CA-CHALLENGE

CA-CHALLENGE

Üye
13.07.2007
Üsteğmen
23.964
Hakkında





  • İlk antrenmanlar için belirleyeceğiniz asfalt düz ve güvenli şehir dışı arka yollar seçilmelidir. İkinci bölümde yol antrenmanları içinse yokuşlu parkurlara gidilmelidir.

    İlk iki ay 3000-4000 km temel serilik ve ritim antrenmanı yapılmalıdır. İkinci bölüm ise ana antrenmanların yapılacağı 2500-3000 km.'lik bölümdür. Bu iki bölüm tamamlandığında elit sporcu artık yarışmaya hazırdır.

    Elit sporcular için antrenmanların haftanın en az 5-6 günü üzerinden planlanması gerekir. (Örneğin; salı, çarşamba, perşembe, cumartesi, pazar gibi)

    İlk antrenmanlar 1,5 saat=40 km. ile başlanıp, aşamalı +10 km. olarak süre = km arttırılmalıdır.

    İlk dönem antrenmanlarına ön dişli küçük 42/39, arka dişli 19-17 ile bir ay kadar serilik ve ritim çalışması yapılmalı, daha sonra arka dişli aşamalı olarak 16-15 gibi düşürülmelidir.

    İlk dönem antrenmanlarında pedalın dakikadaki devri 100-110 devir civarında olmalıdır.



#14.04.2010 19:41 0 0 0


  • İlk antrenmanlar için belirleyeceğiniz güvenli ve tur şeklindeki asfalt düz (1-3 km.lik) bir parkur seçilmelidir. İkinci bölümde yol antrenmanlar için şehir dışı arka yollara çıkılmalıdır.

    İlk iki ay 1000-1500 km temel serilik ve ritim antrenmanı yapılmalıdır. İkinci bölüm ise ana antrenmanların yapılacağı 1500-2000 km.'lik bölümdür. Bu iki bölüm tamamlandığında genç sporcu artık yarışmaya hazırdır.

    Genç sporcular için antrenmanların haftanın en az 4 günü üzerinden planlanması gerekir. (Örneğin; salı, perşembe, cumartesi, pazar gibi)

    İlk antrenmanlar 1 saat=30 km. ile başlanıp, aşamalı +5 km. olarak süre = km arttırılmalıdır.

    Genç sporcular için ayrıca kondüsyon geliştirici özel antrenmanlar yapılması gerekir. Kayak, kros koşusu, halter gibi

    İlk dönem antrenmanlarına ön dişli küçük 42/39, arka dişli 19-17 ile bir ay kadar serilik ve ritim çalışması yapılmalı, daha sonra arka dişli aşamalı olarak 16-15 gibi düşürülmelidir.

    İlk dönem antrenmanlarında pedalın dakikadaki devri 100-110 devir civarında olmalıdır.





#14.04.2010 19:40 0 0 0


  • Yol, Amatör, Hobi ve Sağlıklı Yaşam kullanıcıları

    İlk antrenmanlar için belirleyeceğiniz güvenli ve tur şeklindeki asfalt düz (1-3 km.lik) bir parkur seçilmelidir.

    İkinci bölümde yol antrenmanlar için ana yola çıkılmalıdır.

    İlk iki ay 1000-1500 km temel serilik ve ritim antrenmanı yapılmalıdır. İkinci bölüm ise ana antrenmanların yapılacağı 1000-1500 km.'lik bölümdür. Bu iki bölüm tamamlandığında sporcu artık yarışmaya hazırdır.

    Amatör sporcular için antrenmanların haftanın en az 3 gün üzerinden planlanması gerekir. (Örneğin; çarşamba, cuma, pazar gibi)

    İlk antrenmanlar 1 saat=25 km. ile başlanıp, aşamalı +5 km. olarak süre = km arttırılmalıdır.

    İlk dönem antrenmanlarına ön dişli küçük 42/39, arka dişli 19-17 ile bir ay kadar serilik ve ritim çalışması yapılmalı, daha sonra arka dişli aşamalı olarak 16-15 gibi düşürülmelidir.

    İlk dönem antrenmanlarında pedalın dakikadaki devri 100-110 devir civarında olmalıdır.






#14.04.2010 19:38 0 0 0


  • Unutkanlık Nedenleri ;

    Unutkanlık aslında büyük oranda psikolojik sorunlardan kaynaklanıyor. Ancak, organik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan unutkanlıklar da kişinin hayat standardını etkiliyor. Bir problem olarak unutkanlığın, gençlerde ve yaşlılarda ortaya çıkmasına göre farklı anlamlar taşıdığını söyleyen Acıbadem Hastanesi Bakırköy, Nöroloji Uzmanı Dr. Elif Ilgaz, unutkanlığın her yaş grubunda yaşanmasına karşın, belirgin yaşlarda ortaya çıkan hastalıkların unutkanlığa daha fazla neden olduğunu söyledi.
    Gergin olan kişiler daha unutkan oluyor
    Dr. Ilgaz, gençlerde ortaya çıkan unutkanlığın en büyük nedenini günlük yaşam stresine bağlayarak, yoğun iş temposunda çalışan ve beynine sürekli yeni bilgi kaydetmek durumunda kalan ve gergin olan kişilerin daha unutkan olabildiğini kaydetti.

    Gençlerde Unutkanlık Troid ve B12 eksikliğine Bağlı Olabilir..

    Gençlerde ortaya çıkan unutkanlığın organik nedenlerine bakıldığında, ilk sıralarda troidin iyi çalışmaması ve B12 eksikliği geliyor. Dr. Ilgaz, unutkanlık nedeniyle gençleri hekime getiren korkuların başında "Alzheimer mıyım" endişesinin yattığını anlattı. Özellikle son dönemlerde toplumda alzheimer konusundaki bilgi düzeyinin yükselmesine paralel olarak böyle bir yanılgının da ortaya çıktığını belirten Ilgaz, "Unutkanlığın organik nedene bağlı olarak ortaya çıktığı durumların başında elbette alzheimer geliyor. Ancak alzheimer 60 yaş ve üzeri kişilerde ortaya çıkan bir durum. Bu yaşlardaki unutkanlığın da alzheimer olarak tanımlanabilmesi için, kişinin yakın hafızası etkilenmiş, söylediklerini tekrarlıyor, kişilik değişikleri ortaya çıkmış, hayal görmeye başlamış, uyku uyanıklık döngüsünün bozulmuş olması gerekiyor. Yani alzheimer yaşla birlikte ortaya çıkmakla birlikte yaşlılığın doğal sonucu değildir. Bu nedenle yaşlılıkta ortaya çıkan her unutkanlığı alzheimer olarak tanımlamak da yanlış olur" dedi.

    Beslenme Dikkat Edilmeli.

    Hafif kognitif bozukluğu olan kişilerin alzheimer'e dönüşüp dönüşmeyeceği tam olarak bilinmiyor. Ancak diyabet, hipertansiyon gibi damar sağlığını bozan kronik hastalıkların etkin kontrol edilmesi unutkanlık gelişiminin önüne geçilmesi için önemli. Dr. Elif Ilgaz, kalp damar sağlığını koruma ve sağlıklı yaşam adına yapılacak her türlü çalışmanın unutkanlık üzerine pozitif etki yarattığını vurgulayarak, yüksek kolesterol, obezite, sigara içmek gibi yaşam stili değişikliği gerektiren durumlarda düzenli egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin etkili olabileceğini ifade etti.

    Kişilik Özelliği Olabilir..

    Unutkanlığın aslında insana ait bir kişilik özelliği olduğunu ve her unutkanlıkta patolojik bir sonuç aramanın doğru olmadığını anlatan Acıbadem Etiler Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Dr. Özay Özdemir ise, ağırlıklı nedeni psikolojik olan unutkanlığı "ağrı"ya benzetti. Ağrının çoğu kez bir sorunun bulgusu olabildiği gibi, unutkanlığın da bazı durumlarda psikolojik bir semptom olabileceğine dikkat çeken Dr. Özdemir, kişinin unutmasının ruhsal sağlığını koruyucu bir işlev gösterebildiğini de vurguladı.

    Unutkanlık Sosyal Yaşamı Etkiliyorsa...

    Sosyal hayatını etkileyen unutkanlık sorununda nedenini bulmaya çalıştıklarını söyleyen Dr. Özdemir, gerçekleştirdikleri süreçle ilgili şunları söyledi; "Buradaki ilk ayrım, sorunun psikolojik ya da organik bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı oluyor. Herhangi bir organik nedene bağlı olduğuna dair bir şüphe de olsa kişi nörolojik değerlendirilmeye alınıyor. Bazen hem psikolojik hem de organik nedenler unutkanlığa kaynak olabiliyor. Bu ayrımı hastayla konuşarak da tespit etmek mümkün olabiliyor. Ancak bu noktada hastanın yaşı, yaşadığı kültür, ortam, bulunduğu durum, bu sürecin içinde olduğu durum gibi farklı parametreler değerlendirilerek sonuca varılmaya çalışılır. Örneğin gelen kişi 60 yaşın altındaysa organik nedenlerden uzaklaşılıyor."

    Stres Unutkanlığı Artırıyor..

    Özellikle büyük şehirlerde yoğun stres altında yaşayan kişilerde, hemen her yaş grubunda unutkanlık gözlenme ihtimali yüksek oluyor. Ancak burada göreceli bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü büyük şehirlerde ve daha sistematik bir yaşam tarzı olan kişilerin yaşayacağı unutkanlıklar onların yaşamlarını birebir etkilediği için bu grup hekime daha çabuk geliyor.
    Ancak hayatı bu kadar sistematik olmayan, örneğin köyde yaşayan bir kişinin yaşayacağı bir unutkanlık onun gündelik yaşantısı üzerinde çok büyük olumsuzluklar yaratmayacağı için farkında olmadan bu durumu yaşıyor olabilir. Bu nedenle unutkanlığın yoğun olarak görüldüğü kesimleri sıralarken burada bir görecelilik söz konusu. Unutkanlığın psikolojik altyapısı değerlendirildiğinde ortaya öncelikle depresyon ve anksiyete çıkıyor. Yani unutkanlık nevrotik bir semtom olarak ortaya çıkmamışsa büyük oranda altta yatan neden depresyon oluyor.Psikiyatride en sık görülen bozukluklar olan anksiyete bozuklukları, psikolojik gerilim, kaygı, nedensiz korku olarak tanımlanıyor ve anksiyete bozukluklarının altına çeşitli hastalıklar giriyor. Bunların başında da panik bozukluğu geliyor. Bu nedenle panik yaşayan kişilerde de unutkanlık gözlenebiliyor.

    Anksiyete ve Depresyon..

    Unutkanlığın anksiyete bozukluklarında ve depresyonda ortaya çıkış nedenlerini açıklayan Dr. Özdemir, "Unutkanlık her iki durumda da ya, temel bir psikolojik mekanizmayla birlikte sonradan bir semptom olarak ortaya çıkar, ya da diğer belirtiler unutkanlığa neden olur. Her iki hastalıkta da kişinin dikkatini bir noktaya toplaması güçtür, konsantrasyon güçlüğü yaşar. Beyninde birçok şey dolaşır ve karmaşa halindedir, bunun sonucunda kişide unutkanlık ortaya çıkar. Bazı ruhsal yapılar unutkanlık semptomunun ortaya çıkmasına eğilimlidirler. Ancak hangi kişilik yapısında olursa olsun anksiyete ve depresyon yaşıyorsa büyük oranda unutkanlık sorunuyla karşı karşıya kalacak demektir" diye konuştu.

    Rahatsızlığın Tedavisi ..

    Unutkanlık şikayeti ile gelen kişilerin büyük çoğunluğunda neden, depresyon ve anksiyete bozukluğu olduğu için tedavi de buna göre şekilleniyor. Yani ilaç tedavisi ve psikoterapi uygulanarak çözüm buluyor. Unutkanlık yaşayan kişilerde sorun ne olursa olsun kendileri için ayıracakları zamanın son derece önemli olduğunu söyleyen Dr. Özdemir, bu anlamda tatil yapmanın faydalı olabileceğini dile getirdi. Gün içinde de sadece kendinizle kalabileceğiniz herhangi bir farklı aktiviteyle düşüncelerden bir nebze de olsa uzaklaşmak ve dikkat ve konsantrasyonu farklı noktalara odaklamak, arkadaş grupları oluşturarak paylaşımda bulunmak da yarar sağlayan basit çözüm önerileri olarak sıralanıyor.

    Unutkanlara Öneriler...

    · Aklınıza çok şey tutmaya çalışmayın, notlar almaya çalışın, bunu alışkınlık haline getirin,
    · Stresinizi azaltıcı aktiviteler geliştirin,
    · Düzenli spor yapmaya çalışın,
    · Beslenmenize dikkat edin,
    · Sevdiğiniz insanlarla bir araya gelip, sizi mutlu edecek şeylerle uğraşın,
    · Günlük yaşantınızda çok yoğun stres içindeyseniz, uykusuzluk, yorgunluk, sık ağlama, hayattan zevk almama gibi şikayetleriniz varsa psikiyatrla mutlaka görüşün.

    alıntı


#14.04.2010 19:21 0 0 0



  • Bu bölümde temel antrenman bilgisi ile ilgili sık kullanılan kavramları ve bazı
    temel bilgileri bulacaksınız. Konu ile ilgili daha detaylı bilgileri kaynaklarımızdan
    alabilirsiniz. Sorularınız var ise bize e-mailimizden ulaşabilirsiniz. Bilgimiz
    çerçevesinde yanıtlamaya çalışırız.

    1- Performans nedir ?
    Bir fiziksel aktivite sırasında, o fiziksel aktivitenin gerektirdiği fizyolojik,
    biyomekanik ve psikolojik verime "performans" adı verilir. Bu verimin yarışma
    sırasında ortaya koyulabilme düzeyi de performansın düzeyi hakkında bilgi
    verir.

    2- Performansı oluşturan öğeler nelerdir?
    Performansı oluşturan öğeler Astrand ve Rodalh'a göre üç ana başlık altında
    toplanır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
    a-Enerji oluşumu (aerobik-anaerobik), b-Nöro-müsküler(sinir-kas) ileti, c-
    Psikolojik faktörler (motivasyon)

    3-Performansı etkileyen faktörler nelerdir?
    Performansı çeşitli faktörler etkiler. Bu faktörler öncelikle iç ve dış faktörler
    olmak üzere ikiye ayrılırlar.

    İç faktörler veya internal (kişisel) faktörler adını verdiğimiz faktörler şunlardır:
    a. Antrenman düzeyi, b. Yaş, c. Cinsiyet. d. Fiziksel uygunluk (physical
    fitness), e. Irksal faktörler, f. Stres düzeyi, g. Motivasyon durumu, h.
    Beslenme, ı. Ergonomik destekleyiciler, j. Sağlık durumu, k. İlaç kullanımı

    Dış faktörler veya eksternal faktörler ise şunlardır:
    a. İrtifa, b. Nem c. Sıcaklık, d. Zemini durumu

    Yukarıda sıralanan faktörler durumlarına göre performansı olumlu ya da
    olumsuz yönde etkilerler.

    4- Antrenman nedir?
    Belirli bir sistem içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir
    program çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik
    çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle yapmaktadır:

    Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve morfolojiye uygunluk,
    yüklenmeler sonucu organizmada bir değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta
    verim artışına neden olunma. Bir başka antrenman tanımını ise şöyle
    görmekteyiz:Alıştırmalar yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel,
    psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.

    5-Antrenmanın etkileri nelerdir?
    Doğru ve sistemli yapılan bir antrenman ile tüm performans öğeleri
    geliştirilebilinir. Antrenman enerji oluşum sistemi üzerinde olumlu etkilerde
    bulunur. Bu şekilde kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi antrenman ile
    gelişerek sporcunun aerobik gücü (oksijenli-güç) aratırılır. Yorgunluğa karşı
    direnç artar. Nöro-müsküler (sinir-kas)ileti antrenmanla iyileştirilir. Kuvvet
    artırımı sağlanır. Koordinasyon, esneklik gelişir. Hareketlilik ve beceri gibi
    özellikler, iyileştirilir. Ayrıca sporcunun, teknik, taktik, zihinsel ve psikolojik
    özellikleri de gelişir. Özet olarak antrenman ile sporcuların enerji oluşum
    sistemleri, kuvvetleri ve motorik özellikleri geliştirilebilinir.

    6- Aerobik enerji oluşumu nedir?
    Organizmanın oksijenli enerji oluşum sistemidir. Burada hücre düzeyinde kan
    aracılığı ile gelen oksijen, enerji verici maddeleri yakar. İnsan organizması
    genelde aerobik yaşam (oksijenli ortamda) süren bir canlıdır. Burada
    solunan hava akciğerde alveolleri (hava keseleri) doldurur. Alveollerin (hava
    keseleri) çevresi kapiller (kılcal) damarlarla örümcek ağı gibi örülüdür. Burada
    kılcal damarların içindeki kanda bulunan ve eritrositlere(alyuvarlar) kırmızı
    rengini veren bir demiroksit bileşimi olan hemoglobin, alveollerin(hava keseleri)
    içindeki havada bulunan oksijenle difüzyon yolu (az yoğun ortamdan, çok
    yoğun ortama geçiş)ile birleşir ve oksihemoglobin yapar. Bu madde kan içinde
    kalbe gelir ve kalp onu hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyine kadar
    pompalar. Hücre düzeyinde hemoglobin karbondioksitle birleşip, oksijeni bırakır
    ve tekrar kalbe gelip, kirlenmiş kanın temizlenmesini sağlar. İşte burada hücre
    düzeyine gelen oksijen, enerji verici maddeleri öncelikle karbonhidrat(şekerler)
    yakar ve aerobik yolla (oksijenli yol) enerji (atp)oluşur.

    7- Aerobik güç nasıl geliştirilir?
    İnsan organizmasının, aerobik gücünün (Bu uygulamada dayanıklılık olarak
    bilinir), yani oksijenli enerji oluşum sistemlerinin güçlendirilmesi için geliştirilen
    çeşitli antrenman yöntemleri vardır. Bu yöntemler genelde şu ana başlıklar
    altında toplanır:
    a-Maraton tipi antrenman :Burada kısmen yavaş uzun mesafe koşular (Spor
    türüne göre yüzme de olabilir) söz konusudur.

    b-İnterval antrenman:Aralı antrenman adı da verilen interval çalışma,
    sporcuların aerobik güçlerini en süratli geliştiren antrenman metodudur.
    İnterval çalışmanın dört temel unsuru vardır. Bunlar sırasıyla mesafe, ara,
    tempo ve tekrar sayısıdır. Kısaca MATT ile ifade edilir. İnterval antrenman iki
    çeşittir.

    Bunlar extensiv (yaygın) internal ve intensiv (yoğun)interval.
    c-Fartleks:Tempolu oynaş koşusu diye de adlandırılan bu antrenman şeklinde
    sporcular minimum 30-45 dakika arasında engebeli arazide, çeşitli çıkışlar,
    inişler yaparlar.

    8- Anaerobik enerji oluşumu nedir?
    Organizmanın oksijensiz enerji oluşum sistemidir. İki bölümü vardır: ATP-CP'li
    sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit). Tüm fiziksel aktiviteler
    sırasında önce kas hücresi içinde bulunan hazır ATP (adenozintrifosfat)
    devreye girer. Daha sonra eğer ortamda yeterli oksijen yoksa enerji verici
    maddeler oksijensiz olarak yakılırlar. Bu işlem sonunda laktik asit (süt asidi) adı
    verilen bir yan ürün ortaya çıkar. İşte bu sisteme de laktik asitli sistem de
    laktik asitli sistem denir.

    9- Anaerobik güç nasıl geliştirilir?
    İnsan organizmasının anaerobik gücü genel olarak, aerobik güçten daha zor
    geliştirilen bir özelliktir. Burada temelde iki noktadan hareket edilir. Bu
    noktalar;supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodudur.
    Özellikle supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodu ile
    organizmanın laktik aside (süt asidi) olan dayanıklılığı artırılır. Bu yüklenmeler
    devamlı yüklenme yönteminden daha kısa süreli, fakat daha yoğundur.

    10- Steady state (hazır durum) nedir?
    Steady state (hazır durum);bir fiziksel aktivite sırasında o fiziksel aktivite için
    gerekli olan enerjinin sağlandığı, alınan oksijen ile kullanılan oksijenin
    dengelediği durumdur. Fiziksel aktivite sırasında aktiviteye uyum için kalp
    vurum sayısında lineer (çizgisel) bir artış görülür. Bu artış eğer steady state
    (hazır durum) sağlanmış ise durulur, kalp vurum sayısı dengelenir ve
    değişiklikler minimale indirgenir. Burada alınan ve harcanan oksijenin
    dengelenmesi söz konusudur. Genelde fizyologlar tarafından organizmanın
    steady state (hazır durum) haline gelmesi, kalp vurum sayıları arasındaki farkın
    dakika 5'in altına düşmesi olarak kabul edilir.

    11- Kalp vurum sayısı (nabız) nasıl sayılır?
    Kalp vurum sayısı antrenman sırasında genelde iki noktadan alınır. Bu noktalar
    el bileğinde arterioradialis ve boyundaki arteriocarotis'tir. Kalp vurum sayısı
    normalde bir dakika süre zarfında sıfırdan başlamak koşuluyla alınır. Ama
    antrenman pratiği içinde bir dakikalık sürede kalp vurum sayısında düşme
    görüleceğinden, genelde 10 veya 15 saniyelik sürelerle kalp vurum sayısı alınır.
    10 saniye alındığında bulunan sayı 6, 15 saniye alındığında bulunan sayı 4 ile
    çarpılır. Burada unutulmaması gereken nokta 10 saniye alındığında + 6, 15
    saniye alındığında +4 hata payı olacağıdır.

    12- Hangi spor dalında, hangi enerji oluşumu etkindir?
    Spor dallarında enerji oluşum sistemlerinin hangisinin etkin olduğu çeşitli
    araştırmacılarca ortaya konulmuştur. Kuşkusuz bir fiziksel aktivite sırasında
    tüm enerji oluşum sistemleri kullanır. Ama burada önemli olan hangisinin
    etkinliğinin daha yoğun olduğudur. İşte bu aşamada spor dalları enerji oluşum
    yolları açısında çeşitli sınıflandırmalara ayrılmıştır. Süresel olarak
    değerlendirildiğinde, bir dakika ve altında süren tüm aktivitelerde etkin olan
    enerji oluşum şekli anaerobik enerji oluşumudur. Örneklemek gerekirse 100 m,
    200 m 400 m, uzun atlama, yüksek atlama, sırıkla yüksek atlama. gülle atma,
    50 m ve 100 metre yüzme, bisiklet pist yarışları, cirit atma, disk atma, çekiç
    atma, kayakta slalom ve iniş yarışları v. b gibi spor dalları da etkin olarak
    kullanılan enerji oluşumu anaerobiktir. 5. 000 m, 10. 000 m, 20. 000 m,
    maraton bisiklet yol yarışları, yürüyüş, kayak kros, kürek çekme v. b gibi spor
    dalları da aerobik enerji oluşumunun etkin olduğu dallardır.

    Futbol, basketbol, voleybol, hentbol gibi takım oyunları göz önüne alındığında,
    burada her iki oluşum sisteminin de etkinlikleri söz konusudur. Örneklemek
    gerekirse bir futbol, basketbol veya hentbolde hızlı hücum sırasında atılan
    deparlarda yoğun olarak anaerobik enerji oluşumu devrededir. Ama bu
    deparların ardından geriye jog ile dönüşürler, savunma alanından hücum
    alanına geçişte paslaşmalar, süratli olmayan top sürmelerde aerobik enerji
    oluşumu devrededir. Sportif oyunlarda kullanılan enerji oluşum sistemleri iç
    içe geçmiştir. Birlikte kullanılır. Ama bu takım oyunlarını süresel olarak
    değerlendirdiğinizde 2 x 45 dakika süren bir fotbolun, 2 x 20 dakika süren bir
    basketbolun ve 2 x 30 dakika süren bir hentbolün aerobik etkinliğinin
    tartışılmaması gerekir.

    13- Kaç çeşit kas vardır?
    İnsan vücudunda üç çeşit kas vardır. Bunlar, düz kas, çizgili kas ve kalp
    kasıdır. Bunlardan düz kas, istem dışı çalışan kaslardır. Ve bu kaslar iç
    organlarımızın çevresinde yer alır. Çizgili kaslar istemli olarak kasılan kaslardır.
    Kalp kası ise çizgili kas görüntüsünde olan, ama düz kas gibi çalışan özel bir
    kastır.

    14- Çizgili kaslar kaç çeşittir?
    Vücudumuzda istemli olarak kasılan çizgili kaslarımızı oluşturan lifler, beyaz ve
    kırmızı lifler olarak ikiye ayrılır. Burada beyaz lifler, çabuk kasılan liflerdir ve FT
    veya Tip 2 diye adlandırılır. Ayrıca bu lifler kendi arasında da Tip 2 a veya Tip
    2 b olmak üzere ikiye ayrılır. Bu lifler sürat ve kuvvet geliştirmede önemli olan
    liflerdir, çabuk kasılır. Özellikle sıçrama, sürat koşuları gibi alanlarda etkilidir.
    Ayrıca süratli yavaş kasılan fibriller arasında bir geçiş şekli olan Tip 2 c'den de
    söz edilmektedir.

    Kırmızı lifler ise ST veya Tip 1 olarak adlandırılan lifllerdir. Bu lifler dayanıklılık
    lifleridir. Kısaca araştırmalarda sürat koşucularında beyaz liflerin, dayanıklılık
    koşucularında kırmızı lif sayılarının daha fazla olduğu görülmüştür.

    15-Kas lifi sayısı artar mı?
    Kas lifi sayısı doğuştan geldiği sayı ile devam eder. Kas antrenmana bağlı
    olarak belirli oranda enine kesitinde kalınlaşır. Kas kütlesi büyür. Buna hipertrofi
    adı verilir. Kütlenin büyümesi, her kas lifinin kalınlaşmasıyla, bu da miyofibril
    sayısının artmasıyla oluşur. Bunun yani hipertrofinin bir başka nedeni de belirli
    gerilim dalgası MSS (merkezi sinir sistemi)'nin kasılmaya katılmasıyla
    görüldüğüdür. Hettinger'e göre her 2mc kas 6 kg ağırlık kaldırabilmektedir.
    Dolayısıyla kasın enine kesiti arttıkça üreteceği kuvvet de artmaktadır.
    Temelde kas lifi sayısı artmaz. A m a Goldberg ve arkadaşları 1975 yılında, kas
    lifinin enine kesitinin belirli bir değere geldikten sonra çatallandığını tespit
    etmişlerdir. Bu dallanmaya da hiperplazi adı verilmiştir

    16-Kasların ortak özellikleri nelerdir?
    Kasların beş ortak özelliği vardır. Bu özellikler şunlardır:a. Uyarılabilme, b.
    İletebilme c. Kasılabilme, d. Elastik olma, e. Viskoz kitle olmalıdır. Her canlı
    doku gibi kaslar kendilerine yapılan uyarana yanıt verir. Bu yanıt kasılma
    şeklindedir. Genelde kaslar sinir yolu ile uyarılırlar. Ve bu uyarıyı iletebilme
    özelliğine sahiptir. Kasın kendisine gelen uyarılara yanıt verme şekli,
    kasılabilmedir. Kası istirahat uzunluğundan daha öteye germeye çalışırken, bir
    direnç ile karşılaşırız ve kası gerip uzatan kuvvet kesildiğinde, kas eski
    boyuna döner. Bu elastikiyet özelliğidir. Kas, şeklini değiştirmek isteyen
    kuvvete karşı, iç sürtünmelere bağlı bir direnç gösterir. Bu iki kuvvet arasında
    bir süre içinde denge oluşur. Bu kasın viskozite(akışkanlık) özelliğidir.

    17-Kuvvet nedir?
    Kuvvet tanımı çeşitli bilim alanlarında, değişik şekillerde yapılır. Sportif
    bağlamda bir direnci yenebilme kuvvet adı verilmektedir.

    18-Kaç çeşit kuvvet vardır?
    Üç çeşit kuvvet vardır. Bunlar maksimal (birim kuvvet, kaba kuvvet, temel
    kuvvet), çabuk kuvvet ve de kuvvete devamlılıktır.

    19-Maksimal kuvvet nedir?
    Maksimal kuvvet bireyin bir seferde üretebileceği en büyük kuvvet miktarıdır.
    Bir başka deyişle nöromüsküler (sinir-kas) sistemin istemimizle kasılması
    sonucu kaldırılabilecek en büyük ağırlığın kaldırılmasıdır. Maksimal kuvvet,
    sprint ve büyük sıçramalarda sürat ile birleştirilebildiği gibi, kürek sporunda
    dayanıklılıkla da birleştirilebilir.

    20-Maksimal kuvvet nelere bağlıdır?
    Maksimal kuvvetin büyüklüğü genelde beş faktöre bağlıdır. Bu faktörler
    sırasıyla şunlardır:

    a. Kasın fizyolojik kesitinin büyüklüğü, b. İnter-müsküler koordinasyon
    (yapılan hareketlere katılan kaslar arasındaki koordinasyon), c. İntra-müsküler
    koordinasyon (kas içi koordinasyon), d. Kas fibril türü (FT dominant-baskın-
    olanlar daha fazla kuvvet üretir), e. Motivasyon

    21-Çabuk kuvvet nedir?
    Çabuk kuvvet, en kısa sürede oluşturulabilen en büyük kuvvettir. Ya da nöro-
    müsküler (sinir-kas sistemi) sistemin bir direnci en kısa sürede yenebilme
    yeteneğidir. Bir kişinin vücudunun farklı bölümleri, farklı çabuk kuvvet üretir.

    22-Çabuk kuvvet nelere bağlıdır?
    Çabuk kuvvet şu faktörlere bağlıdır: a. İntra-müsküler koordinasyon (kas içi
    koordinasyon), b. Aktif hale getirilebilen liflerin kasılma hızına (burada aktif halr
    gelen liflerdeki FT-hızlı kasılan ve ST, yavaş kasılan lif oranları önem
    taşımaktadır), c. Devreye giren kas liflerinin kasılma kuvvetine. Burada
    patlayıcı kuvvet ve çabuk kuvvet karıştırılan kavramlardır. Ama birbirleri ile
    yakın ilişkisi olan kavramlardır. Patlayıcı kuvvetin, çabuk kuvvetle yakın ilişkisi
    vardır. Patlayıcı kuvvet mümkün olduğu kadar dikey artışı sağlayabilme
    yeteneğidir. Burada birim zamandaki kuvvet artışı gündemdedir.

    23-Kuvvette devamlılık nedir?
    Kuvvette devamlılık, bir ağırlığın uzun süre kaldırılabilme yeteneğidir. Bir başka
    deyişle, uzun süre devam eden kuvvet uygulamalarında organizmanın
    yorgunluğu yenebilme, yorgunluğa karşı koyabilme yeteneği de denebilir

    24-Kuvvette devamlılık nelere bağlıdır?
    Kuvvette devamlılıkta iki ana faktör etkindir. Bu faktörler sırasıyla şunlardır:a.
    Uyarının şiddeti ve uyaranların kapsamı b. Kassal yorgunluk.

    25-İzometrik kas kasılması nedir?
    İzometrik kas kasılması, kas boyunun sabit kaldığı bir kasılmadır. İzo;eşit,
    metrik;uzunluk demektir. Bu tür kas kasılmasında kasın boyu sabit kalırken,
    tonusu(gerimi) artmaktadır. Buna statik kas kasılması adı verilir. Örnekleme
    gerekirse, ayakta dik durma, yerçekimine karşı (antigrativite)kaslarının
    izometrik kasılması ile gerçekleşir. Sabit bir duvarı itmeye çalışma da bu
    kasılma türüne bir örnektir. Sportif aktiviteler içinde izometrik kasılmaların en
    yoğun görüldüğü spor dalı güreştir.

    26-İzotonik kas kasılması nedir?
    Bu kasılma şeklinde kasın boyu değişirken, gerimi sabit kalmaktadır. Burada
    izo;eşit, tonik;gerim, demektir. Bu kas çalışmasında kas boyu kısalır
    (konsantrik) ve uzar (eksantrik). Dinamik kas kasılması da denir. Hareketin hızı
    değişebilir.

    27-Eksantrik kas kasılması nedir?
    Eksantrik kas çalışması sırasında kasın boyu uzar. Örneklemek
    gerekirse;barfikste kendini yukarı çeken kişinin yer çekimi etkisiyle bir süre
    sonra aşağıya sarkmaya başlamasında biceps kası (pazu kası) açılarak (boyu
    uzayarak ) çalışır.

    Yani eksantrik kasılma, uzayarak bir kas çalışmasıdır. Ve kasın boyu değiştiği
    için izotonik bir kasılma şekli olduğunu da söyleyebiliriz. Eksantrik kasılma için
    bilim dünyasında iki ayrı görüş vardır Genelde egzersiz fizyologları, eksantrik
    kasılmayı bir izotonik kasılma olarak değerlendiremez. Onlara göre kasılma
    olabilmesi için kayan filamanlar teorisine göre, kasın boyunun kısalması
    gerekmektedir. Egzersiz fizyologları böyle düşünürken, spor bilimcileri de bunun
    tersini düşünmektedir. Spor bilimcilere göre de kasın boyu değiştiği için, bu
    kasılma da izotonik bir kasılma şeklidir. Bu çalışmalarda daha hızlı bir kuvvet
    gelişimi sağlanır.

    28-Konsantrik kas kasılması nedir?
    Dinamik bir kasılma şeklidir. Kasın tonusu (gerimi) sabit kalırken boyu
    kısalmaktadır. Yani kısalarak bir çalışmadır. Bir ağırlığın yerden yukarıya
    kaldırılması, bu kasılma türüne basit bir örnektir. Kas boyu değiştiği için
    konsantrik kasılma da bir izotonik kasılma şeklidir.

    29-İzotonik kas kasılması nedir?
    İzotonik kasılmada tüm haraket genişliği içinde sabit bir hız ve maksimal
    gerimin sağlandığı bir kas çalışması görülür. Bu durumda hız sabit kalır ve
    kaslara binen yük değişir.

    İzokinetik kasılma özel aletlerle sağlanır. Mini-Gym veya Cybex aletleri değişik
    açılarda, sabit bir hız ile izokinetik kasılma yaptırabilen aletlerdir.

    30-Oksotonik kasılma nedir?
    Bu kasılma kompleks bir kasılma çeşididir. Oksotonik kasılmada ilgili kas grubu
    önce izotermik sonra konsantrik ve eksantrik kasılır. Yani üçü birlikte görülür.
    Oksotonik kasılma, eksatrik ve konsantrik kasılmaların peşi sıra veya kombine
    olarak kasılmasıdır.

    31-Kuvvet nasıl geliştirilir?
    Kuvvet gelişimi tekrar ve interval yöntemleriyle sağlanır. Bu yöntemlerden
    bazıları, serbest ağırlık ile çalışma (free weight training), ağırlık makinelerinde
    (weight machine) çalışmadır. Bu çalışmalarda mutlaka bir uzman tarafından
    program hazırlanmalıdır. Tekrar yöntemi ile interval yöntemi;dairesel (circuit)
    antrenman, setler (klasik halterci çalışması) halinde ve diğer bazı özel
    organizasyonlar şeklinde düzenlenebilir.

    Ağırlık çalışmalarına başlarken, ağırlık çalışmalarına hazırlık çalışmaları
    yapılmalıdır En az7-8 antrenman yapılacak bu çalışmaların ardından kaba
    kuvvet(birim kuvvet, maksimal kuvvet, temel kuvvet ) çalışmalarına
    geçilebilir. Bu çalışmaları çabuk kuvvet çalışması ve kuvvet devamlılık
    çalışması izlemelidir.

    32-Ağırlık çalışmalarında nelere dikkat edilmelidir?
    Ağırlık çalışmaları sırasında bazı konulara dikkat edilmelidir. Eğer bu konulara
    dikkat edilmez ise sporcuların sakatlanma risklerinin artması söz konusudur.
    Ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir ısınma ve stretching (germe) çalışması
    yapılmalıdır. Çalışmalar sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, öncelikle
    ağırlık tutma şekli, soluk alıp verme gibi ayrıntılarıyla teknik öğretilmelidir.
    Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri her kaldırma öncesi kontrol
    edilmelidir. Ağırlık çalışmaları sırasında sporcuların birbirlerine kesinlikle şaka
    yapmaları engellenmelidir.

    33-Sürat nedir?
    Fizyolojik açıdan sürati değerlendirdiğinizde ;sinir sisteminin hareketlilik
    temeline bağlı olarak kas isteminin hareketleri en kısa zaman içinde yapabilme
    yeteneğidir. Ve sürat, kuvvet ile direkt bağlantı bir özelliktir. Bir başka deyişle
    hareket uyaranı ile uyaranın kesilmesi arasındaki hızlı değişim sonucu kas
    sistemi amaca uygun yüksek bir hareket frekansı oluşturur. Bu hareketlere
    ancak uygun kuvvet uygulanmasıyla erişilebilinir. Sürat, çok yönlü ve karmaşık
    bir özelliktir. Antrenman bilimindeki en karmaşık konuların başında gelmektedir.
    Bu konuda yapılacak çalışmalarda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

    34-Sürat nasıl geliştirilir?
    Kuvvet olmaksızın sürati geliştirmek olası değildir. Sporcunun sürati
    geliştirilmek isteniyorsa kuvvetin geliştirilmesi gerekir. Süratin artımı için
    maksimal hareket sürati ve maksimal kuvvetin artırılması gerekmektedir.
    Unutulmaması gereken, maksimal hareket süratinin geliştirilmesi olağanüstü
    güç iken, kuvvetin geliştirilmesinin kolaylılığıdır. Sürat üç ana öğeye ayrılır.
    Bunlar a. Reaksiyon zamanı, b. Hareket sürati (her bir hareketin sürati) ve
    c. Hareket frekansı (temposu). İşte bu noktada süratin geliştirilmesi sürati
    oluşturan bu öğelerin her birinin ayrı ayrı geliştirilmesi ile sağlanır.

    35-Dayanıklılık nedir?
    Dayanıklılık kavramı için çeşitli tanımlamalar söz konusudur. Genel olarak,
    yorgunluğa karşı direnme niteliği ya da yorgunluğa dayanabilme gücü olarak
    değerlendirilir. Jonath'a göre dayanıklılık, çalışmanın kalitesini düşürmeksizin
    durağan(statik) ya da dinamik bir yüklenmeyi, olabildiğince uzun süre
    yapabilme yeteneğidir. Simkin'e göre ise dayanıklılık, insanın güç yeteneğini
    koruyabildiği sürenin uzatılması, bir çalışmanın ya da dış çevrenin elverişsiz
    koşullarının etkisine rağmen yorgunluğa karşı organizmanın artırılmış direnme
    gücüdür. Dayanıklılık için uzmanlarca çeşitli sınıflandırmalar ve gruplandırmalar
    yapılmış. Bunlardan ilki, enerji oluşum sistemleri açısından değerlendirmedir.
    Burada dayanıklılık, aerobik (oksijenli) dayanıklılık ve anaeorobik (oksijensiz)
    dayanıklılık diye ikiye ayrılmaktadır. Bir diğer sınıfladırma da Harre'ye göre
    süresel açıdan yapılmıştır. Bu da kısa orta ve uzun süreli dayanıklılıktır. Son
    olarak da dayanıklılık, temel ve özel dayanıklılık olarak değerlendirilmiştir.

    36-Dayanıklılık nasıl geliştirilir?
    Dayanıklılığın geliştirilmesine yönelik antrenman yöntemleri üç ana başlık
    altında toplanabilir.

    a. Devamlı yükleme yöntemleri, b. İnterval (aralı) yüklenme yöntemleri
    (intensiv/yoğun ve ekstensiv/yaygın interval olarak da ikiye ayrılır), c.
    Yarışma ve kontrol yöntemleri. Bu üç yöntemin her biri değişik şekilde organize
    edilerek kullanılır.

    37- Koordinasyon nedir?
    Koordinasyon, amaca yönelik bir hareketle iskeletle kasları ile merkezi sinir
    sisteminin uyum içinde çalışması. etkileşimidir. Koordinasyon, bir sınıflama
    şekline göre genel ve özel koordinasyon olarak ikiye ayrılır. Burada genel
    koordinasyon, bir kişinin hangi spor dalıyla uğraşırsa uğraşsın çeşitli hareket
    becerilerini kazanmasıdır. Özel koordinasyon ise bir spor dalında çeşitli ve bir
    seri hareketin hızlı, akıcı ve uyumlu bir şekilde yapılmasıdır.

    38-Çabukluk nedir?
    Çabukluk, kasların mümkün olan en kısa zamanda dış dirençlere vücut, ya da
    vücudun bir kısmının direncine rağmen eklemleri harekete geçirebilme
    özelliğidir. Yani çabukluk veya çeviklik ile bütün motorik davranışların
    kondisyonel ve koordinatif kalitesi anlatılmaktadır.

    39- Beceri nedir?
    Beceri, iş yapana nispeten daha az bir eforla daha fazla iş yapma olanağı
    sağlar. Beceri daha ziyade değişik kas grupları arasında iyi bir koordinasyon
    sağlanır. Yani beceride, inter müsküler (kaslararası) koordinasyon önemlidir.
    Kassal bir işin kolaylıkla yapılması becerikli bir hareket özelliğidir. Becerili bir
    vücut hareketinde merkezi sinir sisteminden (MSS) kaslarda emirler entegre
    hareketleri doğru ve iyi bir şekilde yaptıracak miktar ve de sırada gelir. Yeni
    hareketler karşısında insan aşırı duyarlılık ve aşırı aktivite gösterebilir. Fakat
    pratik yapa yapa hareketleri kontrole yardım eden aktif inhibitör (engelleyici,
    bastırıcı) bir kuvvet gelişir ve bu hareketler daha direkt ve etkili olmaya
    başlar. Beceri, özünde hareket aygıtı bölümlerinin hassas motor (hareketsel)
    davranışlardaki koordinasyon kalitesini anlatır.

    40-Hareketlilik nedir?
    Spor biliminde hareketlilik kavramı, ya da hareket genişliği Harre'ye göre
    insanın hareketleri açısal değer olarak büyük bir genişlik içerisinde yapabilme
    yeteneği olarak tanımlanabilmektedir. D. Martin ise bu kavramı, eklemlerin her
    yönde optimal (en uygun) hareket edebilme yeteneği olarak tanımlar. Spor
    pratiğe hareketlilik çoğu kez değişik alıştırmalarda belirli hareket büyüklüğü
    standartları olarak ele alınır Örneklersek, otururken, dizleri bükmeden gövdeyi
    öne doğru götürüp, eller ile ayak burunlarına değmek. Genelde spor
    dünyasında esneklik ve hareketlilik kavramları karıştırılır. Burada esneklik,
    hareketliliğin bir parçasıdır. Esneklik salt kasla ilgilidir. Hareketlilik ise
    eklemlerin, kasların, bantların ve kirişlerin belirlediği bir ortam içerisinde ve
    nöro fizyolojik yönlendirme süreciyle belirlenir.

    41-Hareketliliğin spordaki önemi nedir?
    Hareketlilik gerek nitelik (kalite) gerekse nicelik (kantite) bakımından iyi bir
    hareketin ortaya koyuluşunda temel ön şartı oluşturmaktadır. Eklemlerdeki
    yetersiz hareketlilik, beraberinde şu sorunları getirir:

    a- Belirli hareket becerisini kazanmak imkansızlaşır ve hareket öğrenimi
    yavaşlar.
    b- Sakatlanma riski artar. Kondisyonel ve koordinatif gelişim yeteneği
    yavaşlar, bu özelliklerden tam yararlanılmaz.

    Dayanıklılığın önemli olduğu spor dallarında hareketlilik yüksek düzeyde hareket
    ekonomisi sağlar. Sürat açısından da sınırlı bir hareket genişliği yani
    hareketliliğin yeterli olmaması, çoğu kez hareket süratinde, ivme yolunu
    kısaltıp, dezavantaj sağlar.

    42-Süper kompenzasyon(Fazla tamlama) nedir?
    Bir fiziksel aktivite sırasında, insan organizması içindeki çeşitli maddeler
    kullanılmaya bağlı olarak eksilir. Jakowlew'e göre fiziksel aktivite sırasında
    oluşan bu eksilmenin, aktivite ardından tamamlanması eksilenden daha fazla
    olmaktadır. Bu olaya süper kompenzasyon (fazla tamlama) adı verilir.

    43-Circuit training (Dairesel çalışma )nedir?
    Circuit training, gerek formel (o spora özgü) gerekse genel motorik özellikleri
    geliştirici (informel) çeşitli istasyonların arka arkaya dizildiği, belirli süre
    dizildiği, belirli süre dinlenmeyi içeren kuvvet gelişimine yönelik bir çalışma
    şeklidir. Genelde 8-12 istasyondan oluşan bir sıralama içindedir. İstasyon
    sayısı, yaş, geliştirilmek istenen özellik ve güç düzeyi göz önüne alınarak
    seçilir.
    İstasyonlardaki çalışma süresi 20 ile 40 saniye arasındadır İstasyonlar
    arasındaki dinlenme süresi sporcuların güç düzeyine, amaca göre ayarlanır.
    Burada dinlenme süresi 1:1 (yani yüklenme süresi kadar dinlenme süresi), 1:1.
    5 veya 1:2 gibi ayarlanır. Dairesel çalışma özellikle kuvvette devamlılık veya
    genel kuvvet çalışmalarında kullanılır.

    44-Yükseklikte sportif performans nasıl etkilenir?
    Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, hava basıncı azalır. Doğal olarak da
    havanın içindeki oksijen miktarı düşer. İnsan organizması bu koşullara, kalp
    vurum sayısı ve soluk alma sayısını artırarak adapte olmaya çalışır. Yaklaşık üç
    haftalık bir sürede bu oksijen azlığına bağlı olarak ortaya çıkan hipoksi,
    birtakım mekanizmaları uyararak kandaki hemoglobin miktarının artmasını
    sağlar. Böylece kandaki hemoglobin miktarının artmasını bağlı olarak, kalp
    vurum sayısı ve soluk alma sayısı eski haline döner. Bu durum belirli bir süre
    için sporcu normal seviyeye inince, özellikle dayanıklılık gerektiren durumlarda
    avantaj sağlar.

    45-Yükseklik çalışmasının yararı var mıdır?
    Eğer bir takım tüm sezonu göz önüne alıp, yükseklik çalışması yapmaya çıkmış
    ise bunun hiçbir yararı yoktur. Çünkü, üç haftalık süre içinde yüksekliğe
    adapte olan ve hemoglobin miktarını artıran organizma, deniz düzeyine
    inince;yeniden deniz düzeyinin koşullarına adapte olur. Doğal olarak da
    hemoglobin miktarı eski düzeyine döner. Bir tek maç yapılacak ise (o maç
    deniz düzeyine inildiğinde kimi araştırmacılara göre ilk üç dört gün
    içinde ;kimilerine göre de ilk altı yedi gün içinde yapılmalıdır) o zaman bir
    avantaj söz konusu olabilir. Bu arada bu tür bir dağ kampının tüm sporcuları bir
    arada tutma, gün boyu o branşa yönelik teorik çalışma yapma olanağı ve de
    yaz sıcağından belirli oranda kurtulma olanağı sağladığı göz önüne alınmalıdır.
    Bunların dışında başka bir şey beklemek, kendini aldatmadır.

    46-Sporcunun nabzı neden düşüktür?
    Fiziksel aktivitenin kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi üzerine yapmış
    olduğu olumlu etki (adaptasyon) nedeniyle sporcunun nabız sayısı düşüktür.
    Bu noktada düzenli fiziksel aktivite, sporcuda kalp kasının gelişmesine ve sol
    ventrikülün (karıncık) büyümesine neden olur. Bu da beraberinde kalbin bir
    seferde vücuda pompaladığı kan miktarının artmasına neden olmaktadır.
    Dolayısıyla pompalanan miktar arttığı için, pompalama adedi azalmış olur.

    47-Nabız maksimum kaça kadar çıkar?
    Pratikte kişinin maksimum nabız sayısı Hollman'a göre 220 sayısından yaşının
    çıkartılması ile elde edilir. Burada 220 doğum öncesi çocuğun eristiği nabız
    sayısıdır. Örneklersek, 25 yaşındaki bir sporcunun nabız sayısı yaklaşık 195'e
    kadar çıkabilir.

    48-Overtraning (Sürantrenman )nedir?
    Süratrenman daha ziyade psişik olan, antrenman periyodunun genelde
    sonlarına doğru oluşan kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir. Burada
    kassal faktörlerle birlikte, sinirsel ve psişik faktörler de etkilidir.

    49-Sürantrenman belirtileri nelerdir?
    Sporcuların sürantrene durumlarında şu belirtiler görülür: Sporcu huzursuz
    hale gelir. Çabuk yorulur. Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder. Çok terleme
    olur. Nefes darlığı görülür. Düzensiz uyku durumu ortaya çıkar. Yarışma arzusu
    azalır. İştah azalır. Kilo kaybı gündeme gelebilir. Sabahları taşikardi görülür,
    yani nabız sayısı artar.

    50-Sürantrenman nasıl önlenir?
    Burada antrenör mutlaka spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır. Antrenman dozu iyi
    ayarlanmalı, öncelikle yoğunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya
    çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmelidir. Antrenman sezonu sporcu için cazip
    şekle getirilmelidir. Arada sırada program dışı izinler verilmeli veya değişik
    aktiviteler gündeme getirilmelidir.

    51-Sürantrenman nasıl tedavi edilir?
    Burada en iyi ilaç antrenman sayısı azaltmak, belirli antrenmanları iptal
    etmektir. Bununla beraber değişik ortamlarda yürüyüş ve değişik aktiviteler
    yapılmalıdır. Mutlaka bir spor hekimi ile işbirliği yapılmalıdır.

    52-Sigaranın performansa zararı nedir?
    Sigara insan sağlığına verdiği zararların dışında performansı da olumsuz yönde
    etkiler. Özellikle dayanıklılık içeren sporlarda, sigaranın zararı ve performansa
    olumsuz etkisi daha belirgindir. Sigara içindeki nikotin, akciğer alveollerinin
    (hava keselerinin) tam olarak şişmesini sağlayan surfaktan isimli maddenin
    salgılanması azaltır.

    Bu da alveollerin tam olarak şişmesine ve de oksijen ile çevresindeki kapiller
    (kılcaldamarlar) içindeki kanın, birleşme oranını;yani oksijen taşıma kapasitesini
    düşürür. Ayrıca, sigara dumanında yüzde 4 oranında bulunan karbonmonoksit
    de, hemoglobin ile oksijenden daha kolay birleşebildiği için kanın oksijen taşıma
    kapasitesini azaltır. Sigaranın damar sertliği ve böbrekler üzerinde yıkıcı
    etkileri de saptanmış gerçeklerdir.

    53-Rejenerasyon (Normale dönme, toparlanma) nedir?
    Bir fiziksel aktivite sırasında organizmanın homeostasis adı verilen iç dengesi
    bozulur. Aktivitenin şiddeti ve süresine göre dinlenik durumdaki organizmanın
    çeşitli değerleri (kalp vurum sayısı, tansiyon, soluk alma sayısı, kan ph'sı v. d
    leri) değişiklikler gösterir. Fiziksel aktivite bitince de bu değerlerin her biri farklı
    sürelerde normale yani dinlenik durumdaki değerlere dönerler. İşte, bu olaya
    normale dönme, toparlanma veya rejenerasyon adı verilir. Burada normal
    süresi yapılan fiziksel aktivitenin şiddeti ve süresine göre değişir. Ayrıca,
    dinlenme şekli ve kondisyon düzeyi de bu süreyi etkiler. Literatürler
    göstermiştir ki aktif dinlenme, normale dönme veya toparlanma süresinde
    kısaltmaktadır.

    54-Sporcunun cinsel yaşamı nasıl olmalıdır?
    Cinsel yaşantıya bakış açısı toplumdan topluma değişen değerler taşır. Genel
    olarak muhafazakar toplum yapımız içinde sporcuların eğitilmediği ve
    kafalarında her zaman bir soru işareti şeklinde kalan konulardan birisi de cinsel
    yaşantılarıdır. Bu konuda bilgi dağarcığı spor dallarına göre büyük farklılıklar
    gösterir. Ve birçok sporcu bu konuyu deneyimli sporcu ağabeylerinin öğütleri
    çerçevesinde değerlendirir.

    Bu konuda yapılan araştırmalar bir cinsel ilişki sırasında harcanan enerji
    değerinin, birkaç basamak merdiveni hızlı çıkmaya eşdeğerde olduğu

    yolundadır. Cinsel birleşme sırasında kalp vurum sayısı yaklaşık 100-120
    arasında olmaktadır. Eğer bir örnekleme yapmak gerekirse, cinsel ilişki sırasında
    gereken tüm enerji, 100 metre sprint koşusu kadar gerekli bir enerjidir.
    Dolayısıyla cinsel ilişkiden sonra yeterli toparlanma süresi verilirse, fizyolojik
    açıdan bir zararı olmayacağı ortadadır. Ayrıca araştırmalar yarışmadan 24 saat
    önce ve 24 saat sonra cinsel ilişkinin herhangi bir fizyolojik soruna yol
    açmadığını gösterir.

    55-Sportif teknik nedir?
    Sportif teknik, en engel anlatım tarzıyla belirli bir sportif hareketin amacına en
    uygun ve en ekonomik şekilde gerçekleştirilmesidir. Djackov, sportif teknikteki
    mükemmelliği şöyle tanımlamaktadır: En zor yarışma koşulları altında sportif
    alıştırmanın hareket yapılarını ekonomik ve mükemmel şekilde yapabilmek ve
    maksimal verime ulaşmak

    56-Sportif taktik nedir?
    Zech'e göre sportif taktik, bireysel ve takım yarışmalarında kendi rakibin
    performansı ile çevre koşulları üzerine kurulmuş planlı davranışlardır.



#14.04.2010 19:06 0 0 0



  • Belirli bir sistem içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir
    program çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik
    çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle yapmaktadır:

    Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve morfolojiye uygunluk,
    yüklenmeler sonucu organizmada bir değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta
    verim artışına neden olunma. Bir başka antrenman tanımını ise şöyle
    görmekteyiz:Alıştırmalar yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel,
    psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.





#14.04.2010 18:58 0 0 0


  • Yaşlanma canlı dokularda zamanla kendisini gösteren geriye dönüşü olmayan değişmelerdir.

    Yaşlanma doğumla başlamakla birlikte yaşlılık kriterleri genellikle 60 yaşlarında kendisini göstermekte ve 80 yaşlarına doğru bu kriterler yerleşmektedir.

    Düzenli egzersizler yaşlılarda yaşlılığın tabii bir sonucu olarak görülen birçok problemi önlediği gibi performans kapasitesini de arttırmakta ve yaşlıların kimseye muhtaç olmadan yaşamalarına ve yaşamlarından zevk almalarına yardımcı olmaktadır.

    Hatta fiziksel aktivite gençlere oranla yaşlılarda etkileri yönünden daha önemlidir.



    Yaşlılık kriterleri

    1- morfolojik kriterler

    2- fizyolojik kriterler

    3- psikoentellektüel kriterler



    Morfolojik ve fizyolojik kriterler

    Dış görünüş: boy kısalır, 70 yaşlarında kısalma 3-4cm yi bulabilir, beyin ağırlığında bir azalma olmasına rağmen kafatası büyüklüğü aynı kalır

    Deride gerileme meydana gelir, el sırtı derisi kalınlığı azalır

    Kalb ve dolaşım sisteminde morfolojik olarak kalp kapakları sertleşir, endokart kalınlaşır, aorta çapı, sol atrium büyüklüğü, sol ventrikül arka duvar kalınlığı, sol ventrikülün total ağırlığı anlamlı bir şekilde yaşla artmış olarak bulunmuştur.

    Fonksiyonel değişiklikler

    Kalbin istirahat nabzı ve ritmi değişmez, max.kalp atım hızı ve volümü yaşla birlikte azalır.

    Max. Egzersiz esnasında kalp atım volümünden ziyade atım sayısını arttırarak efora uyum sağlamaya çalışır.

    Kalbin dakika volümündeki azalma periferik dolaşımda özellikle alt extremitelerin dolaşımında bir azalmaya ve serebral dolaşımda yavaşlamaya neden olur.

    Gerek sistolik gerekse diastolik kan basınçları yaşla artar.

    Koroner arter kesitlerinde gençlere oranla %25-30 oranında daralma meydana geldiği gözlenmiştir.

    Akciğer volümleri ve kapasiteleri:

    Vital kapasite yaşla azalır, total akciğer kapasitesi pek değişmez

    Yaşla gerek istirahatte gerekse egzersizde alveollerde diffüzyon kapasitesi azalır.

    Ventilasyon mekaniği ve verimliliğide yaşla azalır.

    Kas sitemi:

    60 yaşlarında kuvvet kaybı max. Kuvvetin %10-20 civarındadır.

    Kadınlarda kuvvet kaybı daha fazladır. Yaşla total kas kitlesi azalır (%10-12)

    Ağırlık antrenmanlarıyla kassal hipertrofi gelişmesine rağmen bu hipertrofi 15 hafta sonra kaybolmaktadır.

    Kas kuvvet kaybı egzersizle en aza indirilip geliştirmek mümkündür.

    Kasların kuvvetli olması düşme sonucu meydana gelen kemik kırıklarını önler ve kendine güvenini arttırır.

    Kemikler:

    45 yaşından sonra kemiklerde kayıp başlar.

    Kemik kaybı kadınlarda erkeğe oranla daha süratlidir.

    Kemik yoğunluğu ve kortikal indexte de belirgin bir düşme meydana gelir.

    Kemik mineral içerğide yaşla birlikte düşer.

    Eklemler:

    Eklemlerde dejeneratif değişiklikler meydana gelir, eklem hareketleri sınırlıdır.

    Vücut bileşimi:

    Yaşlı vücutta ağırlık artar. Fakat bu artma kassal bir artış olmayıp yağsal bir artıştır. Yağsız vücut kitlesi pek değişmemekte hatta biraz düşmektedir.

    Sinir sistemi:

    Yaşla reaksiyon zamanı uzar ve hareketlerdeki sürat yavaşlar. Aterosklerozis kan akımını bozar ve hipoksiye neden olabilir.

    Aerobik kapasite:

    Kapasite yaşla birlikte azalır. Max.vo2 testi yapılarak bakılabilir. 17 yaşlarınadaki max.vo2 değeri 75 yaşlarında %50 azalmıştır.

    Anaerobik kapasite:

    Yaşlıların kanlarında bir eforla laktat gençlerinki kadar yükselmez. Bu nedenle kapasite yaşla azalma gösterir.



    Yaşlıların egzersizinde genel prensipler

    Yaşlılar egzersiz programına başlamadan önce bir hekim muayenesinden geçmelidirler. Muayenede kalp-dolaşım sistemi, iskelet-kas sistemi ve nörolojik sistem gözden geçirilmelidir.
    Ekg, istirahat nabzı, tansiyon, bazı kas grupları kuvveti, boy, kilo, vyo, max Vo2 bakılmalıdır.
    Bu veriler düzenlenecek olan egzersiz reçetesi için yol gösterici olacaktır.
    Yaşlılarda antrene olanların olmayanlara göre avantajları

    Fiziksel iş kapasitesi daha yüksek

    Max.vo2 daha yüksek

    Vital kapasite daha yüksek

    Ventilasyon daha az

    Akciğer diffüzyonu daha iyi

    İstirahat nabzı daha düşük

    Egzersiz nabzı daha düşük

    Atım volümü daha düşük

    Perifer o2 alımı daha fazla

    Periferik kan akımı daha düşük

    Sistolik kan basıncı daha düşük

    Serbest yağ asidi mtb. daha büyük

    Kollesterol daha düşük

    Trigliserit daha düşük

    Kuvvet daha büyük

    Beceri daha iyi

    Esneklik daha iyi

    Yaşlı egzersizinde dikkat edilecek hususlar

    Egzersiz yemekten sonra, uykudan evvel yapılmamalıdır
    Egzersize başlamadan ısınma, egzersizden sonra da aktif soğuma yapılmalıdır
    Prekordiyal ağrı duyulduğunda, bulantı, baş dönmesi, fenalık hissedildiğinde, yüz soluklaştığında egzersiz kesilmelidir.
    Egzersiz bireyin kapasitesine uygun olmalı yorulmadan yapabilmelidir.
    Birey performansını arttırmayı istemelidir.
    Dolaşım sistemini zorlayan hareketler mümkün mertebe büyük kas kitlesini içeren dinamik hareketler olmalıdır.
    Eforu sınırlayan psikolojik faktörler uzaklaştırılmalıdır.
    Egzersiz şekli yaşlılar tarafından kolaylıkla ve zevkle yapılabilir olmalıdır.
    Birey ne kadar yaşlı ve ne kadar inaktif bir hayat yaşıyorsa o kadar düşük yükle antrenmana başlanmalı ve yük giderek arttırılmalıdır.
    Hazırlanan egzersiz programının amacı

    Kassal kuvvet
    Kassal dayanıklılık
    Kardiyorespiratuar dayanıklılık
    Esneklik
    gibi özelliklerin ayrı ayrı veya beraberce geliştirilmesi olmalıdır.



    Egzersiz şiddetinin nabızla tayini

    En doğru yöntem Efor ve Dayanıklılık testleri ile elde edilecek sonuçlara göre egzersiz şiddetinin belirlenmesidir. Bu imkanlar yoksa basit bir yöntemle egzersiz şiddeti şu şekilde belirlenebilir;

    Maksimal kalp atım sayısı ; 220-yaş ± 10 formülünden yaklaşık olarak bulunabilir
    Maksimal kalp atım sayısı yedeği ; (220-yaş ) - istirahat kalp atım sayısı
    Hedef kalp atım sayısı ; %max.kalp atım sayısı yedeği + istirahat kalp atım sayısı
    Örnek:

    İstirahat nabzı 75 olan 80 yaşındaki bir yaşlının %60 yüklemeyle egzersiz yapması isteniyorsa kişinin hedef kalp atım sayısı

    220-80=140 max. Nabız

    140-75=65 max.kalp atım sayısı yedeği

    65x0.60+75=114 /dk olmalıdır.



    Egzersiz sıklığı haftada 3-5 defa olmalıdır.

    Egzersiz şiddeti hedef kalp atım sayısı yedeğinin % 60-90 ı kadar olmalıdır

    Egzersiz süresi 15-60 dk. devamlı, aerobik, büyük bir kas kitlesini içeren herhangi bir hareket şeklinde olmalıdır.



    Program:

    15-20 dk. Isınma
    15-20 dk. Joging-yürüme
    15-20 dk. Statik esneklik hareketleri
    Joging - yürüme programı

    50 adım jog+50 adım yürüme; ilk gün 5 set , 10 set oluncaya kadar her gün bir set arttırılır
    50 adım jog+40 adım yürüme
    50 adım jog+30 adım yürüme
    50 adım jog+20 adım yürüme
    50 adım jog+10 adım yürüme
    75 adım jog+10 adım yürüme
    100 adım jog+10 adım yürüme
    125 adım jog+10 adım yürüme
    150 adım jog+10 adım yürüme
    150 adım jog+10 adım yürüme
    200 adım jog+10 adım yürüme
    Bireysel programa geçiş
    Yaşlılarda egzersiz kontrendikasyonları (egzersiz yapmanın uygun olmadığı durumlar)

    Akut enfeksiyon
    Ağır karaciğer ve böbrek bozuklukları
    Kalp yetmezliği
    Düşük düzeyli egzersizlerde oluşan angina
    Yeni geçirilmiş infarktüs
    Aritmiler
    Kontrol edilemeyen hipertansiyon


    Alıntı & Kaynak: Dr. M.Zeki Taşyürek


#14.04.2010 18:56 0 0 0


  • Sporcu beslenmesinde temel noktalar;

    Önceden denenmemiş bir malzemeyi ( besin, ilaç ) yarışma öncesi kesinlikle almayın
    Son 24 saat içerisinde bozulma riski yüksek olan gıdalardan ( tavuk , rus salatası vb.) kaçının
    Mümkünse öğündeki yemeği oyuncular haricindeki takım elemanlarından birisi yaklaşık 1 saat önce yesin
    Temel enerji öğesi olarak KH.lar , destek öğesi olarak protein, lezzet , psişik doyum ve immün sistem desteği olarak da yağlar uyğun oranlarda diyette yer almalıdır
    Sıvı alımına çok özen verin ( rakım, sıcaklık gibi çevresel şartları da gözönünde bulundurun)
    Öğün sayısını olabildiğince arttırın
    Meyveyi ara ögünlere koyun(yemek öncesi 1 saat) , olabildiğince salata tüketin
    Sabah kahvaltılarında çay alımını kaldırın ( demir emilimini bozar )
    Karbonhidrat (KH) alımında Glisemik İndeks kavramı önemlidir.
    Yüksek glisemik indeksi olan KH.lar bal , şeker , pekmez , kuru incir ve üzüm , kavun , karpuz ,fasülye,bezelye, pişmiş havuç! vb.
    Düşük glisemik indeksi olan KH.lar makarna , pilav , ekmek, patates , çiğ havuç! ,ayva vb.
    Portakal , mandalin , elma , muz , armut , üzüm , şeftali vb. meyvalar orta düzeyde glisemik indekse sahiptir, her dönemde kullanılabilirsiniz
    Müsabaka öncesi dönemde düşük glisemik indeksli , efor sonraları da ( ilk 2 saatte ) yüksek glisemik indeksli KH.lar alınmalıdır
    Proteinlerin genelde çok fazla yağ içerdiği gözden kaçırılmamalı , sporcu diyetlerindeki bezdirici tek düzelik anlayışından vazgeçilmeli , balıkta ihmal edilmemelidir
    Yumurta, süt ve ürünleri önemli protein kaynaklarıdır.
    Yemek yağı olarak mısırözü yağı idealdir. Katkı ve lezzet verici olarak az miktarda taze tereyağı kullanılabilir, salatalarda zeytinyağı sınırsız olarak kullanılabilir , kızartmalar(yanık yağ) , sanayii yağları ve margarinler önerilmez
    Pişirme tekniği olarak buğulama , haşlama ve ızgara tercih edilmelidir
    Bu temel prensipler altında ahçının performansı da en ön plandadır
    Müsabakaya çıkacak sporcunun enerji depoları tam dolu , hidrasyonu tam , midesi gerilim yaratmayacak şekilde boş olmalıdır


    İdeal Bir Maç Günü Beslenme Programı Örneği ;

    Maç öğle seansında ise;

    Sabah kahvaltısı (maçtan 1,5 saat önce)

    Sütlü corn flakes
    Meyve
    Maç sonrası yemeği (maçtan sonraki ilk 1,5 saat içerisinde)

    Çorba (mercimek veya tarhana )
    Pilav veya peynirli makarna
    Et yemeği (patatesli incik haşlama , tavuk sote veya çiftlik kebabı gibi)
    Yoğurt
    Havuç salatası
    Şuruplu tatlı
    Ara öğün

    Peynirli tost
    Çay
    Akşam yemeği

    Bezelye , fasulye gibi sebze yemeği
    Patates püresi
    Makarna veya pilav veya mantı
    Yoğurt veya salata
    Sütlü tatlı
    Ara öğün

    Meyve ( kavun , karpuz , üzüm gibi )


    Maç akşam seansında ise;

    Sabah kahvaltısı

    Peynir , zeytin
    Yumurta
    Domates , salatalık
    Ballı yoğurt
    Meyve suyu
    Öğle yemeği (maçtan 3 saat önce)

    Az yağlı pilav veya makarna
    Izgara et
    Yoğurt veya salata
    Sütlü tatlı veya komposto
    Maden suyu
    Ara öğün (maçtan 1 saat önce)

    Bisküvi
    Çay

    Akşam yemeği (maçtan sonraki ilk 1,5 saat içinde)

    Çorba
    Sebze garnitür ( bezelye , patates , havuç , mısır )
    Izgara balık veya tavuk
    Salata
    Şuruplu tatlı
    Ara öğün

    Meyve (kavun , karpuz gibi)


    Maç Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar :

    Kafein alımı olabildiğince düşük tutulmalı
    Çok fazla sofra şekeri tüketilmemeli
    Zararlı yağ içeren mayonez , margarin vb. gibi maddeler tüketilmemeli
    Yüksek karbonhidrat tüketildiği için B1 ve B2 vitamini alımına önem verilmeli
    Aşırı terleme sebebiyle mineral takviyesi önerilir.





#14.04.2010 18:50 0 0 0



  • Spor sakatlıkları doğrudan hekimi ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle bu
    bölümde sadece bazı istatistik ve temel bilgileri ve de tanımları bulacaksınız.
    Unutulmaması gereken bir spor yaralanması veya sakatlığı durumunda ilk
    yapılması gereken uzman bir hekime başvurmaktır.

    Genel Bilgiler
    Sportif yaralanmalar, genelde spor dallarına özgü özellikler içerir. Çeşitli spor
    dallarından bazı örnekler verirsek, şöyle bir tablo ile karşılaşırız:

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 1983-87
    yılları arasında yapılan bir araştırmada, beş yıllık periyot süresince kliniğe
    başvuran 1560 spor yaralanması vakası incelenmiştir. Yaralanmaların yüzde
    22'si kontüzyon (ezilme), yüzde 20'si fraktür (kırık) olarak bulunmuştur. En sık
    yaralanan bölgenin ise yüzde 60 ile alt ekstremite (alt taraf) olduğu
    belirlenmiştir. Ayrıca sporcularda sportif yaralanmaların dışında, bir de overuse
    (aşırı kullanma) kökenli çok sayıda yaralanma görülmektedir.

    Girgin, futbolcularda genellikle sıyrıklar, ezikler, yüzeysel ekimozlar (çürükler),
    basit kas travmaları, kas krampları, basit ayak bileği burkulmaları, basit burun
    kanamaları, bel ve sırt bölgesinde geçici yaralanmalar, boyun bölgesi
    travmaları, kaş ve baş bölgesi yaralanmaları görüldüğünü belirtmektedir.
    Dagarov ve Slanchev ise araştırmalarında, futbolcularda sıklıkla distorsiyon
    (burkulma), kontüzyon (ezilme), menisküs lezyonları ve kas rüptürlei
    (kopmaları) görüldüğüne de işaret etmektedir. Futbolcularda sık görülen
    yaralanmalardan biri de kasıkta uyluğun iç-üst kısmında meydana gelen
    ağrılardır. Burada futbolcuların dizlerinin tam ekstansiyonda iken (gerilmiş iken)
    bacağın kalça ekleminde aşırı abduksiyonu (uzaklaşması) ile dirence karşı topa
    çıkarak savunma yapması, yada bu pozisyonda topa kayarak müdahalesi
    adduktör (yaklaştırıcı) kasların aşırı gerilmesi ve hareketin sonucu tendon
    (bağ) kopmalarına veya kemiksel değişikliklere neden olur.

    Basketbolcularda ise yumuşak doku lezyonları (kontüzyon, hematom, yüz
    yaralanmaları, lif kopmaları, kramplar vb), eklem travmaları (bağ lezyonları,
    menisküs lezyonları, omuz çıkıkları), kırıklar ve büyük yaralanmalar
    görülebilmektedir.

    Koşucular üzerinde yapılan bir çalışmada da sporcularda en çok kas ve tendon
    zorlanmaları, eklem ve bağ yaralanmaları ile menisküs lezyonları görüldüğü
    saptanmıştır. Bunların nedeni olarak da antrenman (yanlış antrenman, ağır
    antrenman ve antrenman sırasındaki ani değişiklikler), anatomik faktörler ile
    ayakkabı ve zemin gösterilmiştir.

    Halterde daha çok yumuşak doku yaralanmaları sıklıkla görülmektedir. Bu
    yaralanmalar haltercilerin gövde ve göğüs kafesi kaslarında, sırt kaslarında ve
    el bileğinde ortaya çıkabilir.

    Boks özelinde ise en çok yaralanan bölge yüzdür. Bilindiği gibi boks sporunda
    öncelikle yumrukların hedefi yüz ve çenedir. Bu nedenle yüzde hafif
    ekimozlardan (çürüklerden) başlamak üzere, önemli kırıklara ve yüzdeki
    organların ciddi yaralanmalarına kadar değişik derecelerde yaralanmalar
    görülebilir. En çok yaralanma kas yarılmalarıdır. Ayrıca ikinci planda ve zamanla
    oluşan yaralanma ise boksörlerde burun kemiğinin kırılması, çökmesi ve
    burundaki konkaların deviasyonudur. Bilindiği gibi boksta geçici şuur kayıpları
    sık görülür. Bu alınan darbenin şiddetine, sporcunun dayanıklılığına ve
    tecrübesine bağlı olarak farklı sürelerle devam eder. Geçici ve kalıcı beyin
    zedelenmeleri boksta görülen olaylardır.

    Judocularda el bileği ve parmakla ilgili yumuşak doku yaralanmaları, diz
    bölgesinde sathi sıyrık, intra ve ekstra artiküler hematom (eklem içi ve dışına
    kan birikmesi), bağ, kapsül ve menüsküs lezyonları (yaralanmaları) ile çeşitli
    kafa travmaları görülebilir.

    Kayakçılarda ise ayak bileği yaralanmaları, krus (bacak) yaralanmaları, diz
    eklemi yaralanmaları, kafa travmaları, omurga yaralanmaları, donmalar ve
    ultraviyole yanıkları görülmektedir.


    1-Spor sakatlığı nedir?
    Spor sakatlıkları genel olarak sportif aktiviteler sırasında meydana gelen her
    türlü hasarın kolektif adıdır. Groh'a göre spor yapan 40 kişi başına aşağı yukarı
    büyük bir kaza, 4000 kişide bir sakatlık durumu ve 40. 000 kişide bir de ölüm
    vakası düşer. Spor dallarına göre kazalarda başta %10 ile futbol gelmektedir
    bunu % 6 ile güreş % 3ile hentbol ve boks izler atletizmde % 1 kayakta ise %
    0. 5 tir.

    2-Spor sakatlıklarının nedenleri nelerdir?
    Spor sakatlıklarının oluşma nedenlerini iki ana grupta toplayabiliriz. Bunlar
    internal (kişisel) ve eksternal (çevresel) nedenlerdir.

    Kişisel nedenler: Fiziksel eksiklikler, fiziksel uygunluk 'aerobik dayanıklılık,
    kuvvet, sürat, beceri, çeviklik), psikolojik faktörler 'konsantrasyon, riski
    kabullenme), fiziksel yapı 'boy, kilo, eklem stabilitesi, vücut yağ dokusu
    yüzdesi), yaş, cinsiyet.

    Çevresel nedenler: Sporun tipi, sportif aktivite süresi, hadisenin yapısı, rakibin
    ve takım arkadaşlarının rolü, zeminin durumu, ışık, emniyet tedbirleri. ,
    yavaşlama için yeterli mesafe, malzemeler, iklim koşulları 'ısı, nem, rüzgar)
    antrenör, maç yönetimi 'kurallar ve hakemlerin kuralları uygulaması).

    3-Spor sakatlığının ciddiyeti nedir?
    Bir spor sakatlığının ciddiyet derecesini anlayabilmek için altı temel olguyu
    değerlendirmek gerekir. Bu olgular; spor sakatlığının tabiatı, tedavi şekli ve
    süresi, sporda uzak kalınan süre, kaybedilen işgünü, kalıcı hasar, maliyet. İşte,
    bir spor sakatlığının ciddiyeti bu olguların tek tek ele alınıp, değerlendirilmesi
    sonucu anlaşılır.

    4-Spor sakatlıklarının önlenmesindeki genel kurallar nelerdir?
    Öncelikle ilk yapılması gereken konu sporcuların periyodik sağlık kontrollerdir.
    Bu kontroller ile sezon başında sporcunun mevcut durumu ortaya konulur.
    Eksiklikleri belirlenir ve o eksikliklerin giderilmesi için gerekli önlemler hekimin
    önerisi çerçevesinde alınır. Bu noktada belirlenen eksiklikler hem fizyolojik
    parametreler, hem fiziksel uygunluk, hem de direkt sağlık ile ilgili eksiklerdir.

    Spor sakatlıklarının oluşmasında en önemli etkenlerden biri yetersiz ısınmadır.
    Bu nedenle ısınmaya, özellikle stretch 'germe) egzersizlerine büyük önem
    verilmelidir.

    Burada fiziksel aktivite sonrası yapılacak soğuma da önem taşımaktadır. Her
    aktivite sonrası mutlaka soğuma da önem taşımaktadır. Her aktivite sonrası
    mutlaka soğuma egzersizleri yapılmalıdır.

    5-Kas yorgunluğu nedir?
    Antrenmansız sporculara da ağır ve alışmamış kas kasılmalarından 1-2 gün
    sonra ortaya çıkar.

    Aynı zamanda ağır sportif yarışmalardan sonra da sporcularda görülen akut
    (kısa süreli) kas ağrılarıdır. Söz konusu kaslar her hareket denemesi sırasında
    ve dokununca ağrılı, bazen şiş ve serttir. Sporcular arasında "hamlık" olarak
    adlandırılır.

    Kas yorgunluğu ile ilgili çeşitli hipotezler ortaya sürülmüştür. Bunlardan bazılar
    şunlardır:

    a. Metabolizma bozukluğu hipotezi: Laktik asit (süt asidi) ve diğer asitli
    metabolizma artıklarının birikmesi.
    b. İltihap hipotezi: Aseptik, asidoza bağlı iltihap.
    c. Kas sertleşmesi hipotezi: Kasın aşırı derecede sertleşmesi.
    d. Mekanik hasar hipotezi: Kas zorlanması, kas gerilmesi.

    Kas yorgunluğunun özellikle negatif iş (fren görevi) yapan kaslarda meydana
    geldiği gözlenmiştir.

    6-Kas yorgunluğu nasıl atlatılır?
    Kas yorgunluğunun hiçbir tedavi yapılmadan, salt istirahat ile 3-4 gün içinde geçtiği ve ağrıların
    dindiği bilinmektedir. Bu konudaki hızlandırıcı genel önlemler olarak şunlar önerilebilinir:

    a. Sauna
    b. 26-28 derece sıcaklıkta yüzme havuzu
    c. Söz konusu kaslar
    üzerine ılık ıslak kompresler, hafif masaj antifilojistik ilaçlar (voltaren, tilcotil
    gibi) antioksidan C ve E vitamini.

    7- Strain (Kas gerilmesi) nedir?
    Kas gerilmesinde her zaman geri dönüşü (reversibl) bir işlevsel kas yaralanması
    söz konusudur. Bu noktada ani eksantrik (kasın boyunun uzadığı) kas faaliyeti
    sırasında kas elastikiyetinin sınırına eriştiği, fakat bu sınırın aşılmadığı bir durum
    söz konusudur. Bu sınırın aşıldığı noktada artık kas gerilmesinden söz
    edilemez, o zaman kas zorlanması veya parsiyel kas yırtılmasından söz edilir.
    Kas gerilmesi kas liflerine paralel meydana gelir. Özellikle de kas-tendon
    bağlantı bölgelerine rastlar.

    8-Kas zorlanması nedir?
    Burada birkaç veya birçok kas lifi anatomik olarak zarar görür. Kas
    zorlanmasında kas liflerinin sıklığı ve elastikiyeti zorlanır. Bağ dokusu ve tek tek
    kas lifleri kopar. Kasın devamlılığı korunur.

    9-Parsiyel (Kısmi) kas yırtığı nedir?
    Burada kas lifi demeti büyük oranda zarar görür. Parsiyel (kısmi) kas yırtığında
    yerinde kas liflerinin büzülmesi söz konusu olur. Parsiyel (kısmi) kas yırtığı
    maksimum kontraksiyon (kasılma) sırasında oluşur. Bunu uyaran etken, tek tek
    kas liflerinin geriliminin ani değişimi ile ortaya çıkan hareket uyumsuzluğudur.
    Bu değişim iki etken sonucu oluşur:

    a. Kuvvetli direnç.
    b. Zıt kasların kontraksiyonu

    10-Kas yırtılması nedir?
    Kas yırtılmasında elle hissedilebilen ve gözle görülebilen bir kas erimesi söz
    konusu olmaktadır. Kas yırtılması birdenbire olur ve buna ilgili kas gruplarında
    şiddetli ağrı eşlik eder. Kas yırtılmasının nedenleri iki tanedir:

    a. Maksimal kontraksiyonda (kasılmada) hareket koordinasyonsuzluğu.
    b. Kasılmış kasın şiddetli bir dirence karşı ani hareketi.

    11-Kas yırtığını hazırlayıcı etkenler nelerdir?
    Bu etkenler dört ana başlık altında toplanabilir. Bu başlıklar sırasıyla şunlardır:

    a. Soğuk ve kasların yetersiz kanlanması (yetersiz ısınma).
    b. Lokal ve genel aşırı yorgunluk.
    c. Yetersiz antrenman düzeyi.
    d. Yarışma öncesi yapılan yetersiz hazırlanma

    12-Myositis ossificans (Kas kemikleşmesi) nedir?
    Kas kemikleşmesi gizli kas yaralanmalarının istenmeyen sonuçlarından biridir:
    Burada bir kas yaralanmasının, çeşitli nedenlerle tam olarak tedavi edilmemesi
    sonucu kas içinde kemiğe benzer bir yapı oluşur. Kısaca iyi tedavi edilmemiş
    kontüzyon ve hematomun sık rastlanan bir komplikasyonudur. Bu da kasın ait
    olduğu eklemde ağrı ve çalışma bozukluğuna yol açması demektir.

    13-Kas kemikleşmesi neden oluşur?
    Kas kemikleşmesi aşağıdaki nedenlerden oluşur:

    a. Tam iyileşmemiş kas yaralanmasına yüklenilme.
    b. Nedbe oluşmasını önleyecek ilaçların o dönemde lokal olarak kullanılması.
    c. Yen kas zorlanması ve kanamalara neden olabilecek şekildeki masajlar,
    yanlış masaj.

    14-Kas kemikleşmesi genelde nerede görülür?
    Kas kemikleşmesi genelde sporcularda M. Quadriceps femoris (Dörtbaşlı uyluk
    kası) ile kalça adduktörlerinde (bacağın içeriye doğru kapanması) görülür.

    15-Eklem faresi nedir?
    Eklem faresi, herhangi bir nedenle bir kıkırdak parçasının kopup, eklem içinde
    hareket etmesidir. Sonuçta bu oluşum eklem fonksiyonlarını bozar.

    16-Masajın spor yaralanmalarındaki rolü nedir?
    Sportif kas yaralanmalarından korunmada ve yaralanmanın tedavisinden sonra
    masaj bir rol oynamaktadır. Masaj, kasları maksimum çalışmaya hazırlamakta
    ve kas yaralanmalarından korumaktadır. Ayrıca, antrenman veya yarışma
    sonrası oluşan yorgunluk verici maddelerin kas hücrelerinden daha süratli
    uzaklaşmasına yardım eder.

    Masajın fizyolojik etkileri şunlardır:

    a. Kan ve lenf dolaşımını düzenler: Burada refleks yoluyla arteriol (küçük
    atardamar) ve kapillerin genişlemesini sağlamak suretiyle aktif rol oynar.
    Venlerin 'toplardamarlar) boşalmasına yardımcı olmak suretiyle de mekanik
    olarak görev yapar.
    b. Uyarma ve sakinleştirme yoluyla sporcunun kendini subjektif olarak daha iyi
    hissetmesini sağlar.

    17-Soğuk tedavisi ne zaman yapılmalıdır?
    Soğuk tedavisi, sportif sakatlıkların tedavisinde kullanılan ana tedavi
    yöntemlerinden biridir. Soğuk tedavisi yaralanmadan sonraki ilk 48-72 saat
    içinde yapılmalıdır.

    18-Soğuk tedavisinin yararı nedir?
    Soğuk uygulama ile yaralanan bölgede kan akımı azalır. Dolayısıyla kanama
    azalır. Tüm spor yaralanmalarından veya sakatlanmalarından sonra şişlik ve
    kanamaya ait işaretler kaybolana kadar soğuk tedavisi yapılmalıdır.

    19-Soğuk tedavisi nasıl yapılmalıdır?
    Soğuk uygulaması 2 saatte bir, 20 dakikayı geçmemek kaydıyla buz torbaları
    ile uygulanabilir. Bir günde toplam uygulama süresi 2 saati geçmemelidir.

    Eğer soğuk tedavisi derin dondurulmuş jellerle yapılıyorsa, 20 dakika yerine 13-
    14 dakika yeterlidir. Soğuk uygulanan alanda deri direkt temastan
    korunmalıdır.

    20-Bandajlamanın önemi nedir?
    Eklemde instabilite (sabitliğini yitirmesi) olması spor sakatlığı için hazırlayıcı bir
    faktörü oluşturmaktadır. Bandaj özellikle instabil eklemlerde fizyolojik
    hareketlilik sınırlarının ötesinde olabilecek hareketlere karşı eklemi korur.

    21-Kontüzyon nedir?
    Direkt bir travma karşısında cilt altında dokuların aşırı derecede ezilmesidir.
    Kılcal (kapiller) damarlardaki kan cilt altında toplanır ve bir şişlik oluşturur.

    22-Hematom nedir?
    Travma (darbe) şiddeti ile kılcal damarlardan dışarıya çıkan kanın yumuşak
    kısımlar arasında belirli birsahada toplanmasından ibarettir.

    23-Fraktür (Kırık) nedir?
    Travma (darbe) ve diğer nedenlerle kemiğin anatomik bütünlüğünün
    bozulmasına kırık denir. Kemiğin devamlılığının bozulması basit bir çatlak, geniş
    bir ayrılma veya çok parçalı olabilir.

    24-Kırık neden oluşur?
    Genel olarak kırıklar ya travma (darbe) ile oluşur ya da patolojik (hastalık)
    nedenlerle oluşur.

    Burada travmaya (darbe) dayalı kırıkların oluşmasında kemiği dıştan ve içten
    etkileyen kuvvetlerin şiddeti, travmanın (darbe) geliş yönü ve etkileme süresi
    kırığın durumunu belirler.

    Kırığın oluşmasına neden olan kuvvetler itici, çekici, sıkıştırıcı veya makaslayıcı
    kuvvetler olabilir. Ayrıca hastalık, yorgunluk veya yaşlılık nedeniyle doku
    direncinin bozulması, kemiklerde kırık oluşmasına neden olur.

    25-Fissür (Çatlak) nedir?
    Çatlak özünde bir kırık çeşididir. Burada yani çatlakta kemiğin devamlılığı
    sadece bir çatlak ile bozulmuştur.

    26-Distorsiyon (Burkulma) nedir?
    Burkulma bir eklem zorlanmasıdır. Üç çeşit burkulma vardır. Birinci derece
    burkulmada eklem hafif zorlanmıştır. İkinci derece burkulmada eklem bağlarında
    bazı kopmalar oluşmuştur. Üçüncü derecede burkulmada ise bağlar tamamen
    kopmuştur.





#14.04.2010 18:45 0 0 0



  • Dağ bisikletinin, sporcuyu en çok zorlayan kısımlarının başında tırmanışlar gelir. İyi bir tırmanış için iyi kondisyon ve güçlü bacaklara sahip olmak dışında bisiklet üzerinde uygun duruş teknikleri ve uygun pedal çevirme tekniğinin uygulanması gerekir.
    Tırmanışları tekniksel olarak zorlaştıran problemlerin başında da bisikletin ön tekerleğin yerden kesilmesi ve arka tekerleğin tutunamaması (patinaj) gelir.

    Ağırlık Merkezi:

    Eğimsiz, düz bir yolda ilerlerken bisikletin ve bisikletçinin ağırlığının %40 'ını ön tekerlek, %60 'ını arka tekerlek taşır. Fakat tırmanışlarda ön tekerlek üzerindeki yük oranı düşer, arka tekerlek üzerindeki yük oranı artar. Ön tekerlek üzerindeki yük azaldıkça ön lastiğinizin yere değen kesiti de azalacağından bisiklete yön vermekte güçlük çekilir. Yüksek eğimli tırmanışlarda ön tekerleğin taşıdığı yük oranı %0 'a kadar düşebilir ve ön tekerleğiniz yerden kesilebilir.

    Bu gibi durumları önlemek için tırmanış esnasında kollar kırılarak, göğsümüz gidon üzerine yatırılır ve vücut ağırlığımızın ön tekerlek üzerine düşen oranını artırılır. Çok dik tırmanışlarda vücudun bisiklet üzerindeki duruşunu değiştirmek de yetersiz olabilir. Selenin üzerinde ileri kaymak (selenin ucuna oturmak), ön tekerlek üzerine düşen ağırlık oranını artırmanın bir diğer yoludur.
    noimage

    noimage
    http://img199.imageshack.us/img199/3314/59206123.png (http://img199.imageshack.us/i/59206123.png/)

    Tırmanışlarda bisiklet üzerindeki pozisyon bu şekilde olmalıdır.

    Patinajı önleme:
    Asfalt, beton, taş gibi sert zeminlerde arka lastiğin zemine tutunamaması gibi problemle karşılaşılması sık rastlanan bir durum değildir. Ancak zemin toprak, mucur, kum gibi kaygan ve gevşek olduğunda doğru teknikleri uygulamak gerekir. Kaygan ve gevşek zeminde tırmanış yaparken seleden kalkmak arka tekerlek üzerindeki baskıyı azaltacağından patinaj kaçınılmazdır. Bu nedenle seleden mümkün olduğunca kalkmamalı, kalkmaya mecbur kalınmışsa da kalçamızı sele hizasından uzaklaştırmamamız gerekir

    http://img199.imageshack.us/img199/1989/89471590.png (http://img199.imageshack.us/i/89471590.png/)

    Ayakta pedal çevirirken vücut ağırlığını mümkün olduğunca arka tekerleğe vermek gerekir.

    Ayakta yapılan tırmanışlardaki diğer hata ise, darbeli pedal çevirmektir. (Darbeli pedal çevirimini önlemek için SPD (kilitli) pedal kullanmak gerekir.) Şöyle ki;
    Ayakta pedal çevrildiğinde pedala vücut ağırlığımızı da aktardığımızdan, pedalımız (A) konumunda iken, pedalımıza tekerleği döndürmek için uyguladığınız yük minimumdur. Pedalımız (B) konumuna doğru ilerlerken pedallardan tekerleğe iletilen güç artış gösterir ve (B) konumunda maksimumdur. (B) konumundan, (C) konumuna ilerlerken ise tekerleğe iletilen güç azalır ve (C) konumunda yine minimumdur. Yani pedalımızı bir tur çevirdiğimizde arka tekerleğimize ilettiğimiz güç sürekli değişim gösterir. Bu durum lastiğin yere tutunma probleminin olmadığı asfalt, beton, taş gibi zeminlerde pek bir şey ifade etmese de, zeminin gevşek olduğu tırmanışlarda arka tekerleğin patinaj yapmasını ve pedala uyguladığımız gücün boşa gitmesine sebep olur.

    Ancak sadece (B) konumundan pedala yüklenmek yerine, (D) konumunda da yukarı doğru çekersek ayakta pedal çevirimini darbeli yerine daha yuvarlak yapmış, arka tekerleğe iletilen gücün daha değişmez olmasını sağlamış oluruz.

    http://img199.imageshack.us/img199/6148/67600117.png (http://img199.imageshack.us/i/67600117.png/)









#14.04.2010 18:33 0 0 0
#14.04.2010 18:19 0 0 0


  • Che

    bisiklet sporunu duymamış olmalısın.

    bisiklet sporu

    yol bisiklet yarışları (cumhurbaşkanlığı bisiklet turu) gibi

    dağ bisiklet yarışları
#14.04.2010 18:17 0 0 0


  • Başlat-programlar-donatılar-sistem araçları-sistemi geri yükleme

    yollarını takip ederek sistemi geri yükle

    sonra usb cameranın cd'sini yükle sorun çözülmese


    aşağıda belirtiğim ikinci seçeneği denemeni öneririm.


    pc'ye format at. XP SP2 kur sorun çözülecektir.

#11.04.2010 20:02 0 0 0
#10.04.2010 19:36 0 0 0
#10.04.2010 19:34 0 0 0


  • Arkadaşlar


    İngilizce ögrenmek isteyenler için güzel bir başlangıç olacak bir kaynaktan sizde yararlanabileceğiniz bir konu

#09.04.2010 19:16 0 0 0



  • noimage


    Arkadaşlar Bu Konulardan Faydalanmanız İçin Açtım. Yanlız Bazı Arkadaşlarımız Hazırladığım Bu Konuları Başka Sitelerde Değişik Nick İsimle ve Konu Adınıda Değiştirip Sunmalarını Kınıyorum.







#09.04.2010 19:07 0 0 0