Merhaba. Bonjour. Bonjur.
Günaydın. Bonjour. Bonjur.
Tünaydın. Bonjour. Bonjur.
İyi günler. Bonjour. Bonjur.
İyi akşamlar. Bonsoir. Bonsuar.
İyi geceler. Bonne nuit. Bonnüi.
Teşekkür ederim. Merci. Mersi.
Birşey değil. De rien. Dörien.
Sağolun, iyiyim. Bien, merci. Bien, mersi.
Evet. Oui. Vıy.
Hayır. Non. No.
Hanım. Madame. Madam.
Bey. Monsieur. Mösyö.
Lütfen. S'il vous plait. Silvuple.
Affedersiniz. Excusez-moi. Eksküze mua.
Acıktım. J'ai faim. Je fem.
Susadım. J'ai soif. Je suaf.
Kayboldum. Je suis perdu. Jösüi perdu.
Tamam. D'accord. Dakkor.
Önemli. C'est important. Se emportan.
Acele. C'est urgent. Se ürjan.
İmdat. Au secours. Osökur.
Hoşgeldiniz. Soyez la Bienvenue. Suaye la bienvönü.
Hoşbulduk. Merci. Mersi.
Allahısmarladık. Au revoir. Orövuar.
Güle güle. Au revoir. Orövuar.
Anlıyorum. Je comprends. Jö kompran.
Anlamıyorum. Je ne comprends pas. Jönö kompran pa.
Biliyorum. Je sais. Jö se.
Bilmiyorum. Je ne sais pas. Jönö sepa.
İstiyorum. Je veux. Jö vö.
İstemiyorum. Je ne veux pas. Jönö vöpa.
Lütfen bana... Svp.pouvez-vous me... Silvupile Puvevu mö.....
Yardım edin. Aidez-moi. Ede mua.
Dün. Hier. İer.
Bugün. Aujourd'hui. Ojurdui.
Yarın. Demain. Dömen.
Sabah. Matin. Maten.
Öğle. Midi. Midi.
Akşam. Soir. Suar.
Gece. Nuit. Nüi.
Burada. Ici. İ1si.
Şurada. Là - bas. Laba.
Orada. Là - bas. Laba.
Sağda. À droite. Adruat.
Solda. À gauche. Agoş.
Önde. Devant. Dövan.
Arkada. Derrière. Derriyer.
İlerde. En face. Enfas.
Dosdoğru. Tout droit. Tu drua.
Var. Il y a. Ilya.
Yok. Il n' y a pas. İlniyapa.
Merhaba. Bonjour. Bonjur
Nasılsınız? Comment - allez -vous? Koman talevu?
Teşekkür ederim, iyiyim. Siz nasılsınız? Merci, je vais bien et vous? Mersi jö ve biyen e vu?
Teşekkür ederim. Ben de iyiyim. Merci, je vais bien moi aussi. Mersi jö ve biyen mua ossi.
Adınız ne? Comment vous appelez vous? Koman vuzaple vu?
Adım Sedat. Sizin adınız ne? Je m'appelle Sedat et vous? Jö mapel Sedat e vu?
Nerelisiniz? Vous êtes de quelle nationalité? Vuzet dö kel nasyonalite?
Türküm. Je suis Turc. Jösvi Türk.
Nerede kalıyorsunuz? Où est - ce que vous hébergez? U restevu?
Dedeman otel'de kalıyorum. Je reste à hôtel Dedeman. Jörest a otel Dedeman
Tanıştığımıza memnun oldum. Enchanté de faire votre connaissance Anşante dö fer votr konnesans
Ben de memnun oldum. Je suis enchanté moi aussi. Jösvizanşante mua ossi.
Almanya'dan geliyorum. Je viens d'Allemagne. Jö viyen dalmayn.
İtalyanım. Je suis İtalien. Jösvi İtaliyen.
Bir evde kalıyorum. Je reste dans une maison. Jörest danzün mezon.
Bir pansiyonda kalıyorum. Je reste dans un pansion. Jörest danzön pansiyon.
Arkadaşımın yanında kalıyorum. Je reste chez mon ami. Jörest şemon ami.
Mesleğiniz nedir? Quel est votre métier? Kel e votr metiye?
Doktorum. Je suis médecin. Jö sui medsen.
Ne iş yapıyorsunuz? Quel est votre profession? Kele votr profesyon?
Öğretmenim. Je suis professeur. Jö sui profesör.
Bunun adı ne? Comment s'appelle-t-il? Koman sapel til?
Bu bir anahtardır. C'est un clé. Se tön kle.
Bu kim? Qui est-ce? Ki es?
Bu Ayşe hanım. C'est madame Ayşe. Se madam Ayşe.
Tuvelet nerede? Où sont les toilettes? Ue letualet?
Nereye gidiyorsunuz? Où allez-vous? U alle vu?
Otele gidiyorum. Je vais à l'hôtel. Jö ve a lotel.
Nereden geliyorsunuz? D'où venez - vous? Du vöne vu?
İstanbul'dan geliyorum. Je viens d'istanbul. Jö vien distanbul.
Yakında bir lokanta var mı? Est-ce qu'il ya un restaurant près d'ici? Eskilya ön restoran predisi?
Evet karşıda bir tane var. Oui, il y'en a un en face. Viy ilyana ön anfas
Burda ucuz bir otel var mı? Y a-t-il ici un hotel qui n'est pas tres chèr? Yatil ön otel kine pa tre şer isi?
Tren ne zaman kalkıyor? A quelle heure le train part-t-il Akelör lö tren parttil?
Şehir merkezine nasıl gidebilirim? Comment puis-je aller au centre ville? Koman püij alle o santr vil?
Dosdoğru gidiniz. Continuez tout droit. Kontinüye tu drua.
Hangi otobüs Taksim'e gider? Quel bus va à Taksim? Kel büs va a Taksim?
87 nolu otobüs Taksim'e gider. Le bus numero 87 va à Taksim. Le bus nümero katr venset va a Taksim.
Biraz italyanca biliyorum. Je parle un peu l'italien. Jö parl ön pö litalyen.
Lütfen kelimeyi sözlükte gösterin. Svp. Montrez ce mot dans le dictionaire. Sil vuple montre sö mo dan lö diksiyoner.
Lütfen daha yavaş konuşun. İyi anlamıyorum. Je ne vous comprends pas très bien, parlez plus lentement svp. Jö nö vu kompran pa trebiyen ,parle plü lantman silvuple.
Bir dakika, sözlüğe bakayım. Une minute, laissez -moi consulter le dictionnaire. Ün sögont, lese mua konsülte lö diksiyoner.
Lütfen bana yardım edebilir misiniz? Pourriez vous m'aider, Svp? Puriyevu mede, Sil vuple?
Lütfen bana istasyonu tarif edebilirmisiniz? Pourriez vous m'indiquer la gare? Puriyevu mendike la gar?
Bazı yollar trafiğe açık bazıları kapalı. Certaines routes sont ouvertes pour la circulation, les autres non. Serten rut son uvert pur lasirkülasyon, lezotr no.
İstanbul yolu açık mı? Est - ce que la route d'istanbul est ouverte? Es kö la rut distanbul etuvert?
Hayır kar yüzünden kapalı. Non,elle est fermée à cause de la neige. No ele ferme akoz döla nej.
Dolu yağıyor. Il grèle. Il grel.
Kar zincirleri gerekli. Il faut les chaines de neige. Ilfo leşen dönej.
Yollar buz tutmuş. la route est glacé. larut e glase.
Yağmur yağacak. Il va pleuvoir. Ilva plövuar.
Pasaportunuz lütfen! Votre passeport svp? Votr paspor silvuple?
Buyrun pasaportum. Tenez mon passeport. Töne mon paspor.
Vizeniz var mı? Avez-vous le visa? Ave vu löviza?
Evet var. Oui, je l'ai Vıy, jöle.
Türkiye'ye niçin geldiniz? Pourquoi êtes-vous venu en Turquie? Purkua et vu vönü an Türki?
Tatilimi burada geçirmek için. Pour passer mes vacances Pur passe me vakans
Vizem yok. Non, je n'ai pas de visa. No jö nepa lö viza.
Vizemi buradan alabilirmiyim? Est-ce que je peux obtenir mon visa, ici? Es kö jö pö obtönir mon viza , isi?
Konsolosluğumuza telefon edebilirmiyim? Est ce que je peux appeler notre consulat? Es kö jö pö aple notr konsulat?
Transit yolcuyum. Je suis un passager transit. Jösviz ön pasaje transit.
Burada bir gün kalacağım. Je vais rester un jour ici. Jöve reste un jur isi.
Gümrüğe tabi eşyanız var mı? Avez-vous quelque chose à declarer à la douane? Ave vu kelköşoz adeklare pur la duan?
Nerede para bozdurabilirim? Où puis-je échanger mon argent? U püij eşanje mon arjan?
Burada bir exchange bürosu var. Ici, il y a un bureau d'échange. Isi ilya un büro deşanj.
Ne bozduracaksınız ? Qu'est-ce que vous allez changer? Keskö vuzale şanje?
Bu adrese gitmek istiyorum. Je veux aller à cette adresse. Jö vö alle a setadres.
Sheraton hotel'e gitmek istiyorum. Je veux aller à l'hôtel sheraton. Jö vö alle a lotel şerton.
Marmaris'e gitmek istiyorum. Je veux aller à Marmaris. Jö vö alle a Marmaris.
Tren istasyonuna gitmek istiyorum. Je veux aller à la gare. Jö vö alle a la gar.
Tuvalet nerede? Où sont les- toilettes ? U son les tualet?
Kimliğiniz lütfen. Votre carte d'idendité svp. Votr kart didantite silvuple.
İyi yolculuklar. Bon voyage. Bon vuayaj.
Lütfen bir broşür verir misiniz? Pourriez vous me donner un brochure? Purriye vu mö done ön broşür?
Bavulumu bulamıyorum. Je n'arrive pas à trouver mes bagages. Jö narriv pa a truve me bagaj.
Kayıp eşya için nereye başvurmalıyım? Où est-ce que je dois m'adresser pour les objets perdus. U eskö jö dua madresse pur lez obje perdü
Otobüs durağı nerede? Où est l'arrêt de bus? U e lare döbüs?
Otel adresim budur. Voici l'adresse de mon hôtel. Vuasi ladres dö mon otel.
Sola dönünüz. Tournez à gauche. Turne a goş.
En kestirme yol burası. La route la plus raccourcie est celle-ci. La rut laplü rakkursi e selsi.
Üçüncü caddeden sola dönünüz. Prenez la troisième rue à gauche. pröne la turvazi-em rü a goş.
Biraz ilerleyiniz, sağa dönünüz. Avancez un peu et tournez à droite. Avanse ön pö e turne a druat.
Köprüden geçince sağa dönünüz. Après avoir passé le pont, tournez à droite. Apre zavuar passe löpon, turne adruat.
Sonra bir daha sorunuz. Après, demandez encore une fois. Apre dömande ankor ünfua.
Oraya otobüsle gidebilirsiniz. Vous pouvez y aller avec le bus. Vu puve iyalle avek löbüs.
Karşıda. En face. Anfas.
Üçüncü sokak. La troisième rue. Laturvaziyem rü.
Birinci cadde. La première avenue. La prömiyer avnü.
Çok yakın. Tout près. Tu pre.
Meydan. La place. Laplas.
Üçüncü bina. Le troisième immeuble. Lö turvaziyem immöbl.
Biraz uzak. Un peu loin. Ön pö luan.
Sultanahmet'e ne taraftan gidebiliriz? Par où pouvons nous aller à Sultanahmet? Paru puvon nuzalle a Sultanahmet?
Lütfen bana haritada yolu gösterir misiniz? Svp pourriez-vous m'indiquer la rue sur la carte? Silvuple purriye-vu mendike la rü sür lakart?
Şile buraya ne kadar uzakta? Quelle est la distance de şile, d'ici? Kel e ladistans dö şile disi?
Affedersiniz, Ayasofya'ya giden yol bu mu? Excusez-moi, est -ce que c'est la bonne route pour aller à Saint Sophie? Eksküze mua , eskö selabon rut pur alle a Sen Sofi?
Bu yol tek yönlü mü? Est-ce que la rue est sens unique? Es larü e sans ünik?
Doğru yolda mıyım? Est-ce que je suis sur le bon chemin? Eskö jö süyi sür lö bon şömen ?
İzmit'e giden yola nasıl çıkabilirim? Comment puis -je prendre la route d'İzmit? Komman püvij prandr larut dizmit?
Sakarya'ya kadar dosdoğru gidin. Jusqu'à Sakarya suivez la route tout droit. Jüska sakarya süive larut tudrua.
Yüz metre ileriden sola dönün. Après cent mètres tournez à gauche. Apre sanmetr turne agoş.
Yanlış yoldasınız, sekiz kilometre kadar geri gidin. Vous êtes sur le mauvais chemin, Faites demi- tour jusqu'à 8 km. Vuzet sürlö move şömen fet dömi tur juska vi kilometr.
Hız sınırını aştınız. Vous avez depassé la limite de vitesse. Vuzave depasse la limit dövites.
Çok hızlı sürüyorsunuz. Vous conduisez Très vite. Vu konduize tre vit.
Ehliyetiniz lütfen. Votre permis de conduire svp. Votr Permi dö konduir silvuple.
Bu bölgenin yol haritası var mı? Est ce qu'il y a la carte de cette region? Eskilya la kart dö rejyon?
.............ı nerede Bulabilirim? Où puis-je trouver............? U püvij truve.........?
Bana fazla pahalı olmayan bir ..... Önerebilir misiniz? Pouvez-vous me recommander un / une...... pas trop cher / e? Puvevu mörökomande ön/ün.......patro şer
Buraya ne kadar uzaklıkta? C'est à quelle distance d'ici? Seta keldistans disi
Oraya nasıl giderim Comment puis-je y aller? Koman püij iyalle
En yakın............? Le / la... Le / la plus proche? Lö / la... lö / la plü proş?
Fotoğrafçı. Le photographe. Lö fotograf.
Kitapçı. La librairie. La libreri.
Kütüphane. La bibliotheque. La bibliyotek
Gazete bayisi. Le kiosque a journaux Lö kiosk a jur no
Seyahat acentası. L'agence de voyage. Lajans dö vuayaj
Banka. La banque. La bank
Karakol. La brigade. La brigad
Postahane. La poste. La post
Doktor. Le docteur. Lö doktör
Eczane. La pharmacie. La farmasi
Hastane. L'hospital. Lopital
Çiçekçi. Le fleuriste. Lö flörist
Kasap. La boucherie. La buşri
Balıkçı. La poisonnerie. La puasonri
Fırın. La boulangerie. La bulanjöri
Bakkal. L'épicerie. Lepisri
Süpermarket. Le supermarché. Lö süpermarşe
Kuru temizlemeci. La blanchisserie. La blanşisri
Çamaşırhane. La laverie automatiqe. La lavri otomatik
Ayakkabı tamircisi. La cordonnier. La kordoniye
Elektrikçi. L'électricien. Lelektrisyen
Benzin istasyonu. Le pompe à essence. La stasyon servis
Sanat galerisi. La galerie d'art. La galeri dar
Antikacı. L'antiquaire. Lantiker
Kuyumcu. La bijouterie Labijutri
Güzellik salonu. L'ınstitut de beauté Lenstitü dö bote
Kuaför. Le coiffeur. Lö kuafför
Mağaza. Le magasin. Lö magazen
Ayakkabı. La Chaussure. La şossür
Ayakkabı mağazası. Le cordonnerie. Lö kordonnöri
Hediyelik eşya mağazası. Le magasin de souvenirs. Lö magzen dö suvnir
Yardım edebilir miyim? Puis-je vous aider Püij vuz ede?
Ne istersiniz? Que desirez-vous? Kö dezire vu?
Mobilya. Les Meubles. Le möbl
Giyecek. Le Vetement.. Le vetman
Hafif. Léger. Leje
Ağır. Lourd. Lur
Büyük. Grand. Gran
Küçük. Petit. Pöti
Bu çok dar / geniş. C'est trop etroit / large. Se tro etrua / larj
Nereye ödemeliyim? Où dois-je payer? U duaj peye?
Nakit ödeyebilir miyim? Puis-je payer en espèces? Püij peye an espes?
Bedeni uydu mu? Est-ce que c'est votre taille? Eskö se votr tay?
Koyu. Foncé. Fonse
Açık. Clair. Kler
Mavi. Bleu. Blö
Beyaz. Blanc. Blank
Kırmızı. Rouge. Ruj
Sarı. Jaune. Jon
Yeşil. Vert. Ver
Turuncu. Orange. Oranj
Gri. Gris. Gri
Siyah. Noir. Nuar
Lacivert. Bleu- Foncé Blö fonse
Mor. Violet. Viyole
Kahverengi. Marron. Maron
Pembe. Rose. Roz
Bej. Beige. Bej
Fildişi. İvoire. Ivuar
En yakın kitapçı nerede? Où est la librairie la plus proche? U e la libreri la plü proş?
En yakın gazete bayi nerede? Où est le kiosque a journaux le plus proche? U e lö kiyosk a jurno lö plü proş?
Portakal. Orange. Oranj
Muz. Banane. Banan
Salatalık. Concombre. Konkombr
Limon. Citron. Sitron
Elma. Pommes. Pom
Domates. Tomate. Tomat
Patates. Pomme de terre. Pom dö ter
Yağ. Beurre. Bör
Çikolata. Chocolat. Şokola
Şekerleme. Bonbon. Bonbon
Ekmek. Pain. Pen
Sandviç. Sandwiches. Sandviç
Patates kızartması. Frites Frit
Peynir. Fromage. Fromaj
Dondurma. De la glace. Dö la glas
Kahve. Cafe. Kafe
Süt. Lait. Le
Hamburger. Hamburger. Ambörgır
Salam. Salami. Salam
Sosis. Saucisse. Sosis
Çay. The. Te
Şeker. Sucre. Sükr
Peçete. Serviette. Serviyet
Şişe. Bouteille. Butey
Bir paket sigara. Un paquet de cigarettes. Ön pake dö sigaret
Filtreli sigaralar. Cigarettes à filtre. Sigaret avek filtr.
Filtresiz. Sans filtre. San filtr.
Uzun. Long. Long.
Kısa. Court Kur.
Sakız. Chewing gum Şevinggum.
Sigara alırmısınız? Cigarette? Sigaret ?
En yakın benzin istasyonu nerede? Ou se trouve la station de service la plus proche? U sö truv la stasyon dö servis la plü proş ?
On beş litre normal/ süper benzin istiyorum. Je voudrais quinze litres d'essence normal / super. Jö vudre kenz litr dessens normal / super
Depoyu doldurun. Le plein, s'il vous plait. Lö plen, silvuple.
Yağ ve su seviyesini / aküyü / frenleri / hidroliği kontrol edermisiniz? Vérifiez le niveau d'huile et d'eau / la batterie / les freins / l'huile hydrolique svp? Verifiye lö nivo düvil e lo / la batri / le fren / lüvil idrolik silvuple?
Bu patlak lastiği tamir edermisiniz? Pourriez-vous me reparer ce pneu crevé? Purriye vu mö repare sö pnö krev?
Lastiği değiştirir misiniz lütfen? Pouvez-vous changer ce pneu, s'il vous plait? Pule vu şanje sö pnö ,silvuple?
Sorun nedir? Qu est-ce qu il y a? Keskilya?
Çalışmıyor. Je n'arrive pas a demarrer. Jö narrivpaza demarre
Akü bitmiş. La batterie est à plât La batri etapıla
Motor hararet yapmış. Le moteur est surchauffé. Lö motör e sürşofe
Benzin bitti. Je suis en panne seche. Jösüi an pan seş
Bana Yardım edebilir misiniz? Pouvez-vous m'aider? Puve vu mede?
Özür dilerim, arabam bozuldu telefonunuzu kullanabilirmiyim lütfen? Excusez -moi, je suis tombe en panne. Puis-je me servir de votre télèphone? Eksküze mua ,jösvi tombe an pan. Püij mö servir dö votr telefon ?
Bir tamirci gönderebilir misiniz? Pouvez-vous envoyer un mecanicien? Puve vu anvuaye ön mekanisiyen?
Ne kadar sürer? Combien de temps cela prendra-t-il? Kombiyen dö tan söla prandratil?
Farlar. Les phares. Lefar.
Marş. Le démarrage. Lö demarraj.
Vites kutusu. La boite à vitesse La buat dö vites.
Karbüratör. Le carburateur. Lö karbüratör
Dinamo. La dynamo. La dinamo
Direksiyon. La direction. La direksiyon.
Frenler. Les freins. Le frein.
Debriyaj. I'embrayage. Lambroyaj.
Elektrik tertibatı. I'ınstallation électrique. Lenstallasyon elektrik.
Yağ basıncı. La pression d'huile La presyon düil
Soğutma. Le systeme de refroidissement. Lö sistem dö refruadisman.
Aktarma. La transmission. La transmisyon.
Yarım saat / bir saat içinde geliyorum. Je reviens dans une demi-heure / une heure. Jö röviyen danzün dömi ör / ün ör.
Hemen yapabilir misiniz? Pouvez-vous faire cela tout de suite? Puvevu fer söla tutsüit ?
Neden yapamaz sınız? Pourquoi vous ne pouvez pas le faire? Purkua vun puve pa lö fer?
Gerekli yedek parçalar sizde var mı? Avez vous les pieces de rechange necessaires? Ave vu le piyes dö röşanj nesesser ?
..ye kadar gitmemi sağlayacak kadar gitmemi sağlayacak bir şeyler yapabilir misiniz? Bon. Pouvez-vous m'arranger ça pour que je puisse aller jusqu'a....? Bon. Puve vu maranje sa purkö jöpüis alle juska ....?
Hayır, arabayı bu halde kesinlikle kullanamazsınız. Non, vous ne pouvez absolument pas conduire une voiture dans cet état. No, vunpuve absolümanpa kondüir ün vuatür dan set eta
Her şey tamir edildi mi? Tout est réparé? Tute repare?
Ne kadara mal olacak. Combien cela va-t-il coûter? Kombiyen söla vatil kute?
Postane ne tarafta? İndiquez-moi le bureau de poste, sil vous plait? Endike mua lö büro dö post,silvuple?
Buralarda bir telefon var mı? Ya-t-til un téléphone par ici? Yatil ön telefon par isi?
Telefonunuzu kullanabilir miyim? Est-ce que je peux me servir de votre téléphone? Eskö jö pö mö servir dö votr telefon?
Telefon kartı istiyorum. Je voudrais une carte téléphonique. Jö vudre ün kart telefonik.
Benim için bu numarayı arayabilir misiniz? Pourriez-vous m'appeler ce numéro? Purriye vu maple sö nümero?
Telefon rehberiniz var mı? Avez-vous un annuaire? Ave vu ön annüer
Numarayı çevirin. Composez le numéro. Kompoze lö nümero
Alo ben... Allo, c'est.... Alo,se...
Hangi numarayı aradınız? Quel numéro avez-vous appellé? Kel nümero ave vuzaple?
Üzgünüm, yanlış numara. Désolé, faux numéro. Dezole fo nümero
.... Ile konuşmak istiyorum. Je voudrais parler à... Jö vudre parle a ...
Bana...... yı verebilir misiniz? Pourriez-vous me passer...? Purriye vu mö passe ...?
Kim arıyor? Qui est à l'appareil? Kie a laparey?
Ayrılmayın, Ne quittez pas, Nö kittepa.
Şu anda burada değil, II est absent pour le moment, Il e absan pur lö moman.
Lütfen aradığımı söyleyin. Adım... Veuillez lui dire que j'ai appele. Mon nom est... Vöyye lui dir kö je apple.mon nom e...
Beni aramasını söyler misiniz? Veuillez lui demander de me rappeler? Vöiyye lui dömander dömö raple?
Sizi arıyorlar. On vous demande au telephone. On vu dömand o telefon.
İşte numaram. Voici mon numéro. Vuasi mon nümero.
Çok yavaş tekrarlar mısınız? Pourriez-vous répèter cela très lentement? Purriye vu röpete söla tre lantöman?
Dolar bozdurmak istiyorum. Je veux échanger de dollar. Jö vö eşanje de dollar.
Kredi kartımdan para çekmek istiyorum. Je voudrais tirer de l'argent sur ma carte bancaire. Jö vudre ütilize ma kart pur avuar dölarjan.
Kimlik göstereyim mi? Est-ce que je vous montre une pièce d'identité? Eskö jö vu montre bezuan dün piyes didantite?
Para çekmek. Retirer de l'argent. Rötire dölarjan.
Makbuz. Un reçu. Ön rösü.
Polis. Police. Polis.
İtfaiye. Pompier. Pompiye.
Nöbetçi doktor. Médecin de garde. Medsen dö gard.
Acil durumlar. Urgences. Ürjans.
Konsolosluklar. Consulats. Konsüla.
Büyükelçilikler. Ambassades. Ambassad.
Havayolu. Voie aérienne. Vua aerien
Yılbaşı. Jour de I'An. Jur dö lan.
Noel. Noël. Noel.
Milli bayram. Fête nationale. Fet nasyonal.
Kuzey. Le Nord. Lö nor.
Güney. Le Sud. Lö süd.
Doğu. L'Est. Lest.
Batı. L'Ouest. Luest.
Neresi? Où? U
Dümdüz ileri. Tout droit. Tu drua.
Ön. Devant. Dövan.
Arka. Derrière. Deriyer.
Solda. A gauche. A goş.
Sağda. A droite. A druat.
Karşısında. En face. An fas.
Yanında. A coté A kote.
Ters yönde. Dans le sens inverse Dan lö sans envers.
Tam burası. C'est juste ici Se just isi.
Orada. C'est la-bas Se laba.
İleride. C'est après Set apre.
Yanlış yoldasınız. Vous êtes sur la mauvaise direction Vuzet sür la movez direksiyon.
Geri dön. Retournez Röturne.
İlk / ikinci ışıklara kadar gidin. Allez jusqu'au premier / deuxiéme feux Alle juko prömiye / döziyem karfur
Işıklardan sola girin. Tournez à gauche après les feux Turne a goş apre le fö.
Bir sonraki köşeden sağa dönün. Tournez à droite au prochain coin de la rue. Turne a druat proşen kuan dö larü .
.. yolunu takip edin. Prenez la route de. Prene la rut dö..
Dikkat tehlike. Attention, danger. Attansiyon / danje.
Ölüm tehlikesi. Danger de mort. Danje dö mor.
Park yasağı. Defense de stationnement Defans dö stasyonman.
Tek yön. Sens interdit. Sans interdi.
Sigara yasağı. Défense de fumer. Defans dö füme
Self servis. Self-service. Serve vu
Danışmaya müracaat edin. Adressez vous au bureau d'information Adresse vu o büro denformasyon.
Sıraya girin. Faites la queue. Fet la kö
Form doldurmak. Remplir le formulaire. Ramplir lö formüler
Rahatsız etmeyin. Ne pas déranger. Nö pa deranje.
Girmek yasak. İnterdiction d'entrer Enterdiksiyon dantre
Meşgul / boş. Occupé / libre. Oküpe / libr.
Özel. Privé. Prive.
Avlanmak yasak. Chasse interdite. Şas enterdi.
Yavaşlayın. Ralentissez. Rölantisse.
Dokunmayın. Ne pas toucher. Nöpa tuşe.
Farlarınızı yakın. Allumez vos phares! Alüme vo far.
bu nedir? was ist das?
dogrumudur? is das wahr?
kim o? wer ist da?
nasilsiniz? wie geht es ihnen?
ne oluyor? was ist los?
ne var? was ist los?
ne arzu ediyorsunuz? was wunshen sie?
ne cikar? was tut se?
nerede ... bulabilirim? wo finde ich?
nereye gidiyorsunuz? wohin gehen sie ?
uyuyormusunuz? sind sie wach?
sira kimde? wer is dran?
sira sizinmi? sind sie dran?
Würden Sie mir einen Gefallen tun?Bana bir iyilikte bulunabilir misiniz?
Was wünschen Sie?Ne arzu edersiniz?
Kann ich einmal telefonieren?Bir telefon edebilir miyim?
Kann ich faxen?Faks cekebilir miyim?
Wo kann ich Wasser finden?Nerede su bulabilirim?
Was ist dieses Zeichen?Bu isaret nedir?
Kann ich Ihnen helfen?Size yardim edebilir miyim?
Wo kann ich ein Internet Cafe finden?Burada bir internet cafe bulabilirim?
Wo kann ich E-mail senden?Nereden bir mail gönderebilirim?
Darf ich Sie etwas fragen?Size bir sey sorabilir miyim?
Kann ich ihren Stift nehmen?Kaleminizi alabilir miyim?
Können Sie ...zeigen?...yi gösterebilir misiniz?
Wie können wir dorthin gehen?Oraya nasil gidebiliriz?
Was ist los?Ne oluyor?
Wie weit ist der Bahnhof?Istasyon ne kadar uzaktadir?
Wo ist das Informationsbüro?Danisma bürosu nerededir?
Wann werden die Geschäfte geöffnet?Dükkanlar nezaman acilir?
Wo ist die Bushaltestelle?Otobüs duragi nerededir?
Wo ist die nächste Bank?En yakin banka nerededir?
Wo kann ich warten?Nerede bekleyebilirim?
Wo kann ich mein Auto parken?Otomobilimi nerede park edebilirim?
pech haben: sansi olmamak.
das macht nichts: zarari yok.
Jahre lang: yil boyunca
es geht: söyle böyle,eh iste
einkaufen gehen: alisverise cikmak
es ist aus: bitti,sona erdi,kapandi
das ist alles: hepsi bu kadar
das wär's: tamamdir,bu kadar
recht haben: hakli olmak,hakki olmak
zu Fuß: yürüyerek
am besten: en iyisi,iyisi mi
weg müssen: gitmek,gerekmek
sagen wir: diyelim ki....,farz edelim
zum erstenmal: ilk defa ,ilk kez
nichts dafürkönnen: elinden birsey gelmemek,caresiz olmak,suc kendinde olmamak
weg sein: uyur kalmak,sarhos olmak,sasirmak,asik olmak
eines Tages: günün birinde,bir gün
einen Augenblick: bir dakika,bir saniye
von mir aus: benim icin hava hos,fark etmez
mit einem Wort: kisaca,tek sözcükle
keine Ursache!: birsey degil,rica ederim,estagfurullah
was soll das?: bu da ne demek oluyor
Platz nehmen: oturmak
auf die Nerven gehen: birinin sinirlerine dokunmak,birini sinir etmek
das Licht anmachen: isigi acmak,isigi yakmak
vor sich haben: yapacak seyi olmak
du meine Güte!: Tanrim!,aman Allahim!,aman Yarabbi
in Frage kommen: söz konusu olmak
im wege stehen: engel olmak,karsisina cikmak
Schule haben: okulu olmak
eine Rolle spielen: bir rol oynamak,rolü olmak,önemi olmak
nichts zu machen sein: yapacak hicbir sey olmamak
leid tun: üzgün olmak,acimak
im Kopf: kafadan,akildan,akilda
Got sei Dank! : Allah'a sükür!,cok sükür!
Bescheid wissen: iyi bilmek
weißt du was: derim ki,diyorum ki,ne dersin?
das ist seine Sache: bu onun bilecegi is,kendisi bilir
es ist mir (dir,...) recht: benim icin hava hos,bence bir sakincasi yok
es geht los: basliyor
aus dem Kopf: akildan, ezbere
im Augenblick: bir anda,hemen,son hizla
unter Umständen: belki,herhalde,uygun düserse
Schluß machen: bitirmek,son vermek
erst recht: inadina
kurz und gut: kisacasi,sözün kisasi
grüss Gott!: merhaba,selam
auf den Gedanken kommen: fikrine varmak
zu Bett gehen: yatmak,yatmaya gitmek
schwarz sehen: karamsar olmak,sonunu iyi görmemek
in Ruhe lassen: birini rahat birakmak
nach wie vor: eski hamam eski tas,eskisi gibi
imstande sein: yapabilmek,elinden gelmek,agzinda bakla islanmamak
das gibt's nicht: olanaksiz,olamaz
zu Ende gehen: bitmek,sona ermek
auf den ersten Blick: ilk bakista
es handelt sich um ...:söz konusu olan..,önemli olan...
genug davon haben: canina tak etmek,bezmek,artik yetmek
nicht gefallen: iyi (saglikli) gözükmemek
heute oder morgen: bugün yarin
es kommt darauf an: bakalim
einigermassen: söyle böyle,iyi kötü,asagi yukari
keine Ahnung haben: bilgisi olmamak
zur Sache kommen: kisa kesmek
vor sich gehen: olmak,vuku bulmak
einen Streich spielen: birine oyun oynamak,oyun etmek
nach und nach: yavas yavas
noch lange nicht: katiyen,hic,asla
ein klein wenig: biraz,cok az, bir miktar
vor Hunger sterben: acliktan ölmek
nicht im geringsten:asla,katiyyen,hic
den Entschluss fassen:karar vermek,karara varmak
auf diesem Wege:böyle,bu sekilde, bu yolla
im Schneckentempo:deve yürüyüsü,kaplumbaga yürüyüsü
Was suchst du hier?:burada ne yapiyorsun?
die Ohren spitzen: kulak kabartmak
den Kopf schütteln: 'hayir' anlaminda kafasini sallamak,kabul etmemek
hinter jemandem her sein: birinin arkasindan kosmak,birinin pesinde olmak
ganz und gar: tamamen,bastan asagi
eins von beiden: ikisinden biri
nicht ausstehen können: cekememek,sevmemek,hoslanmamak
zur Welt kommen: dünyaya gelmek,dogmak
zu suchen haben : aramak, isi olmak
es satt haben : bikmak,karni tok olmak,artik yetmek
von oben bis unten :bastan asagi,tamamiyla,tepeden tirnaga
mit Leib und Seele : tüm benligiyle, yürekten
das ist keine Kunst : is tedil,hüner degil, babam da yapar
jemandem die Hand schütteln: birinin elini sikmak
Gas geben :gaza basmak,gazlamak
zu Ende sein: bitmek,sona ermek
die Achseln zucken: omuz kaldirmak,omuz silkmek
sein Wort halten: sözünü tutmak
auf die leichte Schulter nehmen: hafife almak,kolaya almak,önemsememek
bis über die Ohren : cok fazla,haddinden fazla
sein lassen: yapmamak,yapmaktan caymak
vor kurzem :birkac gün önce,daha önce
aufs Haar stimmen :tam tamina dogru olmak
ein für allemal : son olarak, son defa
zu weit gehen : cok olmak, ileri gitmek
die Stirn runzeln : yüzünü burusturmak,yüzünü eksitmek
schleudern : kaymak,patinaj yapmak,savurmak
nicht mehr mitmachen : (artik bir iste ) olmamak
zur Hand haben : elinin altinda olmak,elinde var olmak
mit guten Gewissen : gönül rahatligi ile, huzur icinde, rahatlikla
eine Aufnahme machen : fotograf cekmek,resim cekmek
das hat noch Zeit : acelesi yok
es fällt Schnee : kar yagiyor
Platz machen : yer acmak
mach's gut! : iyi günler! hoscakal! haydi eyvAllah
kreuz und quer : her yana, saga sola, bir asagi bir yukari
hier und da : orada burada, yer yer, bazen
Geld machen : para yapmak, cok para kazanmak
Feierabend machen : bitirmek, kapatmak, son vermek, paydos etmek
wieder auf den Beinen sein : belini dogrultmak, islerini yoluna koymak
mit der Zeit : zamanla, yavas yavas
Schwarz auf weiss : yazili, kagit üzerinde
keinen Pfennig wert sein : bes para etmemek
zeit langem : uzun zamandan beri,epeydir
lange Finger machen : eli uzun olmak, calmak, hirsizlik yapmak
einen Bärenhunger haben : kurt gibi ac olmak
von Zeit zu Zeit : ara sira, zaman zaman, firsat buldukca
sich in die Länge ziehen : uzamak
Köpfchen haben : zeki olmak, kafali olmak, kafasi calismak
jemandem etwas ins Gesicht sagen= birine bir seyi yüzüne (karsi) söylemek
kein Blatt vor den Mund nehmen= agzinda bakla islanmamak, acik sözlü olmak
keinen Finger rühren= parmagini ( bile) oynatmamak,elini sürmemek, karismamak,aldiris etmemek
Tag ind Nacht= gece gündüz
sich Rat holen= akil danismak, fikir almak
mehr und mehr= durmadan, gittikce artan ölcüde, devamli
Ach! Lassen Sie doch! = birakin Allah askina! hic yarari yok
sich etwas durch den Kopf gehen lassen = düsünüp tasinmak, uzun süre kafa yormak
das ist die Frage = süpheli, belli degil
sein Brot verdienen = gecimini saglamak, ekmek parasi kazanmak
in Stürmen regnen = bardaktan bosalircasina, (saganak halinde) yagmak
im Laufe der Zeit = zamanla, yavas yavas
zu sich kommen = kendine gelmek, kendini bulmak
das ist keine Frage = kesinlikle, hic kuskusuz
dabei sein, etwas zu tun = (bir isi) o anda yapiyor olmak
von Tag zu Tag = günden güne, gün gectikce
Rücksicht nehmen = dikkate almak, göz önüne almak, gözetmek
mit offenem Munde dastehen = agzi acik kalmak
bei Laune sein = keyfi yerinde olmak
von Kopf bis Fuss = bastan asagi, tepeden tirnaga
jemandem freistehen = ( bir seyi yapmakta) serbest olmak
da ist nichts dahinter = degersiz olmakl, önemsiz olmak
recht behalten = hakli olmak, hakki olmak
sich etwas nicht gefallen lassen=izin vermemek,kayitsiz kalmamak
etwas leicht nehmen = kolaya almak, hafife almak, önemsememek
so gut wie = hemen hemen, asagi yukari
sich Gedanken machen = düsünmek
Haare auf den Zähnen haben=kaba ve itaatsiz olmak,aksi cevap vermek
unter uns gesagt = aramizda kalsin, laf aramizda
jemandem zu dumm werden = sabri tasmak, artik dayanamamak
einen guten Klang haben = iyi isim yapmis olmak, iyi taninmak
der Reihe nach = sirayla
alle Hände voll zu tun haben=cok isi olmak, basini kasiyacak vakti olmamak
dahinter steckt etwas = isin icinde bir is olmak
unter der Hand = el altindan, gizlice
an der Reihe sein = sira kendinde olmak, sirasi gelmek
von neuem = yeniden, yeni bastan
bis ins kleinste = en ufak ayrintilara degin
in die Hand nehmen = ele almak
sei so gut = rica etsem.., lütfen...
fürs nächste = önce, ilk önce, simdilik, gecici olarak
jemanden nicht leiden können = birini cekememek
Hand aufs Herz = dogruyu söyleyin
es gut haben = Şanslı olmak, dört ayak üstüne düsmek
Anaokulu öğretmeni=Kindergärtne rin
Avukat = der Rechtsanwalt
Aşçı = der Koch
Aşçı başı = der Küchenchef
Bahçıvan = der Gartner
Belediye başkanı = der Bürgermeister
Berber = der Friseur
Bakan = der Minister
Balıkçı = der Fischer
Bankacı = der Bankbeamte
Baytar = der Veterinär
Başbakan = der Ministerpräsident
Bulaşıkçı = der Geschirrwäscher
Cumhurbaşkanı = der Staatspräsident
Çiçekçi = der Blumenverkäufer
Çiftçi = der Bauer,Landwirt
Doktor = der Arzt
Duvarcı=Maurer
Dişçi=der Zahnarzt
Emekli = der Pensionär,der Rentner
Eskici = der Trödler
Elektrikçi = der Elektriker
Eczacı = der Apotheker
Fotoğrafçı = der Photograph
Fırıncı = der Bäcker
Gemici = der Seemann
Garson=Kellner
Güvenlik = die Sicherheit
Gözlükcü=Optiker
Hemşire = die Krankenschwester
Heykeltraş = der Bildhauer
Hakim = der Richter
İşçi = der Arbeiter
İssiz = arbeitslos
Jandarma = die Gendarmerie
Kapıcı = die Pförtner
Kamyon soforü= Kraftfahrer
Kitapçı = der Buchhändler
Kuaför = der friseur
Madenci = der Bergmann
Müdür = der Direktor
Memur,İşçi ,Çalışan =die Angestellte
Milletvekili = der Abgeordnete
Marangoz = der Schreiner
Muhasebeci = der Buchhalter
Mekanikci=Mechaniker
Müzisyen=Musiker
Mümessil = der Vertreter
Nakliyeci = der Transporter der Speditioner
Noter=Notar
Öğrenci = der Schüler
Öğretmen=Lehrer
Patron = der Arbeitgeber
Polis = die Polizei
Postacı = der Briefträger
Politikacı= der Politiker
Rehber =der Reiseleiter
Ressam,Boyacı=Maler
Savcı = der Staatsanwalt
Satıcı = der Verkäufer
Saatçi = der Uhrmacher
Sanatçı= Künstler
Sorumlu = verantwortlich
Sekreter = der Sekretär
Şoför = der Fahrer
Şef = der Führe
Tamirci = der Reparateur
Tesisatçı = der Installateur
Terzi = der Schneider
Tiyatrocu = der Theaterspieler
Tercüman = der Dolmetscher
Temizlik işçisi = der Strass
Temizlikçi kadın = a Putzfrau
Tüccar=Kaufmann
Yarışçı = der Rennfahrer der Konkurrent
Yazar = der Schriftsteller
einen Arzt befragen: bir doktora danismak
Wo finde ich einen .....? -Nerden bir .... bulabilirim?
Ich brauche einen Arzt. Bir doktora ihtiyacim var.
Ich bin krank.Hastayim
Bitte rufen sie einen Arzt.Lütfen bir doktor cagirin!
Wann hat er sprechstunde?Muayene saatleri ne zaman?
das Sprechzimmer: muayenehane
die Verabredung,der Termin:randevu
beschäftigt,besetzt: mesgul
dringend,wichtig: acil,mühim
das Krankenhaus: hastane
die Untersuchung: muayene
schwellen: sismek
die Reaktion,die Wirkung: reaksiyon
die Spitze,die Injektion: enjeksiyon
ernst: ciddi
die Tablette: hap
Antibiotika: antibiyotik
in letzter Zeit: son zamanlarda
morgens und abends: sabah ve aksam
viermal täglich: günde 4 defa
sich nicht wohlfühlen: iyi hissetmemek
Ich habe kopfschmerzen.(Basim agriyor)
Mir tut Magen weh (Midem agiriyor)
Ich habe mich erkältet.(Üsüttüm)
Ich habe mich verletzt.(Yaralandim.)
Ich habe Asthma.(Astimim var)
Ich bin Diabetiker.(Diyet hastasiyim)
Ich weiß meine Blutgruppe nicht.(Kan gurubumu bilmiyorum.)
der Schmerzstiller (agri kesici)
das Aspirin (aspirin)
die Pille (hap)
die Medizin (ilac)
das Abführmittel (müsil)
der Hustensirup (öksüruk surubu)
das Schlafmittel (uyku hapi)
die Schmertzen (agri)
die Allergie (alerji)
die Impfung (asi)
der Schwindel (bas dönmesi)
der Hexenschuß (bel tutulmasi)
die Halsschmerzen (bogaz agrisi)
die Bronchitis (bronsit)
der Brechreiz (bulanti)
der Schlaganfall (felc)
der Biss (isirma)
der Durchfall (ishal)
der Mumps (kabakulak)
der Herzanfall (kalp krizi)
die Bulutung (kanama)
der Blutdruck (tansiyon)
das Geschwür (ülser)
hoher Blutdruck (yüksek tansiyon)
Ich habe Magenschmerzen.Karın (mide) ağrım var.
Ich habe Kopfschmerzen und 38 Grad Fieber.Baş ağrım ve 38 derece ateşim var.
Ich habe Zahnschmerzen.Dişim ağrıyor.
Der Rücken tut mir weh.Sırtım ağrıyor.
Ich bin deprimiert.Bunalımdayım.
hayir yaniliyorsunuz.nein, sie irren sich
simaniz bana yabanci degil. ich kenne sie vom ansehen
tesekkur ederim iyiyim danke gut
siz iyisiniz degilmi? und ihnen geht es gut?
tesekkur ederim oldukca iyiyim. danke rech gut
isminiz nedir? wie heissen sie?
sizinle tanistigimiza memnun oldum. es freut mich, sie wiederzusehen
sizin icin neyapabilirim? was kann ich fur sie tun?
zaman ne cabuk geciyor. wie schnell verrinnt die zeit
aileniz nasil? wie gehts es ihrer familie?
evdekilerin hepsi iyi. zu hause ist alles gesund
rahatsiz ettigim icin ozur dilerim. verzeihen sie, dass ich störe
birisi sizinle gorusmek istiyor. jemand möchte mit ihnen sprechen
bir dakikanizi alabilirmiyim? haben sie einen augenblick zeit?
cok memnun oldum es war mir ein vergnügen
ali`ye saygilar. meine empfehlung an ali
ali`ye benden selamlar! gürüsin zi ali for mir
arkadasliginiz icin cok tesekkur ederim. vielen dank für ihre gesellschaft
cok naziksiniz. das ist sehr nett von ihnen
ne zaman geleceksiniz? wann kommen sie?
gercekten üzgünüm. es tut mir wirklich leid
bana yardim edebilir misiniz? können sie mir helfen?
simdi gitmek zorundayim. ich muss jetz gehen
musaade edermisiniz? gestatten sie?
gezmeye gidelim istermisiniz? wollen sie spazieren gehen?
kahvalti ettinizmi? haben sie schon gefrühstückt?
daha kahvalti etmedim. ich habe schon gefrühstückt
daha vakit pek erken. es ist noch zu früh
pek erken geldiniz. sie sind zu früh gekommen
cok gec geldiniz. sie sind zu früh zu spät gekommen
erken olsunda gec olmasin. lieber zu früh als zu spät
bir otomobile binsek daha iyi olmazmi? wollen wir ein auto nehmen?
sizi burada bekleyecegim. ich werde hier auf sie warten
beni cok beklettiniz. sie haben mich lange warten lassen
yanimiza yiyecek almamiz gerekirmi?müssen wir proviant mitnehmen?
ben biraz sonra size yetisirim. ich werde ihnen bald folgen
sizi saat uce kadar beklerim. ich werde sie bis 3 uhr erwarten
nerede bulusalim? wo wollen wir uns treffen?
cok gec geldiniz. sie sind zu früh zu spät gekommen
sizinle tanistigimiza memnun oldum. es freut mich, sie wiederzusehen
Es freut mich ,sie wiederzusehen. Sizi tekrar gördügüme memnun oldum
Sie sind zu spät gekommen. Cok gec geldiniz
daha kahvalti etmedim. ich habe schon gefrühstückt
Ich habe noch nicht gefrühstück. daha kahvalti etmedim
evdekilerin hepsi iyi. zu hause ist alles gesund
tesekkür ederim iyiyim). danke es geht mir gut
(zaman ne cabuk geciyor). wie schnell die Zeit vergeht
Können Sie mir helfen?= bana yardimci olabilirmisiniz
Ich brauche...= bana lazim
Haben Sie...?= ...varmi
Ich möchte ...bitte= ben...istiyorum
Können Sie mir Zeigen wo ... ist= bana gösterebilirmisiniz ...yerini
Das möchte ich nicht=bunu istemiyorum
Das gefällt mir nicht so recht= tam olarak beyenmiyorum
Ich Schaue mich um= ben bakiniyorum
Was kostet ...das= kac para
Haben Sie es günstiger= daha ucuzu varmi
ein Kilo Porree; 1 kilo pirasa
ein halbes Kilo Sellerie; yarim kilo kereviz,
drei Kilo Kartoffeln; 3 kilo patates,
ein Kilo Karotten; 1 kilo havuc,
ein Kilo Zwiebel; 1 kilo sogan,
ein KIlo Spinat; 1 kilo ispanak
drei Kopfsalate; 3 adet kivircik marul
Guten Flug = iyi ucuslar
Gute Reise = iyi seyahatler
Ihre Sitz-Platz Nummer ist=Koltuk numaraniz
Haben Sie Hand-Gepäck=El cantanis varmı
Ihre Hand-Gepäck bitte= El cantaniz lütfen
planen: tasarlamak
das Flugzeug: ucak
annullieren: iptal etmek
die Verspätung: randevu
die Ermäßigung: indirim
überlegen: düsünmek
melden,verkünden: haber vermek
die Zollkontrolle: gümrük muayenesi
der Auskunftschalter: danisma masasi
die Verspätung: gecikme
technisch: teknik
die Störung: ariza
umbuchen: transfer etmek
prüfen lassen: kontrol ettirmek
die Mannschaft: mürettebat
Herzlich Willkommen!:hos geldiniz
gefallen: begenmek
angenehm: rahat
berühmt: meshur,ünlü
die Klippe: kayalik
neblig: sisli
bewölkt: bulutlu
das Gebiet: bölge
verzollen: gümrük vermek
wann Sie wollen: ne zaman isterseniz
zur rechten Zeit: tam zamaninda
pro person: adam basina
zollfrei: gümrüksüz
hoffentlich sehen wir Sie wieder: insaAllah tekrar görüsürüz
die Hinfligskarte: gidis bileti
die Rückflugskarte: dönüs bileti
das Mehrgewicht: fazla bagaj
zu welcher Zeit: ne zaman?
Welche Flugzeuge fliegen nach..?.'ya hangi ucaklar vardir?
eine Nacht verbringen: bir gece kalmak
das Datum meiner Rückkehr: dönüsümün tarihi
die Flugsicherheit : uçuş güvenliği
der/die Steward/ess : Host \hostes
die Flugnummer : uçuş numarası
Handy ausschalten : cep telefonunu kapatmak
im Anflug : inişte
gelandet : indi
Evet : Ja
Hayır : Nein
Teşekkür ederim : Danke
Çok teşekkür ederim : Danke sehr
Rica ederim : Bitte
Çok rica ederim : Bitte sehr
Bir şey değil : Nichts zu danken
Afedersiniz : Entschuldigen Sie, bitte
Adım .........'dır : ich heisse ......
Ben öğrenciyim : ich bin Schüler
Ben doktorum : ich bin Arzt
Ben bir Türk'üm : ich bin ein Türke
Ben yirmi yaşındayım : ich bin zwanzig jahre alt
Ben ...... yaşındayım : ich bin ....... jahre alt
Sen kimsin? : Wer bist du?
Ben Ali'yim : ich bin Ali
Adınız nedir? : Wie heissen Sie?
Adım Ali'dir : ich heisse Ali
Ben müslümanım : ich bin Müslimisch
Adım Ahmet : Mein Name ist Ahmet
Adım Ali'dir : Mein Name ist Ali
Anlaştık! : Verstanden!
Pekala : Gut
Özür dilerim : Entschuldigung
Lütfen : Bitte
Bay ....... : Herr .......
Bayan ...... : Frau ......
Bayan ...... : Fräulein .....
Tamam : Okay
Güzel! : schön
Harika! : wunderbar
Tabii : natürlich
Merhaba (selam) : Servus!
Merhaba (selam) : hallo
Günaydın: Guten Morgen
İyi günler (tünaydın ) : Guten Tag
İyi akşamlar : Guten Abend
İyi geceler : Gute Nacht
Nasılsınız? : Wie geht es ihnen?
İyiyim, teşekkür ederim : Es geht mir gut, danke
Nasıl gidiyor? : Wie geht's
eh işte : Es geht
Fena değil : Nicht schleht
Görüşmek üzere : Bis bald
Hoşçakalın : Auf Wiederhören
Hoşçakalın : Auf Wiedersehen
Hoşçakal : Mach's Gut
bay bay : Tschüss
bis heute=bugüne kadar
im voraus=önceden
immer noch=hâlâ
für eine kurze Zeit=kisa bir süre icin
kürzlich=biraz önce
die ganze Nacht=bütün gece
am Vormittag=ögleden önce
uzun zaman=lange Zeit
ab und zu = arada sırada
den ganzen Tag=bütün gün
Okul - die Schule
Kilise - die Kirche
Banka - die Bank
Postane - die Post
Cadde - die Straße
Polis karakolu - Polizeiwache
Hastane - das Krankenhaus
Eczane - die Apotheke
Meydan - der Platz
Dağ - der Berg
Tepe - der Hügel
Müze - das Museum
Dükkan - das Geschäft
Lokanta - das Restaurant
Göl - der See
Okyanus - der Ozean
Nehir - der Fluß
Yüzme Havuzu - das Schwimmbad
Kapalı - geschlossen
Açık - Auf [auf], offen
Posta kartı - die Postkarte
Pul - die Briefmarke
Biraz - etwas
Kahvaltı - das Frühstück
Öğle yemeği - das Mittagessen
Akşam yemeği - das Abendessen
Vejeteryen - vegetarisch
Meyve suyu - der Saft
Bira - das Bier
Ekmek - das Brot
İçecek - das Getränk
Kahve - der Kaffee
Çay - der Tee
Metro - die U-Bahn
Hava limanı - der Flughafen
Tren - die Bahn , der Zug
Otobüs - der Bus
Tren istasyonu - der Bahnhof
Otogar - der Busbahnhof
Metro istasyonu - der U-Bahnhof
Kalkış - die Abfahrt
Varış - die Ankunft
Kiralık araba şirketi - Autovermietung
Otopark - Parken
Hotel - das Hotel
Oda - das Zimmer
Köprü - die Brücke
Tuvalet - die Toilette
Rezervasyon - die Reservierung
Pasaport - Reisepaß ]
Kule - der Turm
Merhaba - Guten Tag
Güle güle - Auf Wiedersehen
Görüşürüz - Bis nachher.
Günaydın - Guten Morgen
İyi günler - Guten Tag
İyi akşamlar - Guten Abend
İyi geceler - Gute Nacht
Almanca konusur musunuz? Sprecen Sie Deutsch?
Evet, Almanca konusurum.Ja, ich spreche Deutsch.
Hayir, Almanca konusamam.Nein, ich spreche nicht Deutsch.
Sol - Links
Sağ - Rechts
Düz - Geradeaus
Aşağı - Hinunter
Yukarı - Hinauf
der Sellerie: kereviz
der Porree: pirasa
der Kohl: lahana
der Blumenkohl: karnibahar
die Erbse: bezelye
die Artischocke: enginar
die Gurke: salatalik
die Karotte: havuc
die Zwiebel: sogan
der Knoblauch: sarimsak
der Spinat: ispanak
die rote Rübe: pancar
der Kopfsalat: kivircik marul
die Tomate: domates
reif: olgun
reifen: olgunlasmak
aufbewahren: muhafaza etmek
der Karton: kutu
das Trinkgeld: bahsis
grüne Bohnen: taze fasulye
die Frühbirne: turfanda armut
das Frühgemüse: turfanda sebze
das Muster: örnek
gemustert: baskili, emprime
der Armel: kol
der Gurtel: kemer
die Bluse: bluz
der Stil: model, tarz
einfach,schlicht: basit, sade
der U-Kragen: yuvarlak yaka
die Schulter: omuz
der Rucken: sirt
teuer: pahali
knapp: siki, dar
bequem: rahat
anziehen: giymek
anprobieren: denemek, prova etmek
passen zu: uymak
elegant: sik
inbegriffen: dahil
waschbar: yikanabilir
die Wolle: yün
die Seide: ipek
aus der Mode, unmodern: modasi gecmis
die letzte Mode: son moda
aus Wolle: yünlü, yünden yapilmis
die Baumwolle: pamuk
heute : bugün
morgen : yarin
der morgen : sabah
übermorgen : yarindan sonra
abend : aksam
heute abend : bu aksam
heute nacht : bu gece
morgens :sabahleyin
abends :aksamleyin
das Frühstück : kahvalti
das mittagessen : ögle yemegi
das abendessen : aksam yemegi
die Gabel : catal
das Glas : bardak
die Tasse : fincan
der Teller : tabak
der Löffel : kasik
das Messer : bicak
Bis Wann ? Ne zamana kadar?
WIE OFT? Ne sIklIkla?
AB SOFORT su andan itibaren
KEINE URSACHE birsey degil
GERN GESCHEHEN memnuniyetle
UM WIEVIEL UHR? saat kacta?
VERZEIHUNG! afedersiniz
AB HEUTE bugünden itibaren
VIEL GLÜCK! bol sans
Hören : duymak
zu / hören : dinlemek
hör mir zu : dinle
auf / hören : bitmek , kesilmek
Hör auf: yapma , kes artik
Ich bin glücklich...Sansliyim
Ich habe Glück...Sansim var
Darf ich etwas fragen?...Birsey sorabilirmiyim?
Ich werde dich nie vergessen...seni asla unutmayacagim
Ich will immer bei dir sein...her zaman senin yaninda olmak istiyorum
ohne dich kann ich nicht sein...ben sensiz olamam
das nächste mal...bir dahaki sefere
am samstag bin ich früh aufgestanden.(cumartesi erken kalktim)
ich habe mich meine Haare gewaschen(saclarimi yikadim)
und bin ich mit meiner Familie an den See gefahren.
(ve ailemle birlikte göle gittik(aracla)
zu Früchstück haben wir im Restaurant gegessen.
(kahvaltimizi restoranta yaptik)
ich habe Apfelsaft getrunken(ben elma suyu ictim)
das frühstück ist sehr gut gewesen(kahvalti cok iyi oldu)
nach dem Essen bin ich mit meinem Bruder nach Hause gelaufen.
(yemekten sonra abimle eve yürüdük)
wir haben das schöne Wetter genossen(biz güzel havanin tadini cikardik)
und wir haben lange gesprochen(ve biz uzun süre konustuk)
abend bin ich früh ins Bett gegangen(aksam yataga erken gittim)
acelem var-ich habe Eile
acim-ich bin hungrig
affedersiniz-entschuldigen sie bitte
affiyet olsun-guten appetit
Allah askina-um gotteswillen
Allah rahatlik versin-schlafin sie wohl
Allah'a ismarladik-adieu
anlasiliyorki-es folgt daraus
arasira-hie und da
asla-auf keinen fall
asla,katiyen-keineswegs
asla,katiyen-bestimmt nicht
azar azar-nach und nach
bir kere daha-noch einmal
bu cok korkunc-das ist schrecklich
disari cik-verschwinden sie
dikkat edin-passen sie auf
dikkat-achtung
dur-halt
girilmez-zutritt verbotten
görüsmek üzere-auf bald
hazirim-ich bin fertig
Translasyon, hücre çekirdeğinde sentezlenen mRNA'lardaki koda uygun olarak ribozomlarda protein sentezi sürecidir. 4 harfli DNA dilindeki mesajın 20 harfli amino asid diline çevrilmesinden ötürü, İngilizce terminolojide "çeviri" anlamına gelen translation sözcüğü kullanılmaktadır. Bu terim Türkçe'ye translasyon olarak geçmiştir. mRNA'nın DNA'dan aldığı genetik bilgiyi ribozomda proteine dönüştürmesine translasyon denir. mRNA yönetimi altında gerçekleşen polipeptit sentezidir. Bu evrede dilde bir değişim vardır. Hücre mRNA molekülündeki baz sırasını polipeptidin aminoasit dizisi şekline tercüme etmek zorundadır. Bu tercümenin yapıldığı yerler ribozomlardır. -Prokaryot ve ökaryot hücrelerde transkipsiyon ve translasyonda farklılıklar görülür. -Prokaryotlarda çekirdek olmadığından transkripsiyon ve translasyon birbiriyle bağlantılıdır. Transkripsiyon devam ederken mRNA nın öndeki ucu ribozoma bağlanır. -Ökaryotlarda çekirdek zarı vardır ve bu yüzden transkripsiyon ve translasyon birbirinden ayrılır. -Transkripsiyon çekirdekte gerçekleşir ve mRNA translasyonu olduğu sitoplazmaya aktarılmadan önce pre-mRNA meydana getirilir. Daha sonra RNA işlenmesiyle son mRNA sentezlenir. Başlangıçtaki RNA kopyası için PRİMER TRANSKRİPT kullanılır. -Her bir gen için iki DNA zincirinden sadece biri kopyalanır. Bu kalıp zincir olarak isimlendirilir. -DNA daki şifre "kod", bu mRNA ya geçince "kodon", tRNA ya geçince antikodon adını alır. (üçlü şifreler halinde: ATG,SGT,USG gibi...) -Translasyon sırasında mRNA molekülü boyunca yer alan kodon dizisi, bir polipeptit zincirini yapan aminoasit dizisine tercüme eder. -Kodonlar mRNA boyunca 5' → 3' yönünde okur.