Sana bazen öyle çok kızıyorum ki..Ama içimde kalıyor..
Sanki böyle beni sana doğru iten,
Seni bana doğru çeken bir şey var..
Bulamıyorum..
Belki de bulmak istemiyorum ,,
En azından bir süre..
Sevmenin ne demek olduğunu bilmediğim söylenemez..
Bir o kadar da sevilmenin..
Kendimi kaybetmeye çalışıyorum,
Yok olmaya , hissizleşmeye çalışıyorum,
Seni sevmemek için..
Oluyor mu olmuyor mu onun bile farkına varamıyorum,
Tam yeter dediğim zamanda karşımda bitiyorsun,
Özledim dediğim zamanlarda yok olup gidiyorsun..
Yanımdayken ne yapacağımı bilmiyorum,
Gittiğini gördüğümde,
Ne kadar alışılmış olsa da yaşadıklarımız,
Biz bunları ilk sanıyoruz..
Ben düzeltmeye çalışırken sen kısaltmak için çabalıyorsun ömrü
Yoruyorsun , ama kırmıyorsun..
Benim kadar çabalasan her şey çok daha güzel olacak biliyorum..
Biliyorum ama öğretemiyorum..
Görmeni bekliyorum,
Kafanı çeviriyorsun..
Yanındayım diyorum,
Çekip gidiyorsun..
Konuşmalısın diyorum,
SUSUYORSUN..
Biliyor musun??
Bilmiyorsun !
Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara
ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır
Bey anlatıyor...
Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı
bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili
bilgi verir ve ayrılır.
Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
"Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir."
Teknik servis elemanı sorar:
"Nasıl yapıyorsunuz?"
"Senin anlattıgın kimi."
"Hata ne?"
"Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir."
"İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?."
"Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya...
"Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim
fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt
bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:
Kaydetmek ister misiniz?
E / H
yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee..."
Temel ile Dursun sinemada film izliyor,filmin bi sahnesinde atlar yarış yapıyor dursun,temelin kulağına fısıldar sinsice hadi gel senle iddiaya girelm bu yarışı 6 numara kazanıcak temelde tamam der bencede 5 numara kazanıcak.yarış biter ve 6 numara yarışı kazanır dursun sevinç çığlıkları atar..iddaayı kazanır ama vicdanı sızlar dayanamaz akşamı temele telefon açar.
Dursun: temel bugün seyrettiğimiz film vardıya hani iddaaya girdik
Temel: evet
Dursun: ben o filmi daha önce izlemiştim 6 numaranın geliceğini biliyordum seni kandırdım kardeşim.(der)
Temel: biliyorum izlediğini ben sendende önce izlemiştim.(der)
Dursun: (şaşkınlıkla sorar) ee o halde niye bile bile kaybettin?
akustik travma nedir - akustik travma sebepleri - akustik travma ve işitme kaybıAkustik travma işitme kaybının sık görülen bir türüdür. Ekseriyetle kulağa gelen bir darbe veya patlama sonunda hava basıncı çok fazla aniden değişir. Bu da kulağın hassas kemiklerine ve mekanizmasına zarar verir. Ayrıca yüksek makine sesini ve aşırı yüksek müzik sesini uzun zaman dinlemek durumunda kalanlarda da görülür.
Belirtiler
- işitme kaybı
- Kulak çınlaması.
Teşhis
Yakındaki bir patlamadan ya da kulağa gelen bir darbeden sonra meydana gelen
işitme kaybı sık görülen bir durumdur. Kısmi sağırlığa, yüksek perdeli bir kulak
çınlaması da eşlik edebilir.
Doktorunuz bir dizi test yaparak, hangi tipte bir işitme kaybı olduğunu belirleyecektir.
Tedavi
Travmanın neden olduğu ağır işitme kaybının etkili tek tedavisi işitme aletleridir.
Bazı yöntemler de kısmi sağırlığa uyum sağlamayı kolaylaştırabilir; bunlar arasında yüz ifadesine dikkat etmek ve dudak okumak bulunmaktadır.
Önlem
Eğer yüksek sesle işyerinde çalışacağınızı biliyorsanız, özel olarak yapılmış
kulaklık kullanın. Bunlar aşağı yukarı tüm gürültüyü keser ve takan kimse diğer
kimselerle iletişim kurabilsin diye bunlara mikrofon ve alıcı yerleştirilebilir.
Stresli durumlarda saç, kaş ve kirpik yolmalar artmaktadır. Ailelerin birinci çocuklarında daha sık görülmesi, kıskançlığın hastalığın başlamasında etkili olduğunu düşündürmektedir. Yine ailesel bazı özelliklerden söz edilebilir. Aşırı mükemmelliyetçi, eleştirici annelere karşın,edilgen, duygularını belli etmeyen babalar bu hastaların ailelerinde ki sık rastlanan bulgulardandır.
Herhangi bir stresli yaşam olayından sonra başlama sık rastlanmakla birlikte, hastalığın oluşması genellikle uzun yıllar almaktadır. Çocukluk ve gençlikte genellikle ders çalışma sırasında başlayan saç çekmeler izlenir. Bunu kirpik ve kaşlar izler. Saç ya da diğer kılların koparılmasıyla bir gerginlikte kurtulma, rahatlama söz konusu olmakla birlikte, hastalar ağrı ya da acıdan bahsetmemektedirler. Kimi zaman kaşıntı duruma eşlik edebilir. Bulgular çoğunlukla kişi yalnız olduğu zamanlarda ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de bunun bir sorun olduğunun anlaşılması ve tedavi arayışları gecikmektedir. Bu davranışlara tırnak yeme, parmak emme veya sallanma gibi davranışlar eşlik etmektedir. Bunun yanısıra diğer ruhsal bozukluklar da birlikte görülebilir. Depresyonu gözardı etmemek gerekir. Sıkıntı, stres yaratacak her türlü durum saçlarınızı yolmanıza neden olabilir.
Saç, kirpik ya da kaşların yolunması bir süre sonra bu kılların geri gelmemesi sonucunu doğurmaktadır. Saçsız,kirpiksiz ya da kaşsız olmak görüntü olarak ek sorunlara yol açacağı gibi, niçin sorusuna yanıt vermek de yorucu ve streslidir. Zaman geçtikçe sorunu çözmek zorlaşır. Genellikle sorunun çözümü kuaförlerde arandığından, süre uzamaktadır. Sosyal yaşam için oldukça engelleyici ve sıkıntı verici bir durum olması nedeniyle, bu sorunla yaşamak zorunda kalanlar, tedavide gecikmiş olanlar bir çok ülkede siteler kurarak sorunlarını paylaşmakta ve çözüm aramaktadırlar. Kendinizde ya da çocuğunuzda benzer durum fark ettiğinizde hemen bir psikiyatri uzmanına başvurmak ve nedenini öğrenmek gerekir. Tedavisinde altta yatan nedenin ve eşlik eden durumların tanınması ve giderilmesi ilk iştir. Davranışçı yöntemler adı verilen tedavi yöntemi uzun sürmekle birlikte etkili olmaktadır. Ayrıca bazı antidepresan ilaçların tedavi edici etkisi bilinmektedir.
Kızdığımızda, üzüldüğümüzde, öfkelendiğimizde sadece söz olarak saçımızı yolmak etkili bir cümle olabilir. Yinede bu sözün altındaki gerçeği unutmamakta, sözde kalmayıp eyleme geçtiğinde bir hastalık olduğunu anımsamak gerekir. Bölgesel olarak saçsız kalmış bir başla, şarkılara, şiirler konu olmuş güzellik ve çekicilik simgesi kaş ve kirpiklerimizi yitirmiş bir şekilde yaşamanın hoş olmayacağı bir gerçek. Bu nedenle en baştan tedbir almakta yarar var. Hele yaşadığımız ülkede bunca saç yolduracak haber, olay ve gerçekler varken.