Depresyon,Aile içi şiddet,Arkadaş çevresi,Parasızlık,Duygusal bunalım,Yalnızlık,Rahatlama amaçlı denemeler,Bir defadan bir şey olmaz deyip başlamak vs...
Bağımlılığa Sebep Olan Etkenler
Hangi yaş grubu çocuklar bu tedaviye katılıyor?
18 yaşına kadar çocuk ve ergen kapsamında hizmet veriyoruz. 18 yaşın üzerindeki bireyler AMATEM kliniğinde tedavi oluyorlar. 12 ile 18 yaş arası madde bağımlılığı daha fazla görülüyor. Dönem dönem 10-11 yaşındaki çocuklarda tedavi amacıyla yatırıldı. Madde bağımlılığı, ömür boyu sürecek bir tedavi, uçucu madde bağımlılığı organik düzeyden ziyade psikolojik bir bağımlılık. Esrar, eroin, ekstazi ve karışık maddelere bağımlılıkta organik bir boyut da var. Dolayısıyla tedavi görenlerin uzun bir süre takibi gerekiyor. Madde kullanılan yerler ve madde kullanan kişilerden uzak durmaları gerekiyor. Her an yeniden maddeye dönme riski altındalar. Burada ailenin bilinçlenmesi, ailelerin yaklaşımı ve tedavi sürecine aktif katılımı çok önemli. Ben de sosyal hizmet uzmanı olarak ailelerle ilgili çalışmalar yapıyorum ve bunun önemini özellikle vurguluyorum. Çocuk aileye yeniden kazandırılmazsa, aile içi sorunları çözülmezse, çocuğun toplumsal hayata katılımı aile desteklemezse, çocuk her an yeniden madde kullanmaya başlar ve madde kullanımı yetişkinlik döneminde de devam edebilir.
Gençlerin, genellikle merak yüzünden uyuşturucu kullanmaya başladığı bu konuda en büük riskin ise anne-baba ile çocuk arasındaki iletişim eksiliği olduğu bildirildi. Çocukların özellikle de 10-12 yaşlarından itibaren gözlemlenmesini isteyen emiyet yetkilileri, dikkat çekici hususların mutlaka bir uzmana iletilmesini tavsiye ediyor.
Ruhsal çöküntü
Emniyete göre, bağımlılık yapıcı maddeleri kullananlar, aslında bir şekilde kendini belli ediyor. 'Zehir'i kullanmaya başlayanlarda, bitkinlik, dalgınlık, uyuklama, uyku bozukluğu, konuşma güçlüğü, burun akıntısı, terleme, titreme, dengesizlik, gözde kanlanma, göz bebeğinde daralma, yüzde kızarma, soğukluk, kabızlık, ishal, mide-bağırsak yakınmaları, yürüme bozukluğu, solunum güçlüğü gibi birçok hastalık ortaya çıkıyor. Ayrıca ruhsal çöküntü olarak da; bakımsız dış görünüş, gerçek dışı konuşma, içe kapanma, aşırı para harcama, suç işleme eğilimi ve evden uzaklaşma görülebiliyor.
Paniğe kapılmayın
'Çocuğun madde kullandığı tespit edilmesi halinde sakin olunmalı' diyen narkotik ailelere şunları tavsiye ediyor: Paniğe kapılmayın, öfke ile hareket etmeyin, problemi görmezden gelmeyin, çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayın ve suçlamayın ve hemen uzman bir hekimin bilgisine başvurun.
Arkadaş önemli
Narkotik polisinin tespitlerine göre; gençler uyuşturucuya genellikle meraktan dolayı başlıyor. Arkadaş baskısını ise ikinci önemli faktör olarak görüyor. Bunda da arkadaş grubu dışında kalma korkusu etkili oluyor. Gençler, problemlerini çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda uyuşturucuya sarılıyor...
Uyuşturucu bağımlılığı ailenin de suçu
Kişiyi toplumdan, aileden uzaklaştıran, birçok psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açan alkol ve uyuşturucu bağımlılığından gençleri uzak tutmada en büyük görev ailelere düşüyor.
Özellikle gençler için büyük tehlike oluşturan alkol ve uyuşturucu bağımlılığında tehlikeden habersiz olup, bu konunun hafife alınması kötü sonuçlar doğurabiliyor. Yine, gençlerdeki manevi boşluk, bozuk aile ve toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu, gelecek karşısında kaygı gibi nedenler de alkol ve uyuşturucu bağımlılığına neden olabiliyor. Uyuşturucu ve alkol kullanımı kişiye sosyal ve fiziksel olarak da zarar veriyor. Uyuşturucu maddelerin verdiği fiziksel rahatsızlığın başında beyin ve sinir sisteminde oluşturduğu sorunlar geliyor. Uyuşturucunun en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerinde oluyor. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırdığı; erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felç, hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar) halüsinasyon gibi fiziksel rahatsızlıklara yol açıyor. Uyuşturucu kullanımı sonrasında ortaya çıkan sağlık sorunlarından bazıları şöyle:
- Sindirim sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser gibi rahatsızlıklar.- Karaciğer ve böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma, sertleşme gibi hastalıklar.
- Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekrarında ederse `Müzmin Zehirlenme' adını alır.
AİLELERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
İnsanın sosyal hayatına da zarar veren uyuşturucu, uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle kişiyi aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz bir kişi haline getiriyor. Gençleri uyuşturucu ve alkolden korunmak için en büyük görev ailelere düşüyor. Anne ve babaların çocuklarına örnek olması gerektiğini belirten uzmanlar, gençlerin her türlü sıkıntı ve sorunlarını öncelikle anne ve babalarına açmaları gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, bu konuda gençlerin gerçek sevgiyi ve mutluluğu öncelikle ailelerinde aramalarını, kötü arkadaş gruplarından uzak durmalarını ve boş zamanlarını kitap okumalarını, kültürel ve yararlı faaliyetlerde bulunmalarını öneriyor.
Uyuşturucuda kızlar erkekleri geçti
Narkotik polisin Antalya liselerinde yaptığı araştırmada, özellikle sigara tiryakisi olan gençler arasında kızlar ön sıralarda yer aldı
Lİons kulüpleri tarafından Cam Piramit'te düzenlenen uyuşturucu panelinde konuşan Antalya Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdür Yardımcısı Özdemir Yönlü, sigara tiryakiliğinin özellikle daha çok liseli kızlar arasında giderek yayıldığını söyledi.
SİNSİ BAĞIMLILIK
UyuŞturucu ve Gençlik konulu panele yaklaşık 500 öğrenci katıldı. En sinsi bağımlılık maddesinin sigara olduğunu hatırlatan Yönlü, ''Şube olarak yaptığımız araştırmalarda, liselerde sigara içen kızların sayısının erkekleri geçtiğini belirledik'' dedi.
38 SİVİL EKİP
Narkotİk Şefi Özdemir Yönlü, uyuşturucu bağımlılığına karşı öğrencileri uyarırken, okul çevrelerinde 38 sivil ekibin 24 saat hizmet verdiğine de dikkat çekti. Yönlü, paneli dikkatle izleyen öğrencileri, ''Bir kereden bir şey olmaz demeyin'' diye ikaz etti.
DÖNÜLMEZ TEHLİKE
YaklaŞIk 5 yıl önce yapılan bir araştırmaya göre, uyuşturucu bağımlılığından meydana gelen ölüm olaylarında Antalya'nın Türkiye genelinde birinci olduğunu anlatan Yönlü, ''Bir kere dahi kullansanız dönülmez bir tehlike içine girersiniz'' diye konuştu.
Özdemir Yönlü, ''Bağımlılık yapan madde kullananlarla arkadaşlık yapmayın. Arkadaşlarınızı her açıdan çok iyi tanıyın.'' diye uyardı.
Şu içkinin yaptığına bak!
Anamur'dan A.Ç. rumuzlu okuyucumuzun sorusu şöyle:
"Ben 1995 yılına kadar alkolik birisiydim. Böyle bir anımda, 1.850 m2'lik yerin yarı hisse sahibiydim. Alkollü bir anımda, kardeşim, benim için sağlık raporu alıp, tapuda bu yerin satışı için imza attırmış ve yerin yengem adına geçmesini temin etmiş. Bunu yaparken de bana, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıyoruz, apartman yaptıracağız diyerek imza almışlar. Bu durumu bilahare fark ettim. Dava açtım ama kaybettim. Ne yapmam gerekir?"
Cevap: Gayrimenkul satımı bir akittir. Akitte iradelerin uyuşması esastır. Bu irade uyuşmasını engelleyen sebepler var ise, o zaman bu akitte de sakatlık vardır. Mesela, hukuka, ahlaka ve genel sağlığa aykırı sözleşme yapılamaz. Bu genel hüküm dışında resmi şekle aykırı olarak da akit kurulamaz. Olayımızda bu şartlara aykırılık görünmemektedir.
İradeyi sakatlayan sebepler de akdin feshinin temel sebeplerindendir. Hata, hile, gabin, tehdit ve muvazaa bunlardandır. Mektubunuzda anlattığınıza göre hile ile karşı karşıya bırakılmışsınız. Bu hileyi ispat etmeniz gerekir. Bunun için, hile sebebiyle akdin feshi, tapunun iptali ve adınıza tescilini talep etmeniz gerekir.
BASRA HARAP OLMADAN...
Bunun için, vakit geçmeden, hak düşürücü süre içinde bu davayı açmanız gerekirdi. Önceki açtığınız davanın sebebi nedir? Çünkü, aleyhte bulunan bu karar ile yeni davada kaziye-i muhkem itirazı ile de karşılaşmamak gerekir. Onun için sebep farklılığı ve süre riayeti esastır.
Kişinin imkanları dar olabilir. Fakat sorması fazla olanlar, bu darlığı genişletmektedirler. Bunun için, sormanın da iş işten geçmeden önce yapılması gerekir.
ZARAR ZARAR İLE GİDERİLMEZ
Kimisi, "Madem süreleri kaybettim, bana da böyle bir oyun oynandı, o zaman ben başka yollara müracaat edeyim" diyebilir. Fakat bu hareket, yanlış olur. Çünkü, zarar zarar ile giderilmez. Kötü misal emsal olmaz. Başkalarının birisine yanlış yapması, sizin de muhatabınıza yanlış yapmanızı gerektirmez.
Yanlışa doğru ile cevap vermek asıldır. Bu güzel düşünceyi hukuk da tasvip eder, destekler.
DAHA SABAHA ÇOK VAR
Kimileri gece karanlığında uyumayı sever. Ara sıra saatine bakar. Daha sabaha çok varmış rehaveti içinde uyumaya devam eder. Hele bir de hava yağmurlu ise, hele bir de o saat duvarda asılı ise, daha sabaha çok var anlayışı devam eder. Kişi, ne kadar uyuduğunu ve uykuya doyduğunu bilmediği sürece, duvardaki saatin durmuş olduğunu ve dışarıda havanın yağmurlu olmasından dolayı kapalı bulunduğunu tahayyül bile etmez. O yerinden kalkmamanın verdiği rahatlık içinde daha sabaha çok varmış diyerek, gündüzün fırsatlarını kaçırır.
İçki de, insanlarda daha sabaha çok var anlayışını yerleştirir ve çok 'Basra'ların harap olmasına neden olur. Arkasından, yapılan uğraşlar, bu zararı gidermeyebilir. Bunun için, hukukta alkollü araç kullanmak yasaktır. Alkollü iken irade örtüleceğinden akit de yapılamaz. Ama, alkol sarhoşluğu insana bazen istemediği şeyleri de yaptırtabiliyor ve kaçırdığı fırsatlardan uyandığında hakikaten gece olabiliyor. Ama, aslolan yataktan kalkabilmek. Çünkü, o gecenin de bir sabahı vardır.
Beyaz ölüm tırmanıyor
Bir dönem ABD'de moda olduktan sonra yüz binlerce genç insanı krizlere, suça ve en sonunda ölüme sürükleyen ''crack'' şimdi de Avrupa'nın başına bela oldu. Alman Stern Dergisi'nin son sayısında yer alan habere göre, özellikle Frankfurt merkez garı çevresinde yuvalanan crack bağımlıları, sadece kendi hayatlarını değil, başkalarının yaşamlarını da tehlikeye sokuyorlar.
Crack, kaynatılıp kurutulan kokain parçalarından yapılıyor. Kurutulan parçalar sigara içine konularak içiliyor. Crack bağımlıları, eroin de kullanıyor, sonra enjektörleri çevreye atıyorlar. AIDS ve hepatit virüsünün yayılmasını engellemek amacıyla bu enjektörler toplanıp imha ediliyor.
KOKAİNDEN ETKİLİ
Frankfurt narkotik polisinin verdiği bilgiye göre merkez garı bölgesinde yaklaşık 500-600 crack bağımlısı ve çok sayıda satıcı bulunuyor. Amonyakla kaynatılan crack, buruna çekilen toz kokainden çok daha etkili bir uyuşturucu. Bağımlıları crack elde edebilmek için her şeyi yapmayı göze alıyor. Gencecik kızlar vücuduna satıyor; kimileri de bir içimlik crack'in fiyatı olan 10-20 markı elde edebilmek için bıçak tehtidiyle soygunlar yapıyorlar.
Geçtiğimiz yıl içinde crack yüzünden Frankfurt'ta ölen gençlerin sayısı 26'ya ulaşınca ''Crack Street Project'' adı altında sosyal bir program başlatıldı. Ancak sosyal görevlilerin sokaklardan topladığı crack bağımlısı gençlere yardım etmek için çok geç kalındığı da belirtiliyor.
Crack, Berlin'de de ciddi bir sorun, ancak Stern'in haberine göre polis bu gerçeği henüz kabullenmek istemiyor. Bununla birlikte Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg semtinde kurulan ''Kokon'' adlı yardım programının yetkililerinden Wolfgang Götz, bölgede binden fazla crack kullanıcısının bulunduğunu belirtiyor.
GÜZELLİĞİ BOZMUYOR
Crack'in Hamburg'da da sorun haline gelmeye başladığını belirten uzmanlar, bu uyuşturucunun daha çok tercih edilmesinin nedenlerini şöyle açıklıyor: Sigarayla içildiği için, toz kokain gibi burun kemiğini eritmiyor. Eroin ve baz morfinde olduğu gibi enjektör yüzünden vücudu delik deşik etmiyor.
RUHSAL BAĞIMLILIK
Crack'in varlığı, ilk kez 16 yıl önce Los Angeles'ta fark edildi. Beyaz-kahverengi tabakalar halinde bulunan kokain kökenli bu uyuşturucu, toz kokainden daha etkiliydi. Çünkü dumanla ciğerlere çekildikten sonra derhal kana karışıyor ve çok kısa sürede beyinde şimşekler çaktırıyordu. Böylelikle uyuşturucu bağımlısı olan kişi kendini sürekli olarak yapay bir mutluluk ve keyif hali içinde buluyor. Oysa ki sağlıklı insanlarda bu hormon, görevini yerine getirdikten sonra sinir hücrelerine geri dönüyor ve mutluluk yerini normal bir ruh haline bırakıyor. Bu nedenle crack, bedensel bağımlılık yaratan eroinden farklı olarak, ruhsal bağımlılık da yaratıyor ve kurtulmak hemen hemen imkansız.
En etkili 7 uyuşturucu
EROİN
Beyaz veya kahverengi bir toz. Sigara gibi içiliyor ya da çözelti haline getirilerek enjekte ediliyor. Yüksek dozda alındığı zaman soluk borusu felce uğruyor. Bedensel bağımlılığa yol açıyor.
KOKAİN
Beyaz toz halinde. Çoğunlukta buruna çekiliyor, nadir olarak da enjekte ediliyor. Önce yapay bir mutluluğa yol açıyor, sonra da depresyona sürüklüyor. Ruhsal bağımlılık yapıyor.
CRACK
Sigara gibi içiliyor ve saniyede etkili oluyor. Etkisi geçtikten sonra çok şiddetli sinir krizlerine yol açıyor. Aşırı derecede ruhsal bağımlılık yaratıyor.
ECSTASY
Hem tablet, hem de sıvı halde alınabiliyor. ''Disco-drug'' olarak da biliniyor. Uzun süre etkili oluyor, ama daha sonra bitkin düşürüyor. Beyinde hasara yol açıyor.
LSD
Kağıt parçaları, tablet ve kapsüllerden oluşuyor. Büyük kábus ve psikozlara yol açıyor. Vücutta uzun süre kalıyor, haftalar geçtikten sonra da bu etki geri dönüyor.
SPEED
Burna çekilmek için toz haline getirilmiş amphetamin tabletleri. Halüsinasyonlara yol açıyor. Uyku bozuklukları ve depresyona neden oluyor.Bir ara çok yaygın olarak tüm dünyada kullanıldı.
CANNABİS
Sıkıştırılmış hint keneviri parçacıklarından oluşuyor. Sigara gibi içiliyor ya da yutuluyor. Bedensel bağımlılık yaratmıyor, ancak ruhsal bağımlılığa yol açıyor.
BAŞLAMA NEDENLERİ
Uzmanlara göre uyuşturucuya başlama nedenleri şöyle:
Anadolu'dan büyük kentlere göç eden ve burada yerleşik bir düzene geçemeyen aileler, çocuklarını eğitim dışı bırakıp, onlardan eve para getirmesini bekliyorlar. Bu nedenle son 10 yıldır büyük kentlerimizde Güney Afrika'daki ülkelere benzer oranda evinden kaçmış küçük gruplar oluştu. Bu çocuklar, yollarda cam silerek, çeşitli ürünler satarak ve ayakkabı boyacılığı yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. Sokaklarda yaşayan bu çocukların büyük bir kısmı ise kolay bulabilecekleri tiner ya da benzeri yapıştırıcı maddelerin bağımlısı haline geliyorlar. Ayrıca, İstanbul'da, sokakta yaşayan çocukların haricinde, ailesi ile birlikte yaşayan toplam 10 binin üzerinde bağımlı çocuk bulunuyor.
AMATEM ve Özel Okullar Derneği'nin okullar için uyuşturucu maddeler ve bağımlılığına karşı hazırladığı eğitim paketinde, getirdiği bazı öneriler şunlar:
Uyuşturcu eğitimi, yetiştirilecek özel eğiticiler tarafından verilmeli.
Anket çalışması ile durum saptanması yapılmalı.
Uyuşturucu eğitimi üç ayrı derste, bilgilendirme ve sorun çözme yöntemleri üstünde yoğunlaştırılmalı.
Uyuşturcu eğitimi video eşliğinde, soru-yanıt ve tartışma biçiminde yapılmalı.
Vücut, fena hırpalanıyor
Madde Yan etkileri
Alkol
Davranışlar değişiyor
Solunum merkezi üzerinde baskılayıcı etki yapıyor
Tütün
Kalp ve solunum sistemi üzerinde etki yapıyor
Kanser riski fazla görülüyor
Esrar
Akciğerlerde, bronşite ve kansere neden oluyor
Bellek bozukluğu ve konsantrasyon kaybına neden oluyor
Eroin
Hepatit, HIV gibi enfaksiyonlar bulaşabiliyor.
Tüberküloz, sıkça görülüyor
Kokain
Saldırgan davranışlar sıklaşıyor
Kişi, cildine zarar veriyor
Beyin ve akciğer ödemi sıkça görülüyor
Uçucu
maddeler
Kan basıncında düşme
Yaygın kas zayıflığı
Kalıcı beyin hasarı görülüyor
Uyuşturucu dersi
Doç. Dr. Verimli, İstanbul Bahçelievler Lisesi'nde gençlere uyuşturucu dersi verdi. Konferans salonunu dolduran gençleri uyuşturucu bağımlılığı konusunda eğiten Verimli, Türkiye'de ilk defa uyuşturucu madde kullanımına 14 yaşından küçük başlanıldığına dikkat çekti. Başhekim, uyuşturucu satıcılarının 14 yaşındaki gençleri hedef aldığını hatırlatarak, 'Bu gençleri korumalıyız' dedi.
Sigarada da korkunç gerçek
Doç. Dr. Arif Verimli, sigaraya başlama yaşının da 6-7 yaşa kadar düştüğünü belirterek, 'Sigara, uyuşturucu maddeye başlama kapılarından biridir. Çünkü eroin kullanan esrarla, alkol kullanan sigarayla başlamıştır' dedi. Verimli ayrıca, tiner ve bali kullanımının öğrenciler arasında da yaygın olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: 'Sanılıyor ki, tineri en çok sokak çocukları kullanır. Tiner ve bali kullanımı öğrenciler arasında daha çok yaygın. 100 gençten 4'ü kullanmış. Bu rakam yıllara göre artıyor. Öyle hızlı bir artış var ki, biz şaşırıyoruz.'
10 milyar dolar uyuşturucuya akıyor
Türkiye'de yaklaşık olarak uyuşturucu`ya giden paranın yıllık 10 millyar dolar olduğunun altı çiziliyor. Verimli, araştırmalarda genellikle uyuşturucu`ya başlama nedenlerinin başında ise merak geldiğini belirtti. Gençlerin %70'inin meraktan uyuşturucu`ya başladığına dikkat çeken Verimli, diğer etkenleri çoğunlukla şöyle geliştiğini sıraladı: Arkadaş baskısı, uyuşturucu`nun sorunları çözdüğüne inanmak, arkadaş grubuna uyum sağlamak.Uyuşturucu
Kokain bağımlılar neden zayıflıyor
Nöroloji uzmanlarının New Orleans'daki yıllık toplantısında kokain ve kilo kaybına dair yeni bulgular sunuldu. Atlanta'daki Emory Üniversitesi araştırmacılarından Dr.Phil Lambert'in verdiği bilgiye göre, fareler üzerindeki deneylerde kokainle aktifleşen bir gen keşfedildi ve bu genin % 30'a kadar iştah kaybına yol açtığı belirlendi. Söz konusu araştırmanın henüz başlangıç aşamasında olduğunu vurgulayan Dr.Lambert, oburluk ve iştahsızlığın tedavisinde gelecekte bu genden yararlanabileceğini belirtti. Bu arada, zayıflamanın diyet ve egzersizden ziyade beynin yönlendirdiği kimyasal bir süreç olduğu da vurgulandı
Uyuşturucu belası
Yeni ders yılının başlaması dolayısıyla eğitim sistemimizdeki bazı meseleler üzerine bir şeyler karalamak istiyordum, fakat gazetelerimizde son günlerde çıkan haberler konuyu biraz değiştirmeye sevketti beni. Gerçi, bu konu da eğitim ile alâkalı. Elhak, alâkalı... Eğitim deyince fizikten, kimyadan, coğrafyadan, matematikten, sayısaldan, sözelden başka şeyler de anlamazsak hüsrana uğrarız.
Uyuşturucu bütün dünyada insanların başına musallat olan belâlardan biri. Yapılan araştırmalara göre ülkemizde de her geçen yıl uyuşturucu kullananların sayısı artmaktadır. Kullanıcılar daha ziyade gençlerdir ve her geçen yıl uyuşturucu ile tanışma yaşının biraz daha düştüğü söylenmektedir. 9-12 yaşındaki çocukların bile yüzde 6'sının "ucuz uyuşturucular" sayılan tineri, bally'yi devamlı kullanıyor olması ne demektir? Psikologlar, psikaytristler, doktorlar bu gidişata nasıl dur denileceği, ne gibi tedbirler alınacağı, gençlerimizi korumak ve kurtarmak üzere nasıl çalışılacağı hakkında elbette fikir sahibidirler; çünkü konu her şeyden önce ferdin beden ve ruh sağlığı meselesidir.
Ancak aynı zamanda toplum sağlığı meselesidir de. Gençlerinin yüzde 17'si esrar, eroin, kokain gibi uyuşturucuların bağımlısı olmuş ve bu oranın her yıl arttığının söylendiği bir memlekette konu aynı zamanda toplumun, devletin sağlığını da tehdit etmektedir.
Çocuklarımızı bu belâdan korumak ve bu derde yakalananları kurtarmak, tedavi etmek için dernekler, sivil toplum kuruluşları, hastahâneler, eğitimciler olarak çeşitli faaliyetler yaparken ben şu tedbiri de tavsiye ediyorum. Üniversiteye giriş kayıtları yapılırken para, fotoğraf, ikametgâh ilmuhaberi, nüfus cüzdanı sureti gibi belgeler isteniyor ya, bundan böyle "uyuşturucu ve alkol bağımlılığı yoktur" belgesi de istensin. Bir insanın uyuşturucu ve alkol bağımlısı olup olmadığı basit bir kan tahlili ile belli olur; üniversiteye kayıt için başvuran her genç bu raporu getirmekle yükümlü olsun. Raporu üniversitenin anlaşmalı olduğu bir tahlil laboratuvarından, üniversite doktorundan yahut yine üniversitenin onayladığı bir hastahâneden alacaktır. Raporu temiz olmayan öğrenci giriş imtihanlarından kaç puan almış olursa olsun kaydı yapılmasın. Böyle bir kanun getirilirse, gençlerimiz için, istikbalini düşünen geçlerimiz için caydırıcı olabilir. En deli dolu yaşları olan lise çağlarında ayaklarını denk almalarına yardımcı olabilir.
Üniversiteden mezun olduktan sonra işe girerken, devlet veya özel sektör, sanıyorum böyle bir tahlil istiyordur. İstemiyorsa onlar da istemelidir. İşin mahiyeti ne olursa olsun, hangi seviyede olursa olsun, başvuran adaylardan mutlaka böyle bir belge istenmelidir.
Rakamlara bakınız: Ülkemizde 23 milyon sigara tiryakisi, 20 milyon alkol dostu, 5 milyon alkol bağımlısı var ve gençlerin yüzde 17'si uyuşturucu müptelâsı. Bu maddeler yüzünden her yıl 350 vatandaşımız hayatını kaybediyor....
Amerikalı yazar Mark Twain'in lâtifesine sığınsak?! Ne demişti: "Üç türlü yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan, istatistik." Ne var ki, gazete sayfalarına giren haber ve görüntüler bu rakamların -maalesef- doğruluğunu gösteriyor.
İstikbalimizi üniversite mezunlarının eline bırakıyoruz. O halde oraya girenlerin ruh ve beden sağlığını denetlemek de bizim vazifemizdir. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, peşinden türlü kötülükleri getiriyor. Tüyler ürpertici haberler okuyoruz. Hem, kendisinden başkasına kötülüğü dokunmayacak bile olsa, uyuşturucu ve alkol bağımlısı olmuş gençten memleket hayrına ne bekleyebiliriz? Çocuklarımızın bu zehirleri hiç denememesi, onların mahkûmu olmaması için eğitmek şart. Bu eğitimin içine, -irticadan falan korkmadan- biraz olsun mâneviyat katmak şart. Her şeye rağmen bağımlı hale gelenleri tedavi edip topluma yeniden kazandırmak şart. Ama, işin ehli, bu eğitim ve tedavi ile meşgul olurken bir taraftan ceza mahiyetinde böyle bir kanun çıkarmak, üniversiteye kayıt yaptırmak ve işe girmek isteyenlerden "uyuşturucu ve alkol bağımlılığı yoktur" belgesi istemek de şart. Görüyoruz ki işin şakaya gelir tarafı yok.
Böyle bir tedbir almazsak, 21'inci yüzyıldaki istikbalimiz ayran içenlerden çok, esrar içenlerin elinde kalacak.
Ağrı, vücudumuzdaki işlev bozuklukları ya da olumsuz dışsal faktörlerden bizi haberdar eden, dokudaki bir hasar veya yaralanmada vücudumuzun verdiği doğal bir tepkidir. Akut ağrı (aynı zamanda kısa süreli ağrı olarak da bilinir) genellikle bir uyarı sinyalidir, yaralar ve enfeksiyon durumunda dokuların korunmasında önem taşır. Akut ağrı genellikle yaralanmalarla özdeşleştirilir ve çoğunlukla bir aydan kısa sürede iyileşmeyle birlikte kaybolur. Fakat ağrı, yaralanma onarıldıktan ya da iyileştikten uzun zaman sonra da devam ediyorsa, artık kronik ağrıdır ve katlanması zor olan başlıbaşına bir soruna dönüşebilir.
Nöropatik ağrı olarak isimlendirilen sinir ağrısı ise ya sinirlerin zarar görmesinden ya da sinir sisteminin omurilik veya beyin gibi ağrı sinyallerini ileten kısmının hasarlanmasından ya da işlev bozukluğundan kaynaklanan bir tür kronik ağrıdır.Nöropatik ağrı farklı şekilde teşhis ve tedavi edilmelidir.
Arkadaşlar futbol maçlarında sakatlanan futbolcuların ağrıyan yerlerine sprey sıkılır. O spreyin ismini merak ediyorsanız.
DOĞAN CLORDETİL SPREY
DOĞAN Soğutucu Sprey ; burkulma ve spor sakatlanmaları sırasında anında müdahale olanağı sunar. Burkulma, vuruk, ezilme ve sakatlanmalarda şok soğutucu etkisi ile şişik oluşumunu, ve çürümeleri önler. Soğutucu spreyin açık yaraların üzerine uygulanmaması gerekmektedir. Sakatlanan bölgeye 20-25cm mesafeden uygulanmalıdır.
Spor yaralanmaları terimi, vücudun tamamının veya bir bölgesinin, normalden fazla bir kuvvetle karşılaşması sonucunda, dayanıklılık sınırlarının aşılmasıyla ortaya çıkan durumları kapsar. Spor yaralanmalarının çoğu sadece spor yapanlarda değil, spor yapmayan kişilerde de ortaya çıkabilir. Ancak mesleği spor olanlarda kas iskelet-sistemi ve kardiovasküler (kalp-damar) sistemin üst seviyede olması ve bu seviyenin devamlı korunması mecburiyeti yaralanmanın hızlı ve aktif bir rehabilitasyon programı ile tedavisini mecburi kılar.
Günümüzde spor yaralanmasının sporcuyu sadece bedensel olarak değil, ruhsal olarak da etkilediği, bu sebeple sporcunun bir ekip tarafından değerlendirilip rehabilite edilmesi gerektiği bilinmektedir. Bu ekipte fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı yada ilgili uzmanın yanında;
Aktif ekip üyeleri: Takım doktoru, sporcu, antrenör
Yardımcı ekip üyeleri: Yaralanmanın cinsine göre, ortopedi ve travmatoloji uzmanı, acil uzmanı, göz uzmanı, deri hastalıkları uzmanı, nörolog.
İlgili teknik personel: Fizyoterapist, spor terapisti, tıbbi teknisyen, hemşire, ortez-protez teknisyeni gibi üyeler yer alır.
Sportif faaliyetler sırasında çok değişik yaralanmalarla karşılaşılabilir. Bunların % 75'i önemsizdir ve bir sorun oluşturmadan iyileşir. % 25'i ise sportif faaliyete ara vermeyi gerektiren kısa veya uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyar. Bu travmalar sırasında bazı faktörler yaralanmayı kolaylaştırır ve iyileşme süresini uzatır. Bunlar;
Spor yaralanmasına sebep olan faktörler :
1. Yorgunluk ve aşırı yüklenme,
2. Önceden geçirilmiş ve tam tedavi edilmemiş yaralanmalar,
3. Soğuk, aşırı gerilme ve enfeksiyon gibi etkenlere bağlı gelişen kas ve eklem sertlikleri,
4. Geçirilmiş yaralanma veya eğitimsizlik nedeniyle oluşan kas zayıflıkları,
5. Kaslar arası güç dengesizliği,
6. Spor araç ve gereçlerinde yetersizlik,
7. Bedensel hazırlığın tam olmaması, ısınma eksikliği,
8. Spor dalının sporcuya uygun olmaması,
9. Yetersiz teknik,
10. Ruhsal yönden hazır olmama,
11. Aşırı rekabet, yarışmalı sporlar
12. Hastalıklar.
Sınıflama:
Spor yaralanmaları çok kaba bir yaklaşımla iki gruba ayrılabilir;
a. Akut yaralanmalar: Bedenin bir bölgesinin veya tümünün, aniden aşırı bir kuvvetle karşılaşması sonucu oluşur. Olay anidir, hafif veya şiddetli olabilir. Düşme, darbe, distorsiyon, kesi, zedelenme, burkulma, çıkık ve kırıklar bu gruba girer.
b. Aşırı kullanım yaralanmaları: Sürekli tekrarlayan hareketlere bağlı mikro travma ve zorlanma sonucu ortaya çıkar. Tendinit, stres fraktürü örnekleridir. Oluşumunda dış etkenler yanında bazı yapısal faktörlerde rol oynar.
Alt ekstremiteyi oluşturan yapıların düzgün olmaması: Düz tabanlık, çukur ayak, bacak kemiklerinin düzgün olmaması,
Bacak boylarında eşitsizlik: İki bacak arası 20mm.'den fazla fark olması, omurga eğriliği ve kısa bacak tarafında kalça adduktor ve rotatorlarında zayıflığa yol açar,
Kas zayıflıkları: Daha önce geçirilmiş sakatlık ve cerrahi müdahalelere bağlı eklem esnekliği, gevşekliği.
Spor yaralanmalarından korunma:
Spor yaralanmalarını tamamen önlemek mümkün değildir.
Bazı kurallara uyulup bir takım tedbirler alındığında spor yaralanmalarını en aza indirmek mümkündür.
Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz;
Spor yapılan yerle ilgili tedbirler: Spor sahaları yeterince çimlendirilmeli, zemin düzgün ve kuru olmalı, çarpmalara karşı sütun ve direkler desteklenmeli, yüzme havuzlarında su içi işaretler net olarak görülmelidir. Havuzun derinliği mutlaka belirtilmelidir.
Spor malzemelerinin cinsi ve kalitesi: Kullanılan malzeme mevsime ve sporun cinsine uygun olmalıdır.
Koruyucu malzemeler: Özellikle kafa travmalarının sık olduğu boks, bisiklet, motosiklet ve beyzbol gibi sporlarda kask, futbolcularda krampon çarpmasını önlemek için çorap içine plastik koruyucular kullanılmalıdır.
Sporcuyla ilgili tedbirler: Sağlıklı ve düzenli bir yaşam, düzenli sağlık kontrolleri, antrenman ve müsabakadan önce yeterince ısınmak, germelerin yapılması sporcunun yaralanma riskini düşüren faktörlerdir.
Spor tiplerine göre yaralanmalar:
Bazı tip yaralanmalar bazı spor dallarında daha fazladır.
- Futbol: Rektus abdominis (düz karın kası) kası zorlanması, iliopsoas (kasık kası) tendiniti, kalça adduktor (bacakları orta hatta tutan kaslar) zorlanması, osteitis pubis
- Yüzme: Omuz çevresi zorlanması, sıkışma sendromu
- Halter: Triseps tendiniti, rektus abdominis zorlanması kalça adduktor zorlanması, bel fıtıkları, omurlarda erken dönemlerde olan kireçlenmeler
- Tenis: Lateral epikondilit, bisipital tendinit, omuz ve dirsek zorlanmaları
- Basketbol: Aşil tendiniti, tibialis anterior ve posterior zorlanması
- Ayrıca; futbolcularda diz ekleminde, haltercilerde dirsek, faset ve sakroiliak eklemlerde, jimnastikçilerde el bileği, dirsek, faset ve kalça eklemlerinde, koşucularda diz ve ayak bileği eklemlerinde erken dejeneratif değişiklikler (yozlaşmalar) meydana gelme riski yüksektir.
Yaralanmalar
Büyük oranda kas iskelet sistemiyle ilgilidir. Kaslar, kemikler, eklemler, ligamentler (bağlar) ve tendonlar (kirişler) yaralanabilir. Bu yaralanmalar ve alınması gereken tedbirler kısaca şu şekilde özetlenebilir.
Kas Yaralanmaları
Tüm spor yaralanmalarının % 4-15'ini oluşturur. Basit burkulma ve gerilmeler hesaba katılırsa % 30'a çıkar. Kasların daha önce başka faktörlerle zayıflamış olması travmayı kolaylaştırır. Kas-tendon kompleksinin aniden aşırı yükle karşılaşması, değişik derecelerde kas hasarına yol açar,
a-Birinci derece kas hasarı: Yırtılma yok, aşırı zorlanmaya bağlı ödem vardır. Kasın pasif gerilmesi ağrılıdır.
b-İkinci derece hasarı: Kas liflerinin bir kısmının kopmasına rağmen tam kesi yoktur. Hareketi yapmaya devam eder ancak hareketler çok ağrılıdır. Kasta şişlik ve spazmla birlikte yaralanma yerinde ekimoz (morarma)
c-Üçüncü derece hasar: Kas tamamen yırtılmıştır. Yaralanma yerindeki şiddetli ağrı zaman içinde azalır. Komple hareket kaybı vardır. Yırtılan kas kitlesinin toplanmasına bağlı şişlik ve önünde çukurluk vardır. Renk değişimi ve şiddetli spazm saptanır.
Hasar derecesi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, MR, ve CPK, LDH enzimlerinin değerlendirilmesi ile saptanır. Hangi derecede olursa olsun akut dönemde yapılması gereken istirahat-buz-bandaj ve yükseltmedir (rest, ice, compretion, elavation, RICE protokolü). Buz iki saatte bir 20 - 30 dakika uygulanır. Hareket çok ağrılıysa ekstremite atele alınır, esneklik ve eklem hareket açıklığı egzersizlerine başlanmalıdır.
Kas kitlesinin % 50'den fazla yırtıldığı 2o ve 3o hasarlarda cerrahi onarım gerekir. Cerrahi müdahalenin yeri, büyüklüğü ve tipine göre müdahale sonrası uygun egzersiz programlarına en kıs zamanda başlanır.
Bağ yaralanmaları
Genellikle şiddetli darbeler veya aşırı gerilmeler sonucu oluşur. Kas yaralanmalarında olduğu gibi. Liflerde yırtık olmaması (sadece aşırı gerilimin olması) kısmi yırtık ve tam yırtık olmasına göre üç derecede sınıflanır. Akut dönemde lezyon bölgesinde şişlik, ekimoz, hassasiyet ve ilgili eklemlerde stabilite bozukluğu saplanabilir. Ağrı ve stabilite bozukluğu hareket bozukluğuna yol açarak hastanın yardımcı bir cihaz kullanmasını gerektirebilir. Özellikle diz ve ayak bileğinde sık olarak rastlanır. Dizde çapraz bağların, özellikle ön çapraz bağın ayrı bir önemi vardır.
Ön çapraz bağ yararlanmaları, sporcuların uzun süre spordan uzak kalmasına sebep olan önemli yararlanmalardandır. Çapraz bağ yararlanmaları muayene ve MR ile teşhis edilir.
Bir diğer sık görülen bağ yararlanmaları ayak bileği bağındaki yararlanmalardır. Ayak bileğinin iç yanı, talovaniküler, ön talotibial, kalkanetotibial ve arka talotibial bantlardan oluşan kuvvetli deltoid bağla güçlendirilmiştir. Bu sebeple ayak bileği yararlanmalarının büyük çoğunluğu daha zayıf olan dış kollateral bağın hasarı şeklindedir. Ayak bileğinin ani içe dönmesi anterior talofibular ve kalkaneofibular bağ yararlanmasına yol açar.
Bağ yararlanmalarının temel prensipleri de kas yararlanmasının tedavi prensipleri gibidir. Erken dönemde başlanan istirahat-buz-kompresyon ve elevasyon tedavisi, 2-3 gün sonra yerini sıcak su tedavisine bırakır, 7-10 gün içinde ise alçı veya plasterden yapılmış tespit çıkartılır. Ağrı ve enflamasyonla mücadele etmek için fizik tedavi araçlarından yararlanılabilir. Şişlik ve hassasiyet geçtikten sonra ise, en kısa zamanda rehabilitasyon programına alınmalı ve aktif spor hayatına mümkün olduğunca erken dönüş sağlanmaktadır.
Tendon (kiriş) yararlanmaları
Genelde aşırı kullanım sonrası olur. Lokal kas zayıflığı ve şok emme etkisinin azalması tendonları aşırı yükleyerek aslında elastik bir yapıya sahip tendonların bu özelliklerini yitirerek, çevreye sürtünmeleri ve yangı gelişimine yol açar. Enflamasyonun yayılması sinovial kılıf içinde yapışıklıkların oluşumuna sebep olarak peritendinit (tendon çevresi yangısı) veya tenosinovit denilen tablonun oluşumuna yol açar. Bu olay en sık, Aşil tendonu, omuzda rotator manşon, dirsek ekstansör tendonu, abduktor pollisis longus ve ekstansör pollisis brevis tendonlarında görülür.
Aşil tendon yaralanmaları en sık görülenidir. Sporcu koşarken aniden durur. Lokal ağrı yanında kopma yerinin üst tarafında bir boşluk saptanır. Parmak ucunda yürümek güçleşir. Baldır kasları elle sıkıldığında normalde ayakta plantar fleksiyon görülür, ancak Aşil kopmuşsa bu hareket saptanamaz.
Kesin teşhis ultrasonografi ve MRI ile konulur. Tedavi kas ve ligaman yararlanması prensipleri ile aynıdır.
Menüsküs yararlanmaları
Menüsküsler, bükülme ve doğrulma (fleksiyon-ekstansiyon) hareketi sırasında femurun tibia üzerinde iç ve dış rotasyon hareketine yardımcı olur ve eklem stabilitesinin artmasına katkıda bulunur. Fleksiyon sırasında menüsküslerin arka yarısı tibial ve femoral kondiller arasına sıkışır ve bu sırada ani rotasyonla beraber ekstansiyon yapılırsa menüsküs hasarı ortaya çıkar. Şişlik 24 saatte tam olarak yerleşir, bazı olgularda kilitlenme veya boşalma olabilir. Genellikle ekstansiyon (doğrultma) hareketinin son 10o si yapılamaz. Tanıyı destekleyen görüntüleme yöntemleri ise, kontrastlı artrografi, artroskopi ve MRI olarak özetlenebilir.
Tedavi akut dönemde istirahat, buz, kompresyon (bandaj), yükseltme (İBKE) uygulanır. Hasta ekstremite üzerine basmaya izin verilmez ancak erken dönemde izometrik egzersizler ve düz bacak kaldırma egzersizlerine başlanır. Hastanın durumuna göre cerrahi uygulanır, en sık uygulanan cerrahi menisektomidir. Bu operasyondan sonra gelişen bağ dokusundan zengin tamir dokusu, çıkarılan menüsküs parçasının kaybının kısmen yerine geçer. Cerrahi müdahalelerden sonra 2. günden itibaren egzersizlere başlanır, özellikle ayağın devamlı yerle temas ettiği "kapalı kinetik zincir egzersizleri" uygulanır.
Kırık ve çıkıklar
Kırıklar açık veya kapalı tipte olabilir. Kırık olan bölgede ağrı, şişlik, şekil bozukluğu ve anormal hareket vardır. Radyolojik değerlendirme il teşhis konulur. Erken dönemde stabilizasyon, daha sonra kırıklığın tipine göre alçılama veya cerrahi müdahale uygulanır.
Çıkıklarda ise eklemin bütünlüğü bozulmuştur. En sık, omuz, dirsek, kalça ve ayak bileğinde görülür. Akut dönemde immobilizasyon, radyolojik değerlendirme sonucunda, redüksiyon ve bandajlama uygulanır.
Kısaca özetlenmeye çalışılan spor yaralanmalarında ayrıca, kafa travmalarında ani ölümlere kadara çok daha ağır tablolar olabilir. Ancak bunlar seyrek görülen yaralanmalardır. Yoğun olarak görülen, sporcunun spor hayatını etkileyen kas-iskelet sistemi problemlerinde ise, mümkün olduğunca yaralanmayı önlemek, herhangi bir yaralanma olduğunda ise hızla yoğun bir tedavi ve rehabilitasyon programı uygulayarak sporcuyu mümkün olan en kısa sürede en sağlıklı olarak spor hayatına döndürmektir. Unutulmamalıdır ki yetersiz tedavi ve erken spora dönüş bir sonraki travmayı kolaylaştıran en önemli sebeptir.
Hayat bir yaprak gibi açıp sonra solarken zaman su gibi akıp gidiyor ve o acılı gün yani bugün geldiğinde üzüntüler hakim geliyor canım Aarkadaşım VULKAN ' Mekanın cennet günahları af olsun