BiR-DOST

BiR-DOST

Admin
13.01.2008
Genel Kurmay Başkanı
525.784
Hakkında

  • "boş bi bardak"mışım gibi davran bana...
    dök içime her şeyini,hep dikkat et ama,beni kırma!


    Gönlüne Sağlık
#10.09.2008 12:55 0 0 0
#10.09.2008 12:52 0 0 0
#10.09.2008 12:50 0 0 0
#09.09.2008 18:21 0 0 0
  • Öyle küçükken öyle kocaman umutlarlan baslamıstım ki aska...Herşey baska olacaktı.. Bende o filmlerdeki asıklar gibi bir ask yasayacaktım. Kendi masalımı kendim yaratacaktım. Benim askım bambaska ,herkesinden güzel olacaktı. Peri kızı ile prens benim ask masalımda bir arada olcaktı.

    Yaptım!!! Yarattım kendi masalımı. Yasadım seni ve beni. Bulusturdum peri kızı ile prensi. O küçücük yüregim senin avuçlarında büyüdü. İmrenilecek bir ask yarattık, yasadık.. Peki herşey nasıl bu kadar güzel oldu... Mutlaka birşeyleri katmayı unutmus olmalıydık. Böyle kusursuz aska kurban olan ben büyümeyi unutmusum...

    Hesapta yoktu birgün büyüyecegimiz. Büyüdükçe insanın kendi masalını kendinin yazamayacagını anladım. Yazılan masalların sonun oldugunu öğrendim. Belki geç belki erken bir son. Benim masalım erken bitti diyemem. Belki geç bile kalmıs bir bitişti..


    Belkide Zamansız Açtım İçimi...

    Yüregim Şeffaftı... Aklımsa Deli.. Ben Geldim Sen Kaçtın Hep Bana İnat Bir Vardın Bir Yoktun Hep MasaL Gibi..

    Yok olusların hayırlı olsun bana. Simdi unutma zamanı yasanmıslıkları. Baska masallar,öyküler bulma zamanı. Seninlen büyüttügüm ,yazdıgım , var ettigim masalımı unutma zamanı.

    Şimdi tekrar bir masalın içindeyim. Senin var olmadıgın, benim yazmadıgım, hayatın bana sundugu bir masalın içindeyim..Acı vermiyor bu bana. Çünkü ben öğrendim masallarla büyümeyi.. Biliyorum artık herşeyi benim idare edemeyecegimi. Ben biliyorum artık her acının gömülebilecegini..
    Biliyorum zor olacak sana yeni bir yasam. Belkide sendede vardı suç. Belkide ben getirmedim bizi bu hale. Belkide benim çocuklugumdan çok senin içindeki çocuk verdi zararı bize. Yada çocukluklarımız degilde biz verdik birbirimize zararları.. Çocuklar masum olmazmıydı. Aynı bizim ilerde yasayacak çocugumuz gibi.

    Ben genede çocukluguma veriyorum tüm hatalarımı..Çok erken tanıdım seni! Sana geç kalmak isterdim bende. Geç yakalamk isterdim seni ve askı. Daha güzel, daha imkanı olan masallarda rol almak isterdim. Bu defa ben yazmadan var olan masalda yer almalıyım.

    Şimdi hoşçakalın bitmişliğim.. Bu vedalar eskisi kadar yakmıyor canımı.. Çünkü Masallarla büyümeyi öğrendim ben...

    alıntı
#09.09.2008 11:34 0 0 0
  • İçinde tuttuğun olumsuzluklar artık serbest kalmak istiyor, çünkü bu onun hürlüğe duyduğu özlemidir.

    Geçmişte yaşadıklarını geçmişte bırakamıyorsun değil mi?

    Bırakamazsın, çünkü sen Ego nun esiri olmuşsun!

    Onları tekrar tekrar yaşamak sana hayatta var olduğunun hissini yaşatıyor.

    Ego'n sana dost gibi görünen, ama seni çaktırmadan mutsuzluğa iten bir düşman sadece ve sen bunu görmek istemiyorsun.

    Sürekli şikayet ve haykırış içinde yaşamakla sorunlara odaklandığının farkında değilsin.

    Seni gerçek huzura eriştirecek nedenler değil, sadece nasıllardır!

    Mutlu olamamanın sebeplerini kendinde aramaya başla, ancak o zaman görebilirsin hayatı kendine zindan ettiğini.

    Senin sürekli mutluluğa erişme isteğin ve doyumsuzluğun büyük bir özlemden kaynaklanıyor.

    Bu, dünyaya gelmeden önce bulunduğun yerden ayrıldığın cennetinin özlemi!

    Evet, evet sen cennet'ten geldin ve sürekli oradaki güzelliklerin arayışı içindesin!

    Her mutsuzluk duygusuna haykırışın aslında kendi yüreğine olan feryadın.

    Sadece sen vardın unutma!

    Dışarıdakiler sadece senin hayal ettiklerin, zihninde betimlediğim semboller ve sen bu sembolleri kendi gerçeğin olarak görüyorsun.

    Seni bu hale getiren egon zihnini tutsak almışken, sen suçu hala başkalarında arıyorsun.

    Başkaları Yok!

    Tekrar tekrar söylemekten usanmayacağım bunu!

    Şimdi içinde hapis ettiğin olumsuz ne varsa onlara tekrar ulaş, sakın korkma!

    Onlar senden korkuyorlar çünkü.

    Hapishanenin kilidini arıyorsan onu yüreğinde bulabilirsin.

    Git ve anahtarı oradan al hiç vakit kaybetmeden, sonra da aç olumsuzlukların kilidini, azad et gitsin ait oldukları Evrenin sonsuzluğuna

    alıntı
#08.09.2008 23:10 0 0 0
  • Öyle bir an geldi ki; artık hep hasret kokuyordu yağan yağmurlar... Gülmek nedir bilmiyordu içimdeki çocuk; yaşamak ağır bir yüktü omuzlarında; ne sevdiği yağmurlarda ıslanmak istedi ne de yaşamak!


    Yüreğim, yaşayan bir ölüydü; kime sarıldıysam hüzün bulaştı ellerine; oysa onlar hüznü bilmezlerdi. Ve bir dağ başı ıssızlığı gibi gömüldüm içime.


    Kendimde eğer ki bulamıyorsam yaşama gücünü, neye yarar ki çabalarım? Ve her uykuya dalışlarımda ne kadar çok istedim bir daha hiç uyanmamayı.


    Ölümlerini yakıştaramadıklarım birer birer çıktığında hayatımdan; her biri kendince bir boşluğu bırakıp gitti ardında. Yaşama sevincim, onlarla birlikte karıştı toprağa. Birbirinin aynısı olan günler, bitmeyen sancılardı...


    Mühürleyip dudaklarımı, tıkayıp kulaklarımı ve kapamayı denedim gözlerimi. Buna rağmen içimdeki sessizlik büyüdükçe büyüdü; yazmak da yetmedi; yetersiz geldi kelimeler ama yine de en zoru kendimi hiç bulamayışım...


    Kaç kişi için anlamı vardı ki varlığımın ve kaç kişi için sığınacak bir limandı bu yüreğim?... Söylemesem, yazmasam ben de herkes gibiyim işte; sağır, dilsiz ve kör.


    Ölümlerini yakıştıramadıklarım, birer birer çıktığında hayatımdan; ne bırakılan boşlukları doldurabildim ne de o boşlukları birileri...


    Ben her gün öldüm öldüm dirildim ama bu yüreğim yaşıyor...

    alıntı
#08.09.2008 22:51 0 0 0
  • tarihi sözler - aşk hakkında ünlülerin sözleri - tarihi aşk sözleri - ünlü düşünürlerin aşk hakkında sözleri
    Aşk nedir, ne değildir? Bu konuda herkesin söyleyecek bir sözü vardır. İşte size tarih boyunca söylenmiş sözlerden derlenmiş özel bir liste. Bakalım beğenecek misiniz?

    Aşk, sabırdır. Saygıdır. Keşiftir. Anlaşmaktır. İnceliktir. Korumaktır. Sorumluluktur. Mizahtır. Teslimiyettir. Gerçektir. Neşedir. Mutluluktur. Sıcaklıktır. Tazeliktir. Sarılmaktır. Şanstır. Saftır. Öze götürendir. Derler. Bakalım başka neler demiş büyükler:

    Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir Mevlana

    Aşk hükmetmez; terbiye eder. Goethe

    Arılar bile en tatlı balın zehirli çiçeklerde olduğunu bilir. John Keats

    Aşkta her zaman bir öpen, bir de yanağını uzatan vardır. Fransız atasözü

    "Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız." F.Nietzsche

    "...Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmazsa..." Aşık Veysel Şatıroğlu

    "Ölümdür tek başına yaşanan aşk iki kişiliktir.." Ataol Behramoğlu

    Aşık olduğumda sadık olurum, çünkü aşık olurum. Oscar Wilde

    Aşk aklın en soylu zaafıdır. John Dryden

    Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır, zaten seçim varsa o yanlıştır. Marcel Proust

    Aşk:c iddi bir akıl hastalığı. Platon

    Aşık olmayı beceremeyen yağ çekmeyi öğrenmek zorundadır. Goethe

    Aşk melankolinin bir türüdür Robert Burton

    Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. Bailey

    İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir at gibidir ne dizginden anlar ne de söz dinler. Konfüçyus

    Aşk kadının hayatında bütün bir romandır erkekte ise yalnız bir bölümdür. M. Da Stael

    Ne seninle yaşayabilirim ne de sensiz. Ovidius l Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın. Fox Kabilesi

    İTİRAF ETMELİ Mİ YOKSA...

    Balzac: İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler..

    Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız....

    Shakespeare: Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır...

    Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır...

    Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur...

    Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki "Seni Seviyorum" sözü karşısında hissiz kalsın...

    Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır...

    Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister...

    İngiliz Atasözü: Aşk için evlenen Istırapla yaşar....

    Kontes Nathalie: Aşk, bir kişinin yararına, iki kişinin ortaklığıdır...

    Paul Geraldy: Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir...

    Marcel Proust: Aşık olmayanlar, mükemmel bir erkeğin sıradan bir kadın yüzünden niçin ızdırap çektiğini anlayamazlar...

    alıntı
#08.09.2008 12:47 0 0 0
  • Kaçtıkça o beni kovalıyor.''Bir daha aşka dair yazmayacağım!Bana aşkı yazdırmayın!'' diye düşünsemde,ya aşk beni buluyor,ya da aşıklar.Ya aşk vuruyor yüreğime yada yüreğimde aşk acıyor...


    Aşk zehir olmamalı...Aşk gibi bir duyguyla ''cinayet'' gibi bir kavram yanyana yakıştırılmamalı..
    Sevdiğinin canını alan bir insanın sevgisine kim inanabilir?Evladını boğarak öldüren bir annenin sevgisi ne kadar sevgi ise,aşk cinayeti de o kadar aşk tır...


    Aşk su gibi hayat vermeli insana.Ama zehir oluyor bazılarına!...Neden?

    Ne yaşamayı öğretebiliyoruz,ne de sevmeyi...

    Ne mutluluğu anlatabildik,ne de imtihanı...

    Ne hayatı anlatabiliyoruz.ne de ölümü...


    Anlayacağınız şudur ki;kavuşmak için sevilmez!!!...Bilmelisiniz ki ''kavuşmak'' kadar ''özlemek'' de güzeldir.Kimbilir belki ''aşkın kendisi'' kavuşmaktan daha güzeldir?


    Ve şunu asla unutmayın!

    Kulak verin bu sese

    Aşk bilekte yaşanmaz,yürekte yaşanır..

    Yürekte yaşanan aşk,kavuşamadığını kırmaz...Kıramaz...Çünkü kıyamaz

    ''Mangal gibi yürek''derler ya...''Aşk''içinde mangal gibi bir yürek lazım,yumruk olmuş bir bilek değil!!!


    Aşk'a dair yazmayacaktım ama yinede yazdım.Aşk yazılacak bir duygu değil.Yazılamaz,yaşanır.Aşkı yazmakta zor,yaşamakta...

    Allah yaşayanlara sabır versin.

    Aşkı yazarken bazen ellerim acıyor...Tıpkı yüreğim gibi...


    alıntı
#08.09.2008 12:10 0 0 0
  • İnsan odur ki; İnancında sabit, kararında kılıç gibi keskin, sözünde mert, yüreğinde muhabbet, düşüncesinde açıklık, kafasında uyanıklık, gözünde takdir dolu olsun.

    İnsan odur ki; Kişisel ve toplumsal, maddi ve manevi değerler nelerdir bilsin, tanısın. Birini diğerine karıştırmasın. Her gerekliyi yerinde yapsın.

    İnsan odur ki; Sevgiyle dolsun, içten içe coşsun, tüm engelleri aşsın.

    İnsan odur ki ; İlmine, dinine, imanına, sevgisine, saygısına, vatanına, milletine değer versin.

    İnsan odur ki; Gerçeği, iyiyi, doğruyu, güzeli, yakışanı, faydalı olanı kabul etsin.

    İnsan odur ki; Haysiyetine, şerefine, namusuna, iffetine, inancına, güvencine toz olsun kondurmasın.

    İnsan odur ki; Bir görüş, bir düşünüş, bir yargı, bir fikir, bir inanış sahibi olsun.

    İnsan odur ki; Yanlışları doğrulasın, tembelleri çalışmaya sevk etsin, sıkıntıları huzura dönüştürsün.

    İnsan odur ki; Kendini sevdirsin, saydırsın, anlayış göstersin, maddi ve manevi yardımlarda bulunsun.

    İnsan odur ki; Fiziksel, duyumsal ve ruhsal yapılarını işletip çalıştırsın. Bu yapılarını sıhhate kavuştursun.

    İnsan odur ki; Huzura güzelliğe, inceliğe, sadeliğe, içtenliğe, yüceliğe koşsun.

    İnsan odur ki; Aşklı, şevkli, itimatlı, değerli yaşasın. Ne kimseden incinsin, ne kimseyi incitsin.

    İnsan odur ki; Zorluk, güçlük, yenilgi, üzüntü, huzursuzluk diye bir şey tanımasın. Bütün bunları yensin.

    İnsan odur ki; Kendi yönümüzü kendimiz tayin edelim. Değerliyi değersizden, sevimliyi sevimsizden, huzuru bunalım dan fark edelim. Yaratılışımıza uygun olanı seçip alalım.

    İnsan olduk ki; Kimiz, neyiz, bilelim bilinelim.

    İnsan olduk ki; Vicdan özgürlüğüne ulaşıp, hür ve gür olarak daima boynu dik, alnı açık, yüzü ak yaşayalım.

    alıntı
#08.09.2008 11:51 0 0 0
  • ünlülerden güzel sözler - ünlülerin gülmek üzerine sözleri - mutluluk sözleri


    Ağlamamak için her şeye gülerim.
    Beaumarchais

    Her ağlamanın elbet bir gülmesi vardır.
    Katibi

    Gülerseniz, dünya da güler. Ağlarsanız, yalnız ağlarsınız.
    Elia W. Witcox

    Güleryüzlü olmayan bir kişi, dükkan açmamalıdır.
    Konfüçyüs

    Gülme iki insan arasındaki en kısa mesafedir.
    Victor Borges

    Gülme, yan etkisi olmayan yatıştırıcı bir ilaçtır.
    Arnold H. Glasow

    Gülmeden ölmemek için, mutluluğa kavuşmayı beklemeden gülünüz.
    La Bruyere

    Gülmesini bilmeyen bir insan yalnız ihanet etmekle kalmaz, kendi hayatı bile bir ihanettir.
    Carlyle

    Güzellik güçtür; gülümseyiş de kılıcıdır onun.
    Charles Reade

    Her kahkaha, bir bardak kana bedeldir.
    Henry Bergson

    İnsan gülebildiği kadar insandır.
    Moliere

    İnsan o kadar acı çekti ki, gülmeyi yaratmak zorunda kaldı.
    Nietzsche

    İnsanlar için en güzel hediye, hiçbir masrafa ihtiyaç göstermeyen tatlı bir gülümseyiştir.
    Hz. Süleyman

    İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür.
    Dostoyevski

    Kaybolan gün, hiç gülmeden geçen gündür.
    Chamfort

    alıntı
#08.09.2008 11:47 0 0 0
#07.09.2008 22:53 0 0 0
  • Teşekkürler arkadaşlar

    MiSS-FENER arada kayboluyorum haklısın

    artık sık görürsün beni umarım
#07.09.2008 22:51 0 0 0
  • Gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki sıyrıga...

    Kızmadım...çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim;

    "Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışsın" demiştim. Kızamadım çünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme çkmiştim, bakmaya kıyamamış dokusuna hayran kalmıştım, çünkü batmadan önce yüreğime koymuş onu sevmiştim...dikenini unutmuşmuydum? unutmuşmuydum dikeni..unutmuştum işte...

    acıtmamyayım diye dokunmaya çekindiğim gül, ince ve derin bir yara açmıştı parmagıma... gülümsedim yarayada...süzülen iki damla kanad... çünkü o yarayı açan bakmaya kıyamadığım o güldü...

    Sevdiklerimizin yüreğimizde açtıkları yaralarda aslında o gülün açtığı yara gibi değilmiydi...

    İnce ve derin bir yara..aslında çok önemsiz gibi görünse de her kımıldıyışımızda yüreğimizi inceden sılatan yara...Ama dostlarınız o yarayı açmadan önce siz muhabbet dolu kokularını sineye çekmiştiniz..zamanı, mekanı ve kalbinizi kaylaşmiştiniz..yarayı açmadan önce siz onları kalbinize koymuştunuz...kızabilirmiydiniz..kızamazdınız elbet...

    Sevdiklerimizin açtıkları yaralarda o gülün açtığı yara gibi ince ve derin...ama yarimiz yarayı açmadan önce biz şükretmiştik, kokusunu sinemize çekmiş, bakmaya kıyamamıştık..dikenini unutmuşmuyduk...unutmuştuk tabi...Ama biz gülümsemeliyiz yaraya...belki süzülen iki damla kanamada.. gülümsemeliyiz işte...

    Çünkü o yarayı açmadan önce biz onu kalbimize koymuştuk ve sevmiştik


    alıntı
#07.09.2008 13:46 0 0 0
  • dostuğun önemi - dostluk nedir - dosta seslenişBir gün bunalırsan ve sıkıntını paylaşmak istersen beni ara....
    İki elim kanda olsa gelirim,sıkıntını yok ederim...
    Bir gün ağlayacak gibi olursanda ara beni ....
    Seni belki güldüremem ama söz veriyorum seninle birlikte ağlayabilirim....
    Bir gün uzaklara kaçmak istersen beni aramaktan çekinme....
    Sni belki durduramam ama senle birlikte koşabilirim.....
    Bir gün yüksek bir köprüden atlamaya kalkarsanda ara beni.....
    Senle birlkte atlayamam ama aşağıda bekler seni tutabilirim...

    Bir gün herhengi bir konuda kararsız kalırsan ara beni.....
    Seni senden çok düşünür sana fikirler verebilirim.....
    Bir gün kimseyi dinlememeye karar verirsende ara beni....
    Ağzımı açmayacağım ve söyleyemediklerimi bile dinleyeceğim....
    Bir gün beni üzdüğünü düşünürsende çekinme,yine ara....
    Göreceksin sana kıyamam,kızamam,üzemem seni.....
    Bir gün beni ararsan ve benden bir karşılık alamazsan ....
    Söz ver o zaman sen ulaşacaksın bana ....
    Çünkü o an bir meleğe gereksinim duyacağımı bilmelisin......

    alıntı
#07.09.2008 13:37 0 0 0
  • * 1'inci hatırlatma:
    Ramazan'ın şu ilk günlerinde tartılınız, sonra Şevval başında bir daha tartılınız. Açlık ve riyaset ayı olan Ramazan'da kilo aldıysanız, şişmanlayıp semirdiyseniz vah size, yazık size, efsûs size. Zayıflayanlara ne mutlu:

    * 2'nci hatırlatma:
    Oruçla yalanı bir araya getirmeyiniz. Oruç sadece aç durmak değildir. Bütün kötülüklerden uzaklaşmak için elimizden gelen olanca gayreti göstermemiz gerekir. Oruçlu iken gıybet yapan kişi, ölü kardeşinin etini yemişçesine günah işlemiş olur.

    * 3'üncü hatırlatma:
    Haram para kazanan, halkın paralarını gayr-i meşru şekilde iktisab eden (ele geçiren, toplayan) zalimlerin iftar ziyafetlerine gitmeyiniz, orucunuzu haramla bozmuş olursunuz.

    * 4'üncü hatırlatma:
    Orucu Allah için tutuyoruz. Ramazan'ı bahane ederek işlerimizi aksatmayalım. İşverenler haklarını helal etmezlerse borçlu kalırız, hak yemiş oluruz.

    * 5'inci hatırlatma:
    Ziyafet sofralarımıza en az bir fakir çağıralım, onun da iyi yemek ve tatlılardan nasiplenmesini sağlayalım. Hep zenginlerin, ensesi ve göbeği kalınların çağrıldığı, bir tek fakirin bile dâvet edilmediği bir ziyafet sofrası ne kötü sofradır.

    * 6'ncı hatırlatma:
    Mübarek ve kutsal Ramazan ayında İslâm dininin yasaklamış olduğu çalgılı şarkılı eğlencelere gitmeyelim, hele açık saçık kadınların teganni ettiği fısk meclislerden bucak bucak kaçalım.

    * 7'nci hatırlatma:
    Ramazan'da sağlığımızı korumak için, yeterince doymak ve beslenmek şartıyla genellikle yavan ve mütevâzı yemekler yiyelim. Lüksten, israftan, gösterişten, saçıp savurmaktan uzak duralım. Bu yolla artırdığımız parayı fakirlere verelim.

    * 8'inci hatırlatma:
    Zekatlarımızı verelim. Zekattan başka bol bol hayır hasenat da yapalım. Zekatları alenen verebiliriz. Onun dışındaki hayır ve sadakalarımızı, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek şekilde verelim, fakir ve muhtaçları ezmeyelim, üzmeyelim, aşağılamayalım.

    * 9'uncu hatırlatma:
    Beş vakit namazı muntazaman (düzenli bir şekilde) kılalım, bayramdan sonra da aksatmayalım.

    * 10'uncu hatırlatma:
    Günde en az beş-on dakika Türkiye'deki ve İslâm dünyasındaki Müslüman kardeşlerimizin hal-i perişanına üzülelim, ağlayalım, geliyorsa gözümüzden yaş akıtalım. Çünkü Müslümanlar gerçekten perişan durumdadır.

    * 11'inci hatırlatma:
    Muhtaç ve aç hayvanlara Ramazan'da özellikle merhamet ve şefkat gösterelim. Bir karıncayı bile ezmeyelim. Unutmayalım ki, karıncanın bir Sahibi vardır, hesap sorar, ceza verir.

    * 12'nci hatırlatma:
    Ramazan sabır ve tahammül ayıdır. Bu ayda öfkelenmeyelim, kimsenin kalbini kırmayalım. Haklı da olsak, bazı haklarımızdan vaz geçelim, fitne ve fesat çıkmasını önleyelim.

    * 13'üncü hatırlatma:
    Haram kazançlardan ateşten kaçar gibi kaçalım. İhalelere fesat karıştıran, devlet ve belediye bütçelerini hortumlayan, "Şirketlerin" kasalarını babalarının malı gibi kullanan, saçı bitmedik yetimlerin haklarını yiyen alçaklardan uzak duralım. Onların yemeklerini yemeyelim, çaylarını içmeyelim.

    * 14'üncü hatırlatma:
    Hazret-i Muhammed'in peygamberliğini ve ilahî mesajını kabul etmeyen, insanlığın kurtarıcısı o yüce zata yalancı diyen, Kur'ân-ı Kerim'e düzmece kitap diyen, İslâm'a bâtıl din diyen kâfir ve zâlimleri ehl-i necat ve ehl-i cennet olarak gösteren sapıklara müsamaha etmeyelim (hoşgörü göstermeyelim), onlarla işbirliği yapmayalım, hele onları doğrudan doğruya ve dolaylı olarak asla desteklemeyelim, yardımcı olmayalım. Çünkü zulme ve bâtıla yardım haramdır.

    * 15'inci hatırlatma:
    Camilere gelen zâlim dünya büyüklerini alkışlamayalım. Camiler şamata, soytarılık, gösteriş alanı değildir. Allah için ihlâsla geliyorlarsa alkış istemezler. Kalplerinde nifak olduğu halde gösteriş için geliyorlarsa alkışlar onların azabını artırır.

    * 16'ncı hatırlatma:Cami görevlilerine: Ezan okundu mu, vaazı, konuşmayı, Kur'ân okumayı bırakalım ve ibadete başlayalım. Hele cuma namazlarında, ibadeti beş-on dakika geciktirmeyelim. Günahtır, cemaate zulümdür. Çok güzel ve tesirli vaaz ediyorsan sana her zaman cemaat bulunur.* 17'nci hatırlatma:
    Tesettürlü İslâm kadınları ve kızları yüce dinimizin hoşgörmediği, yasak kıldığı mekânlara gidip salına salına gezip tozmasınlar. İslâm kadınının haysiyet ve ismetini korusunlar.

    * 18'inci hatırlatma:
    Sadaka vermeden seyahate çıkmayalım. Verecek birini hemen bulamazsak, evimizdeki veya işyerimizdeki sadaka kutusuna veya zarfına koyalım ve ilk fırsatta hakeden birine verelim. (Sadaka profesyonel dilenciye atılan üç-beş kuruş değildir. Allah rızası için yardımdır.)

    * 19'uncu hatırlatma:
    Yüce İslâm dininde zaruret olmadıkça açık yerlerde herkese göstererek yemek içmek yoktur. Bilhassa Ramazan çarşılarında ve etkinliklerinde ayakta, yürüyerek, herkesin içinde sucuk ekmek, kokoreç, börek, lahmacun yemek terbiyeli ve görgülü Müslümana yakışmaz. (Bu konuda daha fazla bilgi almak isteyenler ehl-i sünnet âlimlerine sorsunlar. Reformculara sormasınlar, çünkü onlar her şeyin fetva ve ruhsatını kolayca verirler.)

    * 20'nci hatırlatma:
    Oruçlu, mümkün olduğu kadar ben demesin, biz desin.

    * 21'inci hatırlatma:
    İslâm'da söz orucu (yani hiç konuşmamak) diye bir şey yoktur. Ancak dinimiz bizi lisan âfetleri konusunda uyarmıştır. Bilhassa Ramazan'da çok konuşmayalım. Konuşursak zarurî, faydalı, hikmetli, iyi şeyler konuşalım. Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak günah olan konuşmalardan kaçınalım.

    * 22'nci hatırlatma:
    Âhir zamanda bulunduğumuzu bir an bile hatırımızdan çıkartmayalım. Küçük Alâmetlerin hepsi, Büyük Alâmetlerin bir kısmı zuhur etmiştir. Dünya fitne, fesat, zulüm, savaş yangınları içindedir. İslâm dünyasına karşı bir savaş başlatılmıştır. Korkunç fırtına ve kasırgalar, dehşetli zelzeleler, azgın seller, önüne geleni silip süpüren korkunç deniz dalgaları dünyanın çeşitli yerlerinde büyük felaket ve facialara yol açmaktadır. İstanbul büyük bir zelzele beklemektedir. Önümüzdeki karanlık günler için azık hazırlayalım. Belâ ve felâketleri sadaka ile, dua ile önlemeye çalışalım. İsyandan itaate, fısk u fücurdan salâha, bid'atten sünnete, cimrilikten cömertliğe, câhillikten ilme, nifaktan ihlasa, şerden hayra hicret edelim. Gaflet içinde aldatıcı keyifler sürmeyelim. Bu dünyayı kendimize yalancı bir cennet haline getirmek sapıklığına kapılmayalım. Dünya mihnet, çile, imtihan, deneme yeridir.

    * 23'üncü hatırlatma:
    Bize en fazla zıt giden, fikir ve görüşleri en fazla ters olan Müslüman kardeşimize bile düşmanlık etmeyelim. Onu da bizden bilelim. Ölse, cenazesiyle ilgili hizmetleri yapmayacak mıyız, namazını kılmayacak mıyız? Ölmeden önce de onunla iman kardeşliği bağlarını kopartmayalım.

    * 24'üncü hatırlatma:
    Kur'ân'a sarılalım, biliyorsak Kur'ân okuyalım, bilmiyorsak Kur'ân tilaveti dinleyelim. (Okumak sünnet, dinlemek farzdır). Ehliyetimiz yoksa, kendi kafamıza, re'yimize ve hevâmıza göre Kur'ân tefsiri yaparak yüce Kitaba ihanet ve saygısızlık etmeyelim. Kur'ân'ın mânasını ve ondan çıkartılan hüküm ve yorumları ehl-i sünnet müfessirlerinden öğrenelim.

    * 25'inci hatırlatma:
    Ölmüş büyüklerimiz için (anne baba, dede nine, akraba, hısım, ecdat) hayır hasenat yapalım, yemek yedirelim ve sevabını onlara bağışlayalım. Bayram'da kabirlerini ziyaret edelim, Yâsin okuyalım, Fatiha okuyalım, ecrini onlara hediye edelim.

    * 26'ncı hatırlatma:
    Şehrimizdeki ve başka yerlerdeki velilerin, âmil alimlerin, sâlih kişilerin kabir ve türbelerini ziyaret edelim. Onları hatırlamak, onları sevmek, onları ziyaret etmek imanımızı güçlendirir, dindarlığımızı kavi kılar. Bu ziyaretlerde dine aykırı işler yapmayalım.

    * 27'nci hatırlatma:
    Günde en az bir kere içimizden kendi nefsimize "Öleceksin, Allah'a döneceksin, yaptıklarından hesap vereceksin, hazırlan, hazırlan, sakın vakit geçirme" diye nasihat edelim.

    * 28'inci hatırlatma:
    Nefsimizi kötüleyelim. Süleyman Daranî hazretleri (Allah yüce sırrını takdis etsin!) gibi yapalım. Ne demiş? "Bütün dünya halkı beni kötülemekte bir araya gelseler, benim kendimi kötülediğim kadar kötüleyemezler" Nefs-i emmâremizin en büyük düşmanımız olduğunu bilelim. Kibir, gurur, benlik, büyüklenmek âfetlerinden kaçalım.

    * 29'uncu hatırlatma:
    "İki günü birbirine eşit olan ziyandadır" hadîs-i şerifini bir an bile hatırımızdan çıkartmayalım. Her günümüzün bir önceki günden daha hayırlı, daha faydalı, daha hikmetli, daha ibadetli, Peygamberimizin sünnetine daha uygun, ilahî rızaya daha yakın meymenetli bir gün olması için gayret ve cehd sarfedelim.

    * 30'uncu hatırlatma:
    İhtiyaçlarımızı lüzumsuz yere çoğaltmayalım. İhtiyacını çoğaltan ıstırabını çoğaltmış olur. Kanaatli yaşayalım, orta halli olalım, lükse heves etmeyelim. Dünyaya kazık çakmaya kalkışmayalım. İnsan bu dünyada garib bir yolcu gibidir. Ne mutlu gurebaya

    alıntı
#04.09.2008 12:30 0 0 0
  • Iftar Duası - Peygamberimizin Duası

    Muaz ibni Zühre Radiyallâhu Anh anlatıyor:

    Bana ulaştı ki, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem iftar ettiği zaman şu duayı okurdu:


    "Allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü."
    (Ey Allah'ım, Senin rızan için oruç tuttum ve Senin rızkınla orucumu açıyorum.)
    (Ebû Dâvud, Savm: 22)


    Mervan ibni Salim, ibni Ömer Radiyallâhu Anhümadan naklediyor:

    Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem orucunu açınca şöyle derdi:


    "Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşaallah Teâlâ sevap kesinleşti."


    Hadisin râvisi Rezin, duanın baş kısmına "Elhamdülillah" kelimesini ilave etti. (Ebu Dâvud, Savm: 22)

    Abdullah ibni Ömer Radiyallâhu Anhümâ de iftar vakti şöyle dua ederdi:


    "Allah'ım, bütün kâinatı kaplayan rahmetinin hakkı için beni affet, günahlarımı bağışla."

    alıntı
#02.09.2008 11:03 0 0 0
  • Ramazan ayetleri - ramazan hakkındaki ayetler - oruç ayetleri - oruçla ilgili ayetler - oruç tutmak


    BAKARA

    183- Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.

    184- (Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

    185- O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.

    186- Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.

    187- Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar,
    sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.

    TEVBE

    112- (Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiligi emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'in hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarinin ölçülerine riayet edenler)dir. Müjde ver o müminlere, müjde!

    AHZAP

    35- Süphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadinlar, mümin erkeklerle mümin kadinlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadinlar, sadik erkeklerle sadik kadinlar, sabreden erkeklerle sabreden kadinlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadinlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadinlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadinlar, irzlarini koruyan erkeklerle irzlarini koruyan kadinlar, Allah'i çok zikreden erkeklerle Allah-'i çok zikreden kadinlar var ya, iste onlar için Allah bir magfiret ve büyük bir mükâfat hazirlamistir.

    Tahrim

    5- Eger o sizi bosarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayirli, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, oruç tutan dul ve bakire esler verir.

    NİSA
    92- Hata disinda bir mümin, diger bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlislikla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bagislamasi müstesnadir. Eger öldürülen, mümin olmakla beraber size
    düsman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eger öldürülen sizinle aralarinda antlasma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafindan tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutmasi gerekir. Allah, Alimdir (her seyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

    MAİDE

    89- Allah sizi, kasitsiz olarak yaptiginiz yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasitli yaptiginiz yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezasi), ailenize yedirdiginizin ortalamasindan on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir sey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktir. Iste yemin ettiginiz zaman yeminlerinizi bozmanin cezasi budur. Yeminlerinizi koruyun. Iste Allah âyetlerini size böyle açiklar ki, sükredesiniz.

    95-95- Ey iman edenler, ihramli iken av hayvani öldürmeyin. Içinizden kim kasten onu öldürürse, yaptigi isin vebalini tatmasi için, öldürdügü hayvanin dengi ona cezadir ki, Kâbe'ye ulasacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kisi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktir. Allah geçmisi affetmistir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamini alir. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.

    MÜCADELE
    4. Buna imkan bulamayan kimse, temas etmeden önce araliksiz olarak iki ay oruç tutmalidir. Buna da gücü yetmeyen, altmis fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resulüne inanmanizdan dolayidir. Bunlar Allah'in hükümleridir. Kâfirler için aci bir azap vardir.

    ZEKAT

    HACC

    35- Ki Allah anildigi vakit onlarin kalpleri titrer. Onlar baslarina gelene sabreden, namaz kilan kimselerdir. Kendilerine verdigimiz riziktan Allah yolunda harcarlar.

    41- Onlar (o müminlerdir) ki, eger kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazi kilarlar, zekati verirler, iyiligi emrederler ve fenaligi yasak ederler. Bütün islerin sonu sirf Allah'a âittir.

    78- Allah ugrunda gerektigi gibi cihad edin. Sizi o seçmis, babaniz Ibrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kilmamistir. Daha önce ve Kur'ân'da, Peygamberin size sahid olmasi, sizin de insanlara sahid olmaniz için, size müslüman adini veren O'dur. Artik namaz kilin, zekat verin, Allah'a sarilin. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardimcidir!

    MÜ'MİNNÛN
    4- Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,

    60- Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta olduklari isleri kalpleri titreyerek yapanlar

    NUR
    37- Birtakim insanlar (Allahi tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alis veris onlari Allah'i anmaktan, namaz kilmaktan ve zekat vermekten alikoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak oldugu bir günden korkarlar.
    56- Hem namazi kilin, zekati verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz


    NEML
    3- Ki o (müminler) namazi dosdogru kilarlar, zekati verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

    alıntı
#02.09.2008 10:56 0 0 0
  • münafıklar hakkındaki ayetler - münafık ayetleri - münafık nedir - münafıklar hakkında


    Bakara sûresinin ilk beş âyeti müminlerin, müteakip iki âyeti kâfirlerin, gelecek 8. âyetten itibaren onüç âyet ise münafıkların bariz sıfatlarını anlatmaktadır.

    Bismillahirrahmanirrahim

    8.Öyle insanlar da vardır ki "Allah'a ve âhiret gününe inandık" derler; Oysa iman etmemişlerdir. [63,1]
    9.Akılları sıra Allah'ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değiller. [58,18]
    10.Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. Bu yalancılıkları, bu samimiyetsizlikleri sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır. [9,124-125; 47,17; 47,20]
    11.Ne zaman onlara: "Yeryüzüne fesat saçmayın!" denilse "Biz sadece barışçıyız, ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok!" derler. [8,73; 47,11; 2,205]
    12.Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin şuurları yok, farkında değiller.
    13.Ne zaman onlara: "Şu güzel insanların iman ettiği gibi siz de iman edin" denilse "Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?" derler. Asıl beyinsizler kendileridir de farkında değiller.
    14.Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit "Biz de müminiz" derler. Fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında da: "Emin olun biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz" derler.

    Şeytan: "Azgınlıkta, şer ve kötülükte kendi benzerlerini çok geçmiş kötü, inatçı" anlamında cins ismi olup cinlerden olduğu gibi insanlardan da olabilir. Cin şeytanlarının ataları İblis olup, bazan özel isim olarak İblîs yerine eş-Şeytan kullanılır.

    15.Allah da kendileriyle alay eder ve azgınlıklarında onlara mühlet verir; böylece onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.

    Allah'ın alay etmesinden maksat, münafıkların alay etmelerinin karşılığını vermesidir. Müşâkele babından olarak, benzer lafızla, tamamen farklı mâna kasdetme söz konusudur. Mesela haylazlık ederken sinsice gülen çocuğunu tehdid eden annesi "Sen gül, ben de sana gülerim!" derken, onun gülmesinin tamamen farklı şekilde olması gibi.
    Kalbinde iman etmediği halde müslüman görünen kimseye münafık denir. Bunlara İslâm toplumunda müslüman muamelesi yapılır. Böylece:
    1. İslâmın sabır ve müsamahası uygulanır.
    2. Onların nesillerinden gerçek müminlerin yetişmesine imkân hazırlanır.

    16.İşte onlar hidâyeti alacaklarına, dalâlete müşteri oldular. Ama bu, kârlı bir ticaret olmadı. Çünkü kâr yolunu tutmadılar.
    17.Bunların hali, o kimsenin haline benzer ki aydınlanmak için bir ateş yakar. Ateş çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların gözlerinin nurunu giderir ve karanlıklar içinde bırakır, onlar da göremez olurlar. [63,3]
    18.Sağır, dilsiz ve kördürler onlar. Onun için hakka dönmezler. [22,46]
    19.Yahut onların durumu gökten sağnak halinde boşanan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kâfirleri çepeçevre kuşatır. [63,4; 9,56-57; 57,13-15]
    20.Şimşek nerdeyse gözlerini köreltecek. Önlerini aydınlattı mı ışığında yürürler, karanlık çökünce de dikilir kalırlar. Allah dileseydi kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah gerçekten her şeye kadirdir.

    alıntı
#02.09.2008 10:53 0 0 0