapandı. Beşiktaş da açmaya çalıştı.

    Hakem, kaval bile çalmasın!
    Schuster baktı Manisa çıkmıyor, takım on kişi kalmasına rağmen büyük bir risk alarak Fink-Holosko değişikliğini yaptı. Hikmet Karaman bu hamleye Makukula'yı çıkarıp orta alanı Yiğit'le takviye ederek karşılık verdi. Köy görünmüş artık. Beşiktaş şuursuzca saldırırken arkada daha fazla açık verecek. Aynen öyle oluyor ve Yiğit, ayağının tozuyla maçı kotarıyor. Bravo Manisa'ya, çok akıllı bir oyunla Beşiktaş'ı devirdi. Demek ki "Beşiktaş Guti ve Quaresma'ya endeksli" diyenler haklı! Öyleyse onlar gelince yedek kalanlar bundan sonra 'gık' bile demesinler. Çünkü emanet aldıkları formanın hakkını veremediler. İşin ilginç yanı Beşiktaş şu maçı çok farklı kazanabilir ya da çok farklı da kaybedebilirdi. İlginç bir mağlubiyet oldu vesselam. Bu yenilgide hakemin katkısı var mı derseniz, bilen bilir ben bu kaliteli kadronun hiçbir mazeretin arkasına saklanamayacak kadar büyük olduğunu savunurum. Öbür taraftan bana göre Makukula'nın topu koluyla kesmesi net penaltıydı. Tabata'ya gösterilen ilk, Eren'e gösterilen ikinci sarı kart komikti. Barış Şimşek uzun süre düdük değil kaval bile çalmasa iyi olur.

    Turgay DEMİR
#17.10.2010 11:47 0 0 0


  • Hesaplar alt üst!

    Maçtan önce, lige verilen 15 günlük aradan sonra Beşiktaş'ı çok daha hazır görmeyi bekliyordum. Ancak siyah-beyazlı ekip beklenen organizasyon, disiplin ve hırs içerisinde değildi. Kartal bir kez daha...

    Maçtan önce, lige verilen 15 günlük aradan sonra Beşiktaş'ı çok daha hazır görmeyi bekliyordum. Ancak siyah-beyazlı ekip beklenen organizasyon, disiplin ve hırs içerisinde değildi. Kartal bir kez daha maça gol yiyerek başladı. Kendi yarı sahasında iyi kapanıp savunmanın arkasına atılacak toplarla pozisyon bulma planı ile sahaya çıkan konuk Manisaspor tam aradığı gibi bir şans yakaladı ve skor üstünlüğünü eline geçirdi. Beşiktaş orta sahası ile savunmasının hatalar zinciri, Isaac'in bomboş bir yarı sahayı geçerek golü bulmasına neden oldu. Sakat oyunculara rağmen pozitif bir oyun oynamaya çalışan Beşiktaş ilk yarı boyunca istediklerinin çok azını sahaya yansıtabildi. Necip'in pası, Nobre'nin gayreti, Bobo'nun fırsatçılığına biraz da şans eklenince, dengenin kısa sürede sağlanması Kara Kartal'ın belki de çok daha kötü bir oyun sergilemesini engelledi. Bobo'nun her zaman onbirde olması gerektiği gerçeği de bu golle bir kez daha açığa çıktı.

    Tabata'yla başlayan kabus
    Birçok yıldızının sakatlıklar nedeni ile takımdan uzak kalmasının sıkıntısını yaşayan Beşiktaş'ın Ferrari'yi de kaybetmesi Schuster'in bir kez daha devre bitmeden değişiklik yapmasını gerektirdi. Teknik heyetin, İtalyan oyuncunun sık sık sakatlanarak takımdan uzak kalması üzerinde bir değerlendirme yapması gerekiyor. Manisaspor'un ikinci yarıya da golle başlaması Kartal'ın ve Schuster'in hesaplarını alt üst etti. Bu şokun üstüne silik bir futbol oynayan Tabata'nın oyundan atılması kabus gibi bir gecenin yaşanacağının işaretiydi aslında. Konuk takımın farkı ikiye çıkarması ile birlikte içinden çıkılmaz bir hal alan maçta Schuster'in, Holosko ve Onur değişiklikleri de deva olmadı. Sahanın bence en iyisi olan Hilbert'in asisti ile normal sürenin sonunda farkı Ernst ile bire indiren Beşiktaş çok kötü bir gece geçirmesine karşın uzatmalarda puanı kurtarabilirdi. 3-2 mağlup olunan bu maç Beşiktaş'ın İBB ile oynadığı karşılaşmayı hatırlattı. Maçın son 10 dakikasında sahada görmek istediğimiz Beşiktaş vardı, neden bu oyunu

    Pascal NOUMA
#17.10.2010 11:49 0 0 0


  • KALE MİSİN? KALECİ Mİ ?

    Yenilgi
    İki hafta üst üste ağır geldi
    Nerden başlasam, nasıl anlatsam
    Boğazımda düğümler
    Duygusallığın pik yaptığı bir hafta geçirdim
    Beni şaşırtan tribünlerin bu sezon ilk defa boş olduğunu görmekti.
    Taraftar hafta içinde oynanacak Porto maçını tercih etmiş olacak, Manisa karşılaşmasına çok ilgi göstermemişti.
    Malum, Beşiktaşlının cüzdanı kabarık değil, dişinden tırnağından arttırdığı parayla gelmek zorunda kaldığı maç tercihini belli ki UEFA Avrupa Ligi için yapmış.
    İki haftadır beni ve benle beraber milyonlarca Beşiktaş taraftarını üzen şey nedir diye düşünüyorum
    Yazmak istemedim Ama Allahın bildiğini kuldan saklamayacağım
    Kale
    Yurdunu düşmandan korumak, savunmak adına güvenlik için yapılan yüksek duvarlar
    Kaleci
    Futbolda takım savunmasının son adamı Birinci görevi topun kaleyi girmesini önlemek, diğer futbolculara göre avantajı topu elle kontrol etmesi
    Beşiktaş'ın birinci kalecisi Hakan Arıkan
    Hakanla ilgili düşüncelerimi beni tanıyan herkes biliyor
    Bir sezon içinde ancak bir ya da en çok iki maç iyi oynayan bir kaleci
    Böyle bir kaleciye teslim olamazsınız
    Devamlı hata yapan kaleciye birinci kalecim "Hakan"dır diyemezsiniz
    Bu çocuğun sorunları var.
    Hem de Liverpool maçından beri, süre gelen, aklında kalan sorunlar
    Ertuğrul Sağlam Beşiktaş'tan giderek bu travmadan kurtuldu.
    Bir yerde tedavi oldu
    Ama Hakan?
    Boşlukta...
    Hakan'ı kazanmak uğruna, Beşiktaş'ın kaybetmesine göz yumuyoruz.
    Ben yönetimden rica ediyorum, bu duruma el atsınlar
    Kale gibi Kalecilerimiz var
    Cenk var Rüştü var
    Hakan'ı oynatarak onu uçuruma yuvarlıyoruz
    Bugün tribünleri susturmak mümkün oldu, ama yarın aynı şeyler geçerli olmayabilir.
    Neyin inadı bu anlamıyorum

    Önce takımına KALE OLACAKSIN ki
    KALECİ olabilesin

    Itır Esen / Haber1903
#18.10.2010 17:54 0 0 0
  • Itır Esende Ne Kadar DOgru Yazmış ..
#19.10.2010 17:20 0 0 0
  • Türkiye Liginde en son moda
    "Beşiktaş'ı yeneceğiz" söylemi

    Beşiktaş'a karşı kazanılan zaferler prim yapıyor.
    Beşiktaş maçında sakatlanan bir futbolcu, o akşam hemen televizyon programında canlı yayında
    Beşiktaşlı futbolcular tarafından sakatlanmak, ayrıcalıklı bir durum olsa gerek
    Antalyasporlu Necati
    Çok moda
    Teknik adamların içine bu sene bir huzur geldi
    Takımları kötü gitse bile Beşiktaş maçından önce çıkıp konuştular mı mesele çözülüyor
    "Onlarda Guti-Quaresma varsa bizde de yürek var" gibi havalı bir iki cümleden sonra arkadan manşet geliyor
    Beşiktaş'ı farklı yeneceğiz
    Bu aralar, Hikmet Karaman çok moda
    Beşiktaş'a karşısında galip gelen hocalar, hemen özel programlara çıkıyorlar nedense?
    Çok moda
    Aykut Kocaman'ın tekrar çıkış için Beşiktaş galibiyetine ihtiyacı vardı, galip gelemedi ama gerçekten çıkış yaptı
    Maç öncesi gereken motivasyon tamamdı
    Bütün takım boy, boy resimler çekildi aynı sihirli cümle "Beşiktaş'ı yeneceğiz" manşete çıktı
    Şimdi, Allah'ı var Aykut hoca bugünlerde çok moda
    Derken Karadeniz'in haylaz çocukları yerlerinde dururlar mı?
    Başta Yattara
    Açtı ağzını yumdu gözünü
    Dedi "Modadır Yenmezsek olmaz Demezsek olmaz Bizde yeneceğiz Beşiktaş'ı"
    Lig de geçen sekiz hafta boyunca Guti'yi Quaresma'yı tekmelemek çok moda oldu
    En çok faul yapılan takım istatistiklere göre Beşiktaş
    Beşiktaş'a vurmak çok moda
    Hakemlerin rakiplere hoşgörü göstermesi çok, çok moda
    Markus Merc'in Beşiktaş'ı görmezden gelmesi en son moda
    Son olarak Shota podyuma çıktı
    Salındı sağdan sola
    Aynı cümleyi kurdu
    "Beşiktaş'ı Yeneceğiz"

    ****
    Ama yok
    Lig de 8 hafta geçti
    Ezel'de de 8'in modası geçti
    8 yok
    Ezel 8'e son verdi
    Bizde Lig'de, Medya da, Federasyonda, MHK'de, her tür yapılan komploya
    "Beşiktaş'a karşıyız" modasına son veriyoruz
    Sizin modanız geçti

    Itır Esen / Haber1903
#19.10.2010 17:38 0 0 0
  • RUH ÇAĞIRMA SEANSI



    26.Ekim.2010


    Akan su asla geriye dönmez?


    Fizik kanunu.

    Su hep ileriye doğru akar, akar, akar, akar

    İçinde bulunduğumuz an

    Asla, geriye dönmez

    Dün

    Kesinlikle, bir daha geri gelmeyecektir.

    Kayseri de, yediğimiz golden sonra, gözlerimden akan yaşlar, çoktan sonsuzluğa karıştı bile

    Ne yazık ki, İnönü de oynanan Porto maçının, tekrarı olmayacak

    Hakan için, Fenerbahçe, Trabzon, Manisa, Porto maçları ilelebet kâbus olarak kalacak

    Dün

    Ne yazık ki dün de kaldı

    Peki, ne yapmak gerekir

    Akıl, mantık ve sağduyu ile hareket ederek "şimdi"yi yaratmak lazım

    Bunu Beşiktaş'ın kurmaylarının hemen, acilen yapacaklarını umuyorum.

    Saygıdeğer yöneticilerimizden, önemle rica ediyorum;

    Takım içinde bozulan konsantrasyon ve inanç eksikliğini iyileştirmek için,

    İşe, belki yüzüncü yıl dvd'lerini seyrettirmekle başlarsınız...

    Ya da Metin Ali Feyyazlı şampiyonlukları

    Belki baba Hakkıların, Şükrülerin, Şereflerin hikâyelerini anlatırsınız.

    Asi Ruh'u izleyebilirler örneğin

    Pancu'nun kaleci olduğu efsane maçı

    Belki de, takımı Köy içine getirirsiniz

    Aramızda gezerler

    Gücümüzden güç alırlar

    Aşkımıza âşık olurlar

    Derin bir nefes çekerler Abbasağadan

    Ağaçlı yolda yürürler bizimle

    Ciğerlerine, semtin kokusu, teri, soluğu, kanı, canı,

    RUHU siner

    İliklerine kadar hissederler BEŞİKTAŞ'I

    Sayın Yöneticilerimiz

    Beşiktaş Takımı ruhunu kaybetti

    Öyle gözüküyor

    Asıl sorunda burada

    Hemen

    Şimdi

    Emekler boşa gitmeden,

    Biran önce

    Dün kaybedilenlere bakmadan

    BEŞİKTAŞ'IMIZI

    Hayata döndürmek lazım

    Yoksa hep beraber

    Ruh çağırma seansı yapmamız gerekecek



    Itır ESEN / Haber1903


#26.10.2010 17:53 0 0 0
  • Bu sezon başında, içimizde bayram sevinci gibi coşan, çiçekler açtıran, kuşlar uçuran, bizi rahatlatan, ortak duygumuz "umuttu". Büyük Beşiktaş camiasının, büyük umutla, giriş yaptığı yeni dönem, aynı güzellikle devam etmedi.

    Çeşitli talihsizlikler ve kasti faullerle sakatlanan önemli oyuncularından eksik takım, tam anlamıyla bir araya gelip oynayamadı. Üç kulvarda mücadele eden Beşiktaş'ın, bu sıkıntılı dönemden geçerken istenilen neticeyi skora yansıtamaması, özellikle bazı yorumcuların ve basının gözlerini Schuster'in üzerine çevirmesine neden oldu. Sivri dili ve zekâsıyla medyanın tuzağına düşmeyen Alman hocanın ağzından çıkan her söz ya da davranış gazetelere konu olacak nitelikteydi...

    Schuster, söyledikleri ve yaptıklarıyla tepki puanı almakta gecikmedi. Hayatının hiçbir döneminde, anlaşılmak ya da hesap vermek gibi bir derdi olmayan hoca, sorulan soruların samimiyetsizliğine, hafif espirili göndermeyle karşılık verince herkes kılıcını çekti.

    "Ne oluyor? Schuster bizle alay mı ediyor? "sorusuyla birlikte, savaş başladı

    Artık, bütün gazetelerin spor sayfasının başköşesinde Beşiktaş'ın teknik direktörü vardı. Yazmayan köşe yazarı kalmamıştı. Herkes Schuster'e karşı

    Şampiyon olduğumuz gün bile, BEŞİKTAŞ'a yeteri kadar yer ayırmayan medya "Schuster'in marifetleri" dizisini çok tutmuş olacak ki, her gün yeni bir olay bulup seriye devam ediyor ve hocamızı üst sıradan indirmiyor.

    Helal olsun hocam devam et, biz yüz yıldır yapamadık sen birkaç ayda BEŞİKTAŞ'I manşet yaptın...

    Schuster'in kişiliğine kimliğine, yaptıklarına yapacaklarına niye bu kadar taktılar?

    Anlaşılamayan ya da farkına varamadıkları şey neydi acaba?

    Çok mu cesur buluyorlar?

    Yoksa yaptıklarını delilik olarak mı adlandırıyorlar?

    Yeni Beşiktaş onları çok mu korkutmuştu?

    Bütün bu olanları tehlikeli mi buluyorlar?

    Bulunduğu yerin güveni içinde yaşamayı seçenler korkaktır. Atacağı adımın nereye varacağını bilmeyenler ise cesurdur.

    Elbette cesaret korkusuzluk demek değildir

    Cesaret korkuya rağmen risk alarak ilerlemektir, tehlikeyi göğüslemektir.

    Biz Beşiktaşlılar, Schuster'e güveniyoruz

    İçimizde bizi başarıya taşıyacağına dair kuvveli bir inanç var.

    Biliyoruz, hayat tehlikelerle yaşanır, bunun başka bir yolu yoktur.

    Elbette bizi diğerlerinden ayıran Siyah ve Beyazın zıtlığıdır.

    Hayat-yaşam ikilemini özümsememizi sağlayan, cesaretimizi ve ruhumuzu zenginleştiren, camiamızı kudretli kılan, en büyük özelliğimiz varoluş nedenimiz formamızda, armamızda olan mevcut renklerimizdir

    Doğamızda var olan Kartal'ın, özgür, cesur ve maceraperest varlığı asla pişmanlık duymaz.

    Biz korkmuyoruz Schusterle birlikte yürüdüğümüz yoldan dönmüyoruz.

    Şimdi, tüm Beşiktaş yazarlarına sesleniyorum!

    İster Schuster'i beğenin, ister beğenmeyin.

    Ama sahip çıkın.

    Çünkü "O" Beşiktaş'ın hocası

    Lütfen daha fazla hırpalanmasına, yıpratılmasına izin vermeyin

    Üstüne oyunlar oynanmasına müsaade etmeyin

    Merak ediyorum,

    Günlerdir sistemli olarak Beşiktaş'ın teknik direktörüne yapılan bu saldırılara

    niye sessiniz çıkmıyor?

    Yeter ama Yeter, yeter

    Schuster'in yakasından düşün... Başlıklı yazılar yazın, konuşun

    Niye günlerdir Beşiktaş konu yapılıyor?

    Niye hiç biriniz yazdığınız gazetelerden buna dur diyemiyorsunuz?

    Yeter ama

    Beşiktaşlı olan ya da olmayan tüm medya mensupları

    Tehlikeyi seviyorsanız, buyurun Beşiktaş maçına bekleriz

    Cesaret, tehlikeyle birlikte yaşamanın coşkulu dünyasıdır...

    Herkese lazım, az da olsa Schuster'deki cesaret...

    Çünkü.

    Kabuğunla uçamazsın

    Kırmak için bile cesaret lazım

    - ITIR ESEN - HABER1903




#05.11.2010 17:56 0 0 0
  • Bayramda;
    Sinema severler ,yeni vizyona giren "Newyork'da 5 Minareyi" konuşurken,
    Spor severler ise "İstanbul'da 3 Cenazeyi" konuştu.
    Beşiktaş,F.Bahçe ve G.Saray son yıllarda görülmemiş derecede yerlerde.

    Bayramda;
    3 Büyükler ilk kez futbol konuşamadı.
    El öpme ziyaretlerinde havadan-sudan,koyundan-kuzudan,oradan-buradan konuşuldu.
    Top bahsi, hiç açılmadı. Kimse kimseye laf sokamadı.
    Herkes kendini arka direkte unutturdu.

    Bayramda;
    Muhabbetin tıkandığı anlarda TV zaplandı.
    Spor haberleri başladığında ise kapının önünde bi sigara içmeye kaçıldı.
    -Sen sigara içiyormuydun ya Ahmet?
    -Bayramdan bayrama abi.
    -Alkol var mı ?
    -Akşamdan akşama abi !

    Bayramda;
    Futbol konuşmak isteyende oldu elbette.
    Biri,diğerine "Yav bu Guti'de kurtaramadı sizi" der gibi oldu;
    Diğeri,ötekine "sizin Aykut'un da guti kocaman, kocaman deyiverdi.
    Oda da bulunan 3.tekil aslan ise "Sabote edenin anasını" diyerek,olay yerini terk etti.

    Bayramda;
    Konuşması gerekenler sustu.
    Büyük ve küçük baş kurbanlıklar konuştu.
    Beşiktaş seninle ölmeye geldik
    Ve Bayramda Trivela;
    Mesaj alıp, cevap yazmayanlara.
    İşçisini Bayramda bile izinsiz çalıştıran yavşak patronlara.
    Zile basan çocuklara,kapı açmayanlara.
    Veletleri harçlıksız bırakanlara.
    Parası olupda yoksulu doyurmayanlara.
    Bayram da paraya kurban olanlara.
    Kurbanlık danasına sahip çıkamayan sığırlara.
    Yollarda hatalı sollayanlara.
    Akrabaların Bayramını Facebook'da kutlayanlara.
    Twitter'da, adak adayanlara.
    Msn'de sabahlayıp,çevrimdışı takılanlara.
    Bayram kutlamak için bile ödemeli arayanlara.
    Yani bu Bayramda da,
    Alayına Trivela



    Erdem Ulus / Ajansspor
#17.11.2010 22:55 0 0 0
  • Katerina Papadopoulou'nun Kıyı (Aktes) isimli eserini dinliyorum. Nağmeler, tınılar beni bu yakadan alıp öteki yakaya götürüyor.

    Ruhumda dinginlik aradığım zamanlardayım kısacası.

    Derin hatıralar, Kalp fısıltıları, Saçındaki yıldız dinlenmeye değer eserlerden birkaç tanesi...

    Futbolun bu kadar sevildiği bir ülkede neden doğrular bir türlü bulunmaz diye düşünürken, bir haber beni kendme getiriyor.

    "Yeniköy Kasabı" lakaplı Vicente Del Bosque ile ilgili bir haber.

    Bu sefer nerenin kasabı ilan edilmiş diye! Haberi inceliyorum ama bizden başka kimsenin bu değerli insana böyle bir lakap takmayacak kadar haddini bildiğini görüyorum.

    AS Gazetesi yazarlarından Joaquin Maroto'nun kaleme aldığı " Del Bosque Yöntemi" adlı bir kitaptan bahsediyor haber.

    Kitapta Jose Antonio Camacho, Xavi, Fernando Hierro gibi yıldızların görüşlerine yer verilmiş ayrıca.

    Del Bosque'nin futbola ve hayata dair tavsiyelerinin bulunduğu bir kitap kısacası.

    Kısacası bu ama özeti bile bizim için fazla olacak bir olaydır bu kitap.

    Kitap ülkemizde satılırsa öncelikli olarak kendisine "Yeniköy Kasabı" diyenlerin okumasını tavsiye ederim.

    Futbolun kitabını yazan adamın kitabı...

    Sabır ve tahammül denilen erdemlerden yoksun, kaostan beslenenlerin oluşturduğu bir futbol mantelitesi içinde biz ancak iki adım atar geriye döneriz.

    Geriye döndüğümüzde ise kendisine verilen "Onur Ödülünü" sahneden Luis Aragones'i çağırıp bu ödülü "onun bıraktığı bir takım sayesinde aldım diyebilecek ve karşısındakini onurlandıracak kadar onurlu bir insanın" hayata dair derslerini göremeyecek kadar körüz malesef.

    Beşiktaş'a hizmet etmiş bu spor adamını bir kere daha saygıyla alkışlarken, tüm Beşiktaşlılardan, Beşiktaş'a hizmet etmiş teknik direktör veya futbolcu ya da malzemeci her kim olursa olsun ona layık olduğu gibi bir davranış göstermesini bekliyorum.

    Beşiktaş'a yakışanı göstermesini bekliyorum yani içinde küfür ve hakaret olan bir davranışdan değil.

    Beşiktaş Vincente Del Bosque ile yakaladığı bir şansı sabır ve tahammül göstermeyerek, medyada yuvalanmış art niyetli birkaç kişinin hoş olmayan, yakışıksız sözlerinin etkisi ile kaybetti.

    Şimdi ise önümüzde Bernd Schuster ile tekrar yakaladığımız bir şans var bunu kaçırmayalım çünkü bu treni kaçırırsak hedeflerimizden en az on sene geri kalırız.

    Bu sezon arasında ve sezon bitimi ile birlikte bu takım yapılacak kontrollü takviyelerle özlediğimiz düzeye gelecektir.

    Sabırlı olalım, tahammül gösterelim ve eğer imkânımız var ise işe "futbolu yazan adamın kitabını" okuyarak başlayalım.



    - MEHMET EYÜP YARDIMCI - HABER1903
#23.11.2010 17:43 0 0 0
  • gs maçnda Q7 ve bobo yok napcaz yha?
#23.11.2010 20:35 0 0 0
  • Ne zaman bir G.Saray maçı yaklaşsa akla hep o gün gelir. O meşhur 1992-93 sezonu.
    'Hani iki takım şampiyonluk yolunda. Ne olmuştu hatırla Ankara'da '
    Diye şarkılar yapılan o gün.
    Yaşı tutan her Beşiktaşlı'nın o gün ile farklı hikayeleri vardır. Ama maalesef hiç birinin hikayesi mutlu son ile bitememiştir.
    Tıpkı benim ki gibi...
    İste benim, o günükü hikayem...
    Şimdi Mikrofonlarımız İstanbul`da..

    *** Mutlu Günler Değerli Seray Severler....
    1992-93 sezonunda mutlu sona ulaşacak takım bugün oynanacak iki maçın ardından belli oluyor...
    Son haftaya 63 puanla giren Beşiktaş ve G.Saray`dan biri, bu akşam sezonu şampiyon olarak tamamlayacak...
    Kara kartallar Dolmabahçe`de G.Birliği'ni konuk ederken,Sarı-Kırmızılılar ise, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda, anlı şanlı Ankara Öcüne, düzeltiyorum Ankaragücü`ne konuk olacak...
    İki Takımda şampiyonluk hesapları yapıyor, başka bir deyişle Kara kartallar "saf saf" diğer maçtan gelecek skoru bekliyor...
    Beşiktaş bugün bu statta G.Birliği`ni Hande-yener...
    Rakibi Galatasaray`ın Ankara'ya gönderdiği çoraplar ayağına olmaz ise...
    Kaleci Zalat bir cavatlık yapmaz,
    Elvan Abeyle-GeSe 10 bin metreyi sakatlanmadan koşar ise...
    Birde, Sinan Şamil Sam, Kübalı rakibini Almanya`da nakavt ile devirirse 92-93 sezonunun şampiyonu Beşiktaş olacak...

    ***

    Televizyon aynı saatte başlayan iki maçı dönüşümlü veriyor...
    Ben Radyodan dinliyorum TRT'nin o meşhur dönüşümlü yayınını
    İnönü stadyumunda ve Ankara`da maç aynı saatte başlıyor...
    Beşiktaş başlama vuruşunu yapmak üzere...
    -MİKROFONLARIMIZ ANKARADA
    -GOOOOOOLLLL..vs vs vs
    MİKROFANLARIMIZ İSTANBULDA
    Beşiktaş başlama vuruşunu yapıyor...
    -MİKROFONLARIMIZ TEKRAR ANKARADA
    -GOOOOOOLLL..vs vs vs
    Beşiktaş kendi yarı sahasında hazırlık pasları yapıyor
    -MİKROFONLARIMIZ BİRKEZ DAHA ANKARADA
    -GOOOOOOLLLL..vs vs vs
    Beşiktaş şimdi kendi sahasından çıkıyor
    -MİKROFONLARIMIZ TEKRAR ANKARA`DA
    -GOOOOOOLLL..vs vs vs

    ***

    Ankara`daki mikrofon değil, "Pele" mübarek...
    Yaklaşık bir buçuk saat böyle geçiyor...
    Bir çoğumuz ise Ankara`daki Mikrofonla İstanbul'daki Mikrofon arasındaki 8 farkı bulmaya çalışıyoruz...
    Anlıyoruz ki Ankara`da bir Gütshow'luk oluyor..

    ***
    Sonra Şiirlere Şarkılara vuruyoruz bir süre...
    Bırak beni boğulayım gözlerinin tam içinde
    Dibe vurup dağılayım, İhtimaller denizinde...
    Bana bir masal anlat Süleyman Baba; içinde Şerefli İkincilikler olsun...

    ***

    Ardından Şampiyonluk hasreti ile çok çile çekilen yıllar başlıyor.
    Bu hasretlik öyle uzun sürüyor ki, adam gibi hasretleri özlüyoruz sonra...
    Birileri Fenerbaaze taraftarı oluyor,birileri Gaaaasaray...
    Geri kalanlarsa Kontur-Gerilla....
    Beynimize usul usul karbonmonoksit yağıyor
    Ve biz hala senin şampiyon olabilme ihtimalini seviyoruz
    Otobüsle gidilen deplasmanlarda kıçımızda patlayan polis "jop" larını da sayarak...

    ***
    Şiirlerle Şarkılarla avunuyoruz.
    Besteliyor, Söylüyoruz
    Ve her G.Saray maçı yaklaştığında
    O Şarkıyı mırıldanıyoruz.
    Unutmadık Unutmuyoruz.
    Şimdi Mikrofonlarımız tekrar İstanbul`da....


    Erdem ULUS / Ajansspor
#01.12.2010 08:44 0 0 0
  • Hernandes GUTİ hakkında kitap yazsanız, en belirgin mesleki özelliği hanesine "Hücumu düşünen, takımını kontraatağa çıkarken doğru ve hızlı yönlendiren kimliğe sahip..." yazarsınız herhalde...

    Futbol sanatçısı...

    Geçen hafta yazdığım, BEŞİKTAŞ SEMT TAKIMIDIR...cümlesine çok sayıda yorum geldi ve tamamını okudum. Yorumlara katıldığım kadarıyla katılmadıklarımda oldu. BEŞİKTAŞ SEMT TAKIMIDIR...derken semtin özelliğinin tuttuğu takıma bağlılığı ve takımıyla yatan takımıyla kalkan ruhu olduğunu ve tüm özelliklerin birleşip BEŞİKTAŞ'ı evrensel takım yaptığını kast etmiştim.
    Hisseden taraftarın takımı...Semtinin takımı...

    Gizli kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, Wikilease'ın Beşiktaş'a bakış açısı, dünyanın ve ülkesinin tek ve en büyük takımı olduğu yönündeymiş.

    Şimdilerde hisseden taraftar ile hisseden futbol sanatçılığı birleşirken ortaya özlenen tablo çıkıyor ya da sahalarımızda görmek istediğimiz hareketler oluyor. Kısaca GUTİ'niz varsa olacaklar kaçınılmaz oluyor.

    Bulgaristan'da oyunun ikinci yarısında saçlarının sarısından kolundaki kaptanlık pazubandına karışan sarı rengini bizler ona pek yakıştırdık. Doğasında varolan liderliği Nobre'nin sakatlığından seken resmi kaptanlığı onu sahada KARTAL YÜREKLİ sarışın yaptı.
    Bu KARTAL YÜREKLİ sarışın'ı seyretmek taraftarın en hoşlandığı şey, ceylan gibi seken, topun ayaklarına yakışan, Beşiktaş'ın yeni kaptanı hoş geldin. Allah seni 33 yaşında bizlere gönderdiği için duacıyız, göz nurumuz sana atılan her tekme yüreğimize atılmış gibidir.

    Herşeye rağmen GUTİ'NİZ VARSA BEŞİKTAŞ HAYATTIR.

    Yoksa bile canı sağolsun. Onsuz BEŞİKTAŞ zaten HAYATIN KENDİSİDİR...



    - ÖZGÜR ÖZGÜLGÜN - HABER1903
#04.12.2010 10:12 0 0 0
  • Ahmet Dursun 2001 yılında, Fenerbahçe-Beşiktaş maçında, hakem Muhittin Boşat tarafından nasıl oyundan ihraç edilmiş?

    Aynen Volkan Şen gibi

    Hakemin verdiği sarı kartı beğenmeyip, alkışladığı için gördüğü kırmızı karttan

    Biz yayınladık

    Herkes gördü

    Görenler, görmeyenlere göstersin

    Ey, Beşiktaş düşmanları

    Kul Hakkı! Diye bas bas bağıranlar

    Tele golcüler

    Fotoroman yazanlar

    Hikâye okuyanlar

    Bir benzeri varsa bulup getirsin Diyenler

    Buna ne diyeceksiniz

    İkna olmadınız mı?

    Biz de daha çok var

    Premier Lig den örnekler de var

    Kime hizmet ediyorsunuz, merak ediyoruz.

    Türk futboluna etmediğiniz kesin.

    Bizim kaptanımızı, emek hırsızlığı ile suçladınız

    Peki, Alex'i neyle suçlayacaksınız?

    Geçen hafta görmediği kırmızı kartın cezasını, kim kesecek?

    Hangi adaletten bahsediyorsunuz?

    Neyin peşindesiniz?

    Bir hakemi, taraf tutmakla suçlarken, siz açık ve seçik tuttuğunuz tarafı, gözümüze sokmuyor musunuz?

    Volkan Şen, otuz bin kişiyi tahrik ediyor, sportmenliğe aykırı davranıyor, ama bunu tartışmıyorsunuz bile.

    Beşiktaş, bir hafta içinde üç resmi maç oynayıp, üçünü de kazandı.

    Hem de eksik kadrosuyla yaptı bunu.

    Genç oyuncularıyla iki zorlu deplasman, iki derbi maçını galibiyetle bitirmeyi başardı.

    Bunları konuşacağınıza, karalama kampanyası başlattınız.

    Niye?

    Çünkü

    Korkuyorsunuz

    Beşiktaş geliyor

    Kartal havalandı.

    Kanatlarını açtı

    Korkmanız gerekiyorsa,

    Haklısınız

    Kaçın...

    Kartal için AV MEVSİMİ başladı

    Takvim bizim için değişiyor.

    Ahmet hep DURSUN

    Ama siz ve sizin gibi,

    Eyyamcı zihniyetler

    Lütfen artık GİTSİN

    - ITIR ESEN - HABER1903
#07.12.2010 09:35 0 0 0
  • Türkiye de, Futbol Federasyonu varsa, önce Bursa taraftarının yaptığı ırkçılığın cezasını keser.
    Geçen sezon da, Diyarbakırspor'a yaptıklarını unutmuş değiliz.

    Daha fazla, anımsatmak istemiyorum, dün Ali Atıf Bir yazısında ayrıntılı bir biçimde yazmış, herkes okusun.

    Geçtiğimiz yaz, Dünya Kupasında, her maç öncesi, futbolcular tarafından okunan ırkçılık karşıtı bildiriler ve beyaz adama karşı siyah adamın sesini duyurabilmek adına yaptığı özgürlük mücadelesinin simgesi olan vuvuzela damgasını vurmuştu.

    Anlaşılan o ki bütün bunlar Bursa taraftarının bir kulağından girip öbür kulağından çıkmış.

    Pazar günü, maç öncesi;
    Hepimizin kanını donduran, "o" atılan iğrenç sloganı burada yazarak kardeşlerimi, arkadaşlarımı rencide etmek niyetinde değilim.

    Hele, Büyük Amigo Alen Markaryan'ı hiç üzemem

    Şimdi

    Beşiktaş'a nasıl ceza yağdıracağını düşünen TFF

    Önce geçen seneden beri ertelediği, görmezden geldiği, ırkçılık yapan zihniyete artık dur desin

    Lütfedip uygun bir ceza versin.

    Fifa'nın, birinci derecede önem verdiği "ırkçılıkla mücadele" kavramını, bizde ülkemizde de hissedelim

    Yoksa taraftarlar olarak gereğini yapmaya kararlıyız.

    Her türlü hakkımızı arayacağız

    Adam yaralamak gözle görülür ve kanunlar çerçevesinde belli bir cezası vardır, ama diğeri çok daha ağır toplumsal bir yaradır.

    TFF'nin FIFA'nın aldığı kararlara daha ciddi olarak yaklaşmasını umuyoruz.

    Irkçı tezahürat yapan tribünlerin, takımlarına, uygulanan ceza, hoşlarına gitmeyecek.

    Bursa taraftarının bu kaçıncı vukuatı?

    Sayalım mı?

    TFF

    Önce IRKÇILIĞIN CEZASINI KES

    Sonra Beşiktaş'ın cezasını kesersin.

    Itır ESEN / HABER1903
#08.12.2010 10:19 0 0 0