Biz o yıllarda ona bakarak bağırıyorduk tribünlerde Beşiktaş'lı Olunmaz, Beşiktaş'lı doğulur diye...
O, bizden çok uzaklarda Fransa'da doğmuştu ve yıllar sonra Beşiktaşlı olmuştu. Herkesten daha fazla...
Sahada siyahi rengi, beyaz forma, tay gibi duruşuyla hepimizi çoşturuyordu. Abilerimiz iyi bilir, bizler bazı yıllarda Kartalları seyrederek büyürdük. Kimleri saysak? Metin-Ali-Feyyaz'lar,Sergen'ler,Amokachi'ler,Ferdinand'lar,
Atom Karınca'lar ve daha niceleri...
O, başkaydı... O farklıydı... Canını dişine takar, kimine kızdığında yumruk atar, kimine öpücük yollardı. Hiçbir zaman boşa atmaz, "Öldüğümde beni İnönü'ye gömün..." derdi. Bizler discoya gitmeyi onunla öğrendik. Omuz omuza olup apaçi dansı yaptık.
Yetmedi o her haftasonu ekranlarda bize dans seyrettirdi. Halk adamıydı, halkın topçusuydu. En büyük zaafı ADAM(!) olmasıydı.
Hayatımızda rastladığımız en insan star'dı. "Futbol" için hayatının en önemsiz spor olduğunu söyleyecek kadar cesur bir adamdı.
Samimiydi...
Bakın neler söylerdi, o yıllar da?
İnsanın anıları ve düşgücü yok olunca kendi de varolamaz ki...
Önce programında Emanuel Emenike'nin görüntüsünü ekrana getirip "bu arkadaş tekneyle gelenlerden mi" diye alaycı bir tavırla sözüm ona espri yapan Okan Bayülgen
Ardından, bu gün kendi köşesinde, Beşiktaş'ın göz bebeği, efsane futbolcusu Pascal Nouma'ya ağır ırkçılık, ayrımcılık, hakaret dolu bir yazı yazan, Ali Atıf Bir
Vay başımıza gelen
Ben bundan sonra olabilecekleri, düşünmek bile istemiyorum
Osmanlıdan beri bu topraklar her tür din, dil, renk ve kültürden insanları barındırmış, kucak açmış, bir arada yaşamasına olanak sağlamıştır.
Son günlerde, tribünlere kadar sıçrayan ırkçılığa yönelik ayrımcılık, ne yazık ki, medyanın tanınmış simaları, hatta ve hatta Üniversitede de hoca, toplumda söz sahibi olmuş kişiler tarafında da yapılmaya başlayınca biraz ürkütücü duruma geldi.
Emanuel Emenike, Türkiye'ye futbol oynamaya gelmiş ve akıttığı terin karşılığında hak ettiği parayı almaktadır. Yani emekçidir.
Hem de kelimenin tam anlamıyla bir emekçi takımında oynamaktadır. 1 Mayısta işçi kardeşleriyle Taksim'e yürümüştür.
Yaptığı işin karşılığında emin olun sizden çok daha az bir miktarda para kazanıyor belki o nokta da haklısınız, karşılaştıracak olursak, sizlere göre, köle gibi çalışıyor.
Ali Atıf Bir
Pascal Nouma, Beşiktaş için çok şey yaptı
Beşiktaş'ın en çok gol atan yabancı futbolcularından biri
Beşiktaş'ın hala en sevilen futbolcularının başında gelmektedir.
Beşiktaş için oynadığı zaman yüreğini ortaya koyarak oynamıştır.
Pascal Nouma belki bilmiyorsunuz ama HABER1903 ve 1903RADYO'nun ortağıdır.
Vergisini vermektedir.
Oturma izni vardır.
Ayrıca kaç reklam filminde oynadığından niye rahatsız oldunuz? Demek ki seviliyor
İstediğiniz hakareti yazıp sonra şaka yaptım diye bir kenara çekilemezsin
Diyerek ayırmanın, ötekileştirmenin, hele şu dönemde, bu ülke halkı için, son derece tehlikeli, bir şey olduğunu herkesten iyi bilmeniz lazım.
Böylesine, kışkırtıcı, akıl karıştırıcı, toplumun, manevi değerlerini kullanarak sadece ve sadece, programınızı seyrettirmek, ya da yazınızı okutmak adına, ters yoldan gitmeyin.
Yeni yıldızların takıma uyum sağlayıp sağlayamayacağı tartışılırken benim savunduğum hep bir konu vardı. Bu adamlar uyum sorunu yaşamaz sadece sisteme uymaya çalışır diye.
Kankalar bir araya geldi çark dönmeye başladı.
Takımın çehresi değişti.
Belli ki kalitesi de arttı.
Ne de olsa çete iş başında.
'Q7 ve Çetesi' denildi onlara ama sanırım çetenin lideri değişti.
Bir dakika dedi Guti,
'Ben varken lider falan tanımam, bakmayın yaşıma başıma 18'lik delikanlılara taş çıkartırım.'
Maşallahı var zaten.
Beşiktaş'ı konuşurken, bir tezim vardı hep.
Daha Portekizlilerimizi görmeden, onları bir maç bile izlemeden, dost meclislerinde bir iddiada bulundum hep. 1-0 2-0 bitmez bizim maçlar.
Takımı dizdim kafamda oynadım maçları.
Hayalimdeki Beşiktaş çok attı ama çok da yedi.
Sivas maçı gazozuna bile değildi.
Hadi Manisa maçını da göreyim dedim takım için karar vermeye.
Ve nitekim de sezgilerim beni yanıltmadı.
Takım çılgın. Rakip takıma kabus olur bu Beşiktaş.
Gol olur yağar.
Hem de ne yağar öyle çiseleme falan da değil bildiğin sağanak yağar.
Bir kere 'yıldızlar tutuşmuş siyah beyazla' ne de olsa.
Nobre'ye bile bir haller olmuş derlenmiş toplanmış, keşke biraz da İsmail'e bir haller olsa.
Quaresma'nın top kayıplarını şimdilik görmemezlikten geliyorum.
Simao'yu da Almeida'yı da bir kenara koyuyorum.
Futbol iyi futbolcularla oynanır ve öyle bir takım olduğunda zevk verir.
Nitekim de böyle kaliteli ve usta ayaklarınız varsa, futbol izlemek tadından yenmez hani.
Hayalimdeki Beşiktaş çok attı dedim ya; nitekim çok da yedi.
Manisa maçında da durum değişmedi.
Hani yenilen iki gole çok demek istemeseniz bilemem ama savunma yine değişmedi.
Sivok ben geldim buradayım, yıkılmadım ayaktayım der gibiydi.
Golünü attı, maç eksiğine rağmen savaştı ama hatalarda yaptı.
Varsın olsun.
Olacak elbet, düzelecek, daha da iyi olacak her şey.
Benim bu söylediklerim zaten şimdilik.
Beşiktaş'ı konuşurken çok yeriz, yedikçe de atarız dedim hep.
Beşiktaş yediğinden fazlasını atarsa kazanır ancak.
Güçlü yanımız hücum hattı, zayıf yanımız da savunma ise yapacak tek şey maçı diğer sahada oynamak.
Tek kale maç yapmayı çocukluklarından beri bilirler herhalde.
Olabildiğince savunma hattından topu uzak tutmak onlar için zor olmasa gerek.
Bunu da başaracak durumdayız zaten.
Tüm bunları dikkate alırsak, arkadaşlar ikinci yarıda kuponlarda durum belli.
Eskiler, yani atalarımız bazı şeyleri iyi söylemiş,
Söyledikleriyle, gelecek nesillere yol göstermiş, önderlik etmiş.
Atasözleri, okullarda bizlere ders olarak okutulur, hatta sınavlarda da sorulur
Hemen size bir tanesini hatırlayalım,
"Devletin malı deniz, yemeyen domuz"
Eee, yüce devlet bazen, "kaşığınla verir sapınla çıkarır"
En son yaşanan Ali Sami Yen'i ver, Aslan Tepe'yi al takası Galatasaray yönetimine acılı bir açılış yaşattı, burunlarından fitil fitil geldi.
Şimdiiii
Bu olaylar yaşanırken, televizyon ekranlarında birçok yorum yapıldı, duyduğum şeyler içimi sıktı, yüreğimi daralttı, aklımı karıştırdı.
Devlet Bakanı Baş Müzakereci Sayın Egemen Bağış şu cümleyi kurdu, "Eminim, Toki başkanının aklı İnönü stadının yerindedir"
Bu sözleri duyar duymaz, benim saçlarım dimdik oldu
Üstelik bu cümleyi sadece Sayın Egemen Bağış kurmadı, Telegol de Ahmet Çakar da buna benzer konuşmalar yaptı
Başka, başka kişilerde konuştu.
Sanki İnönü babalarının malı, size ne kardeşim
Anlaşılan o ki, herkes gözünü İnönü'ye dikmiş
Nedeni çok aşikâr
İstanbul'un en nadide yerinde
Bu yüzden, İnönü konum olarak, Dünyanın sayılı güzel statlarından biri seçildi
Beşiktaş semtinin göbeğinde
Taraftarınla iç içe
Her türlü ulaşımı kolay
Beşiktaş yönetiminin onca çabasına rağmen, yıllardır stat yapımına, engel olunmasının, nedeninin, bazı art niyetli düşünceler, olduğunu herkes biliyor.
İnönü'nün muhteşem yeri, herkesin iştahını kabartıyor
Ama biz, Beşiktaşlılar,
Büyük Beşiktaş taraftarı,
Asla ve asla bulunduğumuz yerden yani Dolmabahçe'den vazgeçmeyeceğiz
Hiçbir güç bizi oradan uzaklaştıramayacak.
Bazı kelime oyunlarıyla, başka taraflara doğru yollayamazsınız.
"Kartal tepe" filan diye uyduruk bir yere, bizi uçuramazsınız
Ne vereceğiniz, bir tek kuruşu istiyoruz
Ne de yollayacağınız her hangi bir tepede yapacağınız uzay mekiği stili stadı
Sayın Başkanım Yıldırım Demirören;
Umarım izinleri alırsınız ve kendi imkânlarımızla ve sponsorlarımızla yeni stadımızı yaparız.
Biz Beşiktaşlıyız
Dolmabahçe sınırları içinden bir adım uzağa gitmeyiz
Biz Beşiktaşlıyız
Tek bir kuruşun bile altında kalmayı hazmedemeyiz.
Muhteşem Yüzsekizyıl
Herkes, film yazıyor ve yönetiyor.
Benim neyim eksik. Ben de yazdım.
Ama isminden de anlaşılacağı üzere, benimkisi biraz fantastik.
Siyah beyaz filim gibi biraz.
Tüm zamanların, en yüksek bütçeli yazısı...
Muhteşem 108 Yıl Ve Kutsal Hazine.
Karakartal İmparatorluğu Kitabı'ndan A-4 kağıdına uyarlama.
Film Başlıyor. İyi Seyirler
Karakartal İmparatorluğu bir hazine bulur ve asla bitmeyecek servete kavuşur.
Ama öyle böyle değil. Bu paranın rakamla falan telaffuzu yoktur.
Hadi o zaman, madem hiç bitmeyecek bir para, hemen yemeye başlayalım; der kahramanlarımız.
Yıllarca sıkıntılar ile boğuşan İmparatorluk artık zincirlerini kırmıştır.
Ne yapmalı, ne etmeli, yedi düvelde ses getirmeli.
İlk iş, Katalan İmparatorluğu'ndan Messi alınmalı.
Futbol İmparatorluğu'nun en muhteşem savaşçısı Ronaldo getirilmeli.
Porto Kralı Morinho kutsal topraklara kazandırılmalı.
-Ama onlar para için kabile değiştirmez ise?
-O vakit Inter'den, Quaresma getirilmeli.
-Parasıyla değil mi kardeşim bastırır alırız.
-Messi Efendi, "Ben Barçayı para için bırakmam" der ise,
-Acilen gidip, Galaktikos'dan Guti Haz. getirilmeli.
-İnat değil mi. Para var huzur var.
-Porto Kralı Mourinho, artistik yaparsa; ki kesin yapar!
-Sırf ona gıcıklığına, Galaktikos'un eski komutanı Schuster getirilmeli.
Para bol. Ya Basketbol? 'Oraya da bir şeyler yapmalı' diye bir ses yükselir
Michael Jordan gelsin! Der; İmparator.
O bıraktı ama; der. Bir diğeri.
Verin parayı dönsün. Dönmez ise. Iverson gelsin. 'O, oynuyor değil mi lan?' diye bağırır.
Oynuyor oynuyor! O nu alalım; derler.
Beyler bir saniye. Diyerek söze girer, ötekilerden biri
Biz böyle yaparsak yakayı ele veririz, hazine bulduğumuz kesin anlaşılır; diye ekler.
Evet, kontrollü gidelim. Şimdi bunlar idare eder. Devre arasında, bir çıkarma daha yaparız.
O zaman da Simao, Almeida, Hernandez, Fernandes, manuel, otomatik kim varsa alır getiririz.
Durun! Büyük bir sorunumuz var; diye bir ses yükselir.
Tamam bu adamları getireceğiz ama eldekiler ne olacak? Diye devam eder.
Federasyona da para verelim, yabancı sınırlandırmasını kaldırsınlar; der İmparator.
Yok artık Efendim. Başka bir çözüm bulalım.
İmparator sesini yükseltir. "Gönderelim gitsinler o vakit. Parası ile değil mi yahu!"
Ama, nasıl olur halk ayaklanmasın sonra; diye cevap verir. Vezir.
Ayaklanmaz, onun için de bir formül düşündüm der ve devam eder.
Söyle, Tabata'yı kaça almıştık ?
8,5 cuk!
Verin bir takıma bedava, gitsin oynasın. Peki ya Holosko'yu kaça almıştık?
Çıt çıkmaz.
İmparator çok kızar!
Kim aldı ulan, bu adamı?
Manisa'dan aldık Manisa'dan Efendim. Avcı Koray, Yılmaz Burak, birde 5 milyon cuk!
Tamam, sus. Sinirlerimi zıplatma benim. Verin gitsin.
Nereye verelim, ne verelim Efendim?
Zıkkımın köküne verin. Verin işte bir yere.
Karşılayın masraflarını gitsin, kıllık yaparsa, Belediyeden Abdullah Efendiye haber salın.
Şimdi söyleyin ne kaldı geriye?
Ortada büyük bir sorun daha vardır.
Şey Efendim der vezir. Ikına sıkına söyler.
Ferrari, imparatorum der.
İmparator sinirlenir.
Ne Ferrarisi ulan. Parayı buldunuz poponuz mu kalktı hemen
'Yok, efendim öyle değil' der Vezir, titrek bir sesle.
Doğru. Bir de o var değil mi?
Dondurun onu; diye ekler.
Pardon anlamadım efem?
Verin parasını dondurun. Hem böylece her gece aleme de akmasın. Donsun kalsın.
Emredersiniz efem.
Bitti mi; kaldı mı Başka sorun?
Fink efem.
Verin parasını ve sonra asın onu! "Bana fink atmak" neymiş görsün.
Ne anlamadım nasıl efem ?
Asın diyorum kardeşim alın askıya. Finktirsin gitsin.
Tamam emredersiniz
Şimdi söyleyin bana, ne kadar paramız kaldı ?
Sonsuz efendim. Hiç eksilmedi, hala sonsuz paramız var.
İşte bu. Şimdi gidin bakın, halk sokaklarda bu yaptıklarıma ne tepki veriyor.
Halk sokaklarda mutluluktan coştu, herkes huni takmış. "Yetmez, Yetmez" diyorlar. Efendim.
Ve Mutlu Son.
Karakartal İmparatorluğu da sonsuza kadar huzur ve para içinde yaşar
Hikaye biter.
THE END
Not: Bu hikaye ve oyuncular tamamen hayal ürünüdür.
3 yıl üst üste şampiyonluk yaşanan Metin-Ali-Feyyaz döneminde İnönü'deki tüm maçları izlemenin tarifsiz mutluluğuna erişmiş şanslı bir kulum ben.
Ama o yıllarda bile Beşiktaş formasıyla sahaya çıkan 11 adamın futbolu bu kadar müziğe, dansa, resme kısacası her türlü güzel sanata yaklaştırdıklarını görmedim.
'Futbol, kitlelerin afyonudur' derler ya, futbol böyle oynandığında o afyondan yapılır. Hatta o ilaç her derde deva olur bu hayatta!
'Rakip Buca, romantik masallar anlatma!' diyen renkkörlerine, bakarkörlere derdimi baştan anlatıyım: Rakip kim olursa olsun, maç kaç kaç biterse bitsin! Bol gollü olmasa da, yensek de yenilsek de Beşiktaş, dün geceki gibi oynasın bana ömür boyu yeter de artar, sizi bilmem! İkincisi 'Neden Ernst yok Aurelio var, Bobo yok Nobre var?' diye soranlar öncelikle Beşiktaş'a böyle sanat eseri bir futbol oynatan Schuster'e teşekkür etsinler, sonra istediklerini söylesinler! Schuster, dünya futbolunun 21. yüzyıldaki 'eşiği' İspanya'nın üç büyüklerinde de forma giyip üç efsane takımın taraftarlarının da gönlünde tarihten asla silinmeyecek bir futbol tadı bırakmış bir futbol simyacısı.
KEYİFLE İZLEYİN
Her şey bir yana Real Madrid'e son şampiyonluğunu yaşatmış olan teknik adam.
Schuster, bizden farklı olarak 7 gün 24 saati bu futbolcularla geçiriyor. Schuster'e yapılan bel altı eleştiriler, David Copperfield'ın gösterisine gidip 'Bak işte ip var aslında uçmuyor!' demeye benziyor. Copperfield gerçekten de ip olmadan uçsaydı gösteri yapmazdı zaten. Aynı hesapla Schuster, Tabata'gillerle dün geceki futbolu oynatsaydı takım çalıştırmaz, 'gezegenler arası futbol büyücülüğü'nü ilan ederdi çoktan!
Nobre'yi bile bu kadar verimli oynatan futbol işletim sistemi fazla tartışılmaz, yaşanır ve tadına varılır!
Guti, ne yaptı ki! ceza sahasına girip gol bile atmadı Diye ahkâm kesenler!
Guti, buraya geceleri gezip, eğlenmeye gelmiş Diyenler!
Guti'nin yediklerini, içtiklerini, tek tek sayanlar!
Guti'yi noel tatiline, erkenden yollayanlar!
Guti'nin, alışveriş harcamalarını, çarşaf, çarşaf ortaya dökenler!
Guti'nin, peşine sürüyle kamera takanlar!
Eeeee
Ne oldu şimdi?
Guti kimmiş?
Guti gereklimiymiş?
Guti nasıl bir futbolcuymuş?
Guti'nin kaç gözü, varmış?
Guti, hepsine en güzel cevabı sahada verdi
Guti, İstanbul da nasıl mutluymuş, İstanbul'u ne kadar seviyormuş,
Beşiktaş'a ne kadar bağlanmış,
Röportajlarında çok açık ve net söyledi.
Dün gece, maç sonrası, Başkan'a, Serdal Adalı'ya, Cengiz Zülfikaroğluna, yeni transferler için teşekkür ederken, artık çok daha güçlü bir takım olduk dedi. Yüzü hep gülüyordu ve çok mutluydu.
Takımın geleceğini, hep birlikte başarıya ulaşmak, için verecekleri mücadeleyi anlatırken, yüzünde gördüğüm inanç, Beşiktaş'ı nasıl sahiplendiğini ve tam bir lider olduğunu, bana güçlü bir şekilde hissettirdi.
Bütün bunlar, aynı zamanda, Guti'nin insan kalitesini de, gözler önüne koymuştur diye düşünüyorum.
Ama geldiği günden beri, Guti'yi gereksiz bulan, bazı kişiler tam tersini söyleyip, tam tersini yazmaktalar.
Guti, oynadığı futbol dışında, arkadaşlarıyla iletişimi, takım içindeki gençlere verdiği değer, mütevazı tavrı, güler yüzü ile hem saha içinde, hem saha dışında herkes tarafından seviliyor
Güneş gibi ışık saçıyor, farkındalar mı acaba?
Taraftar onu nasıl seviyor, onu nasıl çağırıyor, duyuyorlar mı acaba?
GUTİ ALE GUTİ ALE FORZA GUTİ GUTİ ALE
Bunu hissedebiliyorlar mı?
İspanya'nın en ünlü gazetesi AS, dün gece oynanan maçın ard
ından "Guti Bucaspor'u Bozguna uğrattı" diye başlık atıyor, biliyorlar mı acaba?
Bernd Schuster, Beşiktaş takımının teknik direktörü.. Beşiktaşlı taraftarların Schuster dayısı...
Beşiktaşlı taraftarları bilen bilir, onların sevdiğine "DAYI" sevmediğine "AYI" dediğini...
Oynattığı futbolu zevkle izleyen coşkulu takımın coşkulu taraftarı, bu aralar Schuster dayının üzerine oynanan ve Allah'ın emri Beşiktaş'ın üzerine oynanan oyunların farkında...
Siz bizi salak mı sandınız ?..
Mustafa hocamın ayrıldığı duyulduğu gün itibariyle başlayan saldırıların dozu günden güne artarken, Beşiktaş yerle bir edilmeye çalışılırken ve göreve getirilen yeni hocanın geçmişi tarumar edilirken, hepimiz yani tüm Beşiktaşlılar bu sezonun zor geçeceğini biliyorduk !.
Biliyorduk diyorum çünkü ben de Beşiktaşlı'yım.
Burada yazarken kimseye tarafsızım gibi "sahte" bir imaj sunmak istemiyorum. Beğenmeyen okumaz zaten.
50-60 yaşlara gelmiş "Spor" pardon "Skor" yazarlığı yapanlar gibi sahte yüzle de kimseyi kandırmıyorum..
Ekranlarda "para" için saçmalamaya gerek de duymuyorum..
Kalemlerinden damlayan kanları sadece Beşiktaş'a sürenlerin seviyesine de inmek istemiyorum. Kul hakkından bahsederken aslından kendilerinin, kimlerin hakkına saldırdıklarını bildiğim için onlara zaten inanmıyorum bile..
Sen ne yaptın Schuster dayı ?.
Sen "Kimsin ki ?.."
Şimdi moda bu. Sen kimsin Schuster ?.
Bunu soranların kim olduğunu düşünürsek kaale alınmamaları gerektiğini de düşünmemiz gerekir...
Rüzgara göre konuşan, "Ağır abilerden" korktukları için geri vites yapmayı kendilerine yaşam tarzı seçenlerin; sahte dürüstlük imajlarındaki maskenin aslında "Film icabı makyaj" olduğunu anlamak için illa süper zeka olmaya gerek yok !..
Bizim dayı ne yaptı bunlara ?.
Ohooo.. Neler yapmadı ki ?..
Neymiş; 1960'ların futbolu demiş...
Allah Allah.. Nasıl büyük bir hata yaptın dayı, sen yaa !
Halbuki benim güzel ülkemde oynanan Futbol denen olay, dünyada herkese ders olarak gösterilecek nitelikte saygın bir oyun !..
Ne yapsak, inansak mı ?.
Hakemlerin, Beşiktaş'a saygısı yok dedin dayı..
Aaaa.. Oldu mu şimdi ?..
Halbuki hakemler sırf bize değil, herkese aynı !..
Benim oyuncum eliyle daha kart işareti gösterirken, caart diye kartı yapıştırırlar. Sonra da "Kurallar icabı" derler.
Fakat aynı hareketi Galatasaraylı'sı, Fenerbahçeli'si, Trabzonsporlu'su, Bursasporlu'su yapınca ya görmezden gelirler, ya da sırtını döner giderler.
Haklısın dayı.. Biz bunları bizimkilere yapılırken görmediğimiz için, senin de dikkatini bu saygısızlık çekmiş.
Bizim zaten istediğimiz bu değil ki.. Bazılarının kafası buna da basmıyor maalesef !..
Bazılarına göre de, bunları dile getirmenin adı şakşakcılık oluyor..
İyi de, Beşiktaş'ın şakşakcısı var mı ki ekranda ya da gazete sayfalarında ?..
Pasif rakip dedin..
Of be dayı.. Sen futbolu biliyor musun ki ?..
Şu an dünyada moda olan futbol; "Çanakkale geçilmezin" modernleştirilmiş hali..
Vur-kır.. Tekme-tokat.. Zaten hakemin aldırdığı yok.. Ofansif mofansif ise başlıbaşına bir hikayee !.
Sen ne bilirsin futbolu.. Sus-otur-konuşma !.
Bir de bir kart olayı var ki, memleket meselesi !.
Tak be dayı.. Konuşturma şunları.. Tak gitsin boynuna şu kartı..
"Buna kafayı takanların boynunda yıllardır takılı bişeyler olduğu için !..! deyip geç..
Suç işledin dayııı !..
Sen kimsin ki buralara kadar gelip gerçekleri konuşacaksın ?..
Sen ellerin avuçlarında, başını önüne eğip, "Padişahım çok yaşa" pardon "Hakemlerim çok yaşa" demeliydin.. Üstüne de ezilmeliydin..
Asi Ruh senin neyine ?..
Kendi geçmişindeki futbol bilgine göre konuşmak senin neyine..
Hele hele takımın Beşiktaş'ı savunmak da neyin nesi dayı ?..
Adı efsane içi kestane olanların hiçbiri ortalarda yokken, senin üç cephede birden savaşman çok mu başarı ?.
Ülke puanını arttırman abartılacak bişey mi ?.
Elalem kendi liginde, kendi rakibini yenince Barça oluyor. Sen ise, boşa kürek çekiyorsun be dayı..
Avrupa mavrupa senin neyine.. otur oturduğun yerde.. Boşver bu işleri..
Düzene çomak sokmak senin neyine !..
Sarı Melek derlerdi sana başka yerlerde..
Oysa benim ülkemde "Schuster iyi insan değil.." dediler !..
Haklılar !!!
Adamlara hiçbir sıfat takılamazken, sen bunları takma kafana be dayı..
Asi Melek..
Git.. Giit.. Giit.. me.. Gitme kal bunlara inat..
Suç sende değil.. Senin Beşiktaş'ın başında olman dayı..
Guti'yi manşetlere taşırken, Lugano'yu sümen altı edin.
Lugano'nun niye peşinde değilsiniz?
Aziz Yıldırım, Quaresma'ya "Bela" okurken, görmezden gelin, tekrarını bile göstermeyin.
Aynı Aziz yıldırım, hakemlere sinkaflı küfür edip, odaları tekmeledikten sonra aldığı cezayı, komik bir şekilde devre arasına getirme başarısını sergileyen TPDK bu nasıl bir adalet?
Zaten maçlar oynanmıyor ki?
Beşiktaş maçını yöneten hakemlere, futbolculara yapılan kasti faulleri görmezden gelin, diye komut geldi sanırım.
Belli ki devre arasında planlar yapılmış
Toplu halde, kol kola geziler, yemekler yenmiş
Beşiktaş'ı nasıl durdururuz, diye düşünüp taşınmışlar
Ancak bel altı vurarak olur. Diye karar vermişler.
Buca maçında, Beşiktaş'ın performansını görünce panik halinde hemen uygulama başladı.
Tebrikler
Türk Futbolunun, Marka Değerini temsil eden yüce insanlar.
Bel altından çalışın
Futbol oynamaktan çok, oynatmamayı düşünen zihniyet
Futbolcularımızın birer, birer sakatlanmasına göz yuman hakem camiası
Schuster'i küfür etti diye, manasız bir şekilde, atan hakemler?
Adaletinize bayılıyoruz
Her oynadığı maçta, saha içinde, bizzat hakeme küfür eden, el kol hareketleri yapan, hakemleri iten kakan Emre'yi
Kırmızı kart görmesi gerekirken oyunda kalan, ve maçın kaderini değiştiren Alex'i atamayan hakemler
Bu davranışları her hafta yapan bir dünya futbolcuyu, istediğiniz zaman cezalandırıp, istediğiniz zaman cezalandırmamak, ne demek?
Bülent Uygun'u, Yılmaz Vural'ı, hatta efendiliği ile tanınan Ertuğrul Sağlam'ın ağzından çıkanları niye duymuyorsunuz?
Beşiktaş'ın bütün futbolcularını, hocasını yok etmeye mi çalışıyorsunuz?
Sistematik bir hareket başlattığınız o kadar açık ki, anlamamak imkânsız.
İçinizdeki kıskançlık hat safhada
Ekrana çıkıp Beşiktaş çok doğru transferler yaptı, derken bile, aslında içiniz içinizi yiyor.
Schuster'e kimsin? diye soru soranlar önce kendileri ne olduklarını düşünsünler.
Bekledim
İzledim
Bu zatı muhteremler iyi bir şeyler söyler mi diye
Yok
Söylemediler
Beşiktaş'ın defansı teneke dediler
Siz Milli Takımın sol beki olan İsmail'e nasıl teneke dersiniz?
Siz yılların tecrübesi Toraman'a teneke diyebilir misiniz?
Siz Sivok gibi bir stoper bulun, sonra desteklediğiniz takıma hediye edin.
Siz Ersan'ı almak için kırk takla atarsınız, madem teneke niye istiyorsunuz?
Ulan ne kötü bir rüya gördük dün gece yine, sabaha karşı bir uyandık ki pijama atlet kan ter içinde.
Sanki bir gece de 10 yıl yaşlanmışız. Neremiz açık kaldıysa karabasanlar basmış anamızı ağlatmış.
Neyse ki bir şekilde uyanmışım, fırlayıp yataktan etrafa bakınmışım, her şey yerli yerinde duruyor.
Yanımda karım, yan oda da Ada,küçük kızım.
Adını, Ada koyarken ilk ve son harfini isyankar yazdığım.
Tüm gece yatakta meleklerle oynadığından olsa gerek uykusunda gülüyor Ada'm. Bir de mis gibi kokuyor.
Birazdan kalkar; ilk işi tam karşısında duran Çarşı posterine bakıp Alen'i bile kıskandıracak güzellikte ki üçlüsü ile güne başlar, gözlerinde çapaklar.
Bende sesi duyar duymaz zıplayarak dalarım odaya, sonra 'Pınar başından burma burma' diye başlarız yeni sabaha.
Dün gece nasıl sevdiyse Beşiktaş'ı sabah yine o aşk ile uyanıyor.
Onun Beşiktaş'tan anladığı sadece babasını mutlu etmekti bu sabaha kadar.
Ama bu sabah nedense bana sanki başka bir şeyler de öğretiyor.
17 aylık mazisi ile babasına Beşiktaşlılık taslıyor.
Dün ondan habersiz yaşananlara hiç aldırmıyor. Tüm bu olumsuzluklara inat, inadına Beşiktaş diyor.
Baykuşlar hala ötmeye devam ediyor ve edecek gibi gözüküyor.
Maç öncesi yayıncı kuruluş, Erdoğan Arıca'yı yorumcu olarak çıkarttı.
O da, futbol yorumundan daha çok, Beşiktaş'ın yıldızlarını karalamaya yönelik şeyler söyleyince, taraftar zıvanadan çıktı.
Koyu Fenerbahçeli olan birine, Beşiktaş maçı ile ilgili niye yorum yaptırılır, bu nasıl bir zihniyet, anlamaya imkân yok.
İşin o tarafı ayrı, fakat yorum yapan kişi, Türkiye'nin en önemli taraftarına seslendiğini unutup, kendi duygularını ön plana koyarak;
"Quaresma her gün İstinye parkta dolaşacağına gol atsın"
"Guti'nin oyun karakteri kötü, oyundan çıkarken şortunu indiriyor" diye acayip şeyler söyleme gafletinde bulununca
Ortalık karıştı
Bizim aracılığımız ile taraftar yayıncı kuruluşa olan tepkilerini bildirdi.
Her Allahın günü nitelikli yayıncılıktan söz edip, marka değeri diye bir kavramı bizlere ezberleten yayıncı kuruluş, niye Beşiktaş maçlarına düzgün bir yorumcu bulamıyor çok merak ediyoruz?
Acaba bünyesinde sadece Fenerbahçeli yorumculara mı yer veriyor?
Biz taraftarlarımızın dün akşam yoğun tepkilerine kulak vermeye çalıştık ve haber sitemizde dile getirdik.
Maç öncesi sinir katsayımız zaten yükselmişti, üstüne maçı seyrederken hep beraber dokuz doğurduk.
Tahmin ettiğimiz gibi hiçte kolay bir maç olmadı.
Ekrem golü atana kadar, birbirimizi kesecek hale geldik.
Kâbus gibiydi.
Maçın adamı Rüştü, inanılmaz kurtarışlar yaptı.
Söylemeden geçmeyelim Hakem, Antalya'nın penaltısını vermedi Doğruya doğru Biz Beşiktaşlıyız
Bazı bilim adamları Ay'ın dünyamıza en fazla yaklaşacağı gün olan 19 Mart'a dikkat çekiyor.
19 Mart 2011 doğal felaketlerin günü olabilir diyorlar
Ay'la Dünya arasındaki mesafenin haftasonu, son 18 yılın en düşük seviyesine inecek olması, gökbilimcileri harekete geçirmiş.
Komplo teorisyenleri 19 Mart'ta felaketler serisi bekliyormuş.
Gökyüzü bilimcilerinin işaret ettikleri tarih, takvim hesabı ile 19.03
Hani rakamları bir çırpıda okursanız 1903 oluyor.
Bu veriler ise Ay'ın Beşiktaş için geldiğini gösteriyor.
Çaktınız değil mi şimdi köfteyi ?
Biz de diyorduk Beşiktaş'a ne oluyor böyle diye, meğer buymuş bütün tabiatımızı bozan şey, tabii ya. Ne kadar da aptalım, durup dururken günahını aldım onca insanın.
Yöneticileri tarafından bu kadar iyi yönetilen, futbolcularının bu kadar bilinçli ve profesyonel yaşadığı Beşiktaş neden bir anda karıştı? Tabii ya benim aptal kafam.
Herkesten özür dilerim.
Zaten ben bu Ay'a ayar oluyorum, uzaydan çekilen fotoğrafları da sinir bozucu, besbelli renkli bu Ay.
Şimdi de işi gücü bırakmış Dünyamızı sıyırma geçerek tüm dengeleri alt üst ediyor. Kesin Aziz Yıldırım'ın parmağı vardır bu işte.
Şu yayıncı kuruluş, Ay ile Dünya arasına bir sanal çizgi çekse de dünya gerçekten ofsayt pozisyonunda mı bir görsek.
Dünkü yazımda Quaresma, Guti, Simao gibi yıldızlardan bahsedip nedense hep bize doğru kayıyorlar demiştim. Meğer onların bir kabahati yokmuş.
Ay ile Dünya arasındaki ikili mücadele bizim yıldızların da dengesini bozmuş,
Bu Ay dünyamıza bu kadar yaklaşmasaydı kesin şu an puan cetvelinde ilk üçde idi Beşiktaş.
Zirve ile arasındaki puan farkı da, Ay ile Dünya arasındaki mesafe kadar azdı.
Sen milyon dolarları harca, bir sürü yıldız al, takımı Galaksiye çevir, elalemin Ayı gelsin her şeyi mahvetsin.
İşte uzmanlar tüm bu olan bitene Supermoon adını veriyor ve uyarıyorlar.19.03 tarihine yaklaşırken dünyamızda garip şeyler olabilir hazır olun diyorlar.
Tarihe bak, tam da Beşiktaş-Kayseri maçının olduğu gün.
Hemen kötüye yormayalım, belki de garip ama iyi şeyler de olabilir.
Belki, Beşiktaş için gelmiştir. Ay'daki 'A' da Çarşı 'A'sı olabilir.
Mesela Beşiktaş Kayseri'yi yenip haftayı 3 puan yerine bakarsınız 33 puanla falan kapatabilir. Ben demiyorum ki kardeşim, uzmanlar söylüyor işte garip şeyler olacak diye.
Durun. Bu arada bir son dakika gelişmesi varmış. Ay yörüngemize ulaşmış ve ilk röportajı da, Savaş Ay'a vermiş.
Derbi maç için gelmişler. Adları da Galatasar-Ay mış.
Gelişmeleri şaşkınlık ile izleyen Fenerbahçe'de 'Ay-kut Kocaman' devreye girmiş.
Bu tartışma bitecek gibi değil.
En iyisi Ay-dan Şeneri arayıp sormak.
İyice Ayarım bozuldu benim.
Bu arada son dönemde siyasilerin İnönü stadı ile ilgili yaptıkları tuhaf açıklamaları da buna bağlıyorum,
Sevil gözlerimnden yaş akıyor avatarında,shuster gitti diye üzüntüdenmi ağlıyorsun,yoksa shusterden kurtulduğumuz için sevinçtenmi göz yaşı döküyorsun.Her iki seçenekte benim için hiç bir anlam ifade ediyor,çünkü senin gibi değerli bir kardeşimin bir damka göz yaşı milyonlarca shusterden daha değerlidir