BiR-DOST

BiR-DOST

Admin
13.01.2008
Genel Kurmay Başkanı
525.784
Hakkında

#01.09.2008 18:11 0 0 0
#04.08.2008 18:30 0 0 0
  • 1. Aile içinde, bazı aile üyelerinin kendilerini sürekli üstün görmelerinden, kendi fikirlerinin daima diğerlerininkilerden daha iyi olduğunu düşünmelerinden kaynaklanan gerilimler ve çatışmalar olur.

    2. Kişi, diğer aile üyelerinin fikirlerini kesinlikle dikkate almaz.

    3. Aile üyeleri birbirlerinin alışkanlıklarına, tutumlarına, fikirlerini ve duygularını ifade etme şekillerine karşı hırçın bir tavır takınır.

    4. Bazı aile üyeleri, hoşgörüsüz olmaları sebebiyle kendilerine karşı çıkıldığında, hoşgörüsüz olduklarını kesinlikle reddeder.

    5. Bazı aile üyelerinin, diğerlerini, belli konularda kendilerine bir taraf seçmek zorunda bırakır. Aile üyelerinin iki kişiden birini seçmek zorunda oldukları nahoş bir durumda kalır.

    Aile İçinde Yaşanan Katılımsızlık ve Aile Birliğinin Bozulması:

    1. Aile üyeleri birbirlerinden uzaklaşır ve aile üyeleri ailenin durumundan dolayı mutsuzdur.

    2. Aile üyeleri birlikte eğlenip gülemez.

    3. Üyeler aileye yabancılaştıklarını hissederler.

    4 . Kişi, tüm aktivitelerini bireysel olarak ya da aile dışındaki kişilerle birlikte gerçekleştirir. Özellikle de aile üyelerinin etkileşim içinde olmalarını gerektiren durumlarda (krizler, ölüm, vs.), sıklıkla aile içi gerilimler ve çatışmalar meydana gelir.

    5. Aile içinde iletişim kopukluğuna, birliğin ve uyumun bozulmasına bağlı olarak, aile üyeleri birbirlerine negatif yaklaşırlar.

    6. Ailede katılımsızlık ve yabancılaşma, aile üyelerinin psikolojilerini ve davranışlarını olumsuz etkiler.

    alıntı
#04.08.2008 14:14 0 0 0
  • İnsan anne olunca ne kadar çok şey öğreniyor.Sevmeyi, bir insana hayat vermeyi, kendi yaşamınızın, sağlıklı olmanızın, mutlu olmanızın bir başka insana ne kadar çok şey kazandırdığınızı öğreniyorsunuz. Kendinizin değerini anlıyorsunuz bir anda.

    Sonra annenizi anlamanızı sağlıyor çocuğunuz. Neden sizin için hayatını feda ettiğini daha iyi anlıyorsunuz. Küçücük bir gülümsemenin sizi ne kadar mutlu edebileceğinizi farkediyorsunuz. Bir başkasının mutluluğu için gerekirse tüm hayatınızı baştan başa değiştirmeyi göze almayı öğreniyorsunuz. Kıyafetlerinizi değiştirmekle başlıyorsunuz önce. Çünkü artık eski kıyafetlerinizin içine sığamayacak hale geliyorsunuz.

    O büyüdükçe sizin mutluluğunuz da büyüyor. En iyi öğrenme, başkasına öğretirken yaşanıyormuş. Doğruyu, yanlışı ona öğretirken öğreniyorsunuz. Hayatınız bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçerken ailenize ne kadar değer verseniz, onların emeklerinin karşılığı olamayacağını farkediyorsunuz.

    İstediklerini elde etmek için gösterdikleri inadı görünce hayattta elde etmek istedikleriniz için inat etmeniz ve bunun için elinizden gelen bütün çabayı sarfetmeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. Omuzlarınızda uyuyan o minicik yavruya güvenli bir sığınak olduğumuzu öğreniyoruz. Biz ne yaparsak, onları gözleyip, kopyalayan birilerinin varlığını öğreniyor, bizim davranışlarımızın karşımızdaki insanda hangi duyguları harekete geçirdiğini fark ediyoruz. Fedakarlıklarınızın nasıl birikip, iyi bir insan oluşturduğunu anlıyorsunuz. Yaşamınızın her anının değerli olduğunu farkediyor, sevince her şeyin daha bir güzel göründüğünü anlıyorsunuz.

    Anne olmak insana çok şey öğretiyor.

    alıntı
#04.08.2008 14:12 0 0 0
  • Hep iyiyi oynamak, bir başkası gibi davranmak ömrünüz boyunca omuzlarınızda bir yük olacaktır. İşte size, kendiniz gibi olabilmek, davranabilmek için ipuçları...

    • Kişisel zevklerinizi ve sevmediklerinizi belirleyin ve tavrınızı koyun.

    • Emin olmadıkça ve hazır değilseniz fedakarlık yapmayın.

    • Doğal halinizden ödün vermeyin.

    • Birileri işinize burnunu sokuyorsa, onlara açıkça bunu istemediğinizi söyleyin.

    • Kontrolün tamamen sizin elinizde olmasından kaçının. Her kararı sizin vermenizin beklenmesi özgürlüğünüzü elinizden alacaktır.

    • Beklentilerinizin her zaman karşılanamayacağını bilin ve gerektiğinde kendinizle yetinin.

    • Sırf eşinizin mutluluğu için 'seni seviyorum' demeyin. Bu, onu aldatmak demektir.

    • Kısa bir süre yalnız kalmak istiyorsanız bunu açıkça söyleyin.

    • Her şeyi eşinizle paylaşmak zorunda değilsiniz. Önemli olan onu incitmemenizdir.

    • Eşinizin ailesinden ve arkadaşlarından sevmediğiniz kişileri ona nazik bir dille söyleyin. Fakat tavrınız çok ince bir çizgi üzerinde olmalıdır. Eşinizin o kişiyle ilgili hassasiyeti çok önemlidir. İşe yararsa sizi onlarla yalnız bırakmaz.

    • Tavsiyelerle hareket etmeyin. Başka insanların tecrübesi sizi kurtarmayabilir. En doğrusunu siz biliyorsunuz.

    • Son sözü siz söylemek zorunda değilsiniz ama fikrinizin olduğu konuda etkinizi gösterin. Alınan kararda sizin de payınız olsun.

    • Prensiplerinizden ödün vermeyin.

    • Onu kıskandırmak için karakterinizin dışında davranışlar göstermeyin, çünkü eşiniz sizi, siz olduğunuz için seçti!

    alıntı
#04.08.2008 14:09 0 0 0
  • evlilik gelenekleri - dünyada evlilik gelenekleri - evlilik hazırlıkları ülkelere göre


    ARAPLAR

    Kızın karakter ve hüneri araştırılır

    Araplardaki evlilik sürecinin Anadolunun birçok yöresindeki evliliklerle ortak noktaları çoktur. Önce erkeğin annesi veya teyzesi, gidip kızı görürler. Sonra kızın karakteri ve hünerleri çevresinden araştırılır. Kızı istemek konusunda ailenin en yaşlı erkeğinden izin istenir ve ardından ailenin büyükleri kızı istemeye giderler. Birkaç ziyaretten sonra kızın ailesi de uygun görmüşse, nişan yapılır. Bundan sonra yapılacak olan iki tarafın çarşıya gidip altın kesmeleridir. Ailelerin durumuna göre, külfetin büyük çoğunluğu damada ait olmak üzere geline altınlar alınır. Nişan töreni bazen yemekli içkili, bazen sadece aileler arasında olan törenlerdir.

    Nişanlılık 6 ayı geçmez

    Nişanlılık dönemi bazı yerlerde önceden belirlenir ve altı ayı geçmez. Bazı yörelerde iki-üç yılı da bulabilir. Nişanlılık dönemi boyunca uyulan bazı gelenekler vardır. Damadın ailesi, dönem dönem gelinin ailesini ziyaret eder ve bu ziyaretlerde geline para verilir. Gelin bu paralar ve ailesinin desteğiyle çeyizini tamamlar. Bu süre boyunca hem aileler, hem gelinle damat birbirini tanıma fırsatı bulur. Çiftin anlaşıp anlaşamayacaklarına karar verilir. Bu süre zarfında bir anlaşmazlık olur ve çiftin uyum sağlayamayacaklarına karar verilirse çiftler ayrılır. Bu durumda gelinin kendisine çeyizini hazırlaması için verilen hediyeleri, altın vb. şeyleri iade etmesi adettendir.


    3 gün düğün düğün sürer

    Nişanlılık normal bir seyir izlerse, sıra düğüne gelir. Düğünlerin dini bayramların hemen öncesine rastlamamasına çalışılır. Düğün töreni yöreden yöreye farklılıklar gösterir. Ayrıca ailelerin maddi durumları da düğünün şeklini belirlemekte önemli bir faktördür. Düğünler geleneksel olarak üç gün sürer. İlk gün bütün mahalle halkı toplanır, yemekler yapılır ve eğlence başlar. Ertesi gün kına yakma günüdür. Kına töreni gelinin evinde olur. Üçüncü gün gelin, eskiden at sırtında, şimdi daha çok otomobille damadın evine getirilir. Üç gün boyunca yenilir, içilir, çalınıp, oynanır. Düğünün sonunda herkes kendi maddi durumuna göre yeni evlilere yardım eder. Verilen hediyeler düğünün sonunda yüksek sesle duyurulur.

    HİNDİSTAN

    HİNDİSTAN yeraltı zenginliği nedeniyle bir çok ülkenin sömürgesi durumuna gelmiştir. Ülkede Hindu, Hıristiyan, Müslüman gibi dini baskılar altında kalmıştır. Bu nedenledir ki çeşitli etnik grupların bir araya geldiği bu ülkede evlilik gelenekleri de diğer ülkelere göre çok farklı ve zengin oluyor. Delhi-Agra-Jaipur adlı üç kent tam bir kültür karmasındadır. Gördüğünüz her şey size ilginç gelebilir.

    Evlilikler astroloji ve din çatısı altında
    Hindistan'da evlilik daha öncede belirttiğimiz gibi farklı farklı düğün gelenekleri düzenleniyor. Bunlardan biri ise ülkede yaşayan zengin ailelerin düğünleri çok şatafatlı oluyor. Ülkede evlilikler genelde dinler çatısı altında oluyor. Kısacası evlilikte dinlerin baskısı yüksek. Bazı aileler, çocuklarını evlendirmeden önce astroloji falına baktırıyor. Hint astrolojisinde Navamsa adı verilen evlilik haritası vardır. Bu harita doğum horoskoptaki gezegenlerin güçlerini anlamada başvuru haritası görevini üstlenir. Evlenecek olan gençlerin haritaları bu yöntemle kontrol edilerek ileride çıkacak olan sorun baştan görülür. Bu duruma göre evlenmelerine karar verilir. Hindistan da evlilik öncesinde bu olay yaygın bir biçimde kullanılır. Hindistan'da evlenecek çiftlerden damat gelinin giyeceği kıyafetten sorumlu olduğu için gelinin giydiği günlük kıyafetin haricinde geline uygun olacak kıyafetleri hazırlatır. Gelin; beyaz gelinlik yerine, sarı denilen özel bir giysi giyer. Gelin evlilik törenine gelirken üzerine gündelik kıyafetler takar ve törenden sonra kocasının kendisi için hazırlattığı kıyafeti giyer.

    PAKİSTAN

    KÜLTÜREL yönden komşularından en çok etkilenen ülkelerden biriside Pakistan'dır. Siyasi ve kültürel yönden en çok Hindistan'dan ve İran'dan etkilenen Pakistan'da Türkiye'de olduğu gibi gelenekleri de bölgesel ve dinsel temalara dayanmaktadır. Ülkede, yaşam tarzı bakımından kentler ve köyler arasında uçurumlar çok yüksek. Bu uçurumların yüksek olmasıyla birlikte gelenekler arasında da bu farklılık sürmektedir.

    Böyle bir durumun olması ve komşularının da etkisi altına kalan Pakistan'da mistik bir akım oluşmuştur. Ülkenin genelinde en çok yapılan gelenek tarzlarından biri ise, damat adayının sabır haddi zorlanmaktadır. İşte bu sorgulama Pakistanın bazı bölgelerinde damat adayı kızın aile büyükleri tarafından sınavdan geçirilir. Bu sınav, aile büyüklerinin damat adayına akla gelebilecek tüm hareket ve küfürleri etmeleri, damat adayının ise tüm bunlara katlanabilecek kadar soğukkanlı olmasına bağlıdır. Sınavdan başarıyla geçen genç evlilik iznini almış demektir.

    İNGİLTERE

    Halkların kendi gelenekleri
    İngilizler yıllarca çeşitli ülkeleri kendi sömürgeleri altında bulundurdukları için, halk arasında 3 kesim varolmuştur. Kraliyet ailesi, Avam kamarası ve halk kesimi. İngilizler diğer milletlere karşı kendilerini hep üst sınıf olarak görmektedirler. İngiltere'de ayrı yeten, İskoçya, İrlanda gibi halklarında kendi geleneklerine göre evlilikleri vardır. 1995te İngilterede evlilik töreninin yalnızca kilisede veya evlendirme dairesinde gerçekleşebileceğine ilişkin yasanın değişikliğe uğramasıyla, çiftler istedikleri her mekanda evlenebilme özgürlüğü kazandılar. Gemide, evlerinde, kalelerde, otellerde, restoranlarda kısacası nikah memurunun gelmeyi kabul ettiği her mekanda evlenilebilir. Hatta su altında evlenenler bile vardır. Çiftlerin evlenebilmesi için gelin ve damadın 18 yaşını doldurmuş olmaları gerekmektedir. Ancak ebeveynlerin izni ile 16 yaşını geçince de evlenebilirler.

    İRLANDA

    Birleşik Krallıklar ülkesi İngilterede 1995'te evlilik töreninin yalnızca kilisede veya evlendirme dairesinde gerçekleşebileceğine ilişkin yasanın değişikliğe uğramasıyla, çiftler istedikleri her mekanda evlenebilme özgürlüğü kazandılar. Gemide, evlerinde, kalelerde, otellerde, restoranlarda kısacası nikah memurunun gelmeyi kabul ettiği her mekanda evlenilebilir. Hatta su altında evlenenler bile vardır. Çiftlerin evlenebilmesi için gelin ve damadın 18 yaşını doldurmuş olmaları gerekmektedir. Ancak ebeveynlerin izni ile 16 yaşını geçince de evlenebilirler.

    Dillerin farklılığı
    Hristiyanlığın Roman Katolik mezhebi dışındaki mezheplerden olanlar ( Protestanlar, Baptistler, Metodistler) ibadetlerini kendi kiliselerinde gerçekleştirmektedirler. Kuzey İrlandada ise nüfusun %65i Protestan geri kalan ise Roman Katoliktir. Gallerde bazı okullar Galce eğitim vermektedir. Galliler kültürlerine son derece bağlıdırlar ve Galceyi cennetin dili olarak adlandırmaktadırlar. Bu da Galler de yaşayan pek çok yabancı aileyi rahatsız etmektedir. Çünkü Galce bilmenin gelecekte çocuklarına pek bir getirisi olmayacağının farkındadırlar. Kuzey İrlandadaki okullarda da İrlanda dili öğretilmektedir.

    ÇİN

    Uzak doğu ülkelerinden en kalabalık nüfusa ve kültüre sahip ülkelerden biri olan Çin'de evlilik astrolojiye göre yapılmaktadır. Genellikle ülkede tarihin en eski dinlerinden olan Budizm'e inananlar çoğunluktadır. Evlenecek çiftlerden damadın ailesi astroloji uzmanına başvurarak evlenmeyi düşünenler hakkında yorum ister. Astroloji uzmanının hazırladığı horoskopu damadın ailesi uygun bulursa, çocuklarının doğum saatini ve tarihini kızın ailesine göndererek, aynı işlemi onların da yapması gerektiğini söyler.

    Çay çok değerlidir

    Gelinin ailesine verilecek hediyeler arasında çay önemli bir yer tutar. Düğünden önce damat evlilik yatağını hazırlar ve yatağın üstüne portakal, fıstık ve çeşitli meyvelerden koyar. Ailenin küçük çocukları yatağın üzerine oturtulur ve meyvelerle oynamalarına izin verilir. Yatağın üzerinde ne kadar çok çocuk olursa o kadar çok doğurganlığı olacağı sembolize edilir. Gelin düğünde kırmızı ayakkabı giyer ve kırmızı duvak örtünür.

    Ayın son 15'i uğursuz sayılır

    Nedimelik yapan bayanlar gelinin horoskopuyla uyumlu doğum yılına sahip kişilerden seçilir. Ayrıca; Ay takviminin 7. ayının son 15 gününde evlenmenin uğursuz olduğuna inanılır; çünkü o dönemde cehennemin kapısının açılıp, kayıp ruhların serbest kaldığına inanırlar.

    alıntı
#04.08.2008 14:04 0 0 0
#03.08.2008 22:10 0 0 0
#03.08.2008 22:09 0 0 0
  • Konu: Sürmeli
    Çok güzelsin...

    Allah bahtını güzel eylesin
#03.08.2008 11:43 0 0 0
  • Bu yalnız olanlara ;

    Aşk bir kelebek gibidir.
    Peşinden koştukça hep senden kaçar..
    En iyisi bırak uçsun,
    inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir...
    Aşk mutlu eder, bazen de üzer...
    ama aşk özeldir,
    aşkını hak eden birine sunarsan eğer..

    Bu sevgilisi olanlara;


    Aşkın amacı birileri için "mükemmel insan" olmak değildir.
    Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..

    Bu çapkın olanlara;


    Sevmediğin birine asla "seni seviyorum" deme..
    içinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme..
    kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme..
    sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme..
    çünkü birine verebileceğin en büyük acı,
    aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir.

    Bu evli olanlara;


    Seven insan "senin hatan" yerine "özür dilerim" diyendir.
    "neredesin" yerine "ben buradayım" diyendir..
    "nasıl yaparsın" yerine "niye yaptığını anlıyorum" diyendir..
    ve aşk "keşke" yerine daima "iyi ki" diyendir...

    Bu evlenmek için gün sayanlara;


    Bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu,
    birlikte geçirdikleri zamanın değil,
    birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır.

    Bu kalbi kırık olanlara;


    Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer..
    ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.

    Bu aşık olmaktan korkan olanlara;


    Aşka düş ama tökezleme..
    anla ama bekleme..
    paylaş ama isteme..
    Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...

    Bu sevdiğini fazla sahiplenenlere;


    Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten
    daha acı bir şey varsa,
    o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..

    Bu aşkını itiraf etmeye çekinenlere;


    Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir..
    sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir..
    ama en acısı,
    onu ne kadar sevdiğini bilmesine
    hiç fırsat vermemektir..

    Ve bu da...

    Dönmeyecek birini hala bekleyenlere;


    Hayatın en hüzünlü anı,
    deli gibi sevdiğin insanın
    buna hiç değmediğini gördüğün andır..
    ve en büyük kaybın
    onun için harcadığın yıllardır..
    Senin aşkını şu gün hak etmeyen,
    bil ki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir...
    Bırak, gitsin ...

    alıntı
#03.08.2008 11:33 0 0 0
  • Ben şimdi eksik gidiyorum sonrasına sakladığım herşeyi alıp gidiyorum, bak kötü gidiyorum.

    Gene hatırlayacaksın beni bu yüzden, ayrılığı aldım gidiyorum.
    Ben bir yarı yol gidiyorum.

    Sevgimi aldım gidiyorum bıraktım seni; sensiz gidiyorum.
    Ve sen tanrım bana bunu yapmasaydın!

    Akşam havaalanında ağlıyordum hatırlasana korkuyorum diyordum,
    verilmiş onca sözün ölümünü duyuyordum onca unutulmuşluk vardı içimde biliyordum.

    Ve döndüm ölmeye dönmüşüm beni anlıyor musun, hiçliğe dönmüşüm, çok eski bir şarkıya dönmüşüm.

    Oysa sen yeni şarkılar dinlettin bana hiç bilmediğim şarkılar onları özlüyorum.
    Soluk bir ömür şimdi, bütün bir ömür geçmek bilmiyor.
    Öfkesi karanlığı bölecek ve sabah olmayacak şakası yok bunun.

    Bana sevmeyi öğreten hiçbir şafak doğmayacak artık.
    Tanrım içimin onca durağında bıraktıklarım ve yeniden vardıklarım, onlarda hep bi köşede kaldılar hepsi burada ve sen, sen hep içimde, hep içimde sen!
    Bendeki tenhalık bundan, onların hiç ulaşamadıkları ve yalnız senin bildiğin tenhalık ürkütücü olan .

    İşte aklımın takıldığı bu son noktada çalan bütün telefonlar, ve sunulan bütün sevgilere,ilgilere, adıma verilen bütün kararlara ve gecenin düşlerine bütün kepenklerini kapatmış olan ben tekbir sevinci bekliyorum hala seni; yarın bekler miyim bilmiyorum hiç.

    Ah bana bunu yapmasaydın keşke..

    Seni tekrar görmenin geçmişe dönüşündeki soğuk bir duraksamaydı bu belki de ve onca acı anının içime çöreklenişiydi. Oysa bir fesleğen doğmuştu bir köşede çok önceden, yalnız dokununca kokan ve bembeyaz küçücük çiçekli bir fesleğen. Birisi avuçlarında ısıtmıştı onu ve son kez öpmüştü bir yaz akşamı ölümü belliydi.

    Bütün sabahlar gecenin kefenidir ya, öyle beyazdı her şey sen giderken öyle soğuk öyle sessiz ve soğuk bir ölümdü o sabah, yeniden yaratmaya çalıştım yaşanmış herhangi bir anı,

    Bir gülüş arıyordum, ya bir söz, ya bir dokunuş gecenin son nefesine yada suyunu vermek için,ikimizde de yoktu

    alıntı
#03.08.2008 11:25 0 0 0
  • "Bugün Yüreğim Buruk, Bugün Gözlerim Donuk
    Bir Acı Var İçimde, Kopkoyu Kavruk"
#03.08.2008 11:19 0 0 0
  • Konu: Sen
    Eline,emeğine sağlık can...

    Senin bu güzel çalışmalarına bayılıyorum
#02.08.2008 22:05 0 0 0
  • Şehrim üşüyor bu gece,hava tam kar havası,ufkun kırmızıya çalan teninden kar taneleri dökülüyor...

    Eskisi kadar karanlık değil gece....

    İçimde incinmişliğim....

    Yüklenip acıya dair ne varsa içimde,gecenin kıyısına çıkıyorum bu gece...
    Geçmişime bakıyorum.Yaşanmışlıklarıma ,yaşanmamaşlıklarıma ve bir türlü tamamlamayı beceremediğim,yarım kalmış kendime......

    Ne zaman içime biraz fazla baksam,yükseklik korkum depreşir....İçimdeki yarda arıyorum yarin izini....İçime düşemekten ve bir daha bulamamaktan korkarark kendimi,dalıyorum içimin karanlık dehlizlerine,yüreğimin kapısına "kendimi aramaya gittim , az sonra geleceğim"i asarak....

    Garip bir duygu gelip yerleşiyor gönlüme....Sözler ateşini körüklermiş ya ızdırabın,yazmak gelmiyor içimden bu duguyu.....

    Herşeyi ,herkesi anlarım da beni hayallerimden,umutlarımdan ve geleceğimden vuran sen olmamalısın ey yâr....
    Bunu kaldıramam....

    Anlatamadıklarımı saklıyorum gecenin koynuna

    Beni üşüten bu yokluk...
    Beni üşüten bu gece....
    Beni üşüten bu hava....


    Geceye sakladığım hüzünler bir bir çıkıp yerinden gelip yerleşiyorlar içimin boşluğuna ve mayasına hüzün katılmış gözyaşları çiziyor yanaklarımı....

    Kendi kendine hep gurbet olmuş,kendinin sılası olmayı becerememiş ben....
    Mevsim bahar.....Şehir kurtuluyor eski renginden.....


    Bir ben beceremedim içimin dağlarını yeşertmeyi...

    alıntı
#02.08.2008 20:01 0 0 0
  • O, yoksul bir taşçıydı. Her gün kayaları parçalıyordu. İşi çok ağırdı; ama çok az aylık alıyordu. Bu yüzden hayatından hiç memnun değildi. "Ben başkalarından daha çok çalışıyorum!" diye düşünüyordu.
    "Benim işim onlarınkinden ağır ve ben onlardan daha az kazanıyorum. Zengin olmak istiyorum. Biraz dinlenirim ve güzel elbiselerim olur." O anda gökten bir melek indi. Ona, "Zengin olacaksın, güzel elbiselerin olacak" dedi.
    Taşçı hemen zengin oluverdi. Artık onun da güzel elbiseleri vardı ve bir iş yapmak zorunda da değildi.

    Günün birinde kral onu sarayına davet etti. O, sarayın güzelliğine hayran oldu. Kral ondan daha zengindi. Bu yüzden üzüldü. "Ben de kral olmak istiyorum" dedi. Ardından isteği yerine getirildi ve kral oldu. Şimdi bütün gün hiç çalışmıyordu.

    Çok sıcak bir gündü. Güneş ışınlarını saçıyor, yeryüzü yanıyor mu yanıyordu. Kral kızdı; güneş ondan nasıl güçlü olurdu ki? Yaşamı yine sevmez olmuştu.
    "Güneş olmak istiyorum!" dedi. Bu kez de güneş haline çevrildi. Şimdi güneş, ışınlarını saçıyor ve dünyada her şey yanıyordu.

    Ama bir bulut geldi, dünyayla onun arasına girdi. Işınları artık dünyaya ulaşmıyordu. Güneş kızdı;
    "Bu nedir böyle? Ben buluta hiçbir şey yapamıyorum. Derhal ondan daha kuvvetli olmak istiyorum" deyince bu kez de bulut haline döndürüldü. Az sonra bulut, yağmura dönüştü. Yağmurlar toprağa, oradan nehirlere ulaştı. Nehirlerin suları çoğaldıkça çoğaldı.

    Evleri, tarlaları seller bastı. İnsanlar hayvanlar, tarlalar perişan oldu. Ama sular, kayalara hiçbir şey yapamıyordu. Bulut öfkelendi.
    "Bu kadar çok su nasıl olur da kayaları aşamaz.." Ama kayalar sulardan daha güçlüydü. Bulut bağırdı: "Kaya olmak istiyorum." Bu istediği de yerine getirildi ve kaya haline geldi. Artık güneşten ve buluttan daha güçlüydü.
    Aradan çok zaman geçmedi. Elinde balyozla bir adam çıkageldi ve ondan parçalar koparmaya başladı.

    "Aman! Bu da nesi?" dedi kaya.
    "Ben bu adamdan zayıfım"
    Sonra birden anladı kuvvetin kaynağının mutluluk olduğunu ve pişmanlıkla haykırdı:

    "İnsan olmak istiyorum!" Bu dileğini de yerine getirdi.

    Kaya insana dönüştü. Şimdi o adam yine kayalardan taşlar koparıyor. İşi ağır ve aylığı az; ama yaşamı seviyor ve mutlu...


    alıntı
#02.08.2008 19:58 0 0 0
#02.08.2008 19:53 0 0 0
  • sevgi hakkında - sevmek - sevgi yüklemekMüşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?
    Yetkili: İlk olarak KALBİM dosyasını açmanız lazım. Açtınız mı?

    Müşteri: Evet açıldı. Ancak şu anda Geçmiş_Acılar.EXE, Düşük_Güven.EXE, Haset.EXE ve Gücenme.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?

    Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak Geçmiş_Acılar.EXE'yi silecektir. Gerçi bir süre geçici hafızada kalabilir ama artık diğer programları etkilemez. SEVGİ er veya geç Düşük_Güven.EXE'yi silere Yüksek_Güven.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak siz, Haset.EXE ve Gücenme.EXE'yi mutlaka kendiniz kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ'nin yüklenmesine engel olurlar. Onları kapatabilir misiniz lütfen?

    Müşteri: Tamam kapattım, SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?

    Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece temel program. Üst sürümlerinin yüklenmesi için başka KALP'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.

    Müşteri: Haydaa... Daha şimdiden hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?

    Yetkili: Mesaj ne diyor?

    Müşteri: Hata-412! Program iç sistemde çalışmıyor! Bu ne demek?

    Yetkili: Endişelenmeyin, bu çok rastlanan bir sorun, çözümü de var. Hata mesajı, SEVGİ programının başka kalplerde çalışmaya hazır olduğunu ancak sizin kalbinizde çalışmadığını söylüyor. Biraz karmaşık bir programcılık dili oldu galiba... Sade bir dille şöyle diyor: 'Programın başkalarını sevebilmesi için önce sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektiğini' söylüyor.

    Müşteri: Peki ne yapmam gerekiyor?

    Yetkili: 'Kendimi Kabullenme' isimli dosyanın içinde bulacağınız Kendini_Affetme.DOC, Kendine_Güvenme.TXT, Değer_Bİilme.TXT Vve İyilik.DOC isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini KALBİM dosyasına kopyalayın.

    Müşteri: Tamam. Başka bir şey var mı?

    Yetkili: Şimdi çalışacaktır gerçi ama, biz ilerisi için de tedbir alalım... Sürekli_Kendini_Eleştir_Heyatı_Zehir_Et.EXE diye çok uzun isimli bir dosya vardır. Onu bütün sistemde tarayın ve gördüğünüz her dosyadan silin, sonra çöp kutunuzdan da atarak tamamen kaybolduğundan emin olun!

    Müşteri: Yaptım. Hey harika... Neler oluyor?.. KALP temiz dosyalarla doluyor. Gülümseme.MPG monitöre geldi. Sıcaklık, Barış.EXE ve Memnuniyet hepsi KALP'e yerleşiyor.

    Yetkili: Güzel, demek ki SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren her şeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan önce son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

    Müşteri: Nedir?

    Yetkili: SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonunda size tertemiz modüller olarak dönecektir... Mutluluklar...


    alıntı
#02.08.2008 19:47 0 0 0
  • Konu: Keşke
    keşke demek - keşkelerimiz - hayatımızdaki keşkelerHayatın en derin, en koyu, en durgun, en hırçın rengidir keşke.

    Zift kadar siyahtır kimi zaman kimi zaman hüzün mavisidir kimi zaman ellerimizin uzanabileceği noktadan milyonlarca uzaklıktır keşke..

    Keşke bir zaman olur en temiz sevgilerin en durgun sularında boğar insanı, bir zaman olur bütün saflıkların üstüne ateşten daha kızıl bir maske olur, bir zaman olur sigaranın dumanında hayal olur, bir zaman olur baktığın gördüğün duyduğun olur...

    Keşkeler hayatın en çok amasıdır.

    Keşkelerin olduğu cümlelerde bütün noktalama işaretlerin arasında ne çok soru işareti kullanılır ama soruların hiç bir zaman cevabını veremeyiz

    çünkü keşkeler kendimizden kaçıştır.

    çünkü keşkeler görünmek istediğimiz yüzün en zayıf halkasıdır sorulara cevabı verdiğimiz zaman kendimizi tanıyamamakdan korkar bir kristal gibi parçalanmaktan korkarız.

    Oysaki keşkesiz hayat yaşanmamışlığın çok olduğu, hiçliğin en koyu renginin yaşandığı bir hayattır.

    Kah dilden dökülür.

    Kah kalem yazar.

    En hazin sözler. KEŞKE diye başlar....

    alıntı
#02.08.2008 19:40 0 0 0
#29.07.2008 16:19 0 0 0