Beşiktaş-Bursaspor maçındaki olaylar gündemde. Beşiktaş'ın cezalandırılacağı söyleniyor. Disiplin Talimatı öyle diyormuş. Sorumluluk kulübünmüş. Ben de diyorum ki Beşiktaş'a ceza verilemez. Verilmemeli.
Emniyetten onay çıkmasa Beşiktaş hangi güçle Bursa seyircisine izin verecek, güvenliği sağlayacak, kavgayı önleyecek. Beşiktaşlı yöneticiler stat önünde iki taraf arasında barikat mı kuracak, kendilerini mi siper edecek?
Beşiktaş'ın tek hatası, tamamen iyi niyetle Bursa seyircisine kapıları açması, dostluk adımını atması. Zaten attığına atacağına da pişman oldu.
Beşiktaş Kulübü'nün suçu ne, günahı ne?
Zeytin dalı uzatmanın karşılığı cezalandırılmak mı olmalı? Bakmayın başkanın "Ceza mühim değil" demecine. "Hak ettiysek, suçluysak ceza alalım" diyor. Ama hak etmediler ki. Çıkıp da emniyeti suçlayacak hali yok.
Aslında böyle olduğunu herkes biliyor. Bakan Faruk Özak'ın da Federasyon Başkanı Mahmut Özgener'in de görüşü aynı. "Suçu işleyen değil kulüp ceza alıyor."
Ayrıca bu kez suçu işleyenler de yakalandı. Öyleyse Beşiktaş'a ceza niye?
IRKÇILIĞA, TAHRİĞE "DUR DİYEN" YOKBeşiktaş Kulübü de taraftarı da her zaman günah keçisi ilan edilir. Potansiyel suçludur. Peki neden Bursaspor seyircisini kimse gündeme getirmez?
Beşiktaşlı holiganlar yakalandı da, olaylara karışan, Beşiktaşlılar'ı yaralayan Bursalılar nerede?
Yıllardır Beşiktaş tribünlerinden küfür eksik olmuyor diye bas bas bağıranlar, Bursaspor'un provokatif, ırkçı tezahüratlarına niye ses çıkarmıyor? Aslında Bursasporlular'a artık birileri "dur" demeli. Irkçılık yaparlar, tahrik ederler, provoke ederler.
Beşiktaş maçındaki "Ermeni köpekler, Beşiktaş'ı destekler" sloganları.
Bursaspor TV'nin bayan spikerinin Trabzonsporlular'ı kışkırtıcı ifadeleri. Son oynadıkları Rangers maçında giydikleri forma bile rakibi tahrik unsuru.
Ama herkes seyrediyor!
Bursaspor da dost değil düşman kazanıyor.İNEĞİN RENGİ SİYAH BEYAZ ÖYLEYSE KESELİMBursalılar'ın Beşiktaş düşmanlığı artık had safhada. İneği bile sadece rengi siyah beyaz diye kesecek kadar gözleri dönmüş. Bu kadar öfkeyi anlamak mümkün değil.
Diyelim ki anladık, diyelim ki kendilerine göre haklılar. O zaman şunu soralım. Madem bu kadar düşmansınız da neden hocanızı Beşiktaş'tan alırsınız, kadronuzu Beşiktaşlı futbolcularla doldurursunuz, hepsini de bağrınıza basarsınız?
İki taraf arasındaki husumetin başladığı günden bu yana Bursaspor'un kadrosuna kattığı Beşiktaş kökenli oyuncu sayısı tam 8. Tamer Tuna, Daniel Pancu, Eser Yağmur, Sinan Kaloğlu, Ali Tandoğan, Tuna Üzümcü, Gökhan Güleç, Zapotocny. Şimdi yine Zapo'nun, Holosko'nun isimleri dolaşıyor.
Geçmiş yıllarda isteyip, alamadıkları var. Ortada da bir gariplik, bir çelişki var.
Beşiktaş maçındaki "Ermeni köpekler, Beşiktaş'ı destekler" sloganları.
Bursaspor TV'nin bayan spikerinin Trabzonsporlular'ı kışkırtıcı ifadeleri. Son oynadıkları Rangers maçında giydikleri forma bile rakibi tahrik unsuru.
birde BEŞİKTAŞImızın porto maçından önce bursanın bir lig maçında olması gerek portoya başarılar dileriz pankartı ayıp ayıp aynı ülke aynı bayrak altında yaşıyoruz bu ayrımcılığınız ne diye
Bir taraftar düşünün yedi senedir her maçında Beşiktaş'a küfür eden
Bir taraftar düşünün yedi senedir vilayetinde Beşiktaşlıları taciz eden
Bir taraftar düşünün yedi senedir nefret, kin tohumları eken
Bir taraftar düşünün yedi senedir tehdit edip geleceği günü bekleyen
Bir taraftar düşünün tüyü bitmemiş yetimi döven, matah bir şeymiş gibi video çekip dalga geçen
Bir taraftar düşünün maça gelirken döner bıçaklarıyla gelip, yol kesen, devletin malına zarar veren
Bir taraftar düşünün olaylar çıkartıp masum rolü yüklenen!
Şimdi de bir adalet düşünün tüm olayları Beşiktaşlı iki üç gence yükleyen!
Yetmiyormuş gibi şiddet yasasının önünü açmak için yem eden
Pardon!
Yedirmeyiz
Ey ulemalar bu ülkede kaç yıldır futbolda şiddet var?
Ey bunu reyting malzemesi yapan çakma Beşiktaşlılar ve Beşiktaş düşmanları!
Kaç yıldır futbol dünyasının içindesiniz, kaç yıldır ekran önündesiniz?
Kaç yıldır şiddet olduğunu siz bizlerden daha iyi bilirsiniz!
Anlatın! Şiddeti bitirmek için ne yaptınız?
Erman Toroğlu o görüntüleri izlerken hiç utanmıyor musun?
Ya da akıl vermek şimdi mi aklıma geldi de fikir beyan ediyorsun?
Ahmet Çakar sen değil misin yıllar önce saldırıya uğrayan?
O gün şiddet yok muydu?
Neden o gün bunun önlemini aldırmak için kendine bir misyon yüklemedin?
Bağıra bağıra sayı sayarak millete ekrandan hesap sorarken neden şiddetin önlenmesi için sayı saymadın?
Neden şimdi şiddet yasası diye bas bas bağırıyorsunuz?
Şimdi olduğunuz yerde duracaksınız
Biz Beşiktaş'ı bu kez yem etmeyiz
Ey adaletin kılıcı?
Bursa'dan İskender kebap yerine döner bıçağıyla gelen, maksadı sadece olay çıkartmak olan bu insanları marifetmiş gibi İnönü'ye getirenler siz değil misiniz?
Ey adaletin terazisi?
Yedi yıldır her türlü küfre sessiz kalan, Ankara'da, Adana'da çıkan olaylara göz yuman, şiddetin altında yasa aramayan sizler değil miydiniz?
Evet! Beşiktaş ilklerin kulübüdür
Ama bu kez sizin yeminiz olmayacaktır
Bu çocuklar sokak serserisi değildir
Bu çocuklar yedi yıldır tacize uğramıştır
Bu çocukların arkadaşları yedi yıldır formasıyla Bursa'da sokağa çıkamamıştır
Bursaspor taraftarı bunu hep yapıyor
Karşıyaka, Antalya, Diyarbakır, Trabzon
Kanka dedikleri, dostluk maçında hasım oldukları Eskişehir!
Hep mi Bursaspor taraftarı masum!
Olayları kimse onaylamıyor
Ama bu çok fazla, tüm ulusun şiddet üzerine sorunları varken, Beşiktaş'ın çocuklarının yem olmasına gönlüm razı değil!
Elinde bıçakla gelen Bursaspor taraftarı ellerini kollarını sallayarak sokakta gezerken ve yetmiyormuş gibi masum imajı verilirken
Ekrandan Beşiktaş'a sallayanlar prim yapmaya devam ediyor!
Beşiktaş her seferinde emsal olmak zorunda değildir!
Kimse kusura bakmasın bu şiddeti savunmak değildir. Yılların tüm birikiminin Beşiktaş'ın çocuklarının üzerine yıkılmasına müsaade etmemektir
Bir ceza verilecekse adaletli olunsun, adaletin terazisi bu kez kantarının topuzunu Beşiktaş'a kaçırmasın!
Maç bitti
Saatler geçti
Yorumlar peşi sıra geldi
Ama ben hala aynı yerde oturuyorum
Hiç kıpırdamadan
Hala, televizyona bakıyorum
Ne olduğunun farkında değilim
Dışarıda galiba yağmur yağıyor Belki de kar, umurumda mı? Hayır
Kartal ağır yaralı
Karşımda bir gurup insan var, konuşuyor
Ne olmuş
Beşiktaş, maçın oynandığı sabah Eskişehir'e gitmiş
Yanlış yapmış
Kamp yapmamış
Beşiktaş, kendini Barselona sanmış
Bir gün önce gitse maçı kazanırmış
Belki doğru, belki yanlış
Bilmiyoruz
Türk takımlarının öğlen saatlerinde deplasmana gidip akşam maça çıkması, alışılmış bir uygulama değil
Yani bugüne kadar böyle gelmiş böyle gidiyor, bu düzeni bozan biri çıkmadı Taaa kiii Schuster'e kadar
O geldi, Ben, böyle istiyorum Dedi
Beşiktaş yöneticileri, yapması gerekeni yaptı, hocasının isteklerini kabul etti
Dediklerine harfiyen uydu
Olmaz diyorlar
Kim karar veriyor?
Siz mi?
Alışılmış düzen de, takımlar mağlup olmuyorlar mı? Geçtiğimiz sezon biz Gaziantep'e yenilmedik mi? Bırakın sorumluluk kimdeyse cezasını çekmeye hazırdır zaten.
Bütün hafta Guti konuşuldu
Ama kısıtlı kadrosuyla, on günde, dört resmi maç yapmak zorunda kalan Beşiktaş konuşulmadı.
Merak ediyorum, Bünyamin Gezer, Guti'nin ilk pozisyonunda, Alex'e sarı kart verir miydi?
Aynı Bünyamin Gezer, Alex'i kırmızı kartla oyun dışı bırakabilir miydi?
Beşiktaş düşmanı Bünyamin Gezer'i böyle kritik bir maça niye vermek işlerin iyi gitmeyeceğini belli etmişti zaten.
Beşiktaş'a karşı bu nefretin, öfkenin sebebi ne?
Beşiktaş ceza alsın diye bütün hafta herkes aynı türküyü söyledi.
Dün gece yayıncı kuruluşun mahkemesi kuruldu
Kararı verdi
SUÇLU
Guti SUÇLU
Schuster SUÇLU
Yönetim erken kutlama yaptı, onlarda SUÇLU
Oyuncu değişikliklerini yanlış yaptı Orada da hoca Suçlu
Bizim ülkemizde yayıncı kuruluş var, bazı televizyon programları var,
Onlar karar veriyorlar, neyin doğru olup neyin yanlış olduğuna
Kimin suçlu olduğuna
Yoksa dünyanın en ünlü hocasını getirsen bile, onun yaptıkları, kararları, yöntemleri, uyguladıkları, önemli değil.
Yayıncı kuruluş bilir
Bazı televizyon programlarında, eski hakem hocaları, eski futbolcular bilir
Onlar karar verir
Cezayı keserler
Peki, madem siz biliyorsunuz o zaman, özellikle yayıncı kuruluş; önce maç anlatan, kendi spikerlerinizin tarafsız olmasına dikkat edin.
Maçın ilk dakikasından itibaren Guti aleyhine konuşmalar yapıp, daha sonra gördüğü kırmızı kartın "yaklaşan Noel Tatili'ni akla getirdiği" söyleminde bulunmasına ve futbolcumuzu karalamasına engel olun.
Beşiktaş maçlarına Altan Tanrıkulu'nu yorumcu olarak göndermeyin
Bülent Korkmaz, o kadar mutlu oldu ki Beşiktaş mağlubiyetinden program boyunca, gülmekten kendini alamadı.
Taraflı yayın yaptırmayın.
İçim acıyor, içim yanıyor
Bunları sabaha karşı dört sularında yazıyorum ve;
Sabah olmasın istiyorum.
Neler yazılacağını biliyorum.
Akşam programlarında, Beşiktaş'a ve Schuster'e saldırmaya devam edecekler.
Beşiktaş düşmanları iş başında olacak
Aynı terane
Ne yazacağınızı, hangi telden çalacağınızı biliyoruz
Gün ışımakta
Haydi, sarılın kaleme, kâğıda.
İstediğiniz oldu
Medya meyhanesinde bugün konuşulanlar, Guti adına üzücü şeylerdi.
Geçen haftasonu arabasının aynasını çarptı diye 'alkolik' olarak damgalanan adam,
Dün gece Eskişehir'de 'ihanet' ile suçlandı.
Beşiktaş getirmese, onu tribünden izleyemeden emekli olacaklar, şimdi ona profesyonellik öğretiyorlar.
Neymiş: Guti'nin ihanetiymiş !
Ne yapmış da bu yaftayı yapıştırmışlar bir bakalım.
26 Temmuz 2010 tarihinde Beşiktaş'a transfer olmuş
İlk resmi maçı olan Bucaspor karşılaşmasında Bobo 'nun attığı golde çok şık bir asist yapmış Kara Kartal'ın ligdeki ilk galibiyetinin mimarı olmuş.
Avrupa kupalarındaki ilk golünü 26 Ağustos 2010 tarihinde Helsinki karşısında kaydetmiş.
Süper Lig'deki ilk golünü 29 Ağustos 2010 tarihinde Karabükspor'a atmış.
Beşiktaş formasıyla çıktığı ilk derbi maçı olan ve Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda 1-1 beraberlikle sonuçlanan Fenerbahçe - Beşiktaş maçında attığı öldürücü ara pası ile penaltıyı hazırlamış.86.dakikada kazanılan penaltıyı gole çevirmeyi başarmış.
28 Kasım 2010 tarihinde 2010 yılının son derbisi olan ve Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan Galatasaray - Beşiktaş maçında kazanılan penaltı vuruşunu gole çevirip, ikinci golde de Mert Nobre'ye yaptığı asist ile Beşiktaş'ın bu derbiyi kazanmasında önemli rol oynamış. Ayrıca maçın adamı olmuş.
CSKA Sofya maçında Zapo'nun kafasına çarptırıp attırdığı golle Beşiktaş UEFA grubundan çıkmayı garantilemiş.
Zapo maçtan sonra gol bana değil Guti'ye yazılmalı demiş.
Bursa maçının en iyisi yine kendileriymiş.
Ligin 14. haftasına kadar Beşiktaş'ın kazandığı 6 penaltının, 5'ini gole çevirmeyi başarmış. Sadece Kasımpaşa maçında 90+1. dakikada kazanılan penaltıyı atamamış.
O gece üzüntüden uyuyamamış.
Geçen hafta 'alkolik' olarak dünya basınına malzeme ettikleri bu adamı, şimdi de 'ihanetle' suçlayıp rencide ediyorlar.
Yılbaşı tatiline erken gitmek için yaptı diyen 'kardan adamlar' bile var.
Zaten moda oldu. Schuster'e, Quaresma'ya, Guti'ye sallamak
Allahtan Basketboldan anlamıyorlar. Anlasalar "Elin Ayvırsın'ını" bir kaşık suda boğacaklar.
Tamam, Etiler'de kaza yapan da Guti.
Eskişehir'de atılan da.
Ama bence alkollü olan sizsiniz.
Guti'yi de sofranıza meze ettiniz.
Hani bir hikaye var ya Fare' ye alkol vermişler,
"Nerede lan o, bilmem ne yaptığımın kedisi" demiş.
Hava soğuk ama yürekler yanıyordu dün akşam Şerefbey Stadı'nda.
Şerefini ve onurunu korumuş, siyah ve beyaz renklere aşık olmuş kartallar adeta nefesleri ile ısıttılar geceyi vesselam. Tribünler o kadar heyecanlıydı ki bunu Quaresma'da hissetti ve şöyle hafiften gözümüzün pasını sildi ve dedi ki; "merak etmeyin! Gerisi gelecek, size söz uzun soluklu bir resital sunacagım..."
Rakibimiz Rapid Wien idi, gruptaki son maçımızdı, rakibimizin kadrosunda üç Türk vardı, yüreğimiz biraz daha ısındı ama biz kardeş diye bağrımıza bastığımız futbolcular meğer kılıçlarını çekmiş bizi sahada katletmeye çalışan düşmanmış...
Rapid teknik direktörü maç için "Beşiktaş bize ne kadar izin verirse, biz o kadar oynarız" demişti ama belli ki soyunma odasında farklı konuşmuş.
Teknik direktörün sözlerine bu kadar bağlı olan ve içindeki eziklik ile tekme atan kardeşlerimizi yüreğimiz kanayarak izledik...
Tabii ki rakibine karşı mücadele edeceksin, elinden geleni saha içinde yapmaya çalışacaksın, rakibinde dünyaca ünlü futbolcular var diye onları saha içinde ağzını açıp seyretmeyeceksin zaten bizler rakiplerimizden böle birşey beklemiyoruz biz sadece saygı bekliyoruz.
Eğer rakiplerimizin bize saygısı olsaydı biz ne Spor Toto Süper Ligi'nde ne de dün akşamki maçta olduğu gibi sahada bize yetenek olarak karşı koyamayan rakiplerimizden tekme yemezdik.
Quaresma'nın yerinde olsaydım herhalde dün akşam saha içinde birkaç futbolcu ile papaz olurdum...
Beşiktaş geniş kadrosunun içinde çektiği sıkıntılarla dün akşam eldeki malzemenin en iyisiyle sahaya çıktı ve yine iki oyuncumuz sakatlandı önce Zapo ardından Quaresma.
Onlara atılan her tekmeyi bizlere atılıyormuş gibi hissediyoruz...
Yeter! Diyoruz Yeter!
Lütfen biraz saygı ben de insanım, böyle tekmemi atılır!....
Guti dün akşam sahada sadece kaptanlık yapmadı, bu kadar tekmeye ve faule rağmen ne kadar çok dirençli olabilineceğini ispatladı.
Ardından da "bak gitmedim, memleketime, hâlâ buradayım ve hâlâ tekme yiyorum" diye haykırdı...
Sesini duyan oldu mu?
Yediği tekmenin sesini duyan oldu mu?
Hadi duymadılar, her tekme ardından çektiği acıyı yüzünde de görmediler....
Şair Hasan Hüseyin "Acıyı Bal Eyledik" şiirinde ne diyor;
Kör olasın demiyorum
Kör olma da
Gör beni....
Şair demiş diyeceğini, biz bu sözlerin karşısında saygıyla eğiliyoruz...
Sıkıntılı geçen bir hafta sonunun ardından yağmurlu ve çok soğuk bir İstanbul akşamındaydık.
Yağan yağmur ve soğuk etkilememişti siyah beyaz'a gönül verenleri.
Yine semt havası, yine muhabbetin dibine vurulması durumu
Oradaydım belgeselinin kahramanları gibiydik.
Oradaydık, omuz omuza, yürek yüreğe, ölümüne
Kalabalığın içinde tezahüratlar yapılırken, durdum ve bir an kendimi dinledim.
Dilimde bir şiir kulaklarımda bir ses.
Ölümünün 10.yılında kendisini anarken de, bu şiirine takılmıştım Ahmet Usta'nın.
Yusuf Hayaloğlu döktürmüştü bu mısraları
"Şimdi saat sensizliğin ertesi. Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın"
Beşiktaşsız geçen günlerin ne kadar ızdırap olduğunu bir kere daha anladım.
Ligde en son Bursaspor maçıyla, sonucu iyi, ama sıkıntılı bir hafta atlatmıştık.
Eskişehir deplasmanı da yaşanan sıkıntıların cabası.
Rapid Wien maçı hocamıza göre gazozuna bile sayılmazdı.
Ona göre oynanmamalıydı bile.
Ama taraftar öle düşünmedi.
Bir Beşiktaşlı için takımını sahada izlemek, ne maçı olursa olsun izlemek, adeta kutsal bir vazifeden öte değildir.
Tahmin ediyorum ki; birçok kişi, İstanbul'un bu soğuğuna rağmen tribündeki yerini aldığı için, gribal enfeksiyona yakalanmıştır. Ama kimin umurunda.
Çok özlenilen Quaresma yapmıştı yapacağını, Fabien Ernst çalıştırmıştı kafasını.
Ben hala Yusuf Usta'nın o şiirine takılmıştım tribünde,
"Şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın"
Maçın bitiş düdüğüyle birlikte bir tezahürat çınladı kulaklarımda
"Sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler"
İşte o dakikada anladım ki; geçici bir sürgün hayatı başlamıştı.
İçinde bulunduğum ruh halinden midir? Beşiktaş'ımı özleyeceğimden midir? Bilmiyorum ama yine duygusala bağlamıştım. Ayrıca da çok üşülmüştüm.
Yaklaşık 40 günlük hasret geldi aklıma, ama dedim kendi kendime,
107 yıldır seninleyiz diz çöktürmez bizi bu hasret.
PFDK'nın Beşiktaş'a verdiği iki maçlık cezanın ardından, Gaziantepspor maçı Antalya'da Konya Şekerspor maçı da tarafsız bir sahada ve seyircisiz oynanacaktı.
Bu nedenle de Rapid maçı yılın son maçıydı.
Maçın bitiş düdüğü adeta bir hasretin de başlangıcıydı.
Yaklaşık 40 günlük mahkumiyet başlamıştı bitiş düdüğüyle.
Hasretin prangaları vurulmuştu artık.
Takım bunu biliyordu. Onlarsız geçen, yaklaşık 40 günün taraftar açısından ne kadar zor olacağını.
Anlamını yitirmiş bu maçın, kazanılması lazımdı. Çünkü halayla türkülerle seven bu yürekleri bir nebze de olsa ferah tutmalılardı.
O yüreklere, bir veda busesi gerekiyordu.
Sakatlıklardan anası ağlamış, kolu kanadı kırılmış bu takım ayaklanmalıydı.
İlk veda busesi Q7 den geldi. Hem de nasıl? Özlemişiz hakikaten. Şut atmadı adeta topu tokatladı. Sonra da Fabian Ernst onu onayladı.
Sanki takım bir mesaj verir gibiydi. Sanki bir şiir yazıyordu tribünlere.
Biz gidiyoruz ama dönüşümüz muhteşem olacak dercesine
Bütün akşam boyunca dilime dolanan bu şiirin sırrını Beşiktaş'ı izlerken anladım.
Takımın ne demek istediğini o an çözmüştüm.
Tüm kış şartlarına rağmen İnönü'ye gelenlere ve ekranları başındaki milyonlara adeta şu mesajı verir gibiydiler.
"Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim. Ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun. Bu da benim sana ayrılırken hediyem olsun"
u yıl da memleketimin futbolunun ve siyasetinin sahipleri el yordamı ile yeni bir anadolu ihtilali !! yapıp Trabzonspor'u şampiyon yapmayı Trabzonspor'un alnına yazdılar. İhtilal, devrim vs'nin de tadı tuzu kaçtı. Yok turuncu devrim, yok kadife devrim, yok bursanın şampiyonluğu misali "yumuşak" devrim.
Memleketimin yönetenleri, geçen yıl anadolu yakasında başka yumuşak ihtilali yapacakken, ilahi adalet emek hırsızı yumuşak ihtilale izin vermeyince memlekete daha yumuşak bir ihtilal nasip oldu. Bu yıl, daha maço bir ihtilale ihtiyaç duyulduğunu hisseden futbolumun ve memleketimin yönetenleri wikileaks'e belge olma pahasına Trabzonspor'a "ha uşaklar" diyerek yol verdiler
Zaten kökten adaletsiz bir lige ister süper deyin, ister mega, ister premier bu pis"lig"leri örtmeye yetmez. Türkiye futbol tarihinde, içinde bulunduğu mali portreye inat, bu ülke futbolseverlerinin bugüne kadar göremediği yıldızlar, Türk futbolunun arenasında Beşiktaş sayesinde yer alıyor. Schuster, Quaresma, Guti, şimdi Fernandez, Simao, Almeida Ama bu memlekete ne fayda !!! Dünya yerinden oynamış kime ne ?
Gözünün önünde rakibine attığı sol kroşeyi göremeyen hani eskilerin tabiriyle gözüne gözlük, cebine tarak yunus yıldırım, Bünyamin Gezer, Deniz Çoban ve daha niceleri, ya da Guti'yi Quaresma'yı futbolcudan saymayan beyinleri salata bile yapılmayacak halde olan bilindik futbol yorumcuları. Meslektaşını, meslek hayatını bitirecek kadar ezik bir zihniyetle sakatlayan kendini futbolcu sanan zavalılar ya da buna yol veren, yol gösteren cani teknik adamlar. Tiraj ve reyting uğruna köşelerinden, sözlerinden irin damlayan bir takım medya mensupları. Ülkemin "Aziz" futbolunu yönetenlerin bitmeyen oyunlarına değer mi diye düşünmüyor değil insan !
Sonra duruyorum, aklıma "iyi bir Beşiktaş herkesi kaleye sokar" sözü geliyor rahmetli Vedat Kaptanın Devrim mi ? Delikanlı gibi Devrim mi ? Devrim, ihtilal vs. birilerinin yordamı ile olmaz, kendi tarihini kendi gücüyle yazar
"Formanda ter olmaya geldik
Beşiktaş seninle ölçmeye geldik" gelen devrim gibi devrimin özetinin sözleri değil de nedir ?
Çakalların ulumasına inat, yazmaya çalıştığınız tarihi bozmaya geliyor, Beşiktaş Bunu da yazın tadında, bu sezonun sonunda dudaklarımızda şampiyonluk şarkılarının nakaratında
AL'MEDYA, ALAMAZ MISIN olacak, hazır olun kaçış yok !..
Beşiktaş taraftarları, son günlerde, sosyal paylaşım sitelerinde, nereye koyacaklarını bilemedikleri, bir türlü hiçbir yere sığdıramadıkları, bu iki isme, türlü yakıştırmalarla, sevgilerini gösteriyorlar.
YILDIRIM BAŞKAN SERDAL REYİZ
Geçtiğimiz yaz Quaresma imza töreninde taraftarların açtığı pankartla başlayan,
"Şımart bizi Başkan Çıkart bizi baştan" parolası, hayalden öteye geçerek, Türkiye sınırlarını aşıp, Dünyanın gözü önünde, Sayın Yıldırım Demirören ve Kurmay heyeti tarafından gerçeğe dönüştürüldü.
Ardı ardına yapılan, yıldız transferlerine, devam eden Beşiktaş yönetimi, son olarak, takıma büyük katkı sağlayacağına inandığımız, iki önemli transferi de Perşembe gecesi itibariyle bitirdi.
Ve gece yarısından sonra, internet forumlarına düşen Beşiktaş taraftarlarının, yüzlerce yaratıcı yorumunun, arasında en göze çarpanlardan biri
"Serdal Reyiz istesin, Kıbrıs Rum kesimini bile alır" cümlesi Perşembe gecesinin bombasıydı.
Bilemiyorum, kendileri bu yorumları okuyorlar mı?
Beşiktaş Yönetimi, sadece kendi taraftarının değil, rakip taraftarların forumlarında bile yazılıyor, konuşuluyor, beğeni topluyor.
Beşiktaş takımı, bu sene, ilk yarı itibariyle, lig de istediğini alamadı, ama buna rağmen taraftar Schuster'i bağrına bastı yanında durdu
Yönetim biz sonuna kadar hocamıza güveniyoruz, yanındayız dedi.
"Arkasındayız" kelimesini özellikle kullanmıyorum
Çünkü "arkada" olmak tehlikelidir.
Birisi arkanızdaysa, arkanıza geçerse onu göremezsiniz
Arkanızdan, ne işler çevireceğini bilemezsiniz
Her an, sizi arkanızdan uçuruma ittiriverir
Beklemediğiniz bir zamanda arkanızdan bıçaklar
Bürütüs misali arkanızdan vurur
Dikkat edin, Türkiye de ne zaman "Biz hocamızın arkasındayız" dense, iki gün sonra, o Teknik Direktörü ellerinde bavuluyla Yeşilköy de görürüz.
Onun için aman kimse Schuster'in arkasında olmasın
Beşiktaş Yönetiminin son dönem yaptığı, başarılı transfer hamlesine, muhalefet edenlerde var elbette.
Beşiktaş, tam on dört puan gerideyken, taraftardaki bu neşeli durumu, anlamsız, yersiz bulanlar var.
Taraftarın gözünün boyandığını söyleyenler var.
Ara transferde gelen oyuncunun, takıma fayda sağlamayacağını söyleyenler var.
Beşiktaş'ın, borç batağına sürüklendiğini söyleyenler var.
Beşiktaş'ın ligden koptuğunu, Avrupa Liginde bir şey yapamayacağını, Türkiye Kupasında durumunun şüpheli olduğunu, bu seneyi kupasız kapayacağını söyleyenler var.
Futbolcularının sorumluluk almadığını söyleyenler var.
Valla isteyen istediğini söylemekte serbest...
Memlekette Demokrasi var
Ama kimse şunu unutmasın, Beşiktaş taraftarı çok akıllı her şeyi herkesten önce görür, bilir
Kimse Beşiktaş taraftarının gözünü boyayamaz
Beşiktaş taraftarı gerektiğinde tepkisini koyar
Bu transferler olmasa da Beşiktaş taraftarı hocasına inanıyordu
Yani Bernd Schuster'e
Yapılan transferlerle birlikte takımına daha da çok inanıyor güveniyor.
Şampiyon olur ya da olmaz
Biz biliyoruz Beşiktaş yönetimi, hocasıyla, futbolcusuyla sadece bu sezonun takımını kurmadı.
Geleceğin takımını kurdu
Muhalefet yaparken bu böyle biline
Biz taraftarlar olarak, bütün varlığımızla yapılan iyi işlere inanıyoruz
Bu yolda yanınızdayız
Yürüyün
Sarı Melek Schuster
Yıldırım Başkan Serdal Reyiz
Yapılan transferler Beşiktaş'ın öncelikle vizyon çıtasını en üst seviyeye çıkarttı. Başarı ilk önce stratejik olarak gerçekleştirildi.
Şimdi sıra sportif başarılara geldi.
MANUEL FERNANDES: Genç futbolcu tam bir futbol savaşçısı. Çok düşündüm onu kime benzetebilirim diye. Aklıma Danimarkalıların dünyaca ünlü futbolcusu Gravesengeldi. Belki ten renkleri birbirlerinden çok farklı ama oyun stilleri ve savaşçı ruhları tam anlamıyla örtüşüyor. Benficagibi üst düzey bir kulüpte 18 yaşından itibaren devamlı forma şansı bulmak kolay değil. Kiralık olarak gittiği İngiltere serüveninde iyiden iyiye yıldızı parlayınca Valencia'nın iştahını kabarttı. Benfica kulübüne verilen 15 milyon euro galiba bu konuya yeterince açıklık getiriyor. Zaman zaman inanılmaz işler yaptı. Ama yine de sergilediği performans onun potansiyelinin çok çok altındaydı. İspanyolları bir türlü tatmin edemeyince, kader ona vatandaşlarıyla birlikte yeniden zirveye yürüyüş yolu açtı. Zaman zaman kuvvetli fiziği ile orta alanda çaldığı topları Simaove Quaresma'ya aktaracak.
Uzaktan attığı mermi gibi şutlarıyla İnönü tribünlerini coşturacak. Savunmadaki kritik müdahaleleri ile tribünlerden alkış alacak. Beşiktaş'ın vitesini yükseltebilecek bir oyuncu ve çok tecrübeli.
İzlemek için sabırsızlanıyorum
SİMAO SABROSA: Kartal'ın Quaresma'sının yükünü hafifletecek süper starı Simao Sabrosa. Beşiktaş'a geldiğinde uyum sorunu kesinlikle yaşaması mümkün değil. Portekiz'de uzun yıllar forma giydiği Benfica'nın Kartal'ıyla, zirve yaptığı Madrid'in 1903'ünün buluştuğu takıma geliyor. İşin esprisi tabii ki bu ama gerçekten uyum sorunu yaşaması mümkün değil. Quaresma, Almeida, Manuel Fernandes gibi vatandaşlarının yanında Gutigibi bir süper yıldızla birlikte forma giyecek.
Beşiktaş, Simao'nun kariyerinin altın çağı olabilir.
Özellikle Quaresma ile birlikte neler yapabileceklerini izlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.
Biri sağ diğeri sol kanatta Kara Kartal'ın kanatları olacaklar. Simao'nun süratli ve kıvrak vücut hareketleri ile ceza sahası içine yaptığı dalışlar rakip savunma oyuncularının korkulu rüyası olacak.
Muhtemelen de Kartal'ın penaltı ve ceza sahası çevresinde kazandığı vuruşların sayısı artacak. Üstün futbol zekası ile tribünlerin ateşini daha da körükleyecektir.
HUGO ALMEİDA: Uzun boyu, güçlü fiziği ile rakip savunma oyuncularına oldukça zor anlar yaşatacaktır.
Böylesine bir fizik yapıdaki futbolcudan beklenmeyecek derecede sert vuruşları var. Attığı şutlar Türkiye Liglerinde öğrendiğim kadarıyla eski Trabzonsporlu Hami Mandıralı ile eş değermiş.
Yerden ve havadan iki yönlüde toplara hakimiyeti mevcut. Anlayacağımız üzere Kartal'ın en büyük problemi olan kanat ortalarına artık vurabilecek bir futbolcusu var. Hugo Almeida kariyerinde hep istikrarlı bir grafik çizdi. Üç sezon Porto ve dört sezon W.Bremen serüveni yeteneklerini oldukça geliştirdi. Özellikle Almanya gibi disiplin bir ligde uzun yıllar forma giymesi büyük bir referans.
Vatandaşlarıyla büyük bir uyum sağlayacağını düşünüyorum. Kesinlikle onun yerinde olmak isterdim. W.Bremen formasıyla ilk yarıda forma giydiği 26 maçta 13 gol atması büyük başarı.
Gollerine Beşiktaş formasıyla devam edeceğine inanıyorum.
Hiçbir şey için geç değil
Ben Pascal Noumaolarak şampiyonluk umudunun halen olduğuna inanıyorum. Evet kesinlikle 14 puanlık fark ve aradaki takımların çokluğu zorluk derecesini arttırıyor. Ama unutulmaması gereken bir gerçek var. Süper Lig takımları artık kolay kolay hiçbir takıma teslim olmuyor. Beşiktaş ligin ikinci yarısında yeni transferleri ile hemen reaksiyon almaya başlarsa o zaman rakiplerinin performansına bağlı bir şekilde yükselişe geçecektir. Guti, Quaresma, Simao, Almeida ve Manuel Fernandes sadece bu sezon yapılmış en iyi transferler değil Türk Futbol tarihinin en iyi transferleri.
Hangisini seç derseniz gerçekten karar veremem.
Keşke diyorum o futbolcularla birlikte oynayabilseydim, belki bunu söylersem neler hissettiğimi anlayabilirsiniz. Onları izlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.