CA-CHALLENGE

CA-CHALLENGE

Üye
13.07.2007
Üsteğmen
23.964
Hakkında




  • TEK HAMLEDE TÜM DİSKLERİNİZİ GÖRÜN

    Bildiğiniz gibi Windos 98'in BİLGİSAYARIM penceresinde herhangi bir diske sağ tuşla tıklayıp ÖZELLİKLER' i seçtiğinizde o diskin toplam alanını, boş alanını ve bunun gibi birkaç özelliği görebiliyorsunuz. Eğer birden fazla diskiniz varsa bu durum oldukça can sıkıcı ve zaman alıcı olacaktır. Windows 98 size birden fazla diskin özelliklerini, basamaklı tek bir diyalog kutusundan kontrol etmenizi sağlıyor. Bunun için BİLGİSAYARIM penceresini açıp özelliklerini görmek istediğiniz diskleri seçin. Daha sonra bu seçili disklere sağ tuşla tıklayıp çıkan menüden ÖZELLİKLER' i seçin. Tüm disklerin özellikleri tek bir sayfada karşınızda!





#17.04.2010 21:08 0 0 0



  • Bozuk Video CD'ler


    Genelde kiralandıklarından ve çok el değiştiklerinden olsa gerek Video CD'ler en çok bozulan CD türü olarak göze çarpıyor. Çok büyük bir hevesle kiraladığınız veya aldığınız Video CD'yi çalıştıramamak herhalde sizi oldukça üzer. İşte size bozuk Video CD'lerinizi kurtarmak için üç adet çözüm:

    1) CD'lerinizdeki bozuk bölümleri düzeltebilmek için CD Temizleme Setlerini kullanmayı deneyebilirisiniz. Bunları birçok bilgisayarcıda bulabilirsiniz. Nasıl kullanılacakları da detaylı bir biçimde kutularının üzerinde açıklanıyor.

    2) Eğer Video CD'yi Windows Media Player ile izleyemiyorsanız birde Xing MPEG Player veya QuickTime Player ile açmayı deneyin. Büyük ihtimalle filmi bu yolla izleyebilirsiniz. Media Player'ın bütün dosyaları açamamasının iki sebebi vardır: Birincisi, dosya Media Player'ın tanımadığı bir formatta sıkıştırılmış olabilir. İkincisi ise dosyanın herhangi bir yerinde hata olmasıdır. Media Player dosyayı açmadan önce tamamını okuyup daha sonra görüntülemeye başlar. Xing MPEG Player ise dosyanın tamamını okumadan direkt görüntülemeye başlar. Bu sayede filmi izlemeye başladıktan sonra hatalı olan bölümünü geçip devamını izleyebilirsiniz.

    3) Bozuk Video CD'leri Sabitdiske kopyalamak istediğinizde çok garip bir durum ile karşılaşacaksınız. Windows kopyalama işlemine başlayacak, hatalı bölüme geldiğinde bir hata mesajı verecek ve kopyalanan bölümü de silecektir. Silinen dosyayı geri getirmek için Norton Utilities'in içinde bulunan "Unerase Wizard" programını kullanmayı deneyebilirsiniz. Yada Tucows.com veya Download.com gibi download sitelerinde UNERASE kelimesini arattığınızda alternatif programlar da bulabilirsiniz.

    Geri getirdiğiniz dosyayı Media Player ile açmayı denediğinizde ikinci çözümde açıklanan sebeplerden dolayı başarısız olacaksınız. Mutlaka Xing MPEG Player veya benzeri bir programı kullanmalısınız. Bu dosyayı daha sonra istediğiniz gibi CD'ye çekebilirsiniz.






#17.04.2010 21:06 0 0 0
#17.04.2010 18:53 0 0 0


  • Makarnanızın çok daha lezzetli ve hafif olması için, haşlarken tencerenizin içine biraz süt katın; farkı hemen anlayacaksınız.
    Maydanozları saklarken
    Maydanozlarınızı kuru olarak kıyıp uzun süre muhafaza edebilirsiniz.Böylece
    hem her zaman kullanıma hazır olur, hem de uzun süre yeşil halini korur.
    Kıyılmış maydanozu yemeklerin içinde kullanabileceğiniz gibi yemeklerin
    üzerinde süsleme amaçlı da kullanabilirsiniz.
    Nanenin kokusunu artırmak için
    Üzerine biraz şeker serpin, böylece nanenin kokusunu arttırmış olursunuz.
    Patates kızartırken fazla yağ emmemesi için
    Patates dilimlerini kızgın tavaya atmadan önce, süt dolu bir kabın içine koyun. Böylece fazla yağ emmez, hem de daha lezzetli olur.



#17.04.2010 18:50 0 0 0


  • Yemek yaparken tencerenin dibi tutarsa, temizlemek için bir miktar karbonatı
    suyla karıştırıp, elinizle hamur kıvamına getirin. Bunu tencerenin dibine örtün. Bir gece böylece bekletin. Bir gün sonra tencere temizlenecek ve
    pırıl pırıl olacaktır.




#17.04.2010 18:48 0 0 0
  • süt pişirmek - süt pişirirken - sütün tencereye yapışamaması için ne yapmalız - süt pişir


    Sütü koymadan önce tencereyi soğuk su ile çalkalayın.








    Kabın üstüne 5 dakika nemli bir beyaz bez örtünüz. Bu işlemi, her defasında
    bezi suda çalkalayarak tekrarlayınız. Sütün yanık kokusu tamamen kaybolur. Şeftali soymak zor geliyorsa
    Şeftalileri 10 saniye sıcak suda tutup, sonra soğuk suya batırırsanız,
    kabuklarının kolayca soyulduğunu göreceksiniz.
    Tavuk kızartırken...
    Tavuğun lezzetini arttırmak için tavuğu firına atmadan önce tuz, karabiber
    ve limonun suyuyla hazırlanmış karışımla ovabilirsiniz.





#17.04.2010 18:46 0 0 0
#17.04.2010 18:21 0 0 0


  • Güneş ışınlarından yansıyan UV ışınları, ağır iklim koşulları, hava kirliliği ve egzoz gazları, fön, bakım malzemeleri gibi birçok faktör saçlara zarar veriyor. Zamanla saç telleri kuruyor ve mat bir görünüm kazanıyor. Özellikle saçta bulunan nemin kaybolması, elastikiyetini ve parlaklığını yitirmesine yol açıyor. Bu da doğal olarak kırılmaların birinci faktörleri arasında bulunuyor.

    Saçta bulunan nem, soluduğunuz havadaki nem oranına göre farklı oluyor. Saçlarınızda, yeni yıkadıktan sonra daha ıslakken sahip olduğu nem, yüzde 31 oranlarındayken, sağlıklı ve ıslak olmayan saçtaki nem oranı yüzde 15 civarlarında oluyor.

    İçilen su saça nem kazandırır mı?

    Çok fazla su içerek saça nem kazandıramazsınız. Çünkü saç tıpkı tırnak gibi cansızdır ve kökten uzuyor. Çoğalan yeni hücreler, önceden oluşmuş olan hücrelerin yukarı doğru hareket etmesine neden oluyor. Hücreler yukarı doğru hareket ettikçe sertleşiyor ve ölüyor. Siz de bu olayı saçınızın uzaması olarak algılıyorsunuz.

    Saç, havada kurumaya bırakıldığı zaman, kademeli olarak düşük nem oranına adapte oluyor. Ilık aşamada, saç telleri arasındaki fazla su kuruyor. Saç telleri arasındaki su buharlaştıktan sonra, saç kökleri, doğal kuruluklarına ulaşana kadar yavaş yavaş nem kaybediyor.

    Saçı saç kurutma makinesi ile kuruttuğunuzda ise, kuruma süreci hızlandırılmış olur. Saç kurutma makinesinden üflenen hava genelde çok sıcaktır. Bu nedenle de çok kurudur. Halbuki, bulunduğunuz ortamdaki nem oranı yaklaşık %50-60 dolayındadır.

    Fön makinesi saçın nem dengesini nasıl etkiliyor?

    Saçı, saç kurutma makinesiyle kuruttuğunuz zaman, ilk olarak saç telleri arasındaki fazla su buharlaşıyor. Bu aşamada, saçın ısısı düşük bir seviyede oluyor. Saç telleri arasındaki fazla su tamamen buharlaştıktan sonra, saç ısınmaya başlıyor. Bu sırada, saç kökleri de kurutma makinesinden gelen kuru ve sıcak havaya adapte olabilmek için, gereğinden fazla nem kaybediyor. Siz saç kurutma makinesini kapattığınızda, saçınız daha yüksek bir nem oranıyla karşılaşıyor. Saç kökü sadece ıslaktan kuruya geçme süreci içinde nem kazanabiliyor. Yani, nemli bir ortamdan ihtiyacı olan nemi alamıyor. Bu da doğal olarak saçların daha kolay kurumalarını sağlıyor.

    Sonuç olarak saçınızı sıradan bir saç kurutma makinesiyle kurutursanız, saçınız doğal nemini kaybediyor. Saçınız aşırı kuruduğunda, elastikiyeti ve parlaklığı gidiyor. Böylelikle saçlarınızı şekillendirmede zorluk çekecek cansız bir görünüm elde edeceksiniz.

    Saçı yıpratmayan makineler var

    Eğer kurutma işlemi boyunca, saçın sıcaklığını sürekli olarak takip eden bir saç kurutma makinesi kullanırsanız, bu işlemini kontrol edebilir, saçınızın aşırı kuruma riskini ortadan kaldırabilirsiniz. Bunun için sensörü olan özel bir saç kurutma makinesi kullanmanız önerilebilir.

    Böyle bir sistemde, saç kurutma makinesindeki sensör saçın sıcaklığını sürekli olarak takip ediyor. Saçınız kurumaya başladığı anda, sensör saçta bir sıcaklık değişikliği kaydediyor ve üflenen havanın sıcaklığını kademeli olarak azaltıyor.

    Üflenen hava soğudukça, saçtan daha az nem buharlaşıyor ve saçın aşırı kuruma riski ortadan kaldırıyor. Tam tersine saçınız kademeli olarak nem kaybedeceği için, optimum ve doğal nem oranını koruyor.





#17.04.2010 18:17 0 0 0


  • Dişlerin ve çevre dokuların çeşitli nedenlerle madde kaybına uğradığı ya da tamamen yok olduğu, yani kaybedildiği durumlarda, onları onarmak ya da yerine konması için kulllanılan, hazırlanmış materyallere protez adı verilir.

    Protezin Amacı Nedir?

    Protezde, hastanın kaybolan fonksiyonları tekrar kazandırılmaya çalışılırken, aynı zamanda bozulan konuşmasının da düzeltilmesi ve estetik görünümün de daha iyi olması amaçlanmaktadır. Böylelikle büyük oranda kaybedilen ağız sağlığı düzeltilirken toplum içinde eksik ya da harap olmuş dişlerle yaşamak zorunda kalan bireylerin psikolojik açıdan da desteklenmesi sağlanır. Çünkü bu şekilde yaşamlarını ( bir süre de olsa ) sürdürmek zorunda kalan bireyler, öncelikle gülmeyi unuturlar.

    Bu da fonksiyonel bozuklukların yanı sıra, insanlarda kendine güven duygusunun zedelenmesine neden olur. Bu tip hastalara yapılan çeşitli protezlerle insanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır.

    Harap Olmuş Dişler Nasıl Korunur?

    Yıllar boyunca insanların yemek yeme, çiğneme, yutkunma ve geceleri bazı nedenlerle diş gıcırdatmaları sonucunda, dişler farklı oranlarda aşınırlar. Ayrıca çürükler ve kaza sonucunda dişlerin bazı bölümlerinde kırılmalar oluşur. Bu gibi durumlarda, kron adı verilen protezler ile dişlerin kaybolan yapıları, tekrar yerine konur. Bu kronlar porselen, akril ya da dişhekimliği için özel olarak üretilmiş olan metal alaşımları kullanılarak yapılır. Dişhekimliğinde son dönemdeki gelişmeler bu yapıların son derece doğal görünmesini sağlayabilmektedir.

    Dişlerin kaybedilmesi sonucunda yapılan protezler genel anlamda iki türlüdür:

    1.Ağızda kalan dişlerin üzerine yapılan ve hasta tarafından çıkartılamayan kron , köprü gibi SABİT PROTEZLER
    2.Hasta tarafından istenildiği zaman takılıp çıkartılabilen HAREKETLİ PROTEZLER

    Estetik, Protezlerle Düzeltilebilir mi?

    Eğer gülerken dişlerin görünümü insanları sürekli mutsuz kılıyorsa, o kişinin bir dişhekimine başvurmasında yarar vardır. Kırılmış,renk değiştirmiş ya da şekil bozukluğuna sahip dişler insanların estetiğinde son derece olumsuz bir etki yaratırlar. Bu nedenle psikolojik olarak zarar gören insanlar yapılacak çeşitli protezler yardımıyla kurtulabilirler.

    İmplant Nedir?

    İmplantlar, dişlerini kaybeden hastaların çene kemiği içine operasyonla yerleştirilen saf titanyum ya da titanyum alaşımlarından yapılmış metal yapılardır. Bunlar, hastaların kaybedilen dişleri yerine kullanılarak üzerlerine yapılan protezlerle daha önce anlatılan amaçlara erişilmeye çalışılır.









#17.04.2010 18:10 0 0 0



  • Uykuya geçiş hazırlıkları önemlidir:
    Bunu her gece yatağa gitmeden önce mutlaka yapın. Dışarıya çıkın, ışıkları kapatın, ısıtıcıyı kapatın, yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın ve ardından uykuya geçiş için yatağa uzanın. Bu faaliyetleri hergün yaptığınızda vücut uyku için bir tür davranış kazanacaktır.

    Vücudunuzun uyku dönemlerini bilin:
    Uzmanlar uykunun ritimler halinde geldiğine inanıyorlar. Eğer siz bu ritimleri anlayabilirseniz uyku düzeninizi de anlamış olursunuz. Önemli olan uykunuz geldiğinde bütün işlerinizi bırakıp mutlaka yatmanızdır.

    Yeni yıkanmış yastık ve çarşaflar kullanın:
    Bu durum gevşemenize ve sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Ya da oda parfümünüzü lavantalı seçin ve yatağa yatmadan önce yatağınızın üzerine sıkın.

    Odanızdaki ışık kaynaklarını ve saatinizi görmeyin:
    Yanıp sönen ışık kaynakları özellikle işiklı saatler dikkatinizi çeker ve daha geç uyumanıza neden olur. Bunları odanızdan uzaklaştırın veya yatağınızın altına koyun.

    Yastığınızı kabartın:
    Eğer devamlı olarak yastığınızı yumrukluyorsanız yastığınız incelecektir. Alçak yastık da uykunuzu kaçırabilir. Gardrobunuzdan yeni bir yastık alın, mis kokulu yastığınızda tekrar uykuya dalmayı deneyin.

    Doğru yastığı seçin:
    İdeal olan yastık yumuşak olmalı, ancak çok yüksek olmamalı, boynunuzu desteklemeli, alerji yapmamalı ve yıkanabilir olmalı. Yastığın boynunuzu desteklemesi uyku kalitenizi yakından ilgilendiriyor ve boyun ağrınızı azaltıyor.

    Pencerelerinize kalın perdeler takın:
    Hatta sokak lambalarından gelen çevre aydınlatması, dolunay ya da komşunuzun evinin ışığı uykusuz kalmamak için ihtiyacınız olan uykuyu engelleyebilir.

    Yatak odanızı temizleyin ve yatıştırıcı adaçayı yeşiline boyayın:
    Ya da diğer yatıştırıcı renklere boyayın. Bu renkler, insana uykuyu hatırlatıyor, yatağınızda kitap okurken ya da uyumaya hazırlanırken sizi rahatlatıyor.

    Yatağınızı dış duvarlardan uzağa taşıyın:
    Bu dışarıdan gelen gürültülerin biraz azalmasını sağlar. Eğer gürültü sizi halen rahatsız ediyorsa, vantilatörünüzü açmayı deneyin.

    Kış aylarında ayaklarınızın arasına sıcak su şişesi koyun ya da kalın çorap giyin:
    Sıcak olmak vücudunuzun iç sıcaklığının uyku için en üst seviyede olmasına yardımcı olur. Aslında iç sıcaklığınız düştüğünde daha rahat uyursunuz. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler.

    Uyumadan önce 600 mg kalsiyum ve 300 mg magnezyum alın:
    Magnezyum kemikleriniz için mineral kaynağı olmasının yanında doğal bir yatıştırıcıdır. İlaveten, kalsiyum kas hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur. Magnezyum ayrıca bacak kramplarını önlemeye yardımcı olur.

    Yatmadan önce bir avuç ceviz yada 1 tane muz yiyin:
    Ceviz iyi bir triptofan kaynağıdır. Bu aminoasit uykusuzluğa iyi gelir. Muz da triptofanın yanında uyku hormonu olan melatonin kaynağıdır. Gelenekselleşmiş olan bir bardak ılık süt de iyi bir triptofan kaynağıdır.

    Yatmadan sadece su için:
    Bir araştırma, katılımcıların 1 fincan meyve suyu içtikten 20-30 dakika sonra uykuya dalabildiklerini gösterdi. Çünkü, meyve suyunun içinde yüksek oranda şeker bulunuyor.

    Asit önleyici ilaçları akşam yemeğinden sonra alın, yatmadan içmeyin:
    Bu ilaçlar uykunuzu engelleyen aluminyum içeriyor.

    Uykuya dalarken teypten kitap dinleyin:
    Yatmadan önceki hikayeler çocukluğunuzda sizi sakinleştirirdi. Teypteki yatıştırıcı kitap büyükler için de aynı etkiyi verebilir. Şiir ya da biyografileri dinleyin, korku romanlarından uzak durun.

    Bir fincan suda 3-4 büyük salata yaprağını 15 dakika kaynatın:
    Bunu ateşten alın, 2 dal nane ekleyin ve yatmadan önce için. Salata yaprakları insanı uyumaya yönlendiren laktukarim isimli bir madde içeriyor.

    Masaj yapın:
    Parmak uçlarınızı gözlerinizin çevresinde dairesel şekilde yavaşca hareket ettirin. 1 dakika sonra ağzınıza doğru hareket ettirin, sonra boynunuza ve başınızın arkasına aynı hareketi uygulayın. Gevşeyip uyumaya hazır hale gelene kadar devam edin.

    Kaslarınızı rahatlatmak için okaliptus kullanın:
    Bu güçlü kokulu bitki bizi yatıştırıyor ve gevşememizi sağlıyor.

    Yatağa yattıktan sonra günlüğünüz için 10 dakika ayırın:
    Gün içinde yaşadığınız olayları, hissettiğiniz duyguları aktarın. Bu uykunuzu gün içinde yaşadıklarını hatırlayıp durmanızı önler, böylece daha çabuk uykuya dalarsınız.

    Yatağınızın yanında küçük bir defter, lamba ve kalem bulundurun:
    Gece yarısı kalkarsanız ve aklınıza birşeyler gelirse, hemen bunları bu deftere not edin, çünkü tekrar uykuya daldıktan sonra bu düşünceler uçup gidiyor.








#17.04.2010 17:56 0 0 0


  • arsenik zehirlenmesinde şiddetli mide ve bağırsak kanalı ağrıları olur.
    Ağızda metalik bir tat meydana gelir.
    Ses boğukluğu, yutma güçlüğü, böbrek harabiyeti ve çok ateş olur.
    Kılcal damarların geçirgenliği artar.
    İleri derece de susuzluk meydana gelir.
    Nefeste acı sarımsak kokusu olabilir, acı badem kokusu gelebilir.
    Kan basıncı düşer,
    Süreğen zehirlenme vakaların da çevresel sinirlerde yangı, kilo kaybı bazen mide ve böbreklerin tutulması sonucu beslenme bozuklukları ve idrar çıkarma mekanizmasında aksaklıklar görülebilir.


    Arsenik zehirlenmesinde tedavi:
    Hastanın mutlaka tam teşekküllü bir hastaneye yatırılması gerekmektedir. hastanede Mide zaman geçirmeden yıkanmalı, genel tedavi prensipleri uygulanmalıdır. Diğer yandan karbonhidrat ve proteince zengin, yağ açısından fakir diyet verilmeli, gerekirse oksijen verilmelidir. Sistemik olarak BAL(dimekaprol) verilmesi kesinlikle çok faydalıdır.








#17.04.2010 17:48 0 0 0




  • Diz ağrısı birden fazla sebebe dayalı olarak gerçekleşebilir. Bunlar;
    • Artrit değimiz eklem iltihaplanmaları,
    • Menisküs yırtılmaları,
    • Plika dediğimiz diz kapağı kemiğinin(patella) içteki bir bağa baskı uygulaması,
    • Diz eklemine sıvı birikmesi,
    • Diz eklemine aşırı baskı uygulamak,
    • Baldır kaslarının gerginliği veya aşırı güçsüzlüğü,
    • Leğen kemiğinin ve buna eklem yapan baldır kemiğinin dengesiz duruşu,
    • Ayaklardaki düztaban gibi bozukluklar,
    Şeklinde sıralanabilir.

    Diz ağrılarıyla birlikte aşağıda sıralayacağımız belirtilere dikkat etmenizi öneriyoruz. Bu belirtileri gözlemlediğinizde hemen bir ortopedi doktoruna başvurmanız gerektiğini bilmelisiniz.

    • Özellikle uykudan uyandığınızda veya ters hareketlerde dizinizde kilitlenme var mı?
    • Hareketler sonrası dizinizde şişlik ve ısı artışı var mı?
    • Çömelme ve ayağa kalkmada zorluk çekiyormusunuz?
    • Yürüyüşünüz dizinizde ağrılara neden oluyormu?
    • Dizinizi bükerek oturduğunuzda dizinizde tutulmalar veya ağrılı durumlar yaşıyormusunu?
    • Dizinizde yer yer şişlikler görüyormusunuz?
    • Dizinizde bacağınızı salladığınızda hissettiğiniz bir tıkırdama veya boşluk hissi oluşuyormu?

    Diz ağrılarına neden olan rahatsızlıklar değişik şekillerde ve değişik hastalıkların sonucunda meydana gelebilmektedir. Diz ağrıları makalemizde belirtilen durumları yaşıyorsanız bir hastanenin ortopedi bölümünden randevu alarak muayene olmanız gerekmektedir. Diz ağrılarının bir özelliği erken tedavi edildiğinde basit yöntemlerle tedavi edilebilmesidir. Ancak geç kalındığında diz ağrıları artacak ve tedavi de buna bağlı olarak zorlaşacaktır. Hatta büyük külfetli zor ameliyatlar da sizi beklemektedir.






#17.04.2010 17:46 0 0 0


  • Böbrek taşları:

    Kalsiyum taşı,
    ürik asit taşı,
    iltihap taşı
    sistin taşı olmak üzere dört ana gurup altında incelenir.
    Kalsiyum Taşı Nedir?
    Böbrek taşı vakalarının % 85 ini oluşturur. En yaygın nedeni idrarla fazla kalsiyum atılmasıdır. Kandaki fazla kalsiyum böbrekler tarafından temizlenir ve idrarla atılır. İdrarda kalsiyumun artması, sitratın(Limonatada bolca bulunmaktadır) azalması, okzalatın artması, idrar miktarının azalması ve idrar birikimi taş oluşumuna zemin hazırlar. Kalsiyum okzalat ve kalsiyum fosfat şeklinde görülür. Okzalat formu daha sıktır.
    Yatalak hastalarda idrar kalsiyumu yüksek ve kalsiyum taşı sıktır.

    Ürik Asit Taşı Nedir?
    Protein(et ve et ürünleri) sindirimi sonucunda oluşan bir atıktır. Asidik idrarda oluşan ürik asit taşları yemek sodasının idrarı alkalileştirmesi sonucu eriyebilmektedir. Böbrek taşı vakalarının yaklaşık %10 unu oluşturur.

    İltihap Taşı Nedir?İltihabın, idrar kimyasını bozmasıyla oluşur. Alkali idrarda oluşur. İdrar yolları iltihabı kadınlarda daha sık olduğundan, kadınlarda daha sık görülür. Mercan gibi böbreğin bütün boşluklarını doldurmuş şekilde görülebilir.

    Sistin Taşı Nedir?
    Sistin idrarda çözülmeyen bir aminoasittir. Bazı insanlar kalıtsal olarak idrarla fazla miktarda sistin atarlar. Böyle hastalarda ömür boyu tekrarlayan ve tedavisi zor olan sistin taşı gelişir. Taş kırma veya açık böbrek ameliyatlarıyla bu vakalar tedavi edilebilse de tekrarlayan taş oluşumu kişiyi zorlamaktadır.






#17.04.2010 17:42 0 0 0



  • Taş tedavisi, taşın büyüklüğüne, taş oluşturan nedenlere, iltihap varlığına ve taşın tekrarlama olasılığına göre planlanır.

    Taş 4 mm nin altında ise onda dokuzu, 5-7 mm ise yarısı kendiliğinden düşer, 8 mm nin üzerindeki taşların kendiliğinden düşmesi çok zordur. Hastalara hareket ederek taşlarını düşürmeye çalışmaları önerilir. Düşen taşlarda taş analizi yaparak, taşın cinsi tayin edilir.

    Hasta idrarını bir pet şişeye yaparak taşı elde etmeye çalışır. Taş analizi, hastalığın nedenini ortaya koymak ve tekrar oluşmaması için alınması gereken tedbirler açısından faydalıdır.

    Analiz neticesinde hastaya bir takım diyet önerileri yapılabilir. Günde iki litre idrar çıkaracak kadar sıvı alınmalıdır. Sistin taşı olanlar biraz daha fazla sıvı almalıdırlar. Diyette kalsiyum kısıtlaması faydalı olmaz.
    Hipertansiyon tedavisinde kullanılan thiazid gurubu idrar sökücüler, idrardaki kalsiyum miktarını düşürürler. Thiazidlere cevap vermeyen hastalara kemiklere kalsiyum depolayan ortofosfatlar verilebilir. Hastalar doktor tavsiyesi olmadan süt ürünlerini azaltmamalıdırlar.

    Kanda ürik asit seviyesi yüksek hastalar günde en az 3 litre su içmeli ve 100 gramın altında et yemelidirler. Yemek sodası ve potasyum sitrat idrarı alkalileştirerek taşın erimesine yardımcı olur.

    İdrarda okzalat miktarını arttıran gıdalar alınıyorsa, B-6 vitamini verilir, sıvı alımı arttırılır, kalsiyum sitrat verilebilir.

    İdrarda sitrat miktarı düşükse, potasyum sitrat verilir. Narenciye ürünleri ve limonata da faydalıdır.

    Böbrek ağrısına aspirin, parasetamol ve ibuprofen türü ilaçlar etkisizdir. Şiddetli böbrek ağrısında Diklofenak sodyum (Diklomek amp), kontramal tablet veya dolantin, morfin verilebilir.





#17.04.2010 17:40 0 0 0



  • Kalça vücudumuz ile bacaklarımızın birleştiği yerdir. Baldırımızın hemen yukarısındaki bu birleşim yeri:

    vücudun dengesini sağlama
    vücudun hareket esnekliğini temin etme
    vücudun bacaklara uyguladığı kuvveti dengeleme
    gibi bir takım görevleri vardır. Kalça insan vücudunda oluşturulmuş en büyük eklemlerden birisidir.

    Kalça ağrıları:
    Kalça ağrıları kalçaların zorlanmasından kaynaklanabilir. Sportif faaliyetler aşırı çalışma veya dengesiz yük taşımaları gibi faktörler de kalça ağrılarına neden olabilmektedir. Yine kalça bölgemzde bulunan sinirlere yine kalça bölgemizde bulunan kasların baskı yapması da kalça ağrılarına neden olabilmektedir.
    Kalça ağrılarının diğer bir nedeni de iltihaplı eklem hastalıklarıdır. İltihaplı eklem hastalıkları kalçalarda oluştuğunda (osteoartrit) kalça ağrıları ciddileşir ve tedavisi zorlaşır. Kalça ağrısına neden olan iltihabi durum:

    metabolizmal atıkların burada birikmesi,
    ani ve dengesiz hareketler sonrasında kalça ekleminde meydana gelen doku yırtıkları
    kemik hastalıkları nedeniyle olabilmektedir.

    Kalça ağrısına neden olan durumların en sık karşılaşılanları

    Femoralnöropati.
    Femoralnöropati femur sinirlerinin yaralanması sonucu oluşmaktadır. Ciddi kalça ağrılarına neden olan bu durum; uyluk ön yüzünde ağrı, kalça ekleminde ve bacakda kuvvet kaybı ve duyu bozukluğuyla kendini belli eder.
    Femoralnöropati ye neden olan faktörler; diyabetik etkenler, eklem civarı kanamaları ve bu bölgede meydana gelebilecek bıçak, kesici alet veya kurşun yaralanmaları şeklinde sıralanabilir.

    Kalça ağrılarına neden olan bir başka olgu da femur kemiğine inen yan sinirlerdeki geçici sinir hasarlarıdır. Yan sinir hasarları uzun süreli oturma, emniyet kemerine bağlı sinirsel baskılar, dar pantolon giyme gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

    Bu durumun sonucunda bacaklarda aşağıya doğru yayılan bir ağrı ve duyu kaybı meydana gelir. Ağrı kalça ağrısı şeklide başlayabilir. Bacaklarda uyuşma duyu kaybı ve kuvvet kaybı bütün bu durumları izleyen ilerleyen etkilerdir.

    Priformis sendromu:
    Priformis bir kas ismidir. Priformis sendromu; Priformis kasının içerisinden sağından veya solundan geçen sinirlere baskı yapması sonucu oluşur. Priformis sendromu kalça ağrılarına neden olan etkenlerden birisidir. Priformis sendromundan kaynaklanan kalça ağrısının en büyük belirtisi sert zeminlere oturduktan sonra veya sert bir zemine kalça üzerine oturur şekilde düştükten sonra meydana gelen kalçalardan başlayarak bacaklara doğru yayılan şiddetli ağrılardır.
    Bu tür kalça ağrıları genellikle 40-60 yaş insanlarda özellikle kadınlarda sıkça görülmektedir.





#17.04.2010 17:39 0 0 0



  • Ayak ağrıları normal olan yorgunluk gibi sebeplerden kaynaklanabildiği gibi hastalıklara bağlı olarak da gelişebilir.

    Aşırı yürüyüş,
    Fazlaca aynı pozisyonda ayakta durmak,
    Dizleri fazlaca kırarak uzun süreler oturmak,
    Tırnak batması,
    Yanlış ayakkabı seçimi,
    Romatoit artrit,
    Düztabanlık,
    Aşırı zorlanmalar,
    Ayak bağlarında meydana gelen deformasyonlar,
    Ayak çıbanları,
    Ayakta meydana gelen iyileşmeyen yaralar,
    Topuk dikeni,
    Ayakta meydana gelen nasır gb yapılar,
    Ayak ağrılarına neden olacak faktörlerdir. Bu faktörlerden bazıları alınacak küçük önlemlerle kendiliğinde iyileşebildiği gibi bazıları da iyi bir tedavi sayesinde iyileşebilir. Ancak ayak ağrılarına neden olan bazı durumlar ise tedavisi mümkün olmamaktadır.

    Basit tedbirlerle ayak ağrılarının tedavisi;
    Aşırı yürüyüş, Fazlaca aynı pozisyonda ayakta durmak, Dizleri fazlaca kırarak uzun süreler oturmak, Yanlış ayakkabı seçimi gibi ayak ağrılarına neden olan faktörlerin yan etkileri alınacak tedbirlerle azaltılacağı gibi tamamen de yok edilebilmektedir.
    Uzun süreli yürüyüşlerde yürüyüş temposunun değiştirilmesi ayak ağrılarına karşı alınabilecek iyi bir önlemdir. Çünkü yürüyüş temposu değiştiğinde yürüyüşe katılan kaslara binene yük de değişecektir.
    Fazlaca aynı pozisyonda ayakta durmak çeşitli meslek guruplarında karşılaşılabilen bir durumdur. Bu meslek guruplarının daha bol ayakkabı giyerek ve ara sıra ağırlığı bir ayaktan diğerine kaydırarak ayak ağrılarını hafifletmesi mümkündür.
    Uzun yolculuk sırasında dizler kırılır ve bacağın altından koltuğun baldır kas ve damar guruplarına yaptığı basınç ayağın şişmesine ve ağrı yapmasına neden olur. Bu durumda ki kişilerin yolculuklara sandalet tarzı ayakkabılarla çıkması daha uygundur. Ara sıra kalkıp pozisyon değiştirmek veya molalarda kısa yürüyüşler yapmak oldukça faydalı olacaktır. Ayakkabıyla gidilmesi gereken bir yolculuksa yanında galoş taşımak ve bu galoşu ayakkabıyı çıkardıktan sonra ayağa giymekte faydalı bir davranış olacaktır.
    Tırnak batmasına neden olan faktör ayak tırnaklarının yanlış kesilmesidir. Ayak tırnaklarının düz kesilmesi gerektiğini unutmamalıyız.
    Yanlış ayakkabı seçimi veya kalitesiz ayakkabı kullanımı da ayak ağrılarına neden olan önemli bir durumdur. Şunu unutmamalıyız ki ayağı destekleyebilen kaliteli ayakkabılar sağlığımız açısından çok önemlidir.

    Doktor gözetiminde ayak ağrıları tedavisi:
    Romatoit artrit, ayak bileğinde oluşabilecek bir iltihaplanma türüdür. Ayak bileğinde ortaya çıkan morarmaların eşlik ettiği şişlik ve ağrılı durumlar eğer burkulma durumu yoksa romatoit artrit i işaret etmektedir. Doktor kontrolünde tedavi şarttır. Bazı durumlarda romatizmanın iltihapsız seyredebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Çok uzun süreli devam eden ve sık sık tekrarlayan ani ayak ağrılarında vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun.
    Burkulmalara bağlı olarak ayak tarak kemiklerinde meydana gelen kırıklar ve ayak kas ve liflerinde meydana gelen yırtılma ya da deformasyonlar ciddi ayak ağrılarına neden olabilmektedir. Hiç farkında olmadan ayak lif veya kaslarını zedelemiş olabilirsiniz hatta ayak kemiklerinizi kırmış da olabilirsiniz. Soğuk su uygulamasından sonra uzun süreli devam eden morarmalı ağrılarda mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
    Ayak çıbanları kıl dönmelerine veya ayakkabı vuruğuna bağlı derin yaralara bağlı olarak gelişebilir. Normal çıbanlarda oluşabileceği unutulmamalıdır. Bu çıbanların iyi takip edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması yaşam kalitesinin düşememesi açısından çok önemlidir.
    Ayaklarda meydana gelen ve iyileşmeyen yaralar iki durumda oldukça tehlikelidir. Birinci durumda bu bir şeker hastalığı(diyabet) habercisi olmaktadır. 2. durumda ise bacaklarda damar tıkanıklığı habercisi olmasıdır. Her iki durumda da iyi bir doktor kontrolü ve iyi bir tedavi süreci gerekmektedir. Ayaklarda oluşan ve çok geç iyileşen veya iyileşmeyen yaraları mutlaka doktorunuza danışmalısınız.





    Topuk dikeni ayak kaslarımızdan bazılarının, tutunmuş olduğu bir kemik çıkıntısıdır. Bu kas kemik birleşme yerlerindeki yırtıklar veya zorlanmalar topuk dikenini oluşturur. Bazı durumlarda ayağa giden sinirlerin kaslar tarafından sıkıştırılmış olması da topuk dikeni benzeri ağrılara neden olabilir. Bu tür ağrıların ESWL cihazlarıyla tedavisi mümkün olmaktadır.
    Ayak nasırlarının en büyük nedeni mutlaka yanlış ayakkabı seçimi ve bir çeşit ayakkabının devamlı olarak giyilmesidir. Aslında doğru olan bir kaç çeşit ayakkabı alarak bunları 1 hafta içerisinde dönüşümlü olarak giymektir. Ayak nasırı tedavisi doktorlar tarafından küçük cerrahi müdahalelerle yapılabilmektedir.

    Tedavisi mümkün olmayan durumlar:
    Düztabanlık, ayak kaslarındaki doğuştan gelen şekil bozuklukları, kemik eğrilikleri gibi durumların tedavisi mümkün olmayabilmektedir. Bu durumlarda ayak ağrılarının ancak geçici bir süre rahatlatılması mümkündür. Dinlenmek en iyi rahatlatma yöntemidir.







#17.04.2010 17:35 0 0 0


  • Amilaz Nedir?
    Amilaz, nişastanın sindiriminde rol oynayan protein yapılı bir enzimdir. Pirinç, patates, buğday, mısır, patates, bakla, fındık, fıstık gibi besinlerin yapısında bol miktarda nişasta bulunur. Bu gibi gıdaların sindirimi ağız içinde amilaz sayesinde başlar ve ince bağırsakta devam edip orada sonlanır.
    Amilazın en önemli oluşum yeri pankreastır. Bununla birlikte karaciğer, tükürük bezleri, yumurtalık ve böbreklerde az miktarda da olsa amilaz üretilmektedir.

    Amilaz yüksekliği nedir ?
    Amilaz bedenin doğası gereği idrar ve kanda az miktarda bile olsa bulunur. Amilazın hafif yüksek olması her zaman önemli bir hastalığa işaret etmez. Kandaki amilazın genellikle üçte biri pankreas, üçte ikisi ise tükürük bezleri kaynaklıdır. Amilazın pankreastan geçiş yolunun herhangi bir sebeple tıkanması hallerinde, kan serumu ve idrardaki amilaz enzimi düzeyi yükselir. Bu duruma amilaz yüksekliği denir.

    Vücut Amilaz Enzimi Düzeyi Ne Zaman Artar?
    Amilaz düzeyinin yükselmesinin birçok sebebi vardır. Ama en fazla tükürük bezlerinden çok pankreas kaynaklı olduğu bilinmektedir. Amilaz enziminin, kandaki miktarının normal değerlerinden (Normal Değerler: 60-180 U/L) yüksek olması ilk olarak bu organlarda bir rahatsızlık olabileceğini düşündürmelidir. Aşağıda amilaz seviyesinin yüksek olmasında etkili olan bazı sebeplerini bulacaksınız;
    • Pankreas enzimlerinin üretimini artıran ilaçlar
    • Pankreas kanalının ağzında bulunan kasın işlevindeki bir bozukluk
    • Pankreas salgısını uyaran ilaçlar.
    • Akut pankreatit
    • Kronik pankreatit
    • Kolesistitis
    • Pankreas taşında
    • Peptik ülser perforasyonları (mide - barsak delinmeleri)
    • İlaçlar (Aspirin, asparajinaz, azathioprine, kortikosteroidler, cyproheptadine, narkotik analjezikler, oral kontraseptifler, rifampin, sulfasalazine, ve thiazide)
    • Şiddetli şeker koması
    • Akrep sokması
    • Makroamilazemi
    • Tükürük bezi hastalıkları (Kabakulak, Tükürük bezinin taşı)
    • İlerlemiş böbrek yetersizliği
    • Akut safra kesesi taşları
    • Barsak tıkanmaları
    • Metanol zehirlenmesi
    • Akut alkolik zehirlenme
    • Akciğerin küçük hücreli tümörleri

    Çocuklarda Amilaz Yükselmasi:
    Çocuklarda ise amilaz enziminin kan ve idrardaki miktarlarının artmasının en önemli sebebi kabakulak hastalığıdır. Bu hastalıkta tükürük bezleri iltihaplandığından, hastalığı teşhis ve takip edilebilmesi için kan ve idrar örnekleri alınarak amilaz enziminin ölçülmesi gerekebilir.
    Bunlardan en önemlisi olan ve en sık karşılaşılanı olan akut pankreatit hakkında kısa bir bilgi verelim.
    Pankreasta üretilen amilaz enziminin bağırsakta etkinleşmesi gerekir. Amilaz, tam açıklanamayan nedenlerle pankreasın içinde aktif hale geçmesi sonucu yıkıcı etkiler oluşturur. Sonuçta pankreasın kendi kendini sindirmesi biçiminde ortaya çıkan akut pankreas iltihabı başlar. Anatomisi bozulan pankreas enzimlerini yavaş yavaş kana vermeye başlar. Bu da kan da amilaz düzeyinin artmasına neden olur.



    Akut Pankreatitte Belirtiler:
    Akut pankreas iltihabının ilk belirtisi ağrıdır; ağrı aniden ortaya çıkar, süreklidir, iyileşme göstermez ve kanun üst bölgesinden kaynaklanıp giderek bütün karna yayılır. Ardından kusma, ishal, bağırsak bozuklukları ve olguların çoğunda klinik durumun ağırlaşmasına işaret eden bir şok tablosu görülür.


    Amilaz Yüksekliği Tedavisi:
    Kanda amilaz düzeyinin yüksek olduğu durumlarda tedavi için mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Yukarıda sıralandığı gibi yüksek amilazın birçok bilinen nedeni olduğundan ihmal edilmemelidir. Doktorunuzun tavsiyelerine mutlaka uymalısınız. Doktora gitmeden başkasına iyi gelen ilacı 'bana da iyi gelir' diye kullanmamalısınız. Alkol, sigara ve çok yemek yeme gibi alışkanlıklarınız varsa terk etmelisiniz. Aşağıda pankreas kaynaklı amilaz yükselmelerinde uygulayabileceğiniz bitkisel tedavi metotları bulunmaktadır.

    Amilaz yükselmesine- Pankreatit- şifalı bitkiler

    • Bir çay fincanı soğuk suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı oranında ebegümeci katılıp demlenmesi için on iki saat bekletildikten sonra, süzülerek ılıtılmak için içi kaynar su dolu olan bir başka kabın içine ihyana kadar bırakılıp ardından, günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere içilir.
    • Bir çay fincanı soğuk suyun içine bir çay kaşığı eğir kökü katılıp on iki saat beklendikten sonra, süzülerek, her öğünden Önce ve sonra birer yudum olmak üzere günde altı yudum ve her seferinde bardak, sıcak suyun içinde ısıtılarak içilir.
    • Her biri ince kıyılmış veya iyice dövülmüş bir çorba kaşığı dolusu aynısefa otu, birer silme yemek kaşığı civanperçemi ve ısırgan otu iyice karıştırılır. Sonra bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı bitki harmanı katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklenir. Daha sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
    • Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı ince kıyılmış acı pelin katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı içilir.





#17.04.2010 17:28 0 0 0
  • kas yırtılması hakkında bilgi - kas yırtılması nasıl olur - kas yırtılmasının belirtileri ve tedavisi


    KAS NEDİR?
    Kaslar, iskelet sistemimizi saran ve bununla birlikte vücudumuzun hareketini sağlayan yapılardır. Kaslar, lif adı verilen küçük telciklerin birleşmesinden meydana gelmiştir.

    KAS YIRTILMASI NEDİR? KAS YIRTILMASI NASIL OLUR?

    Aşırı zorlanmaya bağlı olarak liflerin arasında oluşmuş olan bir kanamaya kas yırtılması denir. Kasın yapmış olduğu çok fazla hareket de yırtılmaya neden olabilir. Mesela bir kolumuzun açma kapama hareketinin günlük limiti diyelim ki 500 kez iken, bu hareketin 700 kez yapılması da kas yırtıklarına neden olabilir. Kas yırtılması " birdenbire olur ve buna, ilgili kas gruplarında şiddetli ağrı eşlik eder. Kas, yaralandığı zaman fonksiyonu devam eder.

    Kas yırtılmaları ağır yükler taşıyan hamallarda, sporcu ve işçilerde daha sık görülür. Bunun yanı sıra vücut geliştirme sporcularında, haltercilerde ve futbolcularda da görülür. Bunun nedeni ısınma hareketlerinin yapılmadan çalışılmaya başlanmasıdır. Unutmayalım ki kas soğukken yırtılmaya daha yatkındır.

    Hafif egzersiz bile olsa ısınmadan yapılan açma ve germe hareketleri yırtıklara neden olabilir.


    KAS YIRTILMASI BELİRTİLERİ

    Kas bütünlüğünün bozulması,
    İleri derecede kanama,
    Şişlik (hematom) ve kızarma,
    Belirgin bir ağrı,
    Kuvvet ve hareket kaybı,
    Kasta renk değişikliği,
    Kramplar,
    Kaslarda el ile hissedilebilir bir boşluk.
    Kas yırtıldığı anda ne yapmalıyız?
    Aktivite durdurulmalı,
    Kanama ve hasarı artıracak ilgili dokuyu zorlayacak hareketler yapmamalı,
    Masaj, sıcak benzeri uygulamalardan kaçınılmalı,
    Soğuk uygulanmalı,
    Koruyucu bandaj veya atel yapılmalıdır.

    KAS YIRTILMASI TEDAVİSİ:
    Tedavide ana prensip kanamanın oradan uzaklaşmasını sağlamaktır. Bunu sağlamak için de ilk lif koptuğu andan itibaren 48-72 saatlik bir süreçte kanamayı azaltmak için buz tedavisi uygulanmalıdır. Çünkü buz uygulaması ile yaralanan bölgeye giden kan akımı azalır. Buz tedavisi minimum günde 3 defa 20 dakikalık dilimlerde uygulanmalıdır. O bölgenin cildini korumak için de havlu koyulması gereklidir. Aynı zamanda kanamayı azaltan antienflamatuar ilaçları da kullanılmalıdır. Ağrı bittiği zaman egzersiz programları ve fizik tedavi ile kasın eski performasyunu kazanması da tedavinin ana prensipleri arasında yer alır.

    Yırtık, ufak bir kas alanını ilgilendiriyorsa hasta dinlendirilir, alçı ya da alçı atel uygulanır. Ağrı kesici ilaçlarla üç hafta içinde iyileşme sağlanır. Kaslar dinlendirilirken kasın boyu en kısa durumda tutulmaya çalışılır. Kas yırtığı çok büyükse, yırtık uçların cerrahi olarak birbirine dikilmesi daha uygundur. Bunun yanı sıra kepek ile sirke hamur haline getirerek ısıtılır. Bu hamuru yırtılan kasın üzerine koymak sureti ile de evde bakım yapabiliriz.

    Tedaviden sonraki iyileşme süreci ise kas yırtılmasının dercesine göre değişir. Küçük kas lifi yırtılmaları 2 ile 3 hafta sonra iyileşir. Daha büyük bir kas yırtılması ise tam bir iyileşme için 6 haftaya kadar bir sürede iyileşebilir.



#17.04.2010 17:25 0 0 0



  • Günümüz toplumumuzda bel ağrıları çok yaygın olan bir rahatsızlıktır. Ağrılar bazen haftalar bazen de aylarca sürmektedir. Bu sebeple günlük yaşantımızdan lezzet alamaz duruma gelinmektedir. Bel ağrıları kişilerin yanlış uygulamaları sonucu daha da azabilmektedir. Bunun sonucunda durum cerrahi müdahaleye kadar gidebilmektedir. Hâlbuki alınacak basit önlemler sonucunda bel ağrılarının üstesinden gelebilmeniz mümkün olmaktadır. Günümüzde tıpta yeni yeni gelişmeler bel ağrılarından yakınmalara çözüm bulabilmektedir. Makalemizde bel ağrıları ile ilgili ilginizi çekebilecek bilgilerimizi paylaşacağız.



    KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Bel rahatsızlığına her yaş grubunda rastlamak mümkündür.

    Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak çalışmak,
    Şişmanlık,
    Ağır şeyler kaldırmak,
    Mücadele sporları,
    Bilinçsiz spor yapmak,
    Yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı,
    Mesleğini sevmeme,
    Huzursuz bir ortamda ve stres içinde yaşama,
    Sigara ve alkol kullanma,
    Uzun süre otomobil sürme,
    Bedensel faaliyetlere ısınmadan başlamak birer risk faktörüdür. Bu risk faktörleri bir insanın günlük yaşantısında ne kadar çoksa o kişi bel ağrılarının müstakbel adaylarıdır.

    NEDENLERİ NELERDİR?

    Bel ağrısının birçok sebebi vardır. Bu sebeplerden önemlisi iskelet ve kas sisteminden kaynaklanan rahatsızlıklardır. Bunun içinde bu sistemin sağlığı açısından önceden önlem almak ve düzenli egzersiz programları yapmak gerekir. Duruş bozukluğunun ve hareketsiz, egzersizden yoksun hayat biçiminin bel ağrısı riskini yıllar içinde artırdığı gösterilmiştir.

    Diğer bazı rahatsızlıklar da bel ağrılarına neden olabilir. Bunlar; bel fıtığı, travma, tümör/kanser, enfeksiyon, doğumsal bozukluklar, kalıtsal hastalıklar, kas ve sinir kaynaklı ve psikojenik rahatsızlıklar. Ayrıca vücudun başka bir bölgesindeki problem bel ağrısı şeklinde kendini gösterebilir. Örneğin prostat, mesane, bağırsak gibi iç organ hastalıkları bel ağrısı şeklinde hissedilebilir.



    BEL AĞRILARININ TEDAVİSİ

    Bel ağrılarında çok nadiren cerrahi operasyona ihtiyaç duyulur. Füzyon (birleştirme, kaynaştırma) bel ağrısını tedavi etmekte kullanılır ve dikkatli değerlendirme ve açıklama gerektirir. Ağrı şiddetli olsa da bel ağrısı olan birçok insana ameliyat gerekmez. Bel ağrılarına sebep olan özel rahatsızlıkların dışındaki birçok bel ağrısı istirahat, çeşitli ilaçlar, egzersizler, fizik tedavi uygulamaları ve koruyucu önlemlerle tedavi edilebilir. Size uygun program ve ilaçların alınması için Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekiminin önerilerine uyunuz. Aşağıda düzenli egzersizin yararları sıralanmıştır.



    Egzersizin yararları

    Kötü duruş düzeltilebilir,
    Bel kasları güçlendirilebilir ve esneklik sağlanabilir,
    Kilo verilebilir,
    Düşmeler engellenebilir.




#17.04.2010 17:23 0 0 0