Çoğu kadının takılara, taşlara, mücevherlere merakı vardır. Çok değerli maddeler olan altın, yakut, pırlantanın yanında bugünlerde değersiz maddeleri bile diğerlerine taş çıkartan tasarımlarla görmeye alıştık.
Çoğu kadının takılara, taşlara, mücevherlere merakı vardır. Çok değerli maddeler olan altın, yakut, pırlantanın yanında bugünlerde değersiz maddeleri bile diğerlerine taş çıkartan tasarımlarla görmeye ve takmaya alıştık.
Bu nedenle olsa gerek ki, hangi alışveriş merkezine gidersek gidelim kocaman takı mağazaları çıkıyor karşımıza. Dahası, nelerin moda olacağına karar veren pek çok markanın mağazalarında da ayrıca takı reyonları bulunuyor.
Bu reyonlarda o çok değerli altın yakut ya da pırlantadan yapılmış takıları değil de neredeyse onlara bile taş çıkartan tasarımlarıyla gördüğümüz takıları almak için neredeyse can atıyoruz. Takılarda bu yıl başka neler mi moda? Pırlantanın kadına kattığı o her zamanki sade ve zarif hava bugünün modasında da yerini alıyor.
Sultanların ya da mitolojilerde çizilen kadın karakterlerin takılarının imitasyonlarına ise farklı bir değer veriyor takı dünyası. Ve modern boncukların ve malzemelerin yeniden yorumlanmasıyla oluşan bu mistik tarzdaki takılar da bu yılki modanın içinde yerini alıyor. Bu takıların taşları geçen sene olduğu gibi bu sene de kocaman kocaman oluyor. Sevimli bir tarz oluşturmak isteyenler için ise bunların yanı sıra komik hayvan figürleri, çizgi film kahramanları, kalp şekilleri, meyve figürleri, leopar mineli takılar, ahşap otantik takılar bu sezonun gözdeleri arasında kullanılanlardan.
Unutulmaması gerekir ki; giyimde olduğu gibi, takı modası da sürekli değişen bir akım. Yeni giysi modellerine, saç şekillerine, yılın gözde renklerine, favori geometrik şekillere göre sürekli kendini yeniliyor. Oluşturulmak istenen hava da, kullanılan taşlar gibi her sene değişiyor.
Değişen bu koleksiyonların dışında, bu yılın en yeni ve en gözde formlarını küpeler ve kolyelerde 'damlataş' formlar oluşturuyor. Bu sene pek çok ünlü marka da giyecek tasarımları yanında damlataşlarla oluşturdukları takıları sunuyor. Damla taşlı takılarda mor, mavi, kırmızı, sarı, yeşil hemen hemen tüm renkli parlak taşlar birbirinden şık aksesuarlar oluşturarak hepimizin gönlünü fethediyor.
Çocuk modası olur mu demeyin. Çocuk kıyafetleri artık yetişkin kıyafetleri kadar şık ve trendleri takip ediyor. Christian Dior 2008 yaz çocuk koleksiyonunda bebek kıyafetlerinden 12 - 13 yaşlara kadar uzanan bir koleksiyondan oluşuyor.
Kız çocukları için bu 2008 yaz modası olan flapper tarzı elbiseler, babetler, bol paça pantolonlar, leopar desenleri, fiyonklar gözlükler..
Kız çocuklarının kıyafetlerinin yetişkinlerin kıyafetlerin pek bir farkı görünmüyor.
Erkek çocukları için polo yaka t-shirtler, spor ayakkabılar, kapşonlu t-shirtler..
Yüzünüzde belirmeye başlayan derin çizgiler yaşınızı hatırlatsa da, üzülmek yerine yıllara meydan okuyabilirsiniz. Nasıl mı? O kadar çok yolu var ki, yeter ki isteyin..
Yaşınız ilerledikçe yılların izlerini silecek bir mucize aramaya başlarsınız. Fakat bu mucizeye ulaşmanın yolunun estetik ameliyatlarla olacağını düşünürsünüz. Oysa ameliyat masasına yatmadan da yılların bıraktığı izleri kolayca silebilmek mümkün.
UZUN SAÇLAR
Kadınlar yaşları ilerledikçe saç boyunu kısaltırlar; oysa uzun saç her zaman daha genç göstertir. Eğer saçlarınızı bugüne kadar kısa kullandıysanız biraz uzatın, eğer hep düz saç kullandıysanız kıvırcık yaptırın. Çünkü genç bir kadının saçları değişkendir; yaşlı bir kadının
ise durağan. Yaşlandığınızı kabul etmemek ve hep güzel görünmek istiyorsanız
saçlarınızda değişiklik yapmaktan korkmayın. Yaşınız ilerledikçe doğal olarak matlaşan saçlarınızı canlandıracak yağlardan ya da kozmetik ürünlerden yardım alabilirsiniz.
KIVRIK KİRPİKLER
Uzun ve kıvrılmış kirpikler gençliğin göstergesidir. Yaş ilerledikçe kirpikler seyrekleşmeye başlar. Bu durumla yüzleşmek istemiyorsanız takma kirpiklerin yardımına başvurabilirsiniz. Oldukça kolay olan bu yöntemle daha uzun ve kıvrımlı kirpiklere sahip olabilirsiniz. Ayrıca yeni çıkan yöntemlerle kirpiklerinizi daha sık göstermek için kirpik ekletebilir ya da kirpiklerinizin rengini kozmetik boyalar yardımıyla koyulaştırabilirsiniz.
RUJ SEÇİMİ
Ruj renginizi değiştirmekten kolay bir şey yoktur herhalde. Koyu renkli rujlar sizi yaşlı gösterir; bu nedenle daha açık tonları özellikle de pembe tonlarını dudağınızda kullanmalısınız. Koyu renkler hem dudak çizgilerinde toplanarak kötü bir görüntü yaratır hem de doğallıktan uzaklaştırır. Oysa yaş ilerledikçe daha doğal olmak tercih edilmelidir.
BÜYÜK GÜNEŞ GÖZLÜKLERİ
Büyük güneş gözlükleri her zaman güzel görünmenizi sağlar. Özellikle yaz aylarında rahatlıkla kullanabileceğiniz bu gözlükler, makyajsız olduğunuzda sizin kurtarıcınız olacaktır. Aynı zamanda güneş gözlükleri güneşin yaydığı zararlı ışınların göz çevrenize zarar vermesine de engel olur.
BRONZ BACAKLAR
Özellikle yaz aylarında bronz bacaklarınızı göstermek güzel olacaktır. Bacağınızdaki varisleri, izleri ya da çatlakları dert etmenize ise hiç gerek yok. Çünkü bronz bir bacakta bu sayılanlardan eser kalmayacaktır.
TOPUKLU AYAKKABILAR
Topuklu ayakkabı giymekten hiçbir zaman vazgeçmemelisiniz. Fakat ökçesinin çok yüksek olması gerekmez. Kısa topuklu ya da dolgu topukları da tercih edebilirsiniz. Çünkü topuklar bir kadının giydiği kıyafetin seksi durmasını sağlayan en önemli etkenlerdendir. Eğer topuklu ayakkabı giymekte zorlanıyorsanız gideceğiniz yere kadar spor bir ayakkabı giyin ve topuklu ayakkabılarınızı yanınıza alın. Son anda da değiştirmeyi unutmayın.
DAR VE KISA ETEKLER
Belirli bir yaşa geldikten sonra uzun, geniş etekler size yakışmamaya başlar. Sadece uzun değil ayrıca çok mini bir etek de olgun tabir edilen yaşlarda tercih edilen bir model değildir. Eğer yaşınızı göstermeden şık görünmek istiyorsanız her yaş grubuna hitap eden diz altında, dar etekleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kalem etek denilen modeller de sizi olduğunuzdan daha genç gösterecektir. Altına bir de topuklu ayakkabı giyerseniz etrafınızda sizden daha şık birini göremeyeceksiniz demektir.
CİLT BAKIMI
Genç yaşlardan itibaren başlayan cilt bakımı ileride oluşacak kırışıklıkların da oluşmasını geciktirir. Eğer siz bu konuda geç kaldıysanız, yeni çıkan ve yaşlılık izlerini yok etmeye yardımcı olan serumları deneyebilirsiniz. Belki kırışıklıklarınız tam olarak kaybolmaz ama en azından bir miktar azalabilir.
ELLER
Eller yaşı ele verirler. Bu nedenle ellerinize iyi bakmalı, sık sık nemlendirmelisiniz. El için kullanılan kremlerin yardımına başvurun. Bu kremler ellerin üzerindeki yaşlılık lekelerine karşı etkileyicidir. Aynı zamanda bir cilt uzmanından da lekeler için yardım alabilirsiniz.
64. çumartesi günü hasta yataginda yatarken, arkadaslarinizi davet edin ve iskambil oynayin.
65. Kilo aldiginda, yerçekimsel özürlü oldugunu bilhassa belirtin.
66. Kilo vermek istediginde, eski erkek arkadasinizin egzersiz programini ya da gida rejimini tavsiye edin.
67. Ona, kendi görsel zevkiniz için, en sevdiginiz erkek artistin egzersiz videosunu alin.
68. Yeni saç trasi oldugunda aldirmayin, farkina varmayin.
69. Yeni aldigi elbisenin yakisip yakismadigini sordugunda, gözünüzü TV`den ayirmadan yakistigini söyleyin. Daha sonra baktiginizda, "A, bunu mu giyiyordun?" diye sorun.
70. Ona, `bitirim, son kerte yakisikli` artist ve modellerin sizi hiiiç mi hiç ilgilendirmedigini, hep *onu* tercih ettiginizi gereksiz yere, durup dururken animsatin.
71. Onu, eski erkek arkadasinizla sürekli karsilastirip, "Hayatim, o saçimin daginik kalmasina hiç aldiris etmezdi" gibi bir laf edin.
72. Her yasgününde, ilk verdiginizde çok sevdigi tisörtün hep benzerlerini alin.
73. Onun yasgününde, kendi gitmek istediginiz bir etkinlige bilet alin.
74. Kutlanacak herhangi bir günde, aslinda kendinizin istedigi bir seyi hediye edin.
75. Yasgününde ne istedigini yüzde yüz bildiginiz halde, daha fazla memnun olacagina `emin` oldugunuz bambaska bir seyi alin.
76. Yasgününü unutun; sonra üstünde üzgün bakisli bir enik olan bir kart atin.
77. Yillik tatil için birlikte biriktirdiginiz parayla makyaj malzemesi alin.
78. Evi kendi zevkinize göre yeniden döseyerek ona sürpriz yapin. Baska erkeklerle olan anilarinizi canlandiracak seylerle süsleyin.
79. Taninmayacak hale gelmis esyalari bile bir gün faydasi olur diye atmayin.
80. Içine giremeseniz bile lise yillarindan kalan buluzunuzu giyin ve "öldu!" deyin.
81. Eve kedi almakta Israr edin; basaramazsaniz, evdeki bütün çiçeklere ad koyun.
82. önunla konusacaginiza kedinizle konusun.
83. Köpegi önüne gelene havlamaya ve saldirmaya basladiginda, "Egitilmesi için, artik köpegi okula gönderme zamani geldi" deyin.
84. Mirin kirin ettikten sonra kuru temizleyiciden kerhen aldiginiz elbisesini, kedinin üzerinde uyumasi için yatagin üzerine firlatin.
85. Sorulmadan, evin bütçesini dengelemek için ögütte bulunun.
86. Alisveris sirasi size geldiginde, mümkün oldugunca, donmus yiyecek alin.
87. Buz küpleri yapmaya yarar seyi buzluga susuz koyun.
88. Isten eve geldiginde, aksam yemegi için eksik malzemeyi almak üzere, en yakini iki km ötede olan sarküteriye gönderin.
89. Kirk yilin basinda, içinden geldigi için özene bezene yaptigi enfes yemegi TV seyrederek yiyin.
90. Kirk yilin basinda, içinden geldigi için özene bezene yaptigi enfes yemegin içine tuz basta olmak üzere her türlü baharati koyun.
91. Kirk yilin basinda, içinden geldigi için özene bezene yemek yaptiktan sonra, sizlanarak o gün hamburger yemek istediginizi söyleyin.
92. Kirk yilin basinda, içinden geldigi için özene bezene hazirladigi yemegi sizinle paylasma girisiminde bulunma cesaretini kirin.
93. Kirk yilin basinda, içinden geldigi için size yemek yapmak istediginde ailenizden birinin çok iyi yaptigi bir yemegi yapmasini isteyin; tattiktan sonra yüzünüzü burusturun.
94. Yemek pisirmesinin sizinki kadar iyi olmadigini söyleyin. Ancak, çok mesgul oldugunuzdan yemek pisirmeye ayiracak vaktiniz olmamis olsun.
95. çamasir yikama sirasinin ona geldigi hafta, her gün üç kez elbise degistirin. Hatta bir saat için giydiginiz buluzu, katlayip sifoniyere koymaktansa kirliye atmanin daha kolay, her dustan sonra havlunuzu degistirmenin bayagi yararli oldugunu birden farkedin.
96. Kan lekeli donlarinizi ortalikta birakin.
97. Tuvalet kagidi bitince, bilhassa bir yolculuk için bir süre kent disina gidecekseniz, ruloyu degistirmeyin.
98. Tras losyonu yerine bol bol kullanmaya bayildigi cilt temizleme losyonunuzu saklamayi ihmal etmeyin.
99. Islak havlunuzu yatagin üzerine, onun yattigi kisma firlatin.
100. Asetonla temizlenemiyorsa temizlemeye, mutfak biçagiyla düzeltilemiyorsa düzeltmeye degmez diye düsünün. 101. ö hazir olmasa bile garsona siparis vermeye hazir oldugunuzu söyleyin.
102. öna sormadan onun için de siparisi verin.
103. Kendisine ait olmayan siyasi görüsleri ona atfedin.
104. Basinizdan geçen tatli bir olayi animsatin ve anlamsiz gözlerle baktigini görünce, "öyle ya, o sen degildin" deyin.
105. Baska erkeklerle olan iliskilerinizde belirsiz olun; sürekli tahmin etmeye çalissin.
106. Yapilmasi gerekli bir seyi gelecek hafta yapacaginizi söyleyin.
107. Yapilmasi gerekli bir seyi gelecek hafta sonu yapacaginizi söyleyin.
108. Yapilmasi gerekli bir seyi `yakinda` yapacaginizi söyleyin.
erkekleri sinir etmek - erkekleri kızdırmak - erkekleri sinirlendirmek
Bilin ama yapmayın
1. Ilk önce askinizi ilan edin; onu DA kendinize asik edin; sonra bir yanlislik oldugunu söyleyip geri çekilin.
2. Ilk önce, "ömrümün sonuna dek seninim" deyip kendinize baglayin. Daha sonra "Ask, sürdügü müddetçe ebedidir" deyin. Bu, onu cin çarpmisa çevirecektir.
3. Gabriel Garcia Marquez`in Kolera Zamani Ask`ini okumasini coskuyla salik verin ve romandaki kahramanin 51 yil askini beklemesi gibi bir davranis sergilemesini ondan DA umdugunuzu ima edin.
4. Kontrolün kimde oldugunu göstermek için, onun telefonlarina ve e-posta mesajlarina - verecekseniz bile - hep geç cevap verin.
5. Telefon ettiginizde de, kendinizi odadaki kisiyle konusmayi kesmek zorunda hissetmeyin. Birakin, telefondaki erkek arkadasiniz beklesin ve konusmanizin yalnizca sizin tarafini dinlemek zorunda kalsin.
6. `Yanlislikla` özel notlarini okuyun, sonra hesap sorun.
7. Eski erkek arkadasiniza iletmeniz gereken bir mesaji yanlislikla onun telesekreterine birakin.
8. Evini ziyaret ettiginizde telefon çalarsa, suçlar bir biçimde "Hmm, bu DA Kim olabilir?" diye dudak bükün.
9. Randevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, hakli sebepten de olsa geç kaldiginda küplere binin.
10. Hatta randevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayin.
11. Sizi kentin en pahali restoranlarindan birine götürmesini saglayin; yemek gelince de yüksek sesle porsiyonlarin küçüklügünden yakinin. Ya DA kitliktan çikmis gibi yiyin.
12. Evinizin en göze çarpan kösesine eski erkek arkadasinizin çerçeveli resmini asin.
13. Yatak yapmayi, ütülemeyi, yemek pisirmeyi, temizlik yapmayi bilmemezlikten gelin.
15. Izinizi birakin: boynunun görülebilecek bir yerini Isirin.
16. O evinden bir baska yere tasinirken, münasip bir biçimde tatile çikin.
17. Bir baska erkek arkadasiniz oldugunu söylemeyi unutuvermis olun.
18. önu is yerinde ziyarete gittiginizde, amiri ya DA daha iyisi memuru ile kesisin.
19. Arkadaslarinin yaninda küçük düsürün.
20. Annesini elestirin. Ebeveynini ziyerete gittiginizde, onun hiç sevmedigi elbisenizi bilhassa giyin. En yakin akrabalarinin, kardesinin falan adini unutun.
21. Sözüm ona size hediye aldigi ütü, ekmek kizartma makinesi, mikser gibi ev esyalarini yilbasinda annesine hediye edin.
22. En sevdigi dostunu sürekli elestirin.
23. Verecegi partiden önce en ilgisiz konuda kavga çikarin ve bütün gece suratinizi asin.
25. O arabayi sürerken sürekli karisin; arabanin orasina burasina tutunun; frene basiyormus gibi yapin.
26. Siz arabayi kullanirken, kaybolsaniz bile durup yön sormayi reddedin.
27. Film seyrederken elini tutmayin.
28. Esprilerine gülmeyin.
29. Michelle Pfeiffer`I begendiginde hakarete ugramis gibi bozulun; Daniel Day-Lewis`I seyrederken kendinizden geçin, alkislayin.
30. Eski kiz arkadaslariyla dalga geçin.
32.birlikteyken onun adi hariç, kendinizinki dahil herhangi bir ad haykirin.
34. Uyumak istediginde, okumasaniz DA gece lambasini açik tutun.
35. Uyurken kol ve bacaklarinizla ahtapot gibi ona sarilin ki sabaha kadar bütün vücudu uyusmus olsun.
36. Çalar saatin sizin tarafinizda olmasinda Israr edin AMA çaldiginda, erisemeyecegini bilerek, uyumayi sürdürün.
37. Her gece, o, yataga girmenizi beklerken cilt bakiminizi son kerte yavas yapin; çantanizi bastan düzeltin; bozuk paralari etajerin üzerine büyük bir itina ile yavas yavas dizin. Sonra, yosunlu maskeyle yatin.
38.beraberliğinizi, gelecek kusaklar için görüntüleyin; daha dogal oluyor diye hazirliksizken fotografini çekin.
39. Arkadaslarinizla saatlerce telefonda konusun; sonra o sizinle konusmak istediginde yorgun oldugunuzu, TV seyretmek istediginizi söyleyin.
40. TV seyrederken, uzaktan kumanda ile kanallari durmaksizin degistirerek kivançla el maharetinizi gösterin.
41. Tam gazetesini, dergisini ya DA kitabini okumak istediginde TV`yi açip sadece hanimlara hitap Eden bir programi seyredin.
42. Ne okudugunu görmek için elinden kitabi alin ve sayfayi kaybedin.
43. O tam gazete okuyacakken, ayaginizi kucagina uzatin ve ovmasini söyleyin.
44. TV`de heyecanla maç seyrederken odaya girip kanali degistirin; "Bu belgeseli kaçiramazsin" deyin.
45. "Meyve yemek ister misin?" diye sorun ve onun kalkip getirmesini bekleyin.
46. O disari yemek almaya giderken aç olmadiginizi söyleyin. Sonra o yerken agzinizin sulari aksin; basinizi yana egip, size de vermek zorunda kalincaya kadar sessizce onu seyredin.
47. Sürekli ovulmak isteyin AMA onu ovmak için hiç orali olmayin.
48. O ilk önce ovarsa sizin de onu ovacaginiza söz verin; sonra uyuyakalin.
49. Evlilik lafi edildiginde yüzünüz kireç gibi bembeyaz olsun.
50. Ne konustugunun farkinda olmadigini söyleyin.
51. Konusurken dinlemeyin.
52. Telefonda konusurken esneyin ve o sirada uzandiginizdan rehavet çöktügünü bahane edin.
53. Gününün nasil geçtigini sorun; sözünü kesin ve kendi gününüzü anlatin.
54. Gününün nasil geçtigini sorun; sonra öbür odaya geçin.
55. Gününün nasil geçtigini sormayin.
56. Arkadaslara bir olayi tatli tatli anlatirken ortasinda sözünü kesin ve siz bitirin.
57. Onun her gün biteviye yaptigi olagan bir isi siz yaptiginizda iltifat bekleyin.
58. Sizi sevdiginizi söylediginde bos gözlerle bakin.
59. Her firsatta, "Ben demedim mi?" deyin.
60. Suratinizi asin; "Neyin var canim benim?" diye sordugunda, "Hiç!" deyin.
61. Caninizin bir seye sikildigini bildigini bildiginizi bildiginde bile hala "Hiç!" deyin.
62. Nihayet, "Neyin var canim benim?" demekten vaz geçtiginde kirilin ve artik duygulariniza eskisi kadar önem vermedigi için serzeniste bulunun.
63. çok büyük bir kavgadan sonra hiçbir sey olmamis gibi davranin ve yapmakta oldugunuz video kliple ilgili alakasiz bir soruyu sakince sorun.
Anne sütünü tanımaktan bisküvilerin yerini saptamaya kadar, bebeğinizin hatırlamayı öğrenmesi son derece karmaşık bir gelişim süreci izler. Bu süreci siz de merak ediyorsanız, bunları öğrenmeye başlayabilirsiniz.
Yenidoğan
Anne sütünün kokusunu tanır ve annesinin sesine tepki verir.
6 Haftalık
Hafızası hala gelişmemiştir. Odadan çıkınca sizi aramaz, dikkati çabuk değildir.
6 Aya Kadar
Basit bazı şeyleri hatırlamaya başlar.
6 - 8 Ay
Bazı şeyleri birleştirir. Örneğin, su sesi ona banyo yapmayı çağrıştırır. Hafızası biraz daha gelişmiştir. Annesinin önemini daha iyi anlar.
8 - 12 Ay
Bebeğiniz planlar yapmaya başlar. Örneğin, odanın bir ucunda duran oyuncağını emekleyerek alabilmeyi planlar. Bazı şeylerin yerini öğrenir ve onlardan söz edilince bulundukları yere gidebilir.
12 - 18 ay
Hafızası neredeyse tamamen gelişmiştir. Aynı anda birden çok işle bile uğraşır.
18 - 24 Ay
Bebeğinizin uzun vadeli ve kısa vadeli olmak üzere iki tip hafızası da gelişmiştir. Kelime hazinesi genişler. Hoşuna giden eylemleri adları ile tanımaya başlar.
Bayan dost
Erkekler bazen her şeyi konuşabilecekleri bir kadın isterler. Hem arkadaş hem eş olan bu ideal kadın tipiyle her şeyi konuşabilirler. Maçları birlikte izler, gerektiğinde birlikte arkadaş ziyaretine giderler.
Bayan özgür
Bu tip kadınlar erkeklerin bunaltan soruları sormaktan kaçınır. "Neredeydin, kimleydin?" gibi sözcükler onun kullandığı kelimeler arasında yoktur. Kendine ve eşine güveni tamdır. Gereksiz kıskançlıklar yapmaz ve karşısındakinden aynı davranışları bekler.
Bayan bakımlı
Erkekler güzel kadınları severler, bu nedenle her zaman kendine bakan, güzel giyimli kadınlarla birlikte olmak isterler. Böyle bir kadın onlar için çekicidir. Evde karşısına sürekli olarak eşofmanla ya da dağınık saçlarla çıkan bir kadınla beraber olmaktansa, evde bile güzel kıyafetler giyen bir kadınla birlikte olmak isterler.
Erkeklerin sevmediği kadınlar
Sakın böyle olmayın
Feminist
Özellikle aşırı feminist olan ve her söylediklerinin altında farklı bir anlam arayan kadınlar, erkeklerin hiç sevmediği tiptir.
Bağımlı
Erkekler özgür kadınları severler, sürekli olarak kendisine bağımlı olan kadınları sevmezler. Çünkü bu tip kadınların her zaman kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşünerek, onları küçümseyebilirler.
Romantik
Romantizmi çok seven kadınların hayal dünyasında yaşadığını düşünen erkekler, izlediği filmlerden ya da okuduğu kitaplardan etkilenen romantik kadınları tercih etmezler. Çünkü bu tip kadınlar sürekli olarak ilgi isterler.
Sinirli
Erkeklere karşı sürekli öfkeli olan ve her zaman tartışmaya hazırlıklı olan bu kadın tipleri, erkekleri evlerinden soğutabilir. Böyle bir kadınla yaşamak onlar için oldukça zordur.
Nazlı
Sürekli her şeye ağlayan ve istediği şey olana kadar inat eden kadınlar, erkeklerin koşarak uzaklaşmasına neden olan tiplerdir. Nazlı bir kadınla evlenen bir erkeğin, mutluluğu başka yerlerde aramasına şaşmamak gerekir.
Allah'a giden bu yolun rükunları, kalbi masivadan yani Allah'tan başka herşeyden temizlemektir. Bu yolun dört tane rüknu vardır.
1-) Bu Rükunlardan birincisi Vird (günlük ders) dir; bir günde en az beş bin defa 'Allah' lafza-i celalini kalben söylemektir.
Allahu Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Allah'ı zikretmek elbette (İbadetlerin) en büyüğüdür.' (Ankebut;45)
Allahu Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Öz akıl sahipleri onlardır ki, Allah'ı ayakta, otururken ve yanları üzerine uzanırken zikrederler.' (Al-i İmran;191)
Allahu Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Dikkat edin! Kalbler ancak Allah'ı zikretmekle huzur ve sukûnete kavuşur.' (Ra'd;28)
Hz. Peygamber (a.s.v) da bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kişiyi Allahu Teala'nın gazabından en çok koruyan amel, onun Allahu Teala'yı zikretmesidir.' (Taberani)
Zikir kalbin cilasıdır. Nitekim, İmam-ı Şa'rani (k.s) Ali el-Mersefi (k.s)'den şöyle nakletmiştir; insanın kalbinin temizlenmesi için zikirden daha üstün bir şey yoktur. Çünkü zikreden kimsenin kalbinin temizlenmesi, cila ve kalayla bakırın temizlenmesi gibidir. Başka ibadetle kalbin temizlenmesi de sabunla bir tabağı temizlemek gibidir. Kalay ve cilanın temizliği nerede? Sabunun temizliği nerede? Pasın giderilmesi sabun ile çok uzun bir zaman alır, ama kalay olursa hemen anında pas giderilir.
Muaz bin Cebel (r.a);
'Cennet ehli, sadece dünyada iken zikirsiz geçirdikleri zamana üzülürler.' Demiştir. Ve yine denilmiştir ki; insanlar susamış olarak ölürler. Allahu Teala'yı zikredenler ise, ölürken susamışlık azabını çekmezler.
Hasan-ı Basri (rh.a) şöyle demiştir;
'Zikir iki çeşittir. Bir çeşidi, oturduğu yerde Allahu Teala'nın ismini anmaktır. İkincisi, günahlar karşısında O'nu hatırlayıp kendini uzak tutmaktır. En üstün zikir bu ikinci zikirdir.'
Ebu derda (r.a)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte hz. Peygamber (a.s.v);
'Size amellerinizin en hayırlısını, Allah katında en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükselteni ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla muharebe meydanında karşılaşıp boyunlarınızı vurmanızdan ve onlarında sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?' buyurdu. Ashab-ı Kiram;
'Evet haber ver.' dediler. Hz. Peygamber (a.s.v);
'Allah'ı zikretmektir.' Buyurdu.
Bildirildiğine göre Hz. Musa (a.s) Allahu Zülcelal'e;
'Ya Rabbi! Senin sevdiklerini, sevmediklerinden nasıl ayırd edeceğim?'diye sordu. Allahu Zülcelal;
'Ey Musa! Ben sevdiklerime iki alamet bağışlarım.' buyurdu. Hz. Musa (a.s);
'Ya Rabbi! Bu alametler nedir?' deyince Allahu Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Birinci alamet olarak ona beni zikretmeyi ilham ederim de böylece göklerde ve yeryüzünde onu anarım. İkinci alamet olarak da onu haramlardan ve gazabımdan uzak tutarım ki, azabıma ve belama çarpılmasın. Buna karşılık nefret ettiğim kula da iki alamet veririm..' Hz. Musa (a.s);
'Ya Rabbi! O alametler nedir?' diye sorunca, Allahu Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Nefret ettiğim kula birinci alamet olarak beni zikretmeyi unuttururum. İkinci alamet olarak da onu nefsinin arzuları ile başbaşa bırakırım ki, haramlarıma düşerek gazabıma uğrasında azabıma ve belalarıma çarpılsın.'
Hz. Peygamber (a.s.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Herşeyi temizleyen, her kiri gideren bir şey vardır. Kalbleri tamizleyen şey de Allah'ı zikretmektir. Allah'ın azabından kurtaracak en tesirli amel zikirdir.' (Beyhaki)
Bir hadis-i Kudside Allahu Zülcelal şöyle buyurmuştur;
'Ben, kulumun hakkımdaki zannına göreyim. Kulum beni andığında, onunla beraber olurum. O beni içinden anarsa bende onu onlardan daha hayırlı bir toplum içerisinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, bende ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, bende ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse bende ona koşarak gelirim.' (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Hz. Peygamber (a.s.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Allah'ı zikreden ve zikretmeyenin farkı ölü ile diri arasındaki fark gibidir.' (Buhari, Müslim)
Hz. Peygamber (a.s.v) başka bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Size Allah'ı çok zikretmenizi emrediyorum. Peşine düşman düşen kimse, nasıl bir kaleye sığınarak ondan kurtulursa, kul da şeytandan ancak Allah'ın zikri ile kurtulur.'; (Tirmizi, Hakim)
Bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı gibi, Allahu Zülcelal'in zikri insan için herşeyden daha hayırlıdır. Dünyalık kazancımıza hiçbir zararı olmayan Allah'ın zikri ile insan daima meşgul olabilir. Boş olmadığı zaman, ticareti veya herhangi bir işi ile uğraşıyorken de kalben Allah'ın zikrini yapabilir. Yürürken diliyle salevat ve istiğfar getirebilir.
Allah'ın zikri büyük olmaz mı? Bizim onu zikretmemiz bellidir. O'nun bizi zikretmesi ise dar günlerde bize yardım etmesi, bize dünyada iken taat nasip etmesi, günahtan muhafaza olabilmemiz için kuvvet nasip etmesi ve bizim için ne kadar faydalı olan şey varsa onu bize nasip etmesidir. Kabirde de münker ve nekir melekleri bize soru sordukları zaman onların şaşıracağı biçimde başarıyla cevap vermemizdir. Haşır meydanında insanların kitapları ellerine verilirken, kitabımızın sağ elimize verilmesine, keskin bir kılıcın ağzı gibi olan sırat köprüsünden geçmemize, onun altında yanan ateşten muhafaza olmamıza ve ahirette bize sorulacak bütün sorulara Allahu Zülcelal'in yardımcı olmasıdır.
Allah'ın zikri ile bu gibi menfaatler kazanılıp, onun yardımına nail olunurken, O'nun zikrini yapmamak akibetimizin kötü olacağına alamettir. Yeryüzünde bu menfaatten daha büyük bir menfaat yoktur. Ölüm, sekerat, haşr, sırad gibi korkunç olaylar karşısında, daha dünyada iken Allahu Zülcelal'in zikrini yaptığımız zaman o bize yardımcı olacaktır.
Hülasa olarak O'nun bizi zikretmesi demek, darda kaldığımız ölüm, sekerat, haşir ve sırad gibi zamanlarda bize yardım etmesidir. Allahu Zülcelal'in yardımına kavuşmak için O'nun zikrini yapmamız lazımdır. Allahu Zülcelal kudret ve azamet sahibidir. Bunun için O'nun zikri de büyüktür. Bundan dolayı titizlikle bunun üzerinde durmamız, buna devam etmemiz ve Allah'ın zikrinden kendimizi mahrum etmememiz lazımdır.
Velhasıl Allahu Zülcelal kalbimize muttali olduğu zaman, kalbimizi çoğunlukla kendi zikri ile meşgul gördüğü zaman bize yardımcı olacaktır.
Mümin olan kimse kendilerine verilen görevleri imkanları ölçüsünde yerine getirebilmek için çaba sarfetmelidir. Onun için İbrahim Dusuki (k.s);
'Bir kimse günlük dersi olan vazifesini terkettiği zaman o gün onun üzerinde Allahu Zülcelal'in rahmeti, Hz. Peygamber (a.s.v)'in şefaatı, evliyaların himmet ve imdadı muhakkak kesilir.' demiştir.
Allahu Zülcelal kendi zatının hakkı ile ve Hz. Peygamber (a.s.v)'in hürmetine, bu çok büyük hayır olan zikrinden bizi mahrum etmesin. Kendisini zikretmemiz için bize kuvvet versin ve zikriyle kendi rızasını ve muhabbetini kazanmayı bize nasip etsin İnşaallahu Teala...
2-) Allah'a giden yolun Rükunlarından ikincisi ilmiyle amel eden eden Alim'in Rabıtasıdır;
(Geniş bilgi için Âdab kitabına bakınız)
3-) Allah'a giden yolun Rükunlarından üçüncüsü İmsaktan güneş doğuncaya kadar ki vakti zikirle değerlendirmektir;
Hz. Peygamber (a.s.v) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak Allah'ı zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa ona tam bir hac ve bir umre sevabı verilir.'(Enes bin Malik)
Nasıl ki Allahu Zülcelal bazı mekanları bazı mekanların üstüne efdal kılmıştır. Bunun yanında bazı zamanları da, bazı zamanların üstüne efdal kılmıştır. Sabah namazından zikretmekte diğer zamanların üzerine böyle efdaldir. Kişi sabah namazından sonra, gireceği güne ibadet ederek, zikirle başlarsa temiz bir nefis ile güne girecek ve selametle o günden çıkacaktır. Çünkü bu amel, zikri Allahu Zülcelal ile huzurlu olmasını sağlayacaktır. Allahu Zülcelal ile huzurlu olunca da bu onu ibadet yapmaya teşvik edecektir. Böylece hem sevap kazanacak, hem o günü ibadetle geçirecek, hem de günahtan muhafaza olacaktır.
4-) Allah'a giden yolun rükunlarından dördüncüsü Teheccüd namazıdır;
Allahu Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl. Umulur ki, Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır.' (İsra;79)
Hz. Peygamber (a.s.v) Ebu Hurayre (r.a)'ye; 'Ey Ebu Hureyre! Yaşarken, kabirdeyken ve kıyamet gününde Allah'ın rahmetini istiyorsan gece kalkarak namaz kıl. Evinin, yıldızların, ayın aydınlattığı gibi olmasını istiyorsan gece kalk ve namaz kıl.' Buyurmuştur.
Buradaki yıldızlardan maksad şudur. Nasıl insanlar gökyüzüne baktıklarında yıldızları görüyorlar, aynı şekilde melekler de yeryüzüne baktıkları zaman teheccüd namazına kalkan kimselerin evini de bir yıldız gibi parlak görmektedirler.
Hüsnü zan ümit demektir; her kimin ümidi onu itaate iletiyor ve günahlardan alıkoyuyorsa; o doğru bir ümit içindedir.
Her kimin de tembelliği ümit, ümidi tembellik, ihmalkârlık ve tefrit ise o aldanmış kimsedir.
Şayet bir adamın kendisine çok kazanç getirecek kadar ürün vermesi umulan bir arazisi bulunsa ancak o bunu nadasa bıraksa ve tohum atmasa, ekip biçmese ve bununla birlikte o tarladan, sürülen, ekilen sulanan ve bakımı yapılan bir tarla gibi verim alma hüsnü zannını beslese herkes onu insanların en aptalı sayar!
Yine cima yapmadan çocuğunun olacağı veya ilim talep etmeden ve büyük gayretle onu tahsil etmeye çalışmadan zamanının en âlimi olacağı hüsnü zannını besleyen ve kalbinde bu yönde güçlü bir ümit taşıyan kimsenin durumu da bundan farklı değildir.
İşte aynen bunun gibi... Emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durmak suretiyle Allah'a yaklaşmadan, yüksek dereceleri ve daimî nimetleri kazanma hususunda hüsnü zan besleyen ve büyük ümitler barındıran kimsenin hâli de aynen böyledir.
Nitekim Yüce Allah:
"Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda savaştılar; işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir" (Bakara, 219)
Düşün bu âyeti, nasıl da onların ümitlerinin bu ibadet ve tâatleri yapmalarına bağlı olduğunu açıkladı. Bunun gibi boş ümit besleyip aldananlardan da şöyle bahsedilebilir mi?
Allah'ın hukukunu zayi edenler, onda gevşek ve ihmalkâr davrananlar, emirlerini bir kenara atanlar, kullarına zulmedip yasaklarını küstahça çiğneyenler.
Meselenin özü şudur:
Hüsnü zan ve ümit ancak Allah'ın şeriatında, kaderinde, sevabında ve keremindeki hikmetinin gerektirdiği vesileleri yerine getirmekle olur. Kul önce bunları yapar, sonra Rabbine; kendisini bırakmaması bunları kendisine faydalı şeylere ulaştırıcı kılması, bunlara ters düşen ve etkilerini ortadan kaldıran şeylerden koruması hususunda Allah'a ümit ve hüsnü zan besler.
"Allah ve Rasulu bir işi hükme bağladığında hiç bir mü'min erkek ve hiç bir mü'min kadına o işlerinde istediklerini yapmak hakları yoktur. Kim Allah'a ve Rasulune isyan ederse şüphesiz apaçık bir sapıklıkla sapmış olur." (el-Ahzab, 33/36)
Hem Yüce Allah bu emri farz kılmanın ötesinde pek çok hikmetler ve büyük sırlar, övülmeye değer erdemler, pek büyük amaç ve maslahatlar vardır. Bunların bir kısmını şöylece sıralayabiliriz:
1- Namusu Korumak: Hicap namusları korumanın şer'i bir himayesidir. Şüphe, fitne ve fesada sebep olan hususların bertaraf edilmesidir.
2- Kalplerin temizliğini sağlaması: Hicab mü'min erkek ve hanımların kalplerinin temizliğini, takva ile mamur hale gelmesini, haram kılınan hususlara karşı gereken saygının gösterilmesini sağlar. Nitekim Yüce Allah: "Bu sizin kalbiniz için de onların kalpleri için de daha temizdir" (el-Ahzab, 33/53) buyruğu ile bunu dile getirmektedir.
3- Yüksek ahlâkî değerler: Hicap; iffet, ihtişam, haya ve kıskançlık gibi yüksek ahlâkî değerlere sahip olmayı sağlar; örtülmesi gereken yerlerini açılıp saçılmaya, aşağılık bir konuma düşmeye, fesada kapılmaya ve benzeri kötü hallerle kirlenmeye karşı onu muhafaza eder.
4- İffetli hanımların alameti olması: Hicab hür ve iffet sahibi hanımlar için iffetli, şerefli olduklarına; şüphe ve onlar hakkında kuşku duyulacak kirli hallerden uzaklıklarına dair şer'i bir alamettir:
"Bu, onların tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur" (el-Ahzab, 33/59) buyruğu bunu göstermektedir. Ayrıca hicab, kalbin temiz oluşuna, dışarıdan görünen açık bir delildir. Şüphesiz iffet kadının baş tacıdır. İffet bir yuvanın üzerinde kanat çırpacak olursa mutlaka o yuvada huzur ve sükûn olur.
Burada hatırlanması hoş bir husus ta şudur: Şair en-Numeyrî, Haccac'ın yanında kendisinin:
"Onlar takvalarından ötürü parmak uçlarını dahi örterler
Ve gece karanlığı içerisinde örtülerine bürünerek dışarı çıkarlar"
beytini okuyunca, Haccac: İşte hür müslüman kadın böyle olur, demiştir.
5- Başkalarının ümide kapılmalarını ve şeytanî vesveselerini kesip atar: Hicap türlü rahatsız edilmelere, erkek ve kadınların kalplerindeki hastalıklara karşı toplumsal bir koruyucudur. Kötü umutların ardını arkasını keser, hainâne bakışları geri çevirir, erkeğin namusuna kadının da namusuna ve mahremlerine gelebilecek rahatsız edici her bir şeyi geri çevirir. Muhsan (namuslu ve iffetli) hanımların hayasızlık yaptıkları iftirasına, onlar hakkında kötü sözler söylenmesine, şüphe ve tereddütler uyanmasına ve buna benzer şeytani bir takım vesveselere karşı koruyucudur.
Bir şair şöyle demiştir:
"Onlar hür kadınlardır; kötü bir şüpheyi gerektirecek hiç bir şeyi hatırlarından geçirmemişlerdir;
Tıpkı avlanılmaları haram olan Mekke ceylanları gibidirler."
6- Hayanın muhafaza edilmesi: "Haya" kelimesi hayat'tan alınmıştır. Hayasız hayat olmaz. Bu Yüce Allah'ın üstün ve şerefli kılmayı murad ettiği ruhlarda yerleştirdiği bir huydur. Bu huy kişiyi erdemli davranışlarda bulunmaya iter ve bayağı ve adi hareketleri defeder. Haya insanın özelliklerindendir. Fıtratın bir hasleti ve İslam'ın bir ahlakıdır. Haya imanın kollarından bir koldur. Arapların İslam tarafından da onaylanıp kendisine davet edilen övülmeye değer hasletlerindendir. Abs oğullarından olan Antere şöyle demiştir:
"Komşu hanım bana görünecek olursa, sakınırım, gözümü ona bakmaktan
Komşu olan o hanım, evine girip saklanıncaya kadar"
Hayanın etkisi ile kişi erdemlere bezenir; kişiyi kötülüklerden alıkoyan bir muhafazaya bürünür. Haya nefsi düşük ahlaki davranışlara düşmekten alıkoyup engeller.
Hicap ise hayanın korunması için etkin bir araçtır. Hicabın bırakılması ise hayanın terkedilmesidir.
7- Haya açılıp saçılmanın ve ihtilâtın müslüman toplumlarına sızmasını engeller.
8- Hicap zinaya ve herşeyi mübah gören ibâhî akıma karşı bir himayedir. Bunun sonucunda kadın her köpeğin yaladığı bir kap olmaz.
9- Kadın bir avrettir. Hicap ise bu avreti örten unsurdur. Bu da takvadan ileri gelir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Ey Adem oğulları, size avret yerlerinizi örtecek bir libas ile giyinip süsleneceğiniz bir elbise indirdik. Takva elbisesine gelince o, daha hayırlıdır." (el-A'raf, 7/26)
Abdurrahman b. Eslem -Yüce Allah'ın rahmeti üzerine olsun- bu âyetin tefsirinde şunları söylemektedir: "Allah'dan korkup da avretini örtmesi takva elbisesinin kendisidir."
Peygamber sallAllahu aleyhi vesellem'e kadar ulaşan bir hadiste şöyle dua ettiği zikredilmektedir: "Allah'ım avretlerimi ört, korkularımı güvenliğe çevir." Bu hadisi Ebu Davud ve başkaları rivayet etmiştir. O halde Allah'ım; bizim de mü'minlerin hanımlarının da avretlerini setret ört. Âmin.
10- Gayreti (namus ve iffeti, kıskanmayı) koruması: Buna dair geniş açıklamalar onuncu esasta yapılacaktır.
O gözyaşının size bir "insaf", bir "vicdan", bir "yürek", bir "feraset" ve bir "GöNüL" olarak geri döneceğini biliyor musunuz?
Ağlayın, hemen ağlayın ve akıtın gözyaşlarınızı toprağa... Yoğurun gözyaşlarınızla toprağı ve sulayın... Gözyaşlarınızla yoğrulan ve sulanan toprak filizlensin, o filizleri de sulayın... Ve o filizlerden "gül" fidanları derilsin, rengârenk "gül" fidanları...Her taraf "güllük-gülistan"lık olsun gözyaşlarınızla... Ve "gül" insanlar yetişsinler o gülistanda, işi-gücü "gül" olsun onların, "gül alsınlar gül satsınlar, gülden terazi kursunlar, gülü gül ile tartsınlar..."
Ve,
Hemen ağlayın! Aynı zamanda bir "gözyaşı" Peygamberi olan son Nebî'nin "gül" kokan, "gül" pınarlarından "gülyaşı" olarak sizin için dökülen o mübarek "gözyaşları"nın hürmetine, hemen ağlayın...
Ve,
Asla, asla "timsah gözyaşları" olmasın "göz pınarlarınız"dan gelen gözyaşlarınız...
Ve,
Ağlayınız, bazen "için için", bazen "dışın dışın", bazen "sessiz sessiz", bazen "hıçkıra hıçkıra", bazen "hüngür hüngür", bazen de "bağıra çağıra", ama yeter ki ağlayınız...
"Ağlamaktan başka elinizden bir iş" gelse de ağlayınız gelmese de... Zira ki ağlamak "başlı başına bir iş" dir, hemi de çok ama çok önemli bir iş... Kendisine "husûsî" zaman ayrılması gereken önemli bir iş...