İlk antrenmanlar için belirleyeceğiniz asfalt düz ve güvenli şehir dışı arka yollar seçilmelidir. İkinci bölümde yol antrenmanları içinse yokuşlu parkurlara gidilmelidir.
İlk iki ay 3000-4000 km temel serilik ve ritim antrenmanı yapılmalıdır. İkinci bölüm ise ana antrenmanların yapılacağı 2500-3000 km.'lik bölümdür. Bu iki bölüm tamamlandığında elit sporcu artık yarışmaya hazırdır.
Elit sporcular için antrenmanların haftanın en az 5-6 günü üzerinden planlanması gerekir. (Örneğin; salı, çarşamba, perşembe, cumartesi, pazar gibi)
İlk antrenmanlar 1,5 saat=40 km. ile başlanıp, aşamalı +10 km. olarak süre = km arttırılmalıdır.
İlk dönem antrenmanlarına ön dişli küçük 42/39, arka dişli 19-17 ile bir ay kadar serilik ve ritim çalışması yapılmalı, daha sonra arka dişli aşamalı olarak 16-15 gibi düşürülmelidir.
İlk dönem antrenmanlarında pedalın dakikadaki devri 100-110 devir civarında olmalıdır.
İlk antrenmanlar için belirleyeceğiniz güvenli ve tur şeklindeki asfalt düz (1-3 km.lik) bir parkur seçilmelidir. İkinci bölümde yol antrenmanlar için şehir dışı arka yollara çıkılmalıdır.
İlk iki ay 1000-1500 km temel serilik ve ritim antrenmanı yapılmalıdır. İkinci bölüm ise ana antrenmanların yapılacağı 1500-2000 km.'lik bölümdür. Bu iki bölüm tamamlandığında genç sporcu artık yarışmaya hazırdır.
Genç sporcular için antrenmanların haftanın en az 4 günü üzerinden planlanması gerekir. (Örneğin; salı, perşembe, cumartesi, pazar gibi)
İlk antrenmanlar 1 saat=30 km. ile başlanıp, aşamalı +5 km. olarak süre = km arttırılmalıdır.
Genç sporcular için ayrıca kondüsyon geliştirici özel antrenmanlar yapılması gerekir. Kayak, kros koşusu, halter gibi
İlk dönem antrenmanlarına ön dişli küçük 42/39, arka dişli 19-17 ile bir ay kadar serilik ve ritim çalışması yapılmalı, daha sonra arka dişli aşamalı olarak 16-15 gibi düşürülmelidir.
İlk dönem antrenmanlarında pedalın dakikadaki devri 100-110 devir civarında olmalıdır.
İlk antrenmanlar için belirleyeceğiniz güvenli ve tur şeklindeki asfalt düz (1-3 km.lik) bir parkur seçilmelidir.
İkinci bölümde yol antrenmanlar için ana yola çıkılmalıdır.
İlk iki ay 1000-1500 km temel serilik ve ritim antrenmanı yapılmalıdır. İkinci bölüm ise ana antrenmanların yapılacağı 1000-1500 km.'lik bölümdür. Bu iki bölüm tamamlandığında sporcu artık yarışmaya hazırdır.
Amatör sporcular için antrenmanların haftanın en az 3 gün üzerinden planlanması gerekir. (Örneğin; çarşamba, cuma, pazar gibi)
İlk antrenmanlar 1 saat=25 km. ile başlanıp, aşamalı +5 km. olarak süre = km arttırılmalıdır.
İlk dönem antrenmanlarına ön dişli küçük 42/39, arka dişli 19-17 ile bir ay kadar serilik ve ritim çalışması yapılmalı, daha sonra arka dişli aşamalı olarak 16-15 gibi düşürülmelidir.
İlk dönem antrenmanlarında pedalın dakikadaki devri 100-110 devir civarında olmalıdır.
Unutkanlık aslında büyük oranda psikolojik sorunlardan kaynaklanıyor. Ancak, organik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan unutkanlıklar da kişinin hayat standardını etkiliyor. Bir problem olarak unutkanlığın, gençlerde ve yaşlılarda ortaya çıkmasına göre farklı anlamlar taşıdığını söyleyen Acıbadem Hastanesi Bakırköy, Nöroloji Uzmanı Dr. Elif Ilgaz, unutkanlığın her yaş grubunda yaşanmasına karşın, belirgin yaşlarda ortaya çıkan hastalıkların unutkanlığa daha fazla neden olduğunu söyledi.
Gergin olan kişiler daha unutkan oluyor
Dr. Ilgaz, gençlerde ortaya çıkan unutkanlığın en büyük nedenini günlük yaşam stresine bağlayarak, yoğun iş temposunda çalışan ve beynine sürekli yeni bilgi kaydetmek durumunda kalan ve gergin olan kişilerin daha unutkan olabildiğini kaydetti.
Gençlerde Unutkanlık Troid ve B12 eksikliğine Bağlı Olabilir..
Gençlerde ortaya çıkan unutkanlığın organik nedenlerine bakıldığında, ilk sıralarda troidin iyi çalışmaması ve B12 eksikliği geliyor. Dr. Ilgaz, unutkanlık nedeniyle gençleri hekime getiren korkuların başında "Alzheimer mıyım" endişesinin yattığını anlattı. Özellikle son dönemlerde toplumda alzheimer konusundaki bilgi düzeyinin yükselmesine paralel olarak böyle bir yanılgının da ortaya çıktığını belirten Ilgaz, "Unutkanlığın organik nedene bağlı olarak ortaya çıktığı durumların başında elbette alzheimer geliyor. Ancak alzheimer 60 yaş ve üzeri kişilerde ortaya çıkan bir durum. Bu yaşlardaki unutkanlığın da alzheimer olarak tanımlanabilmesi için, kişinin yakın hafızası etkilenmiş, söylediklerini tekrarlıyor, kişilik değişikleri ortaya çıkmış, hayal görmeye başlamış, uyku uyanıklık döngüsünün bozulmuş olması gerekiyor. Yani alzheimer yaşla birlikte ortaya çıkmakla birlikte yaşlılığın doğal sonucu değildir. Bu nedenle yaşlılıkta ortaya çıkan her unutkanlığı alzheimer olarak tanımlamak da yanlış olur" dedi.
Beslenme Dikkat Edilmeli.
Hafif kognitif bozukluğu olan kişilerin alzheimer'e dönüşüp dönüşmeyeceği tam olarak bilinmiyor. Ancak diyabet, hipertansiyon gibi damar sağlığını bozan kronik hastalıkların etkin kontrol edilmesi unutkanlık gelişiminin önüne geçilmesi için önemli. Dr. Elif Ilgaz, kalp damar sağlığını koruma ve sağlıklı yaşam adına yapılacak her türlü çalışmanın unutkanlık üzerine pozitif etki yarattığını vurgulayarak, yüksek kolesterol, obezite, sigara içmek gibi yaşam stili değişikliği gerektiren durumlarda düzenli egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin etkili olabileceğini ifade etti.
Kişilik Özelliği Olabilir..
Unutkanlığın aslında insana ait bir kişilik özelliği olduğunu ve her unutkanlıkta patolojik bir sonuç aramanın doğru olmadığını anlatan Acıbadem Etiler Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Dr. Özay Özdemir ise, ağırlıklı nedeni psikolojik olan unutkanlığı "ağrı"ya benzetti. Ağrının çoğu kez bir sorunun bulgusu olabildiği gibi, unutkanlığın da bazı durumlarda psikolojik bir semptom olabileceğine dikkat çeken Dr. Özdemir, kişinin unutmasının ruhsal sağlığını koruyucu bir işlev gösterebildiğini de vurguladı.
Unutkanlık Sosyal Yaşamı Etkiliyorsa...
Sosyal hayatını etkileyen unutkanlık sorununda nedenini bulmaya çalıştıklarını söyleyen Dr. Özdemir, gerçekleştirdikleri süreçle ilgili şunları söyledi; "Buradaki ilk ayrım, sorunun psikolojik ya da organik bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı oluyor. Herhangi bir organik nedene bağlı olduğuna dair bir şüphe de olsa kişi nörolojik değerlendirilmeye alınıyor. Bazen hem psikolojik hem de organik nedenler unutkanlığa kaynak olabiliyor. Bu ayrımı hastayla konuşarak da tespit etmek mümkün olabiliyor. Ancak bu noktada hastanın yaşı, yaşadığı kültür, ortam, bulunduğu durum, bu sürecin içinde olduğu durum gibi farklı parametreler değerlendirilerek sonuca varılmaya çalışılır. Örneğin gelen kişi 60 yaşın altındaysa organik nedenlerden uzaklaşılıyor."
Stres Unutkanlığı Artırıyor..
Özellikle büyük şehirlerde yoğun stres altında yaşayan kişilerde, hemen her yaş grubunda unutkanlık gözlenme ihtimali yüksek oluyor. Ancak burada göreceli bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü büyük şehirlerde ve daha sistematik bir yaşam tarzı olan kişilerin yaşayacağı unutkanlıklar onların yaşamlarını birebir etkilediği için bu grup hekime daha çabuk geliyor.
Ancak hayatı bu kadar sistematik olmayan, örneğin köyde yaşayan bir kişinin yaşayacağı bir unutkanlık onun gündelik yaşantısı üzerinde çok büyük olumsuzluklar yaratmayacağı için farkında olmadan bu durumu yaşıyor olabilir. Bu nedenle unutkanlığın yoğun olarak görüldüğü kesimleri sıralarken burada bir görecelilik söz konusu. Unutkanlığın psikolojik altyapısı değerlendirildiğinde ortaya öncelikle depresyon ve anksiyete çıkıyor. Yani unutkanlık nevrotik bir semtom olarak ortaya çıkmamışsa büyük oranda altta yatan neden depresyon oluyor.Psikiyatride en sık görülen bozukluklar olan anksiyete bozuklukları, psikolojik gerilim, kaygı, nedensiz korku olarak tanımlanıyor ve anksiyete bozukluklarının altına çeşitli hastalıklar giriyor. Bunların başında da panik bozukluğu geliyor. Bu nedenle panik yaşayan kişilerde de unutkanlık gözlenebiliyor.
Anksiyete ve Depresyon..
Unutkanlığın anksiyete bozukluklarında ve depresyonda ortaya çıkış nedenlerini açıklayan Dr. Özdemir, "Unutkanlık her iki durumda da ya, temel bir psikolojik mekanizmayla birlikte sonradan bir semptom olarak ortaya çıkar, ya da diğer belirtiler unutkanlığa neden olur. Her iki hastalıkta da kişinin dikkatini bir noktaya toplaması güçtür, konsantrasyon güçlüğü yaşar. Beyninde birçok şey dolaşır ve karmaşa halindedir, bunun sonucunda kişide unutkanlık ortaya çıkar. Bazı ruhsal yapılar unutkanlık semptomunun ortaya çıkmasına eğilimlidirler. Ancak hangi kişilik yapısında olursa olsun anksiyete ve depresyon yaşıyorsa büyük oranda unutkanlık sorunuyla karşı karşıya kalacak demektir" diye konuştu.
Rahatsızlığın Tedavisi ..
Unutkanlık şikayeti ile gelen kişilerin büyük çoğunluğunda neden, depresyon ve anksiyete bozukluğu olduğu için tedavi de buna göre şekilleniyor. Yani ilaç tedavisi ve psikoterapi uygulanarak çözüm buluyor. Unutkanlık yaşayan kişilerde sorun ne olursa olsun kendileri için ayıracakları zamanın son derece önemli olduğunu söyleyen Dr. Özdemir, bu anlamda tatil yapmanın faydalı olabileceğini dile getirdi. Gün içinde de sadece kendinizle kalabileceğiniz herhangi bir farklı aktiviteyle düşüncelerden bir nebze de olsa uzaklaşmak ve dikkat ve konsantrasyonu farklı noktalara odaklamak, arkadaş grupları oluşturarak paylaşımda bulunmak da yarar sağlayan basit çözüm önerileri olarak sıralanıyor.
Unutkanlara Öneriler...
· Aklınıza çok şey tutmaya çalışmayın, notlar almaya çalışın, bunu alışkınlık haline getirin,
· Stresinizi azaltıcı aktiviteler geliştirin,
· Düzenli spor yapmaya çalışın,
· Beslenmenize dikkat edin,
· Sevdiğiniz insanlarla bir araya gelip, sizi mutlu edecek şeylerle uğraşın,
· Günlük yaşantınızda çok yoğun stres içindeyseniz, uykusuzluk, yorgunluk, sık ağlama, hayattan zevk almama gibi şikayetleriniz varsa psikiyatrla mutlaka görüşün.
Bu bölümde temel antrenman bilgisi ile ilgili sık kullanılan kavramları ve bazı
temel bilgileri bulacaksınız. Konu ile ilgili daha detaylı bilgileri kaynaklarımızdan
alabilirsiniz. Sorularınız var ise bize e-mailimizden ulaşabilirsiniz. Bilgimiz
çerçevesinde yanıtlamaya çalışırız.
1- Performans nedir ?
Bir fiziksel aktivite sırasında, o fiziksel aktivitenin gerektirdiği fizyolojik,
biyomekanik ve psikolojik verime "performans" adı verilir. Bu verimin yarışma
sırasında ortaya koyulabilme düzeyi de performansın düzeyi hakkında bilgi
verir.
2- Performansı oluşturan öğeler nelerdir?
Performansı oluşturan öğeler Astrand ve Rodalh'a göre üç ana başlık altında
toplanır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
a-Enerji oluşumu (aerobik-anaerobik), b-Nöro-müsküler(sinir-kas) ileti, c-
Psikolojik faktörler (motivasyon)
3-Performansı etkileyen faktörler nelerdir?
Performansı çeşitli faktörler etkiler. Bu faktörler öncelikle iç ve dış faktörler
olmak üzere ikiye ayrılırlar.
İç faktörler veya internal (kişisel) faktörler adını verdiğimiz faktörler şunlardır:
a. Antrenman düzeyi, b. Yaş, c. Cinsiyet. d. Fiziksel uygunluk (physical
fitness), e. Irksal faktörler, f. Stres düzeyi, g. Motivasyon durumu, h.
Beslenme, ı. Ergonomik destekleyiciler, j. Sağlık durumu, k. İlaç kullanımı
Dış faktörler veya eksternal faktörler ise şunlardır:
a. İrtifa, b. Nem c. Sıcaklık, d. Zemini durumu
Yukarıda sıralanan faktörler durumlarına göre performansı olumlu ya da
olumsuz yönde etkilerler.
4- Antrenman nedir?
Belirli bir sistem içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir
program çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik
çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle yapmaktadır:
Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve morfolojiye uygunluk,
yüklenmeler sonucu organizmada bir değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta
verim artışına neden olunma. Bir başka antrenman tanımını ise şöyle
görmekteyiz:Alıştırmalar yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel,
psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.
5-Antrenmanın etkileri nelerdir?
Doğru ve sistemli yapılan bir antrenman ile tüm performans öğeleri
geliştirilebilinir. Antrenman enerji oluşum sistemi üzerinde olumlu etkilerde
bulunur. Bu şekilde kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi antrenman ile
gelişerek sporcunun aerobik gücü (oksijenli-güç) aratırılır. Yorgunluğa karşı
direnç artar. Nöro-müsküler (sinir-kas)ileti antrenmanla iyileştirilir. Kuvvet
artırımı sağlanır. Koordinasyon, esneklik gelişir. Hareketlilik ve beceri gibi
özellikler, iyileştirilir. Ayrıca sporcunun, teknik, taktik, zihinsel ve psikolojik
özellikleri de gelişir. Özet olarak antrenman ile sporcuların enerji oluşum
sistemleri, kuvvetleri ve motorik özellikleri geliştirilebilinir.
6- Aerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın oksijenli enerji oluşum sistemidir. Burada hücre düzeyinde kan
aracılığı ile gelen oksijen, enerji verici maddeleri yakar. İnsan organizması
genelde aerobik yaşam (oksijenli ortamda) süren bir canlıdır. Burada
solunan hava akciğerde alveolleri (hava keseleri) doldurur. Alveollerin (hava
keseleri) çevresi kapiller (kılcal) damarlarla örümcek ağı gibi örülüdür. Burada
kılcal damarların içindeki kanda bulunan ve eritrositlere(alyuvarlar) kırmızı
rengini veren bir demiroksit bileşimi olan hemoglobin, alveollerin(hava keseleri)
içindeki havada bulunan oksijenle difüzyon yolu (az yoğun ortamdan, çok
yoğun ortama geçiş)ile birleşir ve oksihemoglobin yapar. Bu madde kan içinde
kalbe gelir ve kalp onu hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyine kadar
pompalar. Hücre düzeyinde hemoglobin karbondioksitle birleşip, oksijeni bırakır
ve tekrar kalbe gelip, kirlenmiş kanın temizlenmesini sağlar. İşte burada hücre
düzeyine gelen oksijen, enerji verici maddeleri öncelikle karbonhidrat(şekerler)
yakar ve aerobik yolla (oksijenli yol) enerji (atp)oluşur.
7- Aerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan organizmasının, aerobik gücünün (Bu uygulamada dayanıklılık olarak
bilinir), yani oksijenli enerji oluşum sistemlerinin güçlendirilmesi için geliştirilen
çeşitli antrenman yöntemleri vardır. Bu yöntemler genelde şu ana başlıklar
altında toplanır:
a-Maraton tipi antrenman :Burada kısmen yavaş uzun mesafe koşular (Spor
türüne göre yüzme de olabilir) söz konusudur.
b-İnterval antrenman:Aralı antrenman adı da verilen interval çalışma,
sporcuların aerobik güçlerini en süratli geliştiren antrenman metodudur.
İnterval çalışmanın dört temel unsuru vardır. Bunlar sırasıyla mesafe, ara,
tempo ve tekrar sayısıdır. Kısaca MATT ile ifade edilir. İnterval antrenman iki
çeşittir.
Bunlar extensiv (yaygın) internal ve intensiv (yoğun)interval.
c-Fartleks:Tempolu oynaş koşusu diye de adlandırılan bu antrenman şeklinde
sporcular minimum 30-45 dakika arasında engebeli arazide, çeşitli çıkışlar,
inişler yaparlar.
8- Anaerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın oksijensiz enerji oluşum sistemidir. İki bölümü vardır: ATP-CP'li
sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit). Tüm fiziksel aktiviteler
sırasında önce kas hücresi içinde bulunan hazır ATP (adenozintrifosfat)
devreye girer. Daha sonra eğer ortamda yeterli oksijen yoksa enerji verici
maddeler oksijensiz olarak yakılırlar. Bu işlem sonunda laktik asit (süt asidi) adı
verilen bir yan ürün ortaya çıkar. İşte bu sisteme de laktik asitli sistem de
laktik asitli sistem denir.
9- Anaerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan organizmasının anaerobik gücü genel olarak, aerobik güçten daha zor
geliştirilen bir özelliktir. Burada temelde iki noktadan hareket edilir. Bu
noktalar;supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodudur.
Özellikle supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodu ile
organizmanın laktik aside (süt asidi) olan dayanıklılığı artırılır. Bu yüklenmeler
devamlı yüklenme yönteminden daha kısa süreli, fakat daha yoğundur.
10- Steady state (hazır durum) nedir?
Steady state (hazır durum);bir fiziksel aktivite sırasında o fiziksel aktivite için
gerekli olan enerjinin sağlandığı, alınan oksijen ile kullanılan oksijenin
dengelediği durumdur. Fiziksel aktivite sırasında aktiviteye uyum için kalp
vurum sayısında lineer (çizgisel) bir artış görülür. Bu artış eğer steady state
(hazır durum) sağlanmış ise durulur, kalp vurum sayısı dengelenir ve
değişiklikler minimale indirgenir. Burada alınan ve harcanan oksijenin
dengelenmesi söz konusudur. Genelde fizyologlar tarafından organizmanın
steady state (hazır durum) haline gelmesi, kalp vurum sayıları arasındaki farkın
dakika 5'in altına düşmesi olarak kabul edilir.
11- Kalp vurum sayısı (nabız) nasıl sayılır?
Kalp vurum sayısı antrenman sırasında genelde iki noktadan alınır. Bu noktalar
el bileğinde arterioradialis ve boyundaki arteriocarotis'tir. Kalp vurum sayısı
normalde bir dakika süre zarfında sıfırdan başlamak koşuluyla alınır. Ama
antrenman pratiği içinde bir dakikalık sürede kalp vurum sayısında düşme
görüleceğinden, genelde 10 veya 15 saniyelik sürelerle kalp vurum sayısı alınır.
10 saniye alındığında bulunan sayı 6, 15 saniye alındığında bulunan sayı 4 ile
çarpılır. Burada unutulmaması gereken nokta 10 saniye alındığında + 6, 15
saniye alındığında +4 hata payı olacağıdır.
12- Hangi spor dalında, hangi enerji oluşumu etkindir?
Spor dallarında enerji oluşum sistemlerinin hangisinin etkin olduğu çeşitli
araştırmacılarca ortaya konulmuştur. Kuşkusuz bir fiziksel aktivite sırasında
tüm enerji oluşum sistemleri kullanır. Ama burada önemli olan hangisinin
etkinliğinin daha yoğun olduğudur. İşte bu aşamada spor dalları enerji oluşum
yolları açısında çeşitli sınıflandırmalara ayrılmıştır. Süresel olarak
değerlendirildiğinde, bir dakika ve altında süren tüm aktivitelerde etkin olan
enerji oluşum şekli anaerobik enerji oluşumudur. Örneklemek gerekirse 100 m,
200 m 400 m, uzun atlama, yüksek atlama, sırıkla yüksek atlama. gülle atma,
50 m ve 100 metre yüzme, bisiklet pist yarışları, cirit atma, disk atma, çekiç
atma, kayakta slalom ve iniş yarışları v. b gibi spor dalları da etkin olarak
kullanılan enerji oluşumu anaerobiktir. 5. 000 m, 10. 000 m, 20. 000 m,
maraton bisiklet yol yarışları, yürüyüş, kayak kros, kürek çekme v. b gibi spor
dalları da aerobik enerji oluşumunun etkin olduğu dallardır.
Futbol, basketbol, voleybol, hentbol gibi takım oyunları göz önüne alındığında,
burada her iki oluşum sisteminin de etkinlikleri söz konusudur. Örneklemek
gerekirse bir futbol, basketbol veya hentbolde hızlı hücum sırasında atılan
deparlarda yoğun olarak anaerobik enerji oluşumu devrededir. Ama bu
deparların ardından geriye jog ile dönüşürler, savunma alanından hücum
alanına geçişte paslaşmalar, süratli olmayan top sürmelerde aerobik enerji
oluşumu devrededir. Sportif oyunlarda kullanılan enerji oluşum sistemleri iç
içe geçmiştir. Birlikte kullanılır. Ama bu takım oyunlarını süresel olarak
değerlendirdiğinizde 2 x 45 dakika süren bir fotbolun, 2 x 20 dakika süren bir
basketbolun ve 2 x 30 dakika süren bir hentbolün aerobik etkinliğinin
tartışılmaması gerekir.
13- Kaç çeşit kas vardır?
İnsan vücudunda üç çeşit kas vardır. Bunlar, düz kas, çizgili kas ve kalp
kasıdır. Bunlardan düz kas, istem dışı çalışan kaslardır. Ve bu kaslar iç
organlarımızın çevresinde yer alır. Çizgili kaslar istemli olarak kasılan kaslardır.
Kalp kası ise çizgili kas görüntüsünde olan, ama düz kas gibi çalışan özel bir
kastır.
14- Çizgili kaslar kaç çeşittir?
Vücudumuzda istemli olarak kasılan çizgili kaslarımızı oluşturan lifler, beyaz ve
kırmızı lifler olarak ikiye ayrılır. Burada beyaz lifler, çabuk kasılan liflerdir ve FT
veya Tip 2 diye adlandırılır. Ayrıca bu lifler kendi arasında da Tip 2 a veya Tip
2 b olmak üzere ikiye ayrılır. Bu lifler sürat ve kuvvet geliştirmede önemli olan
liflerdir, çabuk kasılır. Özellikle sıçrama, sürat koşuları gibi alanlarda etkilidir.
Ayrıca süratli yavaş kasılan fibriller arasında bir geçiş şekli olan Tip 2 c'den de
söz edilmektedir.
Kırmızı lifler ise ST veya Tip 1 olarak adlandırılan lifllerdir. Bu lifler dayanıklılık
lifleridir. Kısaca araştırmalarda sürat koşucularında beyaz liflerin, dayanıklılık
koşucularında kırmızı lif sayılarının daha fazla olduğu görülmüştür.
15-Kas lifi sayısı artar mı?
Kas lifi sayısı doğuştan geldiği sayı ile devam eder. Kas antrenmana bağlı
olarak belirli oranda enine kesitinde kalınlaşır. Kas kütlesi büyür. Buna hipertrofi
adı verilir. Kütlenin büyümesi, her kas lifinin kalınlaşmasıyla, bu da miyofibril
sayısının artmasıyla oluşur. Bunun yani hipertrofinin bir başka nedeni de belirli
gerilim dalgası MSS (merkezi sinir sistemi)'nin kasılmaya katılmasıyla
görüldüğüdür. Hettinger'e göre her 2mc kas 6 kg ağırlık kaldırabilmektedir.
Dolayısıyla kasın enine kesiti arttıkça üreteceği kuvvet de artmaktadır.
Temelde kas lifi sayısı artmaz. A m a Goldberg ve arkadaşları 1975 yılında, kas
lifinin enine kesitinin belirli bir değere geldikten sonra çatallandığını tespit
etmişlerdir. Bu dallanmaya da hiperplazi adı verilmiştir
16-Kasların ortak özellikleri nelerdir?
Kasların beş ortak özelliği vardır. Bu özellikler şunlardır:a. Uyarılabilme, b.
İletebilme c. Kasılabilme, d. Elastik olma, e. Viskoz kitle olmalıdır. Her canlı
doku gibi kaslar kendilerine yapılan uyarana yanıt verir. Bu yanıt kasılma
şeklindedir. Genelde kaslar sinir yolu ile uyarılırlar. Ve bu uyarıyı iletebilme
özelliğine sahiptir. Kasın kendisine gelen uyarılara yanıt verme şekli,
kasılabilmedir. Kası istirahat uzunluğundan daha öteye germeye çalışırken, bir
direnç ile karşılaşırız ve kası gerip uzatan kuvvet kesildiğinde, kas eski
boyuna döner. Bu elastikiyet özelliğidir. Kas, şeklini değiştirmek isteyen
kuvvete karşı, iç sürtünmelere bağlı bir direnç gösterir. Bu iki kuvvet arasında
bir süre içinde denge oluşur. Bu kasın viskozite(akışkanlık) özelliğidir.
17-Kuvvet nedir?
Kuvvet tanımı çeşitli bilim alanlarında, değişik şekillerde yapılır. Sportif
bağlamda bir direnci yenebilme kuvvet adı verilmektedir.
18-Kaç çeşit kuvvet vardır?
Üç çeşit kuvvet vardır. Bunlar maksimal (birim kuvvet, kaba kuvvet, temel
kuvvet), çabuk kuvvet ve de kuvvete devamlılıktır.
19-Maksimal kuvvet nedir?
Maksimal kuvvet bireyin bir seferde üretebileceği en büyük kuvvet miktarıdır.
Bir başka deyişle nöromüsküler (sinir-kas) sistemin istemimizle kasılması
sonucu kaldırılabilecek en büyük ağırlığın kaldırılmasıdır. Maksimal kuvvet,
sprint ve büyük sıçramalarda sürat ile birleştirilebildiği gibi, kürek sporunda
dayanıklılıkla da birleştirilebilir.
20-Maksimal kuvvet nelere bağlıdır?
Maksimal kuvvetin büyüklüğü genelde beş faktöre bağlıdır. Bu faktörler
sırasıyla şunlardır:
a. Kasın fizyolojik kesitinin büyüklüğü, b. İnter-müsküler koordinasyon
(yapılan hareketlere katılan kaslar arasındaki koordinasyon), c. İntra-müsküler
koordinasyon (kas içi koordinasyon), d. Kas fibril türü (FT dominant-baskın-
olanlar daha fazla kuvvet üretir), e. Motivasyon
21-Çabuk kuvvet nedir?
Çabuk kuvvet, en kısa sürede oluşturulabilen en büyük kuvvettir. Ya da nöro-
müsküler (sinir-kas sistemi) sistemin bir direnci en kısa sürede yenebilme
yeteneğidir. Bir kişinin vücudunun farklı bölümleri, farklı çabuk kuvvet üretir.
22-Çabuk kuvvet nelere bağlıdır?
Çabuk kuvvet şu faktörlere bağlıdır: a. İntra-müsküler koordinasyon (kas içi
koordinasyon), b. Aktif hale getirilebilen liflerin kasılma hızına (burada aktif halr
gelen liflerdeki FT-hızlı kasılan ve ST, yavaş kasılan lif oranları önem
taşımaktadır), c. Devreye giren kas liflerinin kasılma kuvvetine. Burada
patlayıcı kuvvet ve çabuk kuvvet karıştırılan kavramlardır. Ama birbirleri ile
yakın ilişkisi olan kavramlardır. Patlayıcı kuvvetin, çabuk kuvvetle yakın ilişkisi
vardır. Patlayıcı kuvvet mümkün olduğu kadar dikey artışı sağlayabilme
yeteneğidir. Burada birim zamandaki kuvvet artışı gündemdedir.
23-Kuvvette devamlılık nedir?
Kuvvette devamlılık, bir ağırlığın uzun süre kaldırılabilme yeteneğidir. Bir başka
deyişle, uzun süre devam eden kuvvet uygulamalarında organizmanın
yorgunluğu yenebilme, yorgunluğa karşı koyabilme yeteneği de denebilir
24-Kuvvette devamlılık nelere bağlıdır?
Kuvvette devamlılıkta iki ana faktör etkindir. Bu faktörler sırasıyla şunlardır:a.
Uyarının şiddeti ve uyaranların kapsamı b. Kassal yorgunluk.
25-İzometrik kas kasılması nedir?
İzometrik kas kasılması, kas boyunun sabit kaldığı bir kasılmadır. İzo;eşit,
metrik;uzunluk demektir. Bu tür kas kasılmasında kasın boyu sabit kalırken,
tonusu(gerimi) artmaktadır. Buna statik kas kasılması adı verilir. Örnekleme
gerekirse, ayakta dik durma, yerçekimine karşı (antigrativite)kaslarının
izometrik kasılması ile gerçekleşir. Sabit bir duvarı itmeye çalışma da bu
kasılma türüne bir örnektir. Sportif aktiviteler içinde izometrik kasılmaların en
yoğun görüldüğü spor dalı güreştir.
26-İzotonik kas kasılması nedir?
Bu kasılma şeklinde kasın boyu değişirken, gerimi sabit kalmaktadır. Burada
izo;eşit, tonik;gerim, demektir. Bu kas çalışmasında kas boyu kısalır
(konsantrik) ve uzar (eksantrik). Dinamik kas kasılması da denir. Hareketin hızı
değişebilir.
27-Eksantrik kas kasılması nedir?
Eksantrik kas çalışması sırasında kasın boyu uzar. Örneklemek
gerekirse;barfikste kendini yukarı çeken kişinin yer çekimi etkisiyle bir süre
sonra aşağıya sarkmaya başlamasında biceps kası (pazu kası) açılarak (boyu
uzayarak ) çalışır.
Yani eksantrik kasılma, uzayarak bir kas çalışmasıdır. Ve kasın boyu değiştiği
için izotonik bir kasılma şekli olduğunu da söyleyebiliriz. Eksantrik kasılma için
bilim dünyasında iki ayrı görüş vardır Genelde egzersiz fizyologları, eksantrik
kasılmayı bir izotonik kasılma olarak değerlendiremez. Onlara göre kasılma
olabilmesi için kayan filamanlar teorisine göre, kasın boyunun kısalması
gerekmektedir. Egzersiz fizyologları böyle düşünürken, spor bilimcileri de bunun
tersini düşünmektedir. Spor bilimcilere göre de kasın boyu değiştiği için, bu
kasılma da izotonik bir kasılma şeklidir. Bu çalışmalarda daha hızlı bir kuvvet
gelişimi sağlanır.
28-Konsantrik kas kasılması nedir?
Dinamik bir kasılma şeklidir. Kasın tonusu (gerimi) sabit kalırken boyu
kısalmaktadır. Yani kısalarak bir çalışmadır. Bir ağırlığın yerden yukarıya
kaldırılması, bu kasılma türüne basit bir örnektir. Kas boyu değiştiği için
konsantrik kasılma da bir izotonik kasılma şeklidir.
29-İzotonik kas kasılması nedir?
İzotonik kasılmada tüm haraket genişliği içinde sabit bir hız ve maksimal
gerimin sağlandığı bir kas çalışması görülür. Bu durumda hız sabit kalır ve
kaslara binen yük değişir.
İzokinetik kasılma özel aletlerle sağlanır. Mini-Gym veya Cybex aletleri değişik
açılarda, sabit bir hız ile izokinetik kasılma yaptırabilen aletlerdir.
30-Oksotonik kasılma nedir?
Bu kasılma kompleks bir kasılma çeşididir. Oksotonik kasılmada ilgili kas grubu
önce izotermik sonra konsantrik ve eksantrik kasılır. Yani üçü birlikte görülür.
Oksotonik kasılma, eksatrik ve konsantrik kasılmaların peşi sıra veya kombine
olarak kasılmasıdır.
31-Kuvvet nasıl geliştirilir?
Kuvvet gelişimi tekrar ve interval yöntemleriyle sağlanır. Bu yöntemlerden
bazıları, serbest ağırlık ile çalışma (free weight training), ağırlık makinelerinde
(weight machine) çalışmadır. Bu çalışmalarda mutlaka bir uzman tarafından
program hazırlanmalıdır. Tekrar yöntemi ile interval yöntemi;dairesel (circuit)
antrenman, setler (klasik halterci çalışması) halinde ve diğer bazı özel
organizasyonlar şeklinde düzenlenebilir.
Ağırlık çalışmalarına başlarken, ağırlık çalışmalarına hazırlık çalışmaları
yapılmalıdır En az7-8 antrenman yapılacak bu çalışmaların ardından kaba
kuvvet(birim kuvvet, maksimal kuvvet, temel kuvvet ) çalışmalarına
geçilebilir. Bu çalışmaları çabuk kuvvet çalışması ve kuvvet devamlılık
çalışması izlemelidir.
32-Ağırlık çalışmalarında nelere dikkat edilmelidir?
Ağırlık çalışmaları sırasında bazı konulara dikkat edilmelidir. Eğer bu konulara
dikkat edilmez ise sporcuların sakatlanma risklerinin artması söz konusudur.
Ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir ısınma ve stretching (germe) çalışması
yapılmalıdır. Çalışmalar sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, öncelikle
ağırlık tutma şekli, soluk alıp verme gibi ayrıntılarıyla teknik öğretilmelidir.
Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri her kaldırma öncesi kontrol
edilmelidir. Ağırlık çalışmaları sırasında sporcuların birbirlerine kesinlikle şaka
yapmaları engellenmelidir.
33-Sürat nedir?
Fizyolojik açıdan sürati değerlendirdiğinizde ;sinir sisteminin hareketlilik
temeline bağlı olarak kas isteminin hareketleri en kısa zaman içinde yapabilme
yeteneğidir. Ve sürat, kuvvet ile direkt bağlantı bir özelliktir. Bir başka deyişle
hareket uyaranı ile uyaranın kesilmesi arasındaki hızlı değişim sonucu kas
sistemi amaca uygun yüksek bir hareket frekansı oluşturur. Bu hareketlere
ancak uygun kuvvet uygulanmasıyla erişilebilinir. Sürat, çok yönlü ve karmaşık
bir özelliktir. Antrenman bilimindeki en karmaşık konuların başında gelmektedir.
Bu konuda yapılacak çalışmalarda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.
34-Sürat nasıl geliştirilir?
Kuvvet olmaksızın sürati geliştirmek olası değildir. Sporcunun sürati
geliştirilmek isteniyorsa kuvvetin geliştirilmesi gerekir. Süratin artımı için
maksimal hareket sürati ve maksimal kuvvetin artırılması gerekmektedir.
Unutulmaması gereken, maksimal hareket süratinin geliştirilmesi olağanüstü
güç iken, kuvvetin geliştirilmesinin kolaylılığıdır. Sürat üç ana öğeye ayrılır.
Bunlar a. Reaksiyon zamanı, b. Hareket sürati (her bir hareketin sürati) ve
c. Hareket frekansı (temposu). İşte bu noktada süratin geliştirilmesi sürati
oluşturan bu öğelerin her birinin ayrı ayrı geliştirilmesi ile sağlanır.
35-Dayanıklılık nedir?
Dayanıklılık kavramı için çeşitli tanımlamalar söz konusudur. Genel olarak,
yorgunluğa karşı direnme niteliği ya da yorgunluğa dayanabilme gücü olarak
değerlendirilir. Jonath'a göre dayanıklılık, çalışmanın kalitesini düşürmeksizin
durağan(statik) ya da dinamik bir yüklenmeyi, olabildiğince uzun süre
yapabilme yeteneğidir. Simkin'e göre ise dayanıklılık, insanın güç yeteneğini
koruyabildiği sürenin uzatılması, bir çalışmanın ya da dış çevrenin elverişsiz
koşullarının etkisine rağmen yorgunluğa karşı organizmanın artırılmış direnme
gücüdür. Dayanıklılık için uzmanlarca çeşitli sınıflandırmalar ve gruplandırmalar
yapılmış. Bunlardan ilki, enerji oluşum sistemleri açısından değerlendirmedir.
Burada dayanıklılık, aerobik (oksijenli) dayanıklılık ve anaeorobik (oksijensiz)
dayanıklılık diye ikiye ayrılmaktadır. Bir diğer sınıfladırma da Harre'ye göre
süresel açıdan yapılmıştır. Bu da kısa orta ve uzun süreli dayanıklılıktır. Son
olarak da dayanıklılık, temel ve özel dayanıklılık olarak değerlendirilmiştir.
36-Dayanıklılık nasıl geliştirilir?
Dayanıklılığın geliştirilmesine yönelik antrenman yöntemleri üç ana başlık
altında toplanabilir.
a. Devamlı yükleme yöntemleri, b. İnterval (aralı) yüklenme yöntemleri
(intensiv/yoğun ve ekstensiv/yaygın interval olarak da ikiye ayrılır), c.
Yarışma ve kontrol yöntemleri. Bu üç yöntemin her biri değişik şekilde organize
edilerek kullanılır.
37- Koordinasyon nedir?
Koordinasyon, amaca yönelik bir hareketle iskeletle kasları ile merkezi sinir
sisteminin uyum içinde çalışması. etkileşimidir. Koordinasyon, bir sınıflama
şekline göre genel ve özel koordinasyon olarak ikiye ayrılır. Burada genel
koordinasyon, bir kişinin hangi spor dalıyla uğraşırsa uğraşsın çeşitli hareket
becerilerini kazanmasıdır. Özel koordinasyon ise bir spor dalında çeşitli ve bir
seri hareketin hızlı, akıcı ve uyumlu bir şekilde yapılmasıdır.
38-Çabukluk nedir?
Çabukluk, kasların mümkün olan en kısa zamanda dış dirençlere vücut, ya da
vücudun bir kısmının direncine rağmen eklemleri harekete geçirebilme
özelliğidir. Yani çabukluk veya çeviklik ile bütün motorik davranışların
kondisyonel ve koordinatif kalitesi anlatılmaktadır.
39- Beceri nedir?
Beceri, iş yapana nispeten daha az bir eforla daha fazla iş yapma olanağı
sağlar. Beceri daha ziyade değişik kas grupları arasında iyi bir koordinasyon
sağlanır. Yani beceride, inter müsküler (kaslararası) koordinasyon önemlidir.
Kassal bir işin kolaylıkla yapılması becerikli bir hareket özelliğidir. Becerili bir
vücut hareketinde merkezi sinir sisteminden (MSS) kaslarda emirler entegre
hareketleri doğru ve iyi bir şekilde yaptıracak miktar ve de sırada gelir. Yeni
hareketler karşısında insan aşırı duyarlılık ve aşırı aktivite gösterebilir. Fakat
pratik yapa yapa hareketleri kontrole yardım eden aktif inhibitör (engelleyici,
bastırıcı) bir kuvvet gelişir ve bu hareketler daha direkt ve etkili olmaya
başlar. Beceri, özünde hareket aygıtı bölümlerinin hassas motor (hareketsel)
davranışlardaki koordinasyon kalitesini anlatır.
40-Hareketlilik nedir?
Spor biliminde hareketlilik kavramı, ya da hareket genişliği Harre'ye göre
insanın hareketleri açısal değer olarak büyük bir genişlik içerisinde yapabilme
yeteneği olarak tanımlanabilmektedir. D. Martin ise bu kavramı, eklemlerin her
yönde optimal (en uygun) hareket edebilme yeteneği olarak tanımlar. Spor
pratiğe hareketlilik çoğu kez değişik alıştırmalarda belirli hareket büyüklüğü
standartları olarak ele alınır Örneklersek, otururken, dizleri bükmeden gövdeyi
öne doğru götürüp, eller ile ayak burunlarına değmek. Genelde spor
dünyasında esneklik ve hareketlilik kavramları karıştırılır. Burada esneklik,
hareketliliğin bir parçasıdır. Esneklik salt kasla ilgilidir. Hareketlilik ise
eklemlerin, kasların, bantların ve kirişlerin belirlediği bir ortam içerisinde ve
nöro fizyolojik yönlendirme süreciyle belirlenir.
41-Hareketliliğin spordaki önemi nedir?
Hareketlilik gerek nitelik (kalite) gerekse nicelik (kantite) bakımından iyi bir
hareketin ortaya koyuluşunda temel ön şartı oluşturmaktadır. Eklemlerdeki
yetersiz hareketlilik, beraberinde şu sorunları getirir:
a- Belirli hareket becerisini kazanmak imkansızlaşır ve hareket öğrenimi
yavaşlar.
b- Sakatlanma riski artar. Kondisyonel ve koordinatif gelişim yeteneği
yavaşlar, bu özelliklerden tam yararlanılmaz.
Dayanıklılığın önemli olduğu spor dallarında hareketlilik yüksek düzeyde hareket
ekonomisi sağlar. Sürat açısından da sınırlı bir hareket genişliği yani
hareketliliğin yeterli olmaması, çoğu kez hareket süratinde, ivme yolunu
kısaltıp, dezavantaj sağlar.
42-Süper kompenzasyon(Fazla tamlama) nedir?
Bir fiziksel aktivite sırasında, insan organizması içindeki çeşitli maddeler
kullanılmaya bağlı olarak eksilir. Jakowlew'e göre fiziksel aktivite sırasında
oluşan bu eksilmenin, aktivite ardından tamamlanması eksilenden daha fazla
olmaktadır. Bu olaya süper kompenzasyon (fazla tamlama) adı verilir.
43-Circuit training (Dairesel çalışma )nedir?
Circuit training, gerek formel (o spora özgü) gerekse genel motorik özellikleri
geliştirici (informel) çeşitli istasyonların arka arkaya dizildiği, belirli süre
dizildiği, belirli süre dinlenmeyi içeren kuvvet gelişimine yönelik bir çalışma
şeklidir. Genelde 8-12 istasyondan oluşan bir sıralama içindedir. İstasyon
sayısı, yaş, geliştirilmek istenen özellik ve güç düzeyi göz önüne alınarak
seçilir.
İstasyonlardaki çalışma süresi 20 ile 40 saniye arasındadır İstasyonlar
arasındaki dinlenme süresi sporcuların güç düzeyine, amaca göre ayarlanır.
Burada dinlenme süresi 1:1 (yani yüklenme süresi kadar dinlenme süresi), 1:1.
5 veya 1:2 gibi ayarlanır. Dairesel çalışma özellikle kuvvette devamlılık veya
genel kuvvet çalışmalarında kullanılır.
44-Yükseklikte sportif performans nasıl etkilenir?
Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, hava basıncı azalır. Doğal olarak da
havanın içindeki oksijen miktarı düşer. İnsan organizması bu koşullara, kalp
vurum sayısı ve soluk alma sayısını artırarak adapte olmaya çalışır. Yaklaşık üç
haftalık bir sürede bu oksijen azlığına bağlı olarak ortaya çıkan hipoksi,
birtakım mekanizmaları uyararak kandaki hemoglobin miktarının artmasını
sağlar. Böylece kandaki hemoglobin miktarının artmasını bağlı olarak, kalp
vurum sayısı ve soluk alma sayısı eski haline döner. Bu durum belirli bir süre
için sporcu normal seviyeye inince, özellikle dayanıklılık gerektiren durumlarda
avantaj sağlar.
45-Yükseklik çalışmasının yararı var mıdır?
Eğer bir takım tüm sezonu göz önüne alıp, yükseklik çalışması yapmaya çıkmış
ise bunun hiçbir yararı yoktur. Çünkü, üç haftalık süre içinde yüksekliğe
adapte olan ve hemoglobin miktarını artıran organizma, deniz düzeyine
inince;yeniden deniz düzeyinin koşullarına adapte olur. Doğal olarak da
hemoglobin miktarı eski düzeyine döner. Bir tek maç yapılacak ise (o maç
deniz düzeyine inildiğinde kimi araştırmacılara göre ilk üç dört gün
içinde ;kimilerine göre de ilk altı yedi gün içinde yapılmalıdır) o zaman bir
avantaj söz konusu olabilir. Bu arada bu tür bir dağ kampının tüm sporcuları bir
arada tutma, gün boyu o branşa yönelik teorik çalışma yapma olanağı ve de
yaz sıcağından belirli oranda kurtulma olanağı sağladığı göz önüne alınmalıdır.
Bunların dışında başka bir şey beklemek, kendini aldatmadır.
46-Sporcunun nabzı neden düşüktür?
Fiziksel aktivitenin kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi üzerine yapmış
olduğu olumlu etki (adaptasyon) nedeniyle sporcunun nabız sayısı düşüktür.
Bu noktada düzenli fiziksel aktivite, sporcuda kalp kasının gelişmesine ve sol
ventrikülün (karıncık) büyümesine neden olur. Bu da beraberinde kalbin bir
seferde vücuda pompaladığı kan miktarının artmasına neden olmaktadır.
Dolayısıyla pompalanan miktar arttığı için, pompalama adedi azalmış olur.
47-Nabız maksimum kaça kadar çıkar?
Pratikte kişinin maksimum nabız sayısı Hollman'a göre 220 sayısından yaşının
çıkartılması ile elde edilir. Burada 220 doğum öncesi çocuğun eristiği nabız
sayısıdır. Örneklersek, 25 yaşındaki bir sporcunun nabız sayısı yaklaşık 195'e
kadar çıkabilir.
48-Overtraning (Sürantrenman )nedir?
Süratrenman daha ziyade psişik olan, antrenman periyodunun genelde
sonlarına doğru oluşan kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir. Burada
kassal faktörlerle birlikte, sinirsel ve psişik faktörler de etkilidir.
49-Sürantrenman belirtileri nelerdir?
Sporcuların sürantrene durumlarında şu belirtiler görülür: Sporcu huzursuz
hale gelir. Çabuk yorulur. Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder. Çok terleme
olur. Nefes darlığı görülür. Düzensiz uyku durumu ortaya çıkar. Yarışma arzusu
azalır. İştah azalır. Kilo kaybı gündeme gelebilir. Sabahları taşikardi görülür,
yani nabız sayısı artar.
50-Sürantrenman nasıl önlenir?
Burada antrenör mutlaka spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır. Antrenman dozu iyi
ayarlanmalı, öncelikle yoğunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya
çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmelidir. Antrenman sezonu sporcu için cazip
şekle getirilmelidir. Arada sırada program dışı izinler verilmeli veya değişik
aktiviteler gündeme getirilmelidir.
51-Sürantrenman nasıl tedavi edilir?
Burada en iyi ilaç antrenman sayısı azaltmak, belirli antrenmanları iptal
etmektir. Bununla beraber değişik ortamlarda yürüyüş ve değişik aktiviteler
yapılmalıdır. Mutlaka bir spor hekimi ile işbirliği yapılmalıdır.
52-Sigaranın performansa zararı nedir?
Sigara insan sağlığına verdiği zararların dışında performansı da olumsuz yönde
etkiler. Özellikle dayanıklılık içeren sporlarda, sigaranın zararı ve performansa
olumsuz etkisi daha belirgindir. Sigara içindeki nikotin, akciğer alveollerinin
(hava keselerinin) tam olarak şişmesini sağlayan surfaktan isimli maddenin
salgılanması azaltır.
Bu da alveollerin tam olarak şişmesine ve de oksijen ile çevresindeki kapiller
(kılcaldamarlar) içindeki kanın, birleşme oranını;yani oksijen taşıma kapasitesini
düşürür. Ayrıca, sigara dumanında yüzde 4 oranında bulunan karbonmonoksit
de, hemoglobin ile oksijenden daha kolay birleşebildiği için kanın oksijen taşıma
kapasitesini azaltır. Sigaranın damar sertliği ve böbrekler üzerinde yıkıcı
etkileri de saptanmış gerçeklerdir.
53-Rejenerasyon (Normale dönme, toparlanma) nedir?
Bir fiziksel aktivite sırasında organizmanın homeostasis adı verilen iç dengesi
bozulur. Aktivitenin şiddeti ve süresine göre dinlenik durumdaki organizmanın
çeşitli değerleri (kalp vurum sayısı, tansiyon, soluk alma sayısı, kan ph'sı v. d
leri) değişiklikler gösterir. Fiziksel aktivite bitince de bu değerlerin her biri farklı
sürelerde normale yani dinlenik durumdaki değerlere dönerler. İşte, bu olaya
normale dönme, toparlanma veya rejenerasyon adı verilir. Burada normal
süresi yapılan fiziksel aktivitenin şiddeti ve süresine göre değişir. Ayrıca,
dinlenme şekli ve kondisyon düzeyi de bu süreyi etkiler. Literatürler
göstermiştir ki aktif dinlenme, normale dönme veya toparlanma süresinde
kısaltmaktadır.
54-Sporcunun cinsel yaşamı nasıl olmalıdır?
Cinsel yaşantıya bakış açısı toplumdan topluma değişen değerler taşır. Genel
olarak muhafazakar toplum yapımız içinde sporcuların eğitilmediği ve
kafalarında her zaman bir soru işareti şeklinde kalan konulardan birisi de cinsel
yaşantılarıdır. Bu konuda bilgi dağarcığı spor dallarına göre büyük farklılıklar
gösterir. Ve birçok sporcu bu konuyu deneyimli sporcu ağabeylerinin öğütleri
çerçevesinde değerlendirir.
Bu konuda yapılan araştırmalar bir cinsel ilişki sırasında harcanan enerji
değerinin, birkaç basamak merdiveni hızlı çıkmaya eşdeğerde olduğu
yolundadır. Cinsel birleşme sırasında kalp vurum sayısı yaklaşık 100-120
arasında olmaktadır. Eğer bir örnekleme yapmak gerekirse, cinsel ilişki sırasında
gereken tüm enerji, 100 metre sprint koşusu kadar gerekli bir enerjidir.
Dolayısıyla cinsel ilişkiden sonra yeterli toparlanma süresi verilirse, fizyolojik
açıdan bir zararı olmayacağı ortadadır. Ayrıca araştırmalar yarışmadan 24 saat
önce ve 24 saat sonra cinsel ilişkinin herhangi bir fizyolojik soruna yol
açmadığını gösterir.
55-Sportif teknik nedir?
Sportif teknik, en engel anlatım tarzıyla belirli bir sportif hareketin amacına en
uygun ve en ekonomik şekilde gerçekleştirilmesidir. Djackov, sportif teknikteki
mükemmelliği şöyle tanımlamaktadır: En zor yarışma koşulları altında sportif
alıştırmanın hareket yapılarını ekonomik ve mükemmel şekilde yapabilmek ve
maksimal verime ulaşmak
56-Sportif taktik nedir?
Zech'e göre sportif taktik, bireysel ve takım yarışmalarında kendi rakibin
performansı ile çevre koşulları üzerine kurulmuş planlı davranışlardır.
Şuanda bisiklet,futbol,basketbol ve yüzme sporu antrenmanları konu içinde mevcut ilerliyen günlerde diğer spor dallarına ait antreman konularıda konu içerisinde mevcut olacaktır.
Bu Konu ilk kez Main-Board'a açılan bir konudur. Lütfen bu konuyuda İngilizce bölümünde ve sağlık bölümünde açtığım konular gibi bu konuyuda başka bir site üyesi olupta o sitede konu açmak için sitemize üye olup konuyu çalıntı yapmayın.
Belirli bir sistem içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir
program çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik
çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle yapmaktadır:
Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve morfolojiye uygunluk,
yüklenmeler sonucu organizmada bir değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta
verim artışına neden olunma. Bir başka antrenman tanımını ise şöyle
görmekteyiz:Alıştırmalar yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel,
psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.
Yaşlanma canlı dokularda zamanla kendisini gösteren geriye dönüşü olmayan değişmelerdir.
Yaşlanma doğumla başlamakla birlikte yaşlılık kriterleri genellikle 60 yaşlarında kendisini göstermekte ve 80 yaşlarına doğru bu kriterler yerleşmektedir.
Düzenli egzersizler yaşlılarda yaşlılığın tabii bir sonucu olarak görülen birçok problemi önlediği gibi performans kapasitesini de arttırmakta ve yaşlıların kimseye muhtaç olmadan yaşamalarına ve yaşamlarından zevk almalarına yardımcı olmaktadır.
Hatta fiziksel aktivite gençlere oranla yaşlılarda etkileri yönünden daha önemlidir.
Yaşlılık kriterleri
1- morfolojik kriterler
2- fizyolojik kriterler
3- psikoentellektüel kriterler
Morfolojik ve fizyolojik kriterler
Dış görünüş: boy kısalır, 70 yaşlarında kısalma 3-4cm yi bulabilir, beyin ağırlığında bir azalma olmasına rağmen kafatası büyüklüğü aynı kalır
Deride gerileme meydana gelir, el sırtı derisi kalınlığı azalır
Kalb ve dolaşım sisteminde morfolojik olarak kalp kapakları sertleşir, endokart kalınlaşır, aorta çapı, sol atrium büyüklüğü, sol ventrikül arka duvar kalınlığı, sol ventrikülün total ağırlığı anlamlı bir şekilde yaşla artmış olarak bulunmuştur.
Fonksiyonel değişiklikler
Kalbin istirahat nabzı ve ritmi değişmez, max.kalp atım hızı ve volümü yaşla birlikte azalır.
Max. Egzersiz esnasında kalp atım volümünden ziyade atım sayısını arttırarak efora uyum sağlamaya çalışır.
Kalbin dakika volümündeki azalma periferik dolaşımda özellikle alt extremitelerin dolaşımında bir azalmaya ve serebral dolaşımda yavaşlamaya neden olur.
Gerek sistolik gerekse diastolik kan basınçları yaşla artar.
Koroner arter kesitlerinde gençlere oranla %25-30 oranında daralma meydana geldiği gözlenmiştir.
Akciğer volümleri ve kapasiteleri:
Vital kapasite yaşla azalır, total akciğer kapasitesi pek değişmez
Yaşla gerek istirahatte gerekse egzersizde alveollerde diffüzyon kapasitesi azalır.
Ventilasyon mekaniği ve verimliliğide yaşla azalır.
Kas sitemi:
60 yaşlarında kuvvet kaybı max. Kuvvetin %10-20 civarındadır.
Kadınlarda kuvvet kaybı daha fazladır. Yaşla total kas kitlesi azalır (%10-12)
Ağırlık antrenmanlarıyla kassal hipertrofi gelişmesine rağmen bu hipertrofi 15 hafta sonra kaybolmaktadır.
Kas kuvvet kaybı egzersizle en aza indirilip geliştirmek mümkündür.
Kasların kuvvetli olması düşme sonucu meydana gelen kemik kırıklarını önler ve kendine güvenini arttırır.
Kemikler:
45 yaşından sonra kemiklerde kayıp başlar.
Kemik kaybı kadınlarda erkeğe oranla daha süratlidir.
Kemik yoğunluğu ve kortikal indexte de belirgin bir düşme meydana gelir.
Kemik mineral içerğide yaşla birlikte düşer.
Eklemler:
Eklemlerde dejeneratif değişiklikler meydana gelir, eklem hareketleri sınırlıdır.
Vücut bileşimi:
Yaşlı vücutta ağırlık artar. Fakat bu artma kassal bir artış olmayıp yağsal bir artıştır. Yağsız vücut kitlesi pek değişmemekte hatta biraz düşmektedir.
Sinir sistemi:
Yaşla reaksiyon zamanı uzar ve hareketlerdeki sürat yavaşlar. Aterosklerozis kan akımını bozar ve hipoksiye neden olabilir.
Aerobik kapasite:
Kapasite yaşla birlikte azalır. Max.vo2 testi yapılarak bakılabilir. 17 yaşlarınadaki max.vo2 değeri 75 yaşlarında %50 azalmıştır.
Anaerobik kapasite:
Yaşlıların kanlarında bir eforla laktat gençlerinki kadar yükselmez. Bu nedenle kapasite yaşla azalma gösterir.
Yaşlıların egzersizinde genel prensipler
Yaşlılar egzersiz programına başlamadan önce bir hekim muayenesinden geçmelidirler. Muayenede kalp-dolaşım sistemi, iskelet-kas sistemi ve nörolojik sistem gözden geçirilmelidir.
Ekg, istirahat nabzı, tansiyon, bazı kas grupları kuvveti, boy, kilo, vyo, max Vo2 bakılmalıdır.
Bu veriler düzenlenecek olan egzersiz reçetesi için yol gösterici olacaktır.
Yaşlılarda antrene olanların olmayanlara göre avantajları
Fiziksel iş kapasitesi daha yüksek
Max.vo2 daha yüksek
Vital kapasite daha yüksek
Ventilasyon daha az
Akciğer diffüzyonu daha iyi
İstirahat nabzı daha düşük
Egzersiz nabzı daha düşük
Atım volümü daha düşük
Perifer o2 alımı daha fazla
Periferik kan akımı daha düşük
Sistolik kan basıncı daha düşük
Serbest yağ asidi mtb. daha büyük
Kollesterol daha düşük
Trigliserit daha düşük
Kuvvet daha büyük
Beceri daha iyi
Esneklik daha iyi
Yaşlı egzersizinde dikkat edilecek hususlar
Egzersiz yemekten sonra, uykudan evvel yapılmamalıdır
Egzersize başlamadan ısınma, egzersizden sonra da aktif soğuma yapılmalıdır
Prekordiyal ağrı duyulduğunda, bulantı, baş dönmesi, fenalık hissedildiğinde, yüz soluklaştığında egzersiz kesilmelidir.
Egzersiz bireyin kapasitesine uygun olmalı yorulmadan yapabilmelidir.
Birey performansını arttırmayı istemelidir.
Dolaşım sistemini zorlayan hareketler mümkün mertebe büyük kas kitlesini içeren dinamik hareketler olmalıdır.
Eforu sınırlayan psikolojik faktörler uzaklaştırılmalıdır.
Egzersiz şekli yaşlılar tarafından kolaylıkla ve zevkle yapılabilir olmalıdır.
Birey ne kadar yaşlı ve ne kadar inaktif bir hayat yaşıyorsa o kadar düşük yükle antrenmana başlanmalı ve yük giderek arttırılmalıdır.
Hazırlanan egzersiz programının amacı
Kassal kuvvet
Kassal dayanıklılık
Kardiyorespiratuar dayanıklılık
Esneklik
gibi özelliklerin ayrı ayrı veya beraberce geliştirilmesi olmalıdır.
Egzersiz şiddetinin nabızla tayini
En doğru yöntem Efor ve Dayanıklılık testleri ile elde edilecek sonuçlara göre egzersiz şiddetinin belirlenmesidir. Bu imkanlar yoksa basit bir yöntemle egzersiz şiddeti şu şekilde belirlenebilir;
Maksimal kalp atım sayısı ; 220-yaş ± 10 formülünden yaklaşık olarak bulunabilir
Maksimal kalp atım sayısı yedeği ; (220-yaş ) - istirahat kalp atım sayısı
Hedef kalp atım sayısı ; %max.kalp atım sayısı yedeği + istirahat kalp atım sayısı
Örnek:
İstirahat nabzı 75 olan 80 yaşındaki bir yaşlının %60 yüklemeyle egzersiz yapması isteniyorsa kişinin hedef kalp atım sayısı
220-80=140 max. Nabız
140-75=65 max.kalp atım sayısı yedeği
65x0.60+75=114 /dk olmalıdır.
Egzersiz sıklığı haftada 3-5 defa olmalıdır.
Egzersiz şiddeti hedef kalp atım sayısı yedeğinin % 60-90 ı kadar olmalıdır
Egzersiz süresi 15-60 dk. devamlı, aerobik, büyük bir kas kitlesini içeren herhangi bir hareket şeklinde olmalıdır.
50 adım jog+50 adım yürüme; ilk gün 5 set , 10 set oluncaya kadar her gün bir set arttırılır
50 adım jog+40 adım yürüme
50 adım jog+30 adım yürüme
50 adım jog+20 adım yürüme
50 adım jog+10 adım yürüme
75 adım jog+10 adım yürüme
100 adım jog+10 adım yürüme
125 adım jog+10 adım yürüme
150 adım jog+10 adım yürüme
150 adım jog+10 adım yürüme
200 adım jog+10 adım yürüme
Bireysel programa geçiş
Yaşlılarda egzersiz kontrendikasyonları (egzersiz yapmanın uygun olmadığı durumlar)
Akut enfeksiyon
Ağır karaciğer ve böbrek bozuklukları
Kalp yetmezliği
Düşük düzeyli egzersizlerde oluşan angina
Yeni geçirilmiş infarktüs
Aritmiler
Kontrol edilemeyen hipertansiyon
Önceden denenmemiş bir malzemeyi ( besin, ilaç ) yarışma öncesi kesinlikle almayın
Son 24 saat içerisinde bozulma riski yüksek olan gıdalardan ( tavuk , rus salatası vb.) kaçının
Mümkünse öğündeki yemeği oyuncular haricindeki takım elemanlarından birisi yaklaşık 1 saat önce yesin
Temel enerji öğesi olarak KH.lar , destek öğesi olarak protein, lezzet , psişik doyum ve immün sistem desteği olarak da yağlar uyğun oranlarda diyette yer almalıdır
Sıvı alımına çok özen verin ( rakım, sıcaklık gibi çevresel şartları da gözönünde bulundurun)
Öğün sayısını olabildiğince arttırın
Meyveyi ara ögünlere koyun(yemek öncesi 1 saat) , olabildiğince salata tüketin
Sabah kahvaltılarında çay alımını kaldırın ( demir emilimini bozar )
Karbonhidrat (KH) alımında Glisemik İndeks kavramı önemlidir.
Yüksek glisemik indeksi olan KH.lar bal , şeker , pekmez , kuru incir ve üzüm , kavun , karpuz ,fasülye,bezelye, pişmiş havuç! vb.
Düşük glisemik indeksi olan KH.lar makarna , pilav , ekmek, patates , çiğ havuç! ,ayva vb.
Portakal , mandalin , elma , muz , armut , üzüm , şeftali vb. meyvalar orta düzeyde glisemik indekse sahiptir, her dönemde kullanılabilirsiniz
Müsabaka öncesi dönemde düşük glisemik indeksli , efor sonraları da ( ilk 2 saatte ) yüksek glisemik indeksli KH.lar alınmalıdır
Proteinlerin genelde çok fazla yağ içerdiği gözden kaçırılmamalı , sporcu diyetlerindeki bezdirici tek düzelik anlayışından vazgeçilmeli , balıkta ihmal edilmemelidir
Yumurta, süt ve ürünleri önemli protein kaynaklarıdır.
Yemek yağı olarak mısırözü yağı idealdir. Katkı ve lezzet verici olarak az miktarda taze tereyağı kullanılabilir, salatalarda zeytinyağı sınırsız olarak kullanılabilir , kızartmalar(yanık yağ) , sanayii yağları ve margarinler önerilmez
Pişirme tekniği olarak buğulama , haşlama ve ızgara tercih edilmelidir
Bu temel prensipler altında ahçının performansı da en ön plandadır
Müsabakaya çıkacak sporcunun enerji depoları tam dolu , hidrasyonu tam , midesi gerilim yaratmayacak şekilde boş olmalıdır
İdeal Bir Maç Günü Beslenme Programı Örneği ;
Maç öğle seansında ise;
Sabah kahvaltısı (maçtan 1,5 saat önce)
Sütlü corn flakes
Meyve
Maç sonrası yemeği (maçtan sonraki ilk 1,5 saat içerisinde)
Çorba (mercimek veya tarhana )
Pilav veya peynirli makarna
Et yemeği (patatesli incik haşlama , tavuk sote veya çiftlik kebabı gibi)
Yoğurt
Havuç salatası
Şuruplu tatlı
Ara öğün
Peynirli tost
Çay
Akşam yemeği
Bezelye , fasulye gibi sebze yemeği
Patates püresi
Makarna veya pilav veya mantı
Yoğurt veya salata
Sütlü tatlı
Ara öğün
Meyve ( kavun , karpuz , üzüm gibi )
Maç akşam seansında ise;
Sabah kahvaltısı
Peynir , zeytin
Yumurta
Domates , salatalık
Ballı yoğurt
Meyve suyu
Öğle yemeği (maçtan 3 saat önce)
Az yağlı pilav veya makarna
Izgara et
Yoğurt veya salata
Sütlü tatlı veya komposto
Maden suyu
Ara öğün (maçtan 1 saat önce)
Bisküvi
Çay
Akşam yemeği (maçtan sonraki ilk 1,5 saat içinde)
Çorba
Sebze garnitür ( bezelye , patates , havuç , mısır )
Izgara balık veya tavuk
Salata
Şuruplu tatlı
Ara öğün
Meyve (kavun , karpuz gibi)
Maç Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar :
Kafein alımı olabildiğince düşük tutulmalı
Çok fazla sofra şekeri tüketilmemeli
Zararlı yağ içeren mayonez , margarin vb. gibi maddeler tüketilmemeli
Yüksek karbonhidrat tüketildiği için B1 ve B2 vitamini alımına önem verilmeli
Aşırı terleme sebebiyle mineral takviyesi önerilir.
Spor sakatlıkları doğrudan hekimi ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu
bölümde sadece bazı istatistik ve temel bilgileri ve de tanımları bulacaksınız.
Unutulmaması gereken bir spor yaralanması veya sakatlığı durumunda ilk
yapılması gereken uzman bir hekime başvurmaktır.
Genel Bilgiler
Sportif yaralanmalar, genelde spor dallarına özgü özellikler içerir. Çeşitli spor
dallarından bazı örnekler verirsek, şöyle bir tablo ile karşılaşırız:
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 1983-87
yılları arasında yapılan bir araştırmada, beş yıllık periyot süresince kliniğe
başvuran 1560 spor yaralanması vakası incelenmiştir. Yaralanmaların yüzde
22'si kontüzyon (ezilme), yüzde 20'si fraktür (kırık) olarak bulunmuştur. En sık
yaralanan bölgenin ise yüzde 60 ile alt ekstremite (alt taraf) olduğu
belirlenmiştir. Ayrıca sporcularda sportif yaralanmaların dışında, bir de overuse
(aşırı kullanma) kökenli çok sayıda yaralanma görülmektedir.
Girgin, futbolcularda genellikle sıyrıklar, ezikler, yüzeysel ekimozlar (çürükler),
basit kas travmaları, kas krampları, basit ayak bileği burkulmaları, basit burun
kanamaları, bel ve sırt bölgesinde geçici yaralanmalar, boyun bölgesi
travmaları, kaş ve baş bölgesi yaralanmaları görüldüğünü belirtmektedir.
Dagarov ve Slanchev ise araştırmalarında, futbolcularda sıklıkla distorsiyon
(burkulma), kontüzyon (ezilme), menisküs lezyonları ve kas rüptürlei
(kopmaları) görüldüğüne de işaret etmektedir. Futbolcularda sık görülen
yaralanmalardan biri de kasıkta uyluğun iç-üst kısmında meydana gelen
ağrılardır. Burada futbolcuların dizlerinin tam ekstansiyonda iken (gerilmiş iken)
bacağın kalça ekleminde aşırı abduksiyonu (uzaklaşması) ile dirence karşı topa
çıkarak savunma yapması, yada bu pozisyonda topa kayarak müdahalesi
adduktör (yaklaştırıcı) kasların aşırı gerilmesi ve hareketin sonucu tendon
(bağ) kopmalarına veya kemiksel değişikliklere neden olur.
Basketbolcularda ise yumuşak doku lezyonları (kontüzyon, hematom, yüz
yaralanmaları, lif kopmaları, kramplar vb), eklem travmaları (bağ lezyonları,
menisküs lezyonları, omuz çıkıkları), kırıklar ve büyük yaralanmalar
görülebilmektedir.
Koşucular üzerinde yapılan bir çalışmada da sporcularda en çok kas ve tendon
zorlanmaları, eklem ve bağ yaralanmaları ile menisküs lezyonları görüldüğü
saptanmıştır. Bunların nedeni olarak da antrenman (yanlış antrenman, ağır
antrenman ve antrenman sırasındaki ani değişiklikler), anatomik faktörler ile
ayakkabı ve zemin gösterilmiştir.
Halterde daha çok yumuşak doku yaralanmaları sıklıkla görülmektedir. Bu
yaralanmalar haltercilerin gövde ve göğüs kafesi kaslarında, sırt kaslarında ve
el bileğinde ortaya çıkabilir.
Boks özelinde ise en çok yaralanan bölge yüzdür. Bilindiği gibi boks sporunda
öncelikle yumrukların hedefi yüz ve çenedir. Bu nedenle yüzde hafif
ekimozlardan (çürüklerden) başlamak üzere, önemli kırıklara ve yüzdeki
organların ciddi yaralanmalarına kadar değişik derecelerde yaralanmalar
görülebilir. En çok yaralanma kas yarılmalarıdır. Ayrıca ikinci planda ve zamanla
oluşan yaralanma ise boksörlerde burun kemiğinin kırılması, çökmesi ve
burundaki konkaların deviasyonudur. Bilindiği gibi boksta geçici şuur kayıpları
sık görülür. Bu alınan darbenin şiddetine, sporcunun dayanıklılığına ve
tecrübesine bağlı olarak farklı sürelerle devam eder. Geçici ve kalıcı beyin
zedelenmeleri boksta görülen olaylardır.
Judocularda el bileği ve parmakla ilgili yumuşak doku yaralanmaları, diz
bölgesinde sathi sıyrık, intra ve ekstra artiküler hematom (eklem içi ve dışına
kan birikmesi), bağ, kapsül ve menüsküs lezyonları (yaralanmaları) ile çeşitli
kafa travmaları görülebilir.
Kayakçılarda ise ayak bileği yaralanmaları, krus (bacak) yaralanmaları, diz
eklemi yaralanmaları, kafa travmaları, omurga yaralanmaları, donmalar ve
ultraviyole yanıkları görülmektedir.
1-Spor sakatlığı nedir?
Spor sakatlıkları genel olarak sportif aktiviteler sırasında meydana gelen her
türlü hasarın kolektif adıdır. Groh'a göre spor yapan 40 kişi başına aşağı yukarı
büyük bir kaza, 4000 kişide bir sakatlık durumu ve 40. 000 kişide bir de ölüm
vakası düşer. Spor dallarına göre kazalarda başta %10 ile futbol gelmektedir
bunu % 6 ile güreş % 3ile hentbol ve boks izler atletizmde % 1 kayakta ise %
0. 5 tir.
2-Spor sakatlıklarının nedenleri nelerdir?
Spor sakatlıklarının oluşma nedenlerini iki ana grupta toplayabiliriz. Bunlar
internal (kişisel) ve eksternal (çevresel) nedenlerdir.
Kişisel nedenler: Fiziksel eksiklikler, fiziksel uygunluk 'aerobik dayanıklılık,
kuvvet, sürat, beceri, çeviklik), psikolojik faktörler 'konsantrasyon, riski
kabullenme), fiziksel yapı 'boy, kilo, eklem stabilitesi, vücut yağ dokusu
yüzdesi), yaş, cinsiyet.
Çevresel nedenler: Sporun tipi, sportif aktivite süresi, hadisenin yapısı, rakibin
ve takım arkadaşlarının rolü, zeminin durumu, ışık, emniyet tedbirleri. ,
yavaşlama için yeterli mesafe, malzemeler, iklim koşulları 'ısı, nem, rüzgar)
antrenör, maç yönetimi 'kurallar ve hakemlerin kuralları uygulaması).
3-Spor sakatlığının ciddiyeti nedir?
Bir spor sakatlığının ciddiyet derecesini anlayabilmek için altı temel olguyu
değerlendirmek gerekir. Bu olgular; spor sakatlığının tabiatı, tedavi şekli ve
süresi, sporda uzak kalınan süre, kaybedilen işgünü, kalıcı hasar, maliyet. İşte,
bir spor sakatlığının ciddiyeti bu olguların tek tek ele alınıp, değerlendirilmesi
sonucu anlaşılır.
4-Spor sakatlıklarının önlenmesindeki genel kurallar nelerdir?
Öncelikle ilk yapılması gereken konu sporcuların periyodik sağlık kontrollerdir.
Bu kontroller ile sezon başında sporcunun mevcut durumu ortaya konulur.
Eksiklikleri belirlenir ve o eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemler hekimin
önerisi çerçevesinde alınır. Bu noktada belirlenen eksiklikler hem fizyolojik
parametreler, hem fiziksel uygunluk, hem de direkt sağlık ile ilgili eksiklerdir.
Spor sakatlıklarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri yetersiz ısınmadır.
Bu nedenle ısınmaya, özellikle stretch 'germe) egzersizlerine büyük önem
verilmelidir.
Burada fiziksel aktivite sonrası yapılacak soğuma da önem taşımaktadır. Her
aktivite sonrası mutlaka soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası
mutlaka soğuma egzersizleri yapılmalıdır.
5-Kas yorgunluğu nedir?
Antrenmansız sporculara da ağır ve alışmamış kas kasılmalarından 1-2 gün
sonra ortaya çıkar.
Aynı zamanda ağır sportif yarışmalardan sonra da sporcularda görülen akut
(kısa süreli) kas ağrılarıdır. Söz konusu kaslar her hareket denemesi sırasında
ve dokununca ağrılı, bazen şiş ve serttir. Sporcular arasında "hamlık" olarak
adlandırılır.
Kas yorgunluğu ile ilgili çeşitli hipotezler ortaya sürülmüştür. Bunlardan bazılar
şunlardır:
a. Metabolizma bozukluğu hipotezi: Laktik asit (süt asidi) ve diğer asitli
metabolizma artıklarının birikmesi.
b. İltihap hipotezi: Aseptik, asidoza bağlı iltihap.
c. Kas sertleşmesi hipotezi: Kasın aşırı derecede sertleşmesi.
d. Mekanik hasar hipotezi: Kas zorlanması, kas gerilmesi.
Kas yorgunluğunun özellikle negatif iş (fren görevi) yapan kaslarda meydana
geldiği gözlenmiştir.
6-Kas yorgunluğu nasıl atlatılır?
Kas yorgunluğunun hiçbir tedavi yapılmadan, salt istirahat ile 3-4 gün içinde geçtiği ve ağrıların
dindiği bilinmektedir. Bu konudaki hızlandırıcı genel önlemler olarak şunlar önerilebilinir:
a. Sauna
b. 26-28 derece sıcaklıkta yüzme havuzu
c. Söz konusu kaslar
üzerine ılık ıslak kompresler, hafif masaj antifilojistik ilaçlar (voltaren, tilcotil
gibi) antioksidan C ve E vitamini.
7- Strain (Kas gerilmesi) nedir?
Kas gerilmesinde her zaman geri dönüşü (reversibl) bir işlevsel kas yaralanması
söz konusudur. Bu noktada ani eksantrik (kasın boyunun uzadığı) kas faaliyeti
sırasında kas elastikiyetinin sınırına eriştiği, fakat bu sınırın aşılmadığı bir durum
söz konusudur. Bu sınırın aşıldığı noktada artık kas gerilmesinden söz
edilemez, o zaman kas zorlanması veya parsiyel kas yırtılmasından söz edilir.
Kas gerilmesi kas liflerine paralel meydana gelir. Özellikle de kas-tendon
bağlantı bölgelerine rastlar.
8-Kas zorlanması nedir?
Burada birkaç veya birçok kas lifi anatomik olarak zarar görür. Kas
zorlanmasında kas liflerinin sıklığı ve elastikiyeti zorlanır. Bağ dokusu ve tek tek
kas lifleri kopar. Kasın devamlılığı korunur.
9-Parsiyel (Kısmi) kas yırtığı nedir?
Burada kas lifi demeti büyük oranda zarar görür. Parsiyel (kısmi) kas yırtığında
yerinde kas liflerinin büzülmesi söz konusu olur. Parsiyel (kısmi) kas yırtığı
maksimum kontraksiyon (kasılma) sırasında oluşur. Bunu uyaran etken, tek tek
kas liflerinin geriliminin ani değişimi ile ortaya çıkan hareket uyumsuzluğudur.
Bu değişim iki etken sonucu oluşur:
a. Kuvvetli direnç.
b. Zıt kasların kontraksiyonu
10-Kas yırtılması nedir?
Kas yırtılmasında elle hissedilebilen ve gözle görülebilen bir kas erimesi söz
konusu olmaktadır. Kas yırtılması birdenbire olur ve buna ilgili kas gruplarında
şiddetli ağrı eşlik eder. Kas yırtılmasının nedenleri iki tanedir:
a. Maksimal kontraksiyonda (kasılmada) hareket koordinasyonsuzluğu.
b. Kasılmış kasın şiddetli bir dirence karşı ani hareketi.
11-Kas yırtığını hazırlayıcı etkenler nelerdir?
Bu etkenler dört ana başlık altında toplanabilir. Bu başlıklar sırasıyla şunlardır:
a. Soğuk ve kasların yetersiz kanlanması (yetersiz ısınma).
b. Lokal ve genel aşırı yorgunluk.
c. Yetersiz antrenman düzeyi.
d. Yarışma öncesi yapılan yetersiz hazırlanma
12-Myositis ossificans (Kas kemikleşmesi) nedir?
Kas kemikleşmesi gizli kas yaralanmalarının istenmeyen sonuçlarından biridir:
Burada bir kas yaralanmasının, çeşitli nedenlerle tam olarak tedavi edilmemesi
sonucu kas içinde kemiğe benzer bir yapı oluşur. Kısaca iyi tedavi edilmemiş
kontüzyon ve hematomun sık rastlanan bir komplikasyonudur. Bu da kasın ait
olduğu eklemde ağrı ve çalışma bozukluğuna yol açması demektir.
13-Kas kemikleşmesi neden oluşur?
Kas kemikleşmesi aşağıdaki nedenlerden oluşur:
a. Tam iyileşmemiş kas yaralanmasına yüklenilme.
b. Nedbe oluşmasını önleyecek ilaçların o dönemde lokal olarak kullanılması.
c. Yen kas zorlanması ve kanamalara neden olabilecek şekildeki masajlar,
yanlış masaj.
14-Kas kemikleşmesi genelde nerede görülür?
Kas kemikleşmesi genelde sporcularda M. Quadriceps femoris (Dörtbaşlı uyluk
kası) ile kalça adduktörlerinde (bacağın içeriye doğru kapanması) görülür.
15-Eklem faresi nedir?
Eklem faresi, herhangi bir nedenle bir kıkırdak parçasının kopup, eklem içinde
hareket etmesidir. Sonuçta bu oluşum eklem fonksiyonlarını bozar.
16-Masajın spor yaralanmalarındaki rolü nedir?
Sportif kas yaralanmalarından korunmada ve yaralanmanın tedavisinden sonra
masaj bir rol oynamaktadır. Masaj, kasları maksimum çalışmaya hazırlamakta
ve kas yaralanmalarından korumaktadır. Ayrıca, antrenman veya yarışma
sonrası oluşan yorgunluk verici maddelerin kas hücrelerinden daha süratli
uzaklaşmasına yardım eder.
Masajın fizyolojik etkileri şunlardır:
a. Kan ve lenf dolaşımını düzenler: Burada refleks yoluyla arteriol (küçük
atardamar) ve kapillerin genişlemesini sağlamak suretiyle aktif rol oynar.
Venlerin 'toplardamarlar) boşalmasına yardımcı olmak suretiyle de mekanik
olarak görev yapar.
b. Uyarma ve sakinleştirme yoluyla sporcunun kendini subjektif olarak daha iyi
hissetmesini sağlar.
17-Soğuk tedavisi ne zaman yapılmalıdır?
Soğuk tedavisi, sportif sakatlıkların tedavisinde kullanılan ana tedavi
yöntemlerinden biridir. Soğuk tedavisi yaralanmadan sonraki ilk 48-72 saat
içinde yapılmalıdır.
18-Soğuk tedavisinin yararı nedir?
Soğuk uygulama ile yaralanan bölgede kan akımı azalır. Dolayısıyla kanama
azalır. Tüm spor yaralanmalarından veya sakatlanmalarından sonra şişlik ve
kanamaya ait işaretler kaybolana kadar soğuk tedavisi yapılmalıdır.
19-Soğuk tedavisi nasıl yapılmalıdır?
Soğuk uygulaması 2 saatte bir, 20 dakikayı geçmemek kaydıyla buz torbaları
ile uygulanabilir. Bir günde toplam uygulama süresi 2 saati geçmemelidir.
Eğer soğuk tedavisi derin dondurulmuş jellerle yapılıyorsa, 20 dakika yerine 13-
14 dakika yeterlidir. Soğuk uygulanan alanda deri direkt temastan
korunmalıdır.
20-Bandajlamanın önemi nedir?
Eklemde instabilite (sabitliğini yitirmesi) olması spor sakatlığı için hazırlayıcı bir
faktörü oluşturmaktadır. Bandaj özellikle instabil eklemlerde fizyolojik
hareketlilik sınırlarının ötesinde olabilecek hareketlere karşı eklemi korur.
21-Kontüzyon nedir?
Direkt bir travma karşısında cilt altında dokuların aşırı derecede ezilmesidir.
Kılcal (kapiller) damarlardaki kan cilt altında toplanır ve bir şişlik oluşturur.
22-Hematom nedir?
Travma (darbe) şiddeti ile kılcal damarlardan dışarıya çıkan kanın yumuşak
kısımlar arasında belirli birsahada toplanmasından ibarettir.
23-Fraktür (Kırık) nedir?
Travma (darbe) ve diğer nedenlerle kemiğin anatomik bütünlüğünün
bozulmasına kırık denir. Kemiğin devamlılığının bozulması basit bir çatlak, geniş
bir ayrılma veya çok parçalı olabilir.
24-Kırık neden oluşur?
Genel olarak kırıklar ya travma (darbe) ile oluşur ya da patolojik (hastalık)
nedenlerle oluşur.
Burada travmaya (darbe) dayalı kırıkların oluşmasında kemiği dıştan ve içten
etkileyen kuvvetlerin şiddeti, travmanın (darbe) geliş yönü ve etkileme süresi
kırığın durumunu belirler.
Kırığın oluşmasına neden olan kuvvetler itici, çekici, sıkıştırıcı veya makaslayıcı
kuvvetler olabilir. Ayrıca hastalık, yorgunluk veya yaşlılık nedeniyle doku
direncinin bozulması, kemiklerde kırık oluşmasına neden olur.
25-Fissür (Çatlak) nedir?
Çatlak özünde bir kırık çeşididir. Burada yani çatlakta kemiğin devamlılığı
sadece bir çatlak ile bozulmuştur.
26-Distorsiyon (Burkulma) nedir?
Burkulma bir eklem zorlanmasıdır. Üç çeşit burkulma vardır. Birinci derece
burkulmada eklem hafif zorlanmıştır. İkinci derece burkulmada eklem bağlarında
bazı kopmalar oluşmuştur. Üçüncü derecede burkulmada ise bağlar tamamen
kopmuştur.
Dağ bisikletinin, sporcuyu en çok zorlayan kısımlarının başında tırmanışlar gelir. İyi bir tırmanış için iyi kondisyon ve güçlü bacaklara sahip olmak dışında bisiklet üzerinde uygun duruş teknikleri ve uygun pedal çevirme tekniğinin uygulanması gerekir.
Tırmanışları tekniksel olarak zorlaştıran problemlerin başında da bisikletin ön tekerleğin yerden kesilmesi ve arka tekerleğin tutunamaması (patinaj) gelir.
Ağırlık Merkezi:
Eğimsiz, düz bir yolda ilerlerken bisikletin ve bisikletçinin ağırlığının %40 'ını ön tekerlek, %60 'ını arka tekerlek taşır. Fakat tırmanışlarda ön tekerlek üzerindeki yük oranı düşer, arka tekerlek üzerindeki yük oranı artar. Ön tekerlek üzerindeki yük azaldıkça ön lastiğinizin yere değen kesiti de azalacağından bisiklete yön vermekte güçlük çekilir. Yüksek eğimli tırmanışlarda ön tekerleğin taşıdığı yük oranı %0 'a kadar düşebilir ve ön tekerleğiniz yerden kesilebilir.
Bu gibi durumları önlemek için tırmanış esnasında kollar kırılarak, göğsümüz gidon üzerine yatırılır ve vücut ağırlığımızın ön tekerlek üzerine düşen oranını artırılır. Çok dik tırmanışlarda vücudun bisiklet üzerindeki duruşunu değiştirmek de yetersiz olabilir. Selenin üzerinde ileri kaymak (selenin ucuna oturmak), ön tekerlek üzerine düşen ağırlık oranını artırmanın bir diğer yoludur.
Tırmanışlarda bisiklet üzerindeki pozisyon bu şekilde olmalıdır.
Patinajı önleme:
Asfalt, beton, taş gibi sert zeminlerde arka lastiğin zemine tutunamaması gibi problemle karşılaşılması sık rastlanan bir durum değildir. Ancak zemin toprak, mucur, kum gibi kaygan ve gevşek olduğunda doğru teknikleri uygulamak gerekir. Kaygan ve gevşek zeminde tırmanış yaparken seleden kalkmak arka tekerlek üzerindeki baskıyı azaltacağından patinaj kaçınılmazdır. Bu nedenle seleden mümkün olduğunca kalkmamalı, kalkmaya mecbur kalınmışsa da kalçamızı sele hizasından uzaklaştırmamamız gerekir
Ayakta pedal çevirirken vücut ağırlığını mümkün olduğunca arka tekerleğe vermek gerekir.
Ayakta yapılan tırmanışlardaki diğer hata ise, darbeli pedal çevirmektir. (Darbeli pedal çevirimini önlemek için SPD (kilitli) pedal kullanmak gerekir.) Şöyle ki;
Ayakta pedal çevrildiğinde pedala vücut ağırlığımızı da aktardığımızdan, pedalımız (A) konumunda iken, pedalımıza tekerleği döndürmek için uyguladığınız yük minimumdur. Pedalımız (B) konumuna doğru ilerlerken pedallardan tekerleğe iletilen güç artış gösterir ve (B) konumunda maksimumdur. (B) konumundan, (C) konumuna ilerlerken ise tekerleğe iletilen güç azalır ve (C) konumunda yine minimumdur. Yani pedalımızı bir tur çevirdiğimizde arka tekerleğimize ilettiğimiz güç sürekli değişim gösterir. Bu durum lastiğin yere tutunma probleminin olmadığı asfalt, beton, taş gibi zeminlerde pek bir şey ifade etmese de, zeminin gevşek olduğu tırmanışlarda arka tekerleğin patinaj yapmasını ve pedala uyguladığımız gücün boşa gitmesine sebep olur.
Ancak sadece (B) konumundan pedala yüklenmek yerine, (D) konumunda da yukarı doğru çekersek ayakta pedal çevirimini darbeli yerine daha yuvarlak yapmış, arka tekerleğe iletilen gücün daha değişmez olmasını sağlamış oluruz.
Arkadaşlar Bu Konulardan Faydalanmanız İçin Açtım. Yanlız Bazı Arkadaşlarımız Hazırladığım Bu Konuları Başka Sitelerde Değişik Nick İsimle ve Konu Adınıda Değiştirip Sunmalarını Kınıyorum.