Allah'ın kudretinin, herşeyi sarıp kuşattığının, kontrol ettiğinin bilincinde olan müminler, bu kudret karşısında saygı dolu bir korku duyarlar Allah'ın azametinden ve ihtişamından kaynaklanan hayranlık dolu bir korkudur bu Ve bu üstün güç karşısında acizliklerini bilirler ve ayetin ifadesiyle O'nu "tekbir edebildikçe tekbir et" (İsra Suresi, 111) Yaşamlarının her anında Allah'ı düşünür, O'nu anarlar Aynı zamanda Allah'a duydukları sınırsız sevginin de doğal bir sonucudur bu Kuran, müminlerin Allah'ın şanını yücelten ve O'na karşı samimi hitaplarıyla doludur
Peki Allah müminlerin bu samimiyetine ve içtenliğine nasıl karşılık verir? Bir ayette Allah şöyle diyor:
Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım (Bakara Suresi, 152)
Kuran'da müminler anılırken, bazı özel sıfatlar ve nitelendirmeler kullanılmıştır Kuşkusuz müminlerin Allah'ın övdüğü ve razı olduğu çok fazla yönleri vardır Fakat biz burada yalnızca Kuran'da müminlerden bahsedilirken kullanılan sıfatlara yer vereceğiz
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır (Nur Suresi, 55)
Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur İşte dimdik ayakta duran din (budur) Ancak insanların çoğu bilmezler (Rum Suresi, 30)
Mümin olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir (Hucurat Suresi, 15)
Gerçekten Biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık (Sad Suresi, 46)
Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım" "Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna" (Hicr Suresi, 39-40)
Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır (Bakara Suresi, 2)
Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir (Tevbe Suresi, 128)
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız Altlarından ırmaklar akar Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler" Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye seslenilecek (Araf Suresi, 43)
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir (Zümer Suresi, 18)
Andolsun, Biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik Onlara kerim bir elçi gelmişti; "Allah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti) (Duhan Suresi, 17-18)
Mümin olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir (Hucurat Suresi, 15)
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki: ) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut" Daha çocuk iken ona hikmet verdik Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik) O, çok takva sahibi biriydi Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi (Meryem Suresi, 12-14)
(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı" "Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti" "Anneme itaati de Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı" (Meryem Suresi, 30-32)
Kitap'ta Musa'yı da zikret Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir Peygamberdi (Meryem Suresi, 51)
Kitap'ta İsmail'i de zikret Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir Peygamberdi Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı Kitap'ta İdris'i de zikret Çünkü o, doğru olan bir Peygamberdi Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik (Meryem Suresi, 54-57)
O cennet; Biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız (Meryem Suresi, 63)
İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi Kendisine, onun gerçekten Allah'a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu (Tevbe Suresi, 114)
(Allah "Ey Musa" dedi "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol" (Araf Suresi, 144)
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır (Bu,) Bir tebliğdir Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (Ahkaf Suresi, 35)
"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma" Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk O, ne güzel kuldu Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla Gerçekten Biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık Ve gerçekten onlar, Bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla Hepsi de hayırlı olanlardandır Bu, bir zikr'dir Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır (Sad Suresi, 44-49)
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir Onun adı Meryemoğlu İsa Mesih'tir O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır" (Al-i İmran Suresi, 45)
"Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir" (Yusuf Suresi, 6)
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir (Maide Suresi, 54)
Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehidler (veya şahid)lerdir Onların ecirleri ve nurları vardır İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır (Hadid Suresi, 19)
Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır (Ahzab Suresi, 6)
İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene" "Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme" Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır (Vakıa Suresi, 8-11)
"Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin" (Vakıa Suresi, 27)
Müminlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir Onlar hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir (Ahzab Suresi, 23-24)
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) Müslüman olurlar Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azap ile azaplandırır" (Fetih Suresi, 16)
Muhammed, Allah'ın elçisidir Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur: İncil'deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va'detmiştir (Fetih Suresi, 29)
(İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?" (Kalem Suresi, 28)
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır (Bu,) Bir tebliğdir Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı? (Ahkaf Suresi, 35)
Hiç şüphesiz o (Kuran), şerefli bir elçinin kesin sözüdür (Hakka Suresi, 40)
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi (Sad Suresi, 17)
Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz" (Hicr Suresi, 53)
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik (Furkan Suresi, 56)
İbrahim, ne yahudi idi, ne de Hıristiyandı: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslümandı, müşriklerden de değildi (Al-i İmran Suresi, 67)
De ki: "Allah doğru söyledi Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun O, müşriklerden değildi" (Al-i İmran Suresi, 95)
Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır (Al-i İmran Suresi, 110)
Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar En güzel sonuç muttakiler içindir" dedi Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık" (Musa: ) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi (Araf Suresi, 128-129)
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi) Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik (Araf Suresi, 137)
(Allah: ) "Ey Musa" dedi "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol" (Araf Suresi, 144)
Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı O, Allah katında vecihti (Ahzab Suresi, 69)
"Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka" (Şuara Suresi, 89)
Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti (Saffat Suresi,84)
(Kıyametin) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyardır (Hud Suresi, 105)
İman edip salih amellerde bulunanlar ise; işte onlar da, yaratılmışların en hayırlılarıdır (Beyyine Suresi, 7)
"Allah, sana Yahya'yı müjdeler O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir Peygamberdir" (Al-i İmran Suresi, 39)
Allahın insanlara yakınlığı kelimesi ile ilgili ayetler
ALLAHIN İNSANLARA YAKINLIĞI KELİMESİ İLE İLGİLİ AYETLER
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar (BAKARA SURESİ / 186)
Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır Allah, her şeyi kuşatandır (NİSA SURESİ / 126)
Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder O, latif olandır, haberdar olandır (EN'AM SURESİ / 103)
Bir de yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır (ENFAL SURESİ / 47)
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz Biz ona şahdamarından daha yakınız (KAF SURESİ / 16)
Hele can boğaza gelip dayandığında, (VAKIA SURESİ / 83)
Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz, (VAKIA SURESİ / 84)
Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz (VAKIA SURESİ / 85)
Allah'ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber verecektir Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir (MÜCADELE SURESİ / 7 )
Kuran'dan Hayatı Anlamaya Dair Ayetler Forum Acil Kuran'dan Hayatı Anlamaya Dair Ayetler Frmacil.com
Kuran'dan Hayatı Anlamaya Dair Ayetler
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkoyarlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve peygamberine itaat ederler İşte Allah bunlara rahmet edecektir Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir
Tevbe 71
Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çer çöp olur Ahirette çetin azap da vardır Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir
Hadid 20
Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler Kendi aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalpleri birbirinden ayrıdır Bu, akıl etmeyen bir topluluk olmalarındandır
Haşr 14
Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz
Haşr 21
Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar
Casiye 24
Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dost edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez
Zümer 3
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başka şeylerle korkutuyorlar Allah'ın saptırdığını doğru yola koyacak yoktur
Zümer 36
Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O'dur Pek az şükrediyorsunuz Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız Dirilten de öldüren de O'dur Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır Düşünmez misiniz?
Müminun 78, 79, 80
Onlara ayetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar De ki : "Size bundan fenasını haber vereyim mi? Allah'ın inkarcılara verdiği ateş! Ne kötü bir dönüştür
Hac 72
De ki; "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan peygamberlerinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin Allah fasık kimseleri doğru yola iletmez
Tevbe 24
Diliniz yalana alışmış olduğu için, "şu haram, bu helaldir" demeyin, zira Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz Allah'a karşı yalan uyduranlar ise, saadete şüphesiz erişemezler
Nahl 116
Onlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitab'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
Maide 104
And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah'a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz Sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir
Al-i İmran 186
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, O'ndan başka size yardım edecek kimdir? İnananlar yalnız Allah'a güvensinler
Al-i İmran 160
İnandıktan, peygamberin hak olduğuna şahadet ettikten, kendilerine belgeler geldikten sonra inkar eden bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimleri doğru yola eriştirmez
Al-i İmran 286
Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır
Bakara 214
Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenlere müjdele
Aya Çıkış Tarihi Kuran'da Yazıyor
AY'A ÇIKIŞ TARİHİ KUR'AN'DA YAZIYOR MUYDU?
Kur'an-ı Kerim'de yer alan Kamer(Ay) suresinde gelecekte Ay'a gidileceğine dair işaretler yer almaktadır Kamer kelimesinin Türkçe'deki karşılığı Ay'dır
"Ay" isimli bu sureden Kur'an'ın sonuna kadar tam 1389 ayet geçer Hicri takvimde 1389 yılı, Miladi takvime göre 1969 yılına denk gelmektedir, bu da Ay'a çıkış tarihidir (Hicri 1389=Miladi 1969)
Kısacası Ay (Kamer) suresi, insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birisi olan bu olaya önceden işaret etmektedir
Bununla birlikte Ay kelimesinin yanında kullanılan "Şakka (yarıldı)" kelimesi aynı zamanda "toprağın yarılması, kazılması" anlamlarında da kullanılmaktadır Benzer şekilde Ay'a giden Apollo 11 uzay aracı da Ay toprağından birçok parça alarak Dünya'ya dönmüştür Bu açıdan da ayrı bir paralellik bulunuyor Bunların dışında bu ayetteki bazı kelimelerin Arapça'daki matematiksel değerleri de yine Ay'a çıkış tarihini vermektedir
Gözde kasıntı, yanma veya batma, Gözde bir şey varmış hissi Aşırı sulanma, normal olmayan göz akıntısı veya kızarıklık
Görüş bulanıklığı, nesnelerin etrafında gökkuşağı veya harelenme görüntüsü
Lenslerin ilk takıldıkları zamana göre daha fazla rahatsızlık vermesi
Lensi çıkardığınız zaman rahatsızlık hissi ortadan kalkıyorsa lenste hasarlaşma, kir veya
yabancı cisim olup olmadığını kontrol etmek için yakından incelemeniz gerekir. Hasarlaşma varsa lens atılmalı ve yeni bir lens kullanılmalı, kir ve yabancı cisim varsa temizliği yapılmalıdır. Bunlara rağmen problem devam ederse derhal doktorunuza danışınız. Burada bahsedilen şikayetler herhangi bir enfeksiyon ya da daha ciddi bir durumun habercisi olabilir
Temizlik
Lenslerinize dokunmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın. Böylece lenslerinizin kirlenmesini, dolayısıyla gözlerinizin mikrop kapmasını engellemiş olursunuz. Düzenli olarak ellerin yıkanması da gözünüzü olasıenfeksiyonlardan korur. Ellerinizi yıkarken yağ, losyon ya da parfüm içermeyen bir sabun kullanınız ve pamukçuk bırakmayan bir havlu ile kurulayınız.
Lensin kontrol edilmesi
Kontakt lensler, steril kapalı blister ambalajlarda ya da cam flakonlarda sunulur. Lensinizin ambalaj paketi veya folyosunun açılmamış olmasına ve kullanım tarihinin geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Ambalaj üzerinde lensin numarası yer alır. İki gözü için farklı numarada lens kullananların uygun ambalajı açıp açmadığı konusunda emin olması gerekir. Lenslerin karışmasını önlemek için daima ayni gözden takmaya başlayın. Bazen ambalaj içinden lensi almakta zorlanabilirsiniz. Bu durumda asla cımbız veya benzeri bir alet kullanmayınız. Ambalajı kapalı halde bir iki defa salladığınızda lensinizi rahatlıkla alabilirsiniz.
Lensi kontrol etmek için işaret parmağınızın ucuna yerleştirin ve bir ışık kaynağına doğru tutun. Lensin temiz ve nemli olması gerekir. Çizik, çentik, yırtık veya çatlak bulunmamalı ve küçük parçacıklar yapışmış olmamalıdır. Lens hasar görmüş ise asla kullanmayın ve atin. Yumuşak lensler kuruduğu zaman da kullanılamaz hale gelirler. Yumuşak lensler iki tarafa da dönebildiği için doğru yönde olduğunun kontrol edilmesi gerekir. Ters olarak göze yerleştirilen bir lens fazla hareket eder, rahatsızlık meydana getirebilir ve iyi bir görme sağlamaz.
Bu kontrol iki şekilde yapılabilir. Birincisinde lensi işaret parmağınızın ucuna yerleştirip sekline bakin. Eğer kenarları bir çanak seklindeyse yönü doğru demektir. Eğer kenarları dışarı bakıyorsa yönü yanlış demektir ve tersyüz edilerek düzeltilmesi gerekir. İkinci yöntemde ise eğer varsa lensin yazısına bakılır. Yazının lens göze takıldıktan sonra karsıdan bakıldığında düzgün okunacak şekilde olması gerekir.
Lensin göze yerleştirilmesi
Ellerinizi yıkadıktan sonra kurulayınız. Elleriniz ıslak olduğunda kontakt lens ya elinize yapışır ya da kayıp düşebilir. Lensi sağ işaret parmağınızın ucuna yerleştirin. Solak olanlar ayni işlemleri sol elleriyle yapabilirler.
Ayni elinizin orta parmağını kirpiklerinize olabildiğince yaklaştırın ve alt göz kapağını aşağı çekin. Üst göz kapağınızı yukarı kaldırmak için diğer elinizin parmaklarını kullanın. İşaret parmağınızla yavaşça lensi doğrudan gözünüze yerleştirin. Bunu yapamıyorsanız gözünüzün burun tarafına bakmasını sağlayın ve diş kısımda görünen gözün beyaz kısmına lensinizi yerleştirin. Üçüncü bir alternatif olarak yukarı bakin ve altta görünen beyazlığa lensinizi yerleştirin. İkinci ve üçüncü durumlarda lensin bulunduğu tarafa bakarak gözünüzün üzerine gelmesini sağlayın.
İlk önce alt göz kapağını, sonra da üst göz kapağını serbest bırakın.Yavasça göz kirpin. Lensinizin artık ortalanmış olması gerekir. Lensleri taktıktan sonra gözlerinizi ovuşturmaktan kaçının.
Lensler gözünüzde rahat değilse veya net bir şekilde göremiyorsanız aşağıdaki durumlar söz konusu olabilir: Lens gözde ortalanmış olarak durmuyor olabilir. Lens gözün beyazına doğru kaymış olabilir. Bu durumda lensi parmağınızla hafifçe bastırarak masaj yapın ve göz kapaklarınız yardımıyla iterek tekrar yerine yerleştirin. Eğer lens gözünüzden düşmüşse ve kısa ömürlü bir lens kullanıyorsanız yenisiyle değiştirin. Uzun ömürlü bir lens ise oldukça titiz bir şekilde lens solüsyonunuz ile birkaç defa yıkayın.
Lensin üzerinde veya altında yabancı bir cisim olabilir. Bu durumda lensi çıkarıp solüsyon ile temizledikten sonra tekrar takın.
Lensiniz yırtılmış veya hasar görmüş ise tekrar gözünüze yerleştirmeyin ve atin.Bulanık görme varsa lensi yanlış göze takmış ya da ters takmış olabilirsiniz. Böyle bir durum söz konusu değilse yine de lensi gözünüzden çıkarıp temizledikten sonra tekrar takın. Hala görmeniz netleşmiyorsa ve rahat değilseniz lensinizi çıkarıp doktorunuza başvurun.
Lensin çıkartılması
Ellerinizi yıkayın ve kurulayın. Çıkarma işlemini
lensi düşürüp kaybedebileceğiniz lavabo gibi ortamlarda yapmayın.
Yumuşak lensler için:
Yukarı bakarken orta parmağınızla alt göz kapağını aşağı doğru çekin. İşaret parmağınızın ucunu lensin kenarına getirin ve gözünüzün beyaz tabakasına doğru aşağı kaydırın. Bas ve işaret parmaklarınız yardımıyla lensi hafifçe sıkarak dışarı çıkartın.
İkinci bir yöntem olarak alt göz kapağını aşağı doğru çektikten sonra burnunuza doğru bakin. Lensi gözün dışta kalan beyaz kısmına doğru çekin, bas ve işaret parmaklarınız yardımıyla hafifçe sıkarak dışarı çıkartın.
Gaz geçirgen sert lensler için:
Orta parmağınızın ucunu üst kapağınızın ortasına, yüzük parmağınızın ucunu da alt göz kapağınızın ortasına yerleştiriniz. Gözlerinizi parmaklarınızın yardımıyla mümkün olduğu kadar açıp kulaklara doğru çekerek dümdüz ileriye doğru bakiniz. Göz kapaklarınız lensin kenarlarına basınç yapacağı için lensiniz kolayca gözünüzden çıkacaktır.
- Bir elinizin bas parmağını ve işaret parmağını kullanarak lens ortaya çıkacak sakilde göz kapaklarınızı aksi yönlere doğru çekiniz. Diğer elinizle lens vantuzunu tutarak göze alttan yaklaşınız. Vantuzu, üstündeki delik lensin üzerine gelecek şekilde dikkatlice lensin yeterince yakınına yerleştiriniz. Vantuzu, hafifçe lense bastırınız, hafif eğerek geri çekiniz. Böylece lens vantuzun üzerine yapışacaktır.
- Üst ve alt göz kapakları arasına lensi sıkıştırarak dışarı çıkmasını sağlayınız. Hiçbir zaman parmağınızı gözünüzün üzerinde lensinizi aramak için gezdirmeyin. Lensinizi
çıkartmaya beslemeden önce kornea üzerinde olduğundan emin olun. Gözlerinizi ayrı ayrı kapayarak görüşünüzü kontrol edin, bir bozukluk fark ederseniz lensiniz gözünüzden düşmüş olabilir. Lensinizin her şeye rağmen gözünüzde olduğundan eminseniz çıkartılması için iyi bir yardımcıya ihtiyacınız var demektir. Hiçbir zaman yumuşak lenslerinizi çıkartmak için vantuz kullanmayın. Gaz geçirgen sert lenslerin çıkarılmasında vantuz kullanılabilir.
Yumuşak lensler gözde uzun süre kaldığı zaman hafif kuruma yaparlar ve bu şekilde çıkarıldıklarında kenarları birbirine yapışabilir. Bu durumda lensi ayırmaya çalışmayın. Lens solüsyonuyla ıslatıp biraz bekledikten sonra lens kolayca açılacaktır.
Kontakt lenslerin bazı kişiler için kozmetik faydası ve gözlük takmama rahatlığı yanı sıra optik avantajları vardır.
Yüksek dereceli kusurlarda kontakt lensler küçük çaplı ve kalınlıklı olmaları yanı sıra gözün direkt üzerinden tashih yapmaları nedeniyle çevresel kısımlardaki görme bozukluklarını azaltırlar.
Tek gözünde ameliyat veya yaralanma gibi bir nedenle lensini yitirmiş olanlara verilen gözlük camları aşırı büyütme yaptığı için hastanın kullanabilmesi zordur. Kontakt lenslerde büyütme faktörü oldukça azdır ve hasta tarafından tolere edilebilir. Böylece hasta her iki gözünü kullanabilir hale gelir.
Her iki gözünde lens olmayanlarda da daha iyi bir çevresel görme temin edilir ve görüntü bozukluğu fazla olmaz.
Gözlüklerle çok az düzelme kaydedilebilen veya görmesi hiç düzeltilemeyen keratokonuslu veya başka bir nedene bağlı düzensiz korneası olan hastalar kontakt lenslerle sıklıkla iyi bir görme elde ederler.
Kontakt lenslerin sporcular ve özel is gereksinimleri olan kişiler için de avantajları vardır.
Lenslerin Dezavantajları;
Yeni kullanmaya başlayanların belli bir adaptasyon süresi olur. Bu süre yumuşak lens kullananlarda daha az, sert lens kullananlarda daha uzundur.
Kontakt lens kullanımında temizliğe çok dikkat etmek gerekir.
Kontakt Lens kullanımı sorunu bazı göz kusurları oluşabilir.
Bazen lensin kullanılamadığı zamanlar olur ve bu zamanlarda gözlük kullanmak gerekebilir.
Kontakt lens kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken muayene:
Görme keskinliğinin değerlendirilmesi
Göz numarasının tespiti
Biyomikroskop ile göz muayenesi ve gözyaşı değerlendirmesi, Keratometri
Gerekiyorsa korneal topografi, yani korneanın kırıcılık haritasının çıkarılması
Yapılan bu değerlendirmeler ile gözün kontakt lens kullanımına uygun olup olmadığı belirlenir. Ayrıca nasıl bir kontakt lens kullanabileceğine karar verilir.
Günümüzde temel olarak iki çeşit lens vardır. Bunlar gaz geçirgen sert lensler ve yumuşak lenslerdir. Gaz geçirgen sert lenslerin kullanımının gerektiği birkaç durum dışında çoğunlukla yumuşak lensler kullanılır.
Gaz geçirgen sert lensler: Göze oksijen geçişine izin verdikleri için bu adi alırlar ve bu özellikleri nedeniyle artık kullanılmayan sert lenslere göre kornea epitel metabolizmasını daha az bozarlar. Korneanın seklini almadıkları için yüksek astigmatizma ve keratokonus gibi olgularda özellikle tercih edilirler.
Yumuşak lensler: Çok değişik tipleri vardır. Günlük kullanılan 1 gün ömürlü lensler, günlük kullanılan 1 ay ömürlü lensler, günlük kullanılan 3 ay ömürlü lensler, günlük kullanılan 1 yıl ömürlü lensler, 1 hafta kullanılan 1 hafta ömürlü lensler, 1 ay kullanılan 1 ay ömürlü lensler, bazı göz hastalıklarının tedavisi için kullanılan tedavi edici lensler, bifokal lensler ve renkli lensler gibi.
Bunların kullanımı oldukça rahattır. Gözdeki kusurun tashihi için kullanılan lenslerin çoğu renksizdir ve göze takıldığında görünümü değiştirmezler. Takıldıkları sürece kusuru giderir ve berrak bir görüntü sağlarlar. Kornea yüzeyini bozan hastalıklar sinir uçlarının dışarıda kalmasına bağlı olarak hastaya yoğun bir huzursuzluk verirler. Eski lazer uygulamalarında da kornea sinir uçları açıkta kalır ve hasta yoğun ağrı duyardı. Bu gibi durumlarda hastanın tedavisi amacıyla tedavi edici yumuşak kontakt lensler kullanılır.
Bifokal lensler, yakın ve uzak için iki ayrı gözlük kullanmak zorunda kalan kişiler için geliştirilmiştir.
Bazı söylentilere göre kontakt lensler Rönesans dönemine kadar uzanır. İlk tanımlama 1845'te İngiliz astronom John Frederick William Herschell'e aittir. İlk kontakt lensin yapımı ise 1886'da Xavier Galezowski tarafından katarakt ameliyati sonrasında yaranın iyileşmesi için yapılmıştır. Keratokonus hastaları için yapılan ilk kontakt lens ise 1888'de Fransa'da Eugene Kalt'a aittir.
Macarlar tarafından Lens dizaynıyla ilgili büyük gelişmeler yapılmıştır. Örneğin 1930larda kontakt lens için kullanılan tek madde cam iken bu tarihten sonra cama göre çok daha hafif olan pleksiglas, polimetilmetakrilat (PMMA) kullanılarak lensin sadece kornea üzerinde durabilmesine olanak tanınmıştır. 1930 larda yine bir yenilik olarak ilk rigid gaz gerçirgen lensler olan Selüloit (selüloz asetat bütirad) lensler üretilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır.
1948 de Amerikan Kevin Tuohy'in PMMA'dan yapılan Solexlens adındaki korneal lensi modern lens çağının başlangıcı olarak kabul edilmektedir. 1950'ler polimerize hidroksietilmetakrilat (HEMA) maddesinden yapılan hidrojel lenslerin (su içeren) girmesi ile çok önemli bir sürecin başlamasına sahne olmuştur. Bu ilk yumusak lens Prag'da Otto Wichterle, Daroslav Lim ve Maximillian Dreifus tarafından üretilmiştir. Bu lenslerin seri üretimine olanak tanıyan spin-cast makinesi 1966'da yine Wichterle'nin icadıdır. 1970'lerde sert lenslerde önemli bir gelişme olmuş, oksijen geçirmeyen PMMA materyalinin yerine oksijen geçirebilen rigid gaz geçirgen lensler (RGP) , CAB, Silikon akrilat ve daha sonra florokarbon materyallerden üretilmişlerdir. 1990'larin başında yumuşak lens üretim teknolojisi değişmiş ve kopyalama sisteminin girişi ile planlı aylık değişim lensleri kullanıma girmiştir. 1996 yılından itibaren de Florosilikon hidrojel kontakt lenslerin icadıyla yumuşak kontakt lenslerin oksijen geçirgenlikleri çok arttırılmış ve lensler gece aşırı kullanılabilir hale gelmişlerdir.
Gözün kırma kusurlarını düzeltmek için gözlüğe alternatif olarak üretilmiş, kornea ön yüzeyine takılan merceklere kontakt lens denir, diğer adıysa "temas camları" dır. Halk arasında "Lens" olarak tabir edilir. Kornea ön yüzeyine takılarak görme kusurlarını düzeltmek için optik amaçlı kullanılmaktadır. Kontakt lensler optik amaçlı olarak kullanılmakla beraber kozmetik ve tedavi edici amacıyla da kullanılmakta olan bir çeşit protezdir. Kontakt lensler, kornea yüzeyine yerleştirilerek gözdeki kusurların tashihi veya bazı hastalıkların tedavisi için kullanılan lenslerdir. Refraksiyon ve optikle ilgili ilkeler gözlüklere benzer şekilde kontakt lenslere de uygulanır. Bunlar, miyopi ve hipermetropi derecesine göre kornea eğriliğini bir kontakt lens yüzeyi ile değiştirerek var olan kusuru düzeltirler.
Kontak lensler göz ile direkt temas halinde olduğundan dolayı dikkatle seçilmeli ve hekim kontrolünde kullanılmalıdır.
Astigmatizmalarin çoğunlukla kornea ön yüzeyinin çarpıklığı sonucu oluşmasından dolayı ya sert kontakt lenslerin kullanılması ya da özel olarak astigmatizmaya yönelik üretilmiş yumuşak lenslerin kullanılması gerekir. Miyop veya hipermetroplar için üretilmiş ve fiyatı cazip olan yumuşak kontakt lensler en fazla -1,0 diyoptri kadar bir astigmatizmayi düzeltebilirler.
Küçük numaralarda gözlük ve kontakt lens numaraları ayni iken numara arttıkça miyopların gözlüğe göre daha küçük, hipermetropların ise daha büyük numaralı bir lens kullanmaları gerekir. Son yıllarda kontakt lens teknolojisi çok gelişmiş ve lenslerin kullanımını kolaylaştıran ve kullanım süresini uzatan yeni tasarım ve materyaller geliştirilmiştir.
Lensler Sert ve yumuşak olarak 2 kategoriye ayrılır.
"Neden İngilizce konuşurken zorlanıyorum? Sıkılıyorum? İçerde neler oluyor? Yıllarca İngilizce dersleri, kurslar, özel öğretmenlerden sonra hala iş İngilizce konuşmaya geldi mi konuşamıyorum." diye utanan, sıkılan, kendini yetersiz hisseden hatta suçlayan insan sayısı hiç de küçümsenemez. Bunun farklı nedenleri var kuşkusuz. Oldukça yaygın olduğuna inandığım bir neden, ana dilde düşünmek ve bunu öğrenilen dile çevirerek konuşma stratejisi. Yani, Türkçe veya Kürtçe düşünmek; ancak İngilizce konuşmaya çabalamak.
Bu bir alışkanlık mı? Neden böyle bir strateji izlenir? Bu kişiler yaptıklarının farkındalar mı? Bir kişinin Türkçe veya Kürtçe düşünüp ''İngilizce konuştuğunu nasıl anlarız? Bu kişilerin İngilizce düşünebilmek için ne yapmaları gerekir?
Ana dilde düşünme ve bunu, konuşulmak istenen yabancı dile çevirme stratejisini kullanan kişiler konuşmalarına başladıklarında uzun, karışık, anlamsız söz dizinleri kullanırlar. Oldukça yavaş, düşüne düşüne konuşurlar. Çoğunlukla sözcük ve cümle aralarında "aa..ıııııh..." gibi boşluk doldurucular kullanırlar, Çünkü bir yandan konuşurken diğer yandan ne diyeceğini düşünür ve orada kullanacağı sözcük veya kalıbın İngilizce nasıl söyleneceğini bulmaya çalışırlar. Sürekli "İngilizce olarak bu nasıl söylenir? Şu sözcük ne demektir?" diye düşünmektedirler.
Bu durumda zihin çok işlem yapmaktadır. Bu nedenle hem düşünceye odaklanamaz, hem de çeviri yaptığı diller -Türkçe veya Kürtçe ''den İngilizce''ye- birbirinden yapısal anlamda çok farklı olduğu için gramer olarak yanlış, hatta zaman zaman gülünç ifadeler ortaya çıkabilir. Çok bilinen klişe bir örnek vardır bununla ilgili. "Morning moming where are you going?" Bu kişiyle İngilizce iletişim kurabilmek oldukça sıkıcı olduğu gibi başarısızlıkla sonuçlanır.
Konuşan kişi kendini yeterince ifade edemediği için ana dilinde konuşmayı yeni sökmeye başladığı yıllardakine benzer bir ruh hali yaşar. İngilizce konuşulan ortamlarda yetersizlik duygusuna kapılabilir. Bu durum bir iç çelişki yaratır. Anadil deneyimleriyle donanmış nöronlar durmadan düşünce üretirken, bunun dışa vurumu tam olarak gerçekleşemez.
Yani kendimizi dış dünyada tam olarak gerçekleştiremeyiz veya temsil edemeyiz. Bu kişilere "İngilizce düşünün."dediğiniz zaman bunu nasıl yapacaklarını bilemezler. "Nasıl yani ???." diye sormadan edemezler.
Niye İngilizce düşünmeli?
Çünkü, düşünme ve konuşma aynı sistemin parçalandır. Bir bütünün parçaları arasında uyum olmazsa, sistemde problem yaşanır. Yani düşünme dili ile konuşma dili aynı olmalıdır. Böylece konuşma hızlanacak ve anlam bütünlüğünü bozacak hatalar yapılmayacaktır.
Farkında Olmadan Öğrenme [unconscious learning]
Yapılan bir araştırmaya göre; "Öğrenmenin yüzde 20''si bilinçli bir şekilde okul, kitap, öğretmen yoluyla gerçekleşirken, yüzde 80''i farkında olmadan yapılan bilinçdışı kayıtlar ile gerçekleşir." Ana dilimizi de bu şekilde öğreniriz. Beynimiz, biz farkında olmadan ana dilimizi, konuştuğumuz ortamda milyonlarca işitsel ve görsel veriyi kaydeder. İnsan sesleri ve onlar ile ilintili renk, koku, duyguların hepsi birlikte biz farkında olmadan kaydedilmektedir. Beyin bu veriler üzerinde "aynı"," farklı", "...öyleyse' mantığını kullanarak duyduğu seslerden oluşan sistemi, yani dilin şifresini çözer. Bir süre sonra öncelikle bize söylenenleri anlamaya, sonra da konuşmaya başlarız.
Yeni bir dil öğrenmeye başladığımızda belleğimizde bu dil ile ilgili yeni bir klasör açılır. Bunu bir bölgede yer kaplayan alana benzetelim. Bölge belleğimiz olsun. Bu bölgede elbette ki anadil alanımız daha büyük yer kaplamaktadır. Sonradan öğrendiğimiz dilin kapladığı alan daha küçüktür. Düşünmek için düğmeye bastığımızı varsayarsak daha büyük olan alan daha baskın olur. Böylece düşünme anadilde gerçekleşir. Bir iletişim ortamında bize İngilizce olarak söyleneni anlarız. Ona cevap vermek için, zihnimizde anadilde düşünürüz. Sonra bu düşündüğümüzü tekrar İngilizce'ye çevirmeye kalkarız.
NELER YAPILABİLİR?
Ana dilini konuşan insanlar ile sonradan öğrenilen dili konuşanlar arasındaki en önemli farklardan birisi şudur: Ana dilini konuşan insanın kendisini ifade edebilmek,için çok seçeneği vardır. Yüzlerce farklı biçimde kalıp kullanabilir. Seçenek zenginliğine sahiptir. Sonradan öğrenilen dil kullanılırken ise öğrenilmiş kalıpların dışına çıkılamaz. Dolayısıyla seçenekler, zengin değildir. Bu nedenle gerek sözel, gerekse yazılı ifade becerisinde kişi sınırlı düzeyde kalır.
Tekrar "alan" metaforuna dönersek, öğrenilmiş dilin bellekte kapladığı alanın sınırlarını ne kadar genişletirsek, o dilde düşünmek o kadar mümkün olur.
Yani "farkında olmadan öğrenme" süreci zenginleştirilmelidir.
Bunun için neler yapılabilir?
Öğrenilen dilin konuşulduğu ülkede bulunun.
Bir dili öğrenirken o dilin konuşulduğu ortamda olmak çok önemli. Öncelikle anadilimizi nasıl öğrendiğimizi hatırlayalım. Beynimiz biyolojik olarak dil öğrenmeye programlanmıştır. Doğal olarak, verilen kalıplan algılama ve bunları ayrıştırarak depolama, anlamlandırma yetisine sahiptir.
İşte bu nedenledir ki, biz ana dilimizi öğrenirken hiçbir özel çaba sarf etmedik. "Bilinçli öğrenme" süreci olmadan, hiçbir endişe ve kaygı duymaksızın dinledik tüm söylenenleri. Böylece anadilimizi edindik..
İkinci dilin bellekte kapladığı alanı genişletebilmenin yollarından birisi, öğrenilen dilin konuşulduğu ülkeye gitmek, orada bir süre yaşamaktır. Sokakta, alışverişte, otobüste her yerde İngilizce konuşulan bir ortamda bulunun. Ben İngilizce dilinin konuşulduğu bir ülkeye, İngiltere''ye, ilk gittiğimde ilk şaşkınlığımı havaalanında yaşamıştım. İki temizlik görevlisi kendi aralarında konuşuyorlardı.. Açıkçası bu durum beni şok etmişti. Bizim yıllar süren çalışmanın sonunda gelemediğimiz düzeyde bir İngilizce''yi büyük bir doğallıkla konuşuyorlardı ! Bu nedenle, İngilizce öğrenmek isteyenlere önerim, İngilizce konuşulan bir ülkede kısa veya uzun bir süre kalmaları olacaktır.
İngilizce TV, film izleyin
Dinlerken mümkünse kulaklık kullanın. Böylece beyniniz, işitsel dikkatiniz dağılmadan doğrudan kayıt yapabilir. Bu sırada filmi anlamayabilirsiniz. Hiç önemli değil. Unutmayın, beyin doğal olarak dil kalıplarını bir süre sonra ayrıştırma, benzetme becerisine sahiptir. Siz dinlemeye devam edin. Bir süre sonra hiç anlamadığınız uzun bloklar halindeki söz dizinleri kendiliğinden, anlayabildiğiniz daha küçük parçalara ayrılacaktır. Film izlerken hoşlandığınız dil kalıplarını yazacağınız bir defteriniz olsun. Bunları not alın ve filmde duyduğunuz tonlamayla tekrarlayın. Bunları yeri geldikçe kullanmaya özen gösterin. Aynı filmi birden çok kez izleyin.
Filmin sesini kısın. Kişilerin ne söylediklerini hatırlamaya çalışın, seslerini zihninizde canlandırın. Filmdeki kişilerin ne dediği kadar nasıl söylediği de çok önemlidir. Bu nedenle kişilerin beden dillerine, mimiklerine, tonlamalarına, özellikle dudak hareketlerine dikkat edin. Yeni öğrendiğiniz dil kalıplarını onlar gibi konuşarak yüksek sesle prova edin, tekrarlayın. Kendi kendinize konuşun. Mümkünse kendi sesinizi kaydedin.
Dinleyin. Filmdeki ile kıyaslayın. Mükemmelliği yakalayana kadar devam edin. Film ekranını görmeyecek şekilde oturun. Sadece sesleri dinleyin. Seslerden hangi sahne olduğunu zihninizde canlandırmaya çalışın. Çıkaramadığınız durumlarda ekrana bakabilirsiniz. Tüm bu alıştırmalar keyifle tek başına yapabileceğiniz alıştırmalardır.
İngilizce Şarkılar Öğrenin
Şarkı sözlerinin anlamlarını araştırın, öğrenin. Şarkı sözlerini yazın. Ezberleyin. Birlikte söyleyin. Söylerken anlamını düşünün. Ne kadar çok şarkı öğrenirseniz dil alanınızın sınırlarını o kadar geliştirirsiniz. Özellikle sağ beyin işlevi olan ritim/müzik zekası ve ritim hafızası, sol beyin işlevi olan sözel zeka ve hafıza ile birlikte tetiklendiğinde öğrenme çok uzun dönemli olarak gerçekleşir. Bu anlamda, şarkılar ile dil becerinizi geliştirmek sizin için hem çok zevkli, hem de beyin uyumlu bir tekniktir. Sonuç ise mükemmeldir.
İngilizce Konuşabileceğiniz Ve Duyabileceğiniz Ortamlarda Bulunun
Okuyun
İngilizce kitap, dergi, gazete, broşür ne bulursanız okuyun. Yanınızda tıpkı film seyrederken olduğu gibi küçük bir cep defteriniz olsun. Beğendiğiniz ve kullanabilmeyi istediğiniz dil kalıplarını, sözcükleri içinde bulunduğu cümle ile birlikte defterinize yazın ve tekrarlayın. Bir kalıp veya sözcüğün sizin olması demek, onu uzun dönemli hafızaya atmış olmanız demektir. Bellek ile ilgili araştırmalar, yeni bir bilginin uzun dönemli belleğe yerleşebilmesi için en az 7 kez tekrar edilmesini gerektiğini belirtir.
Sözlük Kullanmayı Öğrenin
Mutlaka İngilizce''den-İngilizce''ye sözlük kullanın. "Nasıl olacak?" dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü bu, benim çok sık karşılaştığım bir sorudur. Öncelikle seviyenize uygun bir sözlük alın. Evde bulunan herhangi bir sözlük işe yaramayabilir. Sözlük, dil seviyenizin çok üzerinde olursa bir sözcüğün çok farklı anlamlan ile karşılaşabilirsiniz. Hatta açıklamasını anlamak için tekrar sözlüğe gerek duyarsınız. ''Bu nedenle pek çok kişi, İngilizce karşılıklı sözlüğe bakmaktan nefret eder. Çünkü anlamaz. Oysa seviyeye uygun sözlük alınırsa bu durum oltadan kalkar.
Sözcüklerin yanında parantez içinde phonetic transcription (ses alfabesi) vardır. Bu bilgi, genelde sôzlük1erin ön sayfasında açıklamalı olarak verilir. Bunu iyi kullanırsanız, öğrendiğiniz yeni sözcüğün nasıl telaffuz edildiğine de vakıf olursunuz. İngilizce, yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığı gibi vurgulaması da ana dilimizden farklıdır. Yanlış vurgu, sözcüğün anlamını değiştirebilir. Bir kelimenin anlamına bakarken, vurgunun hangi hece üzerinde olduğuna dikkat edin. Örneğin çok temel sözcükler olduğu halde hala bazı sözcükler vurgu hatası yüzünden çok yanlış söylenmektedir. Bear-beer hatası oldukça yaygındır. Denemek için isterseniz bir sözlüğe bakın. Bakalım siz vurguyu doğru kullananlardan mısınız?
Kelimenin tekil, çoğul hali, yapım ve çekim ekleri, hangi sözcük öbeğiyle kullanıldığı gibi çok değerli bilgileri de sözlükte bir bakışta görebilirsiniz. Sözcüğün İngilizce açıklamasıyla birlikte örnek cümle verilmesi, öğrenen kişinin yazının başında vermiş olduğum bölge-alan metaforunda sözü edilen İngilizce alanını genişletecektir.
OLUMSUZ İNANÇ VE DİL KALIPLARI
Olumsuz inanç ve sınırlayıcı dil kalıpları da İngilizce konuşmanın önündeki bir diğer engeldir. Geçmişte yaşanmış olumsuz bir deneyim, arkadaşların yapılan hataya gülmesi, öğretmenin hata yapıldığı zaman kızması, sabırsızlık göstermesi, hatanın düzeltilme biçimi, anne babanın "Bu kadar para verip özel okula gönderiyoruz, hala konuşamıyorsun." şeklinde konuşması gibi farkında olmadan yapılan kimi hatalar, bazı kişilerde yetersizlik duygusu ve kendine güvenin yitirilmesine yol açar.
Kağıt üzerinde İngilizce bilgisi yeterli olmasına rağmen konuşma güçlüğü çeken kişi sayısı çoktur. Bu durum, bir tür sahne fobisine benzer. Bu kişiler İngilizce konuşmak için ağızlarını açtıkları zaman herkesin kendilerini dinlediği, hatalarını bulacakları, gülünç duruma düşecekleri korkusunu yaşarlar. Ağızları kurur, zihinleri dağılır, kalp atışları hızlanır, ve İngilizce konuşmak çok sıkıntı veren, bunaltıcı bir deneyim olur. Bu tür korkulan aşmak için hataya bakış açısını değiştirmek gerekir.
"Hata yapmak , öğrenme sürecinin doğal sonucudur." İlkesini kabul edersek, hatalar bizi geliştirir. Bu durumda "Hatalar" rehber görevi üstlenir. Bizi yönlendirir. Hangi "alanda" hata yapılıyorsa "o" alan güçlendirilecek "öncelikli alandır".
Bu arada, beyin tesadüfi hatalar yapar. Bu çok doğaldır. Bunları bir süre sonra kendi kendine düzeltir. Doğru kayıtları aldıkça, yanlışları ayıklar. Siz beyne doğru kayıtlar vermeye devam edin.
Normal koşullarda (yani, devrik yapı vs. bulunmayan durumlarda) en basit şekli ile cümle iki unsurdan oluşur:
Özne + Yüklem
(Subject) + (Verb)
Türkçe'de özne çoğu zaman yüklemin sonuna bir "kişi eki" olarak eklenebildiği için açıkça kullanılmasına gerek kalmayabilir.
- (Ben) geldim.
- (Sen) nasılsın ?
İngilizce'de böyle birşey - çok sınırlı da olsa bazı konuşma durumları dışında - söz konusu olamaz.
* (I) came.
* How are (you) ?
Çoğu zaman basit cümlede bir de nesne bulunur.
1.1. Subject + Verb
Türkçe bir basit cümlede şu yapı her zaman için geçerlidir.
1 2
ÖZNE + YÜKLEM
Mehmet öğretti.
İngilizce bir basit cümlede de, nesne bulunmadığı durumlarda, bir farklılık görülmez.
1 2
SUBJECT + VERB
Mehmet taught.
1.2. Subject + verb + object
Türkçe bir cümleye nesne eklendiği zaman, sıralama şöyle olur:
1 2 3
ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Mehmet oğluna öğretti.
İngilizce bir cümleye nesne eklendiği zaman, Türkçe cümle yapı ile arasındaki ilk temel fark ortaya çıkar.
1 3 2
SUBJECT + VERB + OBJECT
Mehmet taught his son.
2. BASİT CÜMLELERİN ÇEVİRİSİ
2.1. Subject + verb
Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları sadece özne ve yüklem söz konusu olduğunda bir farklılık göstermediği için, çeviri konusunda yapı açısından bir sorun çıkmamaktadır.
1 2
ÖZNE + YÜKLEM
Mehmet geldi.
Mehmet came./has come.
SUBJECT + VERB
1 2
2.2. Subject + verb + object
Nesne söz konusu olduğunda Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları birbirinden farklı olduğu için, çeviri işlemi sırasında da cümleyi oluşturan unsurların dizilişinde değişiklik yapmak gerekecektir.
1 2 3
ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Mehmet eve geldi.
Mehmet came home.
SUBJECT + VERB + OBJECT
1 3 2
Bu cümlelere yer, zaman ve durum belirten kelime ve yapıların da eklenmesi durumunda her iki dil arasındaki yapısal farklılıklar iyice belirginleşecektir.
Basit cümlelerin yapısı konusu çeviri açısından - kolay göründüğü için - önemsenmeyebilir. Ancak,
SVO (İngilizce
SOV (Türkçe)
yapısının, karmaşık cümlelerin çevirisini yaparken sürekli gözönünde tutulması gerekecektir. Bu konu ileri konularda ayrıntılı olarak ele alınmakta.
ZAMAN KAVRAMI
1. GiRiŞ
Bu ve bunu izleyen ana başlık altında İngilizce'de yer alan bütün zamanlar (= tense) ve yardımcı yüklemler (= modal verbs) iki ayrı başlık altında ele alınmaktadır. Zamanlar "Present", "Past", ve "Future" sırası ile, yardımcı yüklemler ise alfabe sıralamasında ele alınmaktadır. Önemli çeviri özellikleri, her zaman olduğu gibi, kutu içinde verilmektedir.
2. "Present" : Geniş zaman / Şimdiki zaman
2.1. Simple Present Tense
a) Her zaman olan/olabilecek olaylar için kullanılır.
- The earth rotates around the sun.
Dünya güneşin çevresinde döner.
b) Bir olayı naklederken, özellikle hikaye dilinde kullanılır.
- Rosencrantz flips a coin.
Rosencrantz yazı tura için para atar.
c) Her zaman olan, olabilecek ve bir sıkl??a sahip olayların anlatımında kullanılır.
- I always/sometimes/rarely brush my teeth.
Dişlerimi her zaman/bazan/nadiren fırçalarım.
Simple Present'ın bu kullanımları (A-C) Türkçe'ye aktarılırken "yüklem + -Er/-Ir" yapısı kullanılır.
d) Geleceğe ait kesin bir olaydan söz ederken kullanılır.
- We set off after lunch.
Öğle yemeğinin ardından yola çıkıyoruz.
e) Normalde "yüklem + -ing" yapısı ile kullanılmayan bazı yüklemlerle birlikte kullanılır. Bu yüklemlerin başlıcaları:
· feel yüklemi "fikir sahibi olmak" (- I feel he is right) anlamında "-ing" almaz; "hissetmek" anlamı (- How are you feeling today?) taşıdığında "-ing" alır.
· have yüklemi "sahip olmak" (- She has three children.) anlamında "-ing" almaz"; "..almak / yemek" anlamı (- They are having lunch.) taşıdığında "-ing" alır.
· hear yüklemi alışılmadık durum belirttiğinde (- I'm hearing things. / Gaipten sesler duyuyorum.) "-ing" ile kullanılabilir.
· see yüklemi alışılmadık durum belirttiğinde (- I'm seeing double) "-ing" ile kullanılabilir.
· smell yüklemi "koku salmak" (- It smells nice.) anlamında "-ing" almaz; "koklamak" anlamı (-She is smelling the flowers.) taşıdığında "-ing" ile alır.
· taste yüklemi "tadı olmak" (- It tastes nice.) anlamında "-ing" almaz; "tatmak" anlamı (- Why are you tasting the soup?) taşıdığında "-ing" alır.
· think yüklemi "fikir sahibi olmak" (- I think he is right.) anlamında "-ing" almaz; "düşünmek" anlamı (- What are you thinking ?) taşıdığında "-ing" alır.
Simple Present'ın bu kullanımları (D-E) Türkçe'ye aktarılırken "yüklem + - Er/-Ir" ya da çoğu kez "yüklem + - Iyor" yapısı kullanılır.
f) Emir vermek için kullanılır.
- Stop !
Dur !
2.2. Present Continuous Tense
a) Şu anda gerçekleşmekte olan olaylar için kullanılır.
- You are reading a sentence.
Bir cümle okuyorsun/okumaktasın.
b) Şu aralar olmakta olan olaylar için kullanılır.
- I am reading a wonderful novel.
Şahane bir kitap okuyorum/okumaktayım.
c) Geleceğe yönelik kesin planlarda kullanılır.
- What are you doing tomorrow ?
Yarın ne yapıyorsun ?
d) Konuşmacıyı tedirgin eden ve sık tekrarlanan bir olay için "always" ile birlikte kullanılır.
- She is always complaining about my dog.
Sürekli / Hep / Durmadan köpeğimden şikayet ediyor.
Present Continuous'un bu kullanımları (A-D) Türkçe'ye "yüklem + -Iyor/-mEktE" kullanılarak aktarılır.
2.3. Present Perfect Tense
a) Az önce tamamlanan bir olay için, genelde "just" ile kullanılır.
- I have just drunk a cup of tea.
Az önce/Daha şimdi bir fincan çay içtim.
b) Yapılmış ama zamanı belli olmayan eylemler için, ya da zaman belli olsa da eylemin kendisi kadar önemli olmadığı durumlarda kullanılır.
- Peter has been to the States twice.
Peter Amerika'da iki kez bulundu./Birleşik Devletler'e iki kez gitti.
c) Geçmişte yapılmış, şu anda ya da gelecekte yapılabilme olasılığı var olan olaylar için kullanılır.
- He has won 3 Oscars.
3 Oscar kazandı.
d) Sınırları kesin belirtilmeyen bir zamanı belirtmekte olan bir terim ile birlikte [1], ya da, olayın geçtiği zaman diliminin henüz sona ermediği durumlarda [2] kullanılır.
- The population has risen dramatically lately. [1]
Nüfus son zamanlarda önemli ölçüde arttı/artmıştır.
Present Perfect'in bu kullanımları (A-D) Türkçe'ye "yüklem + -DI", çeviri metni resmi bir dil taşıdığında da "yüklem + - mIştIr" yapısı ile aktarılır.
- They haven't had a holiday this year. [2]
Bu sene tatil yapmadılar.
e) "be" yüklemi ile birlikte, nitelik, yer, vs. belirten yapıların oluşturulmasında kullanılır.
- I have been a teacher for 7 years.
Yedi senedir öğretmenim/öğretmenlik yapmaktayım/yapıyorum.
Bu kullanım (E) Türkçe'ye "yüklem + -DIr" yapısı ile aktarılırsa da -DIr takısı genelde düşer.
2.4. Present Perfect Continuous Tense
a) Present Perfect'ten farklı olarak, daha süreli bir eylemi kapsar.
- I have been writing since ten this morning.
Bu sabah ondan beri yazıyorum/yazmaktayım.
b) Kimi zaman, olayın kendisi bitmiş olsa bile etkisi sürmektedir.
- You look terrible. Have you been fighting ?
Berbat görünüyorsun. Kavga mı ettin ?
Present Perfect Continuous Türkçe'ye, eylem sonuçlanmamış ise (A) "yüklem + -Iyor/-mEktE", eylem sonuçlanmış ise (B) "yüklem + -DI" ile aktarılır.
3. Past : Geçmiş zaman
3.1. Simple Past Tense
a) Geçmişte belirli bir zamanda bitmiş bir olay için kullanılır. Bu kullanımın Present Perfect'ten farkı olayın geçtiği zamanın ve ayrıntıların önem kazanmasıdır.
- He left a minute ago.
Bir dakika önce çıktı.
- Where did the accident happen ?
Kaza nerede oldu ?
Simple Past'ın bu kullanımı (A) Türkçe'ye "yüklem + -DI", daha resmi yapılarda ise "yüklem + mIştIr" kullanılarak aktarılır.
b) Geçmişe ait bir alışkanlık için "always", "never", vs. ile kullanılır.
- He always wore a hat.
Sürekli/Hep şapka giyerdi.
Simple Past'ın bu kulanımı (B) Türkçe'ye "yüklem + -I/ErdI" kullanılarak aktarılır.
3.2. Past Perfect Tense
a) Geçmişe ait iki olayın bulunduğu bir durumda ve bu iki olaydan birinin diğerinden önce olması halinde, önce olan olay için "Past Perfect", sonra olan olay için de "Simple Past" kullanılır.
- When the police arrived, the burglad had escaped.
Polis geldiğinde hırsız kaçmıştı.
b) "Past Perfect" temelde "Present Perfect'in past halidir.
- He had won 3 Oscars.
3 Oscar kazanmıştı.
Past Perfect Türkçe'ye "yüklem + -mIştI" ile, ya da, pek sık olmasa da, "yüklem + - DıydI" ile aktarılır.
3.3. Past Perfect Continuous Tense
"Present Perfect Continuous" yapının past halidir.
- I had been writing since 10 this morning.
O sabah 10'dan beri yazmaktaydım.
- You looked terrible. Had you been fighting ?
Berbat görünüyordun. Kavga mı etmiştin ?
Past Perfect Continuous Türkçe'ye " yüklem + - Iyordu / -mEktEydI / -mIştI kullanılarak aktarılabilir.
3.4. Past Continuous Tense
a) Geçmişte bir süre devam etmiş olan olayların aktarımında kullanılır.
- She was earning quite a lot of money.
Oldukça çok para kazanıyordu / kazanmaktaydı.
b) Devam etmekte iken ani ve daha kısa bir eylemle karşılaşan ya da o eylem tarafından kesintiye uğratılan bir eylem için kullanılır.
- When she heard the explosion she was having bath.
Patlamayı duyduğunda banyo yapıyordu.
Past Continuous Türkçe'ye "yüklem + -Iyordu / -mEktEydI" ile aktarılır.
3.5. "Infinitive" yapılarda past
"Infinitive" (to + yüklem) İngilizce'de "to have + V3" ile past hali alır.
- He is believed to have a big fortune. PRESENT
İnanışa göre büyük bir serveti var.
- He is believed to have lived in misery. PAST
İnanışa göre sefalet içinde yaşadı / yaşamış.
3.6. "Gerund" yapılarda past
"Gerund" (yüklem + - ing) yapısı "having + V3" kullanılarak past yapılabilir.
- Having completed the task, the students had a break.
(= After they had completed ... )
Görevi tamamladıktan sonra öğrenciler ara verdiler.
Bu yapı perfect nitelik de taşıyabilir.
- Having completed the task, the students will have a break.
(= After they have completed .... )
4. Future: Gelecek zaman
4.1. will
a) Bir plan ya da kesinleşmiş amaç olmadığı durumlarda kullanılır.
Bu kullanım (A) Türkçe'ye "yüklem + - EcEk" ile aktarılır.
b) Sonucun kesin / doğal olduğu bilinen durumlarda, kimi zaman da bir inatlaşma söz konusu ise kullanılır.
- When it is wet, this paint will give a terrible smell.
Islakken bu boya berbat bir koku salar / salacaktır.
- Don't insist. She will say no.
Israr etme. Hayır der / diyecektir.
Bu kullanım (B) Türkçe'ye "yüklem + - I/Er" ya da "yüklem + - EcEkDIr" ile aktarılır.
4.2. be (am/is/are) going to
a) Bir plan ya da kesinleşmiş amaç olduğu zaman kullanılır.
- Don't worry. I'll help you.
Endişelenme. Sana yardım edeceğim.
b) Bir eylemin gerçekleşeceğine ait kesin iz, belirti varsa kullanılır.
- She looks very pale. I think she's going to faint.
Çok solgun görünüyor. Sanırım bayılacak.
Bu kullanımlar (A-B) Türkçe'ye "yüklem + - EcEk" ile aktarılır.
c) "was / were going to" yapısı yapılması amaçlanan ama gerçekleşmesine olanak ya da gerek kalmayan eylemler için [1] - ya da bunun tam tersi olarak gerçekleşmesine gerek yokken gerçekleşen [2] - olaylar için kullanılır.
- I was going to call him. He called me. [1]
Onu arayacaktım. O beni aradı.
- They weren't going to visit the ancient church but they did so while they took shelter there during the rain. [2]
Antik kiliseyi gezmeyeceklerdi ama yağmurdan korunmak için oraya sığındıklarında geziverdiler.
Bu kullanım (C) Türkçe'ye yüklem + - EcEktI" ile aktarılır.
4.3. be (am/is/are/ ..) to
a) "will (definitely)" anlamında kullanılır.
- The Queen is to visit New Zealand.
Kraliçe Yeni Zelanda'yı ziyaret edecek.
Bu kullanım (A) Türkçe'ye "yüklem + - EcEk" ile aktarılır.
b) "should" anlamında kullanılır.
- You are to do your homework.
Ev ödevini yapman gerek.
Bu kullanım (B) Türkçe'ye "should" gibi aktarılır.
4.4. Future Continuous Tense
Gelecekte sürüyor olacak eylem için kullanılır.
- This time tomorrow, I'll be sleeping.
Yarın bu saatler uyuyor olacağım.
Gelecekte bir zamanda tamamlanmış olacak eylem için - genelde zaman belirten by kelimesi ile birlikte - kullanılır.
- This time tomorrow, I'll have gone to bed.
Yarın bu saatler yatmış olacağım.
Future Perfect Türkçe'ye "yüklem + - mIş olacak" ile aktarılır.
YARDIMCI YÜKLEMLER
1. Tanım
Bu bölümde ele alınan yüklemler birer yardımcı yüklemdir. Tek başlarına kullanıldıklarında yüklem olarak taşıdıkları anlamı taşımazlar ("Yes, I can" gibi kısa yanıt durumları dışında). Bu nedenle, kimi yardımcı yüklemlerin isim ya da yüklem olarak taşıdıkları anlama (can (n) = teneke kutu, have (v) = sahip olmak, May (n) = Mayıs, must (n) = gereklilik, will (n) = irade; vasiyetname) dikkat etmek gerekebilir.
2. Kullanım ve Çeviri
Yardımcı yüklemler alfabe sırasına göre ele alınmıştır.
2.1. be (am / is / are) able to
"Bir şeyi yapabilmek" anlamını taşır.
- I am able to run a mile.
Bir mil koşabilirim.
- They will be able to complete the project on time.
Projeyi zamanında tamamlayabilecekler.
- She was able to say a few words.
Birkaç kelime söyleyebildi.
- We haven't been able to understand it.
Onu anlayabilmiş değiliz.
Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + - EbIl- " ile aktarılır. Gerekli zaman takısı eklenir.
2.2 can
a) bir şeyi yapabilmek
- Can you speak German ?
Almanca konuşabilir misin ?
b) olasılık
- He can be here any moment.
Her an gelebilir.
c) izin, rica
- Can I leave early ?
Erken çıkabilir miyim ?
- Can you turn the volume down ?
Sesi kısabilir misin ?
Bu kullanımlar (a-c) Türkçe'ye "yüklem + - EbIl- ile aktarılır.
d) Olumsuz sonuç çıkarma
- It can't be her. She is much taller.
Bu o olamaz. O daha uzun boylu.
e) Geçmişe ait olumsuz sonuç çıkarma.
- She can't have left earlier.
Daha erken çıkmış olamaz.
2.3. could
a) Geçmişte bir şeyi yapabilmek.
- I could swim across the lake then.
O zamanlar gölü yüzerek geçebilirdim.
b) olasılık
- Perhaps she could answer all the questions.
Belki de tüm sorulara yanıt verebilir.
c) izin, rica
- Could you do me a favour ?
Bana bir iyilik yapar mısın ?
d) teklif
- Could we meet at around 12 tomorrow ?
Yarın saat 12 civarında buluşabilir miyiz ?
e) Sonuç çıkarma
- He could be at home. He could be sleeping.
Evde olabilir. Uyuyor olabilir.
f) Gerçekleşmemiş, geçmişe ait olasılık
- I could have passed the test.
Sınavı geçebilirdim.
2.4. dare
a) Cesaret etmek
- She daren't do it.
Yapmaya cesaret edemez.
b) Sadece I daresay yapısı ile, olasılık
- I daresay you are tired.
Sanırım yorgunsun.
2.5. had better
Tercih, "olsa iyi olur"
- Hadn't we better start rightaway ?
Hemen başlamak/başlamamız iyi olmaz mı ?
- I'd better keep it in a box.
Onu bir kutuda saklasak iyi olur.
2.6. have (got) to
a) Konuşmacının gerçeklere dayanarak ilettiği zorunluluk.
- She has to leave immediately. There is a phone call.
Hemen çıkması gerek. Telefon var.
b) Gerekmezlik (= needn't )
- You don't have to study at all.
Hiç çalışman gerekmez.
- She won't have to go.
Gitmesi gerekmeyecek.
- We didn't have to buy anything.
Hiçbirşey satın almamız gerekmedi.
Kimi zaman have = sahip olmak yüklemi, have to yardımcı yükleminin kullanımına benzer bir çekilde kullanılıyor olabilir. Cümlenin anlamını yanlış anlamamak için dikkat etmek gerekir.
- This book has a lot to say.
(= This book has a lot of things to say.)
2.7. may
a) Olasılık
- We may never see that comet again.
Bu kuyruklu yıldızı bir daha hiç göremeyebiliriz.
b) İzin, rica
- You may go.
Gidebilirsin.
c) Gelecekte tamamlanması olası eylem.
- Many species may have died out by then.
O zamana kadar pek çok tür tükenmiş olabilir.
d) Geçmişe ait olası eylem
- He may have missed the bus.
Otobüsü kaçırmış olabilir. / Belki de otobüsü kaçırdı.
e) Geçmişte gerçekleşmemiş olasılık
- They may have won the match. They played terribly.
Maçı kazanabilirlerdi.
f) may as well = had better
"may well" kullanımına dikkat ! Bu yapıda well kelimesi pekala, neden olmasın anlamını taşır.
g) Dualar "may" ile olur. "May" yardımcı yüklemi özneden önce gelir.
- May God be with you.
Tanrı seninle olsun.
h) "Rağmen" anlamı veren cümlelerde, devrik yapıda "may" kullanılabilir.
2.8. might
a) zayıf olasılık
- This medicine might have some side effects.
Bu ilacın bazı yan etkileri olabilir.
b) izin isteme
- Might we suggest something ?
Birşey önerebilir miyiz ?
c) gelecekte tamamlanması olası eylem
- By the year 2.000, you might have died.
2000 yılına gelindiğinde ölmüş olabilirsin(iz).
d) geçmişe ait olası eylem
- He might have tried to contact you.
Sana ulaşmaya çalışmış olabilir.
e) geçmişte gerçekleşmemiş olasılık
- They might at least have apologized.
En azından özür dileyebilirlerdi [ama dilemediler]
f) might as well = had better
2.9. must
a) konuşmacının zorunlu gördüğü, kendi fikrine dayalı zorunluluk
- I don't want her here. She must go.
Onu burada istemiyorum. Gitmeli./Gitmesi şart.
b) çok kuvvetli olasılık
- There must be a mistake. Check it again.
Bir hata olmalı./ Mutlaka bir hata vardır. Yeniden kontrol et.
- He must be sleeping. I can hear his snore.
Uyuyor olmalı. Horultusunu duyabiliyorum.
Bu yapının olumsuzu mustn't ile değil can't ile oluşturulur.
c) Yasaklama
- You must not take any pictures here.
Burada fotoğraf çekmemelisin(iz).
d) Geçmişte gerçekleşmiş olması olası eylem
- He must have missed the bus.
Otobüsü kaçırmış olmalı.
Bu yapının olumsuzu musn't have ile değil can't have ile oluşturulur.
2.10. need(n't)
a) Gerekmezlik (= don't/doesn't have to)
- You needn't worry.
Endişelenmen gerekmez/gereksiz.
b) Gereklilik
- Need I sign it ?
İmzalamam gerekir mi ?
c) Geçmişte gerek olmadığı halde yapılmış eylem.
- We needn't have brought our tent; his tent is large enough.
Çadırımızı getirmemiz gerekmezdi. Onun çadırı yeterinde geniş.
2.11. ought to
a) Öğüt, tavsiye
- It ought to be cleaned every two months.
İki ayda bir temizlenmesi gerek.
b) Geçmişte gerçekleş(me)miş olasılık.
- She ought to have been more careful
Daha dikkatli olması gerekirdi.
2.12. shall
a) Gelecek. Resmi kullanım.
- When shall we announce the results ?
Sonuçları ne zaman açıklayacağız ?
b) Sadece I ve we ile, öneri.
- Shall we go out ?
Çıkalım mı ?
c) Will yerine. Resmi kullanım.
- The accused shall be interrogated.
Sanık sorguya çekilecek.
2.13. should
a) Yükümlülük
- He should work harder.
Daha fazla çalışması gerek.
b) Şu anda gerçekleşmesi gerekirken gerçekleşmeyen - ya da bunun tam tersi - eylem.
- You should be at home now. You should be studying.
Şu anda evde olman gerekirdi. Ders çalışıyor olmalıydın.
c) Why veya How ile, tedirginlik ve öfke ifadesinde.
- How should I know it ?
Ben nereden bileyim ?
d) Olasılık
- He worked hard. So, he should succeed.
İyi çalıştı. Kazanması gerekir. / Kazanacaktır.
e) Geçmişte gerçekleşmemiş gereklilik
- She should have seen her mistake.
Hatasını görmesi gerekirdi.
f) Bazı yüklem ve sıfatlarla
- I advise that she should resign.
- Was it essential that he should be sacked ?
g) Second conditional yapıda, devrik cümle oluşturmak için.
- Should he come, give him my message.
2.14. used to
a) Geçmişte olan ve artık devam etmeyen al??kanlık.
- I used to exercise regularly.
Düzenli olarak alıştırma yapardım.
b) Olumsuz yapıda, geçmişte olmayıp sonradan edinilen al??kanlık.
- She didn't use to smoke.
Eskiden sigara içmezdi.
- He never used to leave the office early.
Ofisten asla erken ayrılmazdı.
Her ne kadar used to ile doğrudan bir ilgisi olmasa da, karışıklığa çok çabuk neden olabildiği için be used to ve get used to yapılarına da değinmek yerinde olacaktır. Be used to "alışkın olmak", get used to ise "alışkanlığı kazanmak" anlamlarını taşırlar ve yardımcı yüklem özellikleri yoktur.
- "Your neighbours upstairs are making a lot of noise."
- "I'm used to it."
- When I first moved to Ankara, life was difficult. Then I got used to living here.
2.15. will
a) Geleceğe yönelik durum, eylem
- I will come with you.
Seninle geleceğim.
- Next month, we'll be opening a new branch.
Gelecek ay yeni bir şube açıyor olacağız.
- Next month, we'll have opened a new branch.
Gelecek ay yeni bir şube açmış olacağız.
b) Rica, istek
- Will you please leave the door open ?
Lütfen kapıyı açık bırakır mısın ?
c) Geleceğe yönelik kesin ve doğal sonuç
- She is so stubborn. She'll refuse it.
Çok inatçı. Reddeder./Reddedecektir.
2.16. would
a) Geçmişte alışkanlık. Used to yapısından farkı, bu alışkanlığın bitmiş olmasının gerekmemesidir.
- He would drink a glass of wine after dinner.
Akşam yemeğinden sonra bir bardak şrap içerdi.
b) Rica, istek
- Would you send the brochures as soon as possible ?
Broşürleri olabildiğince çabuk gönderir misiniz ?
c) Geçmişte zorunluluk, kimi zaman inat taşıyan eylem.
- I begged him to help me, but he wouldn't.
Bana yardım etmesini istedim ama etmeyeceği tuttu.
d) Geçmişte gerçekleşmemiş eylem.
- We would have stayed longer but the weather changed.
Daha uzun kalırdık ama havalar değişti.
e) Second conditional türü kullanımda
- If you had not been so lazy you would be studying at university now.
O kadar tembel olmasaydın şimdi üniversitede okuyor olurdun.